Alıç Forte, Ginseng Forte, Ginkgo Forte
Kapat!
sle hastasıyım, Sistemik Lupus Eritematoz, bkz sistemik lupus eritematozus
Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 12 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: sle hastasıyım, Sistemik Lupus Eritematoz, bkz sistemik lupus eritematozus

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.489

    Standart sle hastasıyım, Sistemik Lupus Eritematoz, bkz sistemik lupus eritematozus

    sle hastasıyım, Sistemik Lupus Eritematoz, bkz sistemik lupus eritematozus




    Alıntı kadiremre Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    hocam iyi günler..4 haftadır gökçek iksir tonik ve enfeksiyon çayı kullanıyorum..sle hastasıydım ve yüzümle saçım için ve tabi ağrılarım için size başvurmuştum sizde bunları tavsiye etmiştiniz..4 haftada saçlarım gözle görülür biçimde düzeldi kellikler kapandı seyrek hale geldi inanıyorum ki oralarda da çıkıcak çünkü kökleri görebiliyorum,ağrı kesici içmeden de durabiliyorum artık 5 gündür içmedim ve ağrım olmuyor.çok teşekkür ederim tavsiyeleriniz için muhteşem buluşlarınız için hocam..ancak bu sürede yüzümde bi gelişme değişme olmadı parmaklarımda ki kızarıklar arttı..niye böyleoldu niye yüzüm geçmedi demiyorum hocam yanlış anlamayın,bundan sora ne gibi bir yol izlemeliyiz o konuda bilgi almak istiyorum sadece özellikle yüzüm için?çünkü iksir bitti tonikte 5 şişe oldu onlarda bitti..
    Kadir bey 4 haftada bu kadar gelişme olması mükemmel, bir durum.Aslında sle hastaları 3-4 ay kullandıktan sonra iyileşmeye başlar.Sizde 4 haftada etki göstermesi güzel.Kızarıklıklar artar bu normal deri altındaki curuf çözülürken rahatsızlık olur.
    Konu igokcek tarafından (12-03-2011 Saat 21:51 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.489

    Standart

    Sistemik Lupus Eritematozus (SLE), sebebi bilinmeyen cilt, eklem, böbrek, kalp zarı, akciğer zarı gibi bir çok doku ve organ iltihabına bağlı çok sayıda bulgularla giden, değişik seyir gösteren ve çeşitli bağışıklık sistemi (immünolojik) anormalliklerle karakterize otoimmun, kronik sistemik bir hastalıktır.

    İlk kez 1833?de Fransız dermatologu Biett tarafından hastalık kronik dermatolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanmıştır. Lupus terimi, latincede ?wolf = kurt? anlamında olup lezyonun dokuyu tahrip edici özelliğini ifade etmektedir. Hastalığın sistemik olduğu 1872 yılında Kaposi tarafından fark edilmiştir. Hastalığın tanısında önemli bir bulgu olan ?Lupus hücre? fenomeni 1948 yılında Hargraves tarafından tanımlandı. Daha sonra, otoantikor olan antinükleer faktörün, indirekt immunofloresan yöntemle 1957?de Frio tarafından gösterilmesi, SLE?nin otoimmun hastalık özelliğine ışık tutmuştur.
    ETİYOPATOGENEZ

    SLE hastalarında immun sistem her yönüyle anormaldir. Bu nedenle SLE patogenezinde hangi defektlerin esas olduğu bilinmemektedir. SLE?nin başlamasında ve devam etmesinde genetik olarak yatkın bireylerde çevresel faktörlerin rolü olduğu düşünülmektedir. Siyah ırkta, uzak doğuda ve Amerikan yerlilerinde, bazı ailelerde SLE sıklığında artma olduğu gösterilmiştir. Eğer bir aile bireyinde SLE varsa, tek yumurta ikizlerinde SLE gelişme riski yaklaşık %30 ve diğer birinci derece akrabalar için %5 artmıştır. Kalıtsal yatkınlık yanında, hasta ailelerinde otoimmun aktiviteyi yansıtan otoantikor pozitifliği ve supressör T hücre fonksiyonunda azalma genetik faktörlerin önemini desteklemektedir.

    Çevresel faktörlerin genetik yatkınlığı olan bireylerde immun düzenlenme bozukluğunu tetikleyerek rol oynadığı düşüncesi ağır basmaktadır. Bu faktörler içerisinde özellikle viruslar, UV ışığı ve ilaçlar sayılabilir.

    Prokainamid, hydralazin, diphenilhydantoin ve isoniazid gibi bazı ilaçlar antinükleer antikor yapımına neden olur ve klinik olarak lupusa benzer tablo görülebilir. Bu durum ilaca bağlı lupus veya lupus benzeri sendrom (lupus like syndrome) olarak bilinir. İnfeksiyöz ajanların çoğu immun stimülasyon ve sitokin üretimine sebep olurlar ve genetik yatkınlığı olan bireylerde lupusun ortaya çıkmasına neden olabilirler. SLE?de viral partiküllerin hücreler içinde görülmesi, antiviral antikorların yüksek olması, viral RNA ile reaksiyon veren anti RNA antikorlarının varlığı virusların rolünü kuvvetlendiren çalışmalardır.

    SLE?de, doğumsal olarak kompleman proteinlerinin eksiklikleri bulunabilir. Bunlar arasında C2 eksikliği diğerlerinden daha sık görülmektedir. Kompleman eksiklikleri infeksiyonlara hassasiyet oluşturarak hastalığın başlamasında kısmen rol alabilir. Ayrıca tanımlanmış olan otoantikor yığınıyla, B hücre (antikor yapan hücre) hiperaktivitesinin SLE patogenezinde esas olduğu sürpriz oluşturmayacaktır.

    Otoantikor aracılığı ile hastalık gelişmesinde iyi bilinen mekanizma, antijen antikor komplekslerinin dokularda depolanmasıdır. Depolanmalar özellikle damarlarda ve böbrekteki glomerüllerde gösterilmiştir. Hücre içi proteinlere ve nükleik asitlere karşı gelişen otoantikorlar ölü hücrelerden açığa çıkan antijenlere bağlanarak dolaşan immun kompleksleri oluştururlar. Antijen hakkındaki bilgilerimiz sınırlıdır ancak antikorun tipi sıklıkla IgG?dir. Immun komplekslerin dokularda depolanması kompleman aktivasyonuna ve iltihabi cevaba neden olur. Komplemanın C3a ve C5a komponentleri aracılığıyla iltihabi hücreler aktive olur, inflamatuar mediatörler salar, pıhtılaşma hücrelerinin aktivasyonu küçük pıhtı oluşumuna yol açar, reaktif oksijen metabolitlerinin üretimi, hidrolitik enzimlerin ve sitokinlerin salınımı direkt doku hasarına sebep olur. İmmun komplekslerin daimi varlığı, doku hasarının kronik olmasına yol açar. Klinik olarak damar iltihabı, kalp zarı iltihabı, akciğer zarı iltihabı, deri lezyonları ve böbrek iltihabı ile sonuçlanır. iltihaptan etkilenen organlarda skar oluşumu, fonksiyon kaybı görülür.

    SLE gelişmesinde kadın cinsiyeti de önemli bir risk faktörüdür. SLE?li hastalar ve lupuslu fare modellerinde gösterilen östrojen (kadınlık hormonu) ve androjen (erkeklil hormonu) metabolizmasındaki anormallikler, özellikle östrojenin patogenezdeki önemli rolü artık günümüzde ortaya çıkarılmıştır.

    GÖRÜLME SIKLIĞI

    SLE nadir bir hastalık değildir. Son yıllarda hassas immunolojik testlerin gelişmesi, özellikle antinükleer antikor(ANA), anti-DNA antikorları ve kompleman tayinleriyle hastalığın hafif formlarının tanınması, insidans ve prevalansda (görülme sıklığında) artışa yol açmıştır. Hastalık prevalansının yüz binde 15-50 olduğu rapor edilmiştir. Farklı coğrafik bölgelerde daha düşük veya yüksek riskli toplumlar vardır. Hastalık siyah ırkta, beyaz ırka kıyasla 3-4 katı daha fazladır.

    SLE her yaşta ortaya çıkabilirse de, en sık 13-40 yaşları arasında görülür. Hastaların %90?ı doğurganlık yaşındaki kadınlardır. Kadın/Erkek oranı 9/1dir. SLE, çocuklarda ve yaşlılarda da görülür. Kız çocuklarında erkek çocuklarına oranla üç katı fazladır.

    KLİNİK BULGULAR

    SLE?nin tipik başlangıcı sadece birkaç hastada görülür. Daha sık olarak hastalarda önceleri yorgunluk ve eklem iltihabı gibi bir veya iki bulgu vardır. Sonra SLE?nin diğer özellikleri gelişebilir. Hastalardaki tutulan organlar değişiktir ve tutulan organ sistemine göre hastalığın şiddeti değişir. SLE alevlenme ve düzelme ya da inaktif hastalık dönemleriyle karakterizedir. Tanı konduğunda çoğu hastada yorgunluk, ateş ve kilo kaybı gibi temel bulgular vardır. Şimdi bütün bu bulguları birer birer inceleyelim.

    SLE?li hastaların yaklaşık %90?ında ilk semptom artrit (eklem iltihabı) veya artralji (eklem ağrısı) dır. Çoğunlukla; simetrik, zaman zaman ortaya çıkan yumuşak doku şişliği ile birlikte artralji şeklindedir. Daha az sıklıkla poliartrit (birden fazla eklemin iltihabı) görülür. Tipik olarak el parmakları eklemleri, el bileği, dirsek ve ayak bilekleri tutulabilir. Çoğunlukla simetriktir. Sabah katılığı hastaların %50?sinde bulunur. Eklemdeki iltihabi bulgular geçici olabilir veya kronikleşebilir. SLE artritinde (romatoid artrit hastalığı için tipik olan) yıkıcı değişiklikler genellikle bulunmaz. Deformiteler muhtemelen kronik eklem tutulumuna bağlıdır.

    Tenosinovit hastaların %10?unda görülür.

    Kas ağrısı hastalığın başlangıcında hastaların 1/3?ünde bulunur,bir kısım hastada kas hassasiyeti vardır. Kas güçsüzlüğü ve kas dokusunda azalma da bulunabilir. Kortizon veya sıtma ilacı tedavisine bağlı kas hastalığı görülür.

    Deri, saç ve müköz membran anormallikleri SLE?nin ikinci en sık görülen belirtileridir (Hastaların %85?inde). SLE?de birçok değişik tipte deri belirtileri görülebilir. Her iki yanak ve burun köprüsünü kaplayan, burun ve dudak arası oluklarda görülmeyen, kelebek şeklindeki kırmızımsı döküntü (malar rash) güneş ışığına maruz kalmaksızın da olabilir. Ancak güneş ışığıyla artabilir. SLE?li hastalarda ikinci sıklıkta görülen kırmızımsı döküntü vücudun herhangi bir yerinde olabilen deriden kabarık döküntüdür. Hastalığın sistemik alevlenmesinden önce sıklıkla deri lezyonlarının alevlenmesi söz konusudur. Yukarıda sözü edilen lezyonlara ilaveten ürtiker, bül (içi serum dolu kesecikler), livedo retikularis (harita tarzı görünüm), pannikülit (cilt altı yağ dokusu iltihabı), saç dökülmesi gibi diğer deri belirtileri de görülebilir. Sıklıkla ağrısız olan ağız içi mukoza ülserleri, yumuşak ve sert damakta olur. Raynaud Fenomeni (soğukta el veya ayakta ortaya çıkan beyazlaşma, morarma ardında kızarma) , gangrene neden olabilecek kadar şiddetli olabilir.

    Hastaların %50-60?ında fotosensitivite (ışık duyarlılığı) bulunur.Güneş ışınları ile cilt lezyonlarında artış yanında sistemik bulgularda da artış görülebilir.

    Yaklaşık %50 hastada klinik olarak belirgin böbrek tutulumu olur. Böbrek yetmezliği SLE hastalarında önemli bir ölüm nedenidir. Her ne kadar ışık mikroskobuyla %30-40 vakada böbrek normal görünürse de, immunfloresans ve elektron mikroskobiyle incelendiğinde, SLE vakalarının hemen hepsi bir miktar böbrek tutulumu gösterir.

    Hastaların yaklaşık %20?sinde gö bulguları oluşur. Retinal (göz dibi) vaskülit sık değildir ancak körlüğe yol açabilir.

    SLE?de akciğer, kalp veya karın zarı ortaya çıkabilir. Akciğer zarı tutulumu hastaların %30-60?ında bulunur. Hastanın nefes almakla,öksürmekle artan yan ağrısı ağrısı vardır. Buna rağmen radyografik bulgu bulunmayabilir. Akut akciğer dokusu tutulumu, akciğerden kanama olmaksızın akut pnömoni şeklinde görülebilir. Lupus pnömonisi tanısı, infeksiyon etkeni dikkatle araştırıldıktan ve bulunamadıktan sonra konmalıdır.

    Kalp zarı iltihabı, akciğer zarı iltihabından daha az sıklıkla ortaya çıkar (%20-30). Otopsi çalışmalarında %60 bildirilmiştir. Klinik olarak kalp zarı iltihabı düşünülmediği halde EKG ile zar boşluğunda sıvı saptanabilir.

    Karın zarı iltihabı klinikte sık rastlanmadığı halde otopsilerde %60 olarak bulunmuştur. Akut olarak seyreden bulantı, kusma, yaygın karın ağrısı olan hastalardan karın zarı iltihabı ihtimali düşünülebilir.

    SLE?de kalbin tüm tabakaları da eşit derecelerde hastalığa katılır. Libman sacks endokarditi (kalbin iç tabakasının iltihabı) SLE?nin tipik kalp bulgusudur. Çoğunlukla sessiz olmasına rağmen otopsi çalışmalarında %30 oranında saptanmıştır. Lupusta kalp kapakçığı hastalığı da görülebilir. Damar bulgusu bulgu olarak da hastaların %10?unda daha çok bacaklarda damar içi pıhtılaşma gelişir.

    Sinir sistemi belirtiler de bu hastalarda oldukça değişiktir. Hastalarda psikoz, depresyon gibi bulgular yanında sara nöbetleri, beyin kanaması, geçici felçler görülebilir. Psikiyatrik bulgulardan depresyon, psikoz kortizon kullanımına da bağlı olabilir. Bu durumda ilacı kesmek gerekir.

    Hastaların %50? sinde mide barsak sistemi bulguları saptanır. İştahsızlık, bulantı, kusma en sık olanlarıdır. Bu bulgular karın zarı iltihabına, bağırsağın damarsal hastalığına veya ilaç tedavilerine bağlı olabilir. Mide barsak tutulumu, yemek borusuna ait bulgular, barsağı besleyen damarların iltihabı, iltihabi bağırsak hastalıkları, pankreas iltihabı veya KC hastalığı şeklinde kendini gösterir.

    Hafif veya orta derecede dalak büyüklüğü hastaların %20?sinde saptanır. Klinik olarak hastalığın aktif olduğu dönemlerde, hastaların yarısında yaygın len bezi büyümeleri olur. Bu bulgu çocuklarda daha sıktır. Kan hücrelerine ait anormallikler de hastalığın aktivasyonuyla değişir. En sık bulgu kansızlıktır. Hastaların %10?unda önemli derecede kan hücre yıkımı görülür. Bunu dışında diğer kan hücrelerinde de anormallikler ve azalmalar görülebilir.

    ANA (antinükleer antikor), SLE için spesifik değildir. Pozitifliği SLE düşündürür. SLE?de ANA %95-98 pozitiftir. ANA ailesinden olan anti ds-DNA? nın yüksek düzeyleri hastalık için spesifik kabul edilebilir. Hastaların %75?inde bulunur.

    Kompleman düzeyleri (C3 ve C4) aktif hastalarda düşük bulunur.

    Aktif böbrek hastalığında, idrarda proteinüri, granül yapıları ve hücreler, silendirler bulunur.

    TANI

    Eklem ağrıları ile birlikte multi sistem hastalığı olan kişilerde SLE?den şüphelenilmelidir.

    TEDAVİ

    Yeni tanı almış olan hastada genel tedirginlik hali gözlenir. Hastanın psikolojik desteğe ihtiyacı vardır. Tedavinin yanında hastalar uyku, dinlenme, güneş ışığından korunma, beslenme ve egzersiz gibi konularda ilgilendirilmelidir. Cerrahi müdahale, enfeksiyon, doğum, düşük yapma, psikolojik baskılar hastalığı alevlendirir. SLE iyileşme ve alevlenme dönemleriyle seyreden bir hastalıktır. Alevlenme dönemlerinde kortizon dışı antiromatizmal ilaçlar, sıtma ilaçları, kortizon ve immunsupresif (bağışıklı sistemini baskılayıcı) ilaçlar kullanılabilir.

    HASTALIĞIN GİDİŞİ

    Son yıllarda gelişen teknoloji ile hastalığın erken tanınması, tedavinin daha hızlı olması hastalığın gidişini iyi yönde etkilemiştir. Beş yıllık yaşam %97, 10 yıllık yaşam %93, 15 yıllık yaşam %83 bildirilmiştir. Hastaların %2-10?unda tam iyileşme olabilir.

    Sağlıklı günler dileğiyle...
    Uzm.Dr.Cengiz Kırmaz

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.

    Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.
    Konu igokcek tarafından (05-13-2009 Saat 13:40 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.489

    Standart

    Alıntı yaseminaladag Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hocam biliyorsunuz ben bundan 6 ay önce iksir, tonik, enfeksiyon ve romatizma çayı karışımı çayınızı kullanmaya başladım.Sizin ürünleri kullanmaya başlamadan önce yıllarca kimyasal ilaç kullandım ve hiçbirinin etkisi olmamıştı.Size de bu nedenle tam güvenemiyordum.Ama başkada bir çarem yoktu.Kanımda ki lökosit oranı 1500'e kadar düşmüştü ve halsizlikten dermansızlıktan, perişan, bitkin, yorğun, halsiz olduğumdan hiçbir ev işini yapamıyor ve evde uyuyor yatıyor ve uzanıyordum. Başkada bir şey yapamıyordum.Sizinle konuşunca bana güven verdiniz ve sizin ürünleri kullanmaya başladım.Ve aradan tam 6 ay geçti son 2 aydır artık ev işi yapabiliyorum hamd olsun ve hatta dün tam 6 saat ütü yapabildim. ibrahim bey çok mutluyum ve enerji doluyum, ölü gibi olan yasemin gitti artık hayat dolu yasemin geldi, çünkü kanımdaki lökosit oranı artık 5200'e çıktı son testlerde.Allah ne muradınız varsa versin, tutğunuz altın olsun.Abi iksir, tonik ve çayı ben daha uzun süre kullanmak istiyorum, ürünlerinize alıştım.Uzun süre kullanınca bir problem olurmu?Bunu bana açıklarsanız çok sevinirim.


    Yasemin hanım iyileştiğinize çok sevindim, Allah sağlık sıhhat versin.İksir, tonik ve çayı birlikte yıllarca kullanabilirsiniz benim mide ve bağırsakların ortasında yumruk büyüklüğünde yağ bezi (lipom) vardı ve bu nedenle korkum dan 3 yıl iksir kullandım.

  4. #4
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.489

    Standart

    Alıntı metiner Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba İbrahim bey Allah sizden böyle bir tedaviye vesile olduğunuz için razı olsun.Eşim sle lupus hastası 5 aydır iksir tonik ve böbrek-enfeksiyon çayı kullanıyrdu 2 ay önce kortizonu 1.5 haptan 1 e indirdiler 1-2 hafta önce de tamamen bıraktırdılar 2 ay sonra kontrele gemek şartıyla.Ömür boyu kullanacakken 5 ayda bu kadar büyük gelişme bizim için çok şaşırtıcı oldu.İnşaallah tamamen iyileşir kısa zamanda.
    Bundan sonraki tavsiyelerinizi bekliyoruz inşaallah.
    Sle hastalarından çok kişi tedavi ettik çok şükür, fakat bu hastalığın tedavisi zaman alır ve sabretmeniz gerekir.Sizin ailenizde çok olumlu ğelişmeler oluyor, fakat tedavi süreci henüz erken ve iksirinde dozajını günde 4-5 defa yarım çay bardağına çıkarmanız gerekir.

  5. #5
    nazn Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar
    6

    Standart

    S.a hocam benim hastalığım tam belli değil ama biyopsi sonuçum dle çıktı ama hala araştırılıyor ben hangi bitki çayını ne kadar kullanmalıyım tşkler...

  6. #6
    nazn Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar
    6

    Standart

    Hocam dle yada sle bitki ilaçları aynı mı

  7. #7
    nazn Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar
    6

    Standart

    Hocam dle hangi bitkiden kullanmalı

  8. #8
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.489

    Standart

    Alıntı nazn Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hocam dle hangi bitkiden kullanmalı
    İksir, tonik, damar çayı, mantar çayı ve ozon yağı ile iyileşirsiniz, sle veya dle farketmez

  9. #9
    kozma Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesajlar
    3

    Standart

    bende o çaydan iksirden istiyorum yalnız benim yaralarım yada kızarıklarım yok direk organıma tutuluo kurtulma olasılıgım yüzde kaçtır... =)

  10. #10
    kozma Çevrimd??? Acemi
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesajlar
    3

    Standart

    ne olur banada yardım edin bende kızarıklıklar yada yara yok benim organıma tutuldu direk iksiri kullnmasm tamamen kurtulabilir miyim?

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 32
    Son Mesaj : 2 Hafta önce, 15:51
  2. Cevaplar: 12
    Son Mesaj : 12-16-2010, 20:53
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 01-22-2010, 09:26
  4. wilson hastasıyım
    By baRock in forum SORULAR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 11-19-2008, 08:26
  5. Cevaplar: 6
    Son Mesaj : 12-07-2006, 04:52

Visitors found this page by searching for:

sistemik lupus eritematozus

lupusa iyi gelen bitkiler

sle hastasıyım

sistemik lupus

sle hastalığıLUPUS HASTALIĞINA İYİ GELEN BİTKİLERlupusta beslenmelupusta son gelişmelerlupus eritematozuslupus hastasıyımPannikülitlivedo retikülarislupus hastaları ne yemelilupus hastaları neler yemelisistemik lupus eritematozus slesleSistemik Lupus Eritematozus (SLE)lupusta yeni gelişmelerRaynaud fenomenilupus HASTASI NE YEMEMELİlupus hastası ne yemelidogaltedavi.net lupuslupus alternatif tıplupusla ilgili resimlerlupuslu hastalar ne yemeli

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi | bitkisel tedavi | şifalı bitkiler | tedavi yöntemleri | hemoroid | himalaya tuzu
zona hastalığı, herpes zoster, kuşak hastalığı, mesane iltihaplanması, cystitis, sistitis, sistit, basur, mayasıl hastalığı,hemoroid, hemorrhoid, basur, mayasıl hastalığı,hemoroid, hemorrhoid, vitiligo, beyaz leke hastalığı, cinsel bozukluklar, cinsel isteksizlik, erken boşalma, iktidarsızlık, kısa ilişki, ereksiyon, ülseratif kolit, kalınbağırsak ülseri, böbrek iltihaplanması, nefrit, kurdeşen, kronik ürtiker, anjiyödem, dabaz, kaşınıtlı, kabarcıklı, deri hastalığı, irritabl bağırsak sendromu (İBS), kalın bağırsak hasaslaşması, kolon hasaslaşması, yüksek tansiyon, variz, varikosis, varicose, gastrit, mide mukozası iltihaplanması, ülser, mide yarası, reflü, mide yanması, şişkinlik, kabızlık, hazımsızlık

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84