GÖKÇEK Lifli Detoks (GÖKÇEK Lifli Sindirim Bombası)

Alternatif Tıp Kategorisinde ve GÖKÇEK Lifli Detoks Forumunda Bulunan GÖKÇEK Lifli Detoks (GÖKÇEK Lifli Sindirim Bombası) Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Malumunuz son üç-dört senedir medayadan sürekli beden temizliği, kozmik temizlik vücudu arındırıcı tedavi yöntemlerinden bahsedilmektedir.Aslında rahatsızlıkla ilgili söylenenler doğru, fakat ...

+ Konu Cevaplama Paneli
Toplam 18 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 18 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: GÖKÇEK Lifli Detoks (GÖKÇEK Lifli Sindirim Bombası)

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK igokcek is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    5.047

    Standart GÖKÇEK Lifli Detoks (GÖKÇEK Lifli Sindirim Bombası)

    Malumunuz son üç-dört senedir medayadan sürekli beden temizliği, kozmik temizlik vücudu arındırıcı tedavi yöntemlerinden bahsedilmektedir.Aslında rahatsızlıkla ilgili söylenenler doğru, fakat tedavi yöntemleri çok yanlış olduğundan insanlar lavman ve hidrokolonterapi gibi yanlış tedavi yöntemleri büyük felaketlere sebep olmaktadır.Berlinde bir bayan televizyondan takip ettiği medyatik bir beyefendiye güvenerek ve inanarak....Hastaneye gidiyor ve hidrokolonterapi yaptırıyor, yani kalın bağırlarını yıkatıyor.Netice ne oluyor.Karnı davul gibi şişen bayan sürekli tuvalete gitmeye başlıyor, karnı ağrıyor, halsiz, dermansız ve bitkin olduğundan evinde hiç bir şey yapamadan sadece yatıyor.Bu bayan beni aradı ve ne yapabiliriz dedi ve aynı şekilde Antalya, Ankara, istanbul ve Adana'dan telefonlar almaya başladım.İnsanların %80'in de sindirim sorunu var ve çözüm arıyorlar ne yapabilirim diye aylarca düşündüm ve Lifli Detoks'u ürettim.Tabii her zaman olduğu gibi bu defada önce kendi üzerimde denedim.Lifli Detoks sanki bağırsakları fırça ile temizlemişsiniz gibi bağırsakları temizler.4 Beyaz (beyaz un, şeker, peynir, beyaz pirinç) ve 4 Siyah (siyah çay, kahve kola, çikolata) hayatımızı karartıyor.Siyah çay, şeker, peynir, beyaz un mamüleri, beyaz pirinç ve tatlı yiyecek ve içecekler bağırsaklar da zift veya zamk gibi pislikler bağırsak mukozasına yapışır.Lifli Detoks bu zifti çözer ve bağırsakları temizler.

    Şayet kişi et yerken yanında beyaz undan yapılan ekmek yerse beyaz unda ki nişasta etin etrafında zamk gibi bir bulamaç oluşturur ve midenin salğılamış olduğu asit bu bulamaca etki edemediğinden et'teki vitamin, mineral ve aminoasitlerin değerlendirilmesi mümkün olmaz.Bazıları ban gelip ben çok sağlıklı besleniyorum bende nasıl avitaminoz (vitamin yetersizliği), mineral yetersiliği veya aminoasit yetersizliği olur diyorlar.Sebebi bu yanlış beslenme artı siyah çay 5 dakikadan fazla demlenirse bağırsakları kurutur ve bağırsaklar besinlerde ki vitamin, mineral ve aminoasitleri absorbe edemez.Peynir yediğinize örenğin 100 gram peynirden 200 mg kalsiyum bağırsaklarınız emerse, peynirin sebep olduğu asidoz nedeniyle 500 mg kalsiyum kaybeder.Yani uzun vadede peynir kemik erimesine sebep olur.Tatlının zararlını saymama gerek yok kemik erimesi, sinirsel zafiyet zamanla diyabet hastalığı görülür.Artı günümüzde Amarikan tarzı fast food beslenme, cips, kola, kikolata gibi aşırı katkı maddesi içeren yiyecek ve içecekler aynı hormon gibi etki yapar ve insanlarda depresyon, panik atak, alerji, deri hastalıkları sindirim rahatszılıkları gibi farklı farklı rahatsızlıklara sebep olur.

    Bence bu hidrokolonterapi kolon kanser gibi ağır vakalarda ve diğer ağır bağırsak vakaları gibi acil durumlar da kullanılır.Keyfi olarak basit kabızlık veya benzeri problemler nedeniyle hidrokolonterapi yapılmaz.Çünkü hidrokolonterapi yapıldığında bağırsaklarda ki faydalı bakteriler (bağırsak çiçekleri, bağırsak florası) dışarı atılır.Bilindiği gibi faydalı bakteriler B6, B9, Folikasit ve K vitaminleri üretirler ve lifli besinleri parçalar, yağları yağ asidine, proteinleri amino asitlere dönüştürürler.Faydalı bakteriler azalınca zararlı bakteri ve mantarlar çoğalır ve üretikleri tokik maddelerde çoğalır.Toksik maddeleri karaciğer arıtmaya çalışır.Bu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa kanda dolaşan toksik maddeler diğer organlara depolanır.Hangi organa ne kadar toksik madde depolanırsa o organda problem çıkar.Beyinde oluşan plaklar beyin kanamasına, kap damarlarındaki yaplanma kalp krizine, cinsel organlarda ki yağlanma cinsel isteksizlik ve iktidarsızlığa, böbrekler de oluşan mercanımsı oluşumlar kronik böbrek yetmezliğine, pankreastaki yağlanma diyabete sebep olur vb. bir çok hastalık ortaya çıkar.Tedavi için iksir, tonik ve Lifli Detoks kullanmak gerekir.

    Kullanılması: Lifli Detoks hem çay gibi içilebilir, hemde bir bardak ılık suyu 2-3 tatlı kaşığı katılarak karıştırılır ve içilirse bağırsaklarda ki pisliği sünger gibi emer ve fırça gibi temizleyici özelikleri vardır.
    Konu igokcek tarafından (10-01-2009 Saat 10:06 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK igokcek is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    5.047

    Standart



    BAĞIRSAK FLORASI,Probiyotikler

    Bağırsaklar alan olarak 300 -400 m2 büyüklüğünde, yani bir top sahasının yarısından biraz daha büyüktür. Bağırsak florasında bilinen 500 tur bakteri mevcuttur ve bunlar 100 trilyon arasında yekun tutar ve insandaki hücrenin 10 katıdır. Bunlar genellikle kalın bağırsaktadır. Sağlıklı bir insanda bağırsak florasındaki bakterilerin % 98'i faydalı olup yediğimiz besinler-deki proteinleri aminoasitlere, karbonhidratlar, disakkaritlere ve yağları yağ asitlerine dönüştürürler.

    Örneğin proteinler 30 000-300 000 molekülden oluşur ve bunu amino asitlere (tek moleküle) enzimler veya bakteriler aracılığı ile dönüşürler. Faydalı bakteriler bir taraftan besinleri parçalayarak moleküllere ayırırken diğer taraftan da BC (Folikasit), B2, B6, B12 ve K-Vitamini üretirler. Aşırı et, peynir, yumurta ve mamulleri yiyen kişilerin sindirim organları zamanla yeterince ve kaliteli enzim salgılayamazlar ve bakterileri de görevlerini yapamayınca sindirim problemleri başlar. Faydalı bak*terilerin oranının azalması ile onların yerine patojen (hastalık yapan) bakteriler, virüsler, mantarlar ve parazitler yerleşir ve dengeler bozulur. Kişide immün zafiyeti (bağışık sistemi), alerji, enfeksiyona karşı dayanıksızlık, iltihaplı hastalıklar vb. rahatsızlıklar ortaya çıkar.

    Probiyotikler: Bağırsak mukazasını (bağırsak duvarını ) zararlı maddelerden korur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. BC (Folikasit), B2, B6, B12 ve K-Vitamini üretirler. Yiyeceklerin hazmını kolaylaştırır, Mantarların ve bakterilerin üretmiş olduğu toksik maddelerin kana geçmesini engeller.Bağışıklık sistemini güçlendirmek. Kronik iltihaplı hastalıkların oluşmasını önler. İshali kabızlık, şişkinlik ve gaz oluşumunu önler. Matar ve bakterilerin üretiği toksik madeler başağrısı, migren, depresyon, panik atak gbi rahatsızlılara sebep olur, propbiyotikler bunu önler. Yaşlanmayı ve hatta kanser gibi ağır hastalıkları önler. Lenf sisteminin % 85'i bağırsaklardadır, lenf sistemini güçlendirirerek kokuşmayı önler.

    Kalın bağırsaklarda 500 tür ve miktar olarak 100 trilyon civarında ve de ağırlık olarak takriben 1,5 kg bakteri ve mantar bulunur. Bakterilerin bir kısmi fecesle (dışkı ) ile dışarı atılır ve bu yolla dışarı atılan bakteri oranı bir yılda 70 kg.ı bulur. Bakteriler protein artıklarını parçalayarak moleküllere ayıran bakteriler (bakteroides, proteus, E. coli, ve clostrium gibi) ve karbonhidrat artıklarını parçalayarak moleküllere ayıran bakteriler (Bifidobakterium, laktobacillus ve streptokokçu faecalis gibi) arasında bir denge vardır. Faydalı bakterilere probiyotikler denir. Gökçek İksir ve Gökçek Tonik probiyotiklerin çoğalmasını sağlar. Zararlı bakteri ve mantarları yokeder.

    Antibiyotik ilaçlar, konserveli besinler, hazır yiyecekler (hamburger , Cheesburger vb.) asitli içecekler, (cola, fanta vb.) aşırı hayvansal besin, siyah çay ve kahve faydalı bakterilerin azalıp zararlı bakterilerin çoğalmasına neden olur. Böylece zamanla E. coli, enterokokken ve clostridin gibi bakte*rilerin oranı aşırı artar. Buda başta alerji olmak üzere birçok hastalığın ortaya çıkmasına neden olur. Manchester mikrobiyolojik araştırmalar merkezinden Dr. M. Moradı10 alerjik rahatsızlıkları olan ve 10 alerjik rahatsızlıklar olmaya bir yasındaki bebekler üzerinde araştırma yapmıştır. Bu araştırmalarda alerjik rahatsızlıkları olanların kalın bağırsaklarında yüksek oranda clostridium difficile tespit edilmiş ve bu bakterinin de igG oranını yükselttiği görülmüştür.

    Berlin Postam'dan Dr. Habil Jurgen Schulz bağırsak florasının bebeklerin doğduktan sonra anne sütü, inek sütü veya mama ile beslenmelerine göre şekillendiğini tespit etmiştir. Buna göre anne sütü ile beslenen çocukların bağırsak içeriğinin pH-Değeri 3,5-5 arasında ve mama ile beslenenler de ise pH-Değerinin 7 veya hafif üzerinde olduğunu tespit etmiştir.Sindirim organları günde ortalama 7 -8 litre salgı (enzimler, hormonlar, vitaminler, asitler ve alkalik maddeler) üretir. En ideal enzim pH-Değerinin 4,5-6,5 arasında olması halinde salgılanır.

    PH-Değerinin nötre, yani 7'ye yakın olması halinde enzimin kalitesi %70'lere vara oranda düşer. Buda kişinin yediklerini sindirmeden çıkarması demektir, yani besinlerdeki vitaminler, mineraller, aminoasitler, yağ asitleri ve glikozlardan yeterince istifade edemez. Bağırsaklardaki pH-Değerini nötrlü bir ortamda seyri halinde proteinler aminoasit yerine biyojen aminlere dönüşürler ve bunlardan özellikle de histamin alerjiye sebep olur. İkinci olarak Amonyum (NH4+) yerine Amonyak (NH3) oluşur. Amonyak nötr olduğundan kolayca kana karışır, bu ise hücreler için bir zehirdir.

    Üçüncü olarak faydalı bakterilerin yeterince B-Vitaminleri üretememesi nedeniyle Homocystein elimine edilemez, bu ise oldukça tehlikeli maddedir. Homocystein LDL-Kolesterolünü oksitler ve yabancılaşan kolesterolü makrofaj yiyerek süngersi artık maddeler oluşur ve bu da damarların iç yüzeyine yığılarak damar sertliğine sebep olur. Bu da ilerleyen süreç içinde başta beyin kanaması ve kalp enfarktüsüne sebep olur (OMZ 3.03.4). Dördüncü olarak bağırsaklarda faydalı bakterile*rin antibiyotik ilaçlar nedeniyle azalmasından dolayı onun yerine tehlikeli mantarlar çoğalır ve artan mantarlar zehirli gazlar ve zehirli alkoller üretirler ve bunların karaciğer tarafından arıtılması Sindirim organlarını yorar ve asli görevini yapamayan sindirim organları yıpranır.

    Beşinci olarak bağırsak florasının bozulması zamanla pankreas, karaciğer, mide ve bağırsakların ürettiği enzimin kalitesinin düşmesi nedeniyle kişide yağ-, protein- ve karbon hazımsızlığı nedeniyle kişide yağlanma, şişmanlık, damar sertliği ve alerji gibi hastalıklar ortaya çıkar. Ayrıca bağırsak florasının bozulmasına dişeti iltihaplanması, lef bezelerinin iltihaplanması, alkol, sigara, aşırı kahve ve aşırı siyah çay içmede sebep olur.

    Akut pankreatitte bağırsaklar 30.000 Daltona varan orandaki büyük moleküllerin dahi geçmesi için kanalları büyütür. Enzimlerin kalitesi düştüğünden besinleri tam sindirilmez ve bu nedenle bağırsaklar geçişleri kolaylaştırmak için kanalları (virüsler) genişletir. Böylece tam sindirilmemiş besin maddeleri absorbe edilir ve bu alerjiye sebep olur. şayet kana sadece besin maddeleri geçmez aynı zamanda Candida albicans isimli maya mantarı da kana geçerse ve bu kan dolaşımın iflası ve yani ölüm demektir.

    Altıncı olarak Bir diğer önemli faktör ise Midenin ağır katkı maddesi içeren besinler (konserveler, çicolata, kek vb.) ve soft içecekler (cola, fanta vb.) nedeniyle tahrip olur. Böylece zamanla çok kolay gastrit (mide İLTİHAPLANMASI, mide mukozası İLTİHAPLANMASI) oluşur. Bu nedenle Mide yeterince intrinsic faktörü (sialinasitli glukoprotein) salgılayamaz. İntrinsic faktörü B12-Vitamini, Folikasit, Methionin ve minerallerin bağırsaklar tarafından absorbe (emilme) edilmesini sağlar. Yani nasıl ki diyabet hastalan için ensülin önemli ise besinlerin sindirilmesi için de intrinsic faktörü o kadar önemlidir. intrinsic faktörünün yetersizliği vitamin ve mineral yetersizliğine sebep olur. Neticede birçok hastalık ortaya çıkar ve bun*lardan bazıları: Alerji, deri hastalıkları, sindirim organlarındaki rahatsızlıklar, vb hastalıklar ortaya çıkar. (Nhp 12.03.1722) Bağırsak florasının ideal şekilde olabilmesi için Gökçek İksiri, Gökçek Tonik veya ZYE iyi gelir ve birazda keten-, çörek-, elma- ve limon preparatlarının faydası vardır.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    Konu igokcek tarafından (09-28-2009 Saat 12:59 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK igokcek is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    5.047

    Standart




    Mantarlar, mycosis, mikozis, mikoz, yukarıdaki iki resim maya mantarı candida albicansa ve alttaki resim küf mantarına aittir

    Mantar ormanda yetişen zehirli veya zehirsiz, yenen veya yenmeyen mantarlar alka gelmemelidir. Bizim burada anlatmaya çalıştığımız mantar virüsler, bakteriler ve parazitler kadar tehlikeli ve hatta bazen dahada tehlikeli olan deri, nefesyolları, ve bağırsak mantarlarından bahsedeceğiz.





    Mantarlar önce eksojenik (harici) ve endojenik (dahili) mantarlar olmak üzere iki gruba ayırılır. Eksojenik mantarlar deri, tırnak ve ayak mantarları diye üç grupta incelenir. Endojenik mantarlar iki grupta incelenir ve bunlar küf mantarları (aspergillus, ?) vede maya mantarı candida albicans, ?) Küf mantarı olmadan maya mantarı yaşıyamaz. Küf mantarı ve maya mantarlarının vücuda yerlaşmesi bağırsak florasının tahribatına nedeniyledir.

    Son yıllarda Almanyada sürekli candida albicansın ne kadar tehlikeli olduğundan bahsediliyor, fakat bu mantarın neden bu kadar çok yayılabildiği ve nasıl olupta bir çok hastalığa sebep olduğu konusunda pek birşey yazılmıyor. İşte burada bu konu matarların yayılmasına antibiyotitik ilaçlar (bakterileri öldürürcü) ve antimikozit (mantarları yokedici) ilaçlar ve kortizonlu ilaçlar en önemli etkenler olduğunu göreceğiz.

    Küf mantarı hem faydalı hende zararlıdır.
    a-) Faydaları:
    1-) Tabiattaki artık maddeleri çürütür ve toprağa dönüştürür.
    2-) Hayvan ve bitli artıkları ve ölüsünü vede insanın artılkarını toprağa dönüştürtür.
    3-) İmalat sanayinde üretim aracı olarak kulanılır.
    4-) Vitamiler, enzimler ve antibiyotikler üretümünde kulanılır.

    b-) Zararları:
    1-) Odun, tekstil, kağıt ve besinleri tahripederek milyarlarca zarara sebep olur.
    2-) Bitki hastalıklarının baş sorumlusu olup, meyve ve sebzeleri tahripeder ve milyarlarca zarara sebep olur.
    3-) İnsan ve hayvanlarda enfeksiyon ve allerji başta olmak üzere birçok hastalığa sebep olur.
    4-) Küf mantarlarının üretikleri zehirler (mikotoksinler) kanser başta olmak üzere birçok hastalığa sebep olurlar.

    Mantar türleri:
    Mantarlar likenlerle birlikte yaşarlar. Likenler fotosentezle karbonhidratları üretirler ve mantarlarda su ve mineralleri likenlere sunarlar. Böylece problemsiz birlikte yaşarlar. Antibiyotik ilaçların %25?inin küf mantarından eldeedilir. Bunedenle antibiyotik ilaçlar küf mantarlarının gelişmesi ve yayılması için ideal ortam oluştururlar.
    a-) Maya mantarları: Candida albicans ve kryptokokken en önemlileridir.
    b-) Küf mantarları: Aspergillus türleri, penicillum, mucor, botrytis, fusarium, alternaria ve cladosporium türleri en önemlileridir.

    Mantarların yayılışı:
    1-) Besinlerle küf mantarları yayılır.
    2-) Kimyasal ilaçlar küf mantarlarının yayılmasına sebep olurlar, örneğin penisillin küf mantarından eldeedilmiştir.
    3-) Ağır metaller: Bakır ve civa gibi küf mantarlarının yayılmasına sebep olur örneğin eskiden bakır kaplarla yenen yemeklerden dolatı sıksık zehirlenmeler olmuştur.
    4-) Küf mantarını tenefüs ederek zehirlenme

    Küf mantarı nerede bulunur?
    Ahırları, hayvan bulunan evler, hyvan yemleri, tahıl ambarları, nemli veya yaş odalar, ev tozu, eski koltuklar, eski döşeme, tam olarak kurumamış yeni binalar, ağaç mobilya ve lamimnat gibi tahta döşemelerde kulanılan kimyasal ilaçlar, mutfak, besin depolanan kelerler, klimalar, nemli havanınaolduğu mekenlar, süsbitkileri, bitki artıkları, sabunlar ve kozmetik maddeler, diş macunları, kimyasal ilaçlardan: antibiyotikler, antialarjikler, antihistaminikler, kortizon ve mide-bağırsak ilaçları küf mantarları içerirler. Ayrıca kimyasal meteotlarla hazırlanan ilaçlar örneğin B12-Vitamini, penisilin vb. Küf mantarlarından eldeedilir. Buda fayda yerine zarar verir. Bu nedenle doğal yollarla vitaminalınması ve antibiyotikler yerine Gökçek İksiri alınması daha uygundur.

    Mantar hastalıkları:
    Deri, tırnak ve ayakta görülen mantar türleri genelikle mukozada mantar olduğuna işarettir. Küf mantarları nefesyolları ve sindirim sistemine, özeliklede mide-bağısak mukozasına yerleşirler. Nefesyollarına yerleşmişse allerji, astım, allerjik bronşit ve mide-bağırsak mukozasına yerleşmişse besinallerjisi, migren, depresyon, hormon anormalikleri vede mide-bağırsak rahatsızlıklarına sebep olurlar.

    Mikotoksinler (mantar zehirleri):
    Kronik bronşit, astım, psödo-krup, bronş karzinomu, ishal, kabızlık, bulantı, besinallerjisi, kronik bağırsak ilt. (enterit), kalın bağırsakilt. (kolit), kalın bağırsak ülseri, psodö-allerji, allerji, allerjik astım, kronik bronşit, enfeksiyon ve çoçuklarda hiperaktifitete neden olur. Buna karşı kulanılan kortizonlu ilaçlar küf mantarının yayılmasına neden olduğundan hastalık dahada karmaşı bir hal alır ve daha başka hastalıklarda ortaya çıkar. Mikotoksinler organizmayı taripeder, mutajenik (genetik değişim yaratan), kanserojen (kanser yapıcı ), ve teratojenik (organ ve dokuların özürlü olmasına sebep olan) etkilere sahiptir.

    Mikotoksinler, mantar zehirleri:
    Küf mantarının zehirlerini yani mikotoksinleri üretmesi besin maddeleri ve hayvan yemleri ile mümkündür. Nemli ekmek hemen küflenirken , kuru ekmek asla küflenmez. Küf mantarı 0-40 derece arasında her zaman mikotoksin salgılıyabilir. Küf mantarının mikotoksin üretimi durdurulamaz, fakat besinler hazırlanırken dikat edilirse küf mantarının yayılması önlenir. En tehlikeli çavdar mahmuzu mantarıdır. Bu mantar ishal, kusma, bulantı, başağrısı, organların ölmesi, sinirlerin tahrip olması, kaslaerda karıncalanma, kramplar, sara vb. Rahatsızlıklara sebep olur.

    Küf mantarının en önemlileri:
    1-) Aspergillus flavus
    2-) Aspergillus fumigatus
    3-) Aspergitus niger
    Bunlar çok tehlikeli mikotoksik maddeler olan: Aflotoksin B1, G1, M1, Patulin, Ocratoksin A, Kojiasidi (Cojiasidi) ve Penisilinasidi üretürler. Bu mikotoksinler: Tansiyon düşürücü, mutajen, teratojen, kanserojen, ce nefrotoksik etkiye sahiptirler. Küf mantarlarının üretiği bazı zehirler ise östrojen (dişilik hormonu) gibi etkiye sahiptirler.

    Mikotoksikozlar (Mikotoksinlerin sebep olabileceği hastalıklar):
    İshal, kusma, mide ağrısı, ağız ve yutakta yanma, kas krampları, nefes alış-verişlerini felçe uğratma, nabız zafiyeti, titreme, üşüme, eklem ağrıları, bazı uzuvlarda uyuşukluk, nefes darlığı, sara, hafıza kayıbı, koma, romatizma, MS (multiple skleroz), Parkinson hastalığı, Lupuserythematodes (kılcal damarlardaki patalojik değişiklikler, kronik yorğunluk, hormon anormalikleri vb hastalıklar

    Mikotoksikoz türleri:
    a-) Eksojenik (harici) nedenlerle ortaya çıkan mikotoksikozlar:
    1-) Küf mantarının yayılması, örneğin: Orman, tahıltarlaları ve binalar
    2-) Kimyasal ilaçlar ve ağır metaller, örneğin haşerelere karşı kulanılan ilaçlar.
    b-) Endojenik (dahili) mikotoksikozlar:
    1-) Mikotoksin içeren ilaçlar
    2-) Antimikozitikalar (mantarlara karşı kulanılan ilçlar)
    3-) Küf mantarlarının üretiği besinler

    Bunlardan eksojenik mikotoksikozları tedavi etmek kolaydır. , fakat endojenik mikotoksikozlar çok problem yaratabilir. Endojenik mikotoksikozlar primeri (birinci) ve sekodori (ikinci) olmak üzere iki gruba ayrılır. Primer mikotoksikozlar direkt olarak küf mantarları tarafından sebep olunan rahatsızlıklar olurken sekondori mikotoksikozlar ayrıca bağırsakların, özeliklede ince bağırsağın tashrip olması nedeniyle daha kompleks bir durum ortaya çıkar.

    Mantarların semptomu (belitileri)
    1-) Maya mantarları şeker ve karbonhidratlarla beslenir ve bunlarda ürettiği zehirli gazlar şişkinlik yapar.
    2-) Nefes darlığı ve kalprahatsızlıkları: Karındaki gaz diyaframı yukarı doğru kalrdırır. Sıkışan akciğer nedeniyle defes darlığı ve sıkışan kalp nedeniylede kalp rahatsızlıkları görülür.
    3-) Dişeti ve dilde beyaz tabakalar oluşur fırcalamave yıkama ile gecsede yenide oluşur.
    4-) Deride kaşıntıya sebep olur.
    5-) Bağırsak mantarlarının aşırı şeker tüketmesi nedeniyle kişinin kanında şeker yetersizliği görülür. Vücudun şeker ihtiyacı giderilemediğinden kişi sürekli şekerli maddeler yer. Sürekli yemek yeme nedeniyle kişi kilo alır ama kilo veremez, bu nedenlede diyetler işe yaramaz.Bazı kişilerde aşırı şişmalığa sebep olur.
    6-) Bağısaklardaki mantarlar faydalı bakterileri yavaş yavaş yokederek yerini alı. Bu nedenlede kişide kabızlık, ishal vb. Rahatsızlıklar ortaya çıkar.Bu mantarlar sonra idrar yollarına geçer.
    7-) Kişi alkol içmediği halde ağzı alkol kokuyorsa buna bağırsak mantarlarınaın sebe olduğu alkol üretimindendir.
    8-) Kronik mesane ve vajina iltihaplanması:Antibiyotik ilaçlar bakterileri öldürürken mantarların yayılmasına neden olur. Böylece daha tehlikeli ve sıksık iltiplanmalar görülür.
    9-) Eklem ve kas ağrıları: Mnatarların salğıladığı mikotoksinlereklem ve kaslarda yoğunkaşarak ağrılara sebep olur. Bu ağrıların romatizmadanmı mikotoksinlerdenmi olduğu analşılamaz.
    10-) Yorğun dermansız ve konsentre olamama: Vücut sürekli mantarlar ve zehirleri (mikotoksiler) ile uğraşmaktan kendini regenerasyon (yenilem) yapamaz ve kişi genelikle yorğu olur ve konsentre olamaz.
    11-) Cinsel isteksizlik: Kişide enerji yetersizliği olduğundan, buda cinsel isteksizliğe sebep olur. Ayrıca mantarların salgıladığı mikotoksinler hormon beneri etkiye sebep olduğundan kadınlarda kısırlığa dahi sebep olabilir.
    Mantarlar doğum konturol hapları ile dahada çok yayılırlar ,çünkü bu onların besinin oluşturur.
    Mantarlar her insanda başka rahatsızlıklara sebep olabilir. Bu nedenle bu mantarın rahasızlığı şu değil denemez.

    Kendini teşhis etme:
    1-) Şişkinlik, kabızlık, ishal
    2-) Makatta kaşıntı ve kızarıklık
    3-) Mide ağrısı ve ağız kokusu,
    4-) Dişte ve dile beyazımsı veya sarımsı pas gibi tabaka
    5-) Aşırı yorğunluk, dermansızlık konsantre olamama, unutkanlık, isteksizlik
    6-) Aşırı tatlı yeme isteği ve aşırı açlık duygusu
    7-) Kasların titremsi ve kas ağrısı
    8-) Nefes darlığı, burun tıkanması, kulak iltihaplanması
    9-) Ense, omuz, sırt ve bel ağrısı
    10-) Eklem ağrısı ve şişmesi
    11-) Deride sivilce, saçların yağlanması, deride kuruma,
    12-) Küf gibi pis bir koku
    13-) Adet halinde aşırı ağrılar mantar enfeksiyonu nedeniyle
    14-) Prostatit, kolit, ve faranjit gibi iltihaplı rahatsızlıklar
    15-) Mesane iltihaplanması, instersistiyel sistit, cinsel isteksizlik
    16-) Mikotoksinler migren, baş ağrısı, depresyon ve panik atakı tetikler
    17-) Diabet, kolesterol ve yüksek tansiyonu tetikler
    18-) Kurdeşen, kaşıntı, polen alerjisi, besin alerjisi, alerjik astım
    Bunlardan birkaçı görülürse mantar olabilir


    Küf mantarı nasıl teşhis edilir?
    Defi-hacet testi: Defi-hacettenin (dışkı ) değişik noktalarından alına nümuneler laboratura gönderilir ve inceleme sonucunda mantar bulunursa tedaviye başlanır. Çoğu zaman defi-hacet testi yeterli olmamakta ve ve kişideki mantarlar teşhis edilememektedir. Bu nedenle şüpheli durumlarda kann testi yapılmalıdır. Hemagglutinasion test, yani kanda İmmünglobulin Tip M (İgM) kanda bir hafa gibi kısa süreli devriye görevi yapar, şayet İgM kanda varsa mantarda var demektir. İmmünfloreszenz testi: Buradakanda immünglobulin Tip G (İgG) olup olmadığına bakılır, şayet varsa vücutta bir aydır mantarlara karşı mücadele olduğunu gösterir.

    Küf mantarının tedavisi:
    1-) Besinlerin bozulmadan atrılması gerekir, bozulunca tehlikelidir.
    2-) Evin temiz tutulması ve küf mantarından korunması
    3-) Kimyasal ilaçlar, özeliklede küf mantarının yayılmasın sebep olabilecek penisili ve kortizonlu ilaçlardan uzak durlmalıdır.
    4-) Spor yapılmalı
    5-) Hijyene dikkatedilmeli
    6-) Mantarları azdıran ekmek, mantı, makarna, tatlı yiyecekler ve tatlı içeceklerden uzak durulmalıdır. Talı yiyecek ve içecekler vede hamurlu yiyecekler mantarın ana besinlerini oluşturur.Tatlı yiyeckler sadece baklava çikolata değil, kavun, karpuz ve üzüm gibi tatlı meyvelerde mantarları besler.Bu nedenle dikkatli belenmek gerekir.




    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler. Allerji ve şişkinliğin sebei bağırsak mantarlarıdır: Sibel hanım tam 10 yıl yakalandığı amansız hastalıklar ki bunların başında özeliklede meyve, fındık, fıstık vb yiyeceklere karışı allerji, iltihaplı hastalıklar ağrılar vb,. Frankfurt ve çevresindeki kliniklerde gitmediği uzman doktor kalmaz. Fakat doktorlar hastalığına teşhis koyamazlar, kız kardeşi bana bunun ne olabileceğini sordu. Bende şayet yemekten sonra şişkinlik oluyorsa, allerjisi varsa ve kalbinde sıkışma gibi haller oluyorsa mutlaka bağırsak mantarı vardır vebunu teşhis etmek çok zordur dedim. Sibel hanım doktoruna bağırsak mantarı olup olmadığının teşhis edilmesini istemiş, doktorları buna biz karar veririz derelersede bayanın diretmesi karşısında bir düzine araştırmadan sonra bağırsakalarında 45 cm lik bir kısmın tamamen tahrip olduğunu ve hemen amaliyat olması gerektiğini söylemişler ve amaliyat etmişlerdir.

  4. #4
    münibe Çevrimd??? Acemi münibe is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    1

    Standart

    iyi akşamlar.selamünaleyküm.tırnakların kalınlaşmasına hangi ürününüz iyi gelir.ben iksir kullanıyorum.ilave olarak ne tavsiye edersiniz.ayrıca bir yakınımda genital siğil var.arada bir doktora gidiyor orada bir sprey sıkıp yolluyolar.bir müddet sonra gene çıkıyor.tavsiyanizi bekliyoruz.

  5. #5
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK igokcek is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    5.047

    Standart

    Alıntı münibe Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    iyi akşamlar.selamünaleyküm.tırnakların kalınlaşmasına hangi ürününüz iyi gelir.ben iksir kullanıyorum.ilave olarak ne tavsiye edersiniz.ayrıca bir yakınımda genital siğil var.arada bir doktora gidiyor orada bir sprey sıkıp yolluyolar.bir müddet sonra gene çıkıyor.tavsiyanizi bekliyoruz.
    Genital siğile karşı iksir, tonik ve enfeksiyon çayı ile iyileşir.Tırnaklarınızın kalınlaşmasına karşı iksir, tonik ve mantar çayı iyi gelir.

  6. #6
    erhan10 Çevrimd??? Acemi erhan10 is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesajlar
    20

    Standart

    ibrahim bey merhabalar,

    Sağlık problemlerimizde genel olarak iksir ve tonik öneriyorsunuz. Peki gökçek Lifli detoksu ne tür rahatsızlıklarda kullanmamız gerekir.

    Çalışmalarınızdan dolayı teşekkürler.

  7. #7
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK igokcek is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    5.047

    Standart

    Alıntı erhan10 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ibrahim bey merhabalar,

    Sağlık problemlerimizde genel olarak iksir ve tonik öneriyorsunuz. Peki gökçek Lifli detoksu ne tür rahatsızlıklarda kullanmamız gerekir.

    Çalışmalarınızdan dolayı teşekkürler.
    Lifli detoks bağırsakları temizlemek için kullanılır, fakat enfeksiyon ve mantar çayıda hemen hemen aynı etkidedir.

  8. #8
    erhan10 Çevrimd??? Acemi erhan10 is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesajlar
    20

    Standart

    ibrahim bey selamlar,
    bir konudaki tavsiyenizi almak istiyorum. Peynir vücutta asitlenmeye sebeb olduğundan asla tüketmememizi tavsiye ediyorsunuz. Peki diğer süt ve süt ürünleri konusunda düşünceleriniz nedir.

  9. #9
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK igokcek is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    5.047

    Standart

    Alıntı erhan10 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ibrahim bey selamlar,
    bir konudaki tavsiyenizi almak istiyorum. Peynir vücutta asitlenmeye sebeb olduğundan asla tüketmememizi tavsiye ediyorsunuz. Peki diğer süt ve süt ürünleri konusunda düşünceleriniz nedir.
    Yoğurt ve süt faydalı

  10. #10
    erhan10 Çevrimd??? Acemi erhan10 is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesajlar
    20

    Standart

    ibrahim bey selamlar,

    ben ürünlerinizin kullanımıyla ilgili sormak istiyorum. iksir ve toniği kullanmaya başladım. bunları yemekten önce beraber mi alacağız??

  11. #11
    mstesol Çevrimd??? Acemi mstesol is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    23

    Smile

    Alıntı erhan10 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ibrahim bey selamlar,

    ben ürünlerinizin kullanımıyla ilgili sormak istiyorum. iksir ve toniği kullanmaya başladım. bunları yemekten önce beraber mi alacağız??
    Erhan Bey öncelikle geçmiş olsun, toniği yemekten yarım saat önce, iksiri ise yemekten sonra alabilirsin, İbrahim Beyin tavsiye edilen bu.

  12. #12
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK igokcek is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    5.047

    Standart

    Alıntı mstesol Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Erhan Bey öncelikle geçmiş olsun, toniği yemekten yarım saat önce, iksiri ise yemekten sonra alabilirsin, İbrahim Beyin tavsiye edilen bu.
    Normal ve kilolu olanların yemekten önce tonik yemekten sonra iksir, zayıf olanların yemekten önce iksir ve yemekten sonra tonik kullanmaları gerekir.

    Gökçek İksir ve Gökçek Tonik nasıl kulanılır?

    Gökçek İksir: Vakti müsait olanların günde 5 defa 2 yemek kaşığı yemekten önce alması uygundur. İş nedeniyle vakti olmayanlar günde 3 defa 3 yemek kaşığı, bünyesi güçlü olanlar günde 5 defa 3 yemek kaşığı ve zayıf olanlar 5 defa 1 yemek kaşığı alabilir. Benim tavsiyem size ağır gelmiyorsa günde 5 defa 3-5 yemek kaşığı alın, böylece tedavi süreci kısalır. Yaşlı, çocuk (4 yaşından küçük) ve ağır hastalar günde 5 defa 1 tatlı kaşığı almalıdır. Bir yaşından büyük bebeklere günde 5 defa 1 çay kaşığı verilebilir. Yaşlı ve bebekler için tadı acı bulunursa portakal suyu ile alınabilir. Gökçek İksir ile Gökçek Toniki aynı anda kullanmak isterseniz, tonik yemekten önce iksir yemekten sonra alınmalıdır. Yağ bezi nedeniyle Gökçek İksiri kullananların günde 3 defa yarım çay bardağı, yani 3 defa 30 ml alması gerekir.Gökçek İksirini kullanma dan önce çalkamanız gerekir, çünkü iksirin 1/10 unu eterik yağlar ve doymamış yağlardan oluşur.

    Gökçek İksir kademeli olarak artırmak uygun olur, şayet hastaya ağır gelmiyorsa
    1.Hafta günde 3 defa 2 yemek kaşığı veya 5 defa 2 yemek kaşığı
    2.Hafta günde 3 defa 3 yemek kaşığı veya 5 defa 3 yemek kaşığı
    3.Hafta günde 3 defa 4 yemek kaşığı veya 5 defa 4 yemek kaşığı
    4.Hafta günde 3 defa 5 yemek kaşığı veya 5 defa 5 yemek kaşığı
    5.Hafta ve bundan sonra ki süreç için günde 3 defa veya 5 defa yarım çay bardağı alınabilirse tedavi süreci kısalır.
    Gökçek Tonik: Günde 3 defa yemekten 15-20 dakika önce 200-250 ml, yani günde 600-750 ml alınamalıdır. Veya basitce günde 3-5 defa bir su bardağı alınabilir. Zamanı olanların mümkünse günde 3 defa değil de 4-5 defa 200 ml (su bardağı ) alınırsa daha iyi olur. Tadı ekşimsidir, herhangi bir yan tesiri yoktur, isteyen suyla karşıtırarak içebilir. Ağır hasta ve çocukarın günde 3 defa 100 ml almaları uygundur. Çocuklar ve yaşlılar bu dozajın yarısını almalıdır. Aşırı zayıf olanların alması iyi değildir. Mutlaka buzdolabında muhafaza edilmelidir.
    Gökçek Tonik: Zayıflamak isteyenler hemen yemekten önce günde 3-5 defa 300 ml (bir su bardağı) tonik 100 ml (çeyrek su bardağı) sıcak su ile karıştırılır ve içilirse iştahı azalır ve fazla yemek yiyemez.Böylece kişi otomatik zayıflar.Artı tatlı yiyecek ve içeceklere dikkat eder, hamurlu yiyecekleri yemezse (kepekli, ekmek az yenebilir) ve peynir yemezse hem mide ve bağırsakları tedavi olur hemde zayıflar.
    Gökçek Diyet: Günde 3 defa yemekten 15-20 dakika önce bir 30-40 ml (yarım çay bardağı ) alınır.
    Gökçek Lifli SB: Lifli SB hem çay gibi içilebilir, hemde bir bardak ılık suyu 2-3 tatlı kaşığı katılarak karıştırılır ve içilirse bağırsaklarda ki pisliği sünger gibi emer ve fırça gibi temizleyici özelikleri vardır.
    Gökçek Çay harmanları: Çay harmanların dan 2 çorba kaşığı demliğe konur ve üzerine 1 litre kaynar su ilave ediler gün boyu içilir. Posası son bardağı içtiğinide atılır ve birgün sonra yeniden demlemeniz gerekir.
    İngiliz tuzu: İki yemek kaşığı ingiliz tuzu aç iken su bardağında çözülerek içilir.15-20 dakika sonra yarım su bardağı zeytin yağı yarım su bardağı limonla karıştırılarak içilir.Bu 5-15 defa hergün bir defa denenebilir.Yoğun ishal yapabilir.

  13. #13
    mstesol Çevrimd??? Acemi mstesol is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    23

    Wink

    [QUOTE=igokcek;14083]Normal ve kilolu olanların yemekten önce tonik yemekten sonra iksir, zayıf olanların yemekten önce iksir ve yemekten sonra tonik kullanmaları gerekir.

    İşte benim gibi zayıf olanların aradığı cevap, ben de zayıf olduğum için bunu merak ediyordum. Teşekkürler İbrahim bey, bu bilgiyi Gökçek İksir ve Tonik nasıl kullanılır, bölümüne dahil ederseniz, benim gibi zayıf olanlar da istifade ederler.
    Bu arada forumun yeni görüntüsü daha güzel olmuş, hayırlı olsun.
    Yaklaşık 11 gündür tonik kullanıyorum, genelde yemeklerden önce aldım. Bundan sonra yemeklerden sonra alayım en iyisi. Bu bilgi yararlı oldu benim gibi zayıf olanlar için.
    Gerçekten de iştahı kesiyor. Ben aynı zamanda bağırsaklarımı da üşütmüşüm galiba, soğuk şeyler yiyip içmiyorum. O yüzden tonik'i sıcak suyla ılıtıp öyle içiyorum, bu ciddi bir iştah kesici oluyor, bunu belirtmişsiniz zaten.
    Konu mstesol tarafından (4 Hafta önce Saat 17:28 ) değiştirilmiştir.

  14. #14
    erhan10 Çevrimd??? Acemi erhan10 is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesajlar
    20

    Standart

    ibrahim bey merhabalar,
    ayak tabanlarım ve parmak aralarım, sanki toprağın susuzluktan kuruyup yarılması gibi tamamen yarılmış ve pullanmış durumda. Bu neden olabilir? Nasıl tedavi edilir?

  15. #15
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK igokcek is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    5.047

    Standart

    Alıntı erhan10 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ibrahim bey merhabalar,
    ayak tabanlarım ve parmak aralarım, sanki toprağın susuzluktan kuruyup yarılması gibi tamamen yarılmış ve pullanmış durumda. Bu neden olabilir? Nasıl tedavi edilir?
    Sizdeki problem mantar, iksir, tonik ve mantar çayı ile iyileşirisniz

  16. #16
    erhan10 Çevrimd??? Acemi erhan10 is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesajlar
    20

    Standart

    İbrahim Bey merhabalar,
    Kimi zaman mantar çayı, kimi zaman enfeksiyon çayı öneriyorsunuz. Bu iki çay aynımıdır? Farklı ise hangi sorunlara karşı kullanılırlar?

  17. #17
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.046

    Standart

    Alıntı erhan10 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İbrahim Bey merhabalar,
    Kimi zaman mantar çayı, kimi zaman enfeksiyon çayı öneriyorsunuz. Bu iki çay aynımıdır? Farklı ise hangi sorunlara karşı kullanılırlar?
    Mantar ağırlıklı enfeksiyon varsa mantar çayı, bakteri, virüs ve mantarların ortaklaşa oluşturdukları koloninin sebep olduğu enfeksiyona karşı enfeksiyon çayı gerekir

  18. #18
    erhan10 Çevrimd??? Acemi erhan10 is on a distinguished road
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesajlar
    20

    Standart

    ibrahim bey merhabalar,
    Marketten alıp kullandığımız sofra tuzlarını hakkında görüşlerinizi almak istiyorum. Bunlar sağlıklımıdır, insanın ihtiyacını karşılar mı? Bir de himalaya kristal tuzunu tavsiye etmeye başladılar, içinde 84 den fazla mineral varmış. Himalaya kristal tuzu hakkında ne düşünüyorsunuz.

    selamlar...

+ Konu Cevaplama Paneli

Benzer Konular

  1. gökçek iksir ve tonik
    By sıddıka in forum SORULAR
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj : 12-16-2009, 10:43
  2. GÖKÇEK İksiri
    By kazanak in forum TECRÜBELER
    Cevaplar: 21
    Son Mesaj : 10-07-2009, 21:20
  3. GÖKÇEK Masaj Yağı (Gökçek Sarı Kantaronlu Zeytin Yağı):
    By igokcek in forum GÖKÇEK Masaj Yağı
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 08-31-2009, 09:29
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 05-09-2009, 01:01
  5. Gökçek Sağlıklı Beslenme Kuralları
    By igokcek in forum GÖKÇEK Tentür
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 01-25-2009, 02:05

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Search Engine Friendly URLs by vBSEO ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29