Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler
Gökçek ŞifaSize Telefonunuz Kadar YakınızÜcretsiz Google Play'de
IndirX
bitkisel tedavi
bitkisel tedavi
Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu
Toplam 27 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
The ALTIN, BOR, GÜMÜŞ, PLATİN, ORMUS, ENZİMLER, AMİNOASİTLER vb. Faydaları page is where you will
  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimiçi İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    24.892

    Standart Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler






    Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler;
    Boraks Dekahidrat ( Sodyum Tetra Borat ), Bor elementi periyodik sistemin 3. grubunun başında yer alır. Atom numarası 5, atom ağırlığı 10.82, erime noktası 2190 °C'dir. Elmastan sonra en sert madde olan bor, gri-siyah kristalin veya amorf mikro kristalin yeşilimsi sarı renkli bir yapıdadır. Bor doğada serbest bulunmaz. Oksijenle birleşerek borik asit, boraks, kolemanit, kernit gibi tuzları halinde veya silikatları halinde bulunur. Boraks eksiden evlerde temizlik mazemesi ve böcek ilaçı olarak kullanılmış bu neden ile hemen hemen her evde de bulunan Boraks aniden tehlikeli madde olarak sınıflandırılmıştır. Hatta Avusturalyada Boraks tehlikeli madde olarak ilan edilmiş ve yasaklanmıştır. Neden böyle oldu bunun arkasında hangi Tıp Mafyası var bunlar değineceğiz.

    Boraks doğada çeşitli formlarda bulunan bir mineral olup Dünyada en çok Türkiye’de % 72, sonra Kaliforniya % 15 ve Kazakistan’da % 9 oranında bulunmaktadır. Boraks ortasında 2 sodyum elementi ve ona bağlı 4 adet bor elementi ve bunun etrafında 10 veya bazen daha az su molekülün den oluşur. Boraks borik asit ve sodyum tuzu karışımıdır. Boraks çözeltisi nin PH-Değeri 9-10 yani çok güçlü bir alkalidir. Borak % 11,3 ve borik aist % 17,5 oranında bor içerir. Borik asit eskiden konserve maddesi olarak kullanılmış ve hatta çok yoğun kullanılmıştır. Taki Avusturlaya’da ki sözde yasağa kadar.

    Kullanıldığı Alanlar:
    Bor eskiden konserve katkı maddesi olarak kullanılmıştır, çünkü bor hem doğal ve hem de yan etkisi olmayan en etki dezenfektan olup besinlerdeki mantar, bakteri ve virüsleri yok edicidir. Eskiden konserve sanayinde çok kullanılan boraks bir dedikoduya kurban edilmiştir ve çok çok tehlikeli kanserojen kimyasallar konserve katkı maddesi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Son yıllarda bir Türk ilim adamın yaptığı çalışmalar sonucunda bor saflaştırılmış ve yeni borlu bir beton türü üretilmiştir. Bu borlu beton ile gökdelenler şimdikinin 3-4 katı daha yükselse dahi problem olmayacak, çünkü borlu beton ile binaların dayanıklılığı görülmemiş oranda artacak. Bor cam, çimento, cam sanayi, röntgen cihaz odalarında borlu çimento kullanılır. Hızlı trenlerde ray sistemleri bor karbür ile kaplanır. Boraks, borun en önemli bileşiğidir. Tetra borik asidin sodyum tuzuna 'boraks' denir. Boraks, mineral halinde tinkal, tinkalkonit olarak doğada bulunur. Saf halde renksiz saydam kristaller halindedir. 400°C'de suyunu kaybeder. Renksiz olan boraksın sudaki çözeltisi hafif kalevi bir reaksiyon gösterir. Bundan dolayı boraks bazı çamaşır tozlarına katılır. Boraks çözeltilerinin kristallendirilmelerinde sıcak çözeltide 60°C'nin üstündeki sıcaklıklarda pentahidrat ve altındaki sıcaklıklarda dekahidrat boraks kristallenir. Boraks deka hidrat kolayca su kaybedebilir, boraks pentahidrat ise daha iyi muhafaza edilebilir.

    Boraks Hayat Verir;
    Beyin %85, Kan %90, böbrekler %82, kas %75, kemikler %22 oranında su içerir ve ortalama erkeklerin vücudu %55-65 ve kadınların vücudu %50-60 su dan oluşur. Beyinde yüksek oranda su bulunur ve ancak sulu ortamda beyin iyi çalışır su oranı düştükce beynin foksiyonları azalır. Alüminyum ve kalsiyum beyinde artar ise kireçlenme nedeniyle kişide önce unutkanlık sonra azheimer hastalığı vb., rahatsızlıklar görülür. Bor ise tek başına durmaz, bor ortada 2 bor elementi ve bunlara bağlı 4 adet sodyum ve bunların etrafında 10 adet su molekülü bağlı olarak bulunur. Naghii ve Samman 1997’de; 45 yaş üstü sağlıklı erkeklerde bir guruba düşük bor diyeti diğer guruba da günlük 10 mg bor içeren diyet uygulamıştır. Araştırma sonucunda supplement alan erkeklerde idrarla kalsiyum atımı azalmış, kemikte kalsiyum tutulumu %17 artmıştır. Naghii M, Samman S. insan ve hayvanlarda bor yetersizliğinin idrar ile kalsiyum atımının fazla olduğu tespit edilmiştir.(27) Nielsen F. Borun hücre zarındaki reaktif oksijen radikallerini temzileyici etkisinin olduğunu tesbit etmiştir.. İnsan ve hayvanalr üzerinde yapılan çalışmalarda bor yetersizliğinine beyinin elktriksel aktivitesini azaltığı tesbit edilmiştir. Bor yetersizliği önce kısa süreli hafız kaybı, dikkat etksikliği, algılama zafiyeti, motor aktivitesi hızının azalacağı ve daha sonra alzheimer, depresyon, şizofren vb., daha ağır rahatszılıkların ortaya çıkacağı beyan edilmiştir.(29)

    Bor-Kalsiyum Metabozlizması (Savaşları, Antagonist=Düşman Kardeşler);
    Bor-Kalsiyum ilişkisine ister metobolik değişimler, ister antogonist zıtlıklar isterse bor-kalsiyum tampon sistemleri diyelim ortada çok karmaşık bir bor-kalsiyum ilişkisi var. Bu bor-kalsiyum ilişkisini Dünyada ilk anlayan ve çözen kişi ben ibrahim Gökçek’e aittir ve hastalıkların ortaya çıkışının %95-96 neden kayanaklandığını ilk ben buldum. Vücudun herhangi bir noktasında bor azalır ise kalsiyum ile bu açık kapatılmaya çalışılır, kalsiyumun yoğunlaştığı noktada ise çeşitli hastalıklar görülür. Azalan boru takviye ettiğinizde kemiklerden çözülüp gelen kalsiyum tekrar kemiklere döner ve yaşam kalitesi yükselir hastalıklar yok olur.
    1-) Bor hücre zarında azalır ise yerini kalsiyum alır, kalsiyum hücre ve hücre zarında yoğunlaşır ise hücre sertleşir ve foksiyonları azalır.
    2-) Hücreler arası sıvıda ki (intersellüler sıvı) bor azalır ise yerini kalsiyum alır, kalsiyum yoğunlaşır ise hücreler arası sıvı kirlenir akışı ağırlaşır, zamanla batatlık gibi mikrop üreten bir merkez oluşur.
    3-) Sinir Sisteminde bor azalır, kalsiyum artar ise sinir sistemi iletkenliğini kaybeder ve zamanla ms, polinöropati, sinir ucu iltihaplanması, unutkanlık, alzheimer, depresyon gibi rahatsızlıkları tetikler.
    4-) Lenf kanalında borun yerine kalsiyum geçer ise lenf kanalı sertleşir.Lenf sistemi vücudumuzun fen işleri gibi çöp toplar. Lenf sisteminindeki kalsiyum yoğunlaşırsa lenf kanalı çöp lüğe döner ve iltihabi hastalıkları tetikler.Önce lenf bezesi şişmesi, iltihaplanması sonra lenfoma kadar gider.
    5-) Damarların iç yüzeyinde ki borun yerini kalsiyum alır ise damarlar sertleşir ve arteroskleroz (damar sertliği ve plak oluşumu) nedeni ile beyin kanaması, kalp krizi, diabet, karaciğer yağlanması ve cinsel yetersizlik gibi rahatszılıklar görülebilir.
    6-) Eklem ve yumşak dokuda borun yerini kalsiyum alır ise eklem kireçlenmesi, romatoid artrit, artroz, fibromiyalji ve ankilozan spondilit gibi rahatsızlıklar nükseder.
    7-) Borun bir miktar fazla alınması ile birlikte vücut ısısı da hafif artar ve böylece depolanan yağlar yavaş yavaş erir ve kişi kilo verir. Obeziteden yılda 300.000 kişinin öldüğü düşünülürse bu çok zayıflama metodu çok ucuz va problemsiz bir metotdur.


    Boraks ve İnsan Sağlığı;
    Ben İbrahim Gökçek 35 yılık çalışmamın sonucu hastalıkların %95-96’inin BOR Eksikliğinden kaynaklandığını tespit ettim. Bor’un vücutta azalmasını tetikleyen 4 ana sebep vardır.
    1-) Alüminyum folyo ve Alüminyum kaplar
    2-) Kimyasal ilaçlar
    3-) Kimyasal Gübre
    4-) Kandidoz Mantarı
    Aluminyum Bor ile antogonsit, yani düşman kardeşler alüminyum giren hücrelerde bor çıkar. Kimayasal ilaç kullananlarda bor kendiliğinden yavaş yavaş yok olur. Kimyasal gübre kullanılan tarım alanlarda üretilen tahıl, sebze ve meyvelerde bor 0,25 mg’a kadar düşer ve organik tarım yapılan toprakta yetişen gıdalarda ise 20 mg bor bulunur. Kandidoz Mantarı bağırsaklarda saçak şeklinde çoğalır ve streç folyo gibi bağırsakları sarar ve kişinin bağırsakları besinlerdeki vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz vs emilimi minimum seviyeye düşer. Böylece kişide önce halsizlik, dermansızlık, sonra alerjik hastalıklar, cilt hastalıkları, romatizma, depresyon, kalp damar hastalıkları görülmeye başlar.

    Bor Eksikliği Hangi Hastalıkları Tetikler;
    1-) Hücre zarı çöker; Bor hücre zarını korur dayanıklı ve fonksiyonel yapar, fakat bor azalır ise hücre zarı çöker ise hücre içine zararlı maddeler girer ve artık maddeler dışarı atılamaz ve hücre çöplüğe dönüşür. Hücreler beslenemeyince kişide halsizlik, dermansızlık ve sürekli açlık duygusu başlar ve sonra alerjik hastalıklar cilt hastalıkları vb hastalıklar görülür.
    2-) OBEZİTE Problemi; Hücreler beslenemeyince kişide sürekli açlık duygusu uyanır, sürekli çok gıda tüketmek zorunda kalır ve zamanla aşırı kilo alır. OBEZİTEYE SON; Bor vücut ısısını hafif artırdığı için normalden fazla enerji harcar ve böylece kişi yavaş yavaş zayıflar.
    3-) Hormon Bezeleri; Hormon salgılayan bezelerde ki kalsiyum oranı artıkça kireçlenme nedeniyle bezeler yeterince hormon salgılayamaz ve kişide hormon yetersizliği neden ile cinsel isteksizlik, cinsel yetersizlik başta olmak üzere birçok problem ortaya çıkar.
    4-) Sinir Sistemi; Sinir hücrelerinde kalsiyum yoğunlaşması neden ile sinir sisteminde iletkenlik problemi doğar ve kişide algılama zafiyeti başalar ve zamanla nöropati ve ms gibi hastalıklar görülür.
    5-) Lenf Sistemi; Lenf bezeleri ve kanallarında kalsiyum yoğunlaşması artık ve toksik maddelerin taşınmasında zafiyetlere sebep olur ve zamanla lenf ödemi, lenf bezesi şişmesi ve lenfoma gibi rahatsızlıkları tetikler.
    6-) Romatizma; Hücre zarındaki zafiyet (bor eksikliği) nedeniyle kemiklerde olması gereken kalsiyum yumuşak doku, hücreler ve eklemlere akın eder. Eklem ve yumuşak dokuda yoğunlaşan kalsiyum artroz, artrit, fibromiyalji, ankilozan spondilit, sle ve Behçet gibi hastalıkları tetikler.
    7-) Kalp-Damar; Damarların iç yüzeyinde biriken kalsiyum damarların sertleşip kireçlenmesine sebep olur, kireçlenen damarlar kalp krizi, beyin kanaması, unutkanlık Alzheimer, cinsel yetersizlik, karaciğer yağlanması, pankreas yağlanması (diyabet), görem zafiyeti ve kulak çınlamasına sebep olur.
    8-) Genital Siğil-Genital Herpes; Virüs ve Mantarlar koloni şeklinde birlikte çalışır, virüs varsa mantar var, mantar var ise virüs vardır. Bor virüs ve mantara karşı çok çok kuvvetli dezenfektandır.
    9-) Alerji, Sedef, Egzama; Kandidoz mantarı saçak şeklinde bütün bağırsak mukozasını streç folyo gibi sarar ve ince bağırsak artık yeterince DAO (diaminooksidaz) salgılayamaz, dao'nun azalması histaminin aşırı yükselmesine sebep olur ve kurdeşen, polen alerjisi, besin alerjisi, atopik egzama ve sedef gibi rahatsızlıklar hortlar.

    Artroz-Bor ilişkisi:
    Son yıllarda yapılan araştırmalara göre bir kişinin günlük sebze ve meyveden alması gerek miktar 5 mg. Fakat sebze ve meyvenin yetiştiği toprak kullanılan gübre vs., nedeni ile bor oranı çok farklı olabilmektedir. Kimyasal gübre kullanılan topraktan bor oranı 0,25 mg'a kadar düşmekte, organik tarım da ise bu oran 20 mg’a kadar yükselmektedir. Tabii ki Ülke’ den ülkeye de sebze ve meyvede ki bor oranı da değişir. Türkiye bu bakımdan çok çok şanslı bir ülke çünkü Dünya bor rezervinin hemen hemen % 72’si bizde dir. Günümüzde çiftçilerin aşırı kimyasal gübre kullanması nedeniyle maalesef tüketilen sebze ve meyvede ki bor oranı bizde de çok çok düşmüştür.

    Bir kişinin günlük alması gereken miktardan çok az miktarda alınan bor birçok hastalığı tetikler. Bilindiği gibi bağırsak mantarları bağırsaklarda çoğalırsa bütün bağırsağı streç folyo gibi kaplar ve bağırsakların vitamin, mineral, enzim vs emilimini önler. Vitamin, mineral, enzim vs yetersizliğine sebep olur ve kişinin bağışıklık sistemi çöker. Bağışıklık sisteminin çökmesi birçok hastalığın ortaya çıkmasına sebep olur. Batı Ülkelerinde bir kişinin günlük aldığı bor 1-2 mg, kimyasal gübre kullanılan tarım alanlardın da ki sebze ve meyve ile alınan bor 0,25 mg’a düşmektedir. Örneğin; Jamaika’da şeker kamışı için aşırı kimyasal ilaç kullanımı nedeniyle toprakta ki bor oranı aşırı oranda düşmüş ve insanların % 70’i artroz dan muzdariptir. Aynı şekilde Mauritius adasında da toprakta ki bor oranı aşırı şekilde kimyasal gübrelerden dolayı azalmış ve insanların % 50’sinde artroz görülmeye başlamıştır. Bir örnekte Batı Avusturalya’nın Carnavon şehrinde toprak bor bakımından çok zengin olması nedeniyle burada artrozlu hasta oranı sadece %1 dir.

    Boraks Doğal Antibiyotik;
    Boraks mantar ve virüslere karşı çok güçlü, fakat bakterilere karşı zayıf bir dezenfektandır. İnsan, hayvan ve bitki hücresinin hücre zarı dayanıklı ve nemli olması ve birçok sinyali iletebilmsi gerekir. Bor insan vücudunda hemen her organda bulunmasına rağmen tiroid bezelerinde sonrada kemik ve dişlerde daha yoğundur. Kemikler ve eklemler için bor eksikliği düşünülemez. Bor tiroid bezelerini uyararak vücudun kalsiyum, magnesyum ve fosfor metabolizmasını düzenler. Bor yetersizliği tiroid bezesinin aşırı çalışmasına sebep olur ve çok aşırı hormon salğılar. Aşırı tiroid hormon ise kemiklerde ki kalsiyumun çözülüp kana karışmasına neden olur. Bu durum zamanla eklemlerde artroz (eklem deformasyonu), osteoporoz (kemik erimesi), artrit (eklem iltihaplanması) ve diş çürüklerine sebep olur. Bor yetersizliğ anlaşılmaz ve uzun süre devam ederse yumşak dokuda sertleşme, kas krampları ve eklem sertleşmesi gibi rahatsızlıkları ortaya çıkar. Aynı şekilde damarlarda kireçlenme, hormon bezelerinde sertleşme, böbreklerde taş ve böbreklerde kireçlenme böbreklerin iflasına kadar gider. Borun immün fonksiyonu artırıcı yönde rolü olduğu yapılan çeşitli araştırmalar ile gösterilmiştir. Borun gerekli oranda alındığında bağışklık istemini güçlendirdiği tesbit edilmiştir. (29)

    Boraks Hormon Düzenleyici;
    Bor steroid hormonlarında ki metabolik değişimleri, özelikle de seks hormonlarını etkiler ve erkeklerde testestoron hormonunu artırır ve bayanlarda menopoz rahatsızlıklarına sebep olan östrojen hormonunu dengede tutar. Bor D-Vitaminini aktif forma çevirir ve böylece yumuşak doku ve eklemlerde ki kireçlenmeyi önler. Bor birçok metabolik değişimde rol oynayarak sedef, görme zafiyeti, hafıza zafiyeti, kalp problemi gibi rahatsızlıkların iyileşmesini hızlandırır. Alman kanser araştırmaları uzmanı Dr. Paul Gerhard Seeger yapmış olduğu araştırmalar sonucunda kanserin hücre zarının zayıflaması sonucu ortaya çıktığını belgelemiştir. Bor hücre zarı fonksiyonları için çok çok önemlidir, bor eksikliği hüce zarının çözülmesine sebep olur. Hücre zarını çözülmesi tümörlerin yayılmasını tetikler. Bor türevleri tümörleri yok edici, kemik erimesini, iltihap önleyici, kolesterol, lipid ve trigliseridi düşürücü, pıhtılaşma ve doku bozulmasını önleyicidir. Bor prosta tümörünü ve iyi huylu prostat büyümesini önelyicidir. Orta yaşlarda ki erkeklere günde 100 mg boraks verilmiş ve testosteron oranın % 30 artığı tespit edilmiştir. Prostat kanser olan hastalar üzerinde yapılan klinik araştırmalarda hastalarda testosteronu artırdığı PSA’yı düşürdüğü ve %64’ünde prostat tümörünü küçüldüğü tespit edilmiştir. Yapılan araştırmalarda borun vücuttaki bazı hormonların düzeyinde değişiklik yaptığı gösterilmiştir.(28) Nielsen ve ark. 1987 ve 1990 yıllarında 2000 kalori içeren diyetle 0,25 mg bor içeren diyeti bir guruba, diğer guruba da diyete ek olarak 3 mg bor suplementi vermiştir. Bor elementi alan gurupta plazmada estradiol ve testesteron, yani kadınlık ve erkeklik hormonu artırdığı tesbit edilmişlerdir.

    Rex Newnham Artroz Kürü;
    Dr. Rex Newnham kendisi osteopat ve herbalist 1960 ‘lı yıllarda artroza yakalanmış ve her türlü modern tıp ilaçlarını kullanmış ve faydasını görmemiştir. Dr. Rex Newnham Avusturalya’nın Peth Üniversitesinde Toprak ve Bitki bilimi üzerine araştırmalar yapmaktadır. Mesleği nedeniyle hastalıkların temelinde bitkilerin biyo kimyasında ki bozulmaların tetiklediğini tespit etmiştir. Bitkilerin biyo-kimyasını çok iyi bilen Dr. Rex Newnham çevresinde ki toprağın mineral bakımından çok yetersiz olduğunu tespit etmiştir. Doktor Rex bitkilerde ki Kalsiyum metabolizmasının bor ile desteklendiği biliyordu. Dr. Rex günde 30 mg boraks almaya karar vermiş ve 3 hafta içinde eklemlerdeki şişlikler, donukluk ve sertliklerin geçtiğini tespit etmiştir.

    Dr. Rex Sağlık Bakanlığı ve Üniversite yetkilileri ile yaptığı görüşmelerde buluşundan bahsetmiş, fakat hiç ir kimse ilgilenmemiştir. Artroz hastaları bor’un bu etkisinden çok çok etkilenmişler. Bazı hastalar üzerinde zehirli, karınca ve hamam böceklerine karşı ibaresini görünce ürkmüşlerdir. Rex boraksı standardize ederek 10.000 kutu tabet üretmiştir. Dr. Rex 5 yıl boyunca her ay 10.000 kutu borak satmış ve binlerce insan hücum etmiş. Bu durumun önüne geçmek için ilaç olarak üretebilmek için Sağlık Bakanlığına başvurmuştur. Rex’in başvurusu Sağlık Bakanlığı bu bor’lu tablet üretiminin ilaç sektörüne zarar verebileceğini ile sürerek zehir olarak ilan etmiştir. Sağlık Bakanlığı Dr. Rex 1.000 Us Dolar cezaya çarptırmıştır ve yasaklamıştır. Sebep ilaç sektörüne zarar vermek, insanlara değil.

    Bor ve Alüminyum Şavaşları; Alheimer Hastalığı
    Bor ve Alüminyum elementleri bir biri ile mücadele ederler, alüminyum boru sıkıştırarak dışarı atmaya çalışır. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda ölen Alzheimer hastalarının beyinleri üzerinde yapılan araştırmalarda hastaların beyninde yüksek oranda alüminyum tespit edilmiştir. Alüminyum beyinde ki boru dışlayarak dışarı atar. Besinlerin alüminyumlu folyo ile sarılıp saklanması, besinlerin muhafazası, içme sularında ki alüminyum ve besinlerle alına alüminyum oranı artıkça sağlık problemleri de çoğalır. Bitkilerde Alüminyum bor’un emilimini önler, alüminyum bitkilerdeki enerji akışını önler ve gelişimini yavaşlatır. Alüminyumlu toprakta bitkiler köklerini derinlere salamaz ve gelişemez. Ormanlarda bitkilerin ölmesinin sebebi toprakta bor yetersizliği nedeniyle olur, çünkü bitkilerin kökleri kurur. İnsan, hayvan ve bitki hücre zarlarının dayanıklı ve fonksiyonel olması ancak ve ancak iz elementlerden bor ile mümkündür.

    Kalsiyum-Magnezyum Metabolizması;
    Kalsiyum ve magnezyum insan vücudunda karşı oyuncular (antagonist=düşman kardeşler) ve aynı zamanda birlikte çalışırlar (cooperation=işbirliği). İnsan vücudunda ki magnezyumun yarısı kemiklerde yarısı da doku ve hücrelerdedir, kalsiyumun ise %99 kemiklerde ve %1’ hücreler arası sıvıda bulunur. Kalsiyum hücre içine girince hücre büzülür, kalsiyum hücreden çıkıp magnezyum içerir girince hücre rahatlar. Bu hücrelerdeki pompa sisteminin çalışması için çok enerji gerekir. Şayet yeterince enerji yoksa kalsiyum hücre içinde yoğunlaşır. Enerji yersizliğinin sebebi Kandidoz mantarı, yanlış beslenme veya vücutta aşırı cüruf depolanması olabilir. Kemiklerdeki kalsiyum ne kadar çok yumuşak dokuya kayarsa organlarda sertleşme, lenf akışında yavaşlama buda hastalık demektir. Sinir hücrelerinde kalsiyum artar ise sinir hücrelerindeki haberleşme aksar. Göz merceğinde kalsiyum artar ise katarakta sebep olur. Hormon salgılayan bezelerde kalsiyum oranının artması hormonların azalması ve bütün hücrelerin fonksiyonlarını yerine getirememesi demektir. Hücreler arasında ki kalsiyum yoğunluğu magnezyumun azalması demektir. Magnezyum yetersizliği enzimlerin oluşmaması ve haliyle enerji yetersizliği ortaya çıkar ve kişide önce halsizlik, yorgunluk, sonra alerjik hastalıklar ve cilt hastalıkları sonrada depresyon vs. görülür. Hücre zarında kalsiyum oranı artar ise hücre içine giriş ve çıkışlarda yavaşlama olur ve artık maddeler atılamadığından çöplük (cüruf) oluşur. Hücreler arasında kalsiyum oranı çok yoğunlaşırsa hücreler ölmeye başlar. Bor hücre zarının fonksiyonlarını artırır, kalsiyum ve magnezyum dengesini sağlar. Bor ile birlikte hücre ve dokudaki fazla kalsiyum tekrar kemiklere depolanır ve magnezyum oranı arta ve problemler ortadan kalkar.

    Bor ile Kansere Çare;
    Alman onkolog ve kanser araştırmalar uzmanı Dr. Paul-Gerhard Seeger kanserin hücre zarında ki çözülme nedeniyle başladığını bildirmiştir. Bor türevleri hücre zarının fonksiyonları için çok çok önemlidir. Şayet hücre zarı çözülmeye başlarda kanserde ortaya çok kolay çıkar. Belki de Dünyadaki kanser vakalarını bu kadar çok yayılması BOR Eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bor türevleri tümörlerin gelişimini ve çoğalmasını, kemik erimesi ve iltihapları önler.

    Bor ile Mantara Son;
    Boraks tozu mantar yok edici bu neden ile Mantar hastalıklarına karşı en ideal ilaç. Kandidoz mantarı sağlıklı bir kişide problemsiz bir mantar, fakat kimyasal ilaç kullanan ve ve yanlış beslenenlerde hızla çoğalır. Kandidoz mantarı bütün bağırsakları saçak şeklinde mantar kolonisi birçok kolu ile (pseudo-hyphen) sarabilecek bir zincirleme ile çoğalır ve yayılır. Bağırsaklar artık besinlerde ki vitamin, mineral, enzim, glikoz vs besleyici maddeleri absorbe edemez hale gelir. Bağışıklık sistemi zayıflar ve hastalıklar yavaş yavaş ortaya çıkar. Bağırsak mukozası (sümüksü deri) tahriş ve tahirp olduğundan kişide bağırsak rahatsızlıkları ve iltihabi hastalıklar zuhur eder. Bağırsaklarda ki deformasyon nedeniyle artık sindirilmemiş protein artıkları da absorbe edilir. Hyphen (saçak şeklinde mantar kolonisi) kana karışırsa otoimmun hastalıklar ve kansere sebep olur. Kandidoz mantarı saçak şeklinde ince bir streç folyo gibi bağırsağı sarabilir. Boraks ile yapılan klinik araştırmalarda; borik asit veya Borak’sın kandidoz folyosunu çözdüğü ve yayılmasını, çoğalmasını önlediği tespit edilmiştir. Antibiyotiklerin sebep olduğu kandidoz mantarı istilasını boraks ve borik asit’in antimikozik (mantar öldürücü) özeliği nedeniyle bütün mantar hastalıkları (alerjik hastalıklar, cilt hastalıkları, vs) tedavi edilebilir. Kandidoz Mantarını üretmiş olduğu toksik maddelerden AFLATOKSİN B1’in DNS’i tahrip edebilir zarar verbilir. Aflotoksin B1 Karaciğer ve Akciğerde kansere sebep olabilir. Bor Türevleri zarar gören DNS’in kendisini yenilemesini sağlar. (Turkez, H., Geyikoglu, F.: „Boric acid: a potential chemoprotective agent against aflatoxin b1 toxicity in human blood“ in Cytotechnology, 2010, 62(2):157–165

    Boraks ile Tecrübeler;
    Boraks’ın kandidoz mantarı ve birçok hastalığa karşı etkisi mükemmel bununla ilgili birçok hasta tecrübesi www.earthclinic.com bu siteye kayıtlı üyeler tarafından beyan edilmiştir. Bir üye ’’Benim sedef hastasıyım ve eklemlerimde dayanılmaz ağrılar var ve yeni yeni romatoid-sedef hastalığı da başladı. Ben bu forumda boraks üzerine yazıları okuyunca hemen denmek istedim. Aman Allah’ım bir gün sonra dizimdeki ağrılar yok oldu. Sedef olan yerle 2 gün içinde çok daha iyi bir duruma geldi. Ben ¼ tatlı kaşığı boraksı 1 litre su ile karıştrarak alıyorum.’’

    Tırnak Mantarı olan bir forum üyesi; ’’Ben yaş olan ayaklarıma avuç dolusu boraks ile ovaladım ve kaşıntı hemen geçti. Birkaç hafta sonra arkadaşımla karşılaştım ne oldu dedi, hiçbir rahatsızlık kalmadığını söyledim.’’ („Borax Cures“ auf Earthclinic.com, 7.12.2012; )

    Vajina Mantarı olan birçok bayan da yatmadan önce bir soft jel kapsülüne boraks duldurmuş ve vajinaların fitil gibi yerleştirmişlerdir. Bu metot o kadar etkili ki bazen bir defa kullanmak bile problemi çözülmüştür. Fakat tabii ki 2 hafta süre ile bunu devam etmek gerekir. Vajina mantarına karşı etkisi klinik araştırmlarla tespit edilmiştir. (De Seta, F., Schmidt, M., Vu, B., Essmann, M., Larsen, B.: „Antifungal mechanisms supporting boric acid therapy of Candida vaginitis“ in J Antimicrob Chemother, 2009, 63(2):325-336; ) ve (Iavazzo, C., Gkegkes, I. D., Zarkada, I. M., Falagas, M. E.: „Boric acid for recurrent vulvovaginal candidiasis: the clinical evidence“ in J Womens Health (Larchmt), 2011, 20(8):1245-55; )

    Boraks ile yapılan bir diğer araştırmada ise bor’un florit ile reaksiyona girerek floridi vücuttan uzaklaştırdığı tespit edilmiştir. Bor vücudu ağır metallerden temizler arıtır ve idrar yolu ile dışarı atılır. („Fluoride Poisoning“ auf Earthclinic.com, 16.6.2012; )

    Fibromiyalji; Foruma üye olan bir bayan yıllarca fibromiyalji, çene eklemi ağrısı, kronik yorgunluk ve rosacea hastalığı nedeniyle acı çekmiş. Bu rahatsızlıklara sebep olarak flor elementinden şüphelenmiş. Bayan 1/8 deniz tuzu ve 1/8 boraksı bir litre su ile karıştırarak gün içinde tüketmiş ve 2 hafta içinde rahatsızlıkları hafiflemiştir. 2 hafta içinde yüzündeki gül hastalığı solmuş cildi güzelleşmiş, ateşi düşmüş ve ağrıları azalmıştır. Sürekli yorgun olan bayan tekrar normal yaşama dönmüş ve tam enerji ile çalışmaya başlamıştır ve en önemlisi KİLO vermiştir.

    İskelet Fluorosis; Alüminyum madenlerinde çalışan işçiler görülen iskelet veya dişlerde renk değişim ve florit oranın yükselmesine kısaca iskelet fluorisis denir. Çin’de 31 iskelet fluorisis hastası üzerinde boraks ile tedavi denemeleri yapılmıştır. Tedavi süreci içinde kademeli olarak alınan boraks oranı günlük 300 mg dan 1.100 mg’a kadar yükseltilmiş ve hastalar da %50-80 oranında iyileşme görülmüştür.

    Tiroit Kanseri; Foruma üye olan bir bayan; ’’7 yıl önce tiroit kanseri, 6 yıl önce böbrek üstü bezesinde zafiyet, sonra erken menopoz başladı, bir yıl sonra rahim sarkması ve sonra rahim ameliyatla alındı. 3 sene öncede fibromiyalji ve nöropati ortaya çıktı. Ben küçükken sürekli florlu su ve florlu hap aldım. 2008’in son baharında ben tamamen güçsüz kaldım takatim kesildi ve yardıma muhtaç duruma geldim. Ben artık yürüyemez olmuştum ve hiç uyuyamıyordum. Sırt ağrılarından her gün kusuyordum. Floritin yan tesirleri üzerine bir yazı okuyunca, anladım ki benim problemim bu flor’ dan kaynaklanıyor. Ben boraks ile vücut temizliğine başladım ve 1/8 tatlı kaşığı boraksı bir litre su ile karıştırarak bir günde tüketim. Tam 3 gün sonra benim rahatsızlıklarım hemen hemen yok oldu.


    Alınabilecek Boraks-Dozajı;
    Boraks ile birçok hastanın sadece ağrıları azalmamış, kalıcı olarak iyileşmişlerdir. Sedef hastalığında; ¼ tatlı kaşığı, boraks bir litre suya katılır çalkalanır ve gün içinde tüketilir. Saç dibi, Ayak ve Parmak Tırnağındaki mantar boraks ile ovalanır. Vajina mantarına karşı boraks boraks kapsülü fitil gibi kullanılır. Roza hastalığı, yumuşak doku romatizması, kronik yorgunluk sendromu, kemik erimesi vb., rahatsızlıklara karşı kullanılır. Boraks idrarla dışarı atılır ve her hangi bir organda depolanmaz. Dozaj vücut ağırlığına göre değişir. Şayet kişinin herhangi bir hastalığı yoksa bir tatlı kaşığı boraks (5 ml=0,40 gram) bir litre su ile karıştırılarak alınır. Eğer kişinin; artroz, artrit, osteoporoz, menopoz gibi rahatsızlıkları varsa ve seks hormonu çok düşükse kademeli olarak bu dozajı 3 katına kadar çıkarmak mümkündür.

    Boraks Tehlikeli Değil, Şayet Dozaja Uyulursa;
    30 yıl önce bir tanıdığıma doktoru sinir hapı (kimyasal bir hap) vermiş ve demiş ki bünyen zayıf yarım tabet al, bir tabet sana ağır gelir demiş. Yaşlı amcada canım bir haptan ne olur diyerek bir hapı bütün olarak içmiş, adamcağızı hastaneye zor yetiştirdiler az kalsın ölecekti. Tabii ki boraks aynı şekilde dozaj önemlidir, alınması gereken miktar tatlı kaşığının ¼’ü bir litre suya katılacak ve gün içerisinde tüketilecek. 1981 yılında Avrupa Birliğinde boraks zehirli olarak ilan edildi ve kullanımı yasaklandı. Oysa insanlar üzerinde herhangi bir klinik araştırma yapılmadı. Sodyum hidroksit (NaOH) ve Hidroklorik asit (HCL) zehirli olmalarına rağmen yasak mı değil, çünkü Sodyum hidroksit ve Hidroklorik asit ikisi de ilaç sanayini tehdit edecek alternatif olabilecek bir madde değiller. Oysa ki Boraks aklınıza gelebilecek bir çok hastalığı problemsiz iyileştirebilir. Dr. Rex Newnham 10.000 lerce hastayı tedavi etmiş teşekkür yerine para cezasına çarptırılmıştır. Neden? Çünkü İlaç Endüstrisi zarar etmesin daha çok para kazansın diye oyunlar oynanmaktadır.

    Boraks’ın Yan Etkisi var mı?
    Yıllarca yanlış beslenme, kimyasal ilaçlar veya kandidoz mantarı neden ile eklemler, bağdokusu, hücreler arası, lenf sistemi ve sinir sistemine depolanana kireç 3-5gün boraks alınca hemen kalsiyumdan kurtulamazsınız. Forumda 2-3 haftada insanlar en ağır artroz, artrit, osteoporoz vs. hastalıktan kurtulduğunu yazıyor, fakat vücudun temizlenmesi için 3 ay kadar ½ çay kaşığı boraksı bir litre su ile karıştırarak içmek gerekir. ½ Çay kaşığı demek 1-2 gram demektir.

    Boraks Zehirlenmesi; Boraks ile toplam 784 kişide zehirlenme olayı görülmüştür. Bu kişiler bilmeden 10-88 gram boraks yutmuşlar ve herhangi bir ölüm vakası olmamış ve herhangi bir yan etkisi tespit edilmemiştir. Fakat kg başına 84 mg boraks (60 kg ağırlığında bir kişi 40 gram boraks alırsa) alanlarda mide-bağırsak, kalp dolaşımı, karaciğer, böbrekler ve sinir sisteminde rahatsızlıklara sebep olmuştur. Cilt hastalıklarından kaşıntı ve kızarıklıklar ve ölüm vakaları görülmüştür. Bir kişi 60 kg ise 40 gram boraks onun için tehlikeli, 70 kg ise onun için 50 gram tehlikeli demektir. Kimyasal ilaçlardan herhangi birinden 40-50 tane yutarsanız çok daha tehlikeli olur. Boraks’ da alınması gereken miktar ½ çay kaşığı yani 1-2 gram demektir. Bu dozajın asla yan tesiri olmaz aylarca kullansa bile.

    Kalsiyum Hapı Alın Kemikler Güçlensin Masalı;
    Heidelberg’deki Alman Kanser Araştırma Merkezi’nde 23 bin 980 kişi, 10 yılı aşkın bir süre izlendi ve kalsiyum ilaçları alanlarla almayanların kalp krizi geçirme oranları karşılaştırıldı. Merkezde, kalsiyum ilaçları almayan 15 bin 959 kişiden 851′inin kalp krizi geçirdiği, kalsiyum ilaçları alanların kalp krizi geçirme olasılığının ise almayanlardan yüzde 86 oranında daha yüksek olduğu gözlendi. Araştırma sonuçları ‘Heart’ (Kalp) dergisinde yayımlanmıştır. O halde kalsiyum hapı almak daha tehlikelidir, bu nedenle kalsiyum yerine bor hapı alınmalıdır. Kalsiyum alalım diye kullandığımız haplar kalp krizi tehlikesini arttırıyor. Kalsiyum ilaçlarının, kalp krizi geçirme olasılığını artırabileceği bildirildi. BBC’nin haberinde, Almanya’da yapılan bir araştırmanın, kalsiyum ilaçlarının, kalp krizi geçirme olasılığını artırabileceği tespit edilmiştir. (http://heart.bmj.com/content/98/12/920.full, http://www.medpagetoday.com/Cardiolo...nfarction/3289 )

    Son zamanlarda kemik erimesi için verilen kalsiyumun ve kemik erimesine karşı kullanılan ilaçların kalp krizi riskini artırdığına dair yayınlar yapılmaktadır. İsveç’te yapılan bir çalışmaya göre fazla kalsiyum alımının tüm nedenlere bağlı ölüm riski, kalp ve damar hastalıkları ile iskemik kalp hastalığı riski artırdığı tespit edilmiştir. British Medical Journal dergisinde yayınlan bu çalışmada kalsiyum alan 1914-1948 doğumlu yaklaşık 61.433 kadın ortalama 19 yıl süreyle takip edilmişlerdir. Katılımcıların aldıkları besinlerin içindeki kalsiyum miktarı hesaplanmış, ayrıca dışarıdan ilaç olarak aldıkları kalsiyum miktarı kaydedilmiştir.
    Araştırmaya katılanların günlük aldıkları kalsiyuma göre 4 gruba ayrılmıştır;
    1-) Günlük 600 mg’dan az kalsiyum alanlar
    2-) Günlük 600-999 mg kalsiyum alanlar
    3-) Günlük 1000-1399 mg kalsiyum alanalar
    4-) Günlük 1400 mg’dan fazla kalsiyum alanlar
    19 yıl süre bu araştırma süresinde 11.944 kadın vefat etmiş ve bunlardan 3962 ‘si kalp-damar hastalığı, 1932 si iskemik kalp hastalığı ve 1100’ü inme sonucu ölmüştür. Yüksek oranda kalsiyum alanlarda kalp-damar hastalıkları ve iskemik kalp hastalığından ölenlerin diğer gruplara göre çok yüksek olduğu tespit edilmiştir.. Kaynak: Michaëlsson K, et al "Long term calcium intake and rates of all cause and cardiovascular mortality: community based prospective longitudinal cohort study" BMJ 2013; 346: f228.
    Not: Doğrusu kalsiyum hapı almak değil, kalsiyumun kemikte kalmasını sağlamaktır, bu da ancak boraks ile mümkündür. Dünyayı kimyasal ilaç ve kimyasal gübre ile zehirliyoruz sonrada hortlayan hastalıkları tedavi edebilmek için yine zehir olan kimyasallara sarılarak sürekli zehirlenme sarmalından kurtulamıyoruz.

    Kaynak:
    1. Benderdour, M., Bui-Van, T., Dicko, A., Belleville, F.: „Invivo and in vitro effects of boron and boronated compounds“ in J Trace Elem Med Biol, 1998, 12(1):2-7;
    2. Newnham, R. E.: „Arthritis: The Mainstay Of The ,Health Industry‘ – The Disease That ,Health‘ Authorities Don’t
    Want Cured“ auf whale.to;
    3. Newnham, R. E.: „Essentiality of Boron for Healthy Bones and Joints“ auf ncbi.nlm.nih.gov;
    4. Newnham, R. E.: „Agricultural Practices Affect Arthritis“ in Nutrition and Health, 1991, 7(2):89-100;
    5. Newnham, R. E. et al: „Boron and Arthritis“, auf arthritistrust.org, 1994;
    6. Last, W.: „Arthritis And Rheumatism“ auf health-science-spirit.com;
    7. Last, W.: „Overcoming Arthritis“ auf health-science-spirit.com;
    8. Xu, P., Hu, W. B., Guo, X., Zhang, Y. G., Li, Y. F., Yao, J. F., Cai, Q. K.: „Therapeutic effect of dietary boron supplement on retinoic acid-induced osteoporosis in rats“ in Journal of Southern Medical University, 2006, 26(12):1785-8;
    9. „BORON“ auf iThyroid.com;
    10. Naghii, M. R., Mofid, M., Asgari, A. R., Hedayati, M., Daneshpour. M. S.: „Comparative effects of daily and weekly boron supplementation on plasma steroid hormones and proinflammatory cytokines“ in J Trace Elem Med Biol, 2011, 25(1):54-8;
    11. Harvey, D.: „BORON“ in LE Magazine, 08.2006;
    12. „Borax Cures“ auf Earthclinic.com, 7.12.2012;
    13. De Seta, F., Schmidt, M., Vu, B., Essmann, M., Larsen, B.: „Antifungal mechanisms supporting boric acid therapy of Candida vaginitis“ in J Antimicrob Chemother, 2009, 63(2):325-336;
    14. Iavazzo, C., Gkegkes, I. D., Zarkada, I. M., Falagas, M. E.: „Boric acid for recurrent vulvovaginal candidiasis: the clinical evidence“ in J Womens Health (Larchmt), 2011, 20(8):1245-55;
    15. Turkez, H., Geyikoglu, F.: „Boric acid: a potential chemoprotective agent against aflatoxin b1 toxicity in human blood“ in Cytotechnology, 2010, 62(2):157–165;
    16. „Fluoride Poisoning“ auf Earthclinic.com, 16.6.2012;
    17. „Borax Extrarein-01“ auf supergenial.ch;
    18. Last, W.: „The Ultimate Cleanse“ auf health-science-spirit.com; deutsche Übers. s. „Die ultimative Reinigung“ in NEXUS Magazin, 2009, 25:30-37;
    19. „Sodium Chloride MSDS“ auf Sciencelab.com;
    20. „Borax Decahydrate MSDS“ auf hillbrothers.com;
    21. „CDC Toxic Profiles: BORON 2. Relevance To PublicHealth“ auf atsdr.cdc.gov;
    22. United States Environmental Protection Agency: „Boric Acid/ Sodium Borate Salts“ auf regulations.gov;
    23. „Globally Harmonized System of Classification and Labelling of Chemicals“ auf en.wikipedia.org;
    24. European Chemical Agency (ECHA): „Boric Acid“ auf http://echa.europa.eu;
    25. Oecd Sids: „Sodium Percarbonate“ auf inchem.org
    26. „Sodium bicarbonate MSDS“ auf sciencelab.com;
    27. Naghii M, Samman S. The Effect Of Boron Supplementation On Its Urinary Excretion And Selected Cardiovasculer Risk Factors İn Healthy Male Subjects. Biological Trace Element Research. 1997;56:273-286.
    28. Beattie J, Peace H. The İnfluence Of A Low Boron Diet And Boron Supplementation On Bone, Major Mineral And Sex Streoid Metebolism İn Postmenopausal Women. BMJ, 69:871-884, 1993.
    29. Nielsen F. The Emergence Of Boron As Nutritionally Important Throughout The Life Cycle. Nutrition. 2000;16:521-514.
    30. Hunt C, Herbel L, Nielsen F. Metabolic Responses Of Postmenopausal Women To Supplementation Dietary Boron And Aluminum Dring Usual An Low Magnesium İntake: Boron, Calcium And Magnesium Absorbtion An Retention And Blood Mineral Concentration. Am J Clin Nutr. 65:803-813, 1997.
    Eklenmiş Resmin önizlemesi Eklenmiş Resmin önizlemesi Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler-bor.jpg   Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler-bor1.jpg   Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler-bor2.jpg   Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler-bor4.jpg   Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler-borax1.jpg  

    Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler-borax2.jpg   Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler-borax3.jpg   Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler-borax4.jpg   Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler-borax6.jpg   Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler-borax7.jpg  

    Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler-borax5.jpg   Boraks Nedir, Boraks’ın Faydaları ve Boraks hakkında Bilinmeyenler-boraks.jpg  

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.645

    Standart



    Alüminyum ne kadar tehlikeli;
    Alüminyum kozmetik, çikolata ve baharat bulunur ve birçok besinin ambalajı alüminyumlu maddelerden oluşur. Alüminyumun gerçekten zararlı olduğu ve hatta Alzheimer hastalığını tetiklediği bilinmektedir. Alüminyumunu faydalarını saymakla bitmez, fakat faydası endüstride kullanımı ile ilgili; Örneğin uçak yapımında alüminyum kullanılması onun hafif olmasını sağlar. Bu güne kadar alüminyumun zehirsiz olduğu düşünülüyordu, fakat göğüs kanseri ve Alzheimer hastalığını tetiklediği artık bir gerçektir.

    Alüminyum vücuda nasıl geçer.
    Alüminyum genelikle besinlerle alınırsa da alüminyumlu tencere, alüminyumlu çaydanlık veya alüminyum folyo ile de alınır. Alüminyum dünyada en çok olan elementlerden biridir ve tabii ki besinlerde bulunması normaldir. Fakat 1g çikolatada 33 mg Alüminyum olması hiçte hoş değil. Günümüzde birçok insanın kullandığı deodorantların içinde ki alüminyum klorit koltuk altında ki ter ve yağ kanalarını tıkar, akamayan ter ve çıkamayan yağ zamanla iltihaplanır ve başta terbezi iltihaplanması (hidradenitis suppurativa, akne inverse, köpek memesi) ve lenf bezesi şişme ve iltihaplanmasına sebep olabilir. Alüminyumlu deodorant kullanıldığında ter artık dışarı akmaz ve kanal duvarından geri absorbe edilir. Bunu alüminyumlu deodorant kullanan kişi kendide deneyebilir, koltuk altına yapıştırılan koli band çekildiğinde terin akmadığı görülür.

    Bir kişi günlük ne kadar Alüminyum alabilir?
    Kişinin yaşadığı yöre ve beslenmesine bağlı olarak alacağı günlük alüminyum oran Avrupa Beslenme Güvenli Komisyonu (EFSA) tarafından 15mg olarak belirlenmiştir. Bu yetşikinler için kg başında 0,2 mg, çocuk ve bebekler için 0,35mg olarak tespit edilmiştir. EFSA günlük kg başına 0,143mg (bu 70 kg glen bir kişinin 0,143 mg alması halinde günlük 10mg demektir) alüminyum aldığında problem teşkil etmiyeceğini, fakat kişi düzenli olarak günde 50-100mg alırsa tabii ki zehirlenir. Fransız ilaç Konrol Merkezi (AFSSAPS) sağlıklı cildin %0,5 tahriş olan cildin ise %18 alüminyum absorbe ettiğini tespit etmiştir. Alman Risk Değerlendirme Estitüsü sağlıklı cilt ile 10,5mg alüminyum aldığını ve yıpranmış cildin ise bunun çok çok fazlasını emdiğini belirtmiştir. İçme suları alüminyum içerir, artı su arıtma tesislerinde arıtma maddesi olarak alüminyum kullanılır. Artı bazı ilçlar alüminyum içermekte olup ilaçler ile yoğun alüminyum alınmaktadır. Özelikle de mide asidine karşı alüminyumhidroksit içeren ilaçlar maalesef çok çok zararlı olabilir.

    Alüminyumun Vücutta Dağılımı;
    Alüminyum vücuda girer girme organlarda dağılır, fakat bu dağılım eşit oranda değildir. Vücuda giren alüminyumun yarısı kemiklerde, dörtte biri akciğerde ve büyük bir kısmı da beyin-omur ilik sıvısını [beyin-omur ilik sıvısı (BOS) veya bel sıvısı] geçerek beyinde depolanır. Alüminyum oranı kişi yaşlandıkça yavaş yavaş artar, çünkü alınan alüminyumun hepsi atılamaz ve sürekli depolama nedeniyle zamanla toksik bir durum oluşur. Ayrıca hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda Kalsiyum ve Demir yetersizliğinde beyin ve kemiklerde çok yoğun Alüminyum depolanır. Alüminyumun vücuttan idrar kanalı ile atılması konusunda birçok görüş var. Bazıları 60 dakikada yarısı atılır ve geri kalanı 50 yılda atılır demektedirler. Yani alınan alüminyumun büyük bir kısmı bir gün içinde atılırken bir kısmı da 50 yıl vücutta kalabiliyor.

    Alüminyum Alzheimer Yapar mı?
    Genelikle diyalize giren böbrek hastalarında alüminyum vücuttan tamamen atılamadığı için beyinde yoğunlaşmakta ve zamanla önce beyinde tahribat yapar ve sonra Alzheimer Hastalığını tetikler. Alüminyum-Kalsiyum dengesi sinir sisteminde bozulup, sinir hücrelerinde alüminyum yoğunlaşırsa Beyinde ki sinir hücreleri alüminyum tarafından zehirlenir ve kişi alzheimer yakalanır.

    Bor ve Alüminyum Şavaşları; Alzheimer Hastalığı
    Bor ve Alüminyum elementleri bir biri ile mücadele ederler, alüminyum boru sıkıştırarak dışarı atmaya çalışır. Son zamanlarda yapılan araştırmalar da ölen Alzheimer hastalarının beyinleri üzerinde yapılan araştırmalar da hastaların beyninde yüksek oranda alüminyum tespit edilmiştir. Alüminyum beyinde ki boru dışlayarak dışarı atar. Besinlerin alüminyumlu folyo ile sarılıp saklanması, besinlerin muhafazası, içme sularındaki alüminyum ve besinlerle alına alüminyum oranı artıkça sağlık problemleri de çoğalır. Bitkilerde Alüminyum bor’un emilimini önler, alüminyum bitkilerdeki enerji akışını önler ve gelişimini yavaşlatır. Alüminyumlu toprakta bitkiler köklerini derinlere salamaz ve gelişemez. Ormanlarda bitkilerin ölmesinin sebebi toprakta bor yetersizliği nedeniyle olur, çünkü bitkilerin kökleri kurur. İnsan, hayvan ve bitki hücre zarlarının dayanıklı ve fonksiyonel olması ancak ve ancak iz elementlerden bor ile mümkündür. Borun toprakta azalması kullanılan kimyasal ilaçlar ve insan vücudunda borun azalması; kimyasal ilaçlar, kimyasal gübre, mantarlar, alüminyum folyo, alüminyum, tencere, alüminyum çaydanlık vb.,


  3. #3
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.645

    Standart



    BORUN İNSANLARA ETKİSİ
    Bor insan vücuduna doğal olarak yiyecek ile içeceklerle, solunum ile deri yoluyla girmektedir. Vücuda giren borun % 90–95 kadarı ilk 24 saatte değişikliğe uğramadan idrarla atılırken, çok az bir kısmı kemik, tırnak, saç, dişler, kıllar; karaciğer ile dalak gibi organlarda birikirler. Yüksek dozlarda bor alınması durumunda, kusma, ishal, baş dönmesi, titreme gibi zehirlenme belirtileri gözlenebilir. Deride döküntüler, karaciğer, böbrek ile merkezi sinir sistemi anormallikleri de görülebilmektedir.Yapılan araştırmalar, bor’un zehir etkisinin düşük olduğunu göstermiştir. 15–30 g boraks ya da 2–5 g borik asit doğrudan alındığında ani rahatsızlıklar ortaya çıkar. Yetişkinlerde baş ağrısı, kusma, ishal, depresyon; çocuklarda ise daha çok havale, koma ile beyin zarı yıkımı zehirlenme belirtileri arasındadır. Yararlı etkileri de saptanan bor; kalsiyum, D vitamini ile bazı vücut minerallerinin düzenlenmesinde rol oynar. Ca ile Mg’ un azalmasını da önleyerek kemik yapısını korur. Tablet biçiminde bor alındığında küçüklerin öğrenme yetenekleri ile okul becerilerinin arttığı, sportif performans ile atletik yapının geliştiği saptanmıştır. Günlük 3,25 mg bor alınmasının motor etkinliklerde, tepki süresinde, kısa-uzun süreli hafıza ile hatırlama yeteneklerinde gelişmeye neden olduğu belirlenmiştir. Daha düşük dozda alınmasında ise bireylerin daha zayıf psiko motor ile zihinsel başarım sergiledikleri gözlenmiştir. Bu çalışmalar göstermektedir ki beyin fonksiyonları ile zihinsel başarım için bor temel bir elementtir. Nielsen’ in 1992 yılında yapmış olduğu araştırmalar, bor içeren yiyeceklerin kemik erimesini engellemeye yardımcı olabileceğini ortaya çıkarmıştır. Ayrıca Nielsen, yüksek kemik erimesi riski taşıyan 48-82 yaşları arasındaki kadınlar üzerinde yapmış olduğu araştırmada, borun Ca ile Mg metabolizmasını arttırarak östrojenik katkı sağladığını tespit etmiştir.


    Erkeklerde de testesteron düzeyini artırarak kas doku niceliğinde artışa neden olduğu da ortaya konmuştur. Ca, Mg ile riboflavin (vitamin B2) içeren vitaminli minerallerle dengeli biçimde alınırsa borun olumlu etkisi üst düzeylere çıkar.Günlük olarak çocuklarda 1,5 mg, 11–18 yaş arası erkeklerde 2mg, yetişkin erkeklerde 2mg, kadınlarda 2mg, menapoz öncesi kadınlarda 3mg, hamilelerde 2,5mg emziren annelerde ise 2,5mg bor sağlık acısından en uygun niceliklerdir.Önemli bir bor kaynağı olan erik kurusunun (Prunus domestica) 100 gramı, vücudun günlük gereksinimi olan 2-3 mg boru karşılar. Bor’ca zengin bitkisel besinler, yapraklı sebzeler, fındık, baklagiller ile turunçgiller dışındaki meyvelerdir. Elma, vişne, üzüm, fındık, ceviz, fasulye, pancar, biber ve baklagillerde yüksek oranlarda; tahıllarda, patates ile çilekte ise az miktarda olduğusaptanmıştır.

    1980’lere kadar sadece bitkiler için değerli olduğu düşünülen bor, bu tarihten sonraki araştırmalar sonucunda, insanlarda aşağıda belirtilen konularda da yaşamsal önemi taşıdığı gerçeği ortaya çıkarılmıştır

    Enzimatık hücre reaksiyonlarında,
    Hücre zarının sağlıklı işlemesinde,
    Diğer mineraller ve D vitamini metabolizmasında,
    Steroid hormonların düzenlenmesinde,
    Arthritis, osteoarthritis ve osteoporosis’ in engellenmesinde
    Beyin ve zihinsel fonksiyonların desteklenmesinde.
    (Mesut Başıböyük’ten bölümsel bir aktarım)

  4. #4
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.645

    Standart


    BOR İLE KANSER TEDAVİSİü;
    YAN ETKİSİ OLMAYAN KANSER TEDAVİSİ ” BNCT” TIPTA ÇIĞIR AÇACAK
    Yazar: Oğuz Sezgin | 04 Nisan 2013 | 0 Kanser, sadece Amerika’ da bile her yıl 500,000 insanın ölümü nedeni olarak gösteriliyor. Amerikan Missouri Üniversitesi başkanlığında başlatılan kanser savaşında başarıya ulaşıldı. Profesör M. Frederick Hawthorne ve ekibi yeni bir çeşit radyasyon terapisi geliştirerek farelerde başarıyla uyguladı. Yeni geliştirilen terapinin , sıradan kemoterapi ve radyasyon tedavilerine göre hiçbir yan etki yaratmadığı belirtiliyor. Yeni geliştirilen kanser tedavisi için yakında insanlar üzerinde de klinik çalışmalar başlanacak. “ 1930’ lardan beri bilim adamları, bor nötron yakalama terapisi (boron neutron capture therapy-BNCT) adı verilen kanser tedavisinde başarılı olmaya çalışıyor, “ diyor Hawthorne. Geçenlerde Başkan Obama tarafında ulusal bilim madalyasını kazanmıştı. Missouri Üniversitesi Uluslarası Nano Tıp ve Moleküler Kimya Enstitüsü’ nden Hawthorne’ un ekibi bor nötron yakalama terapisini uygulamanın bir yolunu bularak nanokimya ile kanser hücrelerinde büyük bir avantaj yarattı. Kanser hücreleri normal hücrelerden daha fazla madde absorbladığı için daha hızlı büyüyor ve yayılıyor. Fakat Hawthorne’ un ekibi kanser hücrelerini bor kimyasalı içine hapsederek avantaj sağladı. Bor-infüze edilmiş kanser hücrelerin nötronlarla bombalandığında , bor atomu yayılarak kanser hücrelerini seçiyor ve yok ederek, bor atomlarını komşu sağlıklı hücrelerle paylaşıyor. Borun fiziksel özellikleri sayesinde Hawthorne’ un yöntemi teknik açıdan mümkün oluyor. Borun özel bir formu nötronlandığında , lityum, helyum ve enerji salıyor. Aynı bilardo toplarının hareketlerine benzer şekilde, helyum ve lityum atomları da kanser hücrelerini penetre ederek, dokulara zarar vermeden hücreleri yok ediyor. “ BNCT tekniğiyle farklı türden kanserler tedavi edilebiliyor. Farelerde tedavi mükemmel şekilde uygulandı. Bundan sonraki aşamalarda daha büyük hayvanlar ve sonrasın insanlarda denemeler yapacağız. Her şeye rağmen insanlarda tedaviye başlamadan önce uygun ekipman ve tesisi kurmamız gerekiyor. Missouri Üniversitesi tesisler inşa edildiğinde Dünya’ da BNCT tedavisinin uygulandığı ilk üniversite olacak, “ diyor . Yeni geliştirilen bu kanser tedavisi umarız kanser hastalarının derdine çare olur. Kaynak: http://www.sciencedaily.com/releases...0403131354.htm http://en.wikipedia.org/wiki/File:Ne...erapyImage.jpg Araştırma Referansı : P. J. Kueffer, C. A. Maitz, A. A. Khan, S. A. Schuster, N. I. Shlyakhtina, S. S. Jalisatgi, J. D. Brockman, D. W. Nigg, M. F. Hawthorne. Boron neutron capture therapy demonstrated in mice bearing EMT6 tumors following selective delivery of boron by rationally designed liposomes. Proceedings of the National Academy of Sciences, 2013; DOI: 10.1073/pnas.1303437110


    Gerçek Bilim linkini göstermeden paylaşmak yasaktır http://www.gercekbilim.com/yan-etkis...-gelistirildi/


  5. #5
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.645

    Standart



    Türk mucitten çığır açacak 'bor' buluşu

    Dünya rezervinin yüzde 72'si Türkiye'de bulunan ‘Bor' maddesinin saflaştırılmasıyla elde edilen ‘Sodyum Pentaborat' maddesi sayesinde dünyanın en dayanıklı ve radyasyon emici betonunu Türkiye üretecek.Taşı su haline getirerek bu suyun yanmayan malzeme üretiminde kullanılmasını sağlayarak bu çalışmasıyla bilim dalında Nobel ödülüne aday gösterilen Türk kaşif Faruk Durukan, Türkiye'deki 10'a yakın üniversite ile ortaklaşa yürüttüğü ‘Bor' madenini saflaştırma çalışmasını tamamladı. Üniversitelerdeki akademisyenler ile aylardır ‘Bor' maddesi üzerinde çalışmalar yapan Faruk Durukan, dünyada yalnızca Amerika'da gerçekleştirildiği bilinen ‘Bor' maddesini saflaştırma çalışmasını Türkiye'de de tamamlayarak, daha da fazlasını yaptı.Amerika'da ‘Bor' maddesinin yalnızca saflaştırılarak içinden ‘Sodyum Pentaborat ' maddesinin alınabildiği bilinirken, Faruk Durukan, bu maddenin kullanımı konusunda keşfettiği buluşuyla Türkiye'de ve dünyada inşaat sektörüne yeni bir boyut kazandırdı.

    .............................


    İşte “BOR” Gerçeği

    Türkiye’nin bor madeni rezervleri sık sık gündeme gelen bir konu. Bu yüzden dünya bor rezervi en yüksek ülke olduğumuz ve 500 yıl tek başımıza dünyanın bor ihtiyacını karşılayabileceğimiz herkesin bildiği bir gerçek. Türkiye, Eskişehir’in Kırka Beldesi, Kütahya’nın Emet ve Hisarcık İlçeleri’yle Bursa’nın Kestelek Köyü üzerinden Balıkesir’in Bigadiç İlçesi’ne kadar kilometrelerce uzunlukta bor yataklarına sahip. Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1861 Madin Nizamnamesi’nin uygulamaya konmasıyla Balıkesir’in Susurluk İlçesi’nin Aziziye ve Sultançayırı Köyleri dolaylarında 1865’ten itibaren önce Fransız, sonra İngilizler bor üretip Avrupa’ya ihraç ettiler. Bölgedeki faaliyet 1950’lere dek sürdü. Daha sonra firmalar ayrıldı, yeraltı kuyuları kapatıldı.
    Geçen süre içinde bor madeniyle ilgili pek çok tartışma yapıldı. Kimileri bu madenin Türkiye’nin geleceği olduğunu savunurken kimileri buna bu kadar güvenmenin doğru olmadığını iddia etti. En son ise AB tarafından borun toksik(zehirli) bir madde olduğu haberi çıktı. Habere göre AB, boru "üremeye olumsuz etkili zehirli madde" listesine aldı. Türkiye’nin bu iddia üzerinden yılda en az 50 milyon dolarlık ihracat kaybı yaşaması bekleniyor. Ama şimdi işin ekonomik ve siyasi tarafını bir yana bırakıp bu madenin insan yaşamında hangi alanlarda ve ne şekillerde kullanıldığına bakalım.

    Bor Tarım ve Hayvancılıkta Yüksek Verim Demek
    Bor tarım ve hayvancılıkta verimi dolayısıyla geliri de artırıyor. Yapılan deneyler borun, gübrenin bileşimindeki fosfat, azot, magnezyum gibi maddelerin toprakta çözünürlüğünü kolaylaştırdığını ortaya çıkardı. Borlu gübre kullanımının ürün verimini yüzde 18-35 oranında arttırdığı belirtiliyor ancak dünyada tarımda yoğun olan bor kullanımında Türkiye oldukça geri kalıyor. Erzurum'da Atatürk Üniversitesi'yle yürütülen çalışmalarda, hayvanların temel besin maddesi olan yonca bitkisi veriminin, borlu gübre sayesinde yüzde 30 artış olduğu ve Konya’da yapılan araştırmada borlu gübrenin buğday verimini yüzde 35 oranında arttırdığı ortaya çıktı.

    Türkiye'de tarım alanı olarak kullanılan toprakların yüzde 20'sinde bor eksikliği olduğu belirtiliyor. Bor eksikliği olan topraklara verilecek borlu gübrenin verimi yüzde 20 arttırdığı düşünüldüğünde, Türkiye'nin 60 milyar dolar olan tarımsal gelirine 2.4 milyar dolarlık ek gelir sağlanacak.
    Tavukçuluk sektöründe ise borlu yemin tavukların et ve yumurta kalitesinde olumlu etkisi olduğu ve tavukların ağırlıklarında 17 grama kadar artış yaşandığı belirtiliyor. Borlu yem ayrıca, tavuk yumurtalarının kabuklarını kalınlaştırarak yumurtadaki fireyi azaltıyor, yumurtanın bayatlamasını geciktiriyor, kolesterol oranını düşürüyor.

    İnsan Sağlığında Mucizelere Neden Olabiliyor

    Tıpta, bor ve türevleri ile yapılan ilaç ve çalışmalar özellikle kemik erimesi, sindirim hastalıkları ve kanser tedavisinde kullanılıyor. Bor katkılı vitaminler, prostat kanserinden kemiklerin güçlenmesi, zihin algılamasının gelişmesine kadar insan üzerinde pek çok olumlu etki sağlıyor. Kanser tedavisinde, yeni borlu tedavi yöntemi, sadece kanserli hücreyi yok ediyor ve kemoterapi yönteminden çok daha kısa sürede sonuç veriyor.

    Bitkiler Bor’u toprak ve sudan alıyorlar ve o yolla da hayvan ve insanlara geçiyor. Başta kalsiyum ve D vitamini olmak üzere vücut minerallerinin düzenlemesinde rol oynar, kalsiyum ve magnezyumun azalmasını önleyerek kemik yapısını korur. Bordan fakir beslenme kemik erimesi ve kırılmasına yatkınlık yaratır. Küçüklerin öğrenme yetenek ve okul becerilerinin artmasına katkıda bulunduğu da ileri sürülüyor. Ayrıca atletik yapının gelişmesi ve sportif performans için tablet şeklinde bor alındığı biliniyor. Henüz kesinleşmeyen diğer etkileri ise mikrop öldürücü, yara kurutucu ve vücut yağlarını eritmesi olarak gösteriliyor.

  6. #6
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.645

    Standart

    BOR'un bir faydası daha ortaya çıktı


    Yapılan araştırmalar zayıflamaya ve kalp krizinin önlenmesine de katkı sağladığını ortaya çıktı...

    Tarımdan askeri sanayiye, camdan deterjana, ilaç sanayisinden enerjiye kadar yaklaşık 500 alanda yararlanılan bor madeninin kullanım alanlarına her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Son yapılan araştırmalar, borun, obeziteyle mücadele ve kalp krizininin önlenmesinde de önemli katkılar sağladığını ortaya koydu.

    Bor, çağın en büyük sağlık sorunlarının başında gelen obeziteyle mücadelede umut oldu. Dünyada en hızlı yayılan hastalıklardan birisi olan obezite, sigaranın neden olduğu ölümlerin ardından ikinci sırada yer alıyor. Her yıl 300 bin insan obezite nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye'de yapılan araştırmalar, borun vücut ısısını artırarak zayılamayı sağladığını ortaya çıkardı.

    Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesince ortak yürütülen araştırmalarda, borun kalp krizinin önlenmesinde ve kalp krizi sonrası uykuya geçen hücrelerin yeniden kalbe kazandırılmasında önemli bir katkı sağladığı tespit edildi.

    Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN) Endüstriyel İlişkiler Koordinatörü Münib Karakılıç, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesiyle birlikte borun, zayıflamaya ve kalp krizinin önlenmesine yönelik bir araştırma yaptıklarını belirtti. Araştırmada elde ettikleri bulguların son derece çarpıcı olduğunu ifade eden Karakılıç, borun, obezite ile mücadele ve kalp krizinin önlenmesi konusunda umut olduğunu dile getirdi. Karakılıç, şunları söyledi:

    ''Ankara Üniversitesi ile Hacettepe Üniversitesince ortaklaşa yapılan çalışmalarda borun zayıflamada ve kalp krizinde çok önemli pozitif etkiler sağladığı tespit edildi. Şu an çalışma devam ediyor. Araştırma sonuçları bu senenin sonunda ya da önümüzdeki yıl dünya literatüründe yayınlanabilir. Bor madeni, özellikle kalp krizini engellemede veya kalp krizi sonucu uykuya geçmiş hücrelerin kalbe yeniden kazandırılması konusunda çok önemli bir fonksiyon üstleniyor. Bu hücreleri kalbe yeniden kazandırıyor. Bu sonucun çok büyük bir ilgi ve dikkat odağı olacağını düşünüyoruz. Bu konuda hazırlanan ilaç şu anda fareler üzerinde deneniyor. Farelere çeşitli yollarla kalp krizi geçirtiliyor ve ilaç veriliyor. Farelerde yeterli dozda kullanıldığında uykuya geçen hücrelerin yeniden faal hale geldiğini gözlendi.

    Bunun yanı sıra borun bir diğer etkisi üzerine yaptığımız bir çalışma daha var. Obeziteyle mücadelede borun kullanılması. Borun vücuda belli bir miktarın üzerinde alınması halinde vücuttaki genel ısı seviyesini bir miktar artırdığı ve böylece zayıflamaya yardımcı olduğu belirlendi.''

    ''AVRUPALILAR BORUN KULLANILMASINI ENGELLEMEK İSTİYORLAR''


    Bor madeni kullanımın erkekte üreme fonksiyonunu olumsuz etkilediğine yönelik görüşlerin, Avrupa Birliği Komisyonu'nun 2008 yılında bor kullanımını ''Kategori 2'' altında ''üremeye olumsuz toksik madde'' olarak sınıflandırmasıyla gündeme geldiğini belirten Karakılıç, BOREN Ensittüsü olarak bu konuda yaklaşık 500 bin liralık ödenekle bor maruziyetinin insanların üreme fonksiyonu üzerindeki toksik etkilerinin araştırdıklarını ifade etti.

    Deneklerin, özellikle bor maruziyetinin çok yüksek olabileceğinin düşünüldüğü bor tesislerinden ve topraktaki bor yüzdesinin fazla olduğu yerlerden seçildiğini anlatan Karakılıç, bor maruziyetinin insanların üreme fonksiyonu üzerindeki toksik etkilerinin araştırılması çalışmaları sonucunda, olumsuz bir etkiye rastlamadıklarını bildirdi.

    AB'nin yapmış olduğu çalışmada farelere çok yüksek dozda bor enjekte edilerek borun erkekte üremeyi düşürdüğü açıklandığını ifade eden Karakılıç, şunları kaydetti:

    ''Halbuki farelerle insanların gerek terleme mekanizmaları gerekse vücuda aldıkları toksinleri atış mekanizmaları çok farklıdır. İnsanda vücut ısısının yükselmesiyle birlikte doğrudan doğruya terleme başlar. Bunun yanı sıra diğer dışarı çıkarma kanalları da ayrıca vücuttan toksik madde atımını sağlar. Halbuki farelerde terleme yoktur. Fareler sadece dışkılama ve idrar yoluyla toksik maddeleri atabiliyorlar. Dolayısıyla yeteri düzeyde atamadıkları için böyle bir etki görülüyor. Farelerde terleme olmadığı için vücut ısısı artarken erkek üreme organları da yeterince soğuyamadığı için fertilite düşüyor. İnsanlarda bu konuda olumsuz bir etki gözlemlenmedi ancak, çalışmalarımız değişik kanallardan devam ediyor.''

    Araştırmada elde ettikleri bulguları, AB'ye uluslararası düzeyde yayınlanması için gönderdiklerini belirten Karakılıç, buna karşılık Avrupalıların bunu duyurmak istemediklerini savundu. Dünyadaki toplam bor rezervinin yüzde 70'inin Türkiye'de bulunduğunun altını çizen Karakılıç, ''Avrupa kıtasında bor cevherlerinin miktarı çok az ve bulunduğu bazı bölgelerde çıkarılması çok zor. Bu nedenle Avrupalılar borun kullanılmasını engellemek istiyorlar. Bor ürünleri hiç bir zaman tek başına bir şey değil, ama bir başka maddeyle kullandığınız zaman müthiş özellikler kazandırıyor. Avrupalılar, borun yerine ikame edecek kendilerinde bulunan malzemeleri kullanmak istiyorlar'' diye konuştu. (AA)



  7. #7
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.645

    Standart

    Kemik iliği kanseri tedavisinde bor umudu

    Türkiye Kemik İliği Transplantasyon Vakfı (TKİTV) Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan, "Kanser hücrelerine borla ilgili bir madde ya da element eklediğiniz anda kanser hücresinin öldüğünü görüyoruz." dedi.Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Tıp Fakültesi öncülüğünde, kentte görev yapan doktorlara yönelik kemik iliği kanseri hastalığı, bulguları, belirtileri, teşhis ve tedavi yöntemleri konulu toplantı düzenlendi.Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve TKİTV Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan başkanlığındaki toplantıya, Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği Şefi Prof. Dr. İmdat Dilek, YYÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Öğretim üyeleri Doç. Dr. Cengiz Demir ve Yrd. Doç. Dr. Uğur Türktaş, konuşmacı olarak katıldı.Prof. İlhan, yaptığı konuşmada, Türkiye'de her yıl bin 500 kişinin kemik iliği kanserine yakalandığını belirterek, hastalığın ortaya çıkmasında beslenme alışkanlıkları, tarımsal ilaçlama, sigara ve bağışıklık bozukluğu gibi faktörlerin etkisini anlattı.Hastalığın, yaşlanmayla doğru orantılı olduğuna dikkati çeken İlhan, Türkiye'de özellikle kanser ilaçlarının kullanımında ücret alınmamasının ve 45 ayrı merkezde ilik naklinin yapılmasının hastalar için avantajını vurguladı.İlhan, hastalığın genel itibarıyla kemik kırıklarıyla ortaya çıktığına ve ülke açısından azımsanamayacak seviyeye ulaştığına değinerek, şöyle konuştu:"Ülkenin değişik bölgelerindeki bilim insanlarıyla 'bu hastalığa nasıl erken tanı koyarız ve nasıl tedavi yaparız?' diye iş birliği yapıyoruz. Aynı zamanda Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü'nde de bir toplantı yaptık. 'Bor madeni kullanılarak herhangi bir çalışma yapabilir miyiz' konusunu tartıştık. Bana gelen dosyalara bakıldığında, kanser hücrelerine borla ilgili bir madde ve element eklediğiniz anda kanser hücresinin öldüğünü görüyoruz. Ama tam tersine siz bu bor maddesini gereksiz yere kullanırsanız belki de yan etki yapacaktır. Şu da gösteriyor ki araştırmalar ilerledikçe yurdumuzdaki metaller ve elementlerden daha fazla faydalanacağız. Bor Enstitüsü bununla ilgili laboratuvar çalışmalarına başladı."Laboratuvar çalışmaları kapsamında elde edilen bulguların, yakın zamanda hayvanlar üzerinde test edileceğini anlatan İlhan, söz konusu deneylerde olumlu sonuçların ortaya çıkmasının beklendiğini söyledi.İlhan, kemik iliği kanserinin halsizlik, kemik kırıklığı, kemik ağrıları, böbrekte iltihap, idrarda sorun ve kansızlık gibi belirtilerle ortaya çıktığını belirterek, bu tür sorunları olan vatandaşların dahiliye doktoruna görünmesi tavsiyesinde bulundu.Kemik iliği kanserinin yaşlılarda görülmesine karşın Türkiye'de genç nüfusta da rastlandığını anlatan İlhan, şöyle konuştu:"Ben bunu maalesef düzensiz ve gereksiz tarım ilaçlarının kullanılmasına bağlıyorum. Bakanlık da bu konuda birkaç yıldır farklı çalışmalar yapıyor. Örneğin Meclisimizde bir kanser araştırma komisyonu kuruldu. Artık Tarım Bakanlığımızın genetiği ile oynanmış gıdalara, özellikle tarımda gereksiz hormon ilaçlarının kullanılmasına dikkat etmesi gerekiyor. Böceklere karşı ilaçlanan tarım ürünleri yıkanmadan yenildiği zaman da kanser riski ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle daha dikkatli olmamız şart. Çünkü bu kansere yakalanma riski batı toplumlarında 65 yaş ve üzeri iken ülkemizde 30 yaşa kadar düşmüş durumda."İlhan, uygulanacak yöntemlerle genç yaşta kansere yakalanma riskinin ortadan kalkmasıyla Türkiye'deki 65 yaş ve üzeri nüfusta artış yaşanacağını vurguladı. İlhan, Sağlık Bakanlığınca başlatılan aile hekimliği uygulamasının da yaşlı nüfusun artmasına olanak sağlayacağını sözlerine ekledi.

  8. #8
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.645

    Standart

    Kanser tedavisinde bor mucizesi
    Tıpta özellikle kemik erimesi, sindirim hastalıkları ve kanser tedavisinde kullanılan bor türevli yöntemler adeta mucize meydana getiriyor.


    Bor katkılı vitaminler prostat kanserinden kemiklerin güçlenmesi, zihin algılamasının gelişmesine kadar insan üzerinde pek çok olumlu etki sağlıyor.

    Kanser tedavisinde kemoterapi yerine geliştirilen yeni borlu tedavi yöntemi, sadece kanserli hücreyi yok ediyor ve kemoterapidekinin aksine 'iki seansta' sonuç alınıyor.

    BAYRAM KILINÇER - ANKARA


  9. #9
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.645

    Standart

    Vulvovaginal kandidiazis (VVK) etkeni Candida albikans adı verilen bir mantardır. Kandida kadınların %25'inde normal vaginal flora içinde kolonizedir.Vulvovaginal kandidiazisli vakaların %89-%92'sinden Candida albicans sorumludur.


    Vulvovaginal kandidiazis (VVK) etkeni Candida albikans adı verilen bir mantardır. Kandida kadınların %25'inde normal vaginal flora içinde kolonizedir.Vulvovaginal kandidiazisli vakaların %89-%92'sinden Candida albicans sorumludur.Bu hastalığın ortaya çıkmasında daha az oranda ise diğer kandida türleri etkendir. Üreme çağındaki kadınların yaklaşık %75'ini etkileyen fırsatçı bir mantar enfeksiyonudur. Tekrarlayan vulvovaginal kandidiazis (kronik vulva vaginal kandidiazis:KVVK) ise premenopozal kadınların %5 - % 8'ini etkiler. KVVK tanısı koyabilmek için her yıl bu hastalığın dört veya daha fazla tekrarlaması gerekir.

    TEKRARLAYAN VAJİNAL MANTAR ENFEKSİYONUNUN BELİRTİLERİ
    Klinikte vulvada ödem, vaginada ödem ve peynirimsi süt kesiği gibi akıntı izlenir.Spekulum ile vaginal muayene yapıldığı zaman cilt ve mukozalar üzerinde beyaz renkli, yerinden kolay sıyrılmayan bu tipik akıntı gözlenebilir. KVVK'li kadınların büyük kısmında şiddetli ve çok rahatsız edici boyutlara varan oranda vulvada kaşıntı mevcuttur.Bu kaşıntının ve enfeksiyonun şiddeti,mantar organizmasının sayısı ile uyumlu değildir. Vaginada irritasyon, idrar yaparken yanma ve sızlama olur, bu şikayet özellikle vulvada kaşıntıya bağlı olarak oluşan sıyrıklar mevcutsa daha belirgin hale gelir.Vulva derisinde çok yaygın kızarıklık (eritem), ödem olan hastalarda vücut direncini düşüren şeker hastalığı gibi önemli bir metabolik hastalık mutlaka araştırılmalıdır.VVK kötü koku olmasa bile sıklıkla mantar enfeksiyonu ile birlikte değişik mikroplar da ürer ise hastalar kötü kokudan da şikayet edebilir.TEKRARLAYAN

    VAJİNAL MANTAR ENFEKSİYONUNUN BULAŞMA ŞEKLİ
    Vaginal mantar enfeksiyonu kişilerin normal vagen florası içinde mevcut olan mantar hücrelerinin çeşitli nedenlerle çoğalması sonucu oluşur. Genellikle cinsel yolla geçen bir hastalık olarak bilinmesine rağmen ortaya çıkması için cinsel ilişki şart değildir, bakirelerde, küçük kız çocuklarında bile görülebilir.Özellikle yaz aylarında plaj kumları arasında üreyen mantar-candida da enfeksiyona neden olabilir.

    TEKRARLAYAN VAJİNAL MANTAR ENFEKSİYONUNUN RİSK FAKTÖRLERİ
    KVVK çok fazla nedene bağlı olmakla birlikte vakaların yaklaşık % 50' sinde sebebi tesbit edilemez. KVVK oluşmasına neden olan risk faktörleri arasında antibiyotik kullanma, doğum kontrol hapları, sık cinsel ilişki, ticari vulvovaginal solüsyonların kullanılması, vaginal kandidiazisin yetersiz tedavisi, hormon ilaçları, gebelik, DM ve HIV enfeksiyonu gibi immün sistemi etkileyen hastalıklar sayılabilir. Hormonal dalgalanmalar ve antibiyotik kullanmak en çok VVK ve KVVK'e neden olan faktörlerdir.. Hormonal dalgalanmalar özellikle gebelik, adetin luteal fazı, oral kontraseptif kullanmak ve hormon replasman tedavilerini kapsar. Tanımlanmamış doğuştan veya sonradan oluşan immün yetersizlik VVK kadar KVVK olasılığını da artırmaktadır. Ayrıca genital bölgenin havalanmasını bozan ve devamlı ıslak kalmasına neden olan naylon iç çamaşırlar, aşırı kilolu olmak (obesite) mantar enfeksiyonuna zemin hazırlar.

    TEKRARLAYAN VAJİNAL MANTAR ENFEKSİYONUNDA TANI
    Birçok çalışmada KVVK'li hastaların hemen hemen yarısı semptomatik olduğu halde değerlendirmede kandida kültürü negatif sonuç vermektedir. Özellikle KVVK'li hastalarda bu durumda, %10 potasyum hidroksit veya salin mikroskopik inceleme ile tipik fungal formlar görülerek tanı kesinleştirilmelidir.Potasyum hidroksit ile incelemede kandida sporları veya hifleri bulunmasa bile bu durum enfeksiyon olmadığı anlamına gelmez ve hasta klinik bulgulara ve şüpheye bağlı olarak tedavi edilebilir.Kandida araştırması için vaginal kültür alındığı taktirde sonucu 24-72 saat içinde çıkar. Hastaların kendi başına KVVK tanısı koyması hatalı olabilir ve yanlış tedavi sonucunda vulvada irritasyon ve kontakt dermatit gelişebilir.

    TEKRARLAYAN VAJİNAL MANTAR ENFEKSİYONUNUNDA TEDAVİ
    Klinik olarak belirti veren VVK ve KVVK vakaları gebeler dahil tedavi edilmelidir. Özellikle sık tekrarlayan KVVK vakalarında mutlaka altta yatan neden araştırılmalı ve bu neden ortadan kaldırılmalıdır.Lokal olarak uygulanan tedavilerde (imidazole ve azol grubu ile) VVK vakalarının en az % 80'i tedaviye cevap verir. Oysa ki KVVK vakalarında tedevi başarısı azdır. KVVK'li bazı kadınlara natrium tetraborate (Borax) ile vaginal duş yapmaları önerilir. Bazı kadınlarda ise Tea Tree Oil'li tamponlar kullanılabilir fakat bu tedavi de sık sık allerjik reaksiyona neden olabilir. Erkek partnerlerin oral kavitesinde , penisinde veya seminal sıvısında bulunan mantarlar tedavi edilirse KVVK'li kadınlarda mantar enfeksiyonunun tekrarlama şansı daha azdır.Pratik olmayan , emniyetsiz, kanıtlanmamış tedavi seçeneklerinin uygulanması da hastalığın yayılmasına neden olur. Bugüne kadar bu hastalığın standart bir tedavi şekli bulunamamıştır. Bu konuda asıl tartışma; KVVK teşhisi her konduğunda tedavi etmek, ilaçları aralıksız kullanmak veya profilaksi amacıyla ilaçları periyodik kullanmak seçeneklerinden hangisinin daha uygun olduğu konusudur. Her bir atağın tedavisi için oral flucanazol ile lokal olarak kullanılan azoller birlikte emniyetli ve pratik bir seçenektir. Profilaksi için oral ketoconazole lokal miconazole ve oral itraconazole kullanılabilir.

    KVVK'de en etkili tedavi stratejisi kronik supresyon (baskılanma) programıdır. Pratikte oral veya vaginal azol antifunugal ajanlara 14 gün devam edilir. Supresyon safhasında en uygun tedavi haftada bir kez oral olarak verilen fluconazole 150 mg tedavisidir. KVVK'in supresyonu için oral flucanazol 150 mg haftada bir kez, 6 ay devam eden tedavide başarı şansı %90'a yakındır. Alternatif tedaviler ise günde bir kez oral olarak verilen ketoconazole 100 mg veya gün aşırı oral olarak verilen itraconazole 100 mg yine alternatif olarak topikal (intravaginal) azole preparatları günde bir defa uygulanabilir. Supresyon rejiminde başarı oranları % 90'dan daha büyüktür.Albikans olmayan diğer kandida türü olan Candida glabrata ise KVVK'li kadınlarda nadir görülür, kronikleşmeyen akut enfeksiyonlarda Candida glabrata daha çok görülür. Asıl sorun Candida glabratanın azol antifungal ajanlarına karşı çeşitli derecelerde dirençli olmasıdır. Lokal olarak iki hafta boyunca her gün 600 mg Boric asit uygulanması enfeksiyonu akut olarak kontrol edebilir, fakat Candida glabratanın azol antifugal ajanlarına karşı nisbi direnci yüzünden etkili bakım rejimleri kullanılamaz.Erkek partner sünnetsiz ise ya da mantara bağlı balanitis (sünnet derisi altında olan penis başının iltihabı) semptomları varsa tedavi edilmelidir. KVVK vakalarında cinsel partnerin de tedavisi oral mantar ilaçları ile eş zamanlı tedavi edilmelidir.


    GEBELİKTE VULVOVAGİNAL KANDİDİAZİS
    Gebelerde VVC insidansı, gebe olmayanlara göre 2-20 kat daha fazladır. Gebelikte değişen hormonal ortam enfeksiyonun tekrarlamasına ve tedavinin zorlaşmasına neden olur. Lokal olarak kullanılan antifungal ilaçların büyük bir kısmı 1-2 haftadan daha uzun peryotta verilirse daha etkili olur. Buna rağmen clorimazole ile olan tek doz tedavi de gebe kadınlarda etkili olabilir. Vaginal antifungal tedavide sistemik emilim çok az olduğu için gebelikte vaginal antifungal tedavi güvenlidir. Gebelikte yalnızca topikal tedavi önerilmektedir. Gebelikte oral antifungal ilaçlar önerilmez. Ketoconazole gibi oral triazol grubu ilaçlar süte geçtiği için emziren kadınlarda kullanılmaz.Candida Glabrata (Torulopsis glabrata)Vulvo vajinal kandida enfeksiyonlarının büyük bir kısmında etken candida albikans olmakla beraber, vakaların yaklaşık %10-15'inde Torulopsis glabratagibi diğer Candida türleri de etken olabilir. Candida glabrata en çok immün sistemi zayıflamış kimselerde ortaya çıkan fırsatçı enfeksiyondur. En sık HIV pozitif kimselerde ve yaşlılarda görülür. Uzun süre, haftada bir Flucanazol kullananlarda, uzun süre candida albicans tedavisi olanlarda, azol bileşikleri kullananlarda albicans harici candida türleri üreyebilir; özellikle candida glabrata tespit edilebilir. Candida glabrata enfeksiyonları sık sık bakteriel vaginozis enfeksiyonları ile birlikte görülebilir; vajen PH’sı alkali olur.Vulvo vajende, ürüner sistemde, kan dolaşımında (candidemia) tespit edilebilir. Enfeksiyon kronikleşirse deri, saçlı deri ve kana yayılabilir. Bütün vücuda yayılan kandida enfeksiyonu oldukça tehlikeli olup, hastane bakımı gerektirir.Bir yıl içinde antibiyotik tedavisi olmadığı halde en az 3 – 4 kez spesifik candida enfeksiyonu olması halinde kandida enfeksiyonunun tekrarladığı (rekürrent) kabul edilir. Tedavi: Candida Glabrata’nın neden olduğu semptomatik ürüner sistem enfeksiyonlarında amphotericin B (blood irrigation) veya fluconazole ile etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Fluconazole tedavisi 200 mg/day 14 gün devam (candida albikans enfeksiyonu tedavisi gibi). Amphotericin B, fungal enfekssiyon tedavisi sırasında hastalarda mortaliteye neden olabilir. Vulvovajinal tedavide, Boric acid 600 mg jelatin kap, 14 gün boyunca günde bir kez intravajinal olarak uygulandığında hastaların %70’i tedaviye cevap verir; geri kalan %30’unda semptomlar tekrarlar. Bu durumda Nistatin vajinal suppozituvar 100.000 ünite/gün kullanılır. Bu tedavilerde de başarısızlık olursa Candida Glabratanın yüksek derecede sensitif olduğu Topikal flucytosine 14 gün boyunca günde bir kez uygulanır. Flucytosine ile tedavide lokal toksisite görülmesi, pahalı olması ve rezistans gelişmesi potansiyeli olduğundan fazla tercih edilmez. Hastalar Boric asit ve flucytosine tedavisine cevap vermezse, boric asit, flucytosine, Nystatin tedavisine kombine olarak oral itraconazole de ilave edilir. Vajinal enfeksiyonda ilk aşama tedavi alternatifi terconazole 7- gun krem kullanmaktır, tedavi gerekirse tekrarlanabilir; tedavide kür oranı % 40’dır, rekürrent sıktır. Kronik enfeksiyonlar için ikinci aşama tedavisi: Boric asit vajinal suppoituvarlardır. İrritasyona karşı vitamin E kullanılabilir. Borik asit cilt ve saçlı deri enfeksiyonu için de kullanılabilir.Asemptomatik kandidaüri genellikle tedavi edilmez, fakat renal transplantasyon yapılan hastalarda, nötropenik hastalarda ve idrar yoluna sonda takılacağı zaman ya da ürüner sistem cerrahisinden önce asemptomatik kandidaüri tedavi edilmelidir.
    Op. Dr. Kutlugül Yüksel


  10. #10
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.645

    Standart

    Sağlık Boraks için kullanır
    Boraksvücudun iç ve dış kısımlarında hem anti -inflamatuar etkileri için tıp doktorları ve Homoeopaths arasında fazla 200 yıl geriye uzanan bir üne sahiptir . Boraks kronik hastalık göstergesidir koşullarını zayıflatıcı neden bor diyet eksiklikleri tamamlamak için reçete edilir . Bor eksikliği hormon üretimini , anormal kalsiyum alımını , magnezyum destabilizasyonu ve maya ve mikrop overgrows azalmış isnat edilebilir . Bu eksiklikler normalize olduğunda , hastalığın birçok belirtileri kontrol altına alınabilir . 19. ve 20. yüzyıllarda rahmi iltihabı
    Doktorlar rahim iltihabı geçiren kadınlar günde iki kez boraks ile ılık bathwater emmek tavsiye . Kadınlar bol , yumurta - beyaz gibi akıntı veya leucorrhea gösterildi , bunlar boraks ve ılık su solüsyonu ile günde üç dört kez Duş için söylendi . Boraks ve su maruz altına alınabilir Diğer belirtiler ağır pıhtılaşmış adet kanamaları, ağrılı cinsel ilişki , kan - çizgili vajinal akıntı , ağrılı adet , karın şişliği ve gebelik sahte belirtileri içerir .
    Erektil Disfonksiyon < br >

    magnezyum takviyesi alan erkek iktidarsızlık ters olurken boraks bir çay kaşığı dörtte bir günkurs boyunca yudumladı içme suyu bir litre ilave bildirilmiştir . Bu, insan vücudu üzerindeki boraks birçok etkilerine bağlanabilir. Boraks , kandaki kalsiyum ve magnezyum dengeler. Bu hormon üretimini uyarır . Hiper florür birikimi , iç mantar büyüme ve tehlikeli mikrop üretim toksik devletler boraks tüketimi ile normalize edilir . Son olarak , boraks gibi kadın libido geliştirme isnat edilmiştir .
    Artrit

    1960'larda Doğal Tıp doktoru Rex Newnham kendini denediği takviyesi boraks yenmesi ile onun diyet bir bor eksikliği . O acı iltihabı ve eklem sertliği üç hafta boyunca günde iki kez 30 miligram boraks aldıktan sonra azaltılabilir olduğunu keşfetti . Orejimi sürdürmek zorunda önce ek olarak ,kabartma bütün bir yıl boyunca sürdü . Boraks romatoid artrit atfedilenamip kontrol eder. Bor - güçlendirilmiş gargara irin akması ,diş ve dişeti artrit tedavi. Spondilit ,omurganın artrit , Still Hastalığı, jüvenil artrit , gut , ürik asit birikimi ve osteoporoz tüm boraks takviyeleri duyarlı .
    Deri Yaşlanması Caydırıcı

    Boraks may nem vedoğal yaşlanma sürecini eşlik elastikiyet kaybı caydırmak için cilt nemlendiriciler eklenecektir . Özellikle , boraks suyu yumuşatır ve cilt bakım kremleri , nemlendirici kullanılansudan ayrılmasını yağ tutar . Basit bir soğuk krem ​​tarifi suda çözünmüş boraks , zeytin yağı ve balmumu içerir .


    From:http://tr.265health.com/alternative-...017013429.html


Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri