Alıç Forte, Ginseng Forte, Ginkgo Forte
Kapat!
Yüksek tansiyon, tansiyon: kan basıncı'nın 130/85 mm Hg'nin üstünde olması
Toplam 10 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Yüksek tansiyon, tansiyon: kan basıncı'nın 130/85 mm Hg'nin üstünde olması

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.514

    Post Yüksek tansiyon, tansiyon: kan basıncı'nın 130/85 mm Hg'nin üstünde olması

    Yüksek tansiyon, tansiyon: kan basıncı'nın 130/85 mm Hg'nin üstünde olması




    Yüksek Tansiyon:
    En ideal tansiyon kanbasıncının 120/80mm Hg olduğu zamandır. Eğer tansiyonun üstdeğeri, yani sistal (kalbin kasılma devresi) 140mm Hg ve alt değeri yani diyastol (kalbin genişleme devresi) 90mm Hg den yukarı olursa yüksek tansiyondan sayılır. Bazı doktorlar 130/85 mm Hg ninde damarlara ve kalbe zarar verebileceğini tartışmaktadır. Almanyada yaşı 40?ı aşan her beş kişiden biri yüksek tansiyondan muzdaipti Yüksek Tansiyon sebepleri: Şişmanlık, hareketsizlik, stres, sağlıksız beslenmekteki bunların başında hayvansal besinler gelir. Bunalrın haricinde kanın yağlanması, şeker hastalığı, kronik böbrek hastalıkları ve damar sertliğide (arterio skleroz) rol oynar.

    Yüksek Tansiyon belirtileri: Başağrısı, bulantı, kusma, duyguhisinin azalması, el ve ayaklarda uyuşukluluk, tükürünce kanlı balgam kusma, ağır nefesdarlıkları, kulak ugultusu, burun kanamasi, kalp anjini ve beyin kanaması rizikosunun artmasını sayabiliriz. Şayet bu rahatsızlıklar arada bir görülürse o zaman mutlaka doktora başvurulmalıdır. Doğal ilaçlarla tansiyon tedavi etmek mümkündür ve bunların başında TahitianNoni, aliç, sarımsak, zeytinyaprağı, yılankökü, ökse ve limonda etkilidir.

    Yüksek Tansiyonun oluş sebebi bağırsak florasının bozulması nedeniyle hayvansal besinlerin sindirimi zorlaşır. Artık madde olarak ortaya çıkan homocystein LDL-Kolesterolunu oksitler ve oksitlenen LDL-Kolesterolu makrofaj tarafından yabancı madde olarak alğılanır. Makrofajlar LDL-Kolesterolu yiyerek şişer ölür ve sümüksü , süngerimsi yapışkan bir artık madde ortaya çıkar. Buna kolesterol denir ve bu artık madde (cüruf) damarlarda yığılarak damarların daralmasına ve sertleşmesine neden olur. Bundan dolayı yüksek tansiyon ortaya çıkar. (Genis bilgi için kolesterola bak) En etkili ilaç ZYE-, sarımsak-, limon-, zeytinyaprağı-, ökseotu-, yılankökü-, alıç preparatları, Gökçek Tonik veya Gökçek iksiri'dir.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.
    Konu igokcek tarafından (01-04-2012 Saat 14:37 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.436

    Standart Yüksek tansiyonda 'inme' riski

    Yüksek tansiyonda 'inme' riski

    Türkiye'de yaklaşık 15 milyon hipertansiyon hastası bulunuyor
    Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Çetin Erol, yüksek tansiyonlu hastaların yüzde 83'ünün, ilk 10 yıllık süreç için yüzde 5'ten fazla inme riski taşıdığını belirtti.

    Prof. Dr. Erol, 20'nci yüzyıl başlarında kalp ve damar hastalıklarından ölümün yüzde 10'un altında olduğunu, 21'inci yüzyılın başında bu oranın gelişmiş ülkelerde üçte bire, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 25'e çıktığını söyledi.

    Kalp ve damar hastalıklarının tüm dünya genelinde sakatlık ve ölümlerin en önemli nedeni olduğunun kabul edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Erol, 1990 yılında yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye'de 1 milyon 640 bin kalp hastası bulunduğunu açıkladı.

    Prof. Dr. Erol, 1990 yılından bu yana geçen süre içinde koroner kalp hastası sayısının 2.8 milyona yükseldiğini, kalp hastalığına bağlı ölümlerin 45-74 yaş grubundaki erkeklerde binde 8.2, kadınlarda binde 4.3 olduğunu dile getirdi.

    Yüksek tansiyonun, kalp-damar hastalıkları risk faktörleri arasında en yaygını olduğunu belirten Prof. Dr. Erol, Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği tarafından 2003 yılında ülke çapında 26 ilin kent ve kırsal bölgelerinde yapılan araştırmaya göre, 18 yaş üzeri erişkin nüfusta yüksek tansiyon görülme sıklığının yüzde 31.8 olduğunu söyledi.

    Kadınlarda daha yüksek

    Prof. Dr. Erol, bu oranın kadınlarda yüzde 36.1, erkeklerde ise yüzde 27.5 olduğuna dikkat çekti:

    ''Yüksek tansiyon, yaşla birlikte artış gösteriyor ve 40-79 yaş arasındaki her yaş grubunda kadınlarda, hipertansiyon erkeklere oranla daha sık görülüyor.

    Çalışmanın sonunda Türkiye'de yaklaşık 15 milyon hipertansiyon hastası bulunduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca 30 yaşını aşkın her 10 sağlıklı yetişkinin birinde, yüksek kolesterol tespit edilmiştir.''

    Prof. Dr. Erol, Türk Kardiyoloji Derneği 'Hipertansiyon Çalışma Grubu' tarafından ise 'Türk Hipertansif Hastalarda İnme Riski' araştırması yapıldığını, araştırmaya göre yüksek tansiyonla hastaların yüzde 83'nün, ilk 10 yıllık süre içinde inme riskinin yüzde 5'ten yüksek olduğunu, 10 yıllık inme olasılığı gruplarının dağılımının ise cinsiyete göre incelendiğinde, inme oranının kadınların yüzde 50'de, erkeklerin ise yüzde 76'nda yüzde 10'dan daha yüksek olduğunu söyledi.

    Her yıl en az 4.9 milyon kişi

    Prof. Dr. Erol, dünyada her yıl en az 4.9 milyon kişinin sigara kullanımı nedeniyle hayatını kaybettiğine de dikkat çekti:

    ''Sigara kullanımı, koroner arter hastalığı için düzeltilebilen en önemli risk faktörüdür. Sigarayla ilişkili ölümlerin yüzde 35-40'nı, koroner kalp hastalıkları oluşturmaktadır.

    Günde 1-4 adet sigara içenlerde dahi koroner kalp hastalığı riski artmaktadır. Sigarayı bırakan bireylerde, bırakmayanlara göre kalp ve damar hastalığına bağlı ölümler yüzde 36 oranında azalmaktadır. Sigara dumanına pasif olarak maruz kalmak bile koroner damar dolaşımında bozukluğa yol açmaktadır.

    Türkiye'de 17 milyon kişinin sigara içtiği, yılda 100 bine yakın insanımızın sigaraya bağlı nedenlerden öldüğü biliniyor. 30 yaşın üzerindeki her iki erkekten ve her iki kadından biri sigara içiyor.

    Hem koroner olay riskini hem de tüm nedenlere bağlı ölüm riskini 2 kat yükselten sigara tiryakiliği, erkeklerde azalma, kadınlarda ise artma eğilimi göstermektedir. Ülkemizde TÜMAR çalışmasında kalp krizi geçiren erkeklerin yüzde 55'nin sigara içtiği saptanmıştır.''

  3. #3
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.436

    Standart

    Tansiyon (Kan Basıncı) Nedir?
    Kalbimiz atar damarlarımıza düzenli ve sürekli olarak kan pompalar. Kan önce büyük atar damarlara (arterler), daha sonra küçük atar damarlara (arterioller) ve oradan da kılcal damarlara (kapillerler) geçer. Kapillerler aracılığıyla kan tüm dokulara dağılır ve böylece dokuların oksijen ve gıda gereksinimleri karşılanır. Dokularda oluşan atık maddeler ve karbondioksit yine kapillerler aracılığıyla kana geçer ve bu kirli kan toplar damarlar (venler) aracılığı ile kalbe döner. Bu sırada kalp, geri dönen kanı toplamak için gevşemiştir. Daha sonra kalp kasılır ve kirli kanı temizlenmek üzere akciğerlere gönderir. Akciğerlerde temizlenen kan yeniden kalbe döner ve ardından yeniden arterlere pompalanır.
    Bu süreç dakikada ortalama 80 kez tekrarlanır.
    Kan her defasında kalbin kasılmasından doğan bir basınç ile arterlere gönderilir. Bu basınç, damarlarımızın duvarında da devam eder ve kan akışının sürdürülmesi için gereklidir. Kanın damar duvarına yaptığı basınç, kan basıncı olarak adlandırılır. Kan basıncı kalbimizin kasılması sırasında artar ve gevşemesi sırasında azalır. Kasılma sırasında, artmış olan kan basıncına sistolik kan basıncı ya da büyük tansiyon, gevşeme sırasında azalmış olan kan basıncına ise diyastolik kan basıncı ölçülebilir ve mmHg (civa basıncı) olarak ifade edilir.

    Normal Kan Basıncı (Tansiyon) Değerleri Nedir?
    Kan basıncı için normal değerler büyük tansiyon için 140 mmHg'nın, küçük tansiyon için 90 mmHg'nın altıdır. İlerleyen yaşla birlikte normal kan basıncı değerleri değişmez.
    Yani 30 yaşında da 80 yaşında da normal değerler aynıdır.

    Kan Basıncı Gün İçinde Önemli Değişiklikler Gösterir mi?

    Evet
    .
    Kan basıncı genellikle sabah saatlerinde yüksek iken uyku sırasında daha düşüktür. Gün içerisindeki çeşitli aktiviteler kan basıncı değerlerini belirgin şekilde etkiler. Örneğin toplantılarda, çalışma sırasında, seyahatlerde ve yürüyüşlerde kan basıncında önemli yükselmeler kaydedilebilir.


    Sistolik (büyük)
    tansiyon (mmHg)
    Diyastolik (küçük)
    tansiyon (mmHg)
    Toplantı +20 +15 Çalışma+16+13Seyahat+14+9Yürüyüş+12+6Giyinme+11+10 Ev işleri+11+10Telefon konuşması+10+7Yemek+90+10Konuşma+7+7Masa işi+6+5Okuma+2+2Televizyon izleme0 +1Uyku-10-8

    Kan Basıncı Nasıl Yükselir?
    Küçük atar damarlar (arterioller) bazı sinirsel ve kimyasal uyaranlarla daralıp genişleyebilme özelliğine sahiptir. Genişlediklerinde kan rahatça ilerler, kalp kanı rahatça pompalar, daraldıklarında ise, kanın ilerlemesi güçleşir ve kalbin kanı çok daha güçlü ve yüksek basınçla pompalaması gerekir. Bu durumda kan basıncı yükselir.

    Kan Basıncındaki Yükselme Nelere Neden Olur?
    Kan basıncı yüksekliği (hipertansiyon) kalbin iş yükünü artırır ve atar damarlarda zarara yol açar. Zaman içerisinde özellikle kalp, böbrek, göz ve beyine kan götüren atar damarlarda harabiyet oluşur. Kalp, böbrek, göz ve beyin damarları bu yüksek basınca uzun yıllar boyunca sessizce direnebilir. Bu nedenle kan basıncındaki yükselme yıllarca, belirti vermeden, tamamen sessiz, sinsi, ilerleyebilir. Ancak bu hastalara zarar vermediği anlamına gelmez. Yüksek kan basıncı (hipertansiyon) inme, kalp krizi ve böbrek yetersizliğinin önemi, kilit nedenlerinden biridir.

    Yüksek Kan Basıncının Nedenleri Nelerdir?
    Hastaların yaklaşık %90'ında, hipertansiyonun nedeni bilinmez. Buna esansiyel veya primer hipertansiyon denir. Daha az bir oranda (hastaların %10'unda) hipertansiyonun nedeni ortaya konabilir. Buna da sekonder hipertansiyon adı verilir.

    En sık rastlanan sekonder hipertansiyon nedenleri şunlardır:
    - Çok tuzlu gıdaların tüketilmesi (özellikle tuza hassas kişilerde)
    - Böbrek hastalıkları
    - Böbrek üstü (adrenal) bezlerinin hastalıkları
    - Böbrek damarlarının daralması
    - Doğuştan büyük atar damarın (aortun) bir bölümünün dar olması (aortkoarktasyonu)
    - Trioid bezi hastalıkları (hipertiroidi)

    Bu problemlerin çoğu girişimsel yöntemlerle veya ilaç tedavisi ile çözümlenebilir. Örneğin böbrek damarlarına giden atar damardaki darlık, balonla açılabilir veya cerrahi olarak düzeltilebilir. Hipertiroidi ise ilaç tedavisiyle ortadan kaldırılabilir. Bu nedenle, özellikle kan basıncı yüksekliği ilk olarak tesbit edildiğinde hekimler detaylı bir öykü ve muayene sonrasında bazı laboratuvar tetkikleri isterler. Bazen de özel testlere gerek duyabilirler.
    Bu testler yapılırken genellikle hastanede yatmak gerekmez.

    Kan Basıncını Yükselten İlaçlar Hangileridir?
    Birçok ilaç, farklı mekanizmalarla kan basıncını yükseltebilir. Romatizma ve depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar bunların başında gelir. Bu ilaçlar hipertansiyonun nedeni olabilecekleri gibi hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçların etkisini de azaltabilirler. Bu nedenle yüksek tansiyonlu hastalar kullandıkları tüm ilaçları mutlaka hekimlerine söylemeli ve onlara danışmadan herhangi bir ilaca başlamamalıdır.

    Yüksek Tansiyonun Toplumda Görülme Sıklığı Nedir?
    Yüksek tansiyon toplumda oldukça sık görülen bir durumdur. Türkiye'de her üç erişkinden birinde hipertansiyon söz konusudur. Kadınlarda daha sık görülmekte, artan yaşla birlikte gerek kadınlarda ve gerekse erkeklerde sıklığı da artmaktadır. Görülme sıklığı açısından kırsal ve kentsel kesimler arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Erkeklerde görülme oranı Marmara ve Karadeniz bölgelerinde en yüksek, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde en düşük bulunmuştur. Kadınlarda görülme oranı ise Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde en yüksek, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde en düşüktür.
    Ülkemiz ile ilgili bir diğer saptama da hipertansiyon hastalarının yalnızca üçte birinin tedavi görmekte olması ve bunların da ancak yarısında kan basıncının kontrol altında olmasıdır. Hipertansiyonu olduğu halde tanı konmayan kişiler de dikkate alındığında toplum sağlığı açısından tablonun ne kadar olumsuz olduğu açıktır.

    Yüksek Tansiyon Daha Çok Kimlerde Görülür?
    Yüksek tansiyon riskini arttıran bir çok faktör söz konusudur:
    1- Yaş: Yüksek tansiyon görülme oranı ilerleyen yaşla birlikte artar. Buna karşın tansiyon yüksekliği genellikle ilk olarak 35-50 yaşlarında saptanır.
    2- Cinsiyet: 50 yaşın altındaki grup ele alındığında erkeklerde daha sık görülür. 50-55 yaş grubunda görülme sıklığı eşitlenir. 55 yaşından sonra ise kadınlarda görülme sıklığı daha fazladır.
    3- Kalıtım: Yüksek tansiyonlu kişilerin yaklaşık %60'ında ailede de tansiyon yüksekliği söz konusudur.
    4- Şişmanlık: Şişmanların yaklaşık %40'ında yüksek tansiyon görülmektedir. Genç hastaların yaklaşık üçte biri şişmandır.
    5- Şeker hastalığı: Şeker hastalarında yüksek tansiyona çok sık rastlanır.
    6- Aşırı tuz tüketimi: Yüksek tansiyona yol açan nedenlerden biridir.
    7- Fiziksel aktivitelerin azlığı: Hipertansiyon görülme olasılığı arttırır.
    8- Alkol tüketimi: Alkol kullananlarda hipertansiyon görülme sıklığı artar.
    9- Stres: Yüksek tansiyonun ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir.

    Kan Basıncı Nasıl Ölçülür?
    Kan basıncını ölçmek için farklı tipte aletler kullanılabilir.
    Cıvalı aletler en doğru ölçümlere olanak tanıyanlardır. Ancak bunların taşınmaları güçtür, genellikle hastanelerde, polikliniklerde ve muayenehanelerde kullanılırlar.
    Manometreli tansiyon aletleri daha pratiktir. Hastalar evlerinde manometreli tansiyon aletlerini kullanabilecekleri gibi daha pratik olan, bilekten ya da koldan ölçüm yapan elektronik aletlerden de yararlanabilirler.

    Genel prensip
    Kan basıncı ölçümünün genel prensibi hangi tipte alet kullanılırsa kullanılsın aynıdır.
    Ölçüm aletleri esas olarak üç bölümden oluşurlar:
    1- İçine hava pompalanan bir kolluk (manşon)
    2- Hava pompalamayı sağlayan sistem: Cıvalı ya da manometreli tansiyon aletlerinde bir lastik boruyla kolluğa bağlı olan ve sıkıp bırakmakla dış ortamdaki havayı kolluğun içine gönderen lastik puar, elektronik tansiyon aletlerinde verilen komutla harekete geçen bir mekanizma.
    3- Kan basıncı değerlerini okumaya yarayan bir gösterge: cıvalı aletlerde cıva sütunu, manometreli aletlerde ortasında ibre bulunan bir gösterge, elektronik aletlerde sayısal gösterge.
    Cıvalı ya da manşonlu tansiyon aletlerinde ayrıca ölçümler için bir kulaklık (stetoskop) da kullanılır.

    Ölçümler de üç aşamada değerlendirilebilir:
    1- Önce kolluk içine hava pompalanır. Belirli bir düzeyden sonra kan damarları (arterler) o kadar sıkışırlar ki, damar içindeki kan akımı durur ve nabız kaybolur.
    2- Sonrasında, kolluk içindeki hava yavaş yavaş boşaltılırken öyle bir düzeye gelinir ki kolluk içindeki basınç kalbin kanı pompalarken oluşturduğu basınçla eşitlenir. Bu sırada kanın damar duvarına çarpmasıyla bir ses oluşur. Bu ses cıvalı ya da manşonlu aletlerle ölçüm yapılıyorsa kulaklıkla duyulur, elektronik aletler kullanılıyorsa algılanır ve hafızaya kaydedilir. Bu sesin ortaya çıktığı değer büyük tansiyonu ifade eder. Bu arada nabız yeniden alınmaya başlar.
    3- Hava daha fazla boşaltıldığında basınç giderek azalır ve kanın damar içerisinde serbestçe akabildiği seviyede ve kulaklıkla duyulan ya da elektronik aletlerle algılanan ses ortadan kalkar. Sesin ortadan kalktığı, cıvalı ya da manşonlu aletlerde kulaklıkla farkedilir, elktronik aletlerde ise algılanarak hafızaya kaydedilir. Bu değer küçük kan basıncını ifade eder.

    Uygulama
    Kan basıncı ölçümleri başlangıçta her iki koldan da yapılmalıdır. Normalde iki kol arasında fark bulunabilmektedir. Kan basıncının yüksek bulunduğu koldaki değerler hastanın kan basıncı olarak kabul edilir. İzlemlerdeki ölçümler tercihen sağ koldan yapılır.
    Cıvalı ya da manometreli tansiyon aletlerini kullanarak ölçümler şöyle yapılır:
    1- Hazırlık: Kolluğun içindeki hava ölçüm öncesinde tamamen boşaltılmalıdır. Tansiyon aletinin kolluğu alt ucu dirsek çukurunun 2.5-3 cm üzerinde olacak şekilde kolu sarmalıdır.
    2- Ölçüm: Önce puarın kontrol valvi kapatılır. daha sonra kolluğun kesesi şişirilir.

    Hangi seviyeye kadar şişiriliceğine karar vermek için bilekten nabız (radiyal nabız) kontrol edilir. Nabızın kaybolduğu düzeyin 20-30 mmHg üstüne kadar şişirme işlemine devam edilir. Dinleme aleti dirsek çukurunda serbest konumda ve cilde hafifçe bastıracak şekilde yerleştirilir. Dinleme aleti kolluğun altına sıkıştırılmamalıdır. Puarın kontrol valvi açılarak havanın yavaş yavaş (saniyede 2-4 mmHg kadar) boşaltılması sağlanır. Sesin ilk duyulduğu an büyük tansiyona işaret eder. Sesin artık işitilmez olduğu an ise küçük tansiyon olarak yorumlanır.

    Kan Basıncı Ölçümündeki Başlıca Hatalar Nelerdir ve
    Bu Hatalar Nasıl Ortadan Kaldırılır?
    1- Ölçümden en az 30 dakika öncesine kadar sigara ve kahve içilmemelidir.
    2- Kan basıncı ölçümünden önce en az 5 dakika süreyle oturarak dinlenmek gerekir.
    3- Ölçümler uygun pozisyonda yapılmalıdır. Örneğin kol kalp düzeyinde olmalıdır.
    4- Tansiyon aletinin manşonu uygun boyutlarda olmalı, kilolu kişilerde daha büyük manşonlar kullanılmalıdır.
    5- Ardarda iki ölçüm yapılmalı, ölçümler arasında 5 mmHg'dan daha büyük bir fark varsa üçüncü ölçüme başvurulmalıdır.
    6- Kan basıncı çok değişkenlik gösteriyorsa -hekimin önerisiyle- 24 saatlik sürekli ölçümlere olanak tanıyan özel aletler kullanılmalıdır.

    Kan Basıncı Ölçümlerinin
    Hastanın Kendisi Tarafından Yapılması Doğru mudur?
    Bazen bu yol zorunlu olursa da yanlış ölçüm olasılığı hiç de az değildir. Ayrıca kan basıncının sık sık ölçülmesi hastayı psikolojik açıdan olumsuz yönde etkileyebilir.

    Hastanın Baş Ağrısı, Baş Dönmesi Gibi Yakınmalara Dayanarak
    Kan Basıncı Hakkında Yorum Yapabilmesi Mümkün müdür?
    Bazı hastalar uzun süreli deneyimlerine dayanarak böyle bir yoruma gidebilirse de doğru olan o sıradaki kan basıncı ölçülerek daha gerçekçi bir değerlendirmenin yapılmasıdır.
    Ayrıca bu yakınmalara göre ilaç tedavisinin uygulanması önemli yanlışlıklara yol açabilir.

    Büyük (Sistolik) Tansiyon mu, Küçük (Diyastolik) Tansiyon mu Daha Önemlidir?
    Yaygın inanış küçük tansiyonun daha önemli olduğu yönünde ise de son yıllarda büyük (sistolik) tansiyonun da en az küçük (diyastolik) tansiyon kadar önemli olduğu ortaya konmuştur.

    Yüksek Tansiyon Nasıl Tedavi Edilir?
    Kan damarlarınızın ve yaşamsal önemi olan organlarınızın yüksek kan basıncından zarar görmemesi için siz doktorunuza nasıl yardımcı olabilirsiniz?
    Doktorunuz size nasıl yardımcı olabilir?
    Vücudunuzun bazı yerlerinin kana olan gereksinimini azaltarak kalbinizin yükünü azaltabilirsiniz.

    Örneğin:
    - Yağ dokusunun beslenmesi için bol miktarda kanlanmaya gereksinim vardır. Eğer kilolu iseniz, kilo verip, vücudunuzun yağ dokusunu azaltarak, kalbinizin yükünü azaltabilirsiniz.
    - Düşük yağlı, düşük kolesterollü beslenme rejimi ile aterosklerozun (damar setliğinin) başlangıcını geciktirebilirsiniz.
    - Zorlanmadan yapabileceğiniz (yüzme, yürüyüş, balık tutma, golf) egzersizler bedeninizi şekle sokmakta yardımcı olacak, kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacak ve kalori kullanımınızı artıracaktır. Kendinizi yogun hissettiğinizde spor aktivitenize ara veriniz. Doktorunuz, yapabiliceğiniz egzersiz türünü ve programını seçmede size yardımcı olacaktır.
    Aşırı tuz alımı kan damarlarınızın çevresinde de su birikimine, böylece daha kolay daralmasına neden olacaktır. Bu nedenle hafif ve orta derecede hipertansiyon tedavisinde tuz miktarı düşük diyetin önemli bir yeri vardır. Bazı kişilerde sadece bu diyete uymak bile tedavi için yeterli olabilir. Prensip olarak sofrada tuzluk kullanmamak ve ekmeği tuzsuz yemek yeterli olabilmektedir. Yemeğe pişerken az miktarda tuz eklenebilir. Tuz içinde muhafaza edilen, (turşu, konserve yiyecekler, tuzlu kuru yemişler, salam, sucuk, pastırma vs.) gıdalar eve dahi sokulmamalıdırlar.
    - Doktorunuz vücudunuzdaki fazla su ve tuz yükünü atmanıza yadımcı olmak için idrar söktürücü ilaçlar verebilir. Ancak bu ilaçları alırken bile tuz alımını mümkün olduğunca düşük tutmalısınız. Yemeklerinizi tatlandırmak için, baharatlar, limon, sirke, sarımsak, nar ekşisi veya tuz tadı veren maddeler kullanabilirsiniz. Tuz tadı veren maddeler genelde eczanelerde satılan potasyum tuzlarıdır.
    Bunları kullanmadan önce doktorunuza danışmalısınız. Sabırlı olduğunuz taktirde tuzsuz yemeklere zaman içerisinde alıştığınızı, damak tadınızın değiştiğini fark edeceksiniz.
    - Potasyumdan (meyve ve sebzeler, özellikle, portakal mandalina, greyfurt, muz, domates, patetes) ve kalsiyumdan zengin gıdaların bazı kişilerde kan basıncını düşürmede yardımcı olabileceği öne sürülmüştür. Ancak bu bilgi kesin değildir.
    - Yüksek kan basıncı olan kişiler az miktarda (günde bir dubleyi geçmemeli) alkol alabilirler. Ancak kilo vermeye çalışıyorsanız, alkolün kalorisinin çok yüksek olduğunu hatırlamalısınız. Bazı çalışmalar aşırı alkol tüketiminin kan basıncını yükselttiğini göstermiştir.
    - Sigara içilmesi, koroner arter hastalığı ve kalp krizi için önemli, bir diğer risk faktörüdür. Ayrıca damarlarınızda spazma yol açarak kan basıncınızın kontrol edilmesini güçleştirir. Eğer sigara içiyorsanız, mutlaka bırakmalısınız!
    - Çalışma saatleri içerisinde kısa dinlenme molaları veriniz. Geceleri ve hafta sonlarını dinlenmekle veya hafif - orta derecede spor aktiviteleri ile geçiriniz.

    İlaç Tedavisi İle İlgili Bilmeniz Gerekenler Nelerdir?
    Çoğu hastalarda sakinleştirici ilaçlar kan basıncını düşürmede pek yardımcı olmazlar.
    İdrar söktürücü ilaçlar halen hipertansiyon tedavisinde etkin biçimde kullanılmaktadır. Aşırı su ve tuz yükünü idrar yolu ile atarak kan basıncınızın düşürülmesine yardımcı olurlar. Etki süreleri ve etkinlikleri değişik pek çok idrar söktürücü ilaç mevcuttur. Bunların bir kısmı, potasyum kaybettirir. Bazılarının ise potasyum tutucu etkisi mevcuttur. Doktorunuz kan basıncınızın derecesine, yapınıza uyygun başka bir ilaç da seçebilir. İlk ilaçla yeterli kan basıncı düşüşü sağlanamıyor ise, ikinci bir ilaç eklenebilir. Bu nedenle ilk ilacınızı kullanırken evde kan basıncınızı takip ederek, kaydetmeniz istenebilir.
    Kan basıncını düşüren pek çok ilaç vardır. Bu ilaçlar ya merkezi sinir sistemi yolu ile ya da direkt olarak damarlarınıza etki ederek, küçük arterlerin gevşemesini sağlayacak, böylece kan basıncınız düşecektir. Bu etki sadece ilaca devam ettiğiniz süre için geçerlidir. İlacı kestiğinizde kan basıncınız yeniden (bazen yavaş yavaş günler içerisinde, bazen de hemen) yükselecektir. Bu nedenle ilaçlar tamamen bırakılamaz. Kan basıncınız düşse bile ilaç tedavisine devam etmeniz gerekir. İyi sonuç alınması için ilaç tedavisine yaşam boyu devam etmek gereklidir. İlaç tedavisine başladıktan sonra dozlar dikkatle ayarlanmalıdır. Bu nedenle başlangıçta, en azından kan basıncınız tam olarak ayarlanana kadar doktorunuzu sık sık görmeniz, iletişimi kopartmamanız gereklidir. Kan basıncı kontrolü sağlandıktan sonra, doktorunuza senede 3-4 kez gitmeniz yeterli olacaktır.
    Her hastanın beden özellikleri değişik olduğu için, bünyenize uygun, en az yan etki yapan ilacı bulmak için doktorunuz ilaç tedavinizi birkaç kez değiştirebilir.

    Kan Basıncını Düşüren İlaçların Yan Etkileri Neler Olabilir?
    Kan basıncını düşüren ilaçların yan etkileri de vardır. Ancak bu yan etkiler ilacı kullananların tümünde görülmez. Bir ilaç grubunda yan etki görüldüğünde bir diğer grup ilaçla değiştirilebilir, yan etki doza bağımlı ise ilacın dozu azaltılarak başka bir ilaçla birlikte kullanmanız önerilebilir. Herhangi bir yan etki görüldüğünde bir sonraki dozu almadan veya ilacı tamamen bırakmaya karar vermeden mutlaka doktorunuzu aramalısınız.

    İlaç Tedavisine Bir Kez Başlandığında, Ömür Boyu Devam Etmek Gerekir mi?
    Çoğunlukla böyle bir durum söz konusu ise de hafif hipertansiyonu olan hastalarda bir takım genel önlemlere dikkat etmek koşuluyla (diyet, zayıflama, düzenli egzersiz gibi) ilaç tedavisine bir süre ara vererek kan basıncı değerlerini izlemek ve normal değerler saptanırsa ilaç kullanmamak söz konusu olabilir.
    Bu yaklaşım ancak hekimin kararıyla uygulanabilir.
    Konu admin tarafından (03-03-2007 Saat 20:12 ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.514

    Standart

    Alıntı halil45 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben ankara Keçiören den Halil şeker ve yüksek tansiyon nedeniyle ibrahim beyi aradım.Gökçek iksir ve diabet ve tansiyon çayı karşımı özel bir çay tavsiye etti.İksir ve çayı kullanmaya başladıktan 3 gün sonra kan şekerim normale döndü ve tansiyonum düştü.ibrahim beyi aradım bu iksir ve çayınız bu kadar güçlü ve etkilimi dedim.Evet o kadar etkili dedi ve kendisine teşekkür ettim sağolun beni ilaçlardan kurtardınız.
    Evet o kadar etkili ve genelikle kilolu alan kişilerin sadece görünen ense, boyun göbek ve kalca değil iç organlarıda yağlanır.Pankreas yağlanınca pankreas içindeki çok hassas beta hücreleri çok narin olduğundan yeterince insülin salğılıyamaz ve kan şekeri yükselir.Pankreastaki bu yağlanmayı Gökçek İksir eritir ve diabet çayıda pankreasın foksiyonlarını artırır. Yüksek tansiyonunda damarlardaki yağlanma nedeniyle damarların iç yüzeyi yağlanır ve damarlar daralır. Nasıl ki kireçli bir su borularının iç yüzeyinde birikir ve ve su geçmez hale gelirse damarlarda yağlanma nedeniyle daralı ve kan damarlara sığmadığından tansiyon yükselir.Gökçek İksir ve damarların iç yüzeyindeki yağları eritir ve böylece tansiyon normale döner.Peynir, sucuk, salam, sosis, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyeck ve içecekler vücutta yağlanmalara sebep olur.Doğru beslenmek çok önemlidir.

  5. #5
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.436

    Standart Her 3 kişiden 1'i yüksek tansiyon hastası

    Her 3 kişiden 1'i yüksek tansiyon hastası
    MERSİN (İHA) - Bozyazı Devlet Hastanesi Aile Hekimi Dr. Ayçe Tamer, Türkiye'de her 3 kişiden birisinin tansiyon hastası olduğunu belirterek, yüksek tansiyonun tedavi edilmediği takdirde öldürücü olabileceğini söyledi.

    Halk arasında yüksek tansiyon olarak adlandırılan hipertansiyonun ciddi bir sorun olduğunu ifade eden Tamer, hipertansiyonun tek başına öldürücü olmadığını, ancak tedavi edilmediği taktirde ölümle sonuçlanabileceğini kaydetti. Hipertansiyonun kanın damar yüzeyine yaptığı basıncın artması olduğunu dile getiren Tamer, "Burada önemli olan yüksek tansiyonun sistemler üzerine olan olumsuz etkisidir. Hipertansiyon kalbi zorlayarak kalp yetmezliğine, damarları zorlayarak 'atheroskleroz' dediğimiz damarda kireçlenmeye, beyin damarlarını zorlayarak felce, böbrek damarlarına yaptığı etkisi sonucu böbrek yetmezliğine, göz damarlarında yırtılma veya daralmaya ve büyük damarlarda balonlaşmalara yol açabilir" dedi.

    Yüksek tansiyonun nedenlerinin yüzde 90 oranında bilindiğini belirten Tamer, doğum kontrol ilaçları, grip ve soğuk algınlığı ilaçları, ağrı kesiciler, tiroid hormonları, iştah kesiciler, alkol ve bazı depresyon ilaçlarının da tansiyonu yükseltebileceğini kaydetti. Yüksek tansiyon teşhisi konmuş olan kişilerin bu tip ilaçları dikkatli kullanması ve sık tansiyon takibi yaptırmasının uygun olacağını dile getiren Tamer, yüksek tansiyon olasılığının yaşla birlikte arttığına dikkat çekerek, "Ailesinde yüksek tansiyon, felç ya da kalp krizi geçirenlerin bulunması, aşırı kilo, hareketsiz yaşam, egzersiz yapmama, tütün kullanımı, aşırı tuzlu yiyeceklerle beslenme, hiperlipidemi, şeker hastalığı, aşırı alkol tüketimi ve stresli bir yaşam biçimi önemli risk faktörleridir. Bu gibi kişilerin haftalık olarak tansiyon ölçtürerek kendi kontrollerini yaptırmaları son derece kolay ve gelecek yıllarının yaşam kalitesi açısından önemlidir. Yüksek tansiyon belirtileri arasında baş ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, yorgunluk, burun kanaması, yol yürüme veya merdiven çıkmada zorlanma, çift görme, dilde peltekleşme görülebilir. Ancak bu tip bulguların hiç biri yüksek tansiyona özgü değildir. Başka hastalıklarda da görülebilir. Sonuç olarak kesin tanı tansiyon ölçümü ile konulacaktır" diye konuştu.
    Ölçümlerde ev tipi tansiyon aletleri kullanılabileceği gibi bir sağlık kuruluşundan da yardım alınabileceğini söyleyen Tamer, koldan ölçen aletlerin daha güvenilir olmakla birlikte bilekten ölçüm yapan dijital aletlerin de kabaca fikir vermesi açısından yararlı olduğunu belirtti.

    Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği tarafından 2003 yılında yapılan çalışma sonucunda, Türkiye'de hipertansiyon görülme sıklığının yüzde 31.8 olarak belirlendiğini vurgulayan Tamer, "Ülkemizde her 3 kişiden biri hipertansiyon hastasıdır yani bir başka deyişle Türkiye'de yaklaşık 15 milyon hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Bir diğer çarpıcı sonuç bu kişilerin 3'te ikisi hipertansiyonu olduğunun farkında değildir. Hipertansiyonu olan her 5 kişiden 4'ünün kan basıncı kontrolü yeterli yapılmamaktadır. Her 3 hipertnasiften birinde böbrek hasarı saptanmıştır. Buradan çıkaracağımız sonuç; kendimiz hakkında yeterli bilgi sahibi olmadığımız ve sağlık kontrollerimizi yeterli yaptırmadığımızdır. Bilinçli bir nesil olarak bize düşen görev kendimiz ve sorumlu olduğumuz kişilerin tansiyon kontrollerini yaptırmamız gerektiğidir" şeklinde konuştu.

    Dr. Ayçe Tamer, yüksek tansiyon hastalarının yapması gerekenleri ise şöyle sıraladı:
    "Aşırı kilolarınızdan kurtulun, ideal ağırlığınızı koruyun, boyunuza göre ideal kilonuzu hesaplattırın. Gerekirse bir diyetisyene baş vurun. Sağlıklı beslenin, bol sebze meyve, kuru baklagiller (nohut mercimek, kuru fasulye) daha az kırmızı et, daha az tatlı ve yağ alımını tercih edin. Tuzlu yemeyin, fast food dediğimiz hamburger, patates cipsi türü yiyeceklerden kaçının, sodyum içeriği düşük olan tuzları tercih edin. Alkol alımını kısıtlayın. Tütün ürünlerini kullanmayın, tütündeki nikotin kan basıncında yükselmeye sebep olmakta, kimyasal maddeler atardamara zarar vermekte, vücutta su tutulmasına sebep olmaktadır. Kafein alımını sınırlayın, günde 2 fincandan fazla kahve içmeyin. Stresten uzak durun, çevre faktörünüzü değiştirmektense hayata bakışınızı değiştirmek daha kolaydır. Yaşamın keyifli yanlarına konsantre olun. Düzenli olarak uyuyun, günde yarım saat orta tempoda yürüyüş yapın. Sağlık kontrollerinizi düzenli olarak yaptırın. Bu kontroller sonrasında yüksek tansiyon saptanırsa ilgili uzmana baş vurun."
    #diger .igg:link,#diger .igg:active,#diger .igg:visited{font-family:tahoma;font-size:12px;font-weight:bold;color:#446aca;text-decoration:underline}#diger .igg:hover{font-family:tahoma;font-size:12px;font-weight:bold;color:#cb1717;text-decoration:underline}#diger .nA:link,#diger .nA:active,#diger .nA:visited{font-family:tahoma;font-size:10px;font-weight:bold;color:#a9a9a9;text-decoration:none}#diger .nA:hover{font-family:tahoma;font-size:10px;font-weight:bold;color:#a9a9a9;text-decoration:none}#diger .nD:link,#diger .nD:active,#diger .nD:visited{font-family:tahoma;font-size:12px;font-weight:bold;color:#666;text-decoration:none}#diger .nD:hover{font-family:tahoma;font-size:12px;font-weight:bold;color:#666;text-decoration:none}#diger .i{border-bottom:1px solid #cecece;margin:0 20px 0 20px;padding:0 10px 0 10px;color:#666}#diger .iG{padding:0 10px 0 10px;color:#666}

  6. #6
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.514

    Standart

    Alıntı kapkara Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ben 3 gün önce tansiyonuma baktırdım. Büyük 14 Küçük 8 idi ibrahim Beyin sitesine girdim. ve tansiyonum ile ilgili araştımam sonucunda iksir aldım ve 2 gündür kullanıyorum Allah'a şükürler olsun Büyük 11 Küçük 7 normal sınırlara geldi. Tavsiye ederim

    İlhan beyle görüştüğümde yüksek tansiyondan ve rizikolarından bahsedip ne yapılabilir diye sordu ve ona hemen iksir kullanmaya başlamış ve iksir 2 günde tansiyonu hemen düşürmüş bunu benimle paylaşıp sevincini belirti..Doğrusu çok şaşırmıştı.Evet çok insanı şaşırtıyoruz.

  7. #7
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.514

    Standart

    Alıntı elifcrazy Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhabalar...Benim babamın da yüksek tansiyonla ilgili şikayetleri vardı hatta belirttiğiniz tarihte tansiyonu çok yükseldiği için beyninde bir hematom oluştu!Sizin kullandığınız ilacı da ve ek birkaç ilaç daha kullandı,hatta şeker hastalığı da tam da bu dönemde ortaya çıktı başlarda diyetle kontrol altına alabiliyorduk,fakat tansiyonu herşeyine dikkat etmemize rağmen bazen kontrol altına alınamıyordu ve malesef felç geçirdi.Felç geçiren insanların tekrar geçirme riski çok yüksek bu yüzden tansiyonu kontrol altında tutmak gerekiyor.Ben İbrahim Beyi internette araştırma yaparken keşfettim,ilk bakışta çok inandırcı gelmemişti açıkçasıama gittim yerini buldum ve iksirden aldım babam için.Kullanmaya başlayalı 5-6 ay oldu ve babam çok toparladı.İlaçlarını ihmal etmeden iksirle beraber çok iyi sonuçlar alıyoruz kısa zamanda,şekeri de düzene girdi,insülin tedavisi var şu anda ama yakında ona bile gerek kalmayacak o kadar güzel değerleri!Umarım kullanmaya başlarsınız Ahmet bey faydasını kesinlikle göreceksiniz tabii sürekli kullanmak gerekir, vücudun tepkisini görebilmek için.Sormak istediğiniz birşey olursa seve seve cevaplarım geçmiş olsun...



    Elif hanım babanızın durumunda iyileşme olması ve diabet ve tansiyon değerindeki olumlu gelişmeler çok güzel.Malum felçli bir hastanın durumunun iyileşmesi taktiredersiniz ki çok çok ağır bir vaka.Bu nedenle ne kadar düzenli ve sabırlı olarak tedaviye devam ederseniz neticede o kadar olumlu olur.

    Konu igokcek tarafından (01-04-2012 Saat 14:36 ) değiştirilmiştir.

  8. #8
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.514

    Standart

    Alıntı aysegul35 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben Ayşegül kurdeşen nedeniyle iksir, tonik-t ve kurdeşen çayı aldım.Yüksek tansiyon problemi olduğu için tansiyon çayı da aldım.İbrahim bey iki çayı karıştırarak için dedi, fakat ben önce kurdeşen'den kurtulayım , tansiyonum yükselirse tansiyon çayı da kullanırım diye düşündüm ve tansiyon çayı kullanmadım.İksir, tonik ve kurdeşen çayını kullanmaya başladıktan sonra sersem gibi oldum ve baş dönmesi ve bayılma gibi durumlar ortaya çıktı.Tansiyonumu ölçtürdüm 10,12-20,22 olan tansiyonum birden 6-10'a düşmüş.Yani sürekli yükse tansiyon problemi olan biri idim ve ilaçlarla ancak ve ancak 10-15'a düşüyordu.İbrahim beyi aradım tansiyonum da ki bu anormal düşüşü söyledim. Oda bunda üzülecek bir şey yok sevinmelisiniz, fakat vücudunuz bu duruma alışık olmadığından baygınlık gibi haller oluyor aslında tansiyonunu ilk defa yıllar sonra normal seviyeye inmiş, zamanla alışırsınız, fakat çok rahatsız oluyorsanız geçici bir süre tuzlu ayran için dedi.Vallahi ibrahim beyin ürünlerine hayran kaldım çok sagolun ibrahim bey


    Bünyeniz alışık olmadığından tansiyonunuzun bu kadar yarı yarıya düşmesi (10-22 den 6-10) halsizlik yorğunluk ve baygınlık gibi hallere yakalanmanıza sebep olabiliyor.Bu normal bir durum, aslında tansiyonunuz olması gereken normal seviyeye indi.Geçici olarak biraz rahatsızlık verebilir bu panik olmaya gerek yok.

    Konu igokcek tarafından (01-04-2012 Saat 14:36 ) değiştirilmiştir.

  9. #9
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.436

    Standart Yüksek Tansiyon

    Yüksek tansiyon (hipertansiyon) te rimi atardamarlardaki büyük kan basın cının 150 mmHg (mm cıva basıncı), küçük kan basıncının ise 90 mmHg’ye eşit ya da daha yüksek olduğu durum larda kullanılır. Tansiyonu uzun süre lerle bu değerlerin üstüne çıkan birey lerde beyin, böbrek, kalp ve damar has*talıklarının daha çok görüldüğü ve ge nellikle tansiyonu normal olanlara oranla yaşam süresinin daha kısa oldu ğu kanıtlanmıştır.
    Büyük kan basıncı (büyük tansiyon) kaç olursa olsun, küçük kan basıncı (küçük tansiyon) 90 mmHg ya da daha yüksekse sistemik yüksek tansiyon söz konusudur ve tedavi edilmesi gerekir. Son istatistiklere göre normalin üst sını rına yakın küçük kan basıncının (85-89 mmHg) bile bir risk etkeni olduğu anla*şılmaktadır.

    Küçük (diyastolik) tansiyonun yük sek olmadığı, yani 90 mmHg’nin altın da kaldığı, yalnız büyük (sistolik) tansi yonun yükseldiği durumlarda sistolik yüksek tansiyon söz konsudur. 70 yaşın altındaki kişilerde küçük tansiyon 90 mmHg’nin altında kalırken büyük tansi yon 160 mmHg ve daha yüksekse teda vi edilmesi gerekir. 70 yaşın üzerinde tedaviyi başlatacak büyük tansiyon de ğeri 170 mmHg ve daha üstüdür.
    Hipertiroidizm, aort kapak yetmez liği ve atar-toplar damar bağlantılarında büyük tansiyon yüksek olmasına karşın ilaç tedavisi gerekmez. Bu durumlarda asıl hastalık tedavi edilmelidir.Yüksek tansiyon günümüzde hâlâ beyin damarlarındaki tıkanıklık ve ka namalar açısından başlıca risk faktörü dür. Ayrıca, kolesterol ve sigara alışkanlığının yanı sıra miyokart enfarktü sünün başlıca nedenleri arasında yer alır; kalp ve dolaşım yetmezliği olan ki şilerin yüzde 75′inde bu hastalıklara ne den olduğu bildirilmiştir. Ayrıca tansi yon yükselmesinin damar duvarında ka lınlaşma gibi belirgin değişikliklere yol açarak tıkayıcı damar hastalıkları, anev rizmalar ve böbrek yetmezliği gibi bir dizi doku bozukluklarına neden olduğu kanıtlanmıştır.Son 35 yıl içinde yüksek tansiyonun ilaçla tedavisinde dev adımlar atılmış olmasına karşın, yukarıda belirtilen ol gular güncelliklerini korumaktadır. Gü nümüzde fazla yan etkisi olmayan, bu na karşılık son derece etkili ilaçlar var dır. Son yıllarda bu tedaviler sonucunda kan basıncının düşürülmesiyle kalp ve damar hastalıklarına yakalanma ve bu hastalıklardan ölme oranının belirgin ölçüde azaldığı kanıtlanmıştr.



    Bu teda vilerin yüksek tansiyonlu hastaların tedaviden sonraki yaşanılan üzerindeki etkileri incelenmiş ve özellikle felç, kalp ve dolaşım yetmezliği ile böbrek yetmezliğinin ortaya çıkma sıklığının azaldığı, buna karşılık, söz konusu ilaç ların yüksek tansiyonlu hastada miyo kart enfarktüsü ya da anjina pektoris gi bi kalp kasının yeterince kanlanamama-sına bağh hastalıkların önüne geçilme sinde daha az yararlı oldukları belirlen miştir.Bu ilerlemelere karşın, en son ista*tistiklerin de doğruladığı gibi, yüksek tansiyon hâlâ ölüme neden olabilmekte dir. Bunun nedeni bazen hastanın ih malkârlığı nedeniyle hekim kontrolün den geçmemesi ve hastalığa tanı kona-mamasıdır. Bazen de tanı konduktan sonra hekimin önerdiği ilaçların gere ğince kullanılmaması ya da uygun oJ-mayan ilaçların seçilmesi ve daha sık lıkla muayene edilen kişinin kalp ve da marlarının yapısı nedeniyle tedavi yetersiz kalır.Kuramsal olarak, daha iyi sonuçlar elde etmek mümkün olduğundan, kalp ve damarlarla ilgili komplikasyonların önlenmesindeki bu başarısızlıklar, sü rekli bir tedavi uygulamanın gerektiğini vurgular. Yüksek tansiyon tehlikesi olan hastanın doğru saptanması, öte yandan hastaya verilmesi gereken ilaç ların seçiminde etkili bir düzenleme ya*pılması gerekir.

    NEDENLERİ
    Oluşum mekanizması bakımından iki tür yüksek tansiyon vardır: Birincil ya da esansiyel ve ikincil. Birincil yüksek tansiyonun nedenleri tam olarak bilin memekle birlikte, hastalığın oluşumun da kalıtım, ruhsal açıdan çabuk etkile nen heyecanlı kişilik, şişmanlık gibi ba zı etkenler saptanmıştır, tkincil yüksek tansiyon aşağıdaki hastalıklardan sonra ortaya çıkabilir: Böbrek dokusu ve böb rek atardamarlarında yerleşen hastalık lar (akut ve kronik böbrek iltihabı, poli-kistik böbrek), böbreküstü bezinin ka buk bölümündeki hastalık nedeniyle kortizon ya da aldesteron hormonları nın fazla salgılanması sonucu görülen Cushing hastalığı ve Crohn hastalığı, böbreküstü bezinin iç kısmının (medul-la) tümörü (feokromositom), aortun kalpten çıktığı bölgedeki darlığı, kafa içi basıncının artması.Yüksek tansiyonla basınç reaksiyo nu arasındaki ayrımın da yapılması ge rekir. Yüksek tansiyon terimi kan ba sıncının sürekli olarak bazı sınırların üzerinde kaldığım belirtirken, basınç reaksiyonu tansiyonun heyecanlanma ya da kan içine ilaç şırınga edilmesi gi bi bir uyaran nedeniyle geçici olarak yükselmesidir. Yükselmeye yol açan uyaranın etkisi kaybolunca tansiyon normale döner.

    GÖRÜLME SIKLIĞI
    Yüksek tansiyonluların tümü tanı kona cak biçimde tıbbi kontrolden geçmemiş olduğundan ve yüksek tansiyon değer lendirme ölçütleri her yerde aynı olma dığından yüksek tansiyonun dağılımını kesin olarak saptamak olanaksızdır. Hekime başvuran erişkinlerin yaklaşık yüzde 25′inde yüksek tansiyon vardır ve bunların yüzde 9O’ı esansiyel (birincil) tiptedir.

    TANI
    Tanı konması için kan basıncı 20 dakika dinlenmenin ardından ölçülmelidir; bir birinden farklı zamanlarda yapılan üç ayrı ölçümde de kan basıncı yüksek çı kıyorsa yüksek tansiyon tanısı konabilir.
    Kan basıncı ölçümlerinde pek çok kısıtlama ve hata olasılığı vardır.
    Bunların başında hastanın muayene ye ve hekime olan tepkisi gelir. Burada tansiyon heyecan nedeniyle tepkisel olarak yükseldiği halde, kişiye yanlış lıkla yüksek tansiyon tanısı konur.

    Son yıllarda bu yanlışlıklardan ka çınmak için günlük etkinlikleri engelle meden kan basıncının otamatik olarak kaydedilmesini sağlayan birçok teknik geliştirilmiş ve uygulanmaya başlamıştır. Böylece elde edilen 24 saatlik tansi yon değerleri, yüksek tansiyonun or ganlarda yol açtığı zararları tansiyon aleti ile elde edilen değerlerin ortaya koyamadığı kadar belirgin olarak sergi ler. Bununla birlikte, kan basıncının di namik olarak monitörle izlenmesinin tanı açısından üstün olduğuna ilişkin bir kanıt elde edilememiştir. Bu neden le bu yöntem yalnız bazı seçilmiş yük sek tansiyon olgulanyla sınırlı kalacak biçimde uygulanmaktadır; bunlar kan basmcı sık sık değişen hastalar, yüksek tansiyon ile organlardaki örselenme arasında bağlantının tam kurulamadığı olgular, sık sık tansiyonu yükselenler ile tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi istenen olgulardır.
    Olguların büyük bir bölümünde dik katli bir ölçümle yüksek tansiyon tehli kesi olup olmadığı belirlenebilir; gere kirse hasta kan basıncını evde kendi kendine de ölçebilir.

    İkincil yüksek tansiyonun nedenleri ni saptayabilmek için genel bir muaye ne yapılması önemlidir. Özellikle kol ve bacak atardamar nabızlarının kolay ca alınıp alınamaması, atardamarlardaki nabız vuruş şiddetinin birbirinden farklı olup olmaması, böbrek atardamarları nın karından stetoskopla iyice dinlen mesi gereklidir. Ayrıca idrar tahlili ya pılır ve kanda üre, ürik asit, kreatinin, sodyum ve potasyum gibi elektrolitle rin düzeyi belirlenir.

    TEDAVİ
    Belirti ve yakınmaların az ya da çok ol masına bakılmaksızın tüm yüksek tan siyonluları tedavi etmek gerekip gerekmediği tartışması şu çözüme bağlanmış tır: Küçük kan basıncı 90 mmHg’nin (mm cıva basmcı) üstünde olan tüm hastaların tansiyonu 85 mmHg düzeyin de tutulacak biçimde tedavi uygulanma lıdır.
    ikincil yüksek tansiyonda tedavi ön celikle temelde yatan hastalığın tedavi sine yöneliktir; birincil yüksek tansi yonda basıncın kontrol altına alınmasıy la ve basıncm normale inmesiyle sorun çözülemezse komplikasyonlann tedavi edilmesi gerekir. Birincil yüksek tansi yonun tedavisinde genel önlemlerin ya nı sıra ilaç tedavisi uygulanır. Genel ön lemler kısaca şunlardır: • Beslenme – Bazı istatistikler sanayi leşmiş toplumlarda nüfusun yansından çoğunun fazla kilolu olduğunu göster mektedir. Bu durum genellikle yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve damar sert-liğiyle birlikte görülür; öte yandan tek başına da kalp ve dolaşım sistemi has talıkları için bir risk faktörüdür. Bu ne denle yüksek tansiyonlu, şişman hasta nın normal kilosuna getirilmesi büyük önem taşır. Hafif ya da orta derecede yüksek tansiyonlu hasta, çoğu zaman yalnızca kilo vererek kan basıncını nor mal değerlere düşürebilir. Verilen her kilo için diyastolik (küçük) kan basıncı nın 2-3 mmHg azaldığı saptanmıştır.Özellikle hayvansal kökenli doymuş yağlar (tereyağ, içyağı) az kullanılmalı dır. Bu maddeler aşırı miktarda alınırsa kandaki kolesterol düzeyi artar; buna bağlı olarak yüksek tansiyon ve öteki kalp ve dolaşım sistemi hastalıklan açı sından risk yükselir. Sebzeyle beslenen topluluklarda çok az kişide yüksek tan siyon görüldüğü gözlenmiştir.Besinlerle aşın tuz alımı da engel lenmelidir. Tuz kendi başına güçlü bir damar büzücüdür ve tansiyonu düzenle yen bazı sistemleri etkiler. Ama yapılan son araştırmalar tuz kısıtlamasının bü tün birincil yüksek tansiyon durumla rında etkili olmadığını göstermektedir. Sonuç olarak tuz kısıtlamasına yanıt ve ren ve vermeyen birincil yüksek tansi yon çeşitlerinden söz edilebilir. Son za manlarda dikkatlerin odaklaştığı bir başka nokta ise potasyumdur. Potas yumca biraz zengin bir diyetin henüz tam olarak aydınlatılamamış mekaniz malarla tansiyonu düşürdüğü gözlen miştir. Kahve de kan basıncında birkaç saat süren 5-20 mmHg’lik yükselmelere yol açtığından kısıtlı miktarda alınmalı*dır. Aşın alkol alımı da zararlı olabilir, aşın alkol alındığında sempatik sinir sisteminin uyanlmasına bağlı olarak uzun süreli yüksek tansiyon görülür.Sonuçta, yüksek tansiyonlu hasta peynir ve öbür süt ürünleri de içinde ol mak üzere çok az hayvansal yağ ve tuz tüketmeli, bol meyve ve sebze yemeli dir. Gerekenden çok kalori almamalı dır.
    Hareketsiz yaşamla savaş -

    Yüksek tansiyonlu kişiye önerilen yüzme, yürü yüş, jogging, bisiklet ve kayak gibi sporlar izotonik tiptedir. İzometrik eg zersizler (ağırlık kaldırma) önerilmez. Tansiyonu sürekli yüksek olan kişi, önerilen egzersizleri uygularsa, sistolik ve diyastolik kan basıncıyla, kalp atım hızının düştüğünü görecektir.Gevşeme teknikleri – Sanayileşmiş toplumlarda çok yüksek düzeyde olan ruhsal gerilim tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu nedenle son yıllarda tansiyonun düşmesinde yararlı olduğu saptanan gevşeme tekniklerinin kullanı mı gündeme gelmiştir.
    Sigara dumanından uzak durma -Tek bir sigaranın dumanının tansiyonda 15-20 dakika süreyle ani ve birkaç mmHg’lik yükselmeye yol açtığı kanıt lanmıştır. Aşırı sigara içen kişinin sü rekli yüksek tansiyon tehlikesiyle ne öl çüde karşı karşıya kaldığı kolayca anla şılabilir.Birincil yüksek tansiyonun tedavi sinde yalnızca deneyimler sonucunda seçilen bazı ilaçlar kullanılır. Sabit bir tedavi tablosu yeğlenmemekle birlikte, kan basıncını düzenleyen mekanizma lar hakkında kazanılan bilgilerin yardı mıyla değişmeyen bir tedavi planının uygulanmaya sokulabileceği düşünül mektedir.

    Kan basıncını düzenleyen pek çok mekanizma olmasına karşın, en önemli ve uzun süreli etkiyi sağlayan, damarla-nn büzüşmesini ve dolaşımdaki kanın hacmini düzenleyen sistemdir. Kan ba*sıncı kalbin damarlara pompaladığı kan miktan ile-arteriyollerin (küçük atarda marlar) duvarlarındaki direncin bir ürü nüdür. Bu düzenleme sisteminde, böb rekte ve böbreküstü bezinin kabuk bö lümünde odaklasan iki merkez vardır. Bunlann arasındaki dengenin bozulma sı iki farklı mekanizmayla yüksek tansi yona yol açar ve uygulanması gerekli tedavi her iki durumda farklıdır. Bunla rın aynı anda etkili olması ise daha kar maşık bir yüksek tansiyon biçimine ne den olur. Yüksek tansiyon, vücutta aşın su ve sodyum tutulmasına bağlı anor mal bir sıvı birikiminden kaynaklanı yorsa; tedavide idrar söktürücü ilaçlar kullanılır; yüksek tansiyon damar bü züşmesine bağlıysa, bunu önlemeye, çözmeye yönelik ilaçlar öncelik kaza nır. Ara biçimlerde ise her iki tür ilaç birden kullanılır.
    Tansiyonun düşürülmesi gereken bazı özel durumlan da ele alalım

    Yüksek tansiyon ve yaşlılar – Bir zamanlar yaşlılarda doğal bir olgu ola rak kabul edilmiş olsa da, yüksek tansi yon damarlardaki yaşlılığa özgü deği şiklikleri hızlandırır. Yaşlılarda sürekli ve sabit yüksek tansiyonun etkilerinin en çok görüldüğü organlar beyin, göz, kalp ve böbrektir. Damar sistemindeki değişikliklere bağlı olarak bu organlar da işlev bozukluğu görülür. Vücutta güç harcadıktan sonra ortaya çıkan de ğişiklikleri değerlendirirken, tansiyonun aynı koşullarda sağlıklı kişilerde de yükseldiği unutulmamalıdır. Yaşlı has taların tedavisinde amaç, sistolik kan basıncının 170 mmHg’nin, diyastolik kan basıncının ise 90 mmHg’nin altına düşürülmesidir. Yaşlılarda tedavi, başka hastalıkların da varlığı nedeniyle genç lere göre daha zordur.
    Ani tansiyon düşüşleri beyin dolaşı mında zaten var olan yetmezliği kötü-leştirdiğinden, bu durumun önlenmesi gerekir. Tedavinin aşamalı ve “yumu-şak” bir tansiyon düşürücüyle başlanıp sürdürülmesi önerilir.
    Yaşlılarda yalnızca sistolik tansiyo nun yükselmesi de sık görülür. Sistolik tansiyon yaşla birlikte yükselir.

    Bu du rum, aortun ve başlıca atardamarların esnekliğinin azalmasına ya da yok ol masına bağlıdır. Yaşlılarda sistolik kan basıncı 170 mmHg’nin üstünde, diyas tolik basınç 90 mmHg’nin altında ise başlangıçta olabildiğince düşük dozda idrar söktürücülerle tedaviye başlamak gerekir.
    Yüksek tansiyon ve şeker hastalığı-Yüksek tansiyon şeker hastalarında, şe ker hastalığı olmayanlara oranla iki kat sık görülür. Erişkin tip şeker hastalığı olanlarda yüksek tansiyonu açıklamak için birçok varsayım ortaya atılmıştır. Şişmanlık her iki hastalıkta da görülür. Şeker hastalarında tansiyonun kontrol altında tutulması böbrekteki örselenme-yi yavaşlatır ve hastalığın gidişini dü zeltir.

    Yüksek tansiyon ve gebelik – Gebelikte yüksek tansiyon tek basma ya da gebelik eklampsisi tablosunda vücutta sıvı birikimiyle birlikte ortaya çıkabilir. Bu durumun özellikle dölüt için olum suz sonuçlan olacağından, tansiyonun dikkatle kontrol altında tutulması gere kir.
    Yüksek tansiyon ve çocukluk – Ço cuklukta yüksek tansiyon oldukça en der görülür. Tansiyonun normal değer lerin dışında olması iç salgı hastalıkları nı, böbrek hastalıklarını ve aort damarı darlığını düşündürmelidir; ruhsal ne denler ya da yanlış ölçüm gibi teknik nedenler de rol oynayabilir. Genellikle sorun kilo vermeyle düzelirse de, ço cuklarda ve gençlerde görülen yüksek tansiyon olgularının çok büyük bir bö lümünde sorunun başka bir hastalıktan kaynaklandığı ve bu nedenle tanıya yö nelik bir araştırma ve özgül bir tedavi gerektiği unutulmamalıdır. • Yüksek tansiyon ve böbrek yet mezliği – Böbrek hastalığının ağırlaş masını önlemek için tansiyonun dene tim altında tutulması gereklidir. Hekim tansiyonu düşürecek ilaçları seçerken ve dozlarım ayarlarken dikkatli olmalı ve böbrek işlevleri üzerinde olumsuz etkisi olacak maddeleri kullanmaktan kaçınmalıdır.

    TEDAVİNİN, SURESİ
    Tansiyonun düşürülmesi gereken en düşük nokta tartışılmaktadır. Son çalış malar tansiyonun 85 mmHg’den daha aşağı düşürüldüğünde miyokart enfark tüsü nedeniyle ölüm tehlikesinin arttı ğını belirtmektedir. Bu olay 55 yaşın üstünde ve sigara içen erkeklerde daha belirgin görünse de, tansiyonu düşüren tedavinin tipiyle bağlantılı değildir. Bu varsayım üzerinde farklı görüşler ileri sürülmektedir; hatta, bazılarına göre bunun bilimsel bir temeli yoktur, ula şılması gereken tansiyon düzeyi, yan etkilerin ya da hastalığa bağlı olan be lirtilerin ortaya çıkmadığı en düşük düzeydır.
    Hekimin karar vermek zorunda kal dığı bir sorun da tedavinin süresidir. Genel olarak tedavi yaşamboyu sürme lidir. Genellikle ilacm kesilmesinin ar dından hemen tüm hastalarda tedaviden önceki tansiyon değerlerine dönüş izle nir. Bununla birlikte, tansiyonun dene tim altında tutulduğu uzun bir dönem den sonra, temkini elden bırakmadan, kullanılan ilaçların dozu ya da sayısı azaltılabilir.

    SONUÇLAR
    Tansiyonu düşürmeye yönelik tedavinin başarısız olması, ilaçların uygun olma yışından çok, hastanın tedaviye yeterin ce uymaması ya da gerçekçi tedavi he definin saptanıp kararlılıkla bu hedefe ulaşılmaya çaJışılmamasından kaynak lanır.
    Günümüzde kullanılan tansiyon ilaçlarının farklı etkileri ve etki meka nizmaları vardır. Böylece hastaların hemen tümünde tansiyonun normale düşürülmesi mümkün olur. Yüksek tansiyonun nedenlerine ilişkin bilgiler hangi ilacın ya da hangi ilaçların bir arada kullanılmasının daha etkili ola*bileceğini saptamak için yeterli değil dir. Bunun sonucunda yüksek tansiyo nun tedavisi deneyime dayanır ve et kili bir tedavi programı karmaşık ola bilir.İlaçların birlikte kullanımı, farklı dozajları olması, tedavinin uzun sürme si ve büyük bir olasılıkla pahalı olması nedeniyle çoğu zaman etkili bir tansi yon tedavisini uzun zaman sürdürmek güç olabilir.

    Erken tam ve tedaviye zaman geçirmeden başlamak çok Önemlidir; orta derecede yüksek tansiyonu olan, kalp ve dolaşım sistemi komplikasyonları olmayan hastalar basit tedavi program*larıyla çok daha kolay denetim altına alınır.Son olarak, hastaya uzun süren te davinin ne kadar önemli olduğu anlatıl malıdır; hastanın bilgilendirilmesi, özellikle belirtilerin görülmediği kronik hastalarda çok Önemlidir. Bu hastalar kendilerini iyi hissetseler de yüksek risk taşıdıklarını ve ilaçlarını sürekli ve düzenli alırlarsa riskin çok azalacağını bilmelidirler.Öte yandan hastalıkları ya da teda vileriyle ilgili olarak nevrotik davran mamaları gerekir. Ayrıca hastanın evde tek başına tansiyonunu Ölçmeyi öğren mesi de gerekir; böylece tansiyon teda visini sürdürmesi kolaylaşır.Birincil ya da esansiyel yüksek tansiyon
    Nedenin belirlenemediği durumlarda yüksek tansiyon böyle adlandırılır. Yüksek tansiyonlu hastaların çoğunluğunda (yüzde 85-90) görülür. Belirgin ailevi özelli ği vardır; çevresel, sinirsel, hormonal ve damarlarla ilgili etkenlerin de farklı öl çüde etkisi olabilirse de, bunlardan hiçbirinin kesin sorumlu olduğu kanıtlanma mıştır. Öteki etkenler arasında aşırı tuz alımı, duygusal gerginlik ve şişmanlık yer alır. Bu etkenlerin kalıtsal yatkınlığı olan kişilerde yüksek tansiyonun ortaya çıkmasına neden olduğu ya da önceden var olan yüksek tansiyonu ağırlaştırdığı sanılmaktadır.

    İkincil yüksek tansiyon
    Başka bir hastalık tansiyonun yükselmesine neden olur. Yüksek tansiyona neden olan hastalıklar şunlardır:

    Böbrekteki iltihaplar (glomerülonefrit, piyelonefrit). Renovasküler yüksek tansiyon böbrek atardamarının daralmasına ve buna bağlı olarak böbreğe giden kan akımının azalmasına bağlıdır. Bunun sonucunda böbrekte renin hormonunun yapımı ve salgılanması artar, bu da anjiyotensini etkinleştirerek yüksek tansiyo na yol açar.• îç salgı hastalıkları. Bazı tiroit bezi hastalıkları orta derece yüksek tansiyona yol açar. Özellikle bazı böbreküstü bezi hastalıklarında da (feokromositom, Cus-hİng hastalığı, hiperaldosteronizm) yüksek tansiyon görülür.• Sinir sistemi hastalıkları. Bazı beyin tümörleri yüksek tansiyona yol açabilir ler.

    Arteriyoskleroz (damar sertliği). Yüksek tansiyon sonucunda oluşabilmesinin yanı sıra, yüksek tansiyonun nedeni de olabilir. Özellikle böbrek atardamarının daralması renovasküler yüksek tansiyona, büyük atardamarlardaki sertleşme de sistolik yüksek tansiyona yol açar. Bazı ilaçların (kortikosteroitler, doğum kont rol hapları) ya da besinlerin (meyankökü) alınması da yüksek tansiyona yol açar.

    Kan basıncını belirleyen başlıca etkenle:
    Kan basıncı birbiriyle ilişkili birçok etkenin dengesinden kaynaklanır. Kan basıncını kalp, damarlar ve kan kütlesi belirler. Basıncı düzenleyen etkenler bunların üzerinde etki gösterir.Geniş anlamda basmç, belirli bir zaman biriminde kalbin sol karıncığın dan pompalanan kan hacminden ve çevrel damarların kan akımına karşı direncinden kaynaklanır. Kalbin atımı, kalp kasının kasılma gücü ve kalp atim hızına bağlıdır.Damarın direnci çapıyla ters orantılıdır. Bu nedenle basınç büyük Ölçüde çevrel arteriyollerin (küçük atardamarlar) büzüşmesinden kaynaklanır. Basıncı düzenleyen etkenler en başta çevrel arteriyoller üzerinde etkili olurlar.Çevrel direncin artmasında kanın akışkanlığının az da olsa önemi vardır. Kanın akışkanlığı azalınca (sıklıkla alyuvar sayısının artışı nedeniyle) damar çaplan aym kalsa da direnç artar.

    Kanın akışkanlığı suyunkinden 2,5kat azdır. Kan hacmi kan basıncını belirleyen başka bir etkendir.. Plazma hacmindeki artma ya da azalma, uygun bir biçimde dengelenmezse kan basıncında değişikliklere yol açar.

  10. #10
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    10.514

    Standart


    Alıntı selda ozca Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İNANAMADIK!!!!
    söylediklerimin doğrulu için bana her türlü ulaşabilirsiniz . çünkü bu durumu ben bizzat yaşadım. annem 35 sendeir inatçı kronik ürtiker hastası. sürekli kaşınır ve üst dudağı 3 kat büyür. vücudu kabarır. hatta ve hatta boğazı şişerdi içeriden nefes bile almakta zorlanırdı. uyku bile uyuyamazdı. bizede artık kaşıyın diyemediği için dahada kötü olurdu. yani 35 senedir çok çekti. ege de bir sürü tetkik yapıldı. nelere alerjisi var acaba diye bir sürü test.. vsss.. ama hiç bir şey bulunamadı. dedilerki bilmediğimiz bir şey olabilir alerjinizin sebebi yada sinirsel... aldığı ilaçların haddi hesabı yok. bir gün internette araştırma yapıyorum ve gökçek iksiri gördüm. bende ilk başta inanamadım. dedimki belki bir yan etkisi vardır. sonuçta annemmm... canımız... annemle konuştum dediki ne olursa olsun eğer bir umutsa denemek istiyorum. aldık ve kullanmaya başladık. annemde kullanmaya başladıktan sonra iki gün geçince arttış oldu kaşınmalarında. 3 gün kadar sürdü bu artış. hocama sorduğumda endişe etmeyin bu 1 hafta yada 2 hafta sürebilir devam edin kullanmaya dedi. bizde devam ettik...bu anlattığım olay 3 ay öncesinde yaşanan bir olaydır.. ve annem ilacı kullanmaya başladığından beri ( 3 gün artış hariç) inanılmaz azaldı kaşıntıları. hatta hergün sürekli kaşınırken önceden şuanda 2 aydan beri HİÇ KAŞINTI YOK. ve inanılmaz olan tansiyon hapı kullanmayı bıraktı. ben bir eğitimci olarak hayretler yaşıyorum. Allah razı olsun hocamdan. . babam kalp hastası. allah izin verirse onun içinde başlıyoruz şimdi. başımızdan geçen bu olayı , en ince detayına kadar gerçek olan bu durumu sizinle paylaşmak istedim.benim annem kurtuldu Allah herkezi kurtarsın. acil şifalar diliyorum.
    Seda Hanım annenizin kurdeşen ve tansiyondan 3 ayda kurtulması kurtulması ve sağlığına kavuşması mükemmel bir gelişme, Allah sağlık sıhhat versin.Babanızda 4-6 haftada kullandığı ilaçlardan kurtulur ve 3-4 ay kullandığında tamamen sağlığına kavuşur.
    Konu igokcek tarafından (03-16-2012 Saat 08:27 ) değiştirilmiştir.

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 40
    Son Mesaj : 1 gün önce, 12:03
  2. Yüksek tansiyon hafıza kaybına sebeb oluyor
    By maturidi in forum Beyin Rahatsızlıkları
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 11-26-2011, 09:21
  3. Cevaplar: 2
    Son Mesaj : 05-12-2010, 08:14
  4. Yüksek Ateş Zararlımı ?
    By igokcek in forum Genel
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 04-05-2007, 12:08
  5. Yüksek tansiyonun, kolesterol, kalp krizi, damar sertliği
    By maturidi in forum Kalp Damar Rahatsızlıkları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj : 02-22-2007, 01:19

Visitors found this page by searching for:

yüksek tansiyon kusma

yüksek tansiyon belirtileri

yüksek tansiyon

tansiyonu artıran yiyecekler

yüksek tansiyonu tetikleyen yiyecekler

tansiyon

yüksek tansiyon sebepleri

yüksek tansiyonun sebepleri

yüksek tansiyon ve kusma

tansiyonun sebepleri

TANSİYON KUSMA

yüksek tansiyonda kusma

hipertansiyon doğal tedavi

kanda yağlanma ve tedavisi

kan basıncı

KAN BASINCI ÖLÇÜMÜ

tansiyonu yükselten yiyecek ve içeceklerkanda yağlanmaTansiyon mmHgtansiyon 130tansiyon sebepleritansiyonu düşüren yiyecek ve içeceklertansiyon 10 8yuksek tansiyon kusmatansiyon kaç olursa yüksektir

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi | bitkisel tedavi | şifalı bitkiler | tedavi yöntemleri | hemoroid | himalaya tuzu
zona hastalığı, herpes zoster, kuşak hastalığı, mesane iltihaplanması, cystitis, sistitis, sistit, basur, mayasıl hastalığı,hemoroid, hemorrhoid, basur, mayasıl hastalığı,hemoroid, hemorrhoid, vitiligo, beyaz leke hastalığı, cinsel bozukluklar, cinsel isteksizlik, erken boşalma, iktidarsızlık, kısa ilişki, ereksiyon, ülseratif kolit, kalınbağırsak ülseri, böbrek iltihaplanması, nefrit, kurdeşen, kronik ürtiker, anjiyödem, dabaz, kaşınıtlı, kabarcıklı, deri hastalığı, irritabl bağırsak sendromu (İBS), kalın bağırsak hasaslaşması, kolon hasaslaşması, yüksek tansiyon, variz, varikosis, varicose, gastrit, mide mukozası iltihaplanması, ülser, mide yarası, reflü, mide yanması, şişkinlik, kabızlık, hazımsızlık

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84