Alıç Forte, Ginseng Forte, Ginkgo Forte
Kapat!
PRE EKLAMPSİ hastalığı, kan kirliği, preek lampsi, gebelik zehirlenmesi
Toplam 5 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 5 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: PRE EKLAMPSİ hastalığı, kan kirliği, preek lampsi, gebelik zehirlenmesi

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.457

    Standart PRE EKLAMPSİ hastalığı, kan kirliği, preek lampsi, gebelik zehirlenmesi

    Esim 18-02-2010 yilida PRE EKLAMPSI hastaligindan dolayi bebegimizi anne karninda kaybettik....Tibbi olarak KAN KIRLILIGI diyorlar doktora tekrar gittik ....Sebze meyve yiyin denildi..Ama baska bir doktora arkadasin dedigine gore.Her dogumda nuksedebilir dediler.Kisacasi tibbi olarak bir sey yok.tedavi olarakda birsey yok..Bizde bitki uzmanlarina soralim dedik.Ama nasil bilemiyoruz? Yardimci olursaniz seviniriz....Kolay gelsin.......
    KAN TEMİZLENMEDEN HAMİLE KALMAK İYİ DEĞİL, tedavi edeceğimize inanıyorum Gökçek Aloe Vera Jel, Gökçek İksir, Ozon Yağı, KAN çayı ve enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlillerinden hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansızdır ve ancak belirtilerinden ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hizlı çoğalırlar.Vücudumuzun bozulan asit baz dengesini Himalaya tuzu ile yeniden düzenlir.Örneğin normal tuz ödeme sebep olurken Himalaya tuzu ödemi önler. TECRÜBELER Sarımsak kokusundan rahatsız olanlar, iksiri aldıktan 5-10 dakika sonra bir miktar süt (en az yarım çay bardağı) içerse bu süt kokuyu emer ve yok eder.

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.436

    Standart

    PREEKLAMPSİ: Hamileliğin 20. haftasından sonra gelişen yüksek tansiyon, proteinüri ve vücutta yaygın ödem gelişmesi durumuna preek-lampsi denilmektedir. Eğer 1) 24 saatte idrarla atılan protein (proteinüri) 5 gr ‘dan fazla ise bu durumlardan bir yada birkaçının bulunduğu preeklampsi vakalarını ciddi vakalar olarak değerlendirmek gerekir.

    Gerek preeklampsi gerekse de eklampside temel bozukluğun damarların aşırı daralması olduğu gösterilmiştir. Damarların vücutta üretilen damar büzücü maddelere aşırı bir duyarlık gösterdikleri ortaya konmuştur. Ancak bu aşırı duyarlığın necleni henüz bilinmemektedir. Damarlardaki aşırı daralma nedeniyle organların kanlanması bozulmaktadır. Bu ise o organlarda kanamalara, Ölü dokuların gelişmesine ve çeşitli işlev bozukluklarının oluşmasına yol açarak, gerek preeklampsi ve gerekse de eklampsinin hastalık belirti ve bulgularının ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

    Preeklampsi ve eklampside çeşitli organ ve dokularda gelişen bozuklukları şöyle özetleyebiliriz: Preeklampsi sırasında plasentadaki kan dolaşımı bir ölçüde bozulmaktadır. Bu da çocuk için bir sorun yaratabilir. Bilindiği gibi normal bir hamilelik sırasında böbreklerdeki kan akımı ve buna bağlı olarak da kanın süzülerek temizlenmesi işlemi artmaktadır. Ancak preeklampsi vakalarında bu durum gerçekleşmemekte ve vücuttan atılması gereken bazı maddeler, hamile kadında birikmeye başlamaktadır. Böbreğin kan akımındaki azalma, damarlarındaki daralma ve tıkanıklıklardan kaynaklanmaktadır. Bu bozukluklar bazı vakalarda böbreklerin “Korteks” bölgesinde doku ölümlerine yol açabilmektedir. “Korteks nekrozu” denilen bu gibi durumlarda oligüri-anüri gibi az ya da çok az idrar çıkarma ve azotemi (kanda azotlu maddelerin birikmesi) gelişip kadının yaşamını ciddi biçimde tehlikeye sokmaktadır.

    Özellikle eklampsi nedeniyle ölmüş hamile kadınların beyninde şişmeye (ödem), kansız alanlara ve kanama odaklarına rastlanmıştır. Preeklamp-sinin beyin kan dolaşımında belli bir bozukluğa yol açıp açmadığı konusu henüz kesinlik kazanmamış olup, hala yanıtı aranan bir araştırma konusu olarak kalmaktadır.

    Eklampside havale (Konvülzyon) nöbetinden sonra solunum sayısı hızlanmakta, akciğerlerde şişme (ödem) gelişmektedir. Bazı vakalarda kalp yetmezliği de gelişmektedir. Gerek preeklampsi gerekse de eklampsi vakalarında, hücreler arasındaki ve dolayısıyla dokulardaki su miktarı normalin üstüne çıkmaktadır. Böylece hamile İcadın fazladan kilo almakta ve adeta şişmektedir. Hamile olmayan bir kadının vücudunda 3500 mi kadar kan dolaşır. Hamileliğin son dönemlerde ise kadında 5000 mi kan bulunur. Ancak preeklampsi ve eklampsi vakalarında hamileliğin son dönemlerinde bile kan hacmi 3500 mi ‘dolaylarında kalır. Yani bu vakalarda kan hacminde gelişmesi beklenen

    normal artış görülmez. Söz konusu olan bu kadınların kanında pıhtılaşma bozuklukları da görüldüğü gibi, alyuvarların (Eritrosit) daha fazla parçalandıkları da gösterilmiştir. Preeklampsinin üç önemli işareti olan “Tansiyon yükselmesi”, “Aniden aşırı kilo alma” ve “Protei-nüri” (idrarda protein çıkması), hamile kadının anında fark edebileceği işaretler değildir. Preeklampsi ancak baş ağrısı, karın ağrısı, gözkapaklarmda şişme, görme bulanıklığı, parmakların şişmesi gibi belirtiler geliştiğinde kadın tarafından fark edilir. Bu ise hastalığın oldukça ilerlemiş bir dönemine rastlar. İşaretlerini yukarıda belirttiğimiz bu hastalıktan kuşku duyulur duyulmaz, derhal doktora başvurulmalıdır. Bu yapılmadığında gerek çocuğun ve gerekse de annenin yaşamı tehlikeye girer. Hamilelik süresince düzenli doktor denetimi preeklampsi ve diğer hastalıkların erkenden teşhis edilip, tedavi edilmesine olanak sağlar.

  3. #3
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.436

    Standart

    Preeklampsi – Eklampsi
    Gebelikte oluşabilen en ciddi sorunlardan biridir
    Halk arasında ‘gebelik zehirlenmesi, albumin hastalığı’ olarak ta bilinen Preeklampsi , annede yüksek tansiyon, ödem ve idrarda bir protein olan albumin’in artışı ile kendini gösterir.Bu tabloya sara hastalığındaki gibi kasılma nöbetleri de eklendiğinde Eklampsi adını alır.

    Genel olarak gebelikte yüksek tansiyon ;
    Preeklampsi
    Kronik hipertansiyon
    Kronik hipertansiyon üzerine yerleşmiş preeklampsi
    olmak üzere üç grupta incelenir.Preeklampsi 20. gebelik haftasından sonra ortaya çıkar ve mutlaka albuminüri (idrarla albumin atılmasında artış) ile birliktedir.Kronik hipertansiyon gebeliğin 20. haftasından önce de varolan hipertansiyondur.Böyle bir hastada 20. haftadan sonra klasik preeklampsi tablosunun yerleşmesi durumunda da Kronik hipertansiyon üzerine yerleşmiş preeklampsi tanısı koyulur.

    Farklı adlarla anılsa da her üç tabloda da belirgin riskler söz konusudur.Preeklampside sorun kılcal damarlarda kan akımına karşı artmış dirençtir. Bu nedenle Bu şekilde dolaşımdaki kanın sıvı kısmı damarlardan doku arasına kaçarak ödemi oluşturur.Vücutta belirgin ödeme rağmen damar içindeki sıvı azdır ve bu durum bebeğe oksijen ve besin taşınmasını zorlaştırır. Hipertansiyon ve albuminürinin derecesi, ve bazı diğer faktörler göz önüne alınarak preeklampsi hafif ve şiddetli preeklampsi olmak üzere iki farklı şekilde ele alınır. Ağır preeklampside olaya karaciğer ,börek,beyin ,pıhtılşma sistemi ve diğer tüm organlarda da fonksiyon bozuklukları hızlı bir şekilde gelişebilir ve kısa sürede hasta belirgin şekilde ağırlaşabilir.

    Preeklampsi olasılığının arttığı durumlar ;
    Anne yaşının 20 nin altında ya da 35 in üzerinde olması
    Düşük sosyoekonomik düzey
    İlk gebelik ya da dördüncü gebelik ve ötesi
    Çoğul gebelik
    Polihidramnios
    Fetal hidrops(farklı nedenlerle bebeğin tüm vücut boşlularının sıvıyla dolması )
    Kronik hipertansiyon
    İyi kontrol edilmememiş şeker hastalığı
    Obesite (Vücut kitle indeksinin 30 un üzerinde olması)

    Preeklampsi sinsi seyredebilen ciddi bir hastalıktır.Çok ileri safhalara dek dikkat çekmeyebilir. Gebelikte düzenli tansiyon ölçülmesi bu açıdan son derece önemlidir.Her muayenede ultrasonografi kesinlikle tıbbi bir gereklilik değildir ama tansiyon mutlaka ölçülmelidir.Kontrollerin ayda bir yapıldığı dönemde kontroller dışında da fırsat bulduğunda tansiyon kontrolü yapılmasında yarar vardır.

    Tansiyon ölçerken bazı detaylara özen gösterilmesinde fayda vardır.Herşeyden önce tansiyonu ölçülecek kişi en az 5 dakika kadar dinlenmiş olmalıdır. Genelde sağ koldan ölçüm yapılması tercih edilir.Sol kolda kan basıncı sağa göre biraz daha düşüktür.Gebelikte meydana gelen değişiklikler nedeniyle özellikle diastolik (küçük) tansiyonu ölçmek zordur.(Bazan bu değerin 0 ‘ a dek düştüğü sanılabilir) .Bu nedenle gebelerde kan basıncı ölçümü deneyimli biri tarafından yapılmalıdır.Bilekten kan basıncı ölçen elektronik aletlerden hatalı sonuçlar elde edilebilse de klasik tansiyon aletlerini kullanmakta zorlanan ve kan basıncı takibi önerilen anne adayları tarafından kullanılabilir.
    Gebeliğin 20. haftasından sonra kısa sürede hızlı kilo artışı, dizin alt kısmında bacağın ön yüsünde sertçe hissedebildiğiniz tibia kemiğinin üzerine parmağınızla bastırdığınızda hemen geçmeyen çukurluk fark etmeniz ödem işaretidir.Ödem çoğu kez preeklampsinin üç temel bulgusundan ilk ortaya çıkandır.Böyle bir değişim fark ettiğinizde mutlaka doktorunuzla mutlaka iletişim kurun.

    Preeklampsi şüphesinde anne adayından tam idrar tetkiki istnenir.İdrarda albumin miktarının kabul edilen sınırın üzerinde olması beraberinde kan basıncı artışı ve ödem de bulunduğunda preeklampsi tanısı koymak için yeterlidir.

    Vakaların çoğu hafif preeklampsi kategorisinde yeralır. Kan basıncının 160/100mmHg nın üzerinde olması, idrarda belli miktardan fazla albumin bulunması,görme bozuklukları ,karın ağrısı ve diğer bazı bulguların varığında ise ‘’Ağır Preeklampsi’’ söz konusudur .Ağır preeklampsi kesinlikle hastanede yatmayı bazen de yoğun bakımı gerektiren bir durumdur. Vakaların çoğu hafif preeklampsi kategorisinde yeralır. Kan basıncının 160/100mmHg nın üzerinde olması, idrarda belli miktardan fazla albumin bulunması,görme bozuklukları ,karın ağrısı ve diğer bazı bulguların varığında ise ‘’Ağır Preeklampsi’’ söz konusudur .Ağır preeklampsi kesinlikle hastanede yatmayı bazen de yoğun bakımı gerektiren bir durumdur.

    Ağır preeklampsi zemininde gelişen ve anne için ciddi tehlike oluşturanbir tablo da HELLP sendromudur. Annenin karaciğer fonksiyonlarında ozulma ,alyuvarların parçalanması ve trombosit (kan pıhtılaşmasında temel rol oynayan ufak hücreler) sayısında ciddi azalmayla birliktedir.Tüm sistemlerin etkilenebileceği ve önemli oranda hayati tehlike arzeden bir durumdur.

    Preeklampsi tablosuna sara nöbeti tarzında tüm vücudu tutan kasılma nöbetlerinin eklenmesi ile Eklampsi ortaya çıkar.Her eklampsi nöbeti hem anne hem de bebek için ciddi tehlike oluşturur ve mutlaka engellenmelidir.

    Preeklampsi tedavisi hastalığın şiddetine ve gebelik haftasına göre değişse de gerçek anlamda tek tedavi doğumun gerçekleştirilmesidir.Hafif preeklampsi durumunda erken doğumun bebeğe getirdiği risklerle gebeliğin devam ettirilmesi durumundaki olası riskler karşılaştırılarak karar verilir.Hastalığın seyri çok değişken olabileceğinden yakın izlem son derece önemlidir.Hem annenin hem de bebeğin durumu çok yakından izlenir.Anneye yatak istirahati verilir ,yakın kan basıncı takibi ve gerekli laboratuar tetkikleri yapılır.Bebeğin iyilik durumu bebek hareketlerinin takibi,non stres test ya da ultrasonografi ile çok sıkı takip edilir.Erken doğum gerekebileceği göz önüne tutularak bebeğin akciğer gelişimini hızlandıran ‘kortikosteroid’ tedavisi uygulanır.

    37. gebelik haftasından sonra tüm preeklampsi hastaları için doğum kesin olarak gereklidir. Gebeliğin daha fazla uzatılması akciğer gelişimi tamamlanmış ve dış dünyaya uyum sağlamakta zorlanmayacak bir bebeğin anne karnında riske atılması anlamına gelir.Risk aynı zamanda anne adayı için de geçerlidir.Hafif preeklampsi vakaları da zaman içinde bazen çok hızlı olarak ağır preeklampsiye dönüşebilir.

  4. #4
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.436

    Standart

    GEBELİKTE HİPERTANSİYON VE PREEKLAMPSİAşağıdaki yazı oldukça teknik bilgiler içerdiğinden doktorunuz tarafından size preeklampsi kelimesi telaffuz edilmediyse veya kronik hipertansiyon hastası değilseniz yazıyı okumanız tümüyle gereksizdir...Preeklampsi ve Eklampsi
    Önceden varolan kronik hipertansiyon ya da gebeliğe bağlı olarak gelişen hipertansiyonda preeklampsi ve eklampsi gelişme riski tüm gebelik boyunca devam eder. Bu yüzden gebelik boyunca tansiyonun düzenli olarak takibi çok önemlidir.
    Preeklampsi ileri aşamalara gelene kadar hiç bir belirti vermeyebilir. Erken dönemde yakalandığında tedavisi mümkün olan, geç dönemde ise anne adayı ve/veya bebeğin hayatına malolabilen ciddi bir hastalıktır. Hiçbir şikayetiniz olmasa bile düzenli olarak gebelik muayenelerine gitmeniz bu yüzden çok önemlidir. Özellikle gebeliğin son altı haftası preeklampsinin en sık görüldüğü dönem olduğundan bu dönemde doğuma kadar haftalık kontrollerin düzenli olarak sürdürülmesi çok büyük önem taşır.
    Preeklampsi nedir?
    Preeklampsi ve eklampsi yanlızca insanlarda ve yanlızca gebelik döneminde ortaya çıkan, gebeliğin normaldışı seyrettiği bir durumdur. Henüz ne olduğu tam olarak bilinmeyen bir uyaran tansiyon yükselmesine neden olur, idrarla protein kaybı başlar ve normalde damarlar içinde tutulması gereken sıvının büyük kısmı vücut boşluklarına kaçarak aşırı kilo alımına ve ödem oluşmasına yol açar.
    Kimlerde görülür?
    Preeklampsi ırk, coğrafi bölge, sosyal özellikler gibi faktörleri ayırtetmeksizin tüm gebeliklerin %6'sında ortaya çıkar.
    İlk gebeliğini yaşayanlarda, 18 yaş altı ve 30 yaş üstü olan anne adaylarında, daha önce dört ya da daha fazla sayıda doğum yapmış olanlarda, çoğul gebeliği olanlarda, polihidramniyos (amniyos sıvısının artması) ve hidrops fetalis (bebeğin tüm vücut boşuklarında kalp yetmezliğine bağlı olarak sıvı birikmesi ve bebeğin şişmesi) gibi fetusa ait problemi olanlarda, kötü kontrol edilmiş şeker hastalığı olanlarda, kronik hipertansiyonu olanlarda ve ailesinde hipertansiyon olanlarda preeklampsi daha sık görülür.
    Daha önceki gebeliklerde gebeliğe bağlı hipertansiyon ve preeklampsi geçirmiş olan anne adaylarının sonraki gebeliklerinde preeklampsi gelişme riski artar.
    Gebelikleri boyunca çalışmak zorunda olan ve dinlenme fırsatı bulamayan anne adaylarında da risk yükselir.
    Son zamanlarda bir preeklampsi geni hipotezi ortaya atılmıştır. Özellikle her gebeliğinde ağır preeklampsi sorunuyla karşılaşan anne adaylarında henüz tam olarak gösterilmiş olmamasına karşın böyle bir gen olabilir.
    Tüm bu risk faktörlerinin varlığına karşın preeklampsi en sık ilk gebeliğini yaşayan anne adaylarında gebeliğin sonlarına doğru ortaya çıkar, hafif seyreder ve sonraki gebeliklerde tekrarlamaz.
    Preeklampsinin belirtileri nelerdir?
    Preeklampsinin hiçbir belirtisi olmayabilir. Özellikle hafif preeklampsi anne adayında hiçbir şikayete yol açmayabilir.
    Ender durumlarda ve özellikle de hiç agebelik muayenelerine gitmemiş anne adaylarında preeklampsinin ilk belirtisi eklampsi olabilir. Bilinç kaybı ve konvulziyon (vücutta sara benzeri kasılmalar) ile başvuran bir anne adayında tanı çok yüksek ihtimalle ağır preeklampsi zemininde gelişmiş eklampsidir.
    Çoğu durumda ise hafif belirtilerden ağır belirtilere kadar değişen bir spektrum içinde çeşitli şikayetlere rastlanır:
    Ani ortaya çıkan bir kilo artışı; yüzüklerin dar gelmesi; yüzde şişme; halsizlik; bilinç bulanıklığı; unutkanlık; uykuya eğilim; bebek hareketlerinin azalması; karın ağrısı, gözlerde sinek uçuşması; ani görme bozuklukları; az görme ya da ani körlük; karaciğer bölgesinde ağrı; ani başlayan bulantı ve kusma; göz aklarında veya vücutta sararma; az idrar yapma gibi belirtiler preeklampsi habercisi olabilir.
    Preeklampsi tüm organları etkileyebilen bir hastalıktır. Bu nedenle her organ sistemine ait belirti tek başına ya da diğer belirtilerle birlikte bulunabilir. Bu gerçeği gözönünde bulundurarak düzenli antenatal kontrol randevularının dışında kalan zamanlarda vücudunuzda bir rahatsızlık ortaya çıkması durumunda gelecek kontrolü beklemeden doktorunuza başvurunuz.
    Tanı nasıl konur?
    Preeklampsi tanısını koymak çoğu durumda kolaydır. Rutin kontrollerin birinde hipertansiyon ve albüminüri (idrarda normalden fazla albümin görülmesi) preeklampsi tanısını koymak için yeterlidir.
    Gebelik esnasında tansiyonun 140/90mm Hg (civa) ya da üzerinde olması ve en az dört saat aralıkla yapılan ikinci ölçümde ve sonraki ölçümlerde yüksekliğin devam etmesi durumunda tansiyon yüksekliğinden bahsedilir.
    Tansiyon ölçümü konusunda dikkat edilmesi gereken noktalar:
    Tansiyon ölçümünden önce anne adayının istirahati sağlanmış olmalıdır. Bazı anne adaylarında kliniğe gelene kadar oluşan yorgunluk ya da "beyaz önlüklü birini görmeye" bağlı ortaya çıkan heyecan tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu yüzden anne adayı kliniğe geldikten sonra dinlenene ve ortama alışana kadar beklenir. En ideal ölçüm sağ koldan ve anne adayının kol kalınlığına uygun manşet kullanılarak yapılır. Ölçüm oturur durumda ya da yatar durumda yapılır. İlk ölçüm yatar durumda yapılmışsa sonraki ölçümlerde yatar durumda, oturur durumda yapılmışsa sonraki ölçümler de oturur durumda yapılmalıdır. Anne adaylarında tansiyonun özellikle diyastolik değeri ("küçük tansiyon") ölçümü teknik zorluklar arzettiğinden ölçümler Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ya da bu konuda deneyimli ebe veya hemşire tarafından gerçekleştirilmelidir. Tansiyon ölçümü esnasında elektronik ölçüm yapan aletler gebelikte yanlış sonuç verebildiklerinden kullanılmazlar. Evde tansiyon takibi önerilen anne adaylarının ölçümlerini deneyimli kişilere yaptırmaları gereklidir.
    Hipertansiyon varlığında idrar tetkikinde belli bir miktarın üzerinde albümin cinsi protein saptanması durumunda preeklampsi tanısı konur.
    Tam idrar tetkikinde albüminüri yoksa ancak preeklampsi şüphesi kuvvetliyse 24 saatlik idrar toplanır ve bu idrarda albümin ölçümü yapılır. Belli bir miktarın üzerinde albümin varlığı tam idrar tetkikinde albümin olmasa bile preeklampsi tanısı koydurur.
    Gebelikte tansiyon yükselmiş ve yapılan takiplerde idrarda hiçbir zaman protein saptanmamışsa gestasyonel hipertansiyon (gebeliğe bağlı geçici hipertansiyon) tanısı konur. Bu durumda lohusalıkta tansiyonun normale dönmesi şarttır.
    Kısa zamanda fazla kilo alınması, ellerde ve yüzde şişme olması preeklampsi düşündürür ancak tanı koydurmaz. Bacaklardaki şişme ise gebelerde özellikle akşama doğru ortaya çıkan ve sık rastlanan bir bulgudur. Preeklampsi tanısı koymak için hipertansiyon ve idrarda normalden fazla albümin varlığı esastır.
    Kilo ölçümü esnasında dikkat edilmesi gereken noktalar:
    Gebelik muayeneleri esnasında anne adaylarının kiloları ölçülür ve takip kartlarına işlenir. Bu kilo ölçümü de bazı faktörlerden etkilenerek yanlış değerler elde edilmesine neden olabilir:
    Ölçüm günün aynı saatinde, ayakkabılar çıkarıldıktan sonra, doğru tarttığı düzenli olarak kontrol edilen bir tartıyla yapılır. Aç karnına ölçüm en doğru sonucu verir.
    Bazı doktorlar anne adaylarının kilo ölçümlerini evde kendi tartılarıyla sabah kalkınca aç karnına gece kıyafetleriyle ölçüp kendilerine bildirmelerini tercih ederler.
    Preeklampsi hangi yollarla hasara yolaçar? Tehlikeleri nelerdir?
    Preeklampsi anne adayının kapiller adı verilen damar bölgelerinde gelişen bir hastalıktır. Kapillerler atardamarlarla toplardamarların arasında yer alan ve organlara yaşamsal maddelerin götürüldüğü ve artık maddelerin toplandığı en uçta yeralan ince damarlardır. Vücudun her yerinde bulunurlar. Bu yüzden preeklampsi vücudun tüm organlarını etkileyebilen bir hastalıktır.
    Kapiller damarlarda henüz tam olarak aydınlatılamayan bir nedenle ortaya çıkan direnç artışı kapillerin gerisinde bulunan atardamar sisteminde basıncı artırır ve bu durum klinik olarak kendini hipertansiyon şeklinde gösterir.
    Kapiller damarlardan organların etrafında bulunan damar dışı bölgelere anormal miktarlarda sıvı kaçağı olur. Bu da kendini vücutta şişme ve kilo alınması şeklinde gösterir.
    Olayın kapiller seviyede olması nedeniyle en hassas olan organlar ilk önce etkilenir.
    Böbreklerde kapiller yapılardan damar dışına kaçan albümin böbreklerden süzülerek idrara geçer. Bu durum kendini albüminüri şeklinde gösterir. Kandaki albümin kanın sıvısını damar içinde tutmak için çalışan en önemli maddedir. Albümin kaçağı kandaki albüminin azalmasıyla sonuçlanır ve bu durum damar dışından organların etrafına sıvı kaçağını artırarak ödem (şişlik) oluşmasına önemli katkılarda bulunur.
    Uteroplasental ünite (bebeğe besin maddelerini götüren yapıların tümü) bu kapiller hasardan etkilenen diğer bir organdır. Bebeğe giden yaşamsal maddeler azaldığında uteroplasental yetmezlik (UPY) adı verilen klinik tablo oluşur. UPY bebek için ciddi bir tehlikedir. Preeklampsinin erken başlaması ve uzun sürmesi bebeğe giden besin maddelerinin azalmasına ve intrauterin (rahimiçi) gelişme geriliği (İUGG) oluşmasına yolaçabilir. Bebeğe giden oksijen azlığı bebekte sıkıntı oluşmasına yol açabilir. Uteroplasental ünitede basıncın artmış olması plasentanın erken ayrılmasına neden olabilir. Ani ortaya çıkan fetal distres (bebekte sıkıntı hali), ablatio placenta (plasentanın erken ayrılması) ve İUGG bebeğin rahim içinde ölmesine ya da doğduktan sonra ciddi bir sorunla karşılaşmasına neden olabilir.
    Karaciğer özellikle ağır preeklampside etkilenen önemli bir organdır. Hafif karaciğer hasarından, gözaklarında sarılık ortaya çıkmasına, ciddi karaciğer yetmezliği ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ölüme kadar gidebilen tablolar oluşabilir.
    Beyin de yine özellikle ağır preeklampside etkilenen bir organdır. Hem ağır hipertansiyon, hem de beyinde meydana gelen kapiller hasar ve ödem beynin olaydan etkilenmesine katkıda bulunur. Eklampsi gelişmesi beynin olaydan etkilendiğinin kesin göstergesidir. Eklampsi geliştiği andan itibaren anne adayının hayati tehlikesi önemli derecede artar.
    Beynin etkilenmesi her zaman eklampsi gelişmesine neden olmaz. Hafif bilinç bulanıklığından, beyin ödemi (beyin dokusunda sıvı toplanması), koma ve ölüme kadar gidebilen değişik şiddette durumlar ortaya çıkabilir. Beynin görmeden sorumlu bölgesinin etkilenmesi sonucu geçici körlükler oluşabilir.
    Kapiller hasardan kan ve pıhtılaşma sistemi de zarar görebilir. Trombositler hasarın olduğu kapiller bölgelerinde parçalandıklarında trombositopeni (kanda trombosit sayısının azalması) meydana gelebilir. Bu durum ciddi kanamaların oluşmasına neden olabilir. Kandaki pıhtılaşma faktörlerinin gereksiz yere harcanması, karaciğerde pıhtılaşma faktörlerinin yetersiz üretilmesi ve trombosit sayısının azalması yaygın damariçi pıhtılaşması (DIC=Disseminated intravascular coagulation) denen bir durumun oluşmasına neden olabilir. Bu, çok ender rastlanan ve ölümcül sonuçları olabilen bir durumdur.

  5. #5
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.436

    Standart

    Preeklampsi ( Gebelik Zehirlenmesi )

    Preeklampsiye gebelik zehirlenmesi veya kan zehirlenmeside denir. Gebelik sırasında ortaya çıkan bir sorundur. Hafif, orta, ağır formları vardır. Bir sonraki safha eklampsi olup hayatı tehdit eden bir durumdur.
    Preeklampsinin belirtileri şunlardır
    -Yüksek kan basıncı (Tansiyon 140/90 ın üzerindedir)
    -El, yüz ve vücudun birçok bölgesinde şişmeler
    -Karın ağrısı
    -İdrarda içinde bol protein kaçağı olması
    -İdrarda kanama olması
    -Şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi
    -Kusma ve kusmayla beraber kanama
    -Ateş, çift görme, bulanık görme
    Şişme yani ödem ayaklarda lokalize ise bu normal gebeliklerde de olur. Ancak yüz ve ellerde şişme olursa bu preeklampsi bulgusu olabilir.
    Annenin böbrek karaciğer ve beyni bu hastalıktan etkilenebilir.Ciddi ve kalıcı hasarlara yol açabilir.
    Preeklampsi genellikle gebeliğin 20 haftasından sonra ortaya çıkar.
    Preeklampsinin nedenleri:
    Kesin neden bilinmemektedir. Ancak
    -Gebelik öncesi yüksek tansiyonu olanlar
    -Daha önceki gebeliğinde yüksek tansiyon problemi yaşamış olanlar
    -Şişman, fazla kilolu olanlar
    -20 yaşından küçük, 40 yaşından büyük gebeler
    -Çoğul gebelikler
    -Şeker hastalığı, böbrek hastalığı, kollajen hastalığı olanlar
    Yukarda saydığımız durumlarda preeklampsi olasılığı daha fazladır.
    Peeklampsili gebelerde düşük doğum ağırlıklı bebekler, gelişme geriliği, erken veya ölü doğumlar olabilir.
    Preeklampsi tedavisi
    Bu hastalıktan kesin olarak korunmanın bilinen bir yolu yoktur.Anca bu şüphe varsa tuz kısıtlaması, istirahat sürelerinin artırılması, proteinden zengin beslenme, düşük doz aspirin tedavisi, magnezyum tedavileri gibi tedbirler alınabilir.
    Tablo yerleşirse mutlaka hastane tedavisi yapılmalıdır. Gebeliğin hemen hemen tüm riskleri bu gebelerde mevcut olup sıkı bir takiple hastane tedavisi şarttır. Bu hastalar genellikle bebek doğana kadar hastanede tutulurlar. Damar yolu açılır, tansiyon kontrol altına alınır, bebek doppler ve klasik ultrasonla ve NST ile takip edilir. Risk artışı hallerinde haftasına bakılmaksızın doğum gerçekleştirilir( Genellikle sezeryan bazende normal doğum)
    Bebek ölümlerinin en sık görülen nedenleri arasındadır. Tedavi sonucu çoğu kere yüz güldürücü olsada bazende başarısızlıkla sonuçlanmakta ve annede bazı kalıcı problemler, bebekte ise bazı kalıcı hasarlar oluşabilmekte ve ender olarak anne hayatını kaybedebilmektedir. Bebek ölümü de oldukça sık rastlanılan bir durumdur.

Visitors found this page by searching for:

gebelik zehirlenmesi yaşayanlar

preeklampsi geçiren anneler

preeklampsi hastalığıhamilelikte kan pıhtılaşması uzman tveklampsi geçiren annelerpersonel sağlıkgebelikte kan pıhtılaşması uzman tvpreeklampsi nasıl önlenireklampsi hastalığıkan kirliliğibebek anne karnında ölürse uzman tvuzman tv hamilelekte protein kaçağıgebelikte ödem uzman tvgebelikte preeklampsiadet pıhtılaşması uzman tv33. haftada doğan bebekler de kanda trombosit miktarının az olmasıkan kirliliğinin belirtilerinefrit hastaları gebe kalabilirmipreeklampsi hastasıgebelik zehirlenmesinde unutkanlıkgebelik zehirlenmesi 2 gebeliğinde yaşayanlargebelik zehirlenmesi idrarda protein kaçağıuzman tv böbrekte protein kaçağıkanda pıhtılaşma uzman tvprotein kaçağı uzman tv

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi | bitkisel tedavi | şifalı bitkiler | tedavi yöntemleri | hemoroid | himalaya tuzu
zona hastalığı, herpes zoster, kuşak hastalığı, mesane iltihaplanması, cystitis, sistitis, sistit, basur, mayasıl hastalığı,hemoroid, hemorrhoid, basur, mayasıl hastalığı,hemoroid, hemorrhoid, vitiligo, beyaz leke hastalığı, cinsel bozukluklar, cinsel isteksizlik, erken boşalma, iktidarsızlık, kısa ilişki, ereksiyon, ülseratif kolit, kalınbağırsak ülseri, böbrek iltihaplanması, nefrit, kurdeşen, kronik ürtiker, anjiyödem, dabaz, kaşınıtlı, kabarcıklı, deri hastalığı, irritabl bağırsak sendromu (İBS), kalın bağırsak hasaslaşması, kolon hasaslaşması, yüksek tansiyon, variz, varikosis, varicose, gastrit, mide mukozası iltihaplanması, ülser, mide yarası, reflü, mide yanması, şişkinlik, kabızlık, hazımsızlık

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84