Toplam 4 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 4 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Rosacea yüzde kızarıklık ve şişme ile karakterize yaygın bir derihastalığıdır.

  1. #1
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.703

    Standart Rosacea yüzde kızarıklık ve şişme ile karakterize yaygın bir derihastalığıdır.




    Rosacea yüzde kızarıklık ve şişme ile karakterize yaygın bir derihastalığıdır. Sıklıkla erişkin aknesi olarak bilinir. Yüzün orta kısmında başlayıp, yanak, alın, çene ve burnu tutan kızarıklık olur. Bazen kulaklar, sırt ve göğüste etkilenebilir. Hastalık ilerlediğinde küçük kılcal damar genişlemeleri ve üzerinde küçük kırmızı kabartılar meydana gelir. Bununla beraber aknedeki (sivilce) siyah noktalar yoktur.
    Hastalık ilk başladığında kendiliğinden iyileşip tekrar edebilir. Fakat deri rengi normale dönmüyorsa ve sivilce benzeri kızarıklıklar, kılcal damar genişlemeleri mevcut ise muhakkak bir dermatoloji uzmanına muayene olunuz. Bu durum nadiren kendiliğinden gerileyebilir, genellikle yıllar sürer, tedavi edilmezse hastalık kötüleşir.
    Rosacea nasıl tanınır?
    Rosecea da yüzde küçük, kırmızı, bazıları da iltihaplı kabarcıklar olabilir. Deri yüzeyinde bir çok ince kılcal damar vardır. Bu yüzde kalıcı bir kızarıklığa neden olur. Rosaceanın daha ilerlemiş şekli rinofima olarak bilinir. Rinofima da yağ bezleri genişlediğinden kabarık kırmızı bir burun ve çene görüntüsü vardır. Rinofima kadınlarda nadir görülür.
    Hastaların yaklaşık % 50 sinde göz tutulumu vardır. Bazı rosacea hastalarında konjuktivit denen, gözde yanma batma ile seyreden bir durum ortaya çıkabilir. Bu durum tedavi edilmezse gözde ciddi reaksiyonlara neden olabilir.

    Kimler rosacea açısından risk taşırlar?
    Rosasea daha çok açık tenli kimselerde görülür. Hastalık erkekler ve kadınlarda, herhangi bir yaşta, hatta çocukluk da bile gelişebilir.Özellikle kadınlarda, 30-50 yaşlar arasında görülen bir hastalıktır. Bilinmeyen bir nedenle hastalık kadınlarda daha fazla rastlanır ve bazen menapozda görülrbilir. Rosacea genellikle uzun bir süreç içinde meydana gelir. İlk olarak yüz kızarıklığına eğilim, kozmetiklere olan hassasiyet ile başlar. Utanma gibi ruhsal olaylarda kızarıklık tetiklenir.
    Rosacea hastalarının yapması ve yapmaması gerekenler
    Rosaceanın gerçek nedeni bilinmemektedir. En iyi korunma yolu yüzde kızarıklık oluşturan nedenlerden uzak kalmaktır.
    Sıcak içeceklerden, baharatlı gıdalardan, kafeinli ve alkollü içeceklerden kaçının. Alkol rosacea hastasının bulgularının şiddetlendirmekle beraber, hiç alkol alınmasa da hastalık şiddetli olabilir. Bu durum alkolizm ile yakından ilişkilidir.
    Rosacea hastaları güneşten korunmalıdırlar. Güneşten korunmak için şapka takmalı ve 15 faktörün üzerinde güneşten koruyucu kullanmalıdırlar. Sıcak ve soğuk hava hastalığın bulgularını arttırabildiğinden kaçınılmalıdır.
    Yüzü ovuşturmak ve masaj yapmaktan kaçınılmalıdır. Yüzün ovuşturulması deriyi tahriş ederek kızarıklığı arttırır.
    Serin ortamda egzersiz yapın. Fazla sıcak ortamda kalmayın.
    Tahriş edici kozmetik ürünlerden kaçının. Sprey kullanırken yüzünüze gelmesinden kaçının. Yüzünüzde kızarma oluşturan gıda, ürün, aktivite, ilaç ve diğer tetikleyici faktörlerden uzak durun.
    Tedavi seçenekleri
    Bir çok kişi rosaceayı bilmediği için hastalığı erken dönemde fark edemez. Tedavide ilk adım hastalığa tanı koymaktır. Dermatoloji uzmanları hastaya göre değişen kombine tedaviler uygulamaktadırlar. Bu tedavi ile rosaceanın ilerlemesini, bazen de tekrar etmesini engeller. Doktorunuz tarafından jel veya kremler yazılabilir. İlk 3-4 haftada hafif bir iyileşme, belirgin iyileşme ise 2. ayda görülür. Ağızdan alınan antibiyotikler daha hızlı bir iyileşme sağlarlar. Kortizonlu kremler rosaceadaki kızarıklığı azaltabilir. Bununla birlikte 2 haftadan uzun süre kullanılmaları yasaklanmalıdır. En iyisi bu tedavileri Dermatoloji uzmanı kontrolünde uygulamaktır.
    Kalıcı damar genişlemelerilaser tedavisi ile giderilebilir. Kozmetik amaçlı yeşil renkli fondotenler kamuflaj için kullanılabilir.
    Deride tahriş yapabilecek faktörlerden kaçınmak gerekir. Günlük kullanılan sabunlar, nemlendiriciler ve güneşten koruyucular alkolsüz olmalı, tahriş edici ajanlar içermemelidir. Dışarıda kalındığında, özellikle sıcak yaz günlerinde 15 faktörün üzerindeki güneşten koruyucular kullanılmalıdır.
    Diğer tedaviler
    Rinofima genellikle cerrahi olarak tedavi edilir. Fazla doku elektrocerrahi veyalaser cerrahisi ile alınır. Dermabrasyon denilen cerrahi bir metod derinin üst yüzeyini düzleştirmek için kullanılır. Rosaceanın başarılı tedavisi erken tanı ve tedavi ile yapılabilir. Ayrıca Dermatoloji Uzmanınızın uyarılarına da uymak önemlidir. Rosacea erken evrelerinde tedavi edilirse kontrol altına alınabilir bir hastalıktır. Tedavi edilmezse rosacea kötüleşir ve tedavi edilmesi zorlaşır.

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.703

    Standart




    Rosacea nedir?

    Rosacea özellikle yüz derisinde görülen yaygın kronik kütanöz bir hastalıktır. Tepe noktasının 40’lı ve 50’li yaşlarda görüldüğü hastalığın yaşamın üçüncü veya dördüncü on yılında görülmesi olağandır. Rosacea’nın sebepleri henüz tanımlanamamıştır. Diğer sebeplerin arasında mikrosirküler düzensizlik önemli bir faktör olarak göze çarpmaktadır. [bkz - pathophysiology of rosacea] Rosaceanın erken evreleri genellikle yanaklardaki ısrarlı eritem ve telanjiyektazi ile karakterize olur ve sıklıkla papüller ve papülopüstüller ile takip edilir. Daha sonra bağ dokuların ve sebasöz bezlerinin yaygın hiperplazisi ortaya çıkabilir. Bu burunda rinofima adı verilen hipertrofiye yol açabilir. Rosacea evreler halinde ortaya çıkar ve gözleri etkileyebilir, en yaygın şekliyle blefarit ve konjonktivite ile sonuçlanır. Ayrıca retrooriküler bölgeler, boyun, göz, sırt ve kafa derisi gibi yüz dışındaki diğer bölgeler de etkilenebilir. Klinik tezahür akneye benzer olabilir ancak, bunun aksine rosacea, primer foliküler bir hastalık değildir.
    Rosaceanın kesin etiyolojisi henüz bilinmemektedir, multifaktoryal bir etiyoloji olma ihtimali yüksektir. Yıllar içinde, şüphe edilen ancak onaylanamamış pek çok sebep rapor edilmiştir. Bunlar arasında genetik yatkınlık, kalıtım, gastrik hipoklorhidri ile hazımsızlık, inflamatuvar bağırsak hastalığı ve Helicobacter pylori bakterisi infestasyonu, sebore, Demodex folliculorum maytları, endokrin hastalıkları, vitamin eksiklikleri, mikrosirküler düzensizlikler, hepatopati veya psikojenik faktörler bulunmaktadır.

    Helicobacter pylori:
    Gastrik mukozadaki Helicobacter pylori (Hp) enfeksiyonları ile rosacea arasında bir ilişki olduğuna dair şüpheler bulunmaktadır. Bir çalışmada rosaceaya sahip hastaların % 84’ünde Hp pozitif gastrit mevcuttu. Diğer bir araştırmada, rosacea hastalarında Hp görülme sıklığının kontrol grubu ile karşılaştırıldığında sırasıyla % 88’e % 65 olduğu bulunmuştur. Bununla çelişkili olarak, diğer çalışmalar rosacea hastaları ile kontroller arasında anlamalı hiç bir fark gözlenmediğini öne sürmektedir. Hem rosacea hem de Hp olan kişilerde Hp’nin kökünü kurutmanın etkisini üzerine yapılan çift kör kontrollü bir çalışmada, rosaceanın toplam değerlendirme skorlarında herhangi bir yarar gözlenmemiştir. Kore’de yapılan epidemiyolojik bir çalışma Hp’nin rosaceanın esas sebebi olabileceği ihtimalini ortadan kaldırmıştır. Bu yüzden, HP enfeksiyonunun ya da Hp etkisinin ortadan kaldırılmasının da uzun vadede rosaceayı etkileyebilecekleri şüphe uyandırmaktadır.
    Özetlemek gerekirse, eradikasyon terapisinden sonra rosacea semptomlarında kısa süreli bir iyileşme rapor edilse bile, bu tür bir ilişki için net bir delil elde edilememiştir.

    Demodex folliculorum:
    Demodex folliculorum maytları rosacea hastalarında kontrol grubundaki kişilere nazaran daha sık görülmektedir. Erken vasküler ve bağ doku değişimleri muhtemel olarak ikincil proliferasyon için uygun bir ortam yaratmaktadır. Demodex folliculorum özelikle de papülopüstüler rosaceada önemli bir kofaktörü temsil edebilir. Bu hastalık için gecikmiş bir aşırı hassasiyet tepkisinden şüphe edilmektedir , ancak rosaceanın sebebi değildir. Diğer bir yandan, Demodex folliculorum hiç bir rosacea hastasında tespit edilmemiştir ve rosacea belirtilerinin oral tetrasiklin veya sülfür merhemleri ile ortadan kaldırılmasının da varolan demodex popülasyonuna bir etkisi görülmemiştir.
    Psikojenik faktörler:
    Psikolojik stres rosaceayı etkileyebilir ancak, esas sebebi değildir.

    Kızarma ve vasküler patojenez:
    Rosacea hastaları yüze kan basmasına ve kızarmaya eğilim gösterirler. Sıcak, soğuk, mor ötesi radyasyon, duygular, alkol, baharatlar ve sıcak içecekler gibi pek çok tetikleyici faktör bilinmektedir. Sıcak su, kahve veya çay içtikten sonra görülen kızarma, jugular damar ve karotid arterleri içeren halihazırdaki karşıt ısı değişimleri vasıtasıyla hipotalamusa perfüze olan kanın farenjeal ısınmasından dolayı gerçekleşir. Rosacea hastalarında görülen hipertermi, yüzden beyne giden kanın geçişinin azalmasına yol açar. Bu disfonksiyon beynin vasküler soğutma sistemine dahil olan fasiyal angular damarlarının bir mikrosirküler düzensizliği (Vena facialis sive angularis) gibi gözükmektedir. Bu, venöz konjestiyona ve termoregülasyonun sağlanamamasına yol açabilir. Fasiyal angular damarlar konjonktiva dahil olmak üzere rosaceadan en fazla etkilenen yüz bölgelerini kuruturlar. Bu da gözlerin sıklıkla dahil olmasını açıklayabilir. Vasküler disfonksiyon da ayrıca rosacea hastalarında migren tipi baş ağrılarının artmasının sebebi olabilir. Rosacea derisi kafein gibi pek çok vazoaktif kimyasallara veya epinefrin, asetilkolin veya histamin gibi kemomediatörlere normal şekilde tepki verir. Vazoaktif intestinal peptit (VIP) ve reseptörleri kan akışının düzenlenmesi için önemlidir. Rinofimada reseptörün konsantrasyonunda artış görülebilir, bu yüzden, bu artışın rosaceadaki vasküler ve dermal değişimlerin oluşumunda katkısının bulunabileceği öne sürülmektedir.

    Genetik:
    Rosacea için genetik yatkınlık için kanıtlar artmaktadır. Rosacea hastalarının % 30-40’ının bu hastalığa sahip bir akrabası bulunmaktadır. Ancak, rosacea için HLA gibi genetik işaretleyiciler için bir kanıt bulunmamaktadır.

    Sebore:
    Deneysel çalışmalar rosacea ile sebore arasında herhangi bir ilişkiyi onaylamamaktadır. isotretinoin’in lokalizasyonuna ve etkinliğinden dolayı bazı yazarlar, seborenin rosacea için bir faktör olabileceğinden şüphe etmişlerdir, ancak sebum üretimi genelde rosacea hastalarında artış göstermemektedir (Rosacea fulminans dan daha farklı olarak).

    Işık:
    Mor ötesi ışıklar rosaceanın gelişiminde büyük bir rol oynamaktadır. Dermal bağ dokuyu etkilediği gibi aynı zamanda lenfatik ve kan damarlarına da etki eder ve pasif vazodilasyona katkıda bulunmuş olabilir. Aktinik olarak etkilenmiş deri rosaceanın geçmişinde tutarlı bir şekilde gözlenir. Açık tenli rosacea hastalarında ışığın verdiği hasar yaygın şekilde gözlenir.

    Endokrin Hastalık:
    Hamilelikte, menstrüasyon döneminde ve menopoz sonrası dönemde rosaceada artış not edilmiştir.

    Lenfatik sistem:
    Lenfödemin, özellikle rinofimanın şiddetli formlarında önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Elefantiyaz ile pek çok benzerlik gösteren fibrotik dermatit, rinofima hastalarında görülmüştür. Bazen kronik fasiyal deri lenfödemi de ortaya çıkabilmektedir.

    Tıbbi tedaviler:
    Amiodaron veya nitrogliserin benzeri ilaçlar ( örneğin, nifedipine) gibi bazı ilaçlar kızarmaya yol açan vazodilasyon vasıtasıyla rosaceayı etkileyebilirler.

    İmmünolojik faktörler:
    Araştırmalar, kanda antinükleer antikorların değişik türleri gibi bağışıklık anomalilerinin daha yüksek sıklıkla görüldüğünü belirtmektedir. Ayrıca Demodex folliculorum maytlarına karşı IgG antikorlarının ortaya çıkışı, rosacea derisinde tespit edilmiştir. Rosaceanın HIV enfeksiyonu olan hastalarda daha yaygın olduğu görülmektedir.

    Gastrointestinal düzensizlikler:
    Gastrik hiperklorhidri, hazımsızlık, diyare, kabızlık veya alimenter semptomlar ile rosacea arasında bir ilişkinin varlığından şüphe edilse de bu tür bir ilişki için güçlü bir kanıt mevcut değildir.

    www.bitkiseltedavi.com

  3. #3
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.969

    Standart

    Alıntı HASAN Nickli Üyeden Alıntı
    merhabalar hocam;yaklaşık 8 aydır sivrisinek ısırığı sandığım kaşıntılarım giderek arttı.özellikler yanaklarımı tutan kabarcıklar beni delirtircesine kaşındırmakta.4 doktor değiştirdim sonunda roza teşhisi koydu.roza
    krem..kızarıklık giderici kremler..fayda vermemekte..midemde helbaktpiryoli çıktı.. helipak kullandım..onunen üzerine kaşıntım hafifledi..ama yine tekrarladı..yüzüm gitgide görünmez bir hal alacağndan endişe
    ediyorum..sizinle telefonda görüşmüştük ama ben not alamamıştım...ne önerirsiniz.ve nasıl ulaşabilirim ürünlerinize teşekkür ederimmm

    Gökçek Aloe Vera Jel, Gökçek İksir, Ozon Yağı, damar çayı ve mantar Çayı kullanmanız gerekir.
    Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dildenanlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak
    gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Vücudumuzun bozulan asit baz dengesini Himalaya tuzu ile yeniden düzelir.Örneğin normal tuz ödem, damar sertliği, asidoz vs ye sebep olurken Himalaya tuzu ödemi, asidozu ve damarlarda ki sertliği önler.

  4. #4
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.969

    Standart

    Alıntı karaca.on Nickli Üyeden Alıntı
    merhabalar hocam benim yüzlerim kızarıyordu doktor bana rosea oldugunu söyledi kılcal damar genişlemesinden dolayı yüzlerimin kızardıgını soyledı lazer tedavisiyle kılcal damarların yok edılebılecegını kızarıklıkların gecccenı soyledı lazer tedavisi oldum 3 seans ama tam bır felaketle karsı karsıya kaldım gecemesı yerıne dahada cok kızardı ve yuzlerımde izler kaldı kılcal damarlar dahda belırgınlestı doktor doktor donuyorum bir turlu anlamadımm lutfen bana bu konuda yardım edersenız sevınırım tşk ederim
    Harici olarak çay ağacı yağı sürün ve Enginar Forte, Sinirli Ot Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Mantar çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (Çin tuzu, mısır şurubu, abur cubur, tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondrinleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 10
    Son Mesaj : 04-25-2014, 11:34
  2. Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 11-20-2011, 16:44
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 11-20-2011, 16:08
  4. Cevaplar: 24
    Son Mesaj : 10-12-2010, 20:29
  5. Kadınların yüzde 15'i idrar kaçırıyor
    By maturidi in forum Kadın Hastalıkları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 10-09-2006, 16:39

Visitors found this page by searching for:

yüzde kızarıklık

yüzdeki kızarıklıklar

yüzde şişlik

yüzde şişlik ve kızarıklık

yüzdeki kızarıklık

yüzde kızarıklık ve şişlikyüzdeki kızarıklarroza hastalığına bitkisel çözümrosacea bitkisel tedaviyüz şişmesi ve kızarmasıyüzde kızarmayüzde şişmeroza hastalığı bitkisel tedaviciltte kızarıklıkroza hastalığıyüzdeki kabartılaryüzde alerji kızarıklıkyüzde kabartılaryüz kızarıklığırosacea bitkisel tedavisigüneşten yüz şişmesiyüzde kızarıklık ve şişmeyüzün şişmesi ve kızarmasıyüzde roza hastalığıyüzde kızarıklık alerji

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168