Sayfa 1 Toplam 4 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
Toplam 35 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Fibromiyalji Hastalığı,Romatizma, artrit, artroz,ankilozan spondilit

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Standart Fibromiyalji Hastalığı,Romatizma, artrit, artroz,ankilozan spondilit


    Fibromiyalji Hastalığı,Romatizma, artrit, artroz,ankilozan spondilit












    Romatizma:


    Romatizma deyince halk arasında kemik ve eklem ağrıları anlaşılmaktadır. Bunedenle sadece romatizmalı artriti (eklem iltihaplanması ) değil, aynı zamanda artroz (eklem yıpranması veya bozulması ), gut hastalığı, fibromiyalji (yumşak doku romatizması ) ve ateşli romatizmalı ağrılarda romatizmadan sayılmaktadır. Tıpta ise romatizma deyince sadece kemik ve eklem iltihaplanması bu katagoriye dahil edilmektedir.Bunlar ise romatizmalı artrit, Bechtrew hastalığı (spondilit, omur veyaomurların iltihaplanması ), psoriasis-artrit (sedef hastalığı-artrit), poliartrit (birden çok eklemin iltihaplanması ), vaskulit (damar iltihaplanması ) ve bağdokusu hastalığı (kollajen hastalığı ) dahildir. Romatzmanını bilinen 200 türü mevcuttur ve bizi burada artrit ve artroza değineceğiz.

    A-) Artrit: Artrit (eklem iltihaplanması ) sonucu sabahları tutukluluk, eklem ağrısı, eklem şişmesi, eklem kızarması, eklemlerin ısınması ve hareketlerde yetersizlikler vede tabiki engelemeler ortaya çıkar. Eklem kıkırdaklarının yıpranması, yetersiz sıvı salğılaması veya kemik dokusunun kendikendini yeniliyememesi nedeniyledir. Eklem iltihaplanmasınıa bakteri enfeksiyonu mekenik zorlama, aşırı yüklenme ve aşırı hayvansal besinle beslenmeyi sayabiliriz.

    Vücudun herhangi bir noktasındaki ocak (mikrop yuvası ) veya ocaklar bu iltihaplanmalara sebep olabilir. Bu ocakların başında: dişdibindeki çürükler, çene dibindeki iltihaplar, lenf bezelerinin iltihaplanması veya bağırsaklardaki zararlı bakteri, virus ve mantarların üretirkleri zehirli gazlar ve zehirli alkoller artrite sebep olur. Artrit doğal ilçlarla tedavi edilebilir ve bunların başında: ZYE-, Harpago-, ısırganotu-, ardıçkozalağı-, söğütkabuğu-, ayrıkkökü-, ve altınbaşakotu preparatları veya Gökçek iksirini sayabiliriz. Bunun yanında hayvansal besinler özeliklede et, peynir, yumurta ve mamüleri iltihapları azdırır. Bunedenle daha az hayvansal besin yiyip daha çok sebze ve meyve yenmelidir. Bozulan bağırsak florasının ideal bir ortama getirilmesi gerekir. Bunun için başta Gökçek İksiri,Gökçek Tonik, harpa preparatları veya ZYE kulanılmalıdır.

    B-) Artroz: Artroz hareketli eklemlerin iltihaplı hastalıklar veya başka nedenlerle aşırı bozulur veya deforme olur. Eklem aşınmasının sebebi doğuştan eklem zafiyeti, tek yanlı eklemleri zorlama, yanlış beslenme ve aşırı kilolu olma gibi faktörleri sayabiliriz. En çok kalça-, diz-, omuz-, bilek-, ve parmak eklemleri yıpranır. Kıkırdakların yavaş yavaş yıpranması sonucu kemikte yıpranır ve ağrılarla birlikte hareketlerde yetersizlik ve eklemlerde tutukluk görülür.

    Kıkırdakların yıpranmasıda eklemlerin yetersiz sıvı salğılaması nedeniyle ortaya çıkar. Eklem rahatsıylıkları önce gerilme ve tutulma sonra ağrılarla kendini belieder. Artrozun tipik belirtileri hareket evince ağrılar artar ve dinlenme sırasında ağrılar azalır. Almanyanın Münih şehrinde yapılan bir araştırmada özelikle çok hayvansal besinler (et, yumurta, peynir ve mamülleri) tüketen insanların eklemlerinde iltihaplanmaya sebep olan arachidonasidin artığını tesbitetmişlerdir. (GM 02.95.14) Her türlü romatizma rahatsızlıklarına karşı ZYE, Harp-, Isırganotu-, Huşyaprağı- ve Ayrıkkökü preparatları, Gökçek Tonik ve Gökçek iksirini sayabiliriz.

    Hayvansal besinler asitlenmeye sebep olur, asidi nötürleştirmek için kandaki mineraller ve oksijen harcanarak asit artı mineralden oluşan asidik baz yani curuf oluşur. Kanda minerala oranı aşırı düşünce fazla asit dönüşüme uğramadan eklemlerde vede bağdokukarında asit olarak depolanır. Buda ağrılara sebep olur.

    C-) Fibromyalji Hastalığını veya Yumşakdoku Romatizması
    Kronik kas ağrılarıyla kendini gösteren, uyku bozukluğu, uzun süren yorgunluk ve psikolojik yakınmaların eşlik ettiği fibromyalji hastalığı yumuşak doku romatizması grubunda yer alan bir sağlık sorunu. Her 10 kadına karşı 1 erkekte ortaya çıkıyor ve yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Sabahları uyanmakta zorluk çekiyorsunuz. Ev işi yaparken, ya da bilgisayar başında boyun ve sırt ağrılarından yakınıyorsunuz. Geceleri iyi uyuyamıyor, gün boyu kendinizi yorgun hissediyorsunuz. Baş ağrısı, kabızlık, adet döneminde artan gerginlik gibi sorunlar da yaşam kalitenizi azaltıyor.

    Nedeni tam olarak bilinemeyen fibromyalji hastalığı, birçok kişinin doktor doktor gezmesine neden oluyor. Hastaların bazen ?hastalık hastası? olarak tanımlanmasına yol açan fibromyalji hastalığı toplumun yüzde 5 ile 20? sinde görülebiliyor. Sakatlığa yol açmayan hastalık, yumuşak doku romatizması grubunda yer alıyor. Kesin tanı konulabildiğinde başarıyla tedavi edilebildiği için hastaların yaşam kalitesi de düzeliyor.

    Burada tarif edilen yumşak doku romatizması veya kısaca Fibromyalji Hastalığınını ben 13 sene yaşadım. Ne Türkiyede neden Almanyada doktorlar çare bulamadılar ve ben kendim kendi üzerimde 6 ay süreyle denediğim şifalı bitkilerle (Gökçek Romatizma çayı ) bu rahatsızlıkatan kurtuldum. Günümüzde bu rahatsızlıktan kurtulmak daha kolay, çünkü vücudu arıtan bir Gökçek İksiri, Gökçek Romatizma çayı vede birde harpa var. Hayvansal besinler asitlenmeye sebep olur, asidi nötürleştirmek için kandaki mineraller ve oksijen harcanarak asit artı mineralden oluşan asidik baz yani curuf oluşur. Kanda mineral oranı aşırı düşünce fazla asit dönüşüme uğramadan eklemlerde vede bağdokukarında asit olarak depolanır. Buda ağrılara sebep olur.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    www.bitkiseltedavi.com

  2. #2
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Standart Fibromyalji (yumşak doku romatizması)

    Alıntı damlasu Nickli Üyeden Alıntı
    Bu siteye riskli bir ameliyatı başarıyla geçen bir hastanın mutululuğla yazıyorum. Üstelik artık hastada değilim:Allahın sevgili kuluymuşum ki kendi araştırmalarım sonucu bu siteye rastladım ve yıllardır çıktiğim eziyetlerden kurtuldum.Üstelik birçok hasatalığa birden tek çözüm inanılır gibi değil ama gerçek.Üstelik çok mütevazi bir insan sayesinde birçok insan fayda görüyor.

    Bu yazıyı yazıyorum çünkü bende sizin yazdıkarınızdan etkilenerek iksire başlamıştım. umarım bizim gibi birçok hastaya daha deva olur.


    -Benim yıllardır romatizma dan dolayı bacaklarım ağırır. Nemli havalarda uyuyamazdım bacaklarımı sallamaktan ve sıkmaktan morluklar oluşuyordu.
    doktora giderdim fakat romatizma testlerinde temiz çıkardı ilaçlar kullanır fakat bi faydasını göremezdim. Yıllar geçtikçe şikayetlerim katlanmaya başladı bu seferde diz kapaklarımda ağrılar oluşmaya başladı. o zamanlar doktora gittiğimde kemikleriizde aşınma var denildi yine ilaçlar verildi. fakat geçici bir rahatlık dışında ağrılarım geçmedi.Öyleki denize girdiğimde gelen dalga bile sanki kemiklerimi kırarcak diye korkudan dalgalı denize bile girmiyordum. artık o kadar çok ağrıyorduki. Merdiven inip çıkamıyordum, hızlı yürüyemiyordum yürüdüğüm zamanlar dizlerimde sanki vida varmış gibi kitlenmeler oluyordu.
    Bacak arğrılarıyla beraber bu sefer bıyun ağrılarıda çekmeye başladım.Sürekli boynum tutuluyor. İşim masa başı işi olduğu için sık sık tekrar ediyordu. doktora gidip film çektiğimde disk daralması olduğu söylendi ilaç aldım fakat bu sefer de ilaçlar mideme dokundu nerdeyse mide kanaması geçiriyordum. Tabi bu sefer farkli ilaçlar ve kremler alarak ama yinede kalıcı bi çözüm olmadı ilaçlarda sonra tekrar ağrılar başlıyordu.
    Boyun ağrılarından sonra ellerim ağrımaya ve uyuşmaya başladı.felç geçirecem diye çok korkuyordum. Bir süre sonra çenem ağrımaya başladı ağzımı dahi açamıyordum .sadece çorba ve sulu yemekler yiyebiliyordum.Kemik veremi olduğum bile aklımdan geçiyordu. Vucudumda ağrımayan bir bölge yoktu. Gözlerimde göz tansiyonu çıktı.
    Artık insanlar bana hastalık hastası diyorlardı bu çok zoruma gidiyordu, çünkü yaşadığım ağrı ve acıları bir ben birde Allah bilir. Doktor doktor gezmekten güçüm kalmamıştı artık dizlerim çok dayanamaz hal alınca en son tekara bir özel doktora gittim. Bana dizlerimde vurulmam için iğne yazdı her iki dizime
    (bu arada 36 yaşındayım felçli bir hasta gibiydim) de iğnelerden vurdu fakat iğneler bana alerji yaptı sanırım bu seferde üşüme hastalığına tutuldum kenidimi nofrost buzdolabında gibi hissediyordum.Artık sinirlerim harap oldu en son tanıdık bir arkadaş vasıtasıyla devlet hastanesine genç bir doktora gittim.Beni dinlemesini yoksa ilaç almadan gideceğimi söyledim artık her yerim için farklı doktora gitmekten bıkmıştım.süreki ağlama krizi geliyordu.Oda bana hastalığımın (ki ilk defa teşhisi o doktor söyledi.) FİBROMİYALJİ yani yumuşak doku romatizması olduğunu söyledi. İlk defa bu sefer rahatladım en azından hastalığımın ne olduğunu öğremiştim.
    Bu sefer internette bu hastalıktan nasıl kurtulurum diye araştırırken bu siteye rastladım. İnsanlar dolandırıcı olduğu için başlangıçta önce bu işi yapan kişiyi araştırmak istedim böylece İbrahim Bey'le tanıştım. Bana Gökçek iksir ve romatizma çayı kullanmamı önerdi. Birbuçuk aydır kullanıyorum çok çok iyi geldi Okadar mütevazi ve değerli bir insanki deflarca arayıp hasatalığımı takip etti hangi doktor bunu yaparki.Tabi bende iyi bir hasayım ibrahim bEY'İN BANA SÖYLEDİKLERİNİ AYNEN UYGULADIM ARTIK NE ÇAY NE KAHVE NEDE PEYNİR VAR hayatımda çokda büyük bir kayıp değil.
    Sonuç : Ben yürüyemezken artık koşuyorum.Ağlıyorken artık gülüyorum İbrahim Bey'e nekadar teşşekkür etsem azdır. allah ondan razı olsun .Gerçi hasta hastanın halinden anlar kendiside yıllarca benim hastalığımdan çekmiş.
    Umarım bizim gibi diğer hastalarada şifa olur. Tüm hastalara acil şifalar.


    Hakkımda:

    Bazı bilgileri sörfçülerimle paylaşmayı, uygun bulmaktayım bu benim şahsi meselemde olsa. Çünkü ben 13 sene fibromyalji (yumşak doku romatizması ) yüzünden her yılın 9 ayı belime 3 m uzunluğunda kuşak bağlamak zorunda kaldım. Yine askerde (1989) yakalandığım allerji nedeniyle 13 sene hayvansal besin (Et ve etmamülleri peynir vede yumurta) yiyemedim. Bu allerjide sonra (1994) bahar nezlesi ve alerjik astımla birlikte beni canımdan bıktırdı. Sizlerinde aynı şekilde acı çekmemeniz için bu bilgilere ulaşmanızı istiyorum. 13 yaşında iken köye (Kayseri/ Bünyan/ Taçın) gittim ve çocuklarla (1970 Mart sonu) ırmakta yüzdükten sonra çimenlere yattık.

    Teyzem üstümü değiştirmemde israr ettiysede kabul etmedim ve sabah kalktığımda yüzüm yara içinde, dudaklarım çatlamış ve titriyordum. Şehirde mahallenin yaşlı kadınları şunu yapın bunu yapın diyerek benim üzerimde aylarca deney yaptılar. Bütün eklemlerim kireçleşmişdi ve merdivenleri dahi çıkamıyordum. Sonunda doktorumun fizik ve iğne tedavisiyle eklem kireçlenmesinden kurtuldum, fakat fibromyalji'den (yumşak doku romatizması ) kurtulamadım. Tabiki kimyasal ilaçların ileride çok tehlikeli neticeler doğuracağını o zamanlar bilmiyordum.

    Ekim 1978 Almanya'ya geldim ve tedavi olmak için, doktora gitmeye başadım, fakat nafile. Bunun üzerine kendim 1980'de şifalı bitkiler üzerine araştırmalara başladım. Türkçe yayınlanan kitaplardaki reçeteleri üç yıl denedim ve faydasını göremedim. Umutsuzluğa kapıldığım bir anda Avusturyalı M. T. Allahın Bahçesin...adlı kitabıyla tanıştım. Ordaki bilgilerden bir reçete geilştirdim ve uyguladım vede çok şükür fibromyalji'den (yumşak doku romatizması ) kurtuldum. Bu kitapta derli toplu bir reçete mevcut değildir, bu nedenle okuduğunuzda pek istifade edemezsiniz.

    www.bitkiseltedavi.com

  3. #3
    biroybil Çevrimd??? Administrator
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    108

    Standart Fibromyalji Sendromu

    FİBROMYALJİ SENDROMU : ETİYOPATOGENEZ

    Kazım ÇAPACI, Simin HEPGÜLER

    Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı, İzmir

    GİRİŞ
    Fibromyalji Sendromu (FM) yaygın ağrı, sızı, multipl spesifik anatomik bölgede duyarlı noktalarla karakterize kronik muskuloskeletal ağrı sendromudur. FM? ye en sık eşlik eden özellikler yorgunluk, uyku bozukluğu ve sabah sertliğidir. Değişik oranlarda görülen diğer özellikler baş ağrısı, baş dönmesi, irritabl barsak sendromu, subjektif şişlik, nondermatomal parestezi, psikolojik bozukluklar, dismenore, sık idrar, göğüs ağrısı, çene ağrısı, karın ağrısı, Raynaud fenomeni, sikka semptomları, deri duyarlılığı, retiküler deri renk değişikliği, hipermobilite sendromu, huzursuz bacak sendromu, mitral valv prolapsusu ve belirgin fonksiyonel yetersizliktir (1,2,3).

    FM, etiyolojisi kesin olarak bilinmeyen, nöroendokrin, metabolik ve immunolojik anormallikler gösteren, yaygın kas-iskelet sistemi ağrısı yorgunluk, vücudun çeşitli yerlerinde duyarlı noktalar ve sıklıkla birçok semptomunda eşlik ettiği edinilmiş bir sistemik bozukluktur (1,2,3,4,5,6).

    İlk kez 1904? te İngiliz nörolog William Gowers tarafından enflamasyon olduğu düşüncesiyle ?fibrositis? adı kullanılmıştır. 1920? lerde ?nonartiküler romatizma?, ?muskuler romatizma?,1950-60?larda ?psikojenik romatizma? olarak adlandırılmıştır (2,4,5,6,7).

    EPİDEMİYOLOJİ
    FM prevalansı genel popülasyonda %2, yetişkin kadınlarda %3.4, yetişkin erkeklerde % 0.5? tir (8). Orta yaşlarda daha sıktır, ancak her yaşta görülebilir (9). Prevalans yaşla birlikte artmakta ve 60-79 yaşları arasında en yüksek düzeye ulaşmaktadır (kadınlarda >%7) (8). Erkek çocuklarında % 4, kız çocuklarında % 9, toplamda %6? dır(10). Erişkinde kadınlarda belirgin fazla iken ( % 88.7), kız çocuklarda ancak sınırda anlamlı düzeyde (p=0.06) fazla bulunmuştur (9).

    Amerika? da osteoartroz ve romatoid artritten sonra, en sık görülen 3. hastalık olup, romatoloji pratiğinde görülen hastaların % 15-20? sini FM oluşturmaktadır ( 2,6,11)

    ETİYOLOJİ
    FM etiyolojisi hakkında kesin bilgiler mevcut olmayıp, hastalığın ortaya çıkmasından önce değişik bir latent dönem gösteren kalıtımsal bir durum olabileceği (otozomal dominant) gribe benzer hastalık, HIV enfeksiyonu, parvovirus enfeksiyonu, enfeksiyoz mononükleoz, hepatit, Lyme hast, toksik yağ send, persistan stres, kronik uyku bozukluğu ve fiziksel travma ile ilişkisi olduğu gösterilmiştir (1,2,6,12,13,14). % 22? sinde travma, % 18? inde enfeksiyon bildirilmiştir (15) % 60? ında neden olarak birşey tespit edilememiştir..Okul çocuklarında eklem hipermobilitesi ile FM arasında güçlü bir ilişki vardır (10).

    Genetik faktörler, fiziksel ve seksüel incinme, kronik psikolojik distres FM sendromunda rol oynayan premorbid özellikler olabilir (7). Semptomlar iklim değişikliklerinden etkilenmekte olup,hastaların bazıları yüksek, bazıları düşük ısıya duyarlıdır. Basınç ve Iklim değişikliklerinin ağrılı semptomların şiddetini arttırdıpı rapor edilmiş, negatif iyonların serotonine nöronal yanıtı arttırdığı, pozitif iyonlar ise azalttığı tespit edilmiştir (6).

    PATOFİZYOLOJİ
    FM 'nin gizli ve farkedilmeyen santral sinir sistemi bozukluklarıyla ilişkili oldğu görüşü, 1869? da Beard? ın nevrasteni tanımıyla başlamış, somatik ve konstitusyonel yakınmaların çok ama fizik bulguların az olduğu bir sendrom olarak tanımlanmıştır.

    Klinik gözlemler ve araştırmalar serotonin gibi nörotransmitterlerin FM? de önemli olduğunu desteklemektedir (16,17). Serotonin, norepinefrin ve dopamin metabolitlerinin BOS düzeyleri, kontrol deneklerinden düşük, substans P düzeyi ise yüksektir (18,19). Bu nörotransmitterlerin düşük turnover hızı, FM? de metabolik bir defekt olduğu hipotezini ve nöroregülatuvar düzeyde bir defekt olduğunu desteklemektedir (18).Nörohormonal disregülasyonun, talamus ve kaudat nükleus gibi beyindeki ağrı persepsiyon regülasyon bölgelerinde anormal kan akımıyla ilişkili olabileceği ileri sürülmektedir (7). Patogenezde çeşitli teoriler öne sürülmekle birlikte kesinlik kazanmamıştır. Bu teorilere bakılacak olunursa;

    Nöroendokrin abnormaliteler :
    Serotonin, dinlendirici uykunun sağlanması ve ağrılı stimulusun algılanmasında rol oynayan bir nörotransmitterdir (6,20). Hayvan ve insan çalışmalarında, santral sinir sisteminde serotonin metabolizmasının NREM uyku, ağrı duyarlılığı ve affektif durumun düzenlenmesinde rol oynadığı gösterilmiştir. Birçok hayvan çalışmasında, beynin serotoninerjik aktivitesiyle ağrı arasında ters ilişki olduğu gösterilmiştir (21).

    Serotonin prekürsörü olan triptofan, inhibitör dessendan ağrı yolunda olduğu gibi, faz IV uyku yolunda da önemli bir nörotransmitterdir. Öteki plazma aminoasitlerine göre triptofan konsantrasyonunun azalması ve beyin triptofan metabolizmasının düşmesi, serotonin metabolizmasında bir anormalliği düşündürmektedir. FM?li hastalarda serotonin ve prekürsörü olan triptofan mekanizmaları anormaldir. Bunlarda kontrollerle karşılaştırıldığında, serum serotonin konsantrasyonları azalmış, plateletlerde serotonin reuptake reseptörlerinin sayısı artmıştır. Ağrı şiddeti ve subjektif sabah ağrısı ile serum serbest triptofan düzeyi arasında ters korelasyon vardır (6,21,22,).

    Esansiyel bir aminoasit olan triptofan beyin-kan bariyerinden beyine gider ve enzimle katalizlenen oksidatif ve dekarboksilatif basamaklardan geçerek, beyin sapındaki raphe nükleus gibi serotoninerjik nükleuslar tarafından tutulur. Serotoninin olası kaynağı beyin sapındaki raphe nükleus? tur ve beynin diğer bölgelerine aksonlarla yayılır. Raphe nükleusun stimülasyonu uykuya neden olur ve bütün beyinde serotonin yoğunluğunu arttırır. Bazı bölgelerin elektrokoterizasyonu tüm beyinde 5-hidroksitriptamin?de azalmaya ve insomniye neden olur. Triptofan, triptofan dekarboksilaz enziminin katalizasyonuyla, oksidatif dekarboksilasyona uğrar ve 5-hidroksitriptamin (5-HT, Serotonin) ?e dönüşür. 5-HT, monoaminoksidaz (MAO) tarafından metabolize olarak inaktif 5-hidroksiindolasetikasit (5-HIAA)? e döner ve elimine olur. Oksidatif basamak paraklorofenilalanin tarafından inhibe edilerek triptofanın serotonine dönüşümü engellenebilir. Serotonin üretimi paraklorofenilalanin tarafından inhibe edildiğinde, bu durum yavaş dalgalı uykuda azalma ve somatik semptomlarda artma ile FM?li hastalardakine benzer bir tablo ortaya çıkmaktadır. Paraklorofenilalanin?in etkilerinin engellenmesiyle serotoninin etkisi vasıtasıyla bu semptomların azaltılması serotoninin önemini göstermektedir. Diyetlerine triptofan eklenen hastalarda plazma triptofan düzeyinde artma ve semptomların şiddetinde azalma görülmüştür MAOI ve trisiklik antidepresanlar ise, serotoninin inaktivasyonunu inhibe ederler (6,20,21).

    Trombositlerde, membran yüzeyinde serotonin gerialım bölgeleri vardır. FM?li hastalarda, kontrollerle karşılaştırıldığında trombositlerdeki serotonin gerialım reseptörlerinin yoğunluğundaki artış, serum serotonin düzeyindeki azalma, serotonin yetmezliği hipotezini desteklemektedir (6,18). Trombosit reseptör dansitesinin normalizasyonu, tedaviye iyi yanıtla beraberdir (21).

    FM? de hipotetik olarak 1) Homeostatik regülasyonda bilinmeyen bir defekt nedeniyle serotonin plazma düzeyi düşüktür ve bu, periferal trombositlerdeki gerialım bölgelerini arttırmaktadır. 2) Periferal trombositlerde ve olasılıkla öteki farklı hücrelerde, serotonin gerialım bölgelerinin yoğunluğu normalden fazladır, bu kronik olarak serotonin plazma düzeyini azaltmaktadır. (6)

    Serotonin, HPA aksının sirkadiyen fluktuasyonunu etkiler. Çeşitli çalışmalar serotonin ve serotonin agonistlerinin pituiter-adrenal sistemi stimüle ettiğini, olasılıkla hipotalamustan kortikotropin serbesleştirici hormon (CRH) salınımını stimüle ettiğini, HPA aksı aktivitesinin serotonin düzeyleri ve serotonin reseptörleri yoğunluğuyla paralel olduğunu göstermiştir (22). Anormal serotoninerjik mekanizmaların FM?deki ağrıya yanıt olduğu da ileri sürülmektedir (23).

    Düşük doz trisiklik ilaçlar santral sinir sisteminde serotonin metabolizmasına etkiyle semptomlar ve uyku üzerine yararlı etkide bulunmaktadır. 10-30 mg amitriptilin, alfa-delta uykuyu etkili bir şekilde azaltmakta, aynı zamanda nonrestoratif uyku, yorgunluk da düzelmektedir (21).

    Bu bulgular, FM? nun semptomları ve uykuda serotonin metabolizmasının önemli rolü olduğu düşüncesini desteklemektedir (21). Serotonin azaldığında, restoratif NREM uykuda azalma, somatik yakınmalarında ,depresyon ve ağrı duyarlılığında artma olmaktadır. Bu bulgular ilaç çalışmalarıyla da desteklenmiştir.(2).

    FM?li hastalarda serotonin ve prekürsörü olan triptofan mekanizmaları anormaldir. FM?li hastalarda, kontrollerle karşılaştırıldığında, serum serotonin konsantrasyonları azalmıştır. Bu hastalarda trombositlerde, serotonin reuptake reseptörlerinin sayısı artmıştır. FM?li hastalarda serotonin prekürsörü olan triptofan düzeyleri normal sınırlarda ise de, ağrı şiddeti ve subjektif sabah ağrısı ile serum serbest triptofan düzeyi arasında ters korelasyon vardır (6,21,22).

    Kas-iskelet sistemi ağrısı, anksiyete, uykusuzluk, psödodepresyon, barsakla ilişkili yakınmalar, dizesteziler, hipotiroidizm iklimle ilişkili alevlenmeler ve hatta immun hücrelerin disfonksiyonunun nedeninin serotonin eksikliği olduğu kabul edilebilir (6). Serotonin, dinlendirici uykunun sağlanması ve ağrılı stimulusun algılanmasında rol oynayan bir nörotransmitterdir (6,20). Hayvan ve insan çalışmalarında, santral sinir sisteminde serotonin metabolizmasının NREM uyku, ağrı duyarlılığı ve affektif durumun düzenlenmesinde rol oynadığı gösterilmiştir.

    Nonrestoratif uyku FM?nin temel özelliklerindendir. Tipik olarak uyku, hafif ve huzursuzdur. FM?li hastaların gece boyunca daha sık uyandığı ve 4.dönemde NREM uykunun normal deneklerden daha kısa olduğu gösterilmiştir (20,21). NREM uyku olan 4.fazdan selektif olarak yoksun bırakılan sağlılklı üniversite öğrencilerinden oluşan bir gurupta FM?li hastalara benzer muskuloskeletal ağrı semptomları görülmüştür (20).

    Doku restorasyonunda yavaş dalgalı uykunun önemli rolü vardır. Yavaş dalgalı uyku boyunca, hücre içine aminoasit alımı, protein sentezi, hücre bölünmesi gibi anabolik fonksiyonlar ve çocuklarda büyüme hızı artar. Gece yavaş dalgalı uyku süresince kortizolün katabolik etkisi (glukoneogenez) azalır. Yaşla birlikte yavaş dalgalı uyku süresi eksponansiyel oarak azalır, bu gözlem yaşlanma patogenezinde doku restoratif aktivitesinde azalmanın katkısı olduğunu düşündürmektedir (20).Birçok hayvan çalışmasında, beynin serotoninerjik aktivitesiyle ağrı arasında ters ilişki olduğu gösterilmiştir (21).

    Öteki biyokimyasal hipotezler, yüksek beyin merkezlerine nöral dorsal köklerden periferal nosiseptif uyaranın ağrı transmisyonunda rol oynayan bir nöropeptid olan substans P üzerinde odaklanmıştır. Artmış substans P düzeyleri üzüntü, gerginlik, konsantrasyon zorluğu, ağrı, bellek bozukluğuyla bağlantılıdır. Substans P? nin etki mekanizması belirsizdir. Kuramsal olarak egzersizle, endorfinler ve opioid peptidlerle artmakta, aksonal düzeyde salınımının inhibe edilmesiyle de ağrı duyarlılığı düzenlenebilmektedir (21). FM?li hastalarda BOS?ta substans P düzeyleri normal kontrollerden 3 kat daha yüksektir, ama muayenede duyarlı noktaların bulunmasıyla arasındaki korelesyon zayıftır. Semptomların tümünü açıklamak için başka anormallikler de bulunmalıdır (1, 11).

    Stres ve Stres Yanıt Sistemleri
    Hipotalamik-pituiter-adrenal( HPA) aksı ve SNS(sempatetik sinir sistemi), primer stres yanıt sistemleridir. Bu sistemler metabolik, fizyolojik, enfeksiyöz, enflamatuvar ve emosyonel faktörler gibi çeşitli ekzogen ve endogen stres faktörleriyle aktive olur. (22).

    FM? de major stres yanıt sistemleri olan HPA aks ve SNS anormallikleri vardır (6,22). Serotonin, HPA aksının sirkadiyen fluktuasyonunu etkiler. Çeşitli çalışmalar serotonin ve serotonin agonistlerinin pituiter-adrenal sistemi stimüle ettiğini, olasılıkla hipotalamustan kortikotropin serbesleştirici hormon (CRH) salınımını stimüle ettiğini, HPA aksı aktivitesinin serotonin düzeyleri ve serotonin reseptörleri yoğunluğuyla paralel olduğunu göstermiştir. Bu hastalarda, bazal HPA aksı fonksiyonu çalışmalarında 24 saatlik idrar serbest kortizol düzeyleri, normal denekler ya da RA? li hastalarla karşılaştırıldığında düşük bulunmuş, normal diurnal kortizol fluktuasyonunda azalma/bozulma gösterilmştir. 2 yıldan uzun süredir hasta olanlarda abnormal kortizol düzeyi ölçümleri daha çok göze çarpmaktadır. FM? li kişilerde, normal deneklerle karşılaştırıldığında sabah kortizol düzeyleri farklı değilken, akşam düzeyleri yüksektir. (22).

    FM ? de Sempatetik Sinir Sistemi
    FM? li hastalarda sempatetik sinir sistemi fonksiyonlarının ilk çalışmalarında, plazma ya da idrar katekolamin düzeylerinde farklılık görülmemiştir. FM? de yakın zamanlarda yapılan sempatetik sinir sistemi fonksiyonu çalışmalarında deri mikrosirkülasyonunda saptanan değişiklikler, periferal sempatetik aktivitenin adrenerjik komponentinin hipofonksiyonunu düşündürmektedir. Kas sempatetik aktivitesi çalışmalarında FM? li hastalarla, istirahatteki kontrollarla karşılaştırıldığında, fark bulunmamıştır. Plazma nöropeptid Y düzeyi, sempatoadrenal fonksiyona yanıtı gösterir. Yüksek nöropeptid Y düzeyi, ağır fiziksel egzersiz ya da güçlü sempatetik aktivasyona yol açan durumlarda görülür. FM? li hastalarda plazma nöropeptid Y düzeyi kontrol deneklerinden anlamlı ölçüde düşüktür. Nöropeptid Y düzeyinin düşük olması, hasta grubunda fiziksel aktivite düzeyinin az olmasının sonucu olabilir. Nöropeptid Y, santral sinir sisteminde nöroendokrin fonksiyonun regülasyonunda rol oynamaktadır. Nöropeptid Y? nin hipotalamusta kortikotropin serbesleştirici hormon (CRH) konsantrasyonunu arttırdığı , adrenal korteks düzeyinde ACTH benzeri aktivitelerinin olduğu bildirilmiştir. (22).FM? li hastalarda egzersiz sonrası norepinefrin düzeylerinin kontrollerden düşük bulunması, sempatetik aktivite bozukluğunu düşündürmektedir (24).

    Kedilerde intrafuzal kas iğciği fibrillerinin sempatetik innervasyonunun olduğu gösterilmekle beraber, insanda bu innervasyonun olup olmadığı kanıtlanmamıştır. Travma, uyku eksikliği, egzersiz gibi stresi arttıran faktörlerin ekstafuzal kas liflerinde lokal gerginliğe yol açması bunu düşündürmektedir. FM? li hastalarda özellikle egzersizi izleyerek, kas hipoksisinin bulunması, kas dokusunun mikrosirkülasyonundaki değişikliklerin olması, sempatetik aktivitenin rolü olduğunu göstermektedir. Bu kas hipoksisi, artmış kas duyarlılığı ve yorgunlukla ilişkili olabilir. FM? li hastalarda tekrarlayan egzersizleri izleyen 24-48 saatte ağrıda artma olduğu bildirilmiştir (2).

    FM? de Öteki Nörohormonal Sistemler
    FM kadınlarda çok daha fazladır ve hastalığın başlangıcı sıklıkla menopoz başlangıcıyla korelasyon göstermektedir. Bu, FM gelişiminde gonadal steroidlerin rol oynayabileceği hipotezini akla getirmektedir. Gonadal steroidler, HPA aksının regülasyonunda da rol oynarlar. Östrogenin CRH ekskresyonunu direk olarak arttırdığının invitro kanıtları vardır.

    Bu kişilerde büyüme hormonu ve insulin benzeri büyüme faktörü bazal düzeylerinin düşük olduğu bulunmuştur (22).Ayrıca tiroid hormon aksında da bozukluk olabileceği belirtilmektedir. Hipotiroidizm ile FM? nin birlikteliği uzun yıllardır bilinmektedir. Hipotiroidili hastalarda, FM? dekine benzer şekilde uyku yoksunluğu vardır. Hayvanlarda serotoninerjik aksonlarda tirotiropin serbestleştirici hormon saptanması ve klinik bulgular arasındaki ilişki, daha ileri çalışmalar gerektirmektedir (6, 22).

    Hiperparatiroidizmin FM ile ilişkili bir durum olduğu bildirilmiştir (6).
    Menopozal kadınlarda FM? nin sık görülmesi, FM semptomlarından hormonal düzensizliğin sorumlu olabileceğini düşündürmektedir. Geniş serilerde ortalama FM yaşı 48? dir ve bu, aynı zamanda doğal menopoz ortalama başlangıç yaşıdır. FM 24-45 yaş arası kadınlarda görülmekle birlikte, %40? I menopoz öncesindedir. Bu gözlemler gonadal steroidlerin FM patogenezinde rol oynayabileceğini düşündürmektedir (6). FM? li kadınlarda plazma prolaktin düzeyleri, sağlıklı kontrollerden anlamlı ölçüde yüksek bulunmuştur (19). FM gelişiminde santral nörohormonal sistemler FM?li hastalarda hipotalamik-pituiter-adrenal aks fonksiyonunda bozukluk olduğunu destekleyen birçok veri vardır (25).

    FM? nin birçok klinik özelliği srtesle ilişkili olabilir. HPA aksı, stres yanıtında önemli rol oynar (10). 24 saatlik idrar serbest kortizol düzeyleri, normal denekler ya da RA? li hastalarla karşılaştırıldığında düşük bulunmuş olup, hastalık süresi uzun olan FM? lerde kortizol düzeylerindeki bazal anormallikler daha şiddetlidir. (22). FM?li hastaların 1/3? ünde insülin büyüme faktörü veya IGF-1 (Somatomedin-C) büyüme hormonuyla ilişkili peptid düzeylerinde düşme gibi hipotalamik-pituiter-adrenal aks değişiklikleri vardır. Bu bulgular, maksimum büyüme hormonu üretiminin olduğu 4.faz uyku bozukluğunun sonucu olabilir (1). Kontrollerle karşılaştırıldığında Somatomedin-C düzeyi anlamlı olarak düşüktür. Somatomedin-C, anabolik etkili olup, normal kas homeostazında gerekli olan BH?nun major mediyatörüdür. Büyüme hormonunun(BH) yarı ömrü çok kısa olduğu için, çalışmalarda serum Somatomedin-C düzeyleri ölçülmüştür. BH günlük üretiminin %80?ı uykunun 4.fazında olmaktadır (26). Bennett ve ark., FM? li 70 kadın hastada serum somatomedin C ve büyüme hormonu düzeylerini düşük bulmuşlardır. Total günlük büyüme hormonu üretiminin yaklaşık %80? I uykunun IV.fazı sırasında olmaktadır. FM? li hastalarda uykunun IV.fazı azalmakta ve dolayısıyla düşük serum Somatomedin C düzeyiyle sonuçlanmaktadır. Somatomedin C, kas homeostazında kritik rol oynadığından, bu hormonun kan düzeyinin azalması, FM? li hastalarda egzersiz sonrası kas dokusu mikrotravmasında artma ve kas dokusu onarımında bozulma ile de ilişkili olabilir (2). Bu bulgular, FM?li hastalarda BH - Somatomedin-C nöroendokrin aksında bozukluk olması nedeniyle ,uyku bozukluğu ve ağrı predispozisyonu arasındaki ilişkiyi, açıklayabileceğini düşündürmektedir(26). İmmunolojik çalışmalar: FM?li hastalarda immunolojik testler, serotonin eksikliği hipotezini destekler gibi görünmektedir. Hipotetik olarak, serotoninin doğal öldürücü hücreler (Natural killer cell) (özellikle makrofajlar ve monositler) üzerine etkileri nedeniyle, bu hücrelerin aktiviteleri azalmıştır (6). Kas Çalışmaları : FM?de ağrının kaynağının periferik olduğunu gösteren kaslara ilişkin olan özellikler ve bulgular (1) :

    Hastalar ağrılı bölgeyi göstermesi,
    Egzersizden tipik olarak 24 saat sonra ağrıda artma,
    Epidural blokla ağrıda azalma,
    Karakteristik miyaljik odakların (duyarlı noktalar) bulunması,
    Yüksek enerjili fosfat düzeylerinde fokal azalmalar,
    Tetik nokta enjeksiyonu sonrası bölgesel ağrıda azalma,
    Duyarlı nokta bölgelerinde kas oksijenasyonunun fokal olarak bozulması,
    Duyarlı nokta bölgelerinde iğne EMG aktivitesinde artma saptanmasıdır.
    Düz kaslar : Serotonin ve substans P? nin düz kaslar üzerindeki etkileri, FM? li hastalarda artmıştır. Bu durum Raynaud fenomeni ve barsakla ilgili yakınmaların sıklığının artmasını açıklamada yardımcı olabilir (6).Bursa, tendon, kas gibi hiçbir son organda inandırıcı bir histolojik anormallik gösterilememiştir (6).
    FM? de duyarlı nokta(DN) biyopsisinde bazı kantitatif değişiklikler saptanmakla birlikte kalitatif değişiklik olmadığı gibi (3), DN?larda patolojik anormallik kanıtları da yoktur (7).

    Multipl kas çalışmaları Biyopsiler, EMG, kas enzim analizleri, egzersiz laboratuar testleri, NMR spektroskopi, FM?li hastalarda global kas defekti göstermemiştir (1,27). Kas biyopsilerinde enflamasyon veya myopatiyi gösterecek spesifik anatomik değişiklikler bulunamamıştır. Atrofik angüler fibriller ve filamantöz düzensizlik gibi nonspesifik bulgular bildirilmiştir. Mitokondrilerde düzensiz krista paterni ve lipofuscin inklüzyonları saptanmış olup, bu özellikler hücresel hasara işaret etsede, kas hipoksisiyle birlikte olan metabolik bozukluklar da bu bulgulara neden olabilir (2,13, 27).

    Psikolojik sorunlar
    FM?li hastalarda psikolojik sorunların birlikteliği sıktır. Değişik derecelerde depresyon, anksiyete, panik ataklar en sık görülenlerdir. FM?li hastaların %20?sinde major depresyon, yaklaşık %50?sinde depresyon öyküsü vardır FM?lilerde psikolojik testler veya rating skalalarında yüksek depresyon skorları bildirilmiştir (1,14,28,29).

    Yorgunluk ve uyku bozukluğu gibi FM semptomlarının çoğu, depresyon ve öteki psikiyatrik bozukluklarda da görülür. FM tedavisinde TCA? ların etkili olması, FM?nin depresyonla bağlantısını gösterebilir. Ancak, FM?de kullanılan doz, depresyonda kullanılandan çok daha azdır ve tedaviye yanıt çok daha hızlı olduğundan bu konu tartışmalıdır (6, 29).

    FM ve depresif bozukluk arasındaki neden- sonuç ilişkisi açık değildir. Hangisinin neden, hangisinin sonuç olduğu, yoksa ikisinin de nedeninin bir başka faktör olup olmadığı açık değildir (29). Ağrı şiddeti ve depresyon arasında ilişki bulunmamıştır. Bu, ağrının sadece depresyon ile açıklanamayacağını düşündürmektedir (30). Yunus? a göre, FM? nin temel özellikleri psikolojik durumdan bağımsızdır. Ancak, psikolojik faktörler ağrı şiddetini arttırabilir (31). Bununla birlikte, psikolojik bozukluğu saptamak önemlidir. Çünkü bunun tedavi edilmemesi, ağrı tedavisine direk etki edip, başarıyı etkiler (14).

    Sonuç olarak, fibromyaljide yapılan bu kadar çok çalışmaya rağmen hala kesin bir şey söylenememekte ve bu konuda araştırmalar devam etmektedir.

    Anasayfa- Kadın sağlığı - Cinsellik - Üroloji - Estetik ve Güzellik - Cilt sağlığı- Ruh sağlığı - Kbb
    Göz sağlığı -Diet ve Egzersiz - İlkyardım - Kalp sağlığı-Sinir sağlığı-Genel sağlık-Çocuk sağlığı-Bitki sağlığı-Fizik tedavi-Sevgi
    Copyright 1998-2001 www.hastarehberi.Com - Tüm hakları saklıdır.

    KAYNAKLAR
    Bennett RM : The fibromyalgia syndrome. Textbook of Rheumatology. 5th edition (Eds. Kelley WN, Harris ED, Ruddy S, Sledge CB)? da. W.B. Saunders Company, Philadelphia, 1997:511-519.
    Krsnich-Shriwise S : Fibromyalgia syndrome : an overview. Phys.cal Therapy 1997; 77 (1) : 68-75.
    McCain GA : A cost effective approach to the diagnosis and treatment of fibromyalgia. Rheum Dis Clin North Am 1996; 22(2) : 323-349.
    Bennett RM : Multidisciplinary group programs to treat fibromyalgia patients. Rheum Dis Clin North Am 1996; 22(2) : 351-367.
    Bradley LA, Alarcon GS : Fibromyalgia. Arthritis and Allied Conditions. 13th edition (Ed. Koopman WJ)? da. Williams & Wilkins, Baltimore. 1996 : 1619-40.
    Russell, Orr MD, Littman B, et al : Elevated cerebrospinal fluid levels of substance P in patients with the fibromyalgia syndrome. Arthritis Rheum 1994; 37(11) : 1593-1601.
    Goldenberg DL : What is the future of fibromyalgia ? Rheum Dis Clin North Am 1996; 22(2) : 393-406.
    Wolfe F, Ross K, Anderson J, et al : The prevalance and characteristics of fibromyalgia in the general population. Arth Rheum 1995; 38(1) : 19-28.
    Buskila D, Press J, Gedalia A, et al : Assessment of nonarticular tenderness and prevalance of fibromyalgia in children. J Rheumatol 1993; 20 : 368-370.
    Gedalia A. Press J, Klein M, et al : Joint hypermobility and fibromyalgia and schoolchildren. Ann Rheum Dis 1993; 52 : 494-946.
    Russell IJ, Orr M, Littman B, et al : Elevated cerebrospinal fluid levels of substance P in patients with the fibromyalgia syndrome. Artkritis Rheum 1994; 37(11) : 1593-1601.
    Pellegrino MJ, Waylonis GW, Sommer A : Familial occurrence of primary fibromyalgia. Arch Phys Med Rehabil 1989; 70 : 61-63.
    Goldenberg DL : Fibromyalgia syndrome. JAMA 1987; 257 : 2782-2787.
    Hench PK : Evaluation and diferantial diagnosis of fibromyalgia. Rheum Dis Clin North Am 1989; 15(1) : 19-29.
    Wolfe F : Fibromyalgia : the clinical syndrome. Rheum Dis Clin North Am 1989; 15(1) : 1-18.
    Goldenberg DL, Mayskıy M, Mossey C, et al : A randomized, double-blind crossover trial of fluoxetine and amitriptyline in the treatment of fibromyalgia. Arth Rheum 1996; 39(11) :1852-1859.
    Urrows S, Affleck G, Tennen H, et al : Uniqe clinical and psychological correlates of fibromyalgia tender points and joint tenderness in rheumatoid arthritis. Arthritis Rheum 1994; 37(10) : 1513-1520.
    Russell IJ, Vaeray H. Javors M, et al : Cerebrospinal fluid biogenic amine metabolities in fibromyalgia/fibrositis syndrome and rheumatoid arthritis. Arthritis Rheum 1992; 35(5) : 550-556.
    Uslu T, Tosun M, Erem C, ve ark : Romatoid artritli ve primer fibromyalji sendromlu kadın hastalarda plazma prolaktin seviyeleri. Fizik Ted Rehabil Derg 1996; XX(1) : 15-17..
    Russell IJ, Viprao GA, Morgan WW, et al : Is there a metabolic basis for the fibrositis syndrome ? AM J Med 1986; 81(3A) : 50-54.
    Moldofsky H : Sleep and fibrositis syndrome. Rheum Dis Clin North Am 1989; 15(1) : 91-103.
    Crofford LJ, Demitrack MA : Evidence that abmormalities of central neurohormonal systems are key to understanding fibromyalgia and chronic fatique syndrome. Rheum Dis Clin North Am 1996; 22(2) : 267-284.
    Geller GA : Treatment of fibrositis with fluoxetine hydrochloride. Am J Med 1989; 87 : 894-895.
    van Denderen JC, Boersma JW, Zeinstra P, et al : Physiological effects of exhaustive physical exercise in primary fibromyalgia syndrome (PFS) : is PFS a disorder of neuroendocrine reactivity ? Scand J Rheumatol 1992; 21 : 35-37.
    Crofford LJ, Pillemer SR, Kalogeras KT, et al : Hypothalamic-pituitary-adrenal axis perturbatiıns in patients with fibromyalgia. Arthritis Rheum 1994; 37(11) : 1583-1592.
    Bennett RM, Clark SR, Campbell SM, et al : Low levels of somatomedin C in patients with the fibromyalgia syndrome. Arthritis Rheum 1992; 35(10) : 1113-1116.
    Jacobsen S, Bartels EM, Danneskiold-Samsoe B : Single cell morphology of muscle in patients with chronic muscle pain. Scand J Rheumatol 1991; 20 : 336-343.
    Hudson JI, Goldenberg DL, Hope HG, et al : Comorbidity of fibromyalgia with medical and psychiatric disorders. Am J Med 1992; 93 : 363-367.
    Hudson JI, Pope HG : The relationship between fibromyalgia and major depressive disorder. Rheum Ris Clin North Am 1996; 22(2) : 285-303..
    Çeliker R, Kutsal YG, Uysal FG, ve ark : Fibromyalji sendromunda psikolojik faktörlerin değerlendirilmesi. Romatol Tıb Rehab 1994; 5(3) : 194-199.
    Yunus MB, Ahles TA, Aldag JC, et al : Relationship of clinical features with psychological status in primary fibromyalgia. Arthritis Rheum 1991; 34(1) : 15-21.


    Kronik Ağrılar, Fibromyalji Hastalığının Belirtisi Olabilir

    Kronik kas ağrılarıyla kendini gösteren, uyku bozukluğu, uzun süren yorgunluk ve psikolojik yakınmaların eşlik ettiği fibromyalji hastalığı yumuşak doku romatizması grubunda yer alan bir sağlık sorunu. Her 10 kadına karşı 1 erkekte ortaya çıkıyor ve yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Sabahları uyanmakta zorluk çekiyorsunuz. Ev işi yaparken, ya da bilgisayar başında boyun ve sırt ağrılarından yakınıyorsunuz. Geceleri iyi uyuyamıyor, gün boyu kendinizi yorgun hissediyorsunuz. Baş ağrısı, kabızlık, adet döneminde artan gerginlik gibi sorunlar da yaşam kalitenizi azaltıyor. Nedeni tam olarak bilinemeyen fibromyalji hastalığı, birçok kişinin doktor doktor gezmesine neden oluyor. Hastaların bazen ?hastalık hastası? olarak tanımlanmasına yol açan fibromyalji hastalığı toplumun yüzde 5 ile 20? sinde görülebiliyor. Sakatlığa yol açmayan hastalık, yumuşak doku romatizması grubunda yer alıyor. Kesin tanı konulabildiğinde başarıyla tedavi edilebildiği için hastaların yaşam kalitesi de düzeliyor.

    Hastaları olumsuz etkiliyor
    Acıbadem Hastanesi Kadıköy?de görev yapan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hakan Ertürk, fibromyaljinin kronik ağrıya yol açan nedenlerin en önemlilerinden biri olduğunu belirterek çoğunlukla kadınlarda ortaya çıkan bir sorun olduğuna işaret ediyor: ?Fibromyalji, çoğunlukla 30-50 yaş arasında ve kadınlarda görülmekle beraber her cinsi ve her yaş grubunu da etkileyebilen bir durumdur. Toplumda görülme sıklığı ile ilgili çeşitli çalışmalarda yüzde 5 ile yüzde 20 arasında değişen oranlar saptanmıştır. Hastaların çoğunlukla yaygın vücut ağrıları, uyku bozukluğu, yorgunluk,tüm vücutta tutukluk, baş ağrısı, kabızlık, ağrılı adet görme, ellerde ve ayaklarda karıncalanma ile şişme gibi pek çok farklı yakınmaları vardır. Sıklıkla bu yakınmalara yönelik pek çok farklı uzmanlıktan farklı hekimlere başvurulmuştur. Kronik ağrı ile diğer yakınmalar hastada iş gücü kaybına, psikolojik bozukluklara ve tanı ile tedavi maliyetinde artışlara yol açmaktadır.?

    Fibromyalji hastalığının nedeni
    Fibromyalji hastalığının nedeni tam olarak bilinmiyor. Hastalıktan geçirilmiş travmalar, spor yaralanmaları, uyku bozuklukları, nörohormonal bozukluklar, otonomik disfonksiyon, kas oksijenizasyon bozukluğu, psikolojik bozukluklar gibi pek çok farklı etken sorumlu tutuluyor. Şikayetlerin farklılığı tanıyı da zorlaştırıyor. Dr. Hakan Ertürk, ?Hastanın yapılan tüm laboratuvar, radyolojik ve elektromyografik incelemeleri normal olarak saptanır. Tanı genellikle iyi bir öykü ve fizik muayene ile şüpheye yer bırakmayacak şekilde konabilir. Ancak özellikle myofasial ağrı sendromu, kronik yorgunluk sendromu, polimyalji romatika, hipotiroidi, depresyon, romatoid artrit, depresyon gibi hastalıklar hem fibromyalji ile karışabileceği hem de beraber en sıklıkla rastlanabileceği için mutlaka akılda tutulmalıdır? diye konuşuyor.

    Tedavide multidisipliner yaklaşım şart
    Kas ağrısından depresyona, tiroitten, uykusuzluğa kadar geniş bir yelpazeye yayılan şikayetlerin tedavisi de multidisipliner bir yaklaşım gerektiriyor. Dr. Hakan Ertürk tedavinin hastanın bu konuda bilgilendirilmesiyle başladığını belirterek şöyle devam ediyor: ?Hastaya hastalığı detaylı anlatılmalıdır. Fibromyalji tedavisinin uzun sürebileceği, hemen bir sonuç beklememesi gerektiği anlatılmalıdır. Bu aşamada eşlik eden psikolojik bozuklukların tedavisi ile hastalığı şiddetlendiren nedenlerin açıklanması ve rahatlatıcı yaklaşımlar konusunda hastanın bilgilendirilmesi önemlidir. Bu yönde bir stratejinin tedavi sonuçlarını olumlu yönde etkilediği bildirilmektedir. Uyku bozukluklarının düzeltilmesi önemli bir yer tutar. Tedavide başta çeşitli antidepresan ilaçlar olmak üzere fizik tedavi, hipnoterapi, akupunktur, kaplıca tedavisi gibi pek çok tedavi yaklaşımı kullanılmaktadır. Ancak tedavinin ana merkezini egzersiz tedavisi oluşturmaktadır. Yapılan çalışmalar aerobik egzersiz programlarının (düşük ağırlıkla fitness, yürüyüş, hafif tempo koşu, yüzme, bisiklet binme) başlangıçta şikayetlerde hafif artışa neden olsa da hareket kalitesini arttırdığı, ağrı yakınmalarını azalttığını göstermiştir.?

    Hastalığın seyri
    Yapılan araştırmalar, fibromyalji hastalığının bir kez ortaya çıktığında uzun süre devam ettiğini, zaman zaman şiddetlendiğini gösteriyor. Hastada kalıcı sakatlığa neden olmasa da kronik olarak devam eden yorgunluk, tutukluk ve ağrılar nedeniyle ciddi iş gücü kaybı ve tedavi maliyetleri ile ekonomiye yük yaratıyor. Dr. Hakan Ertürk, ?Yapılan araştırmalarda genç yaştaki hastalar ile uyku kalitesinde ciddi yetersizliği olmayanların tedaviden daha çok faydalandığı ve hastaların en az yüzde 50?nin eğitim, ilaç tedavi ve egzersiz tedavisi ile orta ve iyi derecede iyileşme gösterdikleri unutulmamalı ve hasta hastalığa yönelik en uygun tedaviyi planlayabilecek uzmana mümkün oldukça erken başvurmalıdır? uyarısında bulunuyor.

  4. #4
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.818

    Standart Fibromiyalji

    Yumuşak doku romatizması verimini düşürüyor

    Yumuşak doku romatizması "fibromiyalji"nin yaşam kalitesini ve iş verimini düşürücü etkisi bulunduğu bildirildi.

    Romatem Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Orhan Akdeniz, "Her tarafım ağrıyor. Gece yeteri kadar uyumama rağmen sabahları hiç uyumamış gibi kalkıyorum. Yorgunluktan kırılıyorum, hiçbir iş yapamıyorum" yakınmalarının fibromiyalji hastaları tarafından sıkça dile getirildiğini söyledi. Fibromiyaljinin; yaygın kas, iskelet sistemi ağrısı, yorgunluk, uyku bozukluğu bulguları olan kronik, karmaşık bir ağrı sendromu olduğunu vurgulayan Dr. Orhan Akdeniz, "Fibromiyalji tek başına bir hastalık olabileceği gibi başka hastalıklara da eşlik edebilir. Nüfusun ortalama yüzde 5'inde fibromiyalji görülür. Genellikle 20-50 yaşları arasında rastlanır. Hastaların önemli bir kısmı kadındır ve hastalık yaşam kalitesini, işteki verimi düşürür. Hastalığın nedeni tam açıklanamamakla birlikte belirtilere yol açan bozukluğun merkezi sinir sisteminden kaynaklandığı düşünülüyor. Genetik faktörler de önemlidir, aile öyküsü olanlarda fibromiyalji görülme sıklığı daha fazladır" dedi.

    Dr. Akdeniz, fibromiyaljinin bulgularının ağrı, yorgunluk, uyku bozukluklarının dışında sabah tutukluğu, konsantrasyon ve bellek bozukluğu, karın ağrısı, ishal, kabızlık, sık idrara gitme, çene ekleminde ağrı, baş ağrısı, göz ve ağız kuruluğu, el ve ayaklarda uyuşma, huzursuz bacak sendromu, aşırı terleme gibi hastalığa eşlik eden etkenlerin de görülebileceğini kaydetti.

    Hastaların yakınmalarını; psikolojik stres, hava değişimleri, soğuk veya rutubetle arttığını açıkladığına işaret eden Dr. Akdeniz, "Soğuğa karşı aşırı bir hassasiyet vardır. Belli bir pozisyonda uzun süreli çalışma da (özellikle kollar ve omuzların uzun süre sabit durması gibi) yakınmaları arttırabilir. Bilgisayar ve daktilo gibi aletlerle çalışanlarda daha sıktır. Uzun süreli oturma, ayakta durma, stres, uzun süreli yazı yazma, araba kullanma, telefonla konuşma, soğuğa maruz kalma, eğilerek çalışma ve ağır kaldırma, kolların gergin pozisyonda çalışma yüzeyinde bulunması gibi çalışma şartları fibromiyalji belirtilerini şiddetlendirir.

    Çalışma ortamında iş arkadaşları veya amirlerle olan gerginliklerin de hastanın yakınmalarının artmasına yol açtığı gözlenmektedir. Çalışma şartları dışında boşanma, gebelik, ailede hastalık olması, tek başına aşırı sorumluluk yüklenme gibi stres faktörleri de fibromiyaljide belirtileri arttırabilir. Kadınlarda regl döneminde de belirtiler artabilir. Sıcak duş ve banyo, ılık ve kuru hava, tatil, dinlendirici uykuyla belirtiler genellikle hafifler" şeklinde konuştu.

    Tanı için hastanın yakınmalarının değerlendirilmesi, ağrı tipi, fizik muayene ve eşlik eden bulguların önem taşıdığı bilgisini veren Dr. Orhan Akdeniz, şunları söyledi:
    "Fizik incelemede yaygın hassasiyet, kasta sicim gibi sertlikler, gergin bantlar, çok sayıda hassas nokta ve tetik noktaların bulunması hastalığı düşündüren pozitif bulgulardır. Tanıda hassas noktaların sayısı önemlidir. Fibromiyalji hastalığında tanı koydurucu özgün bir laboratuar test yoktur. Eşlik eden romatizmal bir hastalık yoksa romatizma testleri de negatiftir.

    Laboratuar incelemeler daha çok benzer hastalıklardan ayırımda önemlidir. Ne yazık ki, hastada fibromiyalji tanısı konana kadar genellikle uzun zaman geçmektedir. Fibromiyalji hastaları tanı konana kadar birçok tıbbi inceleme ve teste tabi tutulur. Bu da zaman kaybına ve dolayısıyla hastanın tedavisinin gecikmesine yol açabilir. Tedavide her hastalıkta olduğu gibi hastanın hastalığıyla ilgili bilgilendirilmesi ve eğitimi çok önemlidir.

    Bu yakınmalarla başvuran hastalara bazen 'sinirsel' gibi tanılar konabilir. Hastaya hastalığının 'gerçek' olduğu, ancak şekil bozucu ya da sakat bırakıcı bir hastalık olmadığı anlatılmalıdır. Tedavi uzun sürebilir ve bulgularda belirgin düzelme olana kadar hekimin düzenli takibi gerekebilir. Fibromiyalji tedavisinde ağrı kesici ilaçlar, antidepresanlar, kas gevşeticiler ve uyku düzenleyici ilaçlar kullanılmaktadır. Uzman hekim tarafından uygulanan tetik nokta enjeksiyonları fibromiyaljide oldukça etkilidir.

    Özellikle hastalığın şiddetlendiği dönemlerde postürün düzeltilmesi, tekrarlayıcı stres faktörlerini azaltmak (örn daktilo ile yazma, uzun süre ile oturma/ayakta durma gibi), uykuyu değerlendirme ve düzenleme önemlidir."

    Egzersizin hastalıkta en önemli tedavi ve korunma yöntemi olduğunu, özellikle gevşeme egzersizleri, germe egzersizleri, kardiovasküler kondisyon programı, yürüyüş, yüzme ve bisiklete binmenin yararlarının görüldüğünü de dile getiren Dr. Akdeniz, egzersiz tipi ve şiddetinin hastaya göre ayarlanmasının önemini vurguladı. Egzersiz, derin ve yüzeysel ısı ve elektriksel akımlardan oluşan fizik tedavinin ağrının ve kas gerginliklerinin azaltılmasında çok etkili yöntemler olduğuna da değinen Akdeniz, kas gerginliklerinin azaltılmasında masaj ve miyofasyal gevşeme ve basınç tekniklerinin olumlu etkiler sağladığını sözlerine ekledi.

  5. #5
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.818

    Standart Fibromiyalji hastalığına dikkat

    Fibromiyalji hastalığına dikkat

    İSTANBUL (İHA) - Uzmanlar tüm vücutta yaygın ağrılar, üzüntülü ruh hali, özellikle uyandıktan sonra vücutta tutukluk ve genel yorgunlukla kendini gösteren Fibromiyalji hastalığının, daha çok orta yaşlı bayanlarda görüldüğünü belirtti.

    Fibromiyalji hastalığına diğer başka hastalıkların da neden olabildiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Romatoloji Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr. Müge Bıçakçıgil, "Çoğu hasta tüm vücudunda ağrıdan yakınır fakat genellikle vücudun baş, ense, omuz, sırt, bel, kol ve bacaklar gibi belli bölgelerinde ağrılı noktalar vardır. Bu noktalara baskı uygulandığında ağrı artar. Hastalar bunları çok çalıştıktan sonra hissedilen ağrılara benzetirler ya da "kaslarım ezilmiş gibi" diye anlatırlar. Ayrıca genellikle enerjilerinin tükenmiş olduğunu hissederler. Bazen kaslarda seyirmeler ve yanmalar tarif edilebilir" dedi.

    "Hastalığın çok farklı bulgularının olması ve her hastada farklı bir şekilde seyretmesi nedeniyle yapılacak tedavi hastaya özel olarak belirlenmelidir. Tedavide ilaç ve ilaç dışı yöntemler birlikte kullanılır. Tedavinin amacı ağrı kontrolü, uykunun düzenlenmesi, yorgunluk ve depresyon gibi duygudurum bozukluklarının düzeltilmesidir" diyen Bıçakcıgil, Fibromiyalji hastalığının belirtileri arasında vücudun herhangi bir yerinde veya yaygın ağrılar, yorgunluk hissi, en sık görülen sabah yorgunlukları ve uyku bozuklukları, hastaların yarısı ya da üçte iki kadarında barsak bozuklukları, gerilim ya da baş ağrıları, çene eklemlerinde ağrı, göğüs ağrısı, çarpıntı, adet bozuklukları, kaslarda seyirme ve unutkanlığın olduğunu söyledi.

    Fibromiyalji hastalığının daha çok orta yaşlı kadınlarda görüldüğünü belirten Bıçakcıgil, "Hastalık sürekli olup zaman zaman belirtiler de azalabiliyor. Fibromiyalji tedavisinde egzersiz de çok önemli bir tedavi ve korunma yöntemidir. Özellikle öğleden sonra ya da akşam saatlerinde yapılan egzersizlerle de hastalar kendilerini daha iyi hissedebiliyor. Ayrıca ilaçlara gereksinimler de azalıyor. Kuvvet ve dayanıklılık arttırıcı, gevşeme ve germe egzersizlerinin tipi ve şiddeti hekimler tarafından kişiye göre düzenleniyor. Düşük yoğunlukla yürümek, yüzmek, bisiklete binmek, su aerobiği gibi aktiviteler de fayda sağlıyor. Fibromiyalji tedavisi romatolog, fizik tedavi uzmanı, psikiyatrist ve nörologdan oluşan bir ekip ile yürütülmektedir. Sindirim sistemi ile ilgili şikayetlerin eşlik etmesi halinde gastroenterolog da ekibe dahil olmaktadır" ifadelerini kullandı.

  6. #6
    turkan Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    2

    Standart Fİbrom

    SaĞda Parİatelde T1 Ve T2 Sekanslarda Hİpoİntens NodÜler Alan (fİbrom) İzlenmİŞtİr.bu Nedİr

  7. #7
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Standart

    Mrb

    iyi huylu deri veya yumşak doku değişimidir. Gökçek İksiri ile yoketmek mümkündür. Beyine kan akışını artırmak için Gökçek İksiri ile birlikte kan çayınıda kulanmakta fayda var.

  8. #8
    menizz Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    1

    Standart inanmıyorum inanamıyorum

    Yaklaşık 4 yıldır omuzlarım,sırtım, boynum, ensem , iki kolum, kafa kemiğim, ellerim, nadiren de olsa çene kemiğimim ağrısından hayattımdan bezdim. Gitmediğim doktor kullanmadığım ilaç kalmadı. Önce ufak bir boyun fıtığının bunlara sebep olduğu söylendi ve aylarca boyunluklarla gezdim. Sonra TOS (torasik outlet sendromu) teşhisi kondu ve ile ilk kaburgamı aldılar,tabii ki bu ameliyat hiç bir işe yaramadığı gibi kesilen kemiğin ağrısı cabası olarak kaldı bana. En son bu hastalığın FİBROMİYALJİ olduğu söylenerek (gerçi bunu ben araştırdım ve doktora söyledim oda evet bu belirtiler onu gösteriyo aslında diye yola çıkarak teşhis koydu, çünkü hastaları dinliyecek vakitleri yok...)sırtımdam enjeksiyon yaptılar ve 6 ay rahatlıyacağımı %60 oranında ağrı hissetmiyeceğimi söylediler ama nafile oda hiç bir işe yaramadı. artık 70 yaşında yaşlı kadınlar gibi zor hareket etmekten, ne zaman geçeceğini düşünmekten, ilaç içmekten ve doktora gitmekten bıktım. Hareketsizliğin ve kullandığım ilaçların aldırdığı kilo ile dahada zor hareket eder oldum. Artık hayattan, yaşamaktan bezdim içimden hiçbir şey gelmediği gibi bu lanet hastalığın geçeceğine de inanmıyorum daha doğrusu inanmıyorum. Hani insanlara sorarlar ya sihirli değneğin olsa ve 1 hakkın olsa kullanmak için ne yaparsın diye, ben önce sağlığımı geri isterim. Bu siteye bu hastalıkla çok çeken ve birbirimizi anlayabileceğimiz insanlar olduğunu düşünerek üye oldum. Umarım belki bi gün bizlerde normal insanlar gibi yaşar hayattan zevk alırız yine

  9. #9
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Standart

    Alıntı menizz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yaklaşık 4 yıldır omuzlarım,sırtım, boynum, ensem , iki kolum, kafa kemiğim, ellerim, nadiren de olsa çene kemiğimim ağrısından hayattımdan bezdim. Gitmediğim doktor kullanmadığım ilaç kalmadı. Önce ufak bir boyun fıtığının bunlara sebep olduğu söylendi ve aylarca boyunluklarla gezdim. Sonra TOS (torasik outlet sendromu) teşhisi kondu ve ile ilk kaburgamı aldılar,tabii ki bu ameliyat hiç bir işe yaramadığı gibi kesilen kemiğin ağrısı cabası olarak kaldı bana. En son bu hastalığın FİBROMİYALJİ olduğu söylenerek (gerçi bunu ben araştırdım ve doktora söyledim oda evet bu belirtiler onu gösteriyo aslında diye yola çıkarak teşhis koydu, çünkü hastaları dinliyecek vakitleri yok...)sırtımdam enjeksiyon yaptılar ve 6 ay rahatlıyacağımı ` oranında ağrı hissetmiyeceğimi söylediler ama nafile oda hiç bir işe yaramadı. artık 70 yaşında yaşlı kadınlar gibi zor hareket etmekten, ne zaman geçeceğini düşünmekten, ilaç içmekten ve doktora gitmekten bıktım. Hareketsizliğin ve kullandığım ilaçların aldırdığı kilo ile dahada zor hareket eder oldum. Artık hayattan, yaşamaktan bezdim içimden hiçbir şey gelmediği gibi bu lanet hastalığın geçeceğine de inanmıyorum daha doğrusu inanmıyorum. Hani insanlara sorarlar ya sihirli değneğin olsa ve 1 hakkın olsa kullanmak için ne yaparsın diye, ben önce sağlığımı geri isterim. Bu siteye bu hastalıkla çok çeken ve birbirimizi anlayabileceğimiz insanlar olduğunu düşünerek üye oldum. Umarım belki bi gün bizlerde normal insanlar gibi yaşar hayattan zevk alırız yine
    Gökçek İksir, romatizma ve kemik çayı karışımı özel bir çay gerekir.

    www.bitkiseltedavi.com

  10. #10
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Standart

    Alıntı O.GENÇ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhabalar,2005 yılından beri çekmiş olduğum eklem ve kas ağrılarım için,rahatsızlığımla ilgili internette araştırıken görmüş olduğum gökçek iksiri ve çayını kullanmaya başladıktan 2 ay sonra geceleri uykusuz kaldığım ve iş yerinde çalışmalarımı etkileyen bu rahatsızlıktan allaha şükür kurtulduğum için İbrahim beyden allah razı olsun
    Fibromiyaljiden kurtulduğunuza memun oldum.

    www.bitkiseltedavi.com

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 13
    Son Mesaj : 04-15-2012, 21:21
  2. Cevaplar: 23
    Son Mesaj : 04-15-2012, 21:19
  3. Cevaplar: 12
    Son Mesaj : 01-13-2012, 16:52
  4. Cevaplar: 13
    Son Mesaj : 01-02-2012, 10:05
  5. Cevaplar: 10
    Son Mesaj : 01-02-2012, 08:30

Visitors found this page by searching for:

fibromyalgie hastaligi nedir

fibromyalgia nedir

fibromyalgie nedir

fibromyalgie hastaligi

ankilozan spondilit

fibromyalgia hastaligi nedir

spondilit artrit bitkisel tedavifibromyalgie turkce anlamispondilit artrit nedirfibromyalgi hastaligi nedirfibromyalgie ne demekmüge bıçakçıgilfibromyalgia hastaligifibromyalgia ne demekdr müge bıçakçıgilfibromyalgi nedirfibromyalgie türkce anlamifibromyalgi hastaligiartroz resimlerispondilit artrit nedir tedavisifibromyalgia hastalığı nedirefm hastalığıromatizmaspondilit artrit belirtileriFibromiyalji (Fm) Hastalığı Bitkisel Tedavisi

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169