Sayfa 1 Toplam 8 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
Toplam 76 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Depresyon, Ruhi çöküntü, depresyon testi, depresyon belirtileri, depresyon tedavisi

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    23.131

    Post Depresyon, Ruhi çöküntü, depresyon testi, depresyon belirtileri, depresyon tedavisi

    Depresyon, Ruhi çöküntü, depresyon testi, depresyon belirtileri, depresyon tedavisi




    Depresyon, Ruhi çöküntü
    Depresyona eskiden ruhi çöküntü , bitkinlik, yorğunluk, gevşeme ve cesareti kırılma gibi kelimelerde tarif edilebilirdi. Depresyon psikolojik bir rahatsızlık olup haftalarca, aylarca ve hatta yıllarca sürebilir. Almanyada 4 milyon kişinin depresyon rahatsızlığı olduğu düşünülürse işin önemi anlaşılır.Depresyonun sepeplerinden en önemlisi sağlıklı insanlarda normal çalısan serotonin ve noradrenalin gibi nörotransmitik maddelerin (sinir uclarından dokulara haber veya uyarı taşıyan madde) normal üretim ve elimine şeklinin bozulması sonucu ortaya çıkar.
    Beyindeki serotonin ve noradrenalin gibi hormonlarda azalma görülür. Buda depresyona sebep olur. Avupa ülkeleindeki iş krizi nedeniyle işçi hakaları 50-60 yılın gerisine döndü ve işyerlerinde işçi ve memurlar uygulanan baskılar insanların psikolojisini bozdu. Molalar azldı, ücretler düştü ve yeni işcilerin artık yıllık çalışma planlarıda yok işverenin çağrı güçü (abruf Kraft) adını verdiği bu işciler birgün sabahcı, birgün ögleci ve birgün gececi olarak işe gelmekteler. Sürkli vardiye değişimi, çok çok düşük üçret ve ağır baskılar insanların morallerini bozmakta insanlar sinirsel gerilimle yaşamaka ve depresyona yakalanmaktadırlar. Çin, Hindistan, Malezya ve Endoneya gibi güney doğu ülkelerinin son 30 yıldır dormayan kalkınışları başta ABD ve Avrupa ülkelerinin rekabet güçünü düşürmekte ve işvernleri işcilere baskıya zorlamaktadır. Çare işcinin işyerine ortak olmasıdır. Ortak olan insanlar daha verimli ve kaliteli ürün üreteceklerinden bu heme işvereni hemde işcileri memun edecektir. İşciler arasında veya şefleri ile sürtüşmeler minimuma düşecektir. Ortaklık sistemine geçenler, çağı yakalıyark çok, kaliteli üretim ve dayanışma ile problemler aşılacak ve işcilerde hem bedenen, hemde ruhen rahatlıyacaklar.

    Depresyonun belirtileri: Kişinin kendini bazen yorğun, bitkin ve ümitsiz hissetmesi normaldir. Normal olan bu durumla, hafif depresyon arasındaki fark birbirine çok yakındır. Buna ancak aşağıdaki rahatsızlıklar ortaya çıkıyorsa o zaman depresyon diyebiliriz.
    1-) Ürkek davranışlar
    2-) Normal eğlence ve toplantılara karşı isteksiz, ilgisiz ve sevincle katılamama
    3-) İştahsızlık çekme, zayıflama ve nadirende aşırı yiyerk şişmanlama
    4-) Uykurahatsızlıkları
    5-) Acıverici huzursuzluk, hedeflerinden tavizverme meyli, düşünememe, konsentre olamama, kararsızlık vb..
    6-) Cinsel arzularda azalma
    7-) Enerjisizlik ve yorğunluk
    8-) İkidebir ölümü düşünme veya intihar etmeyi düşünme, intihar teşebbüsü
    9-) Çok sevdiğini kaybetme
    10-) Hayat şartlarını çekilemez bulma ve anlamsız bulma
    11-) Beyindeki bazı hormonların yetersiz salğılanması
    Bunlar depresyonun belirtileridir.

    Depresyonu önlemek için serotonin içeren hapların kulanmanılması mahzurludur, çünkü sayılmayacak kadar çok yantesiri vardır. Bunedenle serotonin salğılamasını doğal olarak artıran Gökçek İksirive Kılıçotu preparatları kulanılır. Ayrıca günde bir tane turunç veya greyfurt yenirse buda iyi gelir. Dresyonla basğırsak florasının ne ilgisi var diyenler olacaktır? Bağırsaklardaki zararlı bakteriler ve mantarlar sürekli toksik maddeler üretir ve bu toksik maddeler absorbe edildikten sonra beyine olumsuz etkiler yapar. Ve depresyona sebep olabilir.
    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    www.bitkiseltedavi.com

  2. #2
    biroybil Çevrimd??? Administrator
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    108

    Standart Depresyon Nedir?




    DEPRESYON NEDİR?

    İnsanlar zaman zaman kendilerini üzüntülü ve mutsuz hissederler. İşinden ayrılmak, sevdiğini kaybetmek veya başarılı olamamak üzüntüye yol açan yaşam olaylarındandır. Kısaca üzüntü normal yaşamın bir parçasıdır. Ancak bu üzüntülü durumun uzaması ve nedensiz ortaya çıkması ruh sağlığı sorunudur ve depresyon olarak tanımlanır. . Depresyon duygu düşünce ve davranışı etkiler. Tedavi edilmediği taktirde aylar yıllar bazen de ömür boyu sürebilir.

    Depresyon değişik şekillerde ortaya çıkabilir:
    Bazısında neden olmaksızın aniden ortaya çıkar
    Bazısında stresli bir yaşam olayından sonra başlar
    Bazen tek atak olarak yaşam boyu sürebilir
    Bazen tekrarlayan ataklar halindedir
    Bazen semptomların şiddetli olması ile hastalar iş yapamaz hale gelebilir
    Bazıları ise iş yapabilir ama sürekli mutsuzluk hissederler
    Aşağıdaki belirtilerden bazıları aynı anda sizde bulunuyorsa depresyon geçiriyor olabilirsiniz:

    Kendini üzüntülü, değersiz, umutsuz, çaresiz, hissetme, içinde boşluk duygusu olması
    Karar verme güçlüğü, konsantrasyon zorluğu, bellek bozukluğu
    Daha önce zevk alınan iş ve aktiviteleden zevk alamama (cinsel isteksizlik dahil)
    İşte, okulda, aile ve arkadaş arasında sorunların ortaya çıkması
    Diğer insanlardan uzaklaşma ve yalnız kalma isteği
    Enerji azlığı, yorgunluk hissi ve çabuk sinirlenme
    Uyku bozukluğu (uykuya dalamama,uykuyu sürdürme güçlüğü, sabah erken uyanma veya fazla uyuma şeklinde olabilir)
    Yeme bozukluğu (iştahta azalma veya artma),
    Nedeni belli olmayan baş, boyun, sırt ağrısı gibi vücudun değişik yerlerinde sürekli ağrılar hissetme
    Son zamanlarda fazla alkol almaya başlama veya yatıştırıcı ilaçları kullanma ihtiyacı hissetme
    Kendine zarar verme, intihar planları yapma, intihar girişiminde bulunma veya kendi cenaze merasimini düşünme
    Depresyon tanısı almak için bu belirtilerin hepsinin birden sizde olması gerekmez. Bu şikayetlerin birkaçı aynı anda sizde bulunuyorsa doktora başvurmanız gerekir. En sık görülen belirtilerden biri uyku ve iştah bozukluğudur. Bu belirtilerin çoğu aynı anda bulunuyorsa ağır depresyondan söz edilir. Depresyon ciddi bir hastalıktır. Kendi haline bırakıldığında zaman içinde düzelebileceği gibi genelde uzun süre devam eder veya ağırlaşır. Ağır depresyonda kişi iş güç yapamaz hale gelebilir ve bu durumda intihar riski yüksektir.

    Uyku bozukluğu bir hastalık değildir başka hastalıklarda görülebilen bir belirtidir. Nedeninin araştırılması gerekir. Bedensel hastalıklar (astım, kalp hastalığı v.b.) nedeniyle olabileceği gibi psikiyatrik hastalıkların (depresyon, mani v.b.) çoğunda görülebilir. Depresyon hastaları sıklıkla uyku bozukluğundan yakınırlar. Bu nedenle uykusuzluk şikayetiniz varsa ve bir süredir devam ediyorsa çevrenizdeki insanların önerdiği ilaçları veya kendi başına eczaneden alınan uyku ilacını kullanmak yerine bir uzmana başvurarak altta yatan nedeni araştırmanızda fayda vardır.

    ABD?de depresyon hastalarının 2/3?ü çeşitli nedenlerle tedavi görememektedir.Türkiyede bu konuda yapılmış araştırma yoktur ancak benim kanıma göre bu oran yurdumuzda çok daha yüksektir. Psikiyatriste başvurmama nedenlerinden bazıları şunlardır: hastalık bilinememekte, hastalar çevresi tarafından zayıf oldukları gerekçesi ile suçlanmakta, hastalık dolayısı ile iş güç yapamaz durumda olan hastalar yardım isteyecek enerjiyi kendilerinde bulamamakta bazende yanlış tanı konup tedavi yanlış uygulanmaktadır.

    Depresyon hastalarının yardım istemek için genelde yardıma ihtiyacı vardır. Depresyonun doğası gereği hastalar genelde kendiliğinden yardım istemezler. Hastalar sıklıkla enerji, ilgi ve istek azlığından yakınırlar. Bu nedenle depresyonu olan hastaların aileleri, arkadaşları veya diğer hekimleri tarafından psikiyatriste yönlendirilmeleri gerekir. İntihar düşüncesi varsa acilen psikiyatriste başvurmak gerekir. Halk arasında yaygın olan inanışa göre intihar düşüncesini ifade eden kişiler pek intihar etmezler. Ancak yapılan araştırmalar bu inanışın doğru olmadığını göstermiştir. Bu nedenle bir yakınınız intihar düşüncelerini sık ifade ediyorsa bunu önemseyin ve en yakın zamanda bir uzmana başvurmasına yadımcı olun. Depresyona yakalanmak sizin tercihiniz değildir ancak tedavi olup olmamak sizin elinizdedir.

    DEPRESYONA YAKALANMA RİSKİNİZ NEDİR?

    Yaşam boyu depresyon geçirme riski %15 dolayındadır. Kadınlarda bu oran %25?e kadar çıkmaktadır. Hemen hemen tüm toplumlarda depresyon kadınlarda iki kat daha fazladır.Gebelikte, doğum sonrası dönemde ve menopozda depresyon geçirme riski artar. Bunun nedeni tam olarak bilinmemektedir, ancak kadınların hormonları bundan sorumlu olabilir. . Sürekli bedensel hastalığı olanlarda daha fazla görülür. Örneğin infertilite(kısırlık) tedavisi gören kadınlarda normal kadınlara göre iki üç kat fazla depresyon görülmektedir.

    Hastaların %50?si 20-50 yaş arasındadır. Bununla birlikte çocuklarda ve yaşlılarda da depresyon görülür. Boşanmış, ayrı yaşayan veya yalnız yaşayanlarda evlilere göre daha sıktır Sosyal çevre veya ekonomik seviye ile depresyon geçirme oranı arasında ilişki yoktur.Kütürel etkenlerle depresyon arasında ilişki yoktur.Yakın akrabalarda depresyon geçiren birilerinin olması depresyon geçirme riskini artırır.

    Uzm.Dr.Sibel Mercan

  3. #3
    kadrıye Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    May 2006
    Mesajlar
    1

    Standart selam

    sayfanızı anlayamadım benim sorunum obsesyon artı depresyon yardımınızı bekliyorum lütfen ilaç kullanıyorum bunun yanında bitkisel tedevide gördümpek olumlu bir şey alamadım
    www.bitkiseltedavi.com

  4. #4
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    23.131

    Standart Depresyona karşı

    Depresyona karşı şifali bitkinin çayı yetersiz gelir, kılıçotunun birleşimindeki hipericin maddesi depresyonu önler, fakat çayı yetersiz olabilir, çünkü bitkinin birleşiminde % 1 oranında hipericin bulunur. Buda çay olarak içildiğinde yeterli değildir. Mutlaka yüksek oranda konsentre olmuş hapı gerekir. Ayrıca Türkiyede satılan kılıçotununda bir faydası olmaz, çünkü yaprakları yerine güneşte adeta kavrulmuş goncaları satılmaktadır.
    www.bitkiseltedavi.com

  5. #5
    biroybil Çevrimd??? Administrator
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    108

    Standart Depresyon uyarısı


    Depresyon uyarısı

    NİĞDE (İHA) - Niğde İl Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Yılmaz, Niğde'de her ay ortalama 2 bin kişinin psikiyatrik nedenlerle hastanelere müracaat ettiğini, ancak buna rağmen depresyonun halk arasında yeteri kadar ciddiye alınmadığını söyledi.

    Ruhsal bozuklukların başlıca nedenleri arasında yer alan depresyon ve anksiyetenin çoğu zaman halk arasında yeteri kadar ciddiye alınmadığını, bilim ve teknoloji alanında yaşanan hızlı gelişimlerin insan hayatında birçok kolaylıklar sağlamasına rağmen bir o kadar da depresyon ve anksiyeteyi tetiklediğini vurgulayan Dr. Yılmaz, yapılan araştırmalarda anne karnındaki bebeklerin de depresyondan etkilendiğinin belirlendiğini ifade etti. Dr. Yılmaz, "Yapılan araştırmalar, anne karnındaki bebeklerin beyin gelişiminin anne, baba ve yakın çevreden çok fazla etkilendiğini ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle anne karnındaki bebeği bile etkileyen depresyon ve anksiyeteyi iyi tanımalı ve gereken önemi vermeliyiz. Depresyonda başlıca keyifsizlik, isteksizlik, hayattan zevk alamama, moral bozukluğu, enerjisizlik gibi temel ruhsal bozukluklar ve bunlara eşlik eden iştah ve kilo kaybı, uyku bozukluğu, cinsel istekte azalma ve halsizlik gibi bedensel belirtiler ön planda yer alır. Depresyonda en önemli risk ise intihar girişimidir. Umutsuzluk ve tükenmişlik hissinin ağır basması durumları intihar girişimini tetikler. Bireylerdeki intiharla ilgili herhangi bir bulgu son derece ciddiyetle değerlendirilmelidir" dedi.

    Depresyona neden olan etkenlerin her zaman saptanamayabileceğini, bireyin herhangi bir dış etkiye maruz kalmadan da kendi kendine depresyona girebileceğini belirten Dr. Yılmaz, "Bazen günlük hayatımızda depresif belirtiler yaşayabiliriz. Bu durumlarda hemen endişeye gerek yoktur. Bu belirtiler günlük yaşamımızı, ilişkilerimizi değiştiriyor, gün boyu sürüyor ve 15 günden uzun sürüyorsa hemen en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmeliyiz. Depresyonda bir çeşit hastalık olup, ön yargılara kapılmadan tıbbi tedaviye gidilmelidir. Bu tedavilerde önemli ölçüde başarı sağlanmaktadır. Hastanelerimize ayda bin 500 ile 2 bin arasında hasta psikiyatrik nedenlerle muayene ve tedavi olmak için başvurmaktadır. Kendisinde depresif belirtiler olduğunu düşünen vatandaşlarımız hastanelerimize, sağlık ocaklarına ve polikliniklere müracaat ederek tedavi olabilirler" diye konuştu.

  6. #6
    biroybil Çevrimd??? Administrator
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    108

    Standart İntihar tedaviyle önlenebiliyor


    İntihar tedaviyle önlenebiliyor

    Yapılan araştırmalarda, kendi hayatına son veren insanların yüzde 90'ının depresyon hastası olduğu ortaya çıktı.

    Depresyon ve diğer ruhsal hastalıkların yanı sıra biyolojik ve ailesel yatkınlık ile sosyal ve ekonomik nedenlerin de intihar riskini arttırdığı kaydedildi. Bu kararın alınmasına neden olan etmenlerin farklılık göstermesiyle birlikte, genelikle birkaç nedenin birarada bulunmasının eylemin ortaya çıkmasına yol açtığı ifade edildi.

    Ancak intihar, uzmanlara göre önlenebilecek bir ölüm nedeni. Yapılan araştırmalara göre, tüm dünyada günde ortalama bin kişi intihar ederek hayatına son veriyor. 42 saniyede 1 kişi hayatına son vermek için intihar girişiminde bulunurken, 17 dakikada bir de 1 kişi intihar nedeniyle ölüyor. İntihar sıklığı yaş gruplarına ve cinsiyete göre değişiklik gösteriyor.

    ABD'de yapılan bir araştırmada, 15-24 yaş grubunda yer alanların ölüm nedenleri arasında 3. sırayı intihar alıyor. Yaş arttıkça intihar oranları da artıyor. Erkeklerde en sık 45 yaşlarında, kadınlarda ise 55 yaşlarında intihar görülüyor.
    Kadınlar intihara daha fazla eğilim gösteriyor, buna karşın intihardan ölüm oranı erkeklerde daha fazla. Evli kişilerde ise intihar oranı boşanmış kişilere göre daha az. İntiharın farklı nedenleri olduğunu belirten uzmanlar, bazı durumların intihar riskini artırdığını bildiriyor. Bunlar arasında; psikiyatrik hastalıklar, sosyal nedenler, psikolojik nedenler, biyolojik yatkınlık, genetik yatkınlık ve fiziksel hastalıklar yer alıyor. İntihar nedenlerinin gençlerle yaşlılar arasında genellikle farklılık gösterdiği belirtiliyor. Yapılan araştırmalar, 30 yaş altındaki intihar vakalarında en sık intihar nedeninin antisosyal kişilik bozukluğu ve alkol-madde bağımlılığı olduğunu, 30 yaş ve üzerindeki kişilerde ise sık olarak depresyon gibi duygu bozukluklarının intihara neden olduğunu gösteriyor.

    İNSANLAR NEDEN İNTİHAR EDİYOR?

    Araştırmalarda, intihara yol açan önemli hayat olayları 30 yaş altında; boşanma, reddedilme, işten çıkarılma, işsizlik, ve yasal sorunlar olurken; 30 yaş üzerinde ise fiziksel hastalıklar olarak belirlenmiş bulunuyor. Uzmanlara göre, intihara yol açan en önemli sorun depresyon. Bu konuda yapılan değişik araştırmalarda, intihar eden kişilerin yüzde 30 ila 64'ünde, intihar sonucu ölenlerin ise yüzde 90'ında depresyon tespit edildi. Depresyon hastalarının yüzde 15'i ise, intihar girişimi sonucu hayatını kaybediyor. Yapılan bir başka araştırmada, intihar sonucu hayatını kaybedenlerin yüzde 63'ünün erkek, yüzde 37'sinin ise kadın olduğu tespit edilmiş bulunuyor. Depresyon sorunu olan erkeklerde intihar etme ve intihar sonucu hayatını kaybetme oranı kadınlara göre daha yüksek. Depresyon sonucu intihar eden ve ölenler arasında depresyon ilaç tedavisi görenlerin oranı ise 3. Yani bu hastaların çoğu doktora başvurmuyor ve tedavi görmüyor.
    Uzmanlar, intihara yol açan diğer psikiyatrik sorunları ise; şizofreni, alkol bağımlılığı, madde bağımlılığı, kişilik bozukluğu ve panik bozukluğu olarak bildiriyor. İntihar nedenleri arasında depresyon ve şizofreni gibi ruhsal hastalıklar yüksek oranda görülmesine rağmen, bu hastalarda intihar oranı sanıldığı kadar yüksek değil. Bu yüksek risk grubundaki hastaların da kendi içlerinde yüksek risk taşıyanları var. Psikiyatristler muayeneleri sırasında bunu değerlendirebiliyor ve yüksek risk taşıyan hastaları belirleyebiliyor. Toplumun sosyal yapısı ve toplumsal kaynaşma durumuna bağlı olarak intihar oranları ise ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Aile bağları zayıf, toplumsal etkileşimi az olan kişilerde intihar olasılığı artıyor ve buna ''egoistik intihar'' adı veriliyor. Sosyal ve ekonomik krizlerde ise toplum içinde intihar oranları yükselirken, buna da ''anomik intihar'' deniyor. Uzmanlar buna örnek olarak, her iki dünya savaşında da tüm Avrupa'da intihar oranlarının diğer zamanlara göre artmış olmasını gösteriyor. Uzmanlara göre, çalışmak kişiyi intihardan koruyan önemli bir özellik. Çünkü işsizlik sonucu kişilerin sosyo-ekonomik durumları bozuluyor ve depresyon gibi psikiyatrik sorunlar ortaya çıkıyor.

    İNTİHARLARIN EN ÖNEMLİ NEDENİ DEPRESYON

    Kişisel yatkınlığın intihar olasılığını artırdığını belirten uzmanlar, biyolojik yatkınlığın da intihara neden olan bir diğer etken olduğunu, zira beyinde bulunan serotonin maddesindeki azalmanın intihar olasılığını yükselttiğini açıklıyor.
    Kan bağı olan ve intihar eden bir yakının olmasının da kişilerde intihar etme olasılığını artırdığını bildiren uzmanlar, bazı ailelerde yüksek intihar oranları olduğuna dikkat çekiyor. Uzmanların verdikleri bilgiye göre, kanser, sara, kalp hastalığı, bunama, AIDS gibi önemli bir hastalığa yakalanan kişilerde intihar olasılığı da sağlıklı kişilere göre daha fazla. Sonuç olarak, intihar önemli toplumsal bir sorun olmakla birlikte önlenebilecek bir ölüm nedeni, yeter ki zamanında fark edilebilsin. İntiharların en önemli nedeninin depresyon olduğunu ve doğru tanı konulup tedavi edilirse intihar riskinin azaldığını belirten uzmanlar, bu açıdan depresyonun tedavi edilmesinin çok önemli olduğunun altını çiziyor. İntihar girişimi olan yaşlı hastalarla yapılan bir araştırma, bu hastaların yüzde 70'inin intihar girişiminde bulunmadan önce doktora başvurduğunu gösteriyor. Depresyon hastalarının büyük bir kısmı tedavi görmüyor, hastalığı kendi başlarına atlatma çabasına giriyor. Kimi komşunun önerdiği ilacı alıyor, kimi eczaneden uyku ilacı alarak idare ediyor, kimi de hiç ilaç almadan hastalığı yaşıyor. Depresyon hastalarını doktora yönlendirmenin ve doktora ulaşmalarını sağlamanın ailenin, arkadaşların ve yakınların görevi olduğunu vurgulayan uzmanlar, intihar mesajları veren kişileri uzmanlara yöneltmenin de yakınların yapabileceği en büyük yardım olduğunu ifade ediyor. Uzmanlara göre bu, yakını zor durumda bırakmak ve tespit edilmiş bulunuyor. Depresyon sorunu olan ya onun güvenine ihanet etmek olarak algılanmamalı.
    Zira uzun vadede yardımınızdan dolayı bu kişiler size minnettar olacaktır. Unutmayın ki, intihar riskini yok saymak, bunun konuşulmasını tabu olarak kabul etmek, intihar girişiminin gerçekleşmesine engel olmaz. Uzmanların dikkat çektikleri bir diğer önemli nokta da, intihar girişiminde bulunup hayatta kalan kişilerin de en kısa zamanda değerlendirme ve tedavi planı çizilmesi açısından uzmana yönlendirilmesi gerektiğidir.

  7. #7
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.109

    Standart "Kaygı ödleği" olmayın


    "Kaygı ödleği" olmayın

    ADANA (İHA) - Psikiyatrist Dr. İbrahim Bilgen, bazı kişilerin hayattaki en büyük korkusunun kaygı olduğunu belirterek, "Korkular ve kaygılar bazen insanı 'kaygı ödleği' yapabiliyor" dedi.

    Dr. Bilgen, kaygının insanın hayatında önemli anlarda ve olaylarda karşısına çıktığını ifade ederek, "Bazı insanlar kaygılanmamak için hiç atılım yapmaz, girişimde bulunmaz. Çevresine neden bunu yapmadığının akılcı açıklamalarını yapmaya çalışsa da söylediklerine bazen kendisi bile inanmaz. Ama hayat bu kadar anlayışlı değildir. Karşınıza birden geçmek zorunda kalacağınız köprüler çıkarır. Kaygı bazen üniversite sınavı, bazense evlilikte ilk gecede yaşanabilir. Kaygı alt sınıflara ayrılabilir ama temeli kaygıdır. Bir kişi ya kaygılıdır ya da değildir. Eğer ki bu kişi kaygılı bir kişi ise, üniversite sınavını başarıyla geçtiğinde, bu kaygısı biteceği anlamına gelmez. Kaygısı olan bir insan kaygısının üzerine gitmediği takdirde hayatının her evresinde kaygıyla karşılaşabilir" dedi.

    Kaygının iyiye kullanıldığında başarıyı getirdiğini vurgulayan Bilgen, şunları söyledi:
    "Kaygı, kötüyü düşünerek bir işe iyi hazırlanmayı sağlıyorsa, zararından daha çok yararı vardır. Ama insanın hayatı boyunca, jokeyi tarafından sürekli çekilen ipi nedeniyle gerçek hızını gösteremeyen bir at gibi olmasını sağlıyorsa, bu kaygı da insanın en büyük düşmanıdır. Kaygılanılan ve korkulan her şeyin üzerine kademeli olarak gidilmezse insan sadece kendini kandırır. Bu nedenle korkular ve kaygılar bazen insanı 'kaygı ödleği' yapabiliyor. Bunun tek çözümü ise kaygının üzerine giderek kaygılanmamayı sağlamak ve kaygıyı iyiye kullanmaktır.

  8. #8
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.109

    Standart İnsanlar neden şiddette

    İnsanlar neden şiddette başvuruyor

    Uzman Psikolog Zeynep Şeker Aygül, kendisini ifade edemeyen kişilerin şiddete başvurduğunu belirterek, "Şiddet eğilimi gösteren çocuklar artık silah ve güç kullanmayı doğal kabul ediyor. Cezaevindeki çocukların yüzde 80'ini de ailesinden şiddet gören çocuklar oluşturuyor" dedi.

    Bursa Emniyet Müdürlüğü Rehberlik ve Danışma Büro Amirliği tarafından ''Yaşama uyum evreleri'' paneli düzenlendi. Tayyare Kültür Merkezi'ndeki panelde, Uludağ Üniversitesi'nden uzman psikolog Zeynep Şeker Aygül ve Türk Psikologlar Derneği Bursa Şubesi Başkan Yardımcısı Yılmaz Gürkan, emniyet teşkilatında görev yapan personele, kişilerin doğumdan itibaren başlayan yaşama uyumunda ne tür evrelerden geçtiği anlattı.

    Uzman Psikolog Aygül, toplumda çok sayıda ruh sağlığı bozuk insan bulunduğunu anlatarak, tüm psikolojik bozuklukların altında yatan ortak mekanizmanın, hastanın ruhsal durumunu ve davranışlarını etkileyen çarpıtılmış ya da işlevsel olmayan düşünceler olduğunu belirtti.

    Aygül, düşüncelerin gerçekçi bir şekilde yeniden değerlendirilip değiştirilmesinin, duygularda ve davranışlarda düzelmelere, iyileşmelere sebep olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

    ''Her bireyin içinde bir yetişkin, bir ebeveyn, bir çocuk vardır. Kişilik gelişiminde ilk yıllar çok önemlidir. 0-1 yaş oral, 1-3 yaş anal, 3-6 fallik, 6-12 gizillik, 12-21 ergenlik dönemidir. Her dönemde çözülmesi gereken problemler vardır. En önemlisi 0-1 yaş dönemidir. Çocuk her dönem büyüdükçe ailenin beklentileri daha da artar. Ancak alt dönemlerde halledilmeyen sorunlar ileriki yıllarda devam eder. Çocuklar küçükken ne kadar çok insan görürse, gelecekte insan ilişkilerinde o kadar kolay diyalog kurarlar.''

    Öte yandan, aile içi ve okullarda yaşanan şiddet olaylarına da temas eden Aygül, "Şiddet kişinin kendini ifade edememesinden kaynaklanmaktadır. Cezaevindeki çocuklara bakıldığında suçlu çocukların yüzde 80'inden fazlası ailesinden şiddet görmüş çocuklar. Şiddet eğilimi gösteren ufak yaştaki çocuklar artık silah ve güç kullanmayı doğal kabul ediyor. Aile içi boşluğunu arkadaş gruplarıyla doldurmaya çalıştıkları için yanlış arkadaşlıklar kurabiliyorlar. Aslında bu boşluk kurumlar tarafından doldurulmalı. Bununla ilgili bir politika oluşturulmalı. Bütün kurumlar ortaklaşa çalışıp ortak bir eğitim politikası meydana getirilmeli" şeklinde konuştu.

    Türk Psikologlar Derneği Bursa Şubesi Başkan Yardımcısı Yılmaz Gürkan da, ''Yaşama uyum evreleri'' konusunda çocukların gelişim dönemini anlattı.

  9. #9
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.109

    Standart İş stresi rahatsızlığa yol açıyor

    İş stresi rahatsızlığa yol açıyor

    BURSA (İHA) - İş stresinin, kişinin sağlığını bozacak rahatsızlıklara sebebiyet verdiği bildirildi.

    İş stresinin çalışan kişileri olumsuz etkilediğine dikkat çeken uzmanlar, bu durumun sağlık bozacak rahatsızlıkların yanında, iş kazalarına da sebebiyet verebileceğine işaret ediyor. Stresli iş günlerinin bazı rahatsızlıkları da beraberinde getirdiğini açıklayan uzmanlar; stresin kas hastalıkları, psikolojik rahatsızlıklar, iş kazaları, intihar, kanser, ülser ve bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi birçok olumsuz sonuçlara yol açtığını ifade ediyor.

    Stresle başa çıkmanın yolları hakkında bilgi veren Acıbadem Bursa Hastanesi Uzman Doktoru Dilara Kızılçay, stresle başa çıkmanın birçok yolu olduğunu belirterek, "Sosyal destek veya tek başına kalma yoluna başvurulabilir. Hedefler belirlenmeli ve planlı davranmak, spor yapmak, derin nefes egzersizleri ve dinlenme hastalığa iyi gelen en etkili yollar arasındadır. Kişiler ayrıca altından kalkamayacakları yükün altına girmemeliler ve meselelerle yüzleşerek çözüm arayabilirler" dedi.

  10. #10
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.109

    Standart Cinayete SÜrÜkleyen İlaÇ!

    CİNAYETE SÜRÜKLEYEN İLAÇ!

    Antidepresan ilaçların üzerine "Çocuklarda intihar eğilimi yaratabilir" ibaresini koyduran Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, şimdi de Efexor'un hastayı cinayet işlemeye sevk edebileceğini açıkladı. 2001'de 5 çocuğunu küvette boğarak öldüren kadın da bu ilacı kullanıyordu.

    ABD'nin en büyük ilaç firmalarından biri olan Wyeth, ürettiği Efexor adlı antidepresanın nadir de olsa hastalarda cinayet eğilimi yarattığını tespit etmesine rağmen bu bulguyu kamuoyuyla paylaşmamakla suçlandı. 2005'te dünya çapında 3.46 milyar dolarlık satış yapan ilacın bu yan etkisinin geçen yıl firma tarafından fark edilerek ilaçla ilgili iç raporlara dahil edildiği ancak bunun firma dışındaki çevrelere iletilmediği bildirildi. Efexor'un 'cinayet eğilimi yaratabileceği' şeklindeki yan etkisi, başka bir bağımsız ilaç kontrol kurumunca 2 hafta önce tesadüfen fark edildi.

    Efexor'la ilgili yeni bulgular, 2001 yılında 5 çocuğunu su dolu küvette boğarak öldüren Andrea Yates'in (42) davasıyla tekrar gündeme geldi. Wyeth, ilaçla ilgili bu yan etkinin kanıtlanmış olmadığını vurgulasa da, Yates'in çocuklarını öldürmeden birkaç ay önce ilacı kullanmaya başladığı vurgulandı. İdamla yargılanan, ancak cezası 'ağır depresyon' nedeniyle ömür boyu hapse çevrilen Yates, "Banyo yapacağız" diyerek çocuklarını tek tek banyoya götürüp, küvette boğmuştu. Öldürmeye 6 aylık Mary ile başlayan Yates, daha sonra 2 yaşındaki Luke, 3 yaşındaki Paul ve 5 yaşındaki John'u boğmuş; 7 yaşındaki Noah ise "Anne yapma" diye bağırarak kaçmaya başlamıştı, Cinnet getiren Yates, onu da öldürmüştü.

    Cinayetlerden 1 ay önce Efexor dozajını iki kat artıran Yates'in avukatı, şimdi Wyeth'in, tüketicileri bu konuda uyarması gerektiğini belirtiyor. 2 hafta önce tekrar yargılanmaya başlanan Yates'in davasına yeni bulgunun etki edip etmeyeceği ise bilinmiyor.

    Bu ilacın binde 1 oranında cinayet eğilimine yol açabileceğini ifade eden Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), benzer bir olayda, sonradan ortaya çıkan bulgulara dayanarak, bütün antidepresan ilaçların kutusuna "Gençlerde ve çocuklarda intihar eğilimi yaratabilir" ibaresi koyulmasına hükmetti. Şimdi benzer bir önlemin Efexor için alınacağı duyuruldu.

    Kaynak: Vatan

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 10
    Son Mesaj : 06-11-2013, 13:09
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-05-2012, 07:42
  3. Cevaplar: 7
    Son Mesaj : 01-13-2012, 17:06
  4. Depresyon, stres, ağır depresyon cinnete
    By maturidi in forum Ruhsal ve Sinirsel Rahatsızlıklar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 12-16-2011, 10:41
  5. Depresyon, en sık karşılaşılan
    By igokcek in forum Ruhsal ve Sinirsel Rahatsızlıklar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj : 11-22-2006, 21:18

Visitors found this page by searching for:

bunalım testi

bunalım belirtileri

depresyon belirtileri testi

depresyon testi yap

ağır depresyon belirtileri

depresyon testi

ruhi bunalım belirtileribunalim belirtileridepresyon belirtileri testpsikolojik bunalım testiruhsal bunalım testibunalım testleriruhsal bunalım belirtilerihafif depresyon belirtileriruhi çöküntüpsikolojik bunalım belirtileriağır depresyon testibunalımın belirtileriDepresyon belirtileridepresyondepresyon testi uygulabunalim testiagir depresyon belirtileribunalım testi yapruhsal bunalim belirtileri

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170