Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Yalancı İğde HİPPOPHAE RHAMNOİDES L., Wilder Sanddorn

  1. #1
    ozzylive Çevrimd??? Isinibilen
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    2.678

    Lightbulb Yalancı İğde HİPPOPHAE RHAMNOİDES L., Wilder Sanddorn

    Bilimsel araştırmalarda yabani deli iğde meyvesinden elde edilen ekstrenin mide ülserini iyileştirdiği, gün kurusu kayısının kataraktı önlemede önemli rol oynadığı, karanfilin ise 100'den fazla hastalığa iyi geldiği ispatlandı


    Atatürk, İnönü ve Ağrı İbrahim Çeçen üniversitelerinde yapılan bilimsel araştırmalarda yabani deli iğde meyvesinden elde edilen ekstrenin ülseri iyileştirdiği, gün kurusu kayısının kataraktı önlemede etkili olduğu bilimsel olarak belirlendi. Karanfil bitkisinin ise 100'den fazla hastalığa iyi geldiği bilimsel olarak ispat edildi.


    Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halis Süleyman, mide asidini baskılamadan, artırmadan ya da azaltmadan, midenin doğal fonksiyonlarını etkilemeden, değiştirmeden mide ülserini tedavi eden ilaçlar üzerine önemli çalışmalarının bulunduğunu belirterek, 1997 yılından beri yabani deli iğde meyvesinin ülsere ve diğer bazı rahatsızlıklara olan iyileştirici etkileri üzerine çalışmalar yaptığını söyledi.


    Bu konuda yazdığı ilk makalenin uluslararası bilimsel dergi Phytotherapy Research'de, 2001 yılında yayımlandığını ifade eden Süleyman, ardından farklı uluslararası dergilerde de yabani deli iğde meyvesinin farklı organlara olan etkileriyle ilgili bazı makalelerinin yayımlandığını kaydetti.
    Prof. Dr. Süleyman, yabani deli iğde meyvesinin karaciğer hasarını önlediğine dair bir çalışmasının da 2010 yılında Pharmaceutıcal Biology dergisinde yayımlandığını bildirdi.


    Yabani deli iğde meyvelerinden ekstre elde ettiğini belirten Süleyman, şöyle devam etti:
    ''Yabani deli iğde meyvelerinden elde edilen ekstre mide asidini baskılamadan, artırmadan ya da azaltmadan sadece mide ülserlerini iyileştiriyor. Buna ilaç demem yanlış olur. Bu bir ekstre. Hayvanlar üzerinde denedik. Yüzde 100 ülseri iyileştirici etkisini gördük. Mide asidini baskılamadan, artırmadan ya da azaltmadan sadece mide ülserlerini iyileştiriyor.''


    GÜN KURUSU KAYISISI GÖZE YARARLI
    İnönü Üniversitesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selim Doğanay'ın danışmanlığında bilimsel çalışmasını yürüten göz hastalıkları uzmanı Cem Düz, kataraktın önlenmesinde antioksidanların ve kullanılan gıdaların önemli rolü bulunduğunu, bu nedenle de çalışmalarında kayısının katarakt üzerinde etkisinin olup olmadığını incelediklerini belirtti.


    Kayısıda birçok vitamin ve antioksidan düzeyine sahip bileşen bulunduğuna işaret eden Düz, yaptıkları çalışmayla kayısının ilk kez göz üzerindeki etkisinin araştırıldığını vurguladı. Deney hayvanları sıçanlarla 20'şerli gruplar halinde çalıştıklarını ve bunları 3 gruba ayırdıklarını anlatan Düz, deney hayvanlarının ilk gruba normal yem verildiğini, diğer iki gruba doğumlarının onuncu gününden itibaren katarakt yapıcı bir ilaç uygulandığını belirtti.


    İlaç verilen iki grup deney hayvanından bir grubun sürekli olarak içeriğinde organik gün kurusu kayısının bulunduğu yemle beslendiklerini kaydeden Düz, ''Çalışmanın ikinci ayında kayısı yemiyle beslenen grubun ilaç enjekte edilen ikinci gruba göre katarakt oluşumunun çok çok az olduğunu ve sıçan kanı ve lenslerindeki antioksidan düzeylerinin diğer gruplara nazaran daha yüksek olduğunu tespit ettik'' diye konuştu.


    Araştırmanın danışmanı İnönü Üniversitesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selim Doğanay da gözdeki lensin saydamlığını yitirmesiyle oluşan katarakt hastalığının dünyada göz konusunda en fazla yapılan cerrahi işlemlerin başında geldiğini dile getirdi. Doğanay, çalışmanın kayısının göze olan etkisini gösteren dünyadaki ve Türkiye'deki ilk çalışma olduğunu, bilimsel çalışmanın sonuçlarının Türk Oftolomoloji Derneği'nin Ulusal Kongresi'nde sunduklarını ve çok olumlu tepkiler aldıklarını, Nisan ayında da Amerikan Katarakt Cemiyeti'nin toplantısında da tebliğ olarak sunacaklarını kaydetti.


    KARANFİL HER DERDE DEVA
    İbrahim Çeçen Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhami Gülçin tarafından yapılan bir araştırmada, karanfilin birçok hastalığa iyi geldiği tespit edildi ve bu araştırma dünyadaki birçok bilimsel dergide yer aldı.


    Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi de olan Prof. Gülçin, karanfil bitkisinin asıl vatanının Hindistan olduğunu belirterek, dünyadaki üretiminin yüzde 80'inin Tanzanya'da yapıldığını anımsattı.


    Türkiye'de karanfilin yaygın olarak kullanıldığını vurgulayan Gülçin, 100'den fazla hastalığın sebebi olan serbest radikallerin antioksidanlar tarafından giderildiğini belirterek, karanfilin su ekstresini kullanarak, bu konuda bilimsel bir araştırma yaptıklarını vurguladı.
    Çalışmada, önemli sonuçlar elde ettiklerinin altını çizen Gülçin, ''Gerçekten çok ilginç sonuçlar elde ettik. Çünkü kullandığımız karanfilin su ekstresinin, standart antioksidan bileşkeleriyle kıyasladığımızda önemli bulgular tespit ettik'' dedi.
    Karanfilin su ekstresinden sonra, karanfil yağı üzerine de bir araştırma yaptıklarını ifade eden Gülçin, ''Günde 3-5 bardak karanfil çayını içmek, stres, sıkıntı, yorgunluk gibi psikolojik sıkıntılardan korur. Özellikle enfeksiyonlara karşı çok etkili. Karanfil birçok hastalığın temel sebebi olan Alzheimer, Parkinson, diyabet gibi hastalığın nedeni olan serbest radikalleri gideriyor. Kısacası, enfeksiyon ve kronik hastalıklarına karşı karanfil tomurcuklarının çok güzel bir şekilde kullanılabileceğini biz bilimsel olarak ispatladık'' şeklinde konuştu.


    AZI KARAR, ÇOĞU ZARAR
    Karanfili çok fazla tüketmenin zararlı olabileceğine dikkati çeken Gülçin ''Karanfil üzerine yaptığım çalışmalarım, dünyada bu konudaki en saygın dergilerde yayımlandı. 2004 yılında ''Food Chemistry''de, 2010 yılında ''Arabian Journal Of Chemistry''de, 2011 yılında ise ''Journal of Medicinal Food'' dergisinde bilimsel araştırmalarım yayımlandı. Food Chemistry'deki makalem yüzün üzerinde atıf aldı. Dünyadaki birçok bilim adamının aldığı atıftan daha fazla atıf aldı makalem'' diye konuştu.


    (A.A)

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.703

    Standart

    'Yaban deli iğde' ülseri, 'gün kurusu kayısı'kataraktı önlüyor

    Atatürk, İnönü ve Ağrı İbrahim Çeçenüniversitelerinde yapılan bilimsel araştırmalarda yabani deli iğde meyvesindenelde edilen ekstrenin ülseri iyileştirdiği, gün kurusu kayısının kataraktıönlemede etkili olduğu bilimsel olarak belirlendi. Karanfil bitkisinin ise100'den fazla hastalığa iyi geldiği bilimsel olarak ispat edildi.
    Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi TıbbiFarmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halis Süleyman, mide asidinibaskılamadan, artırmadan ya da azaltmadan, midenin doğal fonksiyonlarınıetkilemeden, değiştirmeden mide ülserini tedavi eden ilaçlar üzerine önemliçalışmalarının bulunduğunu belirterek, 1997 yılından beri yabani deli iğdemeyvesinin ülsere ve diğer bazı rahatsızlıklara olan iyileştirici etkileriüzerine çalışmalar yaptığını söyledi.
    Bu konuda yazdığı ilk makaleninuluslararası bilimsel dergi Phytotherapy Research'de, 2001 yılındayayımlandığını ifade eden Süleyman, ardından farklı uluslararası dergilerde deyabani deli iğde meyvesinin farklı organlara olan etkileriyle ilgili bazımakalelerinin yayımlandığını kaydetti.
    Prof. Dr. Süleyman, yabani deli iğdemeyvesinin karaciğer hasarını önlediğine dair bir çalışmasının da 2010 yılındaPharmaceutıcal Biology dergisinde yayımlandığını bildirdi.
    Yabani deli iğde meyvelerinden ekstre eldeettiğini belirten Süleyman, şöyle devam etti:
    ''Yabani deli iğde meyvelerinden eldeedilen ekstre mide asidini baskılamadan, artırmadan ya da azaltmadan sadecemide ülserlerini iyileştiriyor. Buna ilaç demem yanlış olur. Bu bir ekstre.Hayvanlar üzerinde denedik. Yüzde 100 ülseri iyileştirici etkisini gördük. Mideasidini baskılamadan, artırmadan ya da azaltmadan sadece mide ülserleriniiyileştiriyor.''
    -Gün kurusu kayısısı-
    İnönü Üniversitesi Göz HastalıklarıAnabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selim Doğanay'ın danışmanlığında bilimselçalışmasını yürüten göz hastalıkları uzmanı Cem Düz, AA muhabirine yaptığıaçıklamada, kataraktın önlenmesinde antioksidanların ve kullanılan gıdalarınönemli rolü bulunduğunu, bu nedenle de çalışmalarında kayısının kataraktüzerinde etkisinin olup olmadığını incelediklerini belirtti.
    Kayısıda birçok vitamin ve antioksidandüzeyine sahip bileşen bulunduğuna işaret eden Düz, yaptıkları çalışmaylakayısının ilk kez göz üzerindeki etkisinin araştırıldığını vurguladı.
    Deney hayvanları sıçanlarla 20'şerligruplar halinde çalıştıklarını ve bunları 3 gruba ayırdıklarını anlatan Düz,deney hayvanlarının ilk gruba normal yem verildiğini, diğer iki grubadoğumlarının onuncu gününden itibaren katarakt yapıcı bir ilaç uygulandığınıbelirtti.
    İlaç verilen iki grup deney hayvanındanbir grubun sürekli olarak içeriğinde organik gün kurusu kayısının bulunduğuyemle beslendiklerini kaydeden Düz, ''Çalışmanın ikinci ayında kayısı yemiylebeslenen grubun ilaç enjekte edilen ikinci gruba göre katarakt oluşumunun çokçok az olduğunu ve sıçan kanı ve lenslerindeki antioksidan düzeylerinin diğergruplara nazaran daha yüksek olduğunu tespit ettik'' diye konuştu.
    Araştırmanın danışmanı İnönü ÜniversitesiGöz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selim Doğanay da gözdekilensin saydamlığını yitirmesiyle oluşan katarakt hastalığının dünyada gözkonusunda en fazla yapılan cerrahi işlemlerin başında geldiğini dile getirdi.
    Doğanay, çalışmanın kayısının göze olanetkisini gösteren dünyadaki ve Türkiye'deki ilk çalışma olduğunu, bilimselçalışmanın sonuçlarının Türk Oftolomoloji Derneği'nin Ulusal Kongresi'ndesunduklarını ve çok olumlu tepkiler aldıklarını, Nisan ayında da AmerikanKatarakt Cemiyeti'nin toplantısında da tebliğ olarak sunacaklarını kaydetti.
    -Karanfil her derde deva-
    İbrahim Çeçen Üniversitesi Fen EdebiyatFakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhami Gülçin tarafından yapılan bir araştırmada,karanfilin birçok hastalığa iyi geldiği tespit edildi ve bu araştırma dünyadakibirçok bilimsel dergide yer aldı.
    Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi KimyaBölümü Öğretim Üyesi de Prof. Dr. Gülçin, AA muhabirine yaptığı açıklamada,karanfil bitkisinin asıl vatanının Hindistan olduğunu belirterek, dünyadakiüretiminin yüzde 80'inin Tanzanya'da yapıldığını anımsattı.
    Türkiye'de karanfilin yaygın olarakkullanıldığını vurgulayan Gülçin, 100'den fazla hastalığın sebebi olan serbestradikallerin antioksidanlar tarafından giderildiğini belirterek, karanfilin suekstresini kullanarak, bu konuda bilimsel bir araştırma yaptıklarını vurguladı.
    Çalışmada, önemli sonuçlar elde ettiklerininaltını çizen Gülçin, ''Gerçekten çok ilginç sonuçlar elde ettik. Çünkükullandığımız karanfilin su ekstresinin, standart antioksidan bileşkeleriylekıyasladığımızda önemli bulgular tespit ettik'' dedi.
    Karanfilin su ekstresinden sonra, karanfilyağı üzerine de bir araştırma yaptıklarını ifade eden Gülçin, ''Günde 3-5bardak karanfil çayını içmek, stres, sıkıntı, yorgunluk gibi psikolojiksıkıntılardan korur. Özellikle enfeksiyonlara karşı çok etkili. Karanfil birçokhastalığın temel sebebi olan alzheimer, parkinson, diyabet gibi hastalığınnedeni olan olan serbest radikalleri gideriyor. Kısacası, enfeksiyon ve kronikhastalıklarına karşı karanfil tomurcuklarının çok güzel bir şekildekullanılabileceğini biz bilimsel olarak ispatladık'' şeklinde konuştu.


  3. #3
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.703

    Standart

    MYO-ÖS 2010- Ulusal Meslek Yüksekokulları Öğretici Sempozyumu
    21-22 EKİM 2010-DÜZCE


    HİPPOPHAE RHAMNOİDES L. (YALANCI İĞDE)'NİN KİMYASALİÇERİĞİ VE BİYOLOJİK AKTİVİTELERİ
    GülsümYALDIZ1 Hasan TUNÇ1 1PazarMeslek Yüksekokulu - Rize Üniversitesi - RİZE gulsum.yaldiz@rize.edu.trhasantunc@hotmail.com
    ÖZET

    Ülkemizde Hippophae rhamnoides L (Yalancı iğde) ile ilgiliyapılan araştırmaların yeterli seviyede olmadığı ve çeşitli kullanımalanlarının (gıda maddesi, hastalık tedavisi ve kozmetik, vb) yararlarınınbulunmasına rağmen yeterince önemsenmediği görülmektedir.Myrtflores-Thymelaelas takımının Elaeagnaceae familyasına aittir ve Türkiye'de Hippohae rhamnoides L. ssp caucasica Rousi doğal olarakbulunmaktadır. Hippophae rhamnoides L. üzerinde yapılan çalışmalar, başlıca flovanoidler,vitaminler, karatonler ve organik asitler gibi önemli fitokimyasallarınvarlığının saptandığını, izole edildiğini ve yapılarının aydınlatıldığını veçeşitli alanlarda kullanıma sahip olduğunu göstermektedir. Bu derlemede Hippophae rhamnoides L.'nin içerdiği etken maddelereve sahip oldukları biyolojik aktivitelere dair bilgiler verilecektir.
    Anahtar kelimeler: Hippophae rhamnoides L., Thymelaeaceae, Kimyasalbileşim, Biyolojik aktivite

    CHEMICAL CONSTITUENTS AND BIOLOGICAL ACTIVITIES OF
    HİPPOPHAE RHAMNOİDES L.

    ABSTRACT

    Althoughbuckthorn has various areas of use ( food product, illness treatment andcosmetics etc.), it has not been recognised and given enough importance in ourcountry. Ssp caucasicaRousi type of buckthorn Hippohae rhamnoides L. which belongs to the family ofElaeagnaceae, team of Myrtflores-Thymelaelas, is naturally found in Turkey.Many research performed on Hippophae rhamnoides L., show mainly presence of flavonoids, carotenoids, vitamins andorganic acids, their isolation and structural analysis. In addition, Hippophae rhamnoides L., (as connected with the effectivecompounds) has various usages in different areas. In this review, regarding tochemical constituents of Hippophae rhamnoides L. and possesive biological activities were discussed.
    Keywords:Hippophae rhamnoides L., Thymelaeaceae, Chemical contituents,Biological activity


    1.GİRİŞ
    Myrtflores-Thymelaelas takımının Elaeagnaceae familyasına ait Hippohae rhamnoides L. ssp caucasica Rousi Türkiye'de denizyüzeyinden 2000 m ye kadar hemen hemen her yükseltide farklı iklim koşullarındayetişir. Bitkinin yerel isimleri, yalancı iğde, cıcılık, çıçırgan, çişkan(Erzurum bölgesi), çay çalısı, Ilgaz ve Sivas yöresinde ise Sincan çalısıdır.Tohumla ve vegetatif üreme ile kolayca kültüre alınır, meyilli alanlardatoprağı tutması yeteneği ile kumluk alanlarda kumulların rüzgar etkisi ileilerlemesini durdurabilir, köklerinde azot fiske eden mikroorganizmalarıbulunur, bu nedenle kumların ve çakılların da bulunduğu kuru derelerde bileyetişir. Bitki topraktaki erimeyen organik ve mineral maddeleri dahaçözünebilir maddelere dönüştürme yeteneğindedir [1].


    Hippophae rhamnoides L. 10 m. yükseklikte, kışın yapraklarını döken,dikenli bir ağaççıktır. Yapraklar dar, sapsız, 3-6 cm yükseklikte, grimsirenkli, meyve 3-7 mm boyunda, portakal sarısı renkli tek tohumlu, ekşilezzetlidir. Yaprakları boğumlu, üstü koyu yeşil-gri, altı sarımsı veya beyaz,gümüş gibi parlaktır. Çiçekleri çift eşeylidir. Küçük çekirdekli yemişininrengi kırmızı veya sarımsı, tadı ekşidir. Yemişi şıralı yumuşak ve çabukezilir. Hammadde olarak pişmiş yemişi toplanır. Yemişi hava soğuyunca (-150C)çırpılarak toplanır [2].

    Bugüne kadar yapılan pek çok araştırmada, Hippophae rhamnoides L.'de başlıca flavonoid,vitamin, yağ ve aminoasit yapıda maddelerin varlığının saptandığından sözedilmiştir. Halk arasında değişik amaçlarla kullanılan Hippophae rhamnoides L.'nin mide, bağırsak ve yelhastalıklarında, deri hastalıklarında, avitaminozda, kötü karakterli şişlerintedavisinde kullanımları da literatür de kayıtlıdır [3]

    Bu derlemede, özellikle yurtdışında halk arasındaçeşitli alanlarda kullanıma sahip Hippophae rhamnoides L.'ye ait etken maddeler ve bumaddeler üzerinde yapılmış aktivite çalışmalarına dair ayrıntılı bilgilerverilecektir.

    2. Hippophae rhamnoides L., 'nin Kimyasal İçeriği

    Hippohae rhamnoides L. üzerinde bu güne kadar yurtdışında pek çok araştırma yapılmıştır. Literatür incelemeleri sonucunda Hippophae rhamnoides L.'nin içerdiği etken maddeleraşağıda verilmiştir.
    2.1. Hippophae rhamnoides L. 'de Vitamin, Şeker veOrganik Asit Yapısındaki Bileşikler

    Hippophae rhamnoides L. tohumunda 100.2-159.4 mg/100 g, posasında ise 98.2-248.5 mg/100 vitamin E bulunduğunu bildirmiştir [4].

    Hippophae rhamnoides L. tohumunda, posasına göredaha fazla vitamin E bulunduğu, Vitamin E 'nin en aktif formunun alfa-tokoferol (1046 mg/100 g posa yağı) olduğu belirtilmiştir [5].

    Macaristan'da çay gibi ürünler üretmek amacıyla, Hippophae rhamnoides L. meyve suyukonsantrasyonunda, membran ayırma yöntemi kullanılarak çalışılmış, meyve suyukonsatrasyonunun mikrofiltrasyon kombinasyonunu, nanofiltrasyon veklarifikasyonsuz ters ozmozis ile başarmışlar ve vitamin C miktarını belirlemişlerdir[6].

    Finlandiya'da yapılan çalışmada, Hippophae rhamnoides L. hasat tarihinin şeker, asitve şeker/asit oranında önemli rol oynadığı belirlenmiştir. Hasat periyoduesnasında etilglikoz miktarının arttığı, bu artışında glikoz miktarını azalttığıbelirtilmiştir. Metil inositol miktarı hasatın ilk zamanlarda yüksekbulunmuştur [7].

    Finlandiya ve Çin'de yapılan çalışmada Hippophae rhamnoides L. meyvelerinin bileşenleriniGC-MS ile analiz etmişler ve HPLC de izole etmişler, inositol vemetilinositolların varlığını saptamışlardır [8].

    Hippophae rhamnoides L., tohumunda toplam 207mg/100g, meyve suyunda 171 mg/100g, posasında 300-600 mg/100g Vitamin E;tohumunda 110-230 mg/100g, posasında 54-59 mg/100g Vitamin K bulunduğunubildirmiştir [3].



    İçerik Oran Ort. Kaynak
    Vitamin C (mg/100g) 165.7-293.3 233 [9]
    150-310 [10]
    27.8-201 [11]
    Çözülebilir Şeker (% 0.9-3.2 [12]
    preslenmiş meyve suyu)
    Glikoz (g/100 ml) 0.4-1.6 0.9 [12]
    Fruktoz (g/100 ml) 0.1-0.4 0.2 [12]
    Manitol (ug/g) 17 (tek değer, olgulaşmamış meyve) [13]
    Sorbitol (ug/g) 13-640 (farklı olgunlaşma devresinde) 314 [13]
    Ksilitol (ug/g) 15-19 (farklı olgunlaşma devresinde) 39.2 [13]
    Organik asit (% malik) 4.2-6.5 [12]
    Malik asit (g/100 ml) 2.0-4.1 3.4 [12]
    Quinic asit(g/100ml) 0.8-1.7 1.3 [12]
    Tablo 2.1. Hippophae rhamnoides L. Vitamin C, Şeker ve Organik Asit içeriği

    Farklı orijinli Hippophae rhamnoides L. suyunda meyve asitlerininyaklaşık % 90'ını malik ve quinic asitler oluşturmaktadır [12].
    2.2. Hippophae rhamnoides L. 'de Karoten, Sterol veFlavonoid Yapısındaki Bileşikler

    Hippophae rhamnoides L. tohum yağında 14.6-33.6mg/100 g, posasında ise 122.7-364.8 mg/100 g P-karoten bulunmaktadır [4].

    Hippophae rhamnoides L. orijinine bağlı olarakP-karotenin, toplam karotenlerin % 15-55 'nin oluşturduğunu bildirmişlerdir[14,15].

    Hippophae rhamnoides L., meyve posası yağındatoplam 550 mg/100g flavonoid bulunduğunu ve önemli flavonoid bileşenlerinin;ısorhamnetin-3-O- galactorhamnoside, ısorhamnetin-3-O-glucoside,ısorhamnetin-3-O-glucorhamnoside, ısorhamnetin-5-O-glucoarabinoside,ısorhamnetin-3-Oglucoglucoside, ısorhamnetin-7-Orhamnoside, ısorhamnetin,ısorhamnetin-3-O-gluco-7-Orhamnoside, myricetin, quercitin-3-O-rutin,2,4-dihydroxy-chalcones-2-Oglucoside, quercitin, ısorhamnetin-3-O-galactoside,ısorhamnetin-3-O-gluco-(1*6) glucoside, quercitin-3-O-glucoside,quercitin-7-O-rhamnoside, quercitin-3-methyl ether, kaempferol olduğunubildirmiştir [3].

    Hippophae rhamnoides L., tohumunda 30-250 mg/100g,meyve suyunda 300-870 mg/100g, posasında 1280-1860 mg/100g karoten; tohumunda1094 mg/100g, meyve suyunda 721 mg/100g sterol bulunduğunu bildirmiştir [3].



    2.3. Hippophae rhamnoides L. 'de Serbest Amino Asit Yapısındaki Bileşikler
    Serbest Amino Asitler mg/100 g Serbest Amino Asitler mg/100 g
    Aspartic asit 426.6 Isoleucine 17.4
    Treonin 36.8 Tirosin 13.4
    Serin 28.1 Fenilalalin 20.0
    Glutamin 19.4 Histidin 13.7
    Glisin 16.7 Lizin 27.2
    Alanin 21.2 Arginin 11.3
    Sistein 3.3 Prolin 45.2
    Valin 21.8 Ammonia 41.8
    Metionin 2.3 Total 766.2
    Tablo 2.2. Çin Orijinli Hippophae rhamnoides L. Serbest Amino Asit içeriği [16]

    Tablo 2.3. Hippophae rhamnoides subsp.sinensis Serbest Amino Asit içeriği [17]
    Serbest Amino Asitler mg/100 g Serbest Amino Asitler mg/100 g
    Aspartic asit 3.72 Isoleucine 0.97
    Treonin 6.24 Lösin 1.94
    Serin 5.31 Tirosin 1.79
    Glutamik asit 2.65 Fenilalalin 3.21
    Glisin 0.63 Histidin 1.06
    Alanin 2.50 Lizin 3.49
    Sistein 0.82 Arginin 0.47
    Valin 2.85 Prolin 12.28
    Metionin 1.12
    Trytophan 0.51 Total 51.57


    Hippophae rhamnoides L. serbest amino asitlerbakımından zengindir. Hippophae rhamnoides L meyve suyunda 18 taneserbest amino asit belirlemişler ve bunlardan 8 tanesinin (Treonin, Valin,Metionin, Lösin, Lizin, Trytophan, Isoleucine ve Fenilalalin) insan vücudu içingerekli ve önemli aminoasitler olduğu bildirilmiştir (Tablo 2.3) [16, 17].



    2.4. Hippophae rhamnoides L. 'de Mineral Element Yapısındaki Bileşikler
    Element mg/L (meyve suyu) mg/kg (kurutulmuş meyveleri)
    Potasyum 100-806
    Kalsiyum 64-256 3119.3
    Fosfor 959.62
    Magnezyum 53.3-165 2222.2
    Sodyum 18-89.9
    Kobalt 0.01-0.09
    Krom 0.47-1.00 2.54
    Manganez 0.81-3.86 93.68
    Nikel 0.39-0.09 4.99
    Stronsiyum 0.08-0.45 5.15
    Vanadyum 2.73
    Demir 5.93-161 3264.3
    Molibden 1.18 7.29
    Çinko 2.09-6.31 30.44
    Kalay 8.66
    Selenyum 5.02
    Baryum 11.66
    Alüminyum 2593.9
    Titanyum 44.91
    Lityum 0.06-0.15
    Kadmiyum 0.002-0.015
    Kurşun 1.215
    Berilyum 0.095
    Silisyum 83.78
    Arsenik 24.803
    Lantan 6.655
    Zirkonyum 0.875
    İtriyum 0.97
    Kaynak [18] [17]
    Tablo 2.4. Hippophae rhamnoides L. kurutulmuş meyvelerinin/meyve suyunun element bileşimi (Çin orijinli)

    Tablo 2.4.'te Hippophae rhamnoides L. 'de kuru meyvelerinde ya dameyve suyunda potasyumun bol miktarda bulunduğu görülmektedir. N, Ca, K, Na,Mg, Cu, Fe, Zn ve Mn konsantrasyonunun meyve olgunluğunu etkilediğinibildirmişlerdir [19]. Bu araştırıcılar, meyvelerdeki element farklılıklarınıbitkinin büyüdüğü yerdeki toprakta bulunan doğal element içeriği yanı sıratoprak su kirliliği (etkileşimi) olduğu sonucuna varmışlardır.
    Hippophae rhamnoides L. 'den hazırlanmış likördeAl, As, Ca, Cd, Cr, Cu, Fe,K, Mg, Mn, Na, Li, Pb, Rb ve Zn gibi iz elementlerinbulunduğunu bildirmişlerdir [20].
    2.5. Hippophae rhamnoides L. 'de Yağ Bileşikleri

    Hippophae rhamnoides L. 'nin taze meyvesinde %2.5-7.9, tohumunda % 1.0-14.2, meyvenin yumuşak taze posasında % 3.2-5.4, kuruezmede % 4.1-27.6 yağ bulunduğunu belirtmiştir
    [15].

    Hippophae rhamnoides L. tohumları ve posası yağı(et, öz) besinsel özellikleri için araştırılmış, tohum ve posasının yağ verimive kalitesi üzerine dondurarak kurutma ve açık havada kurutmanın etkisibelirlenmiştir. Yağ ekstraktı için hekzan kullanılmıştır. Açık havada vedondurularak kurutulan tohumlar benzer ekstraksiyon verimi verirken (% 12),dondurularak ve havada kurutulan posalarda farklılıklar kaydetmiştir(%0.8-35.9, % 0.6­


    17.1). Tohum yağında, linolenik (% 37.2-39.6), linoleik (% 32.4-34.2)ve oleik asit (%13.1) başlıca yağ asitleri olarak bulunmuştur. Posa yağının isepalmitoleik (% 39.9), palmitik (% 35.4) ve linoleik (% 10.6) asitleribakımından zengin olduğunu, başlıca lipitlerin veriminin % 93.9-95.8 arasındadeğiştiğini bildirmiştir [21].

    Erzurum'da Hippophae rhamnoides L. meyveleri GC ve GC-MStarafından analiz edilmiş, 30 bileşik bulunmuş ve bunların da yağın % 94.6'sınıoluşturduğunu, Hippophae rhamnoides L. meyvelerinin mezokarpinde major yağ asitleri olarakpalmitoleik asit (% 47.8) ve palmitik asit (% 29.3), tohumunda major yağasitleri olarak oleik asit (% 32.8), palmitik asit (% 26.3), linoleik asit (%21.7) bulunduğunu bildirmiştir [22].

    Hippophae rhamnoides L. tohumları GC ile analizedilmiş ve yüksek miktarda doymamış linoleik, linolenik ve oleik asitbulunmuştur. Yağ asidi bileşiminin oranı, palmitik % 5.73­7.33, stearik % 2.99-3.32, oleik % 14.66-28.66, linoleik % 31.5-39.6,linolenik % 27.37­41.35 ve diğerleri % 1.74-2.05olarak bulunmuştur. Ayrıca 1997-1999 yılları arasında hasat edilen tohumlarınağırlıklarının 1.24-2.32 g/100 tohum ve yağ içeriğinin % 7.72-17.79 arasındadeğiştiği belirtilmiştir [23].

    Hippophae rhamnoides L. sarı ve turuncu-sarımeyvelerin, turuncu ve turuncu-kırmızı meyvelerden daha yüksek yağ içerdiğibulunmuştur [24].

    Hippophae rhamnoides L. hasat zamanının tümmeyvelerde yağ konsantrasyonunu önemli bir şekilde etkilediğini belirtmişlerdir[25].

    Hippophae rhamnoides L. tohumunda ve mezokarpdokusunda daha fazla yağ biriktiğini bildirmiştir [26].

    Hippophae rhamnoides L meyvesinin yumuşak kısmınınpalmitolik (16:1n7), palmitik (16:0), oleik (18:1n9), linoleik (18:3n3) vevaccenic (18:1n7) asitleri yönünden, tohum yağının ise linoleik (18:2n6),a-linolenik, oleik, palmitik, stearik (18:0), and vaccenic asitler yönündenzengin olduğunu bildirmişlerdir [26,12,15,25].

    Doğu Anadolu Bölgesinde bulunan seçilmiş 10 adet Hippophae rhamnoides L genotipi yağ asidi ve RAPDprofillerine göre biyokimyasal ve genetik belirteçler ile karşılaştırılmış vearalarındaki ilişkiler belirlenmeye çalışılmıştır. Genotiplerin yağ asiditayini gaz kromotoğrafi ile belirlenmiş ve genotipler yağ asitlerininmeyvelerinde var-yok durumu ve oranı bakımından farklılıklar göstermiştir.Myristik asit sadece ESB8 ve ESB9 genotiplerinde, nervonik asit ESB5genotipinde ve linoleik asit ESB4 genotipinde belirlenmiştir. RAPD sonuçları daESB4 genotipinin diğer genotiplerden ayrı bir grupta yer aldığını ortayakoymuştur. Elde edilen sonuçlara göre, hem linoleik asidin meyvelerde bulunupbulunmaması ve hem de RAPD verilerinin Hippophae rhamnoides L genotiplerini karakterizeetmede kullanılabileceği ortaya çıkmıştır [27].

    3. Hippophae rhamnoides L. Biyolojik Etkileri

    Hippophae rhamnoides L.'nın flovanoidler,karatonler ve yağ asitleri gibi önemli fitokimyasallar içerdiğini, potansiyelantioksidan aktiviteye sahip olduğunu ve kardiovasküler risk faktörleriniazaltmak için uzun dönem terapilerde, kanser terapilerinde, ülser tedavisinde,karaciğer, siroz tedavilerinde, cilt hastalıklarında kullanıldığınıbelirtmiştir [3].


    Hippophae rhamnoides L. yağı çok önemli hastalıkların tedavisindekullanıldığı, kolesterol, doku onarıcı, ciltte ve memrandlarda iltihapönleyici, oksidasyonu önleyici, kanser hücrelerinin büyümesini engelleyici vekardiovasküler hastalıkları azaltıcı etkiye sahip olduğu saptanmıştır [28, 29,30, 15].

    Hippophae rhamnoides L.'nın özellikle vitamin A, Cve E, flovanoidler ve diğer biyoetken bileşikler bakımından zengin olduğutespit edilmiştir. Meyvesinin portakaldan (50 mg/100 g) daha fazla vitamin C(360 mg/100 g) içerdiği, vitamin E ve yağ asidi içeriğinin ise mısır, buğday,ayçiçeği ve soyadan daha fazla olduğu, Rusya ve Çin'de 10'dan fazla ilacıbulunduğu ve kullanıldığı belirtilmiştir. Bitkinin meyvelerinin uçucu yağ (%3-9.2) bakımından zengin olduğu ve bu yağın yanık kremlerinde, egzema, miderahatsızlıklarında, taze preslenmiş meyve suyu soğuk algınlığı, ateşlihastalıklarda kullanıldığı bildirilmiştir. Ayrıca tohumlarının % 12-13 sabityağ, yaprak ve dallarınında % 4-5 tanen içerdiği saptanmıştır [31,
    32, 33, 34 ].

    Hippophae rhamnoides L. meyvelerinde olanvitaminlerin her birinin büyük tedavi önemi olduğu kayıtlıdır. Örneğin geçicihastalıklara karşın dayanıklılığı artıran A vitaminin genellikle çocuklar içinfaydalı olduğu, bu gözün görme kabiliyetine olumlu etki gösterdiği, B1vitaminin sinir sisteminin kuvvetlendirilmesine ve iş kabiliyetinin artmasınayardım ettiği, B2 vitaminin diyabet, karaciğer hastalıklarının tedavisinde,ayrıca kan azlığında ve antibiyotik ilaçlarla uzun tedaviden baş veren çeşitlihastalıklarda olumlu etki gösterdiği, A vitamini ile P vitaminin birliktehipertansiyon hastalığının tedavisinde çok kullanıldığı, C vitaminininorganizmanın normal gelişmesini sağladığı, organizmanın madde alış verişiniiyileştirdiği, kan basıncını normalleştirdiği, iltihabı ortadan kaldırdığı belirtilmiştir.Bundan dolayı da C vitamini birkaç hastalıkta (kan azlığında, sıngada, anginde,sivilceli yatalakta) geniş kullanıldığı bildirilmiştir. Meyvesinin yağınınyaraların iyileşmesini hızlandırdığı, derinin çeşitli ışınlarla zarargörmelerinde iyileştirici etkiye sahip olduğu, yağından hazırlanan % 5'likmerhemin deriden kızartıyı ve ağrıyı ortadan kaldırdığı, çatlamaların, uyuzun(dermenin) iyileşmesini sağladığı belirtilmiştir. Ağız boşluğununzedelenmesinde uzun flegmanoz sivilcelerinde bu yağın faydalı ilaç olarakkullanıldığı ve yemek borusu kanseri hastalığında Hippophae rhamnoides L. yağından günde 2-3 defayarım yemek kaşığı alındığı belirtilmektedir [34].

    Çin ve Danimarka'da, Hippophae rhamnoides L. tohumlarından ekstra edilentoplam flavonoidlerin antihipertansif etkisi araştırılmış ve kontrol altındakronik sukrozla beslenen farelerin insulin ve angiotensin II düzeyini düzenlemeyetenekleri değerlendirilmiştir. Yüksek sukroz diet beslenmesinde (HS:karbonhidratın %77 kcal proteinden % 16 ve lipitden % 6 ) 6 hafta için % 25.60sistolik ile kan basıncında, % 114.24 plasma ile insulinde, % 85.14 trigliseritile böbrek ve kalpte anjiyotensin II içeriğinde önemli artışlar görüldüğübelirtilmiştir. Hipertansiyon, hyperinsulinemia ve dyslipidemia'nın önemli birşekilde dengelendiği ve çalışmaları sonucunda Hippophae rhamnoides L. toplam flavonoidlerininkardiovasküler hastalıklar ile hyperinsulinemia yönetiminde potansiyelkullanımı olacağını belirtilmiştir [35].

    Hippophae rhamnoides L. meyvelerinde organikasitler (malik asitler), vitaminler (B grubu, E ve C) ve flavon glikozlarıbulunduğu ve kabız, kuvvet verici ve antiseptik etkileri olup, taşıdığı yüksekoranda vitamin C nedeniyle grip ve soğuk algınlığına karşı koruyucu olarakkullanıldığı ve infusyonunun (% 5), şurup veya reçel halinde alındığı, etkilive zararsız drog olduğu belirtilmiştir [2].


    Hindistan'da yapılan çalışmada Hippophae rhamnoides L. yaprak estraktlarınınanti-dangaktiviteye ve dang humma muamelesi için önemli bir potansiyele sahipolduğu belirtilmiştir [36].

    Meyvelerinin içerisinde tedavide kullanılanmaddelerden oleik, stearik, linoleik ve palmitik asitlerin gliseriti olan % 8'ekadar doymuş yağ olduğu, bunlara ilave olarak meyvesinde glikoz organik asitlerden(elma, etil alkol asitleri) aşı maddeleri de belirlenmiştir. Tohumlarında %12,5 e kadar doymuş yağ, çok miktarda A, B1, B2, E vitaminleri ve karotenbulunduğu bildirilmiştir. Bundan dolayı Hippophae rhamnoides L. meyveleri son 25-35 yıldırbilim adamlarının dikkatini daha çok çekmiş ve yapılan araştırmalar sonucunda Hippophae rhamnoides L. meyvelerinde olanmaddelerin, kötü karakterli şişlerin tedavisinde iyi etki gösterdiği, ayrıca buvitaminlerin deri hastalıklarının tedavisinde, avitaminozda son derece faydalıolduğu bildirilmiştir [34].

    Hippophae rhamnoides L. kabuğu eczacılık vekozmetikte, yaprakları; eczacılık, kozmetik, çay ve hayvan yemi olarak,meyvelerinden içerilen meyve suyunun sportif içkiler ve sağlık şuruplarında,eterik yağın ise eczacılık, içkiler ve besin maddesi olarak, meyve posası yağıeczacılık ve kozmetikte, tohumlarında bulunan yağ eczacılık ve kozmetikte,artıkları ise hayvan yemi olarak kullanıldığını bildirmiştir [37].

    Hippophae rhamnoides meyvelerinin bileşenlerindebuldukları inositol ve metilinositol'ların insan psikolojilerini düzenleyenbiyoaktif bileşenler olduğunu bildirmişlerdir [8].

    Hippophae rhamnoides L. tohumunda bulunan VitaminE'den dolayı güçlü bir antioksidan etkiye sahip olduğunu bildirmişlerdir [5].

    4. Hippophae rhamnoides L. Halk Arasında Kullanımı

    Çiçekleri halk tarafından çay gibi demlenerek, mide,bağırsak ve yel hastalıklarında; meyveleri ise rahatsızlık durumunda vücudukuvvetlendirici olarak kullanılır. Tohumları mide ve bağırsak organları içinyumuşatma amacı ile kullanılır [34].

    Halk tarafından şırası sıkılıp alındıktan sonra kalankısmı kurutulur ve sonra bitki yağında bekletilir. Bu işlem birkaç aşamadangeçirilir ve sonuçta yalancı iğde yağı elde edilir. Çıçırgan yağı cilttemukozada oluşan çeşitli yaraları tedavi eder. Bu yüzden bu yağ yemekborusundaki zararlı şişliklerde mide ve oniki parmak bağırsaktaki yarahastalığında ayrıca rahim ağzı iltihabında ve başka jinekolojik hastalıklarıntedavisinde kullanılır. Çıçırgan yağı, cilt hastalıklarında (egzame, erpes),uzun zamandır iyileşmeyen yaraların tedavisinde olumlu sonuç verir. Tibethekimliğinde çıçırganın yaprakları romatizmada kompres olarak kullanılır.Çıçırgan yağında iltihaplı hastalıklarda ağrıyı azaltmak ve dindirmek için yararlanılır.Kozmetik amaçla, çıçırgan yağından özel maske hazırlanarak ciltteki çeşitlilekeleri sivilceleri gidermek ve saç dökülmesinde faydalanılır. Çıçırgan yağımide suyunun fazla salgılanmasını azaltarak, karaciğer hastalığında rastlanılanzehirlenmelere karşı etkilidir. Çıçırganın yağında katı yağ asitleri (linol,lipolen), yağda eriyen vitaminler (retinol, tokoferol), fosfolipitler, bitkisterinleri çok sayıda bulunur; ateroskleroz önlemekte kullanılır. Çıçırganyağı, kandaki kolestrol düzeyinde azalma olunca da kullanılabilir. Ayrıcakansere karşı kullanıldığı belirtilmektedir. Çıçırgan yağı eczanelerde 50-100ml.lik cam şişelerde satılır [1]


    Hippophae rhamnoides L. meyvesinden dallarından, kökünden, yapraklarındansarı boya elde edilir. Siyahımsı kahverengi boya ise genç yapraklar vesürgünlerden elde edilir. Bu nedenle halı gibi şeyler boyamasında kullanılır.Kökü fuel ve mangal kömüründe kullanılır [34].


    5. SONUÇ

    Çok yönlü kullanım alanları bulunan ve ürünün değerliolması nedeniyle özellikle Amerika ve Kanada'da yetiştirilerek ülke ekonomisinekatkıda bulunduğu bilenen ve Türkiye'nin hemen hemen tüm florastik bölgelerindegeniş bir yayılışı olan Hippophae rhamnoides L., ülkemizde yeterincetanınmamış ve önemsenmemiştir. Türkiye'nin Hippophae rhamnoides L. üzerine yapılmış olan çoksınırlı yayınlara, yetiştiricilik ve etken madde içeriğinin incelenmesiyle yenibulgularla katkıda bulunulması gerekmektedir. Hippophae rhamnoides L. yetiştiriciliğiningelişmesiyle tarla tarımının yapılmasının zor olduğu ve heyelan görülenkoşullardaki arazilerin üretime kazandırılmasının yanısıra, ülke ekonomisine dekatkı sağlanacaktır.




    KAYNAKLAR

    [1]Anonim."www.,Bikudo.Com/Product_Search/Details/8903/Hippophae_Rhamnoides_Seaberry". 2009/a.

    [2] Baytop T., "Türkiye'de Bitkiler İle TedaviGeçmişte Ve Bugün". İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi. Isbn :975-420-021-1. 1984.

    [3] Zeb A., "Chemical andNutrional Constituents of Sea BuckthornJuice".Pakistan Journal of Nutrition, 3(2), 99-106. 2004.

    [4] Lu R., "The chemicalcomposition of Hippophae rhamnoides L fruits in China". In: Proceedings of International Symposium onsea Buckthorn (Hippophae rhamnoides L). 1993, Barnaul, Russia. pp 398-412. 1993.

    [5] Farrell P.,Roberts R. "Vitamin E. In: Shils M, OlsonJA, and Shike M, ed. Modern Nutrition in Healthand Disease". 8th ed. Philadelphia, PA: Lea and Febiger. pp 326-341.
    1994.
    [6]Vincze I., Stefanovits E.B., Vatai G., "Concentration of Sea Buckthorn (Hippophae rhamnoides) Juice With Membrane Separation".Separation and Purification Technology V.
    57,Issue 3, P. 455-460. 2007.

    [7]Yang B., "Sugars, Acids, Ethyl B-D-Glucopyranose and Methyl InsositolinSea Buckthorn (Hippophaerhamnoides L.)Berries". Food Chemistry Volume 112, Issue, 1, 1 January 2009
    P.89-97.2008.

    [8] Kallio H.,LassilaM., Jarvenpaa E., Haraldsson G., Jonsdottır S., Yang B.,"Inositols And Methylinositols İn Sea Buckthorn (Hippophae rhamnoides) Berries".Journal Of Chromatography B. V. 877, Issues 14-15, 15 May2009, P.1426-1432. 2009.


    [9]Rousi A., Aulin H., "Ascorbic Acid Content in Relation to Ripeness inFruits of Six Hippophaerhamnoides L.clones fromPyhàranta", SWFinland. Ann. Agric. Fenn. 16: 80-87. 1977.
    [10]Darmer G., "Der Sanddorn Sls Wild-und Kulturepflaze". 89 p. Leipzig.1952.

    [11]Yao Y., Tigerstedt P.M.A., Joy P., "Variationof Vitamin C Concentration and Character Correlation and Between and WithinNatural Sea Buckthorn (Hippophaerhamnoides L.) Populations". Acta Agriculturae Scandinavica Section B-Soil and PlantScience 42: 12-17.
    1992.

    [12]Kallio K., Yang B.R., Tahvonen R., Hakala M., "Composition of SeabuckthornBerries Of Various Origins". Proceeding of International Symposium on SeaBuckthorn;(Hippophae rhamnoidesL), Beijing 1999, China.1999.

    [13]Makinen, K.K., Soderling, E., "A Quantitative Study of Mannitol, Sorbitol,Xylitol and Xylose in Wild Berries and Commercial Fruits". Journal of FoodScience, 45: 367-374. 1980.

    [14]Lian Y.S., Lu S.G., Xue S.K., Chen X.L., "Biology andChemistry of the Genus Hippophae", Dansu Scientific and TechnologicalPublishing House, Lanzhou, China. pp 88­91. 2000.

    [15]Yang, B.R., "Lipophilic Components of Sea Buckthorn (Hippophae rhamnoides L) Seeds and Berries and PhysiologicalEffects of Sea Buckthorn Oils". PhD Dissertation, Turku University, Finland.2001.

    [16]Zhang W., Yan J., Duo J., Ren B., Guo J., "Preliminary study ofbiochemical constitutes of berry of sea buckthorn growing in Shanxi Provinceand their changing trend. Proceeding of International Symposium on SeaBuckthorn (Hippophaerhamnoides L.)"Xian, China, Oct 19-23. pp. 96-105. 1989.

    [17]Chen T., "Studies of the Biochemical Compositionof Hippophae rhamnoidesL. and its QualityAssessment in Gansu Province". In Hippophae rhamnoides L , No. 1 p.19-26 (in
    Chinese).1988.

    [18]Tong J., Zhang C., Zhao Z., YangY., Tian K. "TheDetermination of Physical-Chemical Constants and Sixteen Mineral Elements inSea Buckthorn Raw Juice". Proceeding of International Symposium on SeaBuckthorn (Hippophaerhamnoides L.),Xian, China, Oct 19-23, 1989. pp. 132-137. 1989.

    [19]Bounous G., Zanini E., "The Variability of Some Components and BiometricCharacteristics of Fruits of Six Tree and Shrub Species". HorticultureAbstract, 60: 4153.
    1988.

    [20] Harju K., Ronkainen P., "Netals inthe Finnish Liquirs". Z. Lebensm. Unters. Forsch.,
    178:393-396. 1984.

    [21]Alvarez L.F.G., "ExtractionEt Caractéristiques Des Huiles De L'argousier (Hippophaë Rhamnoides L.) MémoirePrésenté". À La Faculté Des Études Supérieures De L'université Laval DansLe Cadre Du Programme De Maîtrise En Génie Agroalimentaire Pour


    L'obtentionDu Grade De Maître Ès Sciences (M.Sc.) Département Des Sols Et De Génie Agroalımentaıre Faculté Des Sciences De L'agriculture Et DeL'alimentation Université Laval Québec. 2007.

    [22] Çakir A., "Essential Oil And Fatty Acid Composition Of The Fruits Of Hippophae rhamnoides L. (Sea Buckthorn)And Myrtus Communis L. From Turkey". Atatürk University, KazimKarabekir Education Faculty, Department Of Chemistry, 25240-Erzurum, Turkey. 2003.

    [23] Schroeder B., JanaS., "Seabuckthorn Cultivar And Orchard Development İn Saskatchewan". Adf Project 98000273. Final ReportApril,2002.

    [24] Daigativ D.D.,Muratchaeva P.M., Magomedmirzaev M.M., "Correlation of Some FruitCharacteristics with Lipid and Tocopherol Content in Hippophae rhamnoides L." Rastit.Resur. (Russian) 21: 283-288. 1985.

    [25]Yang B.R., Kallio H.P., "Effects Of Harvesting Time On TriacylglycerolsAnd Glycerophospholipids Of Sea Buckthorn (Hippophae Rhamnoides L.) Berries Of Different Origins".Journal Of Food Composition And Analysis (İn Press). 2002.

    [26] Berezhnaya G.A.,Ozerinina O.V., Yeliseev I.P., Tsydendambaev V.D., Vereshchagin, A.G.,"Developmental Changes İn The AbsoluteContent And Fatty Acid Composition Of Acyl Lipids Of Sea BuckthornFruits". Plant Physiology And Biochemistry 31: 323-332.
    1993.

    [27] Ercişli S., Orhan E., Karlidağ,H., TuranM., "Morphological And Biochemical DiversityAmong Sea Buckthorn Genotypes (Hippophaerhamnoides L.) From Turkey. ", Azerbaycan/ Baku,23-24.09.2009, 42-46 p., Biodiversity And PlantIntroduction, Materials Of The İnternational ScientificConference. 2009.

    [28]Lu R., "Seabuckthorn - A Multipurpose Plant Species For FragileMountains". ICIMOD Occasional Paper No.20. Kathmandu, Nepal. 62 p. 1992.

    [29] Johansson A.K., Korte H., Yang B.R.,Stanley J.C., Kallio H.P.,"Sea Buckthorn Berry
    Oilinhibits Platelet Aggregation". Journal Of Nutritional Biochemistry11: 491-495.2000.

    [30] YangB., Kalimo K.O., Tahvonen R.L., Mattila L.M.,Katajisto J.K., Kallio H.P., "Effect Of Dietary Supplementation With SeaBuckthorn (Hippophaë Rhamnoides) Seed And Pulp Oils On TheFatty Acid Composition Of Skin Glycerophospholipids Of Patients With AtopicDermatitis". J. Nutr. Biochem., 11: 338-340. 2000.

    [31]Anonim,www.mysitem.biz/myforum/seabuckthornberry hippophae rhamnoides2009/b.

    [32] Li T.S.C.,ScroederW. R., "Sea Buckthorn (Hippophae rhamnoides L.) ;A MultipurposePlant". Hort Technology 6.370-380. 1996.

    [33] Ahmad S.D., JasraA.W., Imtiaz A.,"Genetic Diversiy İn PakistaniGenotypes Of Hippophae rhamnoides L.ssp. Turkistanica".International Journal Of Agriculture&Biology1560-8530/2003/05-1-10-13.2003.


    [34] Zeynalov Y., "İlaç Bitkiler Tarihi Gelişimi VeKullanımları". Nd-Aden Yayıncılık Sağlık Dizisi. S. 146-149. 2008.

    [35] Pang X., Zhao J., Zhang W., Zhuang X., WangJ., Xu R., Xu Z., Qu W., "AntihypertensiveEffect Of Total Flavones Extracted From Seed Residues Of Hippophae rhamnoides L. İn Sucrose-Fed Rats". Journal Of Ethnopharmacology Volume 117, P.325-331. 2008.

    [36] Jain M., Ganju L., Katiyal A., Padwad Y., Mishra K.P., Chanda S., Karan D., Yogendra K.M.S., Sawhney R.C., "Effect Of Hippophae rhamnoides Leaf ExtractAgainst Dengue Virus infection İn HumanBlood-Derived Macrophages". PhytomedicineVolume 15, Issue 10, 17 October 2008, Pages 793-799. 2008.

    [37] Tayhan Ç., "Türkiye'nin Hippophae rhamnoides L. Taksonu Üzerinde Ksilolojik Ve Palinolojik Araştırmalar". İstanbul Üniversitesi FenBilimleri Enstitüsü Biyoloji Anabilim Dalı (Bitki Sistematiği Programı).Doktora Tezi. 1997.

Benzer Konular

  1. Bağırsaklarda yalancı ur
    By igokcek in forum SORULAR
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj : 08-04-2010, 12:07
  2. Baptisya, Wilder Indiyo, Baptisia tinctoria L.
    By igokcek in forum Şifalı Bitkiler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 05-08-2009, 09:07
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 04-23-2009, 13:02

Visitors found this page by searching for:

yalancı iğde nerede satılır

çıçırgan yağı

yabani deli iğde

yabani deli iğde meyvesi

yabani iğde yağı

hippophae rhamnoidesyalancı iğdeyalancı iğde yağıyalancı iğde analiziyabani deli igdeyalancı iğde nerede yetişiryabani iğde nerede bulunuryabani deli iğde ekstresiyabani iğde nerede satılıryalancı iğde meyvesi nerede satılırHippóphaë nedirhippóphaëhippophae rhamnoides özellikleriyalancıiğdeanaliziiğde meyvesi besin değerleri nelerdirülser tedavisinde yabani iğdecicirgan yagiyalancı iğde de şeker oranıerzurum üniversitesinde karanfil üzerine yapılan araştırmalariğde meyvesi nerede yetişir

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168