Hakkımda:
Bazı bilgileri sizler ile paylaşmayı, uygun bulmaktayım. Bu benim şahsi meselemde olsa. Çünkü ben 13 sene fibromyalji (yumuşak doku romatizması) yüzünden her yılın 9 ayı belime 3 m uzunluğunda kuşak bağlamak zorunda kaldım. Yine askerde (1989) yakalandığım alerji nedeniyle 13 sene hayvansal besin (Et ve et mamulleri peynir ve de yumurta) yiyemedim. Bu alerjide sonra (1994) bahar nezlesi ve alerjik astımla birlikte beni canımdan bıktırdı. Sizlerinde aynı şekilde acı çekmemeniz için bu bilgilere ulaşmanızı istiyorum. 13 yaşında iken köye (Kayseri/ Bünyan/ Tarçın) gittim ve çocuklarla (1970 Mart sonu) ırmakta yüzdükten sonra çimenlere yattık.Teyzem üstümü değiştirmemde ısrar ettiyse de kabul etmedim ve sabah kalktığımda yüzüm yara içinde, dudaklarım çatlamış ve titriyor*dum. Şehirde mahallenin yaşlı kadınları şunu yapın bunu yapın diyerek benim üzerimde aylarca deney yaptılar. Bütün eklemlerim kireçleşmişti ve merdivenleri dahi çıkamıyordum. Sonunda doktorumun fizik ve iğne tedavisiyle eklem kireçlenmesinden kurtuldum, fakat fibromyalji’den (yumu*şak doku romatizması) kurtulamadım. Tabi ki kimyasal ilaçların ileride çok tehlikeli neticeler doğuracağını o zamanlar bilmiyordum.
Ekim 1978 Almanya'ya geldim ve tedavi olmak için, doktora gitmeye başladım, fakat nafile. Bunun üzerine kendim 1980'de şifalı bitkiler üzerine araştırmalara başladım. Türkçe yayınlanan kitaplardaki reçe*teleri üç yıl denedim ve faydasını göremedim. Umutsuzluğa kapıl*dığım bir anda Avusturyalı M. T. Allah’ın Bahçesin...adlı kitabıyla tanış*tım. Oradaki bilgilerden bir reçete geliştirdim ve uyguladım ve de çok şükür fibromyalji’den (yumuşak doku romatizması) kurtuldum. Bu kitapta derli toplu bir reçete mevcut değildir, bu nedenle okuduğunuzda pek istifade edemezsiniz.
1989'de askerlik yaparken tabak, kaşık, çatal, kazan vb. mutfak eşyasını sadece soğuk suyla çalkalıyorduk, tabi ki bakteriler, virüsler ve mantarlar hemen devreye girer. Besin alerjisine böylece yakalandım. Doktorlar "Et ve Et mamulleri" yeme dediler. 1994'den itibaren 15 Mart - 30 Mayısa kadar bahar alerjisi ve alerjik astıma yakalandım. 15 Mart 2002'e kadar bahar nezlesi, alerjik astım ve bronşite karşı çare bulamadım ve 5 hafta istirahata ayrıldım. Doktorlar kortizon ve kramp*lara karşı sprey kullanmak zorunda olduğumu söylediler ve mecburen kullandım ve 15 gün içinde kortizon’dan sersemledim, konsantrem yok oldu, okuduğumu anlamaz ve yazamaz oldum.27 (1980) yıldır süren araştırmalarım da kendi üzerimde 350 Bitki-, Mineral ve Hayvan droglarını denedim. Her türlü hastalığa çare bulurken alerjiye karşı bugüne kadar çare bulamamıştım şimdi bunu da çörekle kısmen tedavi ettim. Kısmen diyorum, çünkü çöreği bıraktığım an rahatsızlıklarım yeniden başlıyordu. Bu nedenle korkumdan tam 7 ay çörek çayı içtim. Sonrada daha etkili olduğuna inandığım Aloe Vera ve Noni ile tanıştım bu iki ürünü birer sene kulandım bağışıklık sistemini güçlendiriyorlar. Ama Noni ve Aloe vere jel (Bu aloe vera ABD ve Alman firmalarının üretiği doğal olmayan aloe vera jel idi) bırakınca alerji yeniden ortaya çıktı. Araştırmalarıma devam ettim ve bu arada insanların çok kolay temin edebilecekleri ve uygulayabilecekleri yeni bir buluşum oldu.Tahitian Noni'den daha etkili Gökçek İksiri. 26.10.2005 tarihinde doğal ve çok çok faydalı bir reçete, daha önce aloxi diye anılan ve üzerinde 10 yıldır çalıştığım, buluşumu yeniledim ve geliştirdim.
Gökçek İksir, bu iksir 26 yıllık bir tecrübenin ve araştırmanın ürünüdür ve bildiğiniz bütün egzotik ürünlerden daha etkili ve de oldukçada ucuzdur. Sarımsak, limon suyu, BK, GK, MK ve ZYE ve kaliteli koyu renkli üzüm sirkesinden oluşan iksir mükemmel bir plak çözücü ve bağışıklı sistemini güçlendiricidir. Bu dört bitki BK, GK, MK ve ZYE antiviral (virüsleri öldürücü, yok edici), anti bakteriyel (bakterileri öldürücü) ve antimikotik (mantarları öldürücü, yok edici) özeliklere sahip bir şifalı bitkilerdir. Bu şifalı bitkiler ile etkisini çok çok artırdım, fakat bu bitkiler hakkında bilgi veremeyiz, çünkü buluşumuzun temelini bu bitkiler oluşturur. Gökçek İksirinden günde 3-5 defa bir çorba kaşığı 2-8 ay alınabilir.
Bağırsaklar, diş dipleri, dokular ve bağdokusundaki plaklara mikrop*lar yerleşir ve ocak (herd) oluşur. Gökçek İksiri bu plakları eritir ve bura*da yuvalanmış mikroplar açıkta kalır ve bağışıklık sistemi böylece daha önceden ulaşamadığı mikroplara ulaşır ve yok eder. Gökçek İksiri vücu*du*muzdaki kolesterol, lipid, ve trigliserid gibi zararlı yağları eritir, yüksek tansiyonu önler ve kandaki şekeri düşürür. Beyin kanaması, kalp krizi, kronar yetersizliği, kistler, lenf bezelerindeki şişme, yağ bezeleri, damar sertliği gibi bir çok rahatsızlığı önler, cinsel güçü artırır ve sindirimi kolaylaştırır. Her türlü iltihaplı hastalıkları iyileştirir, özelikle de akıllı virüsü (Epstein Bar Virüsü) yenecek tek Gökçek İksiridir. Gökçek İksiri doğduğunuz günden yaşadığınız ana kadarki bütün hastalıkları kademeli olarak iyileştirir.
Gökçek Tonik 2. önemli doğal buluşumdur ve başta alerji, kaşıntı, oburluk, bağırsak ve deri mantarı ve de mide-bağırsak rahatsız*lık*larından; gastrit (mide mukozası iltihaplanması ), ülser (mide yarası ), reflü, enterit (incebağırsak iltihaplanması), kolit (kalınbağırsak iltihap*lanması ), ülseratif kolit, Morbus Krohn, hazımsızlık ve şişkinliğe karşı kullanılır. Ülseratif kolit kronik ve periyodik olarak ağırlaşan kalın bağırsak iltihaplanmasıdır. Kalın bağırsak mukozasının genellikle yüzeyi iltihaplanır ve ülsere (yara) dönüşür ve hafif kanamalı şekilde kendini beli eder. Hastalığın tipik belirtisi kanlı feces, ishal ve karın ağrısıdır. Ülseratif kolit Morbus Krohn hastalığına çok benzer ve bir birinden ayırmak oldukça zordur.
Gökçek Diyet 3. önemli buluşumdur ve DS, SL, MY, AK ve KK gibi şifalı bitkilerden oluşur. Gökçek Diyet cüruf çözücü ve bağışıklı sistemini güçlendiricidir. Bu dört bitki DS, SL, MY, AK ve KK antiviral (virüsleri öldürücü, yok edici), anti bakteriyel (bakterileri öldürücü) ve antimikotik (mantarları öldürücü, yok edici) özeliklere sahip bir şifalı bitkilerdir. Bu şifalı bitkilerin ortak özelliği kolesterol, lipid ve trigliserid gibi yağları eritici vücudu temizleyici ve zayıflatıcı özeliklere sahiptir. Gökçek Diyet diğer diyet ürünlerinden farklı olarak doğal ve yan etkisi yoktur. Kişi uzun süre alabilir, herhangi bir problem olmaz. Gökçek Diyetinin bir çok özelliği Gökçek İksire benzer, farkı zayıflatıcı olmasıdır.
Aloe vera jel: Bu Aloe vera jel yukarıda adı geçen aloe vra jelle iğlisi yok. ABD ve Alman firmaların üretiği aloe vera jel ile ilgisi yoktur, çünkü bu ülkelerde ki firmaların üretmiş olduğu aloe vera jeller doğal değildir.Aloe vera’nın birleşiminde 22 çeşit aminoasit, 15 çeşit vitamin ve 12 çeşit enzim ve bir çok etken madde içerir, fakat çok az miktarda da aloin içerir.Bu nedenle taze yapılan aloe vera jel ishal yapar şişkinlik yapar.Dünyada aloe vera jel üreten firmaların hepsi aloe veranın yaprağından çıkardıkları jeli haşlamak, kaynatmak, veya ekstraktını yapmak zorundadırlar, aksi taktirde aloe vera jelini üretemezler.Ben tam 19 yıl aloe vera jel üretebilmek için çalıştım ve hamdolsun 3 Mayıs 2011 başardım.
Gökçek Aloe vera jel bağırsaklardaki mantarlara dünyada en etkili üründür.Gökçek Tonik mantara karşı etkili fakat bazı mantar türlerinde problem yaşıyoruz bu nedenle arayışlara girdim ve aloe vera jeli üretim.Tonik mide deki bakteriyi problemsiz yok ederken bazen çok nadir bağırsak mantarlarının bazı alt türlerinde yetersiz kalıyor.Bu belki 100 kişide 5 kişidir, fakat çözülmesi gereken bir problemdir diye yıllarca düşündüm ve üretmek şimdi nasip oldu.Aslında bu reçete bende tam 19 yıldır var, fakat tam istediğim gibi mükemmel olmadığının dan arayış içinde idim ve sonunda çok şükür başardım.Eskiden Sovyetlerde ki hasta olan özelikle de kanser hastası bütün parti yöneticileri ve üst bürokratlar ve yakınlarını Fahrettin Amca tedavi etmiş. Fahrettin Amca Çeçen savaşında bütün mal varlığını kaybetmiş ve can güvenliği de olmayınca Türkiye'ye kaçmış ondan da esinlenerek GÖKÇEK ALOEVERAJELİ ürettim.
Bundan tam 19 yıl önce Almanya'nın Frankfurt şehrine konferans vermek için gelen Ahmet ER (Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun eğitimci kadrosundan başkan yardımcısı) ile tanıştım.Ahmet ER ne işle meşgulsünüz diye sorunca şifalı bitkilerle ilgili araştırmalarım yapıyorum kitap yazıyorum diyince çok heycanlandı ve hemen seninle özel görüşmem gerek dedi.Ahmet bey rüyasında peygamberimizi gördüğünü ve peygamberimizin ona aloverayı göstererek ''Ahmet bu bitkide çok şifa var bu bitkiyi insanlara tanıtın ve yayın'' demiş.Ahmet bey rüya üzerine düşünmüş ve anlamını çözememiş.Benim ile tanışınca demek bu rüya senin içinmiş İbrahim bey dedi.Ahmet bey büyük bir sorumluluktan ve ağır bir yük taşıma duygusundan kurtulmuş ve rahatlamıştı.Bana ''Ben bu rüyanın ne anlama geldiğini anlamamış ve bunu düşünüp duruyordum ve bu vebalden kutulamazsam ne olacak diye uyuyamamıştım.Allah’ıma şükürler olsun ki karşıma sen çıktın. İbrahim bey iyi ki geldiniz beni çok büyük ve ağır bir mesuliyetten kurtardınız’’ dedi.
Ben o zamanlar Aloe Vera ürünleri satan bir firmanın distribütörlüğünü yaptım.Bu ürünleri kullananlar önce çok seviniyorlar, fakat sonra rahatsızlık yeniden nüksetti diyorlardı.Bu beni o zaman çok üzdü.İnsan kazanmak para kazanmaktan önemli diyerek çok çok iyi para kazanmama rağmen distribütörlüğü bıraktım ve bundan sonra iksir, tonik, tentür, diyet ve çayları üretmeye başladım.O günden bugüne kadar aloe vera neden klinik araştırmalarda çok çok etkili oluyor da ürünleri kullanınca aynı etkiyi yapmıyor diye düşündüm.Lahanayı haşladığınızda nasıl ki birleşimindeki etkin maddeler yok oluyorsa, aloe vera hazırladığınızda da en etkili maddeler yok oluyor.Bu nedenle etkisi azalıyor.Ben hem Berezilyalılar'dan, hem de Fahrettin hocadan aldığım reçetelere klinik araştırmalarla elde edilen bilgileri de ekleyerek mükemmel ve yepyeni bir ürün üretim.Allah’ıma hamdolsun.Tonik midedeki bakteriye karşı çok çok etkili, yani gastrit, ülser, kolit, enterit ve allerji de tonik vazgeçilmez.Gökçek Aloevrajel çok amansız bağırsak mantarları, deri hastalıklarından: akne, ekzem, atopik ekzem ve diabete (şeker hastalığı) karşı ve de hücre yenileyici özlikleri ile mükemmel bir üründür.Klinik araştırmalarda zaten bunu ispatlanmıştır.
Aloeverajel aloe vera, bal ve 19 çeşit bitkiden oluşan özel bir karışım.Bu güne kadar bağırsaklarında mantar olanların asla tatlı yememeleri ve hatta tatlı meyve bile yememelerini söyledim.Fakat ben kendim içinde bal olan bir şurup üretim.Bu çelişki değil mi diye soranlar oluyor.Evet çelişki gibi gözüküyor doğru.Bağırsak mantarları glikoz yani şekerle beslenir ve şekerin her türü mantarın hızla yayılmasına sebep olur.Peki ben yıllarca tatlı yemeyin derken neden mantara karşı bir şurup üretim.Evet çok ilginç bir buluş yaptım.Burada mantarı fare olarak düşünün balı peynir ve 19 şifalı bitkiyi de fare kapanı olarak düşünün.Evet aynı teknikle mantarı balla beslenmek isterken diğer şifalı bitkiler mantarları yok ediyor.Yani mantara karşı bir tuzak kurdum ve çok şükür çok çok etkili olduğunu gördüm.Aloe vera ile ilgili klinik araştırmalar yapılmış ve zaten etkisi belgelenmiştir.Bizim burada farkımız kimyasal ilaç kullanmadan doğal bazı yöntemlerle bu GÖKÇEK Aloeverajelini üretmiş olmamızdır.
Bağırsaklara mantar yerleşmişse, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmak mümkün değildir.Çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahillerinden hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansızdır ve ancak belirtilerinden ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Tonik mide de gastrit ve ülsere sebep olan haliko bakter pylori ye karşı çok çok etkili iken Gökçek Aloe Vera Jel genelikle bağırsak mantarlarına karşı daha etkilidir.Bu nedenle bağırsakların da mantar olanların ilk 6 hafta dan sonra Tonik yerine Aloe Vera Jeli kullanmaları daha uygun olur.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.
Çay harmanları: bazı hastalıklarda ise şifalı bitkilerden ayrı bir çay harmanı hazırlamak gerekli olabilir, yani hastalığa göre reçetede değişir. Gökçek İksiri vücudumuzdaki kolesterol, lipid, ve trigliserid gibi zararlı yağları eritir, yüksek tansiyonu önler ve kandaki şekeri düşürür ve de vücudu plaklardan temizler. Beyin kanaması, kalp krizi, kronar yeter*sizliği ve damar serliği gibi bir çok rahatsızlığı önler, cinsel güçü artırır ve sindirimi kolaylaştırır. Bu reçete bana aittir ve ticari maksatla kullanıla*maz.
Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp Kıtabım:
Avrupalı; Osmanlı ve Arap'tan (endülüs) aldığı ilimle başlattığı rönesans ile bugünlere geldi.Türk milletinin 200 yıllık gerilemesinin sebebini doğru teşhis eden Atatürk, Türk rönesansını (yeniden yapılanma ve maturidi'ye dönüşü) başlattı, fakat 1940'lardan sonra bu hareket baltalandı ve 80 yıl daha kaybettik.Araştırma yapmadan taklit etmeye yeniden başladık. Yani şifaları bitkileri araştırmadan, Avrupa'dan hazır ilaçları almaya başladık. ''Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp'' alanında 200 yıllık geri sayımımıza '' dur'' diyebilecek bu eseri yazdım . Bu kitabı yazmak için 27 yıl çalıştım.Bu kitapta diğer kitaplarda olmayan çok yenilik göreceksiniz. Özellikle çeşitli hastalıklara karşı 1000' e yakın reçete bulacaksınız. B u alandaki Türk rönesansını başlattığım için çok mutluyum.
Bu kitap 3 cilt, 1818 sayfa olup şifalı bitkiler çok yönlü olarak ele alınmıştır. Hastalıklar, tedaviler ve çeşitli gene bilgilerden oluşmaktadır. Bitkinin Türkçe, Almanca ile Latince isimleri halk arasındaki isimleri , bitkini drogları (şifalı kısmı), tarihçesi, botaniki yetiştirilmesi, hasat zamanı, bileşimindeki maddeler, bileşimdeki bazı önemli maddelerin açık formülü, tesir şekli, klinik araştırmalar ve sonuçları, klinik araştırmalarına göre kullanış şekli, komisyon E'ye göre kullanış şekli, aroma terapideki yeri, homöpatideki yeri, çayı, çay harmanları , tentürü , posyonu, eterik yağları, ekstresi, kremi vs. yan etkisi var mı? Bütün bunlar irdelenmektedir.
Ekim 1978'de almanya ' ya gittim, 29 yıl kaldıktan sonra döndüm.Tedavi olmak için doktora gitmeye başladım, fakat nafile.Bunu üzerine 1980'de şifalı bitkiler üzerine araştırma lara başladım.Türkçe yayınlanan kitaplardaki reçeteleri 3 yıl denedim ve faydasını görmedim.Umutsuzluğa kapıldığım bir anda Avusturyalı M. T. Allah'ın Bahçesi … adlı kiytabıyla tanıştım..Oradaki bölgelerden bir reçete geliştirip uyguladım ve çok şükür Fibromyalji'den (Yumuşak doku romatizması kurtuldum.Besin alerjisine yakalandım. 17 senede alerji ile mücadele ettim ve buna karşı Gökçek İksir ve Gökçe tonik geliştirdim. Hamdolsun şimdi iyiyim.
Kimya Mühendisliği eğitimine devam ederken, kimyasal ilaçların yan tesirlerini 1983’de yaptığım deneylerle tespit ettim.Bu eser için binlerce Almanca kitap okudum ve 10 bine yakın yakın dergi inceledim, 12 yılda 1000 bitkinin 7000 fotoğrafını çektim, 2 yıl açık öğretime (bitkisel tedavi uzmanlığı) devam ettim ve tabii en önemlisi önce bu bitkini droglarını kendi üzerimde denedim.
Türkiye'de yayınlanan bir çok kitap yığınla yanlışlıkla doludur.Hatta internetteki Türkçe metinler daha çok ilkel, 1000 yıllık eski bilgileri olduğu gibi yayınlıyorlar. Bu eserin en önemli farkı; ABD , Almanya, Fransa, İngiltere,Rusya, Çin, Japonya, Hindistan, İsrail gibi ülkelerde 1000'den fazla Üniversite kliniğinde yapılan tedavi denemeleri, araştırmaları, değerlendirmeleri ve sonuçları kaynakları ile verilmektedir yani bugüne kadar yazılan kitaplarda olduğu gibi mişli muşlu masalımsı değildir.
Yanlışlara örnekler vereyim; kekik deyince hangi kekik akla geliyor? Türkiye'de 52 tür kekik yetişmektedir ve bunlardan sadece hakiki kekik otu (thymus vs. ) sinizüt ve bronşite karşı kullanılır, diğerlerinin özellikleri de henüz incelenmemiştir.Ak kekik (toros kekiği) en az hakiki kekik kadar etkili olmasına rağmen üzerinde herhangi bir araştırma yapılmamıştır.Türkiye'de 83 çeşit adaçayı yetişmektedir ve bunlardan sadece şifalı adaçayı( salvia o.) şifa maksatıyla kullanılabilir ve bu bitki yazın en hararetli aylarında bile harareti düşürür. Alıç'ın Türkiye'de 90 türü yetişmektedir ve bunlardan sadece loplu veya dişli alıç , kalp ve kan dolaşımı rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Kılıçotunun bilinen 400 türü mevcuttur ve bunlardan sadece (hypericum) sinirlilik, depresyon, korku ve iç huzursuzluğa karşı kullanılır.
Türkiye'de bana bazı aktarlar, benim istediğimi değil kendi istedikleri bitkileri satmaya kalktılar.Bu kitapta adı geçen şifalı çevrenizden temin etmeye çalışırsanız büyük hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.Burada adı geçen bazı bitkileri biz yurtdışından getirtiyoruz.
Bu kitap tıp alanındaki araştırmalara katkı yapmak amacıyla hazırlanmıştır.Buradaki bilgileri kendi başınıza kullanmayınız.Aşağıdaki internet adresimdeki iletişim bilgilerinden bana ulaşın.Gerektiğinde sizi uzman doktorlara başvurmanızı sağlarım
Şifalı Bitkiler:
Benim yayına hazırladığım Kitapta 551 bitkiyi inceledim ve mo*nografisini bitirdim. Bu bitkileri önce etkilerine göre5, sonrada zehirli olup olmadıklarına göre 6 gruba ayardım. Bunlardan birkaç tanesini aşağıda görebilirsiniz.Sizlere burada her yerde bulabileceğiniz bitkilerden bahsedece*ğim, çünkü Türkiye'de henüz bu alanda yeterince gelişme olmamıştır. Meşale Türkiye'de 83 tür adaçayı yetişmektedir ve bunlardan sadece ŞİFALI ADAÇAYI tıbbi maksatla kullanılır. Diğerlerinin ise her-hangi bir özelikleri yoktur.Antalya'da en az 30 aktar ve de baharatçı bana Ginseg yerine havlıcan satmak istediler, bu nedenle herkesçe bilinen şifalı bitkiler-den, şifalı zannedilen bitkilerden ((Çay, Kahve, Kakao) ve de zararlı bitkilerden (Koka, Tütün, şerbetçiotu,...) kısaca bahsedeceğim.
I. Şifalı bitkiler etkilerine göre 5 Kategoride değerlendirilir.
1.) Üni. kliniklerinde yapılan tedavi denemeleri ile etkisi ispatlan-mış şifalı bitkiler..
2.) Komisyon E'unun hakkında monografi yayınladığı şifalı bitkiler.
3.) Homeopati Uzmanları tarafından deneme tedavileri ile etkisi ispatlanmış şifalı bitki*ler.
4.) Aromaterapatistler tarafından etkisi ispatlanmış şifalı bitkiler.
5.) Halk arasında kullanılan bitkiler.
II. şifalı bitkiler zehirliklerine göre 6 gruba ayrılırlar.
1.) Zehirsiz bitkiler Çörek, Oğulotu....
2.) (Çok içildiğinde rahatsızlık veren bitkiler Kekik, adaçayı....
3.) Hafif derecede zehirli bitkiler Arnika, Sedefotu....
4.) Zehirli bitkiler Nevruz kökü, K.Sarı kökü....
5.) (Çok zehirli bitkiler Güzelavratotu, Boğanotu
6.) Çok çok zehirli bitkiler Kargabüken
Türkiye'de şifalı Bitkiler:
Dünya'nın en güzel ülkesi ve binlerce şifalı bitkiler yetişmesine rağ*men insanlarımız bu bitkileri tanımamakta ve tanıdığını söyleye*nlerde şarlatanlıktan başka bir şey yapmamaktadırlar. Ayrıca şifalı bitkileri kurutma tarzı da çok ilkel, Güneşin karşısında kurutulan şifalı bitki zaten etki gücü olmaz, çünkü birleşimindeki maddelerin çoğu yok olur. Yani gölgede kurutmak gerekir. Birde şifalı bitkileri paketleme ve ambalajlama işlemi var ki tam bir felaket, neden mi? Çünkü plastik torbalara konup ağzı kapatılan şifalı bitkiler Güneşin altında sergilen*mekte buda bitki sıvısının buharlaşması demektir, buharlaşan bitki özü bitki akşam içeri alınınca sıvılaşmakta ve torba içinde sıvı oluşmak*tadır. Bu sıvı ise küflenmeye sebep olur yani çok tehlikeli olabilir. Birde çuval ve torbalarda muhafaza edilen ve genellikle ağzı kapatılmayan açıkta sergilenen şifalı bitkiler vardır ki, buda bir felakettir. Neden mi? çünkü her türlü haşere bu bitkinin şifalı kısmına musallat olur.
1.) İstanbul’da 8-9 Mayıs’ta baharatçı ve aktarları gezerken ve hatta sokak ortasında bazı kişiler adamotu kökü diye bir kok satı*yorlar. Birine sordum bu ne ise yarar diye 40 çeşit hastalığa karşı iyi gelir dedi. Oysaki adamotu kökü çok zehirlidir ve asla yenmez ve sadece homeopatide kullanılır. Vatandaş havuç gibi soyup yediği kökün faydalarını anlatıyordu. Adamotu kökü grimsi kahve renkli iken vatandaşa adamotu kökü diye sattığı bitkinin dış kabuğu koyu kahve renklidir.
2.) Kekik suyu diye satılan su kekik suyu olmayıp Güve otu suyudur. Türkiye'de kekik otu diye satılan bitkilerin çoğunun kekikle ilgisi yoktur ve genellikle İzmir kekiği ve İstanbul kekiği diye bilinen güve otu tür*leridir.
3.) Adaçayı diye satılan çayların hiç bir hakiki adaçayı ile ilgisi yoktur ve genellikle dallı veya yüksük adaçayı satılır ki bununda bir etkisi yoktur.
4.) Kılıç otunun etkili olan kısmı yapraklarıdır, Türkiye'de ise yaprakları değil kurutulmuş goncaları satılmaktadır ve etkisi yaprağına göre yok denecek kadar azdır.
5.) Ginkgo yaprağı kurutulduktan sonra etkisizdir ve 10 ton çayını içseniz bir faydasını göremezsiniz. Ginkgo'nun yaprakları taze iken ekstraktı yapılır ve bundan haplar üretilir.
6.) Ekinezya kökü taze olarak işlenir ve kurutulmuşunun bir etkisi yoktur. şurubu veya hapı etkilidir şayet taze kökten yapılırsa, ama kuru*tulmuş kökü etkisizdir.
7.) Hakiki Yavşan otu etkilidir, fakat Türkiye'de yavşanotu diye satılan bitki ne işe yarar şimdiye kadar bu konuda bir araştırma yapıl*mamıştır.
8.) Türkiye'de Altın başak otu yerine bu bitki ile hiçbir benzerliği olmayan altın otu satılmaktadır.
9.) Aktarların çoğu ginseng diye havlıcan kökü satmaktadır.
10.) Papatyanın bilinen 400 türü vardır ve etkili olanı yarim küre şeklinde olan çiçek göbeğinin ortası boşsa bu hakiki papatyadır.
11.) Alıcın bilinen 900 türü vardır ve sadece piç alıcın yaprak ve çiçeği etkilidir, bu türün meyvesiz yenmez çünkü çok küçüktür ve içi çekirdek doludur.
şifalı Bitkileri Gökçek Aktar'dan almanızı tavsiye ederim, çünkü Türkiye’de olamayan şifalı bitkileri yurtdışından getirmekteyiz ve hijyenik olarak hazırlamaktayız. Bana bile alavere dalavere ile satış yapmak isteyenler sizi haydi haydi kandırırlar.Çayların fiyatını pahalı bulanlarda oluyor. Türkiye'de bulunmayan bazı şifalı bitkileri Almanya'dan Türkiye'deki aktar getirtiyorum. Gökçek Aktar'da 15 TL olan çay harmanlarını bazı uyanık sözde uzmanlar 1000 YTL’ ye satıyorlar. Para kazanmak gerek ama namuslu olmak şartı ile, Almanya'da şifalı bitkiler satılan Reformhaus'larda 1 kg bir şifalı bitki birinde 10 Euro ise diğerinde 11 Euro veya 9 Euro'dur. Öyle fahiş fiyat olmaz.
Bizde malum sözde uzmanlar Çin, Hindistan, Malezya veya Brezilya' dan getirttiklerini iddia ettikleri şifalı bitkilerin çok pahalıya mal olduğunu söylemektedirler. Örneğin hani şu ayağımızın altında her yerde yetişen bir bitki var ye şu Sinirli ot dünyanın en egzotik ürünlerinde (Mango, Noni vs) daha şifalıdır. Kliniklerce etkisi ispatlanmıştır. Hakiki kekik yerine güve otu, hakiki adaçayı yerine dallı adaçayı, altın başak otu yerine altın otu, ginseng yerine havlıcan, adamkökü yerine dövülmüş avrat otu kökü, yavşanotu yerine Kafkas yavşanotu satılıyor burada örnekleri çoğalta*bilirim. Bu konularda geniş bilgi sahibi olmak istiyorsanız, dogaltedavi.net, bitkisel tedavi.com, alternatif-tip.net ve gokcekaktar.com adreslerine bakabilirsiniz.



LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla
