Yağ bezesi ya da tıbbi adıyla lipom; vücudun herhangi bir bölgesinde gelişen, kapsülle çevrilmiş yağ dokusundan oluşan iyi huylu bir tümördür. Yağ bezezi en fazla derinin altında gelişir ve derinin altındaki yağ bezeleri yumru tarzda ele gelir, deriye tamamen yapışık değildir, tuttuğunuzda hareket ettirebilirsiniz. Genelde ağrısız ve yumuşak kıvamda olur.

Diğer hücreler gibi yağ hücreleri de büyür ve çoğalır. Ama bazen yağ dokusu hücreleri diğer hücrelere göre kontrolsüz bir büyüme gerçekleştirebilirler. Bu durumlarda deri altı dokularda anormal büyüklüğe ulaşan yağ bezeleri görülür. Vücudun hemen her bölgesinde görülebilir ve deriye tamamen yapışık değildir. Tuttuğunuzda hareket ettirebilirsiniz.

Yağ bezesi genellikle 20-40 yaş arası erişkinlerde ortaya çıkar. Fakat tüm yaşlarda karşılaşabileceğimiz bir hastalıktır. İltihaplı yağ bezeleri ( enfekte lipom ) çok ağrılı ve sert olur. Yağ bezesi yumuşak dokudan veya bağ dokusundan çıkan tümörler arasında en sık görülen tiptir.

Yağ bezesi ( lipom ) vücudun hangi bölgelerinde bulunur ?
Yağ bezesi veya lipomların çoğunluğu deri altında yer alır. En çok vücudun omuzlar arasındaki kısımları ile ensede görülür. Kasık bölgesinde de görüldüğü olur.

Ayrıca kas içinde, karın boşluğunda, sindirim sistemi organlarında, meme içinde ve kalpte görülebilir. Bağırsakta yer alan yağ bezeleri, bağırsağın iyi huylu tümörlerinin % 15’ini oluştururlar ve bağırsakta tıkanıklık yada kanama ile belirti verirler.

Yağ bezesi ( lipom ) neden olur ?
Yağ bezelerinin oluşumunda kesin ve kanıtlanan bir neden olmamakla birlikte darbeler ve kalıtımsal yatkınlık ( 12. kromozom ) sorumlu tutulmaktadır. Ailede görülen yağ bezelerinin diğer bireylerde de görülme olasılığı yüksektir. Metabolik hastalıklar ve beslenme de yağ bezesi oluşmasına sebep olabilir. Kişide lipoprotein, kolesterol ve trigliserid gibi kan yağları yüksekse yağ bezeleri görülebilir.

Yağ bezesi ( lipom ) hangi hastalıklar ile karışabilir ?
Yağ bezelerinin ayırıcı tanısında yağ kistleri (sebase kist), liposarkom (habis lipomlar), nörofibroma (sinirlerden köken alan tümörler), epidermoid kist, glomus tümörü, leiomyom, anjiolipom ve apseler yer alır. Yağ kistleri yuvarlak olurlar, ortasında bir nokta ve etrafında hafif kızarıklık olur. Apse durumunda ise o bölgede ağrı, kızarıklık ve şişlik olur ve bazen ateşte yapabilir, çoğu zaman cerrahi olarak boşaltılmaları gerekir.

Yağ bezesi ( lipom ) tanısı nasıl konur ?
Lipom yada yağ bezelerinin tanısında ultrasonografi, manyetik rezonans görüntüleme ( MRG ), bağırsakta ise endoskopi etkilidir. Yağ bezesinin kesin tanısı patoloji tetkiki ile konulur, çoğu zaman yağ bezesinde parça almak yerine, yağ bezesinin tamamının çıkartılması tercih edilir.

Yağ bezesi ( lipom ) tedavisi nasıl yapılır ?
Yağ bezlerinin kendiliğinden geçmesini beklemek yanlış olacaktır. Yağ bezesi cinsine göre tedavi edilmelidir. Bu bezin tedavisinde mutlaka uzman bir dermatoloğa başvurmalıdır. Doktorun önereceği yöntemle daha sağlıklı bir şekilde bu iyi huylu tümörden kurtulabilirsiniz. Teşhisin konulması bezenin yerine göre değişiklik gösterir. Tedavi yolu olarak cerrahi yöntem kullanılır. Kötü huylu bir tümöre dönüşme ihtimali oldukça düşüktür. Yağ bezesi genellikle lokal anestezi altında alınmaktadır. Eğer vücutta bu yağ bezleri fazla bulunuyorsa genel anestezi yöntemiyle yağ bezleri alınabilir.

Hangi durumlarda yağ bezesi veya lipomların çıkartılması önerilir ?
Yağ bezelerinin kozmetik olarak rahatsızlık vermesi, patoloji tahlili yaparak liposarkom ayırımı yapılması, hastaya ağrı, bası hissi, bağırsak düğümlenmesi gibi yakınmalar oluşturması ve yağ bezesi çapının 5 cm’yi aşması durumunda çıkartılması tercih edilir. Bağırsakta yer alan yağ bezelerinin, tıkanıklık ve kanama yapmaları durumunda bölgesel olarak çıkartılmaları gerekir. Memede yer alan yağ bezelerinde şüphe durumunda, tel ile işaretlenerek veya tamamı çıkartılarak alınır.

Yağ bezesi ( lipom ) ameliyatı nasıl yapılır ?
Yağ bezesi denen büyük deri altı, sırt, baş, koltuk altı veya diğer derinin bulunduğu herhangi bir yerde lokalize olmuş lipomlar için cerrahi teknik kullanılarak ameliyat yapılır. Çap olarak 5-10 cm çapındaki lipomlar sınırlı, yalnızca o bölgeyi uyuşturma biçiminde anestezi uygulanarak deri boyuta göre açılır ve yağ bezesinin kapsülüne zarar vermeden etraflıca kapsülle birlikte çıkarılır. Büyük lipomlarda tek fark özellikle sırt gibi koltuk altı gibi zorlu bölgelerde olan lipomlarda veya çok sayıda olan lipomlarda genel anestezi gereksinimi olabilmesidir. Yani hasta uyutularak ameliyat tamamlanır. Ameliyat sonrası antibiyotikli pomadlar verilerek ve ağrı kesici ilaçlar verilerek hasta desteklenir.

Yağ bezesi ( lipom ) kanser riski taşır mı ?
Lipomlar yavaş büyüyen iyi huylu tümörlerdir, ancak nadiren bu iyi huylu tümörlerin liposarkom denilen kötü huylu tümöre dönüşebildiği bilinmektedir.

Liposarkom vücudun hangi bölgelerinde bulunur ?
Bağ dokusu kaynaklı habis bir yağ dokusu tümörü olan liposarkom sıklıkla orta yaşlı kişilerde görülür. Liposarkom en sık olarak uyluk bölgesi, kalça bölgesi, karın arka boşluğu (retroperiton), bacak ve omuzda görülür. Genel Cerrahi’nin uzmanlık alanına giren karın arka boşluğunda yer alan tümörler (retroperitoneal sarkom) sıklıkla sol tarafta yer alırlar ve böbrekler, idrar borusu (üreter) ile mezenter adı verilen bağırsağın yağlı ve damarlı bölümünü tutarlar. Liposarkom nadiren leğen kemiği (pelvis) içinde de yer alır. Bu tümörler kaslar ve damarlar arasında yer alırlar.

Liposarkom neden olur ?
Çok sayıda lipom nörofibromatozis adı verilen bir hastalıkla ilgili olabilir ve ailesel bir yatkınlıkta söz konusudur. Yaralanmalar veya travma sonrasında 6-16 ay içinde gelişebilirler.

Karıniçi ( retroperitoneal ) liposarkomların özelliği nedir ?

- Liposarkomlar karın arka boşluğunda (retroperitoneal) yer alan tümörlerin % 95’ini ve tüm yumuşak doku sarkomlarının % 15’ini oluştururlar. Ortalama ağırlıkları 7,800 gram ve ortalama çapları 22 cm olan ve sıklıkla karşıdan gözle görülebilen dev tümörlerdir.

- Ana tümör etrafında yavru tümörler olabilir.

- Liposarkomlar sıklıkla sıçrama (metastaz) yapmazlar, ancak sık olarak nüks ederler. Nüks eden liposarkomlar sıklıkla iyi kapsülllü olmayan yada tam olarak çıkartılamayan tümörlerdir.

- Liposarkomlar iyi differansiye, miksoid tip, yuvarlak hücreli ve pleomorfikmtipte olabilirler.

- Sağ kalım bacaklarda yer alan liposarkomlarda en iyi, ancak karın arka boşluğu veya retroperitondan kaynaklanan tümörlerde en kötüdür.

Liposarkomlar nasıl belirti verirler ?

- Liposarkomlar sıklıkla belirti vermezler ve bazen yandaş damarlara, sinirlere, bağırsağa veya sidik borusuna bası yaparak kendilerini gösterirler.

- Hastaların yaklaşık dörtte birinde kasık fıtığı ve toplar damar dolaşımına bası nedeniyle bacaklarda ödem gelişir. Hastaların yaklaşık % 2’sinde ödemle birlikte bacaklarda karıncalanma da olur.

- Hastaların sadece % 5’inde orta düzeyde ağrı gelişir.

- Karın arka boşluğunda (retroperitoneal) yer alan liposarkomların % 50’sinde ilk belirti karında şişlik, şiddetli ağrı ve % 25’inde ise hassasiyettir. Böbreğe veya sidik borusuna bası yapan tümörlerde böbrek yetersizliği gelişebilir. Hastaların % 25’inde halsizlik, kilo kaybı mevcuttur. Hastaların % 5’inde ise bulantı, kusma ve kabızlık olabilir.

Liposarkom tanısı nasıl konur ?

- Ultrasonografi

- Bilgisayarlı tomografi

- Manyetik rezonans görüntüleme ( MRG )

- PET /CT

- İğne biyopsisi

- Cerrahi biyopsi

Liposarkom nasıl tedavi edilir ?

- Liposarkomların en etkili tedavisi cerrahi biyopsi veya cerrahi olarak çıkartılmalarıdır. Mümkünse nüks oranının azaltmak için, tüm çevre organlardan tam olarak ayrılarak ve geriye tümör dokusu bırakmadan çıkartılmaları gerekir.

- Ameliyat sonrasında radyoterapi (ışın tedavisi) ve/veya kemoterapi uygulananmliposarkomlarda sonuçlar daha iyidir.

Liposarkomların seyri nasıldır ?

- Liposarkomlar türü ile değişim göstermeden sık olarak nüks ederler.

- Ortalama yaş 50’dir. Bacaklarda olan liposarkom hastalarının yaşları, retroperitoneal sarkomlara göre 5-10 yaş daha gençtir.

- Liposarkomlarda genel olarak % 60-70 oranında 5 yıllık sağ kalım izlenir.

- İyi differansiye ve miksoid tipteki liposarkomlarda sıçrama (metastaz) çok ileri dönemde olur veya hiç görülmez, buna karşın yuvarlak hücreli ve pleomorfik tipte olanların % 85-90’ı akciğer ve iç organlara metastaz yaparlar.