Kan vermek başağrısına iyi geliyor
ADANA (İHA) - Adana Kızılay Kan Merkezi Müdürü Dr. Salim Canoğulları, kan vermenin baş ağrısına iyi geldiğini söyledi.
Dr. Salim Canoğulları, yaptığı açıklamada, kan vermenin insanı gençleştirdiğini belirterek, "Kan vermek vücudun direncini artırıyor, hücrelerin yeniden oluşmasını sağlıyor. Bunun yanı sıra kan verenlerin baş ağrıları geçiyor. Bu nedenle çok sayıda vatandaş kan veriyor. Kan verdikten sonra hafiflediğini, rahatladığını söyleyen çok sayıda vatandaş var" dedi.
Canoğulları, bir insanın 18 yaşından 65 yaşına kadar kan verebileceğini vurgulayarak, bir kişinin hayatında 188 kez kan vererek bir o kadar insanın hayatını kurtarabileceğini ifade etti. Kan vermenin sağlığı etkileyecek hastalıkların da ortaya çıkmasında önemli bir yeri olduğuna dikkat çeken Canoğulları, "Özellikle kan yoluyla bulaşan AIDS, Hepatit B, Hepatit C gibi hastalıkların kan almadan önce yapılan testlerde belirlenerek ortaya çıkartılmasıyla kişinin gelecekte bu hastalıklara yakalanması önlenebiliyor" diye konuştu.
Kan vermenin kısa süreli tansiyon düşmesine de neden olduğunu belirten Canoğulları, alınan kan nedeniyle vücudun hızla yeniden kan yapmaya başladığını, bunun da insana zindelik sağladığını söyledi. Canoğulları, kronik hastaların, bulaşıcı hastalığı olanların, kan değeri düşük olanların, AIDS, siroz, böbrek yetmezliği, enzim yetmezliği, lösemili, hemofili ve kalp yetmezliği olanların kesinlikle kan veremeyeceğini ifade ederek, "Bazı hastalıkları geçirenler, örneğin verem hastalığı geçiren ve tedavi olan bir insan 3 sene sonra kan verebilir. Soğuk algınlığı geçirmiş bir insan tedaviden 72 saat sonra kan verebilir. Sıtma hastalığı geçiren bir kişi 3 sene sonra, kızamık ve çiçek hastalığı geçirenler ise hastalığın bitiminden 21 gün sonra kan verebilirler" şeklinde konuştu.
Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.
Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet



LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı ile Cevapla