Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu
Toplam 21 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Hamilelik problemleri: Hamileliğin ilk günlerinde bulantı ve kusma gibi rahatsızlıkla

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Post Hamilelik problemleri: Hamileliğin ilk günlerinde bulantı ve kusma gibi rahatsızlıkla








    Hamilelik problemleri:

    Hamileliğin ilk günlerinde bulantı ve kusma gibi rahatsızlıklar görülebilir. Hamileliğin ilerleyen safhalarında nefesalış-verişlerde problem, belağrısı yüksek tansiyon, ishal, kabızlık, hamilelik diabeti, karında gerilim ve iç kanamalar görülebilir. Cenin tarafından aşırı oranda mineral harcanması ve nedeniyle baldır krampları görülebilir.

    Hamile kadınlardaki östrojen hormonunun artması nedeniyle aradokular açılır ve genişler vede vücut böylece kendini doğuma hazırlar. Bunun neticesinde bacaklarda şişme, variz ve makatta basur ortaya çıkabilir vede hijyene dikat edilmezse vajinada mantar yayılabilir. Hamile kadınlardaki hormonların değişmesi nedeniyle psikolojik rahatsızlıklar görülebilir. Hamile kadınların alkol, sigara ve kimyasal ilaç kulanmaları çocuğun organik veya psikolojik özürlü (spastik) doğmasına sebep olabilir. Bu nedenle hamilelerin alkol, sigara ve kimyasl ilaçlardan ve hatta fazla siyah çay ve kahvedende uzak durmaları gerekir. 1960-1971 yıllarında contagan alan hamile bayanlardan 15.000?in çocuğu ağır spastik (özürlü) olarak doğmuşlardır. (Geniş bilgi için digerleri/tehlikelimaddeler?e bak)

    Alkol:
    Alkolik annelerin çocuklarının % 90 oranında zekalarının gelişmediği çocukların okul çağında ise anlamakta geri kaldıkları ve konsentre olamadıkları gözlenmiştir. Alkolzade çocukların kafalarının çok kücük olduğu, kaslarının gelüşmediği ve hareketlerini konturol edemedikleri tesbitedilmiştir.

    Alkolün cenin üzerindeki etkileri:
    1-) Cenin tam olarak gelişmez ve genelikle özürlü olur.
    2-) Özelikle yüzde tam gelişmemişlik görülür: Göz kapaklarının sarkık, burun sırtının kısa, ve dudakların ince olması vb. Belirgin özelikler.
    3-) Kol ve bacaklarda dikkat çekici anormalikler (tam gelişmemişlik), küçük parmakların daha küçük olması ve ellerin gelişmemesi
    4-) İç organlarda hatalı (kusurlu) oluşumlar: Kalpte, cinsel organlarda, ve idrar yollarında anormalikler
    Bu yukarıdaki özürlerin hepisi aynı anda ve yoğunlukta alkolzade çocuklarda görülmeyebilir.

    Sigara:
    Sigar takriben 3.500-4.000 arasında çok çeşitli ve farklı maddeler içermektedir. Bunlardan 40?a yakını kanserojen (kanser yapıcı) olup en tehlikelileri : katran, arsenik, benzol, polonium 210, kadmiyum, ve nitrosaminleri sayabiliriz. Buna ilavetten çok zehirli olan: Siyanürasit, kurşun ve karbonmonoksiti sayabiliriz. Karbonmonoksit (CO) kandaki oksijeni azaltır, çünkü karbonmonoksit oksijenden 300 kat daha büyük bir güçle hemoglobine adeta yapışır ve oksijeni dışlar. Böylece oksijen yetersizliği ortaya çıkar.

    Sigaranın ceninler üzerindeki etkisi:
    1-) Spastik özürlü olabilirlir
    2-) Erken doğuma sebep olabilir.
    3-) Düşük yapmaya sebep olabilir.
    4-) Çocuğun hastalıklı ve cılız olmasına sebep olabilir.

    Sigara içilen ortamdaki bebeklerde:
    1-) Akut nefes yolları hastalıkları
    2-) Bronşit ve zatürre
    3-) Kronik ortakulak iltihaplanması
    4-) Astım ve allerjil rahatsızlıklar
    5-) Ani çocuk ölümleri
    Bu rahatsızlıklardan biri veya bir kaçı sigara içilen oramda büyüyen bebeklerde görülebilir.

    Hamilelik problemlerini tedavi:
    1-) Karın ve bacaklardaki yırtılmaları önlemek için çok az badem yağı ile karın ve bacaklar oralanır.
    2-) Kabızlığı önlemek için keten tohumu alınır.
    3-) Düşük yapma tehlikesi olanları sabina tentürü ile tedavi edilebilir. (Bunun dozajı ve kulanma süresi önemlidir.)
    4-) Şayet rahim büyümez ve cenini sıkarsa kadınkökü tentürü kulanılır.
    5-) Hamilelik sırasında hamilelerde iyot yetersizliği çocuğun geri zekalı olmasına neden olabilir. Bu nedenle iyotlu tuz alınmalı, deniz ürünleri ve çilek yenmelidir.
    6-) Çocuğunun güzel olmasını iseyenler ayva yemelidir.
    7-) Hamile bayanlarda ortaya çıkabilecek mineral-, vitamin-, aminoasit-, ve enzim yetersizliğine karşı Gökçek Tonik, Gökçek İksiri, zencefil veya ZYE kulanılır.

    Peygamber Efendimiz: Erkek çocuk isteyenler hanımlarından sonra boşalsın ve kız çocuğu isteyenlerde hanımlarından önce boşalsın buyurmuşlardır. Bu hadisin analamı bu gün anlşılmışır, çünkü iki türlü sperm vardır xy-kromozomu taşıyan spermlerki bulara erkek kromozomlu sperm veya kısaca erkek sperm denir. xx-kromozomu taşıyan spermlere ise dişi sperm denir.

    Erkek sperm daha hızlı hareket eder, fakat kısa ömürlüdür, çabuk ölür. Dişi spermler yavaş hareket eder, fakat uzun ümürlüdür. Şayet erkek hanımından önce boşalırsa, sperm hızlı hareket etsede yumurta henüz ortada olmadığından ölür ve mücadeleyi dişi sperm kazanır ve çocuk kız olur. Eğer erkek hanımından sonra boaşalırsa yumurta rahime gelmiş olacağından hızlı hareket eden erkek sperm hedefe ulaşır ve çocuk erkek olur.

    Eksi bir yöntemde şöyle şayet erkek aşırı yorğun ve kadın dinlenmiş halde cinsel münasebet kurarlarsa, doğacak çocuğun kız olacağı ve erkek dinç, kadın yorğu iken cinsel münasebet olursa doğacak çocuğun erkek çocuk olması tecrübe edilmiştir. Şayet cinsel münasebet adet kesildikten sonra 8-15 günler arasında olursa.
    www.bitkiseltedavi.com

  2. #2
    biroybil Çevrimd??? Administrator
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    108

    Standart Düşükler hakkında bilinmesi






    Düşükler hakkında bilinmesi gerekenler

    Yıllarca çocuk sahibi olmayı arzu eden, ancak gebelikleri birbiri ardına düşüklerle sonuçlanan kadınların anne olabilmeleri için uygulanan aşı tedavisi Türkiye'de de başarılı sonuçlar veriyor.

    "Tekrarlayan düşük" nedir?
    Anne adayının, gebeliğinin 20. haftasından önce, bebek henüz 500 grama ulaşmadan yaşadığı iki ve daha çok sayıda düşük "tekrarlayan düşükler" olarak adlandırılıyor.

    "Tekrarlayan düşük" vakalarında bağışıklık sistemi nasıl bir rol oynuyor?
    Son yıllarda üreme sağlığı ve immünoloji (bağışıklık bilimi) alanında kaydedilen gelişmeler, tekrarlayan düşük vakalarında bağışıklık sisteminin önemli rol oynadığına işaret ediyor. Daha önceleri, anatomik, hormonal ve genetik nedenlerle enfeksiyonlara, çevresel faktörlere bağlı olmayan düşükler, 'nedeni açıklanamayan düşükler' olarak tanımlanıyordu. Ancak son yıllardaki gelişmeler bu düşüklerin %80'inin bağışıklık sistemindeki bozukluklara bağlı olabileceğini ve bu vakaların birçoğunun yeni tedavi yöntemleriyle önlenebileceğini gösteriyor.

    Bağışıklık sistemindeki bozukluklar nedeniyle oluşan düşükler ne gibi tedavi yöntemleriyle önlenebiliyor?
    Düşüklerin en önemli nedenlerinden biri, bağışıklık sistemindeki bozukluklar. Bazı çiftlerde eşlerin bağışıklık yapısı çok benzer. Bu durumda annenin bağışıklık sistemi ya kendi proteinlerine ya da babanın proteinlerine reaksiyon gösterir ve bebeğe zarar veren hücreleri bloke ederek gebeliğin devam etmesini sağlayan antikorlar oluşmaz, düşük gerçekleşir. Bu mekanizmaya bağlı görülen düşükler, aktif veya pasif aşılama ile tedavi edilebilir.

    Aktif aşılama : Anne adayının bağışıklık sistemi babaya ait proteinleri reddediyor. Bu durumda "aktif aşılama tedavisi" uygulanıyor. Aşı her çift için özel olarak geliştiriliyor. Babadan alınan kandaki akyuvar hücreleri ayrılarak hazırlanan aşı gebelikten üç ay önce, üç kez ve gebelik sırasında da bir kez anneye enjekte ediliyor.

    Pasif aşılama : Anne adayının bağışıklık sistemi, kendi proteinlerini yabancı kabul ederek, bunlara karşı antikor üretiyor. Bu durumda, anne adayına damardan immünoglobülin veriliyor. "Pasif aşılama" adı verilen bu tedavi bebeğe zarar veren hücrelerin oluşumunu engelliyor.

    Bağışıklık sistemine bağlı düşüklerin bir diğer nedeni de, anne vücudunun kendine karşı oluşturduğu antikorlardır. Bu antikorlar anne ve bebek arasında kan akımı ve beslenmeyi sağlayan damarlarda pıhtılaşmaya neden olarak düşüklere yol açar. Bu pıhtılaşma bebeğin beslenmesini ve oksijen almasını azaltır. Bu mekanizmaya bağlı düşüklerin tedavisinde bebek aspirini veya kanı sulandırıcı (heparin) ilaçlar kullanılır. Bu hastalara pasif aşılama tedavisi de uygulanabilir.

    Bu tedavi yöntemleri sadece normal yoldan elde edilen gebeliklerde mi uygulanabiliyor?
    Hayır, tüp bebek ve mikroenjeksiyon yöntemleriyle oluşan gebeliklerde de uygulanabiliyor. Tüp bebek ve mikroenjeksiyon tedavileri sonrasında görülen düşükler de aktif aşılama ile tedavi edilebiliyor. Ayrıca tüp bebek uygulaması sonrasında ısrarla gebelik elde edilemeyen vakalarda da babadan gelen proteinlere karşı reaksiyon oluşarak embriyonun tutunamadığı düşünülerek yine aşı tedavisi uygulanıyor.

    Tekrarlayan düşüklere sebep olan diğer nedenleri de açıklayabilir misiniz?
    İmmünolojik nedenlerin yanı sıra, anatomik, hormonal, genetik nedenler, enfeksiyonlar ve çevresel faktörler de etkilidir.

    Anatomik nedenler : Tekrarlayan düşük yapan kadınların %10-15'inde rahim yapısında bozukluklar görülür. Bunlar rahimde septum (bölme), rahim içi yapışıklıklar, çift rahim, myom ve rahim ağzı yetmezliği gibi anormalliklerdir. Rahim ağzı yetmezliği ikinci üç aylık dönemde görülen düşüklerin en önemli nedenlerinden biridir. Bu durum rahim ağzının gebeliğin çok erken döneminde açılarak amnion zarlarının yırtılmasına ve erken doğum eyleminin başlamasına neden olur. Gebeliğin 9-12.haftaları arasında rahim ağzına dikiş atılarak rahim ağzı yetmezliğine bağlı görülen düşükler önlenebilir. Genel anestezi altında yapılan bu işlem 15-30 dakika sürer ve bebeğe zarar vermez.

    Hormonal nedenler :
    -Tiroid bezinin fazla veya az çalışması
    -Luteral faz yetmezliği : Adet siklusunun yumurtlamadan sonraki ikinci döneminde yani luteal fazda, rahmin iç tabakasının yeteri kadar gelişmemesi ile ortaya çıkar. Rahmi döllenmiş embryonun tutunabilmesi için uygun hale getiren progesteron hormonunun düşük olması kısırlık ve düşüklere yol açar. Tedavide amaç eksik olan hormonu yeterli düzeylere çıkarmaktır. Gebe kalınır kalınmaz progesteron kullanımına başlanıp, gebeliğin 12.haftasına kadar devam edilmesi önerilir. Bir diğer tedavi ise gebelik hormonu enjeksiyonları yapılarak progesteron sentezlenmesini sağlamaktır.
    -Prolaktin : Süt üretimini uyaran bu hormonun yüksek düzeyde olması da yumurtlama ve lutealfaz bozukluklarına yol açar.

    Genetik nedenler : Gebeliğin ilk üç ayında görülen düşüklerin %40-60'ı genetik bozukluklara bağlıdır. En sık rastlanan genetik bozukluk kromozom sayısında görülen anormalliklerdir. Genetik nedenlerin belirlenebilmesi için varsa düşük materyalinden ve eşlerden alınan kan örneklerinden genetik inceleme yapılır.

    Enfeksiyonlar : Cinsel temasla veya bozuk hijyenle geçebilen birçok enfeksiyon düşüğe neden olabilir.

    Çevresel faktörler : Gebeliğe hazırlanan veya gebe olduğunu öğrenen birçok kadının bu çevresel faktörlerden en kısa zamanda uzaklaşması gerekir.

    -Sigara, üremenin birçok basamağını olumsuz etkiler. Kan dolaşımını ve embryo gelişimini olumsuz etkileyerek düşüklere sebep olur.
    -Alkol, DDT, civa, kurşun ve çinko gibi bazı kimyasallar ve radyasyon da düşüklere ve doğumsal anormalliklere neden olur.
    www.bitkiseltedavi.com

  3. #3
    biroybil Çevrimd??? Administrator
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    108

    Standart Erkekte ve kadında üreme


    KADINDA ÜREME

    Kadın üreme sistemi

    Kadın üreme organları, iç ve dış genital organlardan oluşur.

    Dış genital organlar; vulva adı verilen iç ve dış dudaklar, klitoris, hiymen (kızlık zarı) ve çeşitli bezlerden oluşur. Vajina açıklığını çevreleyen iç ve dış dudaklar yağ dokusu, terbezleri, kan damarları ve kıl kökleri içeren deri kıvrımlarıdır. Erkeklerde penisi oluşturan yapının kadınlardaki kalıntısı olan klitoris cinsel aktivite sırasında kanla dolarak sertleşen dokulardan oluşur. Hiymen (kızlık zarı) vajina açıklığının dış kısmını kaplayan ince bir zardır. İç genital organlar; vajina, rahim, fallop tüpleri (üreme kanalları) ve yumurtalıklardan oluşur. Vajina vulvadan rahme doğru uzanan yaklaşık 7-9 cm uzunluğunda olan ve kaslardan oluşan bir yapıdır. Elastik olduğu için cinsel ilişki ve doğum sırasında gerilebilir. Rahim armut şeklinde bir yapıdır, gövde ve rahim ağzından oluşur. Rahmin içi endometrium adı verilen ve her ay menstrual kanama (adet kanaması) ile dökülen bir tabaka ile kaplıdır. Fallop tüpleri rahim ve yumurtalık arasında uzanan yapılardır. Yumurtalıklardan atılan yumurtanın döllenmesi bu tüplerde gerçekleşir. Döllenen yumurta tüplerden geçerek rahme ulaşır. Yumurtalıklar, kanalların her iki yanında yer alan ve çok sayıda yumurta içeren ceviz büyüklüğünde yapılardır. Östrojen ve progesteron gibi hormonları üreten yumurtalıklardan menopoz dönemine kadar her ay bir yumurta gelişerek atılır.

    Bir kadının yumurtalıklarında kaç yumurta bulunur ?

    Kız çocuğu doğduğunda yumurtalıklarında 400.000 civarında yumurta bulunur. Doğumdan ergenlik dönemine kadar geçen sürede yumurta üretimi olmaz ve yumurtaların bir kısmı dejenere olur. Ergenlik ile birlikte her ay bir yumurta olgunlaşarak atılır. Yumurtalıklardaki yumurtaların dejenere olması sigara, ilaç, radyasyon ve çevresel faktörler arttırabilir. Yumurtalar çok azaldığında menopoz başlar.

    Menstrual siklusta (asnda) görülen hormonal değişiklikler

    Beyindeki hipofiz bezinden salgılanan Folikül Uyarıcı Hormon (FSH) ve Luteinize Edici Hormon (LH) gonodotropik hormonlar olarak adlandırılır. FSH, yumurtalıklarda folikül adı verilen ve içinde yumurtaların olgunlaştığı sıvı dolu keseciklerin gelişmesini sağlar. Folikül içindeki yumurtanın etrafındaki hücrelerden östrojen (kadınlık hormonu) salgılanır. Östrojen rahmin iç tabakasının (endometruim) kalınlaşmasını sağlar. Östrojen kritik düzeye ulaşınca ani LH salınımı olur. Bu ani LH artışı yumurtanın olgunlaşarak 36 saat sonra atılmasına yani ovulasyona (yumurtlama) neden olur. Yirmisekiz gün süren menstrual siklusta ovulasyon 13-14. günlerde gerçekleşir. Ovulasyondan sonra yumurtalıklardan progesteron adı verilen hormon salgılanmaya başlar. Gebelik gerçekleşirse progesteron ve östrojen artışı devam eder. Gebelik gerçekleşmediginde ise östrojen ve progesteron düzeyleri düşer ve buna bağlı olarak rahmin iç tabakası dökülür, menstruasyon (adet kanaması) başlar.

    Yumurta nasıl olgunlaşır ve salınır ?

    Yumurta folikül olarak adlandırılan içi sıvı dolu keseciklerde bulunur. Folikül büyümeye başladığında içinde sıvı toplanır. Büyüklüğü 18-20 mm’ye ulaşır ve LH yükselmesinden36-38 saat sonrafolikül çatlar. Ani LH artışı bir dizi hormonal reaksiyonu başlatır ve folikülün kenarında açılan delikten yumurta atılır. Serbestleşen yumurta fallop tüplerinin fimbria adı verilen parmaksı yapıları tarafından tüplere alınır. Her ay ovulasyonun hangi yumurtalıktan gerçekleşeceği tamamen tesadüfidir.Yapılan ultrasonografik inceleme ile hangi yumurtalığın aktif olduğu tespit edilebilir.

    Ovulasyon hermenstrual siklusta aynı yumurtalıktan mı gerçekleşir?

    Her ay ovulasyonun hangi yumurtalıktan gerçekleşeceği tamamen tesadüfidir.Yapılan ultrasonografik inceleme ile hangi yumurtalığın aktif olduğu tespit edilebilir.

    Menstrual siklusta rahimde ne gibi değişiklikler olur?

    Menstrual siklusun ilk yarısında, östrojen hormonunun etkisi ile rahmin iç tabakası kalınlaşır. Menstrual siklusun ikinci yarısında ise progesteron hormonunun etkisi ile bu tabaka daha da kalınlaşarak döllenen yumurtanın yerleşebilmesi için hazırlanır. Hamilelik gerçekleşmezse progesteron ve östrojen hormonlarının düzeyi düşer ve bu tabaka menstrual kanama ile dökülmeye başlar.

    Düzenli menstrual siklus ne demektir?
    Menstrual kanamaların düzenli olması yumurtladığımı gösterir mi?

    Bir önceki menstrual kanamanın başlangıcından bir sonraki menstrual kanamanın başlangıcına kadar geçen süre 26-34 gün arasında ise menstrual sikluslar düzenli olarak kabul edilir. Düzenli menstrual kanamaları olan kadınların bir çoğunda ovulasyon da düzenlidir.

    SAYFA BAŞI



    ERKEKTE ÜREME

    Erkek üreme organları hangileridir?

    Erkek üreme organları; penis, testisler (yumurtalıklar), prostat ve seminal bezlerdir. Sperm ve testosteron (erkeklik hormonu) üreten testisler skrotum adı verilen bir torba içinde yerleşmişlerdir. Spermlerin üretildiği seminifer tübüller adı verilen kanalcıklar birleşerek daha büyük kanalları ve epididimis adı verilen kanalı oluşturur. Spermler epididimisten geçerken hareketlilik kazanır ve olgunlaşır. Epididimisten çıkan spermler yumurtayı dölleme yeteneği kazanmışlardır.Penis, süngerimsi ve erektil dokulardan oluşur. Penisin erektil dokusu cinsel ilişki sırasında kanla dolar ve ereksiyon (sertleşme) gerçekleşir. İdrar ve meni penisteki üretra adı verilen kanaldan dışarı çıkar.

    Erkek üreme fonksiyonlarında hangi hormonlar rol oynar?

    Erkek üreme fonksiyonlarını beyindeki hipofiz bezinden salgılanan FSH (folikül uyarıcı hormon) ve LH (luteinize edici hormon) olarak adlandırılan hormonlar kontrol eder. FSH erkeklerde testislerde sperm üretimini sağlar. LH ise testislerde bulunan Leydig hücreleriniuyararak testosteron (erkeklik hormonu) salgılanmasını sağlar. Erkeksi fiziksel karakterlerin gelişiminden sorumlu olan testosteron sperm üretimine dekatkıda bulunur.

    Sperm nasıl üretilir ?

    FSH ve testosteron hormonları spermleri oluşturan germ hücrelerini (olgunlaşmamış sperm hücrelerini) uyarır ve bu hücreler bölünerek olgunlaşır. Sırasıyla spermatogonia, spermatid ve spermatozoa olarak adlandırılan sperm hücreleri oluşur. Sperm hücresi üç kısımdan meydana gelir. Sperm hücresinin baş kısmı kromozomları (genetik materyali) içeren yapıdır. Boyun sperm hareketliliği için gerekli enerjiyi, kuyruk kısmı ise spermin hareketini sağlar. Sperm 0.05 mm uzunluğunda ancak mikroskop ile görülebilen küçük bir hücredir.

    Sperm ne kadar zamanda üretilir?

    Spermin üretilmesi 60 gün, epididimis adı verilen kanaldan geçmesi 10-14 gün sürer.

    Meni spermden başka neler içerir?

    Meni spermlerle beraber prostat ve diğer üreme bezlerinden salgılanan sıvıları içerir. Seminal sıvı adı verilen bu sıvı sperm hücrelerinin taşınmasına ve beslenmesine yardımcı olur.

    Ejekülasyon (boşalma) sırasında neler olur?

    Penis kökündeki kasların kasılması ile penisden meni fışkırır. Meni miktarı 1-6 ml arasında değişir. Ejekülasyon anında meni kıvamı koyudur. Prostat bezinden salgılanan enzimler 20-30 dakika içinde meninin sıvılaşmasını sağlar. Menideki spermler rahim ağzı salgısına karışır ve beş dakikada yumurtalık kanallarına ulaşır.

    İlişki sırasında ne kadar sperm salınır ?

    Boşalma ile vajinaya 100-300 milyon arasında sperm bırakılır.

    Yumurtanın döllenebilmesi için ne kadar sperme ihtiyaç vardır ?

    Vajinaya boşalan spermlerden ancak 25-30 tanesi yumurtanın yakınına ulaşır. Bunlardan bir tanesi yumurtanın zarını delerek geçer ve yumurtayı döller.

    Kadın vücudunda sperm kaç saat canlı kalır?

    Sperm hücresi vajinada 2-4 saat yaşar fakat ilişkiden 16 saat sonra bile vajinadan alınan örneklerde canlı sperm görülebilir. Kadında enfeksiyon olduğunda veya cinsel ilişki sırasında kayganlaştırıcı maddeler kullanıldığında spermler daha kısa süre canlı kalır.

    Cinsel perhiz ile sperm sayısı arttırılabilir mi ?

    Uzun süre boşalma olmadığında spermler yumurtayı dölleyebilme yeteneklerini kaybederek dejenere olur. Cinsel perhiz süresi uzadıkça sperm sayısı artsa bile kalitesi iyileşmez, normal yapıdaki spermlerin oranı azalır. İdeal cinsel perhiz süresi 2-5 gündür.

    Hastalıklar sperm sayısını etkiler mi?

    Basit bir soğuk algınlığı bile sperm sayısını ve kalitesini bozar. Sperm analizi geçirilen hastalıklar göz önünde bulundurularak yapılmalı ve analiz sonucunun bozuk olduğu durumlarda üç ay sonra sperm analizi tekrarlanmalıdır.

    Sigara ve alkol erkek üreme sağlığını etkiler mi?

    Sigara ve alkol erkek üreme sağlığını olumsuz etkiler. Sigara sperm sayısını, hareketliliğini ve normal yapıdaki sperm oranını azaltır. Alkoltestosteron seviyesini azaltarak etkisini gösterir. Fazla sigara ve alkol tüketen erkeklerde spermlerin yumurtayı dölleyebilme yetenekleri de azdır. Ayrıca alkolizm impotansın (iktidarsızlığın) en önemli nedenlerinden biridir.

    İlaçlar sperm sayısını etkiler mi ?

    Ülser, sara, gut, bazı bağırsak hastalıkları ve idrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılanilaçların bir kısmı sperm sayısını azaltır. Genellikle ilaçlar kesildikten bir süre sonra sperm sayısı normale döner. Bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan ilaçlar kalıcı zarar vererek infertiliteye yol açabilir. Narkotik (uyuşturucu) ilaçlar hem infertilite hem de impotansa neden olur.

    Başka neler sperm üretiminde ve fonksiyonunda bozukluğa neden olur ?

    Sperm üretiminde, taşınmasında, cinsel ilişki ve boşalmada görülen problemler infertiliteye yol açar. Hormonal problemler, inmemiş testis, testislerde yaralanma, kabakulak gibi enfeksiyonlar, bazı kimyasal maddeler ve ilaçlar sperm üretiminde bozukluklara neden olabilirler. Sperm taşınmasındaki problemler ise sperm kanallarında enfeksiyon sonrası oluşan tıkanıklıklara bağlıdır. İktidarsızlık ve geriye boşalma da infertilite sebebi olabilir.

    Normal semen analizi nasıl olur ?

    Normal meni miktarı 1,5 ile 6 ml arasında değişir. Sperm sayısının ml

  4. #4
    biroybil Çevrimd??? Administrator
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    108

    Standart Bebegin Cinsiyeti

    BEBEGIN CINSIYETI

    Bebegin Cinsiyeti Yakin bir zamana kadar, insanlar, bebegin cinsiyetinin anne hücreleri tarafindan belirlendigini saniyorlardi. Ya da en azindan, anne ve babadan gelen hücrelerin birlikte cinsiyet belirledikleri zannediliyordu. Ancak Kuran'da bu konuda farkli bir bilgi verilmis ve erkeklik ve disiligin, "rahime dökülen meniden" yaratildigi bildirilmistir: ?Rahime dökülen meniden erkek ve disi iki çifti O yaratti...? (Necm Suresi, 45-46) Kuran'da verilen bu bilginin dogrulugu, genetik ve mikrobiyoloji bilimlerinin gelismesiyle birlikte bilimsel olarak da ispatlandi. Cinsiyetin tümüyle erkekten gelen sperm hücreleri tarafindan belirlendigi, kadinin ise bu iste hiçbir rolünün olmadigi anlasildi. Cinsiyet belirlenmesindeki etken, kromozomlardir. Insan yapisini belirleyen 46 kromozomdan iki tanesi cinsiyet kromozomu olarak adlandirilir. Bu iki kromozom erkekte XY, kadinda ise XX olarak tanimlanir. Bunun sebebi söz konusu kromozomlarin bu harflere benzemesidir. Y kromozomu erkeklik, X kromozomu ise kadinlik genlerini tasir. Bir insanin olusmasi, erkek ve kadinda çiftler halinde yer alan bu kromozomlarin birer tanesinin birlesmesi ile baslar. Kadinda yumurtlama sirasinda ikiye ayrilan esey hücresinin her iki parçasi da X kromozomu tasir. Oysa erkekte ikiye ayrilan esey hücresi, X ve Y kromozomlari içeren iki farkli sperm meydana getirir. Kadinda bulunan X kromozomu, eger erkekteki X kromozomunu içeren spermle birlesirse dogacak bebek kiz olacaktir. Eger Y kromozomu içeren spermle birlesirse, bu kez dogacak çocuk erkek olur. Yani dogacak çocugun cinsiyeti, erkekteki kromozomlardan hangisinin kadinin yumurtasiyla birlesecegine baglidir. Kuskusuz genetik bilimi ortaya çikincaya dek, yani 20. yüzyila kadar bunlarin hiçbiri bilinmiyordu. Aksine pek çok kültürde, dogacak çocugun cinsiyetinin kadin bedeni tarafindan belirlendigi inanci yaygindi. Hatta bu nedenle kiz çocuk doguran kadinlar kinanirdi.

    Oysa Kuran'da, insanlara genlerin kesfinden 13 yüzyil önce bu batil inanisi reddeden bir bilgi verilmis, cinsiyetin kökeninin kadin degil, erkekten gelen meni oldugu bildirilmistir. X kromozomu disilik, Y kromozomu ise erkeklik özelliklerini tasir. Anne yumurtasinda yalnizca disi cinsiyeti belirleyen X kromozomu bulunur. Babadan gelen menide ise hem X hem de Y kromozomu tasiyan spermler bulunur. Dolayisiyla bebegin cinsiyeti annenin yumurtasini dölleyen spermin X ya da Y kromozomu tasimasina baglidir. Yani ayette belirtildigi gibi bebegin cinsiyetini belirleyen etken, babadan gelen menidir. Kuran'in indirildigi asirda kesinlikle bilinemeyecek olan bu bilgi, Kuran'in Allah sözü oldugunu kanitlayan delillerden biridir.

  5. #5
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.872

    Standart Gebeliğe nasıl hazırlanmalıyım?

    Gebeliğe nasıl hazırlanmalıyım?

    Son zamanlarda en çok 'Anneliğe nasıl hazırlanabilirim?' sorusu soruluyor. Jinekolog Mebrure Altuğ, gebeliğe hazırlanma aşamalarını Mynet okurları için yazdı.

    En son arayan hastalarımdan biri de 30 yaşında olduğunu, eşini evlenmeden uzun süre önce tandığını, 2 aylık evli olduğunu, meslek problemlerini hallettiklerini, maddi sorunları olmadığını ve artık bir bebek sahibi olmak istediklerini söylemekteydi.

    Benden 'ne tür bir hazırlık devresinden geçmesi ve gebelik boyunca ne tür önlemler alması' gerektiği yönünde bilgi almak istedi.

    ANNELİĞE HAZIRLIK

    Anneliğe hazırlık için, karar verildiği andan itibaren düzenli olarak adet günlerini kaydetmek gerekir. Son adetin başlangıç tarihi, jinekologlar tarafından gebeliğin başlangıcı olarak kabul edilir. O tarihten itibaren gebelik 40 hafta olarak hesaplanır. Gebelik başlangıcının gün olarak bilinmesi, gebelik haftaları boyunca gelişiminin, aydan aya takibi sırasında uygun olup olmadığını bilmekte son derece önemlidir.

    Gebelik öncesi tepeden tırnağa sağlık durumunun gözden geçirilmesi ve gebelik boyunca problem çıkması muhtemel veya gebelik sırasında müdahale edilmesi imkansız olan durumlar varsa tespit edilmesi gerekir. Örneğin; diş çürükleri, dişeti hastalıkları, sık tekralayan solunum yolu hastalıkları, bronşit, gastrit, ülser, hepatit, diabet, safra kesesi taşları, böbrek taşları, apandisit, sık tekrarlayan sistit, varisler, ailevi kalıtımsal hastalıklar, sigara, alkol alışkanlıkları gözden geçirilmesi ve belirlenmesi gereken hastalıklardır.

    Kalıtımsal hastalıklar, karı kocanın her ikisinide sorgulamak suretiyle öğrenilir. Önlenebilecek genetik geçişli hastalıklar için tedbir alınır veya gebelik sırasında yapılması planlanan genetik tanı yöntemiyle gözden geçirilir.

    Gebelik öncesi beslenme de çok dikkat edilmesi gereken bir konudur. Genellikle saf, temiz, kilo aldırmayan ama besleyici gıdalar tercih edilmelidir. Bunlara ilave olarak forik asit takviyesi yapılmalıdır. Demir eksikliği varsa önceden tespit edilip, demir preparatlarıyla takviye edilmeli ve demir ihtiva eden gıdalar önerilmelidir.

    Gebeliği rahat geçmesi için özellikle esneme hareketlerini içeren jimnastikler yapılmalıdır.

    Gebelik öncesi diabet veya hipoglisemi olup olmadığını açlık kan şekeri bakılarak tespit edilmelidir. Varsa ona göre diyet önerilir.

    Devamlı kullanılan ilaçlar varsa gözden geçirilir. Gerekirse hastanın devamlı tedavi veya gözlem altında olduğu doktoruyla temasa geçip işbirliği sağlanır. Örneğin; guatr tanısı konup tedavi olan bir hastanın gebeliğe müsait olup olmadığına doktoruyla görüşüp kararlaştırmak gerekir.

    Böbrek hastalıkları, gebelikte ağırlaşma gösterebilir. Önceden gözden geçirilip hastalığın derecesi tespit edilir ve alınacak önlem varsa alınır.

    Bazı ender görülen sistemik hastalıkların da gebelik öncesi durum tespiti yapılıp müsait olduğu zaman gebeliğe izin vermek gerekir. Örneğin; sistemik lupus hastalığı, Crohn hastalığı, amiloidoz sarkoidoz hastalıkları gibi...

    Akciğer hastalıkları da gebelik öncesi gözden geçirilmelidir. Astım, kronik bronşit, tüberküloz, kistik fibrosin gibi kronik akciğer hastalıkları uzmanıyla görüşülüp gebeliğin başlangıcı veya seyri hakkında bilgi almak gerekir.

    Kalp hastalıklarında da devamlı kullanılan ilaçların gebelikte de kullanılıp kullanılmayacağı konusunda kalp uzmanının görüşü alınmalıdır.

    Kısaca gebelik öncesi bir nevi kampa girmek gerekir. Kullanılan ilaçlardan, yeme alışkanlığına, uyku düzeni veya yaşam tarzına kadar herşeyin gözden geçirilip bir disiplin içinde gebeliğe hazırlanmak gerekir.

  6. #6
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.872

    Standart Dikkat, bebekler anlıyor

    Dikkat, bebekler anlıyor

    İzmir - Son 30 yılda yapılan çalışmalar, doğumdan 1.5 yaşına kadar olan dönemi kapsayan çağdaki bebeklerin, düşünülenin aksine edilgen değil, anne kadar etkin olabildiklerini, duygular arasındaki farklılıkları ayırabildiklerini ortaya koydu.

    Almanya'daki Heinrich Heine Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikosomatik ve Psikoterapi Kürsüsü ile halen çalıştığı Düsseldorf Psikanaliz Enstitüsü kurucularından Doç. Dr. Celal Odağ, 1970'li yıllardan bugüne yapılan araştırmaların, bebeklerin birçok mesajı son derece iyi şekilde duyumsadığını, çok duyarlı olduklarını, duygular
    arasındaki farklılıkları ayrımsadıklarını ortaya koyduğunu kaydetti.

    Bebeklerin, verilen ve verilmeyen sevgi arasındaki farklılığı algılayabildiklerini belirten Odağ, ''Sömürenle sömürmeyen, özerkliği tanıyanla tanımayan sevgiler arasındaki farkları tanıyabiliyorlar. Yalnız bu farkları tanımakla kalmayıp, bunun sınırlarını da tanıyorlar'' dedi.

    Son 30 yıldaki araştırmalara göre, bebeklerin en azından anne kadar etkin canlı varlık olduklarının belirlendiğini ifade eden Odağ, anne ve bebeğin sürekli etkileşim içinde bulunduklarını, bebeğin hiçbir zaman edilgen, pasif varlık şeklinde görülemeyeceğini vurguladı. Odağ, anne bebek ilişkisinde, bebeğin de etkin olduğunu belirtti.

  7. #7
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.872

    Standart anne sütü çok önemli

    "Yeni doğanlar için anne sütü çok önemli"

    AMASYA (İHA) - Amasya Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Yüksel Emir, yeni doğanlar için beslenme konusunda anne sütünün öneminin büyük olduğunu söyledi.

    Sağlık Bakanlığı ve UNICEF tarafından yürütülen program çerçevesinde Sağlık Bakanlığı tarafından "2006 yılı Bebek Dostu İl" olarak seçilen Amasya'da Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Yüksel Emir, bu zamana kadar yaptıkları çalışmalarda annelere bebeklerin gelişimlerinde anne sütünün önemini anlattıklarını ve bundan sonrada anlatmaya devam edeceklerini belirtti. Anne sütünün yerini hiçbir şeyin tutamayacağını vurgulayan Dr. Emir, "İnsanlık açısından beslenme konusu çok önemli. Yeni doğanlar içinde beslenme konusunda anne sütü çok önemli. Bilim adına yapılan yanlışlardan birisi de 1960 ve 1970'li yılları içine alan süre içerisinde mamaların anne sütünün yerini alacağının söylenmesiydi. Çocuk hekimi olduğum günden itibaren anne sütünün değerini anlayan, bilen, sürekli bunu anlatan birisiyim. Bundan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim. Anne sütünün teşviki ve öneminin toplumumuzda herkes tarafından bilinmesi gerekiyor" dedi.

  8. #8
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Standart Düşük kadınların en büyük korkusu

    Düşük kadınların en büyük korkusu
    ANTALYA (İHA) - Antalya Tüp Bebek Merkezi doktorlarından Mehmet Ağar, tekrarlayan düşüklerin, ilk gebeliği düşükle sonuçlanan kadınların en büyük korkularından biri olduğunu söyledi.

    Opr. Dr. Mehmet Ağar, ilk gebeliği düşükle sonuçlanan kadınların bir daha çocuk sahibi olamama korkusu yaşadığını belirterek, "Düşük yapma olasılığı topluma göre bu hasta grubunda biraz daha fazladır ve bu olasılık tekrarlayan düşük sayısıyla birebir doğru orantılıdır. Arka arkaya 3 ya da daha fazla sayıda gebeliğin düşükle sonuçlanmasına tekrarlayan düşük ya da habitüel abortus adı verilir. Ve bu noktada artık düşük nedenlerinin ayrıntılı olarak incelenmesi gerekir. Ne kadar 3 düşük sonrası araştırma desek de günümüzde gerek hastalar, gerekse doktorlar ikinci düşükten itibaren araştırmaya başlamaktalar" dedi.

    Çok yakın geçmişe kadar altta yatan herhangi bir anomalinin bulunamadığı düşüklerin olay açıklanamayan düşük olarak adlandırıldığını ifade eden Ağar, "Oysa bugün biliyoruz ki bu ve bunun gibi bazı açıklanamayan durumlarda altta yatan etken kişinin bağışıklık sistemiyle ilişkili olabilmektedir. Tekrarlayan düşük tanısı konulan kişilerde ikinci adım altta yatan belirli bir patolojinin olup olmadığının saptanmasıdır. Nedenler rahme ait anomaliler, hormonal nedenler, genetik nedenler, bağışıklık sistemine ait nedenler ve kan pıhtılaşmasındaki bazı bozukluklar olabilir. Bir kısmının sebebi ise hala tam olarak bilinmemektedir. Tedavi yaklaşımı olarak gebeliği destekleyici ilaçlar ve sebebe yönelik tedavi uygulanabilir. Bazen de tüp bebek tedavisi gibi ileri bir teknoloji de gerekebilmektedir" diye konuştu.

  9. #9
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.872

    Standart Hamilelik dişleri çürütüyor

    Hamilelik dişleri çürütüyor
    AMASYA (İHA) - Amasya Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi Dr. Fatih Çekin, hamile kadınların özellikle kalsiyum alımına ve ağız hijyenlerine dikkat etmesi gerektiğini söyledi.

    Hormonol değişikliklerden dolayı hamile kadınlarda diş çürümesi ve diş eti hastalıklarının daha sık görüldüğünü belirten Dr. Fatih Çekin, ilerleyen yaşlarda kemik erimesi riski oluşan hastalarda diş minelerindeki kalsiyum oranında düşüş olduğunu belirterek, hamile kadınların ve ileri yaştaki kadınların kalsiyum alımına dikkat etmelerini istedi. İçme sularındaki flor oranının düşük yada yüksek olmasının bu suyu kullanan insanların diş yapılarında değişik hastalıklara neden olabileceğini de belirten Dr.Fatih Çekin, "Dişlerimizi korumak için ağız hijyenine çok önem vermemiz gerekiyor. Sağlıklı dişlere sahip olmanın altın kuralları arasında hijyen birinci sırada yer alıyor" dedi.

  10. #10
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.872

    Standart

    Gebelik ve Egzersiz
    Günümüzde, sağlık bilincine sahip artan sayıda kadın hamileliği boyunca egzersiz yapmaktadır.
    Bu, özellikle hayatınızda dizinizi bükmekten daha fazla bir şey yapmadıysanız, gebeliğin gayretli bir egzersiz programına başlamanın tam zamanı olduğu anlamına gelmiyor. Ancak, gebelikten önce düzenli olarak egzersiz yapıyorsanız, doktorunuz tersine bir tavsiyede bulunmadıkça muhtemelen egzersizlere devam edebilirsiniz. Birçok doktor daha önce egzersiz yapmayan hastaların bile, hamilelik sırasında makul bir egzersize başlamalarını önermektedir.

    Düzenli egzersiz programının erkekler ve kadınlar için uzun dönemli yararları çok iyi bilinmektedir. Araştırmalar egzersizin gelişmekte olan cenin üzerinde olumlu ya da olumsuz bir etkisinin muhtemelen olmadığını göstermektedir. Ama, egzersiz annenin vücut dayanıklılığını arttırabilir.

    Dayanıklılığın artmasının sonucu daha kısa ve daha kolay doğum olabilir. Bazıları bu etkinin kalp-akciğer sağlığına ve tahammül gücünün artmasına bağlı olduğunu ileri sürüyorlar. Fiziksel olarak sağlıklı bir annenin tahammül gücü, doğum sırasında bebeği itmesi gerektiği zaman özellikle değerlidir. Düzenli olarak egzersiz yapan kadınlar yorgunluğa yenilmeden daha uzun süre itebilmektedirler.

    Daha kolay ve daha kısa bir doğum olasılığı, egzersiz yapma konusunda sizi ayartabilir, ama dikkatli hareket edin. Vücudunuzdaki hormonal değişiklikler nedeniyle, incinmeye daha açıksınızdır. Bağ dokuları daha kolay gerildiği için, eklemleriniz daha dengesiz ve daha kolay incinebilir durumdadır. Ayrıca, genişledikçe, ağırlık merkeziniz kayar ve dengenizi kaybedebilirsiniz.

    Bu nedenle, çok eğilmek ya da eklemlerinizi çok fazla geren herhangi bir hareket tavsiye edilmez, yüksek etkili aerobik ya da sıçramaya dayalı başka hareketler de önerilmez. Ayrıca düşme tehlikesi nedeniyle dikkatli olmak gerekir. Tenis ve benzeri oyunlar oynamayın. Bu oyunlar sırasında ani yön değişiklikleri eklem zedelenmelerine yol açabilir.

    Hamileliğin dört ayından sonra, cenine giden kan akışını kesme olasılığı nedeniyle, sırtüstü yatmanızı gerektiren egzersizlerden kaçının.

    Ata binme, dağcılık, dalma ve su kayağı gibi ağır ve potansiyel olarak tehlikeli etkinliklerden kaçının. Hamileliğiniz sırasında kayak yap-mayın. Bazı uzun mesafe koşucuları hamilelikleri sırasında kendilerine ya da bebeklerine zarar vermeden maratonları tamamladılarsa da, hamilelik maraton koşusu için uygun bir zaman değildir.

    Bu birkaç egzersiz kısıtlamasına karşın, hamile bir kadın için uygun olan birçok spor ve egzersiz vardır. Hamilelik sırasında en iyi egzersiz yüzmektir. İyi bir dolaşım antrenmanı sağlar; suyun kaldırma gücü sayesinde, eklemlerinizin zedelenmesi riski yoktur.

    Düşük etkili aerobik uygundur ve bazı yerlerde bebek bekleyen annelere yönelik düşük etkili aerobik kursları vardır. Gebelikten önce bu etkinliklerden hoşlanıyorduysanız, jogging ve bisiklet de uygundur. Her zamankinden daha fazla yoruluyorsanız, etkinlik seviyesini düşürebilirsiniz. Hamilelik sırasında yürüyüş sık sık tavsiye edilir ve egzersiz yapmaya başlamak isteyen, daha önceden aktif olmayan hamile kadınlar için önerilen ilk egzersizdir.

    Hangi egzersizi seçerseniz seçin, başlamadan önce doktorunuza danışın. Çoğu kadın için hamilelik sırasında egzersiz güvenli olduğu halde, bazı hamile kadınlarda egzersizi tehlikeli hale getiren hipertansiyon gibi sorunlar vardır.

    Kendinizi tüketecek kadar egzersiz yapmayın. Antrenman sırasında su kaybını önlemek için bol bol sıvı için. Hava sıcak ve nemliyse, yürüyüşünüzü ya da koşunuzu daha serin bir güne erteleyin.

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 50
    Son Mesaj : 2 Hafta önce, 13:43
  2. Cevaplar: 31
    Son Mesaj : 01-25-2014, 10:26
  3. Hamilelik, gebelik, erken doğum, hamilelik problemleri
    By igokcek in forum TV-Programlarımız
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj : 01-10-2012, 11:42
  4. Erken doğum, gebelik, hamilelik, hamilelik problemleri
    By igokcek in forum TV-Programlarımız
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj : 01-04-2012, 09:50
  5. Gebelik, hamilelik, erken doğum, hamilelik problemleri
    By igokcek in forum TV-Programlarımız
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj : 01-04-2012, 09:49

Visitors found this page by searching for:

sperm

hamilelik

hamileliğin ilk günleri

hamilelik kaç gün sonra öğrenilir

hamileliğin ilk günlerinde bulantı olur mu

gebeliğin ilk günleri

hamileliğin ilk haftasında bulantı olur mu

hamileliğin ilk günlerinde dikkat edilmesi gerekenlerhamileliğin ilk haftası mide bulantısı olurmuhamileliğin ilk haftasında mide bulantısı olurmuhamilelikte bronşit tedavisihamileliğin ilk günlerinde mide bulantısı olurmuhamileliğin ilk günlerinde yapılması gerekenlersperm kaç gün yaşarhamileliğin ilk günlerinde mide yanması olur muhamileliğin ilk gunlerihamilelikte ilk günleriliskiden kac gun sonra hamilelik ogrenilirhamileliğin ilk haftasında neler olurhamileliğin ilk günlerinde ishal hamilelik belirtilerierkek spermi ilişkiden sonra ne kadar zaman daha kadının üreme sisteminde yaşarhamileligin ilk haftasinda mide bulantisi olurmuhamileliğin ilk haftasında mide bulantısı olur musperm resmi

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169