Toplam 8 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 8 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Esrarotu, Kenevir, Hanf, Canna...

  1. #1
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    23.096

    Post Esrarotu, Kenevir, Hanf, Canna...



    Kenevir, Hanf, Cannabis sativa

    Familyasi: Kenevirgilerllerden, Hanfgewächse, Cannabinaceae
    Druglari: Esrar:Cannabis sumitates Meyvesi: Cannabis sativae fructus Kenervirin dişi çiçekleri, sürgünleri ve reçinesinden esrar, tentür veya natürel ilaç yapılırken, tohumları (Meyvesi) kavrularak yenir veya yağı çıkarılır.

    Giriş: Kenervirin önemli olarak üç alt türü mevcuttur ve bunlar: a) Hintkeneviri (Esrarkenrviri =annabis sativa ssp. Indica = Cannabis indica), b) Bio-Kenevir (İpkenerviri= Cannabis sativa ssp. Sativa) ve Yabani Kenervir (Cannabis sativa ssp. Spontanea) gibi türleri vardir. Bitkiye almanca Haschisch (arapca Hasis`ten gelme) denmesi Türkcede haşaşla karıştırılmamalıdır. Türkiyede haşaş deyince Afyonçiceği kastedilir. Bu isimlerin türkiyede başka, Almanyada başka anlama gelmesi Kavram kargaşasına neden olmamalıdır.

    Fransız ilim adamları tarafindan 1990 yılında üretilen Bio-Kenvir (Kültür Kenerviri) botanik değil, fakat birleşimindeki çok düşük orandaki Cannabinoidler (%0,3) nedeni ile Esrar yapımında kulanılmaz. İkinci bir özeliği ise 6 ayda boyunun 6 metreye kadar ulaşması ve ip, urgan, kağıt, boy yağ vb. madde eldeetmek için Esrar kenervirinden daha üstün olmasıdır. Kültür keneviri yetiştirmek isteyen Çifçilere AB (Avruoa Birligi) hekar başına 1000? teşvik pirimi vermektedir. Kenevirden tarihte ilk defa MÖ. 2737 de Çinlilerin, MÖ.1600 Mısırlılar, MÖ. 1200-1500 yıllarında Hinliterin, MS 400 yüzyılda Flistinler tarafindan ağrıkesici, nikris (Gut), romatizma v.b. Hastalıklara karşı kulanılmıştır.

    Botanik; Esrarkeneviri ve Bio-Kenevir botanik bakımdan aynıdır, bu nedenle birlikte işleyeceğiz. Boyu 1-3m (Bio-Kenevir 6 metreye ulaşabilir) ulaşır 1-2 yıllık, dikey yükselen tüylü ve yarıdan sonra çatalaşmaya başlayan bitki yabani olarakta yetişebilir. Yaprakları karşılıklı bir sonraki ile çapraz 3-7 parçalı, parçalar mızrak şeklinde kenarları dişli, koyu yesil renkli uzun saplıdır. Çiçekleri iki evli, yani dişi ve erkek çiçekleri ayrı ayrı bitkilerin tepesinde veya dalların tepesinde bulunur. Dişi çiçekleri oldukca sık yapraklarla donanmış ve çiçeklerin etrafı recineli, erkek çiçekleri de seyrek salkım şeklindedir. Meyveleri (Tohumlar) 3-6mm uzunluğunda 2-4 mm eninde grimsiesmer, siyahımsıesmer, yesilimsiesmer renklerde olabilir ve çok ince bir kabuğa sahiptir.

    Yetiştirilmesi; Türkiyenin hemen her yöresinde kenevir yetişir ve yetiştirilebilir, fakat Kanunen yasak olduğundan ekimi yapılmamaktadır. Kültürkenevir´nin Esrar yapımında kulanilmasi mümkün olmadığından yetiştirilmesinde bir mahzur yoktur.

    Hasat zamanı ; Çiçek durumları Eylülde toplanarak kurutulur natürel ilaç, tentür veya esrar yapımında kulanılır. Marihuana ve Esrar (Haşiş ) aynı dişi çiçek durumlarının, sürgünlerinin ve recinesinin toplanmasi ile yapılır. Marihuana hazırlanırken dişi çiçekleri, sürgünleri ve çiçeklerin etrafindaki yapraklar kulanılır. Esrar yaparken ise dişi çiçekler ve recine kulanılır. Bu nedenle Esrar % 4-10, marihuana ise % 1-3 oranında Cannabinoidler içerir. Esrar reçine ağırlıklı iken, marihuana yaprak ağırlıklıdır.

    Birleşiminde; Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralıyabiliriz:
    A-) Esrar Keneviri:
    a-) Cannabinoidler (Kannabinoitler) %3-10 oranında olup bunlarin en önemlileri: % 2 ile delta-9?Tetrahydrocannabinol (THC) takriben 1/5 ini oluşturur ve cannabidiel (CBD), cannabinol (CBN), cannabidiolasit (CBDA), Cannabinolasit (CBNA), tetrahydrocannabinolasit (THCA), cannabigerol (CBG), cannabichromen (CBC) ve cannabitriol (CBT) en önemlilerdir. Bugüne kadar 60 cannabinoidtürü keşfedilmiştir ve araştirmalar devam etmektedir. Bu cannabinoidlerden sadece THC beyne zarar verici olarak etki edici özeliğe sahiptir.
    b-) Eteryağtürevleri % 0,1-0,3 arasinda olup bunların başında caryophyllenoxid, beta- caryophyllen, humulen, beta- pinen, alfa-pinen ve myrcen en önemlileridir.
    c-) Flavonitler; Orentin, vitexin, isovitexin,
    d-) Amidler; Kolin, trigonellin, piperidin ve hordenin

    B-) Kültürkenevirin:
    birlesimindeki maddeler ayni fakat cannabinoidler % 0,3 oranındadır ve esrarkeşler torbalar dolusu içseler bile etki yapmaz.

    C-) Tohumları (Meyversi):
    a-) %25-35 Yağasitleri içerir ve bununda % 90 doymamış yağasitlerinden oluşur. En önemlileri % 57 linolasit, % 18 Linolenasit, % 10 oleiikasit, alfa-Linolenasit ve %10 sabityağlar içerir. Ayrıca % 20 protein, aminoasitler ve minerallerden; potasyum, magnesiyum, fosfor ve kükürt içerir.

    Tesirşekli; antibakteriel (bakterilerin yasamasını önleyici), sedetif (teskinedici), zihne etkiedici ( beyni etkileyici), kasları gevşetici (kramp cözücü), ağırı kesici, sarayı önelyici, göztansiyonunu düşürücü özeliklere sahiptir.

    Araştırmalar;
    1-) Yeni üretilen kütürkenevirinin meyveleri (Tohumları yüksek oranda doymamış yağasitleri içerir bu yağ başta; Nörodermatoz ( besin allerjisi nedeni ile ortaya çıkan derihastlığı ) , sinirlilik, metabolizma, hormonbozuklukları, yüksektansiyon gibi rahatsızlıklarda kulanılabilir ve birleşiminde THC yoktur. Bu nedenlede meyve ve yağını kulanırken korkuya gerek yoktur. (Nhp 7.97.1153)

    2-) Kültürkenevirinin çiçeklerinden eldeedilen ve THC içermeyen kenevir bonbonu boğaz ağrıları ve hafif bronşite karşı kulanılır. (Nhp 10.97.1665)

    3-) Yeni üretilen kenevirhapı THC gibi beyini etkileyici değildir ve bu hap başta iskemi (beli bir bölgede geçici kansızlık), hipoksi (oksijen azlığı ), beyin zedelenmesi, multipleskleroz (Beyin ve Omurilik serleşmesi sonucu istemli hareketleri yapamama) beyinzedelenmesi vb. rahatsızlıklara karşı İsrail?den Prof. R. Mechoulam beyin zedelenmesi olan 65 hasta üzerinde tedavidenemesi yapmıştır.

    4-) Okoloji İmmunoloji Enstitusünde kasrefleksleri ve antiatak rahatsılıkları olan 120 Hasta üzerinde Tedavidenemesi yapılmaktadır. (ZP.2.99.70)

    5-) Prof. Dr. R. Bernesen ve Dr. med Ulrike Hagenbach kasreflekleri ve antiatak durumları THC ile 20 Hasta üzerinde deniyerek Kampçözücü özelikleri araştırılmaktadır. (ZP.2.99.70)

    Açıklama;
    a-) Esrar Keneviri ; Günümüzde birleşiminde THC olmayan ve cannabinoidlerden natürel ilaçlar yapılmaktadır ve bunlar birçok rahatsızlığa karşı kulanılmaktadır. Cannabinoidlerlerin 60 türü günümüze kadar keşfedilmiştir ve bunlardan sadece THC beyine etki edici (yani zarar verici anlamda etki edici) diğerlerinin ise herhangi bir yantesir yoktur.

    b-) Araştırmalara göre beyin zedelenmesi , multiple skleroz, kramplar, tikler (Bazi kişilrede görülen istem dışı mimikler) ve immun-sistemini kuvvetlendirmek için kulanılabileceği anlaşılmakta isede. Henüz kesin sonuclar yayınlanmamıştır. Bunedenle yantesir olmayan ve aynı şekilde etki eden çörekotunu tavsiye ederim.

    c-) Kültürkenevirotu, teksil, iplik, boya, arabakaroserisi ve içdöşemesi, inşaat dolğumaddesi kağıt, yemeklikyağ, boyayağı, v.b. 280 çeşit kalem yapımında kulanılır. Şayet kültürkenevirinden kağıt yapımına geçilirse, daha kaliteli, daha ucuz kağıt yapıla bilmekte ve oramnlar kesilmekten kurtulmaktadır. Günümüzde kağıt eldeetmek için her yılda 13 milyon hektar orman yokedilmektedir ve bu rakamın 15 yıl sonra 23 Milyon hektara çıkacağı hesaplnmaktadır. Oysa kültürkeneviri 100 günde enaz 3 metre boyuna erişmekte (Türkiyede daha gür olur) ve işlenebilir hale gelmektedir. Kenevirden elde kağıt birkaç defa tekrar kağıt yapılabilmektedir.

    d-) Keneviripliği kumaş yapımında pamukipliğinden daha sağlıklıdır, çünkü kenevir yetiştirirken herhangi bir kimyasal madde (yabani otları öldüren herpezitler veya haşerileri öldüren pestizitler) kulanilmaz ve kulanmaya gerek yoktur. Ayrıca gübrede kulanmaya gerek yoktur, bu ne demek, bu tabiat korumak, canlıların ve nihayet insanların daha sağlıklı yaşamasına katkıda bulunmak demektir.

    Kulanılması;
    A1-) Araştırmalara göre tohumlarından eldeedilen keneviryağı başta: Nörodermatoz, hormonanormalikleri, yüksektansiyıon ve sinirlilik gibi rahatsızlıklara karşı kulanılır.

    A2-) Araştırmalara göre kenevirotuekstresinden eldeedilen hap ise (THC içermez), hipoksi, iskemi, beyinzedelenmesi, multipleskleroz, kaskrampları, antiatak ve tiklere karşıkulanılır. Kenevirle yapılan araştırmalar devam etmektedir.

    b-) Homöopatide; Keneverden yapılan tentür ve natürelilaçların başta; İdrar yollarıağrı ve iltihapları, konzentrasyonzafiyeti, unutkanlık, kusma, istahsızlık, göziltihaplanması, göztansiyonu ve midekrampı gibi rahatsızlıklara karşı kulanılır.

    Yantesirleri:
    Kenevirin meyvesinin ve yağının hiçbir yantesiri yoktur, fakat otundan (Çiçek ve Reçinesiden) elde edilen esrar veya marihuana (Çiçek ve Çiçek civarındaki yapraklardan) 1 gram sigara ile içildiğinde takriben 20 mg THC yi kişi enhalirin yapmış olur. THC çok tehlikeli bir maddedir ve kişide bağımlılığa sebep olur ve zamanla kişi esrarlada yetinemeyerek daha tehlikeli keyif verici maddelere (Eroin, LSD gibi) müptela olur. Esrar kulananlarda: Korku, panik, herseyi olumsuz görme, kendi içine kapanma, ağzın kuruması, başdönmesi, basağrısı, kalpatışlarının hızlanması, kronaryetmezliği, konsentrasyonzafiyeti, şizofreni, depresyon, halusunasyon (Hayaletler görme) ve üşüme gibi hallergörülebilir. Sürekli esrar alanlarda, kronik nefesyolları rahatsızlıkları, bronşit, farinjit ve astım gibi rahatsızlıklar daha kolay yerleşir ve kronikleşir. Piskolojik olarak, nemelazımcı, kayıtsız (apatik) bir hal alır ve dünyadaki değerlere değer vermez. Kanser özeliklede akcier-, ve bronşkanserine yakalanma rizikosu daha fazladır. Erkeklerde sperme oranın düştüğü ve kötürümleştiği, hamile kadınlarda ise doğacak çoçuğun zayıf olduğu tesbit edilmiştir.

    Yıllardır esrar kulanan başka bir tanıdığım ise şu anda yine klinikte. Doktorların tesbitlerine göre beyindeki kandolaşımı yetersizliği nedeniyle hafıza hücreleri olan gri hücrelerin % 30'u ölmüştür. Daha öncede bir kaç defa beyin ve göz amaliyatı olmuştu ve doktorları esrar kulanmayı yasaklamaıştı. Ama o bu bağımlılıktan kurtulamamıştı. Bu şahıs bir zamanlar Sendikada çok yetkili ve güzel almancası olan bir idi.

    Bugün (09.10.99) Saat 21.00 bana bir genç gelerek esrar bağımlısı olduğunu bundan kurtulmak istediğini ve kurtulamadiğini söyledi. Ben ona Almanyadan kendi durumunda milyonlarca insan olduğunu bunları tedavi için özel klinikler bulunduğunu bunun için Doktoru ile konuşmasını tavsiye etim. Yusuf isimli bu genç eve gittiğinde bazen eline urganı alıp düğüm yaptığını sonra Allahı, Ahireti, Aile ve Çoçuklarını düşününce bundan vazğeçtiğini, fakat içinde büyük bir boşluk olduğunu, yaşamanın bir anlamının bir değerinin olmadığını saaterlce ağlamaklı bir halde anlatı. Almanyada bu müptalaya yakalanmış onbinlerce gençten sadece biridir.

    Türk Hükümetleri buradaki insanların insan olduğunu görmeli buraya sosyolog, psikolog ve gerçek dinadamları göndermelidir. Dinadamlari için gerçek din adamı diyorum. Çünkü burdaki geleneksel Hocalar bu meseleri çözemezler. Onlar sadece zaten ibadetini yapanlara 30?cu defa 40?cı defa apdest´den, namazdan ve oruçtan bahsederler ve günde bazen üç bazen, dört vakit namazını, yani toplam günde 1-2 saat camide oyalanarak hizmetediklerini zannederler ve geneliklede asıl işleri para, arsa, av, araba, yeme ve icme gibi işlerle uğraşırlar. Oysa papazlar sadece 8 saat değil iş saatinin hariçindede her zaman, her yerde insanlara her bakımdan yardımcı olarak gönülerini kazanmaya bakarlar. Tabiki hocaların hepsi böyle değil fakat benim 20 yıl teşkilatlarda ve camiilerde görev yaptığım zamanlarda karşılaştığım hocaların %95´i bu tür sözde hocalardır bunlar fayda yerine zarar vermektedir.

    Hangi hoca ceyaevlerindeki binlerce Türk gnecinden birkacını ziyaret etti, hangi hoca hastanelerdeki hastaları ziyaret etti, hangi hoca hangi sporkulübüne giderek gençlerle kaynaştı, hangi hoca çeşitli sebeplerle boşanıp sığınma evlerine (Frauenheim = kadınevleri) sığınan çaresiz ve kimsesiz Türk kadınlarına yardımcı oldu, hangi hoca kahvehanelere gidip ordaki insalara yardımcı olmaya çalıştı. Oğlum MUHAMMED Alim?i Yuvaya yer yoktur diye almadılar, benim tanıdığım bir papaz bir telefonla hemen çoçuğun yuvaya alınmasını sağladı. Bizim sahabe gibi hocalara ihtiyacımız var, dünyalık peşinde koşan tafra yapan değil, yoksa Avrupadaki yüzbinleri kaybedebiliriz.

    Esrar kulananların zamanla sosyal çevreden koparak topluma yabancılaştıkları ve sadece esrar kulananlardan oluşan yeni bir çevre oluşturdukları bir gerçek. Esrar kulananlar toplum tarafından aşağılandığı ve dışlandığıda ayrı bir gerçek. Esrar kulanan bir tanıdığım çok iyi bir insan ama toplum içinde herhangi bir sohbete karışmaya cesaret edememekte, bunu denediğinde çevredekiler onu alaya almaktadır. Buda bu insanların toplumdan kopmalarına neden olmaktadır. İş yerlerinde molalarda diğer insanlarla birlikte oturup sohbet edememekteler ve esrarlı sigaralrı pis kokulu olduğundan kimsenin görmeyeceği izbe köşelerlerde gizlenerek sigaralarını içmekteler. Toplum tarafından dışlanmak, horlanmak ve insan yerine konmamaktan da önemlimi esrar içmek. İnsanları esrara teşvik edilmemeli aksine bundan kurtulmanın yolları bulunmalıdır. Esrar kulanan insanlar bunu önce problemlerini aşmak için kulanmakta ama sonra bağımlı hale geldikten sonra daha ağır olan başka uyuşturuculara geçmektedirler. Esrar kulananların çoğu ilerleyen zamanla kokaine geçmektedir.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

    Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet

    Attached Thumbnails Attached Thumbnails Esrarotu, Kenevir, Hanf, Canna...-kenevirotu1jpg   Esrarotu, Kenevir, Hanf, Canna...-kenevir2jpg   Esrarotu, Kenevir, Hanf, Canna...-kenevirjpg  
    www.bitkiseltedavi.com

  2. #2
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    23.096

    Standart Esrar

    Esrar

    Esrar çok şiddetli bir beyin zehiri olup bilhassa zekaya etki ettiğinden ?zeka zehiri? de denir.

    Esrar alındıktan sonra görülen fizyolojik belirtiler, alınan maddenin miktarına, karışık olup olmadığına, alış süresine ve kişilik özelliklerine göre değiştiğinden esrara bağlı olarak ortaya çıkan fizyolojik belirtiler de farklılıklar gösterir.

    Esrar kullanıldığında; ağız kurur, gözbebekleri genişler, yüz kızarır, kalp vurumu ve nabız sayısı artar. Kan basıncı yükselir.
    Bir süre esrar kullananlarda burunda kuruma olur. Göz kanlanır, boğazda yanma, öksürük, bulantı, kusma ve ishal görülebilir.
    Esrar alındıktan sonra önce duygu durumu değişikliği ortaya çıkar. Bu değişiklikler elemle haz arasında yer alan geniş bir duygulanım yelpazesi içinde bulunur. Kimi kez bunlara algı ve düşünce değişiklikleri de eklenir.
    Esrar alındıktan sonra kısa süren hafif bir canlılık ve uyanıklık olur. Bunu kaygı, sıkıntı ve tedirginlik dönemi izleyebilir.
    Bu dönem geçtikten sonra duygulanma ve coşkuda haz yönüne doğru artma olabilir. Aşırı neşe ile birlikte konuşma ve hareket artar. Çağrışım ve düşünce akışı hızlanır. Algılama ve tasarım gücü canlanır. Çevreyle ilişki artar.
    Esrar kullananların ?iyi yolculuk? (good trip) adını verdiği ?kendini mutlu görme durumu? her insanda ve her zaman ortaya çıkmaz. Çoğu kez bulantı, kusma, endişe, kaygı, sıkıntı ve tedirginlik belirtilerinin ön planda olduğu ?kötü yolculuk? (bad trip) yaşanır.
    Neşe dönemini algı ve düşünce bozukluklarının bulunduğu dönem izleyebilir. Görme halüsinasyonları olabilir. Zaman ve mekan algısı bozulur. İrade zayıflar, cinsel sapmalarla ilgili davranışlara rastlanır.
    Esrar maddesinin içinde kimyasal madde olmadığı ve bitki olduğu düşüncesi ile masum gösterilmeye çalışılan esrar maddesi diğer uyuşturuculara her zaman basamak teşkil eder.
    İstanbul Emniyet Müdürlüğü?nün internet sitesinden alınmıştır.

  3. #3
    igokcek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    igokcek Çevrimd??? İbrahim GÖKÇEK
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Bulunduğu yer
    istanbul fatih
    Mesajlar
    23.096

    Standart Esrar Nedir?

    Esrar Nedir?

    Esrar içinde, yapraklarında, tohum ve çiçeklerinde psiko aktif kimyasal tetrahidrokanibal (THC) bulunan bir bitkidir. THC'nin yoğunluğu bitkiden bitkiye değişir, fakat çoğu bitki yüzde 2-5 THC içerir. Esrarın elde edildiği bitki olan Hint Keneviri bitkisi kağıt, giysi, inşaat malzemesi ve pek çok diğer malzeme yapımında kullanılır.

    BULUNABİLİRLİK & KULLANIM

    Genellikle sigara gibi içilen esrar elle sarılabilir ve "j", "joint", "co" olarak adlandırılan içi boşaltılmış sigara içine konularak kullanılır. Pipo veya cam, plastik ve odundan yapılmış pipolar vasıtasıyla da içilebilir. Bazı zamanlar çay gibi demlenir ya da kek gibi yiyeceklerin içine karıştırılabilir. Bu sinsiliği sebebi ile insanların emin olmadıkları insanlardan bir şey yiyip içmemeleri şarttır.

    ETKİLERİ

    Esrar efektleri alınan THC miktarına veya kullanım şekline göre (içilerek ya da yiyerek) değişir. Esrar içimi THC maddesini çabuk bir biçimde ciğerlere geçirir ve takiben kan sistemine karıştırır ve daha sonra da beyine ulaştırır. Efektleri neredeyse anında belirir ve bir ila iki saate kadar sürebilir. Yenildiğinde THC maddesi daha yavaş kana karışır bununla beraber etkisi daha yoğun ve uzun olur.

    Esrar kullananlar değişik tepkiler olduğunu belirtirler. Bu tepkiler sanal barışçıl ve coşkulu olmaktan saçmalama ve paranoyaya kadar değişebilir. Fiziksel tepkiler gözlerin kanlanması, hafif çarpıntı, ağız kuruması olarak listelenebilir. Kullanıcılar sıkça açlık hissetseler de kan şekeri seviyesinde bir düşme yoktur.

    KULLANIM İŞARETLERİ

    Yanan yaprak kokusuna benzer esrar kokusu en fark edilir işarettir. Her hangi bir davranış bozukluğu olması gerekmez fakat kullananlar uçarı, kızarık gözlü, sakar, unutkan, iştahı artmış ve ilgisiz görünebilirler. Esrarın yarattığı unutkanlıklar "ekmek kafa" olarak adlandırılır.

    RİSKLERİ

    Sürekli kullananların çoğunluğu, esrarı diğer bağımlılık yapıcılardan ayırsalar da ve "ben bağımlı değilim" deseler de, bağımlı hissetme ve tüketimi sınırlayamama gibi esrar ile bağlantılı problemler ortaya çıkar. Bu problemlerin gençlerde ve yeni kullanıcılarda daha belirgin baş göstermesi sık görülür.
    Zaman içerisinde ağır esrar kullanımı özellikle sigara içmekle birleştiğinde (ki, sigara ve esrar ayrılmaz ikilidir) potansiyel solunum problemlerine sebep olabilir.

    Esrar yasal değildir ve kullanımı tutuklanma, yargılanma ve hapse girme gibi yasal sonuçlara sebep olabilir. Bununla beraber, uyuşturucu testleri sonucunda kişi ehliyetini, sigortasını, kredilerini ve bir takım sosyal hizmetlerde yer alma hakkını kaybedebilir.

    ESRARIN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.

    İstanbul Emniyeti Narkorik Şubesi http://narkotik.iem.gov.tr/esrar.htm

  4. #4
    biroybil Çevrimd??? Administrator
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    108

    Standart Esrar (Cannabis):

    Esrar (Cannabis):

    Kimyasal Özellikleri ve Elde Ediliş Biçimi

    Tüm dünyada yaygın olarak kullanılan bir madde olan esrar ?haşiş? olarak da bilinir. Esrar, Hint keneviri bitkisinin yapraklarının kurutulup bastırılması suretiyle hazırlanan ve aktif maddesini bu kısımlardan salgılanan reçine içindeki kannabinoidlerin oluşturduğu bir maddedir. Kannabinoidlerin içinde esrarda en fazla bulunan ve esrarın farmakolojik etkilerinden sorumlu olan etkin ana madde THC/tetrahidrokannabinol?dür. Hint keneviri bitkisinin yüksek oranda THC içeren kısımları gölgede kurutulur, daha sonra ufalanıp elenir. Bu eleme sonucu elde edilen ince toz halindeki maddeye ?toz esrar?, bu dozun ısıtılıp kalıplaştırılmasıyla elde edilen plaka şeklindeki haline de ?plaka esrar? denir. En ince toz ipek elekten geçirilince altta kalan esrar birinci kalite esrardır. Buna esrar piyasasında "Gubar" ismi verilir. Eleğin üstünde kalanlar tekrar elenir ve orta derecede kaliteli esrar elde edilir. Buna da "Marihuana" denir. Bunlardan sonra en altta kalan üçüncü kısım kalitesizdir ve buna da "Paspal" ismi verilir. Bu arada, ?haşiş? (hint keneveri/cannabis indica) ile ?Afyon haşhaşı? (papaver Somniferum L) birbirine karıştırılmamalıdır. Bu iki bitki aynı familyadan olmakla birlikte, birbirlerinden farklı bitkilerdir. Afyon haşhaşından üretilen ya da afyon türevleri olan maddeler eroin, morfin, kodein, afyon gibi maddeler iken, haşişten esrar, ganja gibi maddeler elde edilir. İşleniş biçimlerine göre farklılıklar gösteren bu maddeler arasında marihuana, Guba, ve Ganja isimleri sayılabilir. Esrar kullanımı genellikle ?gateway? - (geçiş/giriş kapıs&#305 olarak bilinir ve kişinin daha güçlü maddeleri kullanmaya devam edip etmeyeceğinin büyük bir belirleyicisidir. A.B.D?de gençlerle yapılan bir çalışmada esrar kullananların %73?nün daha sonra kokain, %33?nün eroin kullandığı görülmüştür (Özden,1982).

    Sokak İsimleri
    Derman, ot, plaka, mühür, sarıkız, anten, sarma, paspal, gıya, gogo, gonca, kuru, cigara, cigaralık, deli gonca, ahna, henry, patates, keçi, yeşil, kendir, elek altı, siyah, saddam, kenevir, jelatin, mal, sarı çiçek, sündüz , cam macunu, kına, kuriş, gubar, esrar için kullanılan diğer isimlerdir.

    Görünüşü ve Kullanış Biçimleri
    Ham esrar kendine has kokusu olan, sarı ile yeşilimtırak renkte bir tozdur. Zamanla kahverengine dönüşebilir. Plaka veya çubuklar halinde piyasada satılır. Bunun için baskı aletleri (pres) kullanılabilir. levha ya da çubuk biçimine getirildikten sonra daha çok tütüne karıştırılarak sigara gibi içilir. Ayrıca çiğnenerek ve bal, yağ gibi çeşitli yiyecek ve içeceklere karıştırılarak kullanılır.

    Fiziksel ve Psikolojik Etkileri
    İnsanda ağız yoluyla THC maddesinin etkili olduğu doz 50-200mg/kg; sigara ile içildiğinde 25-50mg/kg?dır. Alındıktan 30 dk. sonra etkisini gösterir. Sigara ile içilen esrarın etkisi 2-4 saat; sindirim yoluyla alındığında bu etki 5-12 saat, düşük etkili marihuana etkisi ise 3 saatten uzun sürmez. Nabız hızında artış görülür. Gözlerin kızarması, ağızın kuruması, baş dönmesi, kalp atışlarının hızlanması, sık sık idrar yapma ihtiyacı duyulur. Kişinin içinde bulunduğu duygu durumuna göre etki yaratır, ancak gene de değişmeyen etkileri vardır. Zaman algısıyla ilgili bir farklılaşma (zamanının yavaşladığı duygusu; örn, 1 saatlik bir dönem 8-10 saat gibi algılanabilir); renkleri ve sesleri algılamaya karşı duyarlılık artar; yaratıcılığı arttırıyor diye düşünülmesinin nedeni de budur. İştahta artış görülür. Refleksleri bozar; bu nedenle reflekse dayalı işler yapılması bazı kazalara ve yaralanmalar yol açabilir (Ör., araba kullanılması tehlikelidir). Kişiler esrar aldıktan sonra sedasyon (sakinleşme) ve gevşeme yaşarlar; kendilerini daha rahat hissederler, alkolde olduğu gibi ruhsal inhibisyonları ortadan kalkar. Öfori ve bazen önüne geçilemeyen gülme krizleri gerçekleşir. Daha konuşkan olurlar. Yüksek dozda alındığında kullanıcı hoş olmayan duygular yaşayabilir; bunaltıya, ruhsal çöküntüye, aşırı uçlara varan ruhsal değişikliklere yol açabilir. Uzun süre esrar kullanımı sonucu kişinin çevreye karşı ilgisi azalır, çalışma ve hareket gücü düşer, kısaca yaşam kalitesini düşürür. Mc Glotthin ve West (1968), uzun süreli yüksek doz kullananlarda apati (ilgisizlik) geliştiğini, kişinin daha pasif, ilgisiz ve isteksiz olduğunu belirtmişlerdir. Bu kişiler çalışmak ve üretmek istemezler. Uzun süreli planlar yapamazlar. Kompleks işleri yapmaya karşı hem istek hem de kapasite azalmıştır. Konsantrasyon yetenekleri kaybolmuştur. Tüm bunlara amotivasyon sendromu denmiştir. Karakter değişikliği ve hayat tarzında farklılaşma, anksiyete ve depresyon, amotivasyon sendromu, diğer madde kullanımları görülebilir. Uzun süre kullananlarda uyku hali, uyuşukluk, dengesizlik, kaslarda eşgüdüm bozukluğu vardır. Birey bazı motor yetilerini kaybedebilir. Fazla terlerler. Ayaklarda karıncalanma olur. Sigara gibi içildiğinde göğüs sıkışması yaşanabilir.

    Yoksunluk Belirtileri
    Diğer maddelerde olduğu gibi bırakıldığında yada azaltıldığında yoksunluk belirtisi dediğimiz davranışlar gözükmez. Ancak her madde gibi esrarında bağımlılık potansiyeli vardır ve toleransı arttırır. Uzun süre esrar kullananlar kullanımı kestiklerinde sinirlilik, gerginlik, uykusuzluk, iştahsızlık gibi problemler yaşayabilirler.

    Entoksikasyon (zehirlenme )Belirtileri ve Sonuçları
    En önemli fizyolojik etkilerinden biri tütün benzeri akciğer sorunlarını ortaya çıkarmasıdır (akciğer kanseri,bronşit, astım vb). Uzun süre ve yoğun olarak kullananlardaki diğer bir etkisi belleğin zarar görmesidir, kısa süreli hafıza etkilenir. Öğrenme ile ilgili fonksiyonlar da zarar görebilir. Sık kullananlarda paranoid tipte psikoz yaratır; hezeyanlar gözlenir. Uzun süreli kullanımı, esrar entoksikasyonuna bağlı olmayan, esrar kullanımından bağımsız, kalıcı bir psikotik tablonun oluşmasına neden olabilir.

    .................................................. ................................................
    Cannabis

    Cannabis resin (esrar) sıkıştırılmış resinden yapılan yeşil/kahverengi bloktur, pipo veya sigara içine ufalanıp, yakılarak dumanının içilmesi için yapılmıştır.

    Marijuana (hint keneviri, haşi&#351 matür dişi cannabis bitkisinin yaprakları ve çiçekleridir. Sensimilla tohumsuz yapraklardan oluşur ve sıradan haşişten çok daha kuvvetlidir. Skunk sensimilla?nın bir türüdür, California?da geliştirilmiştir ve şu sıralar Hollanda?da yetiştirilmektedir.

    Cannabis yenebilirse de genellikle dumanı içilir. Esrarlı sigara içilmesi şeklinde kullanımı en çok tercih edilen yöntemdir. Pipo, şişe, chillums, kızgın bıçak, kova ve bongs da kullanılmaktadır.

    CANNABIS NEDİR?
    Cannabis kenevir bitkisinden elde edilir.
    Cannabisin fiyatı 1/16 ons (28.3 gr/16 : 1.768 gr) £7-£10?dır.

    CANNABIS NASIL KULLANILIR?
    Cannabis yenebilirse de, genellikle dumanı içilir.
    Dumanın içilmesi için esrarlı sigara şeklinde dumanının içilmesi en sık kullanılan yöntemdir. Pipo, şişe, chillums, kızgın bıçak, kova ve bongs da kullanılmaktadır.

    CANNABIS?İN ETKİLERİ NELERDİR?
    Kullanıcılar düşük dozdaki cannabisi hem rahatlatıcı hem de stimüle edici bulurlar. Duygulanımda artış olur.
    Sosyaliteyi artıdığı düşüncesi ile genellikle grup halinde kullanılır.
    Yüksek dozlarda LSD?ye benzer şekilde etki gösterir. Kullanıcılarda bulantı, hallusinasyonlar, anksiete, panik ataklar ve paranoya oluşabilir.

    CANNABIS BAĞIMLILIK YAPICIMIDIR?
    Cannabis genel anlamda bağımlılık yapıcı değildir, fakat bazı kişiler kullanımı kontrol etmede sorunlar yaşadıklarından yakınmaktadır.
    Tolerans ve fiziksel çekilme semptomları oluşmaz.

    CANNABIS KULLANIMI KİŞİYİ DİĞER AJANLARIN KULLANIMINA YÖNELTİRMİ?
    Cannabis kullanımı kişiyi diğer ajanların kullanımına yönlendirmez.
    Çoğu kimse tüm yaşamı boyunca diğer bir illegal ajan kullanmaksızın canabis dumanı içmiştir.

    İNSANLAR CANNABIS?İ NEDEN KULLANIR?
    Cannabisi dumanını tüm kesimlerden yaklaşık 6 milyon kişinin içtiği tahmin edilmektedir.
    Sağlık için hem tütün hem de alkolden çok daha az zararlıdır. Etkileri kolaylıkla kontrol edilir ve sonradan bir etkisi yada akşamdan kalma gibi bir tablosu olmaz.

    CANNABIS KULLANIMININ NE GİBİ SAKINCALAR VARDIR?
    Esrar içmek bazı kişilerde altta yatan mental sorunları açığa çıkarabilir.
    Cannabis kullanımı kanuna aykırıdır, mahkumiyet gelecekteki kariyerinizde başarı şansınıza zarar verir.
    Cannabis refleksleri yavaşlatır ve kazalara yol açar.
    Her hangi bir ilaç yada narkotik ajan etkisinde iken tehlikeli makinalar yada araba kullanmamalısınız.
    Bazı kişiler psikolojik olarak bu ajana bağımlı hale gelebilir.
    Cannabis irarda 30 güne kadar tesbit edilebilir.

    CANNABIS KULLANIMININ CEZALARI NELERDİR?
    Cannabisi bulundurmanın cezası 3 seneden 5 seneye kadar ağır hapisdir.
    Cannabis temin etmenin cezası (bir arkadaşa biraz vermek dahil) 10 seneden az olmamak üzere ağır hapisdir.
    Satmak üzere teşekkül oluşturmanın cezası ömür boyu hapisdir.

    http://www.akdeniz.edu.tr/tip/adlit...%20cannabis.htm

  5. #5
    biroybil Çevrimd??? Administrator
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    108

    Standart Cannabis ist eine Gattung

    Cannabis ist eine Gattung


    Cannabis ist eine Gattung der Hanfgewächse (Cannabaceae) mit psychoaktiven Wirkstoffen, die in Form von Haschisch (Dope, Shit) oder Marihuana (Gras) als Rauschmittel konsumiert werden. Cannabis bzw. Cannabisprodukte gehören nach dem deutschen Betäubungsmittelgesetz zu den illegalen Suchtmitteln, deren Besitz und Anbau ebenso wie der Handel damit verboten sind und strafrechtlich verfolgt werden.

    Ein kurzer Blick in Herkunft und Geschichte

    Cannabis besitzt eine Jahrtausende alte Tradition als Nutz- und Heilpflanze und gehört zu den ältesten bekannten Rauschmitteln. Aus China ist bekannt, dass dort bereits im frühen 3. Jahrtausend v. Chr. Hanf angebaut und für die Herstellung von Kleidern und Seilen und - etwa seit 2.000 v.Chr. - auch als Heilmittel verwendet wurde. Über Indien soll die Pflanze in den Mittleren und Nahen Osten gelangt sein und sich schließlich über Europa bis nach Nord- und Südamerika ausgebreitet haben. Die bedeutendsten Anbaugebiete für die Haschischproduktion liegen heute im Nahen und Mittleren Osten (Türkei, Libanon, Afghanistan, Pakistan) sowie in Thailand und Nepal, während Marihuana überwiegend aus lateinamerikanischen und karibischen Ländern, zum Teil auch aus Ghana stammt.

    Als Rauschmittel etablierte sich Cannabis zunächst in Indien, wo die Pflanze aufgrund ihrer psychoaktiven Wirkung in bestimmte kultische Handlungen einbezogen wurde. Als Heilmittel wurde Cannabis gegen Lepra, Durchfall und Fieber sowie als Beruhigungs- und Betäubungsmittel eingesetzt. Allerdings trat mit der weiteren Verbreitung der Pflanze ihre Funktion als Rauschmittel immer mehr in den Vordergrund. Die Verbreitung des Islams und das damit verbundene Alkoholverbot festigte vor allem in den islamischen Ländern ihre Bedeutung als Rauschdroge, die sie dort bis heute innehat.

    In Europa, wo Hanf lange Zeit als Kulturpflanze eine wichtige Rolle zur Fasergewinnung spielte, wurde die Rauschwirkung bestimmter Sorten im 19. Jahrhundert bekannt. Der Konsum breitete sich hier jedoch vor allem in den 70er Jahren des 20. Jahrhunderts aus. So wurde Haschisch in Deutschland das nach Alkohol und Nikotin am weitesten verbreitete Rauschmittel.

    Die Substanz ...

    Hauptwirkstoff der Cannabispflanze ist das Tetrahydrocannabinol (THC), dessen Gehalt jedoch je nach Pflanzensorte stark schwankt, so dass sich nicht jede Cannabissorte für die Rauschmittelproduktion eignet. Der Wirkstoffgehalt der in Deutschland gezogenen Nutzpflanzen beträgt beispielsweise nur etwa 1,5% THC, während orientalische Sorten durchschnittlich etwa 5% THC enthalten. Speziell unter Gewächshausbedingungen herangezogene Sorten (Sinsemilla) können bis zu 20% Wirkstoff enthalten.

    In den europäischen Ländern wird Cannabis vorwiegend in Form von Haschisch oder Marihuana konsumiert, zuweilen auch als Haschischöl. Für die Rauschmittelproduktion werden vor allem die weiblichen Pflanzen verwendet, da sie einen höheren THC-Gehalt haben.
    - Haschisch besteht im Wesentlichen aus dem Harz der Blütenstände der weiblichen Hanfpflanze. Die dunkle, meist braunschwarze und zu Platten oder Klumpen gepresste Substanz ist von fester, teils eher harziger, teils eher bröckeliger Konsistenz. Häufig wird Haschisch mit anderen Substanzen gestreckt, so dass sein Wirkstoffgehalt zwischen 5 und 12% schwanken kann.
    - Bei Marihuana handelt es sich überwiegend um getrocknete und zerkleinerte Pflanzenteile der weiblichen Cannabispflanze, vor allem der Stängel, Spitzen, Blätter und Blüten. Es ist meist von grünlicher, teeähnlicher Beschaffenheit und erweckt beim ersten Hinsehen den Eindruck eines groben Gewürzes, allerdings mit einem ganz spezifischen Geruch. Der THC-Gehalt von Marihuana schwankt zwischen 1-7%; niederländische Treibhauszüchtungen (Skunk) können jedoch einen Wirkstoffgehalt von bis zu 15% erreichen.
    - Bei Haschischöl handelt es sich um einen stark konzentrierten Auszug von Haschisch oder Marihuana, der mit Hilfe organischer Lösungsmittel gewonnen wird. Aufgrund des Herstellungsverfahrens besitzt Haschischöl eine hohe THC-Konzentration, die zwischen 12 und 60% liegen kann.

    ... und ihre Konsumformen

    Haschisch und Marihuana werden hierzulande meist geraucht, indem die zerkleinerten Substanzen mit Tabak zu einem (größeren) Joint oder (kleineren) Stick vermischt werden. Haschisch wird auch aus speziellen, im Handel erhältlichen Haschischpfeifen geraucht. Beim Rauchen setzt die Wirkung meist unmittelbar ein und dauert ein bis vier Stunden an - bei einer Dosis von etwa 10 mg etwa drei bis vier Stunden. Das Wirkungsmaximum wird in der Regel nach etwa 30 bis 60 Minuten erreicht, wobei das "High"-Gefühl erst allmählich ausklingt. Gelegentlich wird Haschisch auch Getränken, z.B. Tee, zugegeben, mit Joghurt gegessen oder in Kekse eingebacken. Hierbei tritt die Wirkung verzögert und häufig sehr plötzlich ein und hält länger an - je nach Dosis etwa fünf Stunden. Diese Konsumform gilt als besonders riskant, da die Dosierung nur sehr schwierig zu beurteilen ist.

    Das eher selten gebrauchte Haschischöl wird meist auf eine Zigarette geträufelt oder Speisen oder Getränken hinzugefügt.

    Cannabis wird meist in der Gruppe konsumiert, wobei der passive Konsum von Haschischrauch kaum einen relevanten Wirkstoffgehalt im Blut erzeugt. Um einen Rauschzustand zu erreichen, müssen dem Körper 3-10 mg THC zugeführt werden. Beim Rauchen werden etwa 20-50% des enthaltenen THC absorbiert. Cannabis mit einem THC-Gehalt unter 1% wird als unwirksam bezeichnet.

    Die Effekte ...

    Der Cannabisrausch tritt meist relativ schnell ein und besteht vor allem aus psychischen Wirkungen, die erheblich von der jeweiligen Grundstimmung des Konsumenten beeinflusst werden. Grundsätzlich werden die bereits vorhandenen Gefühle und Stimmungen - ob positiv oder negativ - durch den Wirkstoff verstärkt. Weitere wichtige Einflussfaktoren sind die Situation und Umgebung während des Konsums und die individuelle psychische Stabilität. Wie bei jeder anderen Rauschdroge auch, hängt die Wirkung zusätzlich sowohl von der Dosierung wie auch von der Qualität der Substanz ab, d.h. von der Wirkstoffkonzentration und den streckenden Beimengungen. Auch das Alter spielt eine Rolle, denn der Wirkstoffgehalt der Substanz nimmt mit längerer Lagerung ab.

    Zu den akuten psychischen Wirkung gehört eine deutliche Anhebung der Stimmungslage. Je nach Gefühlslage des Konsumenten tritt ein Gefühl der Entspannung, der inneren Ruhe und Ausgeglichenheit ein. Wohlbefinden und Wohlgestimmtheit gehen häufig einher mit einem verminderten Antrieb und einer Tendenz zur Passivität. Möglich sind auch ein ausgesprochen heiteres Gefühl, verbunden mit einer gesteigerten Kommunikationsfähigkeit. Gelegentlich werden auch akustische und visuelle Sinneswahrnehmungen intensiviert und das sexuelle Erleben verstärkt.

    Als eher unerwünschte Nebeneffekte treten häufig Denkstörungen auf, die sich vor allem in einem bruchstückhaften, nach assoziativen Gesichtspunkten geordneten, ideenflüchtigen Denken äußern. Konzentrationsfähigkeit und Aufmerksamkeit können vermindert werden, ebenso die Leistung des Kurzzeitgedächtnisses. Die Konsumenten sind eher ablenkbar und setzen in der Wahrnehmung ungewönliche Schwerpunkte. Dabei konzentrieren sie sich auf Nebenreize. Häufig erleben sie Illusionen und Verkennungen und verknüpfen auf eigenwillige Weise verschiedene Wahrnehmungsbereiche.

    Als atypische Wirkungen gelten niedergedrückte Stimmung, gesteigerter Antrieb, Unruhe, Angst und Panik. Desorientiertheit und Verwirrtheit sowie alptraumartige Erlebnisse mit Verfolgungsphantasien bis hin zum Wahn sind ebenfalls eher selten.

    An akuten körperlichen Effekten können u.a. ein erhöhter Blutdruck, eine leichte Steigerung der Herzfrequenz, Augenrötung und Übelkeit auftreten.

    Wirkungsweise

    In den letzten Jahren ist im Gehirn des Menschen ein Cannabisrezeptor entdeckt worden, der in einer ganzen Reihe von Gehirnabschnitten wie auch im Immunsystem zu finden ist und durch das THC bzw. seine Stoffwechselprodukte aktiviert wird. THC verschwindet aus der Blutbahn relativ schnell; in den Fettgeweben und in verschiedenen Organen wie Leber, Lunge, Milz und Herzmuskel kommt es dagegen zu einer Ablagerung und Anreicherung der Substanz bzw. ihrer Stoffwechselprodukte. Hierdurch kann der Abbau bis zu 30 Tagen dauern. Die Ausscheidung erfolgt über den Stuhl und Urin.

    ... und die Risiken

    Akute Risiken liegen - abgesehen von den eher selten auftretenden atypischen Wirkungen - vor allem in den möglichen Folgen bestimmter Effekte. Während der Wirkungsdauer sind u.a. das Konzentrations- und Reaktionsvermögen, die Fähigkeit zur schnellen Informationsverarbeitung und die Fähigkeit zum abstrakten Denken beeinträchtigt sowie die körperliche und psychische Leistungsfähigkeit vermindert. Hierdurch kommt es beispielsweise zu einer starken Einschränkung der Fahrtüchtigkeit, so dass neben Alkohol auch Haschisch häufig eine ursächliche Rolle für Fehlverhalten im Straßenverkehr spielt. Darüber hinaus hängen die mit dem Cannabiskonsum verbundenen Risiken vor allem davon ab, ob es sich um Probier- und Gelegenheitskonsum oder um dauerhaften und gewohnheitsmäßigen Konsum handelt. Von Bedeutung sind auch die persönlichen und sozialen Risikofaktoren, welche die Gefahren des Cannabiskonsums wie Abhängigkeit oder psychische Veränderungen vergrößern. Solche Risikofaktoren sind beispielsweise ein frühzeitiger Konsumbeginn (im Alter von unter 16 Jahren), mangelnde soziale Unterstützung in der Familie und ein Freundeskreis, der sich vorwiegend auf Drogenkonsumenten beschränkt. Allgemeine soziale Perspektivlosigkeit und eine labile psychische Gesundheit verstärken ebenfalls eine Gefährdung.

    Zu den mittel- und langfristigen Risiken eines hohen und dauerhaften Cannabiskonsums gehören die Möglichkeit einer psychischen Abhängigkeit (s.u.) und das so genannte amotivationale Syndrom, das bei chronischen Konsumenten häufig beobachtet wird. Kennzeichnend hierfür sind vor allem zunehmende Teilnahmslosigkeit sowie ein Verlust von Aktivität und Euphorie.

    In eher seltenen Fällen können im Zusammenhang mit dem Konsum von Cannabis auch Psychosen mit Halluzinationen bzw. Wahnvorstellungen ausgelöst werden, die im Erscheinungsbild und im Verlauf dem Bild der Schizophrenie ähnlich sind.

    Auf lange Sicht: Folgeschäden

    Körperliche Folgen: Körperliche Auswirkungen des Cannabiskonsums sind relativ selten und meist nicht stark ausgeprägt. Allerdings enthält der Rauch von Cannabis zahlreiche Schadstoffe, die im Vergleich zum Tabak um ein Vielfaches giftiger eingeschätzt werden und Lungen- und Bronchialerkrankungen verursachen können. Hinzu kommt die dem Tabakkonsum eigene stark gesundheitsschädigende Wirkung. In bestimmten Fällen kann es auch zu Herz-Kreislauf- und Hormonstörungen kommen.

    Psychische und soziale Folgen: Als wesentlich schwerwiegender werden die möglichen seelischen und sozialen Auswirkungen eines regelmäßigen Cannabiskonsums eingeschätzt, die jedoch - wie bereits unter den Risiken beschrieben - nicht zuletzt davon abhängen, ob und in welchem Maße persönliche und soziale Risikofaktoren vorhanden sind. So können sich gerade im Bereich des Denkens und Urteilens erhebliche Einschränkungen bemerkbar machen. Zwar hat der Konsument selbst ein Gefühl erhöhter Leistungsfähigkeit, die jedoch objektiv betrachtet immer mehr abnimmt. An die Stelle geordneten Denkens und logischer Schlussfolgerungen tritt häufig eine Art Scheintiefsinn, wovon vor allem Sorgfaltsleistungen betroffen sind.

    Im Zusammenhang mit dem genannten Amotivationssyndrom zeigt sich ein zunehmendes allgemeines Desinteresse, gepaart mit verminderter Belastbarkeit. Der Konsument zieht sich immer mehr in sich zurück und wird sich selbst und den Aufgaben des Alltags gegenüber immer gleichgültiger: Er fühlt sich den Anforderungen der Leistungsgesellschaft allmählich immer weniger verpflichtet, aber auch immer weniger gewachsen, und schert mehr und mehr aus seinem bisherigen sozialen Gefüge aus.

    Die Frage der Abhängigkeit

    Regelmäßiger starker Konsum kann psychische Abhängigkeit erzeugen, die an einer Reihe von Entzugserscheinungen deutlich wird. So können beispielsweise Abstinenzsymptome in Gestalt von innerer Leere, Freudlosigkeit, Antriebsmangel, Konzentrationsstörungen und Unruhe auftreten. Vegetative Symptome wie Schlafstörungen und Appetitmangel sind ebenfalls möglich. Auch wenn mit der Entwicklung einer Abhängigkeit gerechnet werden muss, so ist doch nur ein geringer Teil der Cannabiskonsumenten davon betroffen. Ähnlich dem Alkoholkonsum kann es auch beim Haschischkonsum über einen längeren Zeitraum hinweg ein Missbrauchverhalten geben, ohne dass es zur Ausbildung einer Abhängigkeit kommt. Das Risiko eines Mißbrauchs und einer Abhängigkeitsentwicklung ist abhängig vom individuellen Konsummuster und den persönlichen und sozialen Risikofaktoren eines Canabiskonsumenten und- missbrauchers.

    Gefährliche Mischungen

    Verschiedene Risiken des Cannabiskonsums entstehen erst dadurch, dass zusätzlich zum Haschisch oder Marihuana auch noch andere Drogen gleichzeitig oder im Wechsel genommen werden. So ist das so genannte flash-back-Phänomen, bei dem es zu rauschähnlichen Wahrnehmungsstörungen kommt, ohne dass man - auch über längere Zeit hinweg - Drogen konsumiert hat, vermutlich auf den zusätzlichen Konsum anderer Drogen, insbesondere LSD, zurückzuführen.

    Da Alkohol ebenso wie Cannabisprodukte das Denken und die Reaktionsfähigkeit einschränkt, werden diese Effekte bei einem gleichzeitigen Konsum beider Substanzen zusätzlich verstärkt.

    Glossar:

    psychoaktiv
    Durch Einwirkung auf das Zentralnervensystem psychische Prozesse beeinflussend.

    Psychische Abhängigkeit
    Psychische Abhängigkeit wird als "ein unbezwingbares, gieriges seelisches Verlangen, mit der Einnahme der Droge fortzufahren" definiert und ist aufgrund der daraus resultierenden Entzugserscheinungen beim Absetzen einer Substanz Hauptursache für das Fortfahren mit der Einnahme. Psychische Abhängigkeit wird - im Unterschied zur körperlichen Abhängigkeit - praktisch von allen Drogen hervorgerufen.

    amotivationales Syndrom
    Ein von Teilnahmslosigkeit und mangelnder Aktivität gekennzeichneter Zustand.

    Psychosen
    Seelische Störungen, die häufig mit Angst- und Horrorvorstellungen einhergehen.

    Halluzination
    Sehen, Hören oder auch Fühlen von Dingen, die in Wirklichkeit nicht existieren.

    Schizophrenie
    Bewusstseinsspaltung, Verlust des inneren Zusammenhangs der geistigen Persönlichkeit.

    Abstinenzsymptome
    Die beim Ausbleiben einer Substanz auftretenden körperlichen und/oder psychischen Erscheinungen.

    Quelle: DHS-Faltblattserie "Die Sucht und ihre Stoffe - Eine Informationsreihe über die gebräuchlichen Suchtstoffe, 6"

    http://www.dhs.de/substanzen_cannabis.html

    Esrar hakkındaki Alman Uyuşturucu bağımlılarına Yardım derneğinin sitesinde daha geniş bilgi vardır. Bunlara http://www.dogaltedavi.net da geniş yer vereceğim. Buradaki bilgiler tamamen ilmidir ve geniş araştırmaların ürünüdür. Almancası olanlar kendileride bakabilirler işte link http://www.dhs.de/substanzen_cannabis.html

  6. #6
    biroybil Çevrimd??? Administrator
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    108

    Standart Cannabis

    Cannabis

    Aufnahmewege: Cannabis kann pur oder gemischt als Zigarette oder in Pfeifen geraucht werden. Eine Aufnahme über den Magen-Darm-Trakt ist möglich. Dabei wird die Droge entweder als Tee oder als Zusatz zu Getränken oder zu Gebäck eingenommen. Man kann die Droge auch im Naturzustand kauen. Eine intravenöse Applikation ist sehr selten, da sich Cannabis nicht in Wasser löst.

    Joint Haschisch Puck Haschisch Platte Haschisch Stäbchen Haschisch

    Indischer Hanf Cannabis sativa Cannabis sativa Cannabis sativa Cannabis sativa

    Cannabis sativa Cannabis sativa Cannabis sativa Cannabis sativa Haschischpfeifen

    Wirkungen: Die Wirkung tritt beim Rauchen nach wenigen Minuten ein und hält zwei bis drei Stunden an. Bei oraler Aufnahme kommt es erst nach ½ bis 2 Stunden zu einer Wirkung. Diese hält aber drei bis fünf Stunden an. Bei der oralen Zufuhr muss die Menge an Cannabis um das zwei- bis dreifache erhöht werden, um die gleiche Wirkung wie beim Rauchen zu erhalten. Die Wirkung der Droge stellt sich durch eine gehobene Stimmung, Euphorie und Heiserkeit dar. Der Antrieb ist reduziert und Störungen des Denkens und der Konzentration sind erkennbar. Die Patienten haben Illusionen, Erinnerungsstörungen, Gedächtnisstörungen, sind leicht abzulenken und für viele Reize offen.

    Anmerkung: Mittlerweile habe ich mehrere Mails erhalten, in denen die Angaben zur Dosierung angezweifelt werden. Es handelt sich hierbei um die orale Dosis. Sie soll den gleichen Gehalt wie die inhalative Dosis erreichen. Nach erhöhten Dosen kommt es nach Angaben der Mails zu einem sehr langen Nachschlafbedürfnis.

    Dauerkonsum: Eine psychische Abhängigkeit, mit einer geringen Tendenz zur Steigerung der Dosis und eine Toleranzbildung ist oft vorhanden. Auf den Körper wirkt ein Dauerkonsum durch Erkrankungen am Lungen- und Bronchialsystem. Es kann zu Änderungen des Immunsystems kommen. Schädigungen der Leber und des zentralen Nervensystems sind möglich. Sexuelle Störungen und Veränderungen der Chromosomen sind dokumentiert. Die Patienten bleiben schläfrig und immer müde. Es besteht die Möglichkeit, dass sich Psychosen entwickeln können.

    Ein Fall von Cannabis indica-Vergiftung.

    Von Baker Bates.

    Vergiftungsunfälle mit indischem Hanf, der in England gewachsen ist, sind selten. Man nahm bisher an, dass in Europa gebaute Cannabis indica das wirksame Harz nicht bilden könne, und daher pharmakologisch kaum wirksam sei. Um so interessanter sind deshalb die folgenden Fälle vom toxikologischen Standpunkt.

    Ein junger Mann hatte das Buch ?Chemie des Alltagslebens? von J.F.W. Johnston gelesen, in welchem die Droge als ?lustvermehrend, wunscherregend, freundschaftsfestigend, Lachen bringend und ausgelassene Fröhlichkeit verursachend? geschildert wird. Dieser junge Mann verspürte nun Lust, die diesem Kraut zugeschriebenen Wirkungen auszuprobieren. Dazu sammelte er die Hanfkörnchen aus Papageienfutter und pflanzte sie im Juni in seinem Garten an. Im September war das Kraut bereits 1½ m hoch und blühte. Nun pflückte er Spitzen und Blätter ab, trocknete und zerkleinerte sie und machte Zigaretten daraus. Diese rauchte er. Hie und da verspürte er leichte Zeichen von Haschischvergiftung: Verlust des Zeit- und Raumgefühles, lebhafte Träume, Halluzinationen und darauffolgenden Dösigkeit, bzw. schwere Ansprechbarkeit.

    Der junge Mann schilderte seiner 22jährigen Braut seine Erfahrungen und Erlebnisse mit der Droge. Sie glaubte ihm jedoch nicht und rauchte aus Neugierde 2/3 einer Zigarette, die aus Spitzen hergestellt war. Dabei machte sie zum Teil Lungenzüge.

    Dies geschah um 1010 Uhr abends. Kurz darauf schlief sie ein. Bei einem Geräusch wachte sie plötzlich auf und erschrak. Sie machte den Eindruck einer Betrunkenen, war über Ort und Zeit desorientiert. Wahrscheinlich hatte sie halluziniert.

    1025 Uhr wurde sie an die frische Luft geführt, wobei sie immer wieder laut lachte und sehr zu Zärtlichkeiten neigte. Ihre Sprache wurde infolge Trockenheit der Mundschleimhaut rauh und heiser, ihr Gang zunehmend ungleichmäßig und unsicher.

    Um 1030 Uhr brachte man sie zu einem Arzt. Man erzählte ihm den Hergang. Sie war sehr blass, konnte aber noch gehen und stehen, obwohl sie sehr schwindlig war. Sie war sehr erregt und gesprächig und machte steife und sinnlose Bewegungen mit den Händen. Bald war sie heiter, bald ängstlich, gab an, sie hätte das Gefühl eingesperrt zu sein, zeigte Defekte im Zeit- und Raumgefühl. Die Zeit schien ihr abnorm schnell zu vergehen. An Zunge und Mund hatte sie ein Gefühl der Austrocknung. Ihre Sprache wurde immer schwerfälliger und weniger zusammenhängend. Die Pupillen waren erweitert, reagierten aber auf Licht. Die Augenlider waren halb geschlossen. Der Puls war beschleunigt aber kräftig.

    Sie wurde in ein Krankenhaus eingewiesen, wo sie in verfallenem Zustand ankam. Sie fühlte, dass die Kraft in den Beinen schwand, konnte nicht mehr stehen, war schwindlig, hatte Herzklopfen und gab ein Gefühl von Trockenheit im Mund an. Die Zeit schien ihr nunmehr abnorm langsam abzulaufen. Sie glaubte, ihr Zustand dauere schon seit vielen Stunden. Sie bildete sich bei vollem Bewusstsein ein, sich außerhalb ihres Körpers zu befinden (eine Halluzination im Sinne einer ?Verdoppelung der Persönlichkeit?). Sie glaubte in einem kleinen Raum eingeschlossen, von einem dichten Nebel umgeben zu sein, aus dem sie nicht herauskam. Dieser imaginäre Nebel hinderte sie jedoch nicht, auch entfernte Gegenstände scharf zu sehen. Die Sprache wurde wirr, schließlich unartikuliert. Sie konnte ohne Unterstützung nicht mehr stehen; es fehlte die Koordination in den Handbewegungen. Es bestand eine Tachykardie von 140 in der Minute und eine ausgesprochene inspiratorische Dyspnoe. Sonst konnte kein krankhafter Befund erhoben werden. Der Kollapszustand wurde mit den üblichen Mitteln bekämpft. Sie erholte sich in neun Stunden. Ernste Folgen blieben, abgesehen von starken Kopfschmerzen, nicht zurück.

    Die Hauptsymptome der Haschischvergiftung: Erregung, motorische Koordinationsstörungen und schließlich Narkose ließen sich also auch hier beobachten. Die Ansicht, dass in Europa gebauter indischer Hanf die typischen Wirkstoffe der in ihrer eigentlichen Heimat gewachsenen Droge nicht enthalte, bedarf also wohl einer Revision. Fälle von Cannabis indica-Vergiftung mit tödlichem Ausgang sind nach dem Verfasser sehr selten.

    Ausführlicher Bericht in Lancet 1935, 811

    Quelle: Epple, G.: Ein Fall von Cannabis indica-Vergiftung. Sammlung von Vergiftungsfällen, A 611, Band 7, S. 107 - 108, 1936

  7. #7
    biroybil Çevrimd??? Administrator
    Üyelik tarihi
    Jun 2005
    Mesajlar
    108

    Standart Haschisch und Marihuana

    Haschisch und Marihuana (Cannabis)

    Haschisch und Marihuana (Cannabis)

    Decknamen: "Heu", "Hasch", "hash", "grass", "pot", "tea", "weed", "shit", "joint" (= Haschisch-Zigarette). Haschisch ist das Harz der Cannabispflanze. Es wirkt ca. 8 mal stärker als Marihuana, das aus Blättern dieser Pflanze gemacht ist. Haschisch wird geraucht, in Plätzchen gebacken oder Tee getrunken.

    Die Rauschgifte Haschisch und Marihuana sind gefährlich und gesundheitsschädlich. Außerdem sind diese beiden Rauschgifte auch dadurch besonders gefährlich, dass sie als "Einstiegsdrogen" zum "Umsteigen" auf andere noch gefährlichere Drogen, den sogenannten Harten Drogen, verleiten können.

    Die Typen, die einem Haschsisch oder Marihuana anbieten, wirken oft besonders nett und ausgeglichen.

    Haschisch und Marihuana erhalten nämlich ein Gift, das Gleichgültigkeit erzeugt. Diese Gleichgültigkeit legt auf die Dauer jeden Antrieb und jedes Interesse lahm. Man hat weder Lust zum Lernen noch zum Arbeiten. Schließlich ist der Rausch das einzige Erlebnis, das man noch hat. Und das macht süchtig.

    Das Verführerische ist, dass der Rausch so harmlos scheint: kein Kater, kein Delirium, keine Todesfälle. Doch das Cannabisgift kann vom Körper nur sehr schwer abgebaut werden. Es legt deshalb einen Vorrat an.

    Die Folgen sind Ablagerungen im Gehirn und Störungen in den Zellen. Die Perönlichkeit ändert sich. Es kann zu Geisteskrankheiten und sogar zu Erbschäden kommen. Auszug aus der Broschüre "Altagsdrogen und Rauschmittel", herausgegeben im Auftag des Bundesministers für Jugend, Familie und Gesundheit, von der Bundeszentrale für gesundheitliche Aufklärung in Köln: Folgen des Konsums von Haschisch oder Marihuhana: "... Vorstellungsvermögen und Denkablauf verändern sich im Rausch ebenso wie das Zeit-Raum-Erleben. Die Gedanken reißen ab, es entstehen rach wechselnde Dedankenfolgen. Die erlebte Präzision des Denkens bleibt jedoch eine subjektive Täuschung. Weil die Risikobereitschaft stark erhöht und die Aufmerksamkeit und Reaktionsfähigkeit ergeblich vermindert sind, ist unter Haschischeinfluß zum Beispiel die Teilnahme am Straßenverkehr mit einem großen Risiko verbunden.

    Bei chronischem Mißbrauch leiden die Konzentrations- und die Leistungsfähigkeit. Auch Depressionen, innere Unruhe und ängstliche Verstimmung sind beobachtet worden. Weiter Langzeitfolgen: Orientierungs- und Formulierungsschwierigkeiten, Störungen des Denkens und des Gedächtnisses, Dämpfungen des Sexualität, Impotenz, Beeinträchtigung des gesamten Persönlichkeit.

    Es steht fest, dass regelmäßiger Haschischkonsum bei Jugendlichen zu seelischen Entwicklungsstörungen führt. Wer Haschisch oder Marihuhana nimmt, wird gleichgültig gegenüber den Anforderungen des Alltags, weicht ihnen aus und zieht sich aus der gewohnten Umgebung zurück. Schule, Berufsausbildung, Elternhaus und herkömmliche soziale Bindungen interessieren ihn bzw. sie nicht mehr. Apathischteilnahmslos wird die Umwelt erlebt, die Haltung entspricht einem passiven Sichtreibenlassen.

    Es ist nicht auszuschließen, dass chronischer Missbrauch Gehirnschäden hervorruft. Ein Verdacht für die Auslösung von Erbschäden besteht ebenfalls.

    Als weiter körperliche Folgen können sich einstellen: Kreislaufstörungen, Schädigung der Atemorgane, Kopfschmerzen. Auch eine Schwächung der Abwehrkräfte wurde beobachtet...."

  8. #8
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    3.006

    Standart Madde Kullanim Bozukluklari

    MADDE KULLANIM BOZUKLUKLARI

    OPIOID'LER

    Opioid?ler, afyon türevleridir. Bu gruptan, opium (afyon), morfin, kodein sentetik olmayan doğal maddelerdir. Eroin, yarı sentetik opioid?dir. Meperidin (dolantin), metadon gibi ağrı giderici ilaçlar da bu gruba dahil sentetik maddelerdir. Görüldüğü gibi bunların bir kısmı hekimlikte kullanılan ilaçlardır. Eroin, damara (IV) veya ciltaltına (SC) enjekte edilir ya da solunum yoluyla alınır. İlaç olarak kullanılan opioidler, genellikle ağızdan (PO) alınır; çok azı enjektabldır (iğne ile yapılır). Bunlardan özellikle eroin, aşırı alışkanlık yapan bir maddedir.

    Metadon, eroin kullananlarının tedavisinde kullanılan bir sentetik uyuşturucudur. Ölümü görüp sıtmaya razı olmak gibi bir mantıkla, eroin gibi çok güçlü uyuşturucuya bağlanmaktansa kısmen denetim altında tutulabilecek bir uyuşturucuya bağlanmak tercih edilmektedir. Ülkemizde kullanımına henüz izin verilmemekte fakat bu konuda çalışmalar yapılmaktadır. Uyuşturucu ile ilgilenen uzmanlarımız arasında, bu maddenin Türkiyede kullanımına izin verilip verilmemesi konusunda zıt görüşler vardır. Bu tartışmalar sonucu, eğer metadon kullanımına izin verilirse, sadece birkaç merkezde (Bakırköy Ruh Hastalıkları Hastanesi bünyesinde ?Alkol ve Madde Tedavi ve Araştırma Merkezi?,AMATEM gibi) yoğun denetim altında kullanılacaktır. Sonuçta, metadon da sentetik bir uyuşturucur; ancak diğerleri kadar riskli değildir.

    Uyuşturucular tüm ülkelerde yasadışıdır; kullanımı şiddetle yasaklanmıştır; bu maddeleri yaymanın, imal etmenin, satışını yapmanın ağır cezai yaptırımları vardır. Uyuturucu kullanımı sonucu ölümler, özellikle gençlerde nadir görülen durumlar değildir. Kitle iletişim araçları, bu trajik ölümleri her zaman duyurmaktadır. Uyuşturucu kullanımı sonucu ölümlerin nedeni, kuşkusuz aşırı doz kullanımdan ileri gelmektedir. Unutulmamalı ki, her durumda bu maddeleri sağlama yasadışı yöntemlerle olmaktadır. Uyuşturucu kullanan, yeni eline geçen uyuşturucu maddenin birim dozu hakkında bilgi sahibi olamaz. Yasal bir ilaç değildir ki, üzerinde her birim içindeki etkili madde miktarı belirlenmiş olsun. Tesadüfen eline, yüksek yoğunluklu bir mal geçtiyse, hele bunu damar ya da ciltaltı yöntemle kullandıysa bunun sonucu ölüm demektir. Bir de bu uyuşturucu, alkol veya başka bir uyuşturucu madde ile alınmışsa, ölüm riski artmaktadır. Çünkü bu maddeler birlikte kullanıldıklarında birbirinin etkisini artırtmaktadır.

    Opioid kullanımının toplumdaki yaygınlığı konusunda bilgi vermek imkansızdır. Bir kere, kullanımı yasadışıdır. Bu nedenle istatistik bilgi vermek güçleşir. Ancak, uyuşturucu ticaretini elinde tutan yasadışı kurumların büyüklüğü ve yaygınlığı, bir devlet bütçesiyle yarış eden bütçeleri, kitle iletişim araçlarının duyurdukları ve tıbbi gözlemlerin yoğunluğu, kullanımın yaygınlığı konusunda bir fikir verebilir.

    OPİOİD KULLANIMININ NEDEN OLDUĞU BOZUKLUKLAR

    İntoksikasyon (Zehirlenme): Merkezi sinir sistemi baskılanmıştır. Mide-barsak faaliyeti yavaşlamıştır. Solunum baskılanmıştır. Bu nedenle, intoksikasyon sonucu ölümler, genellikle solunum durmasından olur. Ağrı duyusu kaybolmuştur (analgesia). Uyuklama, dikkat ve belleğin bozulması, iştahsızlık, cinsel dürtünün azalması, aktivitede azalma, bulantı, kusma, tansiyon düşmesi, kalp atımının yavaşlaması, göz bebeğinin daralması, yüksek dozlarda epilepsi (sara) nöbetleri görülür. Eğer madde, enjeksiyonla kullanılmışsa, iğne izlerini de görmek mümkündür. Üstelik bu enleksiyon tıbbi şartlarda yapılmadığından, çoğu kere mesela tuvalette kendi kendine yapıldığından, bu izler olağandan daha görünür haldedir.

    Hasta, kendini, sübjektif olarak iyi hissetmektedir. Ancak bu iyi hissetme haline yaygın bir bunaltı eşlik edebilir. Sakinlik, dikkat ve belleğin azalması, uykululuk ile ruhsal ve bedensel uyanıklıkta gerileme görülür.

    Doz aşımı: Genellikle yukarıda değinilen dozu ayar edememe ya da maddenin düzensiz kullanımıyla ya da hastanın önceki toleransını kısmen kaybetmiş olduğu durumlarda tekrar alıştığı dozda kullanmasıyla ortaya çıkar. Sağlık açısından acil bir durumdur. Alkol, sedatif ya da hipnotik maddeler gibi başka merkezi sinir sistemi bastırıcıları ile kullanıldığında aynı tablo gelişir. Gözbebeğinin neredeyse iğne deliği kadar küçülmesi, solunum baskılanması ve yukarıda anılan merkezi sinir sistemi baskılanması belirtileri görülür.

    Bu durumların tedavisi yoğun bakım ünitelerinde yapılmalıdır; ölüm riski yüksektir.

    Kesilme: Kesilme belirtileri, kişinin ne kadar süredir, hangi sıklıkla ve hangi dozda uyuşturucu kullandığına, uyşturucunun cinsine bağlı olarak değişen zaman içinde ortaya çıkar; madde alımadığında, kesilme belirtilerinin ortaya çıkış süresi genellikle bir günü geçmez, hatta saatler içinde olabilir.

    Maddeyi arama, bunaltı, esneme, terleme, uykusuzluk, burun akıntısı, adale ağrıları, kramplar, karın ağrısı, gözbebeğinin genişlemesi, tüylerin diken diken olması, titreme, huzursızluk, bulantı, kusma, ishal, ve vital (hayati) belirtilerin azalmasıdır.

    Bu belirtileri tanımak önemlidir. Sonuçta hiçbir kimse bir anda madde bağımlısı olmaz. Aile içinde, özellikle gençlerde bu belirtilerin az da olsa görülmesi konusunda aile duyarlı olmalıdır. Böylece, daha başlangıcında, bağımlılığın tedavisine gidilebilir. Bir hastamı hatırlıyorum: Okulda öğretmeni, öğrencide bir gariplik farketmiş; ilgilenmiş, aileyi haberdar etmiş. Sonuçta bana başdurdulmuştu. Genç, yeni bir madde kullanıcısı ve madde bağımlısı olmaya adaydı. Öğretmenin dikkatiyle, sorunun büyümeden önlenmesi sağlandı. Düşünün ki, öğretmen bu durumun farkına varıncaya kadar gencin anne-babası neredeydi? Önce anne-babanın farketmesi gerekmez miydi? Bu örneği, her ruhsal bozukluk konusunda olduğu kadar, fakat özellikle uyuşturucu kullanımında, huzurlu, uyumlu, ilgili ve uyanık aile ortamının önemini vurgulamak için veriyorum.

    Bu tür bağımlılarda, madde kullanımının beden sağlığını her anlamda etkilemesi, çökertmesi söz kousudur. En kötü koşullarda, izninizle söylemek istiyorum hela köşelerinde kendi kendine şırınga ile madde vermenin her türlü infeksiyona, deri ve kas apselerinei hepatit?e (karaciğer infeksiyonu), kalp ve akciğer hastalıklarına yol açtığı da muhakkaktır. Bunların en tehlikelisi de HIV bulaşması ve AIDS gelişmesi olduğuna başlarda değinmiştik.

    Madde bağımlılığının yol açtığı sosyal sorunlar da çok büyüktür. Kişinin iş ve aile yaşamı tehileye girer; sonuçta işinden olur, eşinden olur. Madde kullanımı, hele hele başkalarını teşvik etme yasalarca yasaklanmış olduğundan, karakollara, hapislere düşer. Bağımlıyı başka suçlara iter.

    YATIŞTIRICI(Sedatif), UYKU VERİCİ (Hipnotik) ve BUNALTI GİDERİCİ(Anksiyolitik, tranklizan) İLAÇLAR

    Bu ilaçlar, psikiyatride kullanılmaktadır. Diğer uzmanlık dallarına mensup uzmanlar tarafından de reçete edilmesi yaygındır. Uzun süre kullanıldıklarında tolerans geliştirirler, bağımlılık yaparlar: Birçok ülkede olduğu gibi, ülkemizde de bu ilaçlar denetime tabidir. Hekimlere sağlık bakanlığınca zimmetlenen reçetelere yazılır. ?Yeşil Reçete? adı verilen bu reçeteler, hastaya yazıldığında üç kopye olarak hazırlanır. Bir kopyesi yazan hekim tarafından arşivlenir. İki kopyesi hastaya verilir. Hasta bu reçteyi eczaneye götürdüğünde, iki kopye de eczacı tarafından alıkonulur. Bir kopyesi il sağlık müdürlüğüne verilir. Görüldüğü gibi bu ilaçlar oldukça sıkı bir denetimle reçete edilmektedir. Hekim, herhangi bir nedenle fazla kutu reçete ettiyse, eczacı tarafından uyarılır: Eğer herhangi bir hekim, bu reçeteyi fazla kullanır ya da fazla kutuda reçete ederse sağlık bakanlığına hesap vernek durumundadır; gerektiğinde uyarılır, cezalandırılır. Bu bakımdan önemli ölçüde denetim altında olduğu söylenmelidir. Ancak gene de denetim dışı kullanılabilmektedir. Her konuda olduğu gibi bu ilaçların da yasadışı piyasası oluşmuştur. Her kentin, kasabanın belli yerlerinde, okul yakınlarında bu ilaçların tane ile ve yüksek fiatla satıldığı, hastalarımdan aldığım duyumlar arasındadır. Konunun nerelere vardığını belirtmek için birkaç örnek vermek isterim: Yeşil reçeteler, hekime zimmetlendiği halde çalınabilmektedir. Bu durumda hekim, durumu polise, sağlık bakanlığına duyurur, çalınan reçetelerin seri numaraları her eczaneye bildirilir; eczacılar bu reçete ile başvuranları ihbar etmek zorundadır.

    Bağımlılık yapması daha olası birkaç kalem ilaç da yeşil reçetenin ötesinde ?kırmızı reçete? ile satılmaktadır. Bu reçetelerin devlet denetimi çok daha sıkıdır ve çok az yetkili hekim tarafından kullanılabilmektedir.

    Kişisel deneyim olarak belirtirsem, akşamın geç saatlerinde, sekreterin henüz ayrıldığı, son randevulu hastanın hemen muayenehaneyi terkettiği anda, kapıdan iki kişi girer. İlk bakışta uyuşturucu müptelası olduğunu anlarsınız. Kötü bir aksanla akıl hastanesinde yattığına dair yırtık pırtık bir rapor gösterir; ?ben kaç adam doğradım annadı(ng) mı, kaç kere hapiste yattım, adam bıçakladım; amma şu ilaca da alıştım; bana yaz ağnadı(ng) mı?? Bakarsanız, iki arkadaşı da, dışarıda sizin reçeteyi yazıp yazmayacağınızı izlemekte; uyuşturucu müptelası ve/veya satıcısı arkadaşlarına gözcülük etmektedirler.

    Eczaneler de benzer sorunlar yaşarlar. Nöbetçi eczanelere gece geç saatte gelirler; tehditle, hatta bıçak-tabanca tehdidiyle bu maddeyi reçetesiz almak isterler. Sırf bu nedenle, gece nöbetinde eczanelerinin demir kepenklerini kapalı tutan, ilaç alışverisini demir kafes arkasından yapan ya da ancak belli müşterilere demir kapıyı açan eczacılar tanıyorum. Gene belirtilmalidir ki bu durumlar yaygın, ürkütücü boyutta değildir.

    Bu ilaçların, yaşam boyu kötüye kullanım ve bağımlılık yaygınlığı % 0.1 civarındadır. Bu demektir ki her bin kişiden biri, tüm yaşamı boyunca böyle bir bağımlılık ya da kötüye kullanımı yaşayacaktır. Genellikle ağızdan alınan ilaçlardır. Bağımlılık, genellikle, aylarca süreyle, her gün kullanım ile ortaya çıkar. Bu kullanıcılar, yasal ve tıbbi olarak reçete edilmesi sonucu kulanan kişiler olabildiği kadar, ilaç kötüye kullanım alt kültürünün üyesi de olabilirler. Risk grubu daha çok bu ikincilerdir. Gene de, uykusuzluk, sıkıntı gibi nedenlerle bu ilaçlara alışan birçok orta yaşlı kişi bağımlı olmuşlardır ve kendisine reşil reçete ile bu ilacı yazacak hekimi kapı kapı dolaşarak ararlar ve malesef bazan amaçlarına ulaşabilirler. Muayenehanemde, seyrek de olsa ?ben bu ilacı almazsam uyuyamıyorum, yaşayamam, bu ilacı yazın, bana başka ilaç gerekmez, parası neyse veririm? diyen kişilere rastlamaktayım.

    Tıbbi kullanım dışında, bu ilaçların yasadışı kullanımı, keyif verici etkisi; opioid ve alkol gibi merkezi sinir sistemi bastırıcılarının veya kokain gibi uyarıcıların etkisini artırmak için olmaktadır.

    İntoksikasyon: Bu ilaçların en önemli komplikasyonu, santral sinir sistemini ve solunumu baskılayan yüksek doz alımıdır. Ilımlı intoksikasyonlarda, hayati tehlike olmamakla birlikte, kişi o sırada araç kullanmakta ise her türlü kaza tehlikesine açıktır. Kaza yönünden riskli işyerlerinde çalışıyorsa, gene aynı biçimde kazaya açık davetiye çıkarmış demektir. Koordinasyon bozulması, sallanarak dengesiz yürüme, konuşma zorluğu, dikkat ve belleğin bozulması intoksikasyon belirtileridir ve alkol almış kişinin durumuna oldukça benzer. Benzer biçimde, engellenmenin kalkması ve buna bağlı davranışlar söz konusudur. Hasta, sonra bu saatleri hatırlamayabilir.

    Kesilme: Bulantı, kusma, yorgunluk, keyifsizlik, bunaltı, sinirlilik, ışık ve ses duyarlılığının artması, titreme, ciddi uykusuzluk, nöbet geçirme, kesilme belirtileridir. Yaşamı tehdit edici durum söz konusudur. Bu ilçlara tolerans geliştirmekte kullanıcılar arasında önemli farklar vardır. Kesilme belirtileri, kullanım süresine, kullanılan doza göre değişir. Bu maddelerin tümünde birbiri arasında kros tolerans söz konusudur. İlaçlardan birine karşı tolerans gelişmiş ise, hiç kullanmamış olsa bile, diğer ilaca karşı da tolerans gelişmiştir. Aynı biçimde, alkole karşı da kros-tolerans söz konusudur. Bu durum, konunun önemini daha da artırır.

    Bu bahsi kapatırken iki konuya daha değinmek istiyorum: Bir hekim, hastaya yeşil reçeteye tabi ilaç verdiğinde, telaşa kapılmamalıdır. Bu ilaçlar, bazı ruhsal belirtilerin, bunaltının, uykusuzluğun hatta kısa sürede iyileşmesine yol açmaktadır. Hekim denetiminde kullanıldığı için herhangi bir alışkanlık riski de yoktur. Zaten, bu ilaçlara karşı bağımlılık geliştirenler, genellikle tedavi amacıyla değil, keyif verici etkisi nedeniyle alan gruptur. İkincisi de hekimlik yaşamımızda sık rastladığımız, yeşil reçeteye tabi olmayan ilaç versek bile, alışkanlık gelişeceğinden korkmaktadırlar. Ya da, bilir bilmez, hasta yakınlarının, tanıdıklarının, hastaya, bu tür ilaçların alışkanlık yapacağını söylemeleri, ilaç kullanımı konusunda hastayı ürkütmeleridir. Ataların dediği gibi, yarım bilen hiç bilmeyenden daha büyük yanlışlar yapmaktadır. Kesinlikle böyle bir risk yoktur. Ancak, bu iki nedenle hekimin tavsiye ettiği ilacı, hatta yeşil reçeteye tabi olmayanları bile bırakan hasta sayısı az değildir. Böylece, özellikle hastalığın başında çok önemli olan erken tedavi treni kaçırılmış olmaktadır.

    AMFETAMİNLER VE BENZERİ MADDELER

    Yirmi yıl kadar öncelerde bu maddeler, eczanelerde ilaç olarak satılıyordu. Uzun yol şöförleri uyanık kalıp taşıt kullanabilmek için, tembel öğrenciler sınav çok yaklaştığında sabaha kadar uyumadan ders çalışabilmek ve güya çalıştıkları dersi daha iyi anlayabilmek için, iştahı açık olanlar iştah kesmek için, kilosu fazla olanlar zayıflamak için bu maddeyi kullanırlardı. Aynı zamanda keyif verici özelliği de vardı. Bedensel ve ruhsal enerjiyi, cinsel istek ve gücü ve hatta cinsellikten alınan hazzı artırırdı. Alışkanlık yapmak bir yana, bu maddenin uzun kullanımının şizofreni ya da benzeri ağır psikiyatrik bozukluklar yaptığı ortaya çıkarıldı ve tıpta kullanımı yasaklandı, ilaç olmaktan çıkarıldı. Ne yazık ki gene de yasadışı piyasası bulunmaktadır.

    Şiddetle alışkanlık yapıcı ve tehlikelidir. Genellikle ağızdan alınır, enjekte edilebilir, burundan solunarak alınabilir.

    Terleme, soğuk basması, çarpıntı, gözbebeklerinin genişlemesi, tansiyon yükselmesi, bulantı, kusma, heyecan, titreme, kalp atım ritminin bozulması, epilepsi (sara) nöbeti, iştah kaybı, kilo verme, ağız kuruluğu, erkekte cinsel iktidarsızlık (halbuki ilk kullanımlarda cinsel gücü ve hazzı artırdığı bilinir), varsanı, huzursuzluk, sinirlilik, saldırganlık, kuşkucu düşünceler, intoksikasyon belirtileridir.

    Sıkıntı, yorgunluk, uyku bozukluları, huzursuzluk, maddeyi kullanma isteği kesilme belirtilerini oluşturur.

    Amfetamin ya da benzeri maddelerle savaşta, uyuşturucu ilkeleri geçerlidir. Özellikle gençlerde, aile içi olumlu ilişkiler, gencin koruma ve kollanması önem taşır.

    KOKAİN
    Tarihçesi, amfetamine benzer. Eskilerde ilaç olarak kullanılmıştır. Hatta koka-kolada, ilk zamanlar kokain de bulunduğu bilinir; sonradan vazgeçilmiştir. Etkisi amfetamine benzer, ondan daha güçlüdür. Amfetaminin damar içi alınması ile karşılaştırılabilir. Damar yoluyla, buruna çekilerek veya sigara gibi içilerek alınır.

    Koka bitkisinin doğal ürünüdür. Eski yüzyıllarda, birçok ülkede psikoaktif (ruhsal uyarıcı) bir madde olarak kullanılmıştır. Uyarıcı ve keyif verici özelliği vardır. Gerçekte ise bir denemede bile bağımlılık riski vardır. Tekrarlayıcı kullanımla tolerans gelişir, bağımlılık yerleşir. Diğer uyuşturuculara benzer şekilde, damar içi kullanımında, AIDS, septisemi (bedenin tümden mikrop kapması), toplardamar tıkanması gibi riskler taşır. Burun yoluyla kullanımında, burun akıntısı, burun içi bozukluklar, burnun iki kanadını ayıran bölmede delikler oluşabilir.

    İntoksikasyon belirtileri amfetamindekine benzer. Kalp komplikasyonları ve deliryum tablosu ile ani ölümler görülebilir. Deliryum gelişirse, dokunma ve koku varsanıları tipiktir. Gelişen deliryum, epilepsi nöbetleri ve ölümle sonuçlanabilir. Kesilme belirtilerinde yorgunluk, uyuklama, suçluluk, bunaltı, çaresizlik, ümitsizlik, değersizlik düşüncelerine dikkat çekmek gerekir. Bu organik nedenli bir depresyondur ve intihar düşünceleri geliştirebilir. Bu konuda dikkatli olmak gerekir.

    ESRAR (Cannabis, Marijuana, Hashish)
    ABD?de her üç kişiden birinin esrar kullanmayı denedikleri bilinir. Genellilke sigara gibi içilerek alınır. Ulaşılması kolay, nisbeten yaygın, kaynak bitkisi ülkemizde de kolayca yetişen yasadışı bir maddedir. Keyif verici olması yanında, sıkıntı, bunaltı, şüphecilik, gereksiz gülüş ve kahkahalar, zaman kavramının bozulması, sosyal içe kapanma, iştah artması, ağız kuruluğu, çarpıntı, intoksikasyon belirtileri olarak ortaya çıkar. Alınan doza bağlı olarak beden sıcaklığının düşmesi ve sakinleşme söz konusudur. Genellikle, alkol, kokain ve diğer uyuşturucu nitelikli ilaçlarla birlikte kullanılırlar. Daha ileri durumda kişilik çözülmesine(depersonalizasyon) ve varsanılara ?kulağıma beni tehdit eden sesler geliyor?, kötülük görme sanrılarına (?beni takip ediyorlar, öldürecekler?) yol açabilir. Yüksek dozlarda, deliryum, esrar psikozu gelişebilir. Bunlar ağır psikiyatrik bozukluklardır.

    Bazı kaynaklarca, esrarın uyuşturucu niteliği olmadığı, kullanımının serbest bırakılması gerektiği iddia edilir. Bu iddianın kanıtı olarak kesilme belirtileri görülmediği öne sürülür. Halbuki, esrar kullanımının yol açtığı, yukarıda değinilen ağır psikiyatrik bozuklular çok iyi bilinir. Ayrıca, sigara gibi ciğerlere çekildiği için solunum sistemi hastalıkları geliştirdiği, enfeksiyonlara karşı vücut direncini kırdığı da önemli zararlar arasındadır. Diğer uyuşturuculara oranla, bağımlık geliştirmesi nisbeten hafif olmasına rağmen en büyük risk, bugün esrar kullanan kişinin, yarın eroin, afyon kullanıcısı olacağının çok muhtemel olmasındadır. Bu anlamda esrar, daha keskin uyuşturuculara atlama tahtası olmaktadır. Esas risk buradadır. Bu bakımdan, esrarın uyuşturucu olmadığı, serbest bırakılması gerektiği iddiaları ilk bakışta masum görünse de yerinde değildir.

    HALLUSİNOJENLER (Varsanı?ya neden olan maddeler)
    Tıbbi kayıt konusunda yetkin bir ülke olan ABD?de, insanların %10?unun herhangi bir zamanda bu maddeyi kullandığı bilinmektedir. Son bir yılda kullanmış olanların oranı ise % 1-2?dir. Bu maddelerin başlıcası LSD adıyla bilinen liserjik asit dietilamid?dir.Yutularak, bir kağıt üzerine konup emilerek ya da sigara gibi içilerek alınır. Bu grup maddeler aslında farklı maddelerdir ve farklı etkilere sahiptir. Sempatomimetik olarak etki ederler; böylelikle, tansiyon yükselmesine, çarpıntıya ve gözbebeklerinin genişlemesine yol açarlar. Psikolojik etkisi, ılımlı algı bozukluklarından, açıkça varsanılara kadar uzar. Çoğu kullanıcı sadece ılımlı etkileri yaşar. Tolerans nedeniyle, genellikle arasıra alınır.

    İntoksikasyon: Uyanıklık hali; bunaltı, ruhsal çöküntü (depresyon), referans (alınma) fikirleri ?herkes bana bakıyor?, kötülük görme düşünceleri (?beni öldürecekler?) gibi uyumsuz davranış değişmeleri; varsanı ?kulağıma sesler geliyor?, yanılsama (çevredeki objeleri yanlış amlgılama), depersonalizasyon (hastanın kendisini gerçekdışı hissetmesi) gibi algı bozuklukları görülür. Terleme, bulanık görme, heyecan, titreme, koordinasyon bozukluğu vardır. Panik reaksiyonları görülebilir. Bazan hasta maddeyi almadan maddeyi almış gibi belirtiler gösterebilir. İleri durumlarda, psikotik belirtiler, aşırı huzursuzluk, şizofreni benzeri hastalıklar ortaya çıkabilir. Sonuç olarak, LSD ve benzeri maddeler akıl hastalığına yol açabilmektedir.

    Yakın yıllarda, bazı gruplarda kullanıldığını bildiğimiz ?ekstazi? adlı uyuşturucu da hallusinojen bir maddedir.

    Daha az görülmekle birlikte, operasyonlarda, anestezide kullanılan fensiklidin(PCP), hallusinojen bir maddedir; benzer belirtilar ortaya çıkarır. Bağımlılık riski daha fazladır. Esrar ile birlikte içilebilir, hap olarak alınabilir, enjekte edilebilir, burundan nefesle alınabilir. Hasta huzursuz durumda iken, güçlü analjezik etkileri nedeniyle kendi bedenlerini algılamayabilirler ve kendilerini ciddi olarak yarayabilirler. Şizofreniye benzer hastalıklar gelişebilir. Deliryum, mizaç bozukluğu, sanrılı bozukluk gelişebilir. Yüksek dozlarda, birtakın nörolojik belirtilerle birlikke koma ve ardından ölümle sonlanabilir.

    UÇUCU MADDELER

    Özellikle büyük kentlerin varoşlarında, zamanını daha çok sokakta geçiren çocuk ve gençlerde görülen, tiner ve benzeri maddeler koklama alışkanlığıdır. Başlıca yapıştırıcılarda, ayakkabıcılıkta kullanılmaktadır. Koklandıktan kısa bir zaman sonra, keyif verici özelliği ortaya çıkar. Böyle çocuk ve gençleri, duvar kenarlarında kendinden geçmiş olarak görmek mümkündür. İntoksikasyon etkisi, alkol gibidir. Kendini iyi ve neşeli hissetme, kavgacılık, saldırganlık, muhakeme bozulması, düşünmeden hareket etme, uyuşukluk ortaya çıkar. Deliryum, yürüyüş ve konuşmada bozulma fiziksel etkileridir. Sonuçta, beyin ve karaciğer hasarı gelişir.

    Tiner, bali ve benzerlerini koklama alışkanlığı, görüldüğü gibi, maddenin yasadışı olmayışı, kolay sağlanması gibi nedenlerle alt sosyoekonomik sınıftan çocuk ve gençleri yakalamaktadır ve sonuçları ağırdır. Bu konuda, özellikle bu ailelere yönelik eğitim verilmelidir. Ancak, bu aileler kolay eğitim alacak durumda değildirler ya da özellikle çok çocuğa sahip olmaları nedeniyle, çocukları ile ilgilenecek durumda değildirler. Kuşkusuz kullanıcılar arasında sahipsiz çocuklar da vardır. Şimdilik, bu endüstriyel maddelerin yerini tutacak, uyuşturucu özelliği taşımayan maddeler de geliştirilmiş değildir.

    Özetle, bu madde yasadışı değildir; bir tüketim maddesidir. Bu nedenle savaşmak da zordur.

    KAFEİN

    Çoğumuzun vazgeçemediği, başlıca kahve, çay, çikolata ve kolada bulunan kafein, pastalara kadar girmiştir. Ortalama büyüklükte bir kahve bardağı, 100-150 mg kafein ihtiva eder.Çay ve kolada yarısı kadardır. Tolerans gelişebilir. Bunlar, aramızdaki kahve tiryakileridir. İntoksikasyon belirtileri, huzursuzluk, sinirlilik, heyecan, uykusuzluk, yüz kızarması, idrar artması, mide-barsak bozukluğu, bağlantısız düşünce akışı ve konuşma, çarpıntı, kalp ritminin bozulması gibi bulgulardır. Yüksek dozları, psikiyatrik bozukluk belirtilerini artırır, psikoza yol açabilir. 20 yıl kadar önce, Türkiyede nestkafe bulunmadığı dönemde her nasılsa bir kutu ele geçiren bir hastamın, merakla, beğenerek, özenerek, yoğun olarak bu kahveden içmesi sonucu mani benzeri bir psikoz çıkardığını hatırlıyorum.Yoksunluk belirtileri genellikle başağrısı şeklinde olur ve birkaç günde geçer. Aşırıya kaçmamak kaydıyla, kahve ve çay vazgeçilmez bir maddedir. Tabii ki aşırı kullanımında birtakım zararları olduğu bilinmektedir.

    NİKOTİN

    Nikotin bağımlılığı, hızla gelişir ve çevresel koşullardan çok etkilenir. Bir özelliği de alkol ve esrar gibi diğer uyuşturuculara eşlik etmesidir. Kanserden akciğer hastalığına, koroner kalp hastalıklarından önemli damar hastalıklarına kadar pek çok hastalığın başlıca nedenidir. Yoksunluk belirtileri, içme isteği, öfke, bunaltı, konsantrasyon güçlüğü, huzursuzluk, kalp atım hızının yavaşlaması(bradikardi), iştah artmasıdır. Birkaç hafta kadar sürer. Bir arkadaşım, askerliğe başlayınca sigarayı bırakmıştı. Hemen ertesi gün aşırı sinirli bir hal aldı. Ardından, gereksiz bir bahaneyle komutanla kavga etmeye gitmeye kalkıştı. Zor zapdettik; yatıştırmak için eline bir sigara tutuşturmaktan başka çare bulamamıştık. Şimdilerde, nikotin sakızı geliştirildi. Cilt altı nikotin uygulamaları da ülkemizde mevcut. Gazetelerde, sigaranın kötülüğüne dair ilanlar yayımlanıyor. Sigaranın üzerinde açıkça sağlığa zararlı olduğu yazılıyor. Ama ülkemiz, gene de, ne yazık ki çok sigara içilen ülkeler arasındadır ve malesef ?Türk gibi sigara içme? deyimi batıda yaygındır.

    Bilindiği üzere, eski mısır krallarına firavun denir. Firavun, kötü bir kişi olarak din kitaplarında anılır. Şeytanın kötülüğünü ise tanımlamaya gerek yok. Kültürümüzde şöyle bir benzetme vardır: Öykü bu ya, firavun kırlık bir yerde büyük apdestini yapmış; şeytan bu fırsatı kaçırmamış, firavunun dışkısının üzerine idrarını yapmış. Tütün tohumu işte bu bileşimden oluşmuş. Halkımızın bu benzetmesi güzel, anlamlı; ama sigara içmesi konusunda iyimser olmak güç.

    Sigara öyle kötü bir maddedir ki, sigarayı bırakınca iştah artması nedeniyle aşırı kilo alıp tekrar sigaraya başlayanları tanıyorum. Bırakanların önemli bölümünün tekrar başladığını görüp üzülüyorum. Bulunan her yöntemle, sigara ile savaşılmalıdır. ABD?de bu kısmen yapılmaktadır. Kapalı yerlerde sigara içmek hemen kesinlikle mümkün değildir. Ülkemizde de güya benzer bir yasa çıkmıştır ama havaalanları hariç uygulandığı yeri henüz görmüyoruz. Sigara reklamı, teşvik olmaması için yasayla yasaklanmıştır. Ancak, zaman zaman gazelerde, ?bizim sigaramıza çok zam gelmedi? kabilinden duyurulara rastlanmaktadır. Ya da ?feşmekan pazar sineması? duyurusuyla ve sigarayı anımsatan görüntü ve rengiyle film başlamakta, her reklam arasından sonra bu merasim tekrarlanmaktadır. Kanımca bu örnekler gizli sigara reklamlarıdır ve önlenmelidir. Aynı şekilde, üzerinde sigara reklamı olan poşetleri de hatırlatmak isterim. Bazen rastadığımız çarşıda bir köşede sigara promosyonu, sigara amblemli çakmak promosyonu da kanımca yasaklanmalıdır.

    Anne-babalara ve eğitimcilere de, gençleri sigaraya özendirmemek bakımından önemli görevler düşmektedir. Gençler, büyükler gibi olmak, hemen büyümek isterler; büyüklere öykünürler. Büyükler sigara içiyorsa, deyim yerindeyse onlara da içme hakkı doğar. Buna imkan tanınmamalıdır. En üst düzey bir devlet görevlisi, basın toplantısına sigara içerek başlıyorsa, birileri uyarmalıdır.

    Kuşkusuz en iyisi hiç başlamamak. Başladıysanız, sigara içme ile başetme yöntemleri geliştirilmiştir.

    Alkol ve madde kullanımı ve bunlara ilişkin bozukluklar, ülkemizde giderek yaygınlaşmakta ve özellikle gençlerde büyük sorunlar yaratmaktadır. Bunların bir kısım sonuçlarını kitle iletişim araçlarını izleyerek haberdar olmaktayız. Ancak belirtmeliyim ki sorun bu gördüğümüzden çok daha büyüktür. Hekimlik uygulamalarımızda, hekimlik mesleği kuralı olarak dışarıya sızmayan bilgiler bunu doğrulamaktadır. Hiç beklenmeyen bir kesimden, hiç beklenmeyen bir yaşta ve kişide alkol ve madde kullanımı ve buna ilişkin rahatsızlıklar görülmektedir ve bu bilgiler istatistiklere yansımamaktadır; kesinlikle söylemeliyim ki ülkemizde alkol ve uyuşturucu sorunu sanılandan çok büyüktür.

    Öyleyse alkol ve madde kullanımı ile savaşa önem verilmelidir. Bakırköy Ruh Hastalıkları hastanesinde, AMATEM (Alkol ve Madde Araştırma Tedavi Merkzi), önemli bir merkez olarak hizmet vermektedir. Bu hizmet sadece hastaneye yatırıp tedavi etmekle kalmamaktadır. Tedavi gören hastaların yakından takibi, meslekdaşlarımıza ve halka yönelik eğitim faaliyeleri bunlar arasındadır. 1997 yılında, AMATEM tarafından çok kapsamlı bir alkol ve madde eğitim programı hazırlanmıştır. Bu programın bir bölümü, bu hastaların genellikle ilk başvurduğu birinci basmak hekimlerinin eğitilmesini amaçlamaktadır. Bunun yanında, eğitimcilere de benzer eğitim programı düzenlenmiştir. Bu programdan çarpıcı bir bilgi aktarılırsa, İstanbulda lise öğrencileri arasında yapılan bir araştırmada, hayat boyu bir kez esrar kullanımı 1991?de %0.7 bulunmuşken bu rakam 1996?da % 4.2?ye ulaşmıştır. Başka bir ifade ile 5 yıl içinde 6 kat artmıştır. Bu rakamların, matematik değil geometrik olarak artacağı dikkate alınırsa, sorunun büyüklüğü ve tehlikenin giderek büyümesi kavranabilir. Doğaldır ki sorun büyüdükçe önlenmesi de zorlaşacaktır. Bir çin atasözü deyişiyle, kötü misafir evinize gelir gelmez kovulmalıdır.

    Bu programın uygulanmasıyla, özellikle ilk basamak hekimlerine, acil tıbbi yaklaşımda neler yapılabileceği ve koruyucu hekimlik hizmeti yöntemleri işlenmektedir. Programdan bir özet olmak üzere, aşağıdaki bilgiler tekrarlanacaktır:

    Yapılacak en önemli uygulama, koruyucu çalışmalarda bulunmaktır. Koruyucu çalışmalar üç kademede yapılır:

    1/ Birincil koruyucu çalışma: Alkol ve madde kulllanmamış kişilerin bu maddeleri kullanmasını engellemek,

    2/ İkincil koruyucu çalışma: Alkol veya madde kullanan, ancak bağımlı hale gelmemiş kişileri erken tanımak, erken tedavi ile bağımlı olmasını önlemek,

    3/ Üçüncül koruyucu çalışma: Bağımlı kişilerin kendilerine ve çevrelerine verdikleri zararları azaltmak. (Siroz, AIDS vb gelişimini önlemek)

    Bilgilendirme ve caydırma, kişisel becerileri artırma (kişinin kendine olan güvenini, hayır diyebilme ve sorunlarla başa çıkma yetisini artırma), sosyal becerileri artırma (Kişilerarası ilişkileri düzenleme, boş zamanları iyi değerlendirmeyi sağlama), bu çalışmaların özünü oluşturur.

    AMATEM?in geliştirdiği ?Uyuşturucuya karşı Toplumsal Yaygın Mücadele, UTOPYA? projesi, Mart 1998 itibariyle uygulanmaya başlanmıştır. Programda, sadece hekimlere yönelik eğitimin yeterli olmayacağı düşünülerek üç hedef belirlenmiştir:

    1/ Okullara yönelik eğitim programı (Uyuşturucu Maddeler ve Bağımlılık Eğitim Programı)

    2/ Hekimler için alkol ve madde eğitim programı,

    3/ Sivil toplum örgütleri eğitim programı. Görüldüğü gibi program yaygın bir kitle eğitimini amaçlamaktadır ve çağdaş bir uygulamadır. Bu ve benzeri programların kamu oyunca desteklenmesi gerekir.

    Bu satırların yazıldığı günlerde, 1998 yılı mayıs sonlarında, gazetelerde küçük fakat önemli bir haber yer aldı. ?Kötü alışkanlıklara karşı yayın zorunluluğu? başlığını taşıyordu. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), yönetmeliğinde yapılan bir değişiklikle yayın kuruluşlarının, sigara, alkol, uyuşturucu madde, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklara karşı haftalık yayın süresinin % 5?ten az olmamak üzere caydırıcı nitelikte programlar yayımlama zorunluluğu geliştirilmişti. Aynı zamanda, bu yayınların yasak savmak kabilinden, mesela sabah saat 6?da yapılmasını vb. önlemek için, bu caydırıcı, eğitici yayınların saat 09-21 arasında yapılması kurala bağlanmıştı. Gönül isterdi ki, değerli yayıncılarımız, tek amacın reyting olmadığını düşünsünler ve böyle bir yönetmelik olmadan yapmış olsunlardı. Eğer yönetmelik zoruyla olacaksa, gene gönül isterdi ki bu yönetmelik yıllar önce getirilmiş olsaydı. Ve de ümidedelim ki, yönetmelik zoruyla yapılacak bu programlar, iyi niyetle yapılsın, yasak savmak kabilinden ya da göstermelik olarak yapılmasın.
    prof dr ahmet çelikkol

Benzer Konular

  1. Kenevir, Hanf, Cannabis sativa
    By igokcek in forum Şifalı Bitkiler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 10-29-2007, 14:47

Visitors found this page by searching for:

esrar otu nasıl kurutulur

esrar nasıl yetiştirilir

esrar kaç günde yetişir

deligonca

esrar kaç ayda yetişir

kenevir kaç ayda yetişir

tohumsuz esrar

esrar nasıl yetişir

hint keneviri nasıl yetiştirilir

kenevir nasıl yetiştirilir

esrar nasıl içilir

esrar nasıl kurutulur

marihuana nedir

esrar kova

marijuana nasıl yetiştirilir

esrar kova nasıl yapılıresrar içme teknikleriesrar otu nasıl yetiştiriliresrarın zararlarıesrar otuesrar nasıl sarılırkova esraresrar çeşitleri nelerdirhint keneviri kaç ayda yetişiresrar kaç ayda büyür

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
doğal tedavi, bitkisel tedavi, sağlık bilgileri, himalaya tuzu, epimediumlu macun, çay ağacı yağı, Aloevera, şifalı bitkiler, alternatif tıp, vücut sağlığı, tuz lambası, gazete haberleri

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.2 ©2010, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169