Toplam 5 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 5 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: çay yerine ne içilebilir örneğin kuşburnu, oğul otu, kekik, ada çayı içilebilirmi?

  1. #1
    zerozero Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar
    4

    Standart çay yerine ne içilebilir örneğin kuşburnu, oğul otu, kekik, ada çayı içilebilirmi?

    ibrahim bey çayla ilgili görüşlerinizi okuduktan sonra kesinlikle çay içmeyiniz tavsiyenizi düşündüm. ancak çayı limonlu içmenin ondaki zararlı maddeleri etkisiz hale getirdiğine dair kimyagerler ve uzman doktorların görüşleri var... aklım karıştı hangisi doğru

  2. #2
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Standart

    Alıntı zerozero Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ibrahim bey çayla ilgili görüşlerinizi okuduktan sonra kesinlikle çay içmeyiniz tavsiyenizi düşündüm. ancak çayı limonlu içmenin ondaki zararlı maddeleri etkisiz hale getirdiğine dair kimyagerler ve uzman doktorların görüşleri var... aklım karıştı hangisi doğru
    Çayın birleşiminde 1000 den fazla etken madde var, 1-2 dakikada eterik yağlar deme geçer ve faydalı, 2-3 dakikada flavonitler deme geçer ve faydalı, 4 dakikadan sonra deme taninler geçer ve taninler bağırsakları yağlı boya gibi kurutur.Kuruyan bağırsaklar besinlerde ki vitamin, mineral vs emilimini enğeller.Kekik deyince aktarlarda satılan kekik hakiki kekik thymus vulgaris değil, diğerleride pek etkili değil, adaçayı deyince Türkiye'de adaçayı diye satılan adaçayı şifalı ada çayı (salvia officinalis) değildir ve genelikle loplu adaçayı (salvia triloba) ve yüksük adaçayı (salvia officinalis) içilmektedir, bu iki ada çayı hakkında klinik araştırması yapılmamıştır.Oğul otu ve kuşburnu çayı içilebilir bu iki bitki problem yok, fakat oğul otu yerine genelikle limonsu oğul otu diye ne olduğunu bilmediğimiz bir bitki yine aktarlarda oğul otu diye satılmaktadır.
    www.bitkiseltedavi.com

  3. #3
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Standart

    SİYAH ÇAY ASLA İÇMEYİN!!!!! NEDEN Mİ????

    Çay, Tee, Camellia Sinensis

    Syn: Theasinensis-Camelliaassamica
    A1-15m V-X
    Familyası; Çaygillerden, Teegewachse, Theaceae
    Drugları; Çayyaprağı: Theae folium
    Çayın yaprakları çok nadirende Çiçekleri çay ve Natürel ilaç yapımında kulanılır.

    A-) Yeşil çay

    Giriş: Vatanı Hindistan'ın kuzey doğusundaki eyaleti Assam olup, burada dünyanın diğer ülkelerinde yayılmıştır. Bir rivayete göre Çin Kralı Shen Nung MÖ. 2750de kendi içeceği suyu kaynatılırken bir ağaçtan düşen yaprakları çıkarmaz ve onu süzerek içer. İçtiği suya yaprakların güzel bir aroma verdiğini görür ve bu tarihten sonra çay içmek adet olur. Rize ve Hopaya Batumdan getirilip 1873'de buralarda yetiştirilmeye başlanmıştır. Günümüzde en çok çay içen ülkeler ise sırası ile kişi başına yılda düşen miktar

    İrlandada 3 0000g, İngilterede 2 810g, Irakta 2 540g, Türkiyede 2 490g olup bunları Yenizellanda, Tunus, Sirilanka (Seylan), Suudi Arabistan ve Japonya takip eder. çay yapraklarının farklı şekilde işlenmesi nedeni ile üç önemli çay türü ortaya çıkar, bunlar; yeşilçay, siyahçay ve olong çaydır.Sağlık nedeni ile insana enfaydalı olan yeşilçay sonra olong çayı ve nihayet siyahçay onları tahipeder. Aslında her üç çayda aynı ağaçın yaprakların farkli şekilde ilenmesinden eldeedilir. Ağaç dememize gelince aslında çayın yabani olarak yetişen ağaçları 10-15m boyundadı. Toplamda kolaylık olsun diye sürekli taze sürgünleri kesilerek 1 m boyunda bir funda şeklinde bırakılır.

    Botanik: Sürekli yeşil, yapraklarını dökmeyen yabaniiken 10-15m boyunda, kültür formu genelikle 1m boyunda bir ağaç bazende bir fundadır. Yaprakları değişken sıra ile dizilmiş olup kısa saplı 10-15cm uzunluk ve 5-8cm enindedir. Üst düzeyi parlak, alt yüzeyi çok narin beyaz tüylü ve mızrak şeklindedir.Çiçekleri yapraksapının dibinden çıkan ksa bir sap üzerinde olup 3-5cm çapındadır. Çiçekleri takriben 5-6 adet beyaz veya pempemsi renkli kalp şeklinde, göbekte 25-30 adet uçları turuncemsu sarı dölenme tozukları vardır ve Çiçeği saran 5-7 adet Kupa yapraklara sahiptir. Çiçekleri olgunlaşdıkatan sonra meyveleri yeşilmsi-kahverengi bir renkte 1-2cm çapında ve her biri 1-3 adet yağlı, yuvarlak ve esmerimsi tohumlar içerir.

    Yetiştirilmesi: Çay çok nemli, çok yağışlı ve kışları çok soğuk geçmeyen bir iklim gerektiğinden Türkiyenin sadece Rize ve Hopa bölgelerinde yetişir.

    Hasatzamanı: Mayıstan Ekime kadar 10-15 günde bir goncası, yaprağı ve sürgünleri elle veya makina ile toplanır. Çayın en kaliteli olan kısmı henüz açılmamış yaprak goncası olup bunu birinci yaprak onuda 2.taprak ve nihayet 3.yaprak takip eder. Bu sebeble yaprakların ayrı ayrı tasnif edilmesi ve ayrı ayrı işlenmesi gerektir.

    a) Ye?ilçay eldeetmek için çayyaprakları toplanır toplanmaz kaynarsu ile 4-5 dakika haşlanır , makina ile ezilir, sıkılır, kurutulur ve 65-70 derecede kavrutularak yeşilimsi yeşilcay elde edilir.

    b) Siyahçay yarı kurutulduktan sonra ezilir ve sonra 10cm'lik desteler yapılarak 110 derecede kavrularak elde edilir.

    Birleşiminde; Yeşil çayın birleşimindeki maddeleri önemine göre ?öyle sıralıyabiliriz.

    a) Parinalkaloittürevleri (Metilxanthintürevleri); %15-5 aras?nda değişen aranlarda olabilir. Goncada %4,5-5, 1.yaprakta %4 2.yaprakta %3,5 3.yaprakta %3 ve sap?nda %1,5 arasında bulunur. Purinalkaloitlerin en önemli anamaddesi coffein (eskiden;Thein) olup %0,16-0,2, theophyllin %0,02-0,04 ve ayrıca az miktarda adenin ve xanthin içerir.

    b) Flavanoller (Polifenoller = Polyphenoller = Tanininalttürevi): %20-30 arasında olup en önemlileri epigallocatechingallat (epigallokate?ingallat), epigallokate?in, epikate?ingallt, epikate?in (epicatechin), kateşin (catechin) ve gallokate?in

    c) Flavonller ve flavonolglikozitter % 3-4 arasında olup en önemlileri; quercetin, kampferd (kafür), myricetin, izoquercitirin (quercetin-3-glukozit) ve alttürevlerinden oluşur.

    d) Fernolkarboikasitler; mazıasidi, chlorgenasit, theogallin, chinaasidi ve p- cumarasidi

    e) Minerallerden; potasyumflorid, aliminyum, mangan ve çinko

    f) Eterınyağlardan; Hex-2-enol, finalool ve geraniol

    g) Carotinoitler; Saponinfürevleri ve vitaminleri içerir

    Araştırmalar; Yeşilçay ile çok farklı iki tür araştırma yapılmıştır. Japonlar çayı demledıkten 2-3 dakika sonra Tedavıdenemesi yapmışlar ve kansere karşı etkili olduğunu tesbitetmişler. (Na. 5.94.36 ve GEO New 1987) Keşmirde çayı 4-5 saat demledikten sonra tedavidenemeleri yapmışlar ve kansere sebep olduğunu tesbitetmişlerdir. Görüldüğü gibi çay Japon usulu (Purunli çay = J-çayı ) demlenirse Kanseri önlüyor, Türkusulü (Taninli çay = T-Çayı ) demlenirse kansere sebep olur. Japonyada yapılan araştırmalrın AB ülkeleri ve ABD'de yapılacak araştırmalarlada ispatlanması gerektiği kanatindeyim.

    Çayın birleşimindeki purinler ilk 2-3 dakikada çözülerek siçaksuya geçer, buna purinli çayda denir. veya Japonusulü=Japontarzı çayı =Japon çay'da denir ve 6 dakikadan ihtibaren taninler deme (sıcak suya) geçer ve böylece etki şeklide değişir vebuna Türk usulü veya taninli çayda denir. Almanca tanin karşılığı Gerbstoffdur, yani bu madde ile eskiden tabakhanede deriler tabaklanmıştır. Bu taninin deriyi kurutuğu ve gözenekleriniadeta yağlıboya gibi tıkadığını gösterir.

    A-) Koffein faydalıdır, fakat aşırı olarak alınırsa kadınlarda kısırlığa sebep olduğu yapılan araştırmalarla teesbitedilmiştir. İspanyanın Alicante Üniversitesinden Prof. Dr.F. BOLUMAR'ın 3100 kadın üzerinde yaptığı araştırmada günde 500mg Koffeın alanlarda % 40 'a varan oranda kısırlığa sebep olduğu tesbitedilmiştir. Bir bardak kahvede 130mg koffein, bir bardak çayda 40mg ve bir kutu kolada 50mg koffein içerir. (NH 9.97.518)

    B-) Keşmirde M.A. SİDDİQİ, R. KUMAR, Z. FAZİLİ, B. SPİEGELHALDER ve R. PREUSSMANN'ın kemeler üzerinde çayekstresi ile tedavidenemesi yapmışlar kanserogen ( kanser yapıcı ) olduğunu tesbitetmişlerdir. Çayekstresi hazır lanırken 20g çay 250ml suda 4-5 saat kaynadıktan sonra ekstresi yapılmıştır.(ZP. 4.95.243)

    C-) Denemek için uzun süre (1,5ay) yeşilçay içtim ve Agustosayında dahi üşümeye başladım ve bunun üzerine yeşilçayı papatya veya ıhlamurla karıştırarak içmeye devamettim.

    Tesirşekli; idrar söktürücü, antidepresif, ( depresyonu önleyici ), canlılık verici, hafif tansiyon düşürücü ve kılcaldamarları kuvvetlendiricidir

    Kulanılması; a-) Yeşilçay Japon, Çin, Hint veya İngiliz usulü ( purinli çay) demlenerek (2-3 dakika) icilirse; beyindeki dopamin ve serotonin gibi hormanların üretimini (salgılanması) azaltarak insanın aşırı uyuma, depresyon, konzentrasyonzafiyeti ve dalgınlığa karşı kulanılır. Gökçek İksiri daha etkildir.
    b-) Türkusulu (Taninli çay = T-çayı ) demlenen çay hangi çay olursa olsun (siyah çay veya yeşil çay) 6 dakikadan fazla demlendiğinden başta; mide;- bağırsaklar;- karaciğer; pankreas ve dalağa zarar verir karında şişkinlik yapar. Mide ve bağırsakmukazasını boyuyarak kurutur ve salğı yapmasını azalır ve sındirim salğılarının kalitesini düşürür. Ayrıca türkler çayı çok şekerli içerken diğer ülkelerde şekersiz veya çok az şekerli çay içilir.

    Açıklama; H.D.Back 40 yıllık bir araştırma ve çalışma sonucu Çinliler tarafından inasanın yüz ve diline bakılarak (Antlitzdıagnostik) yapılan tedavi ve teşhiş üzerine birkaç tane kitap yazmıştır. Bende bu kitaba dayanarak yüzlerce insanın dilini kontrol ettim. Bu kontrolüm sırasında Türklerinin hemen hepsinin dillerinin ortasında geniş vez adar hafif veya derin yırtık şeklinde çizikler vardı. Oysa Pakistanlı, Hindistanlı ve Almanların dillerinin ortasında böyle bir yarık veya çizik yoktu. Dilin ortasında bu çizik veya yarıklar kişide Pankreas zafiyeti olduğunu gösteren işaretlerdir. Buda pankreasın yeterince enzimler ( Lipazlar, Amilazlar, Tripsinler vb. ) salglıyamaması veya kalitesiz oldugundan şişkinlik, nefesdarlıgı ve kalpçarpıntısı gibi rahatsızlıklara neden olabilir. Ayrıca dilin solkenarındaki dişizleri mide ve dalakrahatsızlığı, dilin sağkenarındaki dişizleri karaciğer rahatsızlıklarına işarettir.

    İkinci önemli hata ise çayı şekerli içmek. Bir gün iki gün çay şekerli içilebilir, fakat 30-40 yıl çay şekerli içilirse pankreas iflaseder. pankreas şeker nedeni ile sürekli çok insulin üreterek kişide şişmanlık, yağlanma, artroz, şeker, romatizma, siyatik, başağrısı ve migren gibi hastalıklar ortaya çıkar vede bağırsakmantarları ve bakterileri artar ve azar.

    Ücüncü önemli problem ise siyah çay ve kahve bağırsakların demir minerallerini absorbe edilmesini engelerler. Böylece zamanla kişide demir eksikliği vede neticede kansızlık ortaya çıkar. Kansızlığın önemli bir sebebide çinko ve c-vitamini yetersizliğidir. Bu nedenle gerektiğinde çinko ve c-vitamini alınmalıdır. ÇiNKO bilinen 300 enzimin oluşmasında anahtar rol oynar, şayet çinko yetersizliği söz konusu ise o zaman bir düzine hastalık ortaya çıkar.

    Dördücü olarak sindirim organları normal olarak günde 7-8 litre salğı (Hormonlar, Enzimler, Mideasidi...) üretir ve çay bu salğıların kalitesini düşürür. Türkusulü çay (Taninliçay = T-çay) bu salğıların kalitesini düşürmesi ile sindirim anormalikleri ortaya çıkar. Hücre santralleri olan mitochonrichenler besineri tam olarak yakıp enerjiye çeviremediklerinden aşırı miktarda artık madde (Cüruf) ortaya çıkar ve bu cüruf öncelikle aradokularda ve hürelerarasında yoğunlaşır. Buda hücrelerin şeklini bozulmasına yani sertlşmesine donuklaşmasına ve görevini yapamamalarına neden olur ve neticede astım, allerji, neurodermatoz; baharnezlesi, bağırsak mantarlarına, pişik, romatizma siyatık v.b. hastalıkların ortaza çıkmasına neden olur. Tabiki T-çayı bu hastalıkların oluşmasında tek fakör değildir. Bundan başka çok hızlı yemek yeme, çok yeme ve aşırı hayvansal besinler (et, peynır, yumurta ve bunların mamuleri) yemede ve kimyasal madde çok içeren içecekler ( Cola, Fanta) ve yeyeceklerde (Konserveler) bu zararlı faktörlerdir. T-çayı önce bağırsakları sonra diğer sindirim organlarına, sonra damarlara ve nihayet beyine zarar verirken J-çayı (Japonusulü veya purinliçay zihni açar, konsentraszonu artırır ve hafızayı kuvvetlendirir. Neticede Türkusulü çay zamanla kişide felaketlere sebep olurken Japonusulü çay başarıların anahtarı olur.

    Yantesirler; Yeşilçay 1-3 hafta içilirse serinletici 4-6 hafta içilirse üşütücü etki yapar. Bu yantesirinden kurtulmak için ıhlamur, papatya, ardıçkozalağı veya kekikle içilirse ve zevke göre çeşitli oranlarda karıştırılarak içilebilir. Özelikle yazaylarında adaçayı kışaylarında kekikçayı içilmesi daha uygundur. Günlük siyah ve yeşilçay yerine kuşburnuçayı içilmesi daha uygundur çünkü bu çay oldukca çok vitaminler, doymamışyağasitleri, pektin ve mineraller içerir.

    B-) Siyah çay: Siyah çayın botanikyapısı ve yetiştirilmesi aynı olup hasatı, işlenmesi, birleşimindeki maddeler (kısmen fermantasyon dolayısı ile), kulanılması, tesirşekli farklıdır. Bunedenle hasat işlenmesi ile konuya başlayabiliriz.

    Hasatı ve işlenmesi; Siyahçayın işlenmesi yeşilçaydan farklıdır. Toplanan yapraklar 10sm kalınlığında desteler yapılarak yanyana konur üzerine naylonağlar gerilir ve sıcakhava ile 6-18 saat havalandırılır. Böylece yaprakları kırılabilir hale gelir ve sonrada kurutularak ezilir. Sıcahava ile kurutulurken yapraklardaki maddeler değişime uğrar ve aminoasitler, organikasitler, purinalkaloitler (Coffein=Kofein) ve eterikyağlar diğer maddeler çözülerek serbest hale gelirler . Bu olaya fermentasyon denir. Fermentin ( Enzim) etkisi ile bir maddenin veya bileşiğin kimyasal yapıdının bozulması, yapısının değişmesi veya mayalanmasına denir.

    Birleşiminde; Siyah çayın birleşimindeki maddeler fermantasyonla değişime uğrarlar.

    a-) Purinalkaloitler; Yeşilçayda kısmen serbest kısmende birleşikiken bu siyahçayda tamamenayrıdır ve oranı aynıdır.

    b-) Flavonlar (Taninin bir alttürevidir) bunlardan % 1-2 oranındaki bir kısım fermantasyon sırasında değişime uğrıyarak theaflarin, theaflavingallat A, theaflaringallat B, theaflavidingallat ve epitheaflavinaside dönüşür. Geri kalan %23-28 oranındaki kısım ise yeşilçaydaki gibidir.

    c-) Diğer farklı yönü ise çok az miktardaki eteryağtürevleri; alfa-İonen, beta-İonen, Geraniol, 2-Metil-hept-2-en-6-on ve Linalooloksidi sayabiliriz.

    Araştırmalar; 1-) Siyahçay içmeyi bıraktıktan sonra allerjim ğeçti. Türkusulü hazırlanan çay bağırsakflorasını bozarak hastalıkyapan (patogen) bakterilerin ve mantarların (mikozların) çoğalmasına neden olur ve zamanla kişide allerji, astım, nörodermatoz, (besinallerjisi), baharnezlesi, karınşişkinliği ğibi hastalıklara neden olur.

    2-) Siyahçay (Türkusulü çay) ve kahvenin demir, magnesiyum ve kalsiyum mineralleri ile B1-vitaminyetersizliğine (thiamin) sebep olduğu tesbitedilmiştir.(NH. 11.00.48)

    3-) Çok siyahçay (Türkusulü) içildiğinde pankreas, mide, bağırsakler ve karaciğere zarar verdiği tesbitedilmiştir. (PP.144)

    4-) J.F. MORTON 1978'de yaptığı araştımalara göre siyahçay içenlerde daha çok yemekborusukanserine yakalandıkları tesbitedilmiştir.(TP.576)

    5-) Kalifornyanın Berkely Ünivesitesinde yapılan bir araştırmada siyahçayın vücuttaki kalsiyumun dışarı atılmasına sebep olduğu bunedenle günde 4 bardakçay içenlerin 1500mg kalsiyum almaları gerktiği belirtilmiştir (NH. 3.00.8)

    Tesirşekli; hafif tansiyon düşürücü ve hafif zihni acıcıdır

    Kulanılması; a-) Japonusulü (J-çayı ) hazırlanan çay yüksek oranda purintürevleri (özelikle Koffein) içerir ve buda zihni açar, konsentrasyonu yükseltir.

    ÇAY; Bu usulde çay 2-3 dakika demlendikten sonra posası atılır.

    b-) Türk usulü (T-çayı ) hazırlanan çay az içilirse ishali önler, çok ve uzun süre içilirse başta sindirimorganlarına zarar verir. Siyahçayı bırakıp kuşburnuçayı içmek gerekir bana göre alternatif budur.

    Açklama;1-)Dişdoktorum çokmu sigara içiyorsun dedi ve ben hayır sigara içmem deyince ozaman çok çay içiyorsun buda dişleri saratıyor dedi.

    2-) 25.06.-08.07.97 ve 05.05.-15.05.98 tarihlerinde Antalyada yaptığım izinlerde boyun, esne, omuzbaşlar, koltukaltları, dizboynu ve dirsekboynunda pişikler oluştu ve kaşıntı yapıyordu. Bunlara karşı çeşitli ilaçlar kulandım fakat faydası geçici oluyodu.Sebebinin siyahçay olduğunu anlayınca çayı bıraktım ve 28.06.-18.08.98'de yaptığım izinde rahatsızlanmadım.

    3-) Bir tanıdığım karnının şiştiğinden bahseti ve ben ona çay içmemesini söyledim ve O çay içmeyi bırakınca iyileşi.

    Yantesiri; Siyahçay Türkusulü demlenir ve içilirse yıllar sonra bütün organlara zarar verir ve başta astım, alleji, şekerhastalığı, romatizma, siyatik, damarsertliği, şişmanlık, nesefdarlıgı, kalpçarpıntısı, nörodermatoz, bağırsakmantarları, karınşişliği, karaciğer-, pankreas-, mide-, ve bağırsakzafiyetine sebep olur. Bu nedenle kuşburnuçayı içilmelidır, çünkü bu vitaminler ve mineraller içerir vede tadıda güzeldir. Kuşburnu başta C-Vitamini 100 gramda 1,250gr la turuncugilerden 30 kat daha fazla ayrıca E, B1, B2, B3 (Niacin), B6, K, P (Rutin)-Vitaminleri, beta-karotin (provitaminA), mineraller, doymamışyağasitleri (Kuşburnuçekirdekyağında %33 Linolenasit, %43 Linolasit) ve %15-25 Pektin içerir. Bu kuşburnunun en kaliteli bir çay olduğuna işarettir. Geniş bilgi için kuşbununa bak.

    Kahve, Kaffee, Coffea arabica

    Familyası: Kökboyagillerden, Rötegaewechse, Rubiacea
    Drugları: Kahvetohumu, Coffeae carbo Kahvetohumları kurutulur, kavrulur ve öğütüldükten sonra kahvesi yapılarak içilir, fazla kavrulur ise kahvekömürü eldeedilir ve hiç kavrulmaz ise tentürü yapılır.

    Giriş: Günümüzde 70 civarinda kahve çeşidi mevcuttur, fakat bunlardan sadece ikisi yaygın olarak ekilir ve ve hasatı yapılır. Dağkahvesi veya Arapkahvesi olarak bilinen Coffea arabicanin vatanı Habaşistan (Etyopya) olup buradan dünyanin diğer ülkelerine özelliklede Berezilya, Kolombiya, Hindistan, Endoneza ve Meksiko gibi ülkelere yayılmış ve buralarda yetiştirilmektedir. Arapkahvesi 15-30 arasindaki 500-2000m yüksekliğindeki Dağ ve Tepeciklerde ve bu yörelerin denize yakın olan ve yeterince yağış olan bölgelerde yetişir vede hemen hemen dünyadaki kahve üretiminin %70 bu türdendir.

    Kongokahvesi veya Ovakahvesi diye bilinen Coffea canephora pierre ex froehner bu türün vatanı Kongo olup buradan önce diğer Afrika ülkeleri ve sonra diğer tropik ülkelere yayılmıştır. Kongokahvesi daha dayanıklı olduğu için Robusta saglam iri veya dayanıklı anlamına gelen isimle anılır. Kongokahvesi takriben dünyakahve üretimine %30 unu oluşturur. Mısırda Memlüklular ve Anadoluda Selcuklular zamanında yani 1200 yıllarında kahve içilen kırathanelerin mevcut olduğu ve Avrupaya ise ancak ikinci viyana kuşatmasından (1683) ihtibaren yayılmaya başladığı bilinmektedir.

    Botanik: kahve yabani olarak yetişecek olursa 5-9m boyunda olabilir, özel olarak ekilen kültür bitkilerinin verimli ve kolay hasatının yapıla bilmesi için 2-4 boyunda olmasi gerekir. Çalı görünümündeki kahve ağaı oldukca sık dallardan meydana gelir ve beyazımsı gülrengindedir. yaprakları 10-20cm uzunluğunda 5-10cm genişliğinde, kenarları dalgalı,yüzeyi parlak, derimsi, eliptik veya geniş mizrak şeklinde ve koyu yeşil renklidir. Çiçekleri küçük beyazımsı, eflatun renkte, etiptik ince dar ve küçük taçyapraklardan meydana gelir ve yaprak diblerinden çıkan 10-15 çiçek bir şemsiyecik oluşturur. Meyveleri mavi bir renk alir. Meyvelerin dış kabuğu mavi iken içerideki bir çift tohumu 7-7,5 mm uzunluğunda ve fasülye şeklindedir.

    Yetiştirilmesi: Kahvenin yetişdiği iklim Ekvatorun 25° güneyi ve 25° kuzey paralelleri arasındaki tropik ülkelerde yetişir. Türkiyenin Alanya bölgesinde yapılan deneme kahve ekimi çalısmaları yeterli neticeyi vermemiştir, cünkü Kahve +5°C?den aşağıdaki iklimin hakim olduğu bölgelerde yetişmediği tesbitedilmiştir.


    Hasat zamani: Kahvenin olğunlaşmasi 8-10 ay gibi uzun bir süre gerektir ve olğunlaşan Meyvelerin kabukları ve etli kismi soyulduktan sonra tohumları kavrulur veya taze olarak Tentür ve Natürelilaç yapımında kullanılır. Kahve kuru ve yaş olmak üzere iki farklı teknikle işlendikten sonra 200-250°C?de kavrulur ve öğütülerek bildiğimiz tozkahve eldeedilir.

    Birleşiminde: Kahvetohumunun birleşimindeki en önemli madder:
    a-) Purinalkolitler%0,3-2,5 olup bunların başında coffein (=1,3,7-Trimethylxanthin) gelir ve az miktarda,Theobromin, Theophyllin, Paraxanthin, liberin ve Metilliberin içerir.

    b-) Chlorogenasit (esgiden: kaffeegerbasit) %3-5 oranında bulunur ve bu asit Kaffeeasit ve cihnaasit?ten oluşur.

    c-) Trigonellin (coffearin) %0,3-1,3 oraninda içerir.

    d-) 3mg (%0,000032) Atracylin bu zehirli bir made olup, Pankreasda kalsiumyetersizliğine sebep olduğu ileri sürülmektedir.

    e-) Uzunzincirli Alkolere (polimeralkoler) cafestrol ve kahveola sayabiliriz (sabityaglardan sayabiliriz)

    f-) Eteryağları (ucucuyağlar)tahriben 300 çesit maddeden (alttürevden)oluşur ve günümüzde bunlardan 200?ünün özellikleri keşfedilmiştir. Eteryağları kahveye kendine has özel aroma tadını verir. Bunlardan bazıları; Furfurollar, Thiophenler, Thiazoller, Pyroller, Phenoller, Mercaptanlar ve Pyrazinleri sayabiliriz.

    g-) Ayrica : %8-13 Proteinler, Karbonhidratlar, E ve B1-Vitaminleri ve sabityağları %10-15 oranında bulunur.

    Tesirşekli: Sinirleri ve Beyni uyarıcı, damarları büzücü, idrar söktürücü, kalp atışlarını yükseltici, bağırsakların hızlı çalısmasını saılar.

    Araştırmalar;
    1-) Prof. Francisco Bolumer ve ekibi Alicante Ünüverstesi İspanya, beş Avrup ülkesinde 3100 Kadın üzerinde yaptıkları araştırma sonucu aşırı kahve içenlerin Hamile olma sanslarını % 40 oranında kaybetiklerini tesbitetmişlerdir. Bir bardak kahve 115-130 mg coffein içerir, günde bir bardak kahve içenlere oranla 5 bardak kahve içenlerde hamilelik tehlikeye düşmektedir yine eski Yogoslavyada yapılan bir araştırmaya göre günde bir bardak kahve içen hamilelerin bebekleri 116 gr daha noksan dogmaktadır. (NH.9.97.518)

    2-) Çok kahve kemikerimesine neden olur, fakat özellikle Menopoz devresindeki Bayanlarin az kahve içmesi gerekir, şayet fazla kahve içerseler kemikerimesi olarak bildiğimiz osteoporose yakalanırlar. Coffein ve fenolu bileşikler vücudun kalsiyum almasını azaltır ve zamanla kemiklerin incelerek çabuk kırılabilir bir halle gelebilir. Bir bardak kahvede 115-130mg bir bardak cayda 40mg ve bir bardak cola 50 mg coffein içerir. (NH.12.98.754 ve 10.97.584)

    3-) Amarikali Psiloglar kahve ve colanin düzenli şekilde alinmasi (içilmesi) halinde: kişide ellerin terlemesi, huzursuzluk, basağrısı, kalp çarpıtısı, yorgunluk, korku, konsentrasyonzafiyeti ve deprasyon gibi rahatsızlıklara sebeb olduğunu tesbitetmişlerdir. (NH.1.98.7)

    4-) Hollandali ilim adamları Wageningen ziraat universitesinde yaptıkları araştırma sonucu cafestrol ve kahveolun kolestrolu yukseltiğini tespitetmişlerdir.(ZP.3.96.140)

    5.) Almanyada yıllarca görülmeyen sıcak bir Temmuz (1992) günü Stuttgarta bir tanıdığın arabası ile giderken üste güneşin sıcaklığı altta arabanın soğuk havası nedeni ile hem başağrısı hemde ishale yakalandim. Stuttgartdaki ev sahibi kahvelerinizi nasıl içersiniz diye sorunca ben şayet varıse birde limon rica edeyim dedim ve kahveyi limonla içtim ve aradan 10-15 dakika geçdikten sonra herhangi bir sıkıntım kalmadi. Bu metodu çok kişide başarı ile denedim.

    6-) Siyah çay ve kahvenin demir, magnesyum ve kalsiyum mineralleri ile B1-Vitamini (Thyamin) yetmezliğine sebep oldugu tesbitedilmiştir. Bilindiği gibi bu minerallerle B1-Vitamini yetersizliği çok farklı ve çesitli hastalıklara sebep olur ve bunlarin başında kemikerimesi, kaskrampları, derihastalıkları, dermansızlık, kansızlık ve immunzafiyeti en önemlileridir. (NH. 11.00.48)

    Kulanılması: a-) Üniversite kliniklerinde tedavi denemekleri ve araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalara göre faydası yok, fakat zararı çoktur.
    b-) Kahve günde bir veya iki fincan içildiğinde yorğunluğu önler, insana sinirsel ve fiziksel güç kazandırır, fakat genellikle önceleri günde 1-2 fincan yeterli gelirken sonraları kişi sürekli fazla kahve içmeye başlar, buda başda düzensiz kalp atışları, kısa huzursuz uyuma, uyku kalitesinin düşmesine sebep olur.

    Açıklama: Kahve kalpatışlarını artırır ve hızlandırır , ayrıca aşırı idrar atılmasını sağlar. Kahvenin kavrulması ile elde edilen kahvekömürü mide ve bağır sakrahatsızlıkları, zehirlenmeler ve şişkinliğe karşı kulanılır. Şayet bir kişi zehirlenmişse ona kahve kömürü (coffeae carbo) tableti veya tozu içirilir. Kahvenin birleşimindeki coffein chrogenasitle birleşik vaziyettedir ve midede hemen ayrılır, bunedenle midesi hasas olanlar kahve özeliklede neskafe diye bilinen granürlü kahve (Avrupada işlenen kahveler) mideye zarar verir.

    Çünkü chlorogenasit mide mukozasını (midenin içderisi) tahrişeder ve aşırı mideasidi üretilmesine sebep olur. Vücudun başta deri hücrelerinin UV-Işınları ile zedelenmesi sonucu, buralari tamir için harekete gecen enzimleri coffein durdurur, yani vücudun kendi kendini yenilemesini engeller. Az içildiğinde başağrısı ve migrene (nane- ve okaliptusyağı daha etkilidir) karşı iyi gelen kahve, çok miktarda içilmesi halinde damarlarin genişlemesine vede buna bağlı olarak kalbin hızlı çalısmasına sebep olur.

    Neticede beyin yeterince oksijen alamadığından kişi daha çok başağrısı ve migren rahatsızlığı çekmeye başlar vede kalbin hızlı çalısması tansiyonunuda yükselmesine neden olur. Gençlerin kahve içmemeleri tavsiye edilmektedir, zira kahve cinsel oraganların gelişmesine vede aşırı içenlerde cinsel isteksizliğe neden olur. Ben kahve yerine kuşburnu, elma veya linonçayını (limonkabuğu ile içilirse daha etkilidir) tavsiye ederim, birçok faydasi vardir vede hiçbir yantesiri yoktur.

    Homeopati: Kavrulmamış kahve tohumlarindan 50gr. ezilerek bir şişeye konur ve üzerine %70?lik 500ml etanol (etil alkol) ilaveedilir ve güneşten uzakta 4-6 hafta bekletildikten sonra süzülerek homeopatide ?coffea? adı verilen tentür eldeedilir ve bu tentürden günde 3-4 defa 10-15 damla alınır. Bu tentür başağrısı, migren, uyuyamama, geceleri düşüncelerden uyuyamama, sinirsel kalprahatsızlıkları, aşırı duyarlılık, gülme ve ağlama değişken hal gösreme, telaşlı yeme ve içme gibi rahatsızlıklara karşı kulanılır. Kahve tentürü kahvenin verdiği rahatsızlıkları böylece tedaviedilbilir.

    Yantesiri: Yantesirleri oldukca çoktur, şayet günde 2 Bardakdan fazla ve uzun süre içilirseki bunların başında; titreme, kalpçarpıntısı, uyuyamama, başın ateş gibi yanması , basağrısı, migren, depresyon, korku gibi rahatsızlıklar gelir. Hamkahvede bulunan Küfmanatarı (ochra toxin A), Kahve kurutuluriken tamamen yok edilmediğinde bağırsaklara yerleşerek zehir (Aflotoksin) üretir buda başta böbrek kanserine gözbebeği bozukluklarına sebep olur. Ben şahsen limon, çörek-, kuşburnu-, elma preparatları veya Gökçek İksiri tavsiye ederim.

    ~~~~ Cola ~~~~:

    Bu deneyi evinizde yapabilirsiniz, ancak
    çocuklarınıza okuyun ki gerekli
    önlemleri birlikte alın.

    Sağlıcakla kalın...

    Coca Cola ve Faydaları!!!

    Büyük olasılıkla az sonra okuyacağınız bir çok şeyi
    siz zaten daha önceden biliyordunuz (!)
    ya da bilmeyenler "hadi canım, saçmalık "
    diyeceklerdir.

    Eğer öyle olduğunu düşünüyorsanız, burada
    anlatılanlara inanmadıysanız denemesi bir cola
    parasıdır.

    Yani bir kutu Coca Cola veya Pepsi yeterli

    Gelelim COCA COLA ve PEPSİ ile ne gibi pratik işler yapabileceğinize:
    TUVALETİ TEMİZLEMEK İÇİN:

    Bir kutu kolayı klozetin içine dökünüz. Bir saat kadar bekleyiniz ve sifonu çekiniz. Koladaki sitrik asit hela başındaki lekeleri yok edecektir.

    KROM TAMPONLARDAKI PAS LEKELERINI YOK ETMEK İÇİN :
    Arabanın tamponunu Coca Cola''ya batırılmış bir sigara paketinin içindeki alüminyum folyosuyla iyice ovunuz.
    Tertemiz olacaktır.

    AKÜ KUTUP BAŞLARINDA ÇAPAĞI TEMİZLEMEK İÇİN :
    Bir kutu kolayı kutup başlarına dokun ve bütün çapak yok olsun.

    PASLANMIŞ BİR CiVATAYI SÖKMEK İÇİN :

    Coca-Colaya batırılmış bir bezi bir kaç dakika paslı cıvatayı uygulayınız. Bir kaç dakika sonra rahatlıkla dönecek ve çıkacaktır.

    ELBİSENİZDEKİ YAĞ LEKESİNİ ÇIKARMAK İÇİN :

    Bir kutu kolayı lekeli giyeceklerin üstüne boşaltın, deterjanı ekleyin ve her zaman yıkadığınız gibi yıkayın. Coca-cola yağ lekelerinin yok olmasına yardım
    edecektir.
    Ayrıca araba ön camlarındaki her türlü kuş pisliği yapışan sinekler veya ağaçlardan dökülen toz , polen, yapışkan maddelerin çıkarılması en iyi madde
    COCA COLA + PEPSI ''dir.

    Haa... isterseniz bu çok kuvvetli temizleyicinin geriye kalanını içersiniz. Bakin bu da bir fayda.

    Fayda ise eğer???

    Peki nedir bu Cola''nin bu kadar etkileyici
    temizliklerde bile kullanılabilmesinin sebebi?
    Coca-Cola ve Pepsi''nin ortalama pH değeri 3.4 dür.

    Bu asidi de dişleri ve kemikleri eritmek için
    yeterlidir.

    Temizliklerde bu kadar etkili olmasının sebebi budur.
    Aslına bakarsanız Cola ile dünyada kimsenin tavsiye edemeyeceği KARBONDİOKSİT içiyoruz.
    Hani şu dışarı atmak için devamlı nefes alıp verdiğimiz, atmak için
    uğraştığımız KARBONDİOKSİT...!

    2001 yılında Delhi Üniversitesinde "kim daha fazla Coca-Cola içecek" diye bir yarışma yapıldığında, sekiz litre Coca-Cola içerek kazanan ve 10 dakika içerisinde herkesin gözü önünde ölen kişinin haberini duymuşsunuzdur . Neden öldü? Çünkü çok fazla karbondioksit almıştı ve kanında yeterli oksijen yoktu.

    Başka bir örnek: Kırılmış dişinizi bir şişe Coca Cola''nin içine koyun ve 10 gün sonra bakın... Diş 10 günde büyük oranda erir. Halbuki dişler ve kemikler
    ölümden sonra bile en fazla dayanabilen
    organlarımızdır ...

    Bir şişe kola içerek midenize ve dişlerinize ve bağırsaklarınıza ne yaptığınızı bir düşünün...

    Peki bunları niye yazdık ve niye herkes okusun istiyoruz?
    Bu Coca-Cola ve Pepsi ile ilgili gönderilen
    yazı; genç bir grubun ortak platformlarda aldıkları bir kararın ürünüdür.
    Bu yazı İnternet üzerinden gönderilerek yayılması amaçlanmıştır.

    Zaten onlar da büyük kartellerden boyalı medyadan ya da yaz eylemcisi kimi sivil toplum örgütlerinden destek beklemiyorlar.

    Yoksa bu tiplere yaptıkları parasal desteği ya da promosyon adı altında verilen "sus" paylarını vermezler.

    Bu kadar zararlı bir içecek nasıl olurda bu kadar bilinçsizce tüketilebilir ve biri Amerikan firması olmak üzere bu şirketler bu kadar kar elde edebilir?
    İşte bu bilinçsizliği önlemek için çevrenize, sevdiklerinize ve özellikle çocuklarınıza bunları anlatın.

    Belki bu kampanya fazla bir ses getirmeyecek olabilir.
    Ama ne kadar kişiye ulaşırsa o kadar büyük etki yapacaktır.

    Destek olmak için yapmanız gereken tek şey; bu yazıyı olabildiğince fazla kişiye ulaştırmak, anlatmak...

    vesselam

    Katki Maddeleri:

    mademki Cola'dan açıldı laf, iş katkı maddeleriyle devam eder aslında;

    PIYASADA SATILAN HAZIR GIDA MADDELERI ÜLKEMIZDE INSAN SAGLIGINI CIDDI BIÇIMDE ETKILEYECEK DERECEDE KATKI MADDELERI IÇERMEKTEDIR. ANCAK BU MADDELER, TÜM ÇABALARA RAGMEN MEDYA ARACILIGI ILE ILAN EDILMEMEKTEDIR. GÜNÜMÜZDE GIDA SEKTÖRÜ BÜYÜK BIR TRÖST HALINI ALMISTIR. ÖRNEGIN, HIÇBIR YAYIN ORGANINDA COCA COLA'NIN ZARARLI OLDUGUNU GÖREMEZSINIZ. ANCAK BIZ TÜKETICILER, AILE FERTLERIMIZI, ÇEVREDEKI ARKADASLARIMIZI HABERDAR EDEREK
    BILINÇLENDIREBILIRIZ. SON YILLARDA KANSER VAKALARININ NEDEN DEVAMLI ARTIS GÖSTERDIGINI HIÇ DÜSÜNDÜNÜZ MÜ? SIZ
    ÇOCUGUNUZUN KANSEROJEN MADDE IÇEREN GIDA ALMASINI ISTER MISINIZ? PEKI, NIYE EVINIZE KETÇAP ALIYORSUNUZ?
    SIZLERE ASAGIDA SUNDUGUMUZ TABLO, ALACAGINIZ HAZIR GIDA MADDELERINDEKI KATKILARLA ILGILI BILGI VERMEKTEDIR.
    SIZIN SAGLINIZ IÇIN: LÜTFEN HER HANGI BIR GIDA MADDESINI SATIN ALMADAN ÖNCE AMBALAJIN ÜZERINI DIKKATLE INCELEYIP KATKI MADDELERINI BELIRLEYINIZ.
    ZARARSIZ KATKILAR
    E100, 103, 104, 105, 111, 121, 122, 126, 130, 132, 140,
    151,152,160,161, 162, 163, 170, 174,175, 180, 181, 200, 201, 202, 203,
    203, 236, 237, 238, 260, 261, 262, 263, 270, 280, 281, 282, 290, 300,
    301, 303, 304, 305, 306, 307, 308, 309, 322, 325, 326, 327, 331, 332,
    333, 334, 336, 337, 382, 400, 401, 402, 403, 404, 405, 406, 408, 410,
    411, 420, 421, 422, 440, 471, 472, 473, 474, 475, 480
    SÜPHELI KATKILAR
    E125, 41, 150, 153, 171, 172, 173, 240, 241, 477, 605 E220, 221, 222, 223, 224, 338, 339, 340, 341, 460, 461, 466, 407 (MIDE VE BAGIRSAK HASTALIKLARI)
    E200 (VÜCUTTAKI VITAMIN B12'YI YOK EDIYOR)
    E250, 251, 320, 321 (KALP HASTALIKLARI, DAMAR SERTLIKLERI VE TIKANIKLIKLARI)
    TEHLIKELI KATKILAR
    E102, 120, E311, 312 (NÖROLOJIK HASTALIKLAR)
    KANSEROJEN KATKILAR
    E102, 110, 123, 124, 131, 142, 210, 211, 213, 214, 215, 216, 217
    ÖRNEGIN E211-SODYUM BENZOAT KETÇAPLARDA BULUNMAKTADIR. E123,110 ABD, INGILTERE, FRANSA, ALMANYA, RUSYA, JAPONYA VE DAHA BIR ÇOK ÜLKEDE YASAKLANMISTIR. FAKAT ÜLKEMIZDE
    RENKLI DRAJE ÇIKOLATALARDA VE KAYMAKLI BISKÜVILERDE KULLANILMAKTADIR.
    EN TEHLIKELI KANSEROJEN KATKI:
    E330 ( NE YAZIK KI BIR ÇOK HAZIR GIDADA KULLANILMAKTADIR.)
    BAZI HAZIR GIDALARDA TESPIT EDILEN KATKI MADDELERI:
    E330 - ÜLKER LÜKS GOFRET, MEYSU (ÖZELLIKLE KAYISI), KNOR DOMATES ÇORBA,TÜM TENEKE KONSERVE VE TURSULAR, 7UP, SCHWEPPES (TÜM
    ÜRÜNLERI), JELIBON, TAMEK YAPRAK SARMA, PIYALE HAZIR ÇORBA, OLIPS)
    E250 - TÜM SOSIS VE SALAMLARDA E300 - FANTA PORTAKAL, CINOMEL
    E320 - ETI PUFY, KNORR ISKEMBE ÇORBA E223 - ÜLKER HAYLAYF, ALBENI
    E322 - ÜLKER ÇOKOKREMTÜM KOLALI IÇECEKLERDE KULLANILAN KATKI MADDELERININ TESPITI IÇIN ANALIZ YAPILMASINA IZIN VERILMEMISTIR

    Yorumlar size kalmış, bu bir üniversite araştırmasından alınmış ve kamuoyu fazla bilgilendirilmemektedir..

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

    Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet

  4. #4
    devdeniz Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar
    1

    Standart atkuyruğu çayı

    hocam iyi akşamlar Equisetum Arvense çayının Rosmarinus officinalis türünü sipariş etmek istiyorum sizden.acaba bu çay elinizde bulunuyormu?atkuyruğu çayının biberiye türünü?

  5. #5
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Standart

    Alıntı devdeniz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    hocam iyi akşamlar Equisetum Arvense çayının Rosmarinus officinalis türünü sipariş etmek istiyorum sizden.acaba bu çay elinizde bulunuyormu?atkuyruğu çayının biberiye türünü?
    Atkuyruğu otounu kış atkuyruğu otu, orman atkuyruğu otu, bataklık atkuyruğu otu ve şifalı atkuyruğu otu bunları biliyorumda biberiyeli atkuyruğu otunu ilk defa duydum onuda belki siz üretiniz tebrikler.

Benzer Konular

  1. Oğul otu, Melisa, Melisse, Mellissa officinalis
    By igokcek in forum Şifalı Bitkiler
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj : 11-30-2013, 15:14
  2. Cevaplar: 21
    Son Mesaj : 02-22-2013, 11:31
  3. Cevaplar: 11
    Son Mesaj : 04-13-2012, 09:54
  4. Cevaplar: 7
    Son Mesaj : 01-13-2012, 17:06
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 02-13-2010, 15:56

Visitors found this page by searching for:

hamilelikte kuşburnu çayı içilirmi

hamileler kuşburnu çayı içebilirmi

çay yerine ne içilebilir

gebelikte kuşburnu çayı içilirmi

hamilelikte kuşburnu içilirmi

hamileler kekik çayı içebilirmi

hamileler kekik içebilirmi

hamileler kuşburnu içebilirmi

kekik çayı hamileler içebilirmi

kuşburnu çayı hamilelikte içilirmihamilelikte kuşburnu içmekhamilelikte kusburnu cayi icilirmikuşburnu hamilelikte içilirmihamileyken kuşburnu çayı içilirmikuşburnunun zararlarıhamilelikte kekik çayı içilir mibebekler kuşburnu çayı içebilirmigebelikte kuşburnu içilirmihamilelikte kuşburnu çayıhamileyken kuşburnu içilirmihamilelikte kekik çayı zararlımıkekik hamilelikte zararlımıkuşburnu hamilelere zararlı mıada çayını kimler içemezkuşburnu hamilelikte zararlı mı

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169