Alıç Forte, Ginseng Forte, Ginkgo Forte
Kapat!
Borderline kişilik bozukluğu; nöroz ve psikoz arasındaki sınırdadır ve sıra dışı stab
Toplam 8 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 8 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Borderline kişilik bozukluğu; nöroz ve psikoz arasındaki sınırdadır ve sıra dışı stab

  1. #1
    sanset Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Bulunduğu yer
    mersin
    Mesajlar
    3

    Standart Borderline kişilik bozukluğu; nöroz ve psikoz arasındaki sınırdadır ve sıra dışı stab

    Borderline kişilik bozukluğu; nöroz ve psikoz arasındaki sınırdadır ve sıra dışı stab



    selam arkadaşlar bu siteyi tesadüfen buldum...
    borderline kişilik bozuklugu hakkında bilgisi ve tedavisi için önerebilecegi ilaç olan arkadaşlar varsa yardımcı olurlarsa sevinirim..
    Konu igokcek tarafından (11-09-2011 Saat 15:04 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.436

    Standart Borderline Kişilik Bozukluğu

    Borderline Kişilik Bozukluğu

    Duygularda, insan ilişkilerinde, davranışlarda dengesizlik ve aşırı kaybetme korkusu...

    Nedir?

    Borderline kişilik genelde çocuklukta yaşanılan önemli bir kayıp, anne-baba ile olan bağın dengesiz olması, travma, kötü muamele yada duygusal olarak yoksun kalmak gibi tecrübelere dayanmaktadır. Oldukça yaygın görülen bir hastalıktır, toplumun yüzde 2 yada 3 ünün sahip olduğu tahmin edilmektedir.

    Eğer Borderline Kişilik Bozukluğunuz varsa, sürekli olarak terkedilme duygusunun yarattığı panik ile mücadele ediyorsunuz demektir. Genel olarak davranışlarınız değişken ve ani hareketlerden oluşur. Duygularınız sürekli değişir, insanlarla olan ilişkileriniz ise yoğun ve fırtınalıdır.

    Büyük ihtimalle, değer verdiğiniz insanlara tutunmak için çılgınca bir çaba sarfederken bir yandan da kaybetme korkusundan kaçınmak için önemsizleştirmeye çalışırsınız. Yalnızlık duygularını uzaklaştırmak için çevrenizi insanlar ile doldurursunuz, hatta sevmediğiniz yada anlaşamadığınız insanları bile kabul edersiniz. İnsanlar ile olan ilişkilerinizde strese yol açan olaylar, örneğin maddi zorluklar, ilişkide yaşanan problemler vs genelde hastalığı daha da kötüleştirir.

    Borderline kişiliğe sahip kişilerin kendine güven duyguları çok kırılgan olduğu için insanlar tarafından kabul edilmeye yada reddedilmeye karşı aşırı derecede hassastırlar. Eğer bu hastalığa sahipseniz, bir ilişkiniz olsa bile kendinizi dışlanmış ve yalnız hissedersiniz. Olası bir kayıp, ayrılık yada terkedilme ihtimali karşısında kendinizi tehdit altında hissederseniz ve genelde hiddet, aşırı öfke, aşağılama yada sözlü saldırılar ile tepki verirsiniz. Borderline kişiliğe sahip insanların duygularını kontrol etmekte zorlandıkları yaygın olarak bilinmektedir. Ayrıca bazı durumlarda yalnızlık ve terkedilmişlik duygularından kurtulmak için alkol, uyuşturucu, yeme bozuklukları, kendine zarar vermek yada intihara teşebbüs etmek gibi davranışlar görülebilir

    Belirtiler
    İdealleştirme ile aşağılama arasında sürekli değişen bir ilişki
    Tehlikeli boyutlarda kendine güven eksikliği ve dengesizlik
    Ruh halinde sürekli ve büyük değişimler.
    Aşırı ve yoğun öfke
    Kızgın ve saldırgan patlamalar
    Ayrılıkta yada kayıp anında panik duygusu
    Sürekli olarak kendini boş hissetme.

    Tedavi

    Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır. Tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline, yaklaşımlarına, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekir. Genelde kişilik problemleri psikoterapi ile çözümlenebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir.

    Örneğin, uzun vadeli psikoterapi Borderline kişiliği olanlar için oldukça etkili olabilir. Fakat ilişkilerde yaşadıkları problemleri düşünürsek, terapi sürecinin oldukça değişken olduğunu ve sabit bir iyileşme eğrisi çizmediklerini belirtmek gerekir. Terapi sırasında devamlı değişen duygulara, aşırı ilgi ihtiyacına ve sürekli tekrarlanan krizlere terapistin dayanması gerekir. Her şey yolunda gitse ve terapist her şeyi doğru yapsa bile, Borderline kişilik bir süre sonra terapiyi ve terapisti aşağılamaya başlayacak ve kızgınlıkla aniden tedaviyi sonlandıracaktır. Bir kaç ay sonra yeniden terapiye dönmesi ile aynı süreçler yeniden yaşanacak ve bu şartlar altında tedavi en azından 2-5 yıl arasında sürecektir.

    Bazı zamanlar, özellikle kriz anlarında kişi intihar teşebüssünde bulunabilir. Bu durumda hastanın kısa bir süreliğine hastaneye yatırılması gerekebilir. Eğer kişinin hastalığı ilerlerse ve evde ihtiyacı olan bakım ve ortam sağlanamıyorsa, daha uzun süreli olarak hastanede kalması istenebilir.

    Araştırmalar bazı kişilik sorunlarının kişide devam ettiğini ama bazılarının yok olduğunu göstermektedir. Görünüşe göre hayat tecrübeleri ile birlikte hasta karakterinin temel özelliklerini değiştirmeyi öğreniyor. Tedavi uygulandığı zaman ise hastalığın gelişmesi hızlanıyor. Özellikle kişi tedaviye gönüllü olarak geliyorsa, iyileşmek için çaba sarfediyorsa ve problemlerinin sorumluluğunu üstleniyorsa hastalığın iyileşmesi daha hızlı oluyor. Ama diğer tarafta kişi sorunlarının başkalarından yada çevresinden kaynaklandığına inanıyorsa, sorumluluğunu üstlenmeyi reddediyorsa ve problemlerini çözemeyecek kadar güçsüz ve zayıf olduğunu iddia ediyorsa iyileşme süreci biraz daha uzun zaman alıyor.

  3. #3
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.436

    Standart Borderline Sınırda Kişilik Bozukluğu

    Kişilik Bozuklukları

    Borderline Sınırda Kişilik Bozukluğu

    Aşağıdakilerden en az besinin varlığı ile birlikte ,genç erişkinlik döneminde başlayan , kişilerle olan ilişkilerde, kendilik algısında ve duygulanımda tutarsızlıklar ve ani dürtüsel davranışlarla karakterize bir durumdur.

    1-Gerçek ya da varsayılabilecek , olası bir terk edilmeyi önlemek için çılgınca çaba harcamak.

    2-Karsısındakileri aşırı büyütüp, göklere çıkarma ve aşırı değersizleştirip, gözden düşürerek, yerin dibine sokma gibi başkalarına aşırı değer.değersizlik verme ile giden tutarsız ilişkiler

    3-Kimlik karmaşası denilen kendini algılayışında, arkadaşlık, cinsel durum ya da önem verilen kültürel- ahlaki değer anlayışında değişkenlikler

    4-Kendine zarar verme olasılığı fazla olan ,2 ya da daha çok durumda sonunu düşünmeden, aniden yapılan eylemler (aniden çok para harcama, madde kullanımı,hızlı ve tehlikeli araç kullanma, birden aşırı yemek yeme, önceden düşünülmeyen uygunsuz cinsel davranışlar) .

    5-Tekrarlayan bir şekilde intihar girişimleri, intihar tehditleri, kendi kendine zarar verme (bıçak,jilet vs. ile kendi cildini kesme, sigara ile yakma, kafasını , yumruğunu sert yerlere vurma gibi)

    6-Duygu durumunda aşırı tepkililiğe bağlı olarak sürekli duygusal değişkenlik hali (saatler içinde değişen surelerde birbirini izleyen öfkelilik, üzüntü, kaygı, sevinç dönemleri)

    7-Kişinin kendisini sürekli olarak boşlukta hissetmesi .

    8-Öfkeye hakim olamama (kavga etme, yüksek sesle hakaret,çiğlik atma eşya kırma gibi).

    9-Stresle ilişkili gelip geçici kendine kötülük yapılacağı düşünceleri ya da dissosiyatif belirtiler

    Rahatsızlığın asal özelliği karşılıklı birebir ilişkilerde , kendilik algısı (kendine bakış , kendini kabul ediş ve kendini sergileyiş) ve duygulanımda tutarsızlık ile ilişkileri etkileyebilen ani hesapsız davranışlardır.

    Bu kişilerde sürekli bir ayrılık ve reddedilme fikri yaşandığı için bu gibi bir durumun izlenimi edinildiğinde duygulanım, kendilik hissi ve davranışlarda önemli farklılıklar yaşanır.Ayrılık ya da planlananların oluşmaması durumlarında yoğun öfke ve diğer belirtiler yaşanır. Yalnız baslarına olmaya dayanamaz ve birilerinin varlığına gereksinim duyarlar. Bu yalnızlığı önlemek için intihara yeltenebilirler.

    Birebir ilişkilerinde özellikle karsı cinsten kişilere sürekli bağlanma, onları bir eski yunan tanrı ya da tanrıçaları gibi görüp yüceltirler. İlişkilerine çok büyük iddia ve hedeflerle baslar, gerektiğinden fazla özel hayatlarını paylaşır, karşılığında aynisini beklediklerinden duş kırıklığına uğrarlar.Bu kez onları daha önce oturttukları tahtlarından indirip gözlerinden düşürürler. Bu nedenle arkadaşlıkları gelip geçici ve fırtınalı bir seyir izler.

    Hedefleri, inandıkları değerler, arkadaş yapıları, cinsel eğilimleri, benimsedikleri görüşler ,mesleki heves ve amaçları değişkendir.

    Devamlı olarak kendilerini boşlukta hissettikleri için uğraşıp, oyalanacak bir şeyler arıyor gibidirler. Karsı taraftan beklediklerini bulamadıklarında öfkelerini sergiler, sonrasında bundan dolayı suçluluk, pişmanlık, utanç duyguları yasar ve kendilerini değersiz , zayıf, kotu hissederler.

    Bu kişiler için" insanin kendi kendine ettiğini 7 mahalleli etmez "sözü çok uygun düşer.Kendilerine maddi ve manevi acıdan zarar verir, başladıklarını bitiremezler, "yüzüp kuyruğuna gelseler bile".

    Yoğun stresli dönemlerde halusinasyon dediğimiz varolmayan ses,görüntü vs. gibi algılar,kendi vücuduna ve çevreye yabancılaşma görülebilmektedir.

    Kendileri yada çevreye yabancılaşma yasayabilirler. Kişisel ilişkilerinden ziyade kendilerini terletmeyeceklerini ve gerekli karşılığı alabileceklerini düşündükleri sanal şeyler, cansız nesneler, ya da hayvanlar üzerinden doyum sağlamaya çalışıp, kendilerine güvenli bir liman oluşturabilirler.

    Eğitim ve evlilik hayatları fırtınalı bir denizde filikayla yolculuk gibidir. Ayrılık,boşanma ve tekrar bir araya gelmeler görülebilir.

    Eşlik eden bozukluklar:

    -Depresyon ve distimi
    -Alkol-madde kullanım bozuklukları
    -Yeme bozuklukları
    -Travma sonrası stres bozukluğu
    -Dissosiyatif kimlik bozukluğu
    -Diğer kişilik boz.

    Toplumda görülme oranı:

    Genel nüfus içinde % 2-3 oranında görülmektedir. Araştırmalara göre hastanede yatanlar arasında %19 ; ayaktan tedaviyi sürdürenler arasında % 11 oranında olduğu gözlenmiştir.

    Rahatsızlığın cinsiyet- kalıtım özellikleri :

    Toplum geneli ile karşılaştırıldığında rahatsızlık gösterenlerin 1. derece yakınlarında beş kat daha fazla görüldüğü saptanmıştır.Ailede madde bağımlılığı ,antisosyal k.b. ve depresif bozukluklara karsı da daha yüksek bir risk vardır.

    Rahatsızlığın oluş sebepleri:

    Rahatsızlıktaki merkezi serotonin işlevindeki azalmanın öfkeli ve dürtüsel davranışlarla ilişkili olabileceği düşünülmüştür.

    Bir başka görüşe göre de çocuk gelişmesinde 1,5-2,5 yas arası donemde çocuğun ayrılma ve kendi basına davranışlar sergileyebilme çabalarına annelerinden gelen cezalandırıcı tavırların şiddetli ayrılık korkularına yol açtığı öne sürülmüştür.

    Gene benzer bir görüşe göre çocuk- ebeveyn ilişkisinin erken dönemlerindeki bozukluklar ( çocuğun yeterli dikkate alınmayıp, hislerini ve davranışlarını gözardı etmek çocukta uygun, olumlu ve sabit bir benlik hissi oluşmasını önleyecek ,sürekli desteğe gereksinim duyacaktır. Ailede duygusal paylaşımın olmaması , aile içi yoğun çatışmalar, küçük yaslarda ana-baba kaybı, ayrılığı, çocuğun yasadığı fiziksel ve cinsel tacizler rahatsızlığa eğilim oluşturur.

    Ailesel özellikleri:

    Bu kişilerin ailelerinde erken donemde ebeveyn kaybı,travma tik ayrılmalar ya da her ikisi yüksek oranda bulunmaktadır.
    Genellikle her iki ebeveynde de belirgin bir şekilde psikiyatrik sorun vardır. Annelerde karasızlık ve depresyon gözlenirken;babalar ya meydanda yoktur ya da karakter itibariyle yoktur yada bozuktur.
    Aileler saldırgan davranışlar, alkolizm, fiziksel ya da cinsel tacizler (ki bunlar hastaya da uygulanmıştır) nedeniyle yıpranmış veya parçalanmıştır. Rahatsızlık boşanmış ya da evlatlık verilmiş ailelerde daha fazla saptanmıştır.

    Hastalığın sureci:

    Rahatsızlık gençlik donemi öncesinde konuya dikkat verememe, öğrenme güçlükleri ve toplumsal çekilme, sosyal ortamlardan soğukluk ile kendini göstermektedir. Gençlik döneminde tüm yakınmalar başlamakta, yari sayıda vaka ise 40'larından sonra düzenli bir cevre ve is hayatına kavuşabilmektedir. Bununla birlikte çoğu eğitimini tamamlayamamakta, islerini kaybedip, evliliklerini ya da birlikteliklerini sürdürememektedir.
    Rahatsızlıkta intihar tehditleri önemsenmelidir. Bu grup hastalarda % 8-10 oranında intihar sonucu olum görülmektedir.

    Tedavi:

    Bu kişilerin uzun sureli bireysel psikoterapiden faydalanırlar Bireysel terapide bilişsel- davranışçı terapi yanında duygulanım dalgalanmaları ve ani dürtüsel davranışlar için ilaç tedavileri uygulanabilmekte, intihar eğiliminin olduğu yoğun gerilim dönemlerinde kısa sureli hastanede yataklı tedavi uygun olmaktadır. Kişiler grup terapisinden faydalanabilmektedirler.

  4. #4
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.457

    Standart Depresyon- Ruhİ-çöküntü

    DEPRESYON- RUHİ-ÇÖKÜNTÜ
    Depresyona eskiden ruhi çöküntü, bitkinlik, yorgunluk, gevşeme ve cesareti kırılma gibi kelimelerde tarif edilebilirdi. Depresyon psikolojik bir rahatsızlık olup haftalarca, aylarca ve hatta yıllarca sürebilir. Almanya'da 4 milyon kişinin depresyon rahatsızlığı olduğu düşünülürse işin önemi anlaşılır. Depresyonun sebeplerinden en önemlisi sağlıklı insanlarda normal gahsan serotonin ve noradrenalin gibi norotransmitik maddelerin (sinir uçlarından dokulara haber veya uyan taşıyan madde) normal üretim ve elimine seklinin bozulması sonucu ortaya çıkar.

    Beyindeki serotonin ve noradrenalin gibi hormonlarda azalma görülür. Buda depresyona sebep olur. Avrupa ülkelerindeki iş krizi nedeniyle işçi haklan 50-60 yılın gerisine döndü ve işyerlerinde isçi ve memurlar uygulanan baskılar insanların psikolojisini bozdu. Molalar azaldı, ücretler düştü ve yeni işçilerin artık yıllık çalışma planlan da yok işverenin ağrı gücü (abruf Kraft) adını verdiği bu işçiler bir gün sabahçı, bir gün öğleci ve bir gün gececi olarak işe gelmekteler. Sürekli vardiya değişimi, çok çok düşük ücret ve ağır baskılar insanların morallerini bozmakta insanlar sinirsel gerilimle yaşamak ve depresyona yakalanmaktadırlar.

    (Çin, Hindistan, Malezya ve Endonezya gibi güney doğu ülkelerinin son 30 yıldır durmayan kalkmışlar: başta ABD ve Avrupa ülkelerinin rekabet gücünü düşürmekte ve işverenleri isçileri baskıya zorlamaktadır. (Jare isçinin işyerine ortak olmasıdır. Ortak olan insanlar daha verimli ve kaliteli ürün üreteceklerinden bu hemen işvereni hem de işçileri memnun edecektir. İsçiler arasında veya şefleri ile sürtüşmeler minimuma düşecektir. Ortaklık sistemine geçenler, çağı yakalayarak çok, kaliteli üretim ve dayanışma ile problemler aşılacak ve işçiler de hem bedenen, hem de ruhen rahatlayacaklar.

    Depresyonun belirtileri: Kişinin kendini bazen yoğun, bitkin ve ümitsiz hissetmesi normaldir. Normal olan bu durumla, hafif depresyon arasındaki fark birbirine çok yakındır. Buna ancak aşağıdaki rahatsızlıklar ortaya çıkıyorsa o zaman depresyon diyebiliriz.
    1-) Ürkek davranışlar
    2-) Normal eğlence ve toplantılara karşı isteksiz, ilgisiz ve sevinçle katılamama
    3-) İştahsızlık çekme, zayıflama ve nadiren de aşırı yiyerek şişmanlama
    4-) Uyku rahatsızlıkları
    5-) Acı verici huzursuzluk, hedeflerinden taviz verme meyli, düşünememe, konsantre olamama, kararsızlık vb.
    6-) Cinsel arzularda azalma
    7-) Enerjisizlik ve yoğunluk
    8-) İkide bir ölümü düşünme veya intihar etmeyi düşünme, intihar teşebbüsü
    9-) Çok sevdiğini kaybetme
    10-) Hayat şartlarını çekilemez bulma ve anlamsız bulma
    11-) Beyindeki bazı hormonların yetersiz salgılanması Bunlar depresyonun belirtileridir.

    Depresyonu önlemek için serotonin içeren hapların kullanılması mahzurludur, çünkü sayılmayacak kadar çok yan tesiri vardır. Bu nedenle serotonin salgılamasını doğal olarak artıran Gökçek İksiri ve Kihgotu preparatları kullanılabilir. Ayrıca günde bir tane tuning veya greyfurt yenirse buda iyi gelir. Depresyonla bağırsak florasının ne ilgisi var diyenler olacaktır.Bağırsaklardaki zararlı bakteriler ve mantarlar sürekli toksin maddeler üretir ve bu toksin maddeler absorbe edildikten sonra beyine olumsuz etkiler yapar. Ve depresyona sebep olabilir.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

    Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet

    Konu igokcek tarafından (05-30-2008 Saat 13:18 ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    sanset Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Bulunduğu yer
    mersin
    Mesajlar
    3

    Standart

    malesef bu illet hastalık bende mevcut...gitmedigim doktor kalmadı genelde nasihat dolu sözler ve uyuşturucu veriyorlar..
    yalnız NUSTRAL denen bir ilaçtan fayda gördüm ama aşırı alkol nedeniyle zamanla ilacın etkisi azaldı...
    bu ilacın dozunu artırarak tekrar alsam faydası olurmu...

  6. #6
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.457

    Standart

    Alıntı sanset Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    malesef bu illet hastalık bende mevcut...gitmedigim doktor kalmadı genelde nasihat dolu sözler ve uyuşturucu veriyorlar..
    yalnız NUSTRAL denen bir ilaçtan fayda gördüm ama aşırı alkol nedeniyle zamanla ilacın etkisi azaldı...
    bu ilacın dozunu artırarak tekrar alsam faydası olurmu...
    Gökcek iksir, gökcek tonik ve kilicotu hapi ile siyi tedavi edebilecegime inaniyorum.Suanda yurtdisindayim gelince görüselim

  7. #7
    sanset Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Bulunduğu yer
    mersin
    Mesajlar
    3

    Standart

    bana bu adresten ulaşabilirsiniz...
    turk-sat@hotmail.com

  8. #8
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.457

    Standart

    Evet midenizde bakteri ve bağırsakalrınızda mantar varsa bunu bilmem gerek ona göre tetbir almak için, eğer böyle bir problem yoksa o zaman bizim özel çayımız var onunla tedavi denemesi yapalım, en son çare kava-kava

Benzer Konular

  1. Borderline Kişilik Bozukluğu
    By maturidi in forum Hastalıklar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 02-16-2007, 18:50

Visitors found this page by searching for:

seratonin fırtınası

nustral

borderline evlilik

borderline tedavisinde kullanılan ilaçlar

nöroz

borderline ile evlilik

serotonin fırtınasıborderline kişilik bozukluğunda kullanılan ilaçlarborderline hastaligiborderline ilaçborderline boşanmaborderline psikozseratonin fırtınası sendromunustral ilaçpiskotik hastaneler mersinborderline bitkisel tedaviseratonin fırtınası nedirborderline ilaçlarıserotonin fırtınası sendromuborderline kişilik bozukluğuborderline ilaç tedavisiduygusal değişkenlikborderline ile evli olmaksınırda kişilik bozukluğubordilene psikoz

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi | bitkisel tedavi | şifalı bitkiler | tedavi yöntemleri | hemoroid | himalaya tuzu
zona hastalığı, herpes zoster, kuşak hastalığı, mesane iltihaplanması, cystitis, sistitis, sistit, basur, mayasıl hastalığı,hemoroid, hemorrhoid, basur, mayasıl hastalığı,hemoroid, hemorrhoid, vitiligo, beyaz leke hastalığı, cinsel bozukluklar, cinsel isteksizlik, erken boşalma, iktidarsızlık, kısa ilişki, ereksiyon, ülseratif kolit, kalınbağırsak ülseri, böbrek iltihaplanması, nefrit, kurdeşen, kronik ürtiker, anjiyödem, dabaz, kaşınıtlı, kabarcıklı, deri hastalığı, irritabl bağırsak sendromu (İBS), kalın bağırsak hasaslaşması, kolon hasaslaşması, yüksek tansiyon, variz, varikosis, varicose, gastrit, mide mukozası iltihaplanması, ülser, mide yarası, reflü, mide yanması, şişkinlik, kabızlık, hazımsızlık

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84