Hastalıklar:
Takriben 550 hastalığı fitoterapi, komisyon E, homeopati, aromaterapi, kendi tecrübelerim ve halk arasındaki tedavi yöntemlerine göre inceledim. Bunlardan bazıları hakkında burada kısaca bilgi vermeye çalışacağım. Hastalıklar bu işin uzmanı olan doktorlar tarafında kesin teşhis konduktan sonra tedaviye başlanmalıdır. Benim burada hastalıklardan bahsetmem sadece genel bilgiden ibarettir. Ben anatomi uzmanı değilim. Bu nedenle hastalıklar mutlaka işin uzmanı olan doktorlarca çeşitli yöntemlerle teşhisinden sonra tedaviye geçilmelidir. Bilindiği gibi bir hastalığın bir çok sebebi vede oldukca çok belirtisi vardır.
Benim buradan bunların ne oluğu ve ne olmadığı konusunda beyanda bulunmam yanlış olur vede zatten bu gibi durumlarda yorum yapmam. Örneğin karın ağrısından dolayı interniste gidersiniz oda endoskopi veya başka teşhis yöntemleri ile gastrit olduğunuzu tesbit ederse, işte o zaman ben size kimyasal ilaçlar yerin doğal ilaçlar tavsiye edebilirim. Aksi halde karnım ağrıyor ne tavsiye ediyorsunuz diye benden lütfen istekte bulunmayınız.
Nasıl ki doktorlar anatomi ve hastalıklar uzmanı iseler ben de şifali bitkiler uzmanıyım. ADB, AB ülkeleri, Japonya ve İsrail gibi ülkelerde doktorlar ayrıca doğal tedavi üzerine eğitim görmekteler. Türkiye bu alanda oldukca değil, çok çok geridedir. Kanuni düzenlemelerin yapılıp biran önce bizde de bu alanda uzmanların yetiştirilmesi gerekmektektedir. Aksi halde ortada ?ben Lokman Hekimim? diye gezen binlerce şarlatan türer, şimdi olduğu gibi, bu alanda hiç bir bilgiye sahip olmayanların bilgiclik taslıyarak tafra yaparlar ve yapıyorlarda. Geeniş bilgi için Hikayelerim'e bak.
Doktorların da doğal tedaviye karşı mesafeli davranmaları doğru değildir. Doktorların 6-9 ay kurs aldıktan sonra uzmanlık belgesi almaları mümkündür. Aksi halde ileride hastalar bilincleştikce doktorlar işsiz kalabilirler. ABD, AB ülkeleri ve Japonya da olduğu gibi, çünkü bu kimyasal ilaçlar insan vücuduna, özeliklede iç organlarına atılan mini atombombası gibi büyük tahripler yaptığı artık insanlar tarafından anaşılmaktadır. (tehlikeli maddeler ve mantarlara bak) Almanyada kimyasal ilaçlardan yılda 25 bin ve İngilterede 30 bin kişi ölmekte vede milyonlarcasıda çesiltli hastalıklara yakalanmaktadır. (Geniş bilgi için Hans Weiss?ın 3*täglich isimli eserine bakın)
Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.



LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla
