Alıç Forte, Ginseng Forte, Ginkgo Forte
Kapat!
Kansızlık, anemi, kan dolaşımı yetersizliği, kılcal kan dolaşımı yetersizliği
Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 12 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Kansızlık, anemi, kan dolaşımı yetersizliği, kılcal kan dolaşımı yetersizliği

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.489

    Post Kansızlık, anemi, kan dolaşımı yetersizliği, kılcal kan dolaşımı yetersizliği

    Kan dolaşımı yetersizliği, Kansızlık, nedenleri demir eksikliği kansızlık belirtile






    Kansızlık, anemi:

    Kanın yapısı:
    Kanın yapısında üç önemli kan hücresi bulunur. Akyuvarlar (lökositler) savunma hücreleri olup vücudumuzu mikroplara karşı korur ve oldukca çok alt türevi vardır. Alyuvarlar (eritrositler) hücrelere oksijen taşır. Trombositler kanın pıhtılaşmasını sağlıyarak kanamaları önler.

    Lökositler:
    Akyuvarlar veya beyaz kan hücreleride denir. Akyuvarların hücre çekirdeği vardır ve bağışıklık sisteminin (immün sistemi) verdiği görevleri yapar. Lökozit sayısı normal olarak 4000-6000 mikrolitredir, yani mikrolitrede bu kadar bulunur. Bir insanın kanında 25 milyar lökosit bulunur, fakat asıl % 95?i içeren lökositler dokulardadır. Herhangi bir enfeksiyon halinde kemik ilikleride gerkli olan lökositleri üretir. Işın ve kemoterapi görenlerin kemik ilikleri yeterince lökozit üretemeyebilir. Bu nedenle bu hastaların hastalığa yakalanmaları halinde dikkat etmeleri gerekir. (geniş bilgi immün sisteminde)

    Trombositler:
    Kanda mikrolitrede 200-300.000 oranında bulunur. Trombositlerin hücre çekirdeği yoktur ve bunlar pıhtılaşma için önemlidir. Trombosit yetersizliği halinde kanama görülür. Bu kanamanın belirtisi morumsu lekelerdir. Bu rahatsızlığın mutlaka tedavisi gerekir aksi halde tehlikeli olabilir.

    Eritrositler (alyuvarlar):
    Bu hücrelerin hücre çekirdeği yoktur. Eritrositler oksijen taşıyıcıdır. İçerdiği hemoglobin 4 adet oksijen molekülü taşır. Bayanlarda en az 3,9 milyon /mikrolitrede ve erkeklerde 4,3 milyon/mikrolitrede olması gerekir. Bayanlarda 12 g/dl hemoglobin (Hb) ve erkeklerde 13,5 g/dl hemoglobin, yani desilitrede 13,5 g olması gerekir. Hb?nin 8 g/dl?nin altına düşmesi tehlikelidir. Bir kişide takriben 22 katrilyon eritrozit bulunur.

    Kansızlık, anemi:
    Kansızlık deyince akla kanın azlığı gelmemelidir, burada kansızlıktan maksat kandaki alyuvarların (eritrosit, erythrocyte) veya alyuvarlara renk veren boyayıcı madde hemoglobinin oranının azalmasıdır. Hemoglobin akciğerdeki oksijeni dokulara ve dokulardaki karbondioksiti akciğere taşıyan demir ve globinden oluşan maddedir. Kansızlığın en önemli faktörlerinden biri demir yetersizliğidir ve bunu adet sırasındaki aşırı kan kayıbı, kemik iliğinde yeterince alyuvar üretilememesi, alyuvarların zamansız çözülmesi, folik asit ve B12-Vitaminin yetersizliğini sayabiliriz.

    Demir kemik iliklerinde ve dalakta alyuvarların yapımında kulanılır. Demir genelikle et, balık, ısırganotu ve maydanozda bulunur. Besinlerdeki demirin alınabilmesi için C-Vitamini ve çinkonun yeterince vücutta olması gerekir. C-Vitamini ve çinko yetersizliği demir eksikliğine, buda kansızlığa sebep olur. Vejeterianlarda (et yemeyen) B12-Vitamin yetersizliği görülür ve buda kansızlığa sebep olur. Bu nedenle vejiterianların süt, yumurta, balık ve mamülerini yemeleri gerekir. Bağırsaklar aşırı kahve ve siyah çayla tahrip olur, o zaman bağırsaklar demiri absorbe edemez.

    Demir yetersizliği-anemi:
    Kronik rahatsızlıklar nedeniyle kişi sürekli kan kaybederseki bunların başında burun-, mide-, rahim-, basur kanaması veya iç organlardaki yaraların kanamasını sayabiliriz. Bayanlarda uzun süren adet hali veya aşırı kanamada demir eksikliğine buda kansızlığa neden olur. C-Vitamini ve çinko yetersizliğide demir eksikliğine neden olur. Kahve ve siyah çayda bağırsak mukozasını tahrip eder ve böylece bağırsakların görevini yapmasını engeller. Bu nedenle kahve ve siyah çayın fazlası zararlıdır.

    Folikasit yetersizliği-anemi:
    Folikasit (B9-Vitamini) taze sebze ve meyvelerde yeterince bulunur. Hamile ve emzikli bayanlarda daha fazla folikasite ihtiyaç duyulur. Bu nedenle hamile ve emzikli bayanların folikasite ihtiyaçı olup olmadığının tesbiti gerekir. Böbrek rahatsızlıkları nedeniyle diyalize giren insanların kanı yıkandığından folikasit oranı düşebilir. Bu nedenle folikasit hapı almaları gerkebilir.

    Perniciös-anemi (öldürücü anemi):
    Midenin yeterince intrinsik faktörü salğılıyamaması nedeniyle bağırsaklar B12-Vitaminini absorbe edemez. Bu genelikle kronik gastrit veya mide ülseri olanlarda görülen durumdur. Mide mukozasının tahrip olması nedeniyle intrinsik faktörü salğılıyamaz. Bu nedenle öncelikle midenin tedavi edilmesi gerekir. Folikasit ve B12-Vitamin yetersizliğide alyuvarları anormal derecede büyümesine neden olur.

    Hemolizik anemi (eritrositerime anemisi):
    Alyuvarların zamanından önce yıpranması ve dalak tarafından ayıklanması nedeniyle kemik iliğinde tam oluşmamış alyuvarlar devreye girer. Tam olğunlaşmadan devreye giren alyuvarlar (eritrositler) yaşam sürelerini ve görevlerini tam olarak yapmadan tahrip olur ve tekrar dalak tarafından ayıklanırlar. Dalak işe yaramayan, tahrip olmuş ve yaşlanmış alyuvarları birleşimindeki demir ve globin alıdıktan sonra yokeder. Dalağın görevini yapmaması nedeniyle şişmesi, vücuttaki yabancı maddeler (sunni kalp kapakcığı gibi) veya vücudun kendi savunma güçlerinin alyuvarları tahrip etmesi nedeniyle kansızlık oluşur.

    Başka faktörler:
    Kansızlığa bu yukarıdaki faktörlerin haricinde kaza sonucu yaralanma, amaliyat, doğum, içkanama, gibi durumlarda kansızlığa sebep olur. Ayrıca zamanında müdahale olunmazsa sonuç ölümle dahi bittebilir. Kanamalarda tansiyon ve oksijen oranı düşerse beyin kanaması ve kalp krizi ve hatta ölüm olabilir. Sigara içme ve hergün et yemede damarları daraltır ve kansızlığa sebep olur.

    Kansızlığın belirtileri:
    Kansızlık solukluk, yorgunluk, dermansızlık, hafif başdönmesi ve konsentrasyon zafiyetine neden olur. Hastalık bazen bayılma nöbetleri, baş dönmesi, susuzluk, aşırı terleme nöbetleri, nabzın hafif ve hızlı atması vede nefes darlığına sebep olabilir. Kronik anemi birçok rahatsızlık belirtisi ile birlikte kendini beli eder. Kansızlığın ağırlığına görede rahatsızlık belirtileride farklılık gösterir. Kan kayıbı günlerce ve hatta haftalarca sürebilir ve buda yorgunluk ve dermansızlık hissi ile kendini beli eder. Kandaki alyuvarların 2/3?si dahi kayıp olanadek kişi farkına vamayabilir. Kaza sonucu kanın 1/3?ünün kayıbı hayati tehlike azeder ve mutlaka müdahalesi gerekir.

    Teşhis:
    Anemi laboratuarlarda yapılacak kan muayenesi ile teşhis konabilir. Alyuvarların ve hemoglobinin oranı tesbit edilir. Kandaki yeni alyuvarların (retikulozit) oranı tesbit edilir. Bundanda kemik iliğinde hangi tempo ile alyuvar üretildiğinin tesbit edilmesi gerekir. Kansızlığa sebep olan folikasit-, demir-, veya B12-Vitamin eksikliğinin yanında kanın oluşmasında rol oynayan etkenlerde araştırılır. Hastalığın nedeninin anlaşılmaması halinde, çok nadiren biyopsi yapılır. Kemik iliğinden özel bir metotla bir noktadan alınan ilik incelenir ve neden alyuvarların normal gelişmediği teşhis edilir.

    Tedavi:
    Aniden aşırı kan kayıbı veya ağır anemide kan nakli zaruri olabilir. Kanama çok az ise vücut gerekli kanı kendi üretir. B12-Vitamini-, demir-, ve folikasit yetersizliği sözkonusu ise bu eksiklikler hapla veya iğneyle giderilir. Fakat midedeki büyük tahribat nedeniyle intrinsik faktörünü salğıyamazsa o zaman öncelikle mutlaka midenin tedavisi gerekmektedir. Şayet bağırsaklar tahrip olmuşsa ve fonsiyonlarını yitirmişse o zamanda kansızlık olur.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.

    Kan Bağışı


    Aspirin
    Kanın inceltici olarak doktorlar aspirini tavsiye ederler. Aspirin alanların % 10?unuda mide ağrısı, mide-, bağırsak kanaması görülmüştür. Bunedenle defı-hacet konturol edilmeli kanlı ise mide veya bağırsaklarda kanama var demektir. Yine aynı şekilde kan kusmakta mide kanamasına işarettir.

    Bağırsak kanaması
    Defi-hacetteki kan açık renkli ise bağırsak kanaması koyu renkli ise mide kanamasına işarettir. Nadirende böbreklerde ve karaçiğerde de tahribat yapabilir. Bazı şahıslarda allerjiye sebep olabilir, bu gibi durumlarda hap almayı hemen bırakmak gerekir. Nikris olanların kesinlikle aspirin almamaları gerekir.

    Kimyasal ilaçlar
    Bazende bana zararı olmuyor diye bazı şahıslar ilaç alamaya devam etmektedir. Kimyasal ilaçların tahribatı hemen ortaya çıkmayabilir. Tahribat asıl büyüğü şayet uzun süre alınırsa ortaya çıkar. Çünkü bağırsak florasının bozulması ile birlikte faydalı bakteriler yerine zararlı bakteriler çoğalır. Mantarların ürettiği zehirli gazlar ve zehirli alkollerse başta allerji, şişkinlik olmak üzere bir çok hastalığa sebep olur.

    Haematokrit
    Akan kanın içinde ne kadar hücre olduğunu Haematokrit (Hk) ile anlarız. Hk değeri normal olarak 40-54 olması gerektiği söyleniyor. Amarikada yapılan araştırmalarda ise bunun 42?yi geçmemesi gerektiği yönündedir. Doktorunuz Hk değerinin 42?nin üzerinde olduğunu söylerse hemen mutlaka Kızılaya giderek kan vermek gerekir. Zira kanın yükselen Hk değeri kanın yoğunlaşaması ve kalınlaşması demektir.

    Kılcal damarlar
    Nasıl ki arabanın kirlenen ve koyulaşan yağı gibidir. Kırmızı kan hücresi alyuvarların çapı 8 mikrometredir. Oysa özelikle kalp, beyin, göz ve kulakların kılcal damarlarının çapı alyuvarların çapından daha küçüktür. O halde alyuvarlar bu kılcal damarlardan geçmesi gerekir, çünkü okijen, vitamin, mineral, enzimler, glukoz vb., maddeler taşır.

    Hücreler
    Beslenmeyen hücreler yavaş yavaş ölecek. O zaman kişi ben çok unutkanım, artık iyi görmüyorum, artık iyi duymuyorum ve kalbim sıkışıyor diye şikayetlerde bulunurlar ve bunu yaşlanmanın bir belirtisi sayarlar. Kanın koyulaşması, damarların sertleşmesi, alyuvarların esnekliğini kaybetmesi vb., kısaca sağlıksız beslenme vede az hareket etme nedeniyle olur.

    Alyuvarlar
    Kişi kan verdiğinde kanındaki Hk değeri düşer, alyuvarlar elastikleşir, damarlar gevşer, yumşar, başağrıları vede kalp sıkışmaları geçer. O halde kalp, beyin, göz ve kulak için yani kısaca sağlığımız için kan verelim.

    Karbon monoksid
    Karbon monoksid (CO) alyuvarlardaki renk maddesi Haemoglobinle birleşme kuvvet katsayısı oksijene göre 1000 defa daha büyüktür. Yani CO haemoglobinle birleşirken oksijen dışlanır. Böylece kanda oksijen olduğu halde diğer kan hücreleri CO?den dolayı ona ulaşamazlar ve kann hücreleri arasında bir yariş başalar. Oksijen kapma yarışı buda ani bir hücum şeklinde olduğundan kılcal damarlar buna dayanamıyarak çatlarlar işte beyin kanaması böylece ortaya çıkar.

    Peygamber Efendimiz
    Peygamber Efendimiz heray sırtından kan aldırmıştır. Tabii buna ihtiyacı olduğundan değil Ümmetininde yani bizlerinde buna alışmamızı ve yapmamızı istediğindendir. Günümüzde bu daha modern usullerle kann verme şeklinde olmaktadır. Bende 5-6 defa kann verdim her seferinde kann vermeye gittiğimde Almanların Kızılayı olan ?? Blutspendedienst?? sürekli insanlar çağrılmış gibi gelip kan veriyorlardı.

    Almanlar
    Özel olarak mı çağrıldıklarını söyledim hayır dediler biz sürekli 3- ayda bir gelir kann veririz. Evet Almanlar sünnete uyarken bizim dindarlarımızın kızılaya gittiğini hiç zanetmem, çünkü onlar kendilerine müslümandırlar. Hepsi değilsede % 99,5?i, lafa varız, icratta yoğuz. Elhadülillah! Nereden mi biliyorum 22 sene dernek ve camilerde görev yaptım.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    Konu igokcek tarafından (11-12-2011 Saat 17:20 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.436

    Standart Anemi zihni de etkiliyor

    Anemi zihni de etkiliyor
    KOCAELİ (İHA) - Kocaeli'nin Gebze İlçesi'nde bulunan Anadolu Sağlık Merkezi'nin (ASM) stratejik ortağı Johns Hopkins Üniversitesi araştırmacıları, halk arasında kansızlık olarak bilinen aneminin insan zihni üzerinde de etkisi olabileceğini belirledi.

    Orta yaşın üzerindekiler için, aneminin en bariz özelliği olan oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin kaybı, uzun süredir halsizlik, kaslarda zayıflık ve fiziksel rahatsızlıklar ile ilişkilendirilmekteydi. Şimdi ASM'nin stratejik ortağı Johns Hopkins Üniversitesi araştırmacıları, anemi ile düşünme bozukluğu arasında bir ilişki olduğunu tespit etti. Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yardımcı doçent olarak görev yapan Dr. Paulo Chaves, yaptıkları çalışmanın, hafif aneminin orta yaşın üstündeki fertlerde görülen ve yürütücü fonksiyon bozukluğu adı verilen durum için, bağımsız bir risk faktörü oluşturabileceği fikrini desteklemekte olduğunu belirterek, "Bu iddia diğer çalışmalarla da doğrulanırsa, söz konusu hastalarda aneminin tedavi edilmesi, bu tür bilişsel kaybın engellenebilmesi için bir şans doğacağı anlamına gelebilir. Johns Hopkins araştırmacıları, bu tür bir etkiyi aramaya başladı. Çünkü, önceki çalışmalar beynin yürütücü fonksiyon adı verilen işlevindeki, problem çözme, planlama, tehlikelerin değerlendirilmesi, önemli aktivitelerin takip edilmesi, yaşa bağlı kayıpların, ferdin öz yeterliğinde gerilemeye neden olduğunu göstermişti. Genellikle, hafıza kaybı öncesinde meydana gelen yürütücü fonksiyon bozukluğu, alışveriş, yemek yapmak, ilaç almak, fatura ödemek, yürümek, vb. gibi pratiklerle gerçekleştirilen, günlük aktiviteleri sürdürme becerisini yitirme sürecinin erken bir evresinde ortaya çıkabilir" dedi.

    Yaşları 70 ila 80 arasında değişen kadın ve erkekler üzerinde, yürütücü fonksiyonu değerlendirmede yaygın olarak kullanılan, üç psikolojik test de gerçekleştiren Chaves, "Deneklerin yaklaşık yüzde 10'unda hafif şiddette anemi vardı. Bu üç testin hepsinden, en kötü sonuçları alanların, yaklaşık yüzde 15'inde anemi görülürken, bu oran en iyi sonuçları alanlar arasında sadece yüzde 3'tü. Kan hemoglobin değerleri normal olanlarla karşılaştırıldıklarında ve yaş, eğitim ve mevcut hastalıklar gibi zihni etkileyen diğer faktörlerin etkisi de dikkate alındığında, anemi hastası olanların yürütücü fonksiyon testlerinde en kötü sonuçları alma olasılığı 4 ya da 5 kat daha güçlüydü" diye konuştu.

    Chaves, "Bu ilk sonuçlar, aneminin yürütücü fonksiyonda bozukluğa yol açtığı ya da anemi tedavisinin yürütücü fonksiyonda kesinlikle bir iyileşme sağlayacağı anlamına gelmemektedir. Bununla birlikte, söz konusu sonuçlar, sürdürülen araştırma için, bir yol haritası vazifesi görecek kadar kuvvetlidir" şeklinde konuştu.
    Aneminin, düşünmeyi nasıl etkileyebileceği konusu hala sonuçlandırılmayı bekliyor. Bu, beyne giden oksijeni kronik olarak azaltmasından kaynaklanıyor olabilir. Diğer bir görüşe göre ise, anemiyle birlikte görülen halsizlik, hareketsizliğe ve egzersiz/zindeliğin prefrontal kortekse sağladığı faydalarının yitirilmesine sebep oluyor.

  3. #3
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.489

    Standart

    Alıntı gülten35 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kansızlık, gastrit, kolit ve hazımsızlık nedeniyle kullanmadığım ilaç kalmadı.İbrahim beyi aradım problem değil dedi.Çok şaşırdım kendinden çok emindi.Kanımdaki demir oranı 6 HB imiş, yani normal 12 HB olması gerekirken bendeki demir oranı alt sınırın olan 8 HB'nin de altına düşmüştü.Yıllarca ilaç kullandım, ne kansızlık, ne gastrit, ne kolit, nede hazımsızlıktan kurtulabildim.Gökçek iksir, tonik ve kan çayını ibrahim bey tavsiye etti aldım ve kullandım.Kansızlık ve gastritten 3 haftada kurtuldum.Kan değerlerim düzeldi ve mide ağrılarım geçti.Abi allah sizden razı olsun.
    Kansızlık hakkında bir prof. dr. umuz, bu tıp doktoru değil onları tenzihederim.Televizyonda milletinm gözünün içine bakarak ıspanak kan yapar diye yalan söylüyordu.Ispak'ın kan yapmadığını bütün allem biliyor.Bizim alim bilmiyor, çok komik üstelik televizyon televizyon dolaşıyor.Ve kendini en büyük alimmiş gibi lanseediyor.Bildikleri ve söyledikleri çok komik.Üzelik alerjiye iyi gelir diyor vs, sanki bu 5. sınıf bitki hakkında klinik araştırma yapılmış gibi.

    Bağırsaklara mantar yerleşmişse mantarlar toksik madde üretirler. Bağırsaklarda 2 milyar vilüs denen pompa gibi çalışan kanallar ve bunlar besinlerde ki vitamin ve mineraller, enzimleri vs absorbe eder.Bir mide gastrit veya ülser nedeniyle intrisink faktör salğılamazsa besinlerde ki vitaminler ve minerallerin absorbesi imkansızlaşır.İki bağırsak mukozası tahrip ve tahriş olduğundan besinlerdeki vitamin ve mineralleri bağırsak mukozası absorbe edemediğinden vitamin, mineral ve enzim yetersizlikleri olur.Yani mide ve bağırsaklar tedavi edildiğinde vitamin ve mineral yetersizliği ortadan kalkar.

  4. #4
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.436

    Standart Polisitemi

    Kanda çok aşırı sayıda alyuvarlar bulunması. Yüzün, ve deride aşırı kızarıklık, kaşıntılara ve Tromboz eğilimine yol açar. Bazı tümörlere ya da uzun süren hipoksi durumuna (akciğer hastalıkları) eşlik edebilir. Başka bir hastalıktan kaynaklanabileceği gibi, belirli bir hastalığa bağlı olmayabilir.

    Çoğunlukla orta yaş hastalıklarındandır. Hücre sayısının çoğalmasından dolayı, kanın yoğunluğu artar, kişide kolay bir biçimde tromboz ve da mar tıkanmaları meydana gelir. Hastanın yü zü kırmızı bir şekle bürünür ve toplardamarlar gergin leşir. Polisiteminin tedavisi, hasta dan kan alarak ve kemik iliğine yerleşip, alyuvarların yapılmasını engelleyen radyoaktif fosfor vermektir.


    Polistemi bir doğum hastalığı değildir, sonradan meydana gelir ve kemik hastalıklarından biridir. Bütün kan hücrelerinde (eritrosit, lökosit, trombosit) aşırı bir üretim olur. Çok ender görülen bir hastalıktır, çoğunlukla erkeklerde ortaya çıkar ve kırk yaşın altında ender gözlenir. Sebebi tam olarak belli değildir.

    Polistemi yavaş yavaş gelişim gösterir, çoğunlukla 50-60 yaşlarından sonra akut myelojenik lösemiye zemin hazırlayabilir. Kanın yoğunlaşmasındaki yükseliş (akışkanlığının azalması) ve trombositlerin sayısında oluşan artış bir inme ya da kalp krizilerine sebebiyet verebilir. Bazı hastalarda trombositlerin pıhtılaşma yetenekleri azaldığından, kanamalar görülebilir. Riskli gruplar tam olarak belli olmamakla birlikte, yahudilerde daha sık meydana geldiği görülmüştür.

  5. #5
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.436

    Standart Demir Eksikliği Anemisi

    Demir eksikliği £anemisi, soluk renkli (hipokromik) normalden ş küçük alyuvarlarla mikrositer vücuttaki demirin s azalmasıyla belirlenen bir anemi tipidir. Hipokromik – mikrositer alyuvarların nedeni demir I eksikliğidir.

    Demir eksikliği anemisi, yeryüzünde en sık f rastlanan anemidir. Amerika Birleşik Devletleri’n-«.de hamile kadınların % 50’sinde, erişkin { kadınların % 20’sinde ve okul öncesi çocukların da °/o 30′unda demir eksikliğine rastlanmıştır. t Çocuklardaki demir eksikliğine en fazla 1-2 .yaşları arasında rastlanmaktadır. Ekonomik i yönden yeterince gelişmemiş ülkelerdeki insanlarda, demir eksikliğinin daha yaygın ve ağır olacağı tartışılmaz bir gerçektir. Özellikle bağırsak kurtlarının halk arasında yaygın olduğu ülke ve bölgelerde demir eksikliği, daha da ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Ülkemizde de bağırsak kurtlarının çok yaygın olduğunu üzülerek belirtmek zorundayız.

    Erişkin bir erkek normalde günde 1 mg.’a yakın demir kaybeder. Menstürasyon (adet) görmekte olan bir kadın, günde yaklaşık 2 mg. kadar demir kaybetmektedir. Hamile bir kadın da günde 2.5

    mg., tüm hamileliği boyunca da 700-800 mg. kadar demir kaybeder. Yukarıda saydığımız bu normal durumlarda kaybedilen demirin kesinlikle besinler yoluyla yerine konulması gerekir. Bu sağlanmazsa demir eksikliği anemisi gelişebilir. Hamile bir kadının günde en az 2.5 mg., erişkin bir kadının da günde en az 2 mg. demir alması gerekir. Çocukların günde 1-1.5 mg. demir almaları gerekir. Besinler yoluyla ahnan demir, üç değerhklidir. Demir bu durumuyla bağırsak hücreleri tarafından emilemez. Demirin bağırsaklardan emilebilmesi için iki değerlikli duruma indirgenmesi gerekir. Bu işi midedeki HC1 yapar, îki değerlikli duruma indirgenmiş demir, duode-num ve inceb ağır s akların ilk bölümlerinden emilmektedir.

  6. #6
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.436

    Standart Kansızlık

    Kalbin pompaladığı kan, atarda marlarda ilerleyip kılcal damarlara da ğılarak dokulara ulaşır. Daha sonra ge ni kılcal damarlar yoluyla toplarda marlara geçen kan kalbe döner. Plazma denen sıvı bölümü büyük Ölçüde su (yaklaşık yüzde 90), proteinler, tuzlar, glikoz, karbon dioksit ve hormonlar dan oluşur. Plazma dışında kalan bö lümde alyuvar ve akyuvar denen kan hücreleri bulunur. Temel görevi bakterileri ve öbür yabancı maddeleri yok etmek olan akyuvarlar kanda genel ola rak alyuvarlardan çok daha az sayıda bulunur. Kanın en önemli işlevlerinden biri akciğerlere dolan havadaki oksije ni alarak dokulara kadar taşımaktır. Dokuları oluşturan hücreler kan aracı lığıyla aldıkları oksijeni yaşamsal sü reçlerde kullanarak tüketir. Kanda ok sijeni taşıma işini hemoglobin denen ve alyuvarlarda bulunan bir madde üstlenir. Bu maddenin yeterince bulunma*ması anemi ya da kansızlık adıyla bili nir.
    Yukardaki açıklamalardan da anla şılabileceği gibi kansızlık bir hastalık olmaktan çok, hastalıkların yol açtığı bir belirtidir. Ama halk arasında, hatta hekimler için bile kansızlık denince ne deni ne olursa olsun, vücutta hemoglo bin miktarının azalması biçiminde orta ya çıkan bir hastalık anlaşılır.
    KANSIZLIK TİPLERİ
    Kansızlıkta temel olan, yaygın biçimde sanıldığı gibi dolaşımdaki alyuvarların azalması değil, dolaşımdaki hemoglobi nin azalmasıdır. Bu iki olay genellikle birlikte görülür. Ama aralarında kesin bîr ayrım yapılması gerekir. Konuyu da ha iyi anlayabilmek için alyuvarın yapı sını bilmek gerekir. Alyuvar biyolojik et kinliğini denetleyen bol enzimli bir zarla çevrili hemoglobince doymuş bir çözelti*dir. Doymuş denmesinin nedeni hemog lobinin alyuvarda en yoğun biçimiyle bulunmasından ötürüdür. Alyuvarın hac mi azalırsa içerdiği hemoglobin miktarı da zorunlu olarak azalacaktır. Bu durum da alyuvarların sayısı artmazsa kanda bulunan toplam hemoglobin miktarı aza lır. Böylece alyuvarların sayıca değil, ha cimce azalmasına, yani küçülmesine bağh bir kansızlık tipi ortaya çıkar.
    Alyuvarların sayısı azalmadan başka bir kansızlık tipi de oluşabilir. Alyuvar daki hemoglobin düzeyinin artamayaca-ğı daha Önce belirtilmişti. Ama alyuvar içindeki bu proteinin miktarı azalabilir. Sonuçta alyuvarların hem sayılan, hem büyüklükleri normal olmasına karşın bir kansızlık tipi gelişir. Özetlemek ge rekirse, kansızlık üç nedene bağlı ola rak ortaya çıkabilir: Alyuvarların azal*ması, küçülmesi ve hemoglobince fakir leşmesi. Her üç durumda da dolaşımda ki hemoglobin miktarı azalmaktadır.
    Bu bozukluklar tek başlarına ya da bir arada görülebilir. Böylece değişik tipte kansızlıklar ortaya çıkar. Temel olarak üç tür kansızlığın ayırt edilmesi önemlidir. Bunlar hipokrom, normokrom ve hiperkrom kansızlıklardır. He kim kansızlığı tanımlarken neden olan bozukluğun yanı sıra bu ayrımı da dik kate alır.
    Hipokrom kansızlıkta alyuvarlar nor malden az hemoglobin içermektedir. Da ha önce belirtildiği gibi, bu ya normal büyüklükteki alyuvarların daha az he moglobin içermesinden ya da alyuvar hacminin azalmasından kaynaklanır. Her iki bozukluğun birlikte görülmesine kü çük hücreli hipokrom kansızlık denir.
    Normokrom kansızlıkta alyuvarların içerdiği hemoglobin miktarı normaldir. Ama alyuvarların sayısı azalmıştır ve buna bağlı olarak dolaşımdaki toplam hemoglobin de azalır.
    Hiperkrom kansızlıkta ise alyuvarların hacmi azalacağına artar. Buna bağlı olarak içerdikleri hemoglobin miktarı da fazlalaşır. Ama kandaki toplam al yuvar sayısı gerekli hemoglobin düze yini karşılayamayacak ölçüde azdır.
    Kansızlığın hangi temel tipe girdiği ni belirlemek için önce kandaki alyuvar sayısı ve hemoglobin düzeyinin bilin mesi gerekir. Bunun için 1 mm3 kanda bulunan hemoglobin miktarı ile alyuvar sayısı saptanır ve özel bir oranlama ya pılır. Oranlamadan elde edilen sayı nor mal durumlarda ve normokrom kansız lıkta Vdir. Hipokromda l’in altında, hi-perkromda ise l’in üstünde çıkar.
    NEDENLERİ
    Kansızlığa yol açan temel mekanizma lar az sayıda ve basittir. Üç olasılık söz konusu olabilir: Alyuvarların yetersiz üretimi, kanamaya bağlı alyuvar kaybı ve alyuvarların dolaşımda aşırı yıkımı (hemoliz). Hemolize uğrayan, yani par çalanan alyuvarlardan kana dağılan he moglobinin bir bölümü hemen böbrek lerden atılır. Bir bölümü ise dönüşüme uğrar. Her iki durumda da artık oksijen taşıyamaz.
    Bu noktada vücudun her zamanki gibi eksikliği karşılamak üzere harekete geçireceği yedek gücünün bulunduğunu belirtmek gerekir. Alyuvarlar da akyu varlar ve trombositler gibi kemik iliğin de üretilir. Kemik iliği sürekli kana ye ni hücreler verir ve bunlar yaşlanarak parçalananların yerini alır. Alyuvarların ortalama 4 aylık bir ömrü olduğu bilin mektedir. Kanama ya da hemoliz nede niyle alyuvar kaybedildiğinde, kemik iliği çalışma hızını normalin 8 kat üstüne kadar çıkararak kana çok daha fazla sayıda hücre verir. Kayıp miktar kemik iliğinin karşılama düzeyini aştığı zaman kansızlık ortaya çıkar. Bu üretim artışı yalnızca kanama ya da hemolize bağh kansızlıklar için geçerlidir. Hemoglobin ve alyuvarların yetersiz üretimine bağlı kansızlıklar için söz konusu olamaz. Çünkü bu durumda yetersiz çalışan, ke mik iliğinin kendisidir.
    Kansızlığın olası nedenlerinden bin olduğunu gördüğümüz kanamaları bir yana bırakırsak, kemik iliğinin üretim düzenini bozan ya da dolaşımdaki alyu varları yıkıma uğratan birçok etken var dır. Kemik iliğine alyuvar üretebilmesi için bazı maddeler gereklidir. Bunlar arasında bazı B grubu vitaminler, C vi tamini, folik asit, demir, bakır ve kobalt sayılabilir. Bu maddelerin yokluğu ya da eksikliği kemik iliğinin kan hücrele rini üretme etkinliğini yavaşlatır.
    Kemik iliğinin etkinliği kronik mik robik hastalıklar, böbrek hastalıkları ve tümörler gibi bazı hastalıklara, üretilen, solunan ya da ağız yoluyla alman zehir-1 li maddelere ve bazı ilaçlara bağh ola rak engellenir.
    Dolaşımdaki alyuvarlar değişik etkenlerin saldınsına uğrayabilir. Burada’ da gerek vücudun dönüştürdüğü, gerek dışardan giren bakteri ya da kimyasal kökenli zehirli maddeler söz konusudur. Örnek olarak, yılan sokmasıyla kana ka- i nşan zehir, bazı bakterilerin ürettiği ze hirler, kurşun ve bazı ilaçlar verilebilir. Sorun doğrudan alyuvarların yapısından da kaynaklanabilir. Doğumsal bir bozuk luğa bağlı olan bu durumda alyuvarlar uzun süre dolaşımda kalamaz ve kısa sürede yıkıma uğrar. Bazen vücudun ken disi de alyuvarlara saldıran ve bu hücre leri yıkıma uğratan maddeler üretebilir.

    Hipokrom Kansızlık
    Hemoglobin, alyuvarlarda bulunan ve dokulara oksijen taşıyan bir protein dir içerdiği demir, oksijenin akciğerde ki kılcal damarlarda hemoglobine bağ lanarak dokulara aktarılmasında buyuk önem taşır Vücutta demir eksikliği he moglobin yapımını azaltır Hemoglobi nin kanda yeterince bulunmaması da kansızlığa yol açar
    Alyuvarların üretimi için gerekli olan otekı maddelerle birlikte demir de uygun bileşikler halinde besinlerden alınır Dengeli bir beslenmeyle günde yaklaşık 50 mg demir alınır Vücuda ise günde yaklaşık 1 mg demir yeterlidir. Bu nedenle, beslenme yeterli, ba ğırsaklardan emilim normal olduğu ve vücuttan aşın demir kaybedilmediği sürece demir eksikliği sorunu büyük ölçüde ortadan kalkar. Erişkinlerde beslenme azlığı ya da dengesizliği an cak çok aşırı boyutlara ulaşırsa kemik iliğinin alyuvar yapımını aksatacak Öl çüde demir eksikliğine neden olabilir. Bu durum daha çok, yalnızca inek ve keçi sütüyle beslenen bebeklerde görü lür. Genellikle demir eksikliği emilimi-nin gerçekleştiği sindirim sistemindeki bozukluklardan kaynaklanır. Örneğin, gastrite ve cerrahi girişimle midenin
    kısmen ya da bütünüyle alındığı du rumlara bağlı olarak mide salgısı ek sikliği, demir emilimini güçleştirebilir. Çünkü midenin salgıladığı hidroklorik asit besinlerdeki demir III’ü demir H’ye indirgiyerek demirin bağırsak duvarı tarafından tutulmasına yardımcı olur. Enterokolite (ince ve kalın bağırsak il tihabı) ya da pankreas yetmezliğine bağlı sürekli ishal, demirin bağırsaklar dan hızla atılarak yeterince emilmesini önleyebilir. Ama emilim yetmezliğinin tek başına kansızlığa yol açması düşük bir olasılıktır. Genellikle bu duruma vücutta aşırı ölçüde artmış bir demir gereksinimi ya da kaybı eklenir. Aşın demir kaybı yalnız kanamalara bağlı dır. Kanamalar demir eksikliğiyle bir*likte alyuvar kaybına da yol açar. Bu durum kansızlık tablosunu daha da be-lirginleştirir. Genellikle sürekli ve dik kat çekmeyecek kadar az olan kan kay bı yavaş yavaş demir eksikliğine bağlı kansızlığa yol açar. Kan kaybı mide, onikiparmakbağırsağı ve öbür bağırsak ülserlerine, basurlara, burun kanaması na (epistaksis), sindirim sistemi ve ka dın üreme organları tümörlerine, sık ve aşırı âdet kanamalarına bağlı olabilir. Kansızlığın ortaya çıkması için, günde ortalama 10 ml’den fazla kan kaybet mek gerekir.
    Demir eksikliği en sık karşılaşılan kansızlık nedenlerinden biridir ve ka dınlarda erkeklere göre çok daha sık gö rülür. Çünkü kadınlarda âdet kanamala rı, hamilelik ve emzirme nedeniyle de mir kaybına bağlı kansızlık daha kolay ortaya çıkabilir.
    Bir başka kansızlık nedeni kronik ve akut mikrobik hastalıklardır. Kansızlık hem kandaki demir oranının, hem de demirin oksijeni tutma düzeyinin azal masından kaynaklanır.
    BELİRTİLERİ
    Olguların büyük bölümünü oluşturan hafif kansızlıklarda hasta genellikle içinde bulunduğu durumun farkında de ğildir. Yalnızca eskisine oranla daha soluk görünür ve aşın güç harcadığında rahat soluk alabilmek için daha uzun süre bekler. Bu evrede demir eksikliği ne bağh hafif kansızlığının varlığı yal nızca uygun kan tahlilleri yapılarak or taya konur. Bu nedenle, fark edilmesi rastlantılara kalır. Zamanın geçmesi ve demir eksikliğine yol açan nedenin sür mesi bozukluklan ağırlaştırırken, yeni belirtileri de hazırlar. Kansızlık şikayet leriyle hekime başvuran hastada kansız lık büyük bir olasılıkla uzun zamandan beri vardır. Hastanın fark edebileceği belirtiler aşağıda sıralanmıştır.
    Her şeyden önce sindirimle ilgili bozukluklar görülür. Bunlar arasında iş tahsızlık, dilde yanma, bazen ağrılı yut kunma, genellikle sindirim bozuklukla-n ve kabızlık eğilimi sayılabilir. Tır nakların kolayca kırılması ve saçların kolayca dökülmesi dikkat çeker.
    Aynca bütün kansızlıklarda ortak olan belirtiler görülür. Bunlar çarpıntı, aşın güç harcanınca ortaya çıkan nefes darlığı, baş dönmesi, kulaklarda çınla ma, genel halsizlik ve çabuk yorulma dır. Hasta solgunluğundan ender olarak kuşkulanır. Çünkü bu durum uzun bir sürede yavaş yavaş yerleşir. Kanamaları izleyen solgunluk hemen ya da bu gün içinde ortaya çıkacağından kolayca dikkat çeker.
    Deri ve mukozalardaki solgunluğun yanı sıra hekim dilde kızarma, kabar cıklar, küçük çatlaklar gibi glossit (dil iltihabı) tablosunu oluşturan belirtileri görür. Ağır olgularda ağız köşelerinde çatlaklar ve hastalann bir bölümünde dalak büyümesi ortaya çıkar.
    İNCELEMELER
    Demir eksikliğine bağlı kansızlık alyu var sayısında küçük, hemoglobin ora nında belirgin bir azalmaya yol açar. Bu özelliğiyle tipik bir hipokrom kan sızlıktır. Türkçe’ye “açık renkli” olarak çevrilebilecek hipokrom terimi alyuvar-lardaki kırmızı rengin hemoglobin yo ğunluğuyla orantılı olarak azaldığı için seçilmiştir. Kan tahlillerinde demir dü zeyinin (sideremi) belirlenmesi kesin tanıyı kolaylaştırır.
    GİDİŞİ
    Uygun tedavinin yapılması ve ağır has talıklardan kaynaklanmaması durumun da hipokrom kansızlık hiç bir sorun ya ratmandan iyileşebilir.
    TEDAVİ
    Tedavide demir eksikliğinin nedenini saptamak gerekir. Bu yapılmazsa eksikli ğin giderilmesi geçici bir çözüm olarak kalır. Öncelikle, beslenmede yetersiz de mir alma olasılığının üstünde durulması,! mide ve onikiparmakbağırsağı ülserleri, basurlar, anüste çatlaklar, sık burun kanamaları, âdetlerle aşırı kan kaybetme gibi belirgin ya da belirsiz biçimde uzun sürekli kan kayıplarının araştınlması gerekir.
    Demir içeren ilaçlar bu tür kansızlıklarda etkili bir tedavi sağlar. Demir’ ilaçlannın ağır olgular dışında ağızdan alınması yeterlidir; ağır olgularda ise kas içine verilmesi gerekebilir. Kan, tahlilleriyle denetlenen alyuvar ve hemoglobin durumu normale döndükten sonra da tedaviye bir süre devam etmek gerekir. Böylece vücudun eksilen demir birikimi de tamamlanır.

  7. #7
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.436

    Standart İntihar

    Özkıyım ( intihar ) "İnsanın kendi kendisini cezalandırma veya kendisini kasıtlı olarak dünyadan ayırmak için girişilen eylem" olarak tanımlanmakta ve "diğer bir deyimle insanın yaşamına son vermek amacı ile yaptığı ve başarı ile sonuçlandırdığı patolojik bir davranış" olarak yorumlanmaktadır.
    Buradaki tanımla günümüz gerçeğine göre doğru (kuşkusuz bunlar ileride değişecektir) yorumlara varabilmek için verilmiştir. Bugün için kabul edilenlere göre bu tanımlarda şöyle değişiklik yapacağız:

    1. İntihar insanın kendisini cezalandırması değil, çaresizliğin bir dışa vurumudur.
    2. İntihar ne kadar planlanmış olsa bile kasıtlı (çaresizliğin bir anlatımı olduğu için) değildir.
    3. İntihar`daki amaç yaşamdan uzaklaşmak değil, kendine acı veren gerçekliğinden uzaklaşmak, kendi gerçekliğini değiştirme konusundaki bir çaresizliğin anlatımıdır.
    4. Özkıyım ( intihar ) patolojik bir davranış değildir, insanın doğasında varolan bir tepki (bir fenomen-görüngü)dir.

    Genel olarak " intihar " deyimiyle; gerçek ölümle sonuçlanan bir " intihar ", ölümle sonuçlanmayan bir girişim, çevreyi intihar`la tehdit, intihar düşüncesi ile ya da böyle bir düşünce olmadan ortaya konan depresif davranışlar sergileme ve kendi kendine zarar verme gibi çeşitli davranış biçimlerinin akla geldiği belirtilmektedir. Diğer yandan bu karmaşıklığı (ancak böyle bir tanım gerçekten karmaşıktır) önlemek için bugün için bu gibi durumları şöyle tanımlamak daha uygun gibi görünmektedir.

    1. Özkıyım (= intihar ) ölümle gerçekleşen kendini öldürme girişimidir.
    2. Özkıyım girişimi (= intihar girişimi) kişi bulunduğunda henüz ölümün oluşmadığı kendini öldürme girişimidir.
    3. Özkıyım ( intihar )ın gerçekleşebileceği davranış ( intihar düşüncesi ile ya da böyle bir düşünce olmadan ortaya konan depresif davranışları sergileme).
    4. Ani gelişen (genelde bir intihar düşüncesi olmadığı halde) o andaki bir intihar duygusuyla ölümle sonuçlanabilecek durumlar (kendi kendine zarar verme gibi çeşitli davranış biçimleri).

    Bu kısa girişle ilgili bir özet yapılacak olursa:

    1. Özkıyım ( intihar ) bir fenomendir (=görüngü) ve her insanda görülebilir, yani bir patoloji değildir.
    2. İster herhangi bir hastalıkla ilgili olsun isterse olmasın belirli bir süreci kapsayan bir düşünme boyutunu içerebilir.
    3.Düşünme boyutunu hiç içermeden ani bir duygusal yaşantı olarak da ortaya çıkabilir.
    4.Düşünmeyi etkileyen (depresif bozukluk gibi) bir hastalığın gidişi nedeniyle kişinin elinde olmadan oluşabilir.
    5.Düşünme boyutunu içerse de, ani bir duygusal yaşantı olarak da ortaya çıksa "mutlak olarak" çaresizlik duygusunu uyandıran bir dizi duygusal yaşantıyı içerir.

    Özkıyım ( intihar )ın Bulunulan Yerde Değerlendirilmesi
    İntihar`ın bulunulan yerde değerlendirilmesi psikiyatride öncelikle sorulan şu sorunun sorulmasını gerektirir: Karşılaşılan durum gerçekten bir intihar mı? Başka bir deyişle "sakın organik bir sürece bağlı olmasın?"

    Bunun anlamını şöyle açıklayabiliriz. Çoğu kez karşılaşılacak durum, kişinin bilincinin kendisini ifade edemeyecek kadar bulanık olmasıdır. Bu gibi durumda çağrı yapan kişilerden alınacak bilgiler büyük önem taşısa da ve hatta bir intihar girişimini destekler görünse de, bilinç bulanıklığına yol açabilecek diğer durumlar her zaman akılda tutulmalı

    Yukarıdaki anlatımlardan şu anlamların çıktığını görüyoruz:

    1. Karşılaşılan kişi çoğu kez yarı bilinçli ya da bilinçsiz durumda olacaktır.
    2. Bu durumdaki kişinin derhal gerekli birincil yaşamsal destek girişimlerini gerçekleştirmek üzere ambulansa taşınması ve en kısa sürede acil servise taşınması gerekmektedir. Kişinin bu duruma bir intihar girişimi nedeniyle mi yoksa başka bir nedenle mi girdiğinin (bu destek sağlanmadan) araştırılması onanmaz bir durumdur.
    3. Ambulans ekibindeki bir kişi, bu işlemler yapılırken, çağrıyı yapan kişilerden durumu aydınlatacak bilgileri eş zamanlı olarak alma ve hızla rapor etme durumundadır.
    4. Eğer bu bir intihar girişimiyse bunun adli bir yönü de bulunduğu için bu rapor standart biçimde hazırlanmalı ve kişi acil servise ulaştığında, orada tutulacak dosyaya eklenmelidir (bu metinde böyle bir standart rapor taslağı sunulmuştur).
    5. İntihar için kullanılan ilacın saptanıp gerekirse "toksikoloji" servisine anında başvurulup alınan bilgilerin rapora eklenmesi.

    İntihar İçin Risk Etkenleri
    1. Erkek Cinsiyeti
    2. Yalnız yaşama, yeni ayrılmış ya da boşanmış olma
    3. İleri yaş
    4. Son 6 aydır kişinin sağlığında giderek bozulma
    5. İş kaybı
    6. Depresyon, şizofreni ya da organik beyin rahatsızlığının varlığı
    7. Önceden Özkıyım (intihar) girişimi öyküsünün varlığı

    Edinilmesi Gereken Önemli Bilgiler
    1. Kişinin ne zamandan bu yana bu durumda görüldüğü,
    2. Bir tıbbi rahatsızlığının bulunup bulunmadığı ve bu rahatsızlığın süregenlik ya da ciddiyet derecesi,
    3. Psikiyatrik bir sağıtım altında bulunup bulunmadığı ya da son zamanlarda davranışlarında bir değişiklik gözlenip gözlenmediği,
    4. Bir kriz yaşantısını doğurabilecek yaşamsal bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediği,
    5. (İlaç alarak) intihar düşünülüyorsa kişinin kullandığı ilaçların ve olası intihar gerçekleştirdiği ilacın saptanması.

    Buradaki tanımla günümüz gerçeğine göre doğru (kuşkusuz bunlar ileride değişecektir) yorumlara varabilmek için verilmiştir. Bugün için kabul edilenlere göre bu tanımlarda şöyle değişiklik yapacağız:

    1. İntihar insanın kendisini cezalandırması değil, çaresizliğin bir dışa vurumudur.
    2. İntihar ne kadar planlanmış olsa bile kasıtlı (çaresizliğin bir anlatımı olduğu için) değildir.
    3. İntihar`daki amaç yaşamdan uzaklaşmak değil, kendine acı veren gerçekliğinden uzaklaşmak, kendi gerçekliğini değiştirme konusundaki bir çaresizliğin anlatımıdır.
    4. Özkıyım ( intihar ) patolojik bir davranış değildir, insanın doğasında varolan bir tepki (bir fenomen-görüngü)dir.

    Genel olarak " intihar " deyimiyle; gerçek ölümle sonuçlanan bir " intihar ", ölümle sonuçlanmayan bir girişim, çevreyi intihar`la tehdit, intihar düşüncesi ile ya da böyle bir düşünce olmadan ortaya konan depresif davranışlar sergileme ve kendi kendine zarar verme gibi çeşitli davranış biçimlerinin akla geldiği belirtilmektedir. Diğer yandan bu karmaşıklığı (ancak böyle bir tanım gerçekten karmaşıktır) önlemek için bugün için bu gibi durumları şöyle tanımlamak daha uygun gibi görünmektedir.

    1. Özkıyım (= intihar ) ölümle gerçekleşen kendini öldürme girişimidir.
    2. Özkıyım girişimi (= intihar girişimi ) kişi bulunduğunda henüz ölümün oluşmadığı kendini öldürme girişimidir.
    3. Özkıyım ( intihar )ın gerçekleşebileceği davranış ( intihar düşüncesi ile ya da böyle bir düşünce olmadan ortaya konan depresif davranışları sergileme).
    4. Ani gelişen (genelde bir intihar düşüncesi olmadığı halde) o andaki bir intihar duygusuyla ölümle sonuçlanabilecek durumlar (kendi kendine zarar verme gibi çeşitli davranış biçimleri).

    Bu kısa girişle ilgili bir özet yapılacak olursa:

    1. Özkıyım (intihar) bir fenomendir (=görüngü) ve her insanda görülebilir, yani bir patoloji değildir.
    2. İster herhangi bir hastalıkla ilgili olsun isterse olmasın belirli bir süreci kapsayan bir düşünme boyutunu içerebilir.
    3.Düşünme boyutunu hiç içermeden ani bir duygusal yaşantı olarak da ortaya çıkabilir.
    4.Düşünmeyi etkileyen (depresif bozukluk gibi) bir hastalığın gidişi nedeniyle kişinin elinde olmadan oluşabilir.
    5.Düşünme boyutunu içerse de, ani bir duygusal yaşantı olarak da ortaya çıksa "mutlak olarak" çaresizlik duygusunu uyandıran bir dizi duygusal yaşantıyı içerir.

    Özkıyım (intihar)ın Bulunulan Yerde Değerlendirilmesi
    İntiharın bulunulan yerde değerlendirilmesi psikiyatride öncelikle sorulan şu sorunun sorulmasını gerektirir: Karşılaşılan durum gerçekten bir intihar mı? Başka bir deyişle "sakın organik bir sürece bağlı olmasın?"

    Bunun anlamını şöyle açıklayabiliriz. Çoğu kez karşılaşılacak durum, kişinin bilincinin kendisini ifade edemeyecek kadar bulanık olmasıdır. Bu gibi durumda çağrı yapan kişilerden alınacak bilgiler büyük önem taşısa da ve hatta bir intihar girişimini destekler görünse de, bilinç bulanıklığına yol açabilecek diğer durumlar her zaman akılda tutulmalı

    Yukarıdaki anlatımlardan şu anlamların çıktığını görüyoruz:

    1. Karşılaşılan kişi çoğu kez yarı bilinçli ya da bilinçsiz durumda olacaktır.
    2. Bu durumdaki kişinin derhal gerekli birincil yaşamsal destek girişimlerini gerçekleştirmek üzere ambulansa taşınması ve en kısa sürede acil servise taşınması gerekmektedir. Kişinin bu duruma bir intihar girişimi nedeniyle mi yoksa başka bir nedenle mi girdiğinin (bu destek sağlanmadan) araştırılması onanmaz bir durumdur.
    3. Ambulans ekibindeki bir kişi, bu işlemler yapılırken, çağrıyı yapan kişilerden durumu aydınlatacak bilgileri eş zamanlı olarak alma ve hızla rapor etme durumundadır.
    4. Eğer bu bir intihar girişimiyse bunun adli bir yönü de bulunduğu için bu rapor standart biçimde hazırlanmalı ve kişi acil servise ulaştığında, orada tutulacak dosyaya eklenmelidir (bu metinde böyle bir standart rapor taslağı sunulmuştur).
    5. İntihar için kullanılan ilacın saptanıp gerekirse "toksikoloji" servisine anında başvurulup alınan bilgilerin rapora eklenmesi.

    İntihar İçin Risk Etkenleri
    1. Erkek Cinsiyeti
    2. Yalnız yaşama, yeni ayrılmış ya da boşanmış olma
    3. İleri yaş
    4. Son 6 aydır kişinin sağlığında giderek bozulma
    5. İş kaybı
    6. Depresyon, şizofreni ya da organik beyin rahatsızlığının varlığı
    7. Önceden Özkıyım ( intihar) girişimi öyküsünün varlığı

    Edinilmesi Gereken Önemli Bilgiler
    1. Kişinin ne zamandan bu yana bu durumda görüldüğü,
    2. Bir tıbbi rahatsızlığının bulunup bulunmadığı ve bu rahatsızlığın süregenlik ya da ciddiyet derecesi,
    3. Psikiyatrik bir sağıtım altında bulunup bulunmadığı ya da son zamanlarda davranışlarında bir değişiklik gözlenip gözlenmediği,
    4. Bir kriz yaşantısını doğurabilecek yaşamsal bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediği,
    5. (İlaç alarak) intihar düşünülüyorsa kişinin kullandığı ilaçların ve olası intihar gerçekleştirdiği ilacın saptanması.

  8. #8
    muratbeyam Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesajlar
    1

    Standart Acıl yardım lütfen!!!!!!!!!!!

    iyi günler öncelikle nereye yazacagimi bilemedim kusura bakmayain yanlissa

    benim problememim iki senedir durduk yere migdem bulaniyor ve gözlerim karariyor ondan sonra sandalyeye oturunca ellerim buz gibi oluyor vee icim yanior lütfen bana yardim edin doktorlara gittim kanimi aldilar birsey cikmadi???

  9. #9
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.489

    Standart

    Alıntı muratbeyam Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    iyi günler öncelikle nereye yazacagimi bilemedim kusura bakmayain yanlissa

    benim problememim iki senedir durduk yere migdem bulaniyor ve gözlerim karariyor ondan sonra sandalyeye oturunca ellerim buz gibi oluyor vee icim yanior lütfen bana yardim edin doktorlara gittim kanimi aldilar birsey cikmadi???
    Sizde kan dolaşımı yetersizliği var, iksir, tonik ve damar çayı kullanın

  10. #10
    meyda Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesajlar
    1

    Standart

    iyi günler anemi hastalığım var bitkisel tedavi için ne öneriyorsunuz simdiden tesekkür ederim iyi günler

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 29
    Son Mesaj : 3 Hafta önce, 10:38
  2. Cevaplar: 7
    Son Mesaj : 11-30-2010, 08:10
  3. Cevaplar: 3
    Son Mesaj : 01-01-2010, 10:50

Visitors found this page by searching for:

kan azlıgı

kan dolasimina ne iyi gelir

b12 vitamini neden eksilir

kan azligi

kan dolaşımı neden yavaşlar

kan azlığı

dolaşım yetersizliğib12 neden eksilirkanın yapısı ve görevlerikan dolaşımıkanın yapısıkan neden eksilirkan dolaşımı yavaşlarsa ne olurkan veren KİŞİ ne yemelivücutta kan neden eksilirkan yapısıkan hücresi küçülmesibeyaz kan eksikliğinde ne yenmelikan dolaşımı yetersizliğikansızlıkta neler yemeliburun kanamasi nelere isarettirbeyindeki kan dolaşımına ne iyi gelir beyaz kan eksikliği için ne yemelidola­şım yetersizliğikandaki alyuvar sayısının azalması hangi hastalığa yol açar

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi | bitkisel tedavi | şifalı bitkiler | tedavi yöntemleri | hemoroid | himalaya tuzu
zona hastalığı, herpes zoster, kuşak hastalığı, mesane iltihaplanması, cystitis, sistitis, sistit, basur, mayasıl hastalığı,hemoroid, hemorrhoid, basur, mayasıl hastalığı,hemoroid, hemorrhoid, vitiligo, beyaz leke hastalığı, cinsel bozukluklar, cinsel isteksizlik, erken boşalma, iktidarsızlık, kısa ilişki, ereksiyon, ülseratif kolit, kalınbağırsak ülseri, böbrek iltihaplanması, nefrit, kurdeşen, kronik ürtiker, anjiyödem, dabaz, kaşınıtlı, kabarcıklı, deri hastalığı, irritabl bağırsak sendromu (İBS), kalın bağırsak hasaslaşması, kolon hasaslaşması, yüksek tansiyon, variz, varikosis, varicose, gastrit, mide mukozası iltihaplanması, ülser, mide yarası, reflü, mide yanması, şişkinlik, kabızlık, hazımsızlık

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84