Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler - Sayfa 3
Gökçek ŞifaSize Telefonunuz Kadar YakınızÜcretsiz Google Play'de
IndirX
bitkisel tedavi
bitkisel tedavi
Sayfa 3 Toplam 3 Sayfadan BirinciBirinci 123
Toplam 27 adet sonuctan sayfa basi 21 ile 27 arasi kadar sonuc gösteriliyor
The ALTIN, BOR, GÜMÜŞ, PLATİN, ORMUS, ENZİMLER, AMİNOASİTLER vb. Faydaları page is where you will
  1. #21
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.643

    Standart

    BU BETON İNŞAAT SEKTÖRÜNDE ÇIĞIR AÇACAK

    Balıkesir'in Edremit ilçesinde bulunan dünyanın en gelişmiş bitki özü üretim tesislerindeki laboratuarında çalışmalarını yürüten Türk kaşif Faruk Durukan, ‘Bor' elementini saflaştırarak elde ettiği ‘Sodyum Pentaborat' maddesini çimento imalatında denedi ve sürpriz bir sonuçla karşılaştı. Çimentosunun içine belirli miktarda ‘Sodyum Pentaborat' karıştırılarak imal edilen betonun normal betona kıyasla kırılması veya deforme olması kesinlikle mümkün olmuyor. Ayrıca, ‘Sodyum Pentaborat' katılarak üretilen betonun en büyük özelliğinin radyasyonu tamamen absorbe edebilmesi olduğu belirlendi.Bu sayede, ülkemizde kurulacak olan bir nükleer santralin yapımında ‘Sodyum Pentaborat' içerikli beton kullanıldığı takdirde, bu yapı dünyanın en güvenli nükleer santrali olacak. Bu beton, askeri depo binalarında, düşük hidrotasyon nedeniyle, tüp geçit, tünel, köprü, beton yol yada barajlarda, güvenli atık depolama alanlarında, hastanelerin röntgen odalarında, güçlendirilmiş olması nedeniyle de yüksek binaların inşasında da kullanılabilecek. ‘Kale Naturel' isimli tesislerde elde edilen ‘Sodyum Pentaborat'ın üretimi için gereken patentin de alındığı öğrenildi.

  2. #22
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.643

    Standart

    BOR İLE İLGİLİ İLGİNÇ BİLGİLER

    Türkiye, bor cevherini stratejik maden olarak ilan etmiştir.

    Türkiye, Dünya bor rezervlerinin %63’üne sahip…

    En kaliteli bor rezervleri Türkiye’de…
    Türkiye’deki bor’un yaklaşık değeri “9 TRİLYON DOLAR”…

    Türkiye bor rezervi, dünyanın ilgisini Tanzimattan bu yana çekmekte…

    Bor önemli bir endüstriyel hammadde


    Balıkesir, Bursa, Eskişehir, Kütahya illerine dağışmış olan bor yataklarının rezervi, dünyanın şu ana kadar bilinen en büyük rezervi…
    Ham haldeyken tonu 400 dolar olan bor minerali işlenerek süper iletken hale geldiğinde (dönüştürüldüğünde) 40.000 – 50.000 dolara yükseliyor.
    Türkiye’nin bor madenleri ile ilgili “incelikli” çalışmaları nedense yabancılar Türkler’den daha fazla yapıyor.
    Türkiye bor ihracatı, değişik ürünler bazında olup madencilik sektöründe ana gelir kaynaklarından birisi…
    Bu potansiyelin değerlendirilmesi, hem ülke, hemde dünya teknolojisi ve ekonomisi açısından önemli...
    Ülkemizde bu cevherin kullanım alanlarının genişletilmesi için çalışan kişi ve kuruluşları destekleyen BOREN-Bor Enstitüsü kurulmuştur...



    BOR ELEMENTİ NEDİR?
    Bor, periyodik tabloda B simgesi ile gösterilen, atom numarası 5, atom ağırlığı 10,81 olan metalle ametal arası yarı iletken özelliğe sahip bir elementtir. Bor tabiatta hiçbir zaman saf halde bulunmaz. Doğada yaklaşık 230 çeşit bor minerali olduğu bilinmektedir.

    Çeşitli metal veya ametal elementlerle yaptığı bileşiklerin gösterdiği farklı özellikler, endüstride birçok bor bileşiğinin kullanılmasına olanak sağlamaktadır. Bor, bileşiklerinde metal dışı bileşikler gibi davranır, ancak, farklı olarak saf bor, karbon gibi elektrik iletkenidir. Kristalize bor görünüm ve optik özellikleri açısından elmasa benzer ve neredeyse elmas kadar serttir.

    Borun saf elementi ilk defa 1808 yılında Fransız kimyager J. L. Gay - Lussac ve Baron L. J. Thenard ile İngiliz kimyager H. Davy tarafından bor oksidin potasyum ile ısıtılmasıyla elde edilmiştir.

    BOR MADENİ
    BOR madeni ilk bakışta beyaz bir kayayı andırıyor. Çok sert ve ısıya dayanıklı. Doğada serbest bir element olarak değil, tuz şeklinde bulunuyor. Ülkemizde bulunan ‘bor’un kalitesi de diğerlerine oranla daha yüksek. Toprağın 40 metre altında bulunan borun işlenmesi de, diğer elementlerle az karıştığı için kolay. Bor, periyodik sistemin üçüncü grubunun başında yer alan bir elementtir. Bu gurubun diğer üyeleri metal olmasına karşın Bor ametal sayılmaktadır.

    Ancak, diğer elementlere olan yüksek kimyasal ilgisi nedeniyle doğada serbest halde bulunmayan bor’un meydana getirdiği minerallerin, çok eski tarihlerden beri tanındığı ve kullanıldığı bilinmektedir. En yaygın bor bileşikleri; borik asit ve bor’un sodyum, kalsiyum ve magnezyum ile meydana getirdiği bileşiklerdir.



    BOR TARİHİ - TARİHÇESİ
    1702 Borik Asitin ilk kez İtalya’da laboratuar ölçeğinde üretimi
    1830 İtalya’da ilk borik asit üretimi
    1852 Şili’de ilk ticari bor madeni işletmeciliği
    1861 İlk Osmanlı Maden Yasası
    1864 Kaliforniya’da ilk ticari bor üretimi
    1865 Aziziye/Susurluk bölgesindeki pandermit adlı kalsiyum boratın işletme hakkının Compaigne Industrielle Desmazures şirketine verilmesi, böylelikleTürkiye’de ilk bor madenciliğinin başlaması şirketin Türkiye orijinli madeni kullanarak Fransa’da bir boraks rafineri tesisi kurması,
    1872 Nevada ve Kaliforniya’da ilk üleksit cevherinin bulunması ve üretimin başlaması
    1881 Death Valley Boraks rezervinin bulunması
    1885 Borate / Kaliforniya bor rezervinin bulunması “Twenty Mule Team” yıllarının başlangıcı
    1887 Compaigne Industrielle des Mazures’e Aziziye rezervi işletme hakkının 50 yıllık süre ile verilmesi
    1887 Sultançayır rezervinin Charles Hanson & Co. Şirketi tarafından işletmeye alınması
    1887 İngiltere’de kurulan The Borax Company şirketinin Compaigne Industrielle des Mazures Aziziye rezervinde çoğunluk hissesini alması
    1899 Borax Consolidated Limited (BCL)şirketinin kurulması
    1899 Desmazures’e ait sahaların BCL tarafından alınması
    1913 Kramer Bor yataklarının bulunması
    ( I. Dünya savaşı yılları,ABD 110.000 t/y boraks ile dünyanın en büyük üreticisi idi. )
    1935 Türkiye’de maden arama ve işletme faaliyetlerini yapmak üzere Etibank ve MTA’nın kurulması
    1951 Bigadiç Kolemanit rezervlerinin özel şirketler tarafından işletilmeye başlanması
    1954 BCL’in Türkiye’deki madencilik faaliyetlerini geliştirmek amacı ile Türk Boraks Madencilik A.Ş.ni kurması
    1954 Sultançayırı maden ocağının kapatılması
    1958 Etibank Emet yataklarından ilk cevherin üretimi
    1959 Türkiye’nin ilk cevher ihracatı
    1960 Türk Boraks Madencilik A.Ş. ve Türk ortakları tarafından Kırka Sodyum Borat yataklarının bulunması
    1964 Etibank’ın 20.000 t/y boraks dekahidrat kapasiteli ilk tesisinin işletmeye alınması
    1968 Etibank’ın 6.000 t/y kapasiteli ilk borik asit tesisinin devreye alınması
    1968 Bakanlar Kurulu kararı ile Türk Boraks Madencilik A.Ş.nin tüm maden arama ve işletme haklarının Etibank’a devri
    1975 Bandırma Sodyum Perborat Tesisinin İşletmeye Alınması
    1978 2172 sayılı yasa ile Bor rezervlerinin tüm madencilik ve işletme haklarının Etibank’a verilmesi
    1984 Kırka I. Bor Türevleri Tesisinin işletmeye alınması
    1987 Bandırma II. Borik Asit Tesisinin işletmeye alınması
    1996 Kırka II. Boraks pentahidrat tesisinin işletmeye alınması
    2001 Kırka III.Boraks pentahidrat tesisinin işletmeye alınması
    2004 Emet Borik Asit Tesisinin devreye alınması

    BOR'UN KULLANILDIĞI ALANLAR
    Cam elyafı yapımında bor ürünleri
    Ergimiş cama % 7 bor oksit verecek şekilde bor pentahidrat veya üleksit-probertit katılmaktadır. Maliyetine bağlı olarak sulu veya susuz tipleri kullanmakta, bazan borik asitten yararlanılmaktadır. Kullanılan bor oksitin % 24'ü A.B.D.'de, % 14'ü B.Avrupa'da yalıtıcı cam elyafı imalinde tüketilmektedir. İstenen yalıtkanlık derecesine göre çeşitli spesifikasyonlar tanımlanır. Binalarda asbestin yerine ısı ve ses yalıtımında kullanılmaktadır.
    Cam Elyafları, kullanıldığı malzemelerde sertlik ve dayanıklılık kazandırmakta, ayrıca malzemeninde hafif olmasını sağlamaktadır.Bu nedenle plastiklerde, lastiklerde, sinai elyaflarda, otomotiv, uçak ve diğer sanayi sektörlerinde çelik ve diğer metallerin yerine, spor malzemelerinde kullanılmaktadır. İngiltere'de oto başına 70-75 kg cam yünü tüketilmektedir. Bu gibi ürünlerde rafine kolemanit tercih edilmektedir.

    Fiberoptik sanayiinde,liflere %6 borik asit ihtiva etmektedir. Philips'in Hollanda'daki fabrikasında bu lifler üretilmektedir.Optik cam elyafi ışık fotonlarının etkin biçimde transferlerini sağladığından günümüzde telekomünikasyonda tercih edilmekte olup kablo yerine kullanılmaktadır. Örneğin, Ankara-Çankaya ilçesinde Türk Telekom tarafından kullanılmıştır.

    Borcam yapımında

    Camın ısıya dayanımının artması ve cam imalatı sırasında çabuk ergimesini ve devitrifikasyonun önlenmesini sağlayan bor,aynı zamanda camın yansıtma, kırma, parlama gibi özelliklerini de artırmaktadır. Bor camı asite ve çizilmeye karşı korur. Cam eriyiğinin % 0,5 ile % 0.23'ü bor oksitten oluşmaktadır. Ateşe dayanıklı olan Pyrex camlarda %13,5 B2O3 vardır.
    Genellikle cama boraks, kolemanit, borik asit halinde karma olarak ilave edilerek bor cam elde edilir. Otolar, fırınlar, çamaşır makinası, vb makinalarda bu tür camlar tercih edilir. ABD'de bu tür cam imal eden 100'e yakın firma vardır.

    Emaye ve seramik sırı yapımında
    Emayelerin vizkozitesini ve doygunlaşma ısısını azaltan borik oksit %20'ye kadar kullanılmaktadır. Sulu boraks ve bazı hallerde borik asit veya susuz boraks da kullanılır. Mutfak aletleri, banyolar, kimya sanayii teçhizatı, su tankları, silahlar, vb alanlarda da emaye kaplama kullanılır.
    Seramiğin çizilmeye karşı dayanıklı kılan bor %3-24 oranında kolemanit halinde sırlara katılmaktadır. Avrupanın en önde gelen seramik üreticisi olan Türkiye seramiklerinde, İngiltere, İtalya ve İspanya'da kaolenden mamul eşyaları sırla kaplanır. Tuğlalara da bu sırdan sürülmektedir.

    Yanmayı önleyici maddeler
    Bor kendisinin oksit olması, ergime ısısının 2300 oC olması nedeniyle yanmaya karşı oldukça dayanıklıdır. Bu özelliğinden dolayı yanmayı önleyici madde olarak kullanılır veya bu özellikteki maddelerin içerisine değişik oranlarda katılır.
    Özellikle, çinko borat, boraks, amonyum florborat ürünleri olan yangın önleyiciler antimuan trioksit ile birlikte kullanılmakta olup dumanın emilme hızını uzattığı, kor halindeki ateşi çabuk bastırdığı için daha üstün bir mamuldür. Ancak maliyetleri,(Alümina trihidrat, magnezyum hidroksit) bileşimli olan yangın önleyicilere nazaran daha yüksektir.


    Önemli imalatçılar:
    Alleid Corp.
    Morcus Hook Cabot Corp.
    Harshaw Chemical Corp.

    Sabun ve deterjan sanayi
    Temizleyici maddeler klorinli veya peroksitli bileşiklerdir. Deterjanların ağırlığının % 20-25'i sodyum perborattır. En önemli rakip mallar sodyum hidroksit,sodyum hipoklorit ve hidrojen peroksittir. Bulaşıktan çok çamaşırda tercih edilmektedir. Perborat ürününün % 90'i deterjan imalatında kullanılmaktadır.
    Ancak bilinçsiz ve aşırı deterjan kullanımı nedeniyle, atık suların içerisindeki bor oranı yükseldiğinden çevre kirlenmesine sebep olmakta ve günümüzde bu konuda yoğun tartışmalar yapılmaktadır.
    Özellikle balıklarda mankafa hastalığı olarak bilinen bir hastalığın bordan kaynaklandığı bilinmektedir.


    Metalurji sanayi

    Kolemanit ve borik asit en çok kullanılan ürünlerdir. Çelik alaşımda kullanılan bor bileşiği ferroboron veya sulandırılmış bor alaşımıdır. Ferroboron borat konsantresinin alüminotermik redüklenmesi ile elde edilir. Yüksek borlu (% 5) çelikler nükleer reaktörlerde nötron emilmesini sağlayan önemli bir alaşımdır. Borlu çelikler enerji tasarrufu sağlar. Yeni geliştirilen bazı borlu çelikler mekanik basınca karşı dayanımları nedeniyle soğuk çekme, inşaat, tarım makinaları, vinçler, yaylar, grayder bıçakları, vites dişlileri gibi yerlerde tercih edilen çelik türleridir. Alüminyum izabesinde titanyum ile birlikte borlu bileşikler kullanılır.
    Diğer bir kullanım alanıda çelik yapımında florit yerine kolemanit veya üleksittin kullanılmasıdır.
    Elektro kaplama sanayinde, kaplama banyosuna borik asit veya serbest florborat ilave edilir.
    Demir, bor, karbon ve silikon ile yapılan deneysel camsı metal üretimlerinde başarılı olunmuştur. Transformatörlerdeki enerji kaybını 1/3'e indiren bu metaller gelecekte hızlı bir gelişme göstermektedir.


    Tarım sektörü
    Bor tarımda gübre, herbisit, pestisit ve algisit dallarinda kullanılmaktadır. Herbisitler bitkiye kritik bir miktardan fazla verildiği zaman toksik etki gösterir. Ayrıca sulu bakır metaborat, kereste ve diğer selülozik maddelerde fungisit olarak işlev görmektedir. Bitkinin beslenmesi için az miktarda bor'a ihtiyaç vardır. Bitkilerde şekerin hücre zarından geçişini kolaylaştırdığı için büyümede etkilidir.
    Topraklarında bor oranı düşük olan ülkelerde gübrelere katkı maddesi olarak toprağa %1-3 oranında bor verecek şekilde kullanılmaktadır. Bor oranı yüksek olan topraklarda ise verim düşürücü etkisi olmaktadır.
    Yeni imal edilen, keresteyi böceklerden korumak için borik asit veya boraks pentahidrat banyosu kullanılmaktadır. Dizel ve uçak yakıtlarında gelişen fungilerin önlenmesi için borik asit esteri kullanılmaktadır.Karınca ve hamam böceği için de etkili bir öldürücüdür.

    Nükleer sanayi
    Tüketim miktari yönünden önemli olmamasına rağmen teknolojik ilerleme açısından büyük önemi olan bir kullanım alanıdır.
    Bor mineral ve bileşikleri 10B ve 11B izotoplarını içerirler. B'un nötron emme gücü çok yüksektir. Bor izotopları nükleer reaksiyon sırasında denetim kurulmasına olanak verdiği gibi, dimetil eter, elementer bor, zenginleştirilmiş bor oksit veya asit veya ferroboron haline dönüştürüldüğünde nükleer reaktörün kontrol çubuklarının yapımında da kullanılır. Bu çubuklar % 2 bor içeren çelik/alüminyum alaşımlarıdır. 10B nükleer reaktörlerde koruyucu kabuk olarak işe yaramaktadır.
    Bor karpitler Phenix reaktörlerinde koruyucu kabuk olarakta kullanılmaktadır. Bor 304 adı verilen yeni bir paslanmaz çelik atık nükleer yakıtı taşırken, içine konulduğu kapların yapımında kullanılır. Nükleer sanayiinde borun en yakın rakibi gadolinyum ve samaryumdur.
    Kaliforniya üniversitesi'ndeki 11B araştırmalarda 11B'in proton fizyonlanması sırasında radyoaktivitesiz enerji açığa çıkmıştır. Böylece temiz nükleer enerji elde edilmektedir.

    Diğer kullanım alanları
    Oto antifirizlerinde kullanılan boraks demirli metallerin eriyikte korozyona uğramasını önlemektedir.
    Borun katalizör olarak kullanımı oldukça yaygındır. Hidrokarbonların havadan oksitlenmesindeki katalizör borik asittir.
    Bor triflorür (BF3), gaz halinde asitik bir katalisttir. Alkol, asit ve ketonların sudan arındırılmasında, halojenasyonda, aromatik hidrokarbonların sülfürden kurtarılmasında, karbon monoksitin katıldığı reaksiyonlarda, polyesterin boyanmasında, kullanılır.
    TiB2 , ZrB2 gibi metal boritler jet motoru parçaları, roket motoru parçaları, elektrik kontaktörleri, kesici aletler yapımında kullanılır.
    Silikonborid (SiB), oksitlenmeye karşı çok dirençli, ısıya karşı aşırı dayanımı ve kolay işlenebilir olduğundan bor nitritle bor karpidin kullanılamadığı oksijenli ortamlarda refrakter olarak kullanılır.
    Lantanyum ve Seryum hekzaboritler katot yapımında; Lantanyum borid elektron mikroskobun termiyonik katotuna elverişlidir ve elektron ışınımında istikrarlıdır.
    Jet ve roket motorlarının iç parçalarında, askeri zırhlı teçhizatta seramik zırh olarak kullanılır. Bornitrit yüksek ısıda elektrik ve ısı izolasyonunun sağlanması için kullanılır. Heksagonal bor nitrit 3500 oC ısıya dayanır, ıslanmaz, diyaelektrik sabiti Al'un 4 katıdır.
    Kübik bor nitrit elmastan sonraki en sert maddedir ve 1370 oC'ye kadar duraylıdır. Kesici aletlerde kullanılır. Amborit çok hızlı dönen makina parçalarında tercih edilir. (APBN) Anisotropik pirolitik bor nitrik mikrodalga lambalarında kullanılır.
    Borlu elyaf kompositleri tekniğin en son harikaları olarak kabul edilir. Ti, Al ve Mg'un bor lifleri ile güçlendirilmeleri sonucunda elde edilen komposit mm2'de 360 kg'lik basınca dayanır. Karbon lifli kompositden daha pahalıdır. Ti ve Tungsten tel üzerine bor buharı deposite edilerek elde edilen bu liflerin fiyatı 400-570 USD/kg olup, F-16 savas uçağında % 2,1 oranında, F-18'de % 10 kadar ve uzay araçlarında kullanılır.
    Lazer hücumunda ısıyı belirli bir noktadan uzaklaştırdığı için askeri amaçla kullanılır.
    Talk pudrasında, bebe pudrasında, traş pudrasında borik asit % 5-10 arasında antiseptik olarak tüketilir. Kozmetik ve ilaç sanayiinde bor bileşikleri yaygın olarak kullanılmaktadır.
    Na-borohidrit jet, bomba uçaklarının yakıtlarında redükleyici eleman olarak kullanılır.
    B10 H14'in Lewis bazı içinde asetilen ile reaksiyona girmesi ile üretilen karboranlar olan N-hekzil karboran'a geleceğin jet yakıtı gözü ile bakılmaktadır.

    Na2SO4, su ve boraks dekahidrattan oluşan bir bileşik oda döşemesindeki malzemeye entegre edilip, gündüz saatlerinde pencereden giren güneş enerjisini absorbe ederek, geceleyin soğumaya başlayınca bu enerjiyi açığa çıkararak odayı kendiliğinden ısıtmaktadır.
    Siemens AG borik asitle amonyum pentaborattan elektrolitik kapasitör imal etmiştir.
    Mumyalama

    BOR'UN BULUNDUĞU BÖLGELER
    ABD, Şili, Arjantin, Peru, Bolivya, İtalya, Rusya ve Türkiye’de yüksek miktarda bor maden rezervleri bulunmaktadır. Türkiye’deki bor madenleri, ki bunlar dünya rezervlerinin % 63’ü, dünyanın en büyük bor bileşiği tedarikçisi olarak bilinen Eti Maden tarafından işletilmektedir. Dünyanın yerkabuğundaki bor yüzdesinin 0,001-0,0003 civarında olduğu varsayılmaktadır.

    BOR'UN ATOMİK YAPISI, KİMYAZAL ve FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ
    Atomik Yapısı:
    + Atomik Çapı: 1.17Å
    + Atomik Hacmi: 4.6cm3/mol
    + Kristal yapısı: Rhombohedral
    + Elektron Konfigürasyonu: 1s2 2s2p1
    + İyonik Çapı: 0.23Å
    + Elektron Sayısı (yüksüz): 5
    + Nötron Sayısı: 6
    + Proton sayısı: 5
    + Valans Elektronları: 2s 2p 1

    Kimyasal Özellikler:
    + Elektrokimyasal Eşdeğer: 0.1344g/amp-hr
    + Elektronegativite (Pauling): 2.04
    + Füzyon Isısı: 50.2kJ/mol
    +İyonizasyon potansiyeli :
    - Birinci: 8.298
    - İkinci: 25.154
    - Üçüncü: 37.93
    + Valans elektron potansiyeli (-eV): 190

    Fiziksel özellikler:
    + Atomik Kütlesi: 10.811
    + Kaynama Noktası: 4275K 4002°C 7236°F
    + Termal Genleşme Katsayısı: 0.0000083cm/cm/°C (0°C)
    + Kondüktivite:
    - Elektriksel: 1.0E -12 106/cm
    - Termal: 0.274 W/cmK
    + Yoğunluk: 2.34g/cc @ 300K
    + Görünüş: Sarı-Kahverengi ametal kristal.
    + Elastik Modülü:
    - Bulk: 320/GPa
    + Atomizasyon Entalpisi: 573.2 kJ/mole @ 25°C
    + Füzyon Entalpisi: 22.18 kJ/mole
    + Buharlaşma Entalpisi: 480 kJ/mole
    + Sertlik:
    - Mohs: 9.3
    - Vickers: 49000 MN m-2

    + Buharlaşma Isısı: 489.7kJ/mol
    + Ergime Noktası: 2573K 2300°C 4172°F
    + Molar Hacmı: 4.68 cm3/mole
    + Fiziksel Durumu: (20°C & 1atm): Katı
    + Spesifik Isısı: 1.02J/gK
    + Buhar Basıncı: 0.348Pa@2300°C

    Türkiye'de Bor Olan Yerler ve Bor Madeninin Önemi

    Türkiyede bor tuzu yatakları Bursa, Balıkesir, Kütahya ve Eskişehir il sınırları icerisindedir. Bunların en büyükleri Mustafakemalpaşa (Bursa), Susurluk (Balıkesir), Bigadiç (Balıkesir), Emet (Kütahya) ve Kırka (Eskişehir) da yer almaktadır. Türkiye'nin maden ihracatı gelirinin % 50'si bor tuzlarından sağlanmaktadır. Buna rağmen Türkiye'de toplam ihracatın % 4'ünü madencilik sektörü oluşturulduğundan bor tuzlarına düşen pay % 2'dir. Toplam rezervimiz dünya rezervinin 3/1'den daha fazladır. Buna rağmen dünya ihracatında ABD 1. sıradadır ve bor pazarını elde tutmak için Türkiye'den yılda 150.000 ton ham bor alarak bu piyasayı elinde tutmaya devam etmektedir.

    Ayrıca sadece Amerika değil birçok ülkeye ham olarak bor madenini satmaktayız... Bunun başlıca sebebi politik kriterlerdir. Hiç bir ülke bizim bor madenlerini tam olarak işleyip satmamızı istemez. Çünkü böyle olursa Türkiye'nin Bor madenlerinde tekelleşeceğini biliyorlar. Son 50 yıl (belki daha az) içinde bitmesi beklenen petrol için alternatif yakıt olan bor madeni (biyolid) gücünün Türkiye'de olmasını hangi ülke ister?

    (Mahir Kaya - yorumdan eklenmiştir.)
    Kaynak Göstermek Zorunludur:

  3. #23
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.643

    Standart

    Bor madeni ile araç yakıtı

    Bor elementi - alternatif yakıt
    Bor rezervlerinin yarısından fazlası Türkiye’de bulunuyor!!
    Türkiyede Petrol sondajları:
    Türkiyede Petrol aramacılığı:
    Türkiyede Petrol reservleri ve Petrol üretimi:
    Bor elementi - alternatif yakıt


    Son yıllarda yaşanan ekolojik sıkıntılar, küresel ısınma problemi, tükenen petrol rezervleri ve karbon içerikli yakıtların çevre kirliliği yaratmasına karşın alternatif yakıt sistemleri üzerinde çok ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Dünyanın önde gelen bilimsel araştırma laboratuvarlarında gerçekleştirilen bu çalışmalarda Hidrojen yakıt sistemlerinin temiz, verimli ve güvenilir olduğu görülmüştür. Fakat depolama problemi hidrojen yakıtlı araç üretiminin önünde en büyük engeli teşkil etmektedir.

    Hidrojen depolama problemi bilim ve teknoloji çevrelerini alternatif madde arayışına itmiş, yapılan araştırmalar ve deneyler 1970'li yılların ikinci yarısından itibaren bor elementinin alternatif yakıt olarak kullanılabileceği üzerinde görüş birliğine varılmış, günümüze kadar sayısız ar-ge çalışmaları sonunda borun yakıt olarak kullanılabilirliği otoritelerce kabul edilmiştir.
    20 Yıllık çalışmanın ürünü

    Bordan yakıt üretmenin haklı gururunu yaşadıklarını ve bunun 20 yıllık bir araştırmanın ürünü olduğunu vurgulayan Arvas, sözlerini şöyle sürdürdü: 'NNT Nanoteknoloji Bor Ürünleri AŞ, ar-ge laboratuvarlarında 20 yıla yakın bir süredir yaptığı çalışmalar sonucunda nano ve nano altı (angstrom) bor kristallerinde, 23 proje geliştirilmiş ve bu alternatifsiz projeleri etap, etap endüstriyelleştirmeye başlamıştır. Firmamız dünyada ve ülkemizde ilk defa bor madenini yakıt olarak üretmiş, 'Nano fuel' markasıyla yurt dışında ve yurt içinde satışa arz etmeye başlamıştır.

    Bizim ürettiğimiz yakıttır, ancak şuan araçların sistematiği benzin ve mazotla hareket etme özelliğine sahip olduğu için şuanda yakıtlara katkı maddesi olarak kullanılıyor. Ancak, bor yakıtına uygun araçlar üretildiğinde benzin ve mazota ihtiyaç duyulmadan bu tür araçlar bor yakıtı ile ilerleyebilecek. Bizim firmamız, bu tür araçların üretilmesinde de çalışmalarda bulunmaktadır. NNT AŞ'nin diğer proje ürünlerinde olduğu gibi Bor Power Nanofuel'de dünyada bir ilk olarak yakıt ve otomotiv sektöründe heyecan oluşturmuştur.
    Yakıtın kullanımı

    Bor yakıtının hem benzinle hem mazotla çalışan araçlara konulabileceğini bildiren Arvas, şöyle konuştu: 'Ürettiğimiz bor yakıtı direk aracın yakıt deposuna konuluyor. Hem benzine hem mazota katkı olabiliyor. Bor uzay araçlarında da kullanıyor. Yanması çok yüksek. Yakıta katıldığı zaman, araçlar en az 300 - 350 kilometre fazla gidecektir.

    Benzinle bin kilometre giden bir araç bu katkıyla bin 350 kilometre yapar. Gelecek zamanlarda benzin istasyonları gibi, bor istasyonları kurulacak ve bor yakıtı benzinden 10 kat daha düşük olacak. Çünkü madenin kaynağı Türkiye'de. Biz teknolojiyi üreterek dünyanın hizmetine sunduk, henüz bor yakıtına fiyat biçmedik. Biz Türk borunun depolara girdiğini göstermek istedik, bunu da başardık.
    Bor yakıtının avantajları

    Bor yakıtının çevreci, güvenli oluşu ve kolay taşınabilirliği ile avantajlı bir yakıt olduğunu ifade eden Arvas, 'Bor yakıtı, kolaylıkla yanmayan bir yapıdadır. Dolayısıyla infilak etme, kıvılcımla, ateşle tutuşma riski yoktur. Bir kaza anında patlama meydana gelmeyecektir. Bu yönüyle bor çok önemli bir yakıttır ve nakliyesinde risk olmayışı Bor yakıtı için bir üstünlük ve alternatifsizlik kazandırmaktadır. Bor çevre dostudur, yanma sonrası gaz emisyonu oluşturmamaktadır. Bor yakıtı kara ve deniz kazalarında toprağa ve suya karışması halinde hiçbir zaman kirlenmeye neden olmayacak, toprakta doğal bitkiler için besleyici olacak ve, denizlerde de kolay çözülerek, zaten deniz suyunda olan Bor elementi ilave bir risk oluşturmayacaktır' diye konuştu.
    Bor rezervinin yarısından fazlası Türkiye’de bulunuyor!

    Bu yüzyılın en önemli madenleri arasında yer alan Bor rezervinin yarısından fazlası Türkiye’de bulunuyor. Bor, nükleer sanayiden uzay araçlarına, gübre sanayiinden ilaç sanayine, kimya sanayinden otomobil sanayine kadar 400′ü aşkın alanda kullanılıyor. Türkiye’de devlete ait olan Eti holding A.Ş. aracılığı ile Bor madenleri, Burhaniye’den Savaştepe’ye, Susurluk’tan Dursunbey’e, Bigadiç’ten Sultançay’ına, Bursa Kestelek’ten Sındırga’ya, Kütahya Emet’den Eskişehir Kırka’ya kadar, 1 milyon 700 bin hektarlık Bor maden rezervleri kamulaştırılmış durumdadır.

    Bor ürünlerine ait teknolojiler, genellikle teknolojiyi üreten ülkelerce gizlenmekte, bu konudaki bilgilere kolaylıkla ulaşılamamaktadır. Bu sebeple, diğer ülkelerden önemli teknoloji transferleri yapılamamıştır. Ham madene sahip olan ülkelerden ziyade, bu madenle ilgili teknolojiye sahip olan gelişmiş ülkelerin piyasaları kontrol ettiğini görüyoruz. Türkiye'de, 1978 yılında yapılan devletleştirmeden sonra, bu konuda önemli bir adım atılmış olsada, teknolojik eksiklikler sebebiyle, dünya piyasasında rezervleri ile orantılı bir hakimiyete sahip olamamışız.

    Türkiye Bor madenini tam rafine işlenmiş olarak değil, ham veya yarı rafine halde satmasından dolayı, önemli döviz kazandırıcı fırsatları kaçırmaktadır. Bunun çeşitli örnekleri verilmektedir. ‘Örneğin 200 $/ton dan sattığımız %42 B2O3 tenörlü kolemanit cevherini alan bir ihracatçı firma, söz konusu ürünü öğüttükten sonra 600-650$/ton fiyatla nihai kullanıcıya satmaktadır. Bor gibi 21. Yüzyılın petrolü olarak adlandırılan bir madenin en büyük rezerv kaynağı olan Türkiye’nin, Bor ihracatından yılda yalnızca 102 milyon dolar, Bor ürünleri ihracatından ise yalnız 106 milyon dolar kazanıyor olması, önemli bir kapasitenin israf edildiğine işaret etmektedir. Ayrıca Türkiye, dünyanın en zengin Bor yataklarına sahip olduğu halde, yurt dışına ihraç ettiği tinkal ve boraks'tan üretilen, "sodyum per borat"ın ithalatçısı konumundadır.

    Kaynak: Ekonomi Haber-Bor-Madeni
    Hürriyet-Bor rezervlerinin yüzde 65'i Türkiye'de

    Türkiye'de Petrol sondajları


    1945 yılında keşfedilen Raman petrol sahasının keşfinden bugüne kadar yapılan çalışmalarda, Türkiye'de petrol ve gazın varlığı kanıtlamıştır. Bugüne kadar irili-ufaklı yaklaşık 120 petrol ve doğal gaz sahası keşfedilmiştir. Keşifler ağırlıklı Kilis'ten siirt'e kadar uzanan, Adıyaman-Diyarbakır-Batman'ı kapsayan, Güneydoğu Anadolu bölgesinde ve Trakya bölgesinde gerçekleştirilmiştir. Trakya bölgesinde genelde doğalgaz sahaları, Güneydoğu Anadolu bölgesinde ise petrol sahaları keşfedilmiştir. Türkiye'de petrol vardır ve aranırsa bulunabileceği kanıtlanmıştır.

    1954 yılındaki petrol yasası sonrası, T.P.A.O'nun, özellikle Shell ve Mobil gibi uluslararası şirketler arama ve sondaj çalışmalarına başlamış. 1969 ve 1973 ilk petrol krizi şoku sonrası, petrol fiyatının 10 kat artması ile, yerli petrol aramacılığına verilen önem neticesinde, yerli petrol üretimi 1991'de yılda 4.5 milyon tona ulaşmıştır. Ancak değişik nedenlerden dolayı günümüze kadar, petrol ve doğal gaz sondajına ayrılan bütçe azalmış ve halen azalmaktadır.

    1954 döneminde, Petrol arama çalışmalarına verilen önem neticesinde 1965'te 150 000 m'lik maksimum metraja ulaşılmış, 4 yıl sonra yıllık üretimi 3.6 milyon tonu bulmuştur.

    1973 sonrası arama çalışmaları neticesinde 1985'de 260 000 m'lik maksimum metraja ulaşılmış, 6 yıl sonra 1991'de üretim rekoru sayılan 4.5 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.

    Aramaya yapılan yatırımın, etkisini 4-6 yıl sonra üretimde gösterdiğini görüyoruz. 1991'de 4.5 milyon ton olan yıllık yerli üretimimiz şu anda 2.5 milyonton kadardır. Söz konusu azalmanın önümüzdeki yıllarda da devam edeceği bekleniyor. Yalnız; kanıtlanmış bir ilişki vardır, o da şudur: Türkiye'de petrol aramacılığına ve sondajına bütçe ayrılırsa, petrol bulunmaktadır.

    Ülkemizin değişik bölgelerinde petrole rastlanmıştır, ağırlıklı olarak da Güneydoğu Anadolu bölgesinde, Batman, Mardin, Siirt, Diyarbakır, Adıyaman ve Kilis illeri içinde bulunan sahalardan üretim yapılmaktadır. Trakya bölgesinde küçük sayılabilir 1-2 sahadan petrol üretimi yapılmaktadır.

    Karadeniz ve Akdeniz'de bütçe elverdiğince petrol ve doğal gaz aramaları sürdürülmektedir. Son yıllarda yapılan en önemli keşif, Manisa Alaşehir'de delinen bir kuyuda petrolün bulunması olmuştur. Böylelikle Ege bölgesinde ilk defa petrol bulunmuş oldu. Bundan sonra aranırsa, bulunabileceği ipucunu vermiştir. Ayrıca orta Anadolu, Tuz Gölü civarında, doğal gaz ve petrol potansiyelinin olabileceği söylemektedir.

    Diğer önemli soru ise: Türkiye'de petrol var ama Türkiye petrol zengini bir Ülke olabilirmi? Maalesef bu soruya hemen evet demek mümkün değildir. İstatistiksel olarak bilinen bir gerçek: Türkiye'de bulunan petrol sahalarının Orta Doğu ülkelerindeki sahalar kadar büyük olmadığı ve bizim sahaların genelde "ağır" petrol içerdiğidir.

    Türkiye'de bugüne kadar yaklaşık 1 milyar ton petrol keşfi yapılmıştır. Ancak bunun %15'ine mukabil 150-160 milyon ton petrol üretimi tahmin edilmektedir. Bunun 112 milyon tonu (2000 sonu itibariyle) bugüne kadar üretilmiş olup, geriye kalan 40-50 milyon ton pertol Türkiye'nin üretilebilir petrol rezervidir. Bir başka deyişle, Türkiye'nin petrol rezervi yüksek değildir, ancak 1.5 yıllık petrol tüketimini karşılamaya yetecektir.
    Türkiye'de Petrol aramacılığı:

    1954 yılından günümüze kadar Türkiye'de 200'e yakın şirket, arama ve işletme faaliyetlerinde bulunmuş, bunlardan 27 tanesi halen faaliyetlerine devam etmektedir. 5 Şirket, (T.P.A.O, Ersan Petrol, Polmak, Demir Enerji ve Güney Yıldızı) yerli şirkettir.

    Petrol aramacılığı toplam 18 bölgeye ayrılmış ve 1935'ten beri 3000'e yakın kuyu delinmiş, bunun yaklaşık 1100 tanesi arama ve 1300 tanesi üretim kuyusudur. Arama kuyularının derinliği 2300 m'dir.

    Arama Kuyularının %30'u X. Bölgede (Siirt), %19'u XI. Bölgede (Diyarbakır), %18'i I. Bölgede (Marmara), %15'i XII. Bölgede (Gaziantep), %5'i XIII. Bölgede (Hatay) ve %4'ü XIV. Bölgede (Adana) delinmiştir. .

    Arama kuyularının 1 tanesi 6000 m'den derin, 7 tanesi 5000 m'den derin, 22 tanesi 4500 m'den derin, 57 tanesi 4000 m'den fazla derinliktedir.

    Denizlerde delinen kuyu sayısı 30'dur - Keşfedilen Petrol Sahaları:

    1945-2000 arası 59'u T.P.A.O ve 41'i diğer şirketler tarafından 100 irili ufaklı petrol sahası keşfedilmiştir. Keşfedilen sahaların %36'sı X. Bölgede, %33'ü XI. Bölgede ve %27'si XII. Bölgede yer almaktadır. Delinen arama kuyu sayısı ile keşfedilen saha sayısı arasında doğrusal bir ilişki bulunmaktadır

    Ortalama olarak, 9 arama kuyusu delindikten sonra 1 saha keşfi yapılmaktadır. Ortalama olarak, her keşfedilen sahada 27 kuyu (arama+üretim+enjeksiyon+..) delinmektedir.
    Türkiye'de Petrol Reservleri:

    Keşfedilen toplam 100 petrol sahası için, rezervuardaki yerinde petrol miktarı 1 milyar ton iken, üretilebilir petrol miktarı 150-160 milyon ton olup, bugüne kadar 110 milyon ton üretilmiş, kalan üretilebilir rezerv yaklaşık 40-50 milyon ton olarak öngörülmektedir.

    Türkiye genelinde üretilebilir petrol mahallinde, petrol oranı %15 olup, T.P.A.O sahaları için bu oran %12 ve Shell sahaları için %25'tir. Ortalama rezervuar başına 10 milyon ton petrol, üretilebilir petrol ise 1.5 milyon tondur.
    Türkiye'de Petrol üretimi:

    2000 itibariyle 45'i T.P.A.O ve 31'i diğer şirketlerce işletilen 76 sahadan üretim yapılmaktadır. Her üretim yapılan sahada ortalama 13 üretim kuyusu bulunmaktadır. Üretim kuyularının ortalama derinliği 1742 m'dir.

    Üretim kuyuları için ortalama yıllık üretim, 1997'de 4252 ton/(kuyu-yıl) iken, 2000 yılında 3277 ton/(kuyu-yıl) olmuştur. Bir başka deyişle, 2000 yılında üretim kuyuları için ortalama debi günde 63 varil olarak gerçekleşmiştir.

    Yıllık toplam üretimin %47'si 5 sahadan (Raman, Batı Raman, Karakuş, Güney Karakuş, Kuzey Karakuş) gerçekleşmiştir ve tamamı T.P.A.O. tarafından işletilmektedir.

    Bugüne kadar yapılan tüm üretimin %47'si X. Bölgede, %37'si XI. Bölgede ve %16'sı XII. Bölgede keşfedilen sahalardan gerçekleştirilmiştir. .

    2000 sonu itibariyle; sahaların keşfinden bugüne kadar toplam üretimi 50 milyon varilden büyük olan 5 saha, 25 milyon varilden büyük olan 9 saha, 10 milyon varilden büyük olan 27 saha ve 1 milyon varilden büyük olan 47 saha işletilmektedir.
    2000 sonu itibarı ile:

    Toplam Üretim/Delinen arama Kuyusu Sayısı Oranı ? 900 000 Varil/Arama Kuyusu (veya 125 000 ton/Arama kuyusu)

    Toplam Üretim/Toplam Arama Kuyusu Metrajı Oranı ? 400 varil/m

    Toplam Üretim/Toplam Delinen Kuyu Sayısı Oranı ? 300 000 varil/kuyu

    Toplam Üretim/Toplam Delinen Kuyu Metrajı Oranı ? 150 varil/m olmuştur.

    Bugüne kadar gerçekleşen toplam üretimin %48'i 1500-2000 m. derinliğindeki sahalardan, %27'si 1000-1500 m. derinliğindeki sahalardan, %14'ü 2500-3000 m. derinliğindeki sahalardan ve %10'u 2000-2500 m. derinliğindeki sahalardan gerçekleştirilmiştir.

    1.85 milyar varil yerinde petrol rezervi ile Türkiye'nin en büyük sahası olan Batı Raman'dan üretilebilecek petrol rezervi yaklaşık %2 iken, sahada CO2 enjeksiyonu uygulaması sonucunda üretilebilecek petrol rezervinin %12'ye yükseltilebileceği anlaşılmıştır. Bu yaklaşık 25 milyon ek petrol rezervidir.
    Sonuç ve Öneriler:

    Türkiye'de petrol vardır. Kilis'ten Siirt'e uzanan Güneydoğu anadolu bölgesinde, trakya'da petrol üretilmektedir, Ege'de (Manisa/Alaşehir) keşfedilmiştir, Doğu Anadolu'da, Tuz Gölü yakınında, Karadeniz ve akdeniz'de petrol potansiyeli tahmin edilmektedir.

    Türkiye'nin yeteri kadar arandığını söylemek mümkün değildir. Tüm Cumhuriyet döneminde toplam 1200 arama kuyusu delinmişken, dünyada her yıl ortalama 20 000 arama kuyusu delinmektedir. Türkiye'de Cumhuriyet döneminde toplam 3000 kuyu delinmişken, A.B.D.'de ise her yıl onbinlerce kuyu delinmektedir. Eski Sovyetler Birliği'nde kuyu sayısı milyondan fazladır.


    Rezervuarlarımız genelde göreli olarak küçük petrol rezervli, küçük ölçekteki rezervuarlar şeklindedir. Türkiye'de petrol aramacılığı ve sondaj faaliyetlerine ayrılan bütçe yetersizdir. 2001 yılı yatırım programında T.P.A.O'nun sondaj öncesi (jeolojikve jeofizik çalışmalar) ve sondaj çalışmalarına yaklaşık 28 milyon dolar ayrılmıştır. Bu bütçe yetersizdir; çünkü: her kuyunun maliyeti birkaç milyon dolar düzeyindedir, Deniz aramacılığının maliyeti çok daha yüksektir. 2000 yılı içinde karadeniz'de delinen 2 kuyunun maliyeti 50 milyon dolar olarak verilmiştir. Geçen yıl İskenderun açıklarında delinen 2 kuyunun maliyeti 20 milyon dolar olmuştur.

    Uluslararası petrol şirketlerinin arama ve üretimde payları azalmıştır. T.P.A.O. ağırlıklı olarak arama ve üretim yürütmektedir ve herşey T.P.A.O.'dan bekleniyor havası hakimdir. Uluslararası petrol şirketlerinin arama ve saha işletme faaliyetleri teşvik edilmelidir. Daha önce aranmış sahaların yeni arama teknolojileri uygulanarak (örneğin 3D sismik gibi) yeniden aranması planlanmalıdır.

    Ülkemizde, bütçe ayırdığınızda ve aradığınızda petrolün bulunduğu, bugüne kadarki veriler, göstermektedir.

    Türkiye'de yıllar içinde delinen kuyu sayısı, derinliği tanımlayan toplam metraj değerleri ve aramaya ayrılan bütçe, yıllar içinde önemli değişiklikler göstermektedir (1985'te 260.000m ile son yıllardaki 40-50.000m arasında). Buna bağlı olarak, yerli üretim, inişli çıkışlı bir görüntü içersindedir. Daha da endişe verici tarafı ise, 1986 yılından bugüne kadarki aramalara ayrılan bütçe sürekli düşmüş. Bunun neticesinde yerli petrol üretimi 1991'deki rekor düzeysonrası günümüze kadar sürekli düşmüş ve en az önümüzdeki 4-5 yıl içersinde düşmeye devam edecektir.

    Arama çalışmalarının inişli-çıkışlı göstergesi, kararlı bir petrol politikasının yapılmadığının net göstermektedir. Bunun yanısıra; sektör içindeki en büyük kuruluşların üst yönetimlerindeki talihsiz personel değişiklikleri, petrol politikasını olumsuz etkilemektedir.

    Kalıcı, tutarlı, uygulanabilir, uzun dönemli, vizyon ve misyonu olan bir petrol politikasına gereksinim vardır. Sektörü politikacının ve günlük yapılan politikanın değil, tutarlı bir politikanın yönlendirmesi sağlanmalıdır. Kamu kuruluşlarının yönetiminde uzman, deneyimli, bilgili, teknik ve ekonomik konulara hakim, politikacıların etkisinden arındırılmış bir yönetim yapısı kazandırılmalıdır.

    Mevcut petrol sahalarından yapılan üretimin düşük olmasının bir başka nedeni de, bu sahalarda modern petrol üretim art'tırma yöntemlerinin yeterince kullanılmamasıdır. Türkiye'de yaklaşık 50 petrol sahasından üretim yapılırken, bunlardan yalnız birisinde modern üretim arttırma yöntemi kullanılırken, diğer birkaç sahada su enjeksiyonu yöntemi uygulanmaktadır. Petrol sahalarında üretimi arttırmak üzere yeni teknolojilerin ve üretimi arttırma yöntemlerinin kullanılması gerekmektedir. Yeraltında bulunan petrolün üretilebilirlik oranı dünya ortalaması %33 iken, bizde %15 olmasının en önemli nedenlerinden birisi; petrol sahalarının karmaşık yapısı ve içerdiği ağır petrolün yanısıra, yukarıda değinildiği gibi üretim art'tırma yöntem ve teknolojilerinin kullanılmamasıdır.

    Türkiye'nin stratejik petrol rezervi yoktur. A.B.D.'nin yaklaşık 100 milyon ton yeraltında depolanmış stratejik petrol rezervi vardır ki, bu depolanmış miktar yaklaşık 1.5 aylık petrol tüketimine eşittir. Bu rezerv rafinerilerde veya diğer yüzey tanklarında depolanmış petrol miktarını içermemekte, sadece yeraltında depolanmış petrol miktarını tanımlamaktadır.

    Türkiye'de ulusal enerji politikalarının, petrol ve doğal gaz politikalarının belirlenmesinde yardımcı olan, uzun dönemli planlama çalışmalarını yürüten, ilgili yönetmelikleri çıkarma ve denetleme özellikleri olan bir birimin (örneğin Ulusal Petrol Enstitüsü, Ulusal Doğal Gaz Enstitüsü, Ulusal Petrol ve Doğal Gaz Enstitüsü veya Ulusal petrol kurumu ve konseyi gibi) kurulmasında yarar vardır. Söz konusu birimde, sektörün her kesiminden (kamu ve özel kuruluşlar, mühendislik odaları, üniversiteler,...) temsilcilikler veya katılımcılar görev alabilirler. Günümüzün en önemli enerji kaynakları olan ve daha uzun sürede bu konumu koruyacağı belli olan, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren petrol ve doğal gazla ilgili etkinliklerin planlanacağı ve denetleneceği bir birim veya enstitü, aynı zamanda toplumu eğitici ve uyarıcı, gereğinde devletin ulusal petrol ve doğal gaz politikasını yönlendirici özelliklere sahip olabilir.

    Akaryakıt türlerinin, doğal gaz ve LPG gibi ürünlerin analizini yapacak, standartlara uygun olup olmadığını araştıracak, bağımsız laboratuvarlara gereksinim vardır. Ankara'daki PAL bu tür laboratuvarlara iyi bir örnektir, Türkiye'nin diğer bölgelerinde de benzer laboratuvarlar açma çalışmalarının hızlandırılması, girişimlerin teşvik edilmesi gerekmektedir. Biz "İTÜ Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği" bölümü olarak, talip olmamıza rağmen, devletten henüz gerekli maddi destek konusunda olumlu neticeler alamadık, ama girişimlerimizi kamu ve özel kuruluşlarla sürdürmekteyiz.

    Enerji sektörünün sorunlarının kökeninde, sektörün planlama eksikliği, bilimsel araştırma ile teknoloji geliştirme etkinliklerinin yetersizliği gelmektedir. Türkiye'nin bilim politikasında, enerjiye gereken yer verilmezken, enerji politikalarında AR-GE'ye (araştırma-geliştirme) gereken yer verilmemektedir. Petrol sektörü içindeki kamu ve özel kuruluşlar ile üniversiteler arasındaki bilimsel ilişkiler ve ortak çalışmalar çok düşük düzeydedir. Devlet'te üzerine düşen yönlendiricilik görevini yeterince yapmamaktadır. AR-GE çalışmalarına daha fazla kaynak ayrılmalı, Avrupa Birliği standartlarına uygun AR-GE programları teşvik edilmelidir.

    Sektördeki kamu kuruluşlarının uzman ve ileri teknoloji ağırlıklı, yüksek iş verimi sağlıyacak ve aynızamanda maliyeti düşük özelliklere sahip olacak şekilde yeniden yapılandırılma konusu, enerji politikalarında yer almalıdır.

    Türkiye'deki tek devlet kuruluşu olan T.P.A.O.'nun Petrol ve doğal gaz arama çalışmalarını sürdürebilmesi için, bütçe gerektiren gelir kaynaklarını arttırıcı, petrol sektörü içinde daha geniş bir yelpazeyi kapsayacak entegrasyon uygulaması ile (rafinaj, boruhattı taşıma, satış-pazarlama çalışmaları yapabilecek şekilde) yeniden yapılandırılması uzun süreden beri dile getirilmektedir. Ancak bunu yaparken, yukarıda sayılan özelliklere (ileri teknoloji ağırlıklı, iş verimi yüksek) sahip olacak şekilde yapılandırılması konusu gündeme getirilmeli, tartışmaya açılmalı, incelenmeli ve gerekli çalışmalar gerçekleştirilmelidir.
    Özet

    Dünyada ülkelerin gelişmişliğini yansıtan en önemli göstergelerden birisi, "kişi başına düşen enerji tüketimi" değildir, onun yerine "tüketilen enerji başına yapılan üretim" göstergesi kullanılmaktadır. Yani önemli olan tükettiğimiz enerji başına, ne kadar ürettiğimizdir. Burada, doğal olarak "verimlilik" gündeme gelmektedir. Yani enerjiyi verimli kullanıyormusunuz, üretiminizde verimlilik gözönüne alınıyormu.

    Şubat 2001 ekonomik krizinin bize öğrettiği "bu ülkede maalesef üretim yapılmadığı, üretimimizin artması gerektiği, gelişmenin mal ve iş üreterek sağlanabileceği" oldu.

    Mal ve iş üretimindeki sorun, aslında yerli petrol üretiminde uzun yıllardan beri vardır. Yerli üretimdeki düşüş, aramalara yapılan ihmalden, aramalara yeteri kadar bütçe ayrılmamasından kaynaklanmaktadır. Bununda kökeninde; Türkiye'de uzun süreli, kararlı ve tutarlı petrol politikasının olmaması, sektördeki ilgili kuruluşların verimli çalıştırılmaması, politikadan çok politikacıların sektörü yönlendirmesi olguları ve gerçekleri yatmaktadır. Sektörde ilgili, yetkili ve sorumlu kuruluşlar verimli çalışmamakta ve çalıştırılmamakta, yasal altyapıda eksiklikler olduğu çıkarılan yeni yasalardan anlaşılmakta, bunlardan daha kötüsü; bütün bunların bize IMF veya Avrupa Birliği tarafından dayatılması sonucunda anlaşılması ve düzenlemelere gidilmesidir.

    Prof. Dr. Abdurrahman Satman
    Kaynak: Trkiye'de Petrol


  4. #24
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.643

    Standart

    Bor Nedir ? Kullanım Alanları ? Türkiye’de Nerelerde Çıkar

    BOR NEDİR ?
    Bor: Bir elementtir.Elementler periyodik sisteminin 5. elementi olan bor,doğada element olarak bulunmaz. Alkali boratlar (Sodyum,Kalsiyum,Mağnezyum) veya borik asit şeklinde maden yatağı oluşturur.
    Bor: Kolemanit,Tinkal,Üleksit,Pandermit,Kernit,Sasolit , Ascharit ve Datolit mineraller halinde bulunurlar ve çeşitlenirler.Bunlardan ülkemizde Pandermit, Kolemanit, Tinkal ve Üleksit mineralleri ülkemizde bulunmaktadır.
    Çeşitli endüstri dallarının ana ham maddelerinden olan bor mineralleri Türk madencilik sektörünün en önemli ihracat maddelerindendir.Türkiye Bor’un tespit edilmiş % 63 ‘lük kısmına sahiptir. Ancak Üretim olarak ABD’den sonra dünyada ikinci sırada üretim yapmaktadır.Ülkemizdeki bor madenleri dünyanın en kaliteli bor madenleridir.Ancak bordan mamul ürünler ile rafine bor bileşiklerinin üretimi ve ticari açıdan gerekli teknolojik bilgi ve seviyeye henüz ulaşmamıştır.
    KULLANIM ALANLARI
    Bor Fibergalass, cam, emaye, ve kaplama sanayinde, sabun ve deterjan sanayinde, ataşe dayanıklı malzeme, metallurjik uygulamalar, tekstil,fotoğrafçılık,boya, borik asit üretimi, elektrik ve tıp sanayii, tekstil cam elyafı, borun alaşımları,Metalurjik flux,İzole cam elyafı, Borun silikat camları,Antiseptikler,Nükleer yakıt teknolojisi,yangına dirençli malzemeler,naylon,gübre, katalistler,dezenfekte ediciler,yapıştırıcılar,refrakter,çimento korozyon önleyiciler,ilaç ve kozmetik,elektronik rafinasyon, Bitki öldürücüler,böcek öldürücüler, deri renklendirici (Kahve) olarak kullanılmaktadır.
    Bor madeni, stratejik olarak topraktan çıkarıldığı andan itibaren gerek ham madde olarak ve gerekse rafine bor ürünleri olarak, insanlar için beşikten mezara kadar yaygın bir şekilde insanın hayatının her alanında kullanılan endüstriyel bir madendir.
    Bor Dünyanın Uzay teknolojisinde, elektronik ve bilgi çağının yaşamasında,ulaşılmasında borun katkısını yadsımak mümkün değildir.Dünyanın saygın bilim dergilerinden Scientific American dergisi,bor bileşiklerinin petrol yakıtı yerine kullanıldığı bir otomobil geliştirildiği konusunda haber yaptı.Bu yakıt hakkında bilim adamlarının düşünebileceği en temiz yakıt başlığı ile haberini verdi. Üstelik bu araba bor ile çalışan ilk araba değildi.Bor ile çalışan araba imali için altı yüz kadar projenin olduğu bildiriliyor.
    Arabalarda petrol yerine bor kullanılması, uzun zamandır batılı firmaların gündemindedir.Bu konuda Amerikan Millenium Cell ve stratejik ortağı Daimler-Creysler firmalarının oldukça mesafe aldığı bir gerçektir.Fransız Peuguet ve Citroen firmaları stratejik ortaklık kurmuşlar ve Bor ile çalışan araba üretmişler ve bu arabayı Detroit Otomobil fuarında teşhir etmişlerdir..
    ABD firmaları Bor ile çalışan arabaların seri üretimine başladıkları her kez tarafından biliniyor.Ayrıca ABD tarafından kullanılan Tomohawk füzelerinin imalinde, Hayalet uçak olarak bilinen Yarasaların yakıtlarının bordan elde edilen yakıt ile çalıştırıldığı dünya basını tarafından yazıldı,çizildi.
    TÜRKİYE ‘DE NERELERDE ÇIKARTILIR
    Balıkesir (Bigadiç, Sandıklı, Susurluk), Eskişehir (Seyitgazi), Kütahya (Emet) ve Bursa’dır.Dünyada ise Türkiye, ABD ve BDT önde gelir.
    BORUN TİCARİ BOYUTU
    Dünya bor rezerv toplamının % 72’üne sahip olan Ülkemiz teknolojik yönden en geri ülke durumundadır. Bor bizim tarafımızdan ham madde olarak üretilmekte, ABD veya Batıya ülkelerine ham madde olarak satılmaktadır.Batı Dünyası bizim Bor üretimimiz üzerinde ülkelerinde sanayi kurmuş durumdadır.Bunun içindir ki;Batı dünyası bor konusundaki teknolojiyi bize vermekte çok cimri davranmaktadır.
    Bir Türk işadamının başından geçen bir olayda: Türkiye’de Bor yatırımları olan bir işadamı Fransa’daki bir bor tesisini görmeye gidiyor.İş adamına fabrikanın bahçesini bile göstermeden verdiği rüşvet karşılığında fabrikayı üstünkörü görmesine izin veriliyor.
    Batılılar Türkiye’ye Bor konusunda teknoloji transferi yapmakta cimdi davranabilirler.Bunda belki kendi açılarından haklıda olabilirler. Ancak bizim devlet ve bilim adamları olarak en kısa zamanda teknolojik gelişimi meydana getirmemiz ve kendi üretmiş bulunduğumuz Bor’u kendimiz işler ve üretir hale gelmeliyiz.
    Ürettiğimiz boru dışarıya ham madde olarak 140$ dan satmaktayız,sadece İthal ettiğimiz peboratı ise 817$ dan geri almaktayız aradaki 677 $ lık fark bizim olan bor için teknoloji karşılığı olarak batılılara bahşiştir.Borun öyle türevleri var ki; biz en az 1000.-$ dan geri almaktayız.Aradaki bütün farklar Fakir milletimizin kesesinden, hazinesinden yitirilmektedir.

  5. #25
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    24.892

    Standart

    Kanserle savaşta yeni silah: Bor





    SağlıkBakanlığı Kök Hücre Araştırma Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan, Van'daki Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde kemik iliği kanserlerinde tedavi yöntemleriyle ilgili düzenlenen toplantıda, bor madeninin kanser hastaları için büyük bir umut olabileceği vurguladı. "Kanser hücrelerine borla ilgili bir madde ya da element eklendiğiniz anda kanser hücresinin öldüğünü görüyoruz" diyen Prof. İlhan, SABAH'a konuştu.

    'KÖKÜNÜ KAZIYABİLİRİZ'
    Kanserin aşı ve ilacını bulmak için Türkiye'deki laboratuvar çalışmalarının 2 ay önce başladığını açıklayan Prof. İlhan, özellikle kemik iliği kanserlerinde, şu anda piyasada olan ve içeriğinde bor maddesi bulunan ilaçla başarılı sonuçlar alınmasından yola çıkarak bu çalışmaları başlattıklarını söyledi. Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü'yle işbirliği yaptıklarını belirten Prof. İlhan Osman, "Lösemili hayvanların hücrelerine bor ekliyoruz. 3 farklı kanser türünde hayvanlar üzerinde fakültelerde deneyler sürüyor. Bu deneylerin sonuçlarıyla ilgili bilgiler umut verici. Ya aşıyı ya ilacı bulacağız. Ama şu an yolun başındayız" dedi. Prof. İlhan, çalışmayla ilgili detayları da şu sözlerle dile getirdi: "Bor elementi, kemik iliği kanserlerinde hasta hücrelerin ölmesini sağlıyor. Nasıl ki çimenler uzadığında sadece çimenleri biçtiğimizde çözüm alamıyorsak, kanser tedavisinde de başarılı olunamıyorduk. Ama borla yapılacak tedavide doğrudan kök hücreler hedef alınacak. Daha önce bu tür hastalıklarla 1-3 yıl yaşanırken, şimdi ömür 10 yıl uzadı. Yeni ilaç ve aşılarla hastalığın kökünü kazıyabiliriz." Borun farklı molekül yapısı olduğuna da değinen Prof. Osman İlhan, "Sağlık Bakanlığı, bordan değişik türlerde ilaç çalışması yapılmasına karar verdi. Borun farklı molekül yapısı var. Her şey araştırma aşamasında" şeklinde konuştu.

    UZMAN GÖRÜŞÜ
    'Deneysel ama ümit verici'
    Prof. Dr. Andaç Argon (Onkolog): Aktif olarak kullandığımız bor içeren bir ilacımız var. Türkiye'de de ruhsatlı. Özellikle kemik iliği kanser türü olan 'multiple myelome'da kullanılıyor. Kan kanseri dışında bazı kanser tiplerinde ilacın işe yarayacağına dair de çalışmalar var. Bor içeren bileşikler deneysel aşamada. Bor, kanser tedavisinde ümit verici bir elementtir.



  6. #26
    gokceksifa1 Guest

    Standart



  7. #27
    gokceksifa1 Guest

    Standart



Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri