Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 12 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Anksiyete Bozukluğu, Kaygı Bozukluğu, Bunaltı Bozukluğu

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.949

    Standart Anksiyete Bozukluğu, Kaygı Bozukluğu, Bunaltı Bozukluğu

    Anksiyete Bozukluğu, Kaygı Bozukluğu, Bunaltı Bozukluğu

    Alıntı kemali Nickli Üyeden Alıntı
    hayırlı akşamlar
    anksiyete bozukluğu için neyi önerirsiniz.
    SARI KANTARON FORTE, SİNİRLİ OT FORTE, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir kullanmak gerekir ve isteyenler tedavi sürecini hızlandırmak için Artı DEPRESYON çayı ve enfeksiyon Çayı dakullanabilirler.

    Alıntı c.turkoglu Nickli Üyeden Alıntı
    Yasım 40.Genc yaslardan beri devam eden yorgunluk, şişkinlik ve anksiyete durumum var . İlaveten kotu kokulu gaz durumu. fakat ben acıkcası emın degılım. Fızıksel olarak yanlıs olan bısey dolayısı ile mı hareket edecek dermanım yok , kolay strese gırıyorum , yoksa stres ve hareketsızlık dolayısı ile mı yorgunluk hissedıyorum .Bu gunlerde iksir kullanmaya basladım. yaklasık 1 hafta da 3 te bırı bıttı. Sabahları ıcemıyorum işe gıttıgımden. Aksamları erken ve gec saatlerde cay bardagına 1 cm koyup ıcıyorum. Ama anladıgım kadarı ile ıksır tek yetmıyor. Tonik ve birde çay onerıyorsunuz. Hangi cay ı kullanmalıyım ?.Bu sorunlar ıcın onerecegınız dıger urunler hangıleri ? Doz olarakiksir minimum kac haftada bitmeli ? yuksek doz kullanımı nı onerırmısınız ? en erken hangı surede iyileşme beklemelıyız ? sustenex isimli prebıyotık bir urun daha var. Ilave olarak bunu veya bır baska destegı kullanmamı onerebılırmısınız

    Bağırsak mantarlarını üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa kanda dolaşan toksik maddeler beyine etki yapar ve beyinin hormon dengelerini bozar. Bu
    SARI KANTARON FORTE, SİNİRLİ OT FORTE, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir kullanmak gerekir ve isteyenler tedavi sürecini hızlandırmak için Artı DEPRESYON çayı ve enfeksiyon Çayı dakullanabilirler. Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Vücudumuzun bozulan asit baz dengesini Himalaya tuzu ile yeniden düzelir. Örneğin normal tuz ödem, damar sertliği, asidoz vs ye sebep olurken Himalaya tuzu ödemi, asidozu ve damarlarda ki sertliği önler.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
    www.bitkiseltedavi.com

  2. #2
    admin Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    207

    Standart



    Depresyon, Ruhi çöküntü

    Depresyona eskiden ruhi çöküntü , bitkinlik, yorğunluk, gevşeme ve cesareti kırılma gibi kelimelerde tarif edilebilirdi. Depresyon psikolojik bir rahatsızlık olup haftalarca, aylarca ve hatta yıllarca sürebilir. Almanyada 4 milyon kişinin depresyon rahatsızlığı olduğu düşünülürse işin önemi anlaşılır.Depresyonun sepeplerinden en önemlisi sağlıklı insanlarda normal çalısan serotonin ve noradrenalin gibi nörotransmitik maddelerin (sinir uclarından dokulara haber veya uyarı taşıyan madde) normal üretim ve elimine şeklinin bozulması sonucu ortaya çıkar.

    Beyindeki serotonin ve noradrenalin gibi hormonlarda azalma görülür. Buda depresyona sebep olur. Avupa ülkeleindeki iş krizi nedeniyle işçi hakaları 50-60 yılın gerisine döndü ve işyerlerinde işçi ve memurlar uygulanan baskılar insanların psikolojisini bozdu. Molalar azldı, ücretler düştü ve yeni işcilerin artık yıllık çalışma planlarıda yok işverenin çağrı güçü (abruf Kraft) adını verdiği bu işciler birgün sabahcı, birgün ögleci ve birgün gececi olarak işe gelmekteler. Sürkli vardiye değişimi, çok çok düşük üçret ve ağır baskılar insanların morallerini bozmakta insanlar sinirsel gerilimle yaşamaka ve depresyona yakalanmaktadırlar.

    Çin, Hindistan, Malezya ve Endoneya gibi güney doğu ülkelerinin son 30 yıldır dormayan kalkınışları başta ABD ve Avrupa ülkelerinin rekabet güçünü düşürmekte ve işvernleri işcilere baskıya zorlamaktadır. Çare işcinin işyerine ortak olmasıdır. Ortak olan insanlar daha verimli ve kaliteli ürün üreteceklerinden bu heme işvereni hemde işcileri memun edecektir. İşciler arasında veya şefleri ile sürtüşmeler minimuma düşecektir. Ortaklık sistemine geçenler, çağı yakalıyark çok, kaliteli üretim ve dayanışma ile problemler aşılacak ve işcilerde hem bedenen, hemde ruhen rahatlıyacaklar.

    Depresyonun belirtileri: Kişinin kendini bazen yorğun, bitkin ve ümitsiz hissetmesi normaldir. Normal olan bu durumla, hafif depresyon arasındaki fark birbirine çok yakındır. Buna ancak aşağıdaki rahatsızlıklar ortaya çıkıyorsa o zaman depresyon diyebiliriz.
    1-) Ürkek davranışlar
    2-) Normal eğlence ve toplantılara karşı isteksiz, ilgisiz ve sevincle katılamama
    3-) İştahsızlık çekme, zayıflama ve nadirende aşırı yiyerk şişmanlama
    4-) Uykurahatsızlıkları
    5-) Acıverici huzursuzluk, hedeflerinden tavizverme meyli, düşünememe, konsentre olamama, kararsızlık vb..
    6-) Cinsel arzularda azalma
    7-) Enerjisizlik ve yorğunluk
    8-) İkidebir ölümü düşünme veya intihar etmeyi düşünme, intihar teşebbüsü
    9-) Çok sevdiğini kaybetme
    10-) Hayat şartlarını çekilemez bulma ve anlamsız bulma
    11-) Beyindeki bazı hormonların yetersiz salğılanması
    Bunlar depresyonun belirtileridir.

    Depresyonu önlemek için serotonin içeren hapların kulanmanılması mahzurludur, çünkü sayılmayacak kadar çok yantesiri vardır. Bunedenle serotonin salğılamasını doğal olarak artıran Gökçek İksirive Kılıçotu preparatları kulanılır. Ayrıca günde bir tane turunç veya greyfurt yenirse buda iyi gelir. Dresyonla basğırsak florasının ne ilgisi var diyenler olacaktır? Bağırsaklardaki zararlı bakteriler ve mantarlar sürekli toksik maddeler üretir ve bu toksik maddeler absorbe edildikten sonra beyine olumsuz etkiler yapar. Ve depresyona sebep olabilir.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

    Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet

    www.bitkiseltedavi.com

  3. #3
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.964

    Standart Anksİyete (kaygi) Bozukluklari

    Psikiyatri Bölümü Alman Hastanesi

    Fiziksel kaynaklı olduğu düşünülen rahatsızlıkların psikolojik nedenlere dayanması oldukça sık görülen bir olgudur. İnsanın hayatını mutlu bir şekilde sürdürebilmesi için ruh sağlığına da önem vermesi gerekir. Alman Hastanesi, Psikiyatri Departmanı bünyesinde, uzmanlarımız hayatınızı en iyi şekilde sürdürebilmeniz için hizmet vermektedir.
    ANKSİYETE (KAYGI) BOZUKLUKLARI

    -?Sıkıntı geliyor, tıkanıyorum. Bunalıyorum ve boğulacak gibi oluyorum?.
    -?Telefon ya da kapı çalsa hemen çok heyecanlanıyorum ve kalbim hızla çarpmaya başlıyor. Çocuklarımın ya da yakınlarımın başına kötü bir şey gelmiş olabileceği düşüncesi ile çok endişeleniyorum?.
    -?Nedensiz yere kalbim kötü kötü çarpıyor. Hemen aklıma kötü hastalıklar geliyor ve bende de mutlaka bir kalp hastalığı var diye düşünüyorum. Hastanelere kaç kez gidip çeşitli tetkikler yaptırdım. Doktorlar bir şeyim olmadığını söyledikleri halde aynı belirtiler tekrar tekrar oluyor. Tıbba inancım kalmadı?.
    -?Öyle şiddetli sıkıntı basıyor ki öleceğim, çıldıracağım ya da aklımı kaybedeceğim diye çok korkuyorum. Yerimde duramıyorum. Nefesim daralıyor, titriyorum, üşüme-ürperme geliyor, başım dönüyor. Bu nedenlerle acil servislere koşturduğum oluyor?.
    Yukarıdaki belirtiler sizde ya da bir yakınınızda olabilir. Tüm bunların nedeninin psikolojik olabileceğini aklınızda bulundurun.
    Psikiyatride anksiyete dediğimiz duygulanım hali, tüm bu belirtilere neden olabilir.

    Anksiyete nedir?

    Kaygı, bunaltı ya da sıkıntı olarak da adlandırabileceğimiz anksiyete, herkes tarafından zaman zaman yaşanan korkuya benzer bir duygudur. Duygulanımda kaygı yönünde artış olduğunu ifade eder. Kişi bunu sanki kötü bir şey olacakmış gibi nedeni belirsiz bir endişe olarak algılar. Korku, dışarıdan gelebilecek kaynağı belli gerçek bir tehlike karşısında ruhsal ve bedensel olarak verilen bir tepki biçimidir. Böyle gerçek bir tehlike ile karşılaşan her insan şiddetli bir korku duygusuyla beraber bedensel tepkiler de gösterir. Örneğin kalbi hızla çarpmaya başlar, titrer, terler, gözbebekleri büyür, ürperir, tüyleri diken diken olur vb. Anksiyete, nedeni bilincimizde olmayan yani nedeni hakkında net bir bilgimizin olmadığı, içsel bir tehlike ya da tehdit karşısında gösterilen ruhsal bir tepkidir ve korkuda olduğu gibi bedensel belirtilerin eşlik ettiği bir durumdur .Anksiyete, çok hafif bir tedirginlik ve gerginlik duygusundan panik derecesine kadar varan değişik yoğunluklarda yaşanabilir.


    Anksiyete Bozukluğu nedir?

    Anksiyete, herkes tarafından zaman zaman hissedilen bir duygulanımdır. Bu duygulanımla tanışmamış kimse yoktur. İnsanın yaşamını sürdürebilmesi, çevreye uyum gösterebilmesi ve belirli görevleri yerine getirmesinde itici güç rolü oynaması bakımından bir dereceye kadar sağlıklı olan anksiyete, kişinin işlevselliğini bozmaya başladığı noktadan itibaren sorun olmaya başlar.
    ? Kişinin mesleki ve ailevi yaşantısını etkilemeye başlamışsa
    ? Kişilerarası ilişkilerinde zorluklar oluşturuyorsa
    ? Gün içinde çok sık karşısına çıkıyor ve gününün büyük bir bölümünü kapsıyorsa
    ? Bu duygulanımını kontrol edemiyor ve başa çıkamıyorsa
    ? En az 6 aydır bu durumu yaşıyorsa
    Sorunun psikiyatrik (Anksiyete Bozukluğu ) olma olasılığı yüksektir.

    Önemli Not: Unutulmaması gereken şey Anksiyete Bozuklukları teriminin, psikiyatride sadece belirli bir grup rahatsızlığı tanımlamak için kullanılan bir tanı grubunu belirttiğidir. Psikiyatride bunun gibi birçok tanı grubu vardır. Ve bazen yakınma ve belirtiler birbirine çok yakın olduğundan başka tür rahatsızlıklarda da benzer belirtiler görülebilir. Ayırım ancak bir psikiyatri uzmanı tarafından yapılabilir.

    Başka ne gibi belirtiler görülür?

    ? Huzursuzluk, gerginlik, tedirginlik
    ? Sıkıntı, daralma
    ? Çabuk yorulma
    ? Dikkatini toplayamama ve bir konu üzerine yoğunlaşamama
    ? Uyku bozuklukları
    ? Kolay irkilme, tetikte olma
    Ayrıca:
    ? Baş ağrısı, baş dönmesi, başta uyuşma ve sersemlik hissi
    ? Kulaklarda uğuldama, çınlama
    ? Görme bulanıklıkları
    ? Ağız kuruması
    ? Kalp çarpıntısı
    ? Nefes darlığı, sık soluk alıp verme ihtiyacı
    ? Göğüste basınç, ağrı duyumları
    ? Kaslarda sızlama ve ağrılar
    ? Midede şişkinlik, hazımsızlık, yanma ve ağrılar, bulantı ve kusmalar
    ? Barsak hareketlerinde düzensizlik, aşırı gaz
    ? Sık idrara çıkma

    Çeşitleri var mıdır?

    Psikiyatride, temel belirtisinin anksiyete olduğu bir grup rahatsızlık Anksiyete Bozuklukları tanı kümesi altında toplanmıştır (Ayrıca bkz: Önemli Not) . Bu rahatsızlıklar:
    Panik Bozukluğu (Agorafobi ile birlikte- Agorafobi olmadan)
    Panik Bozukluğu Öyküsü Olmadan Agorafobi
    Özgül Fobi
    Sosyal Fobi
    Obsesif-Kompulsif (Takıntılı-Zorlantılı ) Bozukluk
    Travma (Örselenme) Sonrası Stres Bozukluğu
    Akut Stres Bozukluğu
    Yaygın Anksiyete Bozukluğu?dur.

    Anksiyete Bozuklukları kimlerde görülür?

    Anksiyete Bozuklukları, her 100 kişinin yaklaşık 30?unda yaşamlarının bir döneminde ortaya çıkabilir.
    Kadınlarda erkeklere oranla iki kat fazla görülür.
    Her yaşta ortaya çıkabilir.

    Ne yapmalı?

    Fiziksel belirtilerin yoğun olarak görülmesi sonucu, kişilerin ilk başvurdukları yerler genellikle acil servisler ya da dahiliye poliklinikleri olmaktadır. Anksiyete Bozukluğu olan birçok kişi yaşadığı fiziksel belirtilerin tedavisi için çoğunlukla dahiliye uzmanlarına, kardiyologlara, gastroenterologlara, göğüs hastalıkları uzmanlarına, nörologlara vb. başvurmaktadırlar.

    Elbette birçok fiziksel / organik hastalık anksiyeteye ya da anksiyeteye benzer belirtilere neden olabilir. Bu nedenle diğer tıbbi nedenlerin ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerekir. Ayrıca çok sık ve fazla kullanılan alkol ve bağımlılık yapıcı maddelerin de benzer bir duruma yol açtığı bilinmektedir.
    Gerekli tetkikler yapılıp fiziksel / organik bir neden bulunmadığında, soruna anksiyetenin neden olabileceği unutulmamalıdır. Yapılan tetkiklerin sonucunda belirgin bir tıbbi hastalık bulunmamasına ve doktorların belirtmelerine karşın kişileri, bazen yaşadıklarının psikolojik bir nedene dayandığına ikna etmek oldukça zordur.
    Belirtilerin anksiyeteyle ilişkisi olduğu gözlemlendiğinde ve sorunun psikolojik olabileceği düşünüldüğünde yapılması gereken şey bir psikiyatri uzmanına başvurmaktır.
    Anksiyete bozuklukları psikoterapi ve / ya da ilaç tedavisi ile düzelebilir.
    İlaç tedavisi, en az 6 ay ya da daha uzun sürebilecek bir tedavidir.

    DUYGUDURUM BOZUKLUKLARI

    Duygudurum Bozuklukları, psikiyatride belirli bir tanı grubunu belirten bir terimdir. Bu başlık altında çeşitli duygudurum bozukluğu tanıları tanımlanmıştır. En sık görülenlerinden biri major depresyondur.

    Depresyon nedir?

    Depresif duygular sağlıklı insanlarda istenmeyen ya da hayal kırıklığına neden olan yaşamsal olaylar karşısında ortaya çıkan, sıkıntı, üzüntü ve keder içeren duygusal tepkiler olup, yaşamın normal bir parçası olarak kabul edilebilir. Ancak psikiyatride ruhsal bir rahatsızlık olarak kabul edilen depresyon duygusal bir tepkiden çok daha şiddetli ve kişinin yaşamını olumsuz olarak etkileyen, hatta onun tüm yaşamsal işlevlerini bozan, belirli belirti kümelerinden oluşan bir durumdur. Temel özellikleri arasında kederli ve karamsar bir duygu hali, kötümser düşünceler, gelecek hakkında umutsuzluk, hayattan zevk alamama, enerji azlığı, psikomotor yavaşlama, iştah ve uyku düzensizlikleri bulunur.

    Kimler depresyon için daha fazla risk altındadır?

    Depresyon daha çok orta yaş hastalığıdır. 20-45 yaş arası sıklıkla görülür. Kadınlar erkeklere göre iki kat daha fazla risk altındadır. Özellikle yakın zamanda boşanmış, eşinden ayrılmış veya eşini kaybetmiş olanlarda oran daha yüksektir.

    Olumsuz yaşam olayları, kişinin alışılmış davranışlarını etkileyen ve kişinin iyilik halini bozan değişimler, depresyona yatkın olan bireylerde bu rahatsızlığı başlatabilir. Önemli yaşam olayları için şunlar sayılabilir:

    ? Evlilik yaşamıyla ilgili çatışmalar
    ? Eşinden ayrılma ya da eşin ölümü
    ? Yeni bir işe geçme ya da çalışma şartlarının değişmesi
    ? Ağır fiziksel hastalık ya da diğer aile bireylerinde beliren hastalıklar
    ? Aile bireylerinden birinin ya da beraber yaşanan kişilerin ayrılması

    Depresyonda tanı

    Tanı bir çok belirtinin aynı dönemde eşzamanlı olarak kişide izlenmesiyle konulur. Bu belirtiler şunlardır:

    ? Çökkün ve kederli duygudurum ve/veya zevk alamama
    ? Arkadaşlar ve aileden uzaklaşma
    ? Dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlüğü
    ? Değersizlik, suçluluk düşünceleri
    ? İlgi ve istek kaybı
    ? Enerji azlığı, halsizlik, yorgunluk
    ? Cinsel istekte azalma
    ? İştahsızlık kilo kaybı veya aşırı kilo alma
    ? Adet düzensizlikleri
    ? Uykusuzluk veya aşırı uyku uyuma
    ? Hazımsızlık, vücut ağrıları
    Tüm bu belirtiler kişinin mesleki ve ailevi yaşantısını etkilemeye başlamış, ilişkilerini bozuyor, gününün büyük bir kısmını kaplıyor, kontrol edilemez ve başa çıkılamaz durumda ve en az 2 haftadan beri sürüyorsa sorunun depresyon olması muhtemeldir.

    Maskeli depresyon ne demektir?

    Kısaca depresyon belirtilerinin arka planda olduğu veya hiç görülmediği, kişiler arası ilişkilerde bozulmanın olmadığı depresyon çeşididir. Hastalar sıklıkla psikolojik belirtileri ve yaşamsal sorunlarını inkar ederler ya da olduğundan daha az gösterirler. Bunlar yerine hekime; bedensel belirtiler, alkol-madde kullanımı ya da cinsel işlev bozuklukları ile başvururlar. Genellikle 35-45 yaş arası kadınlarda iki kat daha fazla görülür. Hastalarda sıklıkla ilgi ve istek kaybı, uyku bozuklukları izlenir ve sosyal uyumlarında ve ilişkilerinde kısmen bozulma yoktur.

    Tedavi

    Erken dönemde bir psikiyatri uzmanına başvurmak tedavinin başlatılması ve kronikleşmeyi önlemek açısından önemlidir.

    Depresyon büyük oranda başarı ile tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Çeşitli ilaç tedavileri ve beraberinde uygulanan psikoterapi bir çok hastada yüz güldürücü sonuçlar vermektedir.



    CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI

    Cinsel işlev bozuklukları, biyolojik sorunların bir belirtisi olabildiği gibi, ruhsal ve kişilerarası problemler nedeniyle, ya da her ikisinin birarada bulunması sonucu görülebilir. Cinsel işlev herhangi bir stres, emosyonel bozukluklar ya da cinsel işlev ve fizyolojinin iyi bilinmemesi ile olumsuz olarak etkilenebilir.
    İşlev bozuklukları ömür boyu görülebileği gibi, normal işlevin bulunduğu bir dönemin ardından gelişen, yani sonradan oluşmuş olabilir. Ya da yaygın tip olabileceği gibi, bir özel durumla ya da cinsel partnerle sınırlı olan durumsal tip olabilir. Psikolojik etkenlerden dolayı ortaya çıkabildiği gibi, bileşik etkenler sonucu da ortaya çıkabilir.

    CİNSEL İSTEK BOZUKLUKLARI

    Hipoaktif (azalmış ) cinsel istek bozukluğu
    Cinsel eylem için, cinsel fantezi ve isteğin yokluğu ya da yetmezliği söz konusudur.
    Cinsel tiksinti bozukluğu
    Bir cinsel partner ile cinsel ilişkiden kaçınma veya iğrenme ile karakterizedir.
    Cinsel istek sorunu olan hastalar, cinsellik hakkındaki bilinçdışı korkularına karşı korunma amacıyla savunma olarak cinsel isteğin engellenmesini kullanabilirler. Cinsel isteğin kaybı kronik anksiyete, depresyon, merkezi sinir sistemini bastıran ilaç kullanımı ile de görülebilir. Cinsel istek kaybı evli çiftler arasında, kadınlarda daha fazla görülmektedir.


    CİNSEL UYARILMA BOZUKLUKLARI

    Kadında Cinsel Uyarılma Bozukluğu

    Sürekli ya da tekrarlayıcı biçimde, cinsel uyarılmanın olmaması ya da uyarılmanın cinsel eylem bitinceye kadar sürdürülememesi durumudur. Bozukluk, önemli sıkıntı ve kişilerarası ilişkilerde güçlüklere yol açar.

    Kadın cinsel uyarılma bozukluğunun yaygınlığı tam olarak bilinmemektedir. Kendilerini mutlu hisseden evli çiftlerde yapılan bir araştırmada bile, kadınların üçte birinin cinsel uyarılma sorunları olduğu gösterilmiştir. Cinsel uyarılmayı sürdürmede güçlük kadınlarda anksiyete, suçluluk ve korku gibi psikolojik çatışmaların sonucu olabilir. Testesteron, östrojen, prolaktin hormonlarının düzeylerindeki değişmeler cinsel uyarılma sorunlarına yol açabilir.

    Erkekte Cinsel Uyarılma Bozukluğu (Erektil disfonksiyon: sertleşme bozukluğu )

    Genç erkeklerde yaygınlığı %8 bulunmuştur. Yaşamın daha sonraki dönemlerinde de ortaya çıkabilir.Sürekli ya da tekrarlayıcı bir biçimde, yeterli bir ereksiyon (sertleşme) sağlayamama ya da cinsel etkinlik bitene kadar sürdürememe durumudur. Sertleşme bozukluğunun organik kökenli olup olmadığını ayırdetme konusunda birçok yöntem vardır. Genellikle ürolojik bir inceleme olan nokturnal penil tümesans (NPT)?in varlığı (uykuda sertleşme), sertleşme bozukluğunun organik kökenli olmayıp psikolojik olduğunun göstergesidir. Sertleşme bozukluğunun psikolojik nedenleri arasında çözümlenmemiş bilinçdışı çatışmalar önde gelir. Bu durumda cezalandırıcı ve sert ahlaki değerler, güvensizlik veya yetersizlik duyguları söz konusudur. Erektil bozukluk cinsel eşler arasındaki anlaşmazlıklar sonucu da ortaya çıkabilir.

    ORGAZMLA İLGİLİ BOZUKLUKLAR

    Kadında Orgazm Bozukluğu (İnhibe Kadın Orgazmı )

    Normal bir cinsel uyarılma fazını takiben orgazmın sürekli ve tekrarlayıcı olarak gecikmesi veya olmaması halidir. 35 yaşını geçmiş evli kadınların %5?inin yaşamlarında hiç orgazm olmadıkları bilinmektedir. İnhibe kadın orgazmının genel yaygınlığı ise %30?dur. Bu oranların ülkemizde çok daha yüksek olması beklenir. Kadında orgazm bozukluğunda cinsel partneri tarafından reddedilme, gebe kalma korkusu, erkeklere karşı düşmanlık hisleri, cinsel dürtüleri hakkında suçlıuluk duyguları ya da evlilik çatışmaları psikolojik etkenler olarak sayılabilir.

    Erkekte Orgazm Bozukluğu (İnhibe Erkek Orgazmı )

    Burada, cinsel birleşme sırasında çok büyük güçlükle ejakulasyona (boşalma) ulaşma ya da hiç ulaşama söz konusudur. Yaşamboyu inhibe erkek orgazmı genellikle çok şiddetli psikopatolojinin işaretidir. Eğer bozukluk sonradan gelişmişse, sıklıkla kişilerası ilişkilerdeki güçlüklerin yansıtılması söz konusudur.

    Prematür Ejakülasyon (Erken Boşalma)

    Tedavi edilen cinsel işlev bozukluklarının %35-40?ının ana yakınması erken boşalmadır. Sürekli veya tekrarlayıcı olarak erkeğin isteğinden önce ejakülasyon ve orgazma ulaşmasıdır. Genç ve yeni cinsel partnerli erkeklerde yaygındır. Prematür ejakülasyon vajina (kadın cinsel organı) hakkında bilinçdışı bir korku ile birlikte olabilir. Gençlik döneminin ilk cinsel deneyimlerindeki olumsuzluklardan gelişebilir. Stresli evlilikler bu sorunu artırır.

    CİNSEL AĞRI BOZUKLUKLARI

    Vaginismus

    Vajinanın üçtebirlik dış kısmının cinsel birleşme esnasında penisin girişine izin vermeyecek ölçüde kasılması durumudur. Bu tanının konması için bozukluğun ya sürekli ya da yineleyici bir biçimde görülmesi gerekir. Daha çok yüksek sosyoekonomik gruptan kadınlarda görüldüğü bildirilmiştir. Bir seksüel travma, cinsel tecavüz ve çocuklukta cinsel kötüye kullanım bu rahatsızlığı ortaya çıkarabilir. Psikoseksüel çatışmaları olan bir kadın penisi bir silah olarak algılayabilir. Cinselliği bir günah olarak gören sıkı dinsel eğitim alan kadınlarda daha sık görüldüğü vurgulanmaktadır.

    Ülkemiz kadınlarında, gene sıkı cinsel eğitime bağlı olarak özellikle yeni evlilerde sık görüldüğü ve bazen yıllarca devam ettiği izlenmektedir.


    Disparoni

    Disparoni cinsel birleşme öncesinde, sırasında veya sonrasında görülen cinsel bölge ile ilgili ağrıları tanımlar. Sürekli ve yineleyici bir biçimde görülmesi ile karakterizedir. Gene bu tanının konabilmesi için özellikle kadınlarda endometriosis, vaginitis gibi cinsel organla ilgili bedensel hastalıklar dışlanmalıdır. Başka deyişle bu ağrılar bedensel bir bozukluk sonucu ortaya çıkmamış olmalıdır. Cinsel tecavüze ya da çocukluğunda cinsel kötüye kullanıma maruz kalmış kadınlarda kronik pelvis ağrısı yaygındır. Ağrılı cinsel birleşme gerginlik ve anksiyete sonucu ortaya çıkabilir. Disparoni erkeklerde nadir görülür ve genellikle organik bir durumla ilgilidir.

    TEDAVİ
    Bir çok uzmanlık dalının incelemesi sonucu psikojenik kaynaklı olduğuna karar verilen cinsel işlev bozukluklarının tedavisi psikiyatri ve psikoloji alanı içindedir. Zaman zaman eşlerin beraber katıldıkları bilişsel davranışçı temelli psikoterapi uygulamaları ve gereken hallerde ilaç kullanımı tedavinin esasını oluşturur. Burada da akılda tutulması gereken şey tedavinin uzun süreyi kapsayabileceğidir.

    PSİKOTERAPİ

    Ruhsal rahatsızlıkların tedavisinde psikoterapi tedavinin önemli bir bileşenidir. Her tür rahatsızlıkta ilaç tedavisinin (farmakoterapi) yanısıra psikoterapinin mutlaka bir yeri vardır. Hatta bazı rahatsızlıklarda sadece psikoterapi uygulaması oldukça olumlu sonuçlar vermektedir.

    En genel anlamıyla psikoterapi, tıbbi tedavi dışında kalan ruhsal tedavi yöntemi olarak tanımlanabilir. Uygulama ve teknik açısından birbirinden farklı psikoterapi türleri vardır: psikanalitik, bilişsel-davranışçı, destekleyici psikoterapiler gibi. Burada sayılmamış başka bireysel psikoterapi türleri olduğu gibi grup psikoterapileri ve grup psikoterapi çeşitleri de vardır.

    Psikoterapi uygulayacak kişinin, hangi tür psikoterapi uygulayacaksa bu konuda kuramsal ve uygulamalı eğitim almış olması şarttır.

    Psikiyatri'de başvuran kişiyi anlamak ve onun kendi rahatsızlığını anlamlandırabilmesi için kişiye ayrılan süre çok önemlidir. Bu süre kişinin kendini ifade edebilmesi için yeterli uzunlukta olmalı ve elbette psikoterapötik yaklaşımı içermelidir.

  4. #4
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.949

    Standart

    Alıntı sufiler Nickli Üyeden Alıntı
    İbrahim Bey daha önce sosyal fobili birini ya da ankisiyeteli birini iyileştirdi mi bu iksir ya da çaylar. Artık dayanacak gücüm kalmadı ne olur yardım edin.
    Problem değil tedavi ederiz.Sarı Kantaron Forte, Kordisep Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Sinir çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Artı o, bu, şu diyet değil Peygamber Diyetine göre beslenmek gerekir.Peygamber Diyetinde kişi de 1 gram yağlanma olmaz çünkü bünyemiz yağları yakıcı leptin salgılar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
    www.bitkiseltedavi.com

  5. #5
    RAMAZAN06 Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    May 2010
    Mesajlar
    2

    Standart yaygın anksiyete

    hocan bende kalp çarpıntısı ve el titremesi var.bu önce arada sırada olan el titremesiyle başladı.şimdide kalp çarpıntısıda var.psikolog yaygın anksiyete dedi cipralex verdi.kardiyolojı kalbınde bısey yok dedı.dıltızem verdi.hangisini kullanayım ben ılac kullanmak ıstemıyorum.dogru durust muayene etmeden ılac verıyolar.bana bir bitkisel tedavi edecek ilacınız varmı.allah rıza ıcın yardımcı olun.bu el tıtremesı hayatımı olumsuz etkılemeye basladı

  6. #6
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.949

    Standart


    Alıntı RAMAZAN06 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    hocan bende kalp çarpıntısı ve el titremesi var.bu önce arada sırada olan el titremesiyle başladı.şimdide kalp çarpıntısıda var.psikolog yaygın anksiyete dedi cipralex verdi.kardiyolojı kalbınde bısey yok dedı.dıltızem verdi.hangisini kullanayım ben ılac kullanmak ıstemıyorum.dogru durust muayene etmeden ılac verıyolar.bana bir bitkisel tedavi edecek ilacınız varmı.allah rıza ıcın yardımcı olun.bu el tıtremesı hayatımı olumsuz etkılemeye basladı
    Antibiyotik kullanmaktan bağırsaklarda ki faydalı bakteriler azalıyor, ve yerine mantarlar yerleşiyor.Mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtmaya çalışıyor, arıtamazsa vücudun diğer organlarına depolar ve böylece hormon anormalikleri başlıyor.Hormon anormalikler ankisiyeteyi sebep olur.Sarı Kantaron Forte, Kordisep Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Sinir çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Artı o, bu, şu diyet değil Peygamber Diyetine göre beslenmek gerekir.Peygamber Diyetinde kişi de 1 gram yağlanma olmaz çünkü bünyemiz yağları yakıcı leptin salgılar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
    www.bitkiseltedavi.com

  7. #7
    melekaksoy Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Sep 2011
    Mesajlar
    1

    Standart

    Merhaba;
    Ben 17 yaşında, lise 3 öğrencisiyim. Küçüklüğümde de yaşadığım ve şimdide başlamış bir sorunum var. Ben 8-10 yaşlarındayken okulda her gün ortam farklılaşıyor ve kendimi rüyada gibi hissetmeye başlıyordum. Öyle olunca da çok korkuyordum ama nasıl anlatacağımı bilmediğim için kimseye birşey söylemedim. Şimdi lise 3 öğrencisiyim ve küçükken olan sorunum yine olmaya başladı. Önce geceleri uyandığımda tuhaf yok yere olan korkularım başladı, sonra bir ara ortam farklılaşmaya başladı o sırada küçük bir odadaydım bir anda ortam farklılaşınca panik olup hemen o ortamdan kaçtım. Daha sonraki günlerde yine kendimi rüya aleminde hissediyorum sanki hiç birşey gerçek değilmiş gibi gelmeye başlıyordu ortam farklılaşıyordu böyle olunca da sanki ailemi bile farklı insanlarmış gibi görüyordum. Özellikle akşam olunca midem bulanmaya başlıyordu, yemek yiyemiyordum hatta çıkarmaya bile başlamıştım korkudan. Babam doktora falan götürelim dedi ama midemle ilgili bir sorunum yoktu. O kadar kötü oluyordum ki sadece günümü doldurmaya çalışıyordum. Özellikle geceleri uyuyamıyorum çok korkuyorum. Kendimi rüya aleminde gibi hissetmektende çok sıkıldım. Ayrıca bi anda içimi bi sıkıntı, umutsuzluk kaplıyor. Psikiyatrise gittim kaygı bozukluğu var dedi ve ilaç verdi ama ben ilaç kullanmak istemiyorum ve artık geçsin istiyorum eskisi gibi olmak istiyorum yardımcı olursanız sevinirim.

  8. #8
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.949

    Standart


    Alıntı melekaksoy Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba;
    Ben 17 yaşında, lise 3 öğrencisiyim. Küçüklüğümde de yaşadığım ve şimdide başlamış bir sorunum var. Ben 8-10 yaşlarındayken okulda her gün ortam farklılaşıyor ve kendimi rüyada gibi hissetmeye başlıyordum. Öyle olunca da çok korkuyordum ama nasıl anlatacağımı bilmediğim için kimseye birşey söylemedim. Şimdi lise 3 öğrencisiyim ve küçükken olan sorunum yine olmaya başladı. Önce geceleri uyandığımda tuhaf yok yere olan korkularım başladı, sonra bir ara ortam farklılaşmaya başladı o sırada küçük bir odadaydım bir anda ortam farklılaşınca panik olup hemen o ortamdan kaçtım. Daha sonraki günlerde yine kendimi rüya aleminde hissediyorum sanki hiç birşey gerçek değilmiş gibi gelmeye başlıyordu ortam farklılaşıyordu böyle olunca da sanki ailemi bile farklı insanlarmış gibi görüyordum. Özellikle akşam olunca midem bulanmaya başlıyordu, yemek yiyemiyordum hatta çıkarmaya bile başlamıştım korkudan. Babam doktora falan götürelim dedi ama midemle ilgili bir sorunum yoktu. O kadar kötü oluyordum ki sadece günümü doldurmaya çalışıyordum. Özellikle geceleri uyuyamıyorum çok korkuyorum. Kendimi rüya aleminde gibi hissetmektende çok sıkıldım. Ayrıca bi anda içimi bi sıkıntı, umutsuzluk kaplıyor. Psikiyatrise gittim kaygı bozukluğu var dedi ve ilaç verdi ama ben ilaç kullanmak istemiyorum ve artık geçsin istiyorum eskisi gibi olmak istiyorum yardımcı olursanız sevinirim.
    Sarı Kantaron Forte, Kordisep Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Sinir çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Artı o, bu, şu diyet değil Peygamber Diyetine göre beslenmek gerekir.Peygamber Diyetinde kişi de 1 gram yağlanma olmaz çünkü bünyemiz yağları yakıcı leptin salgılar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
    www.bitkiseltedavi.com

  9. #9
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.949

    Standart


  10. #10
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.949

    Standart


Benzer Konular

  1. Cevaplar: 3
    Son Mesaj : 07-26-2013, 10:21
  2. Cevaplar: 12
    Son Mesaj : 06-21-2013, 14:11
  3. Cevaplar: 21
    Son Mesaj : 07-04-2012, 08:13
  4. Anksiyete Bozukluğu, Kaygı Bozukluğu, Bunaltı Bozukluğu
    By igokcek in forum TV-Programlarımız
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj : 01-07-2012, 15:56
  5. Cevaplar: 14
    Son Mesaj : 10-23-2009, 10:15

Visitors found this page by searching for:

anksiyete bozukluğu bitkisel tedavisi

anksiyeteye iyi gelen bitkiler

anksiyete bozukluğuna iyi gelen bitkiler

anksiyeteye iyi gelen yiyecekler

anksiyete için bitkisel çözüm

cipralex ne zaman içilir

anksiyete doğal tedavi

anksiyete bozukluğu bitkisel tedavi

anksiyete bitkisel tedavi

anksiyete tedavisi bitkisel

anksiyeteye bitkisel çözümanksiyete bozukluğunda bitkisel tedavikaygı bozukluğu bitkisel tedavianksiyete bozukluğuna bitkisel çözümanksiyeteye ne iyi geliranksiyeteye kesin çözümcipralex ne zaman etki ederanksiyete bozukluğuna iyi gelen ilaçlaranksiyete iyi gelen yiyecekleryaygın anksiyete bozukluğu bitkisel tedavisianksiyete bitkisel tedavisicinsel fonksiyon bozukluğuna doğal tedavi yöntemianksiyete bozukluğu ilaçsız tedavicipralex ne zaman içilmelikaygıya bitkisel çözüm

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169