Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu
Toplam 23 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: idrar kaçırma, idrar tutamama, inkontinans, incontinence

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Post idrar kaçırma, idrar tutamama, inkontinans, incontinence

    idrar tutamama, incontinence, idrar kaçırma erkeklerde idrar tutamama çocuklarda idr








    İdrar tutamama, incontinence

    İdrar tutamama, şayet kişi istemediği halde idrarını kaçırırsa buna idrar tutamama denir. Kişi yaşlandıkca idrar kaçırma zafiyetide o oranda büyür. Yaşlı kadınlarda idrar tutamama yaşlı erkeklere göre daha çok görülür, çünkü kadınlarda idrar yolları erkeklere göre oldukca kısadır.

    Kadınlarda görülen idrar tutamamanın sebepleri!
    1-) Mesane zafiyeti nedeniyle idrar kaçırma
    2-) Menopoz devresinde görülen hormon anaomalikleri nedeniyle mesane ve çevresinde kas ve dokularda gevşeme olur ve idrar kaçırır.
    3-) Sürekli stresli bayanlarda sinirsel zafiyet nedeniyle aradokularda zafiyet görülür ve bu idrar kaçırmaya sebep olur.

    4-) Ayrıca şişmanlık ve kabızlık nedeniyle mesane kasları sürekli baskı altında kalır ve buda mesane kaslarını gevşetir ve buda idrar kaçırmaya neden olur.

    5-) İdrar yolları enfeksiyonu mesane zafiyetine sebep olur.
    6-) Mesaneye yakın yörede yapılan amaliyatlar mesane zafiyetine sebep olurve buda idrar kaçırmaya sebep olur.

    Ne napılabilir?
    1-) Karın altındaki kasları güclendirmek için jimnastik yapılır.
    2-) Menopoz nedeniyle ortaya çıkan idrar kaçırması tedavi edilmelidir.
    3-) Mesane kaslarındaki zafiyeti önlemek için doğal ilaçlar kulanılır.
    4-) Kadınların uygun pet kulanmaları gerekir.
    5-) Kas zafiyetini güçlendirmek için uygun yerlere iğne ile kolajen yapılır.
    6-) Amaliyat gerekli ise uygun yerlerde ufak amaliyatlar yapılır.
    7-) Kadınlarda mesane zafiyeti genelikle enfeksiyon nedeniyle olur, çünkü idrar yollarının çok kısa olması nedeniyle defi-hacetin (dışkı ) sadece tuvalet kağıdı ile silinmesi yetmez aynı zamanda suyla iyice yıkamak, yani taharetlenmek gerekir. Aksi halde bakteriler bu kısa yoldan bütün idrar yollarının iltihaplanmasına sebep olur.

    B-) Mesane hasaslaşması nedeniyle idrar tutamama:
    Bir çok faktör mesane kaslarının aşırı duyarlı olamsına neden olabilir. Bunların başında sık sık tuvalette gitme (polakiuri), geçeleri sık sık idrar yapmak için kalkmak zorunda olma (niktüri), aşırı idrar yapmak zorlanma gibi sebepler mesayiyi tahrişeder ve aşırı duyarlı yapar. Bunların hariçinde idrar yolları iltihaplanması, kronik idrar yolları iltihaplanması, mesane taş, kum ve urlarıda mesaniyi zayıflatır.

    C-) Erkeklerde görülen idrar kaçırma:
    Burada ana sebep genelikle prostat büyümesi nedeniyle ortaya çıkar. Prostat büyürse prostat içinden geçen geçen idrar kordonu sıkışır ve idrar dışarı atılamaz. Bu aşırı miktardaki idrar sürekli mesane kaslarını zorlaması nedeniyle mesane zafiyeti ortaya çıkar. Bu nedenle özelikle prostat büyümesinin tedavi edilmesi gerekir.

    D-) Refleks nedeniyle idrar tutamama:
    Burada rahatsızlığa kaza sonucu beyin ve omuriliğin zedelenmesi nedeniyle mesane kasının konturol edilememesi nedeniyle idrar tutamama görülür, çünkü mesane kaslarını konturoleden sinirler devre dışı kalır.

    E-) Tedavi:
    Üroloji doktorlarının idrar tutmamanın sebeplerinin teşhisinden sonra uygun tedaviler uygulanır. Mesane kaslarının zafiyeti nedeniyle ortaya çıkan idrar kaçırmaya karşı incir kaktüsü preparatları en uygun olanıdır. Enfeksiyonun sebep olduğu idrar kaçırmasına karşı altınbaşakotu-, ısırganotu-, huşyaprağı-, ve ortosifon preparatları en uygundur. Kadınlardaki menopoz devresinde görülen hormon denğesizlikleri nedeniyle ortaya çıkan idrar kaçırmaya hayıt- ve kadınkökü preparatları kulanılır. Prostat büyümesi nedeniyle ortaya çıkan idrar kaçırmaya meraotu-, ısırganotu- ve sabal meyvesi preparatları kulanılır. Beyin ve omurilikteki zedelenmeler nedeniyle ortaya çıkıyorsa buna karşı kılıçotu preparatları iyi gelir. Ayrıca genel olarak idrar kaçırmaya karşı Gökçek İksiri, Gökçek Tonik veya ZYEkulanılır.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.


    Alıntı hatice32 Nickli Üyeden Alıntı
    Ben üç kız annesiyim büyük kızım ve Kızım Aylin 8 yaşın da astım sürekli hastalınıyor ve nöbetler geçiriyordu. İbrahim beye durumu anlatık Gökçek İksir verin ve de bronşit çayı içsin dedi. Söylediklerine takriben 5-6 hafta uyguladık o günden beri kızmımda astım nöbetleri görülmez oldu. İbrahim beye Gökçek İksir nasıl oluyor da astımı önlüyor dedim. O da bronşları temizliyor ve vücudu arıtıyor özeliklede bağırsak florasını optimum seviyeye getiriyor dedi. Doğrusu bek anlamadım am benim için önemli olan kızımın iyi olması.

    Alıntı hatice32 Nickli Üyeden Alıntı

    Küçük kızım Zehra bir yaşında ve hiçbir şey yemiyor ve bu nedenle halsiz ve dermansız. İbrahim bey Gökçek İksiri ve iştahszılık çayı tavsiye etti. Kulandık çocuğun durumu bir ay içinde düzeldi. Hamdolsun kızımın iştahı çok iyi artık daha güçlü ve dayanıklı.

    Ortancı kızım Nur Sema 6 yaşında ve çocuk altına kaçırıyordu. İbrahim abi Gökçek İksir ve idrar tutamama çayı diye bir çay hazırlayıp verdi. Çayı ve iksiri kulandıktan 4-5 hafta sonra Nur Sema artık altına kaçırmaz oldu.
    www.bitkiseltedavi.com

  2. #2
    biroybil Çevrimd??? Administrator
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    108

    Standart İdrar Yolu Enfeksiyonu

    İDRAR YOLU ENFEKSİYONU (İYE) (Üriner Sistem İnfeksiyonu)

    TANIMLAR :

    Anlamlı Bakteri; Kontaminasyon ile infeksiyonu ayırt etmek için kullanılan bir terimdir. İşenmiş idrarda bulunan bakteri sayısının anterior üretradaki mikroorganizmalarla kontaminasyondan fazla olması olarak tanımlanır. Genellikle >105 koloni/ml üreme anlamlı bakteriüri olarak kabul edilir. Ancak özellikle kadın hastalarda ve infeksiyonun başlangıç döneminde bu sayının 102 koloni/ml?ye kadar indiği bilinmektedir.

    Asemptomatik bakteriüri; Üriner sistem infeksiyon (ÜSİ) semptomları olmaksızın ardışık alınan iki idrar kültüründe anlamlı bakteriüri olmasıdır.
    Alt üriner sistem infeksiyonu; Anatomik olarak mesane ile sınırlı (sistit), genellikle kadınlarda görülen, dizüri, sık idrara gitme, acil idrar hissi ve bazen suprapubik hassasiyetle seyreden , anlamlı bakteriürinin saptandığı ÜSİ?larıdır.
    Akut piyelonefrit; Böbrek parankimi veya toplayıcı sistemi infeksiyonu olup alt üriner sistem infeksiyonu bulgularına, ateş, yan ağrısı, kostolomber hassasiyetin eşlik etmesi şekinde gözlenir.
    Komplike olmayan üriner sistem infeksiyonu; Nörolojik ve yapısal olarak normal olan üriner sistemin infeksiyonuna denir.

    Komplike üriner sistem infeksiyonu: Nörolojik ve yapısal olarak anormal olan üriner sistemlerde meydana gelen infeksiyonlardır. Genel olarak erkeklerde, gebe kadınlarda ve çocuklardaki ÜSİ komplike olarak kabul edilir.Yine böbreğin kistik hastalıkları, anatomik anomaliler, obstrüksiyon, nörojenik mesane yabancı cisim, diabetes mellitus, renal transplantasyon, prostatit veya rezidüel idrar kalması halinde gelişen infeksiyonlar komplike üriner sistem infeksiyonları olarak kabul edilir.

    Relaps: Daha önce üriner sistem infeksiyonu tedavisi almış olan hastada, bakteriürinin tedavi öncesi üreyen mikroorganizma ile yinelemesidir.

    Reinfeksiyon: Daha önce üriner sistem infeksiyonu tedavisi almış olan hastada ilkinden farklı bir mikroorganizmayla infeksiyonun yinelemesidir.

    Steril piüri: Belirgin piüri ile birlikte idrar kültüründe bakteri üretilememesidir. Bu terim aslında yanlış kullanılmaktadır, çünkü bu grup hastaların büyük kısmında etyolojiden klamidya, tüberküloz basili, mikoplasma gibi rutin idrar kültüründe üreyemeyen mikroorganizmalar sorumludur.Yani idrar steril değildir.

    Akut üretral sendrom: Semptomlara rağmen anlamlı bakteriüri gözlenmemesidir.

    Kronik üriner sistem infeksiyonu: Tedaviye rağmen aynı bakteriyel infeksiyonun aylar yıllar boyunca relapslar halinde ısrar etmesidir.

    Kronik piyelonefrit: Rekürren ÜSİ?larına bağlı olarak böbrekte; intersitisiyum ve tübülilerde

    patolojik değişikliklerin meydana gelmesidir.

    İntrarenal apse: Bakteriyemi sonucu veya ciddi piyelonefrit sonrası ortaya çıkan böbrek içinde apseleşme ile karekterize bir komplikasyondur.

    Perinefritik apse; Renal parankimdeki veya kan yolu ile gelen mikroorganizmanın böbreği çevreleyen yumuşak dokuyu sararak infeksiyon ve apse meydana getirmesidir.

    ETİYOLOJİ ;

    Üriner sistem infeksiyonlarının %95?inden tek bir bakteriyel ajan sorumludur. En çok izole edilen mikroorganizma E.coli olmakla birlikte, rekürren ÜSİ ve özellikle yapısal anomalilerin mevcudiyetinde (Obstrüktif üropati, konjenital anomaliler, nörojenik mesane, vb.) proteus, pseudomonas, klebsiella, enterobakter, enterokoklar ve stafilokok suşları ÜSİ etyolojisinde önemli bir yer tutmaktadır. Cinsel aktif kadınlarda akut sistitte S.saprophyticus etken olarak karşımıza çıkar.Yapısal bozukluklarda ise birden çok mikrooorganizma ile meydana gelen infeksiyonlar saptanabilir.

    Hastane kaynaklı ÜSİ?nda hastane florası etyolojide önem kazanır.Yatan hastalarda proteus, klebsiella, enterobakter, pseudomonas, enterokok ve stafilokok suşları ile meydana gelen infeksiyonlar ayaktan gelen hastalara göre daha sık görülmektedir. D grubu korinobakterium da nozokomiyal üriner sistem patojenidir. ÜSİ?nda anaerob mikroorganizmalar etyolojide çok fazla yer almaz. Fungal ÜSİ, özellikle kateteri olan ve antibiyotik tedavisi gören hastalarda sık görülür. Bunların dışında nazlı üreyen (fastidious) mikroaerofil
    mikroorganizmaların ve kadınlarda Gardnerella vaginalis?in etyolojide rol oynayabileceği düşünülmüştür.Erişkinde bakteriüri kadınlarda daha sıktır. Kadınların %10-20?si hayatlarında bir kez ÜSİ geçirmişlerdir. Sık cinsel ilişki, diyafram kullanımı, spermisid kullanımı gibi nedenlerle kadınlarda infeksiyon riski artmaktadır. Ancak yaş ilerledikçe bakteriüri sıklığı erkeklerde de artmaktadır. Altmışbeş yaşın üzerindeki erkeklerin en az %10 ve kadınların %20 sinde bakteriüri saptanır.

    TANI YÖNTEMLERİ :

    İdrarın mikroskopik incelenmesi;

    2000 rpm.de 5 dakika santrifüj edilmiş orta akım idrarının büyük büyütmede incelenmesi ile görülen her lökosit; 5-10/ml lökosite karşılık gelir. İdrarda normal sınırlar içerisindeki lökosit sayısı 10-50/ml?dir. Bu kriterler ışığında, temiz idrar örneğinden hazırlanan preparatta, 10x100 büyütmede, her alanda 5-10 lökosit görülmesi normalin üst sınırını gösterir.
    Lökosit kamarasında lökosit sayma işlemi bundan daha spesifik bir yöntemdir. Bu yöntemle 10/ml lökosit tespit edilmesi lökositüri olarak kabul edilir.
    Lökosit esteraz testi ile PMNL?lerin içindeki esteraz enziminin saptanması idrarda piüri tanımlanmasında geçerli ve hızlı bir yöntemdir

    İdrarın gram boyası;
    Santrifüj edilmemiş orta akım idrar örneğinden hazırlanan yaymada her alanda en az bir bakteri görülmesi, genellikle idrar kültüründe 105 cfu/ml bakteri üremesiyle paraleldir. Bu teknik spesifik olmamakla birlikte tanıya gidişte hızlı ve yol göstericidir.
    İdrar kültürü:
    Üretranın dış kısmında bakteriler kolonizedir. Bu nedenle işeme yöntemi ile alınan idrar kültür örneklerinde belirli oranda kontaminasyon riski mevcuttur. Kontaminasyonu infeksiyondan ayırt etmek için anlamlı bakteriüri tanımlamasının iyi bilinmesi gereklidir
    İdrar kültür alma yöntemleri

    Orta akım idrar örneği: Rutinde tercih edilen yöntemdir. Bu yöntem uygulanırken kadın hastalarda uyulması gereken kurallar vardır.

    Eller yıkanmalı,
    Vulva yeşil sabun ya da benzeri bir temizleyici madde ile ıslatılmış dört değişik steril gazlı ped ile önden arkaya doğru sırayla silinmeli,
    Steril distile su ile ıslatılmış iki ayrı pamuk ile durulanmalı,
    Labialar ayrılarak ilk idrar tuvalete yapılmalı,orta idrar ise kültür kabına alınmalı,
    Kültür iki saat içinde ekilmelidir. ( Ekim öncesi +4°C de 24 saat bekletilebilir.)

    Erkek hastalarda temizlik yapmaksızın orta akım idrar örneği almak kültür için yeterlidir.

    Kateter ile kültür alma: Kooperasyon problemi olan veya nörolojik veya ürolojik defektleri nedeniyle işeyemeyen hastalardan aseptik koşullarda takılan kateter ile kültür alınabilir.
    Suprapubik aspirasyon: Bu metod , prematüre infantlardan hamilelere kadar çok geniş bir grupta kullanılabilen başarılı bir metod olmakla birlikte uygulama zorluğu nedeniyle nadiren kullanılır. Pediyatrik hastalar veya üretral kontaminasyonla infeksiyonun ayrılamadığı vakalar gibi bazı özel klinik durumlarda endikedir.

    İdrar kültüründeki üremenin değerlendirilmesi:
    Asemptomatik kadın hastadan alınan iki ayrı idrar örneğinde > 105 cfu/ml Enterobacteriaceae grubu bakteri üremesi anlamlıdır. Ancak gram pozitif bakteriler, mantarlar ve nazlı üreyen bakteriler için bu sayı >104-105 cfu/ml olarak belirlenebilir.
    Erkek hastada >103 cfu/ml Enterobacteriaceae grubu bakteri üremesi anlamlıdır.

    Semptomatik hastalarda bir kez > 105 cfu/ml Enterobacteriaceae üremesi anlamlıdır. Yine semptomatik kadın hastalarda 102-105cfu/ml Enterobacteriaceae grubu bakteri üremesi %33 oranında bakteriyel infeksiyon riskini artırır.

    ÜSİ?nin lokalizasyonunu saptamaya yönelik teknikler;

    Özellikle lökositoz, CRP yüksekliği, sedimentasyondaki artış ÜSİ?nin lokalizsayonunu ayırdetmede yol göstericidir. Bu parametreler genellikle piyelonefrit tablosu ile birliktedirler. İdrar sedimentinde mikroskopik hematüri genellikle görülmekle birlikte makroskopik hematüri hemororajik sistit lehinedir.Yine proteinüri (<2g/L) ÜSİ?larında daimi olmasa da sıklıkla rastlanan bir bulgudur.

    Sistiti piyelonefritten ayırmakta kullanılan güvenilir diğer testler; mesane idrarının kantitatif kültürünün yapılmasına dayalı Stamey testi ve Fairey mesane yıkama (washout ) testidir.

    İdrarla b2 mikroglobülin atılımının tayini de yine piyelonefrit lehine bir bulgudur.

    İnfeksiyonun lokalizasyonunu saptamak amacıyla radyolojik metotlar nadiren kullanılmaktadır. Ancak infeksiyona predispozisyon yaratacak yapısal anomalileri ve perinefritik apse gibi komplikasyonları ekarte etmek amacıyla intravenöz ürografiler uygulanabilir.Yine ÜSİ tanısında contrast-enhanced helical CT kullanılabilir.

    TEDAVİ :

    Üriner sistem infeksiyonlarında tedavi konusunda birçok tartışmalı konu hala çözüme kavuşmamıştır. Bakteriüri asemptomatik olup antimikrobiyal tedavi gerektirmeyebileceği gibi, sistit tedavisi ile piyelonefrit tedavisi oldukça farklı bir bakış açısı gerektirmektedir. Bu nedenle hekimin infeksiyonun lokalizasyonunu saptaması büyük önem taşır.

    Nonspesifik tedavi prensipleri :

    Hidrasyon; Tartışmalıdır.
    İdrar pH?sı ; İdrar pH?sının asidifikasyonu ile antibakteriyel etkisi arasında paralel ilişki vardır. Bu nedenle tedavi sırasında diyet düzenlemeleri yapılarak idrarın asiditesi sağlanabilir.(Örn. Hastaların süt , meyvesuyu (yaban böğürtleni suyu hariç) sodyum bikarbonat tüketimi engellenebilir.Ancak burada da unutulmaması gereken bir diğer nokta idrar pH?sındaki değişikliklerin kullanılan antibiyotiklerin aktivitelerinde değişikliklere neden olabileceğidir.

    Antimikrobiyal tedavi prensipleri :

    Antimikrobiyal tedavide amaç üriner sistemdeki bakterinin eradikasyonudur. Bu nedenle tedavi sonuçlar? ancak takip idrar kültürü sonuçlarıyla değerlendirilebilir.
    Bakteriürik bir hastanın tedaviye dört farklı yanıtı olabilir;
    Kür: Tedavinin 48. saatinde ve tedavi bitimini takiben 1-2 hafta içinde alınan kontrol idrar kültürlerinde üreme olmaması
    Persistans: a) Tedavinin 48. saatinde anlamlı bakteriürinin devam etmesi (tedavi başarısızlığı)
    b)Tedavinin 48. saatinde etken patojenin düşük sayıda üremesi (tedavi başarısızlığı ya da flora kontaminasyonu)
    Relaps: Tedavinin bitiminden sonraki 2 hafta içinde daha önceki etken patojenin üremesi
    Reenfeksiyon: İdrarın kemoterapi sonrası veya sırasında sterilizasyonundan sonra yeni bir ajanla meydana gelen infeksiyon

    Tedavi protokolleri :

    Piyelonefrit:
    Ağır piyelonefrit: Sepsis öncü belirti ve bulguları olan hastalar hastaneye yatırılmalı, hemokültür ve idrar kültürü alındıktan sonra intravenöz yolla antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. Ba?langıçta antibiyotik seçimi ampirik olmakla birlikte idrarın gram boyası tedavi seçimi hakkında bilgi verebilir. IV antibiyotik rejimi hasta hastanede 24-48 saat ateşsiz bir dönem geçirdikten sonra 2 haftaya tamamlanmak üzere oral olarak sürdürülebilir.
    Hastalarda tedavi seçenekleri;
    1)Toplum kökenli idrar yolu infeksiyonlarında; Aminoglikozidler, aztreonam, üreidopenisilinler, ampisilin-sulbaktam, tikarsilin-klavulonat, 3. kuşak sefalosporinler veya florokinolonlar tercih edilir. Tedavide önerilen ajanlar arasında E.coli?de saptanan direnç artışı nedeniyle ampisilin ve sülfonamidler bulunmamaktadır

    2)Nosokomiyal infeksiyonlarda tedavi spektrumu daha geniş olmalı ve antipseudomonal bir antibiyotik içermelidir. Seftazidim, sefepim, tikarsilin-klavulonat, aztreonam, imipenem veya meropenem bir aminoglikozid veya kinolonla birlikte verilir. Etken mikroorganizmanın antibiyotik duyarlılık testi sonuçlandığında tedavi değiştirilir.Yaşlı ve böbrek yetmezliği olan hastalara aminoglikozid başlanmış ise antibiyotik duyarlılık test sonucundaki diğer alternatifler değerlendirilerek bir an evvel daha güvenli bir ajana geçilmelidir.
    Eğer etkin tedaviye rağmen, ateş, bakteriyemi ve toksik bulgular üç günden uzun süre devam ediyorsa hastada intrarenal veya perinefritik apse ve/veya üriner obstrüksiyon araştırılmalıdır.
    Hafif ve orta şiddette piyelonefrit:Hastanın tedaviye uyum sağlayabileceği düşünülüyor ve kusma şikayeti yok ise aynı ajanlarla oral tedavi planlanabilir.

    Alt üriner sistem infeksiyonu:
    Basit sistitte (kadınlarda) günümüzde kabul edilen tedavi süresi 3 gündür. Hasta, 65 yaşın üzerindeyse /diyabetik ise/ gebeyse / semptomların süresi 7 günden uzunsa / yakın geçmişte idrar yolu infeksiyonu anamnezi varsa, tedavi süresi 7-10 gün olarak belirlenmelidir. Tedavide oral kotrimoksazol, florokinolonlar, tercih edilebilir. Gebelerde bu ajanlar kullanılamayacağı için, amoksisilin, sefalosporinler, nitrofrantoin tercih edilebilir. Cinsel olarak aktif bir kadında ilk kez görülen alt üriner sistem semptom ve bulgularına piüri eşlik ediyorsa kültür almaksızın antibiyotik tedavisi başlanabilir.
    Erkeklerde 3 günlük tedavi yaklaşımı ile ilgili yeterli veri olmadığı için önerilmemekte olup, prostatit başta olmak üzere komplikasyon faktörleri göz önüne alınarak tedavi süresi 7-10 gün olmalıdır.

    Asemptomatik bakteriüri:
    Asemptomatik bakteriüriye yaklaşım hastanın yaşına ve özelliklerine göre değişir. Gebelerde, çocuklarda, obstrüktif üropatisi, kronik böbrek yetmezliği, renal transplantasyonu, diyabeti ve nötropenisi olanlarda tedavi başlanmalıdır. Asemptomatik bakteriürik hastalar genellikle ileri yaşlardaki kadınlar ve daha az oranda yaşlı erkeklerdir bu kişilere antimikrobiyal tedavi uygulanması genellikle idrarın steril olmasını sağlayamadığı gibi yan etkiler, maliyet artışı ve dirençli mikroorganizmaların gelişimi gibi riskler taşımaktadır. Bundan dolayı asemptomatik bakteriürisi olan yaşlı kişilere tedavi önerilmemektedir.Ancak genel durumu aniden bozulan ve bakteriürisi olan çok yaşlı hastalar için artık asemptomatik bakteriüri tanımı kullanılamaz.Yaşlı hastalarda ürosepsisli ki?i ateşsiz olabilir ve bu hastalarda infeksiyon sadece mental durum değişikliği ile seyredebilir. Bu nedenle böyle hastalara tedavi başlanmalıdır.

    Tekrarlayan üriner sistem infeksiyonları:
    Yapısal anomalileri olmayan bir hastada ilk relaps tedavi süresi 2 hafta olmalıdır. İki haftalık tedaviden sonra relaps saptanırsa 2 haftalık tedavi bir kez daha denenir. Enfeksiyonun tekrarlaması halinde tedavi süresi 4-6 haftaya uzatılabilir. (Erkeklerde gözlenen relapslarda kronik prostatit ekarte edilmelidir.)
    Yapısal anomalilerin bulunması relapsa predizpozisyon sağlar bu nedenle bu grup hastada yapısal anomalilerin düzeltilmesi gerekmektedir.
    Uzun süreli tedavide amoksisilin, TMP-SMZ, norfloksasin, siprofloksasin, nitrofrantoin bir hafta süreyle her gün tam doz daha sonra yarım doz halinde kullanılabilir.
    Tedavide amaç bakterinin devamlı baskılanmasını sağlamaktır. Eğer tedavi bitiminde relaps ortaya çıkarsa tedavi bir başka ilaçla yinelenmeli, relapsın devamı halinde tedavi süresi 6-12 aya uzatılmalıdır. Bu dönem içinde aylık olarak kontrol idrar kültürü takibi yapılmalıdır.

    Üriner sistem reenfeksiyonu;
    İkiye ayrılabilir.
    a) Sık olmayan reenfeksiyon; Yılda ya da 2-3 yılda bir kez olan ÜSİ: Her atak kendi içinde tedavi edilmeli, kadınlarda 3 günlük sistit tedavisi uygulanmalıdır.
    b) Sık reinfeksiyon; Yukarıda tanımlanandan daha sık aralıklarla ortaya çıkan infeksiyonlardır. Daha çok orta yaşlı kadınlarda görülür. Asemptomatik reinfeksiyonların tedavi edilmesine gerek yoktur, çünkü bu hastalarda infeksiyon renal hasarlanmaya neden olmaz ve antimikrobiyal ajanların toksik yan etkileri fazladır. Ancak hastalar semptomatik ise veya renal hasarlanma sözkonusu ise ataklar tedavi edilmelidir.
    Cinsel aktif kadınlarda semptomatik reinfeksiyonlar seksüel aktivite ile ilgili ise cinsel temas sonrası tek doz proflaktik kemoterapi (TMP-SMZ 80/400 mg veya siprofloksasin 100 mg) uygulanmalıdır. Sık semptomatik infeksiyon geçiren diğer hastalarda semptomlar ciddi ise uzun süreli kemoproflaksi uygulanmalıdır. Başarılı bir proflaksi için tam doz antibiyotik kullanmak gerekmez. Günde 50mg nitrofrantoin, 40-200mg TMP-SMZ, ya da florokinolonlar yeterlidir. Tedaviye hasta abakteriürik olana kadar devam edilir. Kontroller aylık idrar kültürü takibi ile yapılır. Sık reenfeksiyon görülen postmenapozal kadınlarda oral veya vajinal östrojen uygulamasının reinfeksiyon riskini azalttığı gösterilmiştir.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

    Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet
    Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.

    Kaynak :

    Türk İnfeksiyon Web Sitesi (TİNWEB)

    TINWEB - Türk İnfeksiyon Web Sitesi - www.infeksiyon.org
    www.bitkiseltedavi.com

  3. #3
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.831

    Standart İstem dışı idrar kaçırmalaya

    İstem dışı idrar kaçırmalaya egzersiz

    İdrar kaçırma özellikle ileri yaşlarda, menopoz sonrası kadınlarda oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Cerrahpaşa Tıp Fak. Androloji Bilim Dalı Başkanı ve Hattat Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat, Mynet okurları için yazdı.

    Kısacası tüm yaş ve cinsleri ve sosyoekonomik düzeydekileri etkileyen bir durumdur. 60 yaşın üzerinde evde yaşayan erişkinlerde %15-30 arasında idrar kaçırma (inkontinans) mevcuttur, ve bu durumu yaşayan hastalar sıklıkla bu problem dolayısıyla izolasyon,depresyon ve sıkıntı yaşadıklarını bildirmektedir. Çoğu kişi bu konuda tedavi yöntemlerinden habersizdir.

    İdrar Kaçırma Tipleri Nelerdir:
    -Stres İnkontinans: Öksürme aksırma gibi karın içi basıncını arttıran durumlarda idrar kaçmasına sebep olabilir. Buna stres inkontinans adını veriyoruz.
    -Sıkışma İnkontinansı : Stresle birlikte ya da tek başına olabilecek inkontinans türü ise aşırı aktif mesane dediğimiz durumun sonucudur.
    -Taşma İnkontinansı : Genellikle sinirsel nedenlerle oluşan idrar kaçırmalar görülebilir.
    -Total İnkontinans: Hastanın idrar kaçırdığını fark edemediği, devamlı iç çamaşırının ıslak olduğunu ifade ettiği durumdur.
    -Miks Üriner İnkontinans: Bazı tiplerin birlikte görüldüğü durumdur.
    -Fonksiyonel İnkontinans: Üriner inkontinansı olan bazı hastalarda ürodinamik testler ve sistoüretroskopi de dahil olmak üzere yapılan tetkikler normal olarak tespit edilir. Bu hasta grubunda Alzheimer, Parkinson veya artrit gibi nedenler bulunur.

    İdrar Kaçırma - İnkontinansın Sebepleri Nelerdir?
    -Aşırı hassas idrar kesesinin sebebi, içinde az miktarda idrar olsa bile çok doluymuş gibi hissetmesindendir. Beklenmeyen bir şekilde idrar kesesi kasılarak boynu açılacak; eğer external sfinkter dediğimiz adeleler de gevşekse içindeki idrar dışarıya atılarak birdenbire kaçırma ve işeme olacaktır. Aynı zamanda sıkışma inkontinansı stres veya taşma inkontinansıyla da beraber olabilmektedir.
    -Mesanenin enfeksiyonları (kadınlarda sistit(mesane iltihabı), vajen enfeksiyonları, mesane taşları, tümörleri, özellikle erkeklerde görülen prostat büyümesi gibi nedenlerle mesane çıkışı tıkanıklıkları ve sinirsel hastalıklarda aşırı aktif mesaneye sebep olabileceğinden bunların ayırt edilmesi önemlidir. Gene kadınlarda devamlı inkontinansa sebep olabilecek nedenler arasında mesane-vajen arasında ya da böbrek-mesane arasındaki idrar yolu(üreter)-vajen arasında oluşacak iştirakler(fistüller) sayılabilir. Taşma İnkontinansında sinirlerin hasarına yol açabilecek hastalıklar arasında diabet, alkolizm gibi nedenler yer almaktadır. Prostat büyümesi gibi sebeplerle mesane çıkımı tıkanıklıklarına bağlı dolup taşma şeklinde idrar kaçırmalar da görülebilir.
    -Kız çocuklarında bazen nadiren böbrekten gelen idrar yolunun mesane yerine başka yere açılması(ektopik üreter) devamlı idrar kaçmasına sebep olabilir. Böyle çocuklar normal tuvalete gitmekle birlikte arada devamlı idrar kaçırırlar. Çocuklarda gece(nokturnal) veya gündüz(diürnal) idrar kaçırmalarına enürezis denir. Omurilikte sıkışma çocuklarda sinirsel nedenli idrar kaçırmalara ve fonksiyon bozukluklarına yol açabilir, kabızlık enfeksiyona ve idrar kaçırmaya zemin hazırlayabilir .
    -Her iki cinste çeşitli ameliyatlar idrar kaçırmaya yol açabilirler.Erkeklerde prostatın özellikle kanserine yönelik ameliyatlar, diğer prostat ve mesane boynu ameliyatları, mesane ve sfinkter çevresindeki ameliyatlar, kadınlarda sfinkter yetmezliğine neden olabilecek ameliyatlar, fistül oluşumu bu gibi nedenler arasında sayılabilir.İlaçlarda inkontinansa sebep olabilir veya kolaylaştırabilir:Bunlar arasında adele gevşeten ilaçlar, tansiyon düşürücü ilaçlar, idrar söktürücüler, sakinleştiriciler, depresyona karşı ilaçlar, alerji ilaçları, gibi ilaçlar yer alır.

    Sıkışma İnkontinansında Tetkik ve Tedaviler:
    Sıkışma inkontinansı dediğimiz ve stresle birlikte ya da tek başına olabilecek inkontinans türü ise aşırı aktif mesane dediğimiz durumun sonucudur. İdrar karşısında sıklıkla şiddetli ve kontrol edilemeyen sıkışma hissi duyarsınız. O zaman eğer yakınınızda tuvalet yoksa idrarınızı tutamaz ve kaçırırsınız.

    Hastanın Tıbbi Hikayesi:
    Tıbbi hikayeniz sizin ısrarlı ve normalin oldukça üzerinde bir sıkışma hissine sahip olduğumuzu, hatta, bu hissi idrar yaptıktan sonra da çektiğinizi belirtebilir. Yine hikayeniz incelendiğinde, sizin bir çocuk gibi geceleri yatağını ıslattığınız ortaya çıkacaktır. Sıkışma inkontinansı çok tipik olarak aslında çocukluk çağında görülür ve zamanla kaybolur. Çocukluk çağının gece yatak ıslatmalarından da bir bakıma sorumludur. Kadınlarda sıklıkla adetten kesilme sonrasında görülebilir. Sebebi hormonal değişimler sonucu eksternal adelede gelişen gevşeklik ve güçsüzlüktür. Yine hikayenizde; daha önce geçirilmiş pelvisi ilgilendiren cerrahi girişimler, sırtı ilgilendiren problemler veya genito-üriner enfeksiyon yer alabilir

    Günlük Alışkanlıklarınıza Bakılınca Şunları Yaşıyor musunuz?
    1. 24 saatte 8-11 defa ile karakterize sık idrara gitme.
    2. Yatak ıslatmanın da dahil olduğu, sık gelişen, birkaç damladan daha fazla olan idrar kaçırmaları.
    3. Kahve, çay, kola, alkollü içecekler gibi içecekleri kullandıktan hemen sonra gelişen işeme isteği ve sık tuvalete gitmeler.

    Testler
    Muayeneye ek olarak, doktorunuzun sıkışma inkontinansının tanısını doğrulamak ve başka idrar kaçırma idrar sorunlarına eşlik ediyor mu- etmiyor mu sorularına açıklık kazandırmak amacıyla sizden bazı testler isteyebilir. Testler doğru tedavinin uygulanması için, büyük önem taşımaktadır. Aşağıdakiler istenebilir;

    İdrar Kültürü " İdrar Akım Hızı " Sistogram " Sistoskopi

    Tedaviniz:
    Urge İnkontinans için ilaç tedavisi; Mesane kasılmalarının gevşetici veya hafifletici, sfinkter kuvvetini arttırıcı (estrogen) veya enfeksiyonu ortadan kaldırıcı amaçla verilir. Aynı zamanda, doktorunuz pelvis zemini kaslarını güçlendirici amaçla, size egzersiz programı da (idrar kesesi talimi) önerebilir.

    İlaç tedavisi *Pelvis zemin kasları egzersizi *Cerrahi (ameliyat)
    Pelvis tabanı kas egzersizleri bu tip inkontinans tedavisinde yarar sağlayabilir. İdrar kesesinin gerçek kapasitesini küçülten durumlarda ise cerrahi tedavi (ameliyat) gereklidir.

    Pelvis Tabanı Kas Egzersizleri
    Bu egzersizler ilk defa Dr. Kegel tarafından tanımlanmıştır ve bu yüzden Kegel Egzersizleri olarak da adlandırılabilir. Güçsüz pelvis tabanı kasları nedeniyle ortaya çıkan stres inkontinans durumlarında bu egzersizler oldukça yararlı olmaktadır. Pelvis iç yüzündeki bu kaslar isteğimiz doğrultusunda kontrol edilebildiklerinden egzersizle güçsüz kalmış bu kasları güçlendirmek mümkündür.

    Egzersizler nasıl yararlı oluyor;
    Pelvis tabanı kasları idrar kesesi ve idrar kesesi boynuna bir hamak gibi destek sağlar. Aynı zamanda dış sfinkteri –adeleyi oluşturur. Çeşitli nedenlerle bu kaslar zayıflar ve pelvis içi organların sarkmasına neden olur. Bu tür egzersizleri düzenli ve sürekli yaparak pelvis tabanı ve sfinter kaslarınızı güçlendirmeniz ve sıkılaştırmanız mümkündür.

    Egzersizler nasıl yapılır,
    1. Tuvalete gidiniz ve işemeye başlayınız. Pelvis tabanı kaslarını kasarak idrar akımını durdurmaya çalışınız. Büyük abdestinizi tutmaya yarayan kaslar da yine bu kaslardır.
    2. İdrar akımını durdurma işlemini tekrarlayınız. Bir süre sonra bu kasları istemli olarak kasmayı öğreneceksiniz. Bu arada karın, bacak veya kalça kaslarını kasmamaya özen gösteriniz.
    3. Bu egzersizleri öğrenmenin başka bir yolu da şöyledir. Doktorunuzun Size önereceği küçük bir cisim yerleştiriniz ve bu cismi vajina içinde tutmaya çalışınız. Bu işlem de kaslarınızın kasılmasına yardımcı olacaktır.

    Bu egzersizler ne zaman yapılmalı;
    Stres inkontinans tedavisinde egzersizler ilk 3 ay günde 3 kez 10àr dakika yapılmalıdır. Daha sonra her gün 1 kez 10 dakika yapmak yeterlidir. 10 dakikalık sürede pelvis tabanı kasları belli bir sürede kasılıp aynı sürede gevşek bırakılır. Bu kasma ve gevşeme süreleri düzenli olarak birbirini izlemelidir. Kasma ve gevşeme süreleri 10`ar saniye olmalıdır. Bunu en kolay 10`a kadar sayarak yapabilirsiniz. Bu egzersizleri her ortamda uygulama imkanı vardır. (Kitap okurken, iş yerinde, televizyon seyrederken vb. )

    İdrar Kesesi Egzersizleri
    Tuvalete yetişemeden idrar kaçırma tedavisinde (Urge İnkontinans) aynı egzersizler idrar kesesinin yeniden eğitim için de kullanılabilir. Dış sfinkter kasıldığı zaman refleks olarak idrar kesesinde gevşemeye neden olur, dolayısıyla şiddetli idrar yapma gereksinimi hissi kaybolabilir. Şiddetli idrar yapma gereksinim hissi duyduğunuz her zaman pelvis tabanı kaslarını kasınız. 2-3 Hafta içinde idrar yapma sıklığının giderek azaldığını göreceksiniz

    Ameliyat Hakkında Bilgiler
    Stres inkontinans ameliyatlarında amaç idrar kaçırma durumunu ortadan kaldırmaktır. İdrar kesesinin gerçek kapasitesi küçüldüğünde ve böbreklerin fonksiyonlarında bozulma tehlikesi varlığında bu tip idrar kaçırmada cerrahi tedavi kaçınılmazdır. Dünyada son 20 yıldan beri, ülkemizde ise son 5 yıldır bu tip idrar kaçırmalar cerrahi yöntemlerle başarı ile tedavi edilmektedir. Ameliyatla kalın veya ince bağırsaktan alınan bir parça yardımıyla küçülmüş olan idrar kesesine yama yapılmakta ve idrar kesesi yeterli idrar depolayacak büyüklüğe getirilmektedir.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

    Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet
    Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.
    www.bitkiseltedavi.com

  4. #4
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.831

    Standart Kadınların yüzde 15'i idrar kaçırıyor

    Kadınların yüzde 15'i idrar kaçırıyor

    İdrar kaçırma özellikle menopoz sonrası artıyor
    Türkiye'de kadınların yüzde 15-17'si idrar kaçırma sorunuyla karşı karşıya. Kadınların çoğunun sorunu doktorlarıyla paylaşmak istememesi tedaviyi güçleştiriyor.

    Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Mete İtil, Türkiye'de kadınların yüzde 15-17'sinde idrar kaçırma sorunu bulunduğunu söyledi.

    İtil, ''kadınların, özellikle de genç kadınların bu sorunlarını doktordan bile gizlemesi, tedaviyi istemeden güçleştirmektedir'' dedi.

    Kadınlarda idrar kaçırmanın ciddi bir sağlık sorunu olduğunu ifade eden İtil, idrar kaçırma sorununun, özellikle ileri yaşlarda, menopoz sonrasında ya da çok doğum yapmış kadınlarda ortaya çıktığını vurguladı.

    "Yaşamı tehdit eden bir sorun değil"

    İdrar kaçırmanın yaşamı tehdit eden bir sağlık sorunu olmadığını, ancak tedavi edilmeyip kendi haline bırakıldığında yaşam kalitesini ileri derecede bozan, sosyal ve seksüel yaşamı çekilmez hale getiren ve depresyona sürükleyen kronik bir hastalık olduğunu ifade eden İtil, halk arasında ''bu durum tedavi edilemez'' ya da ''yalnızca ameliyatla tedavi edilebilir'' gibi yanlış inanışlar olduğunu söyledi.

    İtil, ''kadınların, özellikle de genç kadınların bu sorunlarını doktordan bile gizlemesi, tedaviyi istemeden güçleştirmektedir'' dedi.

    Tedavi yolları

    Öksürme, hapşırma, koşma ve yürüme gibi eylemler sırasında ortaya çıkan idrar kaçırmanın tedavisinin cerrahi yöntemlerle mümkün olabildiğini belirten İtil, günümüzde bu operasyonların artık 20 dakika gibi kısa bir sürede sonuçlandığını belirtti.

    Dünyada yaygın olarak uygulanan ve mesane boynuna sentetik bir yama yerleştirmekten ibaret olan bu ameliyatların Türkiye'de de başarıyla gerçekleştirildiğini anlatan İtil, ''bu operasyondan sonra hasta yüzde 90'lara varan oranlarda kuru kalmakta ve sürekli ped taşımaktan kurtulmaktadır'' diye konuştu.

    Sık tuvalete gitme ve gece sık idrara kalkma gibi şikayetlere yol açan idrar tutamama sorununun ise fizik tedavinin yanı sıra son yıllarda geliştirilen ilaçlarla çözülebildiğini belirten İtil, ''bu ilaçlar kısa ya da orta vadede kullanıldığında kadınların rahatlamasına ve sosyal yaşantılarında kaliteyi tekrar yakalamalarına olanak sağlıyor'' dedi.

    İtil, ''şunu iyi bilmeliyiz ki, idrar kaçırma, yaşlanma ya da kadın olmanın doğal bir parçası değildir. Hastanın durumu incelendikten sonra en uygun tedavi yönteminin uygulanması halinde son derece yüz güldürücü sonuçlar elde edilebilir. Bu tür sorunları olan kadınlar durumlarını çekinmeden doktoruyla paylaşmalı ve gerekli tetkikleri yaptırarak bir an önce tedavilerine başlamalıdırlar'' ifadesini kullandı.

  5. #5
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.831

    Standart

    Ameliyat ve/veya Işın Tedavisi Sonrası
    Ortaya Çıkabilecek İdrar Yolları Problemleri
    ve Bunların Tedavisi (Ürojinekoloji)

    Kadın üreme sistemi organlarının, idrar boşaltım sistemi organları ile olan yakın komşuluğu ve yapısal özellikleri; jinekolojik ameliyatlar ve/veya radyoterapi uygulanması sonrası, erken veya geç dönemde (6-8 ay) çeşitli şikayetlere neden olabilmektedir.

    Bu şikayetler:
    - İdrar kesesi iltihaplanması (Sistit)
    - Sık sık idrara gitme, günde 7-8 kezden daha fazla idrara gitme.
    - İdrar kaçırma (Üriner İnkontinans).
    - İdrar yapamama (idrar kesesi atonisi).
    - İdrar yapmada güçlük ve idrarı tam boşaltamama.
    - İdrar kesesi veya idrar yolu ile hazne veya rahim arasında normalde mevcut olmayan açıklıkların oluşması: devamlı idrar akışı (fistül) şeklinde ortaya çıkabilmektedir.
    Şikayetler tek başına veya birkaçı bir arada olabilir ve tedaviden hemen sonra veya daha geç dönemlerde söz konusu olabilirler.

    Sistit
    Sistit, idrar kesesinin iltihaplanmasıdır. İdrar kesesi böbreklerde süzülerek oluşan idrarın depolandığı, kaslardan oluşan bir torbadır. İdrar kesesi ile idrar yolu açıklığı arasında bulunan tüp şeklindeki kanala üretra (idrar yolu) denir. Sistit durumunda genellikle hem idrar kesesinin hem de üretranın iltihaplanması söz konusudur. Kadınlar sistit oluşumuna erkeklere oranla yapısal özellikleri ve idrar kesesinin komşulukları nedeniyle daha eğilimlidirler.
    Sistit birçok nedenden oluşabilir. Bu nedenler arasında infeksiyon, mekanik zorlamalar, travmalar (cinsel ilişki, sıkı ve sentetik kumaştan yapılmış pantalon ve iç çamaşırı giymek, gebelikten korunmak için diafram kullanmak vb), kimyasal maddeler (parfümlü sabunlar, vaginal deodorantlar, sperm öldüren kremler), menopoza bağlı östrojen hormon eksikliği, uzun süre idrar yapmayı erteleme sayılabilir. Ayrıca bazı vaginal ifnfeksiyonlar sistit şikayetlerin tekrarlanmasına yol açabilir. Anksiyete, depresyon gibi durumlar da sistite benzer şikayetlere neden olabilir.

    Sistit durumunda aşağıda belirtilen şikayetlerden
    bir ya da birkaçını birlikte hissedebilirsiniz:
    - Sık idrar yapma ihtiyacı hissedersiniz fakat her gittiğinizde az miktarda idrar yaparsınız.
    - İdrar yaparken ağrı, yanma ya da sızı hissedersiniz.
    - Gece uyurken az miktarda idrar yapmak için tuvalete gitme ihtiyacı duyarsınız.
    - Koyu renkli ve bulanık, bazen et suyu görünümünde idrar yapabilirsiniz.
    - İdrarınız keskin hatta balık gibi kokabilir.
    - İdrar yapmayı erteleyemezsiniz hatta tuvalete yetişememe ve idrar kaçırma gibi durumlar söz konusu olabilir.
    - Alt karın bölgesinde ya da belinizde ağrı hissedebilirsiniz.
    - Kendinizi iyi hissetmezseniz, hasta gibisinizdir ve ateşiniz yükselebilir.

    Sistit Durumunda Ne Yapmalısınız?
    1. Bol su için. Bol sıvı almak itihaba neden olan mikroorganizmalardan idrar kesesinin yıkanmasına, temizlenmesine yardım eder, idrarın yoğunluğunu azaltır ve yanma, sızıyı hafifletir. Şikayetleriniz gece başlamış olsa dahi ilk 4 saat, her saat başı yaklaşık 1/2 litre, bunu izleyen 8 saat ise 2 saatte bir yaklaşık 250 ml sıvı alın.
    Su içmeniz tercih edilir ancak su içemiyorsanız süt, açık çay gibi yumuşak sıvılar içebilirsiniz. Portakal suyu gibi içecekler içmeyiniz.
    2. İdrarın asiditesini azaltma, şikayetlerinizi hafifletecek ve bakterilerin çoğalmasını durduracaktır. Bu nedenle bir çay kaşığı bikarbonat (soda), bir su bardağı suya konularak eritilir ve içilir. Eczaneden sitrik asit tuzu içeren ürünler de alabilirsiniz. Fakat yüksek tansiyonu ya da kalp hastalığı olan kadınlar doktorlarına danışmadan bikarbonat ya da sitrik asit tuzu içmemelidir.
    3. İhtiyaç hissettikçe tuvalete gidin, idrarınızı tutmaya çalışmayın.
    4. Kendinizi sıcak tutun, karnınıza ya da bacaklarınızın arasına sıcak su şişesi koyabilirsiniz. İkinci bir sıcak su torbasını belinize de yerleştirebilirsiniz.
    5. Mümkün olduğunca dinlenin.
    6. Ağrı için aspirin ya da parasetamol içeren ilaç alabilirsiniz.
    7. İyileşinceye kadar alkol içmemeli, cinsel ilişkide bulunmamalısınız.

    Sistit nasıl önlenebilir?
    1. Her gün en az 1.5-2 lt sıvı alınması halinde, bakterilerin mesanenizden temizlenmesini sağlarsınız.
    2. Tuvaletiniz geldiğinde tuvalete gidin, idrarınızı tutmaya çalışmayın.
    3. Tuvalet temizliğinizi önden arkaya doğru yapın. Böylelikle bakterilerin anüsten üretraya doğru taşınmasını engellemiş olursunuz.
    4. Vaginal deodorantlar veya duş, parfümlü sabun, pudra kullanımı üretrayı tahriş edebileceğindin böyle ürünleri kullanmayın.
    5. Ayakta duş şeklinde banyo yapmayı tercih edin.
    6. Sıkı, dar pantolonlar ve sentetik iç çamaşırları giymeyin. Pamuklu iç çamaşır ve etek giyme, perinenin nemli ve sıcak olmasını engelleyerek, bakterilerin yayılmasını önler.
    7. Alkollü içecekler, meyva suları, koyu çay veya kahve içmeyin ve baharatlı yiyecekler yemeyin.
    8. İlişki sonrası sistit şikayetiniz artıyorsa;
    - Cinsel ilişki öncesi genital bölgenizi ve ellerinizi mutlaka yıkayın. Eşinizin de yıkamasını isteyin.
    - İlişki sonrası hemen idrarınızı yapmaya çalışın.
    - Eğer ilişki sırasında veginanızı kuru hissediyorsanız, jel gibi kayganlaştırıcı ürünler kullanın.
    9. Menopozdan sonra, doktorunuzun reçete edeceği östrojen hormonu içeren kremler yararlı olabilir.

    Şu Durumlarda Doktorunuza Başvurmalısınız:
    1. İdrarınızda kan varsa (idrarın rengi et suyu görünümünde ve kanlı ise),
    2. Yukarıda bahsedilen sistiti düzeltici girişimleri yapmanıza karşın 24 saat sonra şikayetlerinizde bir düzelme olmuyorsa,
    3. Gebelik olasılığı varsa,
    4. Ateş yükselmesi, belinizde ve alt karın bölgenizde ağrı şikayetiniz varsa doktorunuza başvurmalısınız.

    Doktorunuz idrar tahlili yaptırarak, sistite neden olan durumun mikroorganizmalar olup olmadığını belirleyecektir. Bakterilere bağlı iltihaplanma söz konusu ise antibiotik kullanımı ile; vaginal akıntı veya kaşıntı varsa uygun ilaçlarla tedavi yapılacaktır. Bazen tedaviye rağmen, şikayetlerde tekrarlama olabilir.
    İdrar kültürü sonucuna göre antibiotik değiştirilecektir. Üriner sisteme ilişkin bir takım sorunlar da (taş, anomali) sistitin tekrarlanmasına yol açabileceğinden, doktorunuz daha ileri tetkik ve tedavi için hastaneye yatmanızı gerekli görebilir.


    Sık idrara gitme
    En sık görülen şikayettir. Birbirini takip eden birkaç gün (3 - 7 gün) süre ile 24 saatlik bir izlem şeklinde her tuvalete gidilen zamanı, her alınan sıvıyı (miktar, saat ve türü ile) kaydetmek, şikayeti değerlendirmek açısından hem hasta hem de doktoru için yarar sağlayacaktır. Bu kayıt üriner günlük formları üzerine yapılabilir. 3 saatten daha az aralıklarla tuvalete gidiliyor ve başka hiçbir şikayet (yanma, sızı, idrar yapmayı erteleyememe, idrar kaçırma gibi) yoksa şu tedbirleri uygulayabilirsiniz:
    - Günda en az 6-8 bardak su için.
    - Kahve, kola gibi idrar kesesini olumsuz etkileyen kafeinli içecekler ve koyu çay, meyve suyu (özellikle portakal) ve baharatlı yiyeceklerden uzak durun.

    Şikayetinizin devam etmesi ya da ağrı, idrar yaparken yanma, sızı, ateş gibi şikayetlerinde başlaması üzerine lütfen doktorunuza başvurun.

    Üriner Günlük
    1. İdrarınızı kaçırdığınız ya da idrarınızı yaptığınız zamanlar gibi sıvı aldığınız zamanları da kaydedin.
    2. Aldığınız sıvının türünü (kahve, su, vb.) ve miktarını (su bardağı, fincan vb.) kaydedin. Oda ısısında sıvı alan her şey sıvı olarak düşünülmeli (Örn. dondurma).
    3. İdrar yapma zorunluluğu hissettiğiniz her anı işaretleyiniz.
    4. İdrar yaptığınız her zamanı işaretleyiniz.
    5. İdrar sızıntısı olan her zamanı işaretleyiniz.
    6. İdrar kaçırdığınız sıradaki işinizi kaydedin.

    Eğer oturuyorsanız oturduğunuzu, uzanıyorsanız uzandığınızı kaydedin.
    Bu kayıtları tutarken her gün 6-8 su bardağı sıvı içmenizi öneriyoruz.

    Örnek:

    Saat
    (1 )

    Sıvı tipi
    (2) Alınan
    Miktar
    (2)İdrar
    yapma
    zorunluluğu
    (3) (x)İdrar
    yapma
    (4) (x)İdrar
    kaçırma
    (5) (x) Yapılan
    meşguliyet
    (6) 8.15ÇayBir fincan 9.00 (x) Bulaşık
    yıkarken 9.30 (x)Öksürürken

    İdrarda Kan Bulunması (Hematüri)
    Jinekolojik ameliyat veya radyoterapi sonrası idrarda kan bulunması çok nadir görülen bir durumdur. İdrar rengi kırmızı veya et suyu görünümü alabilir. Tedavi sonrası erken veya geç dönemde görülebilir.
    Üriner sistemle ilgili, bir sorun varlığını veya hastalığın nüksünü gesterebilir. Bu nedenle mutlaka doktorunuza başvurmalısınız.

    İdrar Kaçırma (Üriner İnkontinans)
    İstem dışı idrar kaçırma; çok sayıda veya sık aralıklarla iri bebek doğurma, şişmanlık, devamlı öksürük, sinir sistemi hastalıkları (Multipl Skleroz, Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı vb.), diyabet gibi nedenler sonucu görülebir. Bunun yanısıra, jinekolojik ameliyat geçirme, menopozda hormon yetmezliği, karın alt bölgesine uygulanan radyoterapiye bağlı olarak da ortaya çıkabilmektedir.
    İdrar ve dışkı kaçırmamayı sağlamada, üretra ve anüste bulunan sfinkter denilen halka şeklindeki kaslar, üretra ve anüsün kapanmasını sağlayarak büyük rol oynarlar. Ayrıca leğen kemiği bölgesinde önden arkaya doğru uzanan hamak şeklinde, karın içini alttan sınırlayan ve pelvik organlar dediğimiz (idrar kesesi, üretra, rahim, son bağırsak) destekleyen pelvik taban kasları da sfinkter kaslarını kontrol ederek, katkıda bulunurlar.
    Normalde işeme istemli olarak yapılan bir harekettir. Bunun için idrar kesesi, üretra, pelvik taban kasları yapısal özellikleri ile sinir iletiminin uyum içinde olması ve kişinin sinir sistemindeki işeme ile ilgili merkezlerin sağlıklı çalışması gerekmektedir.
    Sfinkter ya da pelvik taban kasları hasara uğradığında karın içi basıncı artıran herhangi bir hareket örneğin öksürme, gülme, hapşırma, ağır kaldırma, egzersiz sırasında idrar kaçırma olabilir. Bu olay stres inkontinans olarak adlandırılmaktadır.

    Bazı durumlarda idrar kesesi kasları beyinde bulunan işeme ile ilgili merkezden iletilen 'boşalt' mesajını beklemeden kasılabilir ve içinde depolanan idrarı boşaltır. İdrar kesesi duyarlı bir organ olduğu için iltihaplanma, kullanılan bazı ilaçlar, kafeinli gıdalar ya da su ile uğrayışı gerektiren işler sırasında, içinde yeterli miktarda idrar birikmeden sanki doluymuş gibi kasılabilir. Bu bölgede geçirilen operasyonlar ve/veya radyoterapi, sinir iletimine yaptığı hasarlar ya da dikişlere bağlı ortaya çıkan uyarılar nedeniyle benzer şekilde idrar kesesi kasılması da idrar kaçırmaya neden olmaktadır. Bu tür idrar kaçırma durumlarında kişi idrar yapma gereksinimini erteleyemez, hemen tuvalete gitmelidir, hatta tuvalete gidinceye kadar kaçırabilir. Bu olay 'ürge inkontinans' olarak adlandırılır. Devamlı idrar kaçırma ise idrar kesesi, idrar yolu (üretra) veya üreterlerden (böbrekler ve idrar kesesi arasında uzanan üst idrar yolları) vaginaya (hazneye), veya rahime (uterusal) olan açıklık (fistül) nedeniyle oluşan bir durumdur. Bu durum kadın üreme organ ameliyatlarından, zor doğumlardan ya da radyasyon tedavisi veya nadiren bazı tümöral hastalıkların seyri sonucu gelişir. Hasta iç çamaşırında sürekli bir ıslanma olduğunu farkeder. Böyle bir durumda mutlaka hekime başvurmalıdır. Cerrahi tedavi gerektirir.

    İdrar kaçırma tedavisi, nedene ve inkontinans tipine göre yapılır. Doğru tanı ve tedavi için yapılan özel testler (ürodinami, ultrasonografi, sistoüretroskopi, videoürodinami vb.) vardır. Tedavi yöntemleri arasında davranışsal yöntemler, üriner sistem grafileri, kasların güçlendirilmesi, ilaçla tedavi ve cerrahi yöntemler bulunmaktadır. Çoğu zaman cerrahi tedavi uygulanmadan önce davranışsal tedavi yöntemlerinin uygulanması öngörülmektedir. Bu yöntemler arasında biofeedback, elektriksel stimulasyon, vaginal konlar, pelvik taban kas egzersizleri, idrar kesesinin eğitimi, diyet ile ilgili değişiklikler sayılabilir.

    Pelvik taban kas egzersizleri, kadınların tüm yaşamları boyunca özellikle gebelik doğum ve menopozda yapmaları gereken, önemli egzersizlerdir. Ayrıca stres, urge ve her ikisinin bir arada olduğu mikst tipte idrar kaçırmada (inkontinansta) önerilmektedir.
    Egzersiz yaparken doğru kas grubunu çalıştırmak önemlidir. Doğru kasları kasmayı öğrenmek için iki türlü hareket edilebilir:
    - İdrar yapılırken ilk 1 ve 2. saniyede durdurmaya çalışılır veya
    - Parmakları hazneye sokarak bu bölgedeki kasların kasılması ve bunun farkedilmesi gerekir.
    Egzersiz sırasında yalnız pelvik taban kasları üzerine konsantre olunur, kalça uyluk kasları mümkün olduğunca gevşek bırakılır.

    Pelvik Taban Kas Egzersizleri Uygulanış Şekli
    Mesanenizi boşaltın. Rahat edebileceğiniz giysiler giyin. Yatarak uygulayacaksınız, başınızı hafifçe bir yastıkla yükselterek (20° lik bir açı), dizleriniz bükük şekilde uzanın. Ayakta veya oturarak da yapabilirsiniz.

    Yumruğunuzu top gibi sıkın ve 5'e kadar sayın, sonra tamamen gevşetin. Sıkma ve gevşeme arasındaki farklılığı hissedebilirsiniz. İşte bu hareket pelvik taban kaslarınızı nasıl sıkıp gevşeteceğinizi anlamanıza yardımcı olacaktır.

    İşlem öncesi derin bir soluk alın ve vücudunuzu gevşetmeye odaklanın, şimdi pelvik taban kaslarınıza konsantre olun. Vaginanın etrafındaki bölgeyi düşünmeye başlayın. Sanki bağırsak hareketlerinizi (gaz çıkarmayı) veya idrarınızı durdurmaya çalışıyormuşsunuz gibi kaslarınızı birlikte, çabucak gerin (kasın). Bu kasmayı etkin şekilde 10 sn sürdürün. Sonra tamamen gevşeyin.
    Yeni bir kas germeye başlamadan önce yaklaşık olarak 15 sn gevşemiş halde bekleyin.

    Bu egzersizlere başladığınızda, kaslarınızın kolayca yorulduğunu veya kasmayı 10 sn sürdüremediğinizi göreceksiniz. Egzersizi tekrarladıkça öğreneceksiniz ve daha uzun süreli kasmayı başaracaksınız.

    Egzersizi, yatarken, otururken ve ayaktayken uygulayın. Her pozisyonda 15 kez yapın ve günde 3 defa tekrarlayın.

    Sık idrara gitme ve urge inkontinans durumlarında idrar kesesi eğitimi yapılması tavsiye edilmektedir. İdrar kesesinin eğitiminde amaç sık idrara çıkmayı azaltma, idrar kesesi kapasitesini artırma, idrar yapma aciliyetini giderme ve idrara çıkma aralığını 3-4 saate çıkarmaktır. Tuvalete gitme aralıkları yavaş yavaş artırılarak idrara daha uzun aralıklarla çıkılması sağlanır.

    Stres ya da urge inkontinans şikayetiniz varsa pelvik taban kas egzersizlerini uygulayabilirsiniz. Urge inkontinans ve sık idrara gitme şikayetlerinde idrar kesesi eğitimi yapabilirsiniz. Ancak düzelme yönünde bir değişiklik olmadığında hekiminize başvurmalısınız.

    İdar kaçırma yöntemlerine ilişkin daha ayrıntılı bilgiyi
    İ. Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı
    Ürojinekoloji Birimi'nden alabilirsiniz

    İdrar Kesesinin Fonksiyon Bozukluğu
    İdrar yapmada güçlük, hiç idrar yapamama ya da idrar kesesini tam boşaltamama şeklinde olabilir. Kişi idrarını yaptıktan sonra hala idrarı varmış gibi hissedebilir. Bunlar basıt bir sorun nedeniyle olabildiği gibi tedavi gerektiren ciddi bir sorun ya da hastalığın nüks etme belirtisi de olabilir.
    Bu durumda hekiminize başvurmalısınız.

    Üretral Darlık ve Üreterohidronefroz
    Jinekolojik ameliyatlar ve/veya radyoterapi sonrası nadir görülen sorunlardır. İdrar yollarının herhangi bir seviyesinde oluşan darlıklar geride idrarın, idrar kanallarında hatta böbrekler seviyesinde birikmesine yol açabilir. Boşluklarda, bel bölgesinin yan taraflarında dolgunluk, ara sıra ağrı hissediyorsanız, üreterohidronefroz gelişmiş olabilir.
    Derhal hekiminize başvurmalısınız.

    Üro-genital Atrofi ve Sendrom
    Jinekolojik ameliyat sonrası, yumurtalıkların alınmasına bağlı ateş basması, yüz boyun bölgesinde kızarma, sinirlilik, uyku bozuklukları, terleme, vb şikayetlerin yanısıra sık idrara gitme, idrar yaparken yanma, sızı gibi şikayetler de olabilir. İdrar yapma ile ilgili bu tür şikayetler her zaman infeksiyon belirtisi değildir. Östrojen hormon eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkan ve ürogenital atrofi sendromu olarak adlandırılan bir durum söz konusu olabilir. Doktorunuzun reçete edeceği ilaçların kullanımı ile bu şikayetler düzelir.

    Şu durumlarda Mutlaka Hekiminize Başvurmalısınız:
    1. İdrar yaparken ağrı, yanma, sızı şikayetleriniz var ve ateşiniz yükseliyorsa,
    2. Antibiotik alıyorken, sistit şikayetleriniz devam ediyorsa,
    3. İdrarınız et suyu görünümünde ise,
    4. İdrar kaçırma şikayetleriniz varsa.

    İ.Ü. Hasta Okulu Yayınları

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

    Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet
    Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.
    www.bitkiseltedavi.com

  6. #6
    toprak36 Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Mesajlar
    1

    Standart Benİm Bİr Sorunum Var...

    Merhaba!

    ben 30 yaşındayım ve bundan 3 yıl önce askerlik görevimi yaparken bend eoluşan bir hastalık var. bir kaçkez doktora gitmemem ragmen bundan kurtulamadım.

    sürekli idrar yapma isteği duyuyorum, özelliklede hareketli oldugum anlarda, mesela biryerden biryere giderken. gözüm hep bir yerlerde wc arar oldu. bu sıkışıkğı hissediyorum ama wc gidicnede birkaç damladan başka birşey gelmiyor. bana uygulanan teslerde herşey normal çıkıyor. ilaç tedavisi uygulandı ama çözüm olmadı. meseleğim icabı masa başındayım. gunun cogunlugu haraketsiz geciyor. birşeylerle meşkulken bunu hissetmiyorum. ama haraketli oldgum zamanlrda
    wc den cıkmamla bunu hissetmem tekrarlanıyor. hiçbir yere gidemiyorum, bu durumda iken gunde 10-15 kez wc gidiyorum. ama bu hissiyattan kurtulamıyorum.

    biryere gidilecek olsa cesitli bahaneler sunup yerimde kalmayı tercih ediyorum ama nereye kadar.

    bu durumun tedavisi ne olabilir, ya da nasıl bir yöntem izlemeliyim?

  7. #7
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Standart

    Alıntı toprak36 Nickli Üyeden Alıntı
    Merhaba!

    ben 30 yaşındayım ve bundan 3 yıl önce askerlik görevimi yaparken bend eoluşan bir hastalık var. bir kaçkez doktora gitmemem ragmen bundan kurtulamadım.

    sürekli idrar yapma isteği duyuyorum, özelliklede hareketli oldugum anlarda, mesela biryerden biryere giderken. gözüm hep bir yerlerde wc arar oldu. bu sıkışıkğı hissediyorum ama wc gidicnede birkaç damladan başka birşey gelmiyor. bana uygulanan teslerde herşey normal çıkıyor. ilaç tedavisi uygulandı ama çözüm olmadı. meseleğim icabı masa başındayım. gunun cogunlugu haraketsiz geciyor. birşeylerle meşkulken bunu hissetmiyorum. ama haraketli oldgum zamanlrda
    wc den cıkmamla bunu hissetmem tekrarlanıyor. hiçbir yere gidemiyorum, bu durumda iken gunde 10-15 kez wc gidiyorum. ama bu hissiyattan kurtulamıyorum.

    biryere gidilecek olsa cesitli bahaneler sunup yerimde kalmayı tercih ediyorum ama nereye kadar.

    bu durumun tedavisi ne olabilir, ya da nasıl bir yöntem izlemeliyim?
    Mrb

    Bu rahatsızlığın sebebi intersistiyel sistit, Bağırsak Mantarları Mesaneye yerleşmiş ve Mesane Mukozasını tahriş etmiş sinir uçları açıkta kaldığından, Böbreklerden bir kaç damla idrar gelince Lavobaya gitme ihtiyacı duyuyorsunuz.Huş Forte, Cranbery Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Böbrek çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

    www.bitkiseltedavi.com

  8. #8
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.831

    Standart Kadınların Yüzde Ellisinde İdrar Kaçırma Sorunu Var SÜ'DE YAPILAN BİR ARAŞTIRMADA, HE

    Kadınların Yüzde Ellisinde İdrar Kaçırma Sorunu Var
    SÜ'DE YAPILAN BİR ARAŞTIRMADA, HER İKİ KADINDAN BİRİNDE İDRAR KAÇIRMA SORUNU OLDUĞU BELİRLENDİ -AYNI ARAŞTIRMADA İDRAR KAÇIRMA SORUNU OLAN KADINLARIN BUNUN BİR RAHATSIZLIK OLMADIĞI İNANCI VEYA AYIP OLACAĞI DÜŞÜNCESİYLE DOKTORA BAŞVURMAKTAN ÇEKİNDİKLERİ ORTAYA ÇIKTI

    Selçuk Üniversitesinde (SÜ) yapılan bir araştırmada, kadınların yüzde 50.2'sinde idrar kaçırma problemi olduğu ortaya çıktı.
    Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Haluk Kulaksızoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, idrar kaçırma probleminin erkek ve kadınlarda sanıldığından daha çok rastlanan bir durum olduğunu belirtti.
    Buna karşın insanların çekindikleri için veya ayıp olacağı düşüncesiyle tedavi için doktora başvurmadığını ifade eden Kulaksızoğlu, ''İdrar kaçırma problemi kadınlarda daha sık görülen bir rahatsızlık. Kadınlarda aşırı kilolar, hormonal değişiklikler, spor yapılmaması, kas yapısının gevşek olması gibi nedenlerden dolayı idrar torbaları zamanla sarkabiliyor. Bu durumda kadınlar öksürme, hapşırma, herhangi bir şeyi kaldırma, merdiven çıkma gibi durumlarda dahi idrar kaçırmaya başlıyor'' dedi.
    Kulaksızoğlu, kadınlarda idrar kaçırmanın diğer bir nedeninin de ''aşırı aktif mesane'' olarak adlandırılan durum olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
    ''Bazı nedenlerle idrar torbasının duyarlılığı artıyor ve yarım litre idrar dahi birikmeden beyne sinyal gönderilmeye başlanıyor. Tuvalet ihtiyacı hissediliyor. İlerleyen dönemlerde idrar torbası kontrolden çıkıyor ve kendi kendine kasılarak idrar kaçırmalara neden oluyor. Biz de idrar kaçırma sıklıklarının belirlenmesi, hastalıkla ilgili bilinç düzeyi, kadınların hayatlarını nasıl etkilediği gibi soruların cevabını araştırmak için 424 kadın üzerinde bir anket çalışması yaptık. Ankete katılan 16-60 yaş arasındaki kadınlara bu sorunla ilgili 10 soru yönelttik.''

    -İDRAR KAÇIRMA YÜZDE 50.2 -

    Yaptıkları çalışma sonunda ankete katılan kadınların yüzde 50.2'sinde idrar kaçırma sorununun olduğunu tespit ettiklerini dile getiren Kulaksızoğlu, ankete katılan kadınların büyük bölümünün kilolu olduğunu, bunun idrar kaçırmada önemli etken olabileceğini bildirdi.
    Kulaksızoğlu, araştırmada küçük yaşlardaki kadınlarda bu sorunun daha az olduğunu belirlediklerini vurgulayarak, 45-50 yaş arasındaki kadınlarda idrar kaçırma sorunu görülme sıklığının yüzde 87'leri bulduğunu bildirdi.

    -YAŞAM KALİTELERİNİ OLUMSUZ YÖNDE ETKİLİYOR-

    Kadınlara yönelttikleri sorularla, idrar kaçırma probleminin kadınların yaşam kalitelerini olumsuz yönde etkilediğini tespit ettiklerini anlatan Kulaksızoğlu, şöyle devam etti:
    ''Bu problemi olan kadınların yaklaşık yüzde 70'i, sorunun yaşam kalitelerini çok ciddi şekilde olumsuz yönde etkilediğini belirtti. Bunların yüzde 74'ü de hastalıkla ilgili bir doktordan yardım almak istediğini belirtti. Buna karşın idrar kaçırma sorunu olan kadınların, bunun bir rahatsızlık olmadığı inancı veya ayıp olacağı düşüncesiyle doktora başvurmaktan çekindikleri ortaya çıktı. Kadınların sadece yüzde 5'i bu rahatsızlıklarıyla ilgili doktora başvurmuş. Bunların da sadece yüzde 2'si tedavi olmuş. Burada kadınların bu rahatsızlıklarını utanma ve ayıp olacağı gibi düşüncelerle anlatamadıklarını, doktora gidemediklerini görüyoruz. Birçoğu, bu sorununu eşine dahi söylemiyor.''
    İdrar kaçırma rahatsızlığının önlenebilmesi için egzersiz yapma, aşırı kilolardan kurtulmanın büyük önem taşıdığını anımsatan Kulaksızoğlu, bu çerçevede anket çalışmasına katılan bu kadınların bir kısmına egzersiz, genel kas sistemini kuvvetlendirilmesi ve kilo vermeye yönelik, bir kısmına da idrar torbasını taşıyan kasların kuvvetlendirmesine yönelik programlar hazırladıklarını bildirdi.
    Bu sorunun 20 dakikada gerçekleştirilecek küçük bir cerrahi operasyonla giderilebileceğini ve hastanın 1 günde taburcu edilebileceğini ifade eden Kulaksızoğlu, 'aşırı aktif mesane' rahatsızlığı olan hastalar için de ilaç tedavisi uygulanarak rahatsızlığın giderilebildiğini bildirdi. (AA)

  9. #9
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Standart


  10. #10
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.945

    Standart


Benzer Konular

  1. Cevaplar: 41
    Son Mesaj : 10-26-2013, 12:52
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-16-2012, 16:23
  3. Cevaplar: 8
    Son Mesaj : 01-03-2012, 09:32
  4. Cevaplar: 5
    Son Mesaj : 01-02-2012, 10:12
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 02-13-2010, 16:45

Visitors found this page by searching for:

idrar

erkeklerde idrar kaçırma

erkeklerde idrar tutamama

çiş tutamamaerkekte idrar tutamamaidrar kaçırma erkeklerdeidrar kaçırmayı önleyen ilaçlarerkekte idrar kaçırmaerkeklerde gece idrar kaçırmaidrarı tutamamaidrar kesesiidrar inkontinansıerkeklerde idrar kaçırma nedenlerierkeklerde gece idrar kaçırma nedenlerierkeklerde idrar tutamama nedenleriidrar kaçırma erkekerkeklerde idrar kaçırma tedavisierkeklerde uykuda idrar kaçırmaerkeklerde idrar kaçırma bitkisel tedavierkek idrar kaçırmaidrar oluşumuyaşlı erkeklerde idrar kaçırmaerkek idrar tutamamaerkeklerde idrar kacirmabayan idrar nasıl

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169