Propolis'in 100 kat antibiyotik etkisi!
Gökçek ŞifaSize Telefonunuz Kadar YakınızÜcretsiz Google Play'de
IndirX
bitkisel tedavi
bitkisel tedavi
Toplam 8 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 8 arasi kadar sonuc gösteriliyor
The BAL'IN Faydaları page is where you will
  1. #1
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.643

    Standart Propolis'in 100 kat antibiyotik etkisi!

    PROPOLİS'İN 100 KAT ANTİBİYOTİK ETKİSİ!

    Propolis son yıllarda özellikle kanser tedavisine olan desteği yönüyle anılan ve bu konuda binlerce üniversite araştırmasına konu olan arı ürünüdür. Arıların değişik bitki ve ağaç kabuklarını çiğneyerek elde ettikleri macuna bazı enzimlerini eklemeleriyle ortaya çıkar. Antibiyotik olmadığı halde çok yüksek antibiyotik etkiler gösterebilmesi ve bu etkileri sadece enfeksiyona ya da hastalıklı dokuya yöneltmesi en dikkat çekici özelliklerindendir.
    Propolis antiviral ve antibakteriyeldir. Diş sağlığı, deri hastalıkları, sindirim sistemi sorunlarının çözülmesine katkıları vardır. Pek çok zararlı bakteri ve mantar çeşidini engelleyici özelliktedir.

    "..Propolis'in antibiyotik etkiyi yüz misline vardıran inanılmaz bir özelliği bulunur"
    Propolis, bağışıklık sistemini güçlendirir. Mantar-mayasıl sorunlarına, zararlı bakterilere, viral enfeksiyonlara karşı kullanılır. kanseri önlemede ve kanserle mücadelede etkili bir maddedir. Alışılmış antibiyotik etkilerin 100 misline yakın etkisi keşfedilmiştir. Bugüne kadar rastlanan en güçlü doğal antibiyotiktir. (Ghisalberti, 1979 E.L. Ghisalberti, Propolis: a review, Bee World 60 (1979), pp. 59–84.)
    Anti-bakteriyel, anti-fungal(mantar), anti-viral, ateş düşürücü, antiseptik ve kolesterol düşürücüdür. Gözün yüksek basıncını azaltır.Soğuk algınlığına iyi gelir. Ağız içi sağlığı ve sindirim sorunlarının giderilmesi için kullanılır. İçeriğindeki flavonoid oranı yüksektir. Flavonoidler bilindiği gibi en güçlü antikoksidanlardandır. Propolisin araştırmalar sonucu belirlenmiş bazı faydaları şöyledir:


    • Yaraların iyileşmesini 4 kata kadar hızlandırır.
    • 100 kata kadar antibiyotik etki içerdiği tesbit edilmiştir.
    • Çok güçlü antioksidandır.
    • Her gün bir kaç kez Propolis ekstarktı ile gargara yapıldığında, plak oluşumunu önler.
    • Diş eti iltihabı ve ağız içi ve gırtlak enfeksiyonlarını giderir.
    • Diş abselerine, çürüklere, ağız kokusuna karşı kullanılır.
    • Diş beyazlatılmasına yardımcı olur.
    • Sedef hastalığına iyi gelir.
    • Deri enfeksiyonlarını giderir.
    • Mantar ve zor öldürülen bakteri çeşitlerini engeller.
    • Soğuk algınlığına iyi gelmektedir.
    • Solunum enfeksiyonlarında; faranjit, kronik bronşit, nezle, burun iltihabı hastalıklarında etkin çözümdür.
    • Şampuana katıldığında saç sağlığına ve kepeğe karşı faydalıdır.
    • Sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi gelir.(Bağırsak Paraziti, ülser, mide iltihabı..vs)
    • Kulak enfeksiyonlarına devadır.(İç kulak- dış kulak iltihapları, akut kulak rahatsızlıkları)
    • Bağışıklık sistemi bozukluklarını düzeltir.
    • İltihaplanmaların her türüne faydalarıdır.(Vajina-uterus, aseptik necrosis, iltihaplanmış yaralar.. vs.)
    • Tüberküloza denenmiş devadır.
    • Ülserlilere super etkin devadır.
    • Akut ve kronik kolite çözümdür.


    Bileşik etkiler:
    Propolisin tedavi edici özellikleri üzerine yapılan çalışmaların çoğu içerdiği fenolik bileşenler üzerine yoğunlaşmıştır (Flavanoidler ve kafeik asit esterleri gibi fenolik bileşikler). Araştırmalar, propolisin içerdiği aktif bileşeni izole edip etkisini test etme üzerinedir. Research has tended to isolate and test single substances in propolis. Fakat, propolisde çok sayıda bileşen bulunması nedeniyle oluşan bileşik etki, herbir bileşenin tek başına oluşturduğu etkilerin toplamından daha fazladır. Çalışmalar, propoliste bulunan flavanoidlerin etkili anti-bakteriyal aktiviteye sahip olduğunu göstermiştir, fakat izole edilip ayrılan flavanoidler, propolis ekstraktına göre daha düşük aktivite göstermiştir. Propolisin, bazı antibiyotiklerle bileşik etki gösterdiği gözlenmiştir. Bazı durumlarda, bakteri ve maya üzerindeki etkileri 100 kat artmıştır. Antibiyotik dirençli Staphylococcus ırklarında, propolis ile birlikte alınan antibiyotiklerin, bu direnci kırdıkları gözlenmiştir

    Anti-Kanser Etkiler:
    Propolisin etanol ekstraktının karaciğer ve mesanedeki kanserli hücreleri dönüşüme uğrattığı ve gelişmelerini önlediği bulunmuştur. Bu hücre öldürücü etkiyi sağlayan maddeler, propolisten izole edilen quercetin, kafeik asit ve clerodane diterpenoiddir. Clerodane diterpenoid, tümör hücrelerine karşı seçici bir öldürücü etki gösterir.Propolisin, ayrıca, yumurtalık kanseri hücrelerini ve hücre bölünmesini durdurucu etkileri olduğu bulunmuştur. Ayrıca, göğüs, cilt, kolon ve böbrek kanseri hücreleri gibi insan tümör hücre kültürleri üzerinde öldürücü etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bu etkileri oluşturan bileşenin kafeik asit fenetil ester olduğu belirlenmiştir.Propolisden izole edilen Artepillin C, insan mide kanseri hücreleri, insan gırtlak kanseri hücreleri kolon kanseri hücreleri üzerinde hücre öldürücü etki göstermiştir. Kafeik asit esterlerinin tümör oluşumunu kimyasal olarak engellediği görülmüştür. Bu etki, kanserli hücrelerin gelişimini sağlayan genler üzerindeki seçici toksik etki ile gerçekleşmektedir.

    Antioksidan Etkiler : Propolis içerisinde yoğun olarak bulunan flavanoidler, çok güçlü antioksidanlardır. Antioksidanlar, serbest radikalleri sönümleme özelliğine sahiptirler, böylece lipidleri korurlar ve C vitamini gibi diğer bileşiklerin oksitlenmesini ve yıkılmasını engellerler.

    Kalp-Damar Etkileri : Yoğunlaştırılmış propolis ekstraktının, kan basıncını düşürdüğü, sakinleştirici etki yarattığı ve serum glikoz oluşumunu sağladığı bulunmuştur. Propolisde bulunan dihidroflavanoidlerin kılcalları kuvvetlendirdiği ve antihiperlipidemik aktivite oluşturduğu belirlenmiştir. Ayrıca, propolisin, karaciğeri alkole ve tetraklorüre karşı koruduğu tespit edilmiştir.

    Propolisin antikor oluşumunu tetiklediği ortaya konmuştur. Bir ABD-Polonya ortak çalışması sonucunda , antikor üreten dalak hücrelerinde, kontrol hücrelerine göre 3 kat daha fazla antikor üretildiği bulunmuştur. 24 saat sonra enjekte edilen 2. doz sonrasında etki daha da artmış, fakat daha ileriki dozlarda etki azalmıştır.

    Anestezik Etkileri : Propolis ve bazı bileşenleri anestezik etki göstermektedir. Yapılan deneyler sonucunda, propolisin, kokainden 3 kat, prokainden ise 52 kat daha güçlü anestezik etkiye sahip olduğu ortaya konmuştur. Anestezik etkinin, propolisteki, pinocembrin, pinostrobin ve kafeik asit esterleri sayesinde gerçekleştirildiği belirlenmiştir.

    Cilt Hastalıklarına Etkileri:Propolisin, mantar ve athlete's foot gibi cilt hastalıklarından sorumlu olan maya ve mantarları etkili bir şekilde engellediği belirlenmiştir. Bu organizmalara karşı etki gösteren propolis bileşenleri, flavanoidler ve kafeik asit türevleridir.Bu anestezik etki, propolisin neden yüzyıllardır boğaz ağrısı ve ağız yaralarının tedavisi için kullanıldığını açıklamaktadır. Dişçilik alanında propolisin anestezik malzeme olarak kullanımı Avrupa'da patentlenmiştir.

    Bağışıklık Sistemine Etkileri : Yapılan deneylerde propolisin immün tepkiyi tetiklediği belirlenmiştir. Yakın zamanda Japon araştırmacılar, propolis ekstraktının, insanda, bağışıklık fonksiyonlarına bağlı olarak makrofaj aktivasyonu sağladığını göstermişlerdir. Propolis sitokinleri oluşturan bağışıklık hücrelerini aktive eder. Bu sonuçlar propolisin anti-tümör etkisini açıklamaya büyük ölçüde yardımcı olur.
    Propolis'in İçeriği:
    Propolis, reçineli ve mum kıvamında olan, arılar tarafından ağaçların tomurcuk ve kabuklarından toplanan bir maddedir. Rengi ve fiziksel özellikleri kaynağına göre değişmekte ve kovanda arılar tarafından çeşitli amaçlar için kullanılmaktadır. Arı kovanı ve aynı zamanda insan ve hayvan sağlığı için de son derece önem taşımaktadır.

    Propolis'in Kaynakları:

    • Bitki salgıları
    • Pinus spp.(Çam)' nin reçineleri
    • Betula spp.(Huş)
    • Populus spp.(Kavak)
    • Aesculus hippocastanum (At kestanesi)
    • Salix spp.(Söğüt)
    • Alnus spp.(Kızılağaç)
    • Abies spp.(Göknar)
    • Prunus spp.(Erik)
    • Ulmus spp.(Karaağaç)
    • Quercus spp.(Meşe)
    • Fraxinus excelsior (Dişbudak) vs.


    Propolis, bal ve yağ ile karıştırıldığında dış yaralar için mükemmel bir pomat oluşturur. Bu ürünün antiromatizmal etkisi de saptanmıştır. Propolis, içerdiği sağlık yönünden çok önemli aktif maddeler nedeniyle genel vücut direnci ve sağlığının korunmasında ve alternatif tedavide gittikçe daha çok yer bulan emsalsiz bir maddedir.


    Propolisin Tarihçesi

    Propolis insanoğlu tarafından binlerce yıldır kullanılmaktadır. Günümüzde ise artan bir popularlik kazanmıştır. Arılar propolisi milyonlarca, insanlarsa binlerce yıldır kullanmaktadır. Arılar ve insanoğlu propolisi yararlı ve faydalı bulmaktadır. İnsanlık için bu reçinemsi yapının keşf edilen yararları henüz çok az kalmaktadır.Propolis geçmiş dönemlerden beri çeşitli amaçlarda özellikle tıpta kullanılmaktadır. Eski yunan yazıtları bu maddeyi iltihaplanan yaralar ve çürükler için kür olarak tanımlarken Roma'da yara üzerine konulan lapa benzeri karışımın yapımında pratisyenler tarafından kullanılmaktadır. İbranice eski vasiyetnamelerde tzori olarak geçmektedir ve terapetik özellikleri ile anılmaktadır. Avrupa'daki 12 yy kayıtları propolisin medikal preparatlarının ağız ve yara enfeksiyonlarının tedavisi ve diş sağlığı için kullanımından bahseder.
    Özellikleri

    Propolisin güçlü antimikrobiyal aktivitesinden dolayı, propolis doğal antibiyotik olarak bilinir. Yapılan birçok sayıda araştırma da propolisn yüksek antimikrobiyal olduğunu göstermiştir. Propolisin MRSA da dahil olmak üzere 21 tür bakteri üzerinde, 9 tür mantar üzerinde, Giardia'nın da dahil olduğu 3 protozoa türü üzerinde ve Herpes ve Influenza'nın da dahil olduğu geniş yelpazeli virüsler üzerinde inhibitör etkisi bulunmuştur.Bunların dışında ayrıca propolisin geniş ölçüde tedavi edici özellikleri vardır. Bu özellikler arasında antikanser etki, antioksidan etkis, yara kapama ve doku tamir etkileri, sindirim sistemi etkileri, deri enfeksiyonları etkisi, anti,-inflamatory etki, anastezik etki, bağışıklık sistemi etkileri, kalp-damar sistemi etkileri ve diş sağlığı etkisidir.Propolis içerisindeki flavanoid seviyesinin yüksek olmasından dolayı, bu ürün insanlarda oksijen radikallerine karşı yakalayıcı olarak görev görür. Ayrıca ilginç olarak vitamin C'nin okside olarak zarar görmesini engeller.Klinik çalışmalar propolisn bronşit ve benzeri rahatsızlıkların, influenza ve herpes, deri mantarları, diş ve diş eti rahatsızlıklarında, ülser, yanık ve abselerde, kulak enfeksiyonlarında, giardi ve kolitde, vajinal ve servikal rahatsızlıklarda etkili olduğunu göstermiştir.
    Propolis ve propolisli ürünlerin kontaminasyon ve kısa raf ömürlülüğü gibi problemleri olmamaktadır. Bu durum propolisin antioksidan ve antimikrobiyal özelliklerinden dolayıdır.

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.643

    Standart

    Propolis
    İnsanların dengeli ve sağlıklı beslenmesinde önemli bir yeri olan balın yanı sıra polen, arı sütü, propolis ve arı zehri gibi diğer arı ürünleri de günümüzde birçok amaç için kullanılmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalar ile en az bal kadar önemli bir diğer arı ürünü olan propolisin içeriği ve etkileri belirlenip kullanım alanının artırılması sağlanmıştır.
    Çok eski çağlarda keşfedilerek, doğal bir antibiyotik olarak kullanılan propolisin mikroorganizmalara karşı olan etkisi temel karakteri olup, ilaç özellikleri nedeniyle eski çağlardan beri insanlar tarafından kullanılmaktadır. Propolisin farmakolojik özellikleri Yunan ve Romalı fizikçiler Aristoteles, Dioscoroides, Pliny ve Galen tarafından tanımlanmıştır. Bu tanıma göre propolis yaraların tedavisinde ve ağız enfeksiyonunda bir antiseptik olarak kullanılabilmektedir. Propolisin bu özellikleri Orta Çağda Avrupa'da ve Arabistan' da kullanılmıştır. Inka'lar ise propolisi ateş düşürücü olarak kullanmışlardır. Propolis 17. yy. da Londra'da resmi ilaç olarak listelenmiştir ve yine bu yıllarda anti-bakteriyel aktivitelerinden dolayı Avrupa'da önem kazanmıştır.
    Propolis, insan sağlığı için alınması gereken 22 bileşeni içermesi açısından içinde bulunduğumuz yüzyılda keşfedilen, mükemmel doğal ürün özelliği ile de önem kazanmıştır.
    Propolis bütün bu özellikleri nedeniyle daha ileri düzeydeki araştırmalar için oldukça ilginç bir arı ürünüdür. Birçok ülkede, propolis çeşitli tıbbi sorunlara karşı kullanılmasına rağmen henüz cevap bulamamış bazı sorularıda içermektedir. Bu da propolisin modern tıpta kullanımını sınırlamaktadır.
    Propolisin farklı kullanım alanları bilim adamlarının dikkatini çekdikten sonra bu konuda çeşitli araştırmalar yapılmaya başlanmıştır. Bu ilgiye bağlı olarak propolisin ticari öneminde de artış ortaya çıkmıştır. Propolis veterinerlik ve insan sağlığıyla ilgili kullanımlarında büyük potansiyele sahip doğal bir üründür. Diğer taraftan tıbbi bitkilerden sağlanan ürünlerden farklı olarak içeriği olağanüstü çeşitlilik göstermektedir. Farklı ülkelerde toplanan propolis örneklerinin kimyasal içeriği oldukça çeşitlilik göstermektedir. Bu çeşitlilik propolisin tıbbi amaçlı kullanımında ve kalite kontrolünde ciddi sorun yaratmaktadır. Karşı karşıya gelinen en büyük sorun propolis orijininin bölgeden bölgeye çeşitlilik göstermesidir. Propolisin orijininin bilinmemesi ise standartlaşmada ciddi sorun yaratmaktadır.
    Günümüzde propolisin çeşitli kullanım şekilleri mevcut olup, saf ya da aloe jel ile polenle, ekstrakt olarak (hidroalkolik veya glikolik), ağız spreyi olarak (melissa, adaçayı ve/veya rosemary ile karıştırılarak), boğaz pastillerinde, kremler ve pudra şeklinde, gargara olarak üretilmekte ve içindeki balmumu alındıktan sonra kullanılmaktadır.
    Propolisin çok sayıda etkilerine rağmen, raporların çoğu ön çalışmalara dayanmaktadır. Çalışmaların çoğunluğu Doğu Avrupa ülkelerinde yürütülmektedir. Uygulamalı çalışma ve araştırmalar ağırlıklı olarak Çin'de yapılmaktadır. Ama bilgi sağlanılması dil engeli nedeniyle zordur. Daha detaylı çalışmalar özellikle bağırsaklar, cildiye ve dişle ilgili uygulamalar propolisin tıbbi kullanımda olası faydalarının belirlenmesini sağlayacaktır.
    Propolis üretimine ait güncel resmi kayıtlar mevcut olmamasına rağmen 1984 yılında dünya piyasasında yaklaşık olarak 200 ton propolis ticaretinin yapıldığı tahmin edilmektedir. En çok propolis üreten ülkeler arasında Çin, Brezilya, Amerika, Avusturalya ve Uruguay bulunmaktadır (Şekil 1). Japonya ise propolisin işlenmesinde ve tüketilmesinde önde gelmektedir.
    Şekil 1. Propolis üretiminin ülkelere göre dağılımı
    Propolisin sentetik olarak üretiminin olmaması, patent ve standart sorunu, eğitimsiz kişilerin arıcılık yapması; bal, polen ve arı sütünün sahip olduğu düzeyde bir pazarlama ağına sahip olmaması ve gelir kaynağı olarak arıcıları ve özel firmaları tatmin etmemesi gibi nedenler, propolis üretiminin yaygınlaşmasını önlemektedir.
    Türkiye'de, propolisin mikroskobik ve kimyasal analizleri çeşitli araştırmacılar tarafından yapılmış ve Türkiye propolisinin bitkisel kaynağının genelde Castanea sativa ve Populusspp. Olduğu bildirilmiştir. Ancak yapılan çalışmalar arasında bir yöreyi kapsayan detaylı çalışmalar yoktur. Dolayısıyla Türkiye propolislerini kapsayan standart oluşturulamamıştır.
    Türkiye propolisinin kimyasal içeriği ile ilgili bir çalışma Sorkun vd. (2001) tarafından yapılmıştır. Bu çalışmada Türkiye'nin farklı bölgelerinden (Bursa, Erzurum-Aşkale, Gümüşhane-Söğütagil ve Trabzon-Çağlayan) örnekler toplanmıştır ve GC-MS ile kimyasal analizleri yapılmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre, Trabzon ve Gümüşhane Bölgelerinden alınan propolis örneklerinde benzer kimyasal içerik gözlenirken, Erzurum örneği farklı bir yapı göstermiştir. Bursa yöresinden toplanan örneklerde ise flavononlar, flavonlar ve ketonlar oldukça zengin miktarda saptanmıştır.
    Kartal vd. (2002), Türkiye'nin Ankara-Kazan ve Marmaris bölgelerinden topladıkları propolis örneklerinin antimikrobiyal aktivitelerini incelemişlerdir. Propolis örneklerinden 4 farklı etanol ekstraktı (%30, %50, % 70 ve % 96' lık etanoller kullanılarak) hazırlamış ve bu ekstraktların etkilerini 7 Gram (+), 4 Gram (-) ve bir mantar kültürü üzerinde incelemişlerdir. Ankara-Kazan'dan alınan örneklerin Marmaris örneklerine kıyasla daha güçlü antimikrobiyal aktivite gösterdiğini belirtmişlerdir ve Ankara-Kazan propolisinin kimyasal içeriğinin Populus türlerinin tomurcuk salgılarıyla benzer olduğunu belirtmişlerdir. Gözlenen aktivitenin çoğunlukla kaffeik asit ve esterlerinden kaynaklandığını açıklamışlardır.
    Sorkun vd. (1996), propolisin fitoinhibitör etkisini çalışmışlardır. Türkiye'nin farklı bölgelerinden (Çankırı, Aksaray, Milas-Kalemli, Gümüşhane-Kaletaş) topladıkları örnekler ile farklı konsantrasyonlarda etanol ekstraktları (EEP) hazırlamışlardır. Bulgulara göre propolis solusyonları konsantrasyona bağlı olarak çimlenme yüzdesini belirgin bir şekilde inhibe etmiştir. EEP'nin uygulandığı tohumun kök hücrelerinde mitoz bölümeyi inhibe ettiği gözlenmiştir. Milas-Kalemli ve Çankırı bölgelerinden toplanan propolisler belirgin bir şekilde mitoz bölünmeyi inhibe etmiş ve en çok inhibisyon Çankırı propolisinde gözlenmiştir.
    Propolisin Tarihçesi
    Propolis terimi Yunanca'dan türemiş olup pro "savunma", polis "şehir" anlamına gelmektedir. Buradan da şehrin ya da kovanın savunması gibi bir anlama ulaşmak mümkün olmuştur.
    Propolisin keşfi milattan önceki yıllara dayanmaktadır. Ünlü Yunan filozofu Aristo, arıların çalışmasını saydam kovan kullanarak incelemek istemiş, ancak kovanın saydamlığı koyu renkte mumsu maddeler ile kapatılmıştır. Bu koyu renkli maddenin propolis olduğu tahmin edilmektedir.

    Propolisin, insanlar üzerindeki olumlu etkileri çok eski yıllardan beri bilinmekte ve halk arasında kullanımı eski çağlara dayanmaktadır. İlk olarak M.Ö. 79-23 yıllarında Roma'da büyük bir okul olan "Pliny the Elder" da propolisin ağrı azaltıcı, yara iyileştirici aktiviteleri tanımlanmıştır. Propolis eski çağlarda Mısırlılar tarafından da bilinmekte ve bazı hastalıkların tedavi edilmesinde, ölülerin mumyalanmasında kullanılmaktaydı. Yunanlılar ve Romalılar, propolisi deri apselerinin tedavisinde yüzyıllar boyunca kullanmışlardır. Hipokrat (460-377 M.Ö.), propolisin deri hastalıkları, ülser ve sindirim sistermi rahatsızlıklarının tedavisinde kullanıldığını belirtmiştir. Afrika'da ise propolis ilaç olarak uzun zamandır kullanılmaktadır. 12. yüzyıla ait Avrupa kayıtlarında, propolisin ağız, boğaz enfeksiyonları ve diş sağlığı için kullanılan tıbbi preperasyonları tanımlanmıştır. Propolisin eski zamanlara dayanan diğer bir kullanım şekli vernik olarak kullanılmasıdır. İtalya'da 17. y.y.'da Stradivari, propolisi telli enstrümanların cilalanmasında da kullanmıştır.
    Propolisin, geçmiş zamanlardan günümüze kadar gelmesini sağlayan en önemli ve çokça bilinen özelliği mikroorganizmalara karşı olan etkisidir. Propolis söz konusu özelliklere sahip olması nedeniyle insanlar tarafından günümüzde de kullanılmaktadır.
    Yaşadığımız yüzyılda bu değerli arı ürününün antibakteriyel, antifungal, antiviral özellikleri yanında antiinflamatör, antiülser, lokal anestezik, antitümör, bağışıklığı uyarıcı gibi çok sayıda yararlı biyolojik aktivite göstermesi; tıp, apiterapi, sağlık besini ve biyokozmetik alanında kullanımını da yaygınlaştırmıştır. Son yıllarda propolis bir sağlık içeceği olarak da önem kazanmıştır. Ayrıca yiyeceklerde geniş çapta kullanılmakta ve insan sağlığını geliştirdiği, kalp rahatsızlıklarını giderdiği düşünülmektedir. Propolisin bu özellikleri bilim adamlarının dikkatini 60'lı yılların sonundan beri çekmektedir. Son 40 yıl boyunca ise kimyasal kullanımı biyolojik aktivitesi, farmokolojik ve tedavi edici kullanımlarıyla ilgili birçok araştırma yayınlanmıştır. İlk kapsamlı araştırma 1978'de Ghisalberti tarafından yayınlanmıştır. Günümüzde propolisin kimyası ve biyolojik aktivitesiyle ilgili oldukça fazla çalışma yapılmıştır. Fakat propolisin tedavide uygulanmasıyla ilgili çeşitli zorluklar vardır. Bu konuda problemlerin olmasının başlıca nedeni toplandığı yörenin bitki örtüsüne ve mevsimine bağlı olarak propolisin kimyasal bileşiminin belirgin bir şekilde çeşitlilik göstermesidir. Çünkü farklı ekosistemlerde farklı bitkiler ve bu bitkilere ait salgılar propolis kaynağı olabilir. Bu nedenlerden dolayı propolisin standartlaşması henüz tam olarak gerçekleştirilememiştir.
    Günümüz dünyasında stres ve çevre kirliliği gibi insan sağlığını tehdit eden olayların giderek artıyor olması insanlar üzerinde çevre koşullarının olumsuz etkisini daha sık gösterir hale getirmiştir. Yaşam şartlarının bu olumsuz etkilerine karşın propolis, vücut direncini arttırma, antibiyotik etki gösterme ve en önemlisi doğal bir ürün olma özelliklerinden dolayı birçok ülkede çeşitli amaçlara yönelik olarak çalışılmaktadır. Yurtdışında ki birçok ülkede propolis kullanılarak çok çeşitli ticari ürünler üretilmektedir. Şekil 2'de propolisten yapılmış ürünlere ait bir stand görülmektedir.
    Şekil 2. Propolis kullanılarak elde edilen ürünler
    Literatürden elde edilen bilgilere göre propolis ticari olarak ilk kez 1950'lerde kullanılmıştır. Propolise ait 1984 yılı kayıtları; 55 tonu Çin'den, daha küçük miktarlarda Arjantin, Kanada, Şili ve Uruguay'dan ve miktarları bilinmeyen en az 11 diğer ülkeden propolis ihracatını içermektedir.
    Propolisin Tanımı
    Bitkilerin büyük bir bölümü, yapraklarını, çiçeklerini ve meyvelerini, antimikrobik çürümeye karşı ürettikleri, su geçirmez ve ısı yalıtımı özellikleri olan reçinemsi maddelerle korurlar. Bal arıları bu reçinemsi maddeleri ağaçların gövdelerindeki çatlaklardan, tomurcuklardan ve yapraklardan toplarlar. Arıların çiğneyip, ağız sindirim enzimlerini ekleyerek ve kısmen de sindirerek, balmumu ile karıştırdıkları yapışkan madde, kovanda çeşitli amaçlar için kullanılır. Diğer bir deyişle propolis bal arılarının; canlı bitkilerden topladığı, balmumu ile karıştırdığı ve larva gözlerine yumurta bırakılmadan önce cilalamada ve kovan içi açıklıkların kapatılmasında kullandıkları yapışkan, koyu renkli bir maddedir.
    Propolisin Fiziksel Özellikleri
    Propolis, rengi sarıdan koyu kahverengiye bazende yeşile çalar. Şekil 3'de kovandan toplanmış, kahverenginde ham propolis verilmiştir. Propolisin rengi toplandığı bölgeleye ve mevsime göre farklılık göstermektedir. Örneğin ılıman iklime sahip ülkelere ait örnekler aşağı yukarı belirgin bir kahverengine sahipken, tropik iklime sahip ülkelerde ve Avustralya'da propolisin rengi siyahtır. Finlandiya propolisi turuncu, Küba propolisi ise koyu menekşe renktedir. Propolisin botanik kökeninin değişiklik göstermesine bağlı olarak renginde farklılıkların gözlenmesi doğaldır.


    Şekil 3. Kovandan toplanmış kahverenkli ham propolis

    Propolis kovandan alındığı zaman yapışkan ve kendine özgü keskin bir kokusu vardır. Avrupa propolisi genellikle hoş ve hafif bir kokuya sahiptir. Yandığında, içeriğinde bulunan aromatik maddelerin neden olduğu hoş bir koku çıkarır. Gürcistan propolisinin kokusu, genelde diğer bölgeler ve Rusya bölgesine ait propolisin kokusuna benzer. Litvanya propolisi ise çok güçlü tarçın kokusuna sahiptir. Tad olarak ta hepsi ekşi ve keskin bir tada sahiptirler.
    Ortam soğuk olduğunda balmumu gibi sert, ısıtılınca reçinemsi ve yapışkan olan propolise, bu özelliğinden dolayı arı yapışkanı da denir. Propolis 15-25ºC arasında mum kıvamında elastik bir yapı gösterir. Yüksek sıcaklıklarda (30-40ºC) yumuşayıp yapışkan bir durum almaktadır. 80ºC de ise kısmen erimektedir. Propolis derin dondurucuya konulduğu zaman hemen katılaşır, istenirse bir öğütücü yardımı ile toz haline getirilebilir.
    Propolisin Kimyasal Özellikleri
    Propolisin kimyasal içeriği çok karmaşıktır ve toplandığı bölgenin florasına bağlı olarak çeşitlilik göstermektedir. Farklı ekosistemlerde yetişen bitkilerin türlerine ve yoğunluğuna bağlı olarak, bu bölgelerden elde edilen propolisin kimyasal içeriği çeşitlilik göstermektedir. Propolisin içeriği yerel floraya ek olarak çiçeklenme, iklim koşulları, tomurcuktaki reçine miktarı, toplanma zamanı, balmumu, polen ve arı tarafından salgılanan madde içeriğine bağlı olarak da farklılaşır. Arı türü ve arı ırkı da propolisin içeriğini etkileyen etmenler arasındadır. Tablo 1'de propolisin genel yapısı ve bileşenlerin oranları verilmektedir.
    Tablo 1. Propolisin genel yapısı
    PROPOLİSİN KISIMLARI ORAN (%)
    Bitkisel Mumlar 30
    Esansiyal Yağlar 10
    Organik Bileşikler ve Mineral Maddeler 5
    Polen 5
    Reçine ve Zamksı Maddeler 50
    Münstedt ve Zygmunt (2001)' un bildirdiğine göre propolisin genel bileşiminde %50 reçine, %30 balmumu, %10 essensiyal ve aromatik yağlar, %5 polen ve %5 organik kalıntılar vardır.
    Propolisin temel kimyasal içeriğinde ise, flavonoidler, fenolikler ve çeşitli aromatik bileşikler bulunmaktadır. Bu bileşikler suda ve hidrokarbon çözücülerde zayıf çözünürken alkolde iyi çözünürler. Propolisin genelde kullanılan çözücüleri ise alkol, aseton, amonyak, benzen, kloroform ve eterdir.
    Farklı propolis örnekleriyle yapılan çalışmalar sonucunda propolisin bileşiminde 300' den fazla madde belirlenmiştir. Tablo 2'da bu maddelerden bazıları örnek olarak verilmiştir.
    Tablo 2. Propolisin kimyasal içeriği
    Gruplar Tanımlanan Bileşik Sayısı
    Flavonoidler 38
    Hidroksiflavonlar 27
    Hidroksiflavononlar 11
    Kalkonlar 2
    Benzoik asit ve türevleri 12
    Asitler 8
    Esterler 4
    Bezaldehit türevleri 2
    Sinamil alkol, Sinamik asit ve türevleri 14
    Diğer asit ve türevleri 8
    Alkoller, Ketonlar, Fenoller ve Heteroaromatik bileşikler 12
    Terpen ve Sekuterpen alkol ve türevleri 7
    Sekuterpen ve triterpen hidrokarbonlar 11
    Alifatik hidrokarbonlar 6
    Mineraller 22
    Steroller ve steroid hidrokarbonlar 6
    Şekerler 7
    Aminoasitler 24
    İzole edilen bileşenlerin hemen hemen en büyük grubu flavonoid pigmentleridir. Flavonoidler, bitki dünyasında çok yaygındır. Flavanoidler, insanlar tarafından sentezlenemeyen bitki fitokimyasalları olup insan sağlığına pozitif etkilerinin olduğu düşünülmektedir. Propolisin diğer bileşenleri ise kafeik asit ve esterleri, aldehidler, aromatik esterler, terpenler, lignanlar ve fenolik bileşiklerdir. Biyolojik aktiviteye sahip bu maddelerden en fazla etki flavanoidlerde görülür. Bal arıları tarafından bitkilerden toplanan salgılar arı tarafından salgılanan bazı enzimlerle karışarak içeriğini iyice zenginleştirir. Bütün bu maddeler propolisin çok fonksiyonlu bir madde olmasını sağlar.
    Propoliste bulunan şekerler (ksiloz, galaktoz, mannoz, laktoz, maltoz, melibiyoz, eritritol, ksilitol, inositol), mineraller (Ca, Mg, K, Na, Fe, Zn, Cu) ve uçucu bileşenler de propolisin içeriğinin zenginleşmesinin diğer etkenleridir. Uçucu bileşenler propoliste düşük konsantrasyonlarda bulunur. Fakat aromaları ve biyolojik aktiviteleri propolisin karakterize edilmesinde önemli rol oynar. Propolisin kimyasal içeriği propolisin bitki kaynağı ile ilgili bilgi verebilir. Propoliste bulunabilen kirletici maddeler ise ağır metaller (kurşun), endüstriyel kirleticiler, pestisitler (endrin, dieldrin, aldrin, BHC, DDT, malation), PCB (paraklor-benzen), Arsenik (As), ve n-Hekzan'dır.
    Temel propolis kaynağı bitkilerden biri olan Populus spp. (Kavak) salgıları incelendiğinde şu sonuçlar alınmıştır: Populus nigra propolisinden izole edilen maddeler; pinosembrin, pinobanksin, krisin, galangin, kafeik asit ve ferulik asit prenyl esteri iken, Populus tremula propolisinden izole edilen maddeler; fenolik gliseritler: dicumaroyl acetyl glycerol, diferuloyl acetyl glycerol, feruloyl coumaroyl acetyl glycerol, caffeoyl coumaroyl acetyl glycerol dir.
    Tomas-Barberan et al., (1993) Venezuella propolisini çalışmış ve örneklerden polyprenylated benzofenonları izole etmişlerdir. Bu bileşenler bazı Clusia türlerinin çiçeklerinden sızan reçineden kaynaklanmaktadır. Kromatografik kıyaslamaya dayalı olarak Clusia major ve Clusia minör (Guttiferae) 'ün bu bölgelerde propolis kaynağı bitkiler olduklarını belirtmişlerdir.
    Propolisin kimyasal içeriği propolisin bitkisel kökenine göre değişmektedir. Kuzey Amerika ve Asya' nın tropik olmayan bölgelerinde ve Avrupa'da arılar en çok Populustürlerinden propolis toplamaktadırlar ve Populus türlerine ait salgıların tipik fenolik bileşikleri; flavanonlar, kafeik asit ve ferülik asit esterleri'dir. Sonoran Çölü, Tunus ve Mısır bölgelerine ait bitkilerde çeşitlilik gözlenmekte ve buna bağlı olarak da propoliste yeni bileşenler saptanabilmektedir.
    Propolisin kimyasal analizi ile ilgili olarak Velikova et al. (2000), tarafından yapılan bir çalışmada, Cezayir ve Türkiye propolisleri incelenmiş ve analizler sonunda diterpenik asitler bulunmuştur. O zamana kadar diterpenik asitler sadece Brezilya propolisinde bulunmuştur. Cezayir gibi Populus'un her zaman bulunmadığı bölgelerde arılar propolis toplamak için diğer bitki kaynaklarını kullanmaktadır. Ancak bu durum propolisin antibakteriyel özelliğini etkilememektedir.
    Garcia-Viguera (1992) İspanya'nın iki farklı bölgesinden toplanan propolis örneklerini GC-MS ile analiz etmiş, analiz edilen örneklerde yüksek seviyede kafeik asit, ferulik asit ve onların türevleri ile düşük seviyede sinamik asit, kumarik asit ve onların esterlerini bulmuştur. Bunlar Populus nigra tomurcuk salgısının tipik bileşikleridir.
    Propolis içeriğindeki farklılıklar ve propolis kalite kontrolüne ait mevcut kimyasal metotların çok yeterli olmamasından dolayı kalitesinin belirlenmesi zorlaşmaktadır. Bitki kaynağına göre propolisin tipinin kimyasal analizlerle belirlenmesi, kalite kontrolünde ilk basamak olmalıdır.
    Propolisin Organik Madde İçeriği
    Karmaşık bir kimyasal yapıya sahip olan propolisi bileşiklerine ayırmak oldukça güçtür. Son yıllarda sıvı ve gaz kromatografisi teknikleri kullanılarak propolis içerisinde yer alan organik bileşikler ve iz elementler belirlenmiştir. Ancak propolisten izole edilen bu çok sayıdaki bileşikler, propolisin çok az bir kısmını temsil etmektedir. Propolisin organik çözücülerde çözünen bu çok küçük kısmı dışındaki büyük bir bölümü suda ya da organik çözücülerde çözünemez.Propolis zengin kimyasal yapısı ile birçok ilacın aktif maddesi olan flavonoidleri, antioksidanları, biyolojik aktiviteye sahip maddeleri, antibiyotik, antimikotik, antiviral etkili maddeleri bünyesinde bulundurmaktadır.
    Propolisin İnorganik Madde İçeriği
    Propoliste bulunan inorganik maddeler Sodyum (Na), Potasyum (K), Magnezyum (Mg), Kalsiyum (Ca), Baryum (Ba), Bor (Bo) (eser), Stronsiyum (Sr), Çinko (Zn), Kadmiyum (Cd), Aliminyum (Al), Silisyum (Si), Selenyum (Se) (eser), Demir (Fe), Nikel (Ni), Krom (Cr), Mangan (Mn), Titanyum (Ti), Gümüş (Ag), Kobalt (Co), Vanadyum (V) şeklindedir.
    Propolisin inorganik maddeleri üzerine yapılan son zamanlardaki çalışmalarda Makedonya örneklerinde Ca, Mg, K, Na, Fe ve Zn tespit edilmiştir. Küba örneklerinde Fe, Mn, Zn ve Cu tespit edilmiştir. Her iki çalışmada atomik absorbsiyon spektroskopisi kullanılarak yapılmıştır.
    Tablo 3'de propoliste bulunan bazı kimyasal bileşenler ve genel etkileri verilmiştir.
    Tablo 3. Propoliste bulunan bazı kimyasal bileşenler ve genel etkileri
    MADDE GENEL ETKİLERİ
    Krisin Tümor sitotoksititesi (Hladon et al., 1987)
    Anti Heliobacter pylori (Stangaciu, 1998)
    Apigenin Gastrik ülserin tedavisi (Dadant, 1992)
    Asasetin Antiinflamatör (Bankova et al.,1983)
    Kuersetin Antiviral (König, 1985)
    Kapillerin güçlenmesi (Schmidt, 1996; Stangaciu, 1998)
    Antitümör (Stangaciu, 1998)
    Spazm giderici (Dadant, 1992)
    Kaempferid Spazm giderici (Dadant, 1992)
    Galangin Bakteriostatik (Pepeljnjak, 1982)
    Antibakteriyel (Metzner et al., 1979)
    Antimikotik (Metzner et al., 1979)
    Anti Heliobacter pylori (Stangaciu, 1998)
    Pinosembrin Bakteriostatik (Stangaciu, 1998)
    Anti-Candida (Paintz and Metzner, 1979)
    Anti Heliobacter pylori (Stangaciu, 1998)
    Lokal anestezik (Schmidt, 1996)
    Pinobanksin Antimikotik (Metzner et al., 1979)
    Pinostrobin Lokal anestezik (Paintz and Metzner, 1979; Schmidt, 1996)
    Luteolin Antiviral (König, 1985)
    Gastrik ülserin iyileşmesi (Dadant, 1992)
    Artepillin C Antitümör (Matsuno et al., 1997)
    Ferulik asit Antibakteriyel (Stangaciu, 1998)
    Kollajenik etki (Stangaciu, 1998)
    Antioksidan etki (Bankova, 2000)
    Benzoik asit Bakteriostatik, bakterisit (Janes and Bumba, 1978)
    Antiseptik (Stangaciu, 1998)
    Sinamik asit Anti-Staphylococcus aureus (Stangaciu, 1998)
    Sinamik asit ve esterleri Antifungal (Stangaciu, 1998)
    Antibakteriyel (Stangaciu, 1998)
    Kafeik asit Antiviral (König, 1985; Schmidt, 1996)
    Antibakteriyel (Schmidt, 1996; Stangaciu, 1998)
    Antiinflamatör (Bankova et al., 1983)
    Antioksidan etki (Bankova, 2000)
    Klerodan diterpenoidler Antitümör (Matsuno, 1995)
    Kafeik asit türevleri Lokal anestezik (Paintz and Metzner, 1979)
    Kafeik asit phenethyl ester Antitümör (Matsuno et al., 1997a)
    Herpes virüsüne karşı (Stangaciu, 1998)
    Prenyl caffeate Potansiyel kontak alerjen (Stangaciu, 1998)
    Uçucu bileşenler (Eterik yağlar) Antimikrobiyal (Stangaciu, 1998)
    Bisabolol Antiinflamatör (Stangaciu, 1998)
    Arjinin (aminoasit) Mitozu stimule eder protein biyosentezini arttırır (Stangaciu, 1998)
    Prolin (aminoasit) Kollajen ve elastinin (bağ dokunun matriksindeki iki bileşen) oluşumunu destekler (Stangaciu, 1998)
    Bakır Endarteritis, deri hastalıkları (Stangaciu, 1998)
    Propolisin Bitkisel Kaynakları
    Propolis arılar tarafından çeşitli ağaç ve çalılardan toplanan salgıdır. Propolis kaynağı olan başlıca bitki türleri; Acer spp.(Akçaağaç), Corylus spp. (Fındık), Quercus spp.(Meşe), Alnus spp. (Kızılağaç), Prunus spp. (Erik), Ulmus spp.(Karaağaç), Salix spp.(Söğüt), Aesculus hippocastanum (At kestanesi)(Şekil 4), Pinus spp. (Çam), Eucalyptus spp. (Ökaliptus), Castanea spp.(Kestane), Betula spp. (Huş), Populus spp. (Kavak) , Tilia spp.(Ihlamur) ve Fraxinus spp. (Dişbudak)' dır.


    Şekil 4. Aesculus spp.'ye ait bir tomurcuk
    Kimyasal kanıtlara dayalı propolis analizlerine ait ilk bildiriler 1970'li yıllarda yayınlanmıştır. Lavie (Fransa) ve Popravko (Rusya) propolisin flavonoid içeriğini analiz etmiş ve bunu kavak (Şekil 5) ve huş tomurcuklarından topladığı salgılarla karşılaştırmışlardır.



    Şekil 5. Populus spp.' ye ait bir tomurcuk
    Bankova et al. (1999), Brezilya propolisini ve bölgeye ait propolis kaynağı olabilecek bazı bitki salgılarını GC-MS ile analiz etmiş ve sonuçları karşılaştırmışlardır. Analizler sonucunda Brezilya propolisinin Baccharis drancunculifolia bitkisinden toplandığı bildirilmiştir.
    Tablo 4. Propolisin bölgelere göre bitkisel orijini
    Coğrafik Bölge Bitkisel Orijin Referans
    Arnavutluk Pinus nigra Bankova et al, 1995
    Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'yı içeren ılıman kuşak Populus spp. Bankova et al., 2000
    Avusturalya Xanthorrhoea spp. Ghisalberti, 1979
    Brezilya Araucaria spp.
    Baccharis spp.
    Bankova et al., 1996b; Banskota et al., 1998; Marcucci et al., 1998
    Bulgaristan Pinus nigra
    Pinus italica
    Bankova et al., 1983; Marcucci, 1995
    Bulgaristan Populus tremula Marcucci, 1995
    Ekvatoral bölgeler Clusia spp.
    Delchampia spp.
    Bankova et al., 1995; Marcucci, 1995
    Kuzey Ilıman Kuşak Populus spp., Betula spp., Acer spp.
    Aesculus hippocastanum
    Ghisalberti, 1979
    Macaristan Betula spp., Populus spp., Pinus spp., Prunus spp., Acacia spp.,
    Aesculus hippocastanum
    Marcucci, 1995
    Moğolistan Populus suaveolens Bankova et al,1994
    Polonya Betula spp., Alnus spp. Marcucci, 1995
    Rusya Betula verrucosa Bankova et al., 2000
    Sonoran Çölü Ambrossia deltoidea Bankova et al., 2000
    Tunus Cistus spp. Bankova et al., 2000
    U.S.A. Populus tremont. Marcucci, 1995
    U.S.A.(Havai) Plumeria acuminata, Plumeria acutifolia Marcucci, 1995
    United Kingdom Plumeria euramericana Marcucci, 1995
    Venezuella Clusia minör Marcucci, 1995
    Yeni Zellanda Populus spp. Bankova et al., 2000
    Bitkisel Kaynakların Saptanmasının Önemi
    Bitkisel orijininin bilinmesi, propolisin kimyasal olarak standartlaştırılması için önemlidir. Örneğin Populus çeşidi propolisten bahsedildiğinde şu açıktır ki propolis flavanoid aglycons hidroksisinnamik asit'ler ve esterleri içermektedir.
    Bitkisel Kaynakların Saptanmasında Polen Analizinin Önemi
    Propolisin özelliklerinin coğrafi düzeyde belirlenmesi palinolojik analizler (polen analizleri) sayesinde gerçekleşebilmektedir.
    Propolis polence zengin olup, propoliste bulunan polenin kökeni hakkında aşağıdaki hipotezler ileri sürülebilir:

    • Propolisin orijini atmosferik polenlerle kontamine olmuş bitkilerdir.
    • Propolis arıların vücuduna bulaşmış polenlerle kirlenmiş olabilir.
    • Arı kovanında arılarca toplanan polen propolisi kirletebilir.
    • Atmosferik polenlerin çok küçük bir yüzdesi arı kovanına girip propolisi kirletebilir.

    Gerçekte tüm örnekler düşük yüzdelerde anemofil polene sahiptir ve de önemli ölçüde entomofil polen vardır.
    Propolisin bitkisel orijini König (1985) ve Crane (1990) tarafından ele alınmıştır. König (1985) Avrupa, Güney Amerika, Batı Asya ve Kuzey Amerika'da Populus spp. tomurcuk salgılarının, propolisin kaynağı olduğunu belirtmiştir. Avrupa'da propolis kaynağı olarak ikinci dereceden önemli ağaçlar ise Betula spp., Quercus spp., Alnus spp., Salix spp. ve Corylus spp. olarak belirtilmiştir.
    Propolisin çözünmeyen kısmında Lupinus spp., Robinia spp. ve Onobrychis sativa polenlerini bulan Jungkunz (1932), propoliste polen varlığını rapor etmiştir.
    D'Albore (1979) beş kıtaya ait farklı ülkelerden propolis örneklerini inceleyerek propolisin coğrafik orijinini belirlemeye çalışmıştır. Analiz sonuçları Tablo 9'da verilmiştir. Bunun için asidik maddelerle muameleyi içeren Erdtman'ın asetoliz metodunu uygulamıştır. Asetolize maruz kalan polen taneleri boş ve konkav bir yapı alır. Sadece ekzin zarar görmez. Çünkü ekzin içeriğinde bulunan sporopoleninden dolayı asite dayanıklıdır. Asetolize maruz kalan polen tanelerinin yüzey ornemantasyonu da korunur. D'Albore bu çalışmasında propolis örneklerinde bitki polenlerini tanımlamıştır. Propolisteki polenin çevredeki bitki örtüsünden türevlendiğini düşünmüştür. Polenler kovana atmosferden veya bedeni ve bacakları polenle kaplı arılar tarafından getirilebilir. Bu şekilde kovana taşınan polenler propolis ile karışabilir.Tablo 5. D' Albore'nin incelediği 56 propolis örneğinin analiz sonuçları
    Ülke Adı Propolise Orijin Oluşturan Bitkiler
    Almanya Heracleum spp.
    Arjantin Casuarina spp.
    Avusturalya Banksia spp., Hakea spp., Eucalptus spp.
    Brezilya Mimosa scabrella, Palmae spp., Roupala spp., Ilex spp., Lythrea spp.
    Fas Eucalyptus spp., Daphne spp.
    Finlandiya Trifolium repens, Vicia spp.
    Fransa Cistus spp., Thymus spp., Rosmarinus spp., Lavandula spp., Calystegia spp., Erica cinerea, Calluna vulgaris
    İskoçya Calluna spp., Epilobium spp., Erica cinerea, Salix spp.
    İsrail Citrus spp.
    İsviçre Picea spp., Rubus spp., Acer spp., Tilia spp., Astrantia spp., Campanula spp., Viola spp.
    İtalya Trifolium pratense,, Onobrychis spp., Erica arborea, Olea spp., Vitis spp., Quercus spp., Hedysarum spp.
    Japonya Astragalus sinicus
    Kanada Campose spp.
    Kenya Vigna spp., Acanthus spp., Datura spp., Ocinum spp., Croton spp.
    Küba Roystonea spp., Ipomoea spp., Bursera spp., Combretum spp.
    Peru Mimosa scabrella, Ilex spp., Roupala spp., Casuarina spp.
    Tanzanya Acantaceae , Combretaceae, Anacardium spp., Eucalyptus spp.
    Zambiya Nyctocale spp., Dombeya spp.
    Propolise ait standart ancak palinolojik ve kimyasal analizlerin bir arada yapılması ile gerçekleşebilir. Tablo 6'da bazı coğrafik bölgelere ait hem palinolojik analizler hem de kimyasal analizler sonucu elde edilen karakteristik özellikler verilmiştir.

    Tablo 6. Farklı coğrafik bölge propolislerinin karakteristik özellikleri
    Coğrafik Orijin Bitki Kaynağı Asıl Bileşenler Etkileri
    Avrupa, Asya,
    Kuzey Amerika
    Populus spp. (Bankova et al., 1992; Garcia-Viguera et al., 1993) Pinosembrin, Antifungal, Antibakteriyel
    (Metzner et al., 1979)
    Pinobanksin Antibakteriyel
    (Metzner et al., 1979)
    Pinobanksin-3-asetat Antimikotik
    (Stangaciu, 1998)
    Krisin Antitümör
    (Hladon et al., 1987)
    Galangin, Antibakteriyel (Pepeljank,1982)
    Kuzey Rusya Betula verrucosa(Popravko et al.,1982) Asasetin Antitümör
    (Bankova et al.,1983)
    Apigenin Gastrik ülserin iyileşmesi (Dadant,1992)
    Brezilya Baccharis spp. (Bankova et al., 1996a), Araucariaspp.(Banskota et al., 1998; Marcucci, 1998) Prenylated-p-koumarik asitler Antibakteriyel
    (Stangaciu, 1998)
    Diterpenik asitler Antitümör
    (Matsuno et al.,1997a)
    3,5-diprenyl-p-koumarik asit Antibakteriyel
    (Stangaciu,1998); sitotoksik aktivite (Kimoto et al., 1998)
    3,4-dicaffeoylquinic asit ve metil esteri Karaciğer koruyucu
    Basnet et al., 1997)
    Kanarya Adaları bilinmiyor Furofuran lignanlar Antibakteriyel
    (Christov et al., 1998)
    Propolisin Arılar İçin Önemi
    Bal arıları koloni halinde yaşamlarını sürdürürler. Bu nedenle kovan içi koşullarının sağlıklı olması için sıcaklığın 34°C civarında olması ve nemin %40–65 arasında bulunması (kovan sağlığı için) çok önemlidir. Bu koşulların sağlanamaması durumunda ise kovanda virüs, bakteri ve fungus gibi çeşitli mikroorganizmalar üreyebilmekte ve çeşitli arı hastalıklarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Arıların bireysel vücut ve kovan içi temizleme davranışı, kovan nemini ve sıcaklığını düzenlemeleri, ana arıya özen göstermeleri, kovan içi yaşamlarını sağlıklı ve hastalıklara karşı dayanıklı bir duruma getirmeleri, koloni yaşamında çok önemlidir.
    Arılar kovanda propolisin mekanik ve biyolojik etkisinden faydalanır. Propolisin kovan içindeki asıl rolü arıları hastalıklara karşı korumaktır.
    Sağlıklı bir koloni yaşamında arıların doğadan topladıkları ve değişime uğrattıkları propolisin büyük önemi bulunmaktadır. Propolis arılar tarafından kovan içerisinde çok amaçlı kullanılmaktadır. Arılar kovanlarını kış mevsiminde soğuk havadan, rüzgarın olumsuz etkilerinden korumak, kovan giriş deliğini daraltmak, kovan girişinden gelebilecek tehlikelere karşı koloniyi savunmak, kovan içinde taşıyamayacakları büyüklükte ölen canlıların çürümesini, kokuşmasını, ve çeşitli mikropların (virüsler, bakteriler ve funguslar) üremesini engellemek amacıyla propolisi kullanırlar. Propolis, petek gözlerinin temizliğinde, ana arının bıraktığı yumurtanın steril bir ortamda gelişmesinde ve yavrunun korunmasında etkili olmaktadır. Propolis arılar tarafından kovan sınırlarının şekillendirilmesinde, petek kenarlarının sertleştirilip onarılmasında, çerçeve bağlantılarının sağlamlaştırılmasında, çerçevelerin kovan içinde sabitleştirilmesinde, yarık ve çatlakların kapatılmasında ve peteklerin dezenfekte edilmesinde de kullanılır ve bu amaçlı kullanımlar için toplanır. Kovan içinde mikroorganizmanın atmosferden çok daha az oranda bulunmasının nedeni kovanda propolisin bulunmasıdır.
    Kovanın iç duvarları propolisle sıvandığında kayganlaşır ve arıların kovana girmeye çalışan karıncaları püskürtmeleri kolaylaşır. Kovan içine girip orada ölen çeşitli böceklerin veya kovandan çıkarılamayan diğer parçacıkların üzerleri propolisle kaplanır, böylelikle bunların kovana zarar vermeleri engellenir. Kovan içindeki rutubeti belli düzeyde tutar ve şiddetli yağışlardan sonra görülecek aşırı rutubetten kovanı korur. Çerşitli spor ve benzerlerinin gelişimini engelleyerek, kovanın hijyen kalmasını sağlar.
    Bal Arılarının Propolis Toplama Davranışları
    Propolis toplanması bal arılarını uğraştıran en zor işlerden biridir. Arılar propolisi genellikle ağaçların üst kısımlarından toplama eğiliminde olduklarından, bu davranışlarını gözlemlemek oldukça zordur.
    Arılar propolisi, bitkilerin özellikle tomurcuk ve sürgünlerinden üst çeneleri ile toplarlar. Arı, propolisi toplamayı kararlaştırdığı bitkinin tomurcuklu kısmına konar. Arka ayakları ve üst çenesini kullanarak bir miktar zamksı sızıntıyı kopartır. Bu parça ağızda nemlendirilip yumuşatılır ve burada bazı enzimler eklenerek pelet haline getirilir. Pelet, ön ve orta bacakların yardımı ile arka bacaklardaki polen sepetçiğinde paketlenir. Arı polen sepetçiği yeteri kadar propolis ile doldurulduğunda kovana döner.
    Arılar, propolis olarak değerlendirdikleri boya, zift, madeni yağ, cam macunu gibi maddeleri propolis yerine kovana taşıyabilir. Örneğin Avustralya'da tarım makinelerine yapılan emaye mineralin kurumadan önce arılar tarafından kazındığı ve kovana taşındığı bildirilmiştir. Ülkemizde de arıcılar, arıların cam macunlarını, asfalt yollardaki ziftleri topladığını bildirmişlerdir. Bu tür maddelerin gittikçe artan oranda propolis yerine toplanması, propolisin ilaç amaçlı kullanımını sınırlamakta ve propolisin kalitesini düşürmektedir.
    Propolisin İnsanlar İçin Önemi
    Propolis; antibakteriyel, antifungal, antiviral, antiinflammatuar, antiülser, lokal anestezik, karaciğer koruyucu, antitümör, immünostimülatör özellikler gibi çok sayıda biyolojik aktiviteye sahiptir. Bu nedenlerden dolayı apiterapide ve halk arasında popüler bir doğal besin olarak kullanılmaktadır.
    Propolisin Biyolojik Aktiviteleri
    Literatüre göre flavonoidler, aromatik asitler, diterpenik asitler ve fenolik bileşikler propolis örneklerinin biyolojik aktivitelerinden sorumlu temel bileşikleridir. Propolisin etanol ekstraktının antibakteriyel, antifungal, antiviral, iltihap önleyici, lokal anestezik, antioksidan, karaciğer koruyucu, immün sistem düzenleyici ve sitotoksik gibi aktiviteleri kanıtlanmıştır.
    Propolisin bazı bileşenlerinin hücresel zehir ve kimyasal koruma etkileri olduğu yönünde de kanıtlar vardır. Bu bileşenlerden en bilineni Artepillin C, klerodan diterpenoidler ve benzofuranlardır.
    İçeriğinde kafeik asit fenil esteri (CAPE) bulunan propolis hücre büyümesinin durmasına ve ölmesine neden olabilmektedir. Propolis bileşenleri kanserli dokuda yüksek bir hücresel zehir etkisi gösterirken, sağlıklı dokuda etki göstermemiştir.
    Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar CAPE, artepillin C ve klerodan diterpenoid'in göğüs, deri, böbrek ve kolon kanserinden koruduğunu göstermiştir.
    Propolisin su ve etanol ekstraktlarıyla in vitro koşullarda yapılan deneylerde karaciğer hücrelerinin (hepatositler) propolis ekstraktı içerisinde, etanol, karbon tetraklorid, galaktosamin ve allil alkol gibi zehirli maddelere karşı korunabildiğini göstermiştir. Özellikle propolisin su ekstraktından elde edilen dicaffeoyl quinic asidin çok önemli bir koruyucu olduğu bulunmuştur.
    Propoliste bulunan bazı bileşenler, C vitamini ve E vitamini gibi antioksidanlardan daha etkili olabilir. Antioksidan etki; serbest radikal atıkların toplanmasıdır ki bunlar azaltılan glutahione seviyesinin hücre içinde oldukça önemli olduğunu göstermektedir, bir başka hipoteze göre propolisin bazı bileşenleri, dolaşımdaki kan tarafından emilerek, C vitamini gibi davranmaktadır.
    Propolisin virüslere karşı olan etkisi, çok uzun yıllardan beri bilinmekte olup, içeriğinde kafeik asit fenil ester grubunu içeren propolis örneklerinin virüslere karşı etkin olduğu gösterilmiştir. Ayrıca propolisin Adenovirüsler ve Influenza virüslere karşı etkili olduğu saptanmıştır. Son zamanlarda yapılan bazı çalışmalarda AIDS'in nedeni olan HIV virüsüne karşı da etkileri gözlenmiştir.
    Propolisin, yaraların iyileşmesindeki olumlu etkisi ile anti-bakteriyel özelliği arasında korelasyon vardır. Propolisin çeşitli tipteki bakteriler ve mantarlar üzerinde bakteri ve mantarın bölünmesini durdurucu etkileri olduğu gösterilmiştir.
    Propolisin, virüslere karşı etkisi, bitki kaynağı değişse de farklılık göstermemesine rağmen, bakterilere olan etkisi propolisin bitki kaynağına göre değişiklik göstermektedir.

    Tablo 7. Propolisin biyolojik aktiviteleri ve etken maddeleri
    Biyolojik Aktivitesi Etken Madde
    Antibakteriyel Pinosembrin (Stangaciu, 1998)
    Pinobanksin (Metzner et al., 1979)
    İsalpinin (Stangaciu, 1998)
    Galangin (Pepeljank, 1982)
    Ferülik asit (Stangaciu, 1998)
    Kafeik asit (Stangaciu, 1998)
    Antimikotik Aromatik asit ve esterleri (Stangaciu, 1998)
    Kaempferol-7,4'-dimetil eter (Stangaciu, 1998)
    Pinobanksin-3-aseat (Stangaciu, 1998)
    Pinosembrin (Metzner et al., 1979)
    Kafeik asit (Stangaciu, 1998)
    Sakuranetin (Stangaciu, 1998)
    Anticandida Pinosembrin (Metzner et al.,1979)
    Antiseptik Benzoik asit (Stangaciu, 1998)
    Antiviral Kafeik asit (König, 1985)
    Luteolin (König, 1985)
    Kuersetin(König, 1985)
    7-methoxykuersetin (Stangaciu, 1998)
    3.7-dimethoxykuersetin (Stangaciu, 1998)
    Antitümör Kafeik asit fenil ester (Su et al., 1995; Na et al., 2000)
    Asasetin (Bankova et al., 1983)
    Artepillin C (Matsuno et al., 1997a)
    Kuersetin (Matsuno, 1995)
    Krisin (Hladon et al., 1987)
    İnhibitör etki Kafeik asit esterleri (Stangaciu, 1998)
    Lokal anestezik Pinosembrin (Paintz and Metzner, 1979)
    Pinostrobin (Paintz and Metzner, 1979)
    Kafeik asit esterleri (Paintz and Metzner, 1979)
    Kapillerin güçlenmesi Kuersetin; Luteolin'in 3',4'-dimetil eteri (Dadant, 1992)
    Antiinflamatuar Kafeik asit (Bankova et al., 1983)
    Asasetin (Bankova et al., 1983)
    Bisabolol (Stangaciu, 1998)
    Flavonoidler (Stangaciu, 1998)
    Antioksidan Flavonoidler (Stangaciu, 1998)
    Antidiabetik Pterostilbene (Dadant, 1992)
    Gastrik ülserin iyileşmesi Luteolin (Dadant, 1992)
    Apigenin (Dadant, 1992)
    Pinosembrin (Stangaciu, 1998)
    Galangin (Stangaciu, 1998)
    Krisin (Stangaciu, 1998)
    Yara iyileştirici Fenolik asitler (Stangaciu, 1998)
    Flavonoidler (Stangaciu, 1998)

    Propolis Kullanılarak Yapılan Bazı Deneyler
    Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler polen ve propolisle birlikte yapılan beslenmenin, kilo almada ve demirin kullanılmasında olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Ayrıca polen ve propolis güçlendirici olarak da çok uygundur.
    Yapılan deneylerde propolisin diş minesinin mikrosertliğini arttırdığı gözlenmiştir. Köpeklerdeki kulak enfeksiyonları (Canine otitis externa) %7'lik propolis-castor yağıyla veya propolis-gliserol karışımıyla çok başarılı bir şekilde tedavi edilmiştir.
    Türkiye'deki son raporlara göre kemiricilerin (rodent) gözlerinde yapılan çalışmalarda göz yaralarına ve enfeksiyonlarına karşı propolis ekstraktının etkisi araştırılmıştır. Yapılan çalışmalar propolisin su ekstraktının kornea epiteli yaralarının iyileşmesini hızlandırdığını engellediğini göstermiştir.
    Propolisin Toplanması, İşlenmesi ve Depolanması
    Propolisin mumla, boyayla ve diğer parçalarla kontaminasyonundan kaçınılmalıdır. En temiz toplama metodunda kovanın üstüne yerleştirilen traplar kullanılır. Traplar esasen bölmeler veya kovan duvarındaki çatlaklara benzeyen küçük delikleri olan levhalardır. Arılar kovanlarını dış etkenlerden korumak için bu delikleri kapatmaya çalışır ve böylece trabı propolisle doldururlar. Traplar sayesinde fazla mum propolise karışmamaktadır ve hasat sırasında kontaminasyon meydana gelmemektedir. Trap hasadı daha hızlı ve daha fazla ürün alınabilen bir yöntemdir.
    Propolis üretimini arttırmak amacıyla havalar iyice soğuyuncaya kadar örtü tahtası yerine plastik, naylon veya metalden yapılan üzerinde arının geçemeyeceği genişlikte (3 mm) açıklıklar bulunan traplar kullanılmaktadır. Traplar kovanın üst kısmına monte edilir Trapların üzerinde bulunan açıklıklar 12–21 günlük işçi arılar tarafından propolis ile doldurulur
    Şekil 6. Kovanın üst kısmına yerleştirilmiş trap
    Propolis ile kaplanan trap kovandan alınarak derin dondurucuya konulur. Soğuktan sertleşen propolis kırılgan bir yapı kazanır ve iç kapağa uygulanan basit bir bükme hareketiyle traptan ayrılır.
    Şekil 7. Arılar tarafından propolis ile doldurulmuş trap
    Propolis Trap Tipleri
    Propolis trabıyla ilgili değişik ülkelerde değişik modeller geliştirilmiştir. Japonlar tarafından geliştirilen modelde kovanın üst yüzeyine göre hazırlanan ince plastik bir levhaya alternatif büyüklükte yuvarlaklar açılır. Haziran ayında kovana takılan trap Ekim ayında kovandan alınır. Dört ay içerisinde deliklerin propolis ile doldurulduğu görülür. Japonlar tarafından yaygın olarak kullanılan trap modelinde ise kovanın ballık katında bazı çıtalar açık bırakılır ve bu alanın propolis ile kaplanması sağlanır (Şekil 8).
    Şekil 8. Japonlar tarafından kullanılan propolis traplı kovan
    Almanlar'ın kullandığı trap modeli gözenekleri farklı büyüklükte olan tellerin üst üste getirilmesi ve bunun da kovan örtü tahtasının altına konması ile oluşturulur. Ancak bu modelin kullanışlı olmadığı bildirilmektedir.
    Propolisin Kalite Kontrolü
    Propoliste, çevresel kirleticiler, ilaçlar ve mumlar yüksek oranda birikebilmektedir. Bu yüzden propolis insanların kullanması için toplanacaksa kimyasal işlemlere maruz kalmamış kovanlardan toplanmalıdır.
    İyi bir propolis öncelikle tüm kontaminantlardan arınmış olmalıdır. Akarisitler birçok ülkede arı parazitlerini kontrol için kullanılmaktadır ve kalıntıları propoliste bulunabilmektedir. Ağır metaller de propoliste tehlikeli miktarlarda birikebilir. Böylece akarisitlerin ve ağır metallerin kontaminasyon seviyesi propolisin kalite kontrolünde önemli bir parametredir.
    Propolisin sadece toksinlerden arınmış olması yeterli değildir. Biyolojik aktivitesiyle ilgili maddelerin oranı, çözünmeyen kısımları, kül oranı kaydedilmelidir. Eğer propolis tıbbi amaçlı kullanılacaksa biyolojik aktiviteye sahip maddelerin yoğunluğunun bilinmesi zorunludur.
    İyi kalitede bir propolis toksik kontaminantlardan arınmış olmalıdır. Mum, çözünmeyen madde ve kül miktarı düşük oranlarda olmalıdır. Tanımlanan bitki kaynağının aktif bileşenleri tanımlanmalı ve yüzdesi yüksek olan bileşenler saptanmalıdır.
    Propolisle ilgili çalışmalardan en gereklisi propolisin standartlaştırılmasına yönelik olanlardır. Propolisin bölgeden bölgeye geniş bir spektrumda çeşitlilik göstermesi bu işi oldukça zorlaştırmaktadır. Ancak standardizasyonun olmaması da propolisin kullanımını sınırlamaktadır. Bu nedenle ülkeler kendi standartlarını oluşturmaya başlamıştır. Buna göre İngiltere ve Japonya'da oluşturulan standartlar Tablo 8 ve 9'da verilmiştir.

    Tablo 8. İngiltere'de kullanılan propolis standardı
    İncelenen Özellik Normal sayılan değer
    Mum içeriği Maksimum %5
    Toplam kül Maksimum % 10
    Kurutma Firesi Maksimum % 5
    Kurşun içeriği Maksimum 1mg/kg
    Arsenik içeriği Maksimum 1mg/kg
    Toplam flavonoid Minimum %3
    Pinosembrin olarak elde edilen dihidroflavonoid Minimum %3

    Tablo 9. Japonya'da kullanılan propolis standardı
    İncelenen Özellik Normal Sayılan Değer
    Ultra Viole Absorbansı Maksimum 280–300 mm ölçülmelidir
    Kuersetin Varlığı tespit edilmelidir
    Tarım Kimyasalları Kalıntısı
    Endrin, dieldrin, ve aldrin Bulunmamalıdır
    Benzen hegzaklorür (BHC) 0.2 ppm'den az olmalıdır
    Diklorodifenil trikloro etan (DDT) 0.2 ppm'den az olmalıdır
    Parathion 0.3 ppm'den az olmalıdır
    Malathion 0.3 ppm'den az olmalıdır
    Fenitrothionon 0.2 ppm'den az olmalıdır
    Paraklor benzen (PCB) Bulunmamalıdır
    Arsenik (As) 2 ppm'den az olmalıdır
    Kurşun (pb) 20 ppm'den az olmalıdır
    n-hekzan Bulunmamalıdır
    Diethylene glycol Bulunmamalıdır
    Tetrasiklin Bulunmamalıdır
    Türkiye'de ise Türk Standartları Enstütüsü (TSE–2003) tarafından bir propolis standartı oluşturulmuştur. Bu standarda göre olması gereken kimyasal özellikler Tablo 10'da verilmektedir.

    Tablo 10. Türkiye'de TSE tarafından hazırlanan propolis standartı
    Özellikler Değerler (%) (m/m)
    Fenolik asitler Bulunmalı
    Benzoik asit 0.6 – 12,0
    Flavonoidler
    Flavonlar Bulunmalı
    Flavonoller Bulunmalı
    Flavononlar Bulunmalı
    Diğerleri
    Glikoz 0.8 – 7,7
    Sakaroz 0.1 – 3,4
    Propolisin Yan Etkileri
    Propolisin çeşitli amaçlara yönelik (kozmetikde vb.) kullanımları, bazı alerjik olaylara sebep olmuştur. Propolis ve bileşenleri isoprenyl caffeate ile birlikte çok güçlü alerjiye yol açarlar. Propolisin alerjik aktivitesinin dışında herhangi bir yan etkisi henüz bildirilmemiştir.
    Propolisin Kullanım Alanları
    Propolisin çeşitli yararlı etkilere sahip olmasından dolayı kullanım alanı oldukça geniş olup propolis, tıpta, kozmetik sanayinde ve gıda sektöründe kullanılmaktadır. Bu nedenle de propolisin tablet, pastil, deri kremi, şampuan, ruj, diş macunu ve ağız spreyleri gibi ticari ürünleri hazırlanmıştır.

  3. #3
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.643

    Standart

    Propolis
    İnsanların dengeli ve sağlıklı beslenmesinde önemli bir yeri olan balın yanı sıra polen, arı sütü, propolis ve arı zehri gibi diğer arı ürünleri de günümüzde birçok amaç için kullanılmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalar ile en az bal kadar önemli bir diğer arı ürünü olan propolisin içeriği ve etkileri belirlenip kullanım alanının artırılması sağlanmıştır.
    Çok eski çağlarda keşfedilerek, doğal bir antibiyotik olarak kullanılan propolisin mikroorganizmalara karşı olan etkisi temel karakteri olup, ilaç özellikleri nedeniyle eski çağlardan beri insanlar tarafından kullanılmaktadır. Propolisin farmakolojik özellikleri Yunan ve Romalı fizikçiler Aristoteles, Dioscoroides, Pliny ve Galen tarafından tanımlanmıştır. Bu tanıma göre propolis yaraların tedavisinde ve ağız enfeksiyonunda bir antiseptik olarak kullanılabilmektedir. Propolisin bu özellikleri Orta Çağda Avrupa'da ve Arabistan' da kullanılmıştır. Inka'lar ise propolisi ateş düşürücü olarak kullanmışlardır. Propolis 17. yy. da Londra'da resmi ilaç olarak listelenmiştir ve yine bu yıllarda anti-bakteriyel aktivitelerinden dolayı Avrupa'da önem kazanmıştır.
    Propolis, insan sağlığı için alınması gereken 22 bileşeni içermesi açısından içinde bulunduğumuz yüzyılda keşfedilen, mükemmel doğal ürün özelliği ile de önem kazanmıştır.
    Propolis bütün bu özellikleri nedeniyle daha ileri düzeydeki araştırmalar için oldukça ilginç bir arı ürünüdür. Birçok ülkede, propolis çeşitli tıbbi sorunlara karşı kullanılmasına rağmen henüz cevap bulamamış bazı sorularıda içermektedir. Bu da propolisin modern tıpta kullanımını sınırlamaktadır.
    Propolisin farklı kullanım alanları bilim adamlarının dikkatini çekdikten sonra bu konuda çeşitli araştırmalar yapılmaya başlanmıştır. Bu ilgiye bağlı olarak propolisin ticari öneminde de artış ortaya çıkmıştır. Propolis veterinerlik ve insan sağlığıyla ilgili kullanımlarında büyük potansiyele sahip doğal bir üründür. Diğer taraftan tıbbi bitkilerden sağlanan ürünlerden farklı olarak içeriği olağanüstü çeşitlilik göstermektedir. Farklı ülkelerde toplanan propolis örneklerinin kimyasal içeriği oldukça çeşitlilik göstermektedir. Bu çeşitlilik propolisin tıbbi amaçlı kullanımında ve kalite kontrolünde ciddi sorun yaratmaktadır. Karşı karşıya gelinen en büyük sorun propolis orijininin bölgeden bölgeye çeşitlilik göstermesidir. Propolisin orijininin bilinmemesi ise standartlaşmada ciddi sorun yaratmaktadır.
    Günümüzde propolisin çeşitli kullanım şekilleri mevcut olup, saf ya da aloe jel ile polenle, ekstrakt olarak (hidroalkolik veya glikolik), ağız spreyi olarak (melissa, adaçayı ve/veya rosemary ile karıştırılarak), boğaz pastillerinde, kremler ve pudra şeklinde, gargara olarak üretilmekte ve içindeki balmumu alındıktan sonra kullanılmaktadır.
    Propolisin çok sayıda etkilerine rağmen, raporların çoğu ön çalışmalara dayanmaktadır. Çalışmaların çoğunluğu Doğu Avrupa ülkelerinde yürütülmektedir. Uygulamalı çalışma ve araştırmalar ağırlıklı olarak Çin'de yapılmaktadır. Ama bilgi sağlanılması dil engeli nedeniyle zordur. Daha detaylı çalışmalar özellikle bağırsaklar, cildiye ve dişle ilgili uygulamalar propolisin tıbbi kullanımda olası faydalarının belirlenmesini sağlayacaktır.
    Propolis üretimine ait güncel resmi kayıtlar mevcut olmamasına rağmen 1984 yılında dünya piyasasında yaklaşık olarak 200 ton propolis ticaretinin yapıldığı tahmin edilmektedir. En çok propolis üreten ülkeler arasında Çin, Brezilya, Amerika, Avusturalya ve Uruguay bulunmaktadır (Şekil 1). Japonya ise propolisin işlenmesinde ve tüketilmesinde önde gelmektedir.
    Şekil 1. Propolis üretiminin ülkelere göre dağılımı
    Propolisin sentetik olarak üretiminin olmaması, patent ve standart sorunu, eğitimsiz kişilerin arıcılık yapması; bal, polen ve arı sütünün sahip olduğu düzeyde bir pazarlama ağına sahip olmaması ve gelir kaynağı olarak arıcıları ve özel firmaları tatmin etmemesi gibi nedenler, propolis üretiminin yaygınlaşmasını önlemektedir.
    Türkiye'de, propolisin mikroskobik ve kimyasal analizleri çeşitli araştırmacılar tarafından yapılmış ve Türkiye propolisinin bitkisel kaynağının genelde Castanea sativa ve Populusspp. Olduğu bildirilmiştir. Ancak yapılan çalışmalar arasında bir yöreyi kapsayan detaylı çalışmalar yoktur. Dolayısıyla Türkiye propolislerini kapsayan standart oluşturulamamıştır.
    Türkiye propolisinin kimyasal içeriği ile ilgili bir çalışma Sorkun vd. (2001) tarafından yapılmıştır. Bu çalışmada Türkiye'nin farklı bölgelerinden (Bursa, Erzurum-Aşkale, Gümüşhane-Söğütagil ve Trabzon-Çağlayan) örnekler toplanmıştır ve GC-MS ile kimyasal analizleri yapılmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre, Trabzon ve Gümüşhane Bölgelerinden alınan propolis örneklerinde benzer kimyasal içerik gözlenirken, Erzurum örneği farklı bir yapı göstermiştir. Bursa yöresinden toplanan örneklerde ise flavononlar, flavonlar ve ketonlar oldukça zengin miktarda saptanmıştır.
    Kartal vd. (2002), Türkiye'nin Ankara-Kazan ve Marmaris bölgelerinden topladıkları propolis örneklerinin antimikrobiyal aktivitelerini incelemişlerdir. Propolis örneklerinden 4 farklı etanol ekstraktı (%30, %50, % 70 ve % 96' lık etanoller kullanılarak) hazırlamış ve bu ekstraktların etkilerini 7 Gram (+), 4 Gram (-) ve bir mantar kültürü üzerinde incelemişlerdir. Ankara-Kazan'dan alınan örneklerin Marmaris örneklerine kıyasla daha güçlü antimikrobiyal aktivite gösterdiğini belirtmişlerdir ve Ankara-Kazan propolisinin kimyasal içeriğinin Populus türlerinin tomurcuk salgılarıyla benzer olduğunu belirtmişlerdir. Gözlenen aktivitenin çoğunlukla kaffeik asit ve esterlerinden kaynaklandığını açıklamışlardır.
    Sorkun vd. (1996), propolisin fitoinhibitör etkisini çalışmışlardır. Türkiye'nin farklı bölgelerinden (Çankırı, Aksaray, Milas-Kalemli, Gümüşhane-Kaletaş) topladıkları örnekler ile farklı konsantrasyonlarda etanol ekstraktları (EEP) hazırlamışlardır. Bulgulara göre propolis solusyonları konsantrasyona bağlı olarak çimlenme yüzdesini belirgin bir şekilde inhibe etmiştir. EEP'nin uygulandığı tohumun kök hücrelerinde mitoz bölümeyi inhibe ettiği gözlenmiştir. Milas-Kalemli ve Çankırı bölgelerinden toplanan propolisler belirgin bir şekilde mitoz bölünmeyi inhibe etmiş ve en çok inhibisyon Çankırı propolisinde gözlenmiştir.
    Propolisin Tarihçesi
    Propolis terimi Yunanca'dan türemiş olup pro "savunma", polis "şehir" anlamına gelmektedir. Buradan da şehrin ya da kovanın savunması gibi bir anlama ulaşmak mümkün olmuştur.
    Propolisin keşfi milattan önceki yıllara dayanmaktadır. Ünlü Yunan filozofu Aristo, arıların çalışmasını saydam kovan kullanarak incelemek istemiş, ancak kovanın saydamlığı koyu renkte mumsu maddeler ile kapatılmıştır. Bu koyu renkli maddenin propolis olduğu tahmin edilmektedir.

    Propolisin, insanlar üzerindeki olumlu etkileri çok eski yıllardan beri bilinmekte ve halk arasında kullanımı eski çağlara dayanmaktadır. İlk olarak M.Ö. 79-23 yıllarında Roma'da büyük bir okul olan "Pliny the Elder" da propolisin ağrı azaltıcı, yara iyileştirici aktiviteleri tanımlanmıştır. Propolis eski çağlarda Mısırlılar tarafından da bilinmekte ve bazı hastalıkların tedavi edilmesinde, ölülerin mumyalanmasında kullanılmaktaydı. Yunanlılar ve Romalılar, propolisi deri apselerinin tedavisinde yüzyıllar boyunca kullanmışlardır. Hipokrat (460-377 M.Ö.), propolisin deri hastalıkları, ülser ve sindirim sistermi rahatsızlıklarının tedavisinde kullanıldığını belirtmiştir. Afrika'da ise propolis ilaç olarak uzun zamandır kullanılmaktadır. 12. yüzyıla ait Avrupa kayıtlarında, propolisin ağız, boğaz enfeksiyonları ve diş sağlığı için kullanılan tıbbi preperasyonları tanımlanmıştır. Propolisin eski zamanlara dayanan diğer bir kullanım şekli vernik olarak kullanılmasıdır. İtalya'da 17. y.y.'da Stradivari, propolisi telli enstrümanların cilalanmasında da kullanmıştır.
    Propolisin, geçmiş zamanlardan günümüze kadar gelmesini sağlayan en önemli ve çokça bilinen özelliği mikroorganizmalara karşı olan etkisidir. Propolis söz konusu özelliklere sahip olması nedeniyle insanlar tarafından günümüzde de kullanılmaktadır.
    Yaşadığımız yüzyılda bu değerli arı ürününün antibakteriyel, antifungal, antiviral özellikleri yanında antiinflamatör, antiülser, lokal anestezik, antitümör, bağışıklığı uyarıcı gibi çok sayıda yararlı biyolojik aktivite göstermesi; tıp, apiterapi, sağlık besini ve biyokozmetik alanında kullanımını da yaygınlaştırmıştır. Son yıllarda propolis bir sağlık içeceği olarak da önem kazanmıştır. Ayrıca yiyeceklerde geniş çapta kullanılmakta ve insan sağlığını geliştirdiği, kalp rahatsızlıklarını giderdiği düşünülmektedir. Propolisin bu özellikleri bilim adamlarının dikkatini 60'lı yılların sonundan beri çekmektedir. Son 40 yıl boyunca ise kimyasal kullanımı biyolojik aktivitesi, farmokolojik ve tedavi edici kullanımlarıyla ilgili birçok araştırma yayınlanmıştır. İlk kapsamlı araştırma 1978'de Ghisalberti tarafından yayınlanmıştır. Günümüzde propolisin kimyası ve biyolojik aktivitesiyle ilgili oldukça fazla çalışma yapılmıştır. Fakat propolisin tedavide uygulanmasıyla ilgili çeşitli zorluklar vardır. Bu konuda problemlerin olmasının başlıca nedeni toplandığı yörenin bitki örtüsüne ve mevsimine bağlı olarak propolisin kimyasal bileşiminin belirgin bir şekilde çeşitlilik göstermesidir. Çünkü farklı ekosistemlerde farklı bitkiler ve bu bitkilere ait salgılar propolis kaynağı olabilir. Bu nedenlerden dolayı propolisin standartlaşması henüz tam olarak gerçekleştirilememiştir.
    Günümüz dünyasında stres ve çevre kirliliği gibi insan sağlığını tehdit eden olayların giderek artıyor olması insanlar üzerinde çevre koşullarının olumsuz etkisini daha sık gösterir hale getirmiştir. Yaşam şartlarının bu olumsuz etkilerine karşın propolis, vücut direncini arttırma, antibiyotik etki gösterme ve en önemlisi doğal bir ürün olma özelliklerinden dolayı birçok ülkede çeşitli amaçlara yönelik olarak çalışılmaktadır. Yurtdışında ki birçok ülkede propolis kullanılarak çok çeşitli ticari ürünler üretilmektedir. Şekil 2'de propolisten yapılmış ürünlere ait bir stand görülmektedir.
    Şekil 2. Propolis kullanılarak elde edilen ürünler
    Literatürden elde edilen bilgilere göre propolis ticari olarak ilk kez 1950'lerde kullanılmıştır. Propolise ait 1984 yılı kayıtları; 55 tonu Çin'den, daha küçük miktarlarda Arjantin, Kanada, Şili ve Uruguay'dan ve miktarları bilinmeyen en az 11 diğer ülkeden propolis ihracatını içermektedir.
    Propolisin Tanımı
    Bitkilerin büyük bir bölümü, yapraklarını, çiçeklerini ve meyvelerini, antimikrobik çürümeye karşı ürettikleri, su geçirmez ve ısı yalıtımı özellikleri olan reçinemsi maddelerle korurlar. Bal arıları bu reçinemsi maddeleri ağaçların gövdelerindeki çatlaklardan, tomurcuklardan ve yapraklardan toplarlar. Arıların çiğneyip, ağız sindirim enzimlerini ekleyerek ve kısmen de sindirerek, balmumu ile karıştırdıkları yapışkan madde, kovanda çeşitli amaçlar için kullanılır. Diğer bir deyişle propolis bal arılarının; canlı bitkilerden topladığı, balmumu ile karıştırdığı ve larva gözlerine yumurta bırakılmadan önce cilalamada ve kovan içi açıklıkların kapatılmasında kullandıkları yapışkan, koyu renkli bir maddedir.
    Propolisin Fiziksel Özellikleri
    Propolis, rengi sarıdan koyu kahverengiye bazende yeşile çalar. Şekil 3'de kovandan toplanmış, kahverenginde ham propolis verilmiştir. Propolisin rengi toplandığı bölgeleye ve mevsime göre farklılık göstermektedir. Örneğin ılıman iklime sahip ülkelere ait örnekler aşağı yukarı belirgin bir kahverengine sahipken, tropik iklime sahip ülkelerde ve Avustralya'da propolisin rengi siyahtır. Finlandiya propolisi turuncu, Küba propolisi ise koyu menekşe renktedir. Propolisin botanik kökeninin değişiklik göstermesine bağlı olarak renginde farklılıkların gözlenmesi doğaldır.


    Şekil 3. Kovandan toplanmış kahverenkli ham propolis

    Propolis kovandan alındığı zaman yapışkan ve kendine özgü keskin bir kokusu vardır. Avrupa propolisi genellikle hoş ve hafif bir kokuya sahiptir. Yandığında, içeriğinde bulunan aromatik maddelerin neden olduğu hoş bir koku çıkarır. Gürcistan propolisinin kokusu, genelde diğer bölgeler ve Rusya bölgesine ait propolisin kokusuna benzer. Litvanya propolisi ise çok güçlü tarçın kokusuna sahiptir. Tad olarak ta hepsi ekşi ve keskin bir tada sahiptirler.
    Ortam soğuk olduğunda balmumu gibi sert, ısıtılınca reçinemsi ve yapışkan olan propolise, bu özelliğinden dolayı arı yapışkanı da denir. Propolis 15-25ºC arasında mum kıvamında elastik bir yapı gösterir. Yüksek sıcaklıklarda (30-40ºC) yumuşayıp yapışkan bir durum almaktadır. 80ºC de ise kısmen erimektedir. Propolis derin dondurucuya konulduğu zaman hemen katılaşır, istenirse bir öğütücü yardımı ile toz haline getirilebilir.
    Propolisin Kimyasal Özellikleri
    Propolisin kimyasal içeriği çok karmaşıktır ve toplandığı bölgenin florasına bağlı olarak çeşitlilik göstermektedir. Farklı ekosistemlerde yetişen bitkilerin türlerine ve yoğunluğuna bağlı olarak, bu bölgelerden elde edilen propolisin kimyasal içeriği çeşitlilik göstermektedir. Propolisin içeriği yerel floraya ek olarak çiçeklenme, iklim koşulları, tomurcuktaki reçine miktarı, toplanma zamanı, balmumu, polen ve arı tarafından salgılanan madde içeriğine bağlı olarak da farklılaşır. Arı türü ve arı ırkı da propolisin içeriğini etkileyen etmenler arasındadır. Tablo 1'de propolisin genel yapısı ve bileşenlerin oranları verilmektedir.
    Tablo 1. Propolisin genel yapısı
    PROPOLİSİN KISIMLARI ORAN (%)
    Bitkisel Mumlar 30
    Esansiyal Yağlar 10
    Organik Bileşikler ve Mineral Maddeler 5
    Polen 5
    Reçine ve Zamksı Maddeler 50
    Münstedt ve Zygmunt (2001)' un bildirdiğine göre propolisin genel bileşiminde %50 reçine, %30 balmumu, %10 essensiyal ve aromatik yağlar, %5 polen ve %5 organik kalıntılar vardır.
    Propolisin temel kimyasal içeriğinde ise, flavonoidler, fenolikler ve çeşitli aromatik bileşikler bulunmaktadır. Bu bileşikler suda ve hidrokarbon çözücülerde zayıf çözünürken alkolde iyi çözünürler. Propolisin genelde kullanılan çözücüleri ise alkol, aseton, amonyak, benzen, kloroform ve eterdir.
    Farklı propolis örnekleriyle yapılan çalışmalar sonucunda propolisin bileşiminde 300' den fazla madde belirlenmiştir. Tablo 2'da bu maddelerden bazıları örnek olarak verilmiştir.
    Tablo 2. Propolisin kimyasal içeriği
    Gruplar Tanımlanan Bileşik Sayısı
    Flavonoidler 38
    Hidroksiflavonlar 27
    Hidroksiflavononlar 11
    Kalkonlar 2
    Benzoik asit ve türevleri 12
    Asitler 8
    Esterler 4
    Bezaldehit türevleri 2
    Sinamil alkol, Sinamik asit ve türevleri 14
    Diğer asit ve türevleri 8
    Alkoller, Ketonlar, Fenoller ve Heteroaromatik bileşikler 12
    Terpen ve Sekuterpen alkol ve türevleri 7
    Sekuterpen ve triterpen hidrokarbonlar 11
    Alifatik hidrokarbonlar 6
    Mineraller 22
    Steroller ve steroid hidrokarbonlar 6
    Şekerler 7
    Aminoasitler 24
    İzole edilen bileşenlerin hemen hemen en büyük grubu flavonoid pigmentleridir. Flavonoidler, bitki dünyasında çok yaygındır. Flavanoidler, insanlar tarafından sentezlenemeyen bitki fitokimyasalları olup insan sağlığına pozitif etkilerinin olduğu düşünülmektedir. Propolisin diğer bileşenleri ise kafeik asit ve esterleri, aldehidler, aromatik esterler, terpenler, lignanlar ve fenolik bileşiklerdir. Biyolojik aktiviteye sahip bu maddelerden en fazla etki flavanoidlerde görülür. Bal arıları tarafından bitkilerden toplanan salgılar arı tarafından salgılanan bazı enzimlerle karışarak içeriğini iyice zenginleştirir. Bütün bu maddeler propolisin çok fonksiyonlu bir madde olmasını sağlar.
    Propoliste bulunan şekerler (ksiloz, galaktoz, mannoz, laktoz, maltoz, melibiyoz, eritritol, ksilitol, inositol), mineraller (Ca, Mg, K, Na, Fe, Zn, Cu) ve uçucu bileşenler de propolisin içeriğinin zenginleşmesinin diğer etkenleridir. Uçucu bileşenler propoliste düşük konsantrasyonlarda bulunur. Fakat aromaları ve biyolojik aktiviteleri propolisin karakterize edilmesinde önemli rol oynar. Propolisin kimyasal içeriği propolisin bitki kaynağı ile ilgili bilgi verebilir. Propoliste bulunabilen kirletici maddeler ise ağır metaller (kurşun), endüstriyel kirleticiler, pestisitler (endrin, dieldrin, aldrin, BHC, DDT, malation), PCB (paraklor-benzen), Arsenik (As), ve n-Hekzan'dır.
    Temel propolis kaynağı bitkilerden biri olan Populus spp. (Kavak) salgıları incelendiğinde şu sonuçlar alınmıştır: Populus nigra propolisinden izole edilen maddeler; pinosembrin, pinobanksin, krisin, galangin, kafeik asit ve ferulik asit prenyl esteri iken, Populus tremula propolisinden izole edilen maddeler; fenolik gliseritler: dicumaroyl acetyl glycerol, diferuloyl acetyl glycerol, feruloyl coumaroyl acetyl glycerol, caffeoyl coumaroyl acetyl glycerol dir.
    Tomas-Barberan et al., (1993) Venezuella propolisini çalışmış ve örneklerden polyprenylated benzofenonları izole etmişlerdir. Bu bileşenler bazı Clusia türlerinin çiçeklerinden sızan reçineden kaynaklanmaktadır. Kromatografik kıyaslamaya dayalı olarak Clusia major ve Clusia minör (Guttiferae) 'ün bu bölgelerde propolis kaynağı bitkiler olduklarını belirtmişlerdir.
    Propolisin kimyasal içeriği propolisin bitkisel kökenine göre değişmektedir. Kuzey Amerika ve Asya' nın tropik olmayan bölgelerinde ve Avrupa'da arılar en çok Populustürlerinden propolis toplamaktadırlar ve Populus türlerine ait salgıların tipik fenolik bileşikleri; flavanonlar, kafeik asit ve ferülik asit esterleri'dir. Sonoran Çölü, Tunus ve Mısır bölgelerine ait bitkilerde çeşitlilik gözlenmekte ve buna bağlı olarak da propoliste yeni bileşenler saptanabilmektedir.
    Propolisin kimyasal analizi ile ilgili olarak Velikova et al. (2000), tarafından yapılan bir çalışmada, Cezayir ve Türkiye propolisleri incelenmiş ve analizler sonunda diterpenik asitler bulunmuştur. O zamana kadar diterpenik asitler sadece Brezilya propolisinde bulunmuştur. Cezayir gibi Populus'un her zaman bulunmadığı bölgelerde arılar propolis toplamak için diğer bitki kaynaklarını kullanmaktadır. Ancak bu durum propolisin antibakteriyel özelliğini etkilememektedir.
    Garcia-Viguera (1992) İspanya'nın iki farklı bölgesinden toplanan propolis örneklerini GC-MS ile analiz etmiş, analiz edilen örneklerde yüksek seviyede kafeik asit, ferulik asit ve onların türevleri ile düşük seviyede sinamik asit, kumarik asit ve onların esterlerini bulmuştur. Bunlar Populus nigra tomurcuk salgısının tipik bileşikleridir.
    Propolis içeriğindeki farklılıklar ve propolis kalite kontrolüne ait mevcut kimyasal metotların çok yeterli olmamasından dolayı kalitesinin belirlenmesi zorlaşmaktadır. Bitki kaynağına göre propolisin tipinin kimyasal analizlerle belirlenmesi, kalite kontrolünde ilk basamak olmalıdır.
    Propolisin Organik Madde İçeriği
    Karmaşık bir kimyasal yapıya sahip olan propolisi bileşiklerine ayırmak oldukça güçtür. Son yıllarda sıvı ve gaz kromatografisi teknikleri kullanılarak propolis içerisinde yer alan organik bileşikler ve iz elementler belirlenmiştir. Ancak propolisten izole edilen bu çok sayıdaki bileşikler, propolisin çok az bir kısmını temsil etmektedir. Propolisin organik çözücülerde çözünen bu çok küçük kısmı dışındaki büyük bir bölümü suda ya da organik çözücülerde çözünemez.Propolis zengin kimyasal yapısı ile birçok ilacın aktif maddesi olan flavonoidleri, antioksidanları, biyolojik aktiviteye sahip maddeleri, antibiyotik, antimikotik, antiviral etkili maddeleri bünyesinde bulundurmaktadır.
    Propolisin İnorganik Madde İçeriği
    Propoliste bulunan inorganik maddeler Sodyum (Na), Potasyum (K), Magnezyum (Mg), Kalsiyum (Ca), Baryum (Ba), Bor (Bo) (eser), Stronsiyum (Sr), Çinko (Zn), Kadmiyum (Cd), Aliminyum (Al), Silisyum (Si), Selenyum (Se) (eser), Demir (Fe), Nikel (Ni), Krom (Cr), Mangan (Mn), Titanyum (Ti), Gümüş (Ag), Kobalt (Co), Vanadyum (V) şeklindedir.
    Propolisin inorganik maddeleri üzerine yapılan son zamanlardaki çalışmalarda Makedonya örneklerinde Ca, Mg, K, Na, Fe ve Zn tespit edilmiştir. Küba örneklerinde Fe, Mn, Zn ve Cu tespit edilmiştir. Her iki çalışmada atomik absorbsiyon spektroskopisi kullanılarak yapılmıştır.
    Tablo 3'de propoliste bulunan bazı kimyasal bileşenler ve genel etkileri verilmiştir.
    Tablo 3. Propoliste bulunan bazı kimyasal bileşenler ve genel etkileri
    MADDE GENEL ETKİLERİ
    Krisin Tümor sitotoksititesi (Hladon et al., 1987)
    Anti Heliobacter pylori (Stangaciu, 1998)
    Apigenin Gastrik ülserin tedavisi (Dadant, 1992)
    Asasetin Antiinflamatör (Bankova et al.,1983)
    Kuersetin Antiviral (König, 1985)
    Kapillerin güçlenmesi (Schmidt, 1996; Stangaciu, 1998)
    Antitümör (Stangaciu, 1998)
    Spazm giderici (Dadant, 1992)
    Kaempferid Spazm giderici (Dadant, 1992)
    Galangin Bakteriostatik (Pepeljnjak, 1982)
    Antibakteriyel (Metzner et al., 1979)
    Antimikotik (Metzner et al., 1979)
    Anti Heliobacter pylori (Stangaciu, 1998)
    Pinosembrin Bakteriostatik (Stangaciu, 1998)
    Anti-Candida (Paintz and Metzner, 1979)
    Anti Heliobacter pylori (Stangaciu, 1998)
    Lokal anestezik (Schmidt, 1996)
    Pinobanksin Antimikotik (Metzner et al., 1979)
    Pinostrobin Lokal anestezik (Paintz and Metzner, 1979; Schmidt, 1996)
    Luteolin Antiviral (König, 1985)
    Gastrik ülserin iyileşmesi (Dadant, 1992)
    Artepillin C Antitümör (Matsuno et al., 1997)
    Ferulik asit Antibakteriyel (Stangaciu, 1998)
    Kollajenik etki (Stangaciu, 1998)
    Antioksidan etki (Bankova, 2000)
    Benzoik asit Bakteriostatik, bakterisit (Janes and Bumba, 1978)
    Antiseptik (Stangaciu, 1998)
    Sinamik asit Anti-Staphylococcus aureus (Stangaciu, 1998)
    Sinamik asit ve esterleri Antifungal (Stangaciu, 1998)
    Antibakteriyel (Stangaciu, 1998)
    Kafeik asit Antiviral (König, 1985; Schmidt, 1996)
    Antibakteriyel (Schmidt, 1996; Stangaciu, 1998)
    Antiinflamatör (Bankova et al., 1983)
    Antioksidan etki (Bankova, 2000)
    Klerodan diterpenoidler Antitümör (Matsuno, 1995)
    Kafeik asit türevleri Lokal anestezik (Paintz and Metzner, 1979)
    Kafeik asit phenethyl ester Antitümör (Matsuno et al., 1997a)
    Herpes virüsüne karşı (Stangaciu, 1998)
    Prenyl caffeate Potansiyel kontak alerjen (Stangaciu, 1998)
    Uçucu bileşenler (Eterik yağlar) Antimikrobiyal (Stangaciu, 1998)
    Bisabolol Antiinflamatör (Stangaciu, 1998)
    Arjinin (aminoasit) Mitozu stimule eder protein biyosentezini arttırır (Stangaciu, 1998)
    Prolin (aminoasit) Kollajen ve elastinin (bağ dokunun matriksindeki iki bileşen) oluşumunu destekler (Stangaciu, 1998)
    Bakır Endarteritis, deri hastalıkları (Stangaciu, 1998)
    Propolisin Bitkisel Kaynakları
    Propolis arılar tarafından çeşitli ağaç ve çalılardan toplanan salgıdır. Propolis kaynağı olan başlıca bitki türleri; Acer spp.(Akçaağaç), Corylus spp. (Fındık), Quercus spp.(Meşe), Alnus spp. (Kızılağaç), Prunus spp. (Erik), Ulmus spp.(Karaağaç), Salix spp.(Söğüt), Aesculus hippocastanum (At kestanesi)(Şekil 4), Pinus spp. (Çam), Eucalyptus spp. (Ökaliptus), Castanea spp.(Kestane), Betula spp. (Huş), Populus spp. (Kavak) , Tilia spp.(Ihlamur) ve Fraxinus spp. (Dişbudak)' dır.


    Şekil 4. Aesculus spp.'ye ait bir tomurcuk
    Kimyasal kanıtlara dayalı propolis analizlerine ait ilk bildiriler 1970'li yıllarda yayınlanmıştır. Lavie (Fransa) ve Popravko (Rusya) propolisin flavonoid içeriğini analiz etmiş ve bunu kavak (Şekil 5) ve huş tomurcuklarından topladığı salgılarla karşılaştırmışlardır.



    Şekil 5. Populus spp.' ye ait bir tomurcuk
    Bankova et al. (1999), Brezilya propolisini ve bölgeye ait propolis kaynağı olabilecek bazı bitki salgılarını GC-MS ile analiz etmiş ve sonuçları karşılaştırmışlardır. Analizler sonucunda Brezilya propolisinin Baccharis drancunculifolia bitkisinden toplandığı bildirilmiştir.
    Tablo 4. Propolisin bölgelere göre bitkisel orijini
    Coğrafik Bölge Bitkisel Orijin Referans
    Arnavutluk Pinus nigra Bankova et al, 1995
    Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'yı içeren ılıman kuşak Populus spp. Bankova et al., 2000
    Avusturalya Xanthorrhoea spp. Ghisalberti, 1979
    Brezilya Araucaria spp.
    Baccharis spp.
    Bankova et al., 1996b; Banskota et al., 1998; Marcucci et al., 1998
    Bulgaristan Pinus nigra
    Pinus italica
    Bankova et al., 1983; Marcucci, 1995
    Bulgaristan Populus tremula Marcucci, 1995
    Ekvatoral bölgeler Clusia spp.
    Delchampia spp.
    Bankova et al., 1995; Marcucci, 1995
    Kuzey Ilıman Kuşak Populus spp., Betula spp., Acer spp.
    Aesculus hippocastanum
    Ghisalberti, 1979
    Macaristan Betula spp., Populus spp., Pinus spp., Prunus spp., Acacia spp.,
    Aesculus hippocastanum
    Marcucci, 1995
    Moğolistan Populus suaveolens Bankova et al,1994
    Polonya Betula spp., Alnus spp. Marcucci, 1995
    Rusya Betula verrucosa Bankova et al., 2000
    Sonoran Çölü Ambrossia deltoidea Bankova et al., 2000
    Tunus Cistus spp. Bankova et al., 2000
    U.S.A. Populus tremont. Marcucci, 1995
    U.S.A.(Havai) Plumeria acuminata, Plumeria acutifolia Marcucci, 1995
    United Kingdom Plumeria euramericana Marcucci, 1995
    Venezuella Clusia minör Marcucci, 1995
    Yeni Zellanda Populus spp. Bankova et al., 2000
    Bitkisel Kaynakların Saptanmasının Önemi
    Bitkisel orijininin bilinmesi, propolisin kimyasal olarak standartlaştırılması için önemlidir. Örneğin Populus çeşidi propolisten bahsedildiğinde şu açıktır ki propolis flavanoid aglycons hidroksisinnamik asit'ler ve esterleri içermektedir.
    Bitkisel Kaynakların Saptanmasında Polen Analizinin Önemi
    Propolisin özelliklerinin coğrafi düzeyde belirlenmesi palinolojik analizler (polen analizleri) sayesinde gerçekleşebilmektedir.
    Propolis polence zengin olup, propoliste bulunan polenin kökeni hakkında aşağıdaki hipotezler ileri sürülebilir:

    • Propolisin orijini atmosferik polenlerle kontamine olmuş bitkilerdir.
    • Propolis arıların vücuduna bulaşmış polenlerle kirlenmiş olabilir.
    • Arı kovanında arılarca toplanan polen propolisi kirletebilir.
    • Atmosferik polenlerin çok küçük bir yüzdesi arı kovanına girip propolisi kirletebilir.

    Gerçekte tüm örnekler düşük yüzdelerde anemofil polene sahiptir ve de önemli ölçüde entomofil polen vardır.
    Propolisin bitkisel orijini König (1985) ve Crane (1990) tarafından ele alınmıştır. König (1985) Avrupa, Güney Amerika, Batı Asya ve Kuzey Amerika'da Populus spp. tomurcuk salgılarının, propolisin kaynağı olduğunu belirtmiştir. Avrupa'da propolis kaynağı olarak ikinci dereceden önemli ağaçlar ise Betula spp., Quercus spp., Alnus spp., Salix spp. ve Corylus spp. olarak belirtilmiştir.
    Propolisin çözünmeyen kısmında Lupinus spp., Robinia spp. ve Onobrychis sativa polenlerini bulan Jungkunz (1932), propoliste polen varlığını rapor etmiştir.
    D'Albore (1979) beş kıtaya ait farklı ülkelerden propolis örneklerini inceleyerek propolisin coğrafik orijinini belirlemeye çalışmıştır. Analiz sonuçları Tablo 9'da verilmiştir. Bunun için asidik maddelerle muameleyi içeren Erdtman'ın asetoliz metodunu uygulamıştır. Asetolize maruz kalan polen taneleri boş ve konkav bir yapı alır. Sadece ekzin zarar görmez. Çünkü ekzin içeriğinde bulunan sporopoleninden dolayı asite dayanıklıdır. Asetolize maruz kalan polen tanelerinin yüzey ornemantasyonu da korunur. D'Albore bu çalışmasında propolis örneklerinde bitki polenlerini tanımlamıştır. Propolisteki polenin çevredeki bitki örtüsünden türevlendiğini düşünmüştür. Polenler kovana atmosferden veya bedeni ve bacakları polenle kaplı arılar tarafından getirilebilir. Bu şekilde kovana taşınan polenler propolis ile karışabilir.Tablo 5. D' Albore'nin incelediği 56 propolis örneğinin analiz sonuçları
    Ülke Adı Propolise Orijin Oluşturan Bitkiler
    Almanya Heracleum spp.
    Arjantin Casuarina spp.
    Avusturalya Banksia spp., Hakea spp., Eucalptus spp.
    Brezilya Mimosa scabrella, Palmae spp., Roupala spp., Ilex spp., Lythrea spp.
    Fas Eucalyptus spp., Daphne spp.
    Finlandiya Trifolium repens, Vicia spp.
    Fransa Cistus spp., Thymus spp., Rosmarinus spp., Lavandula spp., Calystegia spp., Erica cinerea, Calluna vulgaris
    İskoçya Calluna spp., Epilobium spp., Erica cinerea, Salix spp.
    İsrail Citrus spp.
    İsviçre Picea spp., Rubus spp., Acer spp., Tilia spp., Astrantia spp., Campanula spp., Viola spp.
    İtalya Trifolium pratense,, Onobrychis spp., Erica arborea, Olea spp., Vitis spp., Quercus spp., Hedysarum spp.
    Japonya Astragalus sinicus
    Kanada Campose spp.
    Kenya Vigna spp., Acanthus spp., Datura spp., Ocinum spp., Croton spp.
    Küba Roystonea spp., Ipomoea spp., Bursera spp., Combretum spp.
    Peru Mimosa scabrella, Ilex spp., Roupala spp., Casuarina spp.
    Tanzanya Acantaceae , Combretaceae, Anacardium spp., Eucalyptus spp.
    Zambiya Nyctocale spp., Dombeya spp.
    Propolise ait standart ancak palinolojik ve kimyasal analizlerin bir arada yapılması ile gerçekleşebilir. Tablo 6'da bazı coğrafik bölgelere ait hem palinolojik analizler hem de kimyasal analizler sonucu elde edilen karakteristik özellikler verilmiştir.

    Tablo 6. Farklı coğrafik bölge propolislerinin karakteristik özellikleri
    Coğrafik Orijin Bitki Kaynağı Asıl Bileşenler Etkileri
    Avrupa, Asya,
    Kuzey Amerika
    Populus spp. (Bankova et al., 1992; Garcia-Viguera et al., 1993) Pinosembrin, Antifungal, Antibakteriyel
    (Metzner et al., 1979)
    Pinobanksin Antibakteriyel
    (Metzner et al., 1979)
    Pinobanksin-3-asetat Antimikotik
    (Stangaciu, 1998)
    Krisin Antitümör
    (Hladon et al., 1987)
    Galangin, Antibakteriyel (Pepeljank,1982)
    Kuzey Rusya Betula verrucosa(Popravko et al.,1982) Asasetin Antitümör
    (Bankova et al.,1983)
    Apigenin Gastrik ülserin iyileşmesi (Dadant,1992)
    Brezilya Baccharis spp. (Bankova et al., 1996a), Araucariaspp.(Banskota et al., 1998; Marcucci, 1998) Prenylated-p-koumarik asitler Antibakteriyel
    (Stangaciu, 1998)
    Diterpenik asitler Antitümör
    (Matsuno et al.,1997a)
    3,5-diprenyl-p-koumarik asit Antibakteriyel
    (Stangaciu,1998); sitotoksik aktivite (Kimoto et al., 1998)
    3,4-dicaffeoylquinic asit ve metil esteri Karaciğer koruyucu
    Basnet et al., 1997)
    Kanarya Adaları bilinmiyor Furofuran lignanlar Antibakteriyel
    (Christov et al., 1998)
    Propolisin Arılar İçin Önemi
    Bal arıları koloni halinde yaşamlarını sürdürürler. Bu nedenle kovan içi koşullarının sağlıklı olması için sıcaklığın 34°C civarında olması ve nemin %40–65 arasında bulunması (kovan sağlığı için) çok önemlidir. Bu koşulların sağlanamaması durumunda ise kovanda virüs, bakteri ve fungus gibi çeşitli mikroorganizmalar üreyebilmekte ve çeşitli arı hastalıklarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Arıların bireysel vücut ve kovan içi temizleme davranışı, kovan nemini ve sıcaklığını düzenlemeleri, ana arıya özen göstermeleri, kovan içi yaşamlarını sağlıklı ve hastalıklara karşı dayanıklı bir duruma getirmeleri, koloni yaşamında çok önemlidir.
    Arılar kovanda propolisin mekanik ve biyolojik etkisinden faydalanır. Propolisin kovan içindeki asıl rolü arıları hastalıklara karşı korumaktır.
    Sağlıklı bir koloni yaşamında arıların doğadan topladıkları ve değişime uğrattıkları propolisin büyük önemi bulunmaktadır. Propolis arılar tarafından kovan içerisinde çok amaçlı kullanılmaktadır. Arılar kovanlarını kış mevsiminde soğuk havadan, rüzgarın olumsuz etkilerinden korumak, kovan giriş deliğini daraltmak, kovan girişinden gelebilecek tehlikelere karşı koloniyi savunmak, kovan içinde taşıyamayacakları büyüklükte ölen canlıların çürümesini, kokuşmasını, ve çeşitli mikropların (virüsler, bakteriler ve funguslar) üremesini engellemek amacıyla propolisi kullanırlar. Propolis, petek gözlerinin temizliğinde, ana arının bıraktığı yumurtanın steril bir ortamda gelişmesinde ve yavrunun korunmasında etkili olmaktadır. Propolis arılar tarafından kovan sınırlarının şekillendirilmesinde, petek kenarlarının sertleştirilip onarılmasında, çerçeve bağlantılarının sağlamlaştırılmasında, çerçevelerin kovan içinde sabitleştirilmesinde, yarık ve çatlakların kapatılmasında ve peteklerin dezenfekte edilmesinde de kullanılır ve bu amaçlı kullanımlar için toplanır. Kovan içinde mikroorganizmanın atmosferden çok daha az oranda bulunmasının nedeni kovanda propolisin bulunmasıdır.
    Kovanın iç duvarları propolisle sıvandığında kayganlaşır ve arıların kovana girmeye çalışan karıncaları püskürtmeleri kolaylaşır. Kovan içine girip orada ölen çeşitli böceklerin veya kovandan çıkarılamayan diğer parçacıkların üzerleri propolisle kaplanır, böylelikle bunların kovana zarar vermeleri engellenir. Kovan içindeki rutubeti belli düzeyde tutar ve şiddetli yağışlardan sonra görülecek aşırı rutubetten kovanı korur. Çerşitli spor ve benzerlerinin gelişimini engelleyerek, kovanın hijyen kalmasını sağlar.
    Bal Arılarının Propolis Toplama Davranışları
    Propolis toplanması bal arılarını uğraştıran en zor işlerden biridir. Arılar propolisi genellikle ağaçların üst kısımlarından toplama eğiliminde olduklarından, bu davranışlarını gözlemlemek oldukça zordur.
    Arılar propolisi, bitkilerin özellikle tomurcuk ve sürgünlerinden üst çeneleri ile toplarlar. Arı, propolisi toplamayı kararlaştırdığı bitkinin tomurcuklu kısmına konar. Arka ayakları ve üst çenesini kullanarak bir miktar zamksı sızıntıyı kopartır. Bu parça ağızda nemlendirilip yumuşatılır ve burada bazı enzimler eklenerek pelet haline getirilir. Pelet, ön ve orta bacakların yardımı ile arka bacaklardaki polen sepetçiğinde paketlenir. Arı polen sepetçiği yeteri kadar propolis ile doldurulduğunda kovana döner.
    Arılar, propolis olarak değerlendirdikleri boya, zift, madeni yağ, cam macunu gibi maddeleri propolis yerine kovana taşıyabilir. Örneğin Avustralya'da tarım makinelerine yapılan emaye mineralin kurumadan önce arılar tarafından kazındığı ve kovana taşındığı bildirilmiştir. Ülkemizde de arıcılar, arıların cam macunlarını, asfalt yollardaki ziftleri topladığını bildirmişlerdir. Bu tür maddelerin gittikçe artan oranda propolis yerine toplanması, propolisin ilaç amaçlı kullanımını sınırlamakta ve propolisin kalitesini düşürmektedir.
    Propolisin İnsanlar İçin Önemi
    Propolis; antibakteriyel, antifungal, antiviral, antiinflammatuar, antiülser, lokal anestezik, karaciğer koruyucu, antitümör, immünostimülatör özellikler gibi çok sayıda biyolojik aktiviteye sahiptir. Bu nedenlerden dolayı apiterapide ve halk arasında popüler bir doğal besin olarak kullanılmaktadır.
    Propolisin Biyolojik Aktiviteleri
    Literatüre göre flavonoidler, aromatik asitler, diterpenik asitler ve fenolik bileşikler propolis örneklerinin biyolojik aktivitelerinden sorumlu temel bileşikleridir. Propolisin etanol ekstraktının antibakteriyel, antifungal, antiviral, iltihap önleyici, lokal anestezik, antioksidan, karaciğer koruyucu, immün sistem düzenleyici ve sitotoksik gibi aktiviteleri kanıtlanmıştır.
    Propolisin bazı bileşenlerinin hücresel zehir ve kimyasal koruma etkileri olduğu yönünde de kanıtlar vardır. Bu bileşenlerden en bilineni Artepillin C, klerodan diterpenoidler ve benzofuranlardır.
    İçeriğinde kafeik asit fenil esteri (CAPE) bulunan propolis hücre büyümesinin durmasına ve ölmesine neden olabilmektedir. Propolis bileşenleri kanserli dokuda yüksek bir hücresel zehir etkisi gösterirken, sağlıklı dokuda etki göstermemiştir.
    Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar CAPE, artepillin C ve klerodan diterpenoid'in göğüs, deri, böbrek ve kolon kanserinden koruduğunu göstermiştir.
    Propolisin su ve etanol ekstraktlarıyla in vitro koşullarda yapılan deneylerde karaciğer hücrelerinin (hepatositler) propolis ekstraktı içerisinde, etanol, karbon tetraklorid, galaktosamin ve allil alkol gibi zehirli maddelere karşı korunabildiğini göstermiştir. Özellikle propolisin su ekstraktından elde edilen dicaffeoyl quinic asidin çok önemli bir koruyucu olduğu bulunmuştur.
    Propoliste bulunan bazı bileşenler, C vitamini ve E vitamini gibi antioksidanlardan daha etkili olabilir. Antioksidan etki; serbest radikal atıkların toplanmasıdır ki bunlar azaltılan glutahione seviyesinin hücre içinde oldukça önemli olduğunu göstermektedir, bir başka hipoteze göre propolisin bazı bileşenleri, dolaşımdaki kan tarafından emilerek, C vitamini gibi davranmaktadır.
    Propolisin virüslere karşı olan etkisi, çok uzun yıllardan beri bilinmekte olup, içeriğinde kafeik asit fenil ester grubunu içeren propolis örneklerinin virüslere karşı etkin olduğu gösterilmiştir. Ayrıca propolisin Adenovirüsler ve Influenza virüslere karşı etkili olduğu saptanmıştır. Son zamanlarda yapılan bazı çalışmalarda AIDS'in nedeni olan HIV virüsüne karşı da etkileri gözlenmiştir.
    Propolisin, yaraların iyileşmesindeki olumlu etkisi ile anti-bakteriyel özelliği arasında korelasyon vardır. Propolisin çeşitli tipteki bakteriler ve mantarlar üzerinde bakteri ve mantarın bölünmesini durdurucu etkileri olduğu gösterilmiştir.
    Propolisin, virüslere karşı etkisi, bitki kaynağı değişse de farklılık göstermemesine rağmen, bakterilere olan etkisi propolisin bitki kaynağına göre değişiklik göstermektedir.

    Tablo 7. Propolisin biyolojik aktiviteleri ve etken maddeleri
    Biyolojik Aktivitesi Etken Madde
    Antibakteriyel Pinosembrin (Stangaciu, 1998)
    Pinobanksin (Metzner et al., 1979)
    İsalpinin (Stangaciu, 1998)
    Galangin (Pepeljank, 1982)
    Ferülik asit (Stangaciu, 1998)
    Kafeik asit (Stangaciu, 1998)
    Antimikotik Aromatik asit ve esterleri (Stangaciu, 1998)
    Kaempferol-7,4'-dimetil eter (Stangaciu, 1998)
    Pinobanksin-3-aseat (Stangaciu, 1998)
    Pinosembrin (Metzner et al., 1979)
    Kafeik asit (Stangaciu, 1998)
    Sakuranetin (Stangaciu, 1998)
    Anticandida Pinosembrin (Metzner et al.,1979)
    Antiseptik Benzoik asit (Stangaciu, 1998)
    Antiviral Kafeik asit (König, 1985)
    Luteolin (König, 1985)
    Kuersetin(König, 1985)
    7-methoxykuersetin (Stangaciu, 1998)
    3.7-dimethoxykuersetin (Stangaciu, 1998)
    Antitümör Kafeik asit fenil ester (Su et al., 1995; Na et al., 2000)
    Asasetin (Bankova et al., 1983)
    Artepillin C (Matsuno et al., 1997a)
    Kuersetin (Matsuno, 1995)
    Krisin (Hladon et al., 1987)
    İnhibitör etki Kafeik asit esterleri (Stangaciu, 1998)
    Lokal anestezik Pinosembrin (Paintz and Metzner, 1979)
    Pinostrobin (Paintz and Metzner, 1979)
    Kafeik asit esterleri (Paintz and Metzner, 1979)
    Kapillerin güçlenmesi Kuersetin; Luteolin'in 3',4'-dimetil eteri (Dadant, 1992)
    Antiinflamatuar Kafeik asit (Bankova et al., 1983)
    Asasetin (Bankova et al., 1983)
    Bisabolol (Stangaciu, 1998)
    Flavonoidler (Stangaciu, 1998)
    Antioksidan Flavonoidler (Stangaciu, 1998)
    Antidiabetik Pterostilbene (Dadant, 1992)
    Gastrik ülserin iyileşmesi Luteolin (Dadant, 1992)
    Apigenin (Dadant, 1992)
    Pinosembrin (Stangaciu, 1998)
    Galangin (Stangaciu, 1998)
    Krisin (Stangaciu, 1998)
    Yara iyileştirici Fenolik asitler (Stangaciu, 1998)
    Flavonoidler (Stangaciu, 1998)

    Propolis Kullanılarak Yapılan Bazı Deneyler
    Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler polen ve propolisle birlikte yapılan beslenmenin, kilo almada ve demirin kullanılmasında olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Ayrıca polen ve propolis güçlendirici olarak da çok uygundur.
    Yapılan deneylerde propolisin diş minesinin mikrosertliğini arttırdığı gözlenmiştir. Köpeklerdeki kulak enfeksiyonları (Canine otitis externa) %7'lik propolis-castor yağıyla veya propolis-gliserol karışımıyla çok başarılı bir şekilde tedavi edilmiştir.
    Türkiye'deki son raporlara göre kemiricilerin (rodent) gözlerinde yapılan çalışmalarda göz yaralarına ve enfeksiyonlarına karşı propolis ekstraktının etkisi araştırılmıştır. Yapılan çalışmalar propolisin su ekstraktının kornea epiteli yaralarının iyileşmesini hızlandırdığını engellediğini göstermiştir.
    Propolisin Toplanması, İşlenmesi ve Depolanması
    Propolisin mumla, boyayla ve diğer parçalarla kontaminasyonundan kaçınılmalıdır. En temiz toplama metodunda kovanın üstüne yerleştirilen traplar kullanılır. Traplar esasen bölmeler veya kovan duvarındaki çatlaklara benzeyen küçük delikleri olan levhalardır. Arılar kovanlarını dış etkenlerden korumak için bu delikleri kapatmaya çalışır ve böylece trabı propolisle doldururlar. Traplar sayesinde fazla mum propolise karışmamaktadır ve hasat sırasında kontaminasyon meydana gelmemektedir. Trap hasadı daha hızlı ve daha fazla ürün alınabilen bir yöntemdir.
    Propolis üretimini arttırmak amacıyla havalar iyice soğuyuncaya kadar örtü tahtası yerine plastik, naylon veya metalden yapılan üzerinde arının geçemeyeceği genişlikte (3 mm) açıklıklar bulunan traplar kullanılmaktadır. Traplar kovanın üst kısmına monte edilir Trapların üzerinde bulunan açıklıklar 12–21 günlük işçi arılar tarafından propolis ile doldurulur
    Şekil 6. Kovanın üst kısmına yerleştirilmiş trap
    Propolis ile kaplanan trap kovandan alınarak derin dondurucuya konulur. Soğuktan sertleşen propolis kırılgan bir yapı kazanır ve iç kapağa uygulanan basit bir bükme hareketiyle traptan ayrılır.
    Şekil 7. Arılar tarafından propolis ile doldurulmuş trap
    Propolis Trap Tipleri
    Propolis trabıyla ilgili değişik ülkelerde değişik modeller geliştirilmiştir. Japonlar tarafından geliştirilen modelde kovanın üst yüzeyine göre hazırlanan ince plastik bir levhaya alternatif büyüklükte yuvarlaklar açılır. Haziran ayında kovana takılan trap Ekim ayında kovandan alınır. Dört ay içerisinde deliklerin propolis ile doldurulduğu görülür. Japonlar tarafından yaygın olarak kullanılan trap modelinde ise kovanın ballık katında bazı çıtalar açık bırakılır ve bu alanın propolis ile kaplanması sağlanır (Şekil 8).
    Şekil 8. Japonlar tarafından kullanılan propolis traplı kovan
    Almanlar'ın kullandığı trap modeli gözenekleri farklı büyüklükte olan tellerin üst üste getirilmesi ve bunun da kovan örtü tahtasının altına konması ile oluşturulur. Ancak bu modelin kullanışlı olmadığı bildirilmektedir.
    Propolisin Kalite Kontrolü
    Propoliste, çevresel kirleticiler, ilaçlar ve mumlar yüksek oranda birikebilmektedir. Bu yüzden propolis insanların kullanması için toplanacaksa kimyasal işlemlere maruz kalmamış kovanlardan toplanmalıdır.
    İyi bir propolis öncelikle tüm kontaminantlardan arınmış olmalıdır. Akarisitler birçok ülkede arı parazitlerini kontrol için kullanılmaktadır ve kalıntıları propoliste bulunabilmektedir. Ağır metaller de propoliste tehlikeli miktarlarda birikebilir. Böylece akarisitlerin ve ağır metallerin kontaminasyon seviyesi propolisin kalite kontrolünde önemli bir parametredir.
    Propolisin sadece toksinlerden arınmış olması yeterli değildir. Biyolojik aktivitesiyle ilgili maddelerin oranı, çözünmeyen kısımları, kül oranı kaydedilmelidir. Eğer propolis tıbbi amaçlı kullanılacaksa biyolojik aktiviteye sahip maddelerin yoğunluğunun bilinmesi zorunludur.
    İyi kalitede bir propolis toksik kontaminantlardan arınmış olmalıdır. Mum, çözünmeyen madde ve kül miktarı düşük oranlarda olmalıdır. Tanımlanan bitki kaynağının aktif bileşenleri tanımlanmalı ve yüzdesi yüksek olan bileşenler saptanmalıdır.
    Propolisle ilgili çalışmalardan en gereklisi propolisin standartlaştırılmasına yönelik olanlardır. Propolisin bölgeden bölgeye geniş bir spektrumda çeşitlilik göstermesi bu işi oldukça zorlaştırmaktadır. Ancak standardizasyonun olmaması da propolisin kullanımını sınırlamaktadır. Bu nedenle ülkeler kendi standartlarını oluşturmaya başlamıştır. Buna göre İngiltere ve Japonya'da oluşturulan standartlar Tablo 8 ve 9'da verilmiştir.

    Tablo 8. İngiltere'de kullanılan propolis standardı
    İncelenen Özellik Normal sayılan değer
    Mum içeriği Maksimum %5
    Toplam kül Maksimum % 10
    Kurutma Firesi Maksimum % 5
    Kurşun içeriği Maksimum 1mg/kg
    Arsenik içeriği Maksimum 1mg/kg
    Toplam flavonoid Minimum %3
    Pinosembrin olarak elde edilen dihidroflavonoid Minimum %3

    Tablo 9. Japonya'da kullanılan propolis standardı
    İncelenen Özellik Normal Sayılan Değer
    Ultra Viole Absorbansı Maksimum 280–300 mm ölçülmelidir
    Kuersetin Varlığı tespit edilmelidir
    Tarım Kimyasalları Kalıntısı
    Endrin, dieldrin, ve aldrin Bulunmamalıdır
    Benzen hegzaklorür (BHC) 0.2 ppm'den az olmalıdır
    Diklorodifenil trikloro etan (DDT) 0.2 ppm'den az olmalıdır
    Parathion 0.3 ppm'den az olmalıdır
    Malathion 0.3 ppm'den az olmalıdır
    Fenitrothionon 0.2 ppm'den az olmalıdır
    Paraklor benzen (PCB) Bulunmamalıdır
    Arsenik (As) 2 ppm'den az olmalıdır
    Kurşun (pb) 20 ppm'den az olmalıdır
    n-hekzan Bulunmamalıdır
    Diethylene glycol Bulunmamalıdır
    Tetrasiklin Bulunmamalıdır
    Türkiye'de ise Türk Standartları Enstütüsü (TSE–2003) tarafından bir propolis standartı oluşturulmuştur. Bu standarda göre olması gereken kimyasal özellikler Tablo 10'da verilmektedir.

    Tablo 10. Türkiye'de TSE tarafından hazırlanan propolis standartı
    Özellikler Değerler (%) (m/m)
    Fenolik asitler Bulunmalı
    Benzoik asit 0.6 – 12,0
    Flavonoidler
    Flavonlar Bulunmalı
    Flavonoller Bulunmalı
    Flavononlar Bulunmalı
    Diğerleri
    Glikoz 0.8 – 7,7
    Sakaroz 0.1 – 3,4
    Propolisin Yan Etkileri
    Propolisin çeşitli amaçlara yönelik (kozmetikde vb.) kullanımları, bazı alerjik olaylara sebep olmuştur. Propolis ve bileşenleri isoprenyl caffeate ile birlikte çok güçlü alerjiye yol açarlar. Propolisin alerjik aktivitesinin dışında herhangi bir yan etkisi henüz bildirilmemiştir.
    Propolisin Kullanım Alanları
    Propolisin çeşitli yararlı etkilere sahip olmasından dolayı kullanım alanı oldukça geniş olup propolis, tıpta, kozmetik sanayinde ve gıda sektöründe kullanılmaktadır. Bu nedenle de propolisin tablet, pastil, deri kremi, şampuan, ruj, diş macunu ve ağız spreyleri gibi ticari ürünleri hazırlanmıştır.

  4. #4
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.643

    Standart

    Propolisin Faydaları Nelerdir - Propolis nedir? - Dünyanın en güçlü antioksidan kaynağı - Propolis Nedir Nereden Alınır - 25 Şubat 2016 Perşembe - Elektronik Gelişmeler
    Propolisin Faydaları Nelerdir - Propolis nedir? - Dünyanın en güçlü antioksidan kaynağı - Propolis Nedir Nereden Alınır Haberi ile ilgili merak edilen tüm bilgiler ve detaylar en son dakika bilgileri ile 25 Şubat 2016 Perşembe tarihinde yayınlanan haberimizde.Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu, Arıların ağaçlardan ve bazı otsu bitkilerin tomurcuk ve yapraklarından toplayıp mumla karıştırarak kovanda ürettiği reçinemsi bir madde olan ve zamk gibi yapışan propolisin dünyanın en güçlü antioksidan kaynağı olduğu bildirdi.
    25 Şubat 2016 Perşembe 10:46
    0 0

    Arıların propolisi kovandaki istenmeyen boşlukların kapatılması için kullandığını söyleyen Prof.Dr. Dilek Boyacıoğlu, Arıların ağaçlardan ve bazı otsu bitkilerin tomurcuk ve yapraklarından toplayıp mumla karıştırarak kovanda ürettiği reçinemsi bir madde olan ve zamk gibi yapışan propolisin dünyanın en güçlü antioksidan kaynağı olduğu bildirdi. İşte detaylar...
    İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu, arıların propolisi kovandaki istenmeyen boşlukların kapatılması için kullandığını söyledi.

    Propolisin arıların ürettiği doğal bir madde olduğunu anlatan Boyacıoğlu, şöyle devam etti:

    "Genel olarak rengi, bitkisel kaynağa bağlı olarak değişmekle birlikte en yaygın olanı, koyu kahverengidir. Propolisin bileşiminde, ağırlıklı reçine ve bitkisel balzam, vaks, esansiyel yağlar, az miktarlarda polen ve aminoasitler, mineraller, B vitamini ve diğer organik bileşikler vardır. Propolisin hastalık yapıcı bakterilere karşı koruyucu özelliği bulunur ve çeşitli bakterilerin gelişimini durduran etkili bir doğal antimikrobiyaldir. Ayrıca propolis, bazı virüs türlerine ve küf gelişimine karşı da etkilidir."

    Boyacıoğlu, propolisin "herpes simplex" gibi virüslerin yol açtığı dudak uçuklarına ve grip virüsüne karşı etkisinin bilimsel olarak kanıtlandığını, uzun yıllardır fungal yani mantar enfeksiyonların önlenmesinde de kullanıldığını belirtti.

    "PROPOLİS SERBEST RADİKALLERİN POTANSİYEL ZARARLARINI ÖNLER"

    "Propolisin içerdiği bileşikler, onu dünyanın en güçlü antioksidan kaynağı yapmaktadır" diyen Boyacıoğlu, propolisteki antioksidan özelliğin hücrelerin yaşlanmasına neden olan serbest radikallerin oksijenle yıkımına karşı korunma sağladığını dile getirdi.

    Propolisin eski zamanlardan beri dünyanın pek çok bölgesinde kullanıldığını anlatan Boyacıoğlu, ürünün kulak enfeksiyonu, bronş, astım ve solunum yolları iltihapları, mide ve onikiparmak bağırsağı ülserleri, romatizmal hastalıklar ile cilt kanseri tedavisinde iyileştirici etkisinin bilindiğini, diş eti hastalıkları tedavisinde ise merhem gibi kullanıldığını aktardı.

    Propolis nedir?

    Propolis, yapışkan, reçinemsi bir maddedir. Bal arıları değişik bitkilerden toplayarak kovanlarına getirirler. Arılar kovanı dış etkenlerden, mikroorganizmalardan ve diğer zararlılardan korumak için üzerini propolisle kaplarlar.
    Arılar tarafından değişik bitki tomurcuklarından yaprak ve gövdelerinden toplanıp biriktirilen reçinemsi bir madde olan Propolis genellikle kayın, karaağaç ve kozalaklı ağaçlardan toplanır.


    Propolis biriktirme açısından arı türleri arasında farklılık vardır. Bazı türler diğerlerine göre daha fazla propolis biriktiriken bazıları örneğin tropik bölgelerde bulunan arılar hiç propolis biriktirmezler.

    Arılar propolisi, kovanın iç duvarlarını düzgün hâle getirmek, peteklerin ağızlarını kapatmada ve başka canlıların içeriye girmesine engel olmak amacıyla kullanılır. Girdikten sonra ölen canlıları propolisle mumyalayarak kovanlarını koruma altına alırlar. Propolis kovandaki larvalara, mantar ve bakterilere karşı antibiyotik etki gösterir.
    Propolisin toplandığı bitkilerin tür ve çeşitlerine göre içeriğindeki bileşikler farklılık arzeder.
    Propolisin etkileri arıların bitkilerden topladığı antioksidan etkili bileşenlerine bağlıdır.
    Kovanda oluşan hasarların ve çatlakların onarımı için ve kovanlarını korumak amacıyla kullanılan propolisin rengi sarımsı yeşilden koyu kahverengiye dek değişir.

    Arıcılar kovandaki balı aldıktan sonra propolisi kovandan kazıyarak toplarlar. Sonra bazı işlemlerden geçirilmek suretiyle propolis kullanıma hazır hale getirilir. İçeriğinin önemli bir bölümünü flavonoitlerin oluşturduğu propolisin bileşiminde, polifenoller, fenolik asitler ve bunların esterleri, terpenler, steroitler, B1, B2, C ve E vitaminleri, mineraller ve aminoasitler yer alır.

    Propolisin Faydaları Nelerdir:

    * Bağışıklık sistemini destekler.

    * Hastalık etkenlerine yönelik vücut direncinin yükseltilmesi amacıyla kullanılabilir.

    * Antioksidatif etki açısından propolis diğer arı ürünleri arasında en yüksek etkiye sahiptir.

    * Soğuk algınlığından korunmak amaçlı alınabilir.

    * Akne ve uçuk için haricen kullanılır.

    * Propolis kullanımı bademcik iltihabı, farenjit, larenjit için etkilidir.

    * Ağız ve boğaz mukozası sorunları için hem oral olarak hem de gargara biçiminde kullanılır.

    * Dişeti hastalıklarına karşı korucuyucu özelliktedir.

    * Bioflavonoidler bakımından zengindir.

    * Propolis ile ilgili yapılan araştırmalar bu maddenin ülserler, iltihaplı hastalıklar ve yanıklar için olumlu etkileri olduğu sonucunu ortaya koymuştur.

    * Japon Kanser Araştırma kurulu tarafından 1991 düzenlenen toplantıda propolisin anti-kanser etkisiyle ilgili tebliğ sunulmuştur.

    * Amerikada yapılan bir araştırmada propolisteki caffeic asit esterlerinin bağırsaktaki kanserli hücrelerin büyümesini inhibe edici özellikte olduğu görülmüştür.

    * Yaraların iyileşmesinde hücre yenileyici olarak etkilidir.

    * Mikroptan arındırıcı, bakteri üremesini durdurucu, iltihap giderici, mantarlara karşı etkili ve kas gevşetici etkileri vardır.

    * Bakterilere karşı etkisi galangin, pinosembrin, kafeik asit ve ferulik asit içeriğinden, virüslere karşı etkisi kafeik asit, kersetin ve luteolinden, mantarlara karşı etkisi de pinobanksin, pinosembrin, kafeik asit, benzil ester, sakuretin ve pterostilbene ‘den
    kaynaklanmaktadır.

    * Prostaglandinleri üreten enzimleri bloke edici özelliğiyle anti iltihapsal etkinliğe sahiptir.

    Propolis Nasıl Kullanılır:

    Saf propolis tahriş edici olduğundan dolayı kullanımdan önce seyreltilmesi lazımdır.

    Tavsiye edilen günlük kullanım dozu 70-100 mgdır.

    Propolis kapsül, tablet, toz, konsantre sıvı ve sakız gibi şekillerde satılmaktadır.

    Soğuk algınlığından korunmak amacıyla propolisli şuruplar da bulunmaktadır.

    Boğaz enfeksiyonlarında gargara ve pastil şeklinde kullanılmaktadır.

    Propolis krem: Yaralar için dıştan kullanılan propolis merhemleri vardır.

    Diş çürüklerini önlemek amacıyla diş macunlarına eklenmektedir.

    Astım sorunu olanlar alerji testi yaptırmadan kullanmamaları gerekir.

    2 yaşın altındaki çocuklarda arı ürünleri kullanılmamalıdır.

    Arı ürünlerine alerjisi olanlar doktora danışmadan kullanmamalıdır.

  5. #5
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.643

    Standart

    Propolisin Faydaları Nelerdir - Propolis nedir? - Dünyanın en güçlü antioksidan kaynağı - Propolis Nedir Nereden Alınır - 25 Şubat 2016 Perşembe - Elektronik Gelişmeler
    Propolisin Faydaları Nelerdir - Propolis nedir? - Dünyanın en güçlü antioksidan kaynağı - Propolis Nedir Nereden Alınır Haberi ile ilgili merak edilen tüm bilgiler ve detaylar en son dakika bilgileri ile 25 Şubat 2016 Perşembe tarihinde yayınlanan haberimizde.Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu, Arıların ağaçlardan ve bazı otsu bitkilerin tomurcuk ve yapraklarından toplayıp mumla karıştırarak kovanda ürettiği reçinemsi bir madde olan ve zamk gibi yapışan propolisin dünyanın en güçlü antioksidan kaynağı olduğu bildirdi.
    25 Şubat 2016 Perşembe 10:46
    0 0

    Arıların propolisi kovandaki istenmeyen boşlukların kapatılması için kullandığını söyleyen Prof.Dr. Dilek Boyacıoğlu, Arıların ağaçlardan ve bazı otsu bitkilerin tomurcuk ve yapraklarından toplayıp mumla karıştırarak kovanda ürettiği reçinemsi bir madde olan ve zamk gibi yapışan propolisin dünyanın en güçlü antioksidan kaynağı olduğu bildirdi. İşte detaylar...
    İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu, arıların propolisi kovandaki istenmeyen boşlukların kapatılması için kullandığını söyledi.

    Propolisin arıların ürettiği doğal bir madde olduğunu anlatan Boyacıoğlu, şöyle devam etti:

    "Genel olarak rengi, bitkisel kaynağa bağlı olarak değişmekle birlikte en yaygın olanı, koyu kahverengidir. Propolisin bileşiminde, ağırlıklı reçine ve bitkisel balzam, vaks, esansiyel yağlar, az miktarlarda polen ve aminoasitler, mineraller, B vitamini ve diğer organik bileşikler vardır. Propolisin hastalık yapıcı bakterilere karşı koruyucu özelliği bulunur ve çeşitli bakterilerin gelişimini durduran etkili bir doğal antimikrobiyaldir. Ayrıca propolis, bazı virüs türlerine ve küf gelişimine karşı da etkilidir."

    Boyacıoğlu, propolisin "herpes simplex" gibi virüslerin yol açtığı dudak uçuklarına ve grip virüsüne karşı etkisinin bilimsel olarak kanıtlandığını, uzun yıllardır fungal yani mantar enfeksiyonların önlenmesinde de kullanıldığını belirtti.

    "PROPOLİS SERBEST RADİKALLERİN POTANSİYEL ZARARLARINI ÖNLER"

    "Propolisin içerdiği bileşikler, onu dünyanın en güçlü antioksidan kaynağı yapmaktadır" diyen Boyacıoğlu, propolisteki antioksidan özelliğin hücrelerin yaşlanmasına neden olan serbest radikallerin oksijenle yıkımına karşı korunma sağladığını dile getirdi.

    Propolisin eski zamanlardan beri dünyanın pek çok bölgesinde kullanıldığını anlatan Boyacıoğlu, ürünün kulak enfeksiyonu, bronş, astım ve solunum yolları iltihapları, mide ve onikiparmak bağırsağı ülserleri, romatizmal hastalıklar ile cilt kanseri tedavisinde iyileştirici etkisinin bilindiğini, diş eti hastalıkları tedavisinde ise merhem gibi kullanıldığını aktardı.

    Propolis nedir?

    Propolis, yapışkan, reçinemsi bir maddedir. Bal arıları değişik bitkilerden toplayarak kovanlarına getirirler. Arılar kovanı dış etkenlerden, mikroorganizmalardan ve diğer zararlılardan korumak için üzerini propolisle kaplarlar.
    Arılar tarafından değişik bitki tomurcuklarından yaprak ve gövdelerinden toplanıp biriktirilen reçinemsi bir madde olan Propolis genellikle kayın, karaağaç ve kozalaklı ağaçlardan toplanır.


    Propolis biriktirme açısından arı türleri arasında farklılık vardır. Bazı türler diğerlerine göre daha fazla propolis biriktiriken bazıları örneğin tropik bölgelerde bulunan arılar hiç propolis biriktirmezler.

    Arılar propolisi, kovanın iç duvarlarını düzgün hâle getirmek, peteklerin ağızlarını kapatmada ve başka canlıların içeriye girmesine engel olmak amacıyla kullanılır. Girdikten sonra ölen canlıları propolisle mumyalayarak kovanlarını koruma altına alırlar. Propolis kovandaki larvalara, mantar ve bakterilere karşı antibiyotik etki gösterir.
    Propolisin toplandığı bitkilerin tür ve çeşitlerine göre içeriğindeki bileşikler farklılık arzeder.
    Propolisin etkileri arıların bitkilerden topladığı antioksidan etkili bileşenlerine bağlıdır.
    Kovanda oluşan hasarların ve çatlakların onarımı için ve kovanlarını korumak amacıyla kullanılan propolisin rengi sarımsı yeşilden koyu kahverengiye dek değişir.

    Arıcılar kovandaki balı aldıktan sonra propolisi kovandan kazıyarak toplarlar. Sonra bazı işlemlerden geçirilmek suretiyle propolis kullanıma hazır hale getirilir. İçeriğinin önemli bir bölümünü flavonoitlerin oluşturduğu propolisin bileşiminde, polifenoller, fenolik asitler ve bunların esterleri, terpenler, steroitler, B1, B2, C ve E vitaminleri, mineraller ve aminoasitler yer alır.

    Propolisin Faydaları Nelerdir:

    * Bağışıklık sistemini destekler.

    * Hastalık etkenlerine yönelik vücut direncinin yükseltilmesi amacıyla kullanılabilir.

    * Antioksidatif etki açısından propolis diğer arı ürünleri arasında en yüksek etkiye sahiptir.

    * Soğuk algınlığından korunmak amaçlı alınabilir.

    * Akne ve uçuk için haricen kullanılır.

    * Propolis kullanımı bademcik iltihabı, farenjit, larenjit için etkilidir.

    * Ağız ve boğaz mukozası sorunları için hem oral olarak hem de gargara biçiminde kullanılır.

    * Dişeti hastalıklarına karşı korucuyucu özelliktedir.

    * Bioflavonoidler bakımından zengindir.

    * Propolis ile ilgili yapılan araştırmalar bu maddenin ülserler, iltihaplı hastalıklar ve yanıklar için olumlu etkileri olduğu sonucunu ortaya koymuştur.

    * Japon Kanser Araştırma kurulu tarafından 1991 düzenlenen toplantıda propolisin anti-kanser etkisiyle ilgili tebliğ sunulmuştur.

    * Amerikada yapılan bir araştırmada propolisteki caffeic asit esterlerinin bağırsaktaki kanserli hücrelerin büyümesini inhibe edici özellikte olduğu görülmüştür.

    * Yaraların iyileşmesinde hücre yenileyici olarak etkilidir.

    * Mikroptan arındırıcı, bakteri üremesini durdurucu, iltihap giderici, mantarlara karşı etkili ve kas gevşetici etkileri vardır.

    * Bakterilere karşı etkisi galangin, pinosembrin, kafeik asit ve ferulik asit içeriğinden, virüslere karşı etkisi kafeik asit, kersetin ve luteolinden, mantarlara karşı etkisi de pinobanksin, pinosembrin, kafeik asit, benzil ester, sakuretin ve pterostilbene ‘den
    kaynaklanmaktadır.

    * Prostaglandinleri üreten enzimleri bloke edici özelliğiyle anti iltihapsal etkinliğe sahiptir.

    Propolis Nasıl Kullanılır:

    Saf propolis tahriş edici olduğundan dolayı kullanımdan önce seyreltilmesi lazımdır.

    Tavsiye edilen günlük kullanım dozu 70-100 mgdır.

    Propolis kapsül, tablet, toz, konsantre sıvı ve sakız gibi şekillerde satılmaktadır.

    Soğuk algınlığından korunmak amacıyla propolisli şuruplar da bulunmaktadır.

    Boğaz enfeksiyonlarında gargara ve pastil şeklinde kullanılmaktadır.

    Propolis krem: Yaralar için dıştan kullanılan propolis merhemleri vardır.

    Diş çürüklerini önlemek amacıyla diş macunlarına eklenmektedir.

    Astım sorunu olanlar alerji testi yaptırmadan kullanmamaları gerekir.

    2 yaşın altındaki çocuklarda arı ürünleri kullanılmamalıdır.

    Arı ürünlerine alerjisi olanlar doktora danışmadan kullanmamalıdır.

  6. #6
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.643

    Standart

    PROPOLİS NEDİR ?

    Propolis en genel tanımı ile aslında doğadaki en güçlü koruyucu, kapatıcı, temizleyici ve en güçlü antibiyotik maddedir. Direk olarak mutlaka 2 yaşından büyük herkesin alması gerekmektedir. Sadece hasta olduğumuzda değil hastalanmadan önce de bu mucizevi ürünü besin öğelerimizden biri yapmalıyız. Propolis kullanmak bizi daha dinç, daha genç, daha enerjik, daha güçlü yapar. Birçok başarılı kişinin hayatındaki en önemli sırrı propolistir. Bunların içinde devlet başkanları, ünlüler, bilim adamları ve akademisyenler mevcuttur.

    İşçi arıların kavak, meşe, kayın, okaliptüs, akasya ve kozalaklı ağaçlar başta olmak üzere değişik ağaç ve çalılardan toplayarak kendilerini soğuk ve hastalıklardan korumak amacı ile kovanı kapladıkları reçinemsi maddeye denir. Arılar propolisi kovanın iç duvarını düzgün hale getirmek, peteklerin ağzını kapatmak ve kovanda ölen canlıları mumyalamak amacı ile de kullanır. Propolisin bakterileri yok etme özelliği sayesinde kovanda hayat sağlıklı bir şekilde devam eder.

    Günümüzde özellikle uzak doğu ülkelerinde propolis kullanımı yaygındır ki bir çok uzmana göre Uzakdoğulu kişilerin bağışıklık sisteminin sağlam oluşunun, yaşam sürelerinin Avrupadaki yaş ortalamasının üzerinde olmasının en büyük nedeni düzenli olarak propolis kullanımına bağlıdır. Dünyadaki en güçlü koruyucu olan propolisi kendi vücudumuzu korumak, sağlıklı bir geleceğe sahip olmak ve yaşam standartlarımızı artırmak amacı gıda takviyesi olarak tüketmeliyiz.

    Propolis toplanan bitkinin rengi ve bulunduğu bölgenin hava şartlarına göre propolisin sarıdan siyaha kadar farklı renkte oluşması mümkündür.15derecede sert ve kırılgan 30 derecede yumuşak ve bükülebilir bir hal alır.
    İçeriğinde; %50-55 reçine ve balsam, %20-35 bitki kaynaklı mumlar, %10-15 eterik ve esansiyel yağlar, %2-5 polen, az miktarda organik ve inorganik bileşikler bulunur. Başka bir bildirişe göre propoliste %46 balsam, %27 bitkisel kökenli mum ve %15 flavon ve flavonoidler bulunmaktadır. style="text-align: justify;">
    Antibakteriyel özelliği sayesinde propolis asırlardır çeşitli hastalıkların iyileşmesinde de kullanılmıştır. Saflaştırarak toz haline getirilip yada kapsül şeklinde kullanımı yaygındır.
    Propolis Faydaları

    Propolis doğadaki en güçlü koruyucu, kapatıcı, temizleyici maddedir. Öyle ki diş eti rahatsızlıkları, göz ilhitapları, vücut da oluşan ödemler, cilt lekeleri ve akne problemleri, kanser hücresi ve ameliyat sonrası vücutta biriken kalıntıların temizlenmesi, kanın temizlenmesi gibi bir çok konuda tek başına kullanımda dahi çok önemli bir etken olmuştur.Antibiyotik kullanımı yerine propolis ile tedavi gören hastaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Yaraların iyileştirilmesinde ve bakterilerin vücuttan atılmasında, sterilize işlemlerinde propolisi görebilirsiniz. Daha dinç olmak, daha az hasta olmak, kendimizi önceden koruma altına almak istiyorsak mutlaka ve mutlaka propolisten faydalanmalıyız.

    • Mikrop kırıcı, iltihap giderici, antioksidan, immün sistemini uyarıcı ve antikanserojenik etkilere sahiptir.
    • Bioflavonoidler bakımından zengindir
    • Bağışıklık sistemini destekler Propolisin düzenli olarak kullanımının sindirim ve dolaşım sisteminde ve de tüm vücuttaki patojenlere karşı etkin bir koruma sağladığı tespit edilmiştir
    • Antioksidatif etki açısından propolis diğer arı ürünleri arasında en yüksek etkiye sahiptir
    • Geniş spektrumlu antibiyotik olarak nitelendirilen propolis, zararlı bakterilerde direnç oluşturmamakta, yararlı bakterileri ise olumsuz olarak etkilememektedir Ayrıca virüslerin enzim salgılamasını ve çoğalmasını önleyici etkiye sahiptir
    • Akne ve uçuk için haricen kullanılır
    • Bademcik iltihabı, farenjit, larenjit için etkilidir
    • Ağız ve boğaz mukozası sorunları için hem oral olarak hem de gargara biçiminde kullanılır
    • Dişeti hastalıklarına karşı korucuyucu özelliktedir 2005 yılında Oral Health & Preventive Dentistry dergisinde yayınlanan araştırmaya göre propolis diş eti iltihabı veya periodontal hastalığının tedavisine yardımcı olabilir
    • Propolis ile ilgili yapılan araştırmalar bu maddenin ülserler, iltihaplı hastalıklar ve yanıklar için olumlu etkileri olduğu sonucunu ortaya koymuştur
    • National Institutes of Health?a göre propolis Aft ve diğer diş yaraları ve peptik ülser için etkili bir anti-inflamatuar ajan olarak kullanılabilir
    • Japon Kanser Araştırma kurulu tarafından 1991 düzenlenen toplantıda propolisin anti-kanser
    • etkisiyle ilgili tebliğ sunulmuştur
    • Amerika?da yapılan bir araştırmada propolisteki caffeic asit esterlerinin bağırsaktaki kanserli hücrelerin büyümesini inhibe edici özellikte olduğu görülmüştür
    • Klinik çalışmalarlar, 30 gün boyunca günde 3 defa alınan 300 mg propolisin hipertansiyon, damar sertliği ve koroner kalp hastalıklarının tedavisinde yararlı olduğunu göstermektedir
    • Mikroptan arındırıcı, bakteri üremesini durdurucu, iltihap giderici, mantarlara karşı etkili ve kas gevşetici etkileri vardır
    • yılında yayınlanan bir çalışmaya göre, propolis kremi genital herpes yaralarının iyileşmesine yardımcı olmaktadır
    • Bakterilere karşı etkisi galangin, pinosembrin, kafeik asit ve ferulik asit içeriğinden, virüslere karşı etkisi kafeik asit, kersetin ve luteolinden, mantarlara karşı etkisi de pinobanksin, pinosembrin, kafeik asit, benzil ester, sakuretin ve pterostilbene ?den kaynaklanmaktadır
    • Prostaglandinleri üreten enzimleri bloke edici özelliğiyle anti iltihapsal etkinliğe sahiptir
    • Propolis Kullanımı
    • Propolisi çok çeşitli alanlarda kullanabiliriz. Şampuanımıza katıp kepekten kurtulurken, bir yandan da diş macununa ekleyip çürüklerden kurtulabiliriz yada su ile karıştırıp ağızdsa çalkalayarak apse ve diş eti sorunlarından kurtulabiliriz.
    • Bal ile karışımında ise günlük ihtiyacımız olan enerjiyi alıp aynı zamanda kanımızdaki bakteri ve mikropları temizleyebiliriz. Evinizde bulunduracağınız propolis bir ecza deposundan daha etkili bir tedavi sunacaktır sizlere.

    Yapılan çalışmalarda düzenli ve sürekli olarak propolis alınması durumunda sindirim, solunum ve dolaşım sistemindeki hastalık etmenlerini (patojenleri) yok ettiği, internal toksinleri vücuttan attığı saptanmıştır. Özellikle Japonya'da yapılan klinik çalışmalarda 3 ay ile 1 yıl sürekli bir şekilde alınan propolisin, çeşitli internal kanser hücrelerinin devitalize ettiği saptanmıştır.TİCARİ OLARAK KULLANIMIHam propolis arıcılar tarafından toplandıktan sonra, kullanılabilir ekstraktlar haline getirilir.
    Propolis piyasada şu formlarda sunularak, satılmaktadır:



    • Sıvı/ekstrakt/tinktur: en yüksek tedavi edici formdur. Kansere karşı koruyucu olarak bile. Su içerisine birkaç damla damlatılarak kullanılabilir.
    • Tablet: Propolis tek başına ya da polen ve arı sütü karıştırılarak hazırlanan tabletler besleyici olarak kullanılabilir.
    • Sağlık, kozmetik ve besin ürünlerine ek olarak:
    • Şekerler-sakızlar:Propolis bu ürünlerde tadlandırıcı veya ağız enfeksiyonlarına karşı kullanılabilir.
    • Boğaz pastil ve damlaları: hızlı ve etkili çözüm sağlar.
    • Burun spreyi, burun damlası ve boğaz spreyi
    • Diş macunu: enfeksiyonlara, diş apselerine, çürüklere, ağız kokusuna, diş beyazlatılmasına yardımcı olur.
    • Cilt ve kozmetik kremleri, balsamları: cilt sağlığı ve koruması için kullanılır. Ayrıca bu ürünler kesik, abse, yara ve yanıklara uygulanır.

    Şampuan: koruma ve kepeğe karşı. Sabun: güçlü korumaARI MUCİZESİ PROPOLİSLİ SÜPER DOZ,Arı sütü-bal-polen-ginsengli süper doza önceki hali muhafaza edilip PROPOLİS takviye edilerek hazırlanmıştır. Dolayısıyla GİNSENGLİ SÜPER tüm faydalarının yanına bir de propolisin faydaları eklenmiş olup extra yararlar kazandırılmıştır.PROPOLİS mucizevi bir arı ürünü olarak bütün Dünya? da antibiyotik ve antiseptik olarak kullanılmaktadır. Bu muazzam arı ürünü insan vücudunda bakteri ve mikropları yok ederek oluşmalarını ve üremelerini de engeller. Bal arıları Propolisi ağaçlardan ve bitki gövdelerinden topladıkları reçineleri kendi salgıladıkları gizemli maddeler ile karıştırarak hazırlarlar. Arılar Propolis ile kovanı sıvarlar özellikle kovan ağzına ve kovan geçidine sürerek kovan içinde bakteri ve mikropların oluşumunu engellemiş olurlar. 40 milyon yıldır arının antibiyotik olarak kullandığı düşünülen propolis için bilim adamları ilk antibiyotik demektedirler.

    ARI SÜTÜ BAL POLEN GİNSENG PROPOLİS (PROPOLİSLİ SÜPER DOZ)
    AMBALAJ:Net 230 Gr. ( Korunaklı kutu, Koyu Cam kavanoz)İÇİNDEKİLER:Bal, Polen, Saf Arı Sütü (12000 Mg), Ginseng, PropolisMUHAFAZA:Oda sıcaklığında kapalı olarak güneş görmeyecek şekilde saklayınız.KULLANIM:Sabah ve akşam yemeklerden önce birer ölçek kullanılması tavsiye edilir. Ambalaj içerisinde kendi ölçeği (plastik kaşık) vardır.ARI MUCİZESİ PROPOLİSLİ SÜPER DOZ,Ari sütü-bal-polen-ginsengli süper doza önceki hali muhafaza edilip PROPOLİS takviye edilerek hazırlanmıştır. Dolayısıyla GİNSENGLİ SÜPER dozun tüm faydalarının yanına bir de PROPOLİS'İN faydaları eklenmiş olup extra yararlar kazandırılmıştır.PROPOLİS mucizevi bir arı ürünü olarak bütün Dünya? da antibiyotik ve antiseptik olarak kullanılmaktadır. Bu muazzam arı ürünü insan vücudunda bakteri ve mikropları yok ederek oluşmalarını ve üremelerini de engeller. Bal arıları Propolisi ağaçlardan ve bitki gövdelerinden topladıkları reçineleri kendi salgıladıkları gizemli maddeler ile karıştırarak hazırlarlar. Arılar Propolis ile kovanı sıvarlar özellikle kovan ağzına ve kovan geçidine sürerek kovan içinde bakteri ve mikropların oluşumunu engellemiş olurlar. 40 milyon yıldır arının antibiyotik olarak kullandığı düşünülen propolis için bilim adamları ilk antibiyotik demektedirler.

    Propolis çok etkili bir antibiyotik olarak gelişmiş ülkelerde çok popülerdir. Doğal olması sayesinde diğer kimyasal antibiyotiklerden daha fazla tercih edilmektedir. Yan etkisi olmadığı gibi antibiyotik özelliğinden başka özellikleriyle de insan vücuduna yüzlerce fayda sağlamaktadır. Ülkemiz de de Propolis tabletleri, şurupları ve farklı formlarda eczanelerde yüksek fiyatlarda satılmaya başlanmıştır.
    40 milyon yıldır hiç eskimeyen ve yeryüzünde türeyen bütün virüslere direnç gösteren Propolis mucizesini ARI MUCİZESİ olarak sizlere süper doz ile beraber sunmuş bulunuyoruz. PROPOLİSLİ SÜPER doz özellikle ağır hastaların kullanımı için hazırlandı. İçeriğine hiçbir kimyasal madde içermez %100 doğaldır.PROPOLİS:
    Propolis, sağlık için vücut yoluyla alınması gereken 22 besini bünyesinde taşıması açısından içinde bulunduğumuz yüzyıl da keşfedilen mükemmel doğal ilaç olarak kabul edilmiş ve önem kazanmıştır. Propolis çok eski çağlarda ilk kez Yunanlılar tarafından keşfedilerek doğal bir antibiyotik olarak kullanılmıştır. Yaşadığımız yüzyılda bu değerli ürünün antibakteriyel, antifungal, antiviral özellikleri yanında antiinflamatuar, antiülser, lokal anestezik, antitümör, bağışıklık uyarıcı gibi biyolojik aktivite özelliği göstermesi; tıp, apiterapi, beslenme ve biyokozmetik alanında kullanımını yaygınlaştırmıştır.

  7. #7
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.643

    Standart

    Propolis nedir? Propolisin faydaları
    neler?


    Propolis Nedir? Propolisin faydaları neler? Propolis nasıl kullanılır? Propolisin yan etkileri var mı? Propolisi kimler kullanmalı?

    Propolis Nedir?

    Propolis en genel tanımı ile aslında doğadaki en güçlü koruyucu, kapatıcı, temizleyici ve en güçlü antibiyotik maddedir. Direk olarak mutlaka 2 yaşından büyük herkesin alması gerekmektedir. Sadece hasta olduğumuzda değil hastalanmadan önce de bu mucizevi ürünü besin öğelerimizden biri yapmalıyız. Propolis kullanmak bizi daha dinç, daha genç, daha enerjik, daha güçlü yapar. Birçok başarılı kişinin hayatındaki en önemli sırrı propolistir. Bunların içinde devlet başkanları, ünlüler, bilim adamları ve akademisyenler mevcuttur.

    İşçi arıların kavak, meşe, kayın, okaliptüs, akasya ve kozalaklı ağaçlar başta olmak üzere değişik ağaç ve çalılardan toplayarak kendilerini soğuk ve hastalıklardan korumak amacı ile kovanı kapladıkları reçinemsi maddeye denir. Arılar propolisi kovanın iç duvarını düzgün hale getirmek, peteklerin ağzını kapatmak ve kovanda ölen canlıları mumyalamak amacı ile de kullanır. Propolisin bakterileri yok etme özelliği sayesinde kovanda hayat sağlıklı bir şekilde devam eder.

    Ham propolis Cam macunu görüntüsünde

    Günümüzde özellikle uzak doğu ülkelerinde propolis kullanımı yaygındır ki bir çok uzmana göre Uzakdoğulu kişilerin bağışıklık sisteminin sağlam oluşunun, yaşam sürelerinin Avrupadaki yaş ortalamasının üzerinde olmasının en büyük nedeni düzenli olarak propolis kullanımına bağlıdır. Dünyadaki en güçlü koruyucu olan propolisi kendi vücudumuzu korumak, sağlıklı bir geleceğe sahip olmak ve yaşam standartlarımızı artırmak amacı gıda takviyesi olarak tüketmeliyiz.

    Propolis toplanan bitkinin rengi ve bulunduğu bölgenin hava şartlarına göre propolisin sarıdan siyaha kadar farklı renkte oluşması mümkündür.15derecede sert ve kırılgan 30 derecede yumuşak ve bükülebilir bir hal alır.

    İçeriğinde; %50-55 reçine ve balsam, %20-35 bitki kaynaklı mumlar, %10-15 eterik ve esansiyel yağlar, %2-5 polen, az miktarda organik ve inorganik bileşikler bulunur. Başka bir bildirişe göre propoliste %46 balsam, %27 bitkisel kökenli mum ve %15 flavon ve flavonoidler bulunmaktadır.

    Antibakteriyel özelliği sayesinde propolis asırlardır çeşitli hastalıkların iyileşmesinde de kullanılmıştır. Saflaştırarak toz haline getirilip yada kapsül şeklinde kullanımı yaygındır.

    Propolis Faydaları:

    Propolis doğadaki en güçlü koruyucu, kapatıcı, temizleyici maddedir. Öyle ki diş eti rahatsızlıkları, göz ilhitapları, vücut da oluşan ödemler, cilt lekeleri ve akne problemleri, kanser hücresi ve ameliyat sonrası vücutta biriken kalıntıların temizlenmesi, kanın temizlenmesi gibi bir çok konuda tek başına kullanımda dahi çok önemli bir etken olmuştur. Antibiyotik kullanımı yerine propolis ile tedavi gören hastaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Yaraların iyileştirilmesinde ve bakterilerin vücuttan atılmasında, sterilize işlemlerinde propolisi görebilirsiniz. Daha dinç olmak, daha az hasta olmak, kendimizi önceden koruma altına almak istiyorsak mutlaka ve mutlaka propolisten faydalanmalıyız.

    Elbette ki bir çok üründe olduğu gibi bu üründe de saf olanı bulmak hiç de kolay değil. Arımucizesi olarak sizlere bu ürünün doğalını bulabilmeniz için buraya bakmanızı öneriyoruz.

    • Mikrop kırıcı, iltihap giderici, antioksidan, immün sistemini uyarıcı ve antikanserojenik etkilere sahiptir. Bioflavonoidler bakımından zengindir

    • Bağışıklık sistemini destekler Propolisin düzenli olarak kullanımının sindirim ve dolaşım sisteminde ve de tüm vücuttaki patojenlere karşı etkin bir koruma sağladığı tespit edilmiştir

    • Antioksidatif etki açısından propolis diğer arı ürünleri arasında en yüksek etkiye sahiptir

    • Geniş spektrumlu antibiyotik olarak nitelendirilen propolis, zararlı bakterilerde direnç oluşturmamakta, yararlı bakterileri ise olumsuz olarak etkilememektedir Ayrıca virüslerin enzim salgılamasını ve çoğalmasını önleyici etkiye sahiptir

    • Akne ve uçuk için haricen kullanılır

    • Bademcik iltihabı, farenjit, larenjit için etkilidir

    • Ağız ve boğaz mukozası sorunları için hem oral olarak hem de gargara biçiminde kullanılır

    • Dişeti hastalıklarına karşı korucuyucu özelliktedir 2005 yılında Oral Health & Preventive Dentistry dergisinde yayınlanan araştırmaya göre propolis diş eti iltihabı veya periodontal hastalığının tedavisine yardımcı olabilir

    • Propolis ile ilgili yapılan araştırmalar bu maddenin ülserler, iltihaplı hastalıklar ve yanıklar için olumlu etkileri olduğu sonucunu ortaya koymuştur

    • National Institutes of Health‘a göre propolis Aft ve diğer diş yaraları ve peptik ülser için etkili bir anti-inflamatuar ajan olarak kullanılabilir
    • Japon Kanser Araştırma kurulu tarafından 1991 düzenlenen toplantıda propolisin anti-kanser
    etkisiyle ilgili tebliğ sunulmuştur

    • Amerika’da yapılan bir araştırmada propolisteki caffeic asit esterlerinin bağırsaktaki kanserli hücrelerin büyümesini inhibe edici özellikte olduğu görülmüştür

    • Klinik çalışmalarlar, 30 gün boyunca günde 3 defa alınan 300 mg propolisin hipertansiyon, damar sertliği ve koroner kalp hastalıklarının tedavisinde yararlı olduğunu göstermektedir

    • Mikroptan arındırıcı, bakteri üremesini durdurucu, iltihap giderici, mantarlara karşı etkili ve kas gevşetici etkileri vardır

    •2000 yılında yayınlanan bir çalışmaya göre, propolis kremi genital herpes yaralarının iyileşmesine yardımcı olmaktadır

    • Bakterilere karşı etkisi galangin, pinosembrin, kafeik asit ve ferulik asit içeriğinden, virüslere karşı etkisi kafeik asit, kersetin ve luteolinden, mantarlara karşı etkisi de pinobanksin, pinosembrin, kafeik asit, benzil ester, sakuretin ve pterostilbene ‘den kaynaklanmaktadır

    • Prostaglandinleri üreten enzimleri bloke edici özelliğiyle anti iltihapsal etkinliğe sahiptir

    Propolis Kullanımı:

    Propolisi çok çeşitli alanlarda kullanabiliriz. Şampuanımıza katıp kepekten kurtulurken, bir yandan da diş macununa ekleyip çürüklerden kurtulabiliriz yada su ile karıştırıp ağızdsa çalkalayarak apse ve diş eti sorunlarından kurtulabiliriz.

    Bal ile karışımında ise günlük ihtiyacımız olan enerjiyi alıp aynı zamanda kanımızdaki bakteri ve mikropları temizleyebiliriz. Evinizde bulunduracağınız propolis bir ecza deposundan daha etkili bir tedavi sunacaktır sizlere.

    Yapılan çalışmalarda düzenli ve sürekli olarak propolis alınması durumunda sindirim, solunum ve dolaşım sistemindeki hastalık etmenlerini (patojenleri) yok ettiği, internal toksinleri vücuttan attığı saptanmıştır. Özellikle Japonya’da yapılan klinik çalışmalarda 3 ay ile 1 yıl sürekli bir şekilde alınan propolisin, çeşitli internal kanser hücrelerinin devitalize ettiği saptanmıştır.

    TİCARİ OLARAK KULLANIMI

    Ham propolis arıcılar tarafından toplandıktan sonra, kullanılabilir ekstraktlar haline getirilir.
    Propolis piyasada şu formlarda sunularak, satılmaktadır:
    1. Sıvı/ekstrakt/tinktur: en yüksek tedavi edici formdur. Kansere karşı koruyucu olarak bile. Su içerisine birkaç damla damlatılarak kullanılabilir.
    2. Tablet: Propolis tek başına ya da polen ve arı sütü karıştırılarak hazırlanan tabletler besleyici olarak kullanılabilir.
    3. Sağlık, kozmetik ve besin ürünlerine ek olarak:
    • Şekerler-sakızlar:Propolis bu ürünlerde tadlandırıcı veya ağız enfeksiyonlarına karşı kullanılabilir.
    • Boğaz pastil ve damlaları: hızlı ve etkili çözüm sağlar.
    • Burun spreyi, burun damlası ve boğaz spreyi
    • Diş macunu: enfeksiyonlara, diş apselerine, çürüklere, ağız kokusuna, diş beyazlatılmasına yardımcı olur.
    • Cilt ve kozmetik kremleri, balsamları: cilt sağlığı ve koruması için kullanılır. Ayrıca bu ürünler kesik, abse, yara ve yanıklara uygulanır.
    • Şampuan: koruma ve kepeğe karşı.
    • Sabun: güçlü koruma
    "ARI ÜRÜNLERİ KULLANMAK DOĞAL ve İLAHİ BİR SAĞLIK KORUMA YÖNTEMİDİR"
    Propolis hakkında bilim İnsanlarının görüşleri

    Propolisin faydaları bilimsel olarak kanıtlandı
    Atatürk Üniversitesi'nde, TÜBİTAK işbirliğiyle yapılan bilimsel çalışmada, propolisin kanseri önlediği, virüslere karşı etkili ve yaşlanmayı geciktirici özelliğinin olduğu belirlendi.
    ERZURUM - Ayşe Yıldız
    Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhami Gülçin tarafından yapılan bilimsel çalışmada, propolisin çok kuvvetli antioksidan etkiye sahip olduğu, kanseri engellediği, mide ülserine iyi geldiği, ağız ve diş yaralarını iyileştirdiği, bakteri ve virüslere karşı etkili olduğu ve yaşlanmayı geciktirici özelliğinin olduğu belirlendi.
    Türkiye Bilimler Akademisi üyesi de olan Gülçin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bir arıcılık ürünü olan propolisin eskiden beri Anadolu'da yaygın kullanıma sahip olduğunu belirterek, halk arasında bu kadar yaygın kullanıldığı için merak ettiklerini ve bunun için propolis üzerine bilimsel çalışmalar yaptıklarını söyledi.
    Yaptıkları çalışmada propolisin birçok özelliğini tespit ettiklerini anlatan Gülçin, literatüre bakıldığında özellikle birçok biyolojik aktiviteye sahip olduğunu ve bunun da biyolojik ve farmakolojik aktivitelerin özellikle antibakteriyel, antiviral, antitümör, antikanser ve antieging etkilerinin bulunduğunu ifade etti.
    Bölgede bitki çeşitliğinin çok fazla olduğunu ve bunun arıcılık ürünlerine artı bir değer kattığına dikkati çeken Gülçin, "Bölgeden taze propolis numunesini aldık. Bunun antioksidan ve radikal giderme özelliklerini araştırdık. Çok mükemmel aktiviteler gözlemledik. Özellikle standartlarla kıyasladığında neredeyse kullanılan en kuvvetli antioksidanlardan daha kuvvetli etkiye sahip olduğunu gördük" dedi.
    Propolisin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullandığı yönünde çıkan haberlerden sonra yeniden gündeme geldiğini vurgulayan Gülçin, çalışmanın ikinci ayağında TÜBİTAK ile ortak yaptıkları çalışmalarda propolisin bu etkili özelliklerinin hangi maddelerden kaynaklandığını araştırdıklarını vurgulayarak, propoliste 300'den fazla uçucu ve diğer organik bileşenlerin olduğunu, özellikle fenolik ve polifenolik içerik açısından oldukça zengin olduğunu belirtti.
    Propolisin protein yapı taşları olan aminoasitler açısından da çok zengin olduğunun altını çizen Prof. Dr. Gülçin, şunları kaydetti:
    "Zaten farmakolojik ve biyolojik etkilere sahip olan bileşenler bunlar. Propolisin yüzde 15'lik kısmını flavon ve flavonoitler oluşturuyor. Bunlar sağlık için son derece önemli bileşenlerdir. Bugün sebze ve meyvelerden tutun, özellikle sonbaharda çıkan bitkisel gıda kaynaklarındaki bileşenler fenoller ve flavonoitler ve buna benzer bileşenlerdir. Bizim yaptığımız araştırmalarda da özellikle kafeik asit ve kafeik asit fenetil esterinin bol miktarda bulunduğunu, ayrıca A ve C vitamini açısından da çok zengin olduğunu gözlemledik."
    "Uzun yaşamın sırrı: propolis"
    Son zamanlarda yapılan çalışmalarda Ortadoğu insanının uzun yaşamlarının sırlarının araştırıldığını anımsatan Gülçin, "Uzakdoğu insanlarının hem uzun yaşamları hem de bağışıklık sistemlerinin daha kuvvetli olduğu bilinmektedir. Bunun sırrı diyetlerindeki propolisten kaynaklandığı söylenmektedir. Çünkü propolis savunma sistemini güçlendiriyor. Tümör hücrelerinin çoğalmasını, ülser hastalarının bir türlü başa çıkamadıkları helicobacter pylori mikroorganizmasına neden olan bakteriyi ciddi oranda engelliyor" ifadelerini kullandı.
    Gerçekleştirdikleri çalışmanın yayımlandığı günden buyana 50'den fazla atıf aldığını vurgulayan Gülçin, şöyle devam etti:
    "Özellikle ağız ve diş yaralarına ve diğer diş hastalıklarına propolis iyi geliyor. En önemlisi tümör hücrelerinin gelişimini ve ülsere sebep olan mikroorganizmayı önlüyor. Antibiyotik, antiviral özellikleri var. Virüslere karşı da çok etkili. Antikanser olduğu ispatlanmış. Bağışıklık sistemini ciddi şekilde desteklediğini biliyoruz. Yaşlanmayı geciktirici özelliği bulunuyor. Mikrobiyal ve viral enfeksiyonlara karşı etkili kullanılıyor."
    Propolisin dişçilik, eczacılık ve tıp gibi sağlık sektörlerindeki bilimsel araştırmalarda çok yaygın kullandığını belirten Gülçin, "Propolisin yara iyileştirici özelliği, çok kuvvetli antioksidan olduğu ve birçok hastalığa sebep olan serbest radikalleri giderdiğini kanıtladık. Özellikle biyolojik açıdan çok önemli olan bazı bileşenlerin propoliste bol miktarda bulunduğunu gözlemledik" dedi.
    BEE PROPOLİS® Bilim adamları tarafından " Yüzyılın Mucizesi " olarak adlandırılıyor!
    Arılar, küçücük kapalı bir kovanda 50.000-80.000 ergin arı ve bir o kadar yavru bulunmasına, kovan içi sıcaklığın ve rutubetin mikropların üremesi için ideal bir ortam oluşturmasına rağmen hastalıklara yakalanmadan 80 milyon yıldan beri yaşamlarını sürdürmektedirler.
    Arılar dışarıdan gelen yabancı maddeleri ve hayvanları kovan dışında tutmaya çalışırlar ve kovanın girişine iki nöbetçi koyarlar. Herhangi bir zararlı kovana girdiğinde, hemen arılar tarafından öldürülerek dışarı atılır. Ancak fare, salyangoz, kertenkele kurbağa gibi davetsiz misafirler öldürüldükten sonra kovan dışına atılamadıklarında arılar tarafından propolisle kaplanır. Böylece bu mumya zararlının bozulmasıyla ortaya çıkan bakteriyel veya viral enfeksiyonlara karşı koloniyi korur. Bunu, bitki, tomurcuk ve filizlerinden toplayıp agızda sindirim enzimleri ile karıştırarak hazırlarlar. Çok kuvvetli virüs, bakteri ve mantar öldürücü etkiye sahip yapışkan reçinemsi bir maddeyle yaparlar. Bu maddeyle kovan içerisindeki besinleri, yavruyu ve kendilerini çeşitli mikroplardan korur, bununla kovanı dezenfekte eder, kovan duvarlarını ve çatlakları bu maddeyle sıvarlar. Kovan içi görev yapan arılar kovan giriş deliğinde dışarıdan gelen işçi arıları propolis ile fırçalama yaparak enfeksiyonun kovana girişini önlemektedir.
    Propolisin alışılmış antibiyotik etkilerin 100 misline yakın etkisi keşfedilmiştir. Bugüne kadar rastlanan en güçlü doğal antibiyotiktir. (Ghisalberti, 1979 E.L. Ghisalberti, Propolis: a review, Bee World 60 (1979), pp. 59–84.)
    Propolis Bilim adamları tarafından “Yüzyılın Ürünü ” olarak adlandırılıyor.
    Arılar, küçücük kapalı bir kovanda 50.000-80.000 ergin arı ve bir o kadar yavru bulunmasına, kovan içi sıcaklığın ve rutubetin mikropların üremesi için ideal bir ortam oluşturmasına rağmen hastalıklara yakalanmadan 80 milyon yıldan beri yaşamlarını sürdürmektedirler.
    Arılar dışarıdan gelen yabancı maddeleri ve hayvanları kovan dışında tutmaya çalışırlar ve kovanın girişine iki nöbetçi koyarlar. Herhangi bir zararlı kovana girdiğinde, hemen arılar tarafından öldürülerek dışarı atılır. Ancak fare, salyangoz, kertenkele kurbağa gibi davetsiz misafirler öldürüldükten sonra kovan dışına atılamadıklarında arılar tarafından propolisle kaplanır. Böylece bu mumya zararlının bozulmasıyla ortaya çıkan bakteriyel veya viral enfeksiyonlara karşı koloniyi korur.
    Bunu, bitki, tomurcuk ve filizlerinden toplayıp agızda sindirim enzimleri ile karıştırarak hazırlarlar. Çok kuvvetli virüs, bakteri ve mantar öldürücü etkiye sahip yapışkan reçinemsi bir maddeyle yaparlar. Bu maddeyle kovan içerisindeki besinleri, yavruyu ve kendilerini çeşitli mikroplardan korur, bununla kovanı dezenfekte eder, kovan duvarlarını ve çatlakları bu maddeyle sıvarlar. Kovan içi görev yapan arılar kovan giriş deliğinde dışarıdan gelen işçi arıları propolis ile fırçalama yaparak enfeksiyonun kovana girişini önlemektedir.
    Bu maddeye ”Propolis” adı verilmektedir. Propolis Latince bir kelimedir. Kelime anlamı “Pro + Polis” ‘den gelmektedir. (Pro: Güvenlik, Koruyucu) + (Polis: Giriş, Şehir) “Güvenli Şehir & Şehir Koruyucu” anlamına gelmektedir.
    Propolis, kara mum ya da arı reçinesi olarak da bilinir, bitkisel kaynağa bağlı olarak 300′den fazla doğal bileşik veya fitokimyasal içerir. Propolisin asıl sağlık koruyucu etkilerinden içerdiği, Flavonoidler sorumludur. Yaklaşık %55 balsamlar, %30 balmumu, %10 eterik yağlar ve %5 polenden oluşur. Ek olarak, magnezyum, kalsiyum, iyot, potasyum, sodyum, bakır, çinko, mangan ve demir gibi mineraller ile B1, B2, B6, C ve E vitaminlerini de içeren mineral ve vitaminlerden oluşan zengin bir yapısı vardır.
    İçerdiği bu maddeler, propolise antimikrobiyal, antioksidan, antibiyotik, bağışıklık sistemi düzenleyici, antikanser ve ağrı kesici nitelik kazandırır. Bu özelliklerini keşfeden Mısır, Çin, Yunan ve Roma’nın da aralarında bulunduğu dünyanın pek çok bölgesindeki eski medeniyetler tarafından geleneksel tedavide yüzyıllardır kullanılmıştır. Günümüzde ise, kalabalık şehir ortamının havasında tehdit olarak bekleyen grip, soğuk algınlığı ve nezle gibi kış dönemi hastalıklarından bizi koruyabilen bir doğa mucizesidir.
    Ölümcül bakteriye ” PROPOLİS “
    Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerince yapılan araştırmalarda bal arılarının ürettiği propolisin, birçok insanın yaşamını yitirmesine neden olan ve ABD’deki kavun tüketimiyle ortaya çıkan ölümlerle birkez daha gündeme gelen Listeria bakterisini yok ettiği belirlendi.
    Bilim adamları tarafından önemli bir keşif olarak görülen propolis, Allah’ın doğanın en önemli canlılarından biri olan arılarla insanoğluna hediye ettiği bir mucizedir diye belitmişlerdir.
    Japonya ve Çin gibi Uzakdoğu ülkelerinde propolisin bu yüzyılda keşfedilen ” en mükemmel doğal ilaç ” olduğu kabul edilmiştir.
    Dünyadaki tüketim dagılıma bakıldıgında Propolisi en çok kullanan ülkeler arasında Amerika ve Japonya gelmektedir. Japonya ortalama yıllık 500 ton Propolis ithalatı yapmaktadır.
    Propolisin alışılmış antibiyotik etkilerin 100 misline yakın etkisi keşfedilmiştir. Bugüne kadar rastlanan en güçlü doğal antibiyotiktir. (Ghisalberti, 1979 E.L. Ghisalberti, Propolis: a review, Bee World 60 (1979), pp. 59–84.)
    Radyoterapide Propolis etkinliği üzerine klinik çalışma.
    Propolis, genelde Doğal antibiyotik olarak adlandırılır.
    Propolis, antimikrobiyal ve geniş spektrumlu antibiyotik özelliğiyle bakteri, virüs ve mantarlara karşı etkilidir. Antibiyotikler gibi direnç oluşturmadığından güvenle kullanılabilir. Aynı zamanda, bağışıklık sistemi düzenleyicisidir, böylece bağışıklık hücrelerinin aktivitesini arttırarak vücudun mikroplarla savaşma potansiyelini güçlendirir.

    Vitamin C ve E’den daha güçlü bir antioksidan olan Propolis’in yaşlanma ve kanser üzerine önleyici etkisi pek çok çalışma tarafından gösterilmiştir. Doku yenileyici ve ağrı kesici özelliklerinden dolayı boğaz ağrısında ve soğuk algınlığında da çok faydalıdır.
    1 mg Propolis, yaklaşık olarak 20 mg Penisilin’e denk gelmektedir.
    Bal Arılarının Gücü; Propolis
    Aynen üreticisi bal arıları gibi çok geniş kapsamlı ve sayısızdır. Yüksek kolesterolü olan kişlerde propolisin faydaları görülmüştür. Çin’de Lian Yun Gang’ın Worker’s hastanesinde Dr. Fang Zhu, hipertansiyon, damar tıkanıklığı, koroner kalp rahatsızlığı olan 45 hasta seçmiş ve bu hastalara 30 gün boyunca günde 3 defa 300 mg propolis vermiştir. Bu süre sonunda hastaların kolesterol düzeylerinde belirgin düşüşler gözlenmiştir.
    Propolisin diğer bir faydası ise, enzimleri bloke eden prostaglandinleri ortadan kaldırmasıdır. Prostaglandinler tarafından ortaya çıkan ağrı ve ateş propolis tarafından ortadan kaldırılmıştır. Propolis aspirinle aynı enzimleri bloke etmektedir fakat aspirinin yan etkilerini göstermemektedir.
    Propolisin enzim bloke edici ve prostaglandin inhibe edici etkisi, ağız ve boğaz için de faydalıdır. Mesela, diş eti kanaması ve doku zedelenmesi ağız sağlığı için en büyük problemlerden birisidir. İltihaplanma ve kanama, diş yapısında zayıflamaya ve diş kaybına neden olur. Fakat propolis, bazı spesifik enzimleri bloke ederek, prostaglandin oluşumunu engeller, iltihaplanma ve diş eti kanamasını önler. Propolis aynı zamanda, diş etindeki damarların yüzeylerini güçlendirir.
    Propolis Bağışıklık Sistemine Etkileri;
    Propolisin en çok araştırılan ve yaygın olarak kabul edilen özelliği bağışıklığı arttırıcı özelliğidir. Propolis, doğal salgı bezlerini aktive eden geniş spektrumlu antibiyotiktir. Propolis sadece enfeksiyonları engelemenin yanında, onları vücuttan temizler. Çok sayıda deneyle ortaya konduğu gibi propolis; bakterileri, virüsleri, mantarları ve hatta penisiline dayanıklı staphlococcus’u ortadan kaldırır. Propolis virüslere karşı çok güçlüdür. Bu etki propoliste bulunan bioflavanoidlerin koruyucu etkisi sayesinde gerçekleşmektedir. Virüsler, proteinlerin dış kısmına yerleşirler. Eğer engellenmezse, bu tehlikeli ve enfekte edici madde taşıyıcı organizmada serbest kalır. Maalesef, böyle bir durumda, enzimler sayesinde protein dış kısmını parçalarlar ve böylece zararlı madde istem içerisine yayılır. Sistemde propolisin bulunması durumunda ise bu durum gerçekleşmez. Bioflavanoidler, proteinin dış kısmını parçalayan enzimleri inhibe eder ve viral maddeyi içeriye hapseder. Aynı flavanoidler, virüsün etrafını kaplayarak aktivitesini engellerler. Bioflavanoidlerin varlığında taşıyıcı, virüslere karşı bağışıklık kazanmış olur.
    Diğer bir yol ise propolisin fagosite aktivitesini güçlendirerek bağışıklık sistemine yardımcı olur. Fagositler, mikroorganizmaların etrafını sarar, içine alır ve sindirerek ortadan kaldırırlar. Propolis sayesinde gerçekleşen bu etki, bir çok bilim adamı tarafından gözlenmiş ve klinik olarak yayınlanmıştır.
    Propolisin Anti – Kanser Etkileri!
    Propolis tincture (tentür) ekstraktının karaciğer ve mesanedeki kanserli hücreleri dönüşüme uğrattığı ve gelişmelerini önlediği bulunmuştur. (Matsuono, 1992)
    Bu hücre öldürücü etkiyi sağlayan maddeler, propolisten izole edilen quercetin, kafeik asit ve clerodane diterpenoid’dir.
    Clerodane diterpenoid, tümör hücrelerine karşı seçici bir öldürücü etki gösterir.
    Propolisin, ayrıca yumurtalık kanseri hücrelerini ve hücre bölünmesini durdurucu etkileri olduğu bulunmuştur.(Ross, 1990)

    Ayrıca, göğüs, cilt, kolon ve böbrek kanseri hücreleri gibi insan tümör hücre kültürleri üzerinde öldürücü etkisi olduğu tespit edilmiştir.
    Bu etkileri oluşturan bileşenin kafeik asit, fenetil ester olduğu belirlenmiştir.(Grünberger ve ark, 1988)
    Propolisden izole edilen Artepillin C, insan mide kanseri hücreleri, insan gırtlak kanseri hücreleri, kolon kanseri hücreleri üzerinde hücre öldürücü etki göstermiştir. (Tetsuo Kimoto 2001).Kafeik asit esterlerinin tümör oluşumunu kimyasal olarak engellediği görülmüştür.
    Bu etki, kanserli hücrelerin gelişimini sağlayan genler üzerindeki seçici toksik etki ile gerçekleşmektedir.
    Propolisin Antioksidan Özellikleri!
    Propolisin yoğunlaşmış flavonoidleri büyük bir antioksidan güce sahip ve anti-serbest radikal koruyucu lipid ve vitamin C gibi diğer maddeleri yok etme kapasitesine sahiptir. Bu nedenle C vitamini (Popeskovitch ve arkadaşları, 1980) gibi propolis alınması önerilir. Diğer faktörler ile serbest radikalleri gibi kalp-damar hastalığı, artrit, kanser, diyabet, parkinson ve alzheimer olduğu gibi hücre hasarından sorumlu olması muhtemeldir.
    Propolisin Doku Onarımındaki Etkinliği!
    Propolis (Ghisalberti, 1979 Krell 1996) hasar görmüş cildi onarmak için hücre metabolizması, dolaşım ve kollajen oluşumu rekor sürede aynı zamanda bir uyarıcı etkiye sahip olduğu gösterilmiştir. Flavonoid arginin ivme propolisin bir bileşeni aloe özüne bağlı olması durumunda daha hızlı doku onarımı (Sumano-Lopez ve ark 1989) elde edilir. Propolis Radyoterapinin yan etkilerini minumuma düşürmektedir. Sonuçlar propolisin baş-boyun ışınlaması sonucu gelişen oral mukozitin şiddetini azaltmada etkili olduğunu gösterdi. (Dr. Yasemin Benderli Cihan, Dr. Kemal Deniz 2011)
    Propolis Bağışıklık sistemini güçlendirir!
    Propolis virüsler için çok yüksek bir bağışıklık aktivitesi (Manolova ve diğerleri, 1987) göstermektedir. Son zamanlarda, Japon araştırmacılar, propolis özütünü insan vücudunda (Moriyasu ve diğerleri, 1993) bağışıklık aktive ederek macrophagotique aktivasyonu için sorumlu olduğunu göstermiştir. Propolis sitokin üretmeye başlar bağışıklık hücrelerini aktive eder. Sonuç propolis etkisi tümör hücrelerinin büyümesini engeller olmasıdır. Minneapolis Tıppi Araştırma Vakfının Nöroimmunoloji Laboratorlarında yapılan araştırmalara göre propolis ekstraktının ağızdan alınmasıyla beraber ürünün anti-HIV-1 etkisi kısa zamanda gözlenmeye başlıyor ve tatmin edici sonuçlar alınıyor. Buna dayanarak ilgili kurum klinik tedavilerde propolis kullanımının gerekli olduğunu savunuyor. Ayrıca zidovudine’in etkilerini belirgin şekilde güçlendirdiği, kullanılan ilaçlar ile herhangi olumuz bir etkileşimi olmadığı belirtiliyor.(Harish ve ark, 1997).
    Propolisin Diş Hastalıklarına Etkileri!
    Propolisin plak oluşumu ve diş eti iltihabı üzerindeki etkilerini incelemek üzere 60 öğrenci gruplara ayrılmıştır. Sonuçlar, propolisin oral hijyeni sağlamada yardımcı uygulama olarak faydalı olduğunu göstermiştir. (Neumann ve ark 1986)
    Propolisin Kardiyovasküler Etkileri!
    Propolis, tıpta kardiyovasküler ve dolaşım sistemi hastalıklarında, (Kedzia ve ark, 1988) dermatolojide, doku yelinmesi, ülser, egzema, yara ve yanıklara karşı, kanser tedavisinde, immun sistem ve sindirim sistemi hastalıklarında tedavi edici olarak, karaciğer rahatsızlıklarına karşı ise koruyucu olarak kullanılmaktadır(Coprean ve diğerleri, 1986)
    Propolisin Anestezik Etkileri!
    Propolis ve bazı bileşenleri anestezik etki göstermektedir.(1977 Rode, Ghisalberti 1979) Tavşan korneasında yapılan deneyler sonucunda, propolisin, kokainden 3 kat, prokainden ise 52 kat daha güçlü anestezik etkiye sahip olduğu ortaya konmuştur.(Boya ve Metzner, 1979) Anestezik etkinin, propolisteki, pinocembrin, pinostrobin ve kafeik asit esterleri sayesinde gerçekleştirildiği belirlenmiştir.Bu anestezik etki, propolisin neden yüzyıllardır boğaz ağrısı ve ağız yaralarının tedavisi için kullanıldığını açıklamaktadır. Dişçilik alanında propolisin anestezik malzeme olarak kullanımı Polanya’da patentlenmiştir.(Sosnowski, 1984)
    Propolisin Klinik sonuçları Özet!
    Bağışıklık sisteminin yerel düzenlemelere ve tuzlu bir tincture ekstresi ile lokal tedavi de dahil olmak üzere 24 gün boyunca farklı yöntemler ile tedavi edilen çelik fabrikasında bronşit olan 260 işçi tedavi edildi.
    En iyi sonuçlar propolis özü inhalasyonu ile elde edilmiştir. (Scheller ve ark 1989) Propolis ayrıca, farenjit gibi KBB hastalıklarında da mükemmel etkinlik gösterir.(Doroshenko, 1975) Kronik bronşit (Scheller ve ark 1989) Sigara içenlerde kronik bronşit (Osmanagiç ve ark 1987), Nazofarenjit (SPIROVIT ve col1981) Pharyngo-larenjit (Lin ve ark 1993), Nezle (Zommer ve Urbanska ark 1987) ve Rinit (Nunex ve ark 1988) konularında farklı bilim adamları propolisin etkinliğini araştırmışlardır.
    Şiddetli bağışıklık eksikliği alveolit fibromatous iki hastada tespit edildi. Propolis, N Esberitox magnezyum ve kalsiyum kombinasyonu ile tedavi edildi.İki hastada (Scheller ve ark 1989) iyi klinik sonuçlar vermiştir.
    Propolisin %1 – %10 Tinture çözümü klinik uygulamada yüzeysel mantar enfeksiyonları ve derin mantar enfeksiyonlarıda 10 vaka içinde 9 hastada çok başarılı olmuştur. Sedef hastalıgının tedavisi için 3 kez / gün 0.3 g propolis tüketen 160 hasta tedavide çok iyi sonuçlar almıştır.. (Chu-Fang, 1978)
    Propolis özütü %50 çözelti ile merhem olarak Herpes zoster enfeksiyonu olan 110 hastada kullanılmış 97 hastada mükembel sonuç vermiştir. (Bolshakova, 1975).
    23-98 yaş arası tipik açık yarası bulunan 64 hastaya yaralı bölgeye hergün propolis içeren merhemler uygulandı.Bu uygulama 4-12 hafta sonunda sonlandırıldı. Tedavi sonucunda 19 hastada hiç bir klinik gelişme gözlenmedi, diğer hastalarda ise önemli gelişmeler gözlendi. (Korsun 1983)
    Farklı cilt iltihabı (ülser ve apseler) olan 229 hasta grup %2 ila %8 propolis krem ile tedavi edildi. Propolis yüksek konsantrasyonlarda 9 gün uygulandı. 16 gün sonra sadece % 1.8 düşük konsantrasyonlarda uygulandı. Hastaların % 18 sonuç alınmadı. Diğer hastalarda (Morales ve Gabardino 1996) 36 gün sonra belirtilerin çoğunluğu, 11 gün sonra da ülserler kayboldu.
    Otitis eksterna şikayeti olan hastalar (126 hasta), kulak zarı perforasyonu kronik otitis mesotympaniques propolisin %10 çözümleri ile tedavi edildi. Sonuçlar % 70′inde pozitif çıktı ve % 100 dış otitis sonuç alındı (Matel ve diğerleri, 1973).Propolis aynı zamanda deri iltihabında (Palos ve ark, 1989) mükemmel bir sonuç göstermiştir.
    Hepatit B virüsü için propolis ve polen ile yapılan çalışmalar Celje Kliniği (Krk, Lesnicar 1978) olumlu sonuçlar elde edildi..
    Propolis ekstrakt Mide ve Duodenum ülseri olan 72 hastada 25 mg doz 3 kez / gün uygulnadı. Altı hafta sonra %80 hatada ülser yokoldu. (Zuleika ve ark, 1988)
    Mantar enfeksiyonları ve rahim ağzı (Serviks) iltihabı olan hastalarda (90 Hasta) S. nedenpyogenes ve Trichomonas vaginalis % 3 propolis tincture özütü ile hastaların % 50′si propolis kürü ile tedavi edildi. (Zawadzki ve Scheller, 1973)
    Ghiardises (protozoon) geçiren 138 hasta propolis ekstraktı ile tedavi edilmiştir (Miray ve ark 1988).
    Propolis farklı klinik tedavisinde kullanılan mikrobik enfeksiyonlarda çok iyi ve önemli sonuçlar vermiştir (Marcucci 1995) .
    Bulgaristan’dan Dr. S. Nikolov ve arkadaşları, propolisin akut ve kronik kolit üzerindeki etkisini incelemişlerdir. Çalışmaya, yaşları 20 ile 65 arasında değişen 45 hasta katılmıştır. Hastalara günde üç defa yemeklerden önce propolis ekstraktı verilmiştir. Sonuçta toplam 43 hastada olumlu sonuç elde edilmiştir. Bunlardan 26’sında çok iyi, 12’sinde iyi kalanları ise memnuniyet verici şekilde iyileşme gözlenmiştir. Sadece iki hastada herhangi bir gelişme gözlenmemiştir. Çoğu hastada yedinci günde iyileşme başlamış ve ondokuzuncu ya da yirminci günde tamamen iyileşme görülmüştür.
    Propolis Hakkında Bilimsel Araştırmalar
    Propolis (Bal Arısı) Doç.Dr. C.Kemal SÜMBÜL
    Bal arıları (Apis mellifera), toplu olarak yaşamaları ve aralarında iş bölümü yapmaları, kovanlarında sadece bir kraliçe arıya bağlı olmaları hususiyetleriyle, sosyal böceklerin başında gelir. Bal arıları davranışlarıyla olduğu kadar, şifa vesilesi ürünleriyle de insanların dikkatini çekmiştir. Bu ilgi sonunda bal arıları, hem insanların maişetlerini temin vasıtası, hem de haklarında fakülteler ve bölümler açılacak kadar gelişmiş bir bilim dalının konusu olmuşlardır. Sevk-i ilâhî ile arılara yaptırılan ürünler, insanlar için mükemmel bir gıda olduğu kadar, değişik hastalıklardan kurtulmaya bir şifa vesilesi de olmaktadır.
    Kur’an’da kendi adlarıyla isimlendirilen bir sürede (Nahl Sûresi), onlara birtakım görevlerin ilham edildiğini öğreniyoruz. Aynı sûrede bal arısının yaşayış şekli kadar, ürettikleri de insanların bilgisine sunulmuş, her türlü meyveden yemesi emredildikten sonra, karınlarından çeşitli renkte bir içeceğin çıktığı ve bunların insanlar için şifa kaynağı olduğu belirtilmiş, sonunda da bütün bunlarda düşünen insanlar için alınacak ibretler olduğuna dikkat çekilmiştir. (Nahl, 68-69)
    Bal arısına ürettirilen maddelerin başında bal gelmektedir. Enteresan bir geometrik şekle sahip bir peteğin içine arılar tarafından doldurulan balın tadı ve içindeki şifa vesilesi kimyevî maddelerin terkibindeki hassas nispetler, detaylı bir şekilde araştırılmış; bunların fayda ve hikmetleri tespit edilmiştir. Arıların karınlarından çıkan ve insanlar için içecek ve şifa kaynağı olan sadece bal mıdır? Yoksa diğer ürettiklerinden de bu kategoriye giren var mıdır?
    Bal arısına ürettirilen sadece bal değildir. Bugün arı ürünleri dendiğinde balın yanında; polen, propolis, arı sütü, balmumu ve arı zehiri de akla gelmektedir. Bunlardan polen, arı daha kovana girmeden arıcılar tarafından kurulan tuzaklarla toplandığından, İlâhî Beyan’da “yemeleri emredilen ve karınlarından çeşitli renklerde çıkan ve insanlar için şifa kaynağı” olarak bahsedilen ürünlerin dışında sayılabilir. Arı sütü ve arı zehiri doğrudan arının vücudundan çıkarılan salgı ürünleridir. Bal, propolis ve balmumu ise, arı tarafından toplanan maddelerin sindirim sisteminde birtakım değişikliklere uğratılmasından sonra bizlere sunulan maddelerdir. Arı ürünlerinin gıda ve şifa değeri birbirlerine göre farklılık gösterir. Meselâ, bal esas olarak gıda değeri taşırken, arı sütü şifa değeri ile ön plâna çıkar. Birisi salgı iken, diğeri nektarların arının sindirim organlarında değişikliğe uğradıktan sonraki hâlidir. Propolis de bu yönüyle bala benzemektedir. Ancak bunun ilâç özelliği, gıda değerinden daha fazladır. Bu açıdan bakıldığında arıdan elde edilen ürünlerin her birinin ayrı bir önemi vardır.
    Şehrin müdafaası mânâsına gelen ‘propolis’ tabiri; Yunanca pro (müdafaa) ve polis (şehir) kelimelerinden türetilmiştir. Bunun bal arısı için anlamı ise, kovanın muhafazası demektir. Propolis, oldukça yapışkan, reçinemsi bir maddedir. Bal arıları, bu maddeyi değişik bitkilerden toplayarak kovanlarına taşır. Propolis, peteklerin ağızlarını kapatmada, kovanın iç duvarlarını düzgün hâle getirmede ve içeriye başka canlıların girmesine mâni olmada kullanılır. Bunun ham maddeleri, arılar tarafından değişik bitkilerden toplanır ve ağızlarındaki tükürük enzimleriyle kısmen sindirilir. Kısmen sindirilen çeşitli maddeler balmumu ile karıştırıldıktan sonra kovanda kullanılır. İçerisinde biraz polen bulaşığı da bulunabilir.
    Arılar propolisi nerede kullanır?
    Arıların petek tamirinde propolisi mumlarla karıştırıp, peteğin daha sıkı bir yapı kazanmasını sağladığı ifade edilmiştir. Arıların, peteklerin bal ile dolu gözeneklerini kapatmak için, hiç mum ihtiva etmeyen veya çok az mum ihtiva eden propolis kullandığı keşfedilmiştir. Propolis, kovandaki bakteri, mantar ve lârvalara tabiî antibiyotik tesiri yapar. Arılar kovanlarına girmesini istemedikleri canlılara karşı bunu kullandıkları gibi, girdikten sonra ölenleri de bu madde ile mumyalamak süretiyle kovanlarını kokmuş cesetlerden korumuş olurlar.
    Propolisin kimyevî terkibi, toplanması ve işlenmesi
    Propolis yaklaşık 30′un üzerinde madde ihtiva eder. Bu bileşikler; bitkilerin salgıladığı maddeler, arıların metabolizmasından kaynaklanan ifrazatlar ve ticarî preparat haline getirilirken karışan maddelerden oluşur. İçinde polifenoller, fenolik asitler ve bunların esterleri, terpenler, steroitler, aminoasitler, mineraller ve bazı vitaminler (B1,B2, C ve E) bulunur. Bileşiminin büyük bir kısmını flavonoitler oluşturur. Bu bileşikler bitkiler âleminde yaygın olarak bulunur. Bunların nispetleri değişmekle beraber, ortalama % 50 reçine, % 30 mum, % 10 esansiyel ve aromatik yağlar, % 5 polen, % 5 diğer maddeler ve organik kalıntılardan ibarettir. Propolisin işlenmesi sırasında bu organik kalıntılar ile mumlar uzaklaştırılır. Bu kompozisyon propolisin elde edildiği bitki örtüsü ve coğrafî bölge farklılığından dolayı değişkenlik gösterir. Bu değişkenlik arının metabolik aktivitesinin de değişmesine yol açar. Propolisin rengi bileşimine bağlı olarak sarıdan, koyu kahverengiye kadar çeşitlilik gösterir. Peteğin sarı rengi propolis içindeki Chrysine (1,3 dioksi flavon) maddesinden ileri gelir. Propoliste bulunan bazı maddeler tabiî olarak gıdalarda vardır. Bunlardan kafeik asit ve onun esterleri (% 2-20), hidrokinon (% 0,1) ve quercetin (% 0,1-0,7) propoliste bulunur. Meselâ kabuklu bir elma 5,8-26 mg arasında quercetin maddesi ihtiva eder. Yine bir kg kahvede ortalama 1,25-40 mg arasında hidrokinon, bir servislik yeşil salatada ortalama 27-56 mg kafeik asit bulunur. Propoliste bu bileşiklerin miktarı, günlük diyetle alınan miktarlarla mukayese edilemeyecek kadar azdır.
    Propolis yapışkan olduğu için, insanın derisindeki protein ve yağlarla reaksiyona girdiğinden deriden ayrılması çok güç olur. Bu madde soğukta çok sert ve kırılgan; sıcakta yapışkan ve yumuşaktır.
    Geçmişten günümüze propolis kullanımı
    İnsanların propolisten istifadesi MÖ 300′e kadar gider. Tarihî kayıtlarda propolisin değişik maksatlar için kullanıldığı belirtilmektedir. 17. yüzyılda İtalyanların bu maddeyi antik eşyalarda kullandıkları yazılmaktadır. Propolis yaylı sazlarda (parlatıcı olarak) ve akordiyonların tamirinde de kullanılmıştır.
    Propolisin kullanılır hâle getirilmesi
    Arıcılar, propolisi kovandan kazıyarak toplar. Bu toplama işini genellikle kovandaki balı hasat ettikten sonra yaparlar. Toplama sırasında propolise bir miktar mum karışır. Propolis işlenmek üzere fıçıların içerisinde işletmelere gönderilir ve önce değerlendirilmeye alınır. Eğer çok fazla mum ihtiva ediyorsa, yıkanmak için soğuk suya konur, böylece propolise karışmış mumlar giderilir. Geride kalan propolis paslanmaz çelikten yapılmış kafesler üzerinde açık havada kurutulur. Eğer propolisin içindeki mum az ise, propolis doğrudan doğruya % 95′lik etil alkol içerisinde çözülür. Böylece arıların kopmuş vücut parçaları, tahta yongaları ve diğer yabancı maddeler giderilir.
    Çok sayıda kimyevî maddeden yapılmış propolisin içindekileri birbirinden ayırmak oldukça zordur. Onun için propolis önce alkolde çözülür, çözünen maddeler alkole geçtikten sonra alkol uzaklaştırılır. Alkolde çözünen şekline ‘propolis balsam’ı adı verilir. Mumlu kısım alkolde çözülmez.
    Propolisin en yaygın olduğu ülke Brezilya olmakla beraber, bu madde Çin, Tayland, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde de önemli miktarlarda üretilmektedir.
    Propolisin yıllık üretim miktarı ile ilgili net rakamlar mevcut değildir. Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde yılda 20.000 kg satışının yapıldığı tahmin edilmektedir. Ticarî olarak tablet, toz, konsantre sıvı ve sakız formları mevcuttur. Propolis, Amerika’da yaklaşık 50 mg’lık kapsüller şeklinde satılmaktadır.
    Propolisin muhtemel biyolojik tesir mekanizmaları
    Son yıllarda propolisin tesiriyle alâkalı önemli çalışmalar yapılmış, toplantılar tertip edilmiştir. 1991 yılında Japon Kanser Araştırma Cemiyeti’nin tertiplemiş olduğu toplantıda, Mr. Tetsuya Matsuno’nun propolisin anti-kanser tesiriyle ilgili bir tebliğ sunmasından sonra bu sahada çalışmalar yoğunlaşmıştır. Propolisin içerisinde önemli oranda flavonoitlerin olması, bu maddenin biyolojik aktivitesine tesir eder. Propolisin aktivitesinin dört kategoriye ayrıldığı belirtilmiştir:
    1- Biyolojik polimerlere bağlanma eğilimi.
    2- Ağır metal iyonlara bağlanması.
    3- Elektron taşınmasının hızlandırılması.
    4- Serbest radikalleri tutma kabiliyeti (temizleme).
    Propolisin flavonoitlere benzer şekilde hidrolaz ve alkalen fosfatazı da içine alan birçok enzimi engellediği bildirilmiştir. Ayrıca streptococcus bakterilerinin bölünmesini uyaran glikoziltransferazları durdurmaya, iltihabî reaksiyonlarda myeloperoksidazın, ornitin dekarboksilazın, lipoksigenazın, tirosin protein kinazın aktivitesini ve araşidonik asit metabolizmasını engellemeye vesile olduğu gösterilmiştir. Propolis kullanan kişilerde zehirlenme belirtisine rastlanmamıştır. Yapılan toksikolojik değerlendirilmesinde, LD50 dozunun (bu deney farelerinde ağızdan saf propolis verildiğinde farelerin yarısını öldüren miktar demektir) 2.000-7.300 mg/kg arasında değiştiği rapor edilmiştir. Propolisteki önemli maddelerin başında gelen flavonoitler farelere ağızdan verildiğinde, LD50 dozunun 8.000-40.000 mg/kg arasında değiştiği bulunmuştur. Bu değerlerden ortaya çıkan sonuç; propolisin tabiî toksisitesinin (zehirliliğinin) oldukça düşük olduğudur. Yapılan çalışmalar sonucunda 60-70 kg ağırlığındaki bir insanın kg ağırlığı başına günlük emniyetle alabileceği propolis miktarı, en çok 1,4 mg veya ortalama günde 70 mg’dır. Astım hastalarında krize yol açabileceğinden alerji testi yapılmadan kullanılmaması gerekir. Eskiden kullanıldığı gibi günümüzde de kozmetiklerde ve cilt kremlerinde bunun kullanılabileceği ileri sürülmektedir. Son yıllarda propolisin insan sağlığına katkılarına ait çalışmalar, daha çok antioksidatif tesirlerine yönelmiştir. Canlı organizmaların oksidatif hasarlardan korumasında, yani antioksidatif tesir bakımından önemli bir rol verildiği, dolayısıyla canlılarda başlıca kanser, kalb-damar hastalıkları ve diyabet gibi rahatsızlıklara karşı kullanılabileceği ifade edilmektedir. Antioksidatif tesirler bakımından arı ürünleri birbirleriyle karşılaştırıldığında, propolisin en yüksek tesiri yaptığı bulunmuştur.
    İnsan sağlığı ve propolis
    Propolisin, immün sistemi uyararak hastalıklara karşı vücudun tabiî direncinin artmasına ve vücudun kuvvetlenmesine vesile olduğuna inanılmaktadır. Başlıca tesirleri arasında antiseptik (mikroptan arındırıcı), antimikotik (mantarlara karşı), bakteriyostatik (bakteri üremesini durdurucu), astringent (lokal olarak damarları daraltan faktör), spazmolitik (kas gevşetici), antienflamatuar (iltihap giderici), anestetik (sinir hassasiyetini azaltıcı) ve antioksidant (oksitlenmeyi veya moleküllerdeki bozulmayı engelleyici) özellikleri sayılabilir. Propolisin eskiden beri yaraların iyileştirilmesinde, dokuların yenilenmesinde faydalı olduğu, yanıkların tedavisinde, nörodermatitlerde, bacak ülserlerinde, sedef hastalığında (psoriasis), genitalis ve pruritus (cinsî rahatsızlıklarda) kullanıldığı rapor edilmiştir. Romatizma ve mafsal burkulması durumlarında tedavi edici olarak, ağız yıkama preparatlarının içine katılarak, diş macunu olarak, ağız iltihaplarının ve diş etlerinin tedavisinde kullanıldığı kaydedilmektedir. Kozmetik ürünlerde ve ilâçlarda (meselâ yüz kremlerinde ve losyonlarda) kullanılmıştır. Propolis ayrıca diş aralarını temizlemeye yarayan mumlu iplik yapımında kullanılır. Hem arının, hem de onun karnından çıkanların şifa olarak zikredilmesinde, düşünen toplumlar için Yaratıcı’ya işaretler vardır.
    Kaynaklar
    - Burdock,G.A.1998. Review of the biological properties and toxicity of bee propolis. Food and Chemical Toxicology, vol.36, 347-363.
    - Burda,S.,Oleszek. 2001. Antioxidant and antiradical activities of flavonoids. Journal of Agricultural and Food Chemistry,Vol,49, 2774-2779.
    - Kumazawa,S.,Hamasaka,T.,Nakayama,T. 2004.Antioxidant activity of propolis of various geographic origins. Food Chemistry. Vol.84, 329-339.
    - Nagai, T.,Sakai,M.,Inoue,R., Inoue,H.,Suzuki,N. 2001. Antioxidant activities of some commercially honeys,royal jelly and propolis. Food Chemistry,Vol.75, 237-240.
    - “ú–{H•i‹@”\Œ¤‹†‰ï:H•i‚ÌŽOŽŸ @”\(‘Ì’²’²ßj‚ğ‰ğ–¾
    Dr.Ali İhsan Öztürk – Propolis Doğal Antibiyotik
    Karamum (Propolis); kanser, ülser, karaciğer ve bronşite savaş açıyor.
    Arıların ürettiği propolis, bal ve yağ ile karıştırıldığında dış yaralar için mükemmel bir iyileştirici Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Arıcılık Şube Müdürü Dr Ali İhsan Öztürk, halk arasında karamum olarak da bilinen propolisin, bal arılarının bitkilerin dal, gövde ve özellikle çiçek ile yaprak tomurcuklarından topladığı balmumu ve reçinemsi maddelerin karışımından oluştuğunu ifade etti.
    Propolisin tıpta ilacın hammaddesi olarak kullanıldığını bildiren Öztürk, eski doğu bloğu ülkelerinde ilaç kodeksine girmiş olmasına karşın batı ülkelerinde buna dahil edilmediğini, bu maddenin Asya, Avrupa ve Afrika’da “halk ilacı” olarak geniş bir kullanım alanı bulunduğunu belirtti.
    Ürünün koruyucu ve tedavi edici özellikleri nedeniyle insan sağlığı için çok önemli aktif bir madde olduğunu vurgulayan Öztürk, propolisin özellikle sindirim ve üriner sistem rahatsızlıklarının tedavisinde etkin sonuç verdiğini söyledi Öztürk, propolisin kanser, mide ülseri, cüzzam, kılcal damarların ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde, bronşit, ağız içi aft, yüksek kan basıncı, karaciğerin korunmasında olumlu etki yaptığına dikkat çekti.
    Dr. Öztürk;
    “Propolis, bal ve yağ ile karıştırıldığında dış yaralar için mükemmel bir pomat oluşturur Bu ürünün antiromatizmal etkisi de saptanmıştır Propolis, içerdiği sağlık yönünden çok önemli aktif maddeler nedeniyle genel vücut direnci ve sağlığının korunmasında ve alternatif tedavide gittikçe daha çok yer bulan emsalsiz bir maddedir”
    Doç.Dr. Recai Oğur – Propolis Gripten Korur mu?
    Son günlerde, gribal enfeksiyonlardan korunmada üzerinde en çok durulan doğal maddelerden birisi de propolistir. Arılar tarafından üretilen ve doğal bir reçine olan propolisi arılar, temel olarak kovanlarının inşaasında ve onarımında kullanmaktadırlar. Ülkemizde farklı isimlerle de bilinen propolis geçmişteki medeniyetler tarafından da sağlık ve sağlık dışı çeşitli amaçlarla yaygın olarak kullanılmıştır.
    Sağlıkla ilgili olarak bir çok özelliğinden bahsedilmekle birlikte özellikle soğuk algınlığı ile ilgili etkileri bugünlerde ticari olarak ön plana çıkarılmaktadır. Yapılan bazı bilimsel çalışmalarda, propolisin virüsler tarafından neden olunan soğuk algınlığı olgularında etkili olduğu ortaya konmuştur.
    Yine bazı çalışmalarda propolis burun spreylerinin, çocuklarda burun akıntısı, burunda tıkanıklık ve yüksek ateşle seyreden burun ve boğaz enfeksiyonlarında faydalı olabileceği gösterilmiştir.
    Konuyla ilgili olarak yapılan en kapsamlı araştırma İsrailli bilim adamları tarafından gerçekleştirilmiştir. Araştırmada; 1-5 yaş arasındaki 430 çocuktan 215′ne kış döneminde 12 hafta süreyle, hergün ekinezya + propolis + vitamin C karışımı verilmiş diğer 215 çocuğa ilaç içermeyen sıvı verilmiştir. Çalışma sonucunda ekinezya + propolis + vitamin C karışımı verilen çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonu görülme sıklığında %55 azalma, üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanma sayısında %50 azalma ve enfeksiyona bağlı yüksek ateşin devam etme süresinde %62 azalma tespit edilmiştir. Hasta olarak istirahat edilen gün sayısında da önemli derecede azalma gözlenmiştir. Bu karışımın uygulandığı çocuklarda az sayıda ve hafif düzeyde, geçici yan etkilere rastlanmıştır [Kaynak 1].
    Japonya’da yapılan bir çalışmada; grip virüsü ile hasta yapılan farelere 7 gün süresince günde 3 kez 10mg/kg propolis verilmiş ve farelerde gribe bağlı kilo kaybının ve diğer grip belirtilerinin hafiflediği ve akciğerlerdeki virüs miktarının azaldığı gözlenmiştir [Kaynak 2]. Ancak bu etkiler incelenen 13 propolis ürününün tamamında değil bazılarında tespit edilmiştir.
    İtalyan araştırmacılar tarafından yapılan diğer bir çalışmada da propolis çeşitli mikroorganizmalara karşı test edilmiş ve solunum yolu enfeksiyonu yapan mikroplara karşı önemli derecede etkili olduğu saptanıştır. Ancak bu çalışma da insan veya hayvanlarda değil, doğrudan mikroorganizmalar üzerinde yapılan bir çalışmadır [Kaynak 3].
    Bulgar araştırmacıların yaptığı bir çalışmada da incelenen tüm propolis ürünlerinin gram (+) bakteri ve mantarlara karşı son derece etkili olduğu ve bir çok propolis ürününün virüslere karşı da etkinlik gösterdiği saptanmıştır. Araştırmada sıcak bölgelerden ziyade, özellikle ılıman bölgelerden elde edilen propolisin daha etkili olduğu gözlenmiştir [Kaynak 4].
    Yine Bulgar araştırmacılar tarafından yapılan diğer bir çalışmada propolisin içinde bulunan isopentyl ferulate isimli maddenin influenza A virüsüne karşı son derece etkili olduğu gösterilmiştir [Kaynak 5].
    Propolisin bağışıklık sistemini aktive ettiğine yönelik olarak da çeşitli araştırmalar bulunmaktadır.
    Ancak tüm bu araştırma sonuçlarına rağmen propolisin grip durumunda etkili olduğunu veya gribe karşı koruyucu olduğunu kesin olarak ortaya koyacak klinik kontrollü çalışmalar bulunmamakta ve “propolis gribe karşı koruma sağlar” denilememektedir.
    Uyarılar
    1. Piyasada satışa sunulan propolis ürünlerinin hemen hepsinin üretiminde etil alkol kullanıldığından çocuklarda ve hamilelerde kullanımı konusunda dikkatli olunmalıdır.
    2. Propolis duyarlı kişilerde alerjik etki gösterebilir.
    3. Bugüne kadar propolis kaynaklı zehirlenme veya toksik etki bildirilmemiştir. Ancak ağız yoluyla (çiğnenerek, eliksiri içilerek) alındığında ağız içi bölgelerde tahriş yapabilir.
    4. Yukarıdaki araştırmalara dikkat edildiğinde incelenen propolis ürünlerinin hepsinde değil, araştırma kapsamındaki bazı ürünlerde etki saptanmıştır.

    Kaynaklar:
    [1] Effectiveness of an herbal preparation containing echinacea, propolis, and vitamin C in preventing respiratory tract infections in children: a randomized, double-blind, placebo-controlled, multicenter study.
    Cohen HA, Varsano I, Kahan E, Sarrell EM, Uziel Y.
    Arch Pediatr Adolesc Med. 2004 Mar;158(3):217-21.
    [2] Anti-influenza virus activity of propolis in vitro and its efficacy against influenza infection in mice.
    Shimizu T, Hino A, Tsutsumi A, Park YK, Watanabe W, Kurokawa M.
    Antivir Chem Chemother. 2008;19(1):7-13.
    [3] In vitro antimicrobial activity of a novel propolis formulation (Actichelated propolis).
    Drago L, De Vecchi E, Nicola L, Gismondo MR.
    J Appl Microbiol. 2007;103(5):1914-21.
    [4] Antibacterial, antifungal and antiviral activity of propolis of different geographic origin.
    Kujumgiev A, Tsvetkova I, Serkedjieva Y, Bankova V, Christov R, Popov S.
    J Ethnopharmacol. 1999 Mar;64(3):235-40.
    [5] Anti-influenza virus effect of some propolis constituents and their analogues (esters of substituted cinnamic acids).
    Serkedjieva J, Manolova N, Bankova V.
    J Nat Prod. 1992 Mar;55(3):294-302.
    Doç.Dr. Recai Oğur

  8. #8
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.643

    Standart

    Propolis nedir? Propolisin faydaları
    neler?


    Propolis Nedir? Propolisin faydaları neler? Propolis nasıl kullanılır? Propolisin yan etkileri var mı? Propolisi kimler kullanmalı?

    Propolis Nedir?

    Propolis en genel tanımı ile aslında doğadaki en güçlü koruyucu, kapatıcı, temizleyici ve en güçlü antibiyotik maddedir. Direk olarak mutlaka 2 yaşından büyük herkesin alması gerekmektedir. Sadece hasta olduğumuzda değil hastalanmadan önce de bu mucizevi ürünü besin öğelerimizden biri yapmalıyız. Propolis kullanmak bizi daha dinç, daha genç, daha enerjik, daha güçlü yapar. Birçok başarılı kişinin hayatındaki en önemli sırrı propolistir. Bunların içinde devlet başkanları, ünlüler, bilim adamları ve akademisyenler mevcuttur.

    İşçi arıların kavak, meşe, kayın, okaliptüs, akasya ve kozalaklı ağaçlar başta olmak üzere değişik ağaç ve çalılardan toplayarak kendilerini soğuk ve hastalıklardan korumak amacı ile kovanı kapladıkları reçinemsi maddeye denir. Arılar propolisi kovanın iç duvarını düzgün hale getirmek, peteklerin ağzını kapatmak ve kovanda ölen canlıları mumyalamak amacı ile de kullanır. Propolisin bakterileri yok etme özelliği sayesinde kovanda hayat sağlıklı bir şekilde devam eder.

    Ham propolis Cam macunu görüntüsünde

    Günümüzde özellikle uzak doğu ülkelerinde propolis kullanımı yaygındır ki bir çok uzmana göre Uzakdoğulu kişilerin bağışıklık sisteminin sağlam oluşunun, yaşam sürelerinin Avrupadaki yaş ortalamasının üzerinde olmasının en büyük nedeni düzenli olarak propolis kullanımına bağlıdır. Dünyadaki en güçlü koruyucu olan propolisi kendi vücudumuzu korumak, sağlıklı bir geleceğe sahip olmak ve yaşam standartlarımızı artırmak amacı gıda takviyesi olarak tüketmeliyiz.

    Propolis toplanan bitkinin rengi ve bulunduğu bölgenin hava şartlarına göre propolisin sarıdan siyaha kadar farklı renkte oluşması mümkündür.15derecede sert ve kırılgan 30 derecede yumuşak ve bükülebilir bir hal alır.

    İçeriğinde; %50-55 reçine ve balsam, %20-35 bitki kaynaklı mumlar, %10-15 eterik ve esansiyel yağlar, %2-5 polen, az miktarda organik ve inorganik bileşikler bulunur. Başka bir bildirişe göre propoliste %46 balsam, %27 bitkisel kökenli mum ve %15 flavon ve flavonoidler bulunmaktadır.

    Antibakteriyel özelliği sayesinde propolis asırlardır çeşitli hastalıkların iyileşmesinde de kullanılmıştır. Saflaştırarak toz haline getirilip yada kapsül şeklinde kullanımı yaygındır.

    Propolis Faydaları:

    Propolis doğadaki en güçlü koruyucu, kapatıcı, temizleyici maddedir. Öyle ki diş eti rahatsızlıkları, göz ilhitapları, vücut da oluşan ödemler, cilt lekeleri ve akne problemleri, kanser hücresi ve ameliyat sonrası vücutta biriken kalıntıların temizlenmesi, kanın temizlenmesi gibi bir çok konuda tek başına kullanımda dahi çok önemli bir etken olmuştur. Antibiyotik kullanımı yerine propolis ile tedavi gören hastaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Yaraların iyileştirilmesinde ve bakterilerin vücuttan atılmasında, sterilize işlemlerinde propolisi görebilirsiniz. Daha dinç olmak, daha az hasta olmak, kendimizi önceden koruma altına almak istiyorsak mutlaka ve mutlaka propolisten faydalanmalıyız.

    Elbette ki bir çok üründe olduğu gibi bu üründe de saf olanı bulmak hiç de kolay değil. Arımucizesi olarak sizlere bu ürünün doğalını bulabilmeniz için buraya bakmanızı öneriyoruz.

    • Mikrop kırıcı, iltihap giderici, antioksidan, immün sistemini uyarıcı ve antikanserojenik etkilere sahiptir. Bioflavonoidler bakımından zengindir

    • Bağışıklık sistemini destekler Propolisin düzenli olarak kullanımının sindirim ve dolaşım sisteminde ve de tüm vücuttaki patojenlere karşı etkin bir koruma sağladığı tespit edilmiştir

    • Antioksidatif etki açısından propolis diğer arı ürünleri arasında en yüksek etkiye sahiptir

    • Geniş spektrumlu antibiyotik olarak nitelendirilen propolis, zararlı bakterilerde direnç oluşturmamakta, yararlı bakterileri ise olumsuz olarak etkilememektedir Ayrıca virüslerin enzim salgılamasını ve çoğalmasını önleyici etkiye sahiptir

    • Akne ve uçuk için haricen kullanılır

    • Bademcik iltihabı, farenjit, larenjit için etkilidir

    • Ağız ve boğaz mukozası sorunları için hem oral olarak hem de gargara biçiminde kullanılır

    • Dişeti hastalıklarına karşı korucuyucu özelliktedir 2005 yılında Oral Health & Preventive Dentistry dergisinde yayınlanan araştırmaya göre propolis diş eti iltihabı veya periodontal hastalığının tedavisine yardımcı olabilir

    • Propolis ile ilgili yapılan araştırmalar bu maddenin ülserler, iltihaplı hastalıklar ve yanıklar için olumlu etkileri olduğu sonucunu ortaya koymuştur

    • National Institutes of Health‘a göre propolis Aft ve diğer diş yaraları ve peptik ülser için etkili bir anti-inflamatuar ajan olarak kullanılabilir
    • Japon Kanser Araştırma kurulu tarafından 1991 düzenlenen toplantıda propolisin anti-kanser
    etkisiyle ilgili tebliğ sunulmuştur

    • Amerika’da yapılan bir araştırmada propolisteki caffeic asit esterlerinin bağırsaktaki kanserli hücrelerin büyümesini inhibe edici özellikte olduğu görülmüştür

    • Klinik çalışmalarlar, 30 gün boyunca günde 3 defa alınan 300 mg propolisin hipertansiyon, damar sertliği ve koroner kalp hastalıklarının tedavisinde yararlı olduğunu göstermektedir

    • Mikroptan arındırıcı, bakteri üremesini durdurucu, iltihap giderici, mantarlara karşı etkili ve kas gevşetici etkileri vardır

    •2000 yılında yayınlanan bir çalışmaya göre, propolis kremi genital herpes yaralarının iyileşmesine yardımcı olmaktadır

    • Bakterilere karşı etkisi galangin, pinosembrin, kafeik asit ve ferulik asit içeriğinden, virüslere karşı etkisi kafeik asit, kersetin ve luteolinden, mantarlara karşı etkisi de pinobanksin, pinosembrin, kafeik asit, benzil ester, sakuretin ve pterostilbene ‘den kaynaklanmaktadır

    • Prostaglandinleri üreten enzimleri bloke edici özelliğiyle anti iltihapsal etkinliğe sahiptir

    Propolis Kullanımı:

    Propolisi çok çeşitli alanlarda kullanabiliriz. Şampuanımıza katıp kepekten kurtulurken, bir yandan da diş macununa ekleyip çürüklerden kurtulabiliriz yada su ile karıştırıp ağızdsa çalkalayarak apse ve diş eti sorunlarından kurtulabiliriz.

    Bal ile karışımında ise günlük ihtiyacımız olan enerjiyi alıp aynı zamanda kanımızdaki bakteri ve mikropları temizleyebiliriz. Evinizde bulunduracağınız propolis bir ecza deposundan daha etkili bir tedavi sunacaktır sizlere.

    Yapılan çalışmalarda düzenli ve sürekli olarak propolis alınması durumunda sindirim, solunum ve dolaşım sistemindeki hastalık etmenlerini (patojenleri) yok ettiği, internal toksinleri vücuttan attığı saptanmıştır. Özellikle Japonya’da yapılan klinik çalışmalarda 3 ay ile 1 yıl sürekli bir şekilde alınan propolisin, çeşitli internal kanser hücrelerinin devitalize ettiği saptanmıştır.

    TİCARİ OLARAK KULLANIMI

    Ham propolis arıcılar tarafından toplandıktan sonra, kullanılabilir ekstraktlar haline getirilir.
    Propolis piyasada şu formlarda sunularak, satılmaktadır:
    1. Sıvı/ekstrakt/tinktur: en yüksek tedavi edici formdur. Kansere karşı koruyucu olarak bile. Su içerisine birkaç damla damlatılarak kullanılabilir.
    2. Tablet: Propolis tek başına ya da polen ve arı sütü karıştırılarak hazırlanan tabletler besleyici olarak kullanılabilir.
    3. Sağlık, kozmetik ve besin ürünlerine ek olarak:
    • Şekerler-sakızlar:Propolis bu ürünlerde tadlandırıcı veya ağız enfeksiyonlarına karşı kullanılabilir.
    • Boğaz pastil ve damlaları: hızlı ve etkili çözüm sağlar.
    • Burun spreyi, burun damlası ve boğaz spreyi
    • Diş macunu: enfeksiyonlara, diş apselerine, çürüklere, ağız kokusuna, diş beyazlatılmasına yardımcı olur.
    • Cilt ve kozmetik kremleri, balsamları: cilt sağlığı ve koruması için kullanılır. Ayrıca bu ürünler kesik, abse, yara ve yanıklara uygulanır.
    • Şampuan: koruma ve kepeğe karşı.
    • Sabun: güçlü koruma
    "ARI ÜRÜNLERİ KULLANMAK DOĞAL ve İLAHİ BİR SAĞLIK KORUMA YÖNTEMİDİR"
    Propolis hakkında bilim İnsanlarının görüşleri

    Propolisin faydaları bilimsel olarak kanıtlandı
    Atatürk Üniversitesi'nde, TÜBİTAK işbirliğiyle yapılan bilimsel çalışmada, propolisin kanseri önlediği, virüslere karşı etkili ve yaşlanmayı geciktirici özelliğinin olduğu belirlendi.
    ERZURUM - Ayşe Yıldız
    Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhami Gülçin tarafından yapılan bilimsel çalışmada, propolisin çok kuvvetli antioksidan etkiye sahip olduğu, kanseri engellediği, mide ülserine iyi geldiği, ağız ve diş yaralarını iyileştirdiği, bakteri ve virüslere karşı etkili olduğu ve yaşlanmayı geciktirici özelliğinin olduğu belirlendi.
    Türkiye Bilimler Akademisi üyesi de olan Gülçin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bir arıcılık ürünü olan propolisin eskiden beri Anadolu'da yaygın kullanıma sahip olduğunu belirterek, halk arasında bu kadar yaygın kullanıldığı için merak ettiklerini ve bunun için propolis üzerine bilimsel çalışmalar yaptıklarını söyledi.
    Yaptıkları çalışmada propolisin birçok özelliğini tespit ettiklerini anlatan Gülçin, literatüre bakıldığında özellikle birçok biyolojik aktiviteye sahip olduğunu ve bunun da biyolojik ve farmakolojik aktivitelerin özellikle antibakteriyel, antiviral, antitümör, antikanser ve antieging etkilerinin bulunduğunu ifade etti.
    Bölgede bitki çeşitliğinin çok fazla olduğunu ve bunun arıcılık ürünlerine artı bir değer kattığına dikkati çeken Gülçin, "Bölgeden taze propolis numunesini aldık. Bunun antioksidan ve radikal giderme özelliklerini araştırdık. Çok mükemmel aktiviteler gözlemledik. Özellikle standartlarla kıyasladığında neredeyse kullanılan en kuvvetli antioksidanlardan daha kuvvetli etkiye sahip olduğunu gördük" dedi.
    Propolisin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullandığı yönünde çıkan haberlerden sonra yeniden gündeme geldiğini vurgulayan Gülçin, çalışmanın ikinci ayağında TÜBİTAK ile ortak yaptıkları çalışmalarda propolisin bu etkili özelliklerinin hangi maddelerden kaynaklandığını araştırdıklarını vurgulayarak, propoliste 300'den fazla uçucu ve diğer organik bileşenlerin olduğunu, özellikle fenolik ve polifenolik içerik açısından oldukça zengin olduğunu belirtti.
    Propolisin protein yapı taşları olan aminoasitler açısından da çok zengin olduğunun altını çizen Prof. Dr. Gülçin, şunları kaydetti:
    "Zaten farmakolojik ve biyolojik etkilere sahip olan bileşenler bunlar. Propolisin yüzde 15'lik kısmını flavon ve flavonoitler oluşturuyor. Bunlar sağlık için son derece önemli bileşenlerdir. Bugün sebze ve meyvelerden tutun, özellikle sonbaharda çıkan bitkisel gıda kaynaklarındaki bileşenler fenoller ve flavonoitler ve buna benzer bileşenlerdir. Bizim yaptığımız araştırmalarda da özellikle kafeik asit ve kafeik asit fenetil esterinin bol miktarda bulunduğunu, ayrıca A ve C vitamini açısından da çok zengin olduğunu gözlemledik."
    "Uzun yaşamın sırrı: propolis"
    Son zamanlarda yapılan çalışmalarda Ortadoğu insanının uzun yaşamlarının sırlarının araştırıldığını anımsatan Gülçin, "Uzakdoğu insanlarının hem uzun yaşamları hem de bağışıklık sistemlerinin daha kuvvetli olduğu bilinmektedir. Bunun sırrı diyetlerindeki propolisten kaynaklandığı söylenmektedir. Çünkü propolis savunma sistemini güçlendiriyor. Tümör hücrelerinin çoğalmasını, ülser hastalarının bir türlü başa çıkamadıkları helicobacter pylori mikroorganizmasına neden olan bakteriyi ciddi oranda engelliyor" ifadelerini kullandı.
    Gerçekleştirdikleri çalışmanın yayımlandığı günden buyana 50'den fazla atıf aldığını vurgulayan Gülçin, şöyle devam etti:
    "Özellikle ağız ve diş yaralarına ve diğer diş hastalıklarına propolis iyi geliyor. En önemlisi tümör hücrelerinin gelişimini ve ülsere sebep olan mikroorganizmayı önlüyor. Antibiyotik, antiviral özellikleri var. Virüslere karşı da çok etkili. Antikanser olduğu ispatlanmış. Bağışıklık sistemini ciddi şekilde desteklediğini biliyoruz. Yaşlanmayı geciktirici özelliği bulunuyor. Mikrobiyal ve viral enfeksiyonlara karşı etkili kullanılıyor."
    Propolisin dişçilik, eczacılık ve tıp gibi sağlık sektörlerindeki bilimsel araştırmalarda çok yaygın kullandığını belirten Gülçin, "Propolisin yara iyileştirici özelliği, çok kuvvetli antioksidan olduğu ve birçok hastalığa sebep olan serbest radikalleri giderdiğini kanıtladık. Özellikle biyolojik açıdan çok önemli olan bazı bileşenlerin propoliste bol miktarda bulunduğunu gözlemledik" dedi.
    BEE PROPOLİS® Bilim adamları tarafından " Yüzyılın Mucizesi " olarak adlandırılıyor!
    Arılar, küçücük kapalı bir kovanda 50.000-80.000 ergin arı ve bir o kadar yavru bulunmasına, kovan içi sıcaklığın ve rutubetin mikropların üremesi için ideal bir ortam oluşturmasına rağmen hastalıklara yakalanmadan 80 milyon yıldan beri yaşamlarını sürdürmektedirler.
    Arılar dışarıdan gelen yabancı maddeleri ve hayvanları kovan dışında tutmaya çalışırlar ve kovanın girişine iki nöbetçi koyarlar. Herhangi bir zararlı kovana girdiğinde, hemen arılar tarafından öldürülerek dışarı atılır. Ancak fare, salyangoz, kertenkele kurbağa gibi davetsiz misafirler öldürüldükten sonra kovan dışına atılamadıklarında arılar tarafından propolisle kaplanır. Böylece bu mumya zararlının bozulmasıyla ortaya çıkan bakteriyel veya viral enfeksiyonlara karşı koloniyi korur. Bunu, bitki, tomurcuk ve filizlerinden toplayıp agızda sindirim enzimleri ile karıştırarak hazırlarlar. Çok kuvvetli virüs, bakteri ve mantar öldürücü etkiye sahip yapışkan reçinemsi bir maddeyle yaparlar. Bu maddeyle kovan içerisindeki besinleri, yavruyu ve kendilerini çeşitli mikroplardan korur, bununla kovanı dezenfekte eder, kovan duvarlarını ve çatlakları bu maddeyle sıvarlar. Kovan içi görev yapan arılar kovan giriş deliğinde dışarıdan gelen işçi arıları propolis ile fırçalama yaparak enfeksiyonun kovana girişini önlemektedir.
    Propolisin alışılmış antibiyotik etkilerin 100 misline yakın etkisi keşfedilmiştir. Bugüne kadar rastlanan en güçlü doğal antibiyotiktir. (Ghisalberti, 1979 E.L. Ghisalberti, Propolis: a review, Bee World 60 (1979), pp. 59–84.)
    Propolis Bilim adamları tarafından “Yüzyılın Ürünü ” olarak adlandırılıyor.
    Arılar, küçücük kapalı bir kovanda 50.000-80.000 ergin arı ve bir o kadar yavru bulunmasına, kovan içi sıcaklığın ve rutubetin mikropların üremesi için ideal bir ortam oluşturmasına rağmen hastalıklara yakalanmadan 80 milyon yıldan beri yaşamlarını sürdürmektedirler.
    Arılar dışarıdan gelen yabancı maddeleri ve hayvanları kovan dışında tutmaya çalışırlar ve kovanın girişine iki nöbetçi koyarlar. Herhangi bir zararlı kovana girdiğinde, hemen arılar tarafından öldürülerek dışarı atılır. Ancak fare, salyangoz, kertenkele kurbağa gibi davetsiz misafirler öldürüldükten sonra kovan dışına atılamadıklarında arılar tarafından propolisle kaplanır. Böylece bu mumya zararlının bozulmasıyla ortaya çıkan bakteriyel veya viral enfeksiyonlara karşı koloniyi korur.
    Bunu, bitki, tomurcuk ve filizlerinden toplayıp agızda sindirim enzimleri ile karıştırarak hazırlarlar. Çok kuvvetli virüs, bakteri ve mantar öldürücü etkiye sahip yapışkan reçinemsi bir maddeyle yaparlar. Bu maddeyle kovan içerisindeki besinleri, yavruyu ve kendilerini çeşitli mikroplardan korur, bununla kovanı dezenfekte eder, kovan duvarlarını ve çatlakları bu maddeyle sıvarlar. Kovan içi görev yapan arılar kovan giriş deliğinde dışarıdan gelen işçi arıları propolis ile fırçalama yaparak enfeksiyonun kovana girişini önlemektedir.
    Bu maddeye ”Propolis” adı verilmektedir. Propolis Latince bir kelimedir. Kelime anlamı “Pro + Polis” ‘den gelmektedir. (Pro: Güvenlik, Koruyucu) + (Polis: Giriş, Şehir) “Güvenli Şehir & Şehir Koruyucu” anlamına gelmektedir.
    Propolis, kara mum ya da arı reçinesi olarak da bilinir, bitkisel kaynağa bağlı olarak 300′den fazla doğal bileşik veya fitokimyasal içerir. Propolisin asıl sağlık koruyucu etkilerinden içerdiği, Flavonoidler sorumludur. Yaklaşık %55 balsamlar, %30 balmumu, %10 eterik yağlar ve %5 polenden oluşur. Ek olarak, magnezyum, kalsiyum, iyot, potasyum, sodyum, bakır, çinko, mangan ve demir gibi mineraller ile B1, B2, B6, C ve E vitaminlerini de içeren mineral ve vitaminlerden oluşan zengin bir yapısı vardır.
    İçerdiği bu maddeler, propolise antimikrobiyal, antioksidan, antibiyotik, bağışıklık sistemi düzenleyici, antikanser ve ağrı kesici nitelik kazandırır. Bu özelliklerini keşfeden Mısır, Çin, Yunan ve Roma’nın da aralarında bulunduğu dünyanın pek çok bölgesindeki eski medeniyetler tarafından geleneksel tedavide yüzyıllardır kullanılmıştır. Günümüzde ise, kalabalık şehir ortamının havasında tehdit olarak bekleyen grip, soğuk algınlığı ve nezle gibi kış dönemi hastalıklarından bizi koruyabilen bir doğa mucizesidir.
    Ölümcül bakteriye ” PROPOLİS “
    Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerince yapılan araştırmalarda bal arılarının ürettiği propolisin, birçok insanın yaşamını yitirmesine neden olan ve ABD’deki kavun tüketimiyle ortaya çıkan ölümlerle birkez daha gündeme gelen Listeria bakterisini yok ettiği belirlendi.
    Bilim adamları tarafından önemli bir keşif olarak görülen propolis, Allah’ın doğanın en önemli canlılarından biri olan arılarla insanoğluna hediye ettiği bir mucizedir diye belitmişlerdir.
    Japonya ve Çin gibi Uzakdoğu ülkelerinde propolisin bu yüzyılda keşfedilen ” en mükemmel doğal ilaç ” olduğu kabul edilmiştir.
    Dünyadaki tüketim dagılıma bakıldıgında Propolisi en çok kullanan ülkeler arasında Amerika ve Japonya gelmektedir. Japonya ortalama yıllık 500 ton Propolis ithalatı yapmaktadır.
    Propolisin alışılmış antibiyotik etkilerin 100 misline yakın etkisi keşfedilmiştir. Bugüne kadar rastlanan en güçlü doğal antibiyotiktir. (Ghisalberti, 1979 E.L. Ghisalberti, Propolis: a review, Bee World 60 (1979), pp. 59–84.)
    Radyoterapide Propolis etkinliği üzerine klinik çalışma.
    Propolis, genelde Doğal antibiyotik olarak adlandırılır.
    Propolis, antimikrobiyal ve geniş spektrumlu antibiyotik özelliğiyle bakteri, virüs ve mantarlara karşı etkilidir. Antibiyotikler gibi direnç oluşturmadığından güvenle kullanılabilir. Aynı zamanda, bağışıklık sistemi düzenleyicisidir, böylece bağışıklık hücrelerinin aktivitesini arttırarak vücudun mikroplarla savaşma potansiyelini güçlendirir.

    Vitamin C ve E’den daha güçlü bir antioksidan olan Propolis’in yaşlanma ve kanser üzerine önleyici etkisi pek çok çalışma tarafından gösterilmiştir. Doku yenileyici ve ağrı kesici özelliklerinden dolayı boğaz ağrısında ve soğuk algınlığında da çok faydalıdır.
    1 mg Propolis, yaklaşık olarak 20 mg Penisilin’e denk gelmektedir.
    Bal Arılarının Gücü; Propolis
    Aynen üreticisi bal arıları gibi çok geniş kapsamlı ve sayısızdır. Yüksek kolesterolü olan kişlerde propolisin faydaları görülmüştür. Çin’de Lian Yun Gang’ın Worker’s hastanesinde Dr. Fang Zhu, hipertansiyon, damar tıkanıklığı, koroner kalp rahatsızlığı olan 45 hasta seçmiş ve bu hastalara 30 gün boyunca günde 3 defa 300 mg propolis vermiştir. Bu süre sonunda hastaların kolesterol düzeylerinde belirgin düşüşler gözlenmiştir.
    Propolisin diğer bir faydası ise, enzimleri bloke eden prostaglandinleri ortadan kaldırmasıdır. Prostaglandinler tarafından ortaya çıkan ağrı ve ateş propolis tarafından ortadan kaldırılmıştır. Propolis aspirinle aynı enzimleri bloke etmektedir fakat aspirinin yan etkilerini göstermemektedir.
    Propolisin enzim bloke edici ve prostaglandin inhibe edici etkisi, ağız ve boğaz için de faydalıdır. Mesela, diş eti kanaması ve doku zedelenmesi ağız sağlığı için en büyük problemlerden birisidir. İltihaplanma ve kanama, diş yapısında zayıflamaya ve diş kaybına neden olur. Fakat propolis, bazı spesifik enzimleri bloke ederek, prostaglandin oluşumunu engeller, iltihaplanma ve diş eti kanamasını önler. Propolis aynı zamanda, diş etindeki damarların yüzeylerini güçlendirir.
    Propolis Bağışıklık Sistemine Etkileri;
    Propolisin en çok araştırılan ve yaygın olarak kabul edilen özelliği bağışıklığı arttırıcı özelliğidir. Propolis, doğal salgı bezlerini aktive eden geniş spektrumlu antibiyotiktir. Propolis sadece enfeksiyonları engelemenin yanında, onları vücuttan temizler. Çok sayıda deneyle ortaya konduğu gibi propolis; bakterileri, virüsleri, mantarları ve hatta penisiline dayanıklı staphlococcus’u ortadan kaldırır. Propolis virüslere karşı çok güçlüdür. Bu etki propoliste bulunan bioflavanoidlerin koruyucu etkisi sayesinde gerçekleşmektedir. Virüsler, proteinlerin dış kısmına yerleşirler. Eğer engellenmezse, bu tehlikeli ve enfekte edici madde taşıyıcı organizmada serbest kalır. Maalesef, böyle bir durumda, enzimler sayesinde protein dış kısmını parçalarlar ve böylece zararlı madde istem içerisine yayılır. Sistemde propolisin bulunması durumunda ise bu durum gerçekleşmez. Bioflavanoidler, proteinin dış kısmını parçalayan enzimleri inhibe eder ve viral maddeyi içeriye hapseder. Aynı flavanoidler, virüsün etrafını kaplayarak aktivitesini engellerler. Bioflavanoidlerin varlığında taşıyıcı, virüslere karşı bağışıklık kazanmış olur.
    Diğer bir yol ise propolisin fagosite aktivitesini güçlendirerek bağışıklık sistemine yardımcı olur. Fagositler, mikroorganizmaların etrafını sarar, içine alır ve sindirerek ortadan kaldırırlar. Propolis sayesinde gerçekleşen bu etki, bir çok bilim adamı tarafından gözlenmiş ve klinik olarak yayınlanmıştır.
    Propolisin Anti – Kanser Etkileri!
    Propolis tincture (tentür) ekstraktının karaciğer ve mesanedeki kanserli hücreleri dönüşüme uğrattığı ve gelişmelerini önlediği bulunmuştur. (Matsuono, 1992)
    Bu hücre öldürücü etkiyi sağlayan maddeler, propolisten izole edilen quercetin, kafeik asit ve clerodane diterpenoid’dir.
    Clerodane diterpenoid, tümör hücrelerine karşı seçici bir öldürücü etki gösterir.
    Propolisin, ayrıca yumurtalık kanseri hücrelerini ve hücre bölünmesini durdurucu etkileri olduğu bulunmuştur.(Ross, 1990)

    Ayrıca, göğüs, cilt, kolon ve böbrek kanseri hücreleri gibi insan tümör hücre kültürleri üzerinde öldürücü etkisi olduğu tespit edilmiştir.
    Bu etkileri oluşturan bileşenin kafeik asit, fenetil ester olduğu belirlenmiştir.(Grünberger ve ark, 1988)
    Propolisden izole edilen Artepillin C, insan mide kanseri hücreleri, insan gırtlak kanseri hücreleri, kolon kanseri hücreleri üzerinde hücre öldürücü etki göstermiştir. (Tetsuo Kimoto 2001).Kafeik asit esterlerinin tümör oluşumunu kimyasal olarak engellediği görülmüştür.
    Bu etki, kanserli hücrelerin gelişimini sağlayan genler üzerindeki seçici toksik etki ile gerçekleşmektedir.
    Propolisin Antioksidan Özellikleri!
    Propolisin yoğunlaşmış flavonoidleri büyük bir antioksidan güce sahip ve anti-serbest radikal koruyucu lipid ve vitamin C gibi diğer maddeleri yok etme kapasitesine sahiptir. Bu nedenle C vitamini (Popeskovitch ve arkadaşları, 1980) gibi propolis alınması önerilir. Diğer faktörler ile serbest radikalleri gibi kalp-damar hastalığı, artrit, kanser, diyabet, parkinson ve alzheimer olduğu gibi hücre hasarından sorumlu olması muhtemeldir.
    Propolisin Doku Onarımındaki Etkinliği!
    Propolis (Ghisalberti, 1979 Krell 1996) hasar görmüş cildi onarmak için hücre metabolizması, dolaşım ve kollajen oluşumu rekor sürede aynı zamanda bir uyarıcı etkiye sahip olduğu gösterilmiştir. Flavonoid arginin ivme propolisin bir bileşeni aloe özüne bağlı olması durumunda daha hızlı doku onarımı (Sumano-Lopez ve ark 1989) elde edilir. Propolis Radyoterapinin yan etkilerini minumuma düşürmektedir. Sonuçlar propolisin baş-boyun ışınlaması sonucu gelişen oral mukozitin şiddetini azaltmada etkili olduğunu gösterdi. (Dr. Yasemin Benderli Cihan, Dr. Kemal Deniz 2011)
    Propolis Bağışıklık sistemini güçlendirir!
    Propolis virüsler için çok yüksek bir bağışıklık aktivitesi (Manolova ve diğerleri, 1987) göstermektedir. Son zamanlarda, Japon araştırmacılar, propolis özütünü insan vücudunda (Moriyasu ve diğerleri, 1993) bağışıklık aktive ederek macrophagotique aktivasyonu için sorumlu olduğunu göstermiştir. Propolis sitokin üretmeye başlar bağışıklık hücrelerini aktive eder. Sonuç propolis etkisi tümör hücrelerinin büyümesini engeller olmasıdır. Minneapolis Tıppi Araştırma Vakfının Nöroimmunoloji Laboratorlarında yapılan araştırmalara göre propolis ekstraktının ağızdan alınmasıyla beraber ürünün anti-HIV-1 etkisi kısa zamanda gözlenmeye başlıyor ve tatmin edici sonuçlar alınıyor. Buna dayanarak ilgili kurum klinik tedavilerde propolis kullanımının gerekli olduğunu savunuyor. Ayrıca zidovudine’in etkilerini belirgin şekilde güçlendirdiği, kullanılan ilaçlar ile herhangi olumuz bir etkileşimi olmadığı belirtiliyor.(Harish ve ark, 1997).
    Propolisin Diş Hastalıklarına Etkileri!
    Propolisin plak oluşumu ve diş eti iltihabı üzerindeki etkilerini incelemek üzere 60 öğrenci gruplara ayrılmıştır. Sonuçlar, propolisin oral hijyeni sağlamada yardımcı uygulama olarak faydalı olduğunu göstermiştir. (Neumann ve ark 1986)
    Propolisin Kardiyovasküler Etkileri!
    Propolis, tıpta kardiyovasküler ve dolaşım sistemi hastalıklarında, (Kedzia ve ark, 1988) dermatolojide, doku yelinmesi, ülser, egzema, yara ve yanıklara karşı, kanser tedavisinde, immun sistem ve sindirim sistemi hastalıklarında tedavi edici olarak, karaciğer rahatsızlıklarına karşı ise koruyucu olarak kullanılmaktadır(Coprean ve diğerleri, 1986)
    Propolisin Anestezik Etkileri!
    Propolis ve bazı bileşenleri anestezik etki göstermektedir.(1977 Rode, Ghisalberti 1979) Tavşan korneasında yapılan deneyler sonucunda, propolisin, kokainden 3 kat, prokainden ise 52 kat daha güçlü anestezik etkiye sahip olduğu ortaya konmuştur.(Boya ve Metzner, 1979) Anestezik etkinin, propolisteki, pinocembrin, pinostrobin ve kafeik asit esterleri sayesinde gerçekleştirildiği belirlenmiştir.Bu anestezik etki, propolisin neden yüzyıllardır boğaz ağrısı ve ağız yaralarının tedavisi için kullanıldığını açıklamaktadır. Dişçilik alanında propolisin anestezik malzeme olarak kullanımı Polanya’da patentlenmiştir.(Sosnowski, 1984)
    Propolisin Klinik sonuçları Özet!
    Bağışıklık sisteminin yerel düzenlemelere ve tuzlu bir tincture ekstresi ile lokal tedavi de dahil olmak üzere 24 gün boyunca farklı yöntemler ile tedavi edilen çelik fabrikasında bronşit olan 260 işçi tedavi edildi.
    En iyi sonuçlar propolis özü inhalasyonu ile elde edilmiştir. (Scheller ve ark 1989) Propolis ayrıca, farenjit gibi KBB hastalıklarında da mükemmel etkinlik gösterir.(Doroshenko, 1975) Kronik bronşit (Scheller ve ark 1989) Sigara içenlerde kronik bronşit (Osmanagiç ve ark 1987), Nazofarenjit (SPIROVIT ve col1981) Pharyngo-larenjit (Lin ve ark 1993), Nezle (Zommer ve Urbanska ark 1987) ve Rinit (Nunex ve ark 1988) konularında farklı bilim adamları propolisin etkinliğini araştırmışlardır.
    Şiddetli bağışıklık eksikliği alveolit fibromatous iki hastada tespit edildi. Propolis, N Esberitox magnezyum ve kalsiyum kombinasyonu ile tedavi edildi.İki hastada (Scheller ve ark 1989) iyi klinik sonuçlar vermiştir.
    Propolisin %1 – %10 Tinture çözümü klinik uygulamada yüzeysel mantar enfeksiyonları ve derin mantar enfeksiyonlarıda 10 vaka içinde 9 hastada çok başarılı olmuştur. Sedef hastalıgının tedavisi için 3 kez / gün 0.3 g propolis tüketen 160 hasta tedavide çok iyi sonuçlar almıştır.. (Chu-Fang, 1978)
    Propolis özütü %50 çözelti ile merhem olarak Herpes zoster enfeksiyonu olan 110 hastada kullanılmış 97 hastada mükembel sonuç vermiştir. (Bolshakova, 1975).
    23-98 yaş arası tipik açık yarası bulunan 64 hastaya yaralı bölgeye hergün propolis içeren merhemler uygulandı.Bu uygulama 4-12 hafta sonunda sonlandırıldı. Tedavi sonucunda 19 hastada hiç bir klinik gelişme gözlenmedi, diğer hastalarda ise önemli gelişmeler gözlendi. (Korsun 1983)
    Farklı cilt iltihabı (ülser ve apseler) olan 229 hasta grup %2 ila %8 propolis krem ile tedavi edildi. Propolis yüksek konsantrasyonlarda 9 gün uygulandı. 16 gün sonra sadece % 1.8 düşük konsantrasyonlarda uygulandı. Hastaların % 18 sonuç alınmadı. Diğer hastalarda (Morales ve Gabardino 1996) 36 gün sonra belirtilerin çoğunluğu, 11 gün sonra da ülserler kayboldu.
    Otitis eksterna şikayeti olan hastalar (126 hasta), kulak zarı perforasyonu kronik otitis mesotympaniques propolisin %10 çözümleri ile tedavi edildi. Sonuçlar % 70′inde pozitif çıktı ve % 100 dış otitis sonuç alındı (Matel ve diğerleri, 1973).Propolis aynı zamanda deri iltihabında (Palos ve ark, 1989) mükemmel bir sonuç göstermiştir.
    Hepatit B virüsü için propolis ve polen ile yapılan çalışmalar Celje Kliniği (Krk, Lesnicar 1978) olumlu sonuçlar elde edildi..
    Propolis ekstrakt Mide ve Duodenum ülseri olan 72 hastada 25 mg doz 3 kez / gün uygulnadı. Altı hafta sonra %80 hatada ülser yokoldu. (Zuleika ve ark, 1988)
    Mantar enfeksiyonları ve rahim ağzı (Serviks) iltihabı olan hastalarda (90 Hasta) S. nedenpyogenes ve Trichomonas vaginalis % 3 propolis tincture özütü ile hastaların % 50′si propolis kürü ile tedavi edildi. (Zawadzki ve Scheller, 1973)
    Ghiardises (protozoon) geçiren 138 hasta propolis ekstraktı ile tedavi edilmiştir (Miray ve ark 1988).
    Propolis farklı klinik tedavisinde kullanılan mikrobik enfeksiyonlarda çok iyi ve önemli sonuçlar vermiştir (Marcucci 1995) .
    Bulgaristan’dan Dr. S. Nikolov ve arkadaşları, propolisin akut ve kronik kolit üzerindeki etkisini incelemişlerdir. Çalışmaya, yaşları 20 ile 65 arasında değişen 45 hasta katılmıştır. Hastalara günde üç defa yemeklerden önce propolis ekstraktı verilmiştir. Sonuçta toplam 43 hastada olumlu sonuç elde edilmiştir. Bunlardan 26’sında çok iyi, 12’sinde iyi kalanları ise memnuniyet verici şekilde iyileşme gözlenmiştir. Sadece iki hastada herhangi bir gelişme gözlenmemiştir. Çoğu hastada yedinci günde iyileşme başlamış ve ondokuzuncu ya da yirminci günde tamamen iyileşme görülmüştür.
    Propolis Hakkında Bilimsel Araştırmalar
    Propolis (Bal Arısı) Doç.Dr. C.Kemal SÜMBÜL
    Bal arıları (Apis mellifera), toplu olarak yaşamaları ve aralarında iş bölümü yapmaları, kovanlarında sadece bir kraliçe arıya bağlı olmaları hususiyetleriyle, sosyal böceklerin başında gelir. Bal arıları davranışlarıyla olduğu kadar, şifa vesilesi ürünleriyle de insanların dikkatini çekmiştir. Bu ilgi sonunda bal arıları, hem insanların maişetlerini temin vasıtası, hem de haklarında fakülteler ve bölümler açılacak kadar gelişmiş bir bilim dalının konusu olmuşlardır. Sevk-i ilâhî ile arılara yaptırılan ürünler, insanlar için mükemmel bir gıda olduğu kadar, değişik hastalıklardan kurtulmaya bir şifa vesilesi de olmaktadır.
    Kur’an’da kendi adlarıyla isimlendirilen bir sürede (Nahl Sûresi), onlara birtakım görevlerin ilham edildiğini öğreniyoruz. Aynı sûrede bal arısının yaşayış şekli kadar, ürettikleri de insanların bilgisine sunulmuş, her türlü meyveden yemesi emredildikten sonra, karınlarından çeşitli renkte bir içeceğin çıktığı ve bunların insanlar için şifa kaynağı olduğu belirtilmiş, sonunda da bütün bunlarda düşünen insanlar için alınacak ibretler olduğuna dikkat çekilmiştir. (Nahl, 68-69)
    Bal arısına ürettirilen maddelerin başında bal gelmektedir. Enteresan bir geometrik şekle sahip bir peteğin içine arılar tarafından doldurulan balın tadı ve içindeki şifa vesilesi kimyevî maddelerin terkibindeki hassas nispetler, detaylı bir şekilde araştırılmış; bunların fayda ve hikmetleri tespit edilmiştir. Arıların karınlarından çıkan ve insanlar için içecek ve şifa kaynağı olan sadece bal mıdır? Yoksa diğer ürettiklerinden de bu kategoriye giren var mıdır?
    Bal arısına ürettirilen sadece bal değildir. Bugün arı ürünleri dendiğinde balın yanında; polen, propolis, arı sütü, balmumu ve arı zehiri de akla gelmektedir. Bunlardan polen, arı daha kovana girmeden arıcılar tarafından kurulan tuzaklarla toplandığından, İlâhî Beyan’da “yemeleri emredilen ve karınlarından çeşitli renklerde çıkan ve insanlar için şifa kaynağı” olarak bahsedilen ürünlerin dışında sayılabilir. Arı sütü ve arı zehiri doğrudan arının vücudundan çıkarılan salgı ürünleridir. Bal, propolis ve balmumu ise, arı tarafından toplanan maddelerin sindirim sisteminde birtakım değişikliklere uğratılmasından sonra bizlere sunulan maddelerdir. Arı ürünlerinin gıda ve şifa değeri birbirlerine göre farklılık gösterir. Meselâ, bal esas olarak gıda değeri taşırken, arı sütü şifa değeri ile ön plâna çıkar. Birisi salgı iken, diğeri nektarların arının sindirim organlarında değişikliğe uğradıktan sonraki hâlidir. Propolis de bu yönüyle bala benzemektedir. Ancak bunun ilâç özelliği, gıda değerinden daha fazladır. Bu açıdan bakıldığında arıdan elde edilen ürünlerin her birinin ayrı bir önemi vardır.
    Şehrin müdafaası mânâsına gelen ‘propolis’ tabiri; Yunanca pro (müdafaa) ve polis (şehir) kelimelerinden türetilmiştir. Bunun bal arısı için anlamı ise, kovanın muhafazası demektir. Propolis, oldukça yapışkan, reçinemsi bir maddedir. Bal arıları, bu maddeyi değişik bitkilerden toplayarak kovanlarına taşır. Propolis, peteklerin ağızlarını kapatmada, kovanın iç duvarlarını düzgün hâle getirmede ve içeriye başka canlıların girmesine mâni olmada kullanılır. Bunun ham maddeleri, arılar tarafından değişik bitkilerden toplanır ve ağızlarındaki tükürük enzimleriyle kısmen sindirilir. Kısmen sindirilen çeşitli maddeler balmumu ile karıştırıldıktan sonra kovanda kullanılır. İçerisinde biraz polen bulaşığı da bulunabilir.
    Arılar propolisi nerede kullanır?
    Arıların petek tamirinde propolisi mumlarla karıştırıp, peteğin daha sıkı bir yapı kazanmasını sağladığı ifade edilmiştir. Arıların, peteklerin bal ile dolu gözeneklerini kapatmak için, hiç mum ihtiva etmeyen veya çok az mum ihtiva eden propolis kullandığı keşfedilmiştir. Propolis, kovandaki bakteri, mantar ve lârvalara tabiî antibiyotik tesiri yapar. Arılar kovanlarına girmesini istemedikleri canlılara karşı bunu kullandıkları gibi, girdikten sonra ölenleri de bu madde ile mumyalamak süretiyle kovanlarını kokmuş cesetlerden korumuş olurlar.
    Propolisin kimyevî terkibi, toplanması ve işlenmesi
    Propolis yaklaşık 30′un üzerinde madde ihtiva eder. Bu bileşikler; bitkilerin salgıladığı maddeler, arıların metabolizmasından kaynaklanan ifrazatlar ve ticarî preparat haline getirilirken karışan maddelerden oluşur. İçinde polifenoller, fenolik asitler ve bunların esterleri, terpenler, steroitler, aminoasitler, mineraller ve bazı vitaminler (B1,B2, C ve E) bulunur. Bileşiminin büyük bir kısmını flavonoitler oluşturur. Bu bileşikler bitkiler âleminde yaygın olarak bulunur. Bunların nispetleri değişmekle beraber, ortalama % 50 reçine, % 30 mum, % 10 esansiyel ve aromatik yağlar, % 5 polen, % 5 diğer maddeler ve organik kalıntılardan ibarettir. Propolisin işlenmesi sırasında bu organik kalıntılar ile mumlar uzaklaştırılır. Bu kompozisyon propolisin elde edildiği bitki örtüsü ve coğrafî bölge farklılığından dolayı değişkenlik gösterir. Bu değişkenlik arının metabolik aktivitesinin de değişmesine yol açar. Propolisin rengi bileşimine bağlı olarak sarıdan, koyu kahverengiye kadar çeşitlilik gösterir. Peteğin sarı rengi propolis içindeki Chrysine (1,3 dioksi flavon) maddesinden ileri gelir. Propoliste bulunan bazı maddeler tabiî olarak gıdalarda vardır. Bunlardan kafeik asit ve onun esterleri (% 2-20), hidrokinon (% 0,1) ve quercetin (% 0,1-0,7) propoliste bulunur. Meselâ kabuklu bir elma 5,8-26 mg arasında quercetin maddesi ihtiva eder. Yine bir kg kahvede ortalama 1,25-40 mg arasında hidrokinon, bir servislik yeşil salatada ortalama 27-56 mg kafeik asit bulunur. Propoliste bu bileşiklerin miktarı, günlük diyetle alınan miktarlarla mukayese edilemeyecek kadar azdır.
    Propolis yapışkan olduğu için, insanın derisindeki protein ve yağlarla reaksiyona girdiğinden deriden ayrılması çok güç olur. Bu madde soğukta çok sert ve kırılgan; sıcakta yapışkan ve yumuşaktır.
    Geçmişten günümüze propolis kullanımı
    İnsanların propolisten istifadesi MÖ 300′e kadar gider. Tarihî kayıtlarda propolisin değişik maksatlar için kullanıldığı belirtilmektedir. 17. yüzyılda İtalyanların bu maddeyi antik eşyalarda kullandıkları yazılmaktadır. Propolis yaylı sazlarda (parlatıcı olarak) ve akordiyonların tamirinde de kullanılmıştır.
    Propolisin kullanılır hâle getirilmesi
    Arıcılar, propolisi kovandan kazıyarak toplar. Bu toplama işini genellikle kovandaki balı hasat ettikten sonra yaparlar. Toplama sırasında propolise bir miktar mum karışır. Propolis işlenmek üzere fıçıların içerisinde işletmelere gönderilir ve önce değerlendirilmeye alınır. Eğer çok fazla mum ihtiva ediyorsa, yıkanmak için soğuk suya konur, böylece propolise karışmış mumlar giderilir. Geride kalan propolis paslanmaz çelikten yapılmış kafesler üzerinde açık havada kurutulur. Eğer propolisin içindeki mum az ise, propolis doğrudan doğruya % 95′lik etil alkol içerisinde çözülür. Böylece arıların kopmuş vücut parçaları, tahta yongaları ve diğer yabancı maddeler giderilir.
    Çok sayıda kimyevî maddeden yapılmış propolisin içindekileri birbirinden ayırmak oldukça zordur. Onun için propolis önce alkolde çözülür, çözünen maddeler alkole geçtikten sonra alkol uzaklaştırılır. Alkolde çözünen şekline ‘propolis balsam’ı adı verilir. Mumlu kısım alkolde çözülmez.
    Propolisin en yaygın olduğu ülke Brezilya olmakla beraber, bu madde Çin, Tayland, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde de önemli miktarlarda üretilmektedir.
    Propolisin yıllık üretim miktarı ile ilgili net rakamlar mevcut değildir. Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde yılda 20.000 kg satışının yapıldığı tahmin edilmektedir. Ticarî olarak tablet, toz, konsantre sıvı ve sakız formları mevcuttur. Propolis, Amerika’da yaklaşık 50 mg’lık kapsüller şeklinde satılmaktadır.
    Propolisin muhtemel biyolojik tesir mekanizmaları
    Son yıllarda propolisin tesiriyle alâkalı önemli çalışmalar yapılmış, toplantılar tertip edilmiştir. 1991 yılında Japon Kanser Araştırma Cemiyeti’nin tertiplemiş olduğu toplantıda, Mr. Tetsuya Matsuno’nun propolisin anti-kanser tesiriyle ilgili bir tebliğ sunmasından sonra bu sahada çalışmalar yoğunlaşmıştır. Propolisin içerisinde önemli oranda flavonoitlerin olması, bu maddenin biyolojik aktivitesine tesir eder. Propolisin aktivitesinin dört kategoriye ayrıldığı belirtilmiştir:
    1- Biyolojik polimerlere bağlanma eğilimi.
    2- Ağır metal iyonlara bağlanması.
    3- Elektron taşınmasının hızlandırılması.
    4- Serbest radikalleri tutma kabiliyeti (temizleme).
    Propolisin flavonoitlere benzer şekilde hidrolaz ve alkalen fosfatazı da içine alan birçok enzimi engellediği bildirilmiştir. Ayrıca streptococcus bakterilerinin bölünmesini uyaran glikoziltransferazları durdurmaya, iltihabî reaksiyonlarda myeloperoksidazın, ornitin dekarboksilazın, lipoksigenazın, tirosin protein kinazın aktivitesini ve araşidonik asit metabolizmasını engellemeye vesile olduğu gösterilmiştir. Propolis kullanan kişilerde zehirlenme belirtisine rastlanmamıştır. Yapılan toksikolojik değerlendirilmesinde, LD50 dozunun (bu deney farelerinde ağızdan saf propolis verildiğinde farelerin yarısını öldüren miktar demektir) 2.000-7.300 mg/kg arasında değiştiği rapor edilmiştir. Propolisteki önemli maddelerin başında gelen flavonoitler farelere ağızdan verildiğinde, LD50 dozunun 8.000-40.000 mg/kg arasında değiştiği bulunmuştur. Bu değerlerden ortaya çıkan sonuç; propolisin tabiî toksisitesinin (zehirliliğinin) oldukça düşük olduğudur. Yapılan çalışmalar sonucunda 60-70 kg ağırlığındaki bir insanın kg ağırlığı başına günlük emniyetle alabileceği propolis miktarı, en çok 1,4 mg veya ortalama günde 70 mg’dır. Astım hastalarında krize yol açabileceğinden alerji testi yapılmadan kullanılmaması gerekir. Eskiden kullanıldığı gibi günümüzde de kozmetiklerde ve cilt kremlerinde bunun kullanılabileceği ileri sürülmektedir. Son yıllarda propolisin insan sağlığına katkılarına ait çalışmalar, daha çok antioksidatif tesirlerine yönelmiştir. Canlı organizmaların oksidatif hasarlardan korumasında, yani antioksidatif tesir bakımından önemli bir rol verildiği, dolayısıyla canlılarda başlıca kanser, kalb-damar hastalıkları ve diyabet gibi rahatsızlıklara karşı kullanılabileceği ifade edilmektedir. Antioksidatif tesirler bakımından arı ürünleri birbirleriyle karşılaştırıldığında, propolisin en yüksek tesiri yaptığı bulunmuştur.
    İnsan sağlığı ve propolis
    Propolisin, immün sistemi uyararak hastalıklara karşı vücudun tabiî direncinin artmasına ve vücudun kuvvetlenmesine vesile olduğuna inanılmaktadır. Başlıca tesirleri arasında antiseptik (mikroptan arındırıcı), antimikotik (mantarlara karşı), bakteriyostatik (bakteri üremesini durdurucu), astringent (lokal olarak damarları daraltan faktör), spazmolitik (kas gevşetici), antienflamatuar (iltihap giderici), anestetik (sinir hassasiyetini azaltıcı) ve antioksidant (oksitlenmeyi veya moleküllerdeki bozulmayı engelleyici) özellikleri sayılabilir. Propolisin eskiden beri yaraların iyileştirilmesinde, dokuların yenilenmesinde faydalı olduğu, yanıkların tedavisinde, nörodermatitlerde, bacak ülserlerinde, sedef hastalığında (psoriasis), genitalis ve pruritus (cinsî rahatsızlıklarda) kullanıldığı rapor edilmiştir. Romatizma ve mafsal burkulması durumlarında tedavi edici olarak, ağız yıkama preparatlarının içine katılarak, diş macunu olarak, ağız iltihaplarının ve diş etlerinin tedavisinde kullanıldığı kaydedilmektedir. Kozmetik ürünlerde ve ilâçlarda (meselâ yüz kremlerinde ve losyonlarda) kullanılmıştır. Propolis ayrıca diş aralarını temizlemeye yarayan mumlu iplik yapımında kullanılır. Hem arının, hem de onun karnından çıkanların şifa olarak zikredilmesinde, düşünen toplumlar için Yaratıcı’ya işaretler vardır.
    Kaynaklar
    - Burdock,G.A.1998. Review of the biological properties and toxicity of bee propolis. Food and Chemical Toxicology, vol.36, 347-363.
    - Burda,S.,Oleszek. 2001. Antioxidant and antiradical activities of flavonoids. Journal of Agricultural and Food Chemistry,Vol,49, 2774-2779.
    - Kumazawa,S.,Hamasaka,T.,Nakayama,T. 2004.Antioxidant activity of propolis of various geographic origins. Food Chemistry. Vol.84, 329-339.
    - Nagai, T.,Sakai,M.,Inoue,R., Inoue,H.,Suzuki,N. 2001. Antioxidant activities of some commercially honeys,royal jelly and propolis. Food Chemistry,Vol.75, 237-240.
    - “ú–{H•i‹@”\Œ¤‹†‰ï:H•i‚ÌŽOŽŸ @”\(‘Ì’²’²ßj‚ğ‰ğ–¾
    Dr.Ali İhsan Öztürk – Propolis Doğal Antibiyotik
    Karamum (Propolis); kanser, ülser, karaciğer ve bronşite savaş açıyor.
    Arıların ürettiği propolis, bal ve yağ ile karıştırıldığında dış yaralar için mükemmel bir iyileştirici Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Arıcılık Şube Müdürü Dr Ali İhsan Öztürk, halk arasında karamum olarak da bilinen propolisin, bal arılarının bitkilerin dal, gövde ve özellikle çiçek ile yaprak tomurcuklarından topladığı balmumu ve reçinemsi maddelerin karışımından oluştuğunu ifade etti.
    Propolisin tıpta ilacın hammaddesi olarak kullanıldığını bildiren Öztürk, eski doğu bloğu ülkelerinde ilaç kodeksine girmiş olmasına karşın batı ülkelerinde buna dahil edilmediğini, bu maddenin Asya, Avrupa ve Afrika’da “halk ilacı” olarak geniş bir kullanım alanı bulunduğunu belirtti.
    Ürünün koruyucu ve tedavi edici özellikleri nedeniyle insan sağlığı için çok önemli aktif bir madde olduğunu vurgulayan Öztürk, propolisin özellikle sindirim ve üriner sistem rahatsızlıklarının tedavisinde etkin sonuç verdiğini söyledi Öztürk, propolisin kanser, mide ülseri, cüzzam, kılcal damarların ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde, bronşit, ağız içi aft, yüksek kan basıncı, karaciğerin korunmasında olumlu etki yaptığına dikkat çekti.
    Dr. Öztürk;
    “Propolis, bal ve yağ ile karıştırıldığında dış yaralar için mükemmel bir pomat oluşturur Bu ürünün antiromatizmal etkisi de saptanmıştır Propolis, içerdiği sağlık yönünden çok önemli aktif maddeler nedeniyle genel vücut direnci ve sağlığının korunmasında ve alternatif tedavide gittikçe daha çok yer bulan emsalsiz bir maddedir”
    Doç.Dr. Recai Oğur – Propolis Gripten Korur mu?
    Son günlerde, gribal enfeksiyonlardan korunmada üzerinde en çok durulan doğal maddelerden birisi de propolistir. Arılar tarafından üretilen ve doğal bir reçine olan propolisi arılar, temel olarak kovanlarının inşaasında ve onarımında kullanmaktadırlar. Ülkemizde farklı isimlerle de bilinen propolis geçmişteki medeniyetler tarafından da sağlık ve sağlık dışı çeşitli amaçlarla yaygın olarak kullanılmıştır.
    Sağlıkla ilgili olarak bir çok özelliğinden bahsedilmekle birlikte özellikle soğuk algınlığı ile ilgili etkileri bugünlerde ticari olarak ön plana çıkarılmaktadır. Yapılan bazı bilimsel çalışmalarda, propolisin virüsler tarafından neden olunan soğuk algınlığı olgularında etkili olduğu ortaya konmuştur.
    Yine bazı çalışmalarda propolis burun spreylerinin, çocuklarda burun akıntısı, burunda tıkanıklık ve yüksek ateşle seyreden burun ve boğaz enfeksiyonlarında faydalı olabileceği gösterilmiştir.
    Konuyla ilgili olarak yapılan en kapsamlı araştırma İsrailli bilim adamları tarafından gerçekleştirilmiştir. Araştırmada; 1-5 yaş arasındaki 430 çocuktan 215′ne kış döneminde 12 hafta süreyle, hergün ekinezya + propolis + vitamin C karışımı verilmiş diğer 215 çocuğa ilaç içermeyen sıvı verilmiştir. Çalışma sonucunda ekinezya + propolis + vitamin C karışımı verilen çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonu görülme sıklığında %55 azalma, üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanma sayısında %50 azalma ve enfeksiyona bağlı yüksek ateşin devam etme süresinde %62 azalma tespit edilmiştir. Hasta olarak istirahat edilen gün sayısında da önemli derecede azalma gözlenmiştir. Bu karışımın uygulandığı çocuklarda az sayıda ve hafif düzeyde, geçici yan etkilere rastlanmıştır [Kaynak 1].
    Japonya’da yapılan bir çalışmada; grip virüsü ile hasta yapılan farelere 7 gün süresince günde 3 kez 10mg/kg propolis verilmiş ve farelerde gribe bağlı kilo kaybının ve diğer grip belirtilerinin hafiflediği ve akciğerlerdeki virüs miktarının azaldığı gözlenmiştir [Kaynak 2]. Ancak bu etkiler incelenen 13 propolis ürününün tamamında değil bazılarında tespit edilmiştir.
    İtalyan araştırmacılar tarafından yapılan diğer bir çalışmada da propolis çeşitli mikroorganizmalara karşı test edilmiş ve solunum yolu enfeksiyonu yapan mikroplara karşı önemli derecede etkili olduğu saptanıştır. Ancak bu çalışma da insan veya hayvanlarda değil, doğrudan mikroorganizmalar üzerinde yapılan bir çalışmadır [Kaynak 3].
    Bulgar araştırmacıların yaptığı bir çalışmada da incelenen tüm propolis ürünlerinin gram (+) bakteri ve mantarlara karşı son derece etkili olduğu ve bir çok propolis ürününün virüslere karşı da etkinlik gösterdiği saptanmıştır. Araştırmada sıcak bölgelerden ziyade, özellikle ılıman bölgelerden elde edilen propolisin daha etkili olduğu gözlenmiştir [Kaynak 4].
    Yine Bulgar araştırmacılar tarafından yapılan diğer bir çalışmada propolisin içinde bulunan isopentyl ferulate isimli maddenin influenza A virüsüne karşı son derece etkili olduğu gösterilmiştir [Kaynak 5].
    Propolisin bağışıklık sistemini aktive ettiğine yönelik olarak da çeşitli araştırmalar bulunmaktadır.
    Ancak tüm bu araştırma sonuçlarına rağmen propolisin grip durumunda etkili olduğunu veya gribe karşı koruyucu olduğunu kesin olarak ortaya koyacak klinik kontrollü çalışmalar bulunmamakta ve “propolis gribe karşı koruma sağlar” denilememektedir.
    Uyarılar
    1. Piyasada satışa sunulan propolis ürünlerinin hemen hepsinin üretiminde etil alkol kullanıldığından çocuklarda ve hamilelerde kullanımı konusunda dikkatli olunmalıdır.
    2. Propolis duyarlı kişilerde alerjik etki gösterebilir.
    3. Bugüne kadar propolis kaynaklı zehirlenme veya toksik etki bildirilmemiştir. Ancak ağız yoluyla (çiğnenerek, eliksiri içilerek) alındığında ağız içi bölgelerde tahriş yapabilir.
    4. Yukarıdaki araştırmalara dikkat edildiğinde incelenen propolis ürünlerinin hepsinde değil, araştırma kapsamındaki bazı ürünlerde etki saptanmıştır.

    Kaynaklar:
    [1] Effectiveness of an herbal preparation containing echinacea, propolis, and vitamin C in preventing respiratory tract infections in children: a randomized, double-blind, placebo-controlled, multicenter study.
    Cohen HA, Varsano I, Kahan E, Sarrell EM, Uziel Y.
    Arch Pediatr Adolesc Med. 2004 Mar;158(3):217-21.
    [2] Anti-influenza virus activity of propolis in vitro and its efficacy against influenza infection in mice.
    Shimizu T, Hino A, Tsutsumi A, Park YK, Watanabe W, Kurokawa M.
    Antivir Chem Chemother. 2008;19(1):7-13.
    [3] In vitro antimicrobial activity of a novel propolis formulation (Actichelated propolis).
    Drago L, De Vecchi E, Nicola L, Gismondo MR.
    J Appl Microbiol. 2007;103(5):1914-21.
    [4] Antibacterial, antifungal and antiviral activity of propolis of different geographic origin.
    Kujumgiev A, Tsvetkova I, Serkedjieva Y, Bankova V, Christov R, Popov S.
    J Ethnopharmacol. 1999 Mar;64(3):235-40.
    [5] Anti-influenza virus effect of some propolis constituents and their analogues (esters of substituted cinnamic acids).
    Serkedjieva J, Manolova N, Bankova V.
    J Nat Prod. 1992 Mar;55(3):294-302.
    Doç.Dr. Recai Oğur

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri