Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 13 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Antioksidan Sistem Üzerine, Antioksidan ve Serbest Radikaller

  1. #1
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.703

    Standart Antioksidan Sistem Üzerine, Antioksidan ve Serbest Radikaller

    www.bitkiseltedavi.com

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.703

    Standart


    Uyku Deprivasyonunun Antioksidan Sisteme Etkisi
    Bilal Aytaç1, Aycan Kayhan2, ErdinçDevrim3, ‹lker Durak4, ‹mge Ergüder3

    ÖZET:Uyku deprivasyonunun antioksidan sistemeetkisi
    Amaç: Uyan›kl›k ve uyku ritminin oksidan-antioksidan sistemle iliflkili oldu¤u ve/veyabu sistemde de¤iflikliklere yol açt›¤›ilerisürülmekte- dir. Uyan›kl›kta serbest radikallerde art›fl oldu¤u, bunlar›n uyku s›ra- s›nda temizlendi¤i iddia edilmifltir. Hayvanlarda k›sa süreli ve uzun süreli uyku deprivasyonunun oksidan-antioksidan sisteme etkileri ise çeliflkili sonuçlar sunmaktad›r. Buçal›flmada 24 saat uykusuzlu¤unkan ve tükrük örneklerinde oksidan/antioksidan durum üzerine olan etkilerinin incelenmesi amaçlanm›flt›r.Gereç ve Yöntem: Bu çal›flmada 11 sa¤l›kl› gönüllü hemflirede 24 sa- atlik uykusuzluk sonras› sabah, normal uyku sonras›sabahve akflam tükrük ve kan örneklerinin oksidan ve antioksidan durumlar› belirlen- mifltir. Hemflirelerden elde edilen kan ve tükrük örneklerinde üstte an›lan 3 farkl› dönemde lipit peroksidasyonun göstergesi olan malon- dialdehit (MDA) düzeyleri ve süperoksit radikali üreten ksantin oksidaz (XO) aktivitesi ile hücre içi antioksidan enzimlerden süperoksit dismu- taz (SOD), glutatyon peroksidaz (GSH-Px) vekatalaz (CAT) aktiviteleriölçüldü.Bulgular: Hemflirelerden akflam, 24 saat uykusuzluk ve normal uyku sonras› sabah al›nan örneklerde çal›fl›lan parametreler aras›ndaista- tistiksel olarak anlaml› fark bulunmad›.Sonuç: Bu bulgular ile 24 saatlikuykusuzlu¤un eritrosit, plazma vetükrükte oksidan ve antioksidan dengesini etkilemedi¤isonucuna va-r›ld›.
    Anahtar sözcükler: Uyku deprivasyonu, oksidatif stres,oksidan/ an- tioksidandurum
    Klinik Psikofarmakoloji Bülteni 2007;17:130-133
    ABSTRACT:The effects of sleep deprivation on oxidant/antioxidant status
    Objective: It is suggested that the circadian rhythms of sleep and wakefulness might be related to oxidant/antioxidant status. It has been proposed that free radicals or oxygen reactive species produced during waking are removed during sleep. However, the effects of short and prolonged sleep deprivation on oxidant- antioxidant status in animalsare on debate. The aim of this studywas to determine the effect of 24 hours sleep deprivation on the oxidant- antioxidant status in blood and saliva samples.Methods: Eleven healthy nurse were chosen as the study group, blood and salivawere obtained from the nurses. In these samples,malondialdehyde (MDA), xanthine oxidase (XO), superoxide dismutase (SOD), glutathione peroxidase (GSH-Px) and catalase (CAT)activities were measured.Results: There were no statistically significant differences in enzyme activities andMDA levelsamong the samples taken after the normal sleep and before and after the sleep deprivation.Conclusion:According to the results,it was concluded that 24 hours sleep deprivation did not influenceoxidant/antioxidant status in erythrocytes, plasma and saliva from the subjects.
    Key words: Sleep deprivation, oxidative stres, oxidant/antioxidant status
    Klinik Psikofarmakoloji Bülteni 2007;17:130-133
    1Uzm.Dr., Sa¤l›k Bakanl›¤› Tedavi Hizmetleri
    Genel Müdürlü¤ü,Ankara-Türkiye
    2Uzm. Dr., NörolojiAD, ‹nönü Üniversitesi T›p
    Fakültesi, Malatya-Türkiye
    3Uzm. Dr., 4Prof. Dr., BiyokimyaAD, Ankara
    Üniversitesi T›p Fakültesi, Ankara-Türkiye

    Yaz›flma Adresi / Address reprint requests to:Uzm. Dr. Bilal Aytaç, Sa¤l›k Bakanl›¤›Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlü¤ü, S›hhiye
    Ankara-Türkiye

    Telefon / Phone: +90-505-539-6738

    Elektronik posta adresi/ E-mail address:
    bilalaytac@hotmail.com

    Kabul tarihi / Date of acceptance:
    6 Ocak 2007 / January 6, 2007

    G‹R‹fi


    U
    yan›kl›k ve uyku ritmi ve dö- nemlerinin oksidan-antioksidan sistemle iliflkisi, son 10 y›ld›rözellikle hayvanlarda araflt›r›lmaktad›r.Bu konuda ileri sürülen ilk hipotezler- den biri uyan›kl›kta beyinde serbest ra- dikallerin birikti¤i, bunun uyku s›ras›n- da temizlendi¤i fleklindedir (1). Uykuda özellikle uridin ve glutatyon yoluyla be- yinde oksidatif detoksifikasyon oldu¤uileri sürülmüfl ve bu detoksifikasyon GABAerjik ve Glutamaterjik transmis-yon ile de iliflkilendirilmifltir (2).
    Uyku deprivasyonununoksidan-an-

    tioksidan sistemle iliflkisi ise hayvanlar- da araflt›r›lm›flt›r (3-5). Uyku deprivasyo-nun insanda oksidatif hasara yol aç›paçmad›¤› veya uykunun oksidatif strese karfl› koruyucu rol oynay›p oynamad›¤›da tam olarak bilinmemektedir.Buçal›flmada 24 saat uykusuzlu¤unkan ve tükrük örneklerinde oksi- dan/antioksidan durum üzerine olan etkilerinin incelenmesi amaçlanm›flt›r.
    GEREÇ VE YÖNTEM

    Çal›flma 24 saatlik uykusuzluk son- ras› sabah, normal gece uykusu öncesi akflam ve sonras› sabah al›nankanlar-

    dan elde edilen plazma ve eritrositler ile tükrükte ok- lanm›flt›r. Katalaz enziminin aktivitesi hidrojen peroksi- sidan ve antioksidan düzeylerini araflt›rmak üzere tin (H2O2) 240 nm dalga boyunda verdi¤i absorbans planland›. Bu amaçla, Turgut Özal T›p Merkezi’nde çal›- de¤erindeki azalman›n spektrofotometrik olarak izlen- flan ve ayn› klinikte ayda 3 ile 6 gün (ortalama 4,2 gün) mesi temeline dayanan yöntemle ölçüldü (9). Spektro-
    12 saat gece nöbeti tutan sa¤l›kl› ve gönüllü 11 hem- fotometrik olarak 340 nm dalga boyunda NADPH ab- flire örneklem olarak al›nd›. Hemflirelerin hiçbiri sigara sorbans›n›n düflmesinin izlenmesiyle GSH-Px aktivitesi kullanm›yor, ilaç ya da baflka bir tedavi alm›yorlard›. belirlendi (10). Ksantin oksidaz ölçüm yönteminin ilke- Çal›flma menstruasyon dönemleri d›fl›nda yap›ld›. Hem- si ksantinden ürik asit oluflumunun 293 nm dalga bo- flirelerden çal›flma gününde hastanede verilen yemek yunda spektrofotometrik olarak ölçülmesidir. Oluflan d›fl›nda yiyecek yememeleri istendi. ürik asitin absorbans› XO aktivitesiyle do¤ru orant›l›d›r Hemflirelerden 12 saat nöbet tutacaklar› gecenin (11). Katalaz, GSH-Px ve XO enzim aktivitelerinin belir- öncesindeki sabah, normal vakitlerinde uyanan hemfli- lenmesinde s›ras›yla H2O2, NADPH ve ürik asitin molar
    relerden kahvalt› öncesi saat 7.00’de, ayn› günün akfla- absorpsiyon katsay›lar› kullan›ld›.m› yemek öncesi saat 5.00’te, 12 saat nöbeti takiben Sonuçlar aritmetik ortalama ± standart sapma yine kahvalt› öncesi saat 7.00’de kan ve tükürük ör- (Ort.±SD) olarak verildi. ‹statistiksel de¤erlendirmede nekleri al›nd›. EDTA’l› tüplere al›nm›fl olan kan örnekle- eflli t testi kullan›ld›. P de¤eri 0,05’in alt›nda olmas› an- rinden plazmalar› ayr›ld›ktan sonra eritrosit hemolizat- laml› kabul edildi.lar› elde edildi (6). Bu örneklerde lipit peroksidasyonungöstergesi olan malondialdehit (MDA) düzeyleri ve sü- BULGULARperoksit radikali üreten ksantin oksidaz (XO) aktivitesi
    ile hücre içi antioksidan enzimlerden süperoksit dis- Sa¤l›kl› ve gönüllü 11 hemflirenin yafllar› 20-27 ara- mutaz (SOD), glutatyon peroksidaz (GSH-Px) ve katalaz s›nda idi (yafl ort.±standart sapma: 23,7±2,4). Yirmidört (CAT) aktiviteleri çal›fl›ld›. saat uykusuzluk sonras› sabah, normal gece uykusu Malondialdehit düzeyi ölçümünde temeli MDA ile sonras› sabah ve akflam plazma, tükürük ve eritrosit tiyobarbiturik asitin (TBA) oluflturdu¤u pembe renkli MDA düzeyleri ile eritrosit GSH-Px, XO, SOD ve CAT ak- kompleksin 532 nm dalga boyunda verdi¤i absorban- tivite düzeyleri aras›nda istatistiksel olarak anlaml› bir
    s›n ölçülmesine dayanan Dahle’nin spektrofotometrik fark bulunmad› (Tablo 1).

    Tablo 1: On bir sa¤l›kl› ve gönüllü hemflirede, uykusuzluk öncesi akflam ve uykusuzluk ve normal uyku sonras› sabah plazma, tükürük ve eritrosit MDA düzeyleri ile eritrosit GSH-Px XO, SOD ve CAT aktivite düzeyleri (ortalama ± standart sapma).
    Akflam Uykusuzluk Sonras› Sabah Normal Uyku Sonras› Sabah
    Ert SOD (U/ml) 4662,9±356,1 4895,9±368,6 4933,2±433,0
    Ert GSH-Px (IU/ml) 18,2±2,7 19,7±1,9 21,6±1,6
    Ert XO (IU/ml) 0,030±0,005 0,038±0,004 0,038±0,007
    Ert MDA (nmol/ml) 319,3±46,9 342,3±40,1 330,2±30,4
    Ert Katalaz 49875,8±7764,2 60115,5±5233,9 57681,6±5841,2
    Plz MDA (nmol/ml) 0,913±0,348 1,035±0,687 1,256±0,298
    Tükürük MDA (nmol/ml) 3,288±0,699 2,898±1,078 2,655±1,034
    yöntemi kullan›ld› (7). Süperoksit dismutaz enzim akti- TARTIfiMAvitesinin belirlenmesinde ksantin-ksantin oksidaz sis-temi taraf›ndan oluflturulan süperoksit radikalinin SOD Oksidatif stres kanser, ateroskleroz, diyabetes mel- enzimince ortadan kald›r›lamad›¤›nda reaksiyon orta- litus ve nörodejeneratif hastal›klar gibi birçok patolojik m›nda bulunan nitroblue tetrazolium (NBT) bilefli¤inin tablonun patogenezinde oldu¤u gibi biyolojik yafllan- indirgenmesi esas›na dayanan yöntem kullan›ld› (8). man›n mekanizmas›nda da rol almaktad›r. Oksidatif Buna göre SOD enzim aktivitesi (1 U), NBT’nin indirgen- stres oksidan üretimi ile antioksidan korunma aras›n- mesini % 50 inhibe eden enzim miktar› olarak tan›m- daki imbalans nedeniyle ortaya ç›kar. Bu imbalans ok-

    sidan üretimi art›fl›nave/veya antioksidan korunmada- ki azalmaya ba¤l› olabilir. Hücreseldüzeyde ise bu im- balans protein,lipid ve nükleikasitlerin oksidatif modi- fikasyonu nedeniyle yap›sal hasarlasonuçlanabilir (12).Temelhücresel oksidanlar reaktif oksijen türlerini(ROT, O2-. ve H2O2 gibi) ve reaktif nitrojen türlerini (RNT; NO gibi) içerir.Her ne kadar ROT’lar büyük oran- da elektron transport zincirinin bir ara ürünü ise de, NADPH oksidazlar ve nitrik oksit sentazlar gibi mito- kondri d›fl› kaynaklar yoluyla da üretilebilir (13).Uyan›kl›kta beyinde oksidan etkinlikte art›fl oldu¤uoksidanlar›n uyku s›ras›ndatemizlendi¤i teorik olarak ileri sürülmüfl (1), fakat insanlarda yap›lan uyku ve uyan›kl›kta beyin metabolizmas›ndaki de¤iflimleri gös-teren çal›flmalar (14–17) ve hayvanlarda yap›lan beyin ve perifer dokular›n uyku ve uyan›kl›ktaki oksidan an- tioksidan durumunu inceleyen çal›flmalar (3-5,18)çelifl- kili sonuçlar vermifltir.Hemen tümüyle mitokondriyal respirasyona daya- nan beyin enerjimetabolizmas›, uyan›kl›kta ve REM uy- ku döneminde non-REM uyku dönemine göre daha faz-lad›r (11). Periferik metabolik h›z, serebral korteks gluta- materjik iletim ve ekstrasellüler nitrik oksit konsantras- yonu spontan uyan›kl›kta ve uyku deprivasyonunda non-REMuyku dönemine göre artm›flt›r (14,15). Fakat uzun süreli uyku deprivasyonu sonras›nda serebral gli-koz utilizasyonunda azalma olmaktad›r (19). Bu bulgular beyin enerji metabolizmas›n›n uyku-uyan›kl›k ritminden daha öte spontan uyan›kl›k, k›sa süreli ve uzun süreli uy- kusuzluk, REM uykusu ve non-REM uykusu dönemlerininher birinde farkl›l›klar gösterdi¤ini ortaya koymaktad›r.
    Beyinde ve/veya periferal dokularda spontan uya- n›kl›kta, uyku deprivasyonunda uykunun REM ve non- REM dönemlerinde oksidan ve antioksidan sistemin ne durumda oldu¤u ile iliflkili hayvanlarda bir çok çal›flma yap›lm›flt›r. D'Almeida ve arkadafllar› hayvanlarda REM uyku deprivasyonunun lipidperoksidasyonu veya an- tioksidan defansta bir de¤iflikli¤e yol açmad›¤›n› bildir- mifltir (18). Fakat daha sonra ayn› araflt›r›c›lar uykudeprivasyonunun hipotalamus ve talamusta glutatyonseviyesinde azalmaya yol açt›¤›n› saptad›klar›n› belirt- mifllerdir (3). Fakat bu çal›flmaya metodolojik yöndenkimi itirazlar olmufltur(20).Ratlarda uyku deprivasyo-nu ile antioksidan enzim olan SOD aktivitesinin hipo- kampus ve beyin sap›nda azald›¤›saptanm›flt›r (5). Fa- kat yak›n zamanda yine ratlarda yap›lan daha detayl›bir çal›flmada ise ne k›sa süreli ne de uzun süreli uykudeprivasyonunun beyinde ya da periferal dokularda oksidatif strese neden olmad›¤› saptanm›flt›r (20).Uzun süreli uyku deprivasyonunda beyin metabo- lizmas›ndaki nisbi azalma ve noradrenerjik sistem et- kinli¤indeki de¤iflikliklerin oksidatif ürünlerin potansi- yel art›fl›na karfl› koruyucu rol oynayacaklar› da ilerisürülmüfltür (20).Uyku deprivasyonun eritrosit oksidan-antioksidandüzeylerine etkisini inceleyen bu çal›flmadada 24 sa- atlik uykusuzlu¤un anlaml› bir etkisinin olmad›¤› bu- lundu.Olgu say›m›z az olsa da bu bulgu literatür tara- mam›za göre insanlarda bu konuda yap›lm›fl ilk çal›fl- mad›r. Daha fazla say›da olgu ile k›sa ve uzun süreliuy- ku deprivasyonlar› sonras› yap›lacak çal›flmalar konuhakk›ndaki bilgilerimizi netlefltirebilir.

    Kaynaklar:

    1. Reimund E. The free radical flux theory of sleep. Med Hypotheses
    1994;43:231-233

    2. Inoue S, Honda K, Komoda Y. Sleep as neuronal detoxification andrestitution. Behav Brain Res 1995;69:91-96
    3. D'Almeida V, Lobo LL, Hipolide DC etal. Sleep deprivation induces brain region-specific decreases inglutathione levels. Neuroreport1998;9:2853-2856

    4. D'Almeida V, Hipolide DC, Lobo LL etal. Melatonin treatmentdoes not prevent decreases in brain glutathione levelsinduced by sleep deprivation. Eur JPharmacol 2000;390:299-302
    5. Ramanathan L, Gulyani S, Nienhuis R et al. Sleep deprivation decreases superoxide dismutaseactivity in rat hippocampusand brainstem. Neuroreport 2002;13:1387-1390


    6. Beutler, E. 1975.Glucose 6-phosphate dehydrogenase. In: Beutler, E. (Ed.), Red Cell Metabolism: A Manual Biochemical Procedure.Grune & Stratton, New York, pp. 66-69
    7. Dahle LK, Hill EG, Hollman RT. The thiobarbituricacid reaction and the autoxidations of polyunsaturated fatty acid methyl esters. Arch Biochem Biophys 1962; 98: 253-261
    8. Durak ‹, Canbolat O, Kavutcu M, Özturk HS, Yurtaslan› Z. Activities of total cytoplasmic and mitochondrial superoxide dismutase enzymes in sera and pleuralfluidsfrom patients with lung cancer. J Clin LabAnal 1996; 10: 17-20
    9. Aebi H. Catalase. In: Bergmayer HU, ed. Methods of Enzymatic
    Analysis. New York and London: AcademicPress Inc. 1974: 673-
    677

    10. Paglia DE, Valentine WN: Studies on the quantitative and qualitative characterization of erythrocyte glutathione peroxidase. J Lab Clin Med 1967; 70:158-169
    11. Hashimato S. A new spectrophotometric assay method of xanthine oxidase in crude tissue homogenate. Anal Biochem1974; 62: 425-435

    12. Poon HF, Calabrese V, Scapagnini G et al. Free radicalsand brain aging. Clin Geriatr Med 2004;20:329-359
    13. Halliwell B, Gutteridge JM. The definition and measurement of antioxidants in biological systems. Free Radical Biol Med1995;18:125-126

    14. Bettendorff L, Sallanon-Moulin M, Touret M et al. Paradoxical sleep deprivation increases the content of glutamate and glutamine in rat cerebral cortex.Sleep 1996;19:65-71
    15. Bonnet MH,Berry RB, Arand DL. Metabolism during normal, fragmented, and recovery sleep. J Appl Physiol 1991;71:1112-1118
    16. Maquet P. Functional neuroimaging ofnormal human sleep by positron emission tomography. J Sleep Res 2000;9:207-231
    17. Maquet P. Currentstatus of brain imaging in sleep medicine.
    Sleep Med Rev 2005;9:155-156

    18. D'Almeida V, Hipolide DC, Azzalis LA et al. Absence of oxidative stress following paradoxical sleep deprivation in rats. Neurosci Lett 1997;235:25-28
    19. Everson CA, Smith CB, SokoloffL. Effects of prolonged sleepdeprivation on local rates of cerebral energymetabolism in freelymoving rats. J Neurosci 1994;14:6769-6778
    20. Gopalakrishnan A, Ji LL, Cirelli C. Sleep deprivation and cellular responses to oxidativestress. Sleep 2004;27:27-35
    www.bitkiseltedavi.com

  3. #3
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.703

    Standart

    Karbosulfan ‹nhalasyonunun Lipit Peroksidasyonu ve

    Antioksidan Sistem Üzerine Etkisi



    1 Canacankatan N., 2 Karatafll› M., 3Attila G., 4Hastürk S.

    1 Mersin Üniversitesi, Eczac›l›kFakültesi, Biyokimya AnabilimDal›, Mersin

    2 Baflkent Üniversitesi Adana Uygulama ve Araflt›rma Merkezi,Adana

    3 ÇukurovaÜniversitesi, T›p Fakültesi,Biyokimya Anabilim Dal›, Adana

    4 Çukurova Üniversitesi, T›p Fakültesi, Gö¤üs Hastal›klar› AnabilimDal›, Adana

    THE EFFECT OF CARBOSULFAN INHALATION ON LIPIT PEROXIDATION ANDANTIOXIDANT SYSTEM

    SUMMARYFarmers are oftenexposed to carbosulfan, the carbamatepesticide, at toxic doses due torare use of special masksminimizing inhalation. The present investigationwas designedto evalautethe effectsof chroniccarbosulfan inhalation on lipidperoxidation and antioxidant system.In this study, rats in the groups B and C received inhalational carbosulfan at doses of 1/20 and1/10 LC50 respectively for 45 days, 30 min/day. GSH level and SOD enzymeactivity were assayed according to the method of Beutler and the method ofMc Cordet al,respectively. GSH level was foundto besignificantly lower in the study groupsthan the control group inliver but not in erythrocytes.MDA level was significantly higher in the study groups than the control group in liverbut not in erythrocytes. Althoughan evident increasewere observed both inliver and erythrocytes, it wasn’tsignificant. Incerase in MDA leveland SOD enzyme activity and decrease in GSH content which is an importantradical scavenger, indicate that inhalationalcarbosulfan exposure repressed antioxidant system and enhanced free radical generation. Farmers handlingthis pesticide must be adequately and efficiently protected.
    ÖZETKarbosulfan, dünyadayayg›n kullan›m› olan böceklere ve nematodlara karfl› tar›mdakullan›lan karbamat pestisitidir. Çiftçiler tar›msal uygulamalarda karbosulfan›n toksik etkisiniazaltmak için özel maskeler kullansa da minimaldozda dahi karboksulfana maruz kal›rlar. Bu çal›flmada kronik karbosulfaninhalasyonunun toksik etkileriaraflt›r›lmas› planlanm›flt›r. Bu nedenle 1/20 ve 1/10 LC50 karbosulfan 45 gün süresince 30dk/gün uygulanarak s›çanlar›neritrositlerinde ve karaci¤er dokular›nda antioksidan sistem araflt›r›lm›flt›r. GSH ve MDA düzeyleri s›ras› ileBeutler ve tiyobarbitürik asit, SOD enzim aktivitesi ise Mc Cord ve ark. Yöntemi ile ölçülmüfltür. Karbosulfan uygulamas›sonucunda GSH düzeyindekaraci¤er ve eritrositlerde azalma göstermifltir.Ancak bu azalma sadece karaci¤erde istatistiksel olarak anlaml›d›r. MDA düzeyindeise karaci¤er ve eritrositlerde art›fl gözlenmifltir. Benzer flekilde bu art›fl sadece karaci¤erde anlaml›d›r. SODenzim aktivitesi hem eritrosit hem de karaci¤erde art›fl göstermesine ra¤men, bu art›fl istatistiksel olarak anlaml›de¤ildir. Lipit peroksidasyonunun önemli bir göstergesi olan MDA’n›n at›fl› ve önemli bir detoksifikasyon ajan› olan GSH’›ntüketimi ile SOD ezim aktivitesinin art›fl› karbosulfan›n antioksidan sistem üzerine olumsuz etkisi oldu¤u ve serbest radikal üretiminiartt›rd›¤›n› düflündürmektedir. Sonuçolarak karbosulfan›n kullan›m›n›n s›n›rl›,dikkatli ve yetkilikifliler taraf›nda uygulanmas› önerilmektedir.
    Keywords: Carbosulfan,GSH, MDA, antioxidant system Anahtar kelimeler: Karbosulfan,, GSH, MDA, antioksidan sistem

    ‹letiflim Adresi ve SorumluYazar:
    Necmiye CANACANKATAN,PhD.,
    Mersin Üniversitesi, Eczac›l›k Fakültesi, Biyokimya Anabilim Dal›, Mersin, Türkiye
    Telefon:+90 324 341 28 15 (2607) Fax: +90 324 3413022
    Email:ncanacankatan@yahoo.com

    Baflvuru Tarihi: 2.7.2008
    Kabul Tarihi:18.09.2008


    Not: Bu araflt›rma makalesi daha önce hiçbir dergide sunulmam›flt›r. Çal›flma etikkurallara uygun bir flekilde düzenlenmifltir. Bu çal›flma 8-12 May›s 2002 tarihinde
    ‹stanbul’dadüzenlenen “2nd International Meeting on Free Radicals in Health and Disease” ’de sözelbildiri olarak taraf›mdan sunulmufltur. (http://www.sfrr- europe.org)
    G‹R‹fiÜlkemizde en s›k görülen zehirlenme nedenleri; Refik SaydamH›fz›ss›hha Merkezi Baflkanl›¤›na ba¤l› olarak çal›flan Zehir Dan›flma Merkezi’ne 2003 y›l›nda yap›lan 13.385 baflvuruincelendi¤inde; ilaçlar, tüm zehirlenme baflvurular› nedenlerinindörtte üçünü oluflturmaktad›r. ‹laç zehirlenmelerinis›ras›yla tar›m ilaçlar›,kimyasal maddeler, evde kullan›lançeflitli maddeler, besin zehirlenmeleri ve hayvan sokmalar› izlemektedir (1).Tar›mda, ürünleri korumak amaçl› kullan›lan kimyasal ajanlar›nve zirai ilaçlar›nüretiminde, tar›msal uygulamasürecinde solunum veya ciltyolu ile bu kimyasal maddelere maruziyet oluflabilir.Karbosulfan, dünyada yayg›n kullan›m› olan böceklereve nematodlara karfl› tar›mda kullan›lan karbomatpestisitidir(2). Memelilereve kufllara karfl› düflük toksisitedeoluflu ve toprak bulunuflunun s›n›rl› olmas› yayg›n kullan›m› konusundacesaret vericidir. Ancak insanlarda ve evcil hayvanlarda karbomat zehirlenmesi ilgili pekçok raporbulunmaktad›r(3,4,5,6). Karbomatlar›n toksisiteleri, asetilkolinesteraz enziminin inaktivasyonu ve sinir sisteminin muskarinikve nikotinik reseptrlerinin afl›r› uyar›m› ile ortaya ç›kmaktad›r(6,7,8,9). Birçok araflt›rmac› karbosulfan ve karbosulfan›nhidrolizi ile oluflan karbofuran toksisitesinin sistemik etkilerinigöstermek için çal›flmalar yapm›fllard›r (7,10,11,12,13). Ancak karbosulfan›nuzunsüren ve yo¤un ifllerdeki maruziyetininantioksidan sistem üzerineetkisi bilinmemektedir. Serbest oksijenradikalleri (SOR) aerobik organizmalar taraf›ndan normal hücre fonksiyonlar›nda üretilebilirler. Serbestoksijen radikallerinin fazla miktarda üretilmeleri ise oksidatifstres durumunu oluflturur. Karbamatinsektisitlerinin oksidatifstres oluflturmak üzere serbestradikal oluflumunu uyard›¤› düflünülmektedir (14,15). Karbamat toksisitesiserbest radikal oluflumunun d›fl›nda lipit peroksidasyonu ile de oluflur (16,17). Hücresel antioksidanlardan redükte glutatyon (GSH) ve süperoksit dismutaz (SOD),bir grup kapsaml› defans mekanizmas›ile serbest radikal oluflumunu önleyici ve onlar›n zararl› etkilerinis›n›rlay›c› etki gösterirler (18,19). Serbestradikaller arac›l› oluflan hücre zar› lipit oksidasyon ile malondialdehit (MDA) gibi pek çok istenmeyenlipit peroksidasyon ürünleri oluflur(20). Karbosulfan tar›mdapamukbitkisi ve meyve bahçelerindeso¤uk aerosol fleklinde kullan›lmas› ve tar›mçal›flanlar›n›n karbosulfan kullan›m›nda yeterince korunmamalar›ndan dolay›,bu çal›flmada karbosulfan›n kronik toksik etkisini de¤erlendirmeyi planlad›k.Bu amaçla deneysel olarak inhalasyon yolu ile kronik karbosulfanamaruz b›rak›lan s›çanlar›n kan ve karaci¤erdokular›nda toksik hasar›n göstergesi olarak SOD, GSH ve MDA ölçümü yap›lm›flt›r.
    2.GEREÇ VE YÖNTEMLER2.1.KimyasallarKarbosulfan, [2,3-dihidro-2,2-dimetil-benzofuran-7-il (dibutilaminotiyo) metil-karbamat] asetil asetatta 60ºC ta stabilkahverengi, viskoz bir s›v›d›r. Çal›flmaiçin formülasyon hali (Marshal 25 EC, Hektas) yetkili tar›milaçlar› sat›fl temsilcili¤inden temin edilmifltir. Çal›flmada kullan›lan bütün kimyasallaranalitik kalitededir.
    2.2.Deney Hayvanlar›2.2.1.Deney Hayvanlar›n›n Diyet ve Bar›nmas›Yetiflkin 250 gr erkek s›çanlarÇukurova Üniversitesi TIBDAM’dan(T›bbi Deneysel Araflt›rma Merkezi) temin edilmifltir. Deney hayvanlar› maksimum 5 s›çan/kafes olmak üzere çelik kafeslerde optimal ›s› (22± 1°C), nem (50±%10) ve ›fl›k (12 saat gündüz/12 saat gece döngüsü) kontrollü odalardamuhafaza edilmifltir. Hayvanlara standart yem ve çeflme suyuverilmifltir. Laboratuarkoflullar›na adaptasyonsa¤lamak amac›ile s›çanlar deney bafllamadan önce 7-10 gün kadar bu ortamda bulundurulmufltur.
    2.2.2.Deneysel Çal›flma ve ‹laç Uygulanmas›Karbosulfan uygulamas›yap›lacak odan›n mikrobiyolojiktemizli¤i, ›s›s›, nemi, havaland›rmas› ve ›fl›k kontrolü tam olarak düzenlendi. Karbosulfan solüsyonu 10cc dilüsyon serum fizyolojikte dilue edildi. Budilüsyon her uygulamadan önce taze olarak haz›rland›. Karbosulfan LC50’nin (1-53 ppm) 1/20LC50 ve 1/10 LC50 olmak üzere iki ayr›konsantrasyonu inhalasyon yolu ile 45 gün 30dak/günolarak püskürtme sistemiile odada uyguland›. O2 ve CO2 saturasyonuanaliz edildi ve O2 saturasyonu %21 ve CO2 saturasyonu %0.05 olmak üzereuygulama s›ras›nda sabitlendi.Kontrol grubunaserum fizyolojik (Grup A; n=4) ikinci gruba1/20 LC50 karbosulfan (Grup B; n=9) üçüncü gruba ise 1/10LC50 (grup C n=9) olmak üzere inhalasyon yolu ile 45 gün30dak/gün uygulama yap›ld›.46.gün s›çanlar servikaldislokasyon ile sakrifiye edilerek tam kan ve karaci¤er dokular›biyokimyasal incelemeler yap›lmak üzere al›nd›.
    2.3.Örnekleme2.3.1.Karaci¤er Homojenat›n›n Haz›rlanmas›0,5 g s›çan karaci¤erdokular› 10 mm fosfat tamponuyla (pH:7.0) buz ileçevrelendirilerek homojenize edildi. Daha sonra homojenat14.000 g de + 4°C ta 30dk santrifüjedildi. Süpernatan GSH, MDA düzeyleri ve SOD enzim aktivitesiölçülmek üzere ayr›flt›r›ld›.2.3.2.Hemolizat Haz›rlanmas›fi›çanlardan intrakardiyak kan örnekleri al›nd› ve EDTA’l› tüplere konuldu.Tam kanörneklerinde GSH düzeyleri tayin edildi. EDTA’l› tüplere al›nan kan örnekleri santrifüj edildiktensonra, plazmada MDA miktar›, eritrositlerde ise SOD enzim aktiviteleriölçüldü.
    2.4.Biyokimyasal Analizler2.4.1.Glutatyon (GSH) düzeyinin ölçümüGSH düzeyi, deproteinizeedilen eritrosit hemolizat›ndaki glutatyonun 5,5.-ditiobis-(2- nitrobenzoikasid) (DTNB) varl›¤›nda, 412 nm.de absorpsiyon yapan indirgenmifl sar›renkli kromojen oluflturmas›na dayan›r (21).2.4.2.Süperoksit Dismutaz (SOD)SOD enzimi, oksidatif enerji üretimi s›ras›nda oluflan toksiksüperoksit radikallerinin hidrojen peroksit (H2O2) ve moleküleroksijene (O2) dismutasyonunu h›zland›r›r. Yöntemde, ksantinve ksantin oksidaz(XOD) kullan›larak 2-[4-iyodofenil]-3-[4- nitrofenol]-5-feniltetrazoliyum klorid (INT) ile tepkimeye
    giren ve k›rm›z› renkli formazon boyas› oluflturan süperoksit radikalleri üretilmektedir.Enzim aktivitesi ölçümü ise reaksiyonun505 nm’deortamda bulunan SOD enzimi ileinhibisyonuna dayan›r(22).2.4.3.Malondialdehit (MDA)Lipid peroksidasyonununsekonder ürünü olarak oluflan MDA’n›n ölçümü aerobik flartlarda pH 3,4’te 95°C’detiyobarbitürik asit (TBA) ile inkubasyonu sonucu oluflan pemberenkli kompleksin 532 nm’de absorbans ölçümü esas›na dayan›r(23).
    2.5.‹statistiksel AnalizlerSOD, GSH ve MDAkaraci¤er ve eritrosit de¤erleri Kruskal- Walls testiileistatistiksel olarak de¤erlendirildi.Çoklu karfl›laflt›rmalarda, anlaml›l›k düzeyi Benferroniconfidence bound kullan›larak saptand›. Her bir karfl›laflt›rma için ·= 0,5/3=0,169 kullan›ld›.
    3.SONUÇLAR3.1.Klinik ‹ncelemeler:1/20 ve 1/10 LC50 karbosulfan uygulamas›ileseyirme, konvülziyon, salivasyon, çi¤neme hareketleri ve titreme gibi toksik belirtiler gözlenmedi.
    3.2.Biyokimyasal ParametrelerKarbosulfan 1/20 ve 1/10 LC50 dozlar›inhalasyon ile uyguland›ktan sonra SOD enzim aktivitesiGSH ve MDA düzeylerisaptanm›flt›r.3.2.1. Karbosulfan›n SOD Enzim AktivitesiÜzerine Etkisi:Eritrosit ve karaci¤er SOD enzim aktiviteleri Tablo1 ve tablo2 de verilmifltir. Karbosulfan uygulanmas› ile SOD enzim aktivitesinde hem karaci¤er hem de eritrositlerde doza ba¤l› art›fl gözlenmifltir. Ancak bu her iki art›fl da istatistiksel olarak anlaml› de¤ildir.3.2.2.Karbosulfan›n GSH Düzeyi Üzerine Etkisi Karbosulfan uygulanmas› hem eritosit hem de karaci¤er GSH miktar›nda doza ba¤l› bir azalmagözlenmifltir. GSH düzeyindeki bu azalma karaci¤erde[1/20 LC50 karbosulfan (p= 0,011);
    1/10, LC50 karbosulfan (p= 0,003)] istatistiksel olarak anlaml›iken; eritrositlerde ise istatistiksel olarak anlams›z bulunmufltur.3.2.3.Karbosulfan›n MDA Düzeyi Üzerine Etkisi:Hem plazma hem de karaci¤er düzeyinde 1/20 ve 1/10 LC50 karbosulfan dozunda MDA düzeyinde ciddibir art›fl gözlenmifltir. Ancak bu art›fl sadece karaci¤er dokular›nda heriki dozda s›ras› ile p=0,011 ve p=0,016 olmak üzere istatistikselolarak anlaml›d›r.
    4.TARTIfiMAKarbosulfana maruziyet ile antioksidan kapasitesi aras›ndaki iliflkininölçümü ile ilgili deney hayvanlar› ile planlanançal›flmalar›n az olmas›ndan dolay› bu çal›flmada bulunan sonuçlardi¤er karbamat türevleri ile karfl›laflt›r›larak de¤erlendirilmifltir. GSH ve SOD hücreleri serbest radikallerinolumsuz etkilerinden koruyan hücresel antioksidanlard›r. Bu çal›flmam›zda SOD enzimaktivitesi sadece eritrositlerde yükselmifltir. SOD süperoksitradikallerini daha az toksik olan
    Sonuçlar, ortalama ± SD olarak verilmifltir. Gruplarda bulunan denek say›s› paranteziçinde bildirilmifltir. MDA, malondialdehit; GSH, redükte glutatyon;SOD, superoksit dismutaz; SD, Standart sapma; Hb, Hemoglobin. a ‹statistiksel anlaml› farkl›l›kbulunmaktad›r, p < .05; b‹statistiksel anlaml› farkl›l›kbulunmamaktad›r.
    Tablo1. Eritrositlerde GSH ve SOD de¤erleri ile plazma MDA miktar›
    Gruplar GSH (μmol/ g Hb) SOD (U/ g Hb) MDA (nmol/ml)
    A (n=4) 3,95 ± 0,33 1064,3 ± 307,1 6,48 ± 2,76
    B (n=9) 3,80 ± 0,30 b 1236,6 ± 374,0 b 8,76 ± 1,75 b
    C (n=9) 3,50 ± 0,10 b 1383,3 ± 142,6 b 11,36 ± 1,20 b


    Sonuçlar, ortalama ± SD olarak verilmifltir. Gruplarda bulunan denek say›s› paranteziçinde bildirilmifltir. U, spesifikaktivie; a ‹statistiksel anlaml› farkl›l›kbulunmaktad›r, p < .05, b‹statistiksel anlaml› farkl›l›k bulunmamaktad›r.
    Tablo2. Karaci¤er dokular›nda GSH ve MDAdüzeyleri ile SOD enzim aktivitesi
    Gruplar GSH
    (μmol/yaa¤›rl›k)
    SOD
    (U/yaa¤›rl›k)
    MDA
    (nmol/yafl a¤›rl›k)
    A (n=4) 0,002 ± 0,0003 71,35 ± 16,10 7,51 ± 5,59
    B (n=9) 0,0006 ± 0,0004 a 92,43 ± 39,20 b 10,12 ± 1,42 a
    C (n=9) 0,0005 ± 0,0001 a 94,38 ± 34,80 b 14,08 ±5,39 a

    ve katalaz enzimiile hidrolizlenebilenhidrojen peroksite dönüfltürülür (24).SOD enzim aktivitesindeki doza ba¤l› art›fl karbamat toksisitesiile indüklenen serbest radikal üretimine ba¤l›olabilece¤i Banerjee ve ark. taraf›ndan yap›lan çal›flmalarda da belirtilmifltir(16,25). GSHde¤erleri; hem eritrosit hem dekaraci¤erde doza ba¤l› olarak azalm›flt›r. Karaci¤erin ksenobiyotik metabolizmas›ndaki major organ oldu¤u bilinmektedir. Bundandolay›; GSH tüketimi karbosulfan›n detoksifikasyon ifllemi ileiliflkili olarak de¤erlendirilebilir.Banerjee ve ark. yapt›klar› çal›flmada karbamat insektisitleri ile GSH miktar›n›n azald›¤›n›gözlemifllerdir (16,25). Della ve ark. yedi farkl› pestisit ile yapt›klar›çal›flmada GSH’›n tüketildi¤ini gözlemlemifllerdir (26) . MDA; çoklu doymam›fl ya¤ asitlerinin nonlipofilikperoksidasyon ürünlerinden birisidir. MDA, oksidatif stres ile oluflan lipit peroksidasyonunun bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Bu çal›flmada; karbosulfanamaruz b›rak›lan s›çanlar›kontrol grubu ile karfl›laflt›rd›klar›nda hem plazma hem de karaci¤er MDA düzeylerinde art›fl saptanm›flt›r. Karbamat ile artan lipit peroksidasyonu di¤er çal›flmalarda dagözlenmifltir (16,25). Lipit peroksidasyonunun önemli bir göstergesiolan MDA’n›n at›fl› ve önemli bir antioksidan olan GSH’›n tüketimiile SOD ezim aktivitesininart›fl› karbosulfan›n antioksidan sistem üzerine olumsuzetkisinin oldu¤unu ve serbestradikal üretimini artt›rd›¤›n› düflündürmektedir. Sonuçolarak karbosulfan›n kullan›m›n›n s›n›rl›, dikkatli ve yetkilikifliler taraf›nda uygulanmas› önerilmektedir.

    5. KAYNAKLAR
    1. http://www.hm.saglik.gov.tr/
    2. WHO Environ Health Criteria 78. DithiocarbamatePesticides, Ethylenethiourea and Propylenethiourea:A general introduction, World Health Organization, Geneva,1988, 15-65.
    3. Coleman AM, Smith A, Watson L: Occupational carbamatepesticide intoxication in three farm workers. Implicationsand significance for occupational healthin Jamaica. West Indian Med J 1990;39:109-113.4. Colvin BM: Pesticideused and animal toxicoses. Vet Hum
    Toxicol Suppl1987;2:15.
    5. Schuh J, Bleakley B: Insecticidepoisoning of cattle by ingestion of treated of canola seed. Can Vet J 1988;29:58-59.
    6. Tsao TCY, Juang YC,Lan RS,Shich WB, Lee CH: Respiratory failure of acute organophosphate and carbamatepoisoning. Chest 1990; 98:631-639.7. GuptaRC,Goad JT, Kadel WL: Protection and reversal by memantineand atropine of carbofuran-induced changesin biomarkers. Drug Development Res 1993; 28: 153-160.8. Cambon C, Declume C, Derache R: Effect of the insecticidalcarbamate derivates (carbofuran,primicarb, aldicarb) on the activityof acetylcholinesterase in tissues from pregnantrats and fetuses. Toxicol Appl Pharmacol 1979; 49: 203-208.
    9. Tobin JF: Carbofuran. A new carbamateinsecticide.J Occup
    Med 1970;12: 16-19.
    10.Gupta RC, Goad JT, Kadel WL: Invivo alterations in lactatedehydrogenase (LDH) andLDHisoenzymes patterns by acute carbofuran intoxication. Arch Environ Contam Toxicol1991; 21: 263-269.
    11.Gupta RC, Goad JT, Kadel WL: Carbofuran-inducedalterations (invivo) inhigh-energy phosphates, creatinekinase (CK), and CK isoenzymes. Arch Toxicol1991; 65: 304-310.
    12.Gupta RC, Goad JT, Kadel WL: Invivo acute effects of carbofuran on protein, lipid, andlipoproteins in rat liver and serum. J ToxicolEnviron Health 1994; 42: 451-462.13.Gupta RC, Goad JT, Kadel WL: Cholinergic and noncholinergic changes in skeletal muscles by carbofuranand methyl paration. J Toxicol Environ Health 1994; 43:291-304.

    14. Seth V, BanerjeeBD, Bhattachanya A, Chakraborty AK.
    Lipid peroxidation, antioxidant enzymes and glutathioneredox system in blood of human poisoning with propoxur.Clin. Biochem. 2000; 33:683.15. BanerjeeBD, Seth V, Ahmed RS. Pesticide inducedoxidative stress: Perspectiveand trends.Rev.Environ. Health 2001; 16:1-40.16. Yarsan F, TanyükselM, Celik S, Aydin A. Effect of aldicarband malathion on lipid peroidation, Bull. Environ. Contam.Toxicol, 1999; 63: 575.17. Banerjee BD, Seth V,Bhallacharya A, Pasha ST, Chakraborty AK. Biochemical effects of some pesticidesonlipid peroxidation and free radical seavengers. Toxicol.Lett. 1999; 33: 107.18. Young IS, Woodside JV. Antioxidants in healt and disease.
    JClin Phathol 2001; 17619. Zwart LL, , Meerman JHN, Commandeur JNM, VermeulenNPE. Biomarkers of free radicaldamage applications in experimental animals and in humans. Free Radical Biology&Medicine, 1999; 202-226.20.Halliwell B. Reactive oxygen species in living system:source, biochemistry, and rolein humandisease. Am J med 1991; 91(suppl 3 C): 14S-22S.21. Beutler E. Red cell Metabolism, A Manual of Biochemical
    Methods. Grune & Stratton, New York, 1975; 112.22. McCord JM, FridovichI Superoxide dismutase, an enzymatic functionfor erythrocuprein(hemocuprein). J Biol Chem 1969; 244:6049-6055.23. Ohkawa H, Ohishi N,YagiK: Assay for lipid peroxidesin animal tissuesbythiobarbituric cid reaction. Anal Biochem1979; 95:352-358.24. Warner HB. Superoxide dismutase, aging and degenerativedisease. Free radical biology and medicine 1994 17(3).249-258.25. Seth V, BanerjeeBD, Chakravorty AK. Lipid peroxidation,free radical scavenging enzymes, andglutathione redox system in blood ofrats exposeddto propoxur.Pesticide Biochemistry and physiology 2001; 71: 133-139.26. Della MR, VillaniGR, Martino FD, Squillacioti C, MarcoLD,Vuotto P, BelisarioMA Staiano NDS.Glutathione depletion inducedin rat liver fractions by seven pesticides.Bull. Soc. Ital. Biol. Sper. 1994.70 185.
    www.bitkiseltedavi.com

  4. #4
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.703

    Standart

    Serbest radikaller, paralel spinlerde bir ya da daha fazla çiftlenmemiş elektron içerirler yani atomik ya da moleküler orbitalde tek bir elektron bulunur. Bu eşleşmemiş elektronlar yüksek enerjilidir ve eşleşmiş elektronları ayırıp işlerine engel olurlar. Bu işlem serbest radikalleri hem tehlikeli hem kullanışlı yapar.Bir ya da birden çok çiftlenmemiş elektronun bulunması o maddenin manyetik bir alana çekilmesine yol açar. Çiftlenmemiş elektronlar, atom ya da molekülü daha reaktif yaparak bunların kimyasal aktivitesini değiştirir. Bu elektronlar herhangi bir atom ile kolaylıkla birleşebilir. Her durumda radikal olmayan bir yapı radikal hale dönebilir (1). Serbest radikaller kararsız moleküllerdir. Vücudun kimyasal işlemleri sırasında doğal olarak salınırlar.Sürekli gelişmekte olan teknoloji, oluşan çevre kirliliği, sigara, UV… ve pek çok diğer etken sürekli olarak çeşitli toksik maddelerle karşı karşıya kalmamıza neden olmaktadır (2). Bu etkiler kendini serbest radikal oluşumuyla gösterir.Serbest radikallerin fazlalığı hücrelere hatta bunların DNA’ sına bile zarar veren, kimyasal zincir reaksiyonlarını başlatabilmekte ve kanser oluşturacak bir dizi olaya neden olabilmektedirler (3).Oksijen dört elektron alarak tümüyle indirgendiğinde su oluşur. Eğer ardı ardına bir elektron indirgenmesine uğrarsa biyolojik sistemlere zarar veren reaktif türevler oluşur.Moleküler oksijenin toksik etki göstermesi, oluşturduğu süperoksit radikali, hidrojen peroksit, hidroksil radikali ve singlet oksijen gibi reaktif ara ürünler nedeniyledir.Hidroksil radikalleri en reaktif serbest radikallerdir ve vücuttaki serbest radikal hasarının en önemli sorumlularıdır. DNA ile hidroksil radikallerinin etkileşimi durumunda radikallerin %80’ i bazlara eklenir ve %20’ den az kısmı da şeker grubundan bir hidrojen atomu alır.DNA, stabil bir molekül olmasına rağmen yaşam boyunca fizyolojik koşullarda spontan kimyasal oksidatif hasara uğrayabilir. Örneğin, pürin kaybı ile apürinik alanların oluşması insan genomunda gün içinde 10000 kez meydana gelebilir (4). DNA da oksidatif stres, dal kırıkları, abazik alanlar (AP), şeker hasarı, DNA–protein çapraz bağlanması, pürin ve pirimidin bazlarının modifikasyonu gibi hasarlara neden olur.ROS (Reaktif Oksijen Türleri), doğrudan pürin ve pirimidin bazlarına saldırdığında bazlarda modifikasyonlar meydana gelir.Örneğin: OH radikali bir pürin olan guaninin 4, 5 ve 8 pozisyonlarındaki C atomlarına veya adeninin 4, 5 ve 6 pozisyonlarındaki C atomlarına katılarak çeşitli ürünler oluşturur (5).Bu nedenle en yaygın olarak ölçümlenen baz hasarı 8-OHdG (OH radikalinin C-8’ e katılması ile oluşan katılma ürünü ) dir (6)8-OHdG içeren DNA’ nın, invitro DNA sentezi sırasında bir kalıp olarak kullanıldığı zaman yanlış okumaya ve GC—TA mutajenezine yol açtığı gösterilmiştir (7)DNA hasarının mutlaka kansere yol açması da beklenmemelidir.Düşük düzeylerde hasar, etkin bir şekilde onarıldığından ve yüksek düzeylerde oksidatif hasarı ise hücre ölümü ile sonuçlandığından, orta düzeydeki hasarın maligniteye yol açma olasılığı çok yüksektir.1)Vassev et al. 2000
    2)Asayama et al. 1990
    3)Rios et al. 2004
    4)Cooke et al. 2002
    5)Hara et al. 2001
    6)Helbock et al.1999
    7)Kasai 1997
    Kaynak: scoutmcbeal-bilimadami.net biyoloji bölümü

  5. #5
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.703

    Standart

    Serbest radikaller, paralel spinlerde bir ya da daha fazla çiftlenmemiş elektron içerirler yani atomik ya da moleküler orbitalde tek bir elektron bulunur. Bu eşleşmemiş elektronlar yüksek enerjilidir ve eşleşmiş elektronları ayırıp işlerine engel olurlar. Bu işlem serbest radikalleri hem tehlikeli hem kullanışlı yapar.Bir ya da birden çok çiftlenmemiş elektronun bulunması o maddenin manyetik bir alana çekilmesine yol açar. Çiftlenmemiş elektronlar, atom ya da molekülü daha reaktif yaparak bunların kimyasal aktivitesini değiştirir. Bu elektronlar herhangi bir atom ile kolaylıkla birleşebilir. Her durumda radikal olmayan bir yapı radikal hale dönebilir (1). Serbest radikaller kararsız moleküllerdir. Vücudun kimyasal işlemleri sırasında doğal olarak salınırlar.Sürekli gelişmekte olan teknoloji, oluşan çevre kirliliği, sigara, UV… ve pek çok diğer etken sürekli olarak çeşitli toksik maddelerle karşı karşıya kalmamıza neden olmaktadır (2). Bu etkiler kendini serbest radikal oluşumuyla gösterir.Serbest radikallerin fazlalığı hücrelere hatta bunların DNA’ sına bile zarar veren, kimyasal zincir reaksiyonlarını başlatabilmekte ve kanser oluşturacak bir dizi olaya neden olabilmektedirler (3).Oksijen dört elektron alarak tümüyle indirgendiğinde su oluşur. Eğer ardı ardına bir elektron indirgenmesine uğrarsa biyolojik sistemlere zarar veren reaktif türevler oluşur.Moleküler oksijenin toksik etki göstermesi, oluşturduğu süperoksit radikali, hidrojen peroksit, hidroksil radikali ve singlet oksijen gibi reaktif ara ürünler nedeniyledir.Hidroksil radikalleri en reaktif serbest radikallerdir ve vücuttaki serbest radikal hasarının en önemli sorumlularıdır. DNA ile hidroksil radikallerinin etkileşimi durumunda radikallerin %80’ i bazlara eklenir ve %20’ den az kısmı da şeker grubundan bir hidrojen atomu alır.DNA, stabil bir molekül olmasına rağmen yaşam boyunca fizyolojik koşullarda spontan kimyasal oksidatif hasara uğrayabilir. Örneğin, pürin kaybı ile apürinik alanların oluşması insan genomunda gün içinde 10000 kez meydana gelebilir (4). DNA da oksidatif stres, dal kırıkları, abazik alanlar (AP), şeker hasarı, DNA–protein çapraz bağlanması, pürin ve pirimidin bazlarının modifikasyonu gibi hasarlara neden olur.ROS (Reaktif Oksijen Türleri), doğrudan pürin ve pirimidin bazlarına saldırdığında bazlarda modifikasyonlar meydana gelir.Örneğin: OH radikali bir pürin olan guaninin 4, 5 ve 8 pozisyonlarındaki C atomlarına veya adeninin 4, 5 ve 6 pozisyonlarındaki C atomlarına katılarak çeşitli ürünler oluşturur (5).Bu nedenle en yaygın olarak ölçümlenen baz hasarı 8-OHdG (OH radikalinin C-8’ e katılması ile oluşan katılma ürünü ) dir (6)8-OHdG içeren DNA’ nın, invitro DNA sentezi sırasında bir kalıp olarak kullanıldığı zaman yanlış okumaya ve GC—TA mutajenezine yol açtığı gösterilmiştir (7)DNA hasarının mutlaka kansere yol açması da beklenmemelidir.Düşük düzeylerde hasar, etkin bir şekilde onarıldığından ve yüksek düzeylerde oksidatif hasarı ise hücre ölümü ile sonuçlandığından, orta düzeydeki hasarın maligniteye yol açma olasılığı çok yüksektir.1)Vassev et al. 2000
    2)Asayama et al. 1990
    3)Rios et al. 2004
    4)Cooke et al. 2002
    5)Hara et al. 2001
    6)Helbock et al.1999
    7)Kasai 1997
    Kaynak: scoutmcbeal-bilimadami.net biyoloji bölümü

  6. #6
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.969

    Standart


  7. #7
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.703

    Standart

    Üzüm Çekirdeğinin Faydaları. Üzüm çekirdeği özü bitkiler tarafından üretilen kimyasallar olan çeşitli fitokimyasallar yönünden oldukça zengindir. Üzüm suyu özünün antioksidan bileşenleri, özellikle serbest radikallerin verdiği hasarın yok edilmesinde rol oynarlar. Serbest radikalleri etkisiz hale getirme gücü bakımından pysnojenol’lerin, E vitamininden 50, C vitamininden ise 20 kat daha kuvvetli olduğu saptanmıştır.
    Çam kabuğu ekstresi ve üzüm çekirdeği ekstresi OPC’nin birincil kaynaklarıdır. Üzüm çekirdeği ekstresi daha ucuz olmasının yanı sıra çam kabuğunda bulunmayan bir antioksidan içerir.
    Hücre mutasyonunu yavaşlatmaya yardımcı olması ve kolajenin sağlıklı ve esnek kalmasını sağlaması nedeniyle Avrupalı bilim adamları tarafından ‘gençlik besini‘ olarak niteleniyor.
    Üzüm çekirdeğinin sağlık yönünden taşıdığı değer 1947 yılında Fransız tıp profesörü ve kimyacı Jack Masquelier tarafından keşfedilmiştir. 1950′de üzüm çekirdeği Resivit adıyla Fransa’da satılan ilk damar koruyucu ilaç olarak 50 yılı aşkın bir süredir Fransız doktorlar tarafından reçete edilmektedir.
    Dr. Masquelier üzüm çekirdeğini göz kamaşması, gece körlüğü, maküler dejenerasyon, varis, diş eti kanaması, saman nezlesi gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanmıştır.
    Üzüm çekirdeği son derece geniş farmakolojik aktivite gösteren ve serbest radikalleri etkisiz hale getiren oligomeric proanthocyanidin (%92-95) içerir.
    Antioksidan Nedir?

    Serbest Radikaller ve Antioksidanlar : Antioksidanlar serbest radikalleri etkisizleştirir. İnsan vücudunda serbest radikal (oksidan) denilen maddelerle onların zarar verici etkisini gideren antioksidanlar bulunur. Otuzlu yaşlara doğru denge antioksidan aleyhine bozulmaya başlar ve bunun sonucunda kanser gibi önemli hastalıklara zemin hazırlanır.
    Antioksidanlar vücuttaki oksidasyonu engellerler. Yaşlanma ve kanser gibi olayların temelinde oksidasyon vardır. Üzüm çekirdeği DNA yı oksidatif zararlardan korur, yaşlanmaya ve kanser oluşumuna karşı mücadele eder.
    Serbest radikaller vücudumuzda kimyasal reaksiyonlar sonucu oluştuğu gibi sigara, kirli hava gibi faktörlerle dışardan da gelebilir.
    Üzüm Çekirdeği Faydaları Nelerdir ?

    • Üzüm çekirdeğindeki maddeler damar sertliğine karşı önemli etkilere sahiptir. Arterlerin bütünlüğünü korumaya yardımcı olur ve dolaşımı rahatlatır. Kan ve lenf dolaşımını düzenler. Periferal dolaşımı önemli bir şekilde iyileştirir.
    • Araştırmalar, OPC’nin damarları sağlamlaştırarak ve esnekliklerini yeniden kazandırarak, tekrar derinin içine çekilmelerini sağladığını göstermektedir.
    • Damar duvarındaki kollajen ve elastin adlı iki protein, damar duvarının elastikliğini ve geçirgenliğini büyük oranda belirler. OPC, bu iki yapı-taşı proteine bağlanarak, onların yıkıcı enzimler tarafından bozulmalarını önler, onların birleşmelerine ve olgunlaşmalarına yardım eder.
    • 1981 yılında 50 varis hastası üzerinde yapılan çift-kör kontrollü bir deneyde, bir ay boyunca alınan günlük 150 miligram OPC’nin, ağrı, yanma, karıncalanma ve atardamarların şişme derecesini azaltmada kullanılan Diosmine adlı ilaçtan daha hızlı ve uzun süreli etkili olduğunu göstermiştir. Fransa’da varis hastası olan 92 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada ise; 4 hafta boyunca günde 300 miligram OPC alımının, ağrıyı, karıncalanmayı, geceleyin ortaya çıkan bacak kramplarını ve şişkinliği %50′ den daha fazla oranda azalttığını göstermiştir.
    • Üzüm çekirdeğindeki proantosiyanidinlerin beyin ve karaciğer hasarı üzerinde beta karoten, C vitamini ve E vitamini gibi antioksidanlardan daha güçlü koruyucu etki gösterdiği saptanmıştır.
    • Klinik araştırmalar, üzüm çekirdeğinin toplardamar yetersizliğinin, retina hasarlarının ve bazı cilt hastalıklarının tedavisinde olumlu etkiler sağladığını göstermektedir.
    • Üzüm çekirdeği özü, özellikle Fransa ve İtalya’daki doktorlar tarafından beyne ve kalbe giden kan akımını düzenlemek için, varis, diş etlerinde kanama, glokom, hemoroid, fazla adet kanaması ve damar sertliğine yönelik öneriliyor.
    • California-Davis Üniversitesi tarafından 2006 yılında yapılan çalışmada üzüm çekirdeği ekstresinin kan basıncını azaltmada etkili olduğu tespit edilmiştir.
    • OPC, kalp krizi ve felç yönünden risk taşıyan kan pıhtılaşmasına karşı da olumlu etkiler göstermektedir. Arizona Üniversitesi’nden Dr.Ronald Watson, OPC’nin trombosit kümelenmesini normale döndürdüğünü belirtmektedir. Dr.Watson yaptığı deneylerde, sigara içen insanlarda trombosit kümelenmesini tespit etmiş ve bu kişilerin OPC alımından 20 dakika sonra trombositlerinin normale döndüğünü saptamıştır.
    • ‘Metabolism’ 2009 Aralık sayısında yer alan klinik çalışmanın sonucuna göre üzüm çekirdeği ekstresi metabolik sendromlu hastalarda yüksek tansiyonun düşürülmesinde plasebo tedavisinden daha etkili olmuştur.
    • Üzüm çekirdeği kronik venöz yetmezlik gibi sorunlarda olumlu etkiler sağlayabilir. Yaralanma ya da ameliyat sonrası görülen şişliği azaltabilir. 10 ila 30 gün süresince dolaşım için günlük 150-300 mg, şişlik içinse 200-400mg alımı öneriliyor.
    • Avrupa’da yapılan araştırmalar, üzüm çekirdeğinin vücut içerisinde histamin salgısını önlendiğini ve saman nezlesi gibi alerjik reaksiyonlarda etkili olduğunu göstermektedir.
    • Fransa’da 100 denek üzerinde yapılan araştırmada 5 hafta süresince günlük 200 miligram üzüm çekirdeği alımının, parlak ışıklara maruz kaldıktan sonra görme keskinliğine yeniden kavuşma hızının arttığı saptanmıştır.
    • Üzüm çekirdeğinin yüksek antioksidan aktivitesi, meme, prostat, akciğer, kolon ve mide gibi bazı kanser türlerini önlemeye yardımcı olabilir. Laboratuar çalışmaları üzüm çekirdeği ekstresinin çeşitli kanser hücrelerinin büyümesini engellediğini göstermektedir.
    • 2010 yılında ‘Neoplasia’ adlı dergide yer alan bir çalışmada kolon ve bağırsak kanseri olan farelere altı hafta boyunca üzüm çekirdeği ekstresi verilmiş ve polip sayısı %40 azalmıştır. Boyutu 2 mm daha büyük poliplerin sayısı %71 azalmıştır.
    •Journal of Medicinal Food adlı dergide yayınlanan bir bilimsel çalışmada, kırmızı üzüm çekirdeği ekstresinin deney hayvanlarının cildinde, UV ile oluşturulan oksidatif strese karşı koruyucu etki gösterdiği tespit edilmiştir.
    • Alabama Üniversitesi Dermatoloji Bölümünce yaplan ve sonuçları ‘Pharmaceutical Research’ 2010 yılı Haziran sayısında yayınlanan araştırmada, üzüm çekirdeğindeki proantosiyanidin’lerin UV ışınla oluşturulan deri tümörü gelişimine karşı koruyucu etki gösterdiği saptanmıştır.
    • ‘Frontiers in Bioscience’, 2011 Haziran sayısında yayınlanan çalışmaya göre kombine edilmiş üzüm çekirdeği ekstresi ile resveratrol’un insan kolon kanser hücrelerini öldürmede etkinliğinin olduğu tespit edilmiştir.
    • C-reaktif protein düzeyleri, hem kalp hastalıkları hem de diyabet riskiyle ilgili bir iltihaplanma ölçüsüdür. İnflamasyon arttıkça kalp hastalığı riski artar. İngiltere’de yapılan ve sonuçları ‘Diabetes Medicine’ 2009 Mayıs sayısında yayınlanan araştırmaya göre 4 hafta boyunca günlük 600 mg üzüm çekirdeği ekstresi alımı C-reaktif proteininde önemli bir azalma sağlamıştır.
    Üzüm Çekirdeği Nasıl Kullanılır?

    Üzüm çekirdeği kullanımı taze olarak tüketimi dışında birkaç şekilde de alınabilir.
    Üzum Çekirdeği Tozu
    1 tatlı kaşığı üzüm çekirdegi tozu bal ya da yoğurtla karıştırılıp alınabilir. Açıkta satılan öğütülmüş üzüm çekirdeği kullanmaktan kaçınılmalıdır. Havayla temas etmesi üzüm çekirdeği tozunun sterilize özelliğini kaybetmesine neden olabilir. Günde bir avuç kuru üzüm yenilerek de üzüm çekirdeği alınabilir.
    Üzüm Çekirdeği Ekstresi
    Üzüm çekirdeği özü kapsül, tablet ve sıvı ekstre olarak satılmaktadır. %40 ila %80 proantosiyanidinler ya da %95 OPC içeren ürünler tercih edilmeli.
    Genel antioksidan aktivite için günlük 50 mg-200 mg,
    Kronik venöz yetmezlik için 150 mg-300 mg,
    Ödem için 200 mg-400mg (10 ila 30 gün)
    Üzüm çekirdeğinin bu tür kullanımı dışında kozmetik alanında kullanılan şekilleri de vardır. (üzüm çekirdeği kremi, şampuan, sabun gibi.)
    Üzüm Çekirdeğinin Zararları Varmıdır?

    Bilinen bir yan etkisi yoktur. Ancak herhangi bir rahatsızlık için ilaç tedavisi gören kişilerin doktorlarına danışarak kullanmaları daha doğru olur.

  8. #8
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.969

    Standart


  9. #9
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.969

    Standart


  10. #10
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.969

    Standart


Benzer Konular

  1. Antioksidan, Antioksidan ve Serbest Radikaller
    By maturidi in forum SORULAR
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj : 07-23-2012, 09:28
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-23-2012, 14:13
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-21-2012, 13:21
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-19-2012, 16:36
  5. Antioksidan kaynağı sebze-meyveler
    By maturidi in forum Beslenme, Diyet ve Kilo Problemleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 07-02-2008, 17:31

Visitors found this page by searching for:

antioksidan nedir

serbest radikaller nelerdir

ÜZÜM ÇEKİRDEĞİserbest radikal nedirantioksidan sistemmalondialdehit nedirüzüm çekirdeği faydalarıantioksidan sistemiantioksidan sistemlerserbest radikallerin zararlarıoksidatif stres nedirlipid peroksidasyonu nedirkatalaz enzimi teknolojik alanlarısirelli gece lambasıhimalaya tuzuMİDE KANSERİNDE SERUM MDA VE SODnitrik oksitin ruminant larda kullanımıreaktif oksijen radikalleri ve apoptosisantioksidanlar nedirserbest radikaller nedirantioksidanlar nelerdirserbest radikallersebest radikaller ve reaktif oksijenLC50 nediroksidan nedir

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168