Karaciğer yağlanması tehlikeli boyutta
Alkole bağlı ya da bağlı olmayan karaciğer yağlanması, son yıllarda en çok teşhis konulan bir sağlık sorunu. Bunun temel nedeni ?refah toplumu?nun yaygınlaşması nedeniyle insanların aşırı kilo almaları, hareketsiz bir yaşam biçimi seçmeleri, karaciğer yağlanmasını doğurur.
Karaciğer yağlanmasının önüne geçilecek yöntemleri, Prof. Osman Müftüoğlu Hürriyet'te yazdı.
Sağlık kontrollerinizi her yıl düzenli olarak yaptırıyorsunuz. Sağlık riski analizlerinizi bu yıl da yaptırdınız. Sonuçlarınızla birlikte doktorunuzdan bir randevu ayarladınız. Laboratuvar bulgularınızı dikkatle inceleyen doktorunuzun size yönelttiği şu üç soruyu dikkatle yanıtladınız:
Alkol kullanımınızı arttırdınız mı?
Karaciğerinize zarar verebilecek bir ilaç veya kimyasal kullandınız mı?
Kilonuzda hızlı bir artma ve/veya kan yağlarınızda, kan şekerinizde ani bir yükselme oldu mu?
İlk iki soruyu ?Hayır?, son soruyu ?Evet? diye yanıtladıysanız, ?Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması? sorunu ile karşı karşıya olabilirsiniz. Doktorunuz, tetkiklerinizde ?ALT ve AST enzimlerinizin yüksek?, karaciğer ultrasonografinizde ?diffüz yağlanma? uyarısı saptadı. Muayenenizdeki ?karaciğerde büyüme? notu ile birlikte değerlendiği bu bulgular karşısında biraz telaşlandı.
TELAŞA GEREK YOK
Ama siz sakın telaşlanmayın. Alkol kullanımında artma (alkolik hepatit), siroza doğru ilerleyen A, B veya C tipi viral hepatitler, karaciğer kanserleri (Hepatoma), karaciğerde demir (hemakromatot) veya bakır depolanması (Wilson Sirozu) hastalıkları, şeker hastalığı, kanda trigliserid artışı ve daha pek çok neden ?yağlı karaciğer? sorunu ile birliktedir. Sayılan bu sorunların çoğunda karaciğerde ciddi bir hasar olmadan işi kontrol altına almak mümkündür. Karaciğer yağlanması sık görülür ve doktorları pek ürkütmez. Bunun nedeni karaciğer yağlanmalarının önemli bir kısmının uzunca bir süre gereğinden fazla alkol kullanımı ile ilişkili olmasındandır. Aslında ?alkole bağlı karaciğer yağlanması? sirozla sonuçlanabilen ciddi bir sağlık sorununun ilk devresidir. Bu nedenle de çok önemsenmelidir.
Son yıllarda ?karaciğer yağlanması? teşhisini çok daha sık koyuyoruz. Bunun pek çok sebebi var. En önemlisi kilo fazlalığı ve obezite sorununun yaygınlaşması. Basit, sıradan kilo almaların yanında metabolik sendromun (insülin direnci senromu, polikistik over sendromu), şeker hastalığının, kanda ?trigliserid? olarak bilinen yağların artışının (hipertrigliseridemi) da ?alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması? tanısındaki artışda önemli payı var. Biz, özellikle metabolik sendrom tanısı koyduğumuz hemen her hastada ?yağlı karaciğer? sorunu ile de karşılaşıyoruz. İyi kontrol edilememiş bir erişkin tipi şeker hastasında, orta derecede kilo almış bir fazla kiloluda özellikle de şişman hastalarda karaciğer yağlanması sorunu ile karşılaşmamak pek olası değil!
Alkole bağlı olamayan karaciğer yağlanmasındaki patlamanın nedeni, refah toplumlarının yanlış yaşam biçimi seçimleri: Aşırı kalori tüketimi, yanlış ve dengesiz beslenme, şeker tüketimindeki korkunç artış, yağ ve karbonhidrat tüketimi çılgınlığı, rafine atıştırma ürünleri ve tabii ki hareketsiz bir yaşam sürdürmekteki kararlılık!
TEŞHİSİ KOLAY
Ultrasonografi yağlanmanın belirlenmesinde duyarlı bir yöntemdir. Tomografi ve MR gibi ileri görüntüleme araçlarına pek az ihtiyaç duyulur. Kesin tanı için kusursuz test karaciğer biyopsisidir.
Alkolle ilişkisiz karaciğer yağlanması, sonuçları pek tehlikeli olmayan bir sağlık sorunudur. Siroz, karaciğer kanseri, karaciğerin depo ve immün hastalıkları gibi ciddi nedenler ekarte edilmelidir. Tedavide kilo vermek, kan şekerini düzenlemek, trigliserid seviyelerini indirmek çok etkilidir. Kan yağlarını azaltan Clofibratdan, Gemfibrozisden, bir reçine olan Ursodeoksikolik asid?den insülin direnci saptananlarda Metformin ve Thiazolidinedine?lerden yararlanıyoruz. Karaciğer yağlanmasını azaltmanın yeni bir yolu da ?antioksidan? tedavisi, E vitamini, betaine ve N-acetyl cystein en sık kullanılan antioksidanlar...
Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.
Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet