Sayfa 1 Toplam 7 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
Toplam 61 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Prostat büyümesi, Prostatit, prostat tedavisi, prostat kanseri, prostat iltihabı

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    23.131

    Post Prostat büyümesi, Prostatit, prostat tedavisi, prostat kanseri, prostat iltihabı







    Prostat büyümesi, iyi huylu prostat büyümesi, benigne prostat hiperplazi:

    İyi huylu prostat büyümesi genelikle yaşı 40?ın üzerinde olan erkeklerde görülür ve bu yaşı 60?ı geçenlerde % 40?lara varan oranda görülebilir. İyi huylu prostat büyümesi ile kötü huylu prostat büyümesi birbirinden farklık gösterirler. İyi huylu prostat genelikle prostatın içinde bir şişkinlik oluşarak kendini beli ederken, kötü huylu prostat büyümesi prostatın dışında meydana gelir. Prostatın büyüklüğü takriben bir kestane büyüklüğünde olup 25-30 gr. ağırlığındadır.

    Prostatın arka yüzü kalın bağırsağın son kısmı olan rektumla sırt sırt olduğundan prostattaki değişimler anüsten konturol edilebilir. Mesane kordonu prostatın içinden geçer, bunedenle prostat büyümesi kordonun daralmasına ve sıkışmasına neden olur. Ayrıca testislerden (hayalardan) gelen meni prostatın hemen yanı başındaki tohum torbasında toplanır.

    Cinsi münasebet veya herhangi bir şekilde kişi boşalırken prostat bu meniye kendi sıvısınıda katar ve yoğurt gibi koyu olan meni ayran gibi ince bir sıvıya dönüşür. Bu nedenle prostatını amaliyatla aldıranlarda boşalma (ejakulasyon) sırasında acı çekerler. İyi huylu prostat büyümesinin nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, bunun erkeklik hormonu testosteronun bir ön basamağı olan dihidrotestosterondaki anormal değişimlerin prostat bezesindeki bu büyümeye sebep olduğu yayğın kannattır.

    Prostat büyümesinin belirtileri:
    1-) İdrar yaparken idrarınzayıf gelmesi
    2-) Kişi kendini idrar yapmak zorunda hissetsede, idrar yapmaya birtürlü başlıyamaz
    3-) İdrar yaparken, idrar atma durur ve kişi kendini yeniden zorlıyarak idrar yapmak ister
    4-) Mesanedeki idrarı dışarı atmak ancak karın kaslarını iyice bastırarak ve gererek gerçekleştirir.
    5-) Oldukca sık idrar yapmak için tuvalette gidiyorsa ve geceleri oldukca sıkca idrar yapmak için kalkıyorsa
    6-) Aniden idrar sıkıştırması ve idrarını konturol edemiyerek kaçırma
    7-) İdra yaptıktan sonra idrar kaçırma
    Bu gibi durumlar prostat büyümesinin belitileridir.

    Şayet prostat büyümesi zamanında tedavi edilemezse mesanede kalan artık idrar idrar yolları enfeksiyonu, mesane taşı, idrar yaparken ağrılar, ateşlenmeler, ve böbreklere kadar idrar yığılması vehatta böbreklerin iflasına kadar gidebilir. Prostat büyümesi yaşı 40?ı geçen erkeklerin kendilerinde yukarıdaki belirtilerden birinin veya birkaçının görülmesi halinde mutlaka uroloji (bevliyeci) doktoruna görünmek gerekir.

    Prostatbüyümesi 4 safhalı olup, şayet erken teşhis konursa doğal ilaçlarla tedavi etmek mümkündür ve bunların başında Gökçek İksiri, ZYE, Isırgankökü-, sabal-, yakıotu-, altınbaşakotu-, ve kabak çekirdeği-, preparatları, Gökçek Tonik ve Gökçek İksiri gelir. Vücuttaki her türlü iltihaplı rahatsızlık bağırsak florasının bozulması nedeniyle veya midenin yeterince intrinsic faktorü salğılıyamaması nedeniyle ortaya çıkar.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    www.bitkiseltedavi.com

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.109

    Standart Prostatit Nedir?


    Prof. Dr. Halim Hattat
    Hattat Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı
    Cerrahpaşa Tıp Fak. Androloji Bilim Dalı Başkanı

    Prostatit Nedir?

    Prostatit, erkeklerin sıkça karşılaştığı bir prostat problemidir. Genital veya üriner problemlerle doktora giden her 10 erkeğin 4?ünde nedenin prostatit olduğu düşünülmektedir.

    Prostatit, prostat bezi inflamasyonu için kullanılan genel bir terimdir. İnflamasyon enfeksiyon veya bezi irrite eden başak bir faktöre bağlı olabilir. Hastalığın kesin tedavisi için kesin teşhisi şarttır. Prostatit 3 şekilde ortaya çıkmaktadır:

    1.Kronik non-bakteriyel prostatit:
    Çoğu erkekte görülen prostatit tipi budur. Tanı ve tedavisi en zor olan tiptir. Hastalığı tamamen ortadan kaldırmaktan ziyade semptomların rahatlatılması ana amaç olmalıdır. Belirtileri Sık idrara çıkma, Ani veya zorlu idrar yapma durumu, İdrar yaparken ağrı veya yanma, Nokturi, Sırtın alt kısmı veya genital bölgede ağrı, Azalmış idrar akımı, Ara ara semende kan görülmesi, Ağrılı ejakülasyon, Hafif ateş, Rekürren mesane enfeksiyonu şeklinde olmakla beraber doktorunuz idrarınızda veya prostat bezi sıvınızda bakteri tespit edemez. Ancak idrar örneklerindeki lökositler inflamasyon varlığını işaret eder. Nedeninin bilinmiyor olması tanı ve tedavisinin zor olmasına yol açmaktadır.

    İnflamasyonu tetiklediği düşünülen faktörlerden bazıları:
    -Seksüel aktivite: Üretrit veya cinsel yolla geçen gonore, klamidya gibi bir enfeksiyonu olan seksüel olarak aktif genç erkeklerde daha sık gelişir. Bazı erkeklerde cinsel ilişki sıklığının azalması iyileştirici bir faktör olabilir.
    -Anksiyete veya stres: Bu durumlar idrar akımını kontrol eden üriner sfinter kasının kasılmasına neden olur. Bu kaslar, mesane ve rektumu destekleyen pelvik taban kaslarıdır. Kasılmalar, kasların düzenli gevşemelerini önler ve üretradaki idrarın prostata geri dönüp bez dokusunu irrite etmesine neden olur.
    -İdrarı bitirme ve yeniden başlama: Bazı erkekler idrar yaparken sık sık durup tekrar başlarlar. İdrar akımını durdurmak üretradan prostat geri idrar kaçışına neden olur ve bu da prostatı irrite eder.
    -Ağır Kaldırma: Mesane doluyken ağır kaldırma idrarın prostata geri kaçışına neden olur.
    -Meslek: Kamyon şoförlüğü gibi meslekler bu enfeksiyonla ilişkili olabilir.
    -Bazı aktiviteler: Bisiklete binme veya jogging gibi aktiviteler bezi irrite edebilir.

    2.Akut bakteriyel prostatit:
    Hastalığın en az yaygın fakat en ciddi formudur. Ciddi ve sıklıkla ani belirtilere neden olan prostat bezi enfeksiyonu nedeniyle oluşur. Belirtileri:
    -Ateş
    -Üşüme
    -Grip benzeri durum
    -Sırtın alt kesimi ve genital bölgede ağrı
    -İdrar yaparken ağrı ve yanma
    -İdrar yapma güçlüğü ve azalmış idrar akımı
    -İdrar yapma esnasında mesaneyi tam boşaltamama hissi
    -Sık ve acil idrar yapma ihtiyacı
    -Kanlı idrar
    -Ağrılı ejakülasyon

    Üriner trakt veya kalın barsaklarda sık bulunan bakteriler prostatitin bu tipinden sıklıkla sorumludur. Eğer semptomlarınız ciddiyse iyileşene dek birkaç gün hastanede kalmanızı gerektirebilir. Çünkü akut bakteriyel prostatit idrar yapamama ve kan dolaşımına enfeksiyon yayılması (bakteriyemi) gibi ciddi problemleri içerebilir. Bir doktora görünmenizi gerektirecek kadar önemlidir.

    3.Kronik bakteriyel prostatit
    Bu durum da bir bakteriyel enfeksiyon nedeniyle olur.Her ne kadar akut prostatin aksine semptomlar tipik olarak yavaş gelişse ve daha az ciddi olsa da belirtileri kronik non-bakteriyel prostatit ile hemen hemen aynıdır. Kronik bakteriyel enfeksiyona neyin neden olduğu açık değildir. Akut bir enfeksiyon gibi üriner traktınızdaki bakterilere bağlı olabilir.Diğer nedenler mesane veya kan enfeksiyonuna bağlı olabilir. Enfeksiyon travmayı veya genellikle kateter gibi bir enstrümanın üriner traktınıza sokulmasını takip edebilir. Doktorların üriner kateter sonrası rutin olarak antibiyotik yazmalarının nedeni budur. Bazen prostat bezinde kalsifiye taşlar oluşup bakterileri çekebilir. Nadiren enfeksiyon bakterilerin toplanacağı bir alana neden olan altta yatan bir prostat strüktürel defektine bağlı olabilir. Prostatitin bu formu genellikle kroniktir çünkü enfeksiyonun temizlenmesi güçtür. Alınan antibiyotiklerin prostat dokularına penetre olmaları uzun zaman gerektirir.

    Sizinki Hangi Tip?
    Prostatit tanısındaki en önemli iki adım benzer semptomlara neden olan diğer durumların ekarte edilmesi ve hangi tip prostatitiniz olduğunun saptanmasıdır. Bunun için geçmiş medikal tedavileriniz, geçirdiğiniz enfeksiyonlar, cinsel yaşamınız ve aile hikayenizle ilgili inceleme yapılacaktır.Bununla beraber fizik muayene ve rektal digital muayene de yapılacaktır. Digital muayene sırasında doktorunuz prostat bezinden sıvı alabilir. Bunun için bezinizi güçlü bir şekilde ovacaktır ve sıvınızın üretraya akmasını sağlayacaktır. Bu sıvı enfeksiyon veya inflamasyon bulguları açısından mikroskop altında incelenecektir. Bu prosedür prostat masajı veya stripping olarak adlandırılır. Bakteri ve lökosit araştırması için bir idrar örneği gerekir. Lökositler inflamasyonu, bakteriler enfeksiyonu gösterir. İdrar testiniz her ikisi için de pozitif ise bakteriyel prostatitiniz vardır. Eğer lökosit var ve bakteri yoksa bu nonbakteriyel formdur. Bakteri veya lökosit yoksa semptomlarınız başak rahatsızlıklarla ilgilidir.

    Tedavi Yolları:
    Medikal Tedaviler:
    -Antibiyotikler: Tüm prostatit tiplerinde antibiyotikler geleneksel olarak ilk tercihdir. Enfeksiyona neden olan spesifik bakteri tipi saptanana kadar doktorunuz size geniş spektrumlu bir antibiyotik başlayacaktır. Antibiyotiğin kullanım süresi enfeksiyonun ilaca verdiği yanıta göre değişir. Akut bir prostatitte birkaç haftalık bir tedavi yeterlidir. Diğer yanda kronik non bakteriyel form dirençli olup tedavi süresi uzundur, bazen tedavi edilemeyebilir. Ek olarak ilaçlar kesilince relapslar görülebilir. Relaps olursa enfeksiyonu kontrol etmek için günlük düşük doz antibiyotik kullanımı gerekebilir. Her ne kadar nonbakteriyel prostatitte enfeksiyonlar neden olmasa da doktorunuz semptomları azaltmak için birkaç haftalık antibiyoterapi verebilir.

    -Alfa Blokörler: Zor idrar yapma şikayetiniz varsa bu durum üriner sistemdeki bir obstrüksiyona bağlı olabileceği için doktorunuz alfa blokör başlayabilir. Bu ajanlar mesane boynu ve prostatı rahatlatabilir.

    -Ağrı Kesiciler: NSAID ajanlar veya asetaminofen ağrı ve rahatsızlığı azaltabilir. Ancak yan etkiler açısından doz ayarlaması doktorunuz tarafından yapılmalıdır.

    Fizik Tedavi:
    Alt pelvik kasları gerip gevşetmek bazı erkeklerde semptomları azaltabilir. Hangi egzersizlerin ne kadar uygulanması gerektiğine karar vermek için bir fizyoterapiste ihtiyaç vardır. Diatermi tedavide kullanılabilir. Bu uygulama kas dokusunu ısıtmak ve onları daha rahat gevşer hale getirmek için elektriksel akım kullanır.

    Terapistiniz biofeedback gibi diğer teknikleri kullanabilir. Biofeedback size kaslarınızı gevşetmenizi sağlayacak bir teknolojidir. Bir biofeedback seansında terapist size elektrotları uygular ve vücudunuzun başka yerlerinde alıcılar yerleştirmiştir. Elektrotlar bir monitöre bağlıdır ve kas gerginliği gibi vücut fonksiyonları hakkında feedback verir. Terapistiniz bu sırada sizi rahatlatmak için relaksasyon teknikeri uygular. Doktorlar, fizyoterapinin prostatitte nasıl faydalı olduğundan emin değildir. Bazı erkeklerde sıkı veya irrite olmuş kasların durumdan sorumlu olabileceğini düşünürler.

    Sitz Banyoları:
    Çoğu erkekte bu banyolar ağrıyı azaltır, pelvik ve alt abdominal kaslarda gevşemeye neden olur. Alt vücut yarısını suya sokarsınız. Doktorunuz size ayda iki üç kez 30 dakika oturma banyosu önerecektir.

    Prostat Masajı:
    Prostat masajı enfeksiyona neden olabilecek konjesyonu azaltır. Ayrıca antibiyotiklerin enfekte dokulara daha derin penetrasyonunu sağlar.

  3. #3
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    23.131

    Standart

    Alıntı delidumrul Nickli Üyeden Alıntı
    sayın ibrahim gökçek ben 3 yıldır kronik prostatit (prostat iltihabı) hastasıyım, gökçek iksirini yeni kullanmaya başladım yalnız size sorum şu olacak; içerisinde sirke olan bu karışımda asit olması gerek asitli içeceklerin prostata zararı olduğunu biliyorum daha önceden asitli birtakım gıdalar aldığımda prostatımın rahatsızlandığını gördüm bu durumda bu iksirin bana zararı dokunmaz mı? Ayrıca mide ve bağırsak rahatsızlığım var zaman zaman ishal oluyorum, bu iksir bu gibi rahatsızlakları artırır mı?
    Gökçek İksirinin böyle bir yan tesiri yoktur, aksine mide ve bağırsaklarada iyi gelir, fakat daha önceden söyleseydiniz. Ben size önce midenizdeki problemi haletmenizi tavsiye ederdim, çünkü mide ve bağırsaklardaki problem diğer rahatszılıkları tetikler. Neden çünkü vücudun vitamin, minerla, enzim vs ihtiyacı bu sindirim organlarının sağlıklı çalışmasına bağlıdı. Bu nedenle Gökçek Toniki birlikte alırsanız iyi olur.

    www.bitkiseltedavi.com

  4. #4
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.109

    Standart


    PROSTAT PROBLEMİ OLAN HASTALAR

    Prostat bezinde; iltihap, selim prostat büyümesi ve kanser olmak üzere 3 tip hastalık görülmektedir. Bu hastalıkların belirtileri genel olarak işeme ile ilgilidir. Selim prostat büyümesi ve kanser 50 yaşından sonra görülmektedir. Prostat hastalıklarının tedavileri mümkündür. Prostat kanseri tedavisinde erken teşhis önemlidir. Erken teşhis için, 50 yaşından sonra yıllık doktor kontrolü önerilmektedir.

    PROSTAT SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI
    Yalnızca erkeklerde bulunan prostat bezi, mesane (idrar torbası ) tabanı ile penis kökü arasındaki idrar yolunu çevreler.
    Şekil ve boyut olarak kestaneyi andıran prostat bezinin yapısında, düz kas, süngersi doku, bezler ve küçük kanallar bulunmakta olup, kapsül adı verilen ince bir zarla çevrilmiştir.
    Prostat, doğumda yaklaşık olarak bezelye boyutlarında iken, 20 yaşına kadar büyümeye devam eder ve erişkin boyuna ulaşır. 45 yaşına kadar boyutları sabit iken, bu yaştan sonra tekrar büyümeye başlar. Temel görevi, spermlerin taşınmasından sorumlu olan meninin içindeki sıvıya katkıda bulunmaktır.
    Prostat bezinde 3 tip hastalık görülebilir
    1) Prostatit (prostat iltihabı ): Genellikle bir bakteri sebep olur. En sık 25-45 yaşlarında görülür. Prostat şişer ve hassaslaşır.

    2) BPH (selim prostat büyümesi): 45 yaş sonrası tekrar büyüyen prostatın, idrar yolunu daraltması ile idrar yapmada zorluk görülür. Genellikle 55-60 yaşlarında fark edilir.
    3) Kanser: 50 yaşından sonra görülür ve yaş arttıkça kanser görülme sıklığı artar. Kanserin tipine bağlı olarak büyüme hızlı veya yavaş gelişir.

    Prostat ile ilgili hastalıkların belirtileri nelerdir?


    İdrar yapmaya başlamakta zorlanma
    İdrar akımının etki ve hızında azalma
    Sık idrara çıkma
    İdrar yaptıktan sonra mesanenin boşalmaması
    İşedikten sonra damla damla idrar gelmesi
    Ani işeme hissi
    İdrarda kan görülmesi
    Ağrılı boşalma (ejakülasyon)
    İşerken ağrı veya yanma hissi
    <LI>Makatta ağrı veya hassasiyet

    Prostat hastalıkları için risk faktörleri nelerdir?
    1) Yaş: Yaşla birlikte BPH (selim prostat büyümesi) ve kanser sıklığı artmaktadır. 50 yaş üzerindeki erkeklerin yarısında, 70 yaş üzeri erkeklerin %80'inde prostat büyümesi görülmektedir. Bununla birlikte, prostat kanserinin %80'den fazlası 65 yaş üzerinde görülmektedir.
    2) Etnik köken: Prostat kanserinin zenci erkeklerde daha sık, daha erken yaş ve daha ağır şekilde görüldüğü bilinmektedir.
    3) Aile hikayesi: Baba veya kardeşinde prostat kanseri bulunanlarda kanser görülme riski 2 kat artmıştır. Aynı zamanda ailesinde BPH bulunanlarda BPH görülme riskinin arttığı bilinmektedir.
    4) Diyet: Yüksek yağlı diyet, prostat kanserine yakalanma riskini 2 kat arttırmaktadır. Bunun yanında soyalı ürünlerin ve bazı sebze ve meyvelerin, prostat kanserine yakalanma riskini azalttığı bilinmektedir.
    5) Çevre: Mekaniker, çiftçi, kaynakçı ve endüstriyel alanda çalışanlarda, prostat kanserinden ölüm oranının arttığı belirlenmiştir.
    Bütün kanser tiplerinde erken evrede tedavi daha kolaydır. Ancak prostat kanseri, erken evrede nadiren belirti vermektedir. Kanseri erken evrede yakalamanın şartı risk taşıyan hastaların 40, diğerlerinin 50 yaşından sonra düzenli doktor kontrolüne gitmeleridir.

    Prostat kanseri kontrollerinde hangi testler yapılmaktadır?

    1) Parmakla rektal muayene: Prostatın temel muayene metodudur. Prostatın rektuma (kalın bağırsağın son bölümü) komşu olan bölümü muayene edilir. Prostattaki büyüme BPH'yı; hassasiyet prostatiti; nodül, sert ve düzensiz büyüme prostat kanserini işaret edebilir. Muayenedeki anormallikler daima kanser anlamına gelmez. Enfeksiyon veya prostatta oluşan taş da benzer bulgu verebilir.
    2) İdrar testi: İdrarda kırmızı kan hücreleri görülmesi prostat iltihabı veya tümöre işaret edebilir. İdrar yollarındaki enfeksiyon, mesane ve böbrek problemleri de benzer bulgu vermektedir.
    3) Kan testi (PSA): Koldaki bir damardan alınan kanda bakılmaktadır. Meniyi sıvılaştıran bu madde normalde prostatta bulunmakta ve küçük bir miktarı kan dolaşımına geçmektedir. Kanda normalden fazla miktarda bulunması prostat iltihabı, BPH veya kanseri işaret edebilmektedir.
    Normal PSA değeri: 0-4 ng/ml arasındadır. Bununla birlikte yaşa bağlı olarak normal değerler değişkenlik göstermektedir.
    Yüksek PSA her zaman kanseri göstermez!</SPAN>

    </SPAN>

    Yüksek PSA nedenleri nelerdir?
    a) Ejakülasyon (boşalma): 50-80 yaş arasındaki erkeklerde ejakülasyondan sonraki 1 saat içinde PSA %40 artmaktadır. PSA testinden 2 saat önce seksüel aktiviteden kaçınmak gerekir.
    b) BPH: Yüksek PSA'nın en sık nedenidir.
    c) Prostatit: Prostat iltihabı veya enfeksiyonu kana normalden fazla PSA geçmesine sebep olmaktadır.
    d) Kanser: Kanser hücreleri de normal prostat hücreleri gibi PSA üretmektedir. Çoğalan kanser hücreleri PSA seviyesindeki artışa sebep olmaktadır.
    e) 2 hafta - 2 ay içinde prostata yapılan bazı işlemler, (biyopsi, TUR-P, TUİP, prostat masajı ) PSA yükselmesine sebep olabilmektedir.

    PSA testi ne kadar doğrudur?
    PSA testi ile erken evre kanser %80 oranında tespit edilebilmektedir. Dolayısı ile erken evre prostat kanserli hastalarda %20 oranında normal PSA değeri görülebilmektedir.
    PSA testinin diğer bir dezavantajı, kanser ile diğer prostat hastalıklarını kesin olarak ayırt edememesidir. Yüksek PSA düzeyi bulunan hastaların 1/3'inde kanser bulunmaktadır.
    Sonuç olarak yüksek PSA değeri ile kanserden şüphelenildiğinde ilave başka testler yapılması gerekmektedir.
    70 yaş üzerinde PSA testi değerini kaybeder ve bu hastalara yapılması gereksizdir.
    4) Ultrason: Muayene, kan ve idrar testlerinden sonra gerek duyulursa yapılır.
    Prostat büyüklüğü, işeme sonrası mesanede kalan idrar miktarı ve böbreklerin durumu araştırılır.
    Muayene ve PSA testi sonucu ile kanserden şüphelenildiğinde makattan yapılan ultrason eşliğinde prostattan parça alınmaktadır.

    BPH (SELİM PROSTAT BÜYÜMESİ )
    Doğumda bezelye tanesi kadar olan prostat, ergenlik döneminde hızlı büyüme dönemine girer. 25 yaşında büyümesi durur. 40 yaşından sonra idrar yolunun etrafındaki hücreler tekrar çoğalmaya başlar.
    Büyüyen prostat idrar yoluna baskı yaparak, idrar akımını yavaşlatır ve mesanenin boşalmasına engel olur.
    BPH'ne sebep olan durumlar kesin olarak bilinmemektedir. Artan yaşla birlikte prostatın erkeklik hormonlarına karşı hassasiyetinin arttığına inanılmaktadır.
    Evli erkeklerde BPH gelişme ihtimalinin bekar erkeklere göre daha fazla olduğu belirlenmiştir.
    BPH'lı erkeklerin yarısı semptomları farkına varmadan yaşar, ancak BPH belirtileri rahatsız edici olmaya başladığında doktora başvururlar.

    BPH'nin Belirtileri Nelerdir?
    İdrar akımında zayıflama
    İdrara başlamada zorluk
    Kesik kesik idrar yapma
    İşeme sonrasında damla damla idrar gelmesi
    Sık idrara çıkma ve acil işeme ihtiyacı
    Geceleri idrara çıkmada artış
    Mesanenin tam boşalmadığı hissi
    Belirtilerin şiddeti, her zaman prostatın büyüklüğü ile orantılı değildir. Bazen küçük bir prostat, büyük bir prostattan daha fazla rahatsız edici olabilmektedir. BPH'lı erkeklerin yarısında belirtiler aynı kalır, diğer yarısında gittikçe kötüleşir ve tedavi edilmesi gerekir.
    BPH mesaneyi boşaltmayı engelliyorsa, sağlığı ciddi şekilde tehdit eder. Mesanenin sürekli dolu olması tekrarlayan enfeksiyonlar ve böbrek hasarına sebep olur.
    BPH belirtilerine benzer belirtiler mesane taşı, enfeksiyon, diyabet, nörolojik problemler, prostatit veya prostat kanserinde de görülebilmektedir.


    BPH tanısı nasıl konur?
    a) Parmakla prostat muayenesi: Prostatın büyüklüğü ve kıvamı değerlendirilir.
    b) İdrar testi: Muhtemel idrar yolu enfeksiyonu veya idrar yoluna kanamayı gösterir.
    c) PSA testi: Kanserden ayırmak için yapılmalıdır.
    d) AUA semptom indeksi: Belirtiler ve sıklığı araştırılır. Hasta tarafından doldurulur.
    e) İdrar Akım Testi: İdrar akım miktarı ve hızı ölçülür. 15ml/sn'den daha fazla olan akım hızları normaldir. 10-15 ml/sn orta, 10ml/sn 'nin altında olan akım hızları şiddetli BPH'ne işaret eder.
    f) İşeme sonrası mesanede kalan idrar hacmi: Ultrason veya mesaneye yerleştirilen sonda ile ölçülür. Mesanenin yeterince boşaltılıp boşaltılamadığını anlamak için yapılır.
    g) Ultrason: Prostat büyüklüğü, böbreklerin durumu, muhtemel taş veya tümör araştırılır.
    h) Ürodinami: Semptomların BPH'den çok, mesanenin çalışma bozukluğuna ait olduğu düşünülüyorsa mesane basıncı ve fonksiyonunu ölçen bu test yapılır. İdrar yolundan mesaneye kateter gönderilir ve serum ile doldurulan mesanenin çalışması bilgisayar kaydı ile incelenir.
    i) Sistoskopi: İdrar yolundan sistoskop (optik bir sistem içeren ince bir tüp) ile girilerek idrar yolu, prostat ve mesane direkt olarak görülerek incelenir. Darlıklar, prostat büyümesi, anatomik anormallikler, mesane taşı veya tümörler görülebilir.
    j) IVP: Damardan verilen kontrast madde ile X ışını görüntüleri alınarak, üriner sistem anormallikleri incelenir. Günümüzde nadiren başvurulmaktadır.

    BPH nasıl tedavi edilir?
    1) Bekleme:
    Hafif ve rahatsız edici olmayan belirtilerle tedavi yapmadan beklenebilir. BPH'nin prostat kanseri riskini arttırdığına dair bilgi yoktur.
    Bekleme süresince yapılması gerekenler nelerdir? Sıvı kısıtlaması: Akşam 7'den sonra sıvı alımı kısıtlanmalıdır.
    Alkol kısıtlaması: Alkol idrar yapımını artırır ve prostat bezinde dolgunluk yapabilir.
    Egzersiz: Hareketsizlik idrar birikimine neden olur.
    Sıcak ortam: Soğuk hava idrar birikmesine neden olabilir.
    2) İlaç tedavisi:
    Orta şiddete kadar olan BPH'da ilaç tedavisi yapılır.
    a) Alfa blokerler: (Terazosin, Doksazosin, Tamsulosin, Alfuzosin) hipertansiyon için geliştirilmiş, ancak BPH'ya karşı etkisi tespit edilmiş ilaçlardır.
    Mesane tabanı ve prostatta bulunan kasları gevşeterek idrar yapmada kolaylık sağlarlar.
    İlaca başladıktan 1-2 gün içinde etkileri başlar ve BPH'lı erkeklerin %75 'inde etkili olurlar.
    Baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk, sersemlik, meninin mesaneye kaçması gibi yan etkiler görülebilir.
    b) Finasterid:
    Alfa blokerler gibi kasları gevşetmek yerine prostatı küçülterek etki gösterir. Hafif büyümüş veya normal boyuttaki prostatlarda etkisi sınırlıdır. Etkisi uzun zamanda gözlenmektedir. (3 ay-1 yıl)
    Libido azalması ve meni miktarında azalma gibi yan etkileri vardır.
    Finasterid, PSA düzeyini düşürmektedir. Bu etkisi ile PSA'nın prostat kanserini belirlemedeki etkinliğini azaltır.
    3) Cerrahi tedavi:
    Ciddi semptomları olan hastaların yanında sık üriner enfeksiyon, idrar birikimine bağlı böbrek hasarı, idrar yolundan kanama ve mesane taşı gelişimi durumlarında cerrahi yöntemlere başvurulmaktadır.
    Cerrahi tedavi en sık yan etki oluşturan yöntem olmasına karşılık altın standarttır.
    Ciddi sağlık problemleri (Kontrolsüz diyabet, siroz, majör psikiyatrik bozukluk, ciddi akciğer,kalp ve böbrek problemi) olanlarda önerilmemektedir.
    BPH tedavisinde uygulanan cerrahi yöntemler nelerdir?
    a) TUR-P: Rezektoskop ile idrar yolundan girilerek prostatın kazınması işlemidir. Hastanede yatış süresi ameliyattan sonra 1-3 gündür. Ameliyat sırasında takılan sonda hastaneden çıkarken alınmaktadır.
    Ameliyat sonrasında idrar yaparken duyulan ağrı ve acil işeme hissi zamanla düzelmektedir.

    Operasyonun yan etkileri: Meninin penisten dışarı akması yerine mesaneye dolması
    <LI>İdrar yolunda darlık gelişebilir.
    TUR-P sonrası hastaların %10'u 10 yıl içinde tekrar müdahaleye ihtiyaç duyarlar.
    b) TUIP: TUR-P'de olduğu gibi idrar yolundan girilir ancak prostat kazınmaz. Prostat bezine iki küçük kesi yapılarak idrar yolu genişletilir. Ciddi sağlık problemi olan ve uzun süren ameliyatları kaldıramayan hastalarda uygulanır. TUR-P'ye göre daha az etkilidir.
    c) Açık prostatektomi: Büyük prostatlarda, mesanede cep (divertikül) oluştuğu hallerde ve mesane taşı oluşumu görülen hastalarda uygulanır.
    Karnın alt kısmına yapılan bir kesi ile önce mesaneye ulaşılır. Daha sonra mesane açılarak prostata ulaşılır ve prostatın büyüyen iç kısmı çıkarılır. Dış kısmı yerinde bırakılır.
    BPH tedavisinde en etkili cerrahi yöntemdir, ancak yan etkileri en fazla olandır.
    Hastanede kalış süresi ve sondalı kalma süresi TUR-P'ye göre daha uzundur (5-10 gün).
    d) Isı tedavisi (termoterapi): Bu yöntemler, ısı enerjisini kullanarak büyük hacimli prostat hastalarında uygulanan daha az girişim gerektiren tedavi yöntemleridir. Termoterapi, cerrahi girişim ile ilaç tedavisi arasındaki boşluğu dolduran yöntemdir. İlaç tedavisinden daha etkili sonuçlara sahip olup, cerrahi yöntemler sonrası gelişen komplikasyonlar daha az görülür.
    4) Lazer tedavisi
    Lazer tedavisinde diğer termoterapi yöntemlerinde kullanılan mikrodalga enerjisi, radyo dalgası veya elektrik akımı yerine, ısı enerjisini üretmek için lazer teknolojisi kullanılır. Genellikle sertleşme problemi veya idrar kaçırmaya neden olmaz. Prostat dokusunun çıkarılması neredeyse kansız bir şekilde sağlanır ve hastanede daha kısa süre kalmayı ve daha kısa süre sondalı kalmayı sağlar.
    Bununla beraber, bazı lazer uygulama yöntemleri uzun süre sondalı kalmayı gerektirebilir. TUEP: Prostatın transüretral buharlaştırılması (TUEP) yönteminde, prostat dokusunun harap edilmesi için lazer enerjisi kullanılır. Bu yöntem genellikle güvenlidir ve kanama oranı azdır. Uygulamadan hemen sonra idrar akımında çarpıcı bir iyileşme gözlenen etkin bir yöntemdir.
    VLAP: Prostatın vizüel lazer ablasyonu (VLAP) fazlalık olan prostat hücrelerini yok etmek için lazer enerjisi uygulanır ve enerji uygulanan dokular, zaman içerisinde haftalar ya da aylar sonra yok edilir. Bir dezavantajı, çekiciliğini azaltmaktadır. Bu da ölü dokuların şişmesine bağlı olarak gelişebilecek idrar retansiyonu (idrar yapamama) nedeni ile birkaç gün sonda kullanılması gerekliliğidir. Ayrıca günler ya da haftalar sürebilecek idrar yaparken yanma hissi söz konusu olabilir.
    Daha İyi Lazer Yapma Arayışları
    Lazer tedavisinin en büyük dezavantajlarından birisi tedaviyi takiben sondalı kalma gerekliliğidir. Yeni tip lazerler bu problemin çözümlenmesine yardım etmektedir.
    Yeni tip lazerler iki şekilde çalışmaktadır. Bunlar prostat dokusunu hem kesip çıkarır hem de buharlaştırır. Böylece tıkanıklığa sebep olan doku kısa sürede tahliye edilir ve kateter en fazla 24 saat tutulur. Bu şekilde çalışan iki tip lazer vardır: KTP lazer ve Holmium YAG lazer
    Ulaşılması gereken nokta lazer tedavisinin avantajları (güvenlik ve azalmış kanama) ile daha az girişim gerektiren tekniklerin sağladığı idrar akım hızındaki hızlı düzelmenin sağlanmasıdır.
    Genel olarak BPH tedavisi kanser gelişimini azaltmaz. Tedavi sonrası düzenli kontrollere gelmek gerekliliği unutulmamalıdır.

    PROSTAT KANSERİ
    Kanser: Normalden hızlı ve kontrolsüz büyüyen hücreler topluluğudur.
    Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanserdir ve kanserden ölümlerde 2. sıradadır.
    Yaşlandıkça sıklığı artar. 50 yaşında %25 olan görülme oranı 80 yaş sonrası %50'ye ulaşır.
    Prostat kanseri diğer kanserlere göre yavaş büyür, ancak kendi içinde hızlı büyüyen tipleri de bulunmaktadır.
    Kanserin prostata sınırlı olduğu erken evrede tedavi kolaydır ve tedavi başarısı için erken tanı önemlidir. Ancak hastaların %40'ında hastalık prostat dışına yayıldığında belirti vermektedir.
    Prostat kanseri belirtileri BPH belirtilerine benzer. Ek olarak makatta ağrı hissedilebilir.

    Prostat kanserinde belirtiler nelerdir?
    İdrar akımında zayıflama
    İdrara başlamada zorluk
    Kesik kesik idrar yapma
    İdrar yapmanın sonunda damla damla idrar gelmesi
    Sık idrara çıkma ve acil işeme ihtiyacı
    Geceleri idrara çıkmada artış
    Mesaneyi tam boşaltamama hissi
    Ağrılı boşalma
    İştah ve kilo kaybı

    İdrarda kan bulunması

    Prostat kanseri tanısı nasıl konur?
    1) Parmakla prostat muayenesi: Prostat normal kıvamına göre yaygın serttir veya noktasal bir sertlik bulunabilir (nodül).
    2) PSA düzeyi: Yükselmiştir. Ancak tümör hücrelerinin farklılaşma derecesine göre normal PSA'lı tümörler de görülebilmektedir.
    3) Prostat biopsisi: Makattan ilerletilen ultrason probu eşliğinde, iğne ile prostattan parçalar alınır. İşlem sonrası birkaç gün makattan, idrarla veya meni ile kan gelebilir.
    Biopsi ile kanser tespit edildiğinde, kanserin gelişme hızını belirlemek için kanser evrelemesi yapılır.
    Alınan prostat dokuları mikroskop altında patolog tarafından incelenir. Kanser hücreleri normal prostat hücrelerine benzemekten uzaklaştıkça, kanserin yayılma hızı ve şiddeti artar.
    Kanser hücrelerinin normal prostat hücrelerine benzerliği, Gleason skalası (1-5) ile değerlendirilmektedir. En çok ve 2. sıklıkta görülen Gleason değerleri toplanır ve Gleason skoru oluşturulur (1-10).
    Gleason skoru ne kadar yüksekse kanser o kadar agresiftir.
    Gleason skoru 2-4 arasında ise, kanserin 10 yıl içinde prostat dışına yayılma ihtimali %25, 5-7 arasında ise %50, 8-10 arasında ise %75'tir.


    Kanserin prostat dışına yayılımını anlamak için hangi testler yapılır?
    a) Kemik taraması: Kanserin kemiğe yayılımını gösterir.
    b) Akciğer röntgen filmi: İlerlemiş prostat kanserli hastaların %25'inde akciğer yayılımı olmaktadır.
    c) Bilgisayarlı tomografi (BT): Büyümüş lenf bezleri belirlenmektedir.
    d) Magnetik rezonans görüntüleme (MRG): Kanserin lenf bezleri ve kemiklere yayılımını belirler.
    e) Lenf bezi biopsisi: Prostatın yakınındaki lenf bezleri ameliyatla çıkarılarak incelenir.

    PROSTAT KANSERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

    1) Kanseri kendi haline bırakmak:
    70 yaş üzerindeki hastalarda veya küçük ve düşük dereceli kanserlerde,
    Prostata sınırlı kanseri olan hasta düşünmek için zaman istiyor ise,
    Sağlık ve yaş gibi nedenlerden dolayı tedaviyi kaldıramayacak hastalarda,
    <LI>Yaşam beklentisi 10 yıldan az ise
    6 ayda bir defa parmakla muayene ve düzenli PSA testleri ile tedavisiz beklenebilmektedir.
    2) Prostatın çıkarılması:
    Prostata sınırlı kanserlerde en etkili tedavidir.
    Prostat BPH tedavisinden farklı olarak kapsülü ile birlikte bütün olarak çıkarılır.
    Prostata sınırlı kanserlerde, ameliyatı kaldırabilecek hastalarda, beklenen yaşam süresi kanserin verdiği süreden fazla ise uygulanır.
    Yeni yöntem ve aletlerin geliştirilmesi ile cinsel ve işeme fonksiyonlarının, sinirlerin korunduğu teknikler kullanılmaktadır. Güçlü kanama kontrolleri günümüzde rutin olarak uygulanmaktadır.
    Böylece 10 yıl önce cerrahiyi seçen hasta oranı %10 iken günümüzde %25'e yükselmiştir.

    Ameliyatın riskleri nelerdir?
    a) Ameliyata bağlı ölüm: %1 oranında görülmektedir. Bu oran yaşla birlikte artmaktadır.
    b) Erektil disfonksiyon (sertleşme problemi): Yaşa bağlı olarak görülme sıklığı artar. Ameliyat sırasında sinirlerin tahrip olması ile gelişir. 50 yaş ve altında sinirlerin korunduğu ameliyatlarda ereksiyonu koruyabilme oranı %60-80 iken 70'li yaşlarda oran %15-25'tir. Ameliyat öncesi ereksiyon oluşturmada güçlük varsa ameliyat sonrası risk daha fazladır.
    c) İdrar kaçırma: Hastaların tamamında en azından birkaç gün süreyle görülür. Bir kısmında haftalar veya aylar boyunca devam edebilir.

    3) Radyasyonla kanserin yok edilmesi:
    Cerrahi istemeyen hastalarda
    Yaşlı veya ameliyatı kaldıramayacak hastalarda
    Prostat dışına yayılan ve cerrahi olarak tedavi edilemeyen kanserlerin tedavisinde uygulanır. Radyasyon tedavisi ile kanserli hücreler ölür, tümör küçülür ve ağrı azaltılır. Prostata sınırlı kanserlerde 10 yıllık dönemde cerrahi kadar etkilidir.
    Radyasyon kanserli hücrelere 2 şekilde ulaştırılabilmektedir.
    a) Eksternal radyoterapi:
    Vücudun dışından radyasyon verilir. Kanser hücrelerinin yanında sağlıklı hücreler de zarar görür.
    6-7 hafta, haftada 5 gün devam eder ve her tedavi 15 dk. sürer.
    b) Brakiterapi:


    Ultrason eşliğinde pirinç büyüklüğündeki radyoaktif çekirdekler prostata yerleştirilir. Dışardan verilen radyasyonun 2 katı prostata ulaşır ve sağlıklı dokular daha az zarar görür. 1 saat süren işlem anestezi altında yapılmaktadır.
    İşlem sonrası ilk 2 ay çocuklar ve hamile bayanlardan 7-8 m uzak kalmak gerekir. 1 yıl içinde çekirdeklerdeki radyasyon tükenmektedir. Bu yöntemin uzun dönem sonuçları bilinmemekle birlikte, 5 yıl için hastaların %90'ında ve 10 yıl için %85'inde kanser büyümesi kontrol altına alınmaktadır. Brakiterapi ile 3 hastadan 2'sinde kanser yok edilebilmektedir.

    KANSER PROSTAT DIŞINA İLERLEDİYSE NASIL TEDAVİ EDİLİR?
    Tedavi ile kanserin büyümesi geçici olarak yavaşlatılabilir ve tümör küçülebilir, hastalığa bağlı belirtiler azalır ve yaşam süresi uzar.

    1) Hormon tedavisi:
    Prostat kanserlerinin çoğu, hormona bağımlı olarak büyümektedir ve prostat dışına yayılan kanserlerde tedavinin amacı, kansere hormon ulaşımının engellenmesidir. Hastaların %75'inde bu yöntem seçilir. Hormon tedavisi, bu tedaviye direnç gelişmesi beklenen 1-3 yıl içinde %80 oranında etkilidir. Hormon tedavisi libidoyu azaltır, erektil disfonksiyon gelişir, memede hafif büyüme olur, kaslarda ve kemiklerde erime gelişir ve pahalıdır.
    3 tip hormon tedavisi vardır.
    a) Testosteron üretimini azaltan ilaçlar:
    Testislerde testosteron yapımını uyaran LH adlı hormonun salınımını azaltan LHRH agonistleri (leuprolid ve goserelin) 3 ayda 1 defa enjeksiyon yolu ile uygulanır.
    b) Hormonları kullanma yeteneğini azaltan ilaçlar (Antiandrojenler):
    Kanser hücrelerine girmek için testosteron ile yarışırlar ve sonuçta testosteron hücre içine giremez.
    Günde 1-3 defa alınan Flutamid, Bicalutamid, Nilutamid bu amaçla kullanılan ilaçlardır. Tam bir androjen blokajı için LHRH ilaçları ile birlikte kullanılırlar.

    2) Cerrahi tedavi:
    İki taraflı testislerin çıkarılması (orşiektomi) operasyonu uygulanır. Böylece vücuttaki testosteronun ana kaynağı çıkarılmış olur. Hasta, hormon tedavisini tolere edemiyorsa
    İlaçları düzenli olarak kullanamıyorsa
    Hızlı etki istenen durumlarda
    cerrahi yöntem seçilir.
    Cerrahi tedavi, hormon tedavisine göre daha ucuzdur ve yan etkisi daha azdır. Kanser hücreleri orşiektomi sonrası testosteron yokluğuna da alışabilir ve kanser 1-3 yıl içinde tekrar büyümeye başlar.
    Orşiektominin Yan Etkileri Nelerdir?
    Libido azalması, erektil disfonksiyon, sıcak basması, kemik erimesi

    3) Kemoterapi
    Birçok kanser çeşidi için ilk tedavi seçeneği olan kemoterapinin prostat kanserine etkisi çok azdır.
    Hormon tedavisine dirençli ve orşiektomi istemeyen hastalarda kullanılabilir. Ağrıların dinmesine yardım eder. Düşük olasılıkla kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatır. Yan etkileri fazladır.

    PROSTAT KANSERİ TEDAVİSİNİN YAN ETKİLERİ

    İdrar kaçırma:
    Prostat kanseri tedavisi ile idrarı mesanede tutan büzük kasları ve sinirlerin hasar görmesine bağlı olarak hastaların %10'unda görülür. Egzersiz, öksürme ve gülme ile hastalar idrar kaçırır.
    İdrar kaçırma tedavisi nasıl yapılır?
    a) Davranış tedavisi:
    Ameliyattan sonra erken dönemde alt bezi kullanmak gerekebilir.
    İdrar ihtiyacı oluşmadan belli aralıklarla tuvalete gitmek, işeme ihtiyacını artıran besinlerden (alkol, kafein) uzaklaşmak
    Gülme, hapşırma öncesi bacak bacak üstüne atmak faydalı olabilir.
    b) Egzersiz:

    Kegel egzersizi olarak bilinen yöntem, en etkili yöntemlerdendir. 12 hafta içinde farkedilir gelişme gözlenir.
    Nasıl yapılır? Makattaki büzüğü kasın
    Eş zamanlı olarak penis altındaki kası kasın
    5 saniye kadar kasılı tutun
    Gevşeyip 1 dk. dinlenin
    8 kez yapın
    c) İlaçlar:
    Hiyosinamin, oksibutinin ve tolterodin, urge inkontinansta karın kaslarını gevşeterek ve mesane kasılmalarını engelleyerek etkili olurlar. Günde 2-4 defa kullanılır. Ağız kuruluğu, bulanık görme ve kabızlık görülebilir. Psödoefedrin, sfinkter (büzük) tonusunu (gerginliğini) artırarak stres inkontinansta etkili olabilir. Yan etki olarak çarpıntıya neden olabilir.
    d) Cerrahi yöntemler:
    Diğer yöntemlerle başarı sağlanamıyorsa cerrahi tedaviler denenir
    1) Hacim sağlayıcı ajanlar: Sistoskop ile idrar yolundan girilir ve idrar yolunun başlangıç noktasına madde enjekte edilir. %30 tam, %50 kısmen fayda sağlar
    2) Artifisyel sfinkter (yapay büzük) takılması: Uzun süreli ciddi idrar kaçırmada en etkili seçenektir. Şişirilebilir yapay büzük, idrar yolu etrafına yerleştirilir. Ameliyattan 6 hafta sonra kullanılabilir. 9 yıldan fazla bir süre ile %95 başarısı vardır.

    Erektil disfonksiyon (sertleşme problemi)
    Prostat kanseri tedavisi sırasında sinirlerin hasar görmesi veya erkeklik hormonlarının azalması ile gelişir.

    PROSTAT HASTALIĞI ÖNLENEBİLİR Mİ?
    Prostat hastalığına yakalanmamayı garanti eden bir formül bulunmamaktadır. Bununla birlikte hastalığa yakalanma riskini azaltmak ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için, beslenmeye dikkat etmek, fiziksel aktivite ve düzenli doktor kontrolü gereklidir.

    Kanserden koruyucu besinler:
    Domates: Domatesin yapısında, ona kırmızı rengini de veren Lycopene adlı bir kimyasal madde bulunmaktadır. Lycopenin, hücreleri serbest radikallerin ve zararlı toksik moleküllerin etkilerinden koruyabilecek potansiyel bir antioksidan olduğu düşünülmektedir.
    48.000 erkek üzerinde yapılan 5 yıl süreli bir çalışmada haftada 10 öğün domates içeren ürünler tüketen erkeklerde prostat kanseri riskinin en düşük seviyede olduğu bulunmuştur. Bu erkeklerdeki riskin haftada 2 ya da daha az öğün domates tüketen erkeklerdeki riskin üçte biri olduğu hesaplanmıştır
    Soya: Soyanın temel bir besin olarak tüketildiği Asya'da prostat ve meme kanserlerini de içeren bazı kanser türlerine daha az rastlanmadır. Kanserin kontrolündeki etkisine ek olarak soya, BPH (Selim Prostat Büyümesi) riskini ve kolesterol düzeylerini de azaltmaktadır.
    Yeşil çay: İçerisinde kanser gelişimini önleyen EGCG adlı bir madde bulunmaktadır.
    Sarımsak: Dünyada sarımsak tüketiminin fazla olduğu bölgelerde, prostat ve diğer kanser türleri daha az görülmektedir.
    Önemli sebzeler: Lahana ve hardalgiller grubundan olan brokoli, brüksel lahanası, lahana, karnıbahar ve şalgam gibi sebzeler, kanser yapıcı maddelerin etkisini azaltıcı kimyasallar içermektedir.
    Bu besinlere ek olarak kanserden korunmak için, düşük yağlı diyet önerilmektedir. 50.000 erkeği kapsayan bir çalışmada, fazla yağ tüketen erkeklerde prostat kanseri riski, daha az yağlı beslenenlere göre %80 fazla bulunmuştur.
    Bununla birlikte, kırmızı et tüketen erkeklerdeki prostat kanseri riskinin, beyaz et ve balık tüketenlere göre daha fazla olduğu bilinmektedir.
    İ.Ü. Hasta Okulu Yayınları
    www.bitkiseltedavi.com

  5. #5
    ustarek Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    1

    Standart BHP ile ilgili

    Yaklaşık 6 aydır iyi huylu prostat bütümesi var.kan testim yapıldı temiz.yaşım 58 kilom 85 boyum 1.80 belirti olarak sadece
    idrarımda zayıflık var.dr.kas gevşetici bir ilaç verdi rahatladım ama bitkisel bir tedaviniz varsa tercih ederim.cevabınızı bekleyeceğim.iksir ve toniklerden,prostat çayınızdan da almak istiyorum.şimdşden tşk.ederim

  6. #6
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    23.131

    Standart


    Alıntı ustarek Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yaklaşık 6 aydır iyi huylu prostat bütümesi var.kan testim yapıldı temiz.yaşım 58 kilom 85 boyum 1.80 belirti olarak sadece
    idrarımda zayıflık var.dr.kas gevşetici bir ilaç verdi rahatladım ama bitkisel bir tedaviniz varsa tercih ederim.cevabınızı bekleyeceğim.iksir ve toniklerden,prostat çayınızdan da almak istiyorum.şimdşden tşk.ederim
    Gökçek İksir ve Gökçek Prostat çatı ile kısa sürede iyileşirsiniz, fakat mide ve bağırsakalrda problem varsa onuda bilmem gerek.Mide ve bağırsakalrda problşem varsa o zaman Gökçek Tonikte gerekir.
    www.bitkiseltedavi.com

  7. #7
    baver Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Mesajlar
    9

    Standart prostatit iltihabı


    ibrahim bey bende de kronik prostatit iltihabı var. doktorlar bunun kesin tedavisinin olmadığını söylediler, gökçek iksirini ne kadar süreyle kullanmalıyız,bu sıkıntımızdan tamamiyle kurtulacakmıyız inşallah.çaylarınızdan önerirmisiniz.iksir bizim gibilere çözüm getirirse müteşekkür kalırız.

  8. #8
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    23.131

    Standart

    Alıntı baver Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ibrahim bey bende de kronik prostatit iltihabı var. doktorlar bunun kesin tedavisinin olmadığını söylediler, gökçek iksirini ne kadar süreyle kullanmalıyız,bu sıkıntımızdan tamamiyle kurtulacakmıyız inşallah.çaylarınızdan önerirmisiniz.iksir bizim gibilere çözüm getirirse müteşekkür kalırız.
    Gökçek Aloe Vera Jel, Gökçek İksir, Ozon Yağı, PROSTAT çayı ve enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir. Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahillerinden hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansızdır ve ancak belirtilerinden ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Gökçek Tonik mide de gastrit ve ülsere sebep olan haliko bakter pylori ye karşı çok çok etkili iken Gökçek Aloe Vera Jel genelikle bağırsak mantarlarına karşı daha etkilidir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hizlı çoğalırlar.Vücudumunuzun bozulan asit baz dengesini Himalaya tuzu ile yeniden düzenleeybiliriz.Örneğin normal tuz ödeme sebep olurken Himalaya tuzu ödemi önler. TECRÜBELER Sarımsak kokusundan rahatsız olanlar, iksiri aldıktan 5-10 dakika sonra bir miktar süt (en az yarım çay bardağı) içerse bu süt kokuyu emer ve yok eder.

    www.bitkiseltedavi.com

  9. #9
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    23.131

    Standart


  10. #10
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    23.131

    Standart


Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-21-2012, 13:35
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-21-2012, 13:27
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-05-2012, 13:10
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 06-05-2012, 13:09
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 05-21-2012, 20:21

Visitors found this page by searching for:

prostat

prostat masajı nasıl yapılır

prostat ağrı yaparmı

prostatit

prostat makatta ağrı yaparmı

prostat büyümesiprostat kabızlık yaparmıprostat kanseriprostata zararlı yiyeceklerprostat karın ağrısı yaparmıprostat masajı nediribrahim gökçek prostatprostat büyüklüğü ne kadar olmalıprostat iltihabıprostat masaji nasil yapilirprostat kanseri ağrı yaparmıprostat büyümesi ağrı yaparmıprostat halsizlik yaparmıprostat cinsel isteksizlik yaparmıprostat büyümesi ağrı yapar mıprostat muayenesi nasıl yapılırejakülasyonprostat iltihabı psaprostat biyopsisiprostat masajı

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170