Toplam 9 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 9 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: ÜZÜMÇEKİRDEĞİ Forte, Antioksidan, Anti Aging,Hücre Yenileyici,Kanser

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.563

    Standart ÜZÜMÇEKİRDEĞİ Forte, Antioksidan, Anti Aging,Hücre Yenileyici,Kanser


    ÜZÜM




    Sarmaşık | 10-30m | 5-8 Aylar | Ça,Na | Meyve, Yaprak ve Çekirek yağı

    Üzüm, Weinrebe, Vitis Vinifera

    Familyası: Üzümgillerden, Weingevaihse, Vitaceae

    Drugları: Üzüm meyvesi; Vitis viniferae Fructus
    Üzüm yaprağı; Vitis viniferae Foliam
    Üzüm çekirdek yağı; Vitis viniferae semenoleum
    Üzümün meyvesi taze olarak yenir. Sirkesi pekmezi, şırası, bulaması veya şarabı meyve kabuklarının ise; ilacı yapılmaktadır. Çekirdeklerinin yağı çıkarılır, yapraklarının çayı ne natürel ilacı yapılır.

    Giriş: Üzümün asıl vatanı Anadolu Kafkaslar ve Kırım olup, zamanla bu¬ra-dan dünyanın diğer ülkelerine yayılmıştır. Takriben 5000 yıldır üzümden sirke, pekmez veya şarap yapılmaktadır. Üzümün ülkeler ve iklime göre çok çeşitli türleri vardır ve bunun 700 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Siyah üzümün meyve kabuğu yaprakları ilaç yapımında kullanıldığından bu tür incelemeyi uygun gördük. İtalyanlar siyah üzü¬mün meyve kabuğundan, Almanlar da siyah üzümün yapraklarında ilaç yapmalarıyla ünlüdür. Bu bitkinin de bir anda değeri artmıştır. Horasanlı Türk Hekimi Ebubekir Râzi (ölümü h.311) bundan 1100 yıl önce sirke şurubunu keşfetmiş ve bu sirke şurubu 1000 yıldır İslâm ülkelerinde kullanılmıştır. Modern tıpla birlikte unutulan sirkenin yerini çeşitli kim¬yasal ilaçlar almıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nde 1995’te sirke ve sirke şurubunun faydaları üzerine bir yığın araştırma yayınlandıktan sonra Avrupa ülkeleri de halk arasında yeniden sirke ve sirke şurubu ile tedavi denemelerine başlanmış ve bu konuda raflar dolduracak kitaplar yazılmıştır. ABD’de elma, Avrupa ve İslâm ülkelerinde üzüm, Çin, Japon¬ya ve diğer Asya ülkelerinde ise pirinç sirkesi kullanılır.

    Botanik: Üzüm asmasının boyu 30 metreyi bulabilir ve kökleri oldukça derinlere gider. Yaprakları 5 loğlu olup, loplar bazen derin, bazen de küçük olur ve başlangıç kısmı kalp şeklindedir. Yaprakların üst yüzeyi ko¬yu, alt yüzeyi ise açık yeşil renkli ve derin beyazımsı damarlara sa¬hiptir. Yaprakların karşısında birer helizon (sarılma ipliği) bulunur ve bu heli¬zon-larla çevresindeki ağaç veya duvarlara sarılarak, bitkinin çevresine tutunmasını sağlar. Çiçekleri topluca bir arada sarımsı yeşil renkte ve oldukça küçüktürler. Kısaca üzüm olarak adlandırılan meyve¬leri, üzümün türüne göre siyah, morumsu siyah, sarımsı yeşil, sarı, altın sarısı ve es-merimsi sarı renklerde ve de 1-3 cm büyüklüğünde olabilir.

    Yetiştirilmesi: Oldukça çok türü olan üzümün hemen her iklime uygun türleri vardır.

    Hasat zamanı: Üzüm yaprakları yaz boyunca toplanıp çayı veya yemeği yapılabilir, fakat toplanan yaprakların ilaçlanmamış olması gerekir.
    Üzüm salkımı ise eylül ve ekim aylarında toplanır ve taze olarak yenir, suyu çıkarılır, suyuna şıra denir. Şıradan pekmez, pekmezden de bulama yapılır veya şıradan şarap, şaraptan sirke yapılır.
    Meyve suyu çıkarıldıktan sonra geri kalan meyve kabuklarından ilaç ve çekir¬deklerinden yağ elde edilir.

    Birleşimi;
    1) Üzüm meyvesinin birleşimindeki maddeleri şöyle sıralayabiliriz;
    a) %15-20 karbonhidrat, çeşitli şeker moleküllerinden oluşur. 0,3 Sabit yağlar, 0,6-1 oranında protein içerir.
    b) Organik asitlerden; Elma asidi (malikasit) ve limonasidi (sitrikasit)
    c) Vitaminlerden;B1,B2(riboflavin),B3(nikotinamid)B5, B6,c,E- vitaminleri ile provitamin A(B-karotin)
    d) Minerallerden; çinko, potasyum, fosfor, demir, bakır, mangan, iyot, sodyum, magnezyum, flor ve kalsiyum içerir.
    2) Meyve kabuğundaki;50g,20g protein,2,44g sabityağ 12,5 C vitamini, 2,5g E vitamini, 1,97g potasyum,0,65g Magnezyum, Rutin ve resveratrol ve provitamin A(B-karotin)içerir.
    3) Üzüm yapraklarında; Flavonitlerden; Quercetin 3-O-β-D-glukronit ve izoguercitrin içerir.
    4) Üzüm çekirdek yağı; Doymamış yağ asitlerinden, Linolasit, Lecitihin, ve E-vitamini içerir.

    Araştırmalar: Üzüm yaprağından elde edilen kapsülle ve üzüm meyve kabuğundan elde edilen kapsülle ayrı ayrı araştırmalar yapılmıştır. Üzüm yaprağından elde edilen ilaçlar genellikle Varis ve toplardamar zafiyetine karşı kullanılırken meyve kabuğundan elde edilen ilaçlar ise genellikle kandaki kolesterol ve trigliseriti düşürmek için ve de damar sertliğine karşı kullanılır.
    1) İtalya’da 17 sağlık merkezinde (hastane, özel hastane ve muaye¬ne-hanede) toplam 219 damar sertli (arterioskleroz), Yüksek Kolesterol ve Yüksek Trigiliseridi olan hastalar üzerinde meyve kabuğundan elde edilen kapsülle (R.....) tedavi denemesi yapılmıştır. Bu hasta¬ların sağlıklarında 3-6 ay içinde iyileşme görülmüş ve kanlarındaki kolesterol ve trigliserit oranı düşmüştür. (nhk 4.99.70)
    2) Siyah üzüm yapraklarının ekstresinden elde edilen kapsülle kronik toplardamar zafiyeti olan 260 hasta üzerinde 4 ay süren bir tedavi denemesi yapılmıştır. Bu deney sonunda hastaların kronik toplar-damar zafiyeti’nden (chronic venoz, Insuffizienz) kurtuldukları yani sağlıklarına kavuştukları görülmüştür. (ZP. 5.00.265)
    3) Dr.Gerhard Orth, Leutkirch /Allgau’dan 800 hastası üzerinde 30 yıl süren araştırmasının sonunda; Pankreas zafiyetinin: kas erimesi, yu-karı karın sancı ve şişliği, kalp rahatsızlığı, sara ve şeker hastalığına sebep olduğunu tespit etmiştir.
    4) 1953 yılında tıp dalında Nobel ödülü alan Biyokimyası Sir Adolf Krebs ve Fritz Albert Lipmann, yaptıkları araştırmada Asetik asitin (=sirke asidi, sirkede %5-6 oranda) organlardaki metabolik değişiklikleri sağladığını belgelemişlerdir. (Nhp 3.98.26)
    5) Dr.Schafer (Königstr: zindau) Kimya laboratuvarında sirke inhalas-yonu ile yaptığı deneyde sirke buharının bakterileri (escherichia coli, streptococcus epidermidis, proteus vulgaris ve Beudomonas aeruginosa) tamamen yok ettiği görülmüştür. (Nhk 3.98.26) Tabii ki bu sirke kimya fabrikalarınca hazırlanan sentetik sirke değil, doğal yollarla hazırlanan tabii sirke olmalıdır.
    6) Husyelerimin şişmesi ve Husye kordonlarımın ağrıması üzerine ha-vaalanındaki doktora (Frankfurt) gittim, doğrusu pek ilgilenmedi. Ben sirke şurubu kullandıktan sonra (15.04.01) şişkinlik ve ağrılar geçti. Huseye şişmesi ve kordon ağrısının kanser olma belirtisi olduğunu okudum (Nhp. 4.01.5.76). Fakat tedaviye ara verince tekrar rahat-sızlandım ve sonra Gökçek iksiri ile tedavi oldum.
    7) Sirke içmeye uzun bir süre izin nedeni ile ara vermek zorunda kaldım. 27.07.01 de gececi çalışmaya başlayınca Husyelerimdeki ve kordonlardaki ağrı yeniden başladı. Sirke içmeye 10.08.01 de yeni¬den başladım. Bugün (13.08.01) ağrılarım hemen hemen yok ol¬du. Husye şişmesi ve ağrıları ile husye kordonlarındaki ağrılara karşı en iyi ilaç Gökçek İksiridir.
    8) Sol burun deliğinde bir kuruma ve kaşıntı hissettim. Ev doktoru Nisi¬ta isimli bir burun merhemi yazdı. Merhemi kullandığım sürece rahatsızlığım geçiyor, kullanmadığım zaman yeniden rahatsızlıklar azıyor¬du. Sirke kullandığım sürede burnumdaki rahatsızlıkların da yok olduğunu fark ettim. (09.10.01) Fakat tedaviye ara verince tekrar bu¬¬run delikleri kuruyordu. Gökçek İksirle (ilk verisiyonu Aloxi) yap¬tığım tedavi ile iyileşti. (07.05.02)
    9) M.Şamil’in (4,5 yaşında) grip nedeniyle bir türlü düşmeyen ateşini düşüremiyordum ve Çocuk oldukça dermansız ve huysuz bir durumda idi. Cumartesi günü saat 16.00 sıralarında baldırlarına sirkeli bez sardım ve 17.00 sıralarında Üniversite Çocuk kliniğine gittiği¬mizde çocuk tekrar oynamaya ve normal davranmaya başladı ve ate¬şi düştü. Doktorun verdiği ilaçlara gerek kalmadan sağlığına kavuştu. (Gribe karşı Gökçek İksirinin ilk versiyonu aloxiyi, ateşe karşı sirke kullandım 30.12.2001)

    Tesir şekli:; Meyve kabuğu; damar sertliğini giderici, kolesterol ve trigliseridi düşürücü
    Yaprakları; toplardamarları güçlendiricidir.

    Kullanılması:
    1) Araştırmalara göre;
    a) Meyve kabuğundan elde edilen ilaçlar; damar sertliği, Yüksek Ko¬les-terol ve Yüksek Trigliseridi önleyici özelliğe sahip olduğu yapılan araştırmalarla tespit edilmiştir.
    b) Yapraklarından elde edilen Kapsüller ise kronik toplardamar zafi-yetine (chronic. Venös. Insuffizienz) karşı kullanılır.
    c) Üzüm sirkesi Pankreas zafiyeti ve Bağırsak mantarlarına karşı kullanılır. (Nhk. 3.98.12)
    2) Halk arasında yaygın olarak sirke çok çeşitli maksatla kullanıl¬mak¬tadır. Bir yandan salata ve çorbalara hazmettirici ve tat verici olarak katılırken, diğer yandan Tedavi amacı ile kullanılmaktadır. Özellikle ABD’lerinde yeniden keşfedilen Sirke şurubu çok yaygın olarak kullanılmaktadır, bilindiği gibi Horasan Türklerinden Hekim Ebubekir Razi ( ölümü Hicri 311) bundan 1100 yıl önce bu tedavi yöntemini keşfetmiştir. Sirkenin enhalasyonla nefes yollarındaki bakterileri yok ettiği ve içildiğinde Bağırsaklardaki zararlı bakterileri ve mantarları zararsız hale getirmek için kullanılır.

    Yan tesirleri:
    a) Üzümün Meyvesini, Meyve kabuğunun ve de Yaprağının bilinen bir yan tesiri yoktur. Aşırı miktarda ve yüksek dozajda Sirke (sade ola¬rak) alınırsa Mide mukozasını (Mide iç derisini) tahriş eder ve hatta Mideyi delebilir. Bir tanıdığım 4-5 ay kadar her gün sabahları aç karnına bir çay bardağı Sirke içmiş ve neticede Mide kanamasından vefat etti. 120 kg gelen bir bayan da sabahları aç karına yarım çay bardağı Sirke içmiş ( PRO 7=TV Kanalı Mart 2001) ve kadın 35 kg’a inmiş fakat bir şey yiyip içemez olmuş. Mide mukozası tamamen erimişti.
    b) Üzüm Şarabının faydalı olduğunu iddia edenler de oldukça çoktur, fakat buna alışanların sonu malum Köprü altları veya duvar dipleridir. Şarap başta Karaciğer ve Sinirleri tahrip eder ve insanı düşünemez ve çalışamaz Ayaş durumuna düşürür. Alkolik olanların çoğu alkolle yetinemeyerek zamanla başka Droglara (sarhoşluk veren) alışırlar. Uzun süre alkol alanların cinsel gücünü kaybettiği ve zamanla boşanmak zorunda kaldıkları bir gerçektir. Şeker hastalarının sirkeyi sade almaları ve bal katmamaları gerekir. Alerji ve üşütme rahatsız-lıklarında limon sirkesi daha etkilidir.

    Açıklama: Sirke 7000 yıldır bilinen ve kullanılan çok önemli bir besin mad¬desidir. Bundan 1100 yıl önce Horasanlı Türk hekimi Ebubekir Razi’nin Sirke şurubunu keşfetmiş ve bu reçete yıllarca İslam Ülkelerinde kullanılmıştır. 1938’de Penisilin ve sonra da Sulfanomitli antibiyotikleri keşfi ile eskiden antibiyotik olarak kullanılan Sirkenin kullanılması unu¬tul-muştur. 1950’li yıllara kadar çok yaygın olarak kullanılan Sirke yerine Limonun kullanılması ile Sirkenin kullanılması daha da azalmıştır. 1953 yılında Tıp alanında Nobel ödülünü kazanan Biyokimyacılar Sir Adolf Krebs ve Fritz Albert, Sirkenin Karaciğerde metabolik değişimlerle çok önemli rol oynadığını belgelemişlerdir. Bu buluştan sonra Sirkenin değeri anlaşılmış ve sonra da Meyve kabuğunun damar sertliğini önle¬mesi, Ko¬lesterol ve Trigliseridi düşürmesi ve Yapraklarının Toplardamar zafiyetini önlemesiyle Üzüm çok büyük değer kazanmıştır.
    Midenin salgıladığı sert aside karşı Pankreas alkolik Sodyum bikarbonat salgılar ve onikiparmak bağırsağına günde 1,5 litre salgı gönderir ve böylece Bağırsaklardaki yarı işlenmiş besinin PH-değer hemen hemen nötrala yakın olur. Şayet Pankreas yetince salgı üretmez veya kalitesiz salgıyı üretirse Karnın yukarısında şişkinlik, karında ağrı, yağ hazımsızlığı (yağlı besinler yiyince yağlı dışkı ortaya çıkar) ve sancılar olur. Şişkinlik Diyaframı yukarı kaldırarak Kalbin sıkışmasın neden olur. Hayvansal yağ ve Proteinlerin sindirilmemesi hücrelerin (özellikle mukozanın=sümüksü iç deri) sertleşmesine bu da Besin Alerjisi, Bahar Alerjisi (Saman nezlesi) Diyabet, sinirsel rahatsızlıkla; hantal hareketler kas erimesi v.b. rahat-sızlıklara neden olur. Sirke Pankreası çalıştırır, Bağırsaklardaki patojen (hastalık yapısı) bakterileri ve mantarları yok eder. Protein, Yağ ve Karbonhidratların sindirilmesini sağlar.
    Peygamber Efendimiz Sirke kullanılan evde kıtlık (yokluk=fakirlik) olmaz buyurmuştur. Bundan Sirkenin insanı dinamikleştirdiği ve hareketlen¬dir-diği, sağlık ve canlılık verdiği anlaşılır. Buna göre Üzüm Sirkesi, Elma Sirkesinden daha sağlıklıdır, bunu kendi üzerinde yaklaşık olarak toplam 5 ay süren Sirkeyle Tedavide gözlemledim. Bundan Elma Sirkesi kötü veya kalitece düşük anlamı çıkmaz, çünkü her bünye değişik yapıdadır, bu nedenle benim için Üzüm Sirkesi, bir başkası içinde Elma Sirkesi ve de Güneydoğu Asyalılar için de Pirinç Sirkesi daha cazip olabilir. Sirkeyle yapılan tedavinin kalıcı olması için yemekleri yavaş yemeli ve çok çiğnemelidir. Aksi halde tam olarak Hücre mitokondrinin (hücrelerin mini atom santrali) tarafından yakılamayan Besin maddelerinden dolayı, aşırı miktarda artık madde (Cüruf) ortaya çıkar. Cürufun Ara dokularda yoğunlaşması Kanın yapısını bozar, Böbrek iltihaplanması, Bahar nezlesi, Astım, romatizma, Akne, Sivilce, Damar sertliği v.b. bütün hastalıkların zamanla ortaya çıkmasına neden olur. Yavaş yemek yeme ve lokmaları çok çiğnemekle (en az 30 defa) Cüruf oranı azalır ve Organlar görevini yapabilecek duruma gelirler.
    Bir tanıdığım sabahları aç karnına 4 ay süreyle 1 bardak sirke içmişti ve sonunda mide kanamasından öldü. Almanya’da da bir bayan her gün yarım bardak sirkeyi 4 ay süreyle içmişti oda aşırı zayıflamış ve midesi tah¬rip olmuştu. Mide mukazası eridiğinden ameliyat etmek mümkün olmamıştır.
    Bana ait bir buluş olan Gökçek İksir ile sirkenin yan tesiri ortadan kal-dırdım. Böylece Gökçek İksir mide ve bağırsakları koruyucu ve güçlendi-ricidir. Gastrit ve hatta ülseri iyileştirici bir konuma getirdim. Gökçek İksir vücuttaki her türlü curufu (artık maddeyi: bakteri, virüs, mantar, veya ölüsü veya ölü hücreler ve de kolesterol, lipid, trigliserid vs) arttırıcıdır.
    Attached Thumbnails Attached Thumbnails ÜZÜMÇEKİRDEĞİ Forte, Antioksidan, Anti Aging,Hücre Yenileyici,Kanser-uzum_001jpg   ÜZÜMÇEKİRDEĞİ Forte, Antioksidan, Anti Aging,Hücre Yenileyici,Kanser-uzum_1jpg   ÜZÜMÇEKİRDEĞİ Forte, Antioksidan, Anti Aging,Hücre Yenileyici,Kanser-uzumjpg  
    www.bitkiseltedavi.com

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.483

    Standart



    Kansere yeni umut: Üzüm çekirdeği!


    Fareler üzerinde yapılan bir araştırma, üzüm çekirdeğinin kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapinin olumsuz etkileriniazalttığını ortaya koydu.

    Erciyes Üniversitesinin çeşitli birimlerinde görev yapan Dr. Aysun Çetin, Dr. Leylagül Kaynar, Dr. İsmail Koçyiğit, Dr. Sibel Kavukçuhacıoğlu, Dr. Recep Saraymen, Dr.Ahmet Öztürk, Dr. Okan Orhan ve Dr. Osman Sağdıç, üzüm çekirdeğinin antioksidan etkisinin kanser tedavisine etkisini araştırdılar.Erciyes Üniversitesinin geleneksel olarak düzenlediği Gevher Nesibe Araştırma Teşvik Ödülü alan "Rat karaciğerinde radyasyon ve kemoterapinin yol açtığı oksidatif strese üzüm çekirdeği ekstresinin etkisi" başlıklı çalışmalar, uluslararası The Turkish Journal Of Gastroenterology ve American Journal Of Chinese Medicine isimli dergilerde yayınlanmak üzere seçildi.Dr. Aysun Çetin, yaptığı açıklamada, kanserin olumsuz etkilerini azalttığı bilinen E ve C vitaminleri ile ilgili çok çalışma yapıldığını, ancak E vitamininden 50 kat ve C vitamininden 20 kat fazla antioksidan özelliğe sahip olduğu bilinen üzüm çekirdeği ile ilgili çalışmaların son 10 yılda yapılmaya başlandığını belirtti.
    Farelerle Deney

    Canlıların vücudunda serbest radikaller (oksidan) adı verilen zararlı maddeler ile bu maddeleri ortadan kaldıran maddelerin (antioksidan) denge içinde bulunduğunu ifade eden Çetin, özellikle 25 yaşından sonra bu dengenin olumsuz yönde bozulmaya başlandığını hatırlattı.Dengenin bozulması ile birlikte artan oksidan etkinin başta kanser olmak üzere birçok ciddi sağlık sorununa yol açtığını kaydeden Çetin, şu bilgileri verdi: "Kanser oluşumunun engellenmesi için vücutta antioksidan miktarının
    azalmaması, yaşlanma ile birlikte antioksidan takviyesi yapılması gerekir. Üzüm çekirdeği de antioksidan özelliği çok fazla olan bir maddedir. Bu çalışmada, kanser oluşumunun önlenmesine katkı sağlayan üzüm çekirdeğinin, kanser tedavisi sırasında karşılaşılan olumsuzlukların önlenmesindeki katkısını araştırdık. Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapi yöntemleri tümörü ortadan kaldırırken saç dökülmesi, iştahsızlık, bulantı veya kusma gibi birçok soruna yol açabiliyor. Araştırmamızda, bu olumsuzlukların nedeni veya sonucu olabilecek oksidan saldırıların ortadan kaldırılmasında üzüm
    çekirdeğinin katkısını test ettik."Üzüm çekirdeği verilen farelerde hissedilir ölçüde yararlı antioksidan maddelerin artışını tespit ettiklerini belirten Çetin, şöyle devam etti:"Fareler, biyolojik olarak insan vücuduna en çok benzeyen hayvanlardır. Karaciğer ise bir anlamda vücudun laboratuvarıdır. Araştırmamızda denek farelerin karaciğer dokularını inceledik. Üzüm çekirdeği verdiğimiz fare grubunda antioksidan maddelerin hissedilir derecede arttığını belirledik. Hatta, hem ışın hem üzüm çekirdeği verdiğimiz grupta antioksidan maddelerin, hiç ışın verilmeyen ve sadece su verilen kontrol grubundan bile daha fazla düzeyde olduğunu gözlemledik. Üzüm, zaten rahatlıkla tüketilebilen doğal bir besin olduğu için insanlarda da aynı etkileri gösterebileceği sonucuna vardık. Yani, antioksidan özelliği nedeniyle kanser oluşumunu engelleyen üzüm çekirdeğinin, kanser tedavisinde ortaya çıkan olumsuzlukları da azaltabileceğini belirledik."Siyah üzümde antioksidan maddenin daha fazla bulunduğunu hatırlatan Çetin, söz konusu faydalar için üzümün çekirdeği ile birlikte çiğnenerek tüketilmesini tavsiye ettiklerini sözlerine ekledi.


    www.bitkiseltedavi.com

  3. #3
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.483

    Standart

    Üzüm Çekirdeği Faydaları



    Üzüm Çekirdeğinin Faydaları
    .
    Üzüm çekirdeği özü bitkiler tarafından üretilen kimyasallar olan çeşitli fitokimyasallar yönünden oldukça zengindir. Üzüm suyu özünün antioksidan bileşenleri, özellikle serbest radikallerin verdiği hasarın yok edilmesinde rol oynarlar. Serbest radikalleri etkisiz hale getirme gücü bakımından pysnojenol’lerin, E vitamininden 50, C vitamininden ise 20 kat daha kuvvetli olduğu saptanmıştır.Çam kabuğu ekstresi ve üzüm çekirdeği ekstresi OPC’nin birincil kaynaklarıdır. Üzüm çekirdeği ekstresi daha ucuz olmasının yanı sıra çam kabuğunda bulunmayan bir antioksidan içerir.Hücre mutasyonunu yavaşlatmaya yardımcı olması ve kolajenin sağlıklı ve esnek kalmasını sağlaması nedeniyle Avrupalı bilim adamları tarafından ‘gençlik besini‘ olarak niteleniyor.Üzüm çekirdeğinin sağlık yönünden taşıdığı değer 1947 yılında Fransız tıp profesörü ve kimyacı Jack Masquelier tarafından keşfedilmiştir. 1950′de üzüm çekirdeği Resivit adıyla Fransa’da satılan ilk damar koruyucu ilaç olarak 50 yılı aşkın bir süredir Fransız doktorlar tarafından reçete edilmektedir.Dr. Masquelier üzüm çekirdeğini göz kamaşması, gece körlüğü, maküler dejenerasyon, varis, diş eti kanaması, saman nezlesi gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanmıştır.
    Üzüm çekirdeği son derece geniş farmakolojik aktivite gösteren ve serbest radikalleri etkisiz hale getiren oligomeric proanthocyanidin (%92-95) içerir.
    Antioksidan Nedir?

    Serbest Radikaller ve Antioksidanlar : Antioksidanlar serbest radikalleri etkisizleştirir. İnsan vücudunda serbest radikal (oksidan) denilen maddelerle onların zarar verici etkisini gideren antioksidanlar bulunur. Otuzlu yaşlara doğru denge antioksidan aleyhine bozulmaya başlar ve bunun sonucunda kanser gibi önemli hastalıklara zemin hazırlanır.Antioksidanlar vücuttaki oksidasyonu engellerler. Yaşlanma ve kanser gibi olayların temelinde oksidasyon vardır. Üzüm çekirdeği DNA yı oksidatif zararlardan korur, yaşlanmaya ve kanser oluşumuna karşı mücadele eder.Serbest radikaller vücudumuzda kimyasal reaksiyonlar sonucu oluştuğu gibi sigara, kirli hava gibi faktörlerle dışardan da gelebilir.
    Üzüm Çekirdeği Faydaları Nelerdir ?

    • Üzüm çekirdeğindeki maddeler damar sertliğine karşı önemli etkilere sahiptir. Arterlerin bütünlüğünü korumaya yardımcı olur ve dolaşımı rahatlatır. Kan ve lenf dolaşımını düzenler. Periferal dolaşımı önemli bir şekilde iyileştirir.
    • Araştırmalar, OPC’nin damarları sağlamlaştırarak ve esnekliklerini yeniden kazandırarak, tekrar derinin içine çekilmelerini sağladığını göstermektedir.
    • Damar duvarındaki kollajen ve elastin adlı iki protein, damar duvarının elastikliğini ve geçirgenliğini büyük oranda belirler. OPC, bu iki yapı-taşı proteine bağlanarak, onların yıkıcı enzimler tarafından bozulmalarını önler, onların birleşmelerine ve olgunlaşmalarına yardım eder.
    • 1981 yılında 50 varis hastası üzerinde yapılan çift-kör kontrollü bir deneyde, bir ay boyunca alınan günlük 150 miligram OPC’nin, ağrı, yanma, karıncalanma ve atardamarların şişme derecesini azaltmada kullanılan Diosmine adlı ilaçtan daha hızlı ve uzun süreli etkili olduğunu göstermiştir. Fransa’da varis hastası olan 92 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada ise; 4 hafta boyunca günde 300 miligram OPC alımının, ağrıyı, karıncalanmayı, geceleyin ortaya çıkan bacak kramplarını ve şişkinliği %50′ den daha fazla oranda azalttığını göstermiştir.
    • Üzüm çekirdeğindeki proantosiyanidinlerin beyin ve karaciğer hasarı üzerinde beta karoten, C vitamini ve E vitamini gibi antioksidanlardan daha güçlü koruyucu etki gösterdiği saptanmıştır.
    • Klinik araştırmalar, üzüm çekirdeğinin toplardamar yetersizliğinin, retina hasarlarının ve bazı cilt hastalıklarının tedavisinde olumlu etkiler sağladığını göstermektedir.
    • Üzüm çekirdeği özü, özellikle Fransa ve İtalya’daki doktorlar tarafından beyne ve kalbe giden kan akımını düzenlemek için, varis, diş etlerinde kanama, glokom, hemoroid, fazla adet kanaması ve damar sertliğine yönelik öneriliyor.
    • California-Davis Üniversitesi tarafından 2006 yılında yapılan çalışmada üzüm çekirdeği ekstresinin kan basıncını azaltmada etkili olduğu tespit edilmiştir.
    • OPC, kalp krizi ve felç yönünden risk taşıyan kan pıhtılaşmasına karşı da olumlu etkiler göstermektedir. Arizona Üniversitesi’nden Dr.Ronald Watson, OPC’nin trombosit kümelenmesini normale döndürdüğünü belirtmektedir. Dr.Watson yaptığı deneylerde, sigara içen insanlarda trombosit kümelenmesini tespit etmiş ve bu kişilerin OPC alımından 20 dakika sonra trombositlerinin normale döndüğünü saptamıştır.
    • ‘Metabolism’ 2009 Aralık sayısında yer alan klinik çalışmanın sonucuna göre üzüm çekirdeği ekstresi metabolik sendromlu hastalarda yüksek tansiyonun düşürülmesinde plasebo tedavisinden daha etkili olmuştur.
    • Üzüm çekirdeği kronik venöz yetmezlik gibi sorunlarda olumlu etkiler sağlayabilir. Yaralanma ya da ameliyat sonrası görülen şişliği azaltabilir. 10 ila 30 gün süresince dolaşım için günlük 150-300 mg, şişlik içinse 200-400mg alımı öneriliyor.
    • Avrupa’da yapılan araştırmalar, üzüm çekirdeğinin vücut içerisinde histamin salgısını önlendiğini ve saman nezlesi gibi alerjik reaksiyonlarda etkili olduğunu göstermektedir.
    • Fransa’da 100 denek üzerinde yapılan araştırmada 5 hafta süresince günlük 200 miligram üzüm çekirdeği alımının, parlak ışıklara maruz kaldıktan sonra görme keskinliğine yeniden kavuşma hızının arttığı saptanmıştır.
    • Üzüm çekirdeğinin yüksek antioksidan aktivitesi, meme, prostat, akciğer, kolon ve mide gibi bazı kanser türlerini önlemeye yardımcı olabilir. Laboratuar çalışmaları üzüm çekirdeği ekstresinin çeşitli kanser hücrelerinin büyümesini engellediğini göstermektedir.
    • 2010 yılında ‘Neoplasia’ adlı dergide yer alan bir çalışmada kolon ve bağırsak kanseri olan farelere altı hafta boyunca üzüm çekirdeği ekstresi verilmiş ve polip sayısı %40 azalmıştır. Boyutu 2 mm daha büyük poliplerin sayısı %71 azalmıştır.
    •Journal of Medicinal Food adlı dergide yayınlanan bir bilimsel çalışmada, kırmızı üzüm çekirdeği ekstresinin deney hayvanlarının cildinde, UV ile oluşturulan oksidatif strese karşı koruyucu etki gösterdiği tespit edilmiştir.
    • Alabama Üniversitesi Dermatoloji Bölümünce yaplan ve sonuçları ‘Pharmaceutical Research’ 2010 yılı Haziran sayısında yayınlanan araştırmada, üzüm çekirdeğindeki proantosiyanidin’lerin UV ışınla oluşturulan deri tümörü gelişimine karşı koruyucu etki gösterdiği saptanmıştır.
    • ‘Frontiers in Bioscience’, 2011 Haziran sayısında yayınlanan çalışmaya göre kombine edilmiş üzüm çekirdeği ekstresi ile resveratrol’un insan kolon kanser hücrelerini öldürmede etkinliğinin olduğu tespit edilmiştir.
    • C-reaktif protein düzeyleri, hem kalp hastalıkları hem de diyabet riskiyle ilgili bir iltihaplanma ölçüsüdür. İnflamasyon arttıkça kalp hastalığı riski artar. İngiltere’de yapılan ve sonuçları ‘Diabetes Medicine’ 2009 Mayıs sayısında yayınlanan araştırmaya göre 4 hafta boyunca günlük 600 mg üzüm çekirdeği ekstresi alımı C-reaktif proteininde önemli bir azalma sağlamıştır.
    Üzüm Çekirdeği Nasıl Kullanılır?

    Üzüm çekirdeği kullanımı taze olarak tüketimi dışında birkaç şekilde de alınabilir.
    Üzum Çekirdeği Tozu
    1 tatlı kaşığı üzüm çekirdegi tozu bal ya da yoğurtla karıştırılıp alınabilir. Açıkta satılan öğütülmüş üzüm çekirdeği kullanmaktan kaçınılmalıdır. Havayla temas etmesi üzüm çekirdeği tozunun sterilize özelliğini kaybetmesine neden olabilir. Günde bir avuç kuru üzüm yenilerek de üzüm çekirdeği alınabilir.
    Üzüm Çekirdeği Ekstresi
    Üzüm çekirdeği özü kapsül, tablet ve sıvı ekstre olarak satılmaktadır. %40 ila %80 proantosiyanidinler ya da %95 OPC içeren ürünler tercih edilmeli.
    Genel antioksidan aktivite için günlük 50 mg-200 mg,
    Kronik venöz yetmezlik için 150 mg-300 mg,
    Ödem için 200 mg-400mg (10 ila 30 gün)
    Üzüm çekirdeğinin bu tür kullanımı dışında kozmetik alanında kullanılan şekilleri de vardır. (üzüm çekirdeği kremi, şampuan, sabun gibi.)
    Üzüm Çekirdeğinin Zararları Varmıdır?

    Bilinen bir yan etkisi yoktur. Ancak herhangi bir rahatsızlık için ilaç tedavisi gören kişilerin doktorlarına danışarak kullanmaları daha doğru olur.
    www.bitkiseltedavi.com

  4. #4
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.563

    Standart


  5. #5
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.563

    Standart


  6. #6
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.563

    Standart


  7. #7
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.563

    Standart


  8. #8
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.563

    Standart


  9. #9
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.563

    Standart


Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-10-2012, 10:15
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-10-2012, 09:41
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-10-2012, 09:36
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 05-26-2012, 08:52
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 05-25-2012, 13:52

Visitors found this page by searching for:

hucre yenileyici besinlercilt yenileyici besinler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162