bitkisel tedavi
Toplam 6 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 6 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Kemik İliği Kanseri, Multipl Miyelom, Kemik iliği Yetmezliği, Kemik iliği ödemi, Kemik

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    23.131

    Standart Kemik İliği Kanseri, Multipl Miyelom, Kemik iliği Yetmezliği, Kemik iliği ödemi, Kemik

    Alıntı M-MİYELOM Nickli Üyeden Alıntı
    Hocam Selamlar

    Ben sahsen tercüman olup Münih de ikamet ediyorum sayfanizi arastirma üzerine buldum.Benim genelolarak sirt agrilarimin yaninda dizimde kemik iligi ödemi cikti, ve alendron asiti ile tedavi görüyrum, ek olarak da kalsiyoum ve d viitamini aliyorum sancilara karsi diklofekan türü seyler almayi reddediyorum zira cok dokunuyor, asprin ise zayif kaliyor ve geceleri uyumakta sorun oluyor.sizden nacizane ricam, bu türden agrilara hangi türden cayiniz iyi geliyor, ikisr iyi gelir mi, yani ödem agrilarina karsi veya trtri türünden diyelim.Türkiye de sadece gönderiyle m aliniyor, Almanya ya gelirse gümrük sorun yapar diye endise duyuyoruz.
    saygilar
    Söğüt Forte, Isırgan Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Kemik çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

  2. #2
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    23.131

    Standart

    Alıntı c-guven Nickli Üyeden Alıntı
    72 yasinda kemik iligi yetmezligi teshisi ve kemoterapi tedavisi ongorulen bir hastaya onerileriniz ne olur?
    Söğüt Forte, Isırgan Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Kemik çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

  3. #3
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.110

    Standart

    Alıntı abdulcabar Nickli Üyeden Alıntı
    12 Yaşındaki kızım Handan Ankara da lösemiden kemoterapi gördü, iyileşti dediler. Aradan 6 ay geçti kızım yeniden kötüleşmeye başladı. Alternatif tıpta bir şey var mı diye araştırdım doğal tedavi sitesini gördüm ve İbrahim beyi aradım. O da Rize de Mehmet beyin kızının da aynı problemi yaşadığını ve hatta çok daha ağır hasta olduğunu söyledi. Mehmet beyi aradım kızının Üniversite kliniğinde kemoterapi gördüğünü ve bu sürecin çok ağır geçtiğini ve kızının saçlarını tamamen kaybetini bir şey yiyip içemediğini ve de aynı anda tifo ya yakaladığını söyledi. Kızının bağırsakları tifo nedeniyle yapışmış ve iki defa bağırsak amaliyatı olmuş bu seferde bağırsakları çalışmaz olmuş. Gökçek İksiri kulandık tan sonra Kızının bağırsakları bir hafta içinde yeniden çalışmaya başlamış. Torbaya bağlı olan bağırsakları üç ay sonra amaliyatla içeri alınmış ve kızının saçları yeniden gelmiş ve sağlığı tamamen düzelmiş.

    Mehmet beyin bu sözleri karşısında ben hemen iksir siparişi verdim. Kızıma düzenli olarak günde 5 defa 2 yemek kaşığı iksir ve günde 1 litre Gökçek Kan çayı verdik. İzmirde son yapılan tahlillerde hiçbir rahatsızlığı kalmadı ve tamamen iyileşti dediler. Ama ben yinede kızıma 3 ay daha iksir kürü yapmayı düşünüyorum. Bu arada İbrahim beyle çok sık görüştüm sürekli ondan bilgi aldım. Hatta kendi sık sık aradı gelişmeleri sordu. Almanya da iken beni arayıp gelişmeleri sorması bilgi alamsı ve bizimle ilgilenmesi örnek bir davranış. Kendisine ne kadar teşekkür etsek az. Allahıma şükürler olsun artık kızımın yüzü morarmıyor ve gayet sağlıklı.
    Lösemi gibi ağır bir hastalıkta Gökçek İksir bağışıklık sistemini güçlendirici olarak idealdir. Bağışıklık sistemi kademeli olarak güçlenir ve güçüne göre mevcut olan bakteri, virüs ve mantarları yok eder. Yani bağışıklık sisteminin kendine has düzeni nedeniyle kademeli temizlik yapar. Güçünü aşa işe girmez. Bağışıklık sistemi güçsüzse mikroplara karşı mücadelede başarısız kalır ve sürekli cephe kazanan mikroplar bağışıklık sistemini sürekli yıpratır. Curuflar Gökçek İksiri tarafından eritilir ve curuf eridikce içine gizlenen mikroplar ortada kalır ve böylece bağışıklık sistemi önce müdahale edmediği durumara müdahale eder duruma girer.Zerdeçal Forte, KOLOREX Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Kanser çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.



    Lösemi, leukemia,kan hücrelerinin kanser hastalığına yakalanması





    Lösemi, leukemia:


    Lösemi kan hücrelerinin kanser hastalığına yakalanmasıdır, Burada akyuvarlar sürekli çoğalırlar. Buda gelişim ve yayılım şekli olarak ikiye ayrılır ve bunlara kronik ve akut lösemi denir. Akut lösemide akut lenf lösemisi (ALL) ve akut miyeloid (kemik iliği hücresi) lösemi (AML) olmak üzere ikiye ayrılır. Lenfozitler lenfbezleri, kemikiliği, dalak ve karaciğerde üretilir ve bunların sadece % 5 ?i kanda bulunur, % 95?i ise bu organlarda depolanmıştır. Lenfozitlerin tam oluşmadan (olğunlaşmadan) görev yerine gönderilir, fakat olğunlaşmadığından hiç bir işe yaramaz ve immün zafiyeti ortaya çıkar. ALL genelikle çocuklarda görülen bir kan kanseri türüdür. Genelikle 4 yaşından ihtibaren ALL görülür ve 100.000 kişide bir kişide ortaya çıkmaktadır. AML kemik iliğinin hücrelerinin bir önceki yapısı olan miyelositler (myelocyte) yabancılaşması sonucu ortaya çıkan bir kanser türüdür. Akut miyeloit lösemi genelikle yetişkinlerde görülür ve yaş ilerledikce daha sık görülür. İstattisliklere göre 100.00?de 15 kişi kan kanserine yakalanır .

    Löseminin sebepleri.
    Kan kanseri ortalama 100-120 gün yaşarlar, bu nedenle sürekli üretilmesi gerekir. Kan hücreleri kemik iliği tarafından yapılır ve bu kan yapıcı hücreler kemik iliği içinde dağılmış olan ana hücreler (mastcell) ve ön anahücreler tarafından üretilirler. Lenfozit hücreleri olğunlaştıktan sonra kana geçer, lösemili kişilerde ise genetik yapı bozukluğundan lenfozitler olğunlaşmadan kana geçer. Hiçbir foksiyonu olmadan bu hücreler sağlıklı hücrelerin çalışmasıda zorlanır. Yapısı bozulan bu hastalıklı hücreler sağlıklı hücreleri tahripeder ve onların yerini alır. AML yani akut miyeloid (kemik iliği hücreleri) lösemide ise kötü huylu ilik hücreleri sağlıklı ilik hücrelerini tahrip ederek onun yerine geçer.

    Löseminin en önemli sebepleri:
    1-) Çevre kirliliği; kimyasal ilaçlar, pestizitler, herbazitler
    2-) Radiyoaktif ışınlar (atom santırallarının çevresi)
    3-) Genetik bozukluklar
    4-) Kemoterapi
    5-) Virüsler

    Löseminin belirtileri:
    1-) Aşırı dermansızlık (iş gücü kayıbı )
    2-) Düşmeyen ateş
    3-) Yorgunluk
    4-) Gece terleme
    5-) Zayiflama
    6-) Sloğunluk
    7-) Kalp çarpıntısı
    8-) Nefes darlığı
    9-) Baş dönmesi
    10-) Karaciğer-, ve dalak şişmesi
    11-) Deride döküntü ve küçük kırmızı kanama noktaları
    12-) Lenfozitlerin diğer kann hücrelerinin dışladıkları ve tahrip ettikleri için kanamalar kolay kolay durmaz.

    Löseminin teşhisi:
    Yukarıdaki belirtilerin görülmesi halinde doktor tarafından kan testi ve kemik iliğinin muayenesi gerekir. Kemik iliği punksiyonu (kemik iliğinin alınması) leğen kemiğinin arkasından bir noktadan alınır. Bu işlem sırasında yetişkinlerde lokal narkoz ve çocuklarda tam narkoz uygulanır.

    Löseminin tedavisi:
    Akut lösemide ne kadar erken teşhis konur ve ne kadar erken tedaviye başlanırsa, başarı şansıda o oranda büyük olur. Ortodoks tıp?ta kemoterapi uygulanır ve bu 4 ana blok ve 1-2 yıl korunmak için kemoterapi uygulanır. Lösemi hemen beyine ve omuriliğe ulaştığı için kafatsınıada ışın tedavisi uygulanır. Kemoterapi ile beyin ve omuriliğe kanserli hücrelerin yayılması büyük oranda önlenebilmektedir. Akut miyloidik lösemide (AML) önce giriş tedavisi, sonra ana tedavi ve nihayet korunma tedavisi uygulanır. Bütün bu tedavi yöntemleri kemoterapi ile yapılır ve en az bir yıl bu tedavi sürer. Kemik iliği veya kandan eldeedillen ana hücreler (mastcell) transplantasyonu ile sağlıklı hücrelerkazanılır. Bu sağlıklı hücrelerin çoğalması ile kanser önlenir. Kemik iliği veya ana hücre trasplantasyonu ile yapılan tedavilerde büyük başarılareldeedilmş ve yan tesileri eskisine göre azaltılmıştır. Kemotepinin yan tesirlerini azaltmak ve immün sistemini güçlendirmek için yardımcı olaralçörekotu ve ZYEpreparatları, Gökçek Tonik veya Gökçek İksiri kulanılır. Gökçek Tonik'den günde 5 defa 100-150 ml alınırsa buda sindirim sistemini güçlendirir.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.



  4. #4
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.110

    Standart


  5. #5
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.110

    Standart


  6. #6
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.110

    Standart

    Sinsi başlayan, genellikle yavaş ilerleyen hastalık: Multipl miyelom


    Multipl miyelom çoğu kez teşhisin konmasında gecikilen, oysa tedavi edilebilen bir hastalıktır

    İstanbul
    NTV-MSNBC

    25 Mayıs—Türk Hematoloji Derneği ve Uluslararası Miyelom Vakfı tarafından 26 Haziran 2001 tarihinde İstanbul'da Multipl miyelomlu hasta ve yakınlarına yönelik eğitim semineri düzenlenecek. Seminerde bu konuda dünyaca tanınmış uzmanlar hastalığın teşhis ve tedavisindeki son gelişmeleri anlatacak ve soruları yanıtlayacaklar. Ücretsiz olan toplantı eşzamanlı Türkçeye çevrilecek.

    MULTİPL MİYELOM NEDİR?
    Çoğu kez sinsi bir şekilde başlayan, yavaş ilerleyen ve büyük ölçüde tedaviden yararlanan bir tür kan kanseridir. Aslında kanserleşen hücreler, normalde kan hücrelerimizin üretildiği yer olan kemik iliğinde çoğalır.Bu açıdan hastalığı “kemik iliği kanseri “olarak tanımlamak daha doğrudur. Kemik iliği kemiklerin ortasında bulunduğundan zamanla hastalık ilerleyerek kemiklere de zarar verir.

    NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR?
    Beyaz ırkta her yıl 100.000’de 4-5 kişi bu hastalığa yakalanır. Henüz ülkemiz için sağlıklı bir istatistik bilgisi yoktur (Ekli formu doldurarak bu konuda bizlere yardımcı olabilirsiniz)..
    EN ÇOK HANGİ YAŞLARDA GÖRÜLÜR?
    Genellikle yaşlıların hastalığıdır. En sık 60-70 yaşlarında görülür. Kırk yaşın altında seyrektir. Son yıllarda hastalık, ülkemizde giderek daha sık ve daha genç kişilerde görülmeye başlamıştır.
    NEDENİ BİLİNİYOR MU?
    Bu konu henüz tam olarak aydınlanmamıştır. Toksik maddeler ile uzun süreli temas, radyoaktif ışınlara maruz kalma, bazı virüsler ve uzun süreli iltihabi durumlar üzerinde durulmaktadır. Kalıtsal bir hastalık olmadığı kesindir. Bulaşıcı değildir.
    HASTALIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?
    Özellikle bel ve sırtta, kaburgalarda hareketle artan şiddetli kemik ağrıları. Kemiklerde kırıklar ve bazen şişlik. Kansızlığa bağlı olarak halsizlik, çabuk yorulma, iş yaparken çarpıntı ve nefes darlığı. Kanda kalsiyumun artması sonucu iştahsızlık, sık idrara çıkma, susuzluk hissi ve kabızlık. Mikroplara karşı direnç azalmasının yol açtığı ateşli hastalıklar (grip, bronşit, zatürree, idrar yolu iltihapları). Erken teşhis edilemeyen hastalık böbreklerin çalışmasını da bozabilir (üremi).
    TEŞHİS NASIL KONUR? HASTALIĞI ERKEN YAKALAMAK MÜMKÜN MÜDÜR?
    Kemik filmlerinin çekilmesi, kemik iliğinin incelenmesi, bazı kan ve idrar tahlilleri ile teşhis kolaylıkla konur. Sağlık kontrollerinde sedimantasyon hızının çok yüksek bulunması ya da idrarda protein çıkması karşısında hekimin düşünmesi gereken hastalıklardan biri de multipl miyelom olmalıdır.
    HASTALIĞIN TEDAVİSİ MÜMKÜN MÜDÜR?
    Bazı hastalarda hastalık çok sinsi bir gidiş gösterebilir. Bu olgularda hasta bir süre tedavisiz izlenebilir.Tedavide kemoterapi (ilaçlarla tedavi), kemiklere yönelik lokal (yerel) radyoterapi (ışın tedavisi), biyolojik tedavi (interferon) ve uygun hastalarda kök hücre (kemik iliği) nakli seçeneklerinden yararlanılır. Hastaların özelliklerine göre seçenekler ve sağlanacak başarı oranı değişir. Öte yandan destekleyici tedavi olanakları (kemikleri güçlendirici ilaçlar, kansızlığın giderilmesi, vb) hastaların yalnız yaşam sürelerini değil, yaşam kalitelerini de artırır.
    Bir kemik iliği hastalığı olan multipl miyelom kan hastalıkları uzmanları (hematologlar) tarafından izlenmeli ve tedavi edilmelidir.
    TEDAVİDE YENİLİKLER VAR MIDIR?
    Tabii! Günümüzde tıp baş döndürücü bir hızla ilerlemektedir. 26 Haziran 2001 toplantısında konuk yabancı uzmanlar umut verici yeni ilaçlardan söz edeceklerdir.
    Multipl miyelom çoğu kez teşhisin konmasında gecikilen, oysa tedavi edilebilen bir hastalıktır.

    BELİRTİLER
    Hastalık çoğu kez başlangıçta oldukça sinsi bir gidiş göstererek hiçbir belirti vermeyebilir. Aşağıda sıralanacak hastalık belirtilerinin ortaya çıkabilmesi için kanserli hücre kütlesinin belirli bir hacime ulaşması gerekir. Bu belirtisiz dönemde hekimlerin sıkça başvurdukları basit bir laboratuvar testinin (sedimantasyon hızı) anormal sonuç vermesi (sedimantasyonun hızlanması) tesadüfen teşhis yolunu açabilir. Bazen hastalık uzun yıllar sessiz kalabildiği gibi, bazen de aksine, kısa sürede dört nala bir gidiş gösterebilir.
    Hastalar hekime başlıca hangi şikayetlerle başvururlar?
    1.Kemik belirtileri (ağrı, kemik kırıkları, kemikte şişlik). Kemiklerin ortasındaki ilikten başlayan hastalık zamanla çevresindeki sert kemik dokusunu eriterek ağrılara ve kemiklerin zayıflayıp kolaylıkla, hatta bir darbeye maruz kalmadan kırılmalarına neden olur. Bazen kemiklerde ur şeklinde şişlikler oluşur. Ağrı en çok sırt ve bel ağrıları şeklinde omurgayı ve göğüs kafesinde kaburgaları ilgilendirir. Hastalar bu tür kemik ağrıları nedeniyle öncelikle fizik tedavi, ortopedi, romatizma uzmanlarına başvurabilir ve seyrek olmayarak “kireçlenme”, “bel fıtığı” gibi yanlış teşhislerle bir süre tedavi görebilirler. Böyle bir yaklaşım, ne yazık ki, hastalığın ilerlemesine fırsat verir.
    2. Kansızlık belirtileri. Kan hücrelerinin yapım yeri olan kemik iliğinde çoğalan kanser hücreleri normal kan hücrelerinin yapımını engelleyerek kansızlık yaratırlar. Bu durumda hastalar halsizlik ve çabuk yorulmadan, bir iş yaptıklarında ya da yokuş, merdiven çıktıklarında çarpıntı, nefes darlığından yakınırlar.
    3. Böbrek bozukluğuna ilişkin belirti ve bulgular.Miyelomun en çok zarar verdiği organların başında böbrekler gelir. İdrar tahlilinde protein (albumin) çıkar. Kan tahlilinde üre ve kreatinin artmış bulunur (böbrek yetmezliği = üremi).
    4. İnfeksiyonlara (mikropların yarattığı hastalıklara) eğilim. Miyelomda vücudün mikroplara karşı savunması zayıflar. Sonuçta hastalar eskisinden daha sık ateşlenmeye başlarlar. Grip ve idrar yolu iltihaplanmaları gibi basit infeksiyonların yanında bronşit ve zatürree (pnömoni, bronkopnömoni) gibi daha ağır tablolar da gelişebilir.
    5. Kanda kalsiyumun artmasına bağlı şikayetler.Kemiklerin erimesi sonucu açığa çıkan ve kana geçen kalsiyum miktarı arttığında hastalar, iştahsızlık, bulantı, kabızlık, sık idrara çıkma, susuzluk hissi ve halsizlikten yakınırlar. Kanda kalsiyumun artması böbreklerin çalışmasını da bozar. Çok ilerlemis durumlarda bilinç bozuklukları ve ruhsal bozukluklar gelişebilir.

    TEŞHİS
    Kan ve idrar testleri, kemik filmlerinin çekilmesi ve kemik iliğinin incelenmesi ile miyelom teşhisine kolaylıkla ulaşılır. Yukarda sıralanan belirti ve bulgular karşısında pratisyen hekim ya da iç hastalıkları uzmanı miyelomu düşünmeli ve hastasını kesin tanı ve tedavi için bir hematologa (kan hastalıkları uzmanına) yönlendirmelidir.
    1.Kan ve idrar testleri. Kanserleşerek çoğalan plazma hücreleri normal koşullarda yapmasını öğrendikleri proteini bol miktarda üretirler (M proteini). Bu protein serum ve/veya idrar elektroforezi testi ile ortaya konur. Ardından daha duyarlı yöntemlerle (immünelektroforez, immünfiksasyon) bu proteinin tipi ve miktarı saptanır. M proteini hastalığın bir belirteci, bir göstergesidir. Çok az kanserde böyle bir tümör belirteci bulunur.. Tedaviye alınacak yanıtın incelenmesinde de gene aynı testlerden yararlanılır. Kemoterapi (ilaçla tedavi) ile kanserli hücreler öldürüldüğünde bu proteinin kan ve/veya idrardaki miktarı azalacaktır.
    2. Kemik filmleri. Özellikle ağrıyan kemiklerin röntgen filmleri ile kemiklerdeki erime, kırık ve urlar kolaylıkla saptanır. Manyetik rezonans (MR) görüntüleme yöntemi kemik bulgularını erkenden yakalamada çok daha duyarlı, ancak pahalı bir yöntemdir.
    3. Kemik iliğinin incelenmesi. Kalça kemiğinin arka bölgesindeki küçük kemik çıkıntısına , o bölge ilaçla uyuşturulduktan sonra özel bir iğne ile girilerek kemik iliği örneği alınır. Bu örnekler mikroskopta incelenerek çoğalmış kanser hücrelerinin dağılımı ve normal hücrelere göre oranı saptanır. Kemik iliği biyopsisi, yapılışı sırasında hastaya rahatsızlık vermeyen, hastaneye yatırılmadan, ayaktan 5-10 dakikada tamamlanan, sonradan hastada ağrı yaratmayan bir işlemdir. Bu açıdan hastaların önceden endişelenmelerine hiç gerek yoktur. Çoğu hasta “kemik iliği”ni “omurilik” olarak algılayarak boş yere korkmaktadır.

    HASTALIĞIN EVRELERİ
    Hastalığın ilerleme derecesine göre 3 evresi vardır. Durumları birinci ve üçüncü evreye uymayan hastalar ikinci evre olarak kabul edilir.
    Evre I. Tümör hücresi sayısı azdır. Kansızlık yoktur. Kanda kalsiyum normal düzeylerdedir. Kan ve/veya idrardaki M protein miktarı düşüktür. Kemik tutulumu yoktur. Hastalarda hastalık belirtisi görülmeyebilir.
    Evre II. Tümör hücresi sayısı orta derecede artmıştır.
    Evre III. Hastalık iyice ilerlemiştir.Kansızlık görülebilir. Kanda kalsiyum düzeyi yükselmiş bulunabilir. Kan ve/veya idrardaki M-protein miktarı çok yüksektir. Çok sayıda kemik hastalığa yakalanmıştır.
    Yukardaki evrelerden herhangi birinde, birlikte böbrek yetmezliğinin (üremi) de bulunması hastalığın tedavisinin daha güç olacağına işaret eder.

    TEDAVİ
    Hastalığın tedavisinde aşağıdaki araçlardan yararlanılır:
    1.Kemoterapi (ilaçla tedavi). Kanser hücrelerini öldürme amacıyla birden fazla ilaç (2-4) birlikte kullanılır. Bu ilaçlar aralıklı olarak (4-6 haftada bir) ağız ve/veya damar yoluyla uygulanırlar. Kortizon türevi ilaçlar da (prednizon, deksametazon) miyelom hücrelerini öldürme gücüne sahiptir.. Kemoterapide, ilaçlar kan yoluyla vücudün her noktasına ulaşabildiğinden çok sayıda kötü hücrenin yok edilmesi sağlanır.
    Sonuçta hastaların ağrıları kaybolur, kansızlıkları geçer ve genel durumları düzelir. Kemik iliğinde kanserli hücre sayısı, kan ve/veya idrarda M protein miktarı azalır. Hastanın yaşam süresini ve kalitesini uzatan bu düzelme, iyileşme dönemine tıp dilinde “remisyon” denir. Ne var ki ilik kötü hücrelerden tamamen temizlenmediğinden bu düzelme dönemi sınırsız değildir. İlerde hastalık tekrar alevlenebilir.Bu bakımdan geride kalan hücreleri yok edici, bir diğer deyişle remisyonu pekiştirici farklı tedaviler uygulanmalıdır (aşağıya bkz). Aynı ilaçların sürekli kullanılması, tıpkı mikropların antibiyotiklere direnç kazanması gibi, kanser hücrelerinde direnç yaratacağından sakıncalıdır.
    Hastalara kemoterapinin geçici yan etkileri ayrıntılı olarak anlatılmalıdır (bulantı, kusma, iştahsızlık, halsizlik, saç dökülmesi, ağızda yaralar, lökositlerin azalması sonucu mikroplara karşı direncin azalması gibi). Günümüzde bulantıyı önleyici etkin ilaçlar vardır. Hastalar saç dökülmesinin geçici oluğuna inanmalıdırlar. Lökosit sayısının düşmesine bağlı ateşli durumlarda antibiyotikler uygulanır.
    2.Radyoterapi (Işın tedavisi). Hastalığın yoğunlaştığı kemik bölgelerine lokal (yerel) olarak uygulanır. Kemik tümörlerinin eritilmesinde, kırıkların önlenmesinde ve yerel kemik ağrılarının giderilmesinde etkindir. Sadece uygulanan bölgede kötü hücreleri öldürür. Etkisi yaygın değildir.
    3.Yoğun kemoterapi ve kemik iliği (kök hücre) nakli. Kemoterapi ve radyoterapi ile hastalığın durdurulduğu (remisyon) hastalarda ilerde hastalığın yeniden uyanmasını önleme, bir diğer deyişle, iyileşmenin sürekliliğini, hatta bazen tam şifayı sağlama amacıyla uygulanan bir tedavi şeklidir.

    KÖK HÜCRE NAKLİ
    Genellikle uygulanan otolog kök hücre nakli’ dir. Burada, kemoterapi yoluyla ilikteki kanser hücreleri asgari bir düzeye indirilmiş hastanın önce kan yapıcı kök hücreleri toplanarak özel koşullarda dondurulur ve saklanır. Ardından hastaya çok yüksek dozlarda yoğun bir kemoterapi ve/veya tüm vücut ışınlaması verilerek artakalmış kanser hücreleri yok edilmeye çalışılır. Böyle bir tedaviyle hastanın kan yapıcı normal hücreleri de ortadan kalkacağından, yeniden kan üretebilir duruma geçebilmesi için dondurulmuş kök hücrelerin eritilerek damar yoluyla hastaya geri verilmesi zorunludur. Bir anlamda bu işlem, çölleşmiş kemik iliğini (kemik iliği yetmezliği) “kurtarma operasyonu”dur.
    Ülkemizdeki çoğu hematoloji merkezinde otolog kök hücre nakli başarı ile uygulanmaktadır. Alınan sonuçlar Batı ülkelerindekilerden farklı değildir. Genç hastalarda başarı oranı daha yüksektir.
    Otolog naklin tek sakıncası dondurulan ilikte bir miktar miyelom hücresinin bulunuyor olmasıdır. Bazı merkezler daha fazla sayıda miyelom hücresini yok edebilmek için işlemi bir kez daha tekrarlarlar (çift otolog nakil).
    Kök hücre naklinde hastanın kendi iliği yerine doku tipi uygun sağlıklı bir kardeş, aile bireyi ya da akraba olmayan gönüllü bir vericinin iliği de kullanılabilir (allogeneik kök hücre nakli). Ancak genç (<50) hastalara uygulanabilen bu tür nakillerde hastalığı kökünden yok etme olasılığı varsa da, nakilden sonra ortaya çıkan çeşitli tehlikeli yan etkiler sonucu % 40 oranında hastaları kaybetme tehlikesinin bulunması girişimin yaygınlaşmasını engellemektedir. Öte yandan, bir diğer engel de doku tipi tam uygun bir vericiyi bulma zorluğudur. Otolog olmayan nakillerde ideal verici hastanın varsa, tek yumurta ikiz kardeşidir (singeneik kök hücre nakli).
    4.Biyolojik tedavi. Kemoterapiden, ya da yoğun kemoterapi ve kök hücre naklinden sonra geride kalan nisbeten az sayıda kanser hücresini vücudün bağışıklık sistemini güçlendirerek ortadan kaldırmayı amaçlar. İnterferon adlı ilaç bu tür tedaviye bir örnektir.
    5.Destekleyici tedavi. Ağrıların ağrı ilaçları ile giderilmesi, kansızlık durumlarında kan verilmesi ya da kan yapımını uyarıcı bir hormonun (eritropoetin) kullanılması, kemikleri kuvvetlendirici, kırıkları önleyici ilaçların (örneğin bifosfonatlar) uygulanması, böbrek yetmezliğinde kanda biriken ürenin temizlenmesi için diyaliz yapılması, zayıf kemikleri destekleyici ortopedik girişimler, infeksiyonları önleyici aşılar ve infeksiyonları tedavi edici antibiyotikler destekleyici tedavi örnekleridir.

    YENİ İLAÇLAR
    Günümüzde tıp başdöndürücü gelişmelerle hızla ilerlemektedir. Basın ve TV'ler hemen her gün yeni bir ilacı ya da tedavi yöntemini bizlere duyurmaktadır. Multipl miyelom da bu açıdan şanslı bir hastalıktır. Yeni ilaçlar (örneğin talidomid, klaritromisin), bağışıklık sistemini güçlendiriciler, daha etkin kemik erimesini önleyiciler ve miyelom hücrelerine yönelik aşılar hastalarda denenmektedir. Bu bakımdan hastalar karamsar olmamalı, umutsuzluğa düşmemelidir. Gelecek konusunda olumlu düşünmenin tedavinin başarıya ulaşmasında büyük önem taşıdığı unutulmamalıdır.

Benzer Konular

  1. Kemik çıkığı
    By serife in forum Romatizma, Behçet ve Kemik Rahatsızlıkları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 05-30-2012, 10:42
  2. Kemik erimesinin nedeni geçmişte gizli
    By ozzylive in forum Romatizma, Behçet ve Kemik Rahatsızlıkları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 01-04-2012, 14:50
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 11-10-2011, 08:48
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 02-13-2010, 15:58

Visitors found this page by searching for:

kemik iliği ödemi

kemik iliği ödemi tedavisi

kemik iliği ödemi nedir

kemik iliği ödemi bitkisel tedavi

kemik iliği ödemi nasıl tedavi edilir

kemik ödemi tedavisikemik ödemi nedirkemik iliğinde ödemilik ödemiilik ödemi tedavisikemik iliği ödemi belirtilerikemikte ödemilikte ödemkemik ödemikemik iliği ödemi nedenlerikemik içi ödemKEMİK İLİĞİNDE ÖDEM NEDİRkemik iliği ödemi için bitkisel tedavikemikte ödem tedavisiilik ödemi nedirkemikte ödem nedirkemik iligi ödemi nedirkemik iliği ödemi tedavikemik iliği ödemi ve tedavisikemık ılıgı odemı

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170