Toplam 9 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 9 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Herpes, uçuk, simplex labialis, dudak ucuğu

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.885

    Post Herpes, uçuk, simplex labialis, dudak ucuğu














    Herpes, uçuk, herpes simplex labialis, dudak ucuğu

    Dudak uçuğuna uçuk veya latinceden herpes veyahutta herpes simplex labialis?de denir ve buna virüslar sebep olur vede tam oarak herpes-simplex-virüs tip 1?da (HSV Tip 1) denir. Burada dudaklarda küçük, sulu ve kaşıntılı kabarcıklar oluşur. Bu uçuk, hasas ağrı verici ve kaşıntılıdır. Bu kabarcıklar kendiliğinden beli bir süre sonra iyileşir, fakat uçuk herhangi bir süre sonra tekrar ortaya çıkabilir. Herpesin bilinen iki türü vardır. Bunlar herpes-simplex-virüsü tip 1 (HSV Tip 1) ve herpes-simplex-virüsü Tip 2 (HSV Tip 2) diye adlandırılır.

    Herpes türleri:
    Bunlardan HSV Tip 1dudaklarda ve çevresinde uçuklara sebep olan virüstür ve buna kısaca herpes labialis denir. HSV Tip 2 ise cinsel organlarda ucuğa sebep olan virüstede kısaca herpes genitalis denir. Bu iki virüsde kısaca genelikle deri, mukoza (sümüksü deri) ve sinir hücreleri ve nadirende iç organlara yerleşerek enfeksiyona sebep olur. Hastalık oldukca yaygındır. Yetişkinlerin % 90?ında herpese karşı kanda antikor bulunur, yani bu insanların en az hayatta bir kez herpese yakalandığına işarettir. Kişi bir kez herpese yakalanınca vücudunda buna karşı antikor oluşur. Cinsel organlarda görülen herpese (HSV Tip 2) karşı ise insanlaın % 30?unda antikor bulunur. Herpep çok nadiren ağır bir hastalığa sebep olur.

    Herpesin oluşumu?
    HSV Tip 1 insana damlacık enfeksiyonu veya dokunma ile başlar. Damlacık öpüşürken tükrük damallarının karşıdakine geçmesi ile olur. Herpes genelikle çocuklarda 3-5 yaşalrında görülür ve bu herpes bulaştıktan sonra 2-14 gün enkübasyon (hastalık etkeninin vücuda girişi ile ilk belirtilerin ortaya çıkışının görüldüğü süre) süresi görülür.

    Virüs derinin en üstündeki hücrelere yerleşir ve burada sulu ve kaşıntılı kabarcıklı kaşıntılar olşturur. Virüs buradan sinir hücrelerine geçer ve oradan sinir hücrelerinin köküne gitmek ister. İmmün sistemini yanıltmak için özel bir kapsül yaparak içinde saklanır. Vüvudun zayıf anında virüs harekete geçerek sinir hücrelerinden tekrar derinin en üst tabakasına gelir ve burada yeniden kaşıntılı ve sulu kabarcıklara sebep olur. Virüsün tekrar harekete geçmesine reaktifitet denir.

    Reaktifleşmenin sebepleri:
    1-) Ateşli enfeksiyon hastalıkları
    2-) Adethalleri
    3-) İmmün zafiyeti
    4-) Yaralanmalar
    5-) Hormon anormalikleri
    6-) Stres
    7-) UV-Işnlarını sayabiliriz
    Uçuk 7-14 gün içinde tekrar iyileşebilir.

    Hastalığın belirtileri:
    Uçuk insanların % 90?nında problemsi bir şekilde ortaya çıkar ve kayıp olur. Nadiren ağız iltihabı ve ülseri görülebilir. Buda ağızda kabarcıklı ve iltihaplı yaralara sebep olur ve bunu ateş, ağır ağrılar, lenf bezelerinin şişmesi ve isteksizlik gibi haller takip eder. Bu sonra virüsün reaktifleşmesine (yeniden harekete geçmesine) ve başta dudak, ağız ve çevresinde vede nadirende yanak, burun çevresi, üst dudak ve göz çevresinde görülebilir. Dudakda ortaya çıkan uçuk kaşıntı ve gerginliğe sebep olur vede nadiren ağrıyabilir. Bu belirtilerden sonra sulu ve kaşıntılı kabarcıklar 6-10 gün sonra kabuk bağlıyarak iyileşir.

    Uçuk ne gibi komplikasyonlara esebep olabilir?
    Şayet kişinin immün zafiyeti varsa o zaman çok dikkatli olması gerekir, özeliklede AİSD hastaları kemoterapi gören kanser hastaları
    1-) Akciğer iltihaplanmasına (zatüürre) sebep olur
    2-) Göz korneasına yerleşen herpes görme zafiyetine sebep olur.
    3-) Yüz sinirini tahripederek yüz felçine (fasials parez) sebep olur.
    4-) Beynin iltihaplanmasına (ensefalit) sebep olabilir.
    5-) Yaranın herpesle birlikte bakteri enfeksiyonuna uğraması sonucu super enfeksiyona sebep olabilir.

    Herpesin tedavisi:
    Herpes aciciovir içeren merhemlerle tedavi edilebilir, fakat bu tedavi geçicidir. İmmün sistemi zayıflayınca herpes tekrar ortaya çıkabilir. Gökçek İksiri başta T-Hücreleri olmak üzere immün sistemini harekete geçirir ve böylece vücudun beli bölgelerinde (özeliklede plaklarda) saklanan ve gizlenen bakteri ve virüslerin tanınarak ortaya çıkması ve yok edilmesini sağlar.

    Mononükleoz Enfeksiyonun kendine has özel bir semtomu yoktur. Kan?dan teşhisi enfeksiyonun başlangıç safhasında mümkündür. Hasalık ilerlemişse virüsü teşhsi mümkün değildir. Hastalığa sebep olan Epstein Bar Virüsüne akılı virüste denir. Virüs bağışıklı sisteminin antikor üretmesini durdurur. Böylece virüs onlarca yıl vücutta kalabilir ve sürekli bağışılık ssitemini zorladığından bağışıklık sistemi aşırı zayıflar ve bu nedenle problemsiz yok edilebilecek bakteri, virüs ve mantarlar sürekli çoğalır ve yayılır. Herbalist Tobias Zaum 35 yıllık araştırması sonunda bu virüsün kronik yorğunluk sendromuna sebep olduğunu tesbitetmiştir. (Nhp 6.06.418) Epstein Bar Virüsü bir herpes virüs ailesindendir ve sadece Gökçek İksiri ile tedavi edilebilir.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    www.bitkiseltedavi.com

  2. #2
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.885

    Standart

    MONONÜKLEOZ ENFEKSİYONU (ÖPÜCÜK HASTALIĞI)

    MONONÜKLEOZ ENFEKSİYONU (ENFEKSİYÖZ MONONÜKLEOZ, EMN, ÖPÜCÜK HASTALIĞI) Mononulear: bir çekirdekli, enfeksiyon: bulaşıcı anlamına gelir.

    Hastalığın resmi:
    Mononükleoz Enfeksiyonu virüslerin sebep olduğu bulaşıcı bir hastalıktır ve bu virüse Epstein Bar Virüsü denir ve herpes virüsler aileisndendir. Genelikle lenf sistemine yerleşirsede, kronikleşinde bütün organalarda tahribat yapabilir. Bebeklerde ve çocuklarda genelikle problemsiz bağışıklık sistemi tarafından yokedilir. Hastalık genelikle yetişkinlerde görülür. Hasta başalanğıcta boğaz ve başağrısı, aşırı üşümte veya dermansızlık gibi haller görülür. Bağışıklık sistemi virüsleri yokedemezse virüsler 2-3 hafta sonra lenf bazelerinde, özeliklede boyun ve ensede şişkinliklere sebep olur ve aşırı olarak ateşlenme uzun sürebilir vede deride kabarcıklar görülebilir. Bu sendromlar başka hastalıklarda görüleceğinden kesin bir sınır çekemk mümkün değildir. Bademcik iltihapalanması, boğaz iltihapalanması, difteri, kızamık, kızılcık gibi, hastalıklarda benzer semtomlar gösterir. Romatizma ve lösemi gibi bazı durumlarda immün sistemi zayıflar ve Epstein Bar Virüsü harekete geçer.

    Teşhis:
    Mononükleoz Enfeksiyonun kendine has özel bir semtomu yoktur. Kan?dan teşhisi enfeksiyonun başlangıç safhasında mümkündür. Hasalık ilerlemişse virüsü teşhsi mümkün değildir. Hastalığa sebep olan Epstei Bar Virüsüne akılı virüste denir. Virüs bağışıklı sisteminin antikor üremesini durdurur. Böylece virüs onlarca yıl vücutta kalabilir ve sürekli bağışılık ssitemini zorladığından bağışıklık sistemi aşırı zayıflar ve bu nedenle problemsiz yok edilebilecek bakteri, virüs ve mantarlar sürekli çoğalır ve yayılır. Herbalist Tobis Zaum 35 yıllık araştırması sonunda bu virüsün kronik yorğunluk sendromuna sebep olduğunu tesbitetmiştir. (Nhp 6.06.418)

    Hastalığın devreleri:
    Mononükleoz Enfeksiyonu bebek ve çocuklarda çok önemsiz bir bulaşıcı gibi gelip geçsede büyük çocuklarda, gençlerde ve yetişkinlerde ağır semtomlar görülebilir. Virüs tükrükle yayılır ve bulaştıktan 1-2 ay sonra önce bademcikler ve yutak bademcikleri, ateşlenme, boğaz ağrısı ve yutkunma rahatsızlıkları görülür. Bademciklerin yanında lenf bezeleri, dalak ve karaciğerede virüs yayılır. Lenf sisteminde oldukca çok sık olarak bulunan akyuvarlardan lenfositlerde virüsle mücadelede virüs bulaşır. Epstein Bar Virüsü kandan lenf sistemine iner ve oraya yerleşir. Bu iltihapalanma sonucu lenf bezeleri, dalak ve karaciğerde iltihapalanma ve şişme görülür. Ayrıca enfeksiyon kronikleşirse kanın yapısında bozulma, beyin iltihaplanması, bronşit, sinüzit, tonsilit, gasrit, akciğer iltihapalanması, kalpkaslarının iltihaplanması, romatizma, fibromyalji, sinirsel bozukluklar ve dalak yırtılması görülebilir. Bağışıklık sistemi sürekli bu virüsle uğraştığından yorğun düşer. Buda kişde kronik yorğunluğa sebep olur. Enfeksiyon normal olarak 2-3 hafta sonra iyileşir, ama bağışıklık sistemi zayıflamışsa virüs kolay kolay vücuttan atılamaz ve ömür boyu birçok hastalığın kaynağı olur, çünkü immün sistemi bu virüsle uğraşmaktan çok çok zayılar. Buda diğer bakteri, virüs ve mantarların daha kolay yayılmasına neden olur.

    Tedavi:
    Sadece çok nadiren ilaç tedavisi gerekir, eğer bağışıklık sistemi güçlü ise. Nadiren ilaç kulanılır, ama immün sistemi zayıflamışsa vücuda balteri, virüs ve mantarların yayılmasında adeta mikropların anası olur. Bu virüsten kurtulmanın yolu anacak ve ancak Gökçek İksiri ile olur, çünkü Gökçek Iksir plakları eritir ve ortada kalan mikropları bağışıklık sistemi yokeder. Epstein Bar Virüsüne akılı virüsde denir virüs vücuda tamamen yerleşince, yani kronikleşince bağışıklık sisteminin antikor üreten mekanizmalarını devre dışarı bırakır. Buda bağışıklık sisteminin bu virüse karşı etkili olmasını önler. Böylece kişide sürekli kronik yorğunluk sendromu görülür. Çaresi sadece ve sadece Gökçek İksiridir.

  3. #3
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.692

    Standart Herpes Enfeksiyonları

    Herpesvirüs ya da Herpesviridae adlarıyla tanınan virüs familyası birçok hastalık yapıcı etkeni içerir. Bunlardan sığırlarda burun-soluk borusu iltihabı, atlarda burun-akciğer iltihabı yapan ba zıları yalnız hayvan hastalıkları bakı*mından önem taşır. Aşağıda belirtilen hastalıklar ise insanlarda görülür:
    • Uçuk (herpes simplex) virüsü.
    • Maymunlarda yaygın biçimde sürekli bulunan, çok seyrek olarak insanlara bulaşınca ağır hastalıklara yol açan B virüsü (herpesvirüs simiae).
    • Suçiçeği ve zonanın etkeni olan V-Z virüsü {herpesvirüs varicella ya da va-ricella zoster virüsü).
    • Tükürük bezlerinde bulunan, mide ül seri, bağırsak iltihaplan, gözde damar-tabaka ve ağtabaka iltihaplan gibi çok çeşitli hastalıklara yol açabilen sitome-galovirüs (cytomegalovirus),
    • Burkitt Ienfomu, arka burun boşluğu karsinomu, enfeksiyöz mononükleoz ve sarkoidoz gibi hastalıkların etkeni olan EB (Epstein-Barr) virüsü.
    Herpesvirüs familyasının önemli bir özelliği, doğal konaklarından başka bir canlı türüne bulaştıklannda üreme hız-lannı büyük ölçüde artırmalarıdır. Bu nedenle doğal konağı insan olan uçuk virüsü insanda hafif enfeksiyonlara ne den olurken, fare ve tavşanlarda ağır si nir sistemi hastalıklarına yol açar. Öte yandan doğal konağı olan maymunda belirsiz ya da hafif gidişli bir hastalığa neden olan B virüsünün insanlardaki et kisi hemen her zaman öldürücüdür.
    UÇUK (HERPES SIMPLEX)
    Genellikle deride yaygın, küçük ve ilti haplı kabarcıklarla ortaya çıkan uçuk ya da herpes simplex, bulunduğu yer ler, yol açtığı belirtiler, görülme sıklığı, oluşum biçimi ve genetik bakımından çeşitlilik gösteren hastalıklann ortak adıdır.

    İnsanda uçuk virüsünün iki tipi vardır: Üreme organlan dışındaki dokulara yerleşen 1. tip ve üreme organlanna yerleşen 2. tip.
    1. tip insan vücuduna tükürük dam lacıklarıyla ağızdan ya da göz ve deri yaralarından girer. 2. tip cinsel ilişkiyle bulaşır. Bulaşma ve çoğalma yeri üre me organlan olduğu için doğum sıra sında dölyolundan geçen yenidoğana da bulaşabilir. Yenidoğanda uçuk enfeksi yonu genellikle bu yolla ortaya çıkar ve erken doğan bebeklerde ya da antikor düzeyi düşük annelerin çocuklarında Çok ağır bir hastalığa neden olur. Bulaş manın anne kanında virüs bulunması sonucu etene (plasenta) yoluyla ya da dölütü saran zarların yırtılması sonucu dölyatağında gerçekleşerek anne kar*nındayken ortaya çıkması da olasıdır.
    Olgulann büyük bir bölümünde bi rincil enfeksiyon belirti vermez. Bazen sinir sistemi, lenf düğümleri, deri ve iç organlar gibi çeşitli dokulara yerleşerek değişen şiddette, genel ya da yerel be lirtilere neden olur. aj^
    Birincil enfeksiyonu bazen ömür boyu sürebilen sessiz bir dönem izler. Bu donem dudak, göz ve üreme organı uçuklan gibi yerel belirtilerin ortaya çıkmasıyla kesintiye uğrayabilir. Bazı özgün durumlarda uçukların yinelemesi çok ağır klinik tablolara yol açabilir. Bazı olgularda görülen ensefalit (beyin iltihabı) önceden belirtisiz olarak geçi rilmiş beyin” enfeksiyonunun yeniden alevlenmesinin bir sonucu olabilir.
    Sessiz dönemden sonraki alevlen meler hemen her zaman aym yerde ya da yakın bölgelerde ortaya çıkar. Bazı olgularda ise âdet dönemlenyle çakışan ya da mevsimlere bağh olarak ortaya çıkan uçuklar gibi belirli aralıklarla yi neleyen bir gidiş görülür. Ama düzenli aralıklarla yinelenme, oldukça seyrek rastlanan bir durumdur.
    Yinelemelerin birçok yerel ve genel nedeni olabilir. Bunlar ateş, yaralanma lar, aşın yorgunluk, zehirlenmeler, uzun süre güneş altında ya da soğukta kalma, ışın tedavisi, âdet görme, heyecan, trige-mİnus siniriyle ilintili cerrahi girişim, ruhsal tedavi, deride örselenme gibi bü yük bir çeşitlilik gösterir. Özellikle ate şin etkisi iyi bilinmektedir. Zatürree (pnömoni) ve menenjit (beyin zan ilti habı) gibi ateşli hastalıklar sırasında yi neleyen uçuklara da yaygın biçimde rastlanır. Buna karşılık tifo ve bruselloz (Malta humması) gibi bazı enfeksiyon-, larda uçuk oldukça seyrek ortaya çıkar.
    BELİRTİLERİ
    • Birincil enfeksiyon – Uçuk virüsünün birincil enfeksiyonu, olguların büyük bir bölümünde hemen hiç belirti ver mez. Başlıca klinik biçimleri şunlardır:
    Ağız-dişeti iltihabı . Birincil uçuk enfeksiyonunun en bilinen biçimidir. Hastalık genellikle çocukluk evresinde, 1-11 yaşlan arasında görülür. Erişkin evrede ender olarak ortaya çıkar. Ço cuklar arasında küçük çapta salgınlara yol açabilir. Kuluçka dönemi, bütün bi rincil uçuk enfeksiyonlarında olduğu gi bi 4-12 gün sürer. Olguların yarısında başlangıç sinsidir. Ağızda ağrılı belirti ler çocuğun genel durumu kötüleşme den 2-3 gün önce ortaya çıkar. Hastalık birdenbire de başlayabilir.
    Hastalık ağır bir gidiş gösterir. Ateş çok yükselebilir. İştahsızlık, ileri dere cede halsizlik, huzursuzluk, hatta bazen taşkınlık ve menenjizm (baş ağrısı ve ense sertliğinden oluşan geçici belirti) görülebilir. Ağız mukozası genellikle kızarmıştır. Dudak, dişeti, yanak, sert damak, dil ve daha seyrek nbırak. da.^ tak mukozasında içi sıvı dolu küçük ka barcıklar (uçuk) oluşur. Kabarcıklar za manla grimsi sarı plaklara dönüşür, ko layca parçalanıp küçük yaralara neden olur. Kabarcık ve yaraların bademcik lerde, bademciklerin araşma yerleştiği damak-yutak, damak-dil kemerlerinde ve yumuşak damakta görülmesi olduk ça ender bir durumdur. Kötü ağız koku su ve aşın tükürük salgısıyla birlikte hasta duyumsadığı şiddetli ağndan ötü rü hemen hiçbir şey yiyemez. Bazı olgularda ağız-dişeti iltihabına derinin değişik bölgelerinde beliren uçuk kabarcıkları eşlik eder. Hastalık iki hafta İçinde iyileşir. Dördüncü gün den sonra ateş, altıncı günden sonra da ağn azalır; aynı dönemde beslenme de düzelmeye başlar. Yaraların kapanma sıyla deri ve mukozalan kaplayan epitel hücre örtüsünün yeniden oluşumu 8-10′uncu günlere doğru gerçekleşir. Ağız-dişeti iltihabı kötü beslenme, ağır hastalıklar, bağışıklık sistemini baskıla yan ilaçlarla tedavi sırasında ve kıza mıkla birlikte görülmesi gibi koşullara bağlı olarak ağır bir gidiş gösterir. Ba zen komşu dokulara sıçrayarak ya da kan yoluyla yayılarak birden çok iç or ganda iltihaplanmaya yol açabilir.
    Göz belirtileri. Uçuk virüsü, gözkapaklanT kornea, gözakı, konjunktiva (gözün dış zan) ve uveada (önde İris ve kirpiksi cisim, arkada damartabakadan oluşan katman) çeşitli göz hastalıklan-na yol açabilir.
    Kornea lezyonlan yüzeysel ya da derin olabilir. Konjunktiva enfeksiyon dan geniş ölçüde etkilenebilir. Ama gözyaşı salgısı fazla değildir. Kulak önündeki lenf bezleri şiştir. Gözkapağı derisinde kabarcıklar oluşabilir. Tanı bakımından gözyaşı salgısının azlığı, ateşin yüksekliği ve başka bölgelerde de uçukların ortaya çıkması önemlidir. Gözdeki belirtiler 20 gün kadar sürdük ten sonra genellikle iz bırakmadan bü tünüyle iyileşir. Ama belirtilerin sık sık yineleme tehlikesi vardır.
    Merkez sinir sistemi hastalıkları. Uçuk virüsü beyinde aseptik (bakteri kökenli olmayan) menenjit (beyin zan iltihabı) ve akut ensefalit (beyin iltiha bı) olmak üzere başlıca iki hastalığa ne den olur. Uçuk menenjiti tek başına gö rülebilir. Ama olguların yüzde 50’sini aşan bölümünde başta üreme organı uçuğu olmak üzere başka hastalıklarla bu virüsün varlığı daha büyük bir olasılıktır.
    Eskiden ender ortaya çıktığı sanılan uçuk ensefalitinin, son yıllarda giderek yaygınlaştığı ve günümüzde tekil olgu lar arasında en sık karşılaşılan akut be yin iltihabı türü olduğu kabul edilmekte*dir. İstatistik verilere göre bütün akut ensefalitler içinde uçuk ensefalitinin pa yı yüzde 10-20 dolayındadır. Uçuk en-sefaliti yenidoğanlardan 80 yaşma ka dar, her yaştaki kişilerde görülebilir. Ama daha çok erişkinler arasında yay gındır. Cinsiyete ya da mevsimlere göre ortaya çıkış sıklığında önemli bir farklı lık yoktur. Yeryüzünün her yerinde gö rülebilir. Oluşum süreci aydınlatilama-mış birçok belirtiye neden olur. Genel likle hafif gidişli bir enfeksiyon olan uçuğun beyinde büyük bir doku yıkımı na nasıl yol açabildiği henüz belirsizliği ni korumaktadır. Enfeksiyonlu organlar da hangi koşulların ya da enfeksiyon et keninin hangi özelliklerinin bu gelişme den sorumlu olduğu da bilinmemekte dir.
    Klinik tablo, değişik biçimlerde bir araya gelen üç tip belirtiden oluşur: Ge nel enfeksiyon belirtileri; kafaiçi basın cın artmasına bağlı belirtiler; şakak ve/ ya da ahn-goz çevresi bölgesinde yerle şime bağlı belirtiler. Başlangıç genellik le anidir. Olguların yüzde 15′Hk bir bö lümünde sinir sisteminden kaynaklanan belirtilerden önce akut solunum yetmez liği görülür. Ateş ancak hastalığın ileri evrelerinde yükselir. Genel ya da yerel havale nöbetleri oldukça erken başlar ve olgulann yüzde 65′inde görülür. Görül me sıklığı öbür virüs kökenli ensefalitle-re göre daha yüksektir. Olgulann yakla-Şik yansında, çoğu zaman başlangıç be lirtileri olarak ağır ruhsal bozukluklar ortaya çıkar. Bunlar özellikle yakın geç mişe yönelik bellek kayıpları, garip dav ranışlar, kişilik değişiklikleri ve varsaru-lann öne çıktığı hastalıklardır. Tat ve/ya da koku varsanılannın ortaya çıkması tanı açısından oldukça önemlidir.
    Tanıya ulaşmak çoğu zaman zordur. Bazı olgulara ensefalit ya da beyin-beyin zan iltihabı (meningo-ensefalit) genel tanısı kolayca konabilir. Ama uçuk belirtilerinin çok açık olduğu az sayıda olgu dışında tam için yeterli veri bulmak zordur. Olguların yüzde 50′yi aşan bölümünde ortaya çıkan belirtiler, tek yanlı şakak lobu ya da alm-göz çev resi tümörlerinin belirtilerine benzer. Beyin dokusunda kan oturması (hema-tom) ve beyin tümörleri ile aymcı tanı tedavi açısından çok önemlidir.
    Uçuk ensefaliti ağır bir hastalıktır. Olguların yüzde 30′ unu aşan bölümü ölümle sonuçlanır. Ölümle sonuçlanma yan olgularda da çok karamsar bir tablo ortaya çıkar. Yaşayan hastaların yüzde 80′inde genellikle ağır ruhsal ve sinirsel bozukluklar kain-.
    Öreme organı uçukları. Zührevi (cinsel ilişkiyle bulaşan) bir hastalıktır. Özellikle eşcinseller ve fahişeler arasın da yaygındır.
    Kadında bu uçuklar klitoris, küçük ve büyük dudaklar, dölyolu, dölyatağı boynu, apışarası (perine) ve genel ola rak dış üreme organı kıvrımlarında orta ya çıkar. Dış üreme organları ve dölyo-lundaki iltihaplanma oldukça yaygındır. Bu iltihaplı ve ödemli bölgede kabar cıklar tek tek ya da küçük gruplar halin de kümelenirken dudaklarda da sızıntı görülür. Daha sık karşılaşılan dölyatağı boynu iltihabının ise belirtileri açık ol madığından tanınması güçtür.
    Erkekte üreme organı uçuğu kamış t başında, sünnet derisinde ve daha az olarak da erbezi torbasında ortaya çıkar, Aynca uçuğa bağlı olarak siyek iltihabı görülebilir. Hem erkek, hem de kadın larda anüs çevresi, anüs ve anüs kana lında beliren uçuğun, ağrıya, salgı artı şına ve yalancı dışkılama gereksinimi (tenesmus) duyulmasına yol açtığı gö rülür. Erkekte anüs bölgesi uçuğu daha çok eşcinsel ilişkilere bağlıdır. Üreme organı uçukları çocuklarda da görülür. Büyük olasılıkla virüsün kirli eller yo luyla ağza alınması ve sindirim kanalı aracılığıyla yayılmasından kaynaklanır.
    Kadınlardaki üreme organı uçukları [doğum kanalından geçiş sırasında yeni-[doğana da bulaşma olasılığı taşıdığm-[dan ayn bir önem taşır. Annede belirti [vermeyen bir enfeksiyonun bile yenido-|ana kolayca geçebileceği unutulmama-ıdır. Üreme bölgesi uçuklarının belirti-[leri ile frengi belirtilerinin hem birbiri-[ne karışma hem de birlikte görülme ola-İ siliği yüksek olduğundan, bu tür uçuk kuşkusu duyulan her hastaya frengi ve f aynca HIV testleri de uygulanmalıdır.
    Yineleyen enfeksiyonlar – Klinik açı-Idan uçuğun yinelemesi hemen her zaman aynı bölgede ortaya çıkar ve yal nızca yerel belirtilere neden olur. Deri ya da mukozanın her yerindeki uçuklar yineleyebilir. Ama yineleme en çok du dak, göz ve üreme organı uçuklarında görülür.
    Dudak uçuğu kızarmış bir bölgede içi sıvı dolu kabarcıkların belirmesiyle ortaya çıkar. Kabarcıklar ince duvarlıdır. İçlerindeki sıvı önce saydamdır, daha sonra bulanıklaşır. Kabarcıklar belirmeden önce dudaklarda sıcaklık artışı, ger ginlik ve yanma duyumları algılanır. Uçuğun gelişimi bir haftadan kısa bir sü rede tamamlanır. Daha sonra kabarcıklar patlar ve geride iz bırakmadan iyileşir.
    Aynı süreç çene, kulak, yüz, par mak ve öbür deri yüzeylerinde de görü lebilir. Uçuğun özgül bir yinelenme bi çimi de trigeminus nevraljisine bağlı olarak ortaya çıkar.
    Trigeminus sinirinin tedavi amacıy la kesilmesi olguların yüzde 25-90′ında uçuk döküntülerine yol açar. Ameliyat edilen yanda beliren kabartılar trigemi nus siniriyle bağlantılı deri bölgesine yayılır.
    Sık karşılaşılan yineleyici uçuk ke-ratiti de (kornea iltihabı) ağır bir hasta lıktır. Yinelemeler sonunda ağır bozuk luklara ve belirgin görme kayıplarına neden olduğundan genel sağlık açısın dan da önemli bir sorun oluşturur.
    Üreme organı uçukları çok sık yine ler. Yinelemeler genellikle âdet dönemlerinde, cinsel birleşmelerin ardından, özellikle de bunaltı ve heyecan durum larında ortaya çıkar. Genellikle birincil enfeksiyondan daha hafif ve daha sınır lı lezyonlara yol açarlar.
    Bazı ağır birincil uçuk enfeksiyonu ol gularında sıvı kaybını karşılama, plaz ma ya da kan nakli, yüksek immünglo-bülin dozları ile şok durumunu ortadan kaldırarak enfeksiyona karşı savunmayı güçlendirecek tedavi gereklidir.
    Kortizon türevi ilaçlar kullanılmaz. Antibiyotikler ise yararsızdır. Yerel te davi olarak, ağız-dişeîi iltihaplarında metilen mavisinin yüzde l’lik sulu çö zeltileri kullanılabilir. Son dönemlerde bazı virüs öldürücü ilaçlar, özellikle menenjit olgularında olumlu sonuçlar sağlamaktadır.
    Birincil enfeksiyondan korunmak için çocukların normal temizlik koşul larına uyması yeterlidir. Yalnızca üre me organları uçuklu annelerin bebekleri için özel bakım gerekir.

    Suçiçeği ve zona, herpesvirus varicella, virüs varicella-zntfer ya da V-Z virüsü adlarıyla tanınan aynı tür virüsün neden olduğu iki farklı hastalıktır.
    Suçiçeği bulaşıcı bir çocuk hastalı ğıdır. Yüksek ateş ve ağrılı olmayan sı vı dolu kabarcıklar biçiminde döküntü lerle ortaya çıkar. Virüsün ilk kez vücu da girmesiyle oluşan, yani koruyucu antikorların bulunmadığı tipik bir dış kaynaklı enfeksiyon olarak kabul edilir.
    Zona ise klinik belirtileri oldukça farklı bir hastalıktır. Genellikle erişkin lerde, sık sık da yas.li kişilerde görülür. Bir gangliyonla (sinir düğümü) bağlan tılı deri alanına yerleşmiş ağrılı ve kıza rık kabartılar biçiminde döküntülerle ortaya çıkar. Genellikle vücuda yerleşe rek sessiz biçimde varlığını sürdüren ve bulaşıcı olmayan V-Z virüsünün yeni den etkinlik kazanmasının bir sonucu dur. Ama vücut dışından kaynaklanan enfeksiyon olguları da vardır. Bu hasta lar daha önce virüsle karşılaşmış, bir öl çüde bağışıklığı olan kişilerdir.Zona özellikle ağır hastalıklar ya da belirli bazı tedavilerle bağlantılı olarak görülür. Zonaya eşlik eden başlıca genel hastalıklar tümör oluşumu ve kötü gidişli kan hastalıklarıdır. Kan hastalıklarıyla il gili olarak, kronik lenfositik lösemi, len-fogranülom (Hodgkin hastalığı) ve öbür kötü huylu lenf tümörleri sayılabilir.
    BELİRTİLERİ
    Zona hastalığının yol açtığı ağrılar çoğu zaman derideki belirtilerden önce orta ya çıkar.
    Ağrı süreklidir. Geceleri kendiliğin den alevlenir. Çeşitli uyaranlar da ağrı nın şiddetini artırır. Ağrıya yüzeysel du yu bozuklukları eşlik eder. Bu bozuk luklar belirli bir alanda duyu yitimi ya da aşın duyarlılık biçiminde ortaya çı kar. Bazı olgularda döküntülerin en şid detli olduğu dönemde ateş yükselir. Dö küntüler kırmızımsı mor ya da koyu kır mızı ve hafif kabarık* alanlar oluşturur. Değişik büyüklükte olan ve bazen bir leşme eğilimi gösteren bu kızarık alan larda içi sıvı dolu kabarcık kümeleri be lirir. Kabarcık kümelerinin birlikte ge lişmesine karşılık, kızarık alanlar deği şik zamanlarda ortaya çıkar. Bir kabar cık kümesi belirirken başka bir küme bütünüyle gelişmiş olabilir. Kabarcık-lardaki sıvı ilk günlerde saydamdır; da ha sonra bulanıklasın Bu aşamalardan sonra yumuşayan kabartılar koyu renkli kabuk bağlar. Bunlar da yerlerini bazen duyu yitimine uğramış, koyu bir renkle çevrili, küçük ve beyazımsı nedbe do kusuna bırakır. Her kabarcık kümesinin gelişimi 8-10 günde tamamlanır. Ama kızartılı dönem 2-4 hafta kadar sürer. Kabartı kümelerinin sayısı değişkendir. Hafif durumlarda etkilenen sinirle bağ lantılı deri bölgesine dağılmış 6-8 ka barcık kümesi görülür. Ağır durumlarda kümeler birleşerek geniş bir alan oluştu rur. Ağrı döküntülü dönem boyunca sü rer; özellikle yaşlı ve vücut direnci za yıflamış kişilerde kabuklar düştükten sonra da bir süre daha devam eder (zo na sonrası nevraljiler).
    Zona genellikle bağışıklık yaratarak iyileşir. Az rastlanmakla birlikte yinele diği de görülmektedir. Bir duyu siniri nin kökünü etkileyen bu hastalık en çok omurilik sinirleriyle bağlantılı bölgelere yayılır. Olguların yüzde 65-70′inde göğüs-karm bölgesi zonası ortaya çıkar.
    Hastalığın başlıca belirtisi ve sonu cu deride görülen kabartılarla birlikte şiddetli ağrıdır. Ama zona seyrek de ol sa bazı ikincil hastalıklara neden olur. Örneğin içi su dolu kabarcıklar yeni en feksiyon odaklarına dönüşebilir. Ayrıca zonanın etkilediği iç organlara göre de ğişen belirtiler görülür. Bunlar arasında gastrit krizlerini izleyen melena (ma kattan siyah kan gelmesi), kalp ağrıları, böbrek koüğİ tipinde ağrılar ve idrar yapma güçlüğü sayılabilir. En ağır komplikasyonlar hastalığın sinir sistemi dokularına yayılmasıyla ortaya çıkar. Özellikle reflekslerin zayıflaması ya da bütünüyle devre dışı kalması ve elekt rik tepkilerinde bozulmayla birlikte or taya çıkan çevrel sinirlerde felç tehlike si söz konusudur. Felç, olguların büyük bölümünde döküntülerden birkaç gün sonra başlar. Bazen döküntülerden önce de görülebilir. Genellikle zona felçleri geçicidir ve birkaç haftada geriler. Ama bazı olgularda kalıcıdır ve kas dokusun da çocuk felcindekine benzer gerileme ye (atrofi) neden olur.
    Hastalık bu komplikasyonlardan çok daha yaygın olarak bazı olumsuz gelişmelere yol açarak iyileşir. Bunla rın en önemlisi uzun sürebilen ve gang-liyon (sinir düğümü) ya da sinir gövdelerindeki iltihaplı lezyonlardan kalan nedbeye bağlı zona sonrası nevraljidir. Oldukça sık görülen bir başka gelişme ise deri ve türevlerinde doku gerileme si, saç dökülmesi, tırnak bozuklukları, ayrıca daha derin vücut yapılarından kemik ve eklemlerdeki zona sonrası do ku gelişim bozukluklarıdır.
    Zona kendiliğinden 2-3 haftada iyi leşir. Ama geride sinir iltihabı, pareste-zi (karıncalanma, yanma) ve duyu yiti mi gibi olumsuzluklar bırakmasını bir Ölçüde Önleyecek bazı tedaviler uygula nabilir. Bunlar temel olarak belirtilere yöneliktir. Örneğin Bj-B12 vitaminleri başta olmak üzere B vitaminleriyle bir likte ağrı kesiciler alınabilir. Zonaya bakteri kökenli bir enfeksiyonun eklen me olasılığı ortaya çıkarsa yerel ya da genel bir antibiyotik tedavisi yararlıdır.
    Kortizon türevi ilaçlar çok sınırlı durumlarda kullanılabilir. Hastalığın ortaya çıktığı ilk saatlerde, hekim göze timi altında birkaç günlük uygulama söz konusu olabilir. Yararlı tedavi yön temlerinden biri, hastalanan sinir kökle rinin röntgenle ışınlanmasıdır. Zonanın yerel tedavisi daha Önce değinildiği gi bi yalnız belirtilere yöneliktir. İltihap lanmaları denetim altına alabilmek için antiseptik eriyikler ya da pomatlar kul lanılmalıdır.

  4. #4
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.885

    Standart


  5. #5
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.885

    Standart


  6. #6
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.885

    Standart


  7. #7
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.885

    Standart


  8. #8
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.885

    Standart


  9. #9
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.885

    Standart


Benzer Konular

  1. Cevaplar: 17
    Son Mesaj : 10-08-2013, 13:28
  2. Cevaplar: 28
    Son Mesaj : 08-27-2013, 16:31
  3. Cevaplar: 6
    Son Mesaj : 01-10-2012, 11:43
  4. Cevaplar: 3
    Son Mesaj : 01-04-2012, 09:45
  5. Herpes, uçuk, herpes simplex, herpes tedavisi uçuk hpv herpes
    By igokcek in forum TV-Programlarımız
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj : 01-04-2012, 09:15

Visitors found this page by searching for:

uçuk kaşıntısı

uçuk türleri

uçuk beze yaparmı

dudakta kabarcık

dudakta beyaz kabarcıklar

uçuk yayılması

Dudakta çıkan Kabarcıklar

dudak uçuğuna bitkisel çözüm

virüs

dudak herpesi

dudakta küçük kabarcıklar

dudakta kabarcıklar

kızamık virüsü

dudakta oluşan kabarcıklar

sulu uçukdudak uçuklaması bitkisel tedavisidudakta iltihaplı uçukdudak uçuklarına bitkisel çözümdudakta herpesdudaklarda küçük kabarcıklarDUDAKDA UÇUKdudak kabarcıklarıherpes türleriuçuk ve beze dudakta uçuk çıkmasının nedenleri

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168