Alıç Forte, Ginseng Forte, Ginkgo Forte
Kapat!
Divertikül Hastalığı, Kolu'nun divertiküler hastalığı
Toplam 6 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 6 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Divertikül Hastalığı, Kolu'nun divertiküler hastalığı

  1. #1
    biroybil Çevrimd??? Administrator
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    108

    Standart Divertikül Hastalığı, Kolu'nun divertiküler hastalığı



    KOLONUN DİVERTİKÜLER HASTALIĞI

    Divertikülum kelimesi kolon gibi içi boş bir organın duvarından dışarı doğru çıkıntı yapan anormal bir kese veya poş olarak tarif edilir. Gerçek divertikül bu poşun tüm barsak duvarını içerdiğini ifade ederken, yalancı (sahte) divertikül barsak duvarının bir kısmının eksikliğini işaret etmektedir. Özel olarak kolon divertiküllerinde mukoza, musküler tabaka arasından çıkıntı oluştururken kas tabakasını içermez ve bu nedenle yalancı divertikül sayılmaktadır.
    Divertiküler hastalık veya divertikülozis kolonik divertikül varlığını belirtmek için kullanılan terimlerdir. Bu hastalık 30 yaştan önce nadirdir, yaş arttıkça görülme sıklığı da artar ve 50 yaşını geçmiş Amerikalıların 1/3ünde , 80 yaşını geçenlerinin ise %50-75 de bulunur. Kadın-erkek farkı yoktur.
    Divertiküler hastalık endüstriel gelişmenin ve batı toplumunun bir hastalığı olarak düşünülmektedir. Et ve şeker kullanımının artması ile daha sık gözükmekte ve posa bırakan diyet kullanımı azalmasıyla da bu sıklık daha da artmaktadır. Fiber kullanımı azalımı da yine görülme sıklığı artışı ile birlikte gitmektedir. Fiber tüketimini çok olduğu sahra çölü yakınlarındaki Afrikalılarda hemen hiç rastlanmazken, düşük fiberlı diyetle beslenen güney Afrikalı beyazlarda daha sık rastlanılmaktadır.
    Hastaların % 30 semptom verir, %15 i kanar ve kanayanların % 20- 30 kadarı cerrahiye gider. Sağ kolon divertikülleri daha genç yaşta ve E lerde sıktır.

    ETİOLOJİ:
    Kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Anatomik çalışmalar divertiküllerin arteriollerin muskuler tabakayı penetre ettiği yerlerde,mukozanın kolondan herniasyona uğradığını göstermektedir. Bu bölgeler antimezenterik tenyaların mezenterik tarafında lokalize olmaktadırlar. Antimezenterik tenyalar arasında daha az sayıda rastlanılırlar. Bazı hastalarda arterler, bir dalı divertikül duvarını penetre edecek, diğeri ise musküler tabakanın dışında gidecek şekilde bölünmektedir. Arter ve divertikülüm arasındaki bu ilişki bazen görülen masif kanamalardan sorumludur.
    Lifli gıdaların yeterince tüketilmediği kişilerde gaita hacmi azalır ve kolondaki geçiş zamanı uzar. Kolonda gereğinden fazla kalan gıda artıklarından sıvı emilimi ile gaita sertleşir. Az hacımlı ve katı gaita atılımı için kolon basıncı yükselir ve kalın barsağın en dar kısmı olan sigmoit kolonda segmentleşme oluşur. Bu basınç artışı ve segmentleşme ana patogenetik nedendir. Normalde 10 mmHg olan sigmoit basınç, düşük hacımlı ve sert gaita atılımı sırasında 90 mmHg ye yükselir.
    Divertiküler hastalık patogenezinde rol oynayan bir diğer etken kolon duvarındaki kas liflerinin gerilme gücündeki azalmadır. Gerilme gücü azalımı yaşla ilgilidir.
    Divertiküloziste diğer önemli bir anatomik bozukluk tutulan kolon duvarındaki belirgin kalınlaşma ve barsak duvarındaki kısalmadır. Böylece barsak lümeni de daralır. Elastin lifleri artışının buna neden olduğu düşünülmektedir. Koln adelesinde hipertrofi ve hiperplazi saptanmamaktadır. Musküler anomali divertikül görünümünden önce başlar ve özellikle sigmoit kolonda saptanır. Olguların yarısında sadece sigmoit kolon tutulurken, diğer bölgeler % 40 oranında tutulur.Tüm kolon olguların %5-10 unda hastalığa katılır.
    Düşük fiberli diyet de yine dar bir sigmoit kolonla birliktedir. Bu küçük lümen, kolonun yüksek basınca maruz kalacak şekilde izole kompartmanlaşmasına neden olur.
    Divertikülitis divertikülle birlikte enfeksiyon oluşumu anlamındadır. Ancak enf oluşumu aslında perikoliktir ve özellikle mezenter ve komşu organlar gibi çevre yumuşak dokuyu ve kolon serozasını tutar.
    Peridivertikülitis terimi bu hastalık için daha doğru bir terimdir. Enfeksiyon divertikül perforasyonunun bir sonucudur,böylelikle feçes kolon lümeninden kolonun serozal yüzeyine bulaşmaktadır. Çoğu durumda fekal kontaminasyon azdır ve vucudun savunma sistemleri bu durumla başa çıkar. Kontaminasyon belirginse veya hastanın enfeksiyona yanıtı bozuksa lokal peritoneal savunma mekanizmaları yenilğiye uğrar ve abse teşekkülü yada generalize peritonitis oluşur. Divertikül perforasyonunun nedeni ister artan kolonik basınç, ister kurumuş feçesle divertikül boynunun tıkanması, isterse de dışarı doğru çıkıntı yapan mukozal kesenin enflamasyonu olsun sonuç aynı olup perikolik enfeksiyondur. Olguların % 75 de mixt flora tesbit edilir.

    Akut divertikülitisli hastalar sol alt kadran ağrısından şikayet ederler. Ağrı suprapubik bölge, sol kasık ve sırta yayılabilir. Barsak alışkanlıklarında genellikle konstipasyon ve arasıra diyare saptanacak şekilde değişkenlikler olur. Ateş ve titreme görülebilir, enflamasyon mesaneye yakınsa acil ve sık idrar ihtiyacı doğar. Rektal kanamaya divertikülitis sırasında az rastlanılır.

    Fizik bulgular enfeksionun şiddetine bağlıdır. En sık rastlanılan bulgu sol alt kadrandaki hassasiyettir. Belirgin enflamasyon varlığında kötü sınırlı bir endürasyon bölgesi palpe edilebilir. Sol alt kadranda hassas bir kitle bir flegmon veya daha çok olasılıkla bir apseyi gösterir. Arasıra ileus veya ince barsağın kısmi tıkanıklığı dolayısıyla abdominal distansiyon olur. Rektal muayene pelvik hassasiyeti gösterebilir ve vaginal veya rektal muayene ile pelvik abse palpe edilebilir.
    Ateş %60-100, lökositoz %70-85 hastada saptanır.
    Sınırlı bir sigmoidoskopik muayene bir rektal Ca?yı ayırt edebilmek için endikedir. Divertikülitis düşünülürse sigmoidoskopi sırasında hava verilmez çünkü bu anda sadece kolon görülür ve perfore divertikülden daha fazla feçesin lümen dışına çıkmasına neden olur. Genelde sigmoidoskop 12 cm den fazla ilerletilemez zira hasta çok rahatsız olur. Fiberoptik endoskopi perikolik kontaminasyon riskini arttırır.
    Genelde divertikülitis tanısı hikaye ve FM ye dayanır. Tanı şüpheliyse üç test daha yapılabilir; CT, US ve kontrastlı grafi. CT ve US kalınlaşmış kolon duvarı ve apseyi gösterebilir.
    CT kolaylıkla enflamasyon lokalizasyonunu tespit eder ve abse, ureteral tıkanıklık veya fistül oluşumu hakkında bilği verir.Doğruluk derecesi % 98 kadardır CT eşliğinde perkütan drenaj da yapılabilir. Buna karşın baryumlu grafi enf.nu yayma riski taşır, lokalize bir enf.nu generalize hale getirebilir.Baryumla feçes birleşirse şiddetli peritonitis oluşturabilirler. Suda eriyen madde ile çekilen grafiler baryum peritonitisi riski taşımazlar ama yine de peritonitisi yaygınlaştırabilir. US nin tanı değeri % 80-90 dır.
    Asemptomatik. Başka bir nedenle araştırılırken tespit edilen hastaların ileri tetkiklerine gerek yoktur.
    Hastalığın şiddeti ve tedavisi Hincley sınıflamasına göre düzenlenir.

    TEDAVİ:
    Komplike olmayan divertikülitis: Hastaların %10-20 sinde görülür. Divertikülitis tedavisi hastalığın şiddetine bağlıdır. Enflamasyon belirtileri ve semptomları minimal olan hastalar sıvı diyet ve geniş spekturumlu antibiyotiklerle ayaktan tedavi edilebilirler. Antibiyotiğe 7-10 gün devam edilir.Metranidazol ve siproflaksazin en çok tercih edilen antibiyotiklerdir. Ağrı kesiciler verilmemelidir, eğer analjezik gereksinimi olursa hasta yatırılmalı ve İV antibiyotik verilmelidir. Morfin veriliminden özellikle kaçınılır, çünkü intrakolonik basıncı arttırır ve inflamatuar işlevi alevlendirir. Meperidin ise intraluminal basıncı azaltır ve çok daha uygun bir analjeziktir.
    En sık sol alt kadranda ağrı (%93-100), ateş (%60-95) ve lökositoz (%70-85) en sık görülen belirtilerdir.
    Enflamasyon belirtileri şiddetliyse hastalar hastahaneye yatırılır; barsak istirahati, İV sıvı ve İV geniş spekturumlu antibiyotikler verilir. Enflamasyon ileus veya obs.la birlikte olmadıkça NG gerekli değildir.
    Hastaların semptomları genellikle nonoperatif tedaviye yanıt verir, 48 saat içinde yanıt alınır. Klinik durum müsaade ettikçe diet başlanılır ve üç hafta sonra araştırma çalışmaları başlar. Enf yatışınca kolonoskopik muayene endikedir, böylelikle divertikülozisin yayğınlığı değerlendirilir ve karsinom varlığı ekarte edilir. Baryumlu grafi de divertikülozisin yaygınlığını gösterir, ancak fazla sayıda divertikül varsa küçük polipler veya malign gelişmeler iyi şekilde tespit edilemez.
    Bir hasta basit, komplike olmayan bir divertikülitis atağını takiben iyileşirse yüksek fiberli diyet önerilir. Hastaların % 70 şi bir daha rekürrens göstermez; bunlarda daha sonraki yıllarda atak şansı %2 kadardır,ancak birden fazla atak geçirenlerde cerrahi girişim düşünülmelidir. İkinci bir atak geçirende yeni bir atak geçirme şansı % 50 den fazladır. Bu ataklar da ilk atak gibi tedavi edilirler. Atak geçtikten 4-6 hafta sonra hastalıklı kolonun çıkarılması düşünülür.

    Generalize peritonitis : Perfore divertikülden kaynaklanan enf eğer normal peritoneal savunma mekanizmalarıyla hemen lokalize edilmezse generalize peritonitis oluşur. Bu komplikasyon nadirdir, ancak acil cerrahi girişim endikedir. Hastalar şiddetli abdominal ağrıdan şikayet ederler ve tüm abdominal kadranlar gergindir. Abdominal X raylerde intraperitoneal serbest hava bulunabilir, ancak hava bulunmaması tanıyı ekarte etmez. Lökositozis ve sola kayma olabilir. Laparatomi sırasında peritonitis intestinal rezeksiyonu önleyecek kadar şiddetli değilse perforasyonu da içeren hastalıklı segment çıkarılır. Proksimal barsak kolostomi haline çevrilir, distal uç ise müköz fitül haline getirilir veya kapatılır (Hartman girişimi).
    Fekal akımın çevrilmesi, uygun antibiyotik ve besin desteği peritonitisi yatıştırır. Yatışma 10 haftadan önce olmaz ve kolostomi bu süreden sonra kapatılır.
    Mortalite % 30-35 civarındadır.

    Apse teşekkülü: Divertikülitislerin tedavisinde önemli bir gelişme abdominal apselerin perkütan drenajıdır. Apseli hastada sol alt kadrana lokalize ağrı bulunur. Yanısıra hassas bir abdominal kitle palpe edilebilir. Apse pelvis alt tarafındaysa rektal muayeneyle palpe edilebilir. Abdominal CT tanıyı onaylar. Yine CT eşliğinde apse drene edilebilir.Drenajdan sonra 48 saat içinde iyileşme olmalıdır. İyileşme saptanınca fistülografi çekilir ve hasta takibe alınır. Pelvis alt tarafındaki apse karından boşaltılamazsa rektuma transanal veya transvaginal olarak drene edilebilir. Drenajdan sonra hemen ameliyat endikasyonu doğmamaktadır.
    Apse böyle drene edilmezse laparatomide ya Hartmann operasyonu ya da rezeksiyon+primer anastomoz+proksimal saptırıcı kolostomi yapılır. Perkütan drenaj elektif bir ameliyat yapılmasını temin eder. Ameliyatta tüm kalınlaşmış kolon segmentleri çıkarılmalıdır. Tüm kolon divertiküllerle de kaplı olsa sadece kalınlaşmış kısım çıkarılır. Rektumu sakral promontoryumun 2 cm altına kadar mobilize etmek yeterli olmaktadır.

    Fistülle birlikte olan divertikülitis: Sigmoit kolonla mesane, vagina, ince barsak vederi arasındaki fistüller divertikülitisin göreceli olarak sık görülen komplikasyonlarıdır. Divertikülitis sırasında mesane fistülü oluşma riski, kolon tümörü veya CH sırasında fistül gelişme riskinden daha yüksektir. Fistül komşu organa drene olan bir apse nedeniyle gelişir. E te K dan daha fazla sıklıkta görülür.
    Kolo-vezikal fistüller rekürrens gösteren idrar yolu enf.ları, fekalüri veya pnematüri ile görülürler. E te prostat hipertrofisinde olduğu gibi distal idrar yolu tıkanıksa asendan idrar yolu enf. Ve sepsis görülür. Fistülü en iyi gösteren tetkik CT dir. Baryumlu grafinin fistülü gösterme şansı %50 den azdır. Sistoskopi sistit olduğunu ve fistül civarında büllöz ödem olduğunu gösterir.
    Acil cerrahi girişim genellikle gerekmez. Bir drenaj sağlandığı için hastanın durumu düzelir. İlk tedavi sepsisin kontrolüdür. Distal idrar yolu tıkanıklığı foley katater veya suprapubik sistostomi ile giderilir, aynı anda antibiyotik de verilir.
    Kesin tedavi girişiminden önce fistülün nedeni aydınlatılmalıdır. Sigmoido vezikal fistülün en sık rastlanılan ikinci nedeni sigmoit tümördür. Kolonoskopiyle sigmoit nekrozun görülmesi ve karsinomanın ekarte edilmesi gerekir. Karsinom varken daha geniş bir diseksiyona ihtiyaç vardır.
    Fistülün nedeni divertikül olarak saptandıktan ve sepsis kontrol edildikten sonra , fistül bölgesindeki inflamasyonun yatışması gerekir. Bu birkaç hafta antibiyotik tedavisini gerektirir. Bazı hastalarda iyileştirmeyi hızlandırmak için TPN, barsak istirahati ve İV antibiyotik gerekir.
    Divertikülitise bağlı fistülün cerrahi tedavisi perforasyon yeri de dahil olmak üzere hastalıklı kolon segmentinin çıkarılmasıdır. Ameliyattan evvel üreterlere katater konmalıdır. Mesaneye katater konarak veya suprapubik sistostomi yapılarak 7-10 gün beklenilir. İnflamasyon yaygın değilse tek seanslı ameliyat yapılır, değilse Hartman prosedürü gündeme gelir. Bazen de kolo-rektal anastomoz yapılır ve yanında koruyucu kolostomi veya ileostomi uygulanır.
    Çok nadiren inflamasyon ve sepsis çok şiddetliyse perforasyon proksimaline sadece kolostomi uygulanır.

    Bu durumda divertiküler hastalıkta cerrahi endikasyonlar şöyle sıralanmaktadır.
    1-Acil Cerrahi:
    a-Serbest perforasyon (diffüz peritonitis),
    b-Dirençli masif kanama,
    c-Tam kolonik obs.
    2-Erken Cerrahi:
    a-Hastahaneye yatırılan hastada medikal tedavinin yetersiz kalması,
    b-Kısa ara ile nüks görülmesi,
    c-Kısmi kolon obs.
    3-Elektif Cerrahi:
    a-Tekrarlayan ağrılı ataklar,
    b-Fistül gelişimi,
    c-Tekrarlayan kanamalar.



    Divertiküler hastalıkta kanama:
    Divertiküllere ait kanama alt GIS kanamalarının % 40 ını oluşturur. Divertiküllerin arteriollerin kolonik musküler tabakayı penetre ettiği yerde oluştuğu bilinmektedir; böylece arteriol ile divertikül arasında bir ilşki olduğu ortaya çıkmaktadır. Bazı hallerde arteriol divertikül tepesinde yer değiştirir. Zaman içerisinde kronik travmaya bağlı olarak damar duvarında yapısal değişiklikler olur. İntimada kalınlaşma olur.Arter ya divertikül tepesinde veya antimezenterik hudutta boynundan zedelenir.İnflamasyon kanamada rol oynamaz. Masif alt GİS kanaması meydana gelir. Belirgin kronik kanama yapmaz.Vasküler bozukluk daima mukozal tarafta olur ve kanama daima lümen içinedir.Divertiküler hastalığa ait kanama alt GIS kanamalarının yaklaşık % 40 ını oluşturur.
    Kanama şiddetli divertikülozisi olanların %15 de gelişir. Bunların da 1/3 de kanama şiddetlidir ve hemodinamik instabilite yaratır.
    Sağ kolon divertikülleri soldaki divertiküllerden daha fazla kanarlar, zira daha büyük lümenli divertiküllerdir.
    Agrısız ve parlak kırmızı kanama olur. Birlikte divettikülitis hali nadirdir.
    Kanmanın yerinin tespiti için altın standart anjiografidir.Dakikada 0.5-1 ml üzerindeki kanamalarda sensitivite ve spesifitesi %40-92 arasında değişir, komplikasyonu % 2 dir. Kanama yeri bulununca ya vazopressin verilir veya Gelfoam veya benzeri madde ile embolize edilir. Vazopresin infüzyonu ile etkinlik % 47-92 kesilince tekrar kanama % 30-40 tır. Embolizasyonla başarı % 76-100, yeniden kanama %7-33, iskemi ise %8-13 oranında saptanır. Yani bu girişimlerin belirli mortalite ve morbiditeleri vardır ve ayrıca pahalıdırlar. Teknisyumla işaretli KK scannigler daha yavaş kanamaları gösterir sensitiviteleri %80-90, doğruluk dereceleri ise %37-98 dir.

    Stabil veya kanamanın çok az olduğu hastalarda kolonoskopi bazen ilk tercih edilen girişim olmaktadır. Özellikle rigit proktoskopi tercih edilir.Tanıda doğruluk derecesi % 74-87 dir.Divertiküllerde kanama sırasında endoskopik tedavide şunlar yapılabilir.
    -epinefrin enjeksiyonu,
    -görünür damarın bipolar koagülasyonu,
    -Yeniden kanamanın görülmesi için işaretleme (tatuaj).

    Stabil olmayan hastalarda cerrahiye gidilir.Bunlar hastaların % 10-20 sini oluşturur. Kanama yeri belli ise segmenter kolektomi, degilse subtotal kolektomi yapılır zira körlemesine segmental kolektomide tekrar kanama şansı % 4-75 dir ve acil ameliyatlarda mortalite % 10 üzerindedir. Lokalize olğularda ise yeniden kanama % 15 altındadır.

    Kanama sırasındaki cerrahi endikasyonlar;
    -Günde 1500 ml den fazla kan transfüzyonu,
    -Kanamanın 72 saatten fazla devam etmesi,
    Durmuş kanamanın 1 hafta içinde tekrarlaması.
    İlk kanamadan sonra tekrar kanama riski %20-30, ikinci kanamadan sonra %50 dir. Kanamaların % 80 ni kendiliğinden durmaktadır.


    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.
    Konu maturidi tarafından (08-08-2009 Saat 09:57 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.489

    Standart Divertiküler Hastalık

    Divertiküler Hastalık hakkında söylenenler güzel ama tedavide antibiyotik ilaç kulanılmasını tavsiye etmek biraz zararlıdır. Neden Kalın bağırsakalrda trilyonlarca bakteri vardır ve bunların büyük çoğunluğu faydalıdır. Antibiyotik ilaçlar faydalı zararlı ayrımı yapmadan bütün bağırsakalrdaki bakterileri tahripeder. Azaaln faydalı bakterilerin yerine çok daha tehlikeli ve tedavisi imkansız gibi olan mikro mantarlar yerleşir. Mikro Mantarla zehirli gazlar ve zehirli alkoller vede hormon benzeri biyogen aminlar üreterek kişinin hayatını altüst ederler. Bu nedenle anti biyotik ilaçlar yerine Gökçek İksiri kulanılmalıdır.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    Konu igokcek tarafından (05-11-2009 Saat 22:45 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.489

    Standart Antibiyotikler

    Antibiyotikler

    Vitamin ve minerallerin insan vücudundaki etkileri üzerinde tartışmak tabii ki doğru değil. Fakat vitamin alalımda nasıl olursa olsun, diye düşünmekte yanlıştır. Neden çünkü sentetik olarak alınan vitamin hapları bağırsakların tembelşmesine sebep olmakta ve besinlerdeki vitaminleri değerlendirme işlemini yavaşlatmaktadır. Bu sebeple uzun süre vitamin hapı almak fayda yerine zararlı olur. Finlandiyada Prostat rahatsızlıkları olan hastalara uzun süre E-Vitamini verilmiş ve hastaların rahatsızlığını daha da kötü olduğu görülmüş ve hatta kanser vakaları görülmüştür.

    Kimyasal ilaçlar: Almanyada yılda 25 000, İngilterede 30 000 ve ABD'de 180 000 kişinin kimyasal ilaçlardan öldüğü bilinmektedir (Hans Weiss 3*taglich isimli kitab&#305. Almanyada insanlar doktora gittiklerinde mutlaka doğal ilaç isterler ve mümkün oldukca kimyasal ilaçlardan kaçarlar. Kimyasal ilaçlardan bazılarının yantesirleri hakkında tehlikeli maddelerde yer verdim.

    Antibiyotik İlaçlar: Mini Atom Bombası
    Antibiyotik ilaçlar bağırsak florasını bozar. Bağırsak florasında ortaya çıkan aşırı zararlı bakteriler ve mantarların üretiği zehirli gazlar ve zehirli alkolleri elimine etmek için aşırı oranda B6, B12-Vitamini ve Folikasit harcanır. Buda homocystein oranının yükselmesine neden olur. Homocysteini B6, B12-Vitaminleri ve Folikasit Metionine çevirerek zararsız hale getirir.

    Homocystein LDL-Kolesterolunu oksitliyerek yapısını bozar. Oksitlenen kolesterol makrofaj tarafından mikrop olarak algılanır ve onu yok etmeye çalışır. Aşırı oranda LDL-Kolesterolu yiyerek ölen makrofaj hücrelerde, hücre aralarında, dokularda ve damarların iç yüzeyinde yağlanmalara sebep olur.

    Damar, hücere ve doku yağlanmasına sebep olan bu plaklar (artık maddeler, cüruf) hücrelerin beslenmesine engel olur. Buda beslenemeyen hücreler nedeniyle kişide sürekli açlık duygusunun ortaya çıkmasına neden olur ve kişi iştahım açıldı diyerek sürekli yemek yemek zorunda kalır. Bu nedenle bağırsak florası bozulanların et ve et mamüleri yememeleri gerekir.

    Almanya'da Alternatif Tıp: Almanya'da Pacoe firması tarafından yapılan bir araştırmada insanların % 80 oranında Alternatif Tıp'a güvendiği, ve sadece % 12'sinin ise Ortodoks Tıp'a itibar ettiği tesbitedilmiştir. (Naturheilkunde 10/11.04.44) Avrupada üretilen doğal ilaçların % 45 Almanya'da üretilmekte ve Alman firmaları 3. Dünya ülkelerinden getirtikleri ham maddeyi işleyerek milyarlarca dolar kazanmaktadırlar.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.
    Konu igokcek tarafından (05-11-2009 Saat 22:46 ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    ankara Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    1

    Standart

    Ben iki senedir devam eden kalın bağırsakları tamamen saran divertikül hastasıyım.Devamlı antibiyotik kullanmak zorunda kalıyorum.Ameliyat olmamda doktorlara göre tehlikeli ve şu an için gerksizmiş.Bana iksirmi yoksa tonikmi önerirsiniz?

  5. #5
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.489

    Standart

    Alıntı ankara Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben iki senedir devam eden kalın bağırsakları tamamen saran divertikül hastasıyım.Devamlı antibiyotik kullanmak zorunda kalıyorum.Ameliyat olmamda doktorlara göre tehlikeli ve şu an için gerksizmiş.Bana iksirmi yoksa tonikmi önerirsiniz?
    iksir, tonik ve kolit çayı kullanmalısınız.

  6. #6
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.436

    Standart Kalın Bağırsak Divertülü

    KALINBAĞIRSAK DİVERTİKÜLÜ
    Divertiküller bağırsak duvarının di rencinin azalması sonucunda dışan doğru fırlayan keseciklerdir. Çoğunluk la bezelye büyüklüğündedirler ve he men her zaman çok sayıda bulunurlar. En çok yerleştikleri yer kalınbağırsağın inen bölümüyle, sigmoit kolondur (ka lınbağırsağın “S” biçiminde kıvnm ya pan bölümü). Kalınbağırsağın herhangi bir yerinde de görülebilirler.
    GÖRÜLME SIKLIĞI
    Divertiküller, 60 yaşın üstündeki kişile rin yüzde 30′unda, 80 yaşın üstündeki ki şilerin ise yüzde 40′ında görülür. Diver-tikül hastalığı erkeklerde daha sık, genel likle kadınlardan iki kat fazla görülür.
    Olguların çoğunda, hastalığın klinik bir tanımı yoktur, ama hastalık kendini belli etmeye başladığında ciddiye alın malıdır. Çünkü ağır komplikasyonlara yol açabilir.
    • Kolaylaştırıcı etmenler – Hastalığa yatkınlık sağlayan çeşitli etmenler var dır; bunlar arasında bazıları çelişkilidir.
    • Irksal etmenler – Çeşitli çalışmalar Afrika’da ve Hindistan, İran, Irak gibi Asya ülkelerinde divertikül oluşumuna çok seyrek rastlandığını ortaya koy muştur. Burada beslenme alışkanlıkları birinci derecede Önem taşır. Batılı bes lenme alışkanlıklarını benimseyen ülke lerde hastalığın görülme oram yüksel mektedir.
    • Beslenme etmeni – En önemli etmen dir. Doğal selüloz liflerinin büyük oran da bulunduğu kepekli ekmek yiyenler de divertikül iltihabının sık görülmedi ği ortaya konmuştur. Günümüzdeki beslenme biçiminde şeker ve sindirile-meyen lifler bakımından yetersiz olan etler fazla tüketilmektedir.
    • Kalıtsal etmenler – Bazı ailelerin bü–tün üyelerinde divertikül İltihabı görül düğü için hastalığın oluşumunda kalıtsal etmenlerin bulunabileceği ileri sü rülmüştür.
    • Öbür etmenler – Akut ya da kronik kalınbağırsak iltihapları, dizanteri, amip enfeksiyonu vb hastalıkların di vertikül iltihabına yol açabileceği düşü nülmüş, ama kanıtlanamamıştır.
    Divertikül iltihabının, bacak varisi, basurlar, diyafram fıtıkları gibi değişik hastalıklarla aynı klinik tablo çerçevesin de değerlendirilmesine yönelik girişim ler olmuştur. Bu hastalıkların kasların genel ve tekil bir hastalığından çok yaşlı lığa bağlanabileceği düşünülmektedir.
    Divertikül iltihaplan safrakesesi taş larıyla ve şişmanlıkla İlişkilendirilmiştir. Bunlar yağlar bakımından zengin ve sin-dirilemeyen lifler bakımından yetersiz bir beslenmeden kaynaklanan safrakese si işlev bozukluğunun sonucudurlar.
    KLİNİK BİÇİMLER
    Kalınbağırsak divertikülü iltihabının iki temel tipi vardır:
    • Doğumsal biçimler – Özellikle gençlerde görülür; bütün kalınbağırsağı ilgi lendirir ve sıklıkla aynı ailenin bireyle rinde ortaya çıkar.
    • Edinilmiş divertikül iltihapları – Di vertikül fıtıklarının oluşumunu kolay laştıran en önemli neden kalınbağırsak içi basmcm artmasıdır. Bağırsağın çapı küçüldükçe basınç daha yükselir ve böylece, normalde çapı küçük olan ve kas duvarı esnekliği fazla olmayan sig moit kolonun içindeki basınç artışı da ha kolay gerçekleşir. Hastalığın bu or ganda daha sık rastlanmasının nedeni budur. Basınç, gaz ve besinlerin bağır sakta mayalanması sonucunda da artar.
    BELİRTİLERİ
    İlk evre, kalınbağırsakta divertiküllerin , oluşmasıdır; klinik bir belirtisi yoktur * Herhangi bir başka nedenle ve özellikle * işlevsel bağırsak hastalığı belirtileri gö-rüldüğünde kalınbağırsak röntgenlerin-) de rastlantı sonucu fark edilir. Hastalı-; ğın bu ilk evresinde divertiküîler ser besttir ve düzenli biçimde normal bir geçişle içleri boşalır. Kalınbağırsağın , f!. kontrast madde verilerek görüntülen- ”•<•* meşinde çok sayıda divertikülün varlığı saptanabilir; bu durumda kalınbağırsa ğın divertilcül hastalığından söz edilir, îçi kontrast maddeyle dolan divertikül ler röntgen filminde özgül bir görüntü verirler. Dipleri düzenlidir ve boyunları görülebilir; genellikle aşın kasılmış gö rünümdeki bir kalınbağırsak bölümün de yerleşmişlerdir.
    Hastalığın gidişi sırasında divertikül iltihabına rastlanabilir. Bu olgu başlıca iki evreye ayrılır:
    • Nezlesel ya da iltihabi evre – Bu ev rede divertiküller bir boşaltım bozuklu ğu nedeniyle irinle doludur. Kalınba ğırsağında divertikül olduğu bilinen bir hastada, aşağıdaki klinik belirtilerin gö*rülmesi durumunda nezlesel bir divertikül iltihabı düşünülmelidir: Alışılagel miş belirtiler şiddetlenir. Örneğin kar nın sol alt bölümüne yerleşen sancılar geceleri daha çok artar ve hastanın uyu masını engeller. Kanlı ve sümüksü dış-kılamayla da seyredebilen ishal görülür. Akyuvarların sayısında ve alyuvar çök me hızında (sedimantasyon) artış olabi lir. Karında ele gelen bir kütle yoktur ve makat yoluyla yapılan muayenede bir bozukluk saptanmaz. Bu evrede di-vertikül iltihabı, ilaç ve istirahatle bir likte uygulanan tıbbi tedaviye iyi yanıt verir. Röntgende, dibi daha az düzerdi ama kontrast maddeyle iyi bir biçimde dolan divertiküller görülür. • İrinli divertikül iltihabı – Bir sonraki evredir. Yapısal olarak divertikülün boynunun kapanmasıyla tanımlanır; röntgen filminde, divertiküllerin kont*rast maddeyle hemen hiç dolmadığı gö rülür. Bu evre nezlesel divertikül iltiha bının yeterli tedavi görmemesinin ve hastanın iyi bakılmamasının doğrudan sonucu olarak değerlendirilir.
    Karın kaslarının tam anlamıyla is temsiz kasılmasının eklenmesiyle klinik tablo daha da ağırlaşır. Genellikle kar nın sol alt bölümündeki bu istemsiz ka sılma sol apandisit olarak adlandırılır. Ayrıca yüksek ateş ve bazen tam olma yan bir tıkanmayla birlikte belirgin bir mikrobik hastalık tablosu ortaya çıkaf. Bu evrede karında ele gelen bir kütle yoktur. Lavmanla kontrast madde veri lerek röntgen çekilmesi tehlikeli sayılır. Gerekli durumlarda radyoskopiyle izle nerek ve düşük bir basınçla kontrast madde Verilebilir.
    GELİŞİMİ
    Hastalığın gelişimi sırasında değişik komplikasyonlar görülebilir: • Delinme ve karın zarı iltihabı – Ka lınbağırsaktaki ilişkili olduğu bölümden ayrılan divertikül kendi basma irinle dolmaya devam eder. Kalınbağırsak çevresinde mikrobik bir yayılma gelişir ve yalancı tümoral görünümü olayın kanserle karıştırılmasına neden olur. Karın zan iltihabı karnın bir bölgesinde sınırlı kalabilir (sınırlı delinme) ya da irinle dolu divertikül karın boşluğuna açılarak (serbest delinme) bütün karın zarına yayılabilir (peritonit). Bu evrede karında kütle ele gelir; leğen (pelvis) muayenesiyle de fark edilir. Baryumun karın zarına olası geçiş tehlikesi nede niyle, kalınbağırsağa suda eriyen kont rast maddeler verilmesi Önerilir.
    • Tıkanma – Kalınbağırsak iltihabına bağlı bir darlık nedeniyle mekanik tı kanma ya da karın zan iltihabı duru munda görülen işlevsel tıkanma olmak üzere iki biçimde ortaya çıkar.
    • Fistül (akarca) – Seyrek olarak orta ya çıkar ve uygun bir tedaviyle önlene bilir. İrinle dolan divertikülün bir ke nardan patlayarak akması sonucunda oluşur. Fistüller çevredejd organlara ve özellikle çok yakın olan idrar kesesine akar. Bu durumda idrarla birlikte gaz ve dışkı çıkarılır. Öbür fistül yollan de riye, hazneye, incebağırsağa ve körba-ğırsağa doğru gider, Röntgen ile yapı lan inceleme fistül yollarının görülme sini sağlar. Kalınbağırsak ve idrar kese si fistülleri çeşitli idrar kesesi enfeksi yonlarına yol açar.
    • Kanamalar – Divertiküllerin damar bakımından zengin yapılan nedeniyle kanamalar oldukça sık ortaya çıkar. Kanama öncesinde genellikle bir ku luçka dönemi vardır. Çoğunlukla ani olarak koyu kırmızı kan çıkanını görü lür. Bu kan kaybı düzenli rektal muaye neyle belirlenebilir. Endoskopiyle (iç-görgüleme) saptanabilen tümoral ne denler saf dışı bırakıldıktan sonra tanı kesinlesin Bu kanamaların yaklaşık yüzde 75′i kendiliğinden durur, yüzde 25 olguda ise kanama yeniden ortaya çıkar. Kanama durmazsa iki tür tedavi olanağı vardır. Bunlar, bağırsak dama rına vazo-pressin şırınga edilmesi ve cerrahi girişimdir. Birinci yöntem uy gulandığında genellikle yineleme görü lür. Kanamanın ilk 24 saatte iki litre den fazla kan nakli gerektirmesi duru munda ise hemen cerrahi girişime baş vurulmalıdır.
    Kolonoskopi kanamaya bağh teknik nedenler yüzünden genellikle başansız olur; lavmanla bağırsak temizliği sağlan dıktan sonra denenmelidir. Kanama yeri nin saptanması cerrahi girişime yol gös*terir. Kolonoskopinin olanaksız olduğu durumlarda, kanın çıkış noktasının belir lenebilmesi için üst ve alt bağırsak atar damarı röntgeninin çekilmesi gerekir.

    Yukarıda belirtilen incelemeler so nucunda da kanama alanlan tam belirlenemeyebilir ve yinelemeleri önleme ye yönelik cerrahi bir girişime uygun yolu bulmak olanaklı olmayabilir.Divertikül incelemesi kontrast madde verilerek görüntüleme ve kolonoskopi yöntemleriyle yapılır.Röntgen, divertiküllerin varlığını ortaya koyar. Kontrast madde düşük bir basınçla verilmelidir. Öte yandan rönt gen, tümörün kalınbağırsak çevresinde yarattığı görünümlerin ayırımı için ye tersiz kalır. Bu durumda kolonoskopiye başvurmak gerekir. Bu yöntemin de ba zı zorluklan vardır. Çok yüksek basınç lı hava vermemek ve inceleme sırasın da divertikülün içinde uzun süre kalın-maması gerekir; aksi halde divertikülün delinmesine yol açılabilir.
    Sıradan bir divertikül röntgenle sap-tanmışsa, kolonoskopi gereksiz olabilir, ama kalınbağırsak darlığı olgulannda yararlıdır. Herhangi bir nedenle makat tan kan gelmesi durumunda kanama ye*rinin saptanması ve kanamanın diver-tikülden kaynaklandığının doğrulanma sı ya da eşlik eden bir lezyonun ortaya çıkarılabilmesi için biyopsi alınmasını sağar.
    TEDAVİ
    Ana hedef ağnlan ortadan kaldırmak ve normale yakın bir akımı sağlamaktır. Bunun için olağan tedaviye parafin ya ğı (günde 2 kaşık) ve antispastik (spazm-sancı giderici) ilaçlar eklenir. Enfeksiyon ortaya çıktığında yatak isti-rahati ve sol kasık çukuruna buz torbası uygulaması gerekir. Antibiyotik tedavi si öbür uygulamalarla birlikte yapılır; genellikle penisilinler ve başka antibi yotikler kullanılır. Bu tedaviyle işlevsel bozukluklar birkaç günde giderilir. Bunların yarar sağlamadığı durumda cerrahi girişim uygulanmalıdır. • Cerrahi tedavi – Çeşitli nedenlerle önerilmeyen cerrahi tedavi, yeterli tıbbi tedaviye karşın, sık sık yineleyen ya da günlerce süren antibiyotik tedavisine karşın kasık bölgesindeki kütlenin var lığını sürdürdüğü hastalara uygulanır. Nedenleri yeterince açıklanamayan id rar yolu belirtileri gösteren hastalarda da cerrahi tedaviye başvurulabilir. Ameliyat kural olarak 50 yaşın altında ki hastalara uygulanır.

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 10
    Son Mesaj : 4 Hafta önce, 21:35
  2. Cevaplar: 4
    Son Mesaj : 02-27-2012, 08:02
  3. Cevaplar: 22
    Son Mesaj : 10-18-2011, 07:47
  4. Cevaplar: 5
    Son Mesaj : 12-27-2009, 11:34
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 05-03-2008, 15:14

Visitors found this page by searching for:

divertikül

mesane divertikülü tedavisimesane divertikülüdivertikül ameliyatıdivertikül bitkisel tedavikolon divertikülükolon divertiküllerimesanede divertikülkolonda divertiküllerkolonda divertiküldivertikül tedavisidivertikül bitkisel tedavisidivertikulitis hastaligidivertiküllerHARTMAN POŞUdivertikül diyetiince bağırsak divertikülükalın bağırsak divertikülobs bitkisel tedavihartmann poşudivertiküle bitkisel tedavidivertikulitis tedavisidivertikülerbağırsak mukozasıDİVERTİKÜL DE NASIL BESLENMELİ

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi | bitkisel tedavi | şifalı bitkiler | tedavi yöntemleri | hemoroid | himalaya tuzu
zona hastalığı, herpes zoster, kuşak hastalığı, mesane iltihaplanması, cystitis, sistitis, sistit, basur, mayasıl hastalığı,hemoroid, hemorrhoid, basur, mayasıl hastalığı,hemoroid, hemorrhoid, vitiligo, beyaz leke hastalığı, cinsel bozukluklar, cinsel isteksizlik, erken boşalma, iktidarsızlık, kısa ilişki, ereksiyon, ülseratif kolit, kalınbağırsak ülseri, böbrek iltihaplanması, nefrit, kurdeşen, kronik ürtiker, anjiyödem, dabaz, kaşınıtlı, kabarcıklı, deri hastalığı, irritabl bağırsak sendromu (İBS), kalın bağırsak hasaslaşması, kolon hasaslaşması, yüksek tansiyon, variz, varikosis, varicose, gastrit, mide mukozası iltihaplanması, ülser, mide yarası, reflü, mide yanması, şişkinlik, kabızlık, hazımsızlık

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84