Tekil Mesaj gösterimi
  #4 (permalink)  
Alt 03-03-2007, 13:56
admin admin Çevrimd???
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Mesajlar: 161
admin isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart

ANKİLOZAN SPONDİLİTLİ HASTALAR

ANKİLOZAN SPONDİLİT İLE YAŞAMAK
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Romatizmal Hastalıklar Rehabilitasyon Birimi Çalışma Programı</SPAN>
1998 yılından beri hizmet veren birimimizde tanı koyarak izlediğimiz yaklaşık 250 hastanın çok büyük çoğunluğunu Ankilozan spondilitli hastalar oluşturmaktadır.

Birimin Amacı:
Ankilozan spondilit başta olmak üzere inflamatuvar romatizmal hastalıklarda tanı koymak, güncel tedavi yöntemlerini, egzersiz ve eğitim programları uygulamak,
Araştırmalar yapmak,
Akademik eğitim vermek,
<LI>Toplumu bilgilendirmektir.

Birimin Kapsamı: Poliklinik: Hastalar değerlendirilerek tanı konulmakta, tedavileri planlanmakta ve belirli aralıklar ile izlenmektedir.
Grup egzersizleri: 4-8 kişilik Ankilozan spondilitli hasta guruplarına, haftada 2-3 kez 4 hafta süre ile fizyoterapist gözetiminde postür, güçlendirme, solunum ve aerobik egzersizlerden oluşan program uygulanmaktadır.
Hasta eğitim seminerleri: Ankilozan spondilitli hastalar için hastalık, tanı, tedavi, komplikasyonları ve sakatlıkları engelleme ile egzersizler hakkında bilgilendirmeyi kapsayan 2 saatlik eğitim programı düzenlenmektedir.
Hasta el kitabı: "Ankilozan spondilit ve Siz" el kitabı hastaların her zaman başvurabileceği bir kaynak özelliğindedir.
<LI>Akademik eğitim: İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı'nda uzmanlık eğitimi gören asistanların üçer aylık rotasyonlar halinde eğitimi yapılmaktadır.

Birimde yürütülen çalışmalar: <LI>3 adet ulusal kongre bildirisi, 7 adet uluslararası kongre bildirisi sunulmuş, 2 adet ulusal dergilerde ve 1 adet uluslararası dergilerde makale yayınlanmıştır.

<LI>Ankilozan spondilitli Hastalarda Grup Egzersizlerin Etkinliği konusunda yaptığımız uluslararası yayınımız İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu tarafından ve TÜBİTAK tarafından para ile desteklenmiş ve ödüllendirilmiştir. Aynı çalışmamız Ankilozan spondilit ve Fizik Tedavi konusundaki bütün çalışmaların gözden geçirilerek değerlendirildiği sistematik literatür gözden geçirmede en iyi derecelendirme olan A derecesi ile değerlendirilen 3 çalışmadan birisidir.

ANKİLOZAN SPONDİLİTİN TANIMI
Ankilozan spondilit (AS), öncelikle omurgayı tutan, ağrılı, şekil bozukluğu ve aktivite kısıtlanması ile sakatlığa neden olan iltihaplı romatizmal bir hastalıktır. AS, asıl olarak omurgayı etkilemesine rağmen, kalça eklemi daha sıklıkla olmak üzere, diz, el, ayak ve omuz eklemlerini tutabilir. Eklem çevresindeki yumuşak dokuları da etkiler, bu durum eklem hareketlerinin daha fazla kısıtlanmasına neden olur. AS, göz, kalp gibi bazı organları da tutabilir.
AS, yaşamı tehdit eden bir hastalık değildir. Hastalığın tanınması, uygun tedavi ve egzersiz programları ile kontrol altına alınabilir.
AS'den korkmayınız. Unutmayın ki hastaların çoğu, AS nedeniyle aktif günlük yaşamda işten ayrı kalmamaktadır. Kalp krizi, felç veya kanser riski diğer popülasyona göre daha fazla değildir.

Ankilozan spondilitin kelime anlamı
Yunanca "spondylos" omurga demektir. Spondilit omurgayı etkileyen iltihaplanma anlamına gelir. Eklem ve yumuşak dokuların her ikisinde birden görülür. Ankiloz ise iltihaplanma sonucu eklem ve çevresindeki yumuşak dokuların sertleşip ileri evrede kemikleşmesi demektir. Kireçlenmeden farklı olup, kireçlenmede, eklemlerin yaşa bağlı olarak bozulması ile yeni kemik çıkıntıları oluşumu söz konusudur.

İLTİHAPLANMA YERLERİ

İltihaplanma en sıklıkta sakroiliak, omurga, kalça eklemleri ve göğüs kafesinde görülür (Şekil 1,2). Başta ayak topuğu olmak üzere, kasların kemiğe yapışma yerlerinde de olabilir, bu duruma "entezitis" adı verilir. Nadiren de olsa omuz hastalığa katılabilir.

ANKİLOZAN SPONDİLİTİN NEDENİ
Nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Günümüzde kalıtımın önemli rolü olduğu bilinmektedir. Bu nedenle genetik geçiş araştırılmalıdır. Her AS'li anne veya babanın çocuğu AS'li doğmaz. Bu genetik geçiş oranı %15 civarındadır.

KİMLERDE, NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR?
En çok 20 - 40 yaşlar arasındaki genç erkekler olmak üzere kadınları ve ergenlik dönemindeki çocukları etkiler. AS, her 200 erkek ve her 500 kadının birinde görülür. Ortalama başlangıç yaşı 24 olup, erkekleri kadınlara oranla 3 kat daha sık tutar.

OMURGANIN YAPISI
Omurga, 31 omur kemiği ve 110 eklemden meydana gelir. Boyun, sırt, bel olmak üzere şekilleri ve kavisleri farklı 3 ana bölümden oluşur. En hareketli bölümü boyun kısmıdır. Sırtta her bir omur kemiği, kaburgalar ile eklemleşmektedir. AS genellikle kuyruk sokumu ve leğen kemiği arasında bulunan eklemden başlar, bele ve sırta yayılır (Şekil 1,2).

CİNSİYET FARKLILIĞI
Erkeklerde pelvis ve omurga çok sık tutulduğu halde kadınlarda kalça, el bileği ve ayak bileği daha sık tutulur. Omurga tutulumu daha hafif seyirlidir. Çocuklarda tipik olarak etkilenen yerler, diz, ayak bileği, ayak ve kalçalardır.

HLA-B27
HLA-B27 bir doku grubu olup, HLA-B27 (+)'liği AS'e olan eğilimi arttırır; ancak, tek başına AS tanısı koydurmaz. HLA-B27, AS'li hastaların da %96'sında (+) bulunmuştur. HLA-B27, %7 - 10 oranında normal popülasyonda da (+) olabilir. Eğer bir ailede AS varsa çocuk da %50 oranında HLA-B27 (+) olacaktır, ancak bunların 1/5'inde AS gelişir.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ
1. Sırt, bel, kalçalarda fazla olmak üzere istirahatle ve geceleri artan hareket etmekle azalan ağrı ve sabah tutukluğu en önemli yakınımdır. Bu yakınımlar 3 aydan daha uzun süre devam etmektedir. Kalçalarda ağrı ile de başlayabilir. Genellikle uylukların arkasına yayılır (Şekil 3). Sabaha karşı olan ağrı ile uyku bölünebilir.

2. Erken dönemde kilo kaybı, yorgunluk, ateşlenme ve gece terlemeleri olabilir. Yorgunluk bir çok hastanın en önemli yakınmasıdır; hastalığın alevlenmesine veya kansızlığa bağlı olabilir. Çoğu zaman hastalığa eşlik eden depresyondan kaynaklanır.
3. Hastalık, sırtı ve göğüs kafesini tutmuşsa solunum güçleşebilir. Bu durumda ağrı sadece sırtla sınırlı kalmaz; bazı hastalar, göğüs ağrısından da yakınırlar. Bu durum da alarme edici olmalıdır. Aşırı yemek yemek ve dar giysiler, solunum için harcanan enerjiyi arttıracaktır. Sigaradan kaçınmak gerekir; bu ciddi akciğer ve göğüs enfeksiyonlarına neden olabilir.
4. Kemik zayıflaması anlamına gelen osteoporoz. Osteoporoz erken dönemde iltihap hücre ve maddelerinin salgılanmasına, daha sonra eklem hareketlerinin kısıtlanmasına bağlı olarak oluşur. Düzenli yapacağınız egzersizler kemiklerin zayıflamasını önleyecektir.
5. İleri dönemde omurga ve eklemlerdeki değişikliklere bağlı şekil bozukluğu ve kamburluk.

6. %1 olasılıkla gözde kızarma, ağrı, ışığa karşı hassasiyet olabilir. AS'li hastaların %40'ında göz iltihaplanmalarından olan iritis veya üveitis gelişebilir. İlk bulgu görme bulanıklığıdır, ama bunun yerine çok şiddetli göz ağrısı da olabilir. Böyle bir durum farkedildiğinde hemen doktora başvurulmalıdır. Bir an önce tedaviye başlamak, kalıcı hasarı önlemek açısından önemlidir (Şekil 4).
7. Sedef hastalığına benzer cilt bulguları olabilir. AS ve sedef hastalığı çok sık bir arada bulunur.
8. AS, çok nadiren kalbi tutabilir, hafif hasar yapar. Bu tutulma çoğunlukla gözden kaçar.
Uzun süren yatak istirahati veya bir araba kazası, mevcut AS belirti ve bulgularının alevlenmesine neden olabilir.

TANI
Her sırt ağrı ve tutukluğunun sebebi AS değildir. Genç bir erkek hastada 3 aydan uzun süren istirahatle, geceleri artan ve uykudan uyandıran bel-sırt ağrısı, sabah tutukluğu, şekil bozukluğu ve kamburluk oluşumunda akla AS gelmelidir. Kesin tanı kan tahlili ve röntgen filmleri ile konur. Röntgen filmlerinde omurgada bahsedilen değişiklikler görülür. Kan tahlillerinde iltihaplanma bulguları olan sedimentasyon ve CRP'nin özellikle alevlenme dönemlerinde yükseldiği görülür. HLAB27'nin önemi ve tanıdaki yerinden yukarıda bahsedildi.

HASTALIĞIN SEYRİ
Erken dönemde tanı konup uygun tedavi ve duyarlı egzersizler uygulanmazsa hastalık fiziksel engelliliğe doğru ilerler. Boyun hareketleri nispeten daha rahattır. Tüm bölgeler etkilenmişse öne eğik, kambur bir pozisyon oluşur, gövde hareket ettirilemez, sağa sola dönüşler tüm vücut ile yapılır. Omurga ve diğer eklemlerdeki sertlik, kişinin günlük işlerini sürdürmesini zorlaştırır.
Yıllar geçtikçe hastalık daha az aktif olabilir, hatta yakınımlar tama yakın kaybolabilir.
AS'li hastaların çoğu düzenli egzersiz yaptıkları takdirde sosyal yaşamlarını aynen devam ettirdikleri gibi iş yaşamlarında da verimliliklerini sürdürürler.

AS İLE BİRLİKTE DİĞER HASTALIKLAR
1. Sedef hastalığı: AS'yi taklit eden bir hastalık olmasına rağmen tipik cilt bulguları, saçlı ve tırnaklardaki lezyonlar ile kolayca tanınır. Cinsiyet ayrımı AS kadar belirgin değildir.
2. Reiter sendromu: Bu hastalıkta eklem bulguları olmakla beraber cinsel organlarda yaralar ve gözde iltihaplanma belirgindir.
3. Bağırsak ve idrar yolları infeksiyonlarından sonra AS bulguları gelişebilir.

AS VE OSTEOPOROZ
AS'li hastaların yaklaşık dörtte birinde kemik zayıflaması olarak bilinen osteoporoz görülmektedir. Son yıllarda ankilozan spondilitte osteoporozun nedenleri ve tedavisi konusunda bir çok çalışma yapılmıştır. Hastalık süresi ve şiddeti arttıkça, osteoporozun görülme olasılığı artmaktadır. AS'li hastalarda osteoporozun nedeni tam olarak bilinmemektedir. Salgılanan iltihap hücrelerinin kemiği olumsuz etkilediği ve hastalığın ileri dönemlerindeki hareketsizlik nedeniyle kemiklerin zayıfladığı görüşü kabul görmektedir. Osteoporoz sebep olabildiği kırıklarla özellikle omurgada felç oluşumu gibi ciddi durumlara yol açabilir. Osteoporoz tanısında kemik yoğunluğunun ölçülmesi yardımcıdır. Egzersiz ve fiziksel aktivite, osteoporozun önlenmesinde ve tedavisinde önemlidir. Kemik metabolizmasını etkileyen çeşitli ilaçlar da osteoporoz tedavisinde önerilmektedir.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Eğitim ve egzersiz tedavisi AS'de kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının önlenmesinde çok önemli tedavi yöntemleri olup, kitapçığın en sonunda geniş bir şekilde ele alınacaktır.
1. Eğitim ve egzersiz
2. İlaç tedavisi
3. Fizik tedavi
4. Cihaz ve korseleme
5. Kaplıca tedavisi
6. Cerrahi tedavi
7. Yeni ilaçlar

2- İlaç tedavisi
İlaç tedavisinin amacı:
1. İltihabı azaltmak,
2. Kasları gevşetmek,
3. Ağrıyı azaltmak,
4. Eklemlerdeki tutukluğu azaltmak,
5. Egzersizlerin rahat yapılmasını sağlamak,
6. Günlük yaşamınızı sürdürmenize yardım etmektir.
İki grup ilaç kullanılmaktadır:
1. Grup Kısa dönemde etkili ilaçlar: Bunlar ağrı ve iltihabı azaltırlar. Bu ilaçların öncelikle sindirim sistemi olmak üzere kalp ve böbrek üzerinde yan etkileri olabilir. Hekim kontrolünde kullanılmalıdırlar.
2. Grup Uzun dönemde etkili ilaçlar: Etkileri 2 - 3 ay gibi uzun sürede kendini gösterir. Hastalığın seyrini kontrol altına almaya yönelik ilaçlardır. Bunların yan etkiler açısından yakından izlenmesi gerekir. Bu grup ilaçlar başta karaciğer, kan ve böbrek üzerinde ciddi yan etkilere yol açabilirler. Erken tespit edildiklerinde geri dönücüdür.
Bu yan etkiler arasında: Sindirim sistemi yakınmaları, baş ağrıları, baş dönmesi, bulantı, deri döküntüleri sayılabilir. Yan etkilerden kaçınmak için, ilaçları alkolle beraber almayınız. İlaçlar, genellikle mideyi rahatsız ettikleri için yemek sırasında veya yemekten hemen önce alınmalıdır.
Yeni ilaçlar:
Son zamanlarda diğer ilaçlar ile kontrol altına alınamayan AS'li hastaların tedavisinde biyolojik ajanlar olarak adlandırılan yeni ilaçlar kullanılmaktadır. Yukarıda bahsedilen ilaçlar iltihap hücrelerinin salgıladığı iltihap maddelerinin etkilerini azaltırlar ve iltihabı baskılarlar. Bu ilaçların en sık kullanılanları Infliximab ve Etanercept'tir. Hastalığın seyrini kontrol altına alan bu ilaçları kullanmaya karar vermede ve hastaları izlemede belirli kriterler gözönünde bulundurulmalıdır. Ankilozan spondilitte oldukça etkili olan bu ilaçların bazı ciddi yan etkileri olabilir. Hastaların yakından takibi ile bu yan etkiler en aza indirilebilir. Pahalı bir tedavi yöntemi olmakla beraber, ülkemizde de bir çok sosyal güvenlik sistemi tarafından ödenmekte ve hastaya ek bir maliyet getirmemektedir.

3- Fizik tedavi
Fizik tedavinin amacı ağrıyı azaltmak ve egzersiz öncesi doku esnekliğini arttırmaktır.
Kullanılan fizik tedavi ajanları:
a) Elektrik akımları
b) Sıcak- soğuk uygulamaları
c) Masaj
d) Hidroterapi (su ile yapılan tedaviler)
Hastalığın dönemine göre tedavi seçimi yapılır.
Alternatif tıp yöntemlerinden olan manipülasyonun (eklemlerin tedavi amacıyla çekilmesi, bükülmesi) AS'de kesinlikle yeri yoktur.

4- Cihaz ve korseleme
AS'de fazla kullanılmaz. Postürün korunmasında doğal yöntemler daha iyidir. Çok nadiren sırttaki bir zorlanmadan sonra belirli bir süre kullanılması önerilir.

5- Kaplıca tedavisi
Eklemlerdeki ağrı ve tutukluğu azaltır. Su hareket etmeyi kolaylaştırdığı gibi tüm vücudu içine aldığından kişiyi psikolojik olarak da rahatlatır.

6- Cerrahi tedavi
Tedavide yeri azdır. Kalça ekleminde ileri derecede etkilenme varsa yapılmaktadır. Hastaların %6'sında kalça ekleminin değiştirilmesine gereksinim duyulur. Bu ağrıyı azaltır ve fonksiyonu arttırır. Ekleme yapay olarak protez yerleştirilir. Bazı hastalarda eğer omurga çok öne eğilmiş pozisyonda donmuşsa cerrahi gerekli olabilir, çünkü bu hastalar önlerini göremedikleri için caddede karşıdan karşıya geçmekte zorluk çekerler.

ANKİLOZAN SPONDİLİT İLE BİRLİKTE DAHA İYİ YAŞAM İÇİN KORUYUCU ÖNERİLER
1. Düzgün postür yatarken, otururken, ayaktayken, çalışırken ve araba kullanırken mutlaka korunmalıdır.
2. İdeal yatak ne çok sert ne de çok yumuşak olmamalı, eğilip bükülmemelidir. Eğer yatağınız çok yumuşak ise yatağınızın altına düzgün bir tahta konulmalıdır. Yüzüstü yastıksız ya da baş altına çok ince bir yastık koyarak yatmalısınız. Bacaklarınız mümkün olduğunca düz olmalıdır. Sırtüstü yastıksız yatmalı; baş, omuz, kalça ve bacaklar yatakla tamamen temasta olmalıdır.
3. Yüzüstü yatma alışkanlık haline getirilmelidir (Şekil 5). İlk denemelerde 5 dakikadan fazla tolere edemeyebilirsiniz, bu durumda göğüs altına yastık koymak gerekebilir. Egzersiz yaptıkça kaslarınız gevşer ve rahatlıkla uygular hale gelebilirsiniz. Sabahları kalkmadan ve akşam yatmadan önce 20 dakika yüzüstü yatma önerilmektedir.

4. İdeal sandalye, oturma yeri ve sırt desteği sert, tercihen başa kadar uzanan bir sandalyedir (Şekil 6-7).
Kol desteklerinin olması omurga üzerindeki ağrının azaltılmasına yardım eder. Sandalyenin oturma yeri yeterli uzunlukta olmalıdır; aksi halde sırtınızı arkaya dayayıp destek alamazsınız. Yüksekliği de kalça ve dizlerinizin belli bir açıda tutulmasına yardım etmelidir. Yumuşak sandalye ve koltuktan kaçınılmalıdır.

5. Ayakta iken düzgün pozisyon sürdürülmelidir. Bunu duvara yaslanıp test edebilirsiniz. Eğer düzgün duruyorsanız başınızın arkası, omuzlarınız, sırtınız kalçanız ve topuklarınız duvara değer.
6. AS'li hastalar genellikle işten uzaklaşmaya neden olacak büyük bir problemle karşılaşmazlar. İş sırasında sırtın pozisyonuna özellikle dikkat edilmeli, öne eğik pozisyonda oturulmamalıdır. Eğer sandalyede oturuyorsanız, sandalye uygun olmalı ve aynı pozisyonda uzun süre oturmamalısınız. Ağır ve yorucu bir iş yapıyorsanız, arada bir süre mola vererek dinlenmelisiniz. Gün ortasında 20 dakika dinlenmeniz kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. İşiniz uygun değilse ağrılarınızı arttırıyorsa, doktorunuz ve fizyoterapistiniz ile konuşarak yardım isteyebilirsiniz.
7. Uzun süre araba kullanacaksanız, sık sık dinlenme molaları vermeniz gerekir. 5 dakika da olsa araba dışına çıkıp uzanmalısınız. Ağrı ve tutukluk olması dikkatinizi de dağıtabilir. Özel bir boyun ve sırt desteği kullanmanız ve emniyet kemeri takmanız konfor ve emniyetinizi sağlayacaktır. Boyun hareketleri ileri derecede kısıtlı olan hastalarda, araba kullanırken, ek bir ayna kullanmak gerekebilir.
8. Ayak topuklarındaki ağrı, özellikle sert bir zeminde yüründüğü zaman artabileceğinden, bundan kaçınmalısınız. Topuk ağrısında yumuşak tabanlık faydalı olabilir.
9. AS, gebelik için bir engel değildir. Doğum için bir problem oluşturursa, sezaryen tercih edilebilir. Gebelik süresince de öne doğru bir postür oluşacağından, ayakta durmakla ağrı artabilir. Hamilelik korsesi hastayı rahatlatabilir. Gebeliğin ilk 12 haftası ile son 4 haftası ve süt verme süresince ilaç alınmamalıdır. İlaç yokluğunu kompanse etmek için egzersiz yoğunluğunu arttırabiliriz.
10. Seks yaşamı, eklemlerdeki ağrı ve kalça hareketlerindeki kısıtlılıktan etkilenebilir. İlaç kullanımı ile ağrı azaltılabilir. Kalça hareketleri çok kısıtlı ise cerrahi girişim yapılabilir. Bu da yapılamıyorsa çeşitli pozisyonlar denenerek en rahat pozisyon bulunur.

ANKİLOZAN SPONDİLİT İLE BİRLİKTE İYİ YAŞAMAK İÇİN ALTIN KURALLAR
1. Hastalığınız hakkında bilgi sahibi olun.
2. Genel olarak sağlığınızı iyileştirin.
3. Düzenli egzersiz yaparak hastalığın olumsuz etkilerinden korunun.
4. Düzgün duruşu her zaman devam ettirin.
5. Ağrınız çok fazla ise doktorunuza başvurun. Ağrı kontrolü için ilaç almaktan korkmayın. Düzenli egzersizlerin ağrı kontrolünde de önemli rol oynadığını unutmayın.
6. Sigara, genel sağlığınız için zararlıdır. Bu hastalıkta akciğerlerin solunumu olumsuz etkilendiğinden sigara çok daha zararlıdır. Eğer kullanıyorsanız, kısa zamanda bu alışkanlığınızı bırakmalısınız.
7. Aşırı kilodan kaçınınız. Et, balık, süt, sebze, meyve protein ve vitamin yönünden zengin olduğu için bol miktarda tüketin.
8. Uzun süre ağrılı ve kısıtlı aktivite ile yaşamak, sağlığınızı olumsuz etkileyebilir. Kendinizi mutsuz hissedebilirsiniz. Uygun ilaç tedavisi ve psikoterapötik destek, kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar.
9. Fiziksel uyumunuzu iyileştirin.
10. Düzenli olarak sağlık kontrolünüzü yaptırın.

EGZERSİZ PROGRAMI

AS'li hastalarda düzenli egzersizin amaçları
1. Boyun, sırt ve bel kaslarını güçlendirmek.
2. Düzgün duruşu sürdürmek, oluşabilecek şekil bozuklukları ve fonksiyonel yetersizlikleri önlemek.
3. Derin solunum egzersizleri, akciğer ve göğüs kafesi hareketlerinin korunmasına, kondüsyon egzersizleri kalp ve akciğerlerin dayanıklılığını arttırarak genel durumun iyileşmesine yardım eder.
4. Fiziksel uyumu arttırarak ağrıyı azaltmak ve psikososyal sağlığını düzeltmek.
5. Yaşam kalitesini iyileştirmek.
Sabahları sıcak bir banyo ve egzersiz yapmak tutukluğu azaltır. Sabah tutukluğu çok rahatsız edici ise ilaçları gece almak önerilir. Bu egzersizler, doktorunuzun önerisiyle fizyoterapistiniz tarafından size özel olarak verilmelidir.
Aşağıda örnekleri verilen egzersizleri doktorunuzun önerisi doğrultusunda yapın.
Egzersizlere az yoğunlukta başlayın ve giderek arttırın.
Egzersiz sırasında nefesinizi tutmayın, derin nefes alıp verin.
Ağrı ve yakınımlarda artma olursa doktorunuza haber verin.






Hastalığınıza bağlı olarak göğüs kafesinizin esnekliğinde azalma olabilir. Bunun sonucunda eskisi kadar rahat nefes almadığınızı hissedebilirsiniz. Çünkü göğüs kafesiniz nefes alma esnasında akciğerlerinize yeterli havanın girmesini mümkün kılacak kadar yeterince esneyememektedir. Bu sorunu önlemek veya düzeltmek için solunum egzersizleri yapmanız gerekmektedir.
Bu egzersizleri iki farklı pozisyonda yapabilirsiniz.
1. Sırt üstü pozisyonunda yapılan solunum egzersizleri
Sırt üstü yatarken her iki diz bükülür ve sadece bu egzersiz için baş ve üst sırt bölgesi yüksek bir yastıkla yataktan kaldırılır. Solunum egzersizleri sırasında uymanız gereken kurallar vardır. Her zaman burnunuzdan nefes almalı ve havayı ağızdan vermelisiniz.
Nefes alma ve verme esnasında göğüs kafesinizin belirli bölgeleri üzerinde belirli bir düzende basınç uygulamalısınız. Bu bölgelerden biri göğüs kafesinizin alt yan taraflarıdır. Diğeri ise göğüs kafesinizin üst bölgesinde köprücük kemiklerinin hemen altında kalan kısımlardır. Alt ve üst bölgeler ayrı ayrı ve sırayla çalıştırılmalıdır.
Önce alt bölgeden başlayın. Ellerinizi göğüs kafesinin aynı tarafındaki alt yan kısımlarına yerleştirin ve akciğerlerinizdeki tüm havayı ağız yoluyla boşaltın. Daha sonra ellerinizle bu bölge üzerine basınç uygulayın ve sadece göğüs kafesinize (karnınıza değil) derin bir nefes alarak ellerinizin altındaki bölgeyi yanlara doğru genişletmeye çalışın. Nefes alırken ellerinizin altındaki basıncı gittikçe azaltın ve en son noktada bir kaç saniye havayı tuttuktan sonra ağız yoluyla boşaltın. Havayı boşaltırken basınç uygulamayın. Başlangıç pozisyonuna döndükten sonra aynı işlemleri tekrarlayın.
Aynı işlemleri göğüs kafesinin üst tarafı için de uygulayın. Bu defa avuç içinizi göğüs kafesinizin ön-üst bölgesine ve köprücük kemiklerinin hemen altındaki kısma yerleştirin. Alt bölgede uyguladığınız nefes alıp verme ve basınç uygulama kurallarını burada da uygulayın.
2. Oturma pozisyonunda yapılan solunum egzersizleri
Bu egzersiz, ayaklar yere değecek şekilde yatak kenarında dik otururken yapılır. Bu egzersizi yapmak için uzun bir kemer ve kendi ekseni etrafında döndürülerek rulo haline getirilmiş bir çarşaf gerekir.
Kemer önce koltuk altlarından geçirilir ve her iki elle karşı taraftaki uçlar tutulur. Önce derin bir nefes vererek akciğerlerdeki havayı boşaltın ve kemerin uçlarından çekerek üst bölgeyi sıkıştırın. Daha sonra burundan derin bir nefes alarak uyguladığınız gerilime karşı göğüs kafesinizi genişletmeye çalışın. Nefes alırken gerilimi gittikçe azaltın. Bu gerilimi azaltarak en son noktaya dek devam ettirin. Son hissettiğiniz noktada gerilimi birkaç saniye daha devam ettirin. Ve kemerin uçlarını gevşeterek ağız yoluyla havayı boşaltın.
Bu egzersizi aynı seviyede 20 defa tekrarladıktan sonra göğüs bölgesinin alt kısmında da tekrarlayın. Bu sefer kemeri göğsünüzün alt kısmına bitim hizasının biraz yukarısına yerleştirerek aynı işlemi 20 defa tekrarlayın.
Sırtüstü veya oturarak yapılan solunum egzersizlerinden birini uygulamanız yeterlidir.

SPOR AKTİVİTELERİ
1. Yüzme sizin için en iyi spordur. Omurga, omuz, kalça eklemleri ve göğüs kafesinin hareketliliğini arttırır. Basketbol, voleybol, zıplama ve uzanma hareketlerini içeren ve önerilen sporlardandır.

2. Bisiklete binme, bacaktaki eklemlerin hareketliliğini korumak ve kasları güçlendirmek için yararlı bir egzersizdir. Ancak bu esnada düzgün postürü korumak önemlidir.
3. Temas sporları sizin için uygun değildir, eklemler zarar görebilir, kolay kırık oluşabilir. Futbol buna bir örnektir.
İ.Ü. Hasta Okulu Yayınları

Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet
Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.

Konu igokcek tarafından (06-09-2008 Saat 11:33 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla