Sayfa 1 Toplam 4 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
Toplam 39 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Behçet hastalığı, behçet sendromu, damar iltihabı

  1. #1
    biroybil Çevrimd??? Administrator
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    108

    Standart Behçet hastalığı, behçet sendromu, damar iltihabı










    Behçet Hastalığı

    Genel Bilgiler
    İlk kez 1937 yılında bir Türk doktoru olan Hulusi Behçet tarafından tanımlanmıştır. Tıp Dünyasında bir Türk doktoru tarafından tanımlanan nadir hastalıklardan birisidir.
    Behçet hastalığının en tipik özelliği, ağızda tekrarlayan aft adı verilen yaralar olmasıdır.

    Ağız yaraları
    Ağız yaralarına hemen hemen her hastada rastlanır ancak % 1 - 3 gibi az bir kısım hastada ağızda yara şeklinde bir belirti görülmeksizin hastalığın diğer belirtileri görülebilir. Genellikle ağızdaki yaralar hastalığın ilk belirtileridir ve diğer belirtiler ortaya çıkmadan yıllarca aft yakınması bulunan hastalar az değildir. Behçetteki ağız yaraları, tekrarlayıcı basit aftlardan ayırd edilemez ise de çok sayıda olmaları ve daha sık nüks etmeleri gibi farklılıklar vardır. Behçette aftlar genellikle ayda bir veya birkaç kez tekrarlar ve bir kaç gün içersinde iyileşirler.

    Cinsel Bölge Yaraları
    Behçet hastalığının diğer bir belirtisi de genital bölgede tekrarlayan yaralardır. bu yaralar küçük, deriden kabarık kırmızılık veya sivilce halinde başlar ve bunu, çabucak zımba ile delinmiş görünümde ve yavaş iyileşen yaranın gelişmesi izler. Bu yaralar hemen her zaman yerlerinde iz bırakarak iyileşirler. Genital bölge yaraları aftlara göre sayıca daha az ve daha uzun sürede iyileşirler.

    Deri Belirtileri
    Behçet hastalığında, koltuk altları ve kasıklar gibi büyük kıvrım yerlerinde de benzer yaralara zaman zaman rastlanabilir.
    1. Kırmızı ve ağrılı yumrular şeklinde oluşumlar.
    2. Sivilce benzeri belirtiler.
    3. Deri damarlarının hastalanmasıyla ilgili belirtiler.

    Göz Belirtileri
    En önemli organ tutulmalarından biri olan gözdeki iltihaplanma hastaların yarısında tespit edilir. Gözde kanlanma ve bulanık görme şeklinde kendini gösterir. Erkeklerde ve genç kisilerde göz belirtileri daha sık ve daha ağır seyrederken, kadınlarda ve yaşlılarda daha seyrek ve daha hafiftir seyreder. Göz belirtileri bazan körlüğe kadar gidebilir.

    Bu belirtilerin dışında Behçet hastalarının hemen hemen yarısında eklem ağrısı ve eklemlerde şişme gibi şikayetler, beyin hastalıkları, böbrek iltihabı, damar tıkanma ve genişlemeleri de görülebilir.
    Behcet hastalığı daha çok 20-30 yaşlarda ve erkeklerde görülür. Türkler, Araplar, Yahudiler, Ermeniler ve Japonlarda daha sık görülür. Behçet hastalığının en karakteristik özelliklerinden birisi ataklar halinde seyretmesidir. Yaşla birlikte hastalığın aktivitesi azalır. Behçet hastalığının nedeni bilinmemektedir. Tedavi hastalığın etkilediği organa göre değişir. Tedavi kesinlikle doktor kontrolünde yapılmalıdır. Genetik biliminde sağlanacak gelişmeler Behçet hastalığının tedavisinde yeni ufuklara yol açacaktır. Behçet hastalığının en tipik özelliğinin ağızda tekrarlayan yaralar olduğu unutulmamalı ve bu yakınmaları olan hastaların mutlaka Behçet hastalığı yönünden araştırılması gereklidir.

    Behçet, aslında bir hastalık değil tıbbi adı ile "sendrom" dur, ancak anlaşılır olması nedeni ile "hastalık" olarak yazılmıştır.

    Doç. Dr. Tekin Akpolat

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    www.bitkiseltedavi.com

  2. #2
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.814

    Standart


    Alıntı hasan27 Nickli Üyeden Alıntı
    Ben Hasan Yücel annemin Behçet hastalığı nedeniyle araştırma yaparken İbrahim beyin sitesini gördüm. Annem 55 yaşında ve tam 15 senedir, behçet hastalığı nedeniyle kulanmadığı ilaç kalmadı. Annem için Gökçek İksir, Gökçek Tonik ve Gökçek Behçet çayı siparişi verdim. Siparişler hemen bir gün sonra geldi. Annem tonik, iksir ve çayı kulanmaya başladı. Evet birinci haftada iyileşmeye başladı. Hem yeniden tonik siparişi vermek hem de İbrahim beyle tanışmak için işyerine gittim. Bu konudaki açıklamalarını dinledim. Doğrusu hiç duymadığım curuf, asidoz, kanın asitlenmesi, et ve et mamüleri, peynir, hamurlu yiyecekler, kola, siyah çay ve kahvenin zararlarını anlatı. Çok ilginç açıklamalar doğrusu hayret ettim.
    Behçet hastalığına karşı Gökçek İksiri kulanılırsa immün sistemini güçlendirir.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    www.bitkiseltedavi.com

  3. #3
    elaser Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Apr 2006
    Mesajlar
    2

    Standart chron

    bana chron hastalığı teşhisi kondu...
    ameliyatla bağırsamığın bir kısmı ve çekum alındı..
    salofalk diye bir ilaç içiyorum sürekli...

    bu hastalığa iyi gecelecek bitkisel tedavi nedir..
    yardımcı olursanız sevinirim....

    şimdiden teşekkürler

  4. #4
    deremurat19 Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Apr 2006
    Mesajlar
    1

    Thumbs up Behçet Hastalığı ve bitkisel tedavisi uygulaması

    fdsffffffffffsdvghtyh
    www.bitkiseltedavi.com

  5. #5
    Üyelik tarihi
    Apr 2006
    Mesajlar
    3

    Standart

    Öncelikle verdiğiniz değerli bilgiler için teşekkür ederim.Verdiğiniz şifalı bitkilerin kullanımı nasıl olmalıdır? İyi bir tedavi için ne kadar kullanılmalıdır ve hangi dozda alınmalıdır?

    Teşekkürler
    www.bitkiseltedavi.com

  6. #6
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.629

    Standart Behçet Hastalığı

    Behçet Hastalığı
    Behçet Hastalığı birden fazla organ sistemini ilgilendiren, kronik ve kesin tedavisi olmayan bir hastalıktır. Ülkemizde oldukça sık görülür. "Behçet" ismi onu 1937 yılında ilk defa tanımlamış olan ünlü Türk bilim adamı Hulusi Behçet'ten gelmektedir.

    Behçet Hastalığı özellikle ülkemizde ve Akdeniz ülkelerinde sık görülür.

    Hastalığın temel belirti ve bulguları şöyledir:
    Ağızda tekrarlayan aftlar (ülserler),
    Genital bölgelerde (cinsel organ çevresinde) yara bırakan ağrılı ülserler,
    Gözde üveit (gözün iç yapılarında iltihap)
    Bunlara ilave olarak:
    Eklem iltihapları (artrit)
    Damar iltihapları (vaskülit)
    Anevrizmalar
    Pıhtılaşma eğilimi

    Behçet Hastalığı hangi sorunlara yol açar?
    Körlük: Tedavisi ihmal edilen kimselerde bir kaç sene içinde üveit ve retina damarlarındaki iltihapla birlikte körlük meydana gelir.
    Nörolojik Sorunlar: Beyin ve meninkslerdeki lezyonlar sonucu ilerleyici felçler, kişilik değişiklikleri, menenjit ve demans gelişebilir.
    Vasküler Hastalıklar: Damar iltihapları, anevrizmalar ve ölümcül anevrizma yırtıkları meydana gelebilir. Akciğerde vasküler tutulum olduğunda öksürükle birlikte kan gelebilir.

    Behçet Hastalığı'nın Tanısı
    Tanı için herhangi bir laboratuvar incelemesi kullanılmaz. Tanı genellikle klinik olarak konur, yani şikayetler ve bulgular doğrultusunda konur. Ancak diğer hastalıkların olmadığından emin olmak için tetkik yapılabilir.

    Tedavisi
    Behçet hastalığının kesin tedavisi yoktur. Çünkü söz konusu yaygın inflamasyonuna neyin sebep olduğu bilinmemektedir. Fakat kolşisin, kortikosteroid ve immün süpresör ilaçlarla mevcut iltihabın ilerlemesi durdurulabilir. Ayrıca ağızdaki ve genital bölgelerdeki yaralara kolşisinin iyi gelmektedir.

    Behçet hastalığının neden olabileceği sorunların takibi şarttır. Örneğin üveit için her 6 ayda bir göz doktoruna gitmek gerekir. Gastroenterologlar da şüphelenirlerse sindirim sistemindeki ülserler için endoskopi yapabilirler.

    Medikal tedavinin -yani İlaçla tedavinin- yanı sıra eğer anevrizma gelişmise cerrahi müdahale de gerekebilir.

    Sonuç olarak
    Behçet hastalığı düzenli takiplerle kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Behçet hastalarının düzenli ilaç kullanmaları ve herhangi bir nedenle bir doktora gittikleri zaman Behçet hastası olduklarını söylemeleri gerekir.


    Sağlıklı ve mutlu günler dileğiyle.

  7. #7
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.629

    Standart

    BEHÇET HASTALIĞI OLAN HASTALAR

    BEHÇET HASTALIĞI NASIL BİR HASTALIKTIR?
    Behçet hastalığı, vücudun belirli bölgelerinde tekrarlayan iltihaplanmalara neden olan, sebebini bilmediğimiz bir hastalıktır.
    İlk olarak ağızda ve kasıklarda (genital bölgede) tekrarlayan aft şeklinde yaralar ve gözde iltihaplanma yapan bir hastalık olarak tanımlanmıştır. Bugün Behçet hastalığının vücutta hemen bütün sistemleri etkileyebilen, eklemler, atar ve toplardamarlar, kalp, akciğer, beyin, mide ve bağırsaklar gibi organlarda tekrarlayan iltihap ataklarına bağlı belirtilere neden olabilen bir hastalık olduğu bilinmektedir. Hastalık belirtileri farklı organlarda ataklar şeklinde ortaya çıkmakta ve bazı belirtiler uzun süre devam etse bile arada şikayetsiz dönemler görülebilmektedir.

    BEHÇET HASTALIĞI ADI NEREDEN GELİYOR?
    Yüzyıllar boyunca, Behçet hastalığının çeşitli belirtileri farklı hekimler tarafından gözlenmişse de, "ağızda ve genital bölgede tekrarlayan aft şeklinde yaralar ile birlikte gözde iltihaplanma"nın başlı başına bir hastalığın belirtileri olduğunu ilk kez ortaya atan Prof. Dr. Hulusi Behçet olmuştur. İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Dermatoloji (Deri Hastalıkları ) Kürsüsü'nün başkanı olan Prof. Dr. Hulusi Behçet bu hastalığı 1937 yılında tanımlamıştır ve hastalık bütün dünyada hocamızın adı ile anılmaktadır.

    BEHÇET HASTALIĞININ NEDENİNİ BİLİYOR MUYUZ?
    Behçet hastalığının nedenini ya da nedenlerini bilmiyoruz. Fakat günümüze kadar yapılan çalışmalar sonucunda, bu hastalığın gelişmesinde iki önemli faktörün rolünün olduğunu düşünüyoruz

    Genetik / ırsi yatkınlık:
    Behçet hastalarının yakın aile bireyleri arasında, bu hastalığın görülme olasılığı artmaktadır. Behçet hastalığı kalıtımsal bir hastalık değildir. Fakat, bazı genleri taşıyor olmanın Behçet hastalığının gelişmesine katkıda bulunduğu bilinmektedir. Bunlar arasında ilk tanımlananı ve en iyi bilineni bir doku grubu antijeni olan HLA-B51'dir. Ülkemizde sağlıklı insanların %20-24'ü de bu doku grubu antijenini taşımaktadır. Bu nedenle, HLA-B51 veya şu an için bilmediğimiz diğer yatkınlık genlerini taşıyan herkeste Behçet hastalığı oluşmaz. Bu genleri taşıyor olmak, sadece diğer insanlara göre Behçet hastalığının gelişme olasılığını artırmaktadır.

    Çevresel faktörler:
    Çeşitli çevresel faktörlerin, özellikle de bazı mikropların hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Bu konuda en çok suçlananlardan birisi, ağız içinde normal şartlarda da bulunabilen bazı Streptokok mikroplarıdır. Dişlerde apse, diş çekimi veya boğaz iltihabı sonrasında Behçet hastalığı belirtileri ortaya çıkabilmesi veya hastalık belirtilerinde alevlenme görülmesi bu görüşü desteklemektedir. Ayrıca uçuk (Herpes) virüsü de ağızda ve genital bölgede Behçet hastalığında görülenlere benzeyen yaralar yapabildiğinden, sıkça hastalık nedeni olarak suçlanmıştır.
    Fakat sonuçta, Behçet hastalığı mikropların yaptığı bir hastalık değildir. Sadece genetik olarak yatkınlığı olan insanlarda, bazı mikroplar veya tam olarak bilmediğimiz başka çevresel nedenler bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkilemekte ve oluşan iltihap, hastalık belirtilerine yol açmaktadır.

    BEHÇET HASTALIĞI KİMLERDE GÖRÜLÜR?
    Behçet hastalığı, kadınlarda ve erkeklerde hemen hemen eşit oranda görülmekte ve belirtileri sıklıkla 20'li veya 30'lu yaşlarda başlamaktadır. Behçet hastalığı, erkeklerde ve gençlerde daha şiddetli seyredebilmektedir.
    Behçet hastalığı dünyada en sık ülkemizde görülmektedir. En son verilere göre, ülkemizde her 250 kişiden birisi Behçet hastasıdır. Ayrıca, Akdeniz kıyısındaki ve Orta Doğu'daki diğer ülkelerde ve Japonya'da da Behçet hastalığı sıkça görülürken, Kuzey Avrupa ve Amerika kıtasında çok seyrektir. Behçet hastalığının sık görüldüğü ülkeler tarihi İpek Yolu'na denk düştüğünden, bu hastalığa "İpek Yolu Hastalığı" diyenler de bulunmaktadır.

    BEHÇET HASTALIĞI HANGİ ORGANLARI ETKİLER VE BELİRTİLERİ NELERDİR?
    Behçet hastalığının sebebi henüz anlaşılamamış olmakla beraber, damarlarda iltihaplanma yaparak belirtilere neden olduğu bilinmektedir. Vücutta hemen bütün sistem ve organları etkileyebilmektedir.

    En sık görülen hastalık belirtileri şunlardır:
    Ağızda aft yaraları: Behçet hastalığının en sık görülen bulgusudur. Ağız içinde tekrarlayan yuvarlak veya oval, düzgün kenarlı, tabanı beyaz, kenarı kırmızı ve "aft" olarak isimlendirilen yaralardır. Genellikle dudak ve yanak içinde, dil kenarında, tabanında ve üzerinde, yumuşak damakta, bademcikler üzerinde veya yutakta görülebilir. Değişen sıklıkta tekrarlar ve genellikle 1-2 hafta içerisinde iz bırakmadan iyileşir. Ağız aftları başka hiçbir şikayeti olmayan insanlarda da sıkça (%5-15) görülmektedir ve bu basit aftlarla Behçet hastalığında görülen aftlar arasında bir fark yoktur.
    Genital ülserler: Genital bölgede (erkeklerde daha çok skrotum-torbalar/hayaların üzerinde, daha nadiren kamışta, kadınlarda daha çok büyük dudaklarda, daha nadiren küçük dudaklar veya hazne içerisinde) tekrarlayan yaralardır. Sivilce şeklinde başlayıp, hızla zımbayla delinmiş gibi keskin kenarlı, beyaz-sarı tabanlı yaralara dönüşür. Büyük ve derince olanlar iz bırakarak iyileşirler.
    Deri belirtileri: Deride ucu iltihaplı sivilceler görülebilir. Yüzde, göğüste, sırtta ergenlik sivilcelerine benzer sivilceler olur. Bacaklarda da, daha iri, etrafı kızarık sivilceler görülebilir. Bir diğer deri belirtisi eritema nodozum (eritemli nodül) dediğimiz ağrılı kızarık sertliklerdir. Daha çok bacaklarda diz altında görülmekle beraber, gövdede ve kollarda da çıkabilir. İyileşirken koyu renkte iz bırakabilirler. Kadınlarda daha çok görülür. Buna benzer bir başka deri belirtisi de derinin yüzeyel toplar damarlarının iltihabıdır (yüzeyel tromboflebit). Benzer şekilde ağrılı kızarık sertliklere neden olur. Yüzeyel tromboflebit ise erkek hastalarda daha çok görülür.
    Göz tutulumu: Behçet hastalığı özellikle gözün damar tabakasında "üveit" olarak isimlendirilen iltihaplanmaya ve/veya retina tabakasının damarlarının iltihaplanmasına neden olur. Hastaların yaklaşık yarısında ve tanı konduktan sonraki ilk yıllar içerisinde görülür. Tek gözde başlayabilirse de genellikle her iki gözü etkiler. Gözde kızarıklık, bulanık görme veya görme kaybı, uçuşmalar, göz çevresinde ağrı ve ışıktan rahatsız olma hissine neden olurlar. Tedavi edilmeden tekrarlayan ataklar görmede azalma veya kalıcı kayıplara neden olabilirler.
    Eklem belirtileri: Behçet hastalarının yaklaşık yarısında eklem iltihabı görülebilir. En çok diz olmak üzere, ayak bileği, el bileği, dirsek ile el ve ayağın küçük eklemlerinde şiş ve ağrı olabilir. Eklem iltihabı genellikle birkaç hafta-ay içerisinde iyileşirse de, bazı hastalarda kalıcı şekilde devam edebilir.
    Damarların iltihabı: Behçet hastalığında her cins ve büyüklükteki kan damarında iltihaplanma olabilir. Toplardamarların hastalığı çok daha sık görülür. Baldır, uyluk veya gövde içindeki büyük toplardamarların veya beyin içindeki kirli kanı toplayan sinüslerin iltihabı sonucunda, damar içinde pıhtılaşmalar oluşur (derin ven trombozu-tromboflebit). Tıkanan toplardamarın yerine göre baldırda, tek veya her iki bacakta, kollarda-yüzde şiş ve ağrıya neden olur. Beyin toplardamarlarının tıkanması da şiddetli başağrılarına yol açar. Atardamarlar tutulduğunda genellikle damar duvarının bütünlüğü bozulur ve damar dışına doğru baloncuklaşmalar (anevrizma) gelişir. Farklı atardamarlarda oluşan bu baloncuklar patlayarak önemli ve öldürücü olabilen kanamalara neden olabilir.
    Beyin tutulumu: Behçet hastalığında beyin toplar damarlarının iltihaplanması dışında, beyin dokusunda da ciddi iltihaplanmalar görülebilir ve tutulan yerin cinsine göre güçsüzlük, dengesizlik, vücüdun bir yarısının tutmaması gibi farklı belirtilere neden olabilir.
    Akciğer tutulumu: Akciğerlerde atardamarlarda baloncuklaşmalar veya akciğer dokusu içinde iltihaplanmalar görülebilir. Öksürükle kan tükürme-kanamaya yol açabilir.
    Mide-bağırsak sistemi: Ağızdakine benzer yaralar bütün mide-bağırsak sistemi boyunca görülebilir ve karın ağrılarına veya makattan kanamalara neden olabilir. Behçet hastalığının bu belirtisi ülkemizde seyrek olarak görülmektedir.

    BEHÇET HASTALIĞI HER HASTADA BENZER ŞEKİLDE Mİ SEYREDER?
    Behçet hastalığının bulguları ve şiddeti hastadan hastaya büyük değişkenlik gösterebilmektedir. Hastaların büyük çoğunluğunda deri ve mukozalara sınırlı belirtiler hastalığın ana şikayetlerini oluşturmaktadır. Göz belirtileri hastaların yaklaşık yarısında görülmekle beraber, sık tekrarlayarak ilerleyici seyir izleyen ve tedaviye iyi cevap vermeyen hastaların sayısı oldukça azdır. Aynı şekilde önemli bulgular kabul edilen beyin ve büyük damar iltihapları da hastalığın seyrek görülen belirtileridir. Behçet hastalığının seyrinin belirtileri, genç yaşta başlayan erkek hastalarda, kadın hastalara ve belirtileri daha ileri yaşlarda ortaya çıkan hastalara oranla genellikle daha ağır olduğu bilinmektedir.

    BEHÇET HASTALIĞININ TANISI NASIL KONUR?
    Behçet hastalığı tanısı koyduracak tek bir klinik ve laboratuar bulgusu yoktur. Behçet hastalığı ile ilişkili belirtilerin bir arada bulunması ve bunlara neden olabilecek bir başka hastalığın bulunmaması sayesinde Behçet hastalığı tanısı konabilmektedir. Deriye iğne batırarak yaptığımız ve 2 gün sonra iğne yerinde oluşan iltihabi cevabı gözleyerek değerlendirdiğimiz "paterji testi" de pozitif bulunduğunda tanı koymada çok yardımcı olmaktadır.
    Hastalığın erken dönemlerinde bütün belirtilerin aynı anda ortaya çıkmamasına veya hastayı gören hekimin Behçet hastalığı konusunda deneyiminin azlığına bağlı olarak tanıda gecikmeler olabilmektedir.

    BEHÇET HASTALIĞI TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?
    Behçet hastalığının şifa anlamında, yani hastalığı tamamen ortadan kaldırıcı bir tedavisi yoktur. Fakat, kullandığımız pek çok ilaç sayesinde hastalığın belirtilerini tedavi etmek, vücuttaki iltihabi reaksiyonu baskılamak, belirtilerin tekrarlama sıklığını ve şiddetini azaltmak mümkün olmaktadır.

    Bu amaçla sık kullandığımız ilaçların başlıcaları şunlardır:
    Kolşisin (Colchicum dispert, Kolsin): İltihabi reaksiyonu baskılar. Özellikle deri ve mukozalardaki belirtilerin, kısmen de eklem iltihabının tedavisinde yararlıdır.
    Kortikosteroidler (Prednol, Deltacortril, çeşitli göz damlaları, Kenakort orobase pomad): İltihabi reaksiyonu baskılayan en güçlü ilaçlardan birisidir. Özellikle göz, damar ve beyin hastalığı olduğunda değişen dozlarda kullanılmaktadır. Göz için damlaları, ağız ve genital bölgedeki yaralar için de pomad şeklinde olanları da sıkça kullanılmaktadır. Gerekli görüldüğünde iltihap bölgesine injeksiyon yaparak da uygulanabilmektedir.
    Bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar (Azatioprin-Imuran, siklosporin A-Sandimmun Neoral, siklofosfamid-Endoxan ve interferon gibi): Hastalığın göz, büyük damarlarda ve beyinde iltihaplanma gibi ciddi belirtileri olduğunda, kortikosteroidler gibi iltihabı baskılayıcı ilaçlar yanında bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların kullanılması da gerekmektedir. Bu ilaçların hem iltihabi reaksiyonun daha kolay baskılanmasını sağlamakta, hem de belirtilerin tekrarlamasını ve kalıcı hasar bırakmasını önleyici etkiler sağlamaktadırlar.
    Talidomid: Bu ilacın yatıştıcı etkileri yanısıra, özellikle ağız yaralarının tedavisinde çok etkili olduğu görülmüştür. Ciddi yan etkileri nedeniyle ancak kontrollü bir şekilde kullanımına izin verilmektedir.
    Diğerleri: Steroid olmayan romatizma ilaçları, levamizol, pentoksifilin, bazı antibiyotikler, göz bebeğini büyütücü damlalar vs gibi çok çeşitli ilaçlar da hastalığın farklı belirtilerinin tedavisinde kullanılmaktadır. Diğer tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen ciddi hastalarda deneysel olarak kullanılan ilaçlar da bulunmaktadır. Örneğin, iltihap mekanizmasının aracı moleküllerinden TNF'nin etkiniğini azaltmaya yönelik biyolojik alanlar (örneğin, infliksimab) ile çok olumlu sonuçlar elde edilmiştir.

    BEHÇET HASTALIĞININ TEDAVİSİ İÇİN SÜREKLİ İLAÇ KULLANMAK GEREKLİ Mİ?
    Tedavide kullandığımız ilaçlar, iltihap belirtilerini baskılamakla beraber, hastalığın kendisini tedavi etmemektedir. İlaçlar kullanıldıkları sürece etki göstererek iltihap belirtilerini baskılamakta ve yeni atakların oluşmasını engellemektedir. Bu nedenle, tedavinin uzun süreli olması zorunludur. Hekiminizin önerileri doğrultusunda, hastalığın seyrine göre tek veya birkaç ilacın birlikte ve size söylenen süre boyunca düzenli olarak alınması gerekmektedir.

    TEDAVİDE KULLANILAN İLAÇLARIN YAN ETKİLERİ VAR MI?
    Her ilacın bir veya birden çok yan etkisi bulunmaktadır. Tedavide kullandığımız ilaçlardan beklediğimiz yararların, ortaya çıkabilecek yan etkilerden fazla olması hedeflenir.
    Düzenli aralıklarla poliklinik kontrollerine gelmeniz ve istenen kan tahlillerini yaptırmanız, hastalığın nasıl seyrettiğini anlamamızı sağladığı gibi, bize ilaçların yan etkilerini kontrol etme şansını da verir. Örneğin kolşisin kemik iliği ve üreme organları üzerinde, kortikosteroidler mide-bağırsak sistemi, kemikler ve kalp-damarlar üzerinde, azatioprin kemik iliği ve karaciğer üzerinde, siklosporin böbrekler ve kalp-damarlar üzerinde çeşitli yan etkiler yapabilmektedir. Fakat, hekiminiz ilacınızı verirken size dikkat edeceğiniz konuları açıklayacak ve bu yan etkileri takip etmek için gerekli olan tahlilleri isteyecektir. Sizden beklediğimiz, hekiminizin önerilerine dikkatle uymanız ve takiplerinizi düzenli olarak yaptırmanızdır.

    BEHÇET HASTALIĞI BULAŞICI VEYA KALITSAL BİR HASTALIK MI?
    Behçet hastalığı bulaşıcı veya gerçek anlamda kalıtımsal bir hastalık değildir. Fakat, hastalık oluşmasını kolaylaştıran bazı genlerin varolduğu ve bu nedenle bazı ailelerde, yakın aile bireyleri arasında Behçet hastalığının daha sıkça görülebildiği bilinmektedir. Kardeşler arasında hastalık görülme oranı %4 civarındadır.

    BEHÇET HASTALIĞI OLANLAR ÇOCUK SAHİBİ OLABİLİRLER Mİ?
    Behçet hastalığı olanların çocuk sahibi olmaları için herhangi bir engel yoktur. Fakat tedavide kullandığımız bazı ilaçların yan etkileri nedeniyle, hekiminize danışmadan gebe kalınmamasını önermekteyiz.
    Behçet hastalarının gebelikleri de genellikle iyi seyretmekte, fakat doğum sonrası sıklıkla belirtiler artabilmektedir.
    Behçet hastalığı tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar sperm sayısını ve kalitesini etkileyebilmektedir. Bununla beraber, genellikle kalıcı bir soruna neden olmazlar ve doktorunuzun kontrolü altına ilaçlarda bir değişiklik yapıldığında bu belirtilerde düzelme görülür.

    BİLİNÇLİ BİR BEHÇET HASTASININ NELERE DİKKAT ETMESİ GEREKİR?

    Genel sağlığınıza dikkat edin. Stresten ve aşırı yorgunluktan uzak kalmaya bakın.
    Ağız temizliğinize dikkat edin. Çürük dişleriniz varsa mutlaka tedavi ettirin. Herhangi bir diş tedavisi yapılacaksa, önceden doktorunuzla temas kurun ve tedavi süresince gerekli koruyucu antibiyotikleri almaya çalışın.
    Ağız yaralarınızı artırdığını düşündüğünüz gıdalardan uzak durun.
    Ateşli bir hastalık geçirdiğinizde, vakit geçirmeden bir doktora başvurun ve size önerilen ilaçları kullanın.
    İlaçlarınızı size önerildiği şekilde ve düzenli olarak kullanın. İlaçlarla ilgili bir sorun veya kuşkunuz olduğunda, öncelikle kendi doktorunuza danışın. Bir başka hastadan, yakınlarınızdan ya da komşunuzdan duyduklarınızla hareket etmeyin.
    <LI>Yaşadığınız yerde bir Behçet hastalığı merkezi varsa, bu merkezin kayıtlı hastası olmanızda yarar vardır. Düzenli olarak kontrollere girmeniz çok önemlidir. Unutmayın ki, Behçet hastalığının belirtileri uygun tedavi ile genellikle kontrol altına alınabilmekte ve hastalık oldukça iyi seyretmektedir.

    BEHÇET HASTALIĞI KONUSUNDA YENİ GELİŞMELER VAR MI?
    HASTA OLARAK ÇALIŞMALARA KATKIDA BULUNABİLİR MİYİM?
    Behçet hastalığının nedenleri ve tedavisi ile ilgili sürekli araştırmalar yapılmakta ve bu çalışmalarda ülkemizin saygın bir yeri bulunmaktadır.
    Behçet hastalığı tedavi merkezlerinde, sizin yararınıza olabilecek her türlü yenilik izlenmekte ve vakit geçirmeden sizlere sunulmasına çalışılmaktadır.
    Bu konuda en önemli beklentimiz, takiplerinizi düzenli olarak sürdürmenizdir.
    Bu merkezlerde yürütülmekte olan çalışmalara katılarak Behçet hastalığının nedenlerinin daha iyi anlaşılmasına ve yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine yardımcı olmanız da mümkündür. Unutmayın ki, bu çalışmalara katılıp katılmamak tamamen sizin özgür iradenizle alacağınız karara bağlıdır ve vereceğiniz kararlar devam eden takip ve tedavinizi herhangi bir şekilde olumsuz yönde etkilemez.
    İ.Ü. Hasta Okulu Yayınları

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

    Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet
    Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.
    www.bitkiseltedavi.com

  8. #8
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.629

    Standart Ağızdaki her yara "Behçet hastası" değildir

    Ağızdaki her yara "Behçet hastası" değildir
    MUĞLA (İHA) - Ağız ile genital bölgelerde yaralara ve gözde iltihaba yol açan kronik bir hastalık olan Behçet hastalığının erkeklerde daha sık görüldüğü bildirildi.

    Hastalığın Türkiye'de görülme sıklığı 10 binde 37 olarak tespit edilirken, bir başka deyişle ülkemizde her 250 yetişkin kişiden birinin Behçet hastası olduğu belirtiliyor. Nedeni tam olarak bilinmediği için Behçet hastalığını tamamen geçiren veya yok eden bir tedavi henüz keşfedilemedi.

    Romatoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı, Romatoloji Derneği Genel Sekreteri Prof.Dr. Ayhan Dinç, ağzında yara çıkan herkesin Behçet hastalığı endişesine kapılmamasını önerdi. Dinç, Muğla'da düzenlenen Romatoloji Kongresi'nde yaptığı konuşmada, ilk kez 1937 yılında Türk Dermatoloji Profesörü Dr. Hulusi Behçet tarafından tanımlanan Behçet hastalığının temel tıp literatürüne Türk ismiyle geçen hastalıklardan biri olduğunu söyledi.

    Türkiye'de Behçet hastalığı konusunda çalışan çok sayıda akademisyen bulunduğunu belirten Dinç, Prof.Dr. Hasan Yazıcı'nın Dünya Behçet Konseyi başkanlığını başarıyla yürüttüğünü, çok sayıda Türk akademisyenin ise konseyin üyesi olduğunu bildirdi. Hastalığın ağızda oluşan yaralar ile kendisini gösterdiğini ifade eden Dinç, şöyle konuştu: "Bu durum her 6- 7 kişiden birinde görülüyor. Ancak tek başına gözüküyorsa buna Behçet demiyoruz buna sadece ağıza özgü başka bir hastalık diyoruz. Bu rahatsızlığa başka bulgular eşlik ediyorsa, yani sivilce bazı cilt bulguları, eklem şikayetleri, göz iltihabı, damar içi pıhtılaşmaları, beyin ve barsak problemleri eşlik ediyorsa o zaman hastalığa Behçet diyoruz."

    Ağız kenarında yara çıkan herkesin, 'Acaba Behçet hastası mıyım?' şeklinde gereksiz kaygılara kapıldığını anlatan Dinç, Behçet tanısını koyacak bir tanı testi bulunmadığını söyledi. Dinç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu hastalık için kullandığımız Behçet testi aslında cilt testidir, cilde iğne batırılarak yapılır. 100 hastanın 30'unda pozitif çıkar, o yüzden çok mantıklı değil, bu testle olup olmadığını anlamak. Biz bu hastaları geniş bir muayeneden geçirip fark etmediği bir bulgusu var mı diye bakarız.
    Eğer yoksa sadece ağzında yara olan bir hasta olarak kabul ediyoruz, takiplerde bunlardan herhangi bir belirti çıkarsa bize başvurmasını istiyoruz."
    Prof.Dr. Dinç, Akdeniz Ateşi rahatsızlığının daha çok Türkler, Araplar, Museviler ve Ermenilerde yoğun şekilde görüldüğünü söyledi. Hastalığın Türkiye'de Orta Anadolu Bölgesi, Tokat, Bayburt, Gümüşhane, Sivas'ta sık ortaya çıktığını ifade eden Dinç, şöyle konuştu: "Bazen hastalarımız, 'Biz Akdeniz'de değiliz bize niye bu isimli bir tanı koyuldu' diye soruyor. Bu isim Akdeniz Yahudilerinden geliyor. Bizim yaptığımız çalışmalarda da Anadolu'da sık görüldüğü doğrulandı. Vücutta zaman zaman iltihap ataklarıyla, karın ağrısı, göğüs ağrısı, ateş şeklinde kendini gösteriyor. Bu hastalığın en büyük tehlikesi çok sık görülmese de amniyolozdur. Ama diğer tehlikesi sık sık başka hastalıkların tanısıyla karıştırılabiliyor, gereksiz tedavi yapılabiliyor."

    BEHÇET HASTALIĞI
    Behçet hastalığı, ağız ve genital bölgelerde yaralara (aft, ülser) ve gözde iltihaba yol açan kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Bazı hastalarda eklem iltihabı, damar iltihabı ve tıkanmalarına sindirim kanalında, beyin ve omurilikte iltihaba neden olduğu biliniyor. Behçet hastalığı her hastada farklı bir tablo çizer. Behçet hastalığının en sık bulgusu, dudak içlerinde yanaklar ve dilde görülebilen ağrılı ülserdir. Hemen hemen her hastada görülür. Ağızdaki ülser ortalama 7-10 günde geçer fakat bir
    süre sonra yenileri çıkar. Ağızdaki ülser iyileşince yerinde iz bırakmaz. Bazı hastalarda hastalık hafif seyreder ve yalnızca ağız ve cinsel bölgede ülser bulunur. Cinsel bölgede ülserler erkeklerde torbalarda (skrotum), kadınlarda cinsel organın dudaklarında yerleşir. Cinsel bölgedeki ülserlerin ağızdaki ülserlerden en önemli farkları iyileştiklerinde yerinde iz bırakmaları ve daha ağrılı olmalarıdır. Göz ve damar tutuluşu erkeklerde daha sık ve ağır seyirlidir. Göz tutuluşu, tedavi edilmediği takdirde
    görmede azalmaya ve hatta geri dönüşümü olmayan körlüğe neden olabilir. Göz tutuluşu erken dönemde sessiz olabilirse de ağrı, gözde kanlanma ve bulanık görme önemli bulgulardır. Türkiye'de her 10 Behçet hastasının 4-5'inde göz tutuluşu var. Yakınması olsun olmasın Behçet hastalarının göz hekimi tarafından düzenli göz kontrolleri yapılması gerekiyor. Behçet hastalığında her boyda toplardamar ve atar damar tutuluşu görülebilir. Özellikle toplardamarlarda pıhtılaşma bozuklukları görülür. Genç bir erkeğin bacaklarında toplardamarlarda yineleyen pıhtılaşma oluyorsa, mutlaka Behçet hastalığının araştırılması için bir romatoloji hekimine başvurulmalı. Behçet hastası, bacak damarlarında pıhtılaşma olsun olmasın kanlı balgam yakınması var ise zaman geçirmeksizin doktora başvurmak gerekiyor.

    Behçet hastalarında akne diye bilinen iltihaplı sivilci görülür. İltihaplı sivilceler sırt, omuz, kol ve bacak gibi normalde akne görmeye alışık olmadığımız yerlerde görülür. Sıklıkla bazı olgularda bacaklarda değişik büyüklükte ağrılı, sert kızarıklıklar (eritema nodozum benzeri lezyonlar), bazı olgularda kol ve bacağın yüzeysel damarlarında şerit şeklinde ağrılı kızarıklık ve bazı erkek olgularda yumurtalarda (testis) ağrılı şişlik olabilir. Diz, ayak bileği ve bazı olgularda tüm eklemlerde ağrı ve
    şişlik gelişebilir. Fakat genelde eklemleri tahrip etmez. Behçet Hastalığı beyin dokusunda zararlanma ve menenjite neden olabilir. Behçet hastalığı bulaşıcı değildir. Gelişmesinde bağışıklık sistemi bozukluğunun yanı sıra kalıtsal nedenlerin de etkili olabileceği ve çevresel faktörlerin (virüs ya da bakteri gibi) duyarlı kişilerde hastalığı başlatabileceği sanılıyor. 20 ve 30'lu yaşlarda başlama eğilimi göstermekle birlikte her yaşta görülebilir. Erkeklerde kadınlara göre biraz daha sıktır. Behçet
    hastalığının Türkiye'de görülme sıklığı 10 binde 37 olarak bildirilmiştir. Yani kabaca erişkin nüfusta her 250 kişiden birisinde Behçet hastalığı olduğu düşünülüyor.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

    Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet
    Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.
    www.bitkiseltedavi.com

  9. #9
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.814

    Standart


    Alıntı TOLYEN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    10 Yildir Behçet Hastasiyim(İKSİRDEN ÖNCE AĞIZ YARALARI,CİNSEL ORGAN YARALARI,EKLEM ŞİŞLİKLERİ,EKLEM AĞRILARI,HALSİZLİK,İSTEKSİZLİK,SIK SIK HASTALANMALAR YATAKTA GEÇEN GÜNLER) CerrahpaŞa Behçet KlİnİĞİne Kayitli Hastayim Tip Bi Kötülemİyorum Ama İlgİlenmİyolar Tesler Fİlİmler Bİ Sonuç Yok Bİr Sürüde Para HEM Bİyandan Alternatİf Tip Ta Kendİme Yariyacak Bİr çikiŞ Ariyorum En Son Gökçek İksİrİ Denedİm DenedİĞİm Günden Berİ Faydasini Gördüm Allah Razi Olsun Faydasini Gördüm Halsİzlİk Yaralar Eklem AĞrilari Bİ Sikintim Kalmadi İnŞallah Uzun Vadede De Etkİlİ Olurda Yirtariz Bu İlletten Her Kese Tavsİye Ederİm Bu İksİrİ Sonuçta Hem Ucuz Hİç Bİr Yan Etkİsİde Yok TeŞekkürler Gökçek İksİr
    Behçet gibi tedavisi imkansız sayılan bu rahatsızlığıtedavi edebildiğim için çok mutluyum.
    www.bitkiseltedavi.com

  10. #10
    saca Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Mesajlar
    1

    Standart Teşekkürler

    Annem yaklaşık 15 yıldır bu hastalığın pençesinde.Hatırı sayılır birçok hastaneye gittik zamanında tedaviler yaptırdıkAma herkes biliyor ki dedavisinin olmadığını ömür boyu çektiği acılarla birlikte o kırmızı ilacı kullanmak zorunda olduğunu sölediler.ne mutlu ki internette Gökçek iksirin sırrını duydum. hemen kullandırdık anneme. 3aylık dönemde kullandı ve tabi o esnada kullandığı tüm ilaçları kullanmadı. yaraların çıkması beklenirken çıkmadı.şimdi ikinci 3 aylık dönemdeyiz.ve umarım bu son olur bir daha ne ilaç nede başka bişi kullanmak zorunda kalmayız.Teşekkürler Gökçek İksir.

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 81
    Son Mesaj : 08-27-2013, 16:13
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-12-2012, 07:27
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 05-28-2012, 11:22
  4. Cevaplar: 6
    Son Mesaj : 03-18-2012, 21:23
  5. Cevaplar: 4
    Son Mesaj : 01-04-2012, 09:11

Visitors found this page by searching for:

behçet hastalığı

ağız yaraları

ağız yarası

damar iltihabı

cerrahpaşa behçet polikliniğibehçetbehçet hastalığı nediragiz yaralariBehcetbehçet hastalığına ne iyi geliragız yaralarıcerrahpaşa tıp fakültesi behçet polikliniğibehçet sendromudamar iltihabı belirtileriÇAPA BEHÇET POLİKLİNİĞİdudak iltihabıağızda yarapaterji testibehçet polikliniğidamar iltihabı hastalığıağızdaki yaralardamar iltihabına ne iyi gelirağız aftlarıbehçet yaralarıdamar iltihaplanması belirtileri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166