![]() |
|
|||
|
PELİN OTU ![]() ![]() Pelin otu, Wermut, Artemisia absinthium. L ![]() Mide otu Safra otu Acı Pelin otu Beyaz Pelin otu Ak Pelin ot Familyası; Bileşikgillerden, Korbblüfengewâchse, Asteraceae (Compositae) Drugları; Pelin otu; Absinthii herba Pelinin Yaprak, Çiçek ve Sürgünleri kısaca otunun çay, tentürü ve Natürel ilacı yapılır. Uzun süre kullanılması veya fazlası zehirlenmeye sebep olabilir. Giriş; Bileşikgillerin alt grubuna ait olan Artemisiagillerin (Pelinotugiller) takriben 360 türü mevcuttur ve dört ana gruba ayrılır. Bunları; Abrotanumgiller (kara Pelingiler), Absinthiumgiller (Acı Pelin otugiller), Dracunculusgiller (Ekstragongiller) ve Seriphidiumgiller diye dörde ayırmak mümkündür. Artemisiagillerden olan Acı pelin, Kara Pelin, Ekstragon, Horasan otu, Sıma otu ve Adi pelin otu aynı familyadan olmalarına rağmen farklı kullanma alanlarına sahip olduklarından ve farklı bileşikleri içerdiklerinden ayrı ayrı incelemekte fayda vardır. Latince Absinthium hoşa gitmeyen anlamına gelir, çok acı olması nedeni ile, çok acı olmasına rağmen az miktarda içilirse kendine has hoş bir tadı vardır. Vatanı Türkiye ve Balkanlar olup buradan Avrupa, Kuzey Afrika ve Doğu Türkistan?a kadar geniş bir alana yayılmıştır. Amerikanın keşfinden sonra Kuzey ve Güney Amerika da yetiştirilmiş ve yabanileşmiştir. Tarihte ilk defa Mısırlıların M.Ö 1600 yılında kullandıkları ve sonra Romalıların ve sonrada İbn-i Sinanın detaylı incelemesi ve tedavi olmuş Avrupalı tıp adamları da genellikle İbn-i Sina dan istifade etmişleridir. Botanik; Wermut çok yıllık bir bitki olup takriben 3-10yıl yaşar, 50-120cm boyunda, oldukça çok çatallaşan ve grimsi beyaz renkte bir bitkidir. Yaprakları grimsi gümüş renkli tüycüklerle bezenmiş olup alt yaprakları 5-15cm uzunluğunda bir sap üzerinde ve bunun üzerine dizilen yan yapraklar genellikle üç lopludur. Üst yaprakları sapsız üç loplu olmasına rağmen yan lopların oldukça kısa ve ortadaki lop oval veya geniş mızrak şeklindedir. Çiçekleri; Bitkinin en üst noktasında çiçek saplarına salkım şeklinde dizilmiş başlardan oluşur ve başların boyu aşağı doğru eğiktir. Çiçek başları küre şeklinde 3,5mm çapında kenarları, grimsi veya gümüşi renkli ipeğimsi tüycüklerle donanmıştır ve ortasında sarımsı veya altın sarısı renktedir.[/font] Yetiştirilmesi; Pelin otu Türkiye?nin Ege, Akdeniz, Marmara ve Karadeniz bölgesinde yabani olarak kendiliğinden yetişir diğer bölgelerde ekilirse yetişir. Bitki taşlı, kumlu, azotlu, çimenlikle, ırmak kenarları, sıcak, güneşli yöreler, Viranelerde kendiliğinden yetişir. Hasat Zamanı; Pelin otu çiçek açmaya başlamadan önce sürgün, yaprak ve çiçekleri toplanarak kurutulur ve özel kaplarda muhafaza edilir. Pelin tentürü ilacı yapılacaksa taze olarak işlenir. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yanlışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mahzurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi düşer. Sadece bitki kökleri Güneş?te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar?da açıkta satılması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır. Birleşiminde: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur. Araştırmalar: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur. Tesir şekli: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur. Kullanılması; a) Araştırmalara göre mide, karaciğer, pankreas ve onikiparmak bağırsak salgılarını artırıcı özelliğe sahip olduğu tespit edilmiştir ve bu özellikleri nedeni ile iştahsızlık, hazımsızlık, tıkanma ve şişkinlik gibi sindirim rahatsızlıklarına karşı kullanılır. b) Komisyon E 05.12.1984 tarihli, 228nolu Monografi bildirisinde Pelin otunun başta; İştahsızlık, Hazımsızlık ve safra yolları rahatsızlıklarına karşı kullanılmasını tavsiye etmektedir. c) Homeopatide; Sara, Kramplar, Çırpınmalar, Misteri, Kabalık, iştahsızlık, zayıflık, Verem, Mide bağırsak üşütmesi, Basur, Ekzema, Kansızlık, Kaşıntı v.b rahatsızlıklara karşı kullanılır. d) Halk Arasında da başta mide ve safra rahatsızlıklarından; yanma, ekşime, şişkinlik, gastrit, mide krampları, safra iltihaplanması, safra kaslarının zafiyeti ve Safra taşı gibi rahatsızlıklarla, mide üşütmesi, mide asidi yetmezliği (hipoasiditet), Mide asidi fazlalığı (Hiperasiditet); kansızlık, deniz tutması, Ağız kokusu, Ateş, bağırsak kurtları, yağlanma (şişmanlık) sara tentürü, karaciğer zafiyetine karşı kullanılır. E. Schneider hormon üreten bezelere etki ettiği ve uyardığını böylece vücudun bulaşıcı hastalıklara (Enfeksiyona) karşı direnç kazandığını, siyatik, Gut, Romatizma, Yağlanma ve şeker hastalığına karşı vücudun direncinin arttığını ifade etmektedir. e) Psikolojik rahatsızlıklardan; sara hastalığına karşı etkilidir ayrıca, çırpınma, kekeleme, baş dönmesi gibi rahatsızlıklara karşıda etkilidir. Açıklama; 1) Günümüzde modern yaşam sonucu, sinirsel veya yanlış beslenme nedeni ile insanlar aşırı oranda siyah çay, kahve, Alkol, nikotin, tatlı ve kimyasal ilaç (aspirin) almakta. Hızlı, çabuk, çiğnemeden yemek yemekte ve de stres, üzüntü, sıkıntı, sinirlilik, telaş gibi psikolojik durumlarda buna eklenince midede önce ekşime, yanma, aşırı asitlenme (hiperasiditet), şişkinlik ve kramplar gibi rahatsızlıklar ortaya çıkar ve zamanında tedbir alınmaz ise Gastrit (mide mukazasının iltihaplanması) meydana çıkar. Doktorlar asidi azaltmak için çeşitli Natronlu (karbonat) kimyasal ilaçlar vermekteler. Natron (sodyum, hidrojen, karbonat) alındığı sürece asidinötürleştirir. Kimyasal ilaç almayı bıraktığınızda, mide aynı şekilde fazla asit üretmeye devam eder oysa bitkisel ilaçlar rahatsızlığı tamamen iyileştirir. Tabi ki beslenme şeklini değiştirmek gerekir ve yavaş yavaş yemek yenmeli yani yeterince zaman ayrılmalı, çok çiğnenmeli, yemekten önce salata ve meyve yenmeli ve de mümkün oldukça yemek esnasında pozitif sohbetler yapılmalı stresten uzak durulmalıdır. Bazı uzmanlar pelin otu için mide asidini artırdığını bazıları azalttığını bazıları da dengelediğini ifade etmektedirler. Mide asidini artırdığı yapılan araştırmalarla belgelenmiştir, fakat azalttığına yani fazla mide asidini normalleştirdiğine dair iddialarda mevcuttur. Bu da bitkinin sadece safraya değil aynı zamanda hormonlarını düzenleyen bezelere etki etmesi ile açıklanabilir. 2) Dr. E. Scheider Pelin otunun bezelere özelliklede böbrek üstü bezelerine etki ettiğini ve böylece vücudun kan dolaşımının düzeldiğini, Romatizma, Gut, Metabolizma bozukluğu, şeker hastalığı, yağlanma (şişmanlık), Ödem ve enfeksiyona (bulaşıcı hastalıklar) kaşı vücudun daha etkili bir direnç kazandığını ifade etmektedir. 3) Sürekli tatlı yiyenlerin ağız tadı bozulur ve tatlı olan yiyeceklerde dahi tat bulmazlar, belli bir süre acı yiyenler ise yeniden tat alma dokularını uyarırlar ve yediklerinden haz alırlar. Çay; Pelin otundan 1\2 Kahve kaşığı (diğer şifalı bitkilerde genellikle 2 kahve kaşığı) demliğe konur ve üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilerek, 5-10dakika demlenmesi beklenir ve de süzülerek içilir. Bu çay sabah, öğle ve akşam yemeklerinden sonra içilirse hazmetmede etkili olur. Aç karnına içilirse mideye ağrı gelebilir. Pelin otu çok acı olduğundan günde bir defa demlemek ve onu o gün az az içmek gerekir. Pelin otu, çentiyan kökü, Kantaron otu, acıyonca ve kara pelin otu gibi acı şifalı bitkilerin çayını içerken şeker kullanmamak daha uygundur. Pelin otu çayını 3 hafta içtikten sonra 2-3 hafta ara vermek gerekir, aksi halde birleşimindeki eterik yağ türevi Thujon zehirlenmelere neden olabilir. Çay Harmanları; Homeopatide; Pelin otunun taze sürgün, yaprak ve çiçeklerinden 50 gram bir şişeye konur ve üzerine %70lik 500ml Alkol (Etanol) ilave edilerek arada bir çalkalanır ve güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir. Şişedeki madde 4-6 hafta sonra süzülerek Homeopatide <<Absinthum adı ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-4defa yemekten sonra 10-15 damla 3-4 hafta süreyle alınır. Yukarıdaki çay harmanlarıyla aynı şekilde tentür hazırlanır. Tentürü çayından farklı olarak ayrıca sara, beyin hassasiyeti ve çocukların uyuyamamasına karşıda kullanılır. Ekstresi; Pelin otu Alkol ve su karışımı ile ekstraksiyonu yapılarak pelin ekstresi elde edilir ve aynı tentür gibi kullanılır. Hastalığın belirtisi (Sendrom); 1) Şayet hastada; Sara nöbetleri ve nöbet esnasında aniden benzi solar ve bir haykırmayla kendini yere atar. 2) Sara nöbetleri sık sık oluyorsa. 3) Aptal bakışlarla arkaya doğru düşerse ve saralılar gibi el kol hareketlerinde bulunursa. 4) Dilini ısırıyorsa, dili ağzına sığmıyorsa. 5) Besinler midede ağırlık yapıyorsa ve mide soğuksa. 6) Sürekli idrar yapmaya zorlanma, idrarının at idrarı gibi kokması. 7) Gözler kızarmış ve yaşlı is. 8) Gözü bazen soluk bazen morumsu renkte. 9) Unutkanlık, titreme, hayaletler görme gibi haller varsa Pelin tentürü uygun demektir. Yan Tesirleri; Tarife uyularak çayı içilmeli ve 3 haftadan fazla içilmemeli, hamileler asla içmemelidir. Şayet aşırı dozajda veya uzun süre alınırsa öncelikle bağımlılık yapar, merkez sinir sistemine, beyne, böbreklere zarar verebilir, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma ve kramplara neden olabilir. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet Konu igokcek tarafından (06-07-2008 Saat 11:30 ) değiştirilmiştir.. |
![]() |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|