Toplam 8 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 8 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: itp, immün Trombositopenik purpura, idyopatik trombositopenik purpura hastalığı

  1. #1
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.647

    Standart itp, immün Trombositopenik purpura, idyopatik trombositopenik purpura hastalığı


    İmmün Trombositopenik Purpura

    “Deri içine kanamalar sonucu oluşan küçük kırmızı döküntüler ve kolay çürük oluşumu kanamaya yatkınlığın sık rastlanan belirtilerindendir. Kanamaya yatkınlık yaratan kan hastalıklarından biri de ITP’dir.”
    İmmün Trombositopenik Purpura (İTP)
    İTP NEDİR?
    İTP, immün/ idyopatik trombositopenik purpura hastalığının baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır.

    Bu hastalık

    1. İmmün bir hastalıktır. İmmün hastalıklar bağışıklık sisteminde oluşan bozukluklar nedeniyle vücudun kendi yapılarına saldırdığı hastalıklardır.
    2. İdyopatik, yani neden oluştuğu tam olarak bilinmeyen bir hastalıktır.
    3. Trombositopeni, yani trombosit sayısının düşüklüğü ile seyreder.
    4. Trombosit sayısının düşüklüğü vücutta purpura denen kırmızı-mor renkte döküntülere neden olur.

    TROMBOSİT NEDİR? NE İŞE YARAR? NORMAL DEĞERLERİ NEDİR?

    Şekil1: Trombositler (kan pulcukları) kanın en küçük hücresel elemanlarıdır.

    Şekil 2: Kemik iliğinde megakaryosit adı verilen dev hücreler tarafından yapılırlar.
    Trombositler, kanamanın durdurulmasında rol oynarlar. Kanama bölgelerinde birbirlerine yapışarak bir tıkaç oluştururlar. Normalde kanın 1 mm3’ünde 150.000-400.000 adet trombosit vardır. Trombosit sayısının 150.000/mm3’ün altında olmasına trombositopeni (trombosit düşüklüğü) denir. Trombosit sayısı azaldığında birbirlerine yapışmaları ve yeterli bir tıkaç oluşturmaları zorlaşır, buna bağlı olarak özellikle darbelerden sonra kanamalar uzun sürer.
    Trombosit sayısı 50.000/mm3 altına düşmedikçe genellikle bir belirti vermez, bu değerin altında olduğunda darbelerden sonra çabuk morarma meydana gelebilir. Trombosit sayısı 30.000/mm3 altına indiğinde diş eti, burun kanamaları ortaya çıkabilir. Kadın hastalarda uzamış adet kanamaları görülebilir. Trombosit 10.000/mm3 ve altında olduğunda kendiliğinden ciltte nokta şeklinde veya geniş morartılar şeklinde kanamalar görülebilir. Hayatı tehdit eden kanamalara bağlı risk nedeni ile bu durumda mutlaka doktorunuzla görüşmeniz gerekir.

    İTP’DE NEDEN TROMBOSİT SAYISI AZALIR?
    Bağışıklık sistemimiz yabancı organizmaları (bakteriler, virüsler, kanser hücreleri ve benzeri) tanır, antikor denen maddeler ile işaretler ve çöpçü hücreler tarafından işaretlenmiş hücreler yok edilir. İTP’de bilinmeyen bir nedenle bağışıklık sistemi trombositleri yabancı olarak işaretler ve bu da trombositlerin başta dalak olmak üzere savunmada görev alan organlarda parçalanmasına yol açar.

    İTP HASTALIĞI NEDEN ORTAYA ÇIKAR?
    Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Trombositlere karşı bağışıklık sistemi tarafından antikor adı verilen işaretler yapılır. Antikorlar trombositlerin üzerine bağlanır ve trombositlerin parçalanmasına neden olur.
    Bu hastalık kadınlarda erkeklere kıyasla daha fazla görülür. Gebelikte İTP daha sıktır. İTP tanısı bilinen kadınlarda gebelik sırasında trombositler çok daha fazla azalabilir. Bu nedenle İTP hastalığı olan kadınlar gebelik boyunca yakından takip edilmelidir.
    Çocuklarda ve bebeklerde de İTP gelişebilir, ancak erişkinden daha farklı tedavi edilirler. Genellikle çocuklarda görülen İTP kısa sürelidir, oysa erişkin hastalarda kronik (süreğen, uzun süreli) olma eğilimindedir.
    Bazen İTP, başka hastalıkların seyrinde (sistemik lupus eritematozus-SLE, lenf bezesi kanserleri-lenfoma, hepatit ve HIV virüsü ile oluşan enfeksiyonlar gibi) ortaya çıkabilir.

    İTP TANISI NASIL KONUR?
    Hastalığınızla ilgili öykü, fizik muayene bulguları, kan sayımı ve periferik yaymanın incelenmesi ile İTP ön tanısı konulabilir. Kesin tanı için diğer trombositopeni yapan hastalıkların (kemik iliğinin kanserleri, dalağı büyüten hastalıklar, hepatitler ve benzeri) olmadığının gösterilmesi gerekir. Bu amaçla bazı biyokimyasal testler, kemik iliği aspirasyonu ve batın ultrasonografisi yapılmaktadır. Şüphelenilen kişilerde viral enfeksiyonlar açısından gerekli kan testleri yapılabilir. Başka bir hastalık bulunamayan bir kişide kanda trombositler düşük iken, kemik iliğinde anormal hücreler görülmemesi ve megakaryositlerin bulunması ile İTP tanısı konur. Trombositlere yapışan antikorların araştırılması, test metotlarının çok güvenilir olmaması nedeniyle önerilmemektedir.

    İTP NASIL TEDAVİ EDİLİR?
    İTP’li hastaların çoğunda trombosit değeri normalin altında olmakla beraber, tedavi vermeyi gerekmez. Trombosit sayısı 30.000-50.000/mm3 altında olup kanama bulguları olan hastalarda tedavi gereklidir.
    Tedavinin hedefi, bağışıklık sisteminin baskılanarak trombositlere karşı antikor gelişiminin engellenmesi ve dalakta trombositlerin parçalanmasının durdurulmasıdır.
    Bu amaçla kortikosteroid ilaçlar (kortizon), intravenöz immünglobulin, Anti-D ve hayatı tehdit eden kanama durumunda trombosit süspansiyonları kullanılır. Bu tedavi ile erişkinlerin bir kısmında başarılı sonuçlar alınır.
    Eğer bu ilaçlarla kalıcı bir etki elde edilemezse, trombositlerin başlıca parçalandığı yer olan dalağın çıkartılması gerekebilir (splenektomi). Genellikle (% 50-80) bu ameliyattan sonra trombosit değerleri güvenli bir düzeye yükselir. Nadiren splenektomiye rağmen kanamaya yol açacak kadar düşük trombosit değerleri sebat edebilir. Bu durumda bağışıklık sistemini baskılayacak daha güçlü ilaçların kullanılması söz konusu olabilir.

    İTP TEDAVİSİNDE KULLANILAN İLAÇLARIN YAN ETKİLERİ/ ZARARLARI NELERDİR?
    Kortikosteroidler: İştahı arttırırlar ve vücutta su ve tuz tutulmasına neden olurlar. Kilo artışı, özellikle yüzde şişme, kızarma, gövdede yağ toplanması, kollarda ve bacaklarda incelme yapabilir. Bu nedenle kortikosteroid kullanırken, diyete dikkat etmeli, fazla şekerli ve tuzlu yememelidir. Özellikle daha önceden şeker hastalığı (diyabet) olan kişilerde çok dikkatli kullanılmalıdır. Bazen bilinen şeker hastalığı olmayan kişilerde kan şekerinde aşırı yükselmeye neden olabilir. Eğer çok su içme, çok idrara çıkma ve halsizlik yakınmaları başlarsa mutlaka doktorunuza başvurunuz. Kortikosteroidler su ve tuz tutucu etkileri nedeniyle kan basıncını yükseltebilirler (hipertansiyon), tansiyonu yüksek olan kişilerde ilaca rağmen dengesizlik olabilir. Kortikosteroid kullanırken mutlaka kan basıncınızı kontrol ettiriniz.
    Kortikosteroidler ayrıca deride incelme, kızarma, karında mor çatlaklar, sivilceler, kadınlarda kıllanma ve adet düzensizlikleri yapabilir. Enfeksiyonlara, özellikle mantar enfeksiyonlarına eğilim artar. Bazı hastalarda psikolojik problemler (depresyon veya mani) görülebilir.
    Kortikosteroidlerin yan etkileri dozu ve kullanma süresi ile ilişkilidir. Bu nedenle özellikle kronik İTP hastalarında uzun süre yüksek doz kullanılmamaya çalışılır. Kronik olgularda splenektomi önerilir.
    İntravenöz İmmünglobulin (IVIG): Genellikle kortikosteroid ile birlikte verilir. Damardan 2-6 saatte infüzyon şeklinde uygulanır, 1-5 gün arka arkaya tekrarlanabilir. Bunlar çok sayıda insanın plazmasından elde edilen antikorlardır. Bağışıklık sistemini şaşırtarak, işaretli trombositlerin parçalanmasını engeller. IVIG insanlardan elde edilirken, virüs bulaşmasını engellemek için çeşitli işlemlerden geçirilmektedir, bu nedenle güvenli oldukları kabul edilmektedir. Çok hızlı etki ederler, ancak etkileri geçicidir. Kırıklık, baş ağrısı, bulantı, ateş, titreme, nadir olarak ölümcül ilaç reaksiyonlarına (anafilaksi) neden olabilirler. Bu nedenle mutlaka hastanede, doktor kontrolünde uygulanırlar.
    Anti-D (Anti-Rh): Rh-pozitif eritrositlere bağlanan bir antikordur. Eritrositleri işaretleyerek bağışıklık sistemi şaşırtılır, trombositler yerine eritrositler parçalanır. Kullanım sırasında hafif kansızlık (anemi) ve hafif sarılık oluşabilir. Ateş, üşüme, titreme, anafilaksi görülebilir.

    SPLENEKTOMİ NEDİR? ZARARI VAR MIDIR?
    Dalağın ameliyatla çıkarılmasıdır. Splenektomi önemli bir cerrahi girişim olmakla beraber, güvenli bir biçimde yapılabilmektedir. Gebelerde zorunlu olmadıkça uygulanmaz. Genellikle başlangıç tedavisine cevap vermeyen, kronik (hastalığı 3-6 aydan uzun süren) kişilerde uygulanır.
    Dalak kapsüllü mikroplara karşı vücudumuzu koruduğu için, dalağın çıkarılması bazı mikroplara karşı savunmasız kalmamıza neden olabilir. Bu nedenle splenektomi ameliyatından önce mutlaka pnömokok ve temin edilebilir ise hemofilus influenza ve meningokok aşıları yapılır. Bu aşıların her 5 yılda bir tekrarlanması önerilir.
    Splenektomi ameliyatı yaklaşık 3-7 gün hastanede yatmayı gerektirir. Genellikle 1 ay sonunda kişi normal aktivitelerine geri döner.

    İTP HASTALIĞI BULAŞICI MIDIR?
    Hayır, kesinlikle eşinize veya yakınlarınıza bulaşmaz. Gebelikte İTP hastalığı olanlarda, bebeğe bir miktar antikor geçebilir, ancak yapılan çalışmalarda çocukta genellikle bir problem oluşmadığı gösterilmiştir. Geçici bir trombosit düşüklüğü olan bebekler kısa zamanda düzelmektedir. Bu hastalık tamamen kişiye özgü bir hastalıktır.

    İTP’LİLERDE BAŞKA HASTALIKLARA YAKALANMA SIKLIĞI ARTAR MI?
    İTP hastalığı başka hastalıklara yakalanmanızı kolaylaştırmaz. Vücut direncinizde bir sorun yoktur. Ancak hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar vücudun direncini etkileyebilir. Kullandığınız ilaçların yan etkileri konusunda doktorunuzdan bilgi isteyiniz.

    İTP KİŞİNİN ÖMRÜNÜ KISALTIR MI?
    İTP hastalığının kendisi hayatınızı kısaltmaz. Ancak kontrolsüz diyabet, hipertansiyon, ülser, kalp hastalığı gibi durumların bulunması ve splenektomi ameliyatı sırasında oluşabilecek sorunlar hayatı tehdit eden durumların ortaya çıkmasına neden olabilir. Splenektomi öncesi aşıları tam yapılan, gerekli korunma işlemleri tamamlanan ve diğer hastalıkları kontrol altında olan kişilerde genellikle güvenli bir şekilde splenektomi gerçekleştirilir.

    İTP’Lİ HASTALARIN DİKKAT ETMESİ GEREKEN DURUMLAR NELERDİR?
    Eğer trombosit sayınız normalden düşük ise aşağıdaki durumlarda dikkat etmelisiniz:


    1. Ağrı kesici ilaç kullanımı: Herhangi bir nedenle ağrı kesici kullanmanız gerektiğinde doktorunuza başvurunuz. Aspirin ve pek çok ağrı kesici ilaç trombositlerin fonksiyonlarını bozar ve tehlikeli kanamalara neden olabilir. Özellikle aspirin içeren ilaçların alınması çok zararlıdır. Asetaminofen veya parasetamol grubu ilaçlar (Minoset, Parol, Tylol ve benzeri) kullanılabilir.
    2. Diş tedavisi: Dolgu, diş çekimi, diş taşı temizliği gibi işlemlerde aşırı kanama olabilir, mutlaka doktorunuza danışınız.
    3. Enfeksiyonlardan korunma: Bulaşıcı hastalığı olan kişiler ile yakın temastan kaçınınız. Viral enfeksiyonlar trombosit değerlerinizde düşmeye yol açabilir.
    4. Cerrahi girişim: Herhangi bir cerrahi girişim yapılması gerekirse doktorunuza İTP hastası olduğunuzu mutlaka belirtiniz.
    5. Gebelik: Gebelikte trombosit sayısı normal kişilerde de azalabilir, ancak genellikle hafif trombositopeni şeklindedir. İTP hastalığı olanlarda ağır trombositopeni gelişebilir. Bu nedenle mutlaka düzenli aralıklarla kan sayımı yapılmalıdır. Eğer trombosit değeri çok düşerse, gebeliğin üçüncü ayından sonra kortikosteroid ilaçlar güvenli bir şekilde kullanılabilir. Kortikosteroidler etkili olmazsa doğum sırasında IVIG veya trombosit süspansiyonu ile destek yapılır.

  2. #2
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.867

    Standart


    Alıntı Akgül Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    42 yaşındayım... 2006 yılında itp tanısı konuldu. buna bağlı olarak dalak ameliyatı geçirdim. tedaviler devam etmektedir. tronbositlerim(plt) 2ye kadar düşmektedir. aldığım ilaçlar ( damardan ) : mapteera,win kırıstın, dekort... normal günlük kullandıklarım : sandomim( yan etkisinden ötürü kesildi), prednol, kalsiyum, omeprol... prednol ilacı 2006dan bu yana dek dewam ettirildi tabi bunun yan etkileride oldu... kemik erimesi,mide delinmesi,karaciğer yağlanması,gözlerde katarak,tansiyonda dengesizlik ve bunun gibi bi çok yan etki ile mücadele etmekteyim. buna ek olarakda iki kezde acilde yatarak birinde on ünite diğerinde 6 ünite tronbosit aldım. buna rağmen tronbositim(plt) 82 de. doktorlarım dalak ameliyatından sonra iyileşeğime dair %80 ihtimal veriyolardı ama kaç senedir olduğum bu ameliyatın bana hiç bi yararı olmadı. 10 günde 1 sürekli hastanede kontrol altındayım artık verilecek ilaçda bulunamamakta sadece prednola(cortizon) cevap veriyorum. buda vücuduma zarar verdiğinden artık bundan kurtulmak istiyorum ama bu ilaçda kesildiği zaman acillik oluyorum.

    sizce ne yapmalıyım ???
    şimdiden teşekkür ederim
    saygılarımla...
    Kullandığınız ilaçların yan tesiri çok çok ağır ve tehlikeli, Sizin Enginar Forte, Zerdeçal Forte, Spirulina Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Damar çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

  3. #3
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.867

    Standart

    Alıntı yaseminaladag Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hocam biliyorsunuz ben bundan 6 ay önce iksir, tonik, enfeksiyon ve romatizma çayı karışımı çayınızı kullanmaya başladım.Sizin ürünleri kullanmaya başlamadan önce yıllarca kimyasal ilaç kullandım ve hiçbirinin etkisi olmamıştı.Size de bu nedenle tam güvenemiyordum.Ama başkada bir çarem yoktu.Kanımda ki lökosit oranı 1500'e kadar düşmüştü ve halsizlikten dermansızlıktan, perişan, bitkin, yorğun, halsiz olduğumdan hiçbir ev işini yapamıyor ve evde uyuyor yatıyor ve uzanıyordum. Başkada bir şey yapamıyordum.Sizinle konuşunca bana güven verdiniz ve sizin ürünleri kullanmaya başladım.Ve aradan tam 6 ay geçti son 2 aydır artık ev işi yapabiliyorum hamd olsun ve hatta dün tam 6 saat ütü yapabildim. ibrahim bey çok mutluyum ve enerji doluyum, ölü gibi olan yasemin gitti artık hayat dolu yasemin geldi, çünkü kanımdaki lökosit oranı artık 5200'e çıktı son testlerde.Allah ne muradınız varsa versin, tutğunuz altın olsun. Abi iksir, tonik ve çayı ben daha uzun süre kullanmak istiyorum, ürünlerinize alıştım.Uzun süre kullanınca bir problem olurmu?Bunu bana açıklarsanız çok sevinirim.
    Yasemin hanım iyileştiğinize çok sevindim, Allah sağlık sıhhat versin.İksir, tonik ve çayı birlikte yıllarca kullanabilirsiniz benim mide ve bağırsakların ortasında yumruk büyüklüğünde yağ bezi (lipom) vardı ve bu nedenle korkum dan 3 yıl iksir kullandım.

  4. #4
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.867

    Standart

    İsim:  l_semi.jpg
Görüntüleme: 718
Büyüklük:  91,4 KB (Kilobyte)
    İsim:  l_semi2.jpg
Görüntüleme: 710
Büyüklük:  93,0 KB (Kilobyte)

    Alıntı g.bozkaya Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben Gültekin annem lösemi nedeniyle hastanede kaldı ve 4 ay kemoterapi gördü kemo terapiden sonra eve çıkınca kan değerleri hemen çok ağır bir şekilde bozulduğu için tekrar hastaneye götürdük ve yeniden kan verildi.Annemin trombositi 14,4 e kadar düşmüştü, normal olarak 130-400 arasında olması gerekir, lökozitleri ise aşırı olarak fırlamış 18,8 'i bulmuştu.Sizin ürünleri 26.08.2011 de kullanmaya başladığımızda bütün kan değeri bozuktu ve 19.09.2011 de tekrar kan tahlili yaptırdığımızda bütün kan değerleri düzelmişti ve hastanedeki doktorları dahi duruma şaşırdılar.Hocam Allah sizden razı olsun iyi ki varsını annemin bitmek tükenmek bilmeye ağrıları çok çok hafifledi artık rahat rahat yatabiliyor.
    Evet Gültekin beyin annesinde ki gelişmeler mükemmel kan kanseri yani lösemide bu kadar kısa sürede bu kadar gelişme olması bir mucizedir.Lösemiyi tedavi edebilmek hamdolsun bize nasip oldu.Fakat Annenizin en az 3-4 ay daha Yoğurt Otu Forte, Kordisep Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Kanser çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar. Artı her lokma en az 30 defa çiğnemeli, aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

  5. #5
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.867

    Standart


  6. #6
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.867

    Standart


  7. #7
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.867

    Standart


  8. #8
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.867

    Standart


Benzer Konular

  1. Cevaplar: 15
    Son Mesaj : 11-11-2013, 09:43
  2. Cevaplar: 18
    Son Mesaj : 05-21-2012, 10:30
  3. Cevaplar: 4
    Son Mesaj : 04-03-2012, 22:34
  4. Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 01-06-2012, 12:34
  5. Cevaplar: 9
    Son Mesaj : 12-31-2010, 13:58

Visitors found this page by searching for:

trombosit düşüklüğü bitkisel tedavisi

trombositi yükselten gıdalar

trombositi yükselten yiyecekler nelerdir

trombosit sayısını yükselten yiyecekler

trombositi yükselten ilaçlar

trombosit yükselten gıdalar

trombosit yükselten gıdalar nedir

trombosit sayısını artıran gıdalar

trombositleri yükselten yiyecekler

trombosit sayısını yükselten bitkiler

trombosit sayısını artıran yiyecekler

trombosit yükselten yiyecekler

trombositleri düşüren yiyecekler

trombositi düşüren yiyecekler

trombositleri yükselten besinler

trombositi yükselten yiyecekler

trombositleri yükselten gıdalar

itp hastalığı için bitkiler

trombosit düşüklüğünde bitkisel tedavitrombosit düşüren yiyeceklertrombosit düşüklüğüne bitkisel çözümıtp için şifalı bitkilertrombositi yükselten meyvelertrombositi düşüren gıdalarkronik itp

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167