Sayfa 1 Toplam 7 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
Toplam 64 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Kanser, kanser resimleri, kanser belirtileri, kanser çeşitleri, meme kanseri, akciğer

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.868

    Post Kanser, kanser resimleri, kanser belirtileri, kanser çeşitleri, meme kanseri, akciğer

    Kanser, kanser resimleri, kanser belirtileri, kanser çeşitleri, meme kanseri, akciğer




    [SIZE=2]

    Kanser:

    Kanser kötü huylu ura verilen isimdir ve kanser yerine kötü huylu ur diyede anılır. Ur kelime olarak sertleşen oluşum anlamına gelir. Ur kötü huylu sertlikler için kulanıldığı gibi, iyi huylu sertlikler içinde kulanılabilmektedir.


    a-) İyi huylu urlar: Brada hücreler normal hücreler gibi olup herhangi bir tehlike oluşturmazlar, yani kötü huylu urda olduğu gibi vücuda yayılmazlar. Bunlar yağ bezeleri (lipom), damarlarda şişkinlikler (hemanjiyom) ve kasta şişkinlikler (miyom) gibi görülebilirler. İyi huylu deyince kanserojen (kanser yapıcı ) olmadığından böyle anılır, yoksa tehlikelide olabilir, çünkü büyürken çevresindeki organı sıkıştırabilir. Beyinde ise beyine zarar verebilir budurumda alınması gerekebilir.

    b-) Kötü huylu urlar veya diğer ismi ile kanser: Hücreler vücuda yabancılaştığından hücreyapıları değişir, başkalaşır ve çok hızlı bölünerk (yani çoğalarak) çevresindeki hücre ve dokuları tahripeder. Kanserli hücreler kan veya lenfyolları ile başka bölgelere gider ve oralarda yavru hücreler (metastaz) oluştururlar.

    B- Hücreleri (lenfosit, lymphocyte) lenf bezeleri tarafından salğılanır ve bunlar normal olarak plasma hücrelerine dönüşürler ve bunlar antikorlar salğılıyarak mikropları öldürür. T-Hücreleri ise dirkt olarak mikropları (bakteri, virüs ve mantarlar) zararsız hale getirir. Lenfom?da ise B-Hücreleri plasma hücresine değil Sternberg- Reed-Hücreleri denilen aşırı büyük ve anormal hücrelere (Dev-B-Hücreleri) dönüşür. Dev-B-Hücreleri diğer hücreler gibi zamanı gelince ölmezler ve sürekli Dev-B-Hücreleri üretirler. Dev-B-Hücrelerinin bu durma dönüşmesine Epstein-Barr-Virüsün sebep olduğu % 40-60 oranında tesbitedilmiştir.

    Kötü huylu urlar iki gruba ayrılır.
    a-) Karzinom (carcinoma): Bunlar yabancılaşan deri hücreleri, mukoza hücreleri ve beze hücrelerinde oluşur.
    b-) Sarkom (sarcom): Bunlar yabancılaşan aradoku hücrelerinden fibrosarkom, kemik hücrelerinden osteosarkom, kas hücrelerinden miyosarkom ve yağ hücrelerinden liposarkomları oluştururlar. Lösemi yani kankanserinin oluşumu çok farklı olduğundan bu konuyu Lösemi?de elealacağız.

    Sık görülen kanser türleri:
    Sık görülen kanser türleri kadınlarda ve erkeklerde farklıdır. Almanyada Berlin Robert Koch Enstitüsüne göre 1198 yılında 350.000 kişinin kanser yakalandığı ve aynı yıl 210.000 kişinin kanserden öldüğü tesbitedilmiştir.

    Erkek ve kadınlarda kanserli organlar ve %'deleri
    Erkeklerde Prostat % 18.7 Kadınlarda Göğüs % 25.9
    Erkeklerde Akciğer % 16.6 Kadınlarda Kalınbağırsak % 16.7
    Erkeklerde Lösemi ve Lenf % 6.3 Kadınlarda Rahim % 5.7
    Erkeklerde Mesane % 6.3 Kadınlarda Mide % 5.1
    Erkeklerde Mide % 5.6 Kadınlarda Akciğer % 5.0
    Erkeklerde Böbrek % 4.9 Kadınlarda Yumurtalık % 4.2
    Erkeklerde Ağız ve yutak % 4.7 Kadınlarda Rahimağzı % 3.9

    1998 Yılında Amanyada kanserden ölenlerin yüzdesi
    Erkeklerde Akciğer % 26.4 Kadınlarda Göğüs % 17.9
    Erkeklerde Kalın ve sonbağısak % 12.6 Kadınlarda Kalın ve sonbağısak % 15.4
    Erkeklerde Prostat % 10.5 Kadınlarda Akciğer % 9
    Erkeklerde Lösemi ve Lenf % 5.8 Kadınlarda Lösemi ve Lenf % 6.2
    Erkeklerde Pankreas % 5 Kadınlarda Pancreas % 6
    Erkeklerde Böbrekler % 4.3 Yumurtalık % 5.8
    Erkeklerde Ağız ve yutak % 3.5 Safra % 3.1

    Kanserin safhaları:
    Kanserin safhalarını uluslararası anaşılır yapabilmek için ve tam olarak hangi durumda olduğunu anlıyabilmek için bir sistem bulunmuştur. Bu sistem kısaca TNM-Sistemi diye anılır. Bu sisteme lösemi ve beyinuru dahil değildir. T Tumör yani ur demek olup, T1 küçük ve T3 büyük vede T4 çok büyük anlamına gelir. N Lenf bevesi analmına gelir. N1 Lenf bezesine yakın kanserli lenf bezesi ve N4 en uzak kanserli lenf bezesi anlamına gelir. M Metastaz anlamına gelir ve M1 vücudun herhangi bir noktasında ortaya çıkan ilk metastaz anlamına gelir. Ayrıca G harfi de ne kadar tehlikeli olduğuna işarettir. G1 az tehlikeli ve G4 çok çok tehlikeli anlamına gelir.

    Kanserin sebepleri yüzdesi kanserli organlar
    1-) Sigara %30, Ağız, yemekborusu, boğaz, akciğer, mesane, rahim
    2-) Sağlıksız beslenme %30, Pancreas-, mide-, bağırsak-, güğüs-, prostat
    3-) Mesleki nedenler %6 Akciğer-, ve mesane
    4-) Enfeksiyon %5 Karaciğer(hepatit B ve C-virüsları ), Rahimgirişi (papillon-virüsü), lenfom (Epstein-Barr-Virüsü), Bazı Lösemitürleri (HTL-Virüs-1), Midekanseri (halikobaker pilori)
    5-) İrsi nedenlerle %5 Göz-, bağısaklar-, güğüs-, ve yumurtalıkkanseri
    6-) Alkol %3 Ağız-, yutak-, yemekborusu-, gırtlak-, ve karaciğer
    7-) Çevre kirliliği %2 Akciğerkamseri
    8-) Kimyasalilaçlar %1 Mide-, bağırsak-, lenf-, beyin-,
    9-) Işılar %1 Derikanseri


    Nelere dikkat edilmeli?
    1-) İmmün zafiyeti: Bazı hastalıklar nedeniyle immün sistemi zayıflar
    2-) Beyaz tenlilerin Güneş ışınlarına karşı dikkat etmeleri gerekir.
    3-) Besin maddeleri: Özelikle Avrupa ülkelerinde sucuk, salam ve balık ürünleri ateş isinde buğulanır (konservesi yapılır) buda kanserojen olan nitrosaminler içerir.
    4-) Bazı besinlerin tam kavrulmaması nedeniyle küf mantarı oluşur, buda mantar zehiri olan aflotoksine sebep olur.
    5-) Radiyoaktif ışınlar kanser, özeliklede lösemiye neden olur. Bu nedenle olur olmaz her durumda röntgen çekktirme iyi degildir. (Türkiyede çekilen röntgenlerin onda bir dahi Almanyada yapılmamaktadır.)
    6-) Psikolojik rahassızlıklar nedeniyle immün sisteminin zafa uğraması

    Kanaser ve kişinin psikolojisi:
    Psikologlar ve heilpraktikerler (Alternatif-tıp uzmanları ):Kanserin ortaya çıkması ve iyileşmesinin psikolojik etkenlere çok bağlı olduğunu iddia edrlerken, onkologlar (kanser tedavi uzmanları ) psikolojik etkenlerin etkisinden şüphe etmektedirler. Kişinin psikolojik olarak kendini iyi hissetmesi ile kendini kötü hissetmesi arasında çok büyük bir fark vardır, çünkü psikolojik olark kendini iyi hisseden hastanın immmün sistemi oldukca güçlü olur. Tabiiki hastalığa karşıda başarısı o oranda büyük olur.

    Kanserin etkenleri:
    Bunların başında sigara gelir. 50?lili yıllarda Kanserin oluşmasında çok büyük rol oynadığı tesbitedilmiştir. Akciğer kanserinin % 40 oranında sigara nedeniyle olduğu görülmüştür. Ayrıca Gırtak-, Ağız-, Dil-, Mide-, Yemekborusu-, Mesane-, Pankreas-, Rahim-, Bağısak kanseri ve Löseminin olşmasıda sigaranın ve virüslerin rol oynadığı tesbit edilmiştir. Sigara içenlerin yanında sigara içmeyenlerinde (pasif içiciler, pasif tiryakiler) kansere yakalandığı ve hatta bunedenle ölenlerin olduğu tesbitedilmiştir.

    Araştırmalar:
    ABD'de kalın bağırsak kanseri olan 764 343 hasta üzerinde araştırma yapıyorlar ve kanserin sağlıksız beslenmeden olduğunu ispatlıyorlar. Dünyanın en ciddi ve büyük Üniversitelerinde yapılan arştırmalarda ise Aloe veranın faydası ispatlanıyor. Türkiyede ilim adamı olmak, konunun uzmanı olmak önemli değil, yeterki prof. olun artık her konuda konuşabilirsiniz.

    1-) Alman Kanser Araştırmalar Merkezi (Deutsche Krebsforschungszentrum)
    Sigara içilen evde büyüyen çocukların astım, bronşit, zattüre, ortakulak iltihaplanması ve hatta ileride akciğerkanseri olma ihtimalinin oldukca yüksek olduğunu beyan etmişlerdir. Dünya Sağlık Örgütü sigara içilen evde büyüyen çocukları tehdit ve tehlike altında büyüme olarak ifade etmektedir. Sigaradaki kanserojen (kanser yapıcı ) maddelerde bazıları: Katran, arsenik, kadmiyum, nikel, poaniyum 210 ve nitrosaminleri sayabiliriz. (Geniş bilgi için hamilelik ve digerleri/tehlikelimaddelere bak)

    2-) Büyük çaplı 14 araştırma: 14 Üniniversite kliniğinde binlerce hasta üzerinde araştırmasında yapılmıştır. Bu araştırmalarda kalın bağırsak kanserinin müsil yapıcı ilaçların değil, başta kabızlık ve sağlıksız beslenme, özeliklerde aşırı et, peynir ve mamüleri yeme, aşırı alkol, kahve ve siyah çay içmenin yaptığı tahribat nedeniyle zamanla kaserin oluştuğudur. Ayrıca az sebze ve lifli besinle beslenmede çok önmeli bir faktordür. (HV.3.97.60) Bu yazı aşağıdaki almanca metinin çok az bir kısmının tercümesidir.

    3-) 764 343 kalın bağırsak kanseri olan hasta üzerinde ABD?nin Milli Kanser Enstitüsün den (Natl. Cncer Institut USA, Comprehensive Cancer Information - National Cancer Institute ) onkologlar: M. J. Thun, E. E. Calle, M. M. Namboodiri, W. D. Flanders, R. J. Coates, T. Byers, P. Boffetta, L. Garfinkel ve ekiplerinin 1992 yılında yıllar süren araştırma yapmışlardır. E. Giovannucci, M. Stamper, G. Colditz ve ekibi kalın bağırsak kanserin oluşmasında yağlı besin, yani et, peynir ve mamülerinin aşırı yenmesi yenmesi ve çok az lifli besin ve sebze yenmesinin den kaynaklandığı tesbit edilmiştir. (ZP.6.94.326)

    4-) İsviçrede: ''Sindirim sisteminde oluşan urun immün sistemine göre bakışaçısı (Immunologische Aspekte gastrointestinaler Neoplasien)'' adlı konferensta onkologlar: M. W. Hess, A. Zimermann, G. Brun del Re ve H. Cottier yaptıkları araştırmalarda kalın bağırsak kanserine aşırı et ve etmamüleri yemenin sebep oluğunu tesbitetmişlerdir. Çünkü et ve etmamüleri beta-Glukozidazlar, beta-Glukuronidazlar ve 7alfa-Dehidrokslaz enzimlerinin artığı bununda dışkının transit (dışarıatılma) süresini uzaltığı ve haliyle bağırsaklarda kokuşma ve tahribata sebep olduğu tesbit etmişlerdir. (ZP.6.94.327)

    Ne zaman mutlaka doktora gidilmelidir!
    1-) Vücudun herhangi bir yerinde sertlik hissedilirse
    2-) Deride: Kaşıntı, panama, lekelerin oluşması ve pigment yapısının bozulması
    3-) Nedeni bilinmeyen ağrıların ortaya çıkması
    4-) Defi-hacette veya idrarda kan görünmesi
    5-) Sürekli ve ağır öksürme vede kanlı balgam tükürüyorsa
    6-) Sürekli yorğun, iştahsız vede zayıflıyorsa
    7-) Kan kusma görülürse
    8-) Açiklamasi zor kemik ağrıları görülürse

    Ne yabılabilir?
    1-) Rahimağzının 20 yaşından sonra yılda bir dafa konuturol edilmesi
    2-) Kadınların 20 yaşından sonra her yıl güğüs konturolu yaptırmaları
    3-) Erkeklerin 45 yaşından sonra her yıl prostat konturolu yaptırmaları
    4-) Cinsel organların 40 yaşından sonra düzenli olarak her yıl konturol edilmesi
    5-) 40 yaşından sonra erkek ve bayanların makattan muayene olmaları
    6-) 40 yaşından sonra derideki değişimler cilt doktoruna bildirilmeli
    7-) Sigara içilmemeli
    8-) Fazla kilolardan uzak durulmalı
    9-) Sağlıklı beslenmeli ve daha çok sebze ve meyve yenmelidir.
    10-) Düzenli hafif sporlar yapılmalıdır.

    Tedavisi:
    Kanserli hasta ortadoks tıpla tedavilerin yanında alternatif-tıplada koruyucu tedavi olunabilir. Gökçek İksirinin birleşimindeki GK'nın kanseri önlediği tesbit edilmiştir. Bana göre kanser karşı Gökçek İksiri daha etkilidir, çünkü bir yıl aloe vera jeli, bir yıl noni meyve suyu ve bir yıl çörekotu yağı aldım ve faydalarını gördüm. Fakat Gökçek İksirini kulandıktan sonra koltuk altındaki lenf bezeleri yumurta büyüklüğündeydi ve ayrıca 2 şer adet ceviz büyüklüğünde ve 5-6 adet fındık büyüklüğünde bezeler vardı bu şiş bezeler Gökçek İksiri ile normal duruma döndü hamdolsun. Ayrıca kafamda bağ bezi vardı kayıp oldu ve midemde şişlik (yağbezi gibi) vardı yok oldu. Daha önce kulandığım aloe vera, noni ve çörekotu yağının bu kadar etkili olduklarını görmedim.

    [FONT=Verdana][FONT=Verdana]Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.[COLOR=#000000]Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    www.bitkiseltedavi.com

  2. #2
    biroybil Çevrimd??? Administrator
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    108

    Standart Kanserden her yıl 5 milyon kişi ölüyor


    Kanserden her yıl 5 milyon kişi ölüyor

    Kanserin dünyada her yıl yüzde 2 oranında arttığını ve her yıl ortalama 5 milyon insanın bu nedenle hayatını kaybettiğini açıklayan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rüçhan Uslu, bu artışın gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde çok daha hızlı olduğunu söyledi.

    Dünya Sağlık Örgütü'nün 2021 yılında dünyada 15 milyon yeni kanser olgusunun var olacağını öngördüğünü açıklayan Doç. Dr. Uslu, "Kanser türleri arasında insidans oranlarındaki değişim de farklılık göstermektedir. Örneğin erkeklerde prostat kanserinin insidansı artarken, kadınlarda da 50-64 yaşları arasındaki meme kanserinin insidansında artış olduğu görülmektedir. 2050 yılında, daha uzun yaşam beklentisi ve artan nüfus nedeni ile kanserin 2 kat artacağı tahmin edilmektedir" dedi.

    Akciğer, meme ve mide kanserinin tüm dünyada en sık görülen kanserler olduğunu açıklayan Doç. Dr. Uslu, "Kanserden ölüm nedenleri arasında akciğer, meme, prostat ve kolorektal kanserler ilk sıralarda yer almaktadır" diye konuştu.

    Kanser tiplerinin dağılımının ülkeden ülkeye farklılık gösterdiğinin altını çizen Doç. Dr. Uslu, şöyle devam etti: "Ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin de kanser dağılımı üzerine etkisinin olduğu bilinmektedir. Örneğin gelişmiş ülkelerde, erkekler arasında prostat kanseri ve kolorektal kanser, 2 ve 3.en sık kanserler olmasına karşın, gelişmekte olan ülkelerde bu sıklık sıralarında mide ve karaciğer kanseri yer almaktadır. Kadınlarda meme kanseri, hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerde en sık görülen kanser olmsına karşın, gelişmekte olan ülkelerde 2. sıklıkta serviks kanseri yer almaktadır".

    Kanserin günümüzde toplumsal bir sağlık sorunu olarak kabul edildiğini açıklayan Doç. Dr.

    Uslu, "Erken teşhisle şifa oranlarında artış olmuştur. Ancak hala günümüzde geç dönemde saptanan ve sadece palyatif amaçla tedavi uygulayan, önemli miktarda kanser hastası bulunmaktadır. Bu hastalar için yeni tedavi yaklaşımları daa uzun yaşama olanağı sağlamıştır. Hastalara daha uzun ve konforlu yaşam olanağı veren gelişmeler arasında da destek tedavi yaklaşımları kendine önemli bir yer bulmuştur" dedi
    www.bitkiseltedavi.com

  3. #3
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.647

    Standart Kalın bağırsak ve rektum kanserleri


    Kalın bağırsak ve rektum kanserleri

    Kolon ve rektum sindirim sisteminin son kısımlarını oluştururlar. Kolon yaklaşık 150 cm uzunluğundadır son 12-15 cm'lik kısmı da rektumu oluşturur. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Koç

    Kolorektal kanserler,kadınlarda meme ve akciğer kanserlerinden sonra üçüncü sırada; erkeklerde ise prostat ve akciğer kanserlerinden sonra yine üçüncü sırada sıklıkla görülen kanserlerdir.

    Her iki cinsde de en sık ölüme sebep olan ikinci sıradaki kanser cinsidir.
    Ortalama her 15 kişiden birisinde kolorektal kanser gelişir.
    50 yaşından sonra kolorektal kanser gelişme riski artmaktadır.
    Günümüzde kolon kanser tedavisinde pek çok yöntem mevcuttur.
    Tüm kanserlerde olduğu gibi kolon kanserinde de ne kadar erken tanı konursa o kadar başarı ile tedavi edilebilir.Erken evrelerde yakalanmış bir kolon kanseri % 90 oranında başarı ile tedavi edilebilir.


    KOLOREKTAL KANSER RİSK FAKTÖRLERİ
    Kolorektal Kanserlerin kesin oluş nedeni bilinmemektedir,ancak bu hastalık oluşum ihtimalini arttıran risk faktörleri belirlenmiştir. Bunlar :
    -yaş
    -polipler
    -diyet
    -kişinin sağlık geçmişi
    -aile öyküsü
    -inflamatuar barsak hastalıklarıdır

    POLİPLER
    Polipler kolon ve rektum iç kısmında gelişen benign yani iyi huylu oluşumlardır. 50 yaş sonrası oldukça sık görülürler.
    Bu poliplerin bazı tipleri kişinin kolon kanseri gelişme riskini arttırır.
    Poliplerin hepsi kansere dönüşmez,ancak hemen tüm kolon kanserleri ilk olarak poliplerden başlar.

    DİYET
    Diyet ile kolorektal kanser arasında ilişki olduğu gösterilmiştir. Bol lifli diyet alanlarda kanser görülme oranı düşüktür.

    Diyette yağ fazlalığı,protein fazlalığı,kalori fazlalığı,alkol,et,kalsiyum elsikliği,folik asit eksikliği, Sigara, kanser riskini arttıran faktörlerdir.

    -Sedanter yani hareketsiz yaşam ve bol yağlı gıdalar kolon kanseri riskini arttırır

    KİŞİNİN SAĞLIK ÖZGEÇMİŞİ
    -Over (yumurtalık)
    -Uterus (rahim)
    -Meme kanseri öyküsü olan kadınlarda kolorektal kanser gelişme riski artmıştır.

    Kolon kanseri olup tedavi görmüş kişilerde de nüks riski vardır.

    KİŞİNİN AİLE ÖYKÜSÜ
    Anne ve babasında,kardeşlerinde veya çocuklarında kolorektal kanser görülen kişilerde aynı tip kanser görülme oranı yüksektir.Özellikle genç yaşta kanser oluşan kişilerin yakınlarında bu risk daha da yükselir.

    Bir ailede birden çok kişide kolorektal kanser oluşması diğer kişilerin riskini de belirgin olarak arttırır.

    İNFLAMATUAR BARSAK HASTALIKLARI
    Kolon iç duvarında oluşan kronik bir iltihabi hastalık olan ülseratif kolitte kolon kanseri görülme ihtimali artmıştır.
    Chron hastalığı gibi diğer bazı inflamatuar barsak hastalıklarında da kanser gelişme riski artar.
    Tüm barsağı tutan hastalıkta 8 yıl,barsağın sol kısmını tutan hastalıkta ise 15 yıllık süre sonrası barsak kanseri görülme oranı çok artmıştır.

    Belirtilen risk faktörlerinin olması,kişide mutlaka kolorektal kanser gelişeceği anlamını taşımaz; sadece oluşma riski diğer kişilere göre artmıştır.Bu nedenle daha dikkatli kontrol ve takiplerle oluşma riskini azaltmaya,eğer oluşur ise de erken tanı ve tedavi yapmaya önem vermelidir.

    KOLOREKTAL KANSERLERDE SEMPTOM VE BULGULAR
    -Barsak alışkanlığında değişiklikler
    -Devamlı ishal veya kabızlık oluşması
    -Defekasyon sonrası tam boşalamama hissinin olması
    -Gaitada kan görülmesi
    -Gaitanın ince çıkması
    -Karında gaz,karın ağrısı,şişkinlik,kramplar gibi genel karın yakınmalarının olması
    -Kilo kaybı
    -Devamlı halsizlik ve yorgunluk
    -Kusma

    Tüm bu semptomlar birçok hastalıkta da oluşabilecek semptomlardır,bu nedenle bir veya birkaç tanesi oluşur ise mutlaka doktor kontrolü ile nedeni ortaya konmalıdır.

    Erken evrede barsak kanseri ağrı yapmaz, o nedenle ağrı olmasını beklemeden doktora başvurmalıdır.

    Kolon kanseri poliplerin erken evrede çıkartılması ile önlenebilecek bir hastalıktır.
    Erken tanı konmuş bir kolorektal kanser % 90 tedavi edilebilir bir hastalıktır.

    KOLOREKTAL KANSERDE TANI
    Özellikle 50 yaş sonrası yapılacak düzenli kontroller erken tanıyı sağlayacaktır. 50 yaştan önce ise aile öyküsüne göre davranmak çok önemlidir.

    Tanıda:
    -Kan testleri-Tam kan,sedimentasyon,CEA
    -Gaitada gizli kan
    -Parmakla rektum muayenesi
    -Sigmoidoskopi
    -Kolonoskopi
    -Biyopsi
    -Çift kontrast kolon grafisi
    -Virtual kolonoskopi
    -Abdominal BT ? MR ? PET yapılır.

    KOLOREKTAL KANSERDE TEDAVİ
    Erken tanı ve tedavi hayat kurtarıcıdır.
    Tedavi bir ekip işidir. Cerrah,onkolog ve radyasyon onkoloğu birlikte tedaviyi yapmalıdırlar.
    Kanser tedavisinde evreleme yani tümörün yaygınlık durumunun belirlenmesi önemlidir.

    EVRELEME

    Evre 0 - Kanser henüz barsak duvarının en iç kısmında lokalizedir

    Evre 1 - Kanser hücreleri barsak duvarının diğer kısımlarına doğru ilerlemiştir

    Evre 2 - Kanser hücreleri barsağın dışına taşmıştır ama henüz lenf bezlerine sıçramamıştır

    Evre 3 - Kanser barsak yakınındaki lenf bezlerine geçmiştir, ancak vücudun diğer kısımlarına
    sıçramamıştır.

    Evre 4 - Kanser vücuttaki diğer organlara yayılmıştır

    Evre 0-1-2 ve 3 hastalar kür tediğimiz tam tedavi şansına sahiptirler. Kolorektal kanserin tedavi sonrası 5 yıldan sonra tekrarlama olasılığı çok düşüktür, bu nedenle 5 yıl nüks olmadan geçirmiş hastalarda kürden bahsedilebilmektedir.

    Evre 4 kanserlerde ise kür sağlanamamaktadır, ancak yapılan tedavilerle yaşam süresi uzatılabilmektedir.

    Kolorektal kanserde tedavi tümörün yeri,büyüklüğü, evresine ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişmektedir.Değişik tedavi kombinasyonları uygulanabilir.Üç standart tedavi yöntemi vardır: Cerrahi ( Klasik cerrahi ve minimal invazif cerrahi)
    Kemoterapi
    Radyoterapi

    Kanser çok erken evrede saptanırsa ameliyatsız, karın duvarı kesilmeden çıkartılabilir.
    Kolonoskopi yapar şekilde girişilerek tümörlü kısım çıkartılabilir,buna lokal eksizyondenmektedir. Eğer kanser bir polipte saptanıp çıkartılırsa buna polipektomi denir.

    Eğer tümör daha büyükse etrafındaki sağlam bir kısım barsakla birlikte çıkartılır,geriye kalan barsak uçları karşılıklı dikilerek devamlılık sağlanır,buna kolektomi ameliyatı denir.Bu esnada barsağın yanındaki lenf bezleri de temizlenerek kanser metastazı açısından mikroskobik incelemeye gönderilir.

    Eğer tümör çıkartıldıktan sonra iki barsak ucu karşılıklı dikilemez ise bunlar karın duvarına ağızlaştırılır,buna kolostomi denmektedir.Bazı hastalarda ise dikiş emniyeti sağlamak için barsağın dikişlerden daha öndeki bir kısmından karna ağızlaştırma yapılır,bu sayede geçici olarak dikiş hattından gaita geçişi engellenmiş olur.Buna geçici kolostomi denir.Daha sonra burası kapatılır.

    Kolostomi açılan hastalarda dışkı, bu bölgeye yapıştırılan özel yapılmış torbalarda toplanarak atılır.


    Anüse çok yakın tümörlerde kalıcı kolostomi açılması gerekebilir.

    Ameliyat sonrası geride kalmış olabilecek kanser hücrelerini de öldürmek amacı ile kemoterapi uygulanır.Kür şansını arttırmak için yapılan kemoterapiye adjuvan tedavi denmektedir.

    Radyoterapi ise daha sıklıkla rektum bölgesi kanserlerinde uygulanır.Büyük tümörlerde de operasyon öncesi uygulanıp tümörü küçülterek ameliyat edilmesisağlanabilir. Kemik metastazları da radyoterapi ile tedavi edilir.

    KOLOREKTAL KANSERİ ÖNLEMEK İÇİN

    -Diyet ve yaşam şekli
    Bol lifli gıdalar,meyva ve sebzeler
    Kalsiyum
    Vitamin D
    Vitamin E
    Folik asit almak
    Fizik aktiviteyi arttırmak
    Obesite (menapoz öncesi devrede)'yi önlemek
    Sigara ve alkol kullanmamak

    -Poliplerin alınması

    KONTROL VE TARAMA PROGRAMI
    Orta veya yüksek risk grubunda olmayan 50 yaş ve üzerindeki herkes 50 yaşında başlayıp her yıl gaitada gizli kan ve her beş yılda bir sigmoidoskopi veya kolonoskopi yaptırmalıdır.
    Adenomatöz polip tesbit edilenlerde 3 yıl sonra kontrol kolonoskopisi yapılmalı, normal ise 5 yıllık kontrollere dönülmelidir.

    Ailesinde 50 yaş öncesi kolon kanseri görülmüş olan kişiler,bu görülme yaşından 10 yaş öncesine geldiklerinde kolonoskopik kontrollere başlamalı.

    Ailede birden çok kolon kanseri olduğunda da en genç yaştaki hastadan yine 10 yaş öncesi kontrollere başlanmalıdır.

  4. #4
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.647

    Standart Kemoterapi hafıza kaybına yol açıyor

    Kemoterapi hafıza kaybına yol açıyor
    WASHINGTON - Kemoterapinin beyin hücrelerine zarar vererek hafıza kaybına yol açtığı bildirildi.

    Kemoterapinin beyin üzerindeki olumsuz etkisiyle ilgili yayınlanan araştırmada, hafıza kaybı ve problemleri çözme yeteneğinde azalma gibi etkilerin, yetişkinlerde birkaç yılda geçebildiği ancak, çocuklar üzerindeki etkisinin çok daha uzun olabileceği belirtildi.

    Japonya'daki Meme Kanserlilerin Beyin MRI'ı Veritabanı Grubu'ndan Dr. Masatoşi İnagaki'nin yaptığı araştırmaya göre, kemoterapiden bir yıl sonra 51 hastanın beyninin öğrenme, hafıza ve yaşanılan dünyayı idrak yeteneğiyle ilgili bazı bölümlerinin küçüldüğü tespit edildi.

    ''Cancer'' dergisinde yayınlanan araştırmada, kemoterapiden 3 yıl sonra beyinleri incelenen 73 hastanın beyinlerindeyse böyle bir küçülmenin görülmediği belirtildi.

  5. #5
    admin Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    206

    Standart Kemoterapi

    KEMOTERAPİNİN OLASI YANETKİLERİ

    Kanser hücrelerinin normal hücrelere göre hızlı büyümesi ve çoğalması nedeniyle çoğu antikanser ilaç bu tür özellik taşıyan hücrelerin tahrip edilmesi için geliştirilmiştir. Ancak bazı normal hücrelerde de benzer özellikler bulunmakta, bu hücreler de kanser tedavisinden doğrudan etkilenmektedir. Bu etkilenmeler yan etkileri de doğurmaktadır.

    Bunun iyi bilinen bir örneği saçlardır, hızlı büyüyen ve çoğalan saçlar kanser tedavisi sürecinde geçici olarak zayıflayabilmektedir.

    Önemli bir başka örnek de kemik iliği içinde gelişim gösteren kan hücreleridir.

    Bir başka örnek sindirim sistemindedir: Ağız-yemek borusu-mide-barsak hattındaki hücreler kanser tedavisi sürecinden olumsuz yönde etkilenebilmektedir.

    Bazı kanser ilaçları kalp, böbrekler, mesane, akciğerler ve sinir sistemi organları gibi hayati organlar üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilmektedir.
    • Halsizlik-bitkinlik. En sık karşılaşılan yen etkiidr. Gündelik yaşamda karşılaşılandan daha farklı niteliktedir. Genellikle ani başlangıçlıdır. Bazı hastalar tarafından tükenmişlik-bitmişlik duygusu ile tarif edilmektedir.
    • Bulantı-kusma. Kemoterapi alacak hastaların en çok endişe ettiği yan etkiler arasında olan bulantı-kusma, yeni kuşak ilaçlar sayesinde hafiflemiştir. Güçlü bulantı önleyici ilaçlar da sorunun giderilmesine katkıda bulunmaktadır.
    • Ağrı. Sinir liflerini etkileyen kemoterapi ilaçlarının bazan ağrıya yol açtıkları bilinmektedir. Bazı durumlarda da kemoterapi sırasında ortaya çıkan ağız yaraları, kas ağrıları benzer yakınmaları yaratmaktadır.
    • Saç kaybı (alopesi). Sık karşılaşılan bir yan etkidir. Ancak bütün ilaçlar saç kaybına yol açmaz.
    • Kansızlık (anemi). Kemik iliğini baskılayan ilaçlar kansızlığa yol açabilmektedir. Kansızlık belirtileri şunlar olabilir:
      • Yorgunluk-bitkinlik hissi
      • Nefes darlığı
      • Çarpıntı hissetmek
    • Merkezi sinir sistemi (MSS) sorunları. Kemoterapi MSS'ni etkilemesi durumlarında bilinç bulanıklıkları ve depresyon gibi sorunlara yol açabilmektedir.
    • Enfeksiyon. Kemoterapi süresince beden enfeksiyonlara daha açık hale gelebilmektedir. Bunun önemli bir nedeni de kemik iliğinin baskılanması sonucunda, enfeksiyonlara karşı savaşan akyuvarların sayısındaki azalmadır.
    • Pıhtılaşma sorunları. Kanser ilaçlarının kemik iliği üzerindeki baskılayıcı özellik, kanın pıhtılaşmasında önemli bir işlevi olan trombosit hücrelerinin sayısının azalmasına, sonuç olarak da genel bir pıhtılaşma sorununun ortaya çıkmasına yol açabilmektedir. Bunun sonucunda, çok şiddetli durumlarda, herhangi bir yaralanma olmaksızın kendiliğinden kanamalar ortaya çıkabilmektedir. Aşağıdaki yakınmalar bu durumla ilgili olarak ortaya çıkabilir:

      • umulmadık kanmalar
      • cilt altında küçük kırmızı noktacıklar oluşması
      • idrar renginde pembeleşme, kırmızılaşma
      • dışkı renginin siyahlaşması ya da dışkı renginde kan görülmesi
      • diş eti ya da burun kanamaları
      • bir adet döneminden uzun süren vajinal kanamalar
      • baş ağrıları ve görmedeki değişiklikler
      • kol ve bacaklarda sıcaklık ve ağrı hissi
    • Kabızlık.
    • Kas ve sinir etkilenmeleri. Bazı durumlarda kanser ilaçları sinir lifleri üzerinde etki gösterebilmekte, periferik nöropati denen merkezi sinir sistemi dışındaki sinir yapılarından kaynaklanan sorunlara yol açabilmektedir. Bu durumdaki kişinin bedenin belli bölgelerinde, özellikle el ve/veya ayaklarında karıncalanma, titreme, uyuşukluk, güç kaybı, yanma, ağrı gibi yakınmalar, ayrıca çenede ağrı, mide ağrısı, kabızlık gibi sıkıntılar gözlenebilmektedir.
    • Cilt ve tırnak sorunları. Kemoterapinin cildi etkilemesi sonucunda kızarıklık, döküntüler, soyulma, kuruluk, sivilcelenme, güneşe karşı hassasiyet artışı gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Bazı ilaçlar ciltte koyulaşmalara yol açabilmektedir. İlaçlar tırnaklar üzerinde de kırılma ve renk değişiklikleri gibi sonuçlara yol açabilmektedir.
    • Böbrekler ve mesane ile ilişkili sorunlar. Bazı antikanser ilaçlar mesanede irritasyon ve böbreklerde geçici ya da kalıcı hasar yaratabilmektedir. Bazı ilaçlar idrar renginin ve kokusunun değişmesine yol açmaktadır. Hasta kemoterapi süresince bol su içmelidir. Bu ortaya çıkabilecek bazı sorunları önleyebilir. Gereğinde kemoterapi sürecinde böbrek işlevlerinin izlenmesine karar verilebilmektedir.
    • Nezle benzeri belirtiler. Bazı hastalarda kemopterapiyi takip eden günlerdenezle benzeri, zaman zaman ateşin de bulunduğu bir tablo sergileyebilir. Bu tablo gerçekten bir enfeksiyondan kaynaklanmış olabileceği gibi, kanserin kendisinin yarattığı bir durum da olabilir.
    • Bedende sıvı hacminin artması. Kemoterapi süresince bedende su tutulumu artabilmektedir. Hasta, özellikle el ve ayaklarda öne çıkan bir şişlik hissedebilir.
    • Cinsel organlar üzerindeki etkiler. Kemoterapi bazan (her zaman değil) cinsel organları etkileyebilir.

      • Erkeklerde: Sperm sayısında ve hareketliliğinde azalma olabilir. Bu sorun geçici ya da kalıcı olabilir. Sertleşme ve bunu sürdürebilmede sorunlar yaşanabilir. Olası bir sorun da, kanser tedavisi döneminde spermin içinde, genetik bilgi saklayan kromozomlarda bir bozulma olmasıdır.
      • Kadınlarda: Overlerin etkilenmesi durumunda, üretilen hormon miktarında değişiklikler olabilir. Bu da adet dönemlerini etkiler: Düzensizlikler olabileceği gibi, kemoterapi döneminde kesilebilir de. Bu değişiklikler geçici ya da kalıcı olabilmektedir. İnfertilite (doğurganlık kaybı ) ve menapoz görülebilir.
      • roche'den
    www.bitkiseltedavi.com

  6. #6
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    2.647

    Standart Gece çalışanların kansere yakalanma riski fazla


    Gece çalışanların kansere yakalanma riski fazla

    Ankara (AA)- Gece çalışanların kansere yakalanma riskinin daha fazla olabileceği yönünde bilim çevrelerinde tartışmalar yıllardır süregelirken, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) kanser kolu Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (UKAA), geceleri çalışmayı "muhtemel kanserojen etkisi bulunanlar" listesine dahil ediyor.

    Dünya Sağlık Örgütüne bağlı kuruluş bu kararı, karanlık çöktükten sonra çalışmaya başlayan kadın ve erkeklerde meme ve prostat kanserine yakalanma oranının yüksek olduğunu ortaya çıkaran araştırmalar üzerine, geçen ay düzenlenen bir panel toplantısında aldı.

    UKAA böylece, geceleri çalışmayı, kansere yol açan anabolik steroidler, morötesi radyasyon, kurşun içeren boya ve dizel motor egzozu gibi maddelerle aynı kategoriye koymuş oluyor.

    Amerikan Kanser Vakfı da, UKAA'nın açıklamasının ardından geceleri çalışmayla ilgili benzer bir kararı alabileceğini, şimdiye dek çalışma ve kanser bağlantısının "hala kesin olmadığını ve ispatlanmadığını" düşündüklerini, çünkü gece çalışanlarda kanser riskini arttıran başka ortak faktörler olabileceğini tartıştıklarını açıkladı.

    Geceleri çalışmanın kansere neden olduğu ispatlanırsa bundan milyonlarca çalışan etkilenecek.

    Bilim çevrelerinin geceleri çalışma ve kanser arasında bağlantı olduğundan şüphelenmeleri, gece çalışanların biyolojik saatlerinin bozulmasından kaynaklanıyor. Tümör gelişimini baskılayan ve uyku veren "melatonin" hormonu, vücut tarafından normalde geceleri üretiliyor.

    Işık melatonin üretimini durduruyor, geceleri yapay ışıkta çalışan insanların melatonin seviyesinin düşük olması, bilim insanlarının, gece çalışanlarda kanser olasılığının yüksek olduğuna inanmasına yol açıyor.

    Uzmanlar, geceleri çalışmaktan daha kötüsününse hem gündüz, hem de gece vardiyalarında çalışmak olduğunu belirtiyorlar.

    "Sorun vücut saatinizi yeniden başlatmakta" diyen Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsünden Aaron Blair de, düzenli bir şekilde geceleri çalışmanın, sürekli vardiya değiştirerek çalışmaktan daha az yıkıcı olduğunun altını çiziyor.

    UKAA'nın panel toplantısında derlediği analizlerin sonuçları, saygın tıp dergisi Lancet'in Oncology ekinde gelecek ay yayınlanacak.

    AA

  7. #7
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.868

    Standart

    Alıntı sehzadem Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    #Lösemi,Bağırsak çürümesi perforasyon-Tifilitis#

    Aml m2 tanısıyla tedavi protokolune alınan 5 yaşındaki kızım 2.kür kemoterapi sonrası bağırsaklarında ciddi enfeksiyonlar gelişti.Bu süreçte 21 gün arayla 2 kere opere edilen kızımın bağırsakları dışarıya ağızlaştırıldı ve kolostomiye bağlandı.
    Bağırsaklarda kemoterapi sonrası gelişen sendrom tifilitis denilen ağır bir sendrom du.Lösemiyi unutmuş tali bir sorun olan bağırsak yapışıklığıyla uğraşmaya başladık.Bağırsak problemlerinden dolayı kullandıgımız Medikal ilaçlar hem yan etkili hemde kemik iliğini kötü anlamda etkileyen özellikteydi bu yüzden kullanırken de sürekli rahatsızlık hissediyordum.Kızıma Aylarca flagyl kullandıgımı bilirim.Kaldıki kullandıgım bu ilaçların hiç birisinde bir gelişme göremedim en fazla 1 hafta içinde benzer şikayetlerle acile kaldırıyorduk kızımı.
    Bir çok kişiden bu konuda görüş ve yardım aldım.Kendim bir çok ürün denedim.Bu süreç boyunca sürekli ishal ve kabızlık/yapışıklık arasında gidip gelmeler buna bağlı kusma bulantı gibi şikayetler süregeldi.Fakat uzun vadeli bir çözüm olmadı kullandıgım ürünler.Taki ibrahim hocadan gökçek iksiri aldırıp kullanana kadar.Gökçek iksirle böylece tanışmış olduk.gökçek iksirle beraber hocanın ayrıca tavsiye ettiği gökçek tonik kürüne de başladık başladıgımız ilk gunden itibaren düzelmeyi gördük.gaz atımı kolaylaştı kolostomi çalışmaya gaita normal kıvama gelmeye bşladı.gökçek iksirden sonra uzun bir süre bağırsak sorunu hiç yaşamadık.yaklaşık 1 yıl öncede kolostomisi iptal edildi kızımın ve bağırsaklar içeriye alındı o süreçtede hocanın tavsiyesiyle ameliyattan hemen sonra sarımsaklı gazozunu ihmal etmedik kızımın.Yaklaşık 8 ay hiç ara vermeden iksiri kullandık ve bu süreçte allaha hamdolsun bağırsaklarla ilgili ciddi bir problem yaşamadık.Ayrıca genel anlamda kızıma çok ciddi artıları oldu bu ürünün.
    Yakın zamanda havaların soğumasıyla birlikte benzer bağırsak problemleri yaşamaya başladık.Allaha şükür eskisi gibi bir sıkıntı yaşamadık.Kızımda varolan sorun çok ciddi bir bağırsak problemiydi.Bu anlamda havaların soğumasıyla birlikte olan çok ciddi olmayan bağırsak enfeksiyonları geçtiğimiz yıla oranla doğrusu şükrümüzü artırıyor.Şu anda bize her zaman karşılıksız yardımda bulunan bir dostumuzun kızıma gönderdiği bitkisel karışımları kullanıyoruz mevla nasip ederse bu kürden sonra nasipse tekrar gökçek iksirle bir kür yapmayı düşünüyorum.
    Bizim öğretimizde iyilik teşekkür bile beklemeden yapılanıdır.Ayrıca yine inancımız mevlanın dilerse elmadan dilerse elmanın kurdundan kişiye şifa verebileceğidir kişiye düşen çaba sarfetmek ve mevlanın şifa dağıtan elini bulmaktır tabiri caizse.
    Allaha şükür böyle ağır bir vakada çok olumlu neticeler elde ettik.

    www.bitkiseltedavi.com

  8. #8
    serkan sah Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    1

    Standart cok acil

    Arkadaslar amcamin kanser oldugunu ogrendik bu hafta, en kotusude hastalik en son safhadaymis. doktorunun dedigine gore bobrek, ciger, kaninda ve beyinde kanser varmis. bu gokcek ilaclari bu durumdaki bir hastaya faydasi olurmu. bana bir akil verin lutfen

  9. #9
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    22.868

    Standart

    Alıntı serkan sah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Arkadaslar amcamin kanser oldugunu ogrendik bu hafta, en kotusude hastalik en son safhadaymis. doktorunun dedigine gore bobrek, ciger, kaninda ve beyinde kanser varmis. bu gokcek ilaclari bu durumdaki bir hastaya faydasi olurmu. bana bir akil verin lutfen
    Mrb
    Amcanızın yemesi içemesi yerindese düzelebilir ama tabii çokta ümit vermek istemem Allah bilir iyileşip iyilemiyeceğini, fakat çok kötü durumdaki hastalrı iyileştiridk hamdolsun. Yoğurt Otu Forte, Üzüm Çekirdeği Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Kanser çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (Çin tuzu, mısır şurubu, abur cubur, tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondrinleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

    www.bitkiseltedavi.com

  10. #10
    Birosh Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Mesajlar
    1

    Standart

    merhaba ibrahim bey,benim dayim yaklasik bir senedir akciger kanseri...kameterapi ve isin tedavisi gördü ama bizim amacimiz dayimin tam olarak ilesmesi ve simdi okudugum mesajlarda cok guzel seyler yazilmis gökçek iksiri, kanser cayi ve cögrekotu hakkinda.Bizede yardimci olursaniz cok seviniriz..umarim kisa zamanda yazarsiniz,bizi sevindirsiniz.

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 136
    Son Mesaj : 07-16-2014, 15:28
  2. Kanser: idrar testiyle, kanser teşhisi yaspılabiliyor
    By maturidi in forum Kanser Hastalıkları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 12-04-2011, 19:01
  3. Kanser: Türkiye'de her yıl 3 bin çocuk kanser kıskacında
    By maturidi in forum Kanser Hastalıkları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 11-23-2011, 20:56
  4. Kanser: Uzun süreli iltihap kanser nedeni
    By maturidi in forum Kanser Hastalıkları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 11-23-2011, 20:46
  5. KANSER: Tedaviye giden nasıl kanser oluyor?
    By maturidi in forum Kanser Cinayetleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 07-04-2009, 14:20

Visitors found this page by searching for:

meme kanseri resimleri

meme resmiakciğer kanseri resimlerikanserli memenin görüntüsümeme resimleriKANSER RESİMLERİkanser çeşitleri RESİMLERİkanserli meme resimlerikanser resmigöğüs kanseri resimlerikanserli memenin dış görünüşümeme kanseri görüntüleriakciğer kanseri röntgen görüntülerikanser resımlerımeme kanseri cesitlerigöğüs resimlerikanser türleri ve belirtilerigögüs kanseri resimlerimeme kanseri görsellerkanser çeşitleri resimlimeme kanseri hasta resimlerikanser çeşitleri ve resimlerikanserli göğüs resimlerimeme kanseri görsellerimeme kanserinin resimleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167