Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu
Toplam 21 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Astım: Bronşitli astım deyince kronik iltihaplı ve aşırı duyarlı bronşlar, nefesdarlı

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.969

    Standart Astım: Bronşitli astım deyince kronik iltihaplı ve aşırı duyarlı bronşlar, nefesdarlı

    Astım: Bronşitli astım deyince kronik iltihaplı ve aşırı duyarlı bronşlar, nefesdarlı, Astım, astım nedir çocuklarda astım astım ilaçları şifalı bitkiler astım belirtileri, göğüs sıkışması, nefes daralması, bronşit, astım, allerjik astım, Nefes darlığı, göğüs sıkışması, psikolojik nefes darlığı tedavisi solunum yetmezliği


    Alıntı hatice32 Nickli Üyeden Alıntı
    Ben üç kız annesiyim büyük kızım ve Kızım Aylin 8 yaşın da astım sürekli hastalınıyor ve nöbetler geçiriyordu. İbrahim beye durumu anlatık Gökçek İksir verin ve de bronşit çayı içsin dedi. Söylediklerine takriben 5-6 hafta uyguladık o günden beri kızmımda astım nöbetleri görülmez oldu. İbrahim beye Gökçek İksir nasıl oluyor da astımı önlüyor dedim. O da bronşları temizliyor ve vücudu arıtıyor özeliklede bağırsak florasını optimum seviyeye getiriyor dedi. Doğrusu bek anlamadım am benim için önemli olan kızımın iyi olması.
    Alıntı hatice32 Nickli Üyeden Alıntı

    Küçük kızım Zehra bir yaşında ve hiçbir şey yemiyor ve bu nedenle halsiz ve dermansız. İbrahim bey Gökçek İksiri ve iştahszılık çayı tavsiye etti. Kulandık çocuğun durumu bir ay içinde düzeldi. Hamdolsun kızımın iştahı çok iyi artık daha güçlü ve dayanıklı.

    Ortancı kızım Nur Sema 6 yaşında ve çocuk altına kaçırıyordu. İbrahim abi Gökçek İksir ve idrar tutamama çayı diye bir çay hazırlayıp verdi. Çayı ve iksiri kulandıktan 4-5 hafta sonra Nur Sema artık altına kaçırmaz oldu.


    Astım:
    Bronşitli astım deyince kronik iltihaplı ve aşırı duyarlı bronşlar, nefesdarlığı, öksürük ve tıknefes akla gelir. Bunun sebebi nefesyolları mukozasının (nefesyolları sümüksü içderi) allergenler (çiçek tozu, toz, ve hayvanlarının kıl ve tüyleri ve bazı besin maddeleri) tarafından tahrişedilir. Tahriş olan bronşmukozası şişer. Normal olarak hasta öksürdüğünde bronşlardaki balgamı, bronş- tüysühücrelerin (cilliary, sillar) üstündeki mukoza tabakası bu balgamı tutar, şayet bu hücreler zedelenmişse görevini yapamaz. Öksürünce balgam aşağı düşer, bunu mutlaka dışarı atması gerektiğine proğramlanmış olan akciğer sürekli öksürür ve buda nefesdarlığı vede nefes alamamaya sebep olur.Bu stresli durum hastanın korkulu ve kramplı durumlara dönüşmesine neden olur.Sürekli tahriş olan akciğer mukozası şişer, buda kişinin yetersiz oksijen alması demektir. Böylece kişide nefesdarlığı görülür ve hasta ıslık cçalar gibi ses çıkarır ve buna ilavetten balgamın atılamaması kişide boğuluyormuş gibi bir hissverir.Astımın oluşmsında bir önemli neden ise bağırsakflorasının bozulması nedeniyle, bağırsaklardaki zararlı bakteriler ve mantarlar zehirligazlar ve zehirli alkoller üretmesi nedeniyle karında şişkinlik olur. Buda diyaframı yukarı doğru kaldırır. Neticede akciğer ve kalp sıkışır ve kişi göğsüne bıcak batıyormuş gibi ağrılar hisseder. Buda diyaframı yukarı doğru kaldırır. Neticede akciğer ve kalp sıkışır ve kişi göğsüne bıcak batıyormuş gibi ağrılar hisseder.

    Sigaranın birleşimindeki karbonmonoksit (CO) oksijenden 300defa büyük bir çekimle hemoglobine yapışır ve oksijeni devre dışı bırakır, böylece kişide kansızlık ortaya çıkar. Kansızlık önce beyin ve sinirhücrelerünün ölmesine sonra kalp ve akciğeryafiyetine neden olur. Sigaranın birleşimindeki kadmiyum çinkoyu dışlar , çinkoyetersizliği enzimyetersizliğine neden olur, buda bir çok hastakığın ortaya çıkması demektir.Öncelikle uzman bir doktora gidilmelidir, ayrıca doğal ilaçalarla bağırsak florasını ideal hale getirebilecek olan KEKİK FORTE, SİNİRLİ OT FORTE, Gökçek Aloe Vera JEL ve Gökçek tentür, BRONŞİT çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
    www.bitkiseltedavi.com

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.703

    Standart Astım krizi nedir, nasıl anlaşılır ?

    Astım krizi nedir, nasıl anlaşılır ?

    Astımla ilgili belirtilerin ortaya çıkması astım krizi veya astım atağı olarak bilinir. Astım krizi deyimi daha çok, ağır ve hastane tedavisini gerektirecek ciddi durumlar için kullanılır. Ancak, nefes açıcı spreylerin birkaç kez kullanılmasıyla geçecek kadar hafif astım krizleri de olabilir. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, Mynet okurları için yazdı.

    Astım krizleri çok ani olarak başlayabileceği gibi, birkaç gün içinde yavaş yavaş da gelişebilir.

    ASTIM KRİZLERİNİN TİPİK ÖZELLİKLERİ

    -Astım krizlerinin üç temel özelliği vardır:
    -Havaların değişken olduğu dönemlerde daha sık görülür.
    -Belirtiler gece sabaha karşı şiddetlenir.
    -Krizleri doğuran çeşitli faktörler vardır: Alerjenler, sigara dumanı, viral enfeksiyonlar, keskin kokular...gibi.

    ASTIM KRİZLERİNİN ÖNCÜ BELİRTİLERİ

    Bazı hastalar astım krizinin başlayacağını önceden hissedebilirler. Birçok hastada, boğazda yanma, hapşırık krizleri, burun tıkanıklığı, su gibi burun akıntısı, gıcık şeklinde öksürük gibi burun ve boğazla ilgili öncü belirtiler vardır. Burun, çene, ense ve saçlarda kaşıntı hissi de astım krizlerine öncülük edebilir. Bazı astımlılar ise enseme, kol, bacak ve sırtta kızarma, terleme ve ağrı gibi belirtileri kriz habercisi olarak bildirmişlerdir.

    Özellikle, çocuklardaki astım krizlerinde nezle, farenjit... gibi üst solunum yollarının viral enfeksiyonlarının çok büyük önemi vardır. Çocuğun önce burnu akar, hapşırır veya boğazı ağrır ve hemen o gece veya ertesi gün öksürük, hırıltı, nefes darlığı... şikayetleri başlar.

    ASTIMIN DERECELENDİRİLMESİ
    Astımın belirtilerinin ağırlığı ve görülme sıklığına göre üç derecesi vardır.

    -Hafif astım: Hastalar günlük olağan etkinliklerini rahatlıkla yapabilirler, ancak ağır eforlarda zorlanma olabilir. Haftanın 1-2 günü ilaç tedavisi ile düzelen belirtiler vardır. Geceleri gelen astım krizleri ayda 1 veya 2'den fazla değildir.

    -Orta derecede astım: Öksürük ve hırıltılı solunum her gün olmasa bile uzun süreli olarak hep vardır. Haftada en az 1-2 kere yoğun ilaç tedavisini, yılda 2 kez de hastanede tedaviyi gerektirecek kadar ağırlıkta krizler olur. Bu hastalarda, haftanın birçok gününde gece uykudan uyandıran nöbetler de vardır.

    -Ağır astım: Öksürük ve hırıltılı solunum bazen çok şiddetlenerek her gün vardır. Bu hastaların her 3-4 ayda bir hastaneye yatırılarak ve bazen de yapay solunum uygulanarak tedavileri gerekir. Hemen her gece uykudan uyandıran astım krizleri görülür, hatta çoğu günler uyumak hiç mümkün değildir. Günlük hareketler de ileri derecede kısıtlanmıştır.

    AĞIR ASTIM KRİZİ NASIL ANLAŞILIR ?

    Bazı astım krizleri hastanın yaşamını tehlikeye sokacak kadar ağır olabilir. Böyle hastaların bir an önce hastaneye kaldırılmaları gerekir. Bu ağır krizler, çoğu kez, düzenli tedavi görmeyen hastalarda yavaş yavaş gelişir. Bazen de, birkaç saat, hatta birkaç dakika içinde bile ağır astım krizleri gelişebilir.

    Hem hastalar ve hem de yakınları tarafından iyi bilinmesi gereken ağır astım krizinin başlıca belirtileri şunlardır:
    -Dudaklarda, tırnak yataklarında ve dilde morarma olması
    -Şuur bozukluğu, uyuklama hali
    -Nefes alma sayısının dakikada 25' ten fazla olması
    -Göğüs duvarı ile karın duvarı hareketlerinin uyumsuz olması
    -Kalp atışlarının (nabzın) dakikada 120' den fazla olması
    -Nefes alırken kaburga aralıklarının içeriye doğru çekilmesi
    -Kolları bir yere dayayarak ve yardımcı solunum kaslarını kullanarak solunum yapılması
    -Konuşurken kısa bir cümleyi bile bir kerede söyleyememek
    -Kan basıncının çok yükselmesi veya giderek düşmeye başlaması
    -Hastanın aşırı bir korku ve panik içinde olması, terlemesi

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.
    www.bitkiseltedavi.com

  3. #3
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.969

    Standart

    Alıntı gülistan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İbrahim bey,
    Alıntı gülistan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sizden aldığım Gökçek İksir ve Gökçek Tonik Günde 5 defa 2-3 yemek kaşığı kadar 10 gün kullandım bitti.Sindirim sistemim düzene girdi, karnımdaki şişkinlik ve midemdeki ağrılar geçti. Daha rahat nefes alıp veriyorum, önceleri nefes almakta zorlanıyordum.10 gün boyunca hiç mide ilacı kullanmadım ve hiçbir rahatsızlık yaşamadım. Sizin beslenme önerilerinizi dikkate alıyorum. Peynir, kırmızı et ve ürünleri, yumurta, siyah çay, kola, fanta, kahve hiç içmiyorum. Hamur işi ve tatlı yemiyorum.Akşamları elma, lahana yiyorum. Salatayı yemeklerden önce yiyorum çok iyi geldi. Genelde sebze ve meyve ağırlıklı besleniyorum. Kahvaltıda zeytin ve zeytinyağı yiyorum.

    Ben her akşam 3-4 diş sarımsak ezip yemeyi, bol lahana yemeyi ve evde yapılmış bir kase yoğurt yemeyi düşünüyorum. Bu şekilde devam edersem bir süre sonra rahatsızlıklardan kurtulmam mümkün olur mu? Yoksa siz bana tabiî ki en iyisi Gökçek İksir ve Gökçek Tonik biliyorum ama bunların dışında hangi bitkileri ne şekilde tüketmemi önerirsiniz? Benim 4-5 ay bu ürünleri alıp kullanacak kadar maddi durumum çok iyi değil. Ayrıca işyerindeki arkadaşlar kokularından çok rahatsız oldular. Lütfen sizden cevap bekliyorum.
    İyi günler.
    Gülistan hanım büro veya satış elemanı olarak çalışanlar için sarımsaksız Gökçek İksir-S i üretik onu kullanabilirsiniz. Bu kadar kısa sürede iyileştiğinize memun oldum, fakat yinede 3-4 hafta Gökçek Tonik ve 3 ay Gökçek İksir-S kullanmanız uygun olur.Midede şişkinlik varsa bunun sebebi halikobakter pylori, karında şişkinlik varsa o zaman bağırsaklarda mantar var demektir.Bakteri ve mantarların üretiği toksik maddeler şikinliğe sebep olur ve karındaki şikinlik mideyi yukarı doğru sıkıştırır, midede akçiğeri sıkıştırır ve akçiğerde kalbi sıkıştırır.Bazen kişi nefes aalmaz, bazen kalbi sıkışır.Gökçek İksir ve Gökçek Tonikle tedavi mantar ve bakteriler yok olur ve problemler yok olur.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.

    www.bitkiseltedavi.com

  4. #4
    sasanba Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    1

    Standart

    İbrahim bey,

    Allerjik astımım kronikleşti, normal astım ilaçlarımı sabah akşam kullanıyorum.
    Kronikleşen hastalıktan tamamen kurtulabilirmiyim? Nasıl ? Bilgi vermenizi rica ederim.

    İyi çalışmalar
    Selçuk Sanbay

  5. #5
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.969

    Standart

    Alıntı sasanba Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İbrahim bey,

    Allerjik astımım kronikleşti, normal astım ilaçlarımı sabah akşam kullanıyorum.
    Kronikleşen hastalıktan tamamen kurtulabilirmiyim? Nasıl ? Bilgi vermenizi rica ederim.

    İyi çalışmalar
    Selçuk Sanbay
    Her türlü alerjinin sebebi bağırsak mantarlarının veya midede ki halikobakter pylorinin üretmiş olduğu toksik maddeler nedeniyle histamin kortizon dengesinin bozulmasından kaynaklanır.KEKİK FORTE, SİNİRLİ OT FORTE, Gökçek Aloe Vera JEL ve Gökçek tentür, BRONŞİT çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

    www.bitkiseltedavi.com

  6. #6
    xsuleyman Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    3

    Standart

    İbrahim bey, Benim 8 yaşındaki oğlumda sürekli boğaz enfeksiyonları oluyor. 2 sene önce zatüre başlangıcı geçirdi. Kış aylarında ne kadar dikkat etsek çok sık hastalanıyor. Son 1 aydır pek birşeyi yok gibi görünüyordu. Birden bir gün içerisinde öksürük ve hırıltı başladı. Doktora götürdük Astım olduğunu söyledi. Bademcikleri sürekli şişiyor. Çok halsiz. Boğaz enfeksiyonlarından korusun diye 3 haftada bir Depo Penisilin de kullandığımız halde çok rahatsızlanıyor. Hangi ürünlerinizden nasıl kullanmamız lazım. Çocuklar için kullanım şekli nasıl olmalı. Teşekkür ederim.

  7. #7
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.969

    Standart

    Alıntı xsuleyman Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İbrahim bey, Benim 8 yaşındaki oğlumda sürekli boğaz enfeksiyonları oluyor. 2 sene önce zatüre başlangıcı geçirdi. Kış aylarında ne kadar dikkat etsek çok sık hastalanıyor. Son 1 aydır pek birşeyi yok gibi görünüyordu. Birden bir gün içerisinde öksürük ve hırıltı başladı. Doktora götürdük Astım olduğunu söyledi. Bademcikleri sürekli şişiyor. Çok halsiz. Boğaz enfeksiyonlarından korusun diye 3 haftada bir Depo Penisilin de kullandığımız halde çok rahatsızlanıyor. Hangi ürünlerinizden nasıl kullanmamız lazım. Çocuklar için kullanım şekli nasıl olmalı. Teşekkür ederim.
    Antibiyotik kullanmak çok ağır hastalıkları tetikler.KEKİK FORTE, SİNİRLİ OT FORTE, Gökçek Aloe Vera JEL ve Gökçek tentür, BRONŞİT çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

    www.bitkiseltedavi.com

  8. #8
    yildiz1978 Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    2

    Standart

    HOCAM SELAMLAR bende kronık broşiyal astım var küççükken geçirdiğim zatureden kalmış ve devam edıyor son 1 yıldır tekrar bır zature geçirdim ve çok sık hastalanıyorum sureklı numune hastanesı acılıne gıdıp oksıjen ve ılaçlar almak zorunda kalıyorum aynı zamanda kullandıgım bır ilacımda var bu kronık rahatsızlıktan kulrulmam mumkunmu?, mümkunse nasıl kurulabılırım?teşekkur edrım saygılar

  9. #9
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.969

    Standart

    Alıntı yildiz1978 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    HOCAM SELAMLAR bende kronık broşiyal astım var küççükken geçirdiğim zatureden kalmış ve devam edıyor son 1 yıldır tekrar bır zature geçirdim ve çok sık hastalanıyorum sureklı numune hastanesı acılıne gıdıp oksıjen ve ılaçlar almak zorunda kalıyorum aynı zamanda kullandıgım bır ilacımda var bu kronık rahatsızlıktan kulrulmam mumkunmu?, mümkunse nasıl kurulabılırım?teşekkur edrım saygılar
    KEKİK FORTE, SİNİRLİ OT FORTE, Gökçek Aloe Vera JEL ve Gökçek tentür, BRONŞİT çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

    www.bitkiseltedavi.com

  10. #10
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.703

    Standart Astım(Bronşiyal Astım)

    Bronşiyal astım nefes darlığı (solu ma güçlüğü), öksürük ve bazen de koyu kıvamlı balgam çıkarmayla seyreden, akut ya da subakut dönemlerle belirle nen bir hastalıktır. Belirtileri, bronş du varındaki kasların yaygın kasılmasına bağlıdır. Kasılmayla birlikte bronş ka nalını daraltan mukoza şişmesi (ödemi) gözlenir. Ayrıca, hafif yapışkan özellik te, koyu kıvamlı bir salgı üreten solu num yollan bezlerinin işlevi de artar.
    NEDENLERİ
    Astımın dış ve iç nedenlere bağlı iki türü bilinir. Organizmaya dışardan gi ren alerjik nitelikli etkenler dış neden lere bağlı astıma; enfeksiyonlardaki gi bi hastanın vücudunda bulunan etken ler ise iç nedenlere bağlı astıma yol açar.
    Bronşiyal astım daha çok alerjik bir hastalık olarak bilinir, ama hastalığın Üçüncü bir türünden daha söz edilmeli dir. Astım olgularının üçüncü türü, so lunum yolu enfeksiyonlarının kötü so nuçlarına bağlıdır, bu durum özellikle çok genç ya da çok yaşlı kişilerde görü lür. Etkenleri genellikle bakteri ya da virüsler olan enfeksiyonlar sıradan bir soğuk algmlığındaki gibi görece hafif gidişil olabilir. Ama görünürde çok sı radan olan bu hastalık tabloları sessizce astıma doğru ilerler. Bronşiyal astımı olan hastaların üçte birinde, ruhsal ve duygusal gerginlikler de önemli bir ne den oluşturur.
    Bronşiyal astımla ruhsal süreçler arasındaki karşılıklı etkileşim oldukça karmaşıktır. Duygusal değişimler astım nöbetlerim başlatmakla kalmaz, aynı zamanda alerjik ya da enfeksiyona bağ lı astım biçimlerinin şiddetini artırarak ya da azaltarak nöbetlerin klinik tablosunu da değiştirebilirler. Bronşiyal as tım yaşamın herhangi bir döneminde ortaya çıkabilir, ama olguların üçte biri ergenlik döneminden önce başlar ve ileri yaşlarda sıklığı azalır. Kentsel alanlarda yaşayanlara oranla, kırsal bölge nüfusunda daha az görülür; hava kirliliği oranı yüksek olan ortamlarda Çalışan ya da yaşayanlarda daha yay gın dır.
    BELİRTİLERİ
    Hastalığın başlangıcı birden başlayan astım nöbeti biçiminde olabilir. Ama nöbet öncesinde, hafif bir soğuk algınlı ğına benzeyen bazı geçici belirtiler de görülebilir. Göğüs kemiği çevresinde ağrı nöbeti, bronşlarda balgam artışı, solunum güçlüğü, göğüste baskı duygusu gibi bulguların kaynağı bazı kokular, bazı maddeler ya da hayvanlar olabilir. Huzursuz, sıkıntılı, çöküntü içinde ve uykusuz olan hasta astım nöbetinin ilk belirtilerini genellikle iyi tanır. Astım nöbetinin en sık görülen ilk bulguların dan biri koku duyusunun yitirilmesidir; nöbetin sonlarına doğru bu duyu genel likle geri gelir. Nöbetlerin tipik tablosu balgamsız hırıltılı bir solunum, göğüste sıkışma ve boğulma duygusu ile başlar; daha sonra boğulma duygusu, sıkıntılı bir hava açlığına dönüşür, hasta giderek artan bir korkuyla tüm çabalarına kar şın, etkili solunum yapamaz, göğüs ka fesinin genişlemesinin engellendiğini zanneder. Korkulu, gergin ve huzursuz olan hasta, solunumunu kolaylaştırac ak bir konum arar. Yataktaysa, kollarını şilteye doğru uzatıp, omuzlarını yüksek tutmaya çalışarak oturur; ayaktaysa ha va arayışı içinde sıkıntılı bir şekilde dö nüp durur, pencereden dışarı sarkar ya da bir sandalyeye ata biner konumda oturarak, yardımcı solunum kaslarının işini kolaylaştıracak biçimde sandalye nin sırt kısmını sıkıca sarar. Yüzü solgunlaşır ve moranr, gözleri dışarı fırlar, konuşma güçlüğü çeker. Boyun, göğüs ve karındaki yardımcı solunum kasları gergindir; genişleyen göğüs kafesi yal nız çok yüzeyel ve sınırlı solunum ha reketleri yapar. Soluk alma kısa süreli dir, çok az hava alabilir ve aldığı hava yı hemen dışarı verir. Solunum yollan gerilmiş olduğu için, hava zorlukla dı şarı verilirken ıslık gibi bir ses çıkar.
    Bronşiyal astım nöbetlerinin süresi oldukça değişkendir: Birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir. Solunum yavaş yavaş normale döner, sıkıntı yeri ni bir rahatlama duygusuna biralar. Ağır tehlike şimdilik aşılmıştır, yüz çiz gileri yumuşar, öksürükle birlikte son derece yapışkan, beyaz renkli bir bal gam çıkarılır; kas gerginliği kaybolur. Derin bir yorgunluk duygusuyla hasta uykuya dalar. Nöbetin sonunda genel likle fazla miktarda açık renkli bir idrar çıkarılır.
    Astım krizinin geçmesiyle hasta nor male dönerek olağan etkinliklerini sür dürebilir. Ama şiddetli astım türlerinde, nöbetler sık olduğundan nöbet aralarında da en küçük bir güç harcamayla artan soluma güçlüğü ve hırıltılı solunum gibi bazı hafif temel belirtiler sürebilir. Uy gun bir biçimde tedavi edilmezse bron şiyal astım, nöbetler halinde gelen bir hastalık olmaktan çıkıp, kalıcı bir hal alır ve gerçek bir “astmatik hastalığa” dönüşür: Artık solunum güçlüğü süreklidir; hasta her zaman hırıltılı olan öksü rükle bronşlarda sürekli bulunan balga mı atmaya çalışır; en ufak bir yorgun luk, heyecan, ısı değişimi, hastalık belir tilerinin şiddetlenmesine yol açar.
    ASTIM NÖBETİ NEDENLERİ
    Astım nöbetinin nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, bazı kişisel özel likler dikkate alınmalıdır. Bazı insanlar belirli alerji uyarıcı maddelere (alerjen) karşı aşırı duyarlıdır. Bu durum orga nizmanın özgün antikorlar denen bazı maddeler oluşturmasına neden olur; bunlar daha sonra alerjenlerle karşıla şınca astım nöbetlerini başlatır.
    Olguların büyük bir bölümünde so lunan hava aracılığıyla akciğerlere ula şan alerjen madde, hücrelere yapışık olarak bulunan antikorlarla karşılaştı ğında, akciğer dokusunun tüm bileşen lerinin katıldığı, bir dizi ani gelişen sü reç başlar. En ince bronş dallarının çev resindeki dairesel düz kas lifleri kasıla rak büzülürler ve böylece hava ile kan arasında gaz alışverişinin (karbon diok-sitin atılarak oksijenin alınması) gerçek leştiği hava keseciklerine (alveol) ula şan havanın geçtiği alan daralır! Bronş ların içini örten mukoza şişer (ödem) ve gergin bir görünüm alarak havanın geçi şini daha da zorlaştırır; ayrıca, mukus salgılayan hücrelerin salgılan artar. Bronş mukozasında çok sayıda, mukus salgılayan hücre vardır; normal koşul larda çok yararlıdırlar, çünkü bunların salgılan solunum yollarını temizler. As tım nöbetlerinde ise yapışkan ve koyu kıvamlı aşırı mukus salgılayarak, zaten kasılmış durumdaki küçük bronşların iyice tıkanmasına ve durumun daha da kötüleşmesine neden olurlar.
    Bir astım nöbetini başlatan en önemli süreçler, bronş kaslarının kasıl ması; mukoza şişmesi (ödem); aşın ve koyu kıvamlı salgüanmasıdır.
    Bu durum, solunum güçlüğünü, mo rarmayı (siyanoz), hrnltılı solunumu ve ıslıksı sesleri açıklar. Göğüs kafesi ve diyafram kaslarının gerilmesi göğüs ka fesinin hareketlerini güçleştirir. Astım hastası nöbet sırasında, solunum kasla rının tüm güçlerini ortaya koymasını sağlayacak ve havalanma etkinliğini ko laylaştıracak en uygun durumu alır.Alerjik astım nöbetlerinden sorumlu uyaranlar, organizmaya değişik yollar dan giren alerjenlerdir. En yaygınlann-dan en alışılmadık ve az olanlanna ka dar çeşitli maddeler alerjen etki göste rebilir; bu maddeler ne kadar yaygın ise bunlarla karşılaşma ve nöbetin başlama olasılığı da o ölçüde fazla olacaktır.
    Astım olgularının yüzde 80-90′mda, sorumlu alerjenler havayla solunan maddelerdir (pnömoalerjenler); en yay gın olanları çiçek ve bitki tozları, hay-vanlann üst deri oluşundan, yani kedi, köpek, keçi, at, koyun kıllan ya da ke pekleri, atlann yelekılları, yataklarda kullanılan yünler, kuşların tüyleri, tahıl unu, bitkisel lifler (keten, pamuk, kene vir), ev tozlarıdır.
    Besinlerdeki alerjen maddeler ge nellikle çocuklardaki astım nöbetlerin den sorumludur, erişkinlerde daha az etkilidirler. Yaygın olarak alerji yapan besinler yumurta, süt ve süt ürünleri, et, balık, zelerdir (örneğin ıspanak). Ama astımı ortaya çıkaran tek etkenin besin olması çok az görülen bir durumdur.
    TANI
    Tipik olgularda bronşiyal astım tanısı zor değildir. Yukanda tanımlanan ve bu hastalığa özgü belirtilerle seyreden nöbetler, beyaz, incimsi balgam vb be lirtiler hastalığın kolayca tanınmasını sağlar. Oysa atipik astım biçimlerinin tamsı daha güçtür; kalp astımı ve boğ maca gibi solunum güçlüğüne yol açan başka hastalıklarla ayıncı tanı yapılma lıdır.
    Alerjik astım tanısı açısından yararlı olan birçok yöntem vardır. Astımı başla tan alerjenlerin araştırılması, gerek deri gerekse solunum yoluyla yapılabilir.
    Deri testleri iki tanedir; biri iğne (prick test) ya da çizme (scratch test) ile yapılan deri tepkimesi, öteki ise deriiçi

    (intraderma) tepkimedir. İğne testi, aler-jen olduğu düşünülen maddenin derinin çizildiği noktaya verilmesidir, ikinci test ise deri içine az miktarda alerjen şı rınga edilerek yapılır. Kurdeşen dökün*tülerine benzeyen kızarıklık (eritem) ve şişliğin görülmesi olumlu tepkime anla mına gelir; bu belirtiler 10-20 dakika içinde en yüksek düzeye ulaşır ve 1-2 saat sonra kaybolur. Kuşkulu olgularda sonuçlan yorumlamaya yardım eden ka şıntı da ek bir belirtidir. Antihistaminik-ler, kortizon ve bazılarına göre tüm anti-astmatikler bu tepkimelerin olumsuz so nuç vermesine neden olur. Bu açıdan alerjik incelemenin her tür tedavinin ke silmesinden 26-30 gün sonra, astım nö beti ya da hastalık belirtisi görülmeyen bir zamanda yapılması önerilir. Üç ya şın altındaki çocuklarda alerji testleri, genellikle güvenilir sonuçlar vermez.
    Alerjenlerin solunum yoluyla araştı rılmasında, astım nöbetlerinden sorum lu olduğu düşünülen maddeler hastaya solunum yoluyla verilir. Solumadan Ön ce ve sonra yapılan işlevsel deney so*nuçlan karşılaştırılır. Olumlu sonuçla nan olgularda, göğüs kafesi ve akciğer esnekliğinde azalma, hava akımına di rençte artma olduğu anlaşılır. Solunum yoluyla yapılan testler çok karmaşıktır. Gene oldukça karmaşık olan başka test ler de vardır. Hasta serumunun sağlıklı bir kişinin derisi içine şırınga edilmesi ve daha sonra da alerjen olduğu sanılan maddenin aynı kişiye verilmesiyle yapı lan Prausnitz-Küstner testi; IgE denilen özgün immünğlobülinlerin serum dü zeylerinin saptanması; insan lökositi çö zeltisinden histamin serbestleşmesi tes ti; bazofillerin degranülasyon testi bun lardan bazısıdır.
    Kanda eozinofillerin (bir akyuvar türü) sayımı tanı açısından yararlıdır. Hastalığın ara dönemlerinde bu hücrele rin sayısı genellikle yüksektir.varlarının gerilmesiyle kesecik içi ba sınç yükselmesi neden olur. Uzun erim de, akciğer amfizemi kalp ya da kalp-akciğer yetmezliğine yol açar. Bronşi-yal astımın çok sık görülmeyen bir baş ka komplikasyonu astım nöbetleri sıra sında hava kesecikleri içinde oluşan ba sınç yükselmesi sonucunda amıîzemli alanlardaki kabarcıkların yırtılmasıyla akciğer zan (plevra) boşluğuna hava girmesidir (pnömotoraks). Son olarak zatürree gelişebilir; amfizemle birlikte olduğunda oldukça ağır seyreder ve kronik astımlılarda sık görülen bir ölüm nedenim oluşturur
    GİDİŞİ
    Bronşiyal astımın gidişi çok değişken dir. Zamanla ve uygun tedavi sonrasın da bütünüyle iyileşen hastalar sık görül mez. İlk ya da ikinci çocukluk evresin de başlayan hastalığın erişkin evrede ortadan kalktığı bazı olgular olabilir. Astım nöbetinin ürkütücü boyutlarına karşın, ölümle sonuçlanan olgulann sa yısı çok azdır.
    TEDAVİ
    Astımda tedavinin iki amacı vardır: 1) Bronş kaslarının kasılmasının giderilme si, bronş mukozasında ödemin ve mukus salgısının azaltılmasıyla astım nöbetinin denetlenmesi (semptomatik tedavi); 2) duyarlı olunan etkenlerden (çiçek tozları, ev tozlan vb) korunarak duyarsızlaş tırma, ruhsal etkenlerin belirleyici oldu ğu olgularda ruhsal tedavi ile nedenlerin ortadan kaldınlması (özgül tedavi).
    Duyarsızlaştırma tedavisinde alerjik madde özütü giderek artan dozlarda has taya şınnga edilir. Tedavi organizmanın söz konusu maddeye duyarlılığının orta dan kalkmasına değin sürer. Başarılı bir sonucun elde edilebilmesi için bu teda vinin en az 3-4 yıl sürdürülmesi gerekir. Bronş enfeksiyonlanyla birlikte görü len, içsel etkenlere bağh astım biçimle rinde en etkili koruyucu tedavi, antibi yotik tedavisidir. En uygun antibiyotik ler geniş spektrumlu olanlar ve bronş kasılmalarını ağırlaştıracak yerel duyar lılık süreçlerine yol açmayanlardır.
    Ruhsal tedavi özellikle çocuklann bronşiyal astımlarında yararlıdır, bu ço cuklarda ruhsal etkenin hastalığın en önemli nedeni olduğu ortaya konmuş tur. Bu gibi durumlarda ortam değişik liklerini öngören bir tedavi yaklaşımı çok iyi sonuçlar verir.
    Bazı olgularda anne babanın da ruh-bilim muayenesinden geçmesi ve gere kirse tedavi görmesi gerekebilir. Anne babanın duygusal sorunlan varsa bunlar çözüme ulaştırılmalıdır. Aksi durumda çocuğun kişiliğinin gelişmesi olumsuz etkilenir, hastalık şiddetlenme eğilimi gösterir. Çocuğun astımında duygusal bileşenlerin bulunmadığı, alerjik ya da enfeksiyona bağlı olduğunda bile anne baba bir psikologla görüşmelidir; böy lece reddetme ya da aşırı koruyucu ta vırlar geliştirmeden çocuklarının hasta lığını gerçekçi bir biçimde kabullenme leri sağlanabilir.
    KOMPLÎKASYONLAR
    En önemli ve sık görülen komplikasyon, akciğerde amfizem gelişimidir. Bu durumda, akciğerin esnek yapısını yitir-mesiyle birlikte küçük bronş ve hava keseciklerinde kalıcı bir genişleme gö rülür.

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 19
    Son Mesaj : 08-27-2013, 15:50
  2. Cevaplar: 8
    Son Mesaj : 01-02-2012, 10:31
  3. Cevaplar: 8
    Son Mesaj : 01-02-2012, 10:28
  4. Cevaplar: 8
    Son Mesaj : 01-02-2012, 10:26
  5. Cevaplar: 6
    Son Mesaj : 09-19-2011, 07:51

Visitors found this page by searching for:

astım için hangi bölüme gidilmeli

astım bronşit bitkisel tedavi

bronşit ilerlerse ne olur

astım hastalığı hangi dönemlerde şiddetlenirfaranjit ilerlerse ne olurbronşite ne iyi gelir uzmantvastım ilerlerse ne olurastım hangi dönemlerde şiddetlenirboğaza balgam yapışmasıastım bronşit bitkisel tedavisibronşlarda ağrıbronşite ne iyi gelir uzman tvastım bronşitin bitkisel tedavisibronşkaastım hangi bölümbronşitte terleme olur muboğaza yapışan balgamastım bronşit ilerlerse ne olurbronşitin astıma dönüşmesiastım bronşite ne iyi geliriltihaplı astımastım bronşit için bitkisel tedaviastım bronşit doğal tedaviastım bitkisel tedavibronşlar

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168