Sayfa 1 Toplam 10 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
Toplam 98 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Diyabet, Diabet, Şeker hastalığı, diyabet, diyabet belirtileri

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Post Diyabet, Diabet, Şeker hastalığı, diyabet, diyabet belirtileri








    Diabet, Şeker hastalığı
    Şeker hastalığ genelikle endüstri ülkelerinde görülen bir rahatsızlık olup, 1994 verilerine göre Almanyada 4 milyon diabet hastası bugün 7 milyona ulasmıştır. Bunun 6,5 milyonunu Tip 2 veya Yaşlılık diabeti olarak bilinen diabet olup, genelikle 40 yaşından sonra ortaya çıkan türdendir. Bununda % 20?si insulin iğnesi vurulmaktadır. Tip 1 ise diabeti ise çocukluk, gençlik veya ilk olğunluk devrelerinde ortaya çıkar ve ilerler. Diabet pankreas rahatsızlığı nedeniyle ortaya çıkan bir durumdur.

    Pankreasın insulin salğılayan langerhals hücrekümelerinin (langerhans istets) tahrip olarak görevinin yapamaz halle gelir. Başka hastalıklarda diabette sebep olabilir ve bunların başında uzun süre kortison alama, sürekli idrar söktürücü ilaçlar (diüretika) alma, gelişmek için hormon hapları alma gibi sebepleri sayabiliriz.

    Diabetin belirtileri: oldukce sık idrar yapma (poliuri), aşırı susuzluk çekme (polidipsi) iştahsızlık nedeniyle zayıflama, hastalığın başlanğıcında çok aşırı açlık hissetme, döğülmüş gibi dermansız-, yorğun- ve kuvvetsiz hissetme, ağız kuruması ve geçeleri baldır kramplarını sayabiliriz.

    Diabet hastalarında bazı hastalıklarda ortaya çıkabilir ve bunların başında: iyilesmesi çok uzun süren yaralar özeliklede ayak ve baldırlarda, görmebozuklukları, sinirlerin tahrip olması, nedeniyle ayaklarda karıncalanması, kalpenfaktürüsü ve cinsel ikdıdarsızlık ortaya çıkabilir. Sağlıklı bir insanın aç karnına kanındaki glukoz oranı 70-110 mg/dl iken , şeker hastalarında bu en az 126mg/dl?dir. Geniş bilgi için pankreasa bak.

    Bir tanıdığım diyabet hastasına doktoru istediğin kadar et yiyebilirsin am tatlı yiyemesin demişti. Oysa tatlı geçici olarak şekeri anlık yükseltir. Hücrelerin, dokuların ve organların yağlanması demk görevini yapamaması demektir. Aşırı hayvansal besinlerle beslenen bir kişin pankreası yağlanma nedeniyle insulin salğılıyabilir mi? Mümkün değildir.

    Gökçek İksiri pankreastaki yağlanamayı önler ve insulin salğılamsını dolaylı olarak sağlar. Tabiiki sağlıklı beslenmek şartıtır. Fakat asla peynir yememeli, çünkü iltihaplanmaya sebep olur, siyah çay içmemeli, çünkü bağırsakaları kurutur ve vitaminler, minerller ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler, et ve et mamülerine 5-6 ay alınmaması gerekir, çünkü asidoza sebep olur. Buda birçok hastalığın sebebidir. Gökçek İksiri vücudu curuflar dan artır ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Gökçek Tonik bağırsak, idrar yolları, solunum yolları ve ağız florasını düzenler patalojik bakteri, virüs ve mantarları yokeder vede bağışıklık sistemini güçlendirir.

    Gurmar Forte, Karanfil Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Diyabet çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar. Artı her lokma en az 30 defa çiğnemeli, aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
    www.bitkiseltedavi.com

  2. #2
    biroybil Çevrimd??? Administrator
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    108

    Standart Diyabet, cinsel sağlığı




    Prof. Dr. Hotamışlıgil ve ekibi karaciğerin metabolik haritası çözdü!


    Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ve ekibi karaciğerin metabolik haritasını çözdü


    BOSTON - Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ve ekibi, karaciğer dokusunda metabolizmayı bozarak diyabete yol açan mekanizmanın protein değil ‘yağlar tarafından kontrol edildiği sonucunu ortaya çıkararak’ bu alandaki yerleşik görüşü sarsan yeni bir tedavi yaklaşımına ön ayak olacak önemli bir buluşa imza attı.


    Şişmanlık ve diyabetin tedavisine yönelik çalışmalarıyla tanınan Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, şişmanlık ve diyabette karaciğerin rolüne ilişkin yağ ve kalsiyum metabolizması üzerinde şaşırtıcı buluşlar yaptı. Ortaya çıkarılan bu yeni mekanizmalara deneysel ortamda yapılan genetik müdahaleler sonucu insülin direnci ve şeker hastalığı geri döndürülebiliyor. Prof. Dr. Hotamışlıgil, bütün dünyada büyük bir hızla yayılan şişmanlık, diyabet ve karaciğer yağlanması probleminde böyle temel bir bozukluğun ortaya çıkarılmasının yepyeni tedavi olanakları sunabileceğini belirtti. Prof. Dr. Hotamışlıgil ve ekibi, bu heyecan verici çalışmalarını dünyanın en saygın bilim dergisi 'Nature' Mayıs sayısında yayınlayarak bilim camiasına duyurdu.

    Pek çok önemli çalışmaya imza attı
    Hotamışlıgil Laboratuvarı’nda daha önce yapılan çalışmalar, şişmanlık ve diyabet gibi metabolik hastalıklarda kronik iltihabi değişikliklerin anahtar bir mekanizma teşkil ettiğini ortaya çıkarmış ve bu hastalıklara yaklaşımda yeni bir alan açmıştı. Bunun akabinde Prof. Dr. Hotamışlıgil, hem deney hayvanlarında hem de şişman ve diyabeti bulunan insanlarda karaciğer ve yağ hücrelerinde “endoplazmik retikulum” (kısaca ER) adı verilen yapıda stres ortaya çıktığını keşfetmiş ve bu stresin giderilmesinde kullanılabilecek kimyasal maddeleri belirleyerek, hem deneysel ortamda hem de insanlarda çarpıcı tedavi edici etkilerini göstermişti.


    Çalışma ‘Nature’ dergisinde yayınlandı
    Prof. Dr. Hotamışlıgil’in bu buluşuna kadar endoplazmik retikulum sadece hücrede protein sentezini, sentezlenen proteinlerin kalitesini ve trafiğini kontrol eden, bir üretim tesisi gibi çalışan bir sistem olarak biliniyordu. Bu karmaşık sistemin ve ER’ın metabolizmanın kontrolündeki rolü bilinmiyordu. Dolayısıyla, bu önemli organelin şişmanlık ve diyabette neden hatalı çalışmaya başladığı sorusu da hem bilim camiası hem de Prof. Dr. Hotamışlıgil için gizemli bir konu idi. “Nature” dergisinde yayınlanan bu yeni çalışmayla, bilimadamları hem bu büyük sırrı çözmüş oldular, hem de karaciğerin metabolik haritasını gün ışığına çıkardılar.

    Hotamışlıgil ve öğrencisi Dr. Fu, bu sırrı çözebilmek için önce hastalıklı karaciğer dokularından endoplazmik retikulumu saflaştıracak bir yöntem geliştirdiler ve daha sonra bu yapının tüm protein ve yağ haritasını sistematik olarak ortaya çıkardılar. Hotamışlıgil Laboratuvarı, bu haritayı ortaya çıkarabilmek için binlerce protein ve yağ molekülünü sağlıklı ve hasta karaciğer dokusunda tarayarak birer birer inceledi. Elde ettikleri sonuçları “büyük bir sürpriz” olarak değerlendiren Prof. Dr. Hotamışlıgil, şişmanlığın herkesin tahmin ettiğinin tam tersi olarak karaciğer dokusunda protein üretiminden yağ üretimine dönüşü tetiklediğini ve bu organdaki endoplazmik retikulumun normal çalışmasının bu şekilde bozulduğunu gösterdiklerini belirtti.

    Yağların metabolizmadaki yeri
    Karaciğer dokusunda binlerce yağ ve protein molekülünü inceleyen ekip, yağların arasında iki molekülde şişmanlığa bağlı çarpıcı bir anormallik tespit etti. Posfatidil-kolin (PC) ve posfatidil-etanoamine (PE) isimli bu yağların ER cidarının mimarisi üzerinde çok önemli etkileri olduğunu belirten Prof. Dr. Hotamışlıgil, tespit ettikleri bu değişimlerin organel fonksiyonunu bozabilec
    eği hipotezine ulaştıklarını ve akabinde bunu ispat ettiklerini belirtti.

    Karmaşık yolaklar söz konusu
    Endoplazmik retikulumu hüc
    re içinde çok çetin ve karmaşık yollarda seyreden 12 silindirli bir yarış arabasının motoruna benzeten Prof. Dr. Hotamışlıgil, şu bilgileri Verdi: “Bu motorun performansı için sadece çok miktarda enerji değil aynı zamanda kalsiyum kullanımı gerekiyor ve hücrenin benzini olan enerji kaynaklarının yanı sıra organel içerisine yüksek miktarda kalsiyum aktarılması da gerekiyor. Kalsiyum hücre içindeki depolardan endoplazmik retikulumu oluşturan tüplere özel kanallar aracılığıyla aktif olarak taşınıyor ve bu fonksiyonun gerçekleşebilmesi için de bu tüplerin cidarındaki yağların belli bir oranda olması gerekiyor. Şişman karaciğer dokusunda meydana gelen değişiklikler, bu tüplerden kalsiyum kaçağına sebep veriyor ve neticede organ fonksiyonunu bozarak diyabet oluşmasına zemin hazırlıyor. Ekip olarak bu kaçağa sebep olan mekanizmanın yağlar içindeki değişiklikler nedeniyle oluştuğunu ve düzeltilebileceğini ortaya çıkararak büyük probleme önemli bir çözüm getirdik.”

    Yeni genetik modeller geliştiriliyor
    Bu mekanizmanın şeker hastalığı ve karaciğer yağlanmasındaki rolünü ortaya çıkarmak için Prof. Dr. Hotamışlıgil ve ekibi iki değişik strateji geliştiriyorlar. Bunlardan birincisinde şişmanlık sırasında yağlarda tespit ettikleri bozukluklardan sorumlu PEMT ismindeki enzimin aktivitesini karaciğer dokusunda ortadan kaldıracak bir genetik müdahale geliştiriyorlar ve bu müdahale sonucunda hem kalsiyum kaçaklarını önlüyor hem de diyabeti ortadan kaldırıyorlar. İkincisinde ise endoplazmik retikuluma kalsiyum aktaran en önemli kanal olan SERCA isimli bir molekülün karaciğerdeki miktarını bir gen tedavisi yöntemiyle yükselterek organele kalsiyum girişini düzeltiyorlar. Bu girişimde, deneysel ortamda, hem şişman dokudaki ER stresini ortadan kaldırdıklarını hem de diyabet ve karaciğer yağlanmasını düzelterek bu hastalıkları etkin bir şekilde tedavi ettiklerini gösteriyorlar.


    Bu çalışmanın sonunda, Prof. Dr. Hotamışlıgil ve ekibi, karaciğer dokusunda metabolizmayı bozarak diyabete yol açan mekanizmanın protein değil “yağlar tarafından kontrol edildiği sonucunu ortaya çıkararak” bu sahada birçok yerleşik görüşü sarsan ve yepyeni tedavi yaklaşımına ön ayak olacak çok önemli bir buluşa imza attılar. Prof. Dr. Hotamışlıgil, çalışmalarının, geliştirdikleri yöntemlerle şimdi şişmanlıkta fonksiyonu bozulan diğer dokulara yöneldiğini, bu araştırmalar sonucunda vücut metabolizmasının en ayrıntılı haritasının ortaya çıkarılacağını ve en etkin tedavi yöntemlerine ışık tutulacağını belirtiyor.

    Prof. Dr. Hotamışlıgil, bu önemli çalışmada yer alan tüm çalışma arkadaşlarının, Dr. Alexander Ivanov ve Dr. Steve Watkins’in katkılarının takdir edilmesi gerektiğinin ve özellikle Dr. Fu’nun fedakarlıklarla gerçekleştirdiği çalışmaların bu buluştaki hayati yerinin altını çiziyor. Prof. Dr. Hotamışlıgil, halen Harvard Üniversitesi’nde, JS Simmons Genetik ve Metabolizma Profesörü ve Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölüm Başkanı olarak görevini sürdürüyor. Şimdiye dek pek çok bilim insanı yetiştiren ve çok sayıda Türk öğrenciyi de laboratuvarına kabul ederek kariyerlerine hazırlayan Prof. Dr. Hotamışlıgil, metabolik hastalıklar konusunda dünyanın en önde gelen bilim insanlarından biri olarak görülüyor.


    Pek çok önemli çalışmaya imza attı
    Prof. Dr. Gökhan S. Hotamışlıgil, 1986 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Harvard Üniversitesi'nde uzmanlık çalışmalarını tamamlamış ve öğretim üyesi olarak göreve başlamıştır. Genetik ve Metabolizma Profesörü Hotamışlıgil'in Harvard Üniversitesi'nde bir araştırma laboratuvarı bulunmaktadır. Hotamışlıgil, yine bu üniversitede Genetik ve Kompleks Hastalıklar bölümünün başkanlığını yürütmektedir. Vücudun metabolizmasını denetleyen mekanizmaların incelendiği laboratuvarında, genetik bir özelliğin bir hücreden diğerine nakline, ayrıca metabolik dengenin moleküler ve genetik kontrol mekanizmalarına odaklanan biyokimyasal, moleküler ve genetik çalışmalar yapılmakta; insanlardaki metabolik hastalıklarda görülen belli anormalliklerin neden ve çözümleri araştırılmaktadır. Hotamışlıgil'in çalışmaları, günümüzde diyabet, şişmanlık, kalp hastalıkları, karaciğer yağlanması ve astım hastalıklarına yeni yaklaşımların geliştirilmesine yol açmış ve bu hastalıklara karşı hem akademi, hem de endüstride birçok ilaç geliştirme programına temel teşkil etmiştir. Hotamışlıgil'in bu katkıları 2010 yılında Uluslararası Obezite Cemiyeti’nin Wertheimer ve Columbia Üniversitesi’nin Naomie Berrie ödüllerini getirmiştir.


    http://www.hsph.harvard.edu/research/gsh-lab

  3. #3
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Standart Şeker Hastalığı Kör Ediyor




    Şeker Hastalığı Kör Ediyor

    Şeker hastalığının süresi arttıkça gözde hasar yapma riski de artıyor. Şeker hastalığı iyi kontrol edilmemiş hastalar da bu risk daha da yükseliyor.Şeker hastalığının göz sağlığı üzerindeki Memorial Hastanesi Suadiye Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Bölümü?nden Op. Dr. Olcay Şahin anlattı.

    Diyabet, insulin eksikliğine veya etkinliğinin azalmasına bağlı kan şekerinin yükselmesiyle (hiperglisemi) karakterize bir hastalıktır. Göz de dahil olmak üzere birçok organda hasar yapabilir. 20 ile 65 yaş arasındaki insanlarda görülen en sık körlük nedenidir.

    Kaç çeşit diyabet vardır?
    İki çeşit:
    İnsuline bağlı diyabet, tip 1 olarak da bilinmektedir. Sıklıkla 10 ile 20 yaşları arasındaki insanlarda gelişmesine rağmen, daha yaşlı insanlarda da ortaya çıkabilir.
    İnsuline bağlı olmayan diyabet, tip 2 olarak da bilinmektedir ve sıklıkla 50 ile 70 yaş arasındaki insanlarda gelişir.

    Hangi hastalar göz açısından risk altındadır?
    Şeker hastalığının süresi arttıkça gözde hasar yapma riski artmaktadır. Şeker hastalığı iyi kontrol edilmemiş hastalar daha yüksek risk altındadır. Bununla birlikte, iyi bir metabolik kontrol gözde hasar yapma riskini ortadan kaldırmamaktadır. Ayrıca, hamilelik, hipertansiyon, böbrek hastalığı ve anemi varlığı şeker hastalarında göz tutulumunu kötü yönde etkileyebilmektedir.

    Gözde ne gibi hasar yapmaktadır?
    Katarakt, diyabeti olanlarda olmayanlara oranla daha sıklıkla ve daha genç yaşlarda oluşmaktadır. Ayrıca, görme sinirini etkileyebilir ve göz kaslarında felçlere yol açarak paralitik göz kaymasına (şaşılık) yol açabilmektedir.

    Diyabetin en önemli komplikasyonu retina tutulumudur. Retinada ödem (su tutulması ), kanama odakları ve yeni damarlanmaya yol açabilmektedir. Bu yeni oluşan hassas damarlar da kanayarak göz içi kanama ve retina dekolmanı oluşturabilmaktedir.

    Hastalığın daha ileri evrelerinde de glokom (göz içi basıncının artması ) oluşabilmektedir. Hastalık ve komplikasyonları tedavi edilmezse körlükle sonuçlanabilmektedir.

    Hastalar hangi şikayetlerle doktora başvurur?
    Hastalarda, genelde yavaşca ilerleyen görme azalması olabileceği gibi ani görme kayıpları da olabilir. Bununla birlikte, hastaların gözlerinde hasar başlamasına karşın görmeyle ilgili hiçbir şikayetleri olmayabilir. Bu da, şeker hastalarının muayenelerinin, diyabet uzmani ile birlikte göz doktoru tarafından yapılmasının önemini göstermektedir. Erken teşhis ve tedavi ve sık kontrollerle birçok diyabetli hastada ciddi görme kayıpları engellenebilmektedir.

    Teşhis için yapılan tetkikler nelerdir?
    Retinadaki hasarın belirlenmesi ve tedavinin planlanması için fluorescein anjiografisi yapılmaktadır.

    Burada, hastanın kolundaki bir damardan boyayıcı bir madde verilerek göz filmleri çekilmektedir. Bu tetkikin göze hiçbir zararı yoktur. Nadir durumlarda, hastalarda kusma, bulantı ve kaşıntı olabilmektedir. Yan etki olarak, deri ve idrar bir gün boyunca sarıya boyanır ve kendiliğinden geçer.

    Retina tutulumunda tedavi nedir?
    Tedavi, çoğunlukla lazerle yapılmakta ve ana hatlarıyla ikiye ayrılmaktadır. Birincisi, retinada yeni oluşan damarların gerilemesini sağlayacak şekilde lazer yapılarak göz içine kanama, retina dekolmanı ve glokom oluşması engellenir. Çoğu hastada istenilen sonuc elde edilmekle birlikte, bazen yapılan etkin lazer tedavisine rağmen bu komplikasyonlar oluşabilmektedir.

    İkincisi, maküla denilen görme merkezinde ödem (su toplanması ) olan hastalarda ödemi azaltmak veya yok etmek için yapılan lazer tedavisidir. Tedaviyi takiben ödem kaybolsa veya azalsa bile görme artmayabilmektedir. Bunun için, bu lezyonlar ne kadar erken tedavi edilirse, görme o kadar iyi düzeyde kalmaktadır. Bununla birlikte, tedavi sonrası görmenin daha iyileştiği veya daha kötüleştiği de olmaktadır.

    Lazer tedavisine rağmen göz içine kanama, retina dekolmanı ve glokom olan veya makula ödeminin devam ettiği durumlarda vitrektomi ameliyatı yapılmaktadır. Günümüzde vitrektomi ameliyatlarıyla başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

    Nelere dikkat edilmelidir?
    Diyabetik hastalar görmelerinde azalma olmasını beklemeden göz doktoruna muayane olmaları gerekmektedir. Erken evrede tespit edilen lezyonlar daha etkin ve güvenli bir sekilde tedavi edilebilmektedir.

    Kan şekeri düzeyi, hipertansiyon, kolesterol düzeyi ve diğer önemli tetkiklerin de şeker hastalığınızla ilgilenen doktor tarafından kontrol altında tutulması gerekmektedir.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

    Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet

    Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.
    www.bitkiseltedavi.com

  4. #4
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Standart


    Alıntı halil45 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben ankara Keçiören den Halil şeker ve yüksek tansiyon nedeniyle ibrahim beyi aradım.Gökçek iksir ve diabet ve tansiyon çayı karşımı özel bir çay tavsiye etti.İksir ve çayı kullanmaya başladıktan 3 gün sonra kan şekerim normale döndü ve tansiyonum düştü.ibrahim beyi aradım bu iksir ve çayınız bu kadar güçlü ve etkilimi dedim.Evet o kadar etkili dedi ve kendisine teşekkür ettim sağolun beni ilaçlardan kurtardınız.
    Evet o kadar etkili ve genelikle kilolu alan kişilerin sadece görünen ense, boyun göbek ve kalca değil iç organlarıda yağlanır.Pankreas yağlanınca pankreas içindeki çok hassas beta hücreleri çok narin olduğundan yeterince insülin salğılıyamaz ve kan şekeri yükselir.Pankreastaki bu yağlanmayı Gökçek İksir eritir ve diabet çayıda pankreasın foksiyonlarını artırır. Yüksek tansiyonunda damarlardaki yağlanma nedeniyle damarların iç yüzeyi yağlanır ve damarlar daralır. Nasıl ki kireçli bir su borularının iç yüzeyinde birikir ve ve su geçmez hale gelirse damarlarda yağlanma nedeniyle daralı ve kan damarlara sığmadığından tansiyon yükselir.Gökçek İksir ve damarların iç yüzeyindeki yağları eritir ve böylece tansiyon normale döner.Peynir, sucuk, salam, sosis, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyeck ve içecekler vücutta yağlanmalara sebep olur.Doğru beslenmek çok önemlidir.

    Gurmar Forte, Karanfil Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Diyabet çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar. Artı her lokma en az 30 defa çiğnemeli, aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

    www.bitkiseltedavi.com

  5. #5
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.893

    Standart Stres şeker hastalığı riskini arttırıyor

    Stres şeker hastalığı riskini arttırıyor
    ANKARA (İHA) - ABD'de siyahi kadınlar üzerinde yürütülen bir araştırmada, stresin tip 2 şeker hastalığı gelişiminde anahtar rol oynayabileceği sonucuna ulaşıldı.

    Çalışmanın bulguları Amerikan Psikosomatik Topluluğu'nun yıllık toplantısında tartışmaya sunuldu. Çalışma şeker hastalığı olmayan 62 sağlıklı siyahi kadının, kendileri için stres nedeni olan bazı olayları hatırlaması sağlanarak gerçekleştirildi. Bu sırada kadınların kanlarındaki şeker düzeyi ile stresle başa çıkma hormonu olan epinefrin düzeyi ölçümü yapıldı.

    Stres nedeni olan olayı hatırladığında kan epinefrin düzeyi 25 pikogram/ml'nin üzeri olan ve bel çevresi kalınlığı yüksek olan kadınlarda, açlık kan şekeri düzeyinin daha yüksek olduğu bulgusuna ulaşıldı. Kan epinefrin düzeyi yüksek olan ve bel çevresi kalınlığı fazla olan kadınların, yapılan stres testi sonuçlarında da daha yüksek kan şeker düzeyine sahip oldukları gözlendi. Şeker hastalığının tanısı açlık kan şekeri düzeyinin 125 mg/dl'nin üzerinde olması ile konuluyor.

  6. #6
    tek32 Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    4

    Standart

    İbrahim bey, Kayın validem her gün insülin kullanıyor.Bazı günler halsizlik had safhada.1 sene önce yüzü ve vücüdu dikkat çekecek şekilde şişti.Karın bölgesinde şişlik ve geğirmeleri mevcut .Özel hastahanede tetkiklerini yaptırdım böbrek vs. rahatsızlığı beklerken sadece şeker ve guatr problemi çıktı.Tatlı ve et vs. ilgili perhizlere pek uymuyor ve iştahıda ister istemez yerinde ş.hastalığı nedeniyle halsiz düşüyorum diyor,görmede de problemleri var ne tavsiye edersiniz.İyi çalışmalar.
    www.bitkiseltedavi.com

  7. #7
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Standart

    Alıntı m cetiner Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    selam ibrahim bey verdiginiz gökcek iksir cilt doktorumunölünceye kadar seninle yasayacak dedigi sedef haslaligi benimle 7 yillik aradas ligini yüzde 95 bitirdi tesekkür ederim seker hastaligim tamamen yok oldu almanya frankfurt dan m cetiner
    Diabet ve sedef gibi çok ağır hastalıktan kurtulduğunuza çok sevindim, fakat sizin 3 ay daha Gurmar Forte, Karanfil Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Diyabet çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar. Artı her lokma en az 30 defa çiğnemeli, aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.


    www.bitkiseltedavi.com

  8. #8
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Standart

    [SIZE=3]
    Alıntı muderris Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba. Ben İbrahim Bey'i internetten hastalıklarıma bitkilerden tedavi ararken rastladım. Doğaltedavi.net'teki bütün videolarını seyrettim. Piyasada bir çok şarlatanın olduğu bitkilerle tedavi konusunda İbrahim bey'in bu konunun gerçek uzmanı olduğuna kanaat getirdim. Bende diyabet, kolesterol, trigliserid, fistül, aşırı yorgunluk, aşırı terleme ve şişmanlık gibi hastalıklar vardı. Bir buçuk ay önce gidip İksir, tonik, basur çayı ve diyabet çayı aldım. Bu ürünleri bitirince yine gidip aldım ve bir bıuçuk ay devam ettim. 9 senedir diyabet hastasıyım. Diyabet ilaçlarını kullandığımda çok kötü oluyordum, onun düzenli olarak bu ilaçları kullanmadım. Bu ürünleri kullandığımdan beri diyabetim oratalamada 40 puan aşağı indi. Devamlı ölçüm yapıyorum. Daha önce 210 civarında olan şekerim 178 civarında. Akşama doğru ise 145-150 sınırına iniyor. Tabii 2-3 ay İksir kullanınca bayağı bir düzelme olacağına inanıyorum. Aşırı yorgunluk halim tamamen değişti. Şİmdi sabahları çok dinç kalkıyorum. Genelde sabah 5 gibi kalkıyorum ve uyumuyorum. Akşam okuldan gelince de (Güngören'de bir okulda öğretmenim) kendimi zinde hissediyorum. Eskiden adeta dökülür gibi olurdum. Aşırı terlemem tamamen geçti, elhamdülillah. Eskiden kış mevsiminde bile ter boşanırdı benden. Bu arada ilk bir ayda 4 kilo verdim. Peyniri, siyah çayı, beyaz ekmeği ve tatlıyı kestim. Tabii biraz tatlı ve çok az hamur işi yediğim oldu. Kendimi pek zorlamadan bu 4 kiloyu verdim. İksir ve toniğin vücudumu adeta tamir ettiğini, yağları ve fazlalıkları (cürufu) erittiğini gün be gün hissettim. Fistül problemi yaklaşık 10 senedir beni rahatsız ediyor. Ameliyat olmayı düşünüyordum. Ancak ameliyat olanların internetteki görüşlerini okudum; bazılarının yeniden ameliyat olması gerekiyormuş. Problemleri geçmemiş. Benim problemim şu anda yüzde 98 geçti. İltihaplı ve kanlı akıntılar tamamen kesildi hamdolsun. Şimdi bir tahlil yaptırıp yağ değerlerini de alınca yine bu siteye yazacağım. Öğretmen arkadaşlarıma, tanıdıklarıma ve akrabalarıma bu Mucize İksir ve toniğin, bitkilerle tedavinin olağanüstü faydalarını anlatıyorum. Alıp kullananlar faydalarını görüyorlar. Mide, bağırsak, tümör problemi olanlar faydasını görmeye başladılar. İbrahim Bey'e çok çok teşekkür ediyor, bütün hastalara acil şifalar diliyorum.
    Allah sağlık sıhhat versin çok güzel gelişmeler 6 hafta da: yorğunluk, diabet, fistül, terleme, şişmanlık, kolesterol, lipid gibi bir çok problemde kısmen veya tamamen iyileşme olması mükemmel bir gelişme, fakat sizn 3 ay daha Gurmar Forte, Karanfil Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Diyabet çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar. Artı her lokma en az 30 defa çiğnemeli, aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.


    www.bitkiseltedavi.com

  9. #9
    meldabayka Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesajlar
    1

    Standart

    ibrahim bey 7 yaşında yiğenime tip 1 diyabet teşhisi kondu, iksirinizden oda kullanabilirmi, insilüne başladılar, çok sıkıntılı bi dönemdeyizz bizee yardımcı olursanız seviniriz

  10. #10
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Standart

    Alıntı meldabayka Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ibrahim bey 7 yaşında yiğenime tip 1 diyabet teşhisi kondu, iksirinizden oda kullanabilirmi, insilüne başladılar, çok sıkıntılı bi dönemdeyizz bizee yardımcı olursanız seviniriz
    Gurmar Forte, Karanfil Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Diyabet çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar. Artı her lokma en az 30 defa çiğnemeli, aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
    www.bitkiseltedavi.com

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 72
    Son Mesaj : 5 Gün önce, 13:10
  2. Cevaplar: 117
    Son Mesaj : 01-24-2014, 09:33
  3. Cevaplar: 16
    Son Mesaj : 04-17-2012, 12:31
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 04-17-2012, 09:25
  5. Cevaplar: 10
    Son Mesaj : 01-06-2012, 11:56

Visitors found this page by searching for:

şeker hastalığı

diyabet hastalığı

diabetşeker hastalığı belirtileriinsülin iğnesişeker hastasışeker hastaları karpuz yiyebilirmişeker hastalarıkarpuzun şeker hastalığına etkisiyaşlılık hastalığıdiyabetşeker hastası karpuz yiyebilirmidiyabet belirtileridiyabet şeker hastalığında beslenme düzenizona hastalığışeker hastalığını tetikleyen yiyeceklerkarpuzun şekere etkisiseker hastaligişeker hastalıgıpankreas yağlanmasışeker hastalığının belirtilerişeker hastaları ne yemeli uzman tvKARPUZ VE ŞEKER HASTALIĞIdiyabet hastalarıkarpuz şeker hastalığı

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169