Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 15 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Oruçla tedavi: Orucu sahur, öğle uykusu, iftarda önce su ve güzel koku ile kolay tuta

  1. #1
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.965

    Standart Oruçla tedavi: Orucu sahur, öğle uykusu, iftarda önce su ve güzel koku ile kolay tuta

    Peygamber Efendimiz: Sahura kalkma, öğle uykusu, iftarı su ile açma ve güzel kokular la orucu kolay tutabilirsiniz buyurmuşlardır.
    Oruçla tedavi:

    Ortalama 1.70 cm boyunda 70 kg ağırlığındaki bir kişinin %18'i, yani 12 kg aradoku oluşturur. Aradokular hücrelere besin ve oksijeni tasır vede buradaki artık maddelerin dısarı atılmasını sağlar. Ayrıca organların ve dokuların sarkmadan hafif gergin olarak durmalarını sağlar. Şayet bir kişi hızlı yemek yer, alkol, sigara, kahve ve siyah çay gibi kötü alışkanlıkarı var ise, o kişnin aradokularıda artı maddeler (cüruf) yoğunlaşır Curuf almanca ?Schlaken? anlamına, yani artık maddeler demektir. Cüruf bilindiği gibi maden cevherinin işlendikten sonra artık madde olarak ortaya çıkan kısımdır. Kişinin vücudundaki cüruf oranı artıkca önce ağız-, ter-, idrar- ve dışkı kokusu sonra şişmanlık, astım, allerji, besinallerjisi, baharallerjisi, nefes darlığı, damarsertliği, saçların yağlanması, kalp ve kandolaşımı rahatsızlıkları ortaya çıkar.

    Bu rahatsızlıklardan kurtulmak için sünnete uygun oruç tutmak gerekir. Peygamber Efendimiz günde en fazla iki defa yemek yemiş ve hiçbir zaman 13 lokmadan fazla yemek yememiştir.Çoğu zaman iki günde bir oruç tutmuştur ve hatta iki gün üstüste oruç tutuğu zamanda olmuştur. Müslüman olan İran'lı bir hekim Medine'ye gelmiş ve bir muayehane açmıştır, fakat aradan aylar geçmesine rağmen hiç bir kişinin gelmemesine çok üzülmüş ve sehabeye neden muayenehanesine gelmediklerini sormuştur. Sahabe de ?Biz müslüman olduktan sonra pek hastalanmıyoruz, çünkü sünnete uygun yaşıyoruz? derler.

    Bugün ise Camii'de bir ara hocalık yapan bir şahısı benim komşum iftara devetetmişti, o şahısta komşuma ?Yemekten sonra 5kg elma ve bir tepsi baklava isterim? dedi. Bizde şaka yapıyor zannederek gülmüştük, oysa bu zat 5-6 tabak yemek yedikten sonra, gerçekten 5kg elma ve bir tepsi baklavayı gerçekten yedi. Çare az yemek yemek, her lokmayı enaz 30 defa çiğnemek gerekir. Böylece kişide erken doymuşluk hissi uyanır ve kişide fazla yemek yiyemez. Zamanla kişinin dilciklerinin yanlarında kastan bir halka oluşur vede artık besinleri tamamen çiğnemeden yutamaz. Almanyanın karaormanlar kliniklerinde 3 haftalık oruçla tedavi (heilfasten) 2500-3000? tutmaktadır. Biz ise inancımızın gereği bunu yapıyoruz, fakat hiçbir müslümanda sünnete uymuyor (tabbi bende) uysak zaten buralarda olmazdık.

    Oruç tutan kimsede stres, sıkıntı, üzüntü, sinirlilik vehatta depresyona karşı direnç oluşur. Oruçlu sabretme, sıkıntılara göğüs germe, açlık ve susuzluğa dayanma ve nefsine hakim olma duygusu kazanır. Fakirlik ve yoksuluğun ne demek olduğunu anlar. Kişide şefkat, merhamet, başkalarına yardım etme ve insanlara faydalı olma gibi duygular kazanır. Elindeki nimetlerin değerini bilir ve israftan sakınmayı öğrenir. Oruç kişinin iradesini güçlendirir. Hayatında açlık nedir bilmeyen varkılı bir insan, yoksulların çektiği açlık, sıkıntı ve ızdırabı gereği gibi hissetmez. Fakat bu insan oruç tutarsa açlığın bizzat tatmış olur. Böylece yokluk içinde kıvranan fakirlerin sıkıntılarını içinde duyarak şefkat ve merhamet duyguları gelişir. Bunun sonucu olarak da fakirlere yardım elini uzatarak sıkıntılarını giderir, toplumun huzur ve mutluluğuna katkıda bulunur.

    Depresyondaki bir tanıdığıma birçok doğal ilaç tavsiyeettim ve oda denedi. Kılıçotu, Gökçek İksir ve Gökçek Tonik depresyona karşı iyi gelir.. Bunlara ilavette oruç tutmasını tavsiye ettim. İsamil bey oruça başladıktan bir kaç gün sonra sıkıntılarının büyük ölçüde yok olduğunu ve rahatladığını söyledi. İnsanların kendilerine büyük hedef seçmeleri ve çok yoğun çalışmalarına rağmen hedeflerine ulaşamamaları onları bunalıma sokar. Bunu atlatmanın bir diğer çareside oruçtur.

    Evet ben diyete pek inanmıyordum, çünkü birçok yöntemi denememe ragmen 6-7 kg veriyodum ve sonra yeniden aynı kiloya ulaşıyordum. Yani kendi üzerimde yaptığım deneylerde bir netice elde edemedim. Bu nedenlede diyet yapmayı artık hiç düşünmüyordum. Takii Hasan beyin kayını ABD'den bir profösürün özel bir reçetesi ile 130 kg'dan 87 kg'a düştüğünü duydum ve orjinal reçeteyi öğrendim. Bu reçetenin 1000 yıllık eski bir Türk Reçetesi olduğunu bendeki dosyada görünce şaşırdım. Ben bu reçeteyi yıllardır biliyordum ama kulamayı pek düşünmemiştim, çünkü diğer reçetelerden netice alamayınca artık bu kadar deney yeter diye bunu denemekten vazgeçmiştim. Şimdi bu reçeteyi yeniden ADB'li profösür tedavide kulanınca yeniden ele aldım. Diyet reçetesini geliştirdim ve daha etkili bir forma geldi. Bu reçetenin ismi Gökçek Diyet'dir. Bu Gökçek Diyet üzerinde 6 ay çalıştım ve sonunda 15.03.2007 tarihinde en uygun şeklini verek satışa sundum.

    Aşırı Kilolar: Sevil hanım hamilelikten önce 55 kg geliyordu. Doğumdan sonra 85 kg'a çıkmıştı. Bir çok diyet metodu denemesine rağmen bir netice elde edememişti. Bana yardımcı olup olmıyacağımı sordu. Bende ona Gökçek Diyetle birlikte beslenmesinide değiştirirse başarılı olabileceğini söyledim. Akşamları saat 17'den sonra et, peynir, yumurta, ekmek, tatlı, bakliyatgiler ve hamurlu yiyecekler yememesini ve bu saat'ten sonra sebze, meyve veya yoğurt yemesini ve günde 3 defa 30 ml Gökçek Diyet almasını söyledim. Sevil hanım Gökçek Diyet ve Gökçek Zayıflama çayı artı doğru beslenme ile 3 ay sonra 30 kg vererek eski kilosuna yeniden kavuştu. Doğru beslenemek şartı ile kısa sürede zayıflamak mümkündür ve aynı kiloda kalmak içinde doğu beslenemye devam etmek gerek. Diyetle bir kaç ayda zayıflarsınız, fakat beslenmenizi değiştirmezseniz yeniden kilo alabilirsiniz.

    Neden akşam saat 18'den sonra ağır yemekler yememeli, çünkü mide 18'de sonra çalışmasını minimuma (en düşük tempo) indirir. Ve böylece tam sindirilmeyen besinler bağırsaklara geçer ve oradada gerekli sindirim olmaz ve absorbe dilen besleyici meddeler tam hazmedilmemiş olduğundan yanarak enerjiye dönüşürken aşırı curuf (artık madde) oluşur ve bu curuf (artık madde) vücudun zayıf noktalarına depolanır. Böylece kilo vermek imkansız olur vede kişi sürekli kilo alır. Mide sabah saat 3'de çalışmaya başlar ve saat 7'de en yüksek çalışma temposuna ulaşır. Saat 13'e doğru çalışmasını yavaşlatır ve 18'den sonra çalışmasını minimuma indirir. Bağırsaklar saat 7'de normal çalışmasına başlar ve saat 13'de çalışma temposu maksimuma erişir ve saat 18'ye doğru temposunu azaltır vede saat 22'a doğru minimum derecede çalışır. Bu nedenle geç saatlerde yenen besinler hazmedilmez ve büyük problem yaratır.

    Ben 26 yaşına kadar 57 kg geliyordum, sonra evlenince (1983) 67 kg'a, iki aylik askerlikten sonra (1989) 77 kg'a, 2000 yılında 87 kg'a ve 2003'de 90 kg'a çıktım. Bir çok diyet yöntemi uyguladıysamda pek başarılı olmadım. Bende et, peynir ve yumurtayı bıraktım vede siyah çay kahve, kola ve fanta içmemeye başladım. Vede akşamları fıstık ve antep fıstığı yemeyi bıtaktım. Akşamları ise hamurlu ve bakliyatgiller gibi ağır yiyecekler yerine meyve ve yoğut yedim. İki haftadır sebze, meyve, yoğurt yedim ve Gökçek Zayıflama çayı içtim vede 6 kg (06.12.06) verdim. Gökçek İksir ve Gökçek Tonikbağırsak florasını düzenler ve hastalığa sebep olan bakteri, virüs ve mantarları zamanla zararsız hale getirir. Şişmanlık başta nefes darlığı, kolesterol, damar sertliği, yüksek tansiyon, allerji, sindirim rahatsızlıkları, görme ve duyma anormalikleri vb.. gibi rahatsızlıkların ana sebebidir.

    Gökçek Diyet ve Gökçek Zayıflama çayı ile zayıfladık, peki bu diyeti bırakınca yeniden kilo alırmıyız? diye sorular soruluyor. Diyet diyince bir kaç ay dikkat edeceksin sonra yine istediğin gibi yiyip içeceksin diye anlaşılıyor. Diyet ömür boyu sürecek bir beslenme şeklidir. Bir atasözü vardır: Kahvaltını Sultan gibi, öğle yemeğini Ağa gibi ve akşam yemeğini dilenci gibi ye buyurmuştur. Bu ne demek sabah istediğin gibi yiyebilirsin, öğle dikkat etmelisin ve akşam ise çok az yemelisin, ayni ilaç alır gibi. İşte o zaman kilo almazsın. Sindirim sisteminin çalışma temposuna göre kişi beslenirse bir çok hastalıktan kurtulur vede kolay kolay hastanmaz, bağışıklık ssitemi en ideal şekilde çalışır. Sindirim organalrı ile bağışıklık sisteminin ner ilgisi ve diyecek olursanız. Evet çok ilgisi var, çünkü bağışıklık sisteminin % 85'i bağırsakalarda faliyet gösterir. Bağırsakalarınız sağlıklı ise vücudunuzda sağlıklıdır. Bağırsakalrınızda problem varsa burası bataklık gibi sürekli mikrop üretir ve diğer bir çok hastalığı tetikleyen merkez olur.

    Gökçek Zayıflama çayı: Hücreler, hücrearaları, dokular ve doku araları, organalar ve organ araları, eklemler vede özelikler bağ dokularında oluşan curufu atmada Gökçek Kan çayıda çok önmelidir. Bağ dokularını temizler kemikleri güçledirir, damarlara elastizite kazandırır, yani kireçlenmeyi (yağlanmayı ) önler. Bilindiği gibi bir kişinin bünyesinin % 18'i bağ dokularından oluşur. Yani asında en büyük organ diyebiliriz. Fakat hepsi bir arada olmadığından her organ, doku, kemik, damar veya sinirin kendine has bir bağ dokusu vardır. Bu nednele bazı bağ dokularının oldukca sert iken, bazıları oldukca yumşak ve elastik olabilir. Bu bağ dokuları organları ve dokuları elastik tutmakla kalamaz orgara kanın giriş ve çıkışları vede artık maddeleri taşınması bu bağ dokuları aracılığı ile olur. Bağdokularında curuf oluşması demek buraya yerleşen bakteri virüs ve mantarların sürekli çoğalması vede toksik madde üretmesi demektir. İşte Gökçek İksiri veya Gökçek Diyetin yaptığı bu temizlik hareketini Gökçek Zayıflama çayı destekler ve tedavi sürecinin kısalmasını sağlar.

    Gökçek Diyet Kuralları A: Kilolu ve hastalıklı kişilerin dikkat etmesi gereken kurallar. Obez ve hastalıklı kişilerde genelikle mide ve bağırsak problemleri olur. Bağırsaklar besinlerdeki mineral, vitamin ve enzimleri değerlendiremediğinden kişi sürekli fazla yemek yeme zorunda kalır ve kilo alır ve de hastalıklar sürekli çoğalır azalmaz. Bu tür rahatsızlıklar'da Gökçek İksir ve Gökçek Tonik kullanmaları gerekir.

    1-) Sindirim Rahatsızlıkları Yemekten 30 dakika önce ve 2 Saat sonra Sıvı (çay, kahve, kola, meyve suyu vs, ) tüketilirse sindirim rahatsızlıkları olmaz. Aksi halde kişi hastalıklardan kurtulamaz. Çünkü mide asidi çok sert bir asit olup, besinler ile alınan bakteri, virüs, mantar ve parazitleri haşlar. Aynı tencerede patatesi kaynatınca nasıl ki mikroplar ve parazitler haşlanırsa işte öyle. Fakat yemek den hemen önce, yemek sırasında ve yemekten sonra kişi sıvı tüketir ise mide de haşlanmayan mikrop ve parazitler besinleri fermente eder ve kokuşma başlar. Bozulan besinler bağırsaklar tarafından sümüksü bir mukoz ile kaplanır. Bu nedenle besinler hazmedilmez ve mikropların fermentasyonu sonucu bağırsaklarda şişkinlik, hazımsızlık, gaz, kabızlık ve ishal gibi anormalikler ortaya çıkar. Bu yanlış beslenme uzun süre devam ederse kişide cilt hastalıkları, alerji, depresyonu vb. hastalıkları tetikler.

    2-) Peynir asla yenememeli, çünkü asidoza sebep olur. Asidozu nötürleştirmk için aşırı mineraller harcanır ve curuf oluşur ve vücudun zayıf noktasına depolanır. Her kişinin bünyesinde değişik noktalarında zayıf dokular vardır. Bu nedenle curuf kişiden kişiye değişik noktalarda yoğunlaşır ve bu curuf içine mikroplar yerleşerek toksik maddeler üretirler. Cüruf nedeniyle kişide vitamin, mineral, enzim ve protein eksikliği oluşur ve bağışıklık sistemi zayıfladığından mikroplar azar, çünkü curuf içindeki mikroplara bağışıklık sistemi etki edemez.
    3-) Et ve et mamüleri de aisdoza sebep olur, özelikle de et artıklarından yapılan ve aşırı kimyasal katkı maddeleri içeren sucuk, salam ve sosis iyi değildir, diyet süresince hayvansal ürün yememek gerek. Diyet'ten sonrada sade ve temiz et haftada bir defa yenebilir.
    4-) Bakliyat, tahil ve özelikle un mamüleri (ekmek, makarna, mantı, pasta, çikolata vs) hemen hemen nişastadan oluşur, yani nişasta polisakkarid demektir. Poli sakkarid parçalandığında dissakkarid ortaya çıkar ve disakkarid de parçalanınca Glikoz ortaya çıkar. Glikoz bildiğimiz şekerdir. Kandaki fazla şeker yağa dönüştürülerek depolanır. Yani ha et yemeşsiniz ha ekmek her ikisi de yağalanmaya şişmanlığa sebep olur.Çok çiğnemek şartı ile doğal besinler (kepekli ekmek doğal pirinç) yenebilir.
    5-) Akşam altıdan sonra yenen yemek sindirilmez, midede ve bağırsaklarda uzun süre kalır mide ve bağırsaklar genişler,sarkar vede deforme olur.. Mide ve bağırsaklar çalışma temposunu bu saat'ten sonra minimum seviyeye indirir. Bu nedenle mecbur kalırsanız yoğurt veya meyve yiyebilirsiniz.
    6-) Salataya mutlaka zeytinyağı, sirke ve limonsuyu katımlalıdır ve meyveler yemekten önce yenmeli, böylece bağırsakların peristalik harelketi forma girer. Kabızlık, ishal ve hazımsızlık görülmez. Zeytin yağı katılmadan yenen salata kısa sürede mide ve bağırsakalarda kalır ve dışarı atılır, zeytin yağlı sakata uzun süre mide ve bağırsakalarda kalır ve kişiye doymuşluk hissi verir. Et ve peynir yiyenler bu nedenle kendilerini domyamış hissederler.

    7-) ÇOK ÇİĞNEMEK YARI SİNDİRMEKTİR, AZ ÇİĞNEMEK HASTALIKLARA DAVETİYE ÇIKARMAKTIR.Çok yavaş yemek yemeli böylece dilcik çevresin de bir kas oluşur ve besinler tam hazmedilme den bu kas tarafından bırakılmaz, artı besinlere ağız tükrüğün'den yeterince Ptiyalin enzim ismi ile anılan enzim karışır ve buda besinlerdeki mineral ve vitaminlerin değerlendirilmesinde rol oynar.

    8-) Siyah çay ve kahve bağırsakları kurutur ve mideyi tahriş eder. Bu nedenle çok kolay gastrite yakalanma rizikosu ve bağırsaklarda da kuruma nedeniyle pompa gibi çalışan vilüs kanaları fonksiyonlarını yerine getiremez ve kişide vitamin, mineral ve enzim yetersizliği görülür.

    9-) Tatlılar özeliklede kola ve fanta gibi içeceklerde aşırı şeker bulunması nedeniyle bağırsaklarda mantarlar azar. Mantarlar zehirli alkoller, zehirli gazlar ve biyojen aminler (örneğin histamin) üretir ve bu da alerji, kemik erimesi, deri hastalıkları sindirim rahatszılıkları, depresyon vs gibi hastalıklara sebep olurlar.

    10-) Yani bol sebze ve az meyve yerseniz hızlı zayıflarsınız, hızlı zayıflama sırasında deri, kas ve dokulardaki cüruf atılmaz. Bu nedenle zayıflayan kişinin güzelliği bozulur ve çirkinleşir. Tanıdığım bir bayan çok kısa sürede zayıflamıştı fakat çok çirkinleşmişti derileri, kasları sarkmış güzü buruşmuştu. Ben arkadaşın hanımını böyle görünce adeta hayalet görmüş gibi oldum. Bir Alman bayan ise yine hızlı zayıflamış kol-, baldır ve karın kasları aşırı sarkmıştı, sarkık kısımları ameliyatla aldılar, fakat yine de çirkinleşmesini önleyemediler. Yağlar erirken aynı zamanda cürufun da erimesi için Gökçek İksir kullanmak şarttır, yoksa zayıflayacağım diye çirkinleşebilirsiniz. Bu nedenle zayıflarken yağlar erir ve cürufu erimezse kişide çirkinleşme olur. Gökçek İKSİRİ ile hem vücudunuzun direnci düşmez, hem de zayıflarken çirkinleşme ve sarkma gibi problemler olmaz, çünkü vücudumuzun çöpcüsü olan lenf sistemini çalıştırır. Çöpcü çöpü toplarsa vücut'ta curuf problemi olmaz. Diyetten sonra yine eski beslenme tarzına dönülmemeli, diyet iki günlük iş değildir, hayat boyu dikkat edilmesiz gereken bir yaşam kuralıdır.
    www.bitkiseltedavi.com

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.965

    Standart

    Su orucu nedir?Su orucu yılda en az bir kere, 21 gün (gün sayısı değişebiliyor) yapılan bir sağlık kürü. Ancak ikinci ve üçüncü yıldan itibaren gün sayısı 17 ve 15′e daha sonra ideal kilonuza ulaştığınızda ise sadece 10 gün yaptığınızda gerekli arınmayı sağlayan bir yöntem. Her saat başı su içilmek suretiyle uygulanıyor. Vücudunuzu her türlü kimyasal atıklardan, genetiğiyle oynanmış yiyeceklerin zararlarından, kanserojen etkisi taşıyan ve vücutta blokaj oluşturan zararlı maddelerden arındırıyor. Mutlaka doktor kontrolünde yapılması gerekiyor. Ülkemizde su orucunu bilen ve uygulayan kişi Özbekistanlı Aidin Salih. Ukrayna’nın Lugansk şehrindeki tıp kolejini bitiren Salih, daha sonra Taşkent Devlet Üniversitesi Biyoloji Fakültesi’nden mezun olmuş. Salih’in tıp doktoru unvanı yok ama aldığı eğitim doğrultusunda kendini su orucu alanında geliştirmiş.Nasıl yapılıyor?Su orucu saat başlarında su içilerek yapılan bir kür, ancak belli aşamaları var. Nasıl yapılacağı da kişiye göre değişebiliyor. Münir Arıkan, aşağıdaki yöntemi Aidin Salih’in denetiminde uygulamış.1. gün; sadece pişmemiş ham sebze ve meyve yiyorsunuz. Akşamında 1 kaşık İngiliz tuzunu bir bardak suda eritip içiyorsunuz. Bu, bağırsaklarınızı temizliyor. Su orucunda bağırsak temizliğinin önemi büyük. Çünkü, bağırsak iç çeperindeki zifte benzer birikimler, batın (gövdenin, göğüs ve pelvis bölgeleri arasındaki kısmı) bölgesinde kirlenme, kısmi zehirlenme ve toksit birikintisi oluşumu ile enfeksiyona davetiye çıkartıyor, vücut hararetini artırıyor. Beslenme, bağırsak iç çeperi kanalıyla oluyor. Oradaki kılcal-emici uçlar, yediğimiz besinleri emmese, yediğimiz hiçbir şeyden en ufak bir besin ve kalori değerini vücudumuza alamayız. Bağırsak temizliği ile bunu daha sağlıklı bir yapıya kavuşturuyorsunuz. İngiliz tuzu, müshil etkisi yaparak bağırsakları temizliyor. Eczanelerde satılan lavman seti ile de bağırsak temizliği yapılabiliyor.2. gün sabah 2 limonu sıkıyorsunuz. 1 litre suya 2-3 kaşık kaliteli bal karıştırıyorsunuz. 2. günden itibaren her sabah kalkar kalkmaz yarım çay bardağı bu limonatadan içiyorsunuz. 1 saat sonra her saat başı bir bardak su içiyorsunuz. Günlük 2-3 litre su içiliyor.Her 4. günde; lavman seti ile veya İngiliz tuzu ile bağırsak temizliği yapıyorsunuz.Sadece oruç tutmak yeterli değil elbette, sabah ve akşam 2 km yürümek gerekiyor.Şifa orucu süresinde hızlı kilo verildiği için vücut metabolizma hızı yavaşlıyor. Yaklaşık olarak metabolizma hızı 1/3′e düşüyor. Yani su orucundan önce metabolizmanız günde 2 bin 400 kalori yakabiliyorken diyetten çıkarken bu rakam 700′lere iniyor. Bu sebeple, oruç esnasında ve sonrasında muhakkak surette, metabolizma hızını artıracak etkin spor faaliyetleri, ona uygun ve kesinlikle taviz vermeden uygulanan bir beslenme düzeni ve ilave metabolizma hızı artırıcı destekler -eczane veya diyetisyenlerden alınabilir- almak gerekiyor. Bunu yapmazsanız, verdiğiniz kiloları yeniden alıyorsunuz. En azından günlük spor ve yürüyüş bile yeterli oluyor ama sürekli yapılması ve bırakılmaması kaydıyla.Su orucunun tek sakıncası var; eğer beyin olarak tam hazır değilseniz sıkıntılı bir süreç yaşayabilirsiniz. Dolayısıyla iyice ikna olmadan ve tam inanmadan yapılmaması lazım. İlk 3 gün ufak-tefek baş ve ayak ağrısı olabiliyor. Bu durumda zeytinyağı ile vücut masajı yaptırabilirsiniz.Su orucu’yla hem sağlık hem huzur bulun
    Çağımız insanının en büyük dertlerinden olan fazla kilolarınızdan ’su orucu’ ile kurtulabilirsiniz. Bu yöntem, yılda en az bir kere 21 gün yapılan bir sağlık kürü. Yurt dışında “Water fast ve water treatment” adıyla açılan su orucu klinikleri henüz ülkemizde yok ama meraklısı gün geçtikçe artıyor.
    İnsan kaynakları alanında verdiği seminerle tanınan Münir Arıkan bu isimlerden biri. Alerjik astım, yüksek tansiyon ve böbrek hastası olan Arıkan su orucu sayesinde sağlığına kavuştuğunu söylüyor. Üstelik 25 günde 22 kilo zayıflamış. Arıkan, bu yöntemin faydalarını anlatmak için bir seminer programı bile hazırlamış.‘İnsan kaynakları’ dünyasının içinde olanlar Münir Arıkan ismini yakından tanır. İletişim ve farkındalık, zaman ve yaşam yönetimi, takımdaşlık, motivasyon ve stres yönetimi gibi birçok alanda şirketlere seminerler verir kendisi. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk aile ‘koç’larından biridir. Münir bey, son bir yıldır seminer programına yeni bir alan eklemiş. Konu başlığı, “25 günlük şifa orucu”. Oruç deyince ramazanda yerine getirdiğimiz ibadet akla gelmesin. Bu uygulama bir tür su ile zayıflama ve hastalıklardan kurtulma yöntemi. ‘İnsan kaynakları ile ne alakası olabilir?’ diye düşünebilirsiniz. Pek ilgisi yok gibi görünüyor ancak bu tür eğitimler veren uzmanların yaşamları ve görünümleriyle muhatap oldukları insanlara model olmaları önemli. Münir bey de, “Karşımdaki insanlara iradenize sahip olun derken, göbeğime bakmalarından çok rahatsız oluyordum.” diyerek durumu özetliyor.Su orucu sadece zayıflamak için uygulanmıyor, hastalıkları da tedavi ediyor. Uzun yıllardır alerjik astım, yüksek tansiyon ve böbrek hastası olan Münir Arıkan, şifayı su orucunda bulunca gönüllü olarak bu orucun faydalarını seminerlerle herkese anlatmaya karar vermiş. Arıkan, “2006 mayıs başında alerjik astımım iyice azmış, her gün iki-üç hap ve geceleri sadece spreyle rahat nefes alabileceğim bir durumda mücadele ediyordum. Üstelik kilom da üç haneli rakamlara ulaşmıştı. Su orucunu üç yıldır uyguluyorum. Bu yıl yaptığım kür geçen hafta bitti. Her saat başı su içerek 25 gün geçirdim. 22 kilo zayıfladım. Sonuçtan çok memnunum. Üç yıl içinde bütün rahatsızlıklarım geçti.” diyor.Arıkan’ın anlattığına göre yurt dışında birçok su orucu kliniği var. ‘Water fast ve water treatment’ adıyla kurulan klinikler, özellikle Çin, Hindistan, Kanada, ABD, İsveç ve Fransa’da oldukça yaygın. Su orucu aslında farklı din mensupları tarafından yüzyıllardır uygulanan bir arınma şekli. Budist rahiplerden, Hıristiyan keşişlere, Yahudi hahamlardan, Müslüman din adamlarına varıncaya kadar hemen her dinin mensubu hayatları boyunca bu yöntemi uygulamış. Zaten Peygamberimiz de, “Midenin üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de havaya ayırın.” dememiş miydi? Zaman gazetesi Cuma ekihttp://www.zaman.com.tr/haber.do?hab...em-huzur-bulunBu yazıyı Nermin isimli ziyaretçimiz yorum olarak yazmış bende ana sayfaya aldım ki herkes istifade edebilsin diye. Nermin hanıma teşekkür ederiz.
    www.bitkiseltedavi.com

  3. #3
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.949

    Standart


  4. #4
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.949

    Standart


  5. #5
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.949

    Standart


  6. #6
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.965

    Standart

    ORUÇ'UN FAYDALARI
    Orucun bircok maddi ve manevi faydalari vardir. Bunlardan bazilari söyledir:
    1. Insan nefsinin asiri isteklerine ve ihtiraslarina engel olur. Oruc tutanlar daha sabirli ve metin olurlar. Peygamberimiz: "Oruç sabrin yarsidir." buyurmustur ve ayni zamanda: „Sabir imanin yarisidir." hadis-i serifleriyle orucun, imanin dörtte biri oldugu sâbit olmustur.
    2. Senenin diger aylarinda devamli calisan ve yorulan mide oruc araciligiyla dinlenme imkâni bulur.
    3. Oruc, toplumun ahlâki hayatini degistirir, iyiye ve güzele götürür.
    4. Zenginler, oruc sayesinde fakir ve yoksullarin durumunu daha iyi anlar. Böylece bireyler arasinda yardimlasma, acima, sefkat ve merhamet duygulari gelisir.
    5. Ilâhi bir emir oldugu icin ramazanda kendisine helâl olan seyleri yapmayan kimse haramlara hic yaklasmaz.
    Bunlardan baska orucun bir cok dini yararlari vardir:
    3082 - Hz. Ebu Hüreyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Ademoglunun her ameli katlanir. (Zira Cenab-i Hakk'in bu husustaki sünneti sudur Hayir ameller en az on misliyle yazilir, bu yediyüz misline kadar çikar. Allah Teâla Hazretleri (bir hadis-i kudside) söyle buyurmustur: "Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sirf benim içindir, ben de onu (diledigim gibi) mükâfaatlandiracagim. Kulum benim için sehvetini, yiyecegini terketti."
    "Oruçlu için iki sevinç vardir: Biri, orucu açtigi zamanki sevincidir; digeri de Rabbine kavustugu zamanki sevincidir. Oruçlunun agzindan çikan koku (halüf), Allah indinde misk kokusundan daha hostur.''
    3104 - Hz. Aise ve Hz. Hafsa (radiyallahu anhümâ) buyurdular ki: "Sadece safaktan önce niyet edenlerin orucu muteberdir.''
    „Bir kimse ramazanin faziletine inanarak ve mükafatini Allah'dan ummarak oruc tutarsa gecmis günahlari affolunur."

  7. #7
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.965

    Standart

    AZ YEMENİN VE ORUCUN FAYDALARI

    Az yemenin faydaları
    Sual: Oruç tutarak aç durmanın faydaları nelerdir?
    CEVAP
    Oruç tutmak başka, aç durmak başkadır. Aç durmanın faydaları:
    1- Aç duranın basireti açılır. Anlayış kabiliyeti artar. Hadis-işerifte, (Aç duranın idraki artar, zekası açılır) ve (Tefekkür,ibadetin yarısı, az yemek ise tamamıdır) buyuruldu. (İ. Gazali)
    Çok yiyen çok uyur, çok uyuyanın da ömrü boşa geçer. Çok yiyenin zekası vezihni dumura uğrar. Hadis-i şerifte buyuruldu kiÇok yiyip içeni Allahü teâlâ sevmez.) [İ.Gazali]

    2- Açlık, kalbde incelik doğurur. Hadis-i şerifte, (Az yiyenin içi nurladolar) ve (Allahü teâlâ, az yiyip içen ve bedeni hafif olan müminisever) buyuruldu. (Deylemi)

    3- Açlıkta arzular kırılır, nefs uysallaşır. Çok yemek, gafleti doğurur.Azgın bir atı zaptetmek zor olduğu gibi, çok yedirmekle nefsi zaptetmek dezordur. Açlıkla terbiyesi kolaylaşır. Hadis-i şerifte buyuruldu kiAz yemekle kalbinizi ihya edin!) [İ.Gazali]

    4- Tok olan şefkatsiz ve merhametsiz olur. Tok, açın halinden anlamaz. Çok yiyensert ve katı kalbli olur. Hadis-i şerifte, (Çok yemekle kalbiniziöldürmeyin!) ve (Allahü teâlâ doyduktan sonra yiyip, midesini bozanabuğzeder) buyuruldu. (İ. Gazali)

    5- Sinirlerine hâkim olan huzurlu olur. Açlık, günah işleme arzusunu kırar,kötülük etmeye mani olur. Hadis-i şerifte buyuruldu kiAç ve susuz durarak nefsle cihad, Allah yolunda cihad gibidir.) [İ.Gazali]

    6- Çok yiyen çok su içer. Çok su içen çok uyur. Ömrü uyku ile geçer. Çokuyku da dünya ve ahiret kazancına mani olur. Açlık, sinirleri uyanık, zindetutar. Tokluk ahmaklığa yol açar, okuduğunu anlaması ve hatırında tutması zorolur. İki günde üç öğün yemek normaldir. Yani, bir gün sabah-akşam, öbür günöğle vakti yemelidir. (Teshil-ül-menafi)

    7- Çok yiyip göbek bağlamak zararlıdır. Peygamber efendimiz göbekli birine,(Bu fazlalık başka yerde olsaydı, daha iyi olurdu) buyurdu. (Hakim)

    Yiyip içme ilmini öğrenmek, ibadet ilminden önce gelir. Beden sağlam olursa,dünyada rahata kavuştuğumuz gibi, sağlam vücutla daha çok hizmet etme imkanıolacağı için, ahireti kazanmaya da sebep olur. İki cihan saadeti için midemizidüşünmek gerekir. Acıkmadan yememeli, doymadan kalkmalıdır! İlim ve amel, azyemekte, kalb temizliği az uyumakta, hikmet az konuşmaktadır.
    Az yemek ustalık, çok yemek hastalıktır. Evliya az uyur, az yer, az içer,sıratı kuş gibi geçer. Çok yiyen çok uyur, herkesten tembel olur. Çok yemekheder, çok uyumak kederdir. Çok yemek zihni çalıştırmaz, çok uyumak menzileulaştırmaz. Az yiyenin kalb gözü körleşmez, açlıkla hastalık birleşmez.

    Az yemek, meyveli bir ağaçtır, hasta kalblere ilaçtır. Az yemek, nefsaniarzuları öldürür, kalbe ferahlık verir, ahirette güldürür. Az yemektembellikten uzaklaştırır, bilgi kazanmayı kolaylaştırır. Az yiyenin kalbindehikmet kapıları açılır, ağzından inci mercan saçılır. Çok yemek akıl içinkıtlıktır, zeka için sakatlıktır. Oburluk insana düşman olur, çok yiyenlerpişman olur.
    Az yemek, insan için nezafettir, zihni açan firâsettir. Çok yemek, çok uyumak,çok konuşmak, kalbe sıkıntı verir, mide şişer, kalb ölür, acıkınca tekrardirilir. Çok yiyen çok uyur, çok uyuyan çok konuşur, çok konuşan nimettenmahrum olur. Çok yemek mideyi bozar, midesi bozulanın dertleri azar. Bilenbilir, deli bile acıkınca aklı başına gelir. Az yemek nefse zindan, kalbegülistandır. Çok yiyen unutkan olur, yüzü gülmez somurtkan olur.

    Midenin esiri olmakKim ki hep yemek fikrini güder, aklını nefse esir eder. Mideye olmak esir,aklı ve şuuru giderir. Kim az yemekle yarışır, evliyaya karışır. Çok yiyen oburolur, kalb evi kabir olur. Seni taşıyacak kadar yemek ye, sen onu taşıyacakmiktar yeme! Şunu iyi bilesin, yemeği sen yiyesin, yemek seni yemesin! Eğer senonu yersen, hepsi derman olur, yemek seni yerse hepsi dert ve duman olur. Beninsanım demeli, yemek için yaşamamalı, yaşamak için yemeli. Oruçtur vücudunzekatı, çok yiyenin bozulur sıhhati, azalır şefkati, tükenir takati.

    Az yemek bedenin istirahatı, az uyumak ruhun rahatı.

    Çok yiyerek kalbini öldürme, şeytanı kendine güldürme! Çok yemek, organları çokçalıştırıp yıpratır, tedavi için doktor aratır. Çok yiyen hakikati göremez,haramlardan çekinemez. Haram yiyenin işleri harama yönelir, her bela haramdangelir. Helalden bile fazla yiyenin yersiz olur sözleri, hem de ibretsiz bakargözleri. Deme çok yemek çok yakıt olur, çok yiyenin anlayışı kıt olur.
    Çok yiyenin az olur ibadeti, kaçırır ebedi saadeti. Çok yiyenin gözü doymaz,ibadetten zevk duymaz. Çok yemek tohumudur her derdin, az yemek ilacıdır herferdin.

    Az ye, az uyu, az söyle, nimete kavuşulur böyle. Çok yiyenin diridir nefsi,gönlü uyur çıkamaz sesi. Gönlü uyandırmak için bu sözü tutmalı, az yiyereknefsi uyutmalı. Çok yiyen kötü fikirler güder, her an günaha meyleder. Gafletistersen durma mideyi doyur, çünkü tok yatan çok uyur. Çok yemeyi unutmalı, sıksık oruç tutmalıdır.

    Oruç tutmak faydalıdır
    Sual: Orucun vücuda zarar verdiği söyleniyor. Dinimiz zararlı şeyi emredermi?CEVAPAllahü teâlâ, insanlara zararlı olan bir şeyi emretmez. Tıp uzmanları diyorki:Oruçlu kimselerde adrenalin ve kortizon hormonları kana daha kolaylıklakarışmaktadır. Bu hormonlar, tesirlerini kanserli hücreler üzerinde degöstermektedir. Böylece bu hormonlar, kansere karşı bir çeşit kalkan rolünüoynamakta, yani kanser hücrelerinin çoğalmasını önlemektedir.

    Oruç tutan bünye, adeta bakıma girer, iç organları saran yağlar erir, vücudunzindeliği artar, direnme gücü kazanır, mide, böbrek, şeker, kalb ve karaciğerhastalıklarına karşı mukavemet kazanır.

    Çeşitli vazifeleri bulunan karaciğer, sindirimle de vazifelidir. Oruç müddetince,3-5 saat istirahat eder, gıda depolama işine bir müddet ara vermiş olur. Buarada, korunma sistemini güçlendirici globülinleri hazırlar. Midedeki kaslar vesalgı ifraz eden hücreler, oruç müddetince birkaç saat dinlenir. Kan hacmi deazaldığı için tansiyon düşerek kalb rahatlar. Bilhassa yüksek tansiyonlulariçin oruç, bir ilaç gibi faydalıdır.

    Gıda artıkları iyi yakılmayınca, damarları yıpratır. Yakılmayan yağlar,damarları daraltır, damar sertliği denilen rahatsızlığa sebep olur. Akşamadoğru vücutta gıda hemen hiç kalmaz. Yani bütün gıdalar yakılmış olur. Bubakımdan bilhassa �damar sertliği� olanların başka aylarda da oruç tutmalarıtavsiye edilir. Oruç müddetince vücudun diğer organlarında da dinlenme olur. Azyemek ve oruç tutmak, vücudun sıhhati için çok önemlidir. Zekat, malın kiridir.Zekat veren, malını kirden koruduğu gibi, oruç tutan da vücudun zekatınıödemiş, hastalıklardan onu korumuş olur. Oruç tutmakta sabır da vardır.Hadis-i şerifte, (Temizlik imanın yarısı, oruç da sabrın yarısıdır)buyuruldu. (Müslim)

    Oruç sıhhat getirir. Hadis-i şerifte, (Oruç tutan sıhhatli olur)buyuruldu. (Taberani)

    Hastalıkların ekserisi çok yemekten ileri gelir. Hadis-i şerifte buyuruldu kiÇok yiyip içmek hastalıkların başıdır.) [Dâre Kutni]

    Çok yiyende acıma hissi azalır. Arzuları artar, harama dalar. Gayrı meşruarzuları harekete geçiren yolları tıkamak gerekir. Açlık şeytanın yolunu tıkar.Hadis-i şerifte, (Şeytan, damardaki kan gibi, vücutta dolaşır, açlık ileyolunu daraltın) buyuruldu. (İhyâ)
    Bekâr için de oruç faydalıdır. Hadis-i şerifte (Oruç şehveti keser)buyuruldu. (İ. Ahmed)

    Sual: Çok yemek ne demektir? Doyuncaya kadar yemek, çok yemek midir?
    CEVAP
    İmam-ı Rabbani hazretleri, (Tasavvuf, az yemek, az içmek değildir.Herkesin helalden kazanıp, doyuncaya kadar yemesi lazımdır) buyuruyor.Şah-ı Nakşibend hazretleri de, (Bir şey yemek, aç kalmaktan iyidir)buyuruyor.
    Az yemek, elbette iyidir. Fakat, az yemek, doymadan önce sofradan kalkmak veacıkmadan sofraya oturmamak demektir. Yoksa, aç kalmak demek değildir.

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:İnsanlar, riyazet çekmek deyince, açlık çekmeyi ve nafile oruç tutmayıanladılar. Halbuki, dinimizin emrettiği kadar yemek için dikkat etmek, binlercesene nafile oruç tutmaktan daha güç ve daha faydalıdır. Bir kimsenin önünelezzetli, tatlı yemekler konsa, iştahı olduğu halde ve hepsini yemek istediğihalde, dinimizin emrettiği kadar yiyip, fazlasını bırakması, şiddetli birriyazettir ve diğer riyazetlerden çok üstündür. (Menakıb-ı Ahmediye, H. S.Vesikaları)

    Muhammed Masum hazretleri de, buyuruyor ki:Yemekte, içmekte orta yolu gözetmelidir. Gevşeklik verecek kadar çok yememeli.İbadet yapamayacak kadar da, perhiz etmemelidir. Evliyanın büyüklerinden Şah-ıNakşibend hazretleri, (İyi ye, iyi çalış) buyurdu. Sözün kısası, ibadetve iyilik yapmaya yardımcı olan her şey, iyi ve mübarektir. Bunları azaltanlarda, yasaktır. (2/110)


  8. #8
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.965

    Standart

    Oruç => Orucun Faydaları

    Ramazan orucunun, dünyevî ve uhrevî, ferdî ve içtimaî pek çok faydaları vardır. Biz burada bu faydalardan sadece mühim birkaçına işaret edeceğiz:


    Orucun, İlâhî Nimetlerin Şükrüne Bakan Faydası:

    Cenâb-ı Hak, yeryüzünde insanların istifadesine sunmuş olduğu hesapsız nimetleri için, fiyat ve karşılık olarak, onlardan sadece şükür istemektedir. Şükür ise, bütün nimetleri Allah'tan bilmek, o nimetlere hakikî ihtiyacını hissedip kıymetini tam takdir etmekle olur.

    İşte Ramazan orucu, hakikî, hâlis, çok büyük ve umumî bir şükrün anahtarıdır. Zira başka vakitler çok kişi, hakikî açlık duymadığı için, pek çok nimetlerin kıymetini takdir edemez. O nimetlere ne derece ihtiyacı olduğunu hakkıyla hissedip bilemez. Halbuki iftar vaktinde hakikî açlığın verdiği iştahla, kuru bir ekmeğin bile ne kadar kıymetli bir nimet olduğu yakînen hissedilir. En zengininden en fakîrine kadar her mü'min, nimetlere ihtiyacını hissedip değerini anlamakta mânen bir nevi şükre mazhar olur.

    Hem oruçlu herkes, yemeden içmeden uzak kalma mecburiyeti cihetiyle, nimetlerin hakiki sâhip ve mâlikini de idrâk eder. Nimeti nimet bilir ve o nimeti vereni düşünür. Bu cihetle de mânen bir nevi şükür vazifesini yerine getirmiş olur.

    Orucun İçtimaî Hayata Bakan Faydası:

    İnsanlar, maişet ve geçim yönünden aynı seviyede yaratılmamış; fakir, zengin, orta halli gibi bâzı sınıflara ayrılmıştır. Cenâb-ı Hak, maişetteki bu farklılık sebebiyle, zenginleri fakirlerin yardımına dâvet etmektedir. Tâ ki zenginle fakir arasında büyük bir yaşayış farkı meydana gelmesin. Fakirler de zenginler gibi insanca bir yaşayışa, zarurî ihtiyaçlarını te'min edebileceği normal bir hayat seviyesine kavuşsun...

    Cem'iyette sınıflar arasında gerçek bir yardımlaşma ve dayanışmanın te'sis edilmesi büyük bir zarurettir. Aksi takdirde fakirlerde zengine karşı kin ve hased, zenginlerde ise fakire karşı küçümseme ve hakkını gasbetme duyguları gelişir ki, bunun sonucu olarak da toplumun huzur ve saadeti kaybolur, âsâyiş ve iç güvenliği tehlikeye düşer. Demek ki huzurlu bir cem'iyet yapısına kavuşmak için, sınıflar arasındaki uçurumların doldurulması, zenginle fakir arasında tam bir yardımlaşmanın temini ve karşılıklı hürmet, merhamet ve sevgi bağlarının te'sisi şarttır.

    Zenginlerin ve imkân sahiplerinin, fakir-fukaranın yardımına koşması ise, ancak onların acınacak hallerini ve açlıklarını, imkânsızlıklarını yakînen bilmeleri, bir nebze olsun yaşamaları ve hissetmeleri ile mümkündür. Bu da en iyi şekilde oruçla gerçekleşir.

    Orucun Nefsin Terbiyesine Bakan Faydası:

    İnsan nefsi, kendisini hür ve serbest ister, kendisine hiç karışanı olmadan, dilediği tarzda hareket etmeyi fıtrî olarak arzular. Mahiyetindeki âcizlik ve zayıflığı, kusur ve hatâları hiçbir vakit görmeye yanaşmaz. Hadsiz nimetlerle beslenip yaşatıldığını, terbiye olunduğunu asla düşünmek istemez. Üstelik, servet ve iktidarı da varsa, gaflet içinde, ilâhî nimetleri, gâsıbâne ve hırsızcasına hayvan gibi tutar. Âdeta demirden bir vücudu, ölümsüz bir hayatı varmış, gibi bütün varlığıyla dünyaya sarılır, birçok kötü ahlâk ve günahlar içinde yuvarlanıp gider.

    İşte Ramazan-ı şerîf'te tutulan oruç, en zengininden en fakirine, en gafilinden en mütemerridine kadar herkese, nefsinin gerçek mahiyetini gösterir. Hiç kimsenin kendi nefsine mâlik olmadığını; Allah'ın izni ve emri olmadan hiçbir şey yapılamayacağını hatırlatır. Oruç sayesinde nefsin ne derece zayıf ve âciz olduğu, demirden sanılan vücudun ise, ne kadar çürük ve dayanıksız bulunduğu bütün çıplaklığıyla ortaya çıkar. Nefsinin gerçek mahiyetini bu şekilde görüp idrâk eden insan, artık başıboşluğu, serseriliği, nefsine itimat ve gururu bir tarafa bırakarak hakikî vazifesi olan şükür ve kulluk görevini omuzlarına yüklenip; kötü ahlâktan, günah ve sefahetlerden vazgeçer.

    Orucun, Nefsin Fir'avunluk Damarını Kırmasına Bakan Faydası:

    İnsandaki nefs-i emmâre, Rabbini tanımak, O'nun emirlerine boyun eğmek istemez. Fir'avn gibi, bizzat kendisi rablık ve ilâhlık dâvasında bulunur. Nefsin bu damarını açlıktan başka hiçbir şekilde kırmak mümkün değildir.

    İşte Ramazan orucu, doğrudan doğruya nefsin fir'avunluk cephesine darbe vurup kırar; ona za'fını ve fakrını hissettirerek Allah'ın âciz bir kulu olduğunu bildirir.

    Rivayete göre, Cenâb-ı Hak nefse:
    - Ben kimim, sen kimsin? diye sormuş. Nefis de:

    - Ben benim, sen sensin! diye cevab vermiş. Bunun üzerine Allah ona azab vermiş, Cehenneme atmış, sonra yine sormuş:

    - Ben kimim, sen kimsin?

    Nefsin cevabı aynı olmuş:

    - Ben benim, sen sensin!

    Hangi azâbı verdiyse, nefis gurur ve enaniyetinden vazgeçmemiş. Nihayet uzun süre aç bırakarak
    bir nevi oruç tutturmuş, sonra tekrar sormuş:

    - Ben kimim, sen kimsin?
    Nefis bu sefer şu cevabı vermiş:
    - Sen benim Rabb-i Rahîmimsin, bense senin âciz bir kulun...

    Orucun, Kur'ân-ı Kerîm'in Nüzûlüne Bakan Faydası:
    Oruç ayı olan Ramazan ayı, Kur'ân-ı Hakîmin Resûl-i Ekrem'e (asm) indirilmeye başlandığı mübarek bir aydır. İlâhî vahyin ilk lemeân etmeye, hidâyet nurlarını saçmaya başladığı böyle ulvi ve yüce bir aya, insanların ne çok hürmet etmeleri gerektiği ve bu İlâhî hâtırayı kalb ve gönüllerinde devamlı olarak yaşatmalarının ne derece zaruret olduğu apaçık ortadadır.

    İşte, oruç ibâdetinin bu ayda farz kılınmasının bir hikmeti de budur.

    Oruç ibâdeti, Kur'ân'ın ruhu ve dâvetiyle, hedef ve gayesiyle ve indirilmesindeki İlâhî hikmetle son derece mütenasibdir. Kur'an bizatihî hidâyet ve nurdur. İnsanları takvâ ve merhamete, adâlet ve eşitliğe, iyi muamele ve muaşerete, doğruluğa, ihlâsa, nefsin hile ve desiselerinden temizlenmeye teşvik eder. Oruç ve onun hikmeti de böyledir. Çünkü oruç da insanları doğruluğa, ihlâsa, iyiliğe, nefis terbiyesine, merhamete yöneltir. Nefsi sabra, güçlük ve meşakkatlere katlanmaya, karşılaşılacak her türlü zorlukları yenmek ve engelleri aşmak için gereken dikkat ve
    metanete sevk eder.Orucun Faydaları
    Kısacası, oruç, Kur'an ayı olan Ramazan ayına en lâyık bir ibâdettir ve Kur'ân-ı Kerîm'in
    nüzûlünün sene-i devriyesini tes'îd ve ihyâ mahiyetinde büyük bir mânevî festivaldir.


    Orucun, İnsanın Uhrevî Kazancına Bakan Faydası:

    İnsanoğlu bu dünyaya, âhireti için ziraat ve ticaret etmeye gelmiştir. Oruç ayı olan Ramazan-ı Şerîf ise, insanın bu uhrevî ticaret ve ziraati için en bereketli bir zamandır. Çünkü Ramazan-ı şerîf'te işlenen amellerin sevabı bire bindir. Kur'ân-ı Hakîm'in herbir harfinin sevabı, hadîslerin bildirdiğine göre, on hasene iken, Ramazan-ı şerîf'te herbir harfin sevabı on değil bin ve Âyete'l-Kürsî gibi bâzı âyetlerin herbir harfi binler ve Ramazan-ı şerîfin Cumalarında daha fazla olur. Ve Kadir gecesinde de 30 bine kadar çıkar.

    Bu bakımdan Ramazan-ı şerîf, âhiret ticareti için, çok kârlı bir pazar; uhrevî hâsılat için gayet bereketli bir zemindir. Cenâb-ı Hakkın Rububiyet saltanatına karşı, beşerî ubudiyetin resmî geçiş yaptığı parlak ve kudsî bir bayram hükmündedir.

    Gerçekten de Ramazan-ı şerîf, bu fâni dünyada, fâni ömür içinde, kısa bir hayatta, bâkî bir ömür
    ve uzun bir hayatı kazanmaya en büyük vesiledir.

    İşte böyle kudsî bir bayram veya kârlı bir pazarda, insanın oruç tutmak suretiyle yemek, içmek gibi süflî meşguliyetlerini, nefsin heves ve zevklerini muvakkaten terk etmesi ne derece lüzumlu, fıtrî, tam yerinde bir vazife olduğunu artık siz düşününüz...

    Orucun Beden Sağlığına Bakan Faydaları

    Orucun beden sağlığına yaptığı müsbet te'sir ve faydaları şöylece sıralayabiliriz:
    * Oruç, sıhhatın anahtarıdır. Bir yıl çeşitli yemeklerle ve içilen meşrubatla yorulan, yıpranan sindirim organlarımıza dinlenme, toparlanma, güç ve kuvvet kazanma imkânları hazırlar. Devamlı çalışan bir makinanın muayyen zamanlarda nasıl bakıma ihtiyacı var ise, bunun gibi yorulan sindirim organlarımızın da hiç olmazsa senede bir ay dinlenmeye ve bakıma ihtiyacı vardır. Bunu da en iyi şekilde oruç ibâdeti yapmaktadır.

    * Oruç vücudun açlığa, susuzluğa karşı mukavemetini de arttırır. İnsana dayanıklılık ve tahammül gücü kazandırır.

    * Oruç ömrü de uzatır. Çünkü o, sıhhatın devamını ve gençlik çağının uzamasını te'min edebilir. Uzun yaşayan bir hasta, tıp nazarında uzun ömürlü sayılmaz. Uzun ömür, vücûdun dinç ve sağlam kalması demektir.

    Oruç, aynı zamanda, çalışan kimseler için sıhhat ve rahatlık kaynağıdır. Çünkü orucun verdiği hafiflik ve rahatlık sâyesinde iç organlarımız
    yediğimiz günlere nisbetle çok daha rahat çalışırlar. Bu rahat çalışma, bütün bedenimizde bir hafiflik ve zindelik meydana getirir. Ramazan günlerinde kendimizi kuş gibi hafif hissedişimizin sebebi, orucun verdiği bu zindeliktir.

    Oruçlu olan kimse, günde iki defa yemek yer: Birisi iftarda, diğeri de sahurda. Bugün modern tıbbın öngördüğü yaşama tarzında da yemek öğünü ikidir. Çünkü ikiden fazla yemek öğünleri, hem bedenimize zarar vermekte, hem de zaman kaybına sebeb olmaktadır. Öğle yemeği te'siriyle vücudumuz kuvvetini ve canlılığını kaybeder, tenbelleşip uyuşur. Böyle bir bedenle işe başladığımızda randıman yarı yarıya düşecektir. Halbuki mide boş iken, beden daima hafif kalır. Çalışmasına aynı âhenkle devam eder.

    Aslında, iftar ve sahurda aşırı yemek, mideyi tıkabasa doldurmak da doğru değildir. Çünkü o takdirde beden ve ruha dinlenme, rahatlama imkânı, vücut fabrikasına yıllık bakım ve tamir fırsatı verilmemiş, oruçtan beklenen netice ve fayda da te'min edilememiş olur.

    Orucun vücut sağlığı açısından taşıdığı önemi Peygamberimiz hadîs-i şerîflerinde şu şekilde beyan buyurmuşlardır:
    "Oruç tutun! Vücudunuz sağlam (ve sıhhatli) olsun."

    "Her şey'in bir zekâtı vardır. Vücudun zekâtı da oruçtur."

    Yani, zekâtı vermek, nasıl malı ve malın pisliğini giderip temizliyorsa, oruç da vücudu temizleyip vücuttaki zehirleri, fazlalıkları bertaraf eder; insanı hastalıklardan kurtarır.

    Orucun Ruh sağlığına Bakan Faydaları

    Orucun, insanın ruh sağlığına ve mânevî hayatına verdiği bâzı faydaları şöylece sıralayabiliriz:

    * Oruç, insan için maddî bir perhiz olduğu kadar mânevî bir perhizdir de... Çünkü insan nefsi, yeme, içme konusunda dilediği şekilde hareket ettikçe, kişinin beden sağlığına zarar verdiği gibi helâl-haram demeyip rastgelen şey'e saldırmak ve bulduğunu yutmakla da mânevî hayatını zehirler, ruh sağlığını tehlikeye düşürür. Artık kalb ve ruhun emrettiklerini yapmak, gösterdiği yolda gitmek, o nefse zor gelir. İnsanı kendi istediği, canının çektiği istikamete doğru sürükleyip götürmeye başlar.

    İşte Ramazan-ı şerîf'te oruç vasıtasıyla, nefis, bir nevi perhiz ve riyazete alışır ve emir dinlemeyi öğrenir. İlâhî emre boyun eğerek helâl işleri bile terk ettiğinden, haramlardan çekinmek hususunda da tam bir meleke ve kabiliyet kazanır. Böylelikle bedenî olduğu kadar mânevî ve ruhî sıhhat ve âfiyete de kavuşur.

    * İnsan midesi, vücuttaki bütün duygu ve cihazlarla alâkalı bir şekilde yaratılmıştır. Âdeta mide büyük bir fabrika, vücuttaki bütün duygu ve cihazlar da o fabrikanın hademesi, işçisi, yardımcısı hükmündedir. Bu mide fabrikası, bütün sene boyunca hiç tatil ettirilmeden çalıştırılırsa, nefis, mideye yardımcı durumunda olan bütün duygu ve cihazları, devamlı mide ile meşgul ettirir; onların kendilerine mahsus ibâdetlerini ve ulvî vazifelerini insana unutturur. İnsanoğlu sanki dünyaya sadece yiyip içmek için gelmiş gibi, kalbi, ruhu, aklı, fikri ve sair bütün duyguları ile midenin ihtiyacını te'min, rızkını bulmak için seferber olur. Bütün duygularıyla midesini düşünür hâle gelmesi ise, insanı mânen alçaltır, hayvancasına bir hayatın sâhibi kılar.

    İşte Ramazan-ı şerîf orucuyla, her müslüman, bu dünyadaki vazifesinin, sırf mideyi beslemek onun ihtiyaçlarını te'min etmek olmadığını anlar. Her bir duygu ve cihazını, kendine mahsus ibâdet ve ulvî vazifelerinde istihdam eder. Bu sebeble, Ramazan-ı şerîf'te mü'minler, derecelerine göre, ayrı ayrı nurlara, feyizlere, mânevî sevinçlere mazhar olurlar. Kalb ve ruh, akıl ve sır gibi lâtifeler, o mübarek ayda oruç vasıtasıyla çok terakki ve tefeyyüzde bulunur. Midenin ağlamasına bedel, sair duygular mâsumâne gülerler..Bilgi Kaynak : Sorularla İslamiyet

  9. #9
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.965

    Standart


    İşte orucun faydaları

    Ramazan ayına sayılı günler kala, Diyanet İşleri Başkanlığı oruçla ilgili kapsamlı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “İslâm’ın beş şartından üçüncüsü Ramazan ayında oruç tutmaktır.

    Ramazan orucu, hicretin ikinci yılında farz kılınmıştır. Oruç, niyet ederek tanyerinin ağarmaya başlamasından itibaren, akşam güneş batıncaya kadar yememek, içmemek ve karı-koca ilişkisinde bulunmamaktır.

    Ramazan ayı, Müslümanlar için kutsal ve çok mübarek bir aydır. İslâm güneşi bu ayda doğmuş, dünyayı aydınlatan Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim bu ayda inmeye başlamıştır. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi bu ayın içindedir.



    İçimizi kötü düşüncelerden, dışımızı çirkin davranışlardan temizleyen oruç bu ayda tutulmaktadır. Yüce Allah şöyle buyuruyor: ‘Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Ola ki, korunup sakınırsınız’

    Oruç, bizi dünyada kötülüklerden sakındıran, ahirette cehennemden koruyan ve günahlarımızın bağışlanmasına vesile olan önemli bir ibadettir. Sevgili Peygamberimiz şu müjdeyi veriyor: ‘Kim inanarak ve mükâfatını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır’ “denildi.
    ORUCUN FAYDALARIOrucun faydalarının anlatıldığı açıklama şöyle devam etti:“Oruç Ahlâkımızı Güzelleştirir"Oruç, bize daima Allah’ı hatırlatır, sorumluluk duygusunu geliştirir. Kalbimizi kötü duygu ve düşüncelerden temizler, başkalarına fenalık yapmaktan korur. Oruç, bize en güzel ahlâkî davranışları kazandırarak adeta melekleştirir.Orucun farz olmasındaki hikmet, Allah’a karşı kulluk görevini yerine getirmek ve kötülüklerden sakınmaktır.Oruç, Merhamet ve Yardım Duygularını GeliştirirHayatında açlık nedir bilmeyen varlıklı bir kimse, yoksulların çektiği açlık ve sıkıntıyı gereği gibi anlayamaz. Fakat bu kişi oruç tutarsa açlığın ne olduğunu anlar ve yoksulların sıkıntılarını yüreğinde daha iyi hisseder, onlara karşı şefkat ve merhamet duyguları uyanır. Bunun sonucu olarak da yoksullara yardım elini uzatır, sıkıntılarını gidermeye çalışır.Oruç Tutmak İnsanı Sağlıklı YaparBu konuda Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: ’Oruç tutunuz, sıhhat bulursunuz’Senenin onbir ayında yorulan sindirim organları oruç sayesinde dinlenir. Bilim adamları, orucun sağlık yönünden vücudumuza bir çok faydaları olduğunu belirtmişlerdir. Nobel tıp armağanı kazanan ünlü Fransız bilim adamı Doktor Aleksi Karel oruç hakkında şunları söylüyor: ’Oruç sırasında vücutta depo edilmiş besin maddeleri harcanır, sonradan bunların yerine yenileri gelir, böylece vücutta bir yenilenme olur. Oruç sağlık bakımından çok faydalıdır.’Oruç İnsana Sabırlı Olmayı ÖğretirOruç tutmakla, belirli bir zaman yeme, içme arzusuna karşı koyan kişi, hayatta karşısına çıkabilecek güçlüklere kolaylıkla sabreder, acılarave sıkıntılara dayanır, iradesi güç kazanır. Gerektiğinde düşmanla savaşmaktan yılmaz, bu uğurda karşısına çıkabilecek zorluklara dayanmasını bilir.”Açıklamada, orucun farz olmasının şartları da şu şekilde anlatıldı“1) Müslüman olmak,2) Akıllı olmak,3) Erginlik çağına gelmiş olmak.Erginlik çağına gelen ve akıllı olan her müslüman erkek ve kadına Ramazan ayında oruç tutmak farzdır. Allah’ın kesin emridir. Erginlik çağına gelmeyen çocuklara oruç tutmak farz değildir. Ancak bünyelerine zarar vermeyecek şekilde çocukları da yavaş yavaş oruca alıştırmak uygun olur.Kadınlar, lohusalık ve adet görme hallerinde oruç tutamaz, namaz kılamaz. Bu halleri geçtikten sonra tutamadıkları oruçları kaza ederler, yani gününe gün tutarlar. Fakat kılamadıkları namazları kaza etmezler.”

  10. #10
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.965

    Standart

    MERVE TUNÇEL - İSTANBULBir ibadet olmasının yanısıra orucun sağlık açısından faydaları da saymakla bitmez. Lakin bu faydalar nasıl bir süreç sonunda oluşur pek bilmeyiz. Orucun vücudumuza nasıl tesir ettiğini Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Akcan anlattı.
    Fazla yemenin getirdiği zararlar önlenir
    Oruç tutmak, fazla yemenin getireceği sağlık problemlerini ortadan kaldırıyor. Fareler üzerinde yapılan deneylerde periyodik olarak yapılmış az beslenmenin farelerin ömrünü uzattığı gösterilmiş. İnsanlar için de aynı şekilde periyodik olarak oruç tutmak fazla yemenin getireceği obezite gibi sağlık problemlerini ortadan kaldıracağı için yaşam süresini kısaltacak faktörleri ortadan kaldırır. Vücut toksinlerden arınır.

    Faydalı enzimler uyarılıyor
    Oruç tutarken özellikle yağların yıkılmasıyla ilgili enzim sistemleri adeta antrenman yaparmış gibi uyarılmakta böylece daha hızlı yağ yıkımı yapabilecek hale gelmekte. Enzimlerin, bu aktif ve uyarılmış hali oruç bittikten sonra da bir süre daha devam edebilmektedir. Oruçluyken karaciğer normal zamanda yapmayı bıraktığı veya azalttığı bazı faydalı metabolik aktiviteleri tekrar yapmaya başlar. Bunlardan birkaçı diğer maddelerden glikoz oluşturmak (glukoneogenez), karaciğerde depolanmış bekleyen glikoz depolarını kullanıma sunmak (glikojenoliziz) ve yağ depolarının yıkılarak kullanımını hızlandırmaktır.

    Başımız ağrıyor ama…
    Beyin normal zamanlarda sadece glikoz kullanırken oruç dönemlerinde yağların yıkılması sonucu oluşan keton cisimlerini kullanmayı yeniden hatırlar. Birkaç gün süren bu adaptasyon sırasında oruç tutanlarda geçici olarak baş ağrısı olabiliyor.

    Kalp damar sistemi düzenli çalışır
    Oruç esnasında sindirim sistemine daha az kan gider. Böylelikle vücudun diğer kısımlarına daha fazla kan gönderilebilir. Bu esnada kan damarlarına yayılmış olan kolesterol plaklarının uzaklaştırılmasına yardımcı olabilir.

    Sinir sisteminin dengesini sağlıyor
    Vücudumuzda birçok sistemin çalışmasını düzenleyen sempatik ve parasempatik otonomik sinir sistemi mevcuttur. Otonomik sinir sistemi bizim bu işi yapmak için hiç düşünmediğimiz ve otomatik olarak yapılan işleri organize ederler. Örneğin kalbimizin çarpması, gözlerimizin uzak veya yakın bir objeye bakarken sürekli netliği kaybetmeden görebilmesi gibi. İki sistemin dengesi bozulunca çarpıntı, terleme ve ishal gibi yakınmalar ortaya çıkabilir. Ancak oruç tutmak da sempatik sistem ve parasempatik sistem arasındaki olması gereken dengeyi sağlayan etkili bir yöntem.

    Diyabet gelişimini engelliyor
    Şeker hastalarında (Tip 2) görülen insülin direncinin en iyi tedavilerinden biri egzersiz, diğeri ise alınan besinin azaltılması yani oruç. Oruç döneminde pankreas dinlenir, vücut glikoz kullanımından ziyade yağları ve keton cisimlerini enerji kaynağı olarak tüketmeye zorlanır. Bu durumda glikoz daha az olacağından dolayı, pankreas da yüksek glikozu düzeltmek için daha fazla çalışmak, aşırı miktarda insülin salgılamak zorunda kalmayacaktır.

    Hipertansiyon ve böbrek fonksiyonlarını düzenler
    Oruç esnasında böbrekler su kaybını önleyebilmek için tüm gücüyle çalışır. Böylece bu fonksiyonları daha diri kalır. Aynı zamanda vücuttan tuz atılımı devam eder. Bu da tansiyon kontrolünü kolaylaştıracaktır. Tuz ve su kısıtlaması, tansiyonu en kuvvetli şekilde düzelten ve bazen ilaç kullanma ihtiyacını ortadan kaldıran yöntem.

    Ruh sağlığını dengeye getirir
    Orucun bir ibadet olarak tutulması ve kudretli bir varlığın himayesine girdiğine inanmanın getirdiği güven duygusu, kişilere mutluluk verir. Bu da beyinde endorfinlerin salınımıyla olur. Oruç tutarak duygu durumunu yükselten kişi; stres, anksiyete ve depresyon gibi durumlara karşı fiziksel ve zihinsel açıdan dayanıklı hale gelir.

    Bağışıklık sistemi hastalıklarına yakalanma riskini azaltır
    Özellikle ince bağırsaktaki mukoza yüzeyi bir filtre gibi çalışarak vücut için gerekli olan maddeleri alırken daha büyük proteinleri, antijenleri ve bazen daha büyük yapıları vücudun içerisine sokmamaya çalışır. Bu olayın sürekli yaşandığı durumlarda bu mukozal bariyerlerde bozukluklar oluşmaya başlar. Sonuçta da filtre sistemi bozulur. Otoimmün hastalık grubu denilen durumda, immün sistem (bağışıklık sistemi) kontrolsüz bir şekilde çalışarak vücut dokularına zarar verir. Oruç dönemlerinde sindirim sistemi dinlendiği için sindirim yolundaki filtre yapısı da kendini yeniliyor ve görevini daha kolay yaparak istenmeyen birçok yabancı maddenin vücuda emilmesini ve lüzumsuz şekilde immün sistemi uyarmasını engelliyor.


Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-19-2012, 16:51
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-18-2012, 12:59
  3. Güzel havalara sağlıkla 'merhaba'
    By serife in forum Beslenme, Diyet ve Kilo Problemleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 05-12-2012, 08:35
  4. Önce ruhunuzu rahatlatın
    By ozzylive in forum Ruhsal ve Sinirsel Rahatsızlıklar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 01-16-2012, 11:21
  5. Oruçla tedavi:
    By igokcek in forum Alternatif Tıp
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-25-2005, 22:49

Visitors found this page by searching for:

aidin salih zayıflama

münir arıkan su orucu

su orucu nasıl yapılır

güzel sahur mesajları

su orucu münir arıkan

oruç saat kaçta başlar

su orucu ile zayıflama

aidin salih su orucu nasıl yapılıraidin salih su orucusahur mesajlarıoruçla tedavi21 günlük su orucu nasıl yapılırsahur kaçta başlarşifa orucu nasıl yapılıroruç kaçta başlarmünir arıkan su diyetisu orucu diyeti nasıl yapılıringiliz tuzu aidin salihaçlık orucu ile zayıflamapeygamberimiz sahurda ne yerdisu orucu ile zayıflayanlaraçlık orucupeygamber efendimiz sahurda ne yerdiaidin salih su diyetiaçlık oruçları

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169