Dogal Tedavi
Geri git   Dogal Tedavi > Alternatif Tıp > Duyurular

Cevapla
  #1 (permalink)  
Alt 01-16-2007, 06:18
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 50
Mesajlar: 2.160
igokcek is on a distinguished road
Unhappy Antibiyotikler mini atom bombası

Antibiyotik İlaçlar: Mini Atom BombasıKimyasal ilaçlar özeliklede antibiyotikler bağırsak florasını bozar. Bağırsak florasında ortaya çıkan aşırı zararlı bakteriler ve mantarların üretiği zehirli gazlar ve zehirli alkolleri elimine etmek için aşırı oranda B6, B12-Vitamini ve Folikasit harcanır. Buda homocystein oranının yükselmesine neden olur. Homocysteini B6, B12-Vitaminleri ve Folikasit Metionine çevirerek zararsız hale getirir.

Homocystein LDL-Kolesterolunu oksitliyerek yapısını bozar. Oksitlenen kolesterol makrofaj tarafından mikrop olarak algılanır ve onu yok etmeye çalışır. Aşırı oranda LDL-Kolesterolu yiyerek ölen makrofaj hücrelerde, hücre aralarında, dokularda ve damarların iç yüzeyinde yağlanmalara sebep olur.

Damar, hücere ve doku yağlanmasına sebep olan bu curuf (artık maddeler, cüruf) hücrelerin beslenmesine engel olur. Buda beslenemeyen hücreler nedeniyle kişide sürekli açlık duygusunun ortaya çıkmasına neden olur ve kişi iştahım açıldı diyerek sürekli yemek yemek zorunda kalır. Bu nedenle bağırsak florası bozulanların tatlı, aşırı hamurlu, peynir, et ve et mamüleri yememeleri siyah çay, kahve ve kola içmemeleri gerekir.

Antibiyotikler mantarların yayılmasına sebep olur, mantarların üretiği toksik maddeler ise başta allerjinin her türü, başağrısı, migren, depresyon ve deri hastalıkları astım, nefes darlığı vs ...... rahatsızlıklara sebep olur. Nasıl mı diyorsunuz?

Küf mantarları tabiattaki örneğin ormandaki ağaç ve bitkilerie yerleşirse onu yavaş yavaş çürütür. Bağısaklara yerleşirse oradaki besin artıklarını parçalıyarak onlardan toksik maddeler üretir. Üretiği toksik maddelerden örneğin penicilin bağırsak florasındaki faydalı bakterileri yoketmek için uğraşır. Küf mantarları aslında çok şey üretir örenk olarak penicilin ve histamine kısaca değinelim. Penicilin hap olarak alındığında veya iğnesi yapıldığında bağırsak florasını tahrip eder. Bağırsakalrda 100 katrilyon bakteri vardır ve bunların % 99'u faydalıdır. Bağırsakalar 350 metrekaredir. Penicilini atom bomabasına benzetebiliriz, Ankaradaki 2 PKK lıyı öldürmek için şehre atom bombası atmak gibidir.

Penicilin faydalı bakterileri öldürünce ne olur, onun yerine çok amansız ve tehlikeli olan mantarlar çoğalır ve yayılır. Zehirli gazlar, zehirli alkoller ve biyojen aminler üretirler. Bunlara bir örnekte histamini verebiliriz. Beyin vücut ne kadar kortizon, ne kadar histamin gerekli ise o kadar o hormonlardan salğılanmasını emreder ve hormonlar arasında sürekli bir ahenk vardır. Bağırsak mantarlarının veya midedeki halikobakter pylorinin üretiği fazladan histamine beyin müdahale edemez, çünkü konturol sisteminin dışındadır.

Histamin damarları, bronşları ve hücre zarını büzer, ve bu sürekli sıkma sonucu hücre membranı hasaslaşır ve en küçük bir problemde aşırı tepki gösterir ve böylece allerji ortaya çıkar. Her türlü allerjinin sebebi bağırsak mantarı ve halikobakter pyloridir. Mantarlar ağız-, sinüs-, çeneboşuğu-, boğaz-, dil-, akçiğer-, bağırsaklar-, mesane-, ve rahim,- ve vajina mukazasınada bulunursada bunların % 99'u kalın bağırsaklardadır.

Bağırsak mantarlarının üretiği toksik maddelerden zehirli gazlar karında şişkinliğe sebep olur. Karın şişince akciğeri sıkıştırır. Akçiğer kalbi sıkıştırır. Sıkışan kalpe alttan bıcak batıyormuş gibi ağrı verir. Kardiyolojiye ben gittim günlerce muayene ve test sonucu senin kalp problemin yok dediler. Peki bu problem nedir diyince bilemiyoruz oldu. Arştırdığımda bağırsak mantarlarının üretiği zehirli gazların (metan, propan, etan, heksan vb..,) karında şişkinliğe sebep olduğu bununda akçiğeri sıkıştıdığı vede akçiğerinde kalbi sıkıştırdığı ve böylece kalp problemi ortaya çıktığını keşfettim. Kahve ve Siyah çayda şişkinliğe sebep olur, çünkü mantarlar ondan gaz üretir ve bu iki içecek mide ve bağırsak mukazasını tahrişeder.

Peynirde asla yenmemelidir, çünkü asidoza sebep olur, yani kanıda asit oranı artar bunedenle asidi nötürleştirmek için aşırı miktarda kalsiyum, magnesyum, potasyum, sodyum ve oksijen harcanır. Buda mineral yetersizliği demektir. Minerlaller vitamin enzim ve protein yapımında kulanıldığından ve tabiiki vitemin-, enzim ve protein yetersizliği demektir. Protein-, enzim-, vitamin ve minerla yetersizliği nedneniyle vücut kendini yenilemekte zorlanır. Oksijn azalınca vücuttaki asit atılamadığından kişi sürekli yorgun, halsiz ve dermansız olur. Et ve et mamüleride peynir kadar olmasada ona yakın yan etkileri vardır bu nedenle et ve et mamülerinide azaltmak gerekir.

Ne kadar kimyasal ilaç, özeliklede antibiyotik o kadar mantar, ne kadar mantar o kadar toksik madde ne kadar toksik madde o kadar hastalık demektir. Konuyu iyi anlamak için mantarlar, bağırsak florası, curuf, asidoz, et-peynir masalı, çay, kahve, kola yazınıda okumak şartır.

Sağlıklı kalabilmenin ve sağlıklı yaşayabilmenin en önemli faktörü kılcal kandolaşımıdır, çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim vb., besleyici maddenin hücrelere ulaşması vede mikroplarla mücadele eden maktofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır. Gökçek Iksiri ile tedavi olmak mümkündür. Fakat doğru beslenmek şarttır.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur. Siyah çay ve kahve içilmemeli, çünkü mide ve bağırsakları tahrişeder. Böylece vitaminler, mineraller, aminoasitler, vs..., yeterince alınamaz (absorbe) ve rahatsızlıklar ortaya çıkar. Et ve et mamülerine 5-6 ay aravermek gerekir, çünkü asidoza sebep olur, buda birçok hastalığın ana kaynağıdır. Gökçek İksiri vücudu curuflar'dan arıtır ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Gökçek Tonik bağırsak, idrar yolları, solunum yolları, boğaz ve ağız florasını düzenler patalojik bakteri, virüs ve mantarları yokeder ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Kimyasal ilaçlar: Almanyada yılda 25 000, İngilterede 30 000 ve ABD'de 180 000 kişinin kimyasal ilaçlardan öldüğü bilinmektedir (Hans Weiss 3*taglich isimli kitab&#305. Almanyada insanlar doktora gittiklerinde mutlaka doğal ilaç isterler ve mümkün oldukca kimyasal ilaçlardan kaçarlar. Kimyasal ilaçlardan bazılarının yantesirleri hakkında tehlikeli maddelerde yer verdim.

Tehlikeli maddeler:
Ülkemizi iki büyük Atom bombası tehdit ediyor. Bunlardan biri cahillik (bilinçizlik) diğeri ise inançsızlık. Hergün televiyonlardan felan Artisten filan Artisten bahsedenler,? Neredesin Türkiye? diye bağıranlar. Önemli meselelerden hiç bahsetmiyorlar, çünkü bunlar reytingsiz (halkın ilgi duymadığı) konulardır. İnsanlarımız yantesirine bakmadan hertürlü Kimyasal ilaçı alıyorlar vede aşırı miktarda alkol, sigara vb., maddeler kulanıyorlar. Diğer taraftandan biliçsizce çevreyi tahrip ediyorlar.

Günümüzde çevre ve insan hayatını tehdit eden 15.000.000 kimyasal madde vardır ve bunların bir çoğu ile günlük yaşantımızda farkın varmadan hava (Araba eksozları, Fabrika bacaları vb...,), içecekler (Alkol, Kola, Çay, Kahve vb....,) ve yiyeceklerle (Konserve, Çikolata, Cips vb...,) karşılaşıyoruz vede zararlarını görüyoruz. Hergün insanlar, hayvanlar, bitkiler, içme suları, denizler vede toprak sürkli zehirleniyor. 1970 yılına kadar bizim köyün ırmağında tonlarca balık olurdu ve insanlar ırmağa girmeden yastı namazından sonra elleri ile balık yakalardılar. Son 20 yıldır ise Hamsi büyüklüğünde dahi balık bulmak imkansızlaşmıştır. Nedeni nedir diye şöyle geriye doğru dönüp bir bakacak olursak.

Son 30 senedir kimyasal gübreler, herpezitler (yabani ot öldürücü ilaçlar) ve bakterizidler (böcek ve haşere öldürücüsü ) kulanılmaktadır. Dünyanın hemen her ülkesinde satılması ve kulanılması yasak olan kimasalmal maddeler (DDT vb...,) Türkiyede serbesce satılmaktadır ve hatta bazı Aktarlar bu maddeleri şifalı bitkilerle birlikte aynı raflarda satmaktadırlar. Bu zehili maddeler toprağa atıldığında topraktaki milyonlarca mikro organizmayı öldürmeke ve bunlarla beslenen böceklerde besisizlikten ölmektedir. Sürüngenler, kuşlar, balıklar vb., besisizlikten yok olmaktadır. Bizim köyde (Kayseri/ Bünyan/ Taçın) artık Leylek görmek mümkündeğildir, oysa eskiden Karaleylekleri dahi sürüler halinde görürdük. Aslında çevreyi biliçsizce tahripeden insanoğlu kendi geleceğinide tehlikeye atmaktadır.

Bugün Avrupa ülkelerinde kadın ve erkeklerdeki kısılılık oranı bundan 40 yıl öncesine göre % 50?lere ulaşmıştır. Biranın birleşimindeki şerbetciotunun kozalakları HUMULON ve LUPULON ve bunların türevlerini içerir ve bu maddeler aynı Östojen hormonu gibi etki yaparak erkeklerin zamanla kısırlaşmalarına neden oluğunu 1956?da K. Knörr, H. Lehr, V. Prot ve ekibi vede 1973?de C. Fenselau, P. Talalayl yaptıkları araştırmalarla belgelemişlerdir (HHB 5.454) Prof. Dr. R. F. Weiss yaptığı araştımalarla Biranın Nitrosaminler içerdiği ve bununda KANSERE sebep olduğunu ispatlamıştır. (LP. 83)

Almanyada DOKTORLAR tarafından yazılan yanlış ilaçlar nedeniyle yılda 25.000 kişi ölmektedir ve bu yapılan ilmi araştırmalarla ispatlanmıştır vede bu konuda yazılmış bir düzine eser mevcuttur.Çare ilk çevrecidedir, ilk çevreci Muhammed (SAV) ilk defa Mekke, Medine ve Ciddede avlanmayı ve ağaç kesilmesini yasaklamış ve çevreyi korumuştur. Fatih Sultan Muhammed Han'da ormanlardan ağaç kesilmesini yasaklamıştı. Almanyada yapılan bir araştırmada bir ağaçın çevreye katkısının 250.000? olduğu tesbitedilmiştir. Bizim gerçek ilim ve devlet adamlarına ihtiyacımız vardır. Bazı kimyasal maddelerin zararlarına kısaca değineceğim.

Aspirin: Aspirin alanların % 10?unuda mideağrısı, mide-, bağırsak kanaması görülmüştür. Bunedenle defı-hacet konturol edilmeli kanlı ise mide veya bağırsaklarda kanama var demektir. Yine aynı şekilde kan kusmakta mide kanamasına işarettir. Defi-hacetteki kan açık renkli ise bağırsak kanaması koyu renkli ise mide kanamasına işarettir. Nadirende böbreklerde ve karaçiğerdede tahribat yapabilir. Bazı şahıslarda allerjiye sebep olabilir, bu gibi durumlarda hap almayı hemen bırakmak gerekir. Nikris olanların kesinlikle aspirin almamaları gerekir.

Ayrıca eksantem (derini sulanıpkaşınması ve kabarması), baldır krampları, kas gerilmesi, baş dönmesi, görme bozuklukları, ağız kuruması, sindirim sistemi rahatsızlıkları, pankreas iltihaplanması, mineral kayıbı, kanda idrarın ratması (hiperurikanemi), nikris (gut hastalığı), kolesterol- ve lipidyükselmesi (hiperkolesterol ve hiperlipid), metabolizma bozukluğu ve hatta kolapsüs dahi aspirinden dolayı ortaya çıkabilir.

Hacı M. K. başağrısına karşı akşam 2 aspirin hapı alır ve sabah çalışmaya gelir, durumunun çok kötü olduğunu söyledi bende ona hemen interniste gitmesini söyledim. M. K. doktora gider gitmez müşahadeye almışlar ve mide kanaması teşhisi konmuş bir hafta hastahanede kan ve serum veridikten sonra bir ay istirahatte ayrılmak zorunda kaldı.

''Aspirin was the first major anti-inflammatory drug. It is a direct chemical descendant of WILLOW BARK and WINTERGREEN OIL, which are among the oldest known remedies for arthritis pain.The active ingredient in these early medicines was salicylic acid.By the nineteenth century, a milder chemical relative called sodium salicylate was used to treat rheumatism.However, its taste, described by users as disgusting, made it unpopular.Aspirin emerged from the chemical search for a rheumatism remedy without the horrible taste.By chance, the small chemical change that improved taste helped make acetylsalicylec acid one of the most effective anti-inflammotary drugs ever discovered.It became best seller soon after it was first marketed at the beginning of this century.While its value in fevers, arthritis, and muscle pain was quickly recognized, it took seventy years to appreciate its capacity to cause life threatining ulcers and internal bleeding.

Arkadaşlar bu konuyla ilgili bu linkte daha fazla bilgi bulabilirsiniz. Özetle çok güvenerek kullandığımız aspirinin uzun süreli kullanımı ülser ve iç kanamaya yol açabiliyor. Eğer vücudumuzun herhangi bir yerinde ağrı varsa bu bazı şeylerin yolunda gitmediğinin belirtisidir.Bu uyarıyı ciddiye alıp ağrının altında yatan gerçek problemi doğal yollardan tedavi etmek daha faydalı sonuçlar verecektir. Yukarıdaki yazıda da görüldüğü gibi aspirin WINTERGREEN yağı baz alınarak elde edilmiştir.Yukarıdaki yazi Thomas J. Moore un "Prescription for Disaster" adli kitabının 129. sayfasından alınmıştır. Bu konuyu gündeme getirmeme sebep ise geçen hafta çok ünlü bir kalp doktorunun kalp rahatsızlıklarını önlemek için günde mutlaka iki aspirin alınması gerektiğini belirtmesidir.'' (ABD'den bu maili gönderen Lale Kaplan hanım efendiye teşekkürler)

''Statin (Kolesterola karşı kulanılan ilaçlar):
Statin ilaçların kolesterolu düşürdüğüne şüphe yok. Bu ilacları kullanmakla çok ciddi bir risk almiş oluyorsunuz.Çünkü bu ilaçlar Coenzyme Q10 duzeyini düşürerek 6 ile 12 ay arasinda aşiri yorğunluk, kas zayıflığı gibi belirtilerle başlayıp kalp yetmezliğine kadar varan yan etkilere sebep olmaktadir. Gençlerde bu belirtilerin başlaması birkaç yıl sürebilir. Şurası bir gerçek ki bu ilaçlar hiçbir şekilde problemin sebebini tedavi etmediği gibi , çok ciddi yan etkilere sebep olmaktadır.Yüksek kolesterolu tedavi etmenin birçok doğal yollarından biriside hiç ya da çok az şeker ve tahıla dayanan bir diyet yapmaktır.Bu şekilde yapılan bir diyet insulin miktarını düşürecektir. Kolesterolun yükselmesinin en onemli sebeplerinden birisi de yüksek insulin miktarıdır. Ayrıca bu şekildeki bir yeme alışkanlığının vücudunuza kilo ayarı, enerji düzeyinin artması gibi birçok faydası olacaktır. Statin ilaçlar bu gruptaki ilaçların genel adıdır. Özel adları ise Lipitor, Zacor, Pravachol, Lescol, Mevacor ve Crestor dur. Bu konuda çok daha fazla bilgiye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. (ABD'den bu maili gönderen Lale Kaplan hanım efendiye teşekkürler)

Contagan; Contaganın ana maddesi ?Tahalidomid? dir. Bundan 30 yıl öncesine kadar serbesce satılan bu madde hamilike alan kadınlarda çocukların Spastik doğmalarına sebep olmuştur. Contagan 11 yıl süren mahkeme sonunda yasklanmış, fakat depolardaki ilaçlar Türkiye Mısır ve Endenozya gibi ülkelere satılmıştır. Bugün Almanyada 5000 çocuk ve Dünyanın diğer ülkelerinde 10.000 çocuk Spasik özürlüdür. (Focus 18.94.146 ve Stern 13.94.208-209)
Kortison; Kişinin uykusunu alamaması halinde aşırı miktarda streshormonu olan kortison?dan sakğamassın sebep olur. Kotison insanın içindeki baterisidir ve kişiye enerji verir. Suni olarak üretile kortisonla böbrek üstü bezelerinin üretiği Kortison kimyasl olarak aynı isede vücudun kedi üretiği Kortisonun kişiye herhangi bir yantesiri olaz iken kimyasl kortisonun yantesilerini saymakla bitiremeyiz. Sayın B. Ecvit uzun süre Kortison almış ve neticede kemikerimesi, hafızakayıbı, yüzünşişmesi (Ayyüz), kaserimesi, sinirsel vb.., rahatsızlıklar hasıl olmuştur.(Na. 6.94.13) Çörek?in kortison gibi etkietiği, fakat hiç bir yantesirinin olmadığı tesbitrdilmiştir.

Paracetamol; Paracetemol ağrıkesici olarak çok yaygın şekilde kulanımaktar. Neuwied'de bademcik amaliyatından sonra fazla miktarda Paracetemollu fitil verilen çocuğun karaçiğeri iki gün içinde tamamen parçalanmış ve çoçuk ölmüştü. Mahkeme kararıyla doktoru 36.000 DM para cezasına çarptırıldı. Paracetemolun Ingilterde yılda 30.000 kişnin karaciğerzehirlenmesine neden olduğu vede bunlardan 100?ünün öldüğü tesbit edilmiştir. (NH 1.99.7 ve Nhp 1.98.107) Oysa çocuklardaki ateşli hastalıklar sirkeli sarğı veya boğantentürü ile tedaviederek ateşidüşürmek mümkündür.
Penisilin: İnsanların % 1-10?unda bulantı, kusma, mide ağrısı, ishal, ishale yakın defi-hacet yapabilir, deri, nefes yollarına veda bağırsakflorasına etkieder insanların allerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Bu durumda kulanımı bırakılmalı ve hemen doktora baş vurulmalıdır, şayet kişinin penisilne karşı allerjisi varsa bu hayati telikeye neden olabilir, bu gibi durumlarda mutlaka doktora baş vurmalıdır, eğer penisilin aldıktan bir saat sonra deride sulu, kaşıntılı ve kabarcık olursa mutlaka doktora gidilmelidir, nefesalmada şokreaksiyonlar ortaya çıkabilir, dudaklar, dil ve yüz şişebilir vede tansiyon oldca yüksek oranda düşebilir.

Yıllar önce dişimi çektirdim ve diş doktoru mutlaka penisilin olmak gerektiğini söyledi. Aldığım penisilinden dolayı 2 gün sonra dayanılmaz mideağrısı çektim ve hiçbir ilaçla tedavi edemedim ve sonunda tarçın çayı içtim ve böylece ağrılarım hafifledi. İzine giden R. S.?ye doktoru penisilin iğnesi vurmuş iğneden biraz sonra komaya giren R. S.?ı hemen hastaneye kaldırmışlar ve zamanında yapılan müdahallerle kurtarılabilmiştir. Penisilin ayrıca gırtlaködemi ürtikaria (deride sulu kaşıntılı ve katarcıklar) kansızlık (kanama nedenyle), böbrek iltihaplanması, toplardamar iltihaplanması, ağız kuruması, sinirsel heycanlanmalar ve kramplar görülebilir.

Besinlerdeki katkı maddeleri ; Sucuk, salam, sosis,balık, peynir, salatalar, çikolata, cips,kola, yemekler vb..,hep taze olarak bozulmadan kalmaları mümkün olmadığına göre bu besin maddelerini konserve yapılırken içlerine çeşitli kimyasal maddeler katılır. Bu kimyasal katkı maddeleri allerji, kaşıntı, migren, başağrısı, astım, nezle ve ekzema gibi rahatsızlıklara neden olur. Bütün katkı maddeleri paket ve konservelerin üzerinde açıkca yazılı olmalıdır.

Bisphenol-A; Bisphenol-A konservelerin bozulmaması için katkımaddesi olarak katılır ve bu madde aynı ösrojen hormonu gibi etki yapar. Buda konserveli besin yiyenlerin vücudunda ösrojen oranın artmasına sebep olur, bu durum ise erkeklerde ikdidarsızlığa (cinselgüç zafiyetine) sebep olur.(Bu.47.95.105)

Azo- ve sentetik renkmaddeleri; E112 Azorubin, E102 Tartrazin, E104 Chinolingelb, E110 Sarıportakal, E124 Cochenierot A, E127 Erythrosin, E131 Patentblau, E132 Irigitin, E141 Bakırchlorophyll ve E151 Brilliantschwarz?ı sayabiliriz. Amarikalı ilim adamı B. F. Feingold sentetik renk ve aromamaddelerini yasaklamış ve böylece hiperaktif çocukları iyiletirmiştir.
Kükürtdioksite dönüşen maddeler; Astımlı ve romatizmalı hastaların aşağıda adı geçen katkımaddeleri içeren besin maddeleri yememeleri gerekir. Bunlar; E220, E221, E222, E223, E224, E226, E227 ve E228

Glutinli katkı maddeleri; Glutamat E621-625, Inosinat E631-632 ve Guanylat E 627-628 içeren konserveli maddeler yiyince, bu maddeler hemen kana geçer ve buda ense ve bacaklarda hisizlik ve duygusuzluğa sebep olur.

MCS?ler (çok yönlü kimyasal duyarlılık Bu maddelerin birçoğu kanserojenik (kansere sebe olan), mutajenik (genetik bozulmaya sebep olan) ve teratojenik (kusurlu organ veya doku oluşmasına sebep olan ilaç veya kimyasal madde) özelikleri vardır.

Piretroidler (Pyrethroidler):
Sentetik olarak üretilen bu kimyasal maddeler grubu haşerelere karşı kulanılır. Bu oldukca zehirli bir maddedir. Besinlerle insanlara geçer.

Lindan (gamma-hexachlorcyclohexan, heksaklorsikloheksan):
Lindan sinirleri tahripedici (nörotoksik), kanserojen, ve kromosomları tahripedicidir. Deri ve nefesyolları ile alınır, kana geçer buradanda beyine dahi geçerek orada tahribat yapar. Lindan odunu haşereye karşı korumak için ve besin maddelerinin bozulmasını önlemek için kulanılır.

Heksanklorbenzol (hexanchlorbenzol, HCB):
Besin maddelerine katkı maddesi (konserve yapmak için) olarak katılır, özeliklede et, peynir ve meyvelerin konservesinin yapımında kulanılır.

Pentaklorfenol (Pentachlorphenol, PCP):
Binalarin iç dekorasyonunda kulanılır. Almanyada 1989 yıllından beri kulanılması yasaktır. PCP toz veya gaz şeklinde yutulur, sindirim veya deri yoluyla alınır. PCP ışınların etkisi ile eter perokside dönüşür. Budabaşta hücrelere ve beyine zarar verir. PCP çok az miktarda furan ve dioksin gibi çok zehirli maddeler içerir. Bu PCP iç mimaride kulanılan ağaç mamülerinin çürümesini önlemek için ve ayrıca deri, tekstil, boyada katkı maddesi olarak kulanılır.

PCB (Poliklorlu Bifeniller, polychlor Biphenyl):
PCB 209maddenin yapımında kulanılır. Almanyada 1989?dan beri üretilmesi yasaktır. Bu madde boya, yağlı boya, yapışkan, izole maddesi, deri ve besin maddelerinde katkı maddesi olarak kulanılır. PCB balık, süt, süt mamülleri, et, peynir ve yabani hayvanların konservesinde kulanılır. PCB ısınınca dioksin ortaya çıkar ve buda çok zehirlidir.

Formaldehid (formid aldehid):
Formaldehid konserve maddesi olarak kulanılır. Formaldehid meten ve metanolun oksitlenmesi sonucu ortaya çıkar. Formaldehid: yapışkan, süngerimsi katkı maddesi olarak, sıva, duvar kağıdı, tekstil, halifleks, boya, yağlı boya, lastik, metal, mobilya, şampuan, deodoranz, kosmetik, bulaşık ilaçı, çamaşı tozu, sabun ve ev ilaçları yapımında kulanılır. Besin maddelerinden: et, balık, sucuk, yağ, sabit yağ ve tahılların konservesinde kulanılır. Ayrıca ayak mantarları, hastahane ve tıbbi aletleri dezenfekte edici olarak kulanılır. Hayvan besinlerini ve tohumluklerın bozulmasını önlemek için vede aroma ve emulgatorlarda katkı maddesi olarak kulanılır.

Amalgam;
Amalgam metallerin karışımından oluşan ve bu metallerin % 53?sini civa (çok zehirli), % 20?sini gümüş (çok zehirli), % 12?sini bakır (çok zehirli), % 16?sını kurşun (çok zehirli) ve diğer metellerden oluşur. Amalgamın çeşitli ve farklı metallerden yapıldığı için urlar, cerahatlar, iltihaplar, kist ve ağızda farklı elektiriklenme hasıl olur vede dişlerde harmonik olmayan bu elektiriklenme aynı meridyen üzerinde bulunan organlarda farklı rahatsızlıklara neden olur.

Ayrıca yavaş yavaş çözülerek kana karışan civa başta sinirsel ağrılar, depresyon, korku, dermasızlık, başdönmesi, başağrısı, migren, belağrısı, alleji, bağısak mantarı, prostatiltihaplanması ve lenfbezelerinin şişmesine neden olur ve genelikle karaciğer böbrekler ve kalın bağısaklarda yoğunlaşarak, buradan bütün vücudu zehirler.( Bu konuda Berlin Üniversitesi 13.000 hasta üzerinde araştırma yapmıştır. (Nhp.4.94.555, Nhk. 1.00.46, Nhk. 6.97.51)

Benzol; Benzol birçok organik maddenin yapımında kulanılan anamaddedir. Benzol başta: pestizid (haşere ilaçları), naylon, sentetik madde, reçine, yağ, balmumu, renk maddesi, ilaç, sigara, klorbenzol, striol, benzoat ve sodyum benzoat yapımında kulanılır. Benzol bir kanserojen (kanser yapıcı) maddedir. İnsanın savunma sistemini (İmmun) zafiyete uğratır, kandaki Alyuvarları tahrip ederek kansızlığa ve hatta kan kanserine neden olur. Bu nedenle benzine kurşun yerine benzol katıması çok daha zehilidir.(Na. 6.95.49)

Kurşun;
Kurşun sinirleri zedeler hatta felçe yolaçar vede kısırlaştırır. Insanın dikkatini dağıtır, aklidengesine tesireder. Genellikle böbrekler, karaciğer beyne zarar verir, çünkü bu organlar yabancı maddeleri hemen dışarı atma özeliklerine sahip değildir. Kur?un 1/3 oranında sudan, 1/3 oranında havadan ve 1/3 oranındada besinmaddelerinden alınır. (Brigi. 8.94.156-6)

Amalgma dolgusu olanların dikkat etmesi gerken hususlar:
1-) Limonlu ve sirkeli besinler civayı çözer, bu nedenle bunlarda uzak durulmalı
2-) Sakız civayı çözer
3-) Uzun süreli ve çok çiğneme civanın çözülmesine sebep olur.
4-) Sıcak yiyecekler ve içeceklerde civanın çözülmesine sebep olur.

Amalgam sökülürken dikkatedilmesi gereken hususlar:
1-) Amalgamın ağız düşerek yutulmasının mutlaka önlenmesi gerekir.
2-) Diş doktorlarının muayenehanelerini mutleka iyi havalandırmaları gerekir.
3-) Amalgam çıkarıldıktan sonra geçici olarak çimento veya plastik dolgu yapılmalıdır.
4-) Asla altın, palladiyum (bakır karışımlı) ve titan kulanılmamalıdır.

Elektro-smog:
Elektromanyetik dalgaların etki alanı diyebieleceğimiz bu durum insanların % 4?ünde görülür ve aşağıdaki rahatsızlıklara sebep olabilir.
1-) Depresyon, immun zafiyeti ve kansere karşı mücadelede zafiyet doğar.
2-) Hücre bölünmesi anormal şekilde artar.
3-) Urlar çoğalır.
4-) Civanın vücuda yayılması artar.
5-) İştahsızlık, başağrısı, uykusuzluk, kronik hastalıklar,

Elekro-smog?dan korunma:
1-) Metal yataklardan kaçınılmalı
2-) Metal yorganlardan kaçınılmalı
3-) Mikrodalga fırınlar kulanılmamalıdır.

Alkol; Uzun süre alkol alma sonucu kişide kalp, pakreas, ve mide mukazası tahrip olur ve karaciğer yağlanır vede sertleşir. Böbreklerin tahribati zamanla büzülmesine nede olur. Beyin hücrelerinin tahribati sonucu beyin büzülür ve sinir sistemi tahrip olur vede beyin ve sinir sistemindeki tahribat sonucu hipofiz gudeside yıpranır ve ikdidarsızlık ortaya çıkar. Damarların içyüzeyi yağlanır sertleşir vede iltihaplaır. Psikolojik olarak ise ellerde titreme, hasaslaşma, korku, uyuyamama, şahsiyetini kaybetme (onursuz davranışlar) , organik ve psikolojik yetersizlıkler vede ikdidarsızlık hasıl olur. Biranın birleşimindeki şerbetciotu humulon, lupulon ve bunların alttürevlerini içerir. Humulon, lupulon ve alttürevleri aynı kadınlık ( dişilik ) hormonu östrojen (estrogen ) gibi etki yaparak zamanla erkekleri kadınlaştırır (burada görüyoruz). (Bu 07.03.72)

Sigara içmek, tiryakilik:

1950?li yıllarda sigaranın kansere yakalanma rizikosunu artırdığı tesbit edilmiştir. Endüstiri ülkelerindeki kanser vakalarının 1/3?e sigaranın sebep olduğu ve hatta bazı kanser türlerinde (nefes yolları kanserinde) % 98 oranında sigaradan dolayı olduğu tesbitedilmiştir. Bu tesbitlere rağmen Almanyada günde 400 milyon sigara içilmektedir ve bu oran Türkiyede dahada çoktur, çünkü çok küçük yaştaki çocuklar sigaraya başlamaktadır. Sigara başta akciğer-, gırtlak-, ağız-, boğaz-, dil-, gibi nefes yolları kanserinin oluşmasıda en büyük faktördür. Ayrıca mide-, mesane-, rahim-, prostat-, ve kalın bağırsak kanseri, ve löseminin oluşmasında sigara virüsler kadar rol oynamaktadır.

Sigara ne kadar büyük bir rizikodur?Çocuk yaşta sigaraya başalyanların 1/4?ü 39-69 yaşları arasında, ¼?ü 70 yaş civarında sigaranın direkt etkilerinden dolayı ortaya çıkan başta kanser vb. rahatsızlıklardan dolayı ölmektedirler. Burada Tiryakinin günde kaç sigara içtiğide çok önemlidir. Yapılan araştırmalarda Tiryakilerin 15-25 yıl daha az yaşadıkları ve yaşam kalitesinin düştüğü, yani bir düzine hastalıklarla birlikte yaşamak zorunda kaldığıdır. Tiryakilerin sigarayı bırakması ile vücuda yerleşen toksik maddeler hemen temizlenmez toksik maddelerin vücuttan atılması 7-15 yıl alabilir.

Sigara, puro ve pipo içmenin farkı varmıdır?
Sigara, puro veya pipo içmenin birbirinden farkı pek azdır. Pipo içenlerin sigara ve puro içenlere göre daha çok ağız kanserine, aynı oranda akciğer kanserine ve az miktarda mesane kanserine yakalandıkları tesbit edilmiştir. Bazı ülkelerde tütün çiğnenmekte veya tütün tozu enfiyesi buruna çekilmektedir. Sigara tozu enfiyesi veya sigara çiğnemede aynı sigara içme gibi kansere sebep olduğu tesbit edilmiştir. Tütün enfiyesi veya tütün çiğneme özeliklede mukozayı tahrip etmektedi ve kişinin kansere yakalanmasına imkan hazırlamaktadır.

Pasif Tiryakilik?de tehlikelimidir?
Alman Kanser Araştırmalar Merkezi yılda kaç kişinin pasif Tiryakilik nedeniyle kansere yakalandıklarını ve bu nedenle öldüklerini tesbit etmişlerdir. (Aşağıda araştırmalarda) Pasif Tiryakilik veya pasif içiçilik ne demek? Sigara içenlerin yanında bulunma veya sigara içilen mekanlarda bulunma demektir. Pasif Tiryakilik gerçekten yapılan araştırmalarla tesbit edilmiştir. Bu nedenle bir çok ülkede kamuya açık mekanlarda sigara kulanılması yasaklanmıştır. Örneğin iş yerinde ya sigara içmeyenlere ayrı mola salonları ayırlmakta veya sigara içilmesi yasaklanmaktadır.

Cenin, Bebek ve Çocukları sigaradan korumak?
Hamile bayanlar Tiryaki ise bebeğin erken doğmasına veya ölü doğmasına sebep olmaktadır. Tiryaki anneden doğan bebeklerin başının çapı daha küçük olmakta, daha az kilolu doğmakta, zeka bakımından geri olmakta ve psikolojik problemli olmakta vede ruhen ve bedenen gelişmesinde problemler yaşanmaktadır. Çocukların küçük yaşta sigaraya başalamaları halinde ileride astım, zatürre, bronşit ve ortakulak iltihaplanması gibi rahatsızlıklara daha kolay yakalandıkları tesbit edilmiştir. Pasif Tiyakiler?de (sigara içmeyen , fakat içenlerin yanında bulunan) başta akciğer kanseri olmak üzere kansere daha kolay yakalanmaktadırlar.

Birleşiminde:
Birleşiminde bilinen 4000 çeşit madde olup en önemlileri şunlardır.
a-) Alkaloitler % 0,05-4 arasında olup bunun % 80-90 ?ını nicotin ve az miktarda nornicotin, anabasin, nicotyrin
b-) Ayrıca karbonmonoksit (CO), kurşun, polonium-210, benzol, benzoryren, syanürasit (siyanhidrikasit), kadmiyum, aerosol, kükürtdioksit (SO2), amonyak, nikel, plutoniyum, benzibiren, dibenzipiren, benzin, izopren, toluol, naftilamin, arsen, metan, azotoksit, azotdioksit, aseton, metanol, etenol, gliserol, nikotein, nikotinin, nornikotin, nitrosamin, kresol, pirolidin vb., içerir.

Araştırmalar:
a-) Sigara bağımlılığından kurtulmak için yapıln araştırmalar bunların başında nikotin yapıştırıcı bandı gelir. Bu bandı kulananların % 40?ının sigarayı bıraktığı görülmüştür.
b-) Diğer araştırmalar ise sigaranın zararları üzerine yapılan araştırmalardır.
1-) Waşington Dünyaya Bakış Enstitütsü (Worldwatch-Instituts in Wachington) tarafından yapılan araştırmada dünyada 1990 yılında 21 milyon insanın sigaradan öldüğü tesbitedilmiştir. (Na.6.94.16)
2-) Alman kanserlilere yardım Kurumu (Deutsche Krebshilfe) 1994?de Frankfurtta yaptığı açıklamada: Her yıl Almanyada 140.000 kişinin sigaranın neden olduğu çeşitli hastalıklardan öldüğü tesbitedilmiştir. Bu sempozyumda başta akciğer-, ağız-, gırtlak-, ve dudak kanserinin % 95-98 oranında sigaranın sebep olduğu tesbitedilmiştir. (Na.6.94.16)
3-) Sigaranın hücreleri tahrip ettiği ve böylece kişinin daha kolay kansere yakalanmasına neden olduğu görülmüştür ve 1996?da Almanyada 212.888 kişi kanserden ölmüştür. (Nhk.199.18)
4-) Chicago (Şikago) Üniversitesinde yapılan araştırmalarda nikotinin beyindeki hormonların salgılanmasına etki ettiği ve neticede dopamin hormonunun salgılanmasnı frenlediği tesbitedilmiştir. (NH.12.02.8) Bilindiği gibi dopamin yetersizliği Alzheimer hastalığına (bunama), sebep olur.
5-) Hamilelik döneminde sigara içen bayanların çocukların ileriki yaşlarda şişman oldukları ve bununda tedavi edilemediği tesbitedilmiştir. (NH.12.02.7)

Kulanılması: Tütünün birleşimindeki nikotin'den sakızlı ve bantlı ilaçlar eldeedilerek sigara alışkanlıklığına karşı kulanılmaktadır. Hindistanda yulafala yapılan tedavi denemeleri ile başta alkolizim ve tiryakilik gibi çeşitli bağımlılık rahatsızlıkları tedavi edilmektadir. Ayrıca Kılıçotu preparatları, Aloe Vera veya Nonininde etkili olduğu yönünde kulananlarca iddialar var.

Açıklama: Tütünün birleşimindeki çeşitli maddeler vardır ve bu maddeler hücre ve organları farklı şekilde tahripeder.
1-) Kansere nitrosaminler, poli aromatik karbon hidrojenli bileşikler ve polonium-210?un müsebep olduğu tartışılmaktadır, çünkü hemen hepsi kanserojen etkiye sahiptir.
2-) Karbonmonoksit (CO) görülmeyen, kokusuz, fakat çok zehirli bir gazdır. Sigara içerken bu duman akciğer havakesecikleri (alveolarepitel) tarafından absorbe edilir ve kana karışır. Gaz kandaki haemoglobini oksijenden 300 defa daha büyük bir çekimle kendine bağlar (yapışır) ve böylece oksijenin kanda dolaşmasını önler ve kandaki oksijen oranı sigara ile ters orantılı oarak azalır. Yani çok sigara içenlerde az oksijen bulunur ve zamanla beslenemeyen el ve ayaklarda kangren olabilir. Bilindiği gibi oksijen i hemoglobinler yaşır, şayet bunlar devre dışı kalırsa kandaki oksijen oranı azalır . Buda yeterince beslenmeyen beyin ve kalp hücrelerinin ölmesine neden oldur. Böylece kişide önce hafıza zafiyeti ve kalp rahatsızlıkları başlar ve ilerleyen safhalarda kılcal damarların sertleşmesi nedeniyle kalp krizi veya beyin kanaması görülebilir. (Na.7.99.44)

3-) Sigaranın serbest radikalleri artırdığı bununda C ve E-Vitaminlerinin aşırı harcanmasına sebep olduğu ve vücut bu ihtiyacı karşılıyamadığından derinin yaşalandığı ve buruştuğu vede neticede kişinin ayrıca cinsel gücünüde kaybettiği tesbitedilmiştir. (Na.7.99.44)

4-) Purikasit (Siyanürasit, siyanidrikasit, hidrosiyanikasit, HCN) sigara dumanıile birlikte kana geçer, kandan böbreklere ve karaciğere geçen purikasit burada kükürtle reaksiyona geçerek tiosiyanat?a (thiocyanat)dönüşür. Tiosiyanat (NCSH) tiroidbezindeki iyot ornınnı düşürür ve burada iyotun birikmesini önler ve tiroidbezinin (kalkanbezi) hormon salğılamasını önlüyerek guatr oluşmasına neden olur. (Na.7.94.44)

5-) Benzol kan yapan organları (omurilik, dalak, ve karaciğer)tahrip ederek kankanserine (lösemi) sebep olur.

6-) Kadmiyum: Tütüne kadmiyum toplayan bitkide denebilir, çünkü yapraklarında aşırı miktarda kadmiyum depolar. Tiryakilerin vücudunda 3-4 kat daha fazla kadmiyum bulunur ve bu element akciğer hava keseciklerinin şişmesine (amfizem, emphysema) neden olur. Kadmiyum çinkonun karşıtı olup, doku ve kandaki çinkonun azalmasına neden olur. Çinko bilindiği gibi 300 enzimin ve hormonun oluşmasında ana katalisator görevini yapar. Çinko yetersizliği derini kuruyup çatlaması ve kanamasına, tırnakların ve saçların kırılmasına, cinselgücün düşmesine vede immün sisteminin zayıflamasına neden olur. İmmün sisteminin zayıflaması demek vücudun mikroplara karşı dirençinin azalması demektir, yani kişi çok kolay hastalanır ve hastalıktan kurtulmasıda çok zamanalır. (Na.7.94.44)

7-) Polonium-210: Sigara kurşun içerir, sigara dumanıyla birlikte akciğerlere ulaşan kurşun parçacıkları buradan, yani bulunduğu yerden çevresine polonium-210 ışınları yayar. Bu ışınlar zamanla broşlarda kanser oluşmasına neden olur.( Na.6.94.20)

Yantesiri: Tütünün sigara şeklinde içilmesi halinde başta: Dudak-, dil-, gırtlak-, nefesyolları-, ve akciğer kanseri olmak üzere çeşitli kanserli hastalıklara sebep olur. Kandolaşımını enğellediğinden: Beyin kanaması, kalp krizi, el ve ayaklarda kangern , cinsel gücün düşmesi, hamile kadılarda düşükler, tiroidbezinin şişmesi (guatr), böbrek üstü bezelerini aşırı adrenali salğılaması nedeniyle sinirlilik, depresyon, nevralji ve başağrısı gibi birçok hastalığa neden olabilir.

Sigara
1-) Waşigton dünyaya bakış enstitusü (Worldwatch Istituts in Washington) tarafından yapılan arştırmada dünyada 1990 yılında 21 milyon insanın sigaradan öldüğü tesbit edilmiştir. (Na.6.94.16)

2-) Alman kanser kurumu (Deutsche Krebshilfe) Mart 1994?de Frankfurtta yaptığı açıklamada her yıl Almanyada 140.000. kişinin sigaranın sebep olduğu çeşitli hastalıklardan öldüğünü tesbietmişlerdir. Başta akçiğerkanseri olmak üzere dudak,- ağız- ve gırtlakkanserine %95-98 oranında sigaranın sebep olduğu tesbit edilmiştir. (Na.6.94.16)

3-) Sigaranın hücreleri tahripetiği ve kişinin daha kolay kansere yakalanmasına sebep olduğu tesbitedilmiştir. Almanyada 1996?da 212.888 kişi kanserden ölmüştür. (Nhk.1.99.18)

4-) Sigaranın birleşimindeki nitrosaminler, poli aromatik karbonhidrojenli bileşikler vede polonium 210'un kanserojen etkiye sebep olduğu tesbitedilmiştir.

5-) Sigara içerken karbonmonoksit (CO) gazı akçiger tarafından absorbe edilir ve kana karışan gaz oksijenden 300 defa daha büyük bir çekim güçü ile hemoglobine yapışır. Böylece karbonmonoksit oksijenin kanda dolaşmasını önler. Neticede beslenemeyen kalp ve beyin hücreleri ölmeye başlar vede önce hafızayafiyeti, kalpyafiyeti ve damarsertlikleri sonra ise beyinkanaması vede kalpenfaktürüsüne sebep olur.

6-) Sigaranın serbest radikalleri artırdığı bununda C-ve E- Vitaminlerinin aşırı harcanmasına sebep olduğu ve vitaminsizlik (avitaminoz) ortaya cıkar ve deri buruşarak kişı çirkileşir. E-Vitaminizetersizliği testosterol hormon yetersizliğine sebep olur ve kişide cinselgüçsüzlük (ikdidarsızlık) ortaya çıkar.

7-) Sigara dumanı ile birlikte siyanürasit (purikasit, siyanhidrikasit, hidrosiyanikasit =HCN) kana gecer, kandan böbreklere ve karaçiğere gecen purikasit burada kükürtle reaksiyona girerek tiosiyanat?a (Thiocyanat) dönüşür. Tiosiyanat (NCSH) tiroidbezindeki iyot oranını düşürür vede burada iyotun birikmesini önlüyerek guatra sebep olabilir. (Na.7.97.44)

8-) Sigaranın birleşimindeki benzol kan yapan organları (Omurilik, Dalak ve Karaci?er) tahrip ederek kankanserine (lösemi) sebep olur.

9-) Tütüne kadmiyum toplayan bitkide denebilir, çünkü yapraklarında aşırı miktarda kadmiyum depolar. Tiryakilerde 4-5kat daha fazla kadmiyum bulunur ve bu made çinkonun zıdı bir element olup, çinkoyu dışlar.Çinko 300 enzimin oluşmasında anahtar rol oynar, yani çinkoyetersizliği enzim yetersiyliğine, enzim yetersizliği ise sindirim boyukluğuna sebep olur. Pankreasın yeterince lipazenzimi salgılıyamaması yağhazımsızlığına yani et ve et mamüler, peynir ve mamüleri ve yumurta ve mamüleri yiyemezsiniz. Bu sadece bir enzimyetersizliği olduğunda olan durumdur. Çinko yetersizliği sonucu deriçatlaması, kanaması ve kuruması, saçların dökülmesi ve cinselgüçsüzlük (İkdidarsızlık) en belirgin semptomlardır. Bilindiği gibi sindirim organlari binlerce enzim salgılar.

10-) Polonıum 210; Sigara kurşun içerir, akçiğere ulaşan kurşun parcacıkları, bulunduğu yerden çevresine Polonium 210 radioaktif işınlar yayar. (Na.6.94.20)

11-) Sigara akçiğeri büzer, sertleştirir, siyahlaştırır vede nefes darlığına sebep olur. Kalp sertleşir, büyür, yağlanır, aritmi bozuklukları, tansiyon anormalikleri vede kronaryetmezliğı ortaya çıkar.

Bira KISIRLAŞTIRIR

Şerbetciotu, Hopfen, Humulus lupulus
Biraotu, Mayaotu, Ömerotu, Biraçiçeği

Familyası: Kenevirgillerden, Hanfgewächse, Cannabaceae

Drugları: Şerbetciotkozalağı, Lapuli strobulus, Şerbetciotpulu, Lapuli glandula
Şerbetciotkozalağı genelikle çay ve natürelilaç yapımında, puluda aynı şekilde fakat daha az oranda kulanılır.

Giriş: Şerbetciotunun bilinen üç türü mevcuttur ve bunlardan genelikle biraotu olarak bilinen humulus lupulus kulanılır. Japon şerbetciotu: humulus jabonicus ve Çin şerbetciotu; humulus yunnanensis ise yöresel olup bulunduklari ülkelerde yetişirler. Humlus latincede toprak ve lupulus kurt anlamına gelir, çünkü bu bitki çevresindeki çalı, ağaç, ağacık veya benzeri bitkilere sarılarak onları genelikle öldürür. Türkcede biraotu veya mayaotu diye anılması onun bu maksatla kulanılmasındandır. Tarihte şifa maksadıyla kulanılmamıştır, orta çağda birayı bozulmaktan koruyan yersarmaşığı yerine şerbetciot kozalağı kulanılmaya başlanmıştır ve sonralari İbni Sina, Paracelsus ve Mattioli tarafından uyku verici olarak kulanılmıştır.

Botanik: Şerbetciotu 4-8m boyunlunda özel olarak yetiştirilen kültür bitkileri 6-12m`ye ulaşabilen bir sarmaşık olup yaprak dipleriden çıkan halizonlarla çevresindeki çalı, ağaç vb bitkilere veya duvar veyahutta çitlere sarılarak yüselir ve bulundukları yeri kaplarlar. Yaprakları karşılıklı10-25 uzunluğunda 7-16sm eminde yumurta veya kalp şeklinde 3-5 loplu, loplar genelikle derin, kenarları kertikli, lop ucları sivri ve uzun saplıdır. Bitkinin erkek ve dişi çiçekleri ayrı ayrı bitkilerde olup, erkek çiçeklilerin taçyaprakları 3-5mm çapında oldukca çok yeşilimsi salkım çiçekten oluşur. Dişi çiçekli bitkilerde çiçekler beyaz renkli ve oldukca çoğu biraradadır. Meyveleri yumurta şeklinde kozalaklar olup, bu kozalaklar yumurta şeklinde olup üstüste kiremit şeklinde dizilmiş olup, kozalak yapraklarının baş kısmında pulcuklar olup bu pullar yogun recine içerir.

Yetiştirilmesi: Vatanının doğuakdeniz ülkeleri olduğu tahmin edilen bitki ılıman ülkelerde ve subtropik ülkelerde yanani olarak kendiliğinden yetişir veya özel alarak yetiştirilir.

Hasatzamnı: Eylül ve Ekim aylarında toplanan kozaklar havadar ve kuru yerlerde kurutulduktan sonra kaldırılır. Şerbetciot pulcukları daha yoğun recine içerdiğinden bazen sadece bu puları yapraklarından ayrılarak elenir ve kulanılır.

Birleşiminde: Kozalaklarının birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralıyabiliriz.
a-) Acylphloroylucinler (Akilfloroglukinler = Serbetciotkozalak reçinesi) %10-25 arasında olup buda a-) heksanda (hexan) çözülen recineler, bunlar yumuşak recinler denir ve
b-) heksanda çözülmeyen reçinler, bunlarada sertrecinler denir. Yumuşak reçinler alfa,- beta- asitlere ayrılır.
1-) Alfa-asitler; %5-15 oranında ve önemlileri, Humulon, Cohumulon, Adhumulon ve Prähumulon en önemlileridir. 2-) Beta-asitleri %3-5 Lampulon, Colupulon, Adlupulon ve Pärlupulon en önemlileridir.
b-) Fenilkarbonikasitleri , ferulaasit, gallusasit, kaffeeasit ve p-kumarasit.
c-) Flavanonlar ve chalkonlar, xantohumol, izoxantohumol ve desmetilxantoumol.
d-) Flavonollar, quercetin-3-glikozit, kämferal-3-glikozit ve rutin
e-) %0,1-1,5 oranında eteryağı içerir ve en önemlileri; myrcen, 2-metil-3-buten-2-ol, beta-caryophyllen ve humulen. Eteryagdaki 2-Metil-3-buten-2-ol serbetciot kozalağının depolanması sırasında zamanla reçine asitlerin çözülmesi (oksitleşme) ile oluşur.
f-) Ayrica: Proantosiyanidinler, polifenoller %5-15, tanin, aminoasitleri, mineraller, vitaminler.

Araştırmalar: Günümüze kadar şerbetciotu kozalakekstresi ile sade olarak veya kombine olarak deneyler yapılmıştır. Bu deneylerden sade olarak yapılanlarda bitkinin uykuverici değil ama hormon gibi etki ettiği görülmüştür. Buna rağmen neden ise şerbetciotu kozalakekstresinin uyku verici özeliğinden sürekli bahsedilmiştir. Birleşimindeki kediotkökü, oğulotu ve şerbetciotu kozalakekstresi olan drajelerle tedavidenemeleri yapılmıştır. Bu tedavi denemelerinde uyku rahatsızlıklarının iyileştiği tesbitedilmiştir, fakat burda asıl etkili olan kediotkökü ve oğulotudur. Şerbetciotu kozalağı ile sade olarak yapılan araştırmalarda böyle bir etkiye sahip olmadığı belgelenmiştir.

1-)Berlin Hürriyet Universitesi (Freie Universität) tarafindan 1982 de hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde Şerbetciot kozalağından eldeedilen ilaçlardan sedatif (uyku verici) özeliğinin olmadığı görülmüştür.

2-) Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda şerbetciot kozalağı preparatlarının sedatif etkiye sahip olmadığı, fakat kadınlık hormonu östrogen gibi etki ettiği tesbitedilmiştir. (H.H.B.5.454)

3-) Şerbetciot kozalağından eldeedilen kapsülün kadınların göğsünü (Memesini) büyütüğü tesbitedilmiştir. (Erdik Kapseln)

4-) Biranın özelikle siyah biranın Nitrosaminler içerdiği ve bununda Kansere neden olduğu tesbitedilmiştir. (LP.83)

Tesirşekli: hafif uykuverici, iştah acıcı, teskin edici ve hazım ettirici özeliklere sahiptir.

Kulanılması:
a-) Araştıma sonuclarına göre uyku verici özeliğinin olmadiği fakat dişilik hormonu östrojen gibi etki ettiği tesbitedilmiştir. Uzun süre şerbetciotu kozolakstresinden eldeedillen kapsül alınırsa göğüsleri (Memeyi) büyütür. Kansere sebep olan Nitrasaminleri birada olduğu gibi uzun süre bira içenlerin Kanser olabileceğini Prof.Dr.R.F.Weiß tesbitedilmiştir. (Weiß. 83)

b-) Komisyon E Uyku rahatsızlıkları, korku ve içhuzursuzluğuna karşı etkili olduğunu iddia etmiştir, fakat araştırma sonucları şerbetciotu kozalak prepararlarının (-ilaçlarının) böyle bir etkisinin olmadığını göstermiştir. Aloe Vera ve Noninin kulanılması daha uygundur.

c-) Halk arasında uykurahatsızlıklarına, iştahsızlık ve adet rahatsızlıklarına karşı kulanımıştır.

Aciklama: Bana göre uykurahatsızlıklarına karşı Aloe Vera ve Noni Kediotkökü, Oğulotu, Çarkıfelekotu daha etkili olduklarından şerbetciotu kozalağına ihtiyaç yoktur.

1-) Şerbetciotu kozalağının depolanması ile çok az oranda eteryağı ortaya çıkmaktadır ve buda genelikle oksitlenerek 2-Metil-3-buten-2-ol?a dönüşmektedir. Yapılan araştırmalarda uyku verici özeliğin olmadığı görülmüştür.

2-) Şerbetciot kozalağının 100 gramında 30.000-300.000 IE oranında östrogen içermekte, buda kadınlardaki hormonları baskı altına aldığından kadınlarda adet bozukluğuna neden olmaktadır. Erkeklerde ise erkeklik hormonu androgeninin azalmasına veya yok olmasına neden olduğu, böylece erkeklerin zamanla cinsel arzuları azalmakta ve nihayet ikdidarsızlığa neden olmaktadır (Prof.Dr.Weiß).

İşte bu nedenle Almanyada erkeklerde büyük oranda cinsel yetersizlik ve ikdidarsızlığa, kadınları ise aşırı şehveti olmaktadır, çünkü biranın içinde yüksek oranda şerbetciotu mevcuttur. Almanlarda bilindiği gibi dünyada en çok bira içen milletlerden biridir ve her yıl evlenen çiftlerden %50?si bir yıl içinde boşanmaktadır.

Çay: Şerbetciotu kozalağından 3-5 gram, guddesinden ise sadece 0,5 gram demliğe konur ve üzerine kaynarsu ilave edilir ve 5-10 dakika demlemeye bıraktıktan sonra süzülerek içilir.

Cayharmanlari: Şerbetciotu kozalağı yerine daha etkili olan oğulotu, kediotkökü, lavanta çiçeği ve çarkıfelekotunun kulanılması daha uygundur.

Yantesiri: Şerbetciotu uzun süre kulanıldığında erkeklerde erkeklik hormonu androgenin azalmasına neden olarak, erkeklerin cinselgüçünü düşürür. Şerbetciot kozalağı toplayan kadınlarda hormon bozuklukları ortaya çıkar ve adetlerinde düzensizlikler olur. Ayrıca kusma, ateş, terleme, nefesdarlığı (dyspnea), kalpatışlarında yavaşlama (bradycadia) ve allerjiye sebep olabilir.

Bu nedenle Şerbetciot kozalağı yerine yantesiri olmaya ve daha tesirli olan kediotkökü, oğulotyaprağı, çarkıfelekotu ve lavanta çiçeği kulanılması daha uygundur. Bazılarının inandığı gibi biranın böbrek taşlarını düşürdüğü vb. gibi iddialar tamammen asılsız iddialardır, ayrıca Prof.Dr.Weiße göre biranın içerdiği Nitrosaminler uzun vadede Kansere dahi sebep olabilmektedir.

Bu nedenle böbrektaşları, kumları veya mesane kum ve taşlarına karşı altınbaşakotu ve diğerleri kulanılmalıdır. Şerbetciotu kozalakekstresinden yapılan kapsülü gögüsü (Memeleri) büyütüğü tesbitedilmiştir ve yantesiri uzun süre bira içen erkeklerinde göğüsü büyüyebilir. Uykurahatsızlıklarına karşı oğulotu, kediotukökü, çarkıfelekotu ve lavanta çiçeği gibi bitkilerin kulanılması daha uygundur.

Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet

Konu igokcek tarafından (06-09-2008 Saat 16:00 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 01-23-2007, 14:06
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 50
Mesajlar: 2.160
igokcek is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
Settar´isimli üyeden Alıntı
Enfeksion kaptim diye hemen Antibiotiklere sarilmayin!!!!!. Basit bir Angine yakalandim, ve Doktora gittim, hemen bana Penicilin verdi bende kullandim. Daha 10 tane aldim ancak fayda görmedim, aksine cok zarar gördüm. Ancak basit bir zarar degil. Hersey o günden sonra basladi....Bir sabah kalkdigimda dilimde mantar olmus , dilim yanarak agrilar basladi. Sonra kendi kendime Penicilin aklima geldi ve hemen cöpe attim.

Ancak nafile, artik o kücük bombalari almis ve Bagirsak florasini iyi ce bozmustum. Sonra Sirasiyla ikinic enfeksiona yakalndim; neden cünkü aldigim penicilin Immun sistemin cökermisti de ondan. Bugün Peniciline karsi enfeksiona neden olan mikroorganizmalar bagisiklik kazanmistir, ve bana göre Penicilin devri coktan bitmistir.hatta hic etkisi kalmamistir. Cünkü zaman gectikce Cesitli Antibiotiklere karsi mikroorganizmalar Resistenz kazanmaktadir. Ancak Allahin verdigi bitkiler herzaman kullanilabilir.

Aradan zaman gecemdi ki; Gastrit, Mantar Allerjisi (Penicilum) , Besin Allerjisi, Sinüzit, Sag sinusda polyp, Bagirsak tikanikligi, Bas Agrilari ,Depression, Kas kasilmalari ortaya cikti. Oysaki Penicilin dene o mantardan olusan ilaci almazdan önce hic bir seyim yoktu. . Doktor Doktor diye dolasmaya basladim. Ancak neticeye ulasamadim. Nafile....bu isi kendi elime aldim. Ve ibrahim beyle tel görüstükden sonra Gökcek iksirini tavsiye etti ,aldim kullandim. tam 6 ay zahmet cektim, ve bugün ocak 2007 .
Sagligim Yerine gelmistir, memnun kaldigim icin tedaviye devam etmekteyim.
Evet Settar bey böyle diyor

Konu igokcek tarafından (03-08-2007 Saat 18:41 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 06-05-2007, 22:29
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Mesajlar: 162
admin isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart Zehirleniyoruz?

Zehirleniyoruz? Aspartam, Çay, Kahve, Kola, Fanta Alkol ve Bira ile, Bira ayrıca Kısırlaştırır. Şimdi bunları ele alalım:

1-) Diyet Meşrubat içindeki 'Aspartam' maddesiyle zehirleniyoruz:

Türkce sakarin veya diyet (diet) şekeri olarak tanınmakta ve şeker hastaları genelikle şeker yerine kulanmaktadır.Fakat buna ilavetten 100'e yakın yiyecek ve içecekte tatlandırıcı olarak kulanılmaktadı ve bunların başında Kola ve Pepsi gelir.Kola kutularının üzerindeki "soğuk içiniz" yazısı lezzet için yazılmamığı. Aşağıda Diyet Kola hakkında bir yazı var. Olay ABD'de geçiyor. Ancak bildiğiniz gibi Türkiye'de de birçok kişi diyet Pepsi ve diyet Coca Cola içiyor. Siz de içiyorsanız okuduktan sonra fikrinizi değiştireceğinizden eminim. "2001 yılı Ekim ayında kız kardeşim (Dr. Roberts'in kızkardeşi geniş bilgi için: http://www.aspartame.com/ ) çok hastalandı. Mide spazmları vardı, dolaşmakta zorlanıyordu, yürümek ise başlı başına bir sorundu. Sadece yataktan kalkması bile onu tüketiyordu, o kadar çok ağrısı vardı.

2002 yılı Mart ayında biyopsiler alindi ve 24 değişik ilaç almaya başladı. Doktorlar kendisinde ne olduğunu bulamıyorlardı. O kadar çok ağrısı vardı ve o kadar Hastaydı ki, ölmekte olduğunu biliyordu. Hazırlığa başladı. Evini, banka hesaplarını, yaşam sigortasını ve diğer şeylerini en büyük kızının adına kaydettirdi ve küçük çocuklarının en büyük kızı ile birlikte olmalarını sağladı..Son bir keyif yasamak istiyordu, böylece 22 Mart günü (tekerlekli iskemlede olmak kaydıyla) Florida'ya gitmeyi planladı. 19 Mart günü testlerinin nasıl geçtiğini öğrenmek için kendisini aradım. Testlerde bir şey bulunamadığını, ama kendisinde MS (multiple skleroz) olduğunu düşündüklerini, söyledi. Çok şaşırdım, sonra bir arkadaşımın bana e-mail olarak gönderdiği bir yazıyı hatırladım ve ona sordum:


"Diyet içecekler içiyor musun?" "Evet" dedi, o anda da bir tanesini açıp içmek üzere olduğunu söyledi, açmamasını ve diyet meşrubat içmemesini söyledim, bahsettiğim yazıyı e-mail ile kendisine gönderdim. Telefon konuşmamızdan 32 saat sonra beni aradı, diyet meşrubat içmeyi bıraktığını ve yürüyebildiğini, merdiven çıkabildiğini ve adale spazmlarının kaybolduğunu söyledi. İyileşmemişti ama kendisini kesinlikle çok daha iyi hissediyordu. Makaleyi doktorlarına göstereceğini ve eve dönünce beni arayacağını söyledi. Beni aradı, doktoru çok etkilenmişti ve diğer MS hastalarını arayarak suni tatlandırıcı (Aspartam) kullanıp kullanmadıklarını soracağını söylemişti. Bir kabuğun içinde diyet meşrubat içindeki 'aspartam' maddesiyle zehirleniyordu ve yavaş yavaş ölüyordu. 22 Mart Florida'ya giderken tek bir hap almıştı -bu da zehirlenmeye karşı olan haptı- iyileşme yolundaydı ve yürüyebiliyordu!!! Tekerlekli iskemle olmaksızın!!! Bu makale hayatini kurtarmıştı.

Hayat kurtaran makale:
Etikette "ŞEKERSİZ" yaziyorsa ASLA KULLANMAYI DÜSÜNMEYİN Bİ?LE!!
NutraSweet', 'equal' ve 'Spoonful' markaları ile pazarlanan "ASPARTAM" hakkında DÜNYA ÇEVRE KONFERANSI'NDA birkaç gün konuşma yaptım. EPA'ya yönelik bir yazıda 2001 yılında Birle?ik Amerika'da multiple sclerosis ve sistemik lupus salgını olduğu, hangi zehrin bunun yaygın hale gelmesine neden olduğunun anlaşılamadığı belirtilmişti. Ben ayağa kalktım ve tam bu konuda bilgi vermek istediğimi söyledim. Aspartam'in neden bu kadar tehlikeli oldu?unu açıklayayım: Bu suni tatlandırıcının ısısı 86ºF (30ºC. 1 Fahrenheit 1.8 Santigrat derece. 32ºF = 0ºC).seviyesine ulaşınca, içindeki metil alkol, formaldehite, sonra da formik aside dönüşüyor, bu da metabolik asidosise yol açıyor.


Metanol
Metanol zehirlemesi diğer koşulları açısından multiple sklerosise benziyor. Doktorlar insanlara yanlışlıkla multiple sklerosis teşhisi koyuyor. MS ölüme yol açmazken metanol zehirlemesi öldürücü oluyor! (Şişelerde, kutularda "soğuk içiniz" yazılıdır. Devamı şöyle olmalı idi: "soğuk içmezseniz zehirlenirsiniz.") Sistemik lupus da neredeyse en az multiple sklerosis kadar yaygın hale geldi, özellikle Diet Coke (Coke, Coca Cola'nın tescil edilmiş ikinci adidir) ve Diet Pepsi içenler arasında! Kurban genellikle suçlunun aspartam olduğunu bilmiyor. Kullanmaya devam ediyor, lupus da artık yaşamı tehdit edecek düzeye ulaşıyor. Diyet içecekleri bıraktıktan sonra sistemik lupus hastalarının asistematik hale geldiklerini gördük.


Aspartam hastası
Multiple sklerosis
teşhisi konan hastalarda (aslında bunlar metanol zehirlenmesi hastaları idi) semptomlari çoğu kayboldu. Görüş yeteneğinin geri kazanıldığı ve işitme duyusunun önemli ölçüde iyileştiğini gördük. Bu tinnitus vakalarında da geçerli idi. Bir konuşmamda "Aspartam kullanıyorsanız (NutraSweet, Equal, Spoonful vs.) ve fibromalji, spazmlar, ani ağrılar, bacaklarınızda uyuşma, kramp, vertigo, bulantı, bas ağrıları, tinnitus, eklem ağrısı, depresyon, endişe atakları, bozulan konuşma, bulanık görüş veya hafıza kaybı semptomlarından şikayetçiyseniz muhtemelen aspartam hastasısınızdır. konuşma arasında ayağa kalkan kişiler "Bu semptomlardan bazıları bende de var. Bundan kurtulmak mümkün mü?" diye sordular. Evet!

Diet Coke ve Diet Pepsi:
Diyet meşrubat içmezseniz ve gıda etiketlerinde yazılı aspartam kelimesine dikkat ederseniz, evet! Çok ciddi bir sorunla karşı karşıayız. Bir yabancı Bay Espisto'ya (konuşmacılarımdan biri) ve bana geldi ve "Neden bu kadar çok insanin MS derdi olduğunu bana söyleyebilir misiniz?" dedi. Bir hastaneye yaptığımız ziyaret esnasında bir hemşire ağır Diet Coke bağımlısı olan altı arkadaşının tümünde MS sorunu olduğunu söylemişti. Bu tesadüfün ötesinde bir durumdu! Diet Coke ve Diet Pepsi vs. DİYET KOLA BİR DİYET ÜRÜNÜ DEĞİLDİR! Kongre Raporuna göre karbonhidrat birikimine neden oluyor ve sizi şişmanlatıyor. Formaldehit yağ hücrelerinde depolanıyor, özellikle kalça ve basenlerde birikiyor. Dr.Roberts, bir kez bu ürünleri bırakınca ekstra spor vs yapmaksızın deneme süresi içinde 19 kilo kaybeden hastası olduğunu belirtiyor.

Aspartam:
Aspartam özellikle şeker hastaları için tehlikeli. Hastalarında retinopati olduğunu düşünen hekimlerle konuştuk, aslında hastalarındaki semptomlarin nedeni aspartamdı. Aspartam kan sekerinin kontrolden çıkmasına yol açıyor. Bu nedenle seker hastası proteinde bulunan diğer amino asitler olmadan aspartik asit ve fenilalanin maddelerinin nörotoksik hale gelmesi nedeniyle hafıza kaybından şikayet ediyor.Aspartik asit ve fenilalanin kan beyin bariyerini aşıyor ve beyin nötronlarını harap ediyor, şeker hastalarında (seker hastası olmayan hastalarda da) çeşitli tipte beyin hasarı, nöbet hali, depresyon, manik depresyon, panik ataklar, öfke ve şiddete neden oluyor. (Körfez Savaşı'nda savaşan kadın ve erkeklerin tükettikleri binlerce Diet Coke ve Diet Pepsi içinde bulunan aspartam iyi bilinen Körfez Savaşı Sendromu'nun nedeni olabilir) (Bu birinci Irak Savaşı.)

Dr. Roberts:
Dr. Roberts doğum arızalarına yani gebe kalma ve ilk gebelik döneminde tüketilmesi halinde zeka geriliğine neden olabildiği konusunda uyarıyor. Çocuklar özellikle nörolojik bozukluklar açısından büyük risk taşıyorlar ve NutraSweet (yapay tatlandırıcı) kullanmamaları gerekiyor. NutraSweet'e bağlı olarak çocuklarda görülen nöbet hali ve diğer bozukluklara ilişkin çeşitli vaka bildirebilirim. Maalesef anneleri çocuklarındaki bozukluğun aspartama bağlı olduğu konusunda ikna etmek her zaman kolay olmuyor. Ancak deneme-yanılma metodu ile diğer anneleri çocuklarının sağlığını ellerinde tuttukları konusunda uyarabiliyor.

Şeker metabolizması:
Şeker metabolizmasına (ki şeker hastaları için ideal) yardımcı olan ve SUNI TATLANDIRICI OLMAYAN tatlı bir bitki olan Stevia FDA tarafından onaylanan bir diyet ürünüdür. MONSANTO'ya bağlı olduklarından FDA yıllarca bu tatlı gıdayı göz ardı etti. Bu konuda mevcut literatür: EXCITOTOXINS: THE TASTE THAT KILLS (Öldüren Tat) ? Dr. Russell Blayblock (Health Press)1-800-643-2665 ve DEFENCE AGAINST ALZHEIMER'S DISEASE (Alzheimer Hastalığına karşı Savunma ? Dr.. H. J.Roberts. Dr. Roberts ayni zamanda bir diyabet uzmanıdır.

American College of Physicians Konferansı:
Bu iki hekim aspartamın öldürücü etkisini gösteren vakaların yer aldığı bir çalışmayı Internette yayınlayacaklar. American College of Physicians Konferansı'na göre "bu ölümcül zehrin neden olduğu nörolojik hastalıklar salgınından bahsediyoruz." Sorun bu: aspartamın 100 farklı üründe bulunduğuna dair Kongre tezleri mevcut. İlk tezden sonra peş peşe iki tez sunuldu, ana bir faydası olmadı. Hiçbir şey yapılmadı.




İlaç ve kimyasal madde:
İlaç ve kimyasal madde lobilerinin cepleri çok dolu. Bu madde halen be? binden fazla üründe bulunuyor ve HASTALAR TÜKENİYOR!! aspartamın yaratıcısı olan MONSANTO'nun bunun ne kadar öldürücü olduğunu bildiğinden eminim. Birçok kurulusun yani sıra Amerikan Diyabet Derneği, Amerikan Diyetetik Derneği, Amerikan Tip Fakültesi Konferansı'na fon sağlıyorlar. Bu New York Times gazetesinde yayınlandı, ama bir faydası olmadı. Bu dernekler herhangi bir katkı maddesini tenkit edemiyorlar veya MONSANTO ile bağlantılarını açıklayamıyorlar çünkü gıda sanayinden para alıyorlar ve ürünlerini desteklemek zorundalar.

Aspartam'ın tehlikeleri:
Senatör Howard Hetzenbaum tüm bebek, hamileler ve çocukları 'aspartam'ın tehlikeleri hakkında uyaran bir yazı yazdı. Bu yazıda toplumda mevcut sorunlar (nöbet hali, beyin kimyasında meydana gelen değişiklikler, nörolojik ve davranış bozuklukları; semptomlar) hakkında yapılan bağımsız çalışmalar da yer alıyordu. Bu yazı güçlü ilaç ve kimya lobileri tarafından yok edildi, böylece herhangi bir şüphe taşımayan insanlar hastalık ve ölüm karşısında çaresiz kaldılar. Bize bu güzel bilgileri ABD'den gönderen Lale Hanıma teşekkürler.

2-) ~~~~ Cola ~~~~:

Bu deneyi evinizde yapabilirsiniz, ancak
çocuklarınıza okuyun ki gerekli
önlemleri birlikte alın.

Sağlıcakla kalın...

Coca Cola ve Faydaları!!!

Büyük olasılıkla az sonra okuyacağınız bir çok şeyi
siz zaten daha önceden biliyordunuz (!)
ya da bilmeyenler "hadi canım, saçmalık "
diyeceklerdir.

Eğer öyle olduğunu düşünüyorsanız, burada
anlatılanlara inanmadıysanız denemesi bir cola
parasıdır.

Yani bir kutu Coca Cola veya Pepsi yeterli

Gelelim COCA COLA ve PEPSİ ile ne gibi pratik işler yapabileceğinize:
TUVALETİ TEMİZLEMEK İÇİN:

Bir kutu kolayı klozetin içine dökünüz. Bir saat kadar bekleyiniz ve sifonu çekiniz. Koladaki sitrik asit hela başındaki lekeleri yok edecektir.

KROM TAMPONLARDAKI PAS LEKELERINI YOK ETMEK İÇİN :
Arabanın tamponunu Coca Cola''ya batırılmış bir sigara paketinin içindeki alüminyum folyosuyla iyice ovunuz.
Tertemiz olacaktır.

AKÜ KUTUP BAŞLARINDA ÇAPAĞI TEMİZLEMEK İÇİN :
Bir kutu kolayı kutup başlarına dokun ve bütün çapak yok olsun.

PASLANMIŞ BİR CiVATAYI SÖKMEK İÇİN :

Coca-Colaya batırılmış bir bezi bir kaç dakika paslı cıvatayı uygulayınız. Bir kaç dakika sonra rahatlıkla dönecek ve çıkacaktır.

ELBİSENİZDEKİ YAĞ LEKESİNİ ÇIKARMAK İÇİN :

Bir kutu kolayı lekeli giyeceklerin üstüne boşaltın, deterjanı ekleyin ve her zaman yıkadığınız gibi yıkayın. Coca-cola yağ lekelerinin yok olmasına yardım
edecektir.
Ayrıca araba ön camlarındaki her türlü kuş pisliği yapışan sinekler veya ağaçlardan dökülen toz , polen, yapışkan maddelerin çıkarılması en iyi madde
COCA COLA + PEPSI ''dir.

Haa... isterseniz bu çok kuvvetli temizleyicinin geriye kalanını içersiniz. Bakin bu da bir fayda.

Fayda ise eğer???

Peki nedir bu Cola''nin bu kadar etkileyici
temizliklerde bile kullanılabilmesinin sebebi?
Coca-Cola ve Pepsi''nin ortalama pH değeri 3.4 dür.

Bu asidi de dişleri ve kemikleri eritmek için
yeterlidir.

Temizliklerde bu kadar etkili olmasının sebebi budur.
Aslına bakarsanız Cola ile dünyada kimsenin tavsiye edemeyeceği KARBONDİOKSİT içiyoruz.
Hani şu dışarı atmak için devamlı nefes alıp verdiğimiz, atmak için
uğraştığımız KARBONDİOKSİT...!

2001 yılında Delhi Üniversitesinde "kim daha fazla Coca-Cola içecek" diye bir yarışma yapıldığında, sekiz litre Coca-Cola içerek kazanan ve 10 dakika içerisinde herkesin gözü önünde ölen kişinin haberini duymuşsunuzdur . Neden öldü? Çünkü çok fazla karbondioksit almıştı ve kanında yeterli oksijen yoktu.

Başka bir örnek: Kırılmış dişinizi bir şişe Coca Cola''nin içine koyun ve 10 gün sonra bakın... Diş 10 günde büyük oranda erir. Halbuki dişler ve kemikler
ölümden sonra bile en fazla dayanabilen
organlarımızdır ...

Bir şişe kola içerek midenize ve dişlerinize ve bağırsaklarınıza ne yaptığınızı bir düşünün...

Peki bunları niye yazdık ve niye herkes okusun istiyoruz?
Bu Coca-Cola ve Pepsi ile ilgili gönderilen
yazı; genç bir grubun ortak platformlarda aldıkları bir kararın ürünüdür.
Bu yazı İnternet üzerinden gönderilerek yayılması amaçlanmıştır.

Zaten onlar da büyük kartellerden boyalı medyadan ya da yaz eylemcisi kimi sivil toplum örgütlerinden destek beklemiyorlar.

Yoksa bu tiplere yaptıkları parasal desteği ya da promosyon adı altında verilen "sus" paylarını vermezler.

Bu kadar zararlı bir içecek nasıl olurda bu kadar bilinçsizce tüketilebilir ve biri Amerikan firması olmak üzere bu şirketler bu kadar kar elde edebilir?
İşte bu bilinçsizliği önlemek için çevrenize, sevdiklerinize ve özellikle çocuklarınıza bunları anlatın.

Belki bu kampanya fazla bir ses getirmeyecek olabilir.
Ama ne kadar kişiye ulaşırsa o kadar büyük etki yapacaktır.

Destek olmak için yapmanız gereken tek şey; bu yazıyı olabildiğince fazla kişiye ulaştırmak, anlatmak...

vesselam

Katki Maddeleri:

mademki Cola'dan açıldı laf, iş katkı maddeleriyle devam eder aslında;

PIYASADA SATILAN HAZIR GIDA MADDELERI ÜLKEMIZDE INSAN SAGLIGINI CIDDI BIÇIMDE ETKILEYECEK DERECEDE KATKI MADDELERI IÇERMEKTEDIR. ANCAK BU MADDELER, TÜM ÇABALARA RAGMEN MEDYA ARACILIGI ILE ILAN EDILMEMEKTEDIR. GÜNÜMÜZDE GIDA SEKTÖRÜ BÜYÜK BIR TRÖST HALINI ALMISTIR. ÖRNEGIN, HIÇBIR YAYIN ORGANINDA COCA COLA'NIN ZARARLI OLDUGUNU GÖREMEZSINIZ. ANCAK BIZ TÜKETICILER, AILE FERTLERIMIZI, ÇEVREDEKI ARKADASLARIMIZI HABERDAR EDEREK
BILINÇLENDIREBILIRIZ. SON YILLARDA KANSER VAKALARININ NEDEN DEVAMLI ARTIS GÖSTERDIGINI HIÇ DÜSÜNDÜNÜZ MÜ? SIZ
ÇOCUGUNUZUN KANSEROJEN MADDE IÇEREN GIDA ALMASINI ISTER MISINIZ? PEKI, NIYE EVINIZE KETÇAP ALIYORSUNUZ?
SIZLERE ASAGIDA SUNDUGUMUZ TABLO, ALACAGINIZ HAZIR GIDA MADDELERINDEKI KATKILARLA ILGILI BILGI VERMEKTEDIR.
SIZIN SAGLINIZ IÇIN: LÜTFEN HER HANGI BIR GIDA MADDESINI SATIN ALMADAN ÖNCE AMBALAJIN ÜZERINI DIKKATLE INCELEYIP KATKI MADDELERINI BELIRLEYINIZ.
ZARARSIZ KATKILAR
E100, 103, 104, 105, 111, 121, 122, 126, 130, 132, 140,
151,152,160,161, 162, 163, 170, 174,175, 180, 181, 200, 201, 202, 203,
203, 236, 237, 238, 260, 261, 262, 263, 270, 280, 281, 282, 290, 300,
301, 303, 304, 305, 306, 307, 308, 309, 322, 325, 326, 327, 331, 332,
333, 334, 336, 337, 382, 400, 401, 402, 403, 404, 405, 406, 408, 410,
411, 420, 421, 422, 440, 471, 472, 473, 474, 475, 480
SÜPHELI KATKILAR
E125, 41, 150, 153, 171, 172, 173, 240, 241, 477, 605 E220, 221, 222, 223, 224, 338, 339, 340, 341, 460, 461, 466, 407 (MIDE VE BAGIRSAK HASTALIKLARI)
E200 (VÜCUTTAKI VITAMIN B12'YI YOK EDIYOR)
E250, 251, 320, 321 (KALP HASTALIKLARI, DAMAR SERTLIKLERI VE TIKANIKLIKLARI)
TEHLIKELI KATKILAR
E102, 120, E311, 312 (NÖROLOJIK HASTALIKLAR)
KANSEROJEN KATKILAR
E102, 110, 123, 124, 131, 142, 210, 211, 213, 214, 215, 216, 217
ÖRNEGIN E211-SODYUM BENZOAT KETÇAPLARDA BULUNMAKTADIR. E123,110 ABD, INGILTERE, FRANSA, ALMANYA, RUSYA, JAPONYA VE DAHA BIR ÇOK ÜLKEDE YASAKLANMISTIR. FAKAT ÜLKEMIZDE
RENKLI DRAJE ÇIKOLATALARDA VE KAYMAKLI BISKÜVILERDE KULLANILMAKTADIR.
EN TEHLIKELI KANSEROJEN KATKI:
E330 ( NE YAZIK KI BIR ÇOK HAZIR GIDADA KULLANILMAKTADIR.)
BAZI HAZIR GIDALARDA TESPIT EDILEN KATKI MADDELERI:
E330 - ÜLKER LÜKS GOFRET, MEYSU (ÖZELLIKLE KAYISI), KNOR DOMATES ÇORBA,TÜM TENEKE KONSERVE VE TURSULAR, 7UP, SCHWEPPES (TÜM
ÜRÜNLERI), JELIBON, TAMEK YAPRAK SARMA, PIYALE HAZIR ÇORBA, OLIPS)
E250 - TÜM SOSIS VE SALAMLARDA E300 - FANTA PORTAKAL, CINOMEL
E320 - ETI PUFY, KNORR ISKEMBE ÇORBA E223 - ÜLKER HAYLAYF, ALBENI
E322 - ÜLKER ÇOKOKREMTÜM KOLALI IÇECEKLERDE KULLANILAN KATKI MADDELERININ TESPITI IÇIN ANALIZ YAPILMASINA IZIN VERILMEMISTIR

Yorumlar size kalmış, bu bir üniversite araştırmasından alınmış ve kamuoyu fazla bilgilendirilmemektedir..

3-) Çay:
a-) Yeşil Çay

Araştırmalar;

Çayın birleşimindeki purinler ilk 2-3 dakikada çözülerek siçak suya geçer, buna purinli çayda denir. veya Japonusulü=Japontarzı çayı=Japon çay'da denir ve 6 dakikadan ihtibaren taninler deme (sıcak suya) geçer ve böylece etki şeklide değişir ve buna Türk usulü veya taninli çayda denir. Almanca tanin karşılığı Gerbstoffdur, yani bu madde ile eskiden tabakhanede deriler tabaklanmıştır. Bu taninin deriyi kurutuğu ve gözenekleriniadeta yağlıboya gibi tıkadığını gösterir.


A-) Koffein faydalıdır, fakat aşırı olarak alınırsa kadınlarda kısırlığa sebep olduğu yapılan araştırmalarla teesbitedilmiştir. İspanyanın Alicante Üniversitesinden Prof. Dr.F. BOLUMAR'ın 3100 kadın üzerinde yaptığı araştırmada günde 500mg Koffeın alanlarda % 40 'a varan oranda kısırlığa sebep olduğu tesbitedilmiştir. Bir bardak kahvede 130mg koffein, bir bardak çayda 40mg ve bir kutu kolada 50mg koffein içerir. (NH 9.97.518)

B-) Keşmirde M.A. SİDDİQİ, R. KUMAR, Z. FAZİLİ, B. SPİEGELHALDER ve R. PREUSSMANN'ın kemeler üzerinde çayekstresi ile tedavidenemesi yapmışlar kanserogen ( kanser yapıcı ) olduğunu tesbitetmişlerdir. Çayekstresi hazır lanırken 20g çay 250ml suda 4-5 saat kaynadıktan sonra ekstresi yapılmıştır.(ZP. 4.95.243)

C-) Denemek için uzun süre (1,5ay) yeşilçay içtim ve Agustosayında dahi üşümeye başladım ve bunun üzerine yeşilçayı papatya veya ıhlamurla karıştırarak içmeye devamettim.

Kulanılması;a-) Yeşilçay Japon, Çin, Hint veya İngiliz usulü ( purinli çay) demlenerek (2-3 dakika) icilirse; beyindeki dopamin ve serotonin gibi hormanların üretimini (salgılanması) azaltarak insanın aşırı uyuma, depresyon, konzentrasyonzafiyeti ve dalgınlığa karşı kulanılır. Gökçek İksiri daha etkildir.
b-) Türkusulu (Taninli çay = T-çayı) demlenen çay hangi çay olursa olsun (siyah çay veya yeşil çay) 6 dakikadan fazla demlendiğinden başta; mide;- bağırsaklar;- karaciğer; pankreas ve dalağa zarar verir karında şişkinlik yapar. Mide ve bağırsakmukazasını boyuyarak kurutur ve salğı yapmasını azalır ve sındirim salğılarının kalitesini düşürür. Ayrıca türkler çayı çok şekerli içerken diğer ülkelerde şekersiz veya çok az şekerli çay içilir.


Açıklama; H.D.Back 40 yıllık bir araştırma ve çalışma sonucu Çinliler tarafından inasanın yüz ve diline bakılarak (Antlitzdıagnostik) yapılan tedavi ve teşhiş üzerine birkaç tane kitap yazmıştır. Bende bu kitaba dayanarak yüzlerce insanın dilini kontrol ettim. Bu kontrolüm sırasında Türklerinin hemen hepsinin dillerinin ortasında geniş vez adar hafif veya derin yırtık şeklinde çizikler vardı. Oysa Pakistanlı, Hindistanlı ve Almanların dillerinin ortasında böyle bir yarık veya çizik yoktu. Dilin ortasında bu çizik veya yarıklar kişide Pankreas zafiyeti olduğunu gösteren işaretlerdir. Buda pankreasın yeterince enzimler ( Lipazlar, Amilazlar, Tripsinler vb. ) salglıyamaması veya kalitesiz oldugundan şişkinlik, nefesdarlıgı ve kalpçarpıntısı gibi rahatsızlıklara neden olabilir. Ayrıca dilin solkenarındaki dişizleri mide ve dalakrahatsızlığı, dilin sağkenarındaki dişizleri karaciğer rahatsızlıklarına işarettir.

İkinci önemli hata ise çayı şekerli içmek. Bir gün iki gün çay şekerli içilebilir, fakat 30-40 yıl çay şekerli içilirse pankreas iflaseder. pankreas şeker nedeni ile sürekli çok insulin üreterek kişide şişmanlık, yağlanma, artroz, şeker, romatizma, siyatik, başağrısı ve migren gibi hastalıklar ortaya çıkar vede bağırsakmantarları ve bakterileri artar ve azar.

Ücüncü önemli problem ise siyah çay ve kahve bağırsakların demir minerallerini absorbe edilmesini engelerler. Böylece zamanla kişide demir eksikliği vede neticede kansızlık ortaya çıkar. Kansızlığın önemli bir sebebide çinko ve c-vitamini yetersizliğidir. Bu nedenle gerektiğinde çinko ve c-vitamini alınmalıdır. ÇiNKO bilinen 300 enzimin oluşmasında anahtar rol oynar, şayet çinko yetersizliği söz konusu ise o zaman bir düzine hastalık ortaya çıkar.

Dördücü olarak sindirim organları normal olarak günde 7-8 litre salğı (Hormonlar, Enzimler, Mideasidi...) üretir ve çay bu salğıların kalitesini düşürür. Türkusulü çay (Taninliçay = T-çay) bu salğıların kalitesini düşürmesi ile sindirim anormalikleri ortaya çıkar. Hücre santralleri olan mitochonrichenler besineri tam olarak yakıp enerjiye çeviremediklerinden aşırı miktarda artık madde (Cüruf) ortaya çıkar ve bu cüruf öncelikle aradokularda ve hürelerarasında yoğunlaşır. Buda hücrelerin şeklini bozulmasına yani sertlşmesine donuklaşmasına ve görevini yapamamalarına neden olur ve neticede astım, allerji, neurodermatoz; baharnezlesi, bağırsak mantarlarına, pişik, romatizma siyatık v.b. hastalıkların ortaza çıkmasına neden olur. Tabiki T-çayı bu hastalıkların oluşmasında tek fakör değildir. Bundan başka çok hızlı yemek yeme, çok yeme ve aşırı hayvansal besinler (et, peynır, yumurta ve bunların mamuleri) yemede ve kimyasal madde çok içeren içecekler ( Cola, Fanta) ve yeyeceklerde (Konserveler) bu zararlı faktörlerdir. T-çayı önce bağırsakları sonra diğer sindirim organlarına, sonra damarlara ve nihayet beyine zarar verirken J-çayı (Japonusulü veya purinliçay zihni açar, konsentraszonu artırır ve hafızayı kuvvetlendirir. Neticede Türkusulü çay zamanla kişide felaketlere sebep olurken Japonusulü çay başarıların anahtarı olur.

Yantesirler;Yeşilçay 1-3 hafta içilirse serinletici 4-6 hafta içilirse üşütücü etki yapar. Bu yantesirinden kurtulmak için ıhlamur, papatya, ardıçkozalağı veya kekikle içilirse ve zevke göre çeşitli oranlarda karıştırılarak içilebilir. Özelikle yazaylarında adaçayı kışaylarında kekikçayı içilmesi daha uygundur. Günlük siyah ve yeşilçay yerine kuşburnuçayı içilmesi daha uygundur çünkü bu çay oldukca çok vitaminler, doymamışyağasitleri, pektin ve mineraller içerir.

B-) Siyah çay:
Araştırmalar; 1-) Siyahçay içmeyi bıraktıktan sonra allerjim ğeçti. Türkusulü hazırlanan çay bağırsakflorasını bozarak hastalıkyapan (patogen) bakterilerin ve mantarların (mikozların) çoğalmasına neden olur ve zamanla kişide allerji, astım, nörodermatoz, (besinallerjisi), baharnezlesi, karınşişkinliği ğibi hastalıklara neden olur.

2-) Siyahçay (Türkusulü çay) ve kahvenin demir, magnesiyum ve kalsiyum mineralleri ile B1-vitaminyetersizliğine (thiamin) sebep olduğu tesbitedilmiştir.(NH. 11.00.48)

3-) Çok siyahçay (Türkusulü) içildiğinde pankreas, mide, bağırsakler ve karaciğere zarar verdiği tesbitedilmiştir. (PP.144)

4-) J.F. MORTON 1978'de yaptığı araştımalara göre siyahçay içenlerde daha çok yemekborusukanserine yakalandıkları tesbitedilmiştir.(TP.576)

5-) Kalifornyanın Berkely Ünivesitesinde yapılan bir araştırmada siyahçayın vücuttaki kalsiyumun dışarı atılmasına sebep olduğu bunedenle günde 4 bardakçay içenlerin 1500 mg kalsiyum almaları gerktiği belirtilmiştir (NH. 3.00.8)

Açklama;
1-)Dişdoktorum çokmu sigara içiyorsun dedi ve ben hayır sigara içmem deyince ozaman çok çay içiyorsun buda dişleri saratıyor dedi.


2-) 25.06.-08.07.97 ve 05.05.-15.05.98 tarihlerinde Antalyada yaptığım izinlerde boyun, esne, omuzbaşlar, koltukaltları, dizboynu ve dirsekboynunda pişikler oluştu ve kaşıntı yapıyordu. Bunlara karşı çeşitli ilaçlar kulandım fakat faydası geçici oluyodu.Sebebinin siyahçay olduğunu anlayınca çayı bıraktım ve 28.06.-18.08.98'de yaptığım izinde rahatsızlanmadım.

3-) Bir tanıdığım karnının şiştiğinden bahseti ve ben ona çay içmemesini söyledim ve O çay içmeyi bırakınca iyileşi.

Yantesiri;Siyahçay Türkusulü demlenir ve içilirse yıllar sonra bütün organlara zarar verir ve başta astım, alleji, şekerhastalığı, romatizma, siyatik, damarsertliği, şişmanlık, nesefdarlıgı, kalpçarpıntısı, nörodermatoz, bağırsakmantarları, karınşişliği, karaciğer-, pankreas-, mide-, ve bağırsakzafiyetine sebep olur. Bu nedenle kuşburnuçayı içilmelidır, çünkü bu vitaminler ve mineraller içerir vede tadıda güzeldir. Kuşburnu başta C-Vitamini 100 gramda 1,250gr la turuncugilerden 30 kat daha fazla ayrıca E, B1, B2, B3 (Niacin), B6, K, P (Rutin)-Vitaminleri, beta-karotin (provitaminA), mineraller, doymamışyağasitleri (Kuşburnuçekirdekyağında %33 Linolenasit, %43 Linolasit) ve %15-25 Pektin içerir. Bu kuşburnunun en kaliteli bir çay olduğuna işarettir. Geniş bilgi için kuşbununa bak.

3-) Kahve

Araştırmalar;

1-) Prof. Francisco Bolumer ve ekibi Alicante Ünüverstesi İspanya, beş Avrup ülkesinde 3100 Kadın üzerinde yaptıkları araştırma sonucu aşırı kahve içenlerin Hamile olma sanslarını % 40 oranında kaybetiklerini tesbitetmişlerdir. Bir bardak kahve 115-130 mg coffein içerir, günde bir bardak kahve içenlere oranla 5 bardak kahve içenlerde hamilelik tehlikeye düşmektedir yine eski Yogoslavyada yapılan bir araştırmaya göre günde bir bardak kahve içen hamilelerin bebekleri 116 gr daha noksan dogmaktadır. (NH.9.97.518)


2-) Çok kahve kemikerimesine neden olur, fakat özellikle Menopoz devresindeki Bayanlarin az kahve içmesi gerekir, şayet fazla kahve içerseler kemikerimesi olarak bildiğimiz osteoporose yakalanırlar. Coffein ve fenolu bileşikler vücudun kalsiyum almasını azaltır ve zamanla kemiklerin incelerek çabuk kırılabilir bir halle gelebilir. Bir bardak kahvede 115-130mg bir bardak cayda 40mg ve bir bardak cola 50 mg coffein içerir. (NH.12.98.754 ve 10.97.584)

3-) Amarikali Psiloglar kahve ve colanin düzenli şekilde alinmasi (içilmesi) halinde: kişide ellerin terlemesi, huzursuzluk, basağrısı, kalp çarpıtısı, yorgunluk, korku, konsentrasyonzafiyeti ve deprasyon gibi rahatsızlıklara sebeb olduğunu tesbitetmişlerdir. (NH.1.98.7)

4-) Hollandali ilim adamları Wageningen ziraat universitesinde yaptıkları araştırma sonucu cafestrol ve kahveolun kolestrolu yukseltiğini tespitetmişlerdir.(ZP.3.96.140)

5.) Almanyada yıllarca görülmeyen sıcak bir Temmuz (1992) günü Stuttgarta bir tanıdığın arabası ile giderken üste güneşin sıcaklığı altta arabanın soğuk havası nedeni ile hem başağrısı hemde ishale yakalandim. Stuttgartdaki ev sahibi kahvelerinizi nasıl içersiniz diye sorunca ben şayet varıse birde limon rica edeyim dedim ve kahveyi limonla içtim ve aradan 10-15 dakika geçdikten sonra herhangi bir sıkıntım kalmadi. Bu metodu çok kişide başarı ile denedim.

6-) Siyah çay ve kahvenin demir, magnesyum ve kalsiyum mineralleri ile B1-Vitamini (Thyamin) yetmezliğine sebep oldugu tesbitedilmiştir. Bilindiği gibi bu minerallerle B1-Vitamini yetersizliği çok farklı ve çesitli hastalıklara sebep olur ve bunlarin başında kemikerimesi, kaskrampları, derihastalıkları, dermansızlık, kansızlık ve immunzafiyeti en önemlileridir. (NH. 11.00.48)

Kulanılması: a-) Üniversite kliniklerinde tedavi denemekleri ve araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalara göre faydası yok, fakat zararı çoktur.
b-) Kahve günde bir veya iki fincan içildiğinde yorğunluğu önler, insana sinirsel ve fiziksel güç kazandırır, fakat genellikle önceleri günde 1-2 fincan yeterli gelirken sonraları kişi sürekli fazla kahve içmeye başlar, buda başda düzensiz kalp atışları, kısa huzursuz uyuma, uyku kalitesinin düşmesine sebep olur.


Açıklama: Kahve kalpatışlarını artırır ve hızlandırır , ayrıca aşırı idrar atılmasını sağlar. Kahvenin kavrulması ile elde edilen kahvekömürü mide ve bağır sakrahatsızlıkları, zehirlenmeler ve şişkinliğe karşı kulanılır. Şayet bir kişi zehirlenmişse ona kahve kömürü (coffeae carbo) tableti veya tozu içirilir. Kahvenin birleşimindeki coffein chrogenasitle birleşik vaziyettedir ve midede hemen ayrılır, bunedenle midesi hasas olanlar kahve özeliklede neskafe diye bilinen granürlü kahve (Avrupada işlenen kahveler) mideye zarar verir.

Çünkü chlorogenasit mide mukozasını (midenin içderisi) tahrişeder ve aşırı mideasidi üretilmesine sebep olur. Vücudun başta deri hücrelerinin UV-Işınları ile zedelenmesi sonucu, buralari tamir için harekete gecen enzimleri coffein durdurur, yani vücudun kendi kendini yenilemesini engeller. Az içildiğinde başağrısı ve migrene (nane- ve okaliptusyağı daha etkilidir) karşı iyi gelen kahve, çok miktarda içilmesi halinde damarlarin genişlemesine vede buna bağlı olarak kalbin hızlı çalısmasına sebep olur.

Neticede beyin yeterince oksijen alamadığından kişi daha çok başağrısı ve migren rahatsızlığı çekmeye başlar vede kalbin hızlı çalısması tansiyonunuda yükselmesine neden olur. Gençlerin kahve içmemeleri tavsiye edilmektedir, zira kahve cinsel oraganların gelişmesine vede aşırı içenlerde cinsel isteksizliğe neden olur. Ben kahve yerine kuşburnu, elma veya linonçayını (limonkabuğu ile içilirse daha etkilidir) tavsiye ederim, birçok faydasi vardir vede hiçbir yantesiri yoktur.

Yantesiri: Yantesirleri oldukca çoktur, şayet günde 2 Bardakdan fazla ve uzun süre içilirseki bunların başında; titreme, kalpçarpıntısı, uyuyamama, başın ateş gibi yanması , basağrısı, migren, depresyon, korku gibi rahatsızlıklar gelir. Hamkahvede bulunan Küfmanatarı (ochra toxin A), Kahve kurutuluriken tamamen yok edilmediğinde bağırsaklara yerleşerek zehir (Aflotoksin) üretir buda başta böbrek kanserine gözbebeği bozukluklarına sebep olur. Ben şahsen limon, çörek, kuşburnu veya elmaçayını tavsiye ederim.

4-) Bira: Şerbetci otu içerir ve bu bitkide erkeklerdeki östrojen hormonunu yükselterek kadınlaştırır vede kısırlaştırır.
Araştırmalar:
Günümüze kadar şerbetciotu kozalakekstresi ile sade olarak veya kombine olarak deneyler yapılmıştır. Bu deneylerden sade olarak yapılanlarda bitkinin uykuverici değil ama hormon gibi etki ettiği görülmüştür. Buna rağmen neden ise şerbetciotu kozalakekstresinin uyku verici özeliğinden sürekli bahsedilmiştir. Birleşimindeki kediotkökü, oğulotu ve şerbetciotu kozalakekstresi olan drajelerle tedavidenemeleri yapılmıştır. Bu tedavi denemelerinde uyku rahatsızlıklarının iyileştiği tesbitedilmiştir, fakat burda asıl etkili olan kediotkökü ve oğulotudur. Şerbetciotu kozalağı ile sade olarak yapılan araştırmalarda böyle bir etkiye sahip olmadığı belgelenmiştir.
1-)Berlin Hürriyet Universitesi (Freie Universität) tarafindan 1982 de hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde Şerbetciot kozalağından eldeedilen ilaçlardan sedatif (uyku verici) özeliğinin olmadığı görülmüştür.
2-) Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda şerbetciot kozalağı preparatlarının sedatif etkiye sahip olmadığı, fakat kadınlık hormonu östrogen gibi etki ettiği tesbitedilmiştir. (H.H.B.5.454)
3-) Şerbetciot kozalağından eldeedilen kapsülün kadınların göğsünü (Memesini) büyütüğü tesbitedilmiştir. (Erdik Kapseln)
4-) Biranın özelikle siyah biranın Nitrosaminler içerdiği ve bununda Kansere neden olduğu tesbitedilmiştir. (LP.83)

Tesirşekli: hafif uykuverici, iştah acıcı, teskin edici ve hazım ettirici özeliklere sahiptir.

Kulanılması:
a-) Araştıma sonuclarına göre uyku verici özeliğinin olmadiği fakat dişilik hormonu östrojen gibi etki ettiği tesbitedilmiştir. Uzun süre şerbetciotu kozolakstresinden eldeedillen kapsül alınırsa göğüsleri (Memeyi) büyütür. Kansere sebep olan Nitrasaminleri birada olduğu gibi uzun süre bira içenlerin Kanser olabileceğini Prof.Dr.R.F.Weiß tesbitedilmiştir. (Weiß. 83)
b-) Komisyon E Uyku rahatsızlıkları, korku ve içhuzursuzluğuna karşı etkili olduğunu iddia etmiştir, fakat araştırma sonucları şerbetciotu kozalak prepararlarının (-ilaçlarının) böyle bir etkisinin olmadığını göstermiştir.
c-) Halk arasında uykurahatsızlıklarına, iştahsızlık ve adet rahatsızlıklarına karşı kulanımıştır.

Aciklama:
1-) Şerbetciotu kozalağının depolanması ile çok az oranda eteryağı ortaya çıkmaktadır ve buda genelikle oksitlenerek 2-Metil-3-buten-2-ol?a dönüşmektedir. Yapılan araştırmalarda uyku verici özeliğin olmadığı görülmüştür.
2-) Şerbetciot kozalağının 100 gramında 30.000-300.000 IE oranında östrogen içermekte, buda kadınlardaki hormonları baskı altına aldığından kadınlarda adet bozukluğuna neden olmaktadır. Erkeklerde ise erkeklik hormonu androgeninin azalmasına veya yok olmasına neden olduğu, böylece erkeklerin zamanla cinsel arzuları azalmakta ve nihayet ikdidarsızlığa neden olmaktadır (Prof.Dr.Weiß). İşte bu nedenle Almanyada erkeklerde büyük oranda cinsel yetersizlik ve ikdidarsızlığa, kadınları ise aşırı şehveti olmaktadır, çünkü biranın içinde yüksek oranda şerbetciotu mevcuttur. Almanlarda bilindiği gibi dünyada en çok bira içen milletlerden biridir ve her yıl evlenen çiftlerden %50?si bir yıl içinde boşanmaktadır.

Yantesiri: Şerbetciotu uzun süre kulanıldığında erkeklerde erkeklik hormonu androgenin azalmasına neden olarak, erkeklerin cinselgüçünü düşürür. Şerbetciot kozalağı toplayan kadınlarda hormon bozuklukları ortaya çıkar ve adetlerinde düzensizlikler olur. Ayrıca kusma, ateş, terleme, nefesdarlığı (dyspnea), kalpatışlarında yavaşlama (bradycadia) ve allerjiye sebep olabilir. Bu nedenle Şerbetciot kozalağı yerine yantesiri olmaya ve daha tesirli olan kediotkökü, oğulotyaprağı, çarkıfelekotu ve lavanta çiçeği kulanılması daha uygundur. Bazılarının inandığı gibi biranın böbrek taşlarını düşürdüğü vb. gibi iddialar tamammen asılsız iddialardır, ayrıca Prof.Dr.Weiße göre biranın içerdiği Nitrosaminler uzun vadede Kansere dahi sebep olabilmektedir. Bu nedenle böbrektaşları, kumları veya mesanekum ve taşlarına karşı altınbaşakotu ve diğerleri kulanılmalıdır. Şerbetciotu kozalakekstresinden yapılan kapsülü gögüsü (Memeleri) büyütüğü tesbitedilmiştir ve yantesiri uzun süre bira içen erkeklerinde göğüsü büyüyebilir. Uykurahatsızlıklarına karşı oğulotu, kediotukökü, çarkıfelekotu ve lavanta çiçeği gibi bitkilerin kulanılması daha uygundur.


5-) Alkolizm:
Alkolizm insanların bağımlı olduğu en tehlikeli hastalıklardan biridir. Almanyada 2,5 milyon insan alkolik olup, yılda ortalama 40 bin kişi alkolden ölmektedir. Alkolün sebep olduğu hastalıkların haricinde alkolik insanların sebep olduğu trafik kazaları ve kavgalar sebebiyle ortaya çıkan ölümleride sayarsak o zaman alkolün ne kadar tehlikeli olduğu daha iyi anlaşılır. Ayrıca alkolik olan bir bayanın hamile kalması ve doğum yapmasıda bebeğin bedeben ve ruhen özürlü olmasına neden olur. Sigara ve yanlış beslenmeden sonra en yaygın ve tehlikeli bağımlılıktır.

Alkole genelikle günlük yaşamdaki problemelri aşmakta zorlanan insanlar başvurmakta ve alkolle problemlerini geçici bir süre içinde olsa unutmak için kulanılmaktadır. Oysa alkolle hiçbir problem çözülmediği gibi, bu zamanla alkol bağımlılığına sebep olur ve kişi günbe gün kötü duruma düşer. Alkol nedeniyle insanlar çalışamamakta ve işlerinden olmaktadırlar. Almanyada işten çıkan insanların % 20?si alkol nedeniyledir. Alkol ailelerin boşanarak parçalanma, geçimsizlik, kavga, tecavüz vb, sosyal problemlerin yanında milyarlarca dolarlık iş kayıbı ve zararlara neden olmaktadır.

Alkolizmin belirtileri:
Şayet kişide aşağıdaki faktörlerden en az üçü görülürse, o zaman kişinin alkolik olduğu anlaşılır.
1-) Mecbur hissetme: Kişinin kendini alkol içmeye mecbur hissetmesi
2-) Konturolu kaybetme: Alkol içerken ölçüyü kaçırıp kendini konturol edememe