![]() |
|
|||
|
Bagirsak Bag Bokusunda Sertleşme (intestinial fibrosis)
Bu hastalıkla ilgili olarak doğal bir tedavi yöntemi var mıdır? teşekkürler Konu sifa tarafından (07-01-2006 Saat 21:36 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
intestinial fibrosis
Bağırsak bağdokusunda sertleşme ve yoğunlaşma bunun tedavisi Gökçek İksiri ile mümkündür, ama beslenmenizide ona göre değiştirmaniz gerekir. Geniş bilgi için sabit telefon hattınızı verirseniz arayabilirim veya messengerle görüşebiliriz. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 12:23 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
Bağdokusu (Fibröz doku)
Bağdokusu; vücudun büyük bir bölümünü yapar. Başlıca iki tip bağdokusu vardır: 1. Beyaz fibröz doku esnek değildir, oldukça kuvvetlidir ve vücutta dağılımı geniştir; 2. Sarı fibröz doku ise, esnektir,yaygınlık alanı daha dardır, fakat beyaz doku kadar kuvvetlidir. Beyaz doku, kollagen adınıalan ince lifsibir maddeyle, kollageni salgılayan ve liflerin arasında bulunan, yıldız şekilli fibroblastlardan (bağdokusu hücreleri) oluşur. Beyaz doku, gevşek bağdokusu adını alan, gevşek ağsı doku ile, deri altında, eklemleri, iç organlar ve kasların çevresinde bulunan delikli bağdakosu ve kirişleri yapar, kasları kılıflayan ve birbirine bağlayan (bkz. Fasya), yoğun bağdokusundan oluşmuştur; içinde bir miktar esnek lif vardır. Aslında esnek fibröz doku, en fazla atardamarların esnek duvarlarında ve bir dereceye kadar, esnekliğin gerektiği bağlarda (bitişik omur yapraklarını birleştiren bağlar gibi) bulunur. |
|
|||
|
Bağ ve Destek Dokusu
1. GİRİŞOrganizmada en yaygın olarak bulunan ve epitel, kas, sinir dokusundan oluşan diğer temel do-kularla doğrudan veya dolaylıilişkide olan bir dokudur. Gerek diğer dokulara göre çok çeşidinin bulunmasını gerekse bu çeşitler arasında büyük farkların olması, bu dokunun sınıflanmasındagüçlükler doğurmaktadır. Örneğin kemik dokusu gibi organizmanın en sert dokusundan canlı-nın en yumuşak dokularından olan kemik iliğine kadar farklıdoku çeşitlerinin bağve destek do-kusu kapsamında bulunmasıbir kavram kargaşasına neden olmaktadır. En belirgin ortak özel-lik, tüm bağ ve destek doku çeşitlerinin embriyoda (bazı doku hücreleri hariç) mezodermdenfarklılaşmışolan mezenkimden köken almasıdır. Embriyoda organ taslaklarının arasınıdoldu-ran köken dokusu diğer dokulara farklılaşma gücünde olan bir doku olduğundan, söz konusuorganın göreceği fonksiyona göre değişen bağ doku çeşitlerini oluşturmaktadır. Özetle me-zenkim dokusu, bir yandan kendisinden köken alan kas dokusu gibi başka temel dokularıoluştururken bir yandan da bağ ve destek dokusunu oluşturmaktadır. Bu dokuya farklılaşırkengösterdiği gelişim derecesiyle de farklı bağ ve destek dokuları ortaya çıkmaktadır. Bu durumda yumuşak olan ve diğer dokuların, organların aralarını dolduran bağ ve destek do-ku tipinebağdokusu, sert olup organizmanın iskeletini (kemik) ve bazıorganların duvarlarını(kıkırdak) şekillendiren tipine ise destek doku diyebiliriz. Ara maddesi sıvı ve genelde diğerbağ doku tiplerinde görülen bağlama özelliği bulunmayan kan dokusu ise bağ dokusununözelleşmiş bir tipi olarak ele alınmaktadır.Bağ ve destek dokusu hangi embriyonal yapıdan farklılaşır?Destek doku ve kan dokusu ayrı ünitelerde ele alınacağından, bu ünitede bağ dokusunu öğre-neceksiniz.2. BAĞ DOKUSUNUN GÖREVLERİ1- Diğer dokuları ve organları birarada tutmayı, bağlamayı sağlar. Böylelikle organların şekil-lenmesi ve sistemlerin organizasyonu gerçekleşir.2- Kan damarlarından zengin olduğu için aralarını doldurduğu doku ve organların beslenme-sini ve metabolizma artıklarının uzaklaştırılmasını sağlar. Vücudun sıvı regulasyonunda iş gö-rür.- 65 -? 3- Doku yaralanmalarında çoğalarak regenerasyon veya nedbe (sikatris) dokusuyla tamirisağlar.4- Bazı hücreleri sayesinde organizmanın hücresel (fagositoz) ve humoral (bağışıklık madde-leri) yollarla savunulmasında iş görür.5- Organlara giren ve çıkan sinirlerde bağ doku aracılığıyla girdiği-çıktığı için organların inner-vasyonunda da (sinirler yoluyla çalışmasında) aracı olmaktadır.Bağ doku hastalıkları neden önemli olabilir, yorumlayınız.3. BAĞ DOKUSUNUN YAPI ELEMANLARIBağdokusu sıralanan bu değişik görevleri yürütebilmek için birbirinden çok farklıhücreler içer-mektedir. Bu hücrelerin bazıları kendi hücreleriyken bir kısım hücreler ise kandan bağ doku-suna geçen hücrelerdir. Zaten kan hücrelerini yapan organların esası da bağ dokusunun çe-şitlerinden olan retiküler bağ dokusudur. Bağ dokusu hücrelerinin arasını ise, hücrelerarasımadde doldurur ki bu ara madde iki ana unsurdan oluşur. Bunlar bağdoku iplikleri (fibrilleri) ileşekilsiz (amorf) temel maddedir ve doku sıvısını da içerir.Bu durumda bağ dokusunun yapı elemanlarını:a. Bağ doku hücrelerib. Bağ doku fibrilleric. Şekilsiz temel madde (amorf madde, temel ara madde, ekstraselüler matriks)olmak üzere üç ana başlıkta inceleyebiliriz.Hücre ile ilgili üniteyi tekrar okuyarak organeller, ökramatik-heterokromatik çekirdek gibi konulardaki bilgilerinizi yoklayınız.3.1. Bağ Doku HücreleriBağ dokusunda yapı ve fonksiyonları birbirinden farklı hücreler bulunmaktadır.- 66 -!! 3.1.1. FibroblastlarSayıca ençok bulunan ve bağ dokusunun fibrillerini, amorf maddesini sentezleyip salgılayanhücrelerdir. Bu nedenle bağ dokusunun ana hücreleri diye anılırlar. Düzensiz dallanmalar ya-pan uzantıları, ökromatik fakat nispeten yoğun kromatinli çekirdeği, protein sentezi yapan hüc-relere özgü gelişmiş granüllü endoplazmik retikulumu ve geniş golgi kompleksi ile bazofilikstoplazması bu hücrelerin tipik özellikleridir (Resim 4.1 ve Resim 4.3). Fibroblastların aktif ol-mayan yani fibril ve ara madde sentezlemeyen inaktif şekillerine ise fibrosit denmektedir.Fibrositler de uzantılıfakat fibroblasta göre çok az sitoplazmalıhücrelerdir. Bu nedenle mikros-kopta sadece çekirdekten ibaretmiş gibi görülürler. Her iki hücrenin de şekli fuziform olup bir-birlerine dönüşebilirler. Mitotik yetenekleri sınırlıolmakla beraber, doku yaralanmalarında fib-roblasta gereksinim arttığından bölünerek çoğalabilirler. Böylece doku kaybının ara maddeve fibril senteziyle tamiri sağlanır. Aynı şekilde normalde fagositoz yeteneği olmamakla bera-ber, sürekli uyarılar sonucu gerektiğinde fagositoz yapabilmektedirler. Son yıllarda gerektiğin-de intrastoplazmik kontraktil elemanlar ve hücre membranında bağlantıkompleksleri kazana-rak myofibroblast (Resim 4.3) olarak adlandırılan hücrelere dönüştükleri gösterilmiştir.- 67 -Resim 4.1: Fibroblast. Elektron mikroskoburesmi. X 14250 3.1.2. Histiyositler ve MakrofajlarFibroblastlardan sonra bağ dokusunda ençok bulunan bu hücrelerin serbest ve sabit iki çeşidibulunur. Serbest şekilleri güçlü amoboid hareket yetenekleri sayesinde yer değiştirebilen, 8-16mikron çapında, yuvarlak şekilli, az ve bazofilik sitoplazmaları nedeniyle lenfositlerle sıklıklakarıştırılabilen hücrelerdir. Sabit fakat hareket etme kapasiteleri saklışekilleri ise fosiform (me-- 68 -Resim 4.3: Bağ doku elemanlarının elektronmikroskobu resmi. X 4500.Resim 4.2: Miyofibroblastlar. Elektronmikroskoburesmi. X 15900 kik) şekilli nukleuslarıoval, genellikle kapiller damarlarının dışyüzüne ya da bağdoku kollajenliflerine yapışık şekilde bulunup yerine göre değişin isimler de (perisit gibi...) alan hücrelerdir.Her iki şekil de embriyoner mezenkimal hücrelerin farklılaşan diğer bağ ve destek doku hücre-lerine, en sıklıkla da makrofajlara dönüşebilme gücündedirler. Makrofajlar esas görevi organiz-manın savunması olan, bunu gerek doku ve hücre artıklarını gerekse dışarıdan giren zararlımikroorganizma ve diğer tanecikleri fagositozla yok ederek gerçekleştiren hücrelerdir. Bu ne-denle sitoplazma organel yapıları fagositoz yapan hücrelere özgü gelişme göstermiştir. Yu-varlak ve heterokromatik çekirdekleri, değişik boylarda uzantıları, bol lizozomları ve vakuolleribulunur (Resim 4.3). Aktif şekli serbest makrofaj olup, fagositoz yeteneği çok güçlüdür. İnaktifşekli olan sabit makrofajlar ise sentez aktivitesi ve fagositoz yeteneği oldukça az olan hücre-lerdir. Fibroblast-fibrosit hücrelerinde olduğu gibi, aynı hücrenin değişik iki fonksiyonundakitipleri olup, birbirlerine dönüşebilirler ve kemik iliğinden gelen monositlerden köken alırlar(Şekil 4.1). Retiküloendoteliyal sistem (R.E.S.) veya mononükleerfagositik sistem ve immünsistemle ilgili fonksiyonlarını Mikrobiyoloji kitabınızdan, epiteloid hücrelere ve çok çekirdeklidev hücrelere dönüşmelerini ise Pataloji kitabınızdan geniş olarak okuyunuz.3.1.3. Plazma Hücreleri (Plazmosit)RNA'dan zengin olduğu için koyu bazofilik boyanan sitoplazmaları, heterokromatik-ökroma-- 69 -Şekil.4.1: Histiyosit tik alanları araba tekerleği şeklinde tertiplenmiş tipik kromatinli ve eksentrik (yan duruşlu) çe-kirdeği ile kolay tanınan hücrelerdir (Resim 4.3). Lenfositlerden farklılaşarak bağışıklık mad-desi (immünglobulin) salgılayan hücrelerdir. Bu nedenle gelişmiş bir granüllü endoplazmik re-tikulum ve golgi kompleksine sahiptirler. Preparatlarda iki plazmosit yanyana geldiğinde, ek-sentrik çekirdeklerinden dolayı şaşı göz görünümü verdiklerinden "şaşı göz hücreleri" olarakda tanımlanırlar. Bu özellikleri ve sitoplazmaların pironin adıverilen boya ile özel olarak kırmı-zı boyanmasıyla diğer hücrelerden kolaylıkla ayırt edilirler.3.1.4. Mast Hücreleri (Mastosit)Genellikle yuvarlak, bazen fusiform olabilen 12-13 mikron çapındaki bu hücrelerin çok iri vesitoplazmaları çekirdeği maskeleyecek düzeyde bol metakromatik granülle dolu sitoplazma-ları vardır. Bunun için semiz hücre anlamına gelen mastosit ve obur hücre anlamında lab-rosit adını da alan hücrelerdir. Preperasyon sırasında bu granüller eridiği için özel metodlaragöre hazırlamak ve toluidin mavisi gibi metakromatik boyalarla boyamak gerekir (Resim 4.4).Bu nedenle rutin preparatlarda pek farkedilemezler. Ancak mitokondrileri ve endoplazmik reti-kulumlarıpek gelişmemişolan bu hücrelerde golgi kompleksi iyi gelişmiştir. Histamin, heparin,türe göre serotonin ve organizmanın yangı olaylarında rol oynayan birçok kimyasal mediya-törü içeren, 0.1-0.5 mikron çapındaki granülleri bir membranla çevrilidir. Granül içerikleri ne-deniyle organizmadaki inflamasyon ve anaflaksi olaylarında tetik hücrelerden biri olarak roloynamaktadırlar (Mikrobiyoloji kitaplarınızın ilgili bölümünü okuyunuz). Heparin içerikleri ne-deniyleyse kanın pıhtılaşmasında (Fizyoloji kitabınızdan okuyunuz) görev almışlardır. Mas-tositlerin nöral krista (ektodermal) kökenli olabileceğine dair kesin olmayan bilgiler yanısıra,bugün kabul edilen şekli ile kemik iliği kökenli (mezenkimal) oldukları ve gerektiğinde mitozlaçoğalabildikleri bilinmektedir.- 70 - 3.1.5. Farklılaşmamış Mezenkimal HücrelerBağdoku farklılaşmasısırasında bir takım mezenkimal hücreler embriyonal yapılarınıkoruya-rak kalırlar. Bu hücreler mezemkimden gelişen her cins hücreye dönüşebilme yeteneklerinikorumaktadırlar ve bu yüzden multipotent indifferensiye hücreleradınıalırlar. Daha çok da-marların çevresindeki bağdokusunda yer aldıklarından adventisyal veya perivasküler hüc-re de denir. Sabit hücreler kapsamına giren ve fibroblasta benzeyen ancak daha küçük olan buhücreler, özellikle damar yaralanmalarında bir yandan damar endoteli ve düz kas hücresine biryandan da diğer bağ doku hücrelerine özelliklede fibroblastlara dönüşerek yaralı dokuların re-jenerasyonunu ya da kalp kası gibi yenilenmeyen dokularda nedbe dokusunu (doku reperas-yonu) oluştururlar. (Ünitenizin Histiyositler ve Makrofajlar bölümünü tekrar okuyunuz.)3.1.6. Retikulum HücreleriMezenkim hücreleri gibi uzatılı, granülsüz ve soluk boyanan sitoplazmalı, iri ökromatik çekir-dekli birçok hücreye farklılaşabilme yeteneğinde hücrelerdir. Bağdokusu fibrillerinden retiku-lum fibrilleriyle desteklenmiştir (Resim 4.5). Retikulum hücrelerinin sitoplazmik uzantıları veretikulum fibrillerinin birlikte oluşturduğu ağsı yapı (retiküler ağ) lenfatik organların ve kemikiliğinin çatısınıoluşturur. Bu nedenle retikulum hücreleri dalak, lenf, yumruları, timus, kemik ili-- 71 -Resim 4.4: Deri altı bağ dokusu (Metakromatik Toluidin Mavisi)mast hücresi (→)şekilsiz temel madde ği gibi kan hücrelerinin yapım ve olgunlaşma organlarında çok bulunurlar. Bir kısım retikulumhücreleri çeşitli kan hücrelerini oluşturur, bunların fagositoz yetenekleri yoktur. Bir kısmıise fa-gositoz yapma yönünde farklılaşarak retiküloendotelyal hücreler olarak görev yaparlar ve fa-gositoz yapan hücrelere özgü bol lizozom içerirler. Retikulum hücreleri mezenkimal kökenli ol-makla beraber, timus retikulum hücreleri endodermal kökenlidirler.3.1.7. Yağ Hücresi (Liposit)İnaktif durumda fibroblasta benzeyen, sitoplazmasında kandan gelen yağasitlerini nötür yağ-lara (trigliseridlere) dönüştürüp depolamaya başladıktan sonra yuvarlak veya köşeli genişgövdeli, çok dar sitoplazmalıve bu dar bölümle birlikte çekirdeği de hücrenin bir kenarına itilmiştipik bir şekil alan bağ doku hücreleridir. Bu şekilleri taşlı yüzüğe benzemektedirler. Sitoplaz-malarında bol mitokondri ve lipaz enzimi bulunur. Golgi kompleksi ve endoplazmik retikulumise iyi gelişmemiştir. Damarların çevresinde oldukça sık bulunan yağ hücreleri, bağ dokusuiçinde tek tek bulunabildiği gibi gruplar yaparak yağ dokusunu da oluşturabilmektedirler. Çev-resini retikulum fibrilleri çevrelemektedir ve farklılaşmamış mezenkimal bağ doku hücreleri ileretikulum hücreleri gerektiğinde yağ hücresine dönüşmektedir. Son şeklini almış olgun yağhücresinin bölünme yeteneği ise bulunmamaktadır.- 72 -Resim 4.5: Lenf düğümünde lenforetiküler bağ doku (Gümüşleme, Retikulum hücreleri, Retikulum fibrilleri). 3.1.8. Pigment HücreleriGenelde pigment taşıyan hücrelerek kromotofor hücre adı verilir. Pigmentlerden en yaygınolarak bulunan melanin pigmentini taşıyan hücrelere ise melanosit denmektedir. Melano-sit, diğer bağdoku hücrelerinden, mezenkimal olmayıp ektodermal (nöral krista) kökenli olma-sıyla ayrılmaktadır. İnce-uzun sitoplazma uzantılarıolan ve bu uzantılarda, içinde melanin bu-lunduran melanozom adlı granüllerin yer aldığı, bu granüller boyanmadan da görülebildiği içinsitoplazmaları boyasız preparatlarda da seçilebilen hücrelerdir. Parçalanan melanositleri fa-gosite eden bazı makrofajların sitoplazmalarında da melanin pigmenti bulunmaktadır, fakatbunlara melanofor adı verilmektedir ve mezenkimal kökenlidirler (Şekil 4.1). Melanositleredermis yüzeyel katlarında, gözün koriyoidea ve iris tabakalarında, piyamaterde rastlanılmak-tadır. Çok sayıda ve birarada toplu bulunduklarında pigment dokusunu oluştururlar.3.1.9. Kandan Göç Ederek Gelen Bağ Doku HücreleriBağdokusunda, asıl bağdoku hücrelerinden ayrıolarak kandan doku içine göç eden lökositlerde bulunmaktadır. Bunlardan lenfositler, eozinofiller en sık rastlanılanlarıdır. Nötrofiller,daha çok iltihabi olaylarda bağ dokuda bol miktarda bulunup fagositozda iş görürler. Mono-sitler ise, kandan dokuya geçer geçmez makrofajlara dönüşmektedirler. Allerjik ve paraziterhastalıklarda, kanda da olduğu gibi dokuda eozinofillerin sayısı artmaktadır. Daha çok solu-num ve sindirim sistemi mukozolarında bulunan lenfositler ise, bağ dokusunun humoral vehücresel immün yanıtında iş görürler. Söz konusu bütün bu hücrelerin yapısal özellikleri, kandokusu ünitesinde incelenecektir.- 73 -Resim 4.6: Yağ dokusunda yağ hücreleri (H.E.) Mezenkimal kökenli olmayan bağ doku hücreleri hangileridir?3.2. Bağ Doku FibrilleriBağ dokularında bulunan fibroblastlar tarafından sentezlenirler ve fiziksel-kimyasal özellikleri-ne göre üç tiptirler.3.2.1. Kollajen Fibriller (Beyaz Fibriller)En çok bulunan ve tek tek olduklarında renksiz, bir araya geldiklerinde beyaz renkte görünenfibrillerdir. Kollajen denen proteinden yapılmışlardır. Farklı19 amino asitten oluşan bu sklerop-rotein, organizma proteininin %40'ınıteşkil eder. Fibroblastlar tarafından sentezlerine, fibrillo-genez adıverilir. Elektron mikroskobunda 640 angströn aralıklarla açık-koyu band yapısıgös-teren ince fibrilciklerden kurulu olduklarıseçilir. Bu yüzden enine çizgilenme gösterirler (Resim4.7). Bağdoku hücrelerinden fibroblastlarla bağlantıkurmaktadırlar, gerilmelere çok dayanıklı-dırlar. Kalınlıkları 1-2 mikron arasındadır. Tek tek değil ondüler demetler yapacak şekilde ter-tiplenmişlerdir. Bazı organ kapsüllerinde ve sert doku içinde çaprazlaşma göstermesi kuvvetliyapılar oluşmasını sağlamaktadır. Esasını oluşturan kollajen asidofilik bir protein olduğu içineozin ile pembe, mallorydeki asidik anilin ile mavi, Masson trikrom ile yeşil, Van Gieson'un asitfuksini ile kırmızı boyanırlar. Ayrıca, kollajen fibrillerin fibrilciklerini birleştiren yapıştırıcı mad-de karbonhidrat yapısında olduğundan, kollajen demetler zayıf da olsa PAS (+)'tirler (Resim4.8). Moleküler formüllerine göre organizmada beş tip kollajen fibril vardır. Kollajen Tip-I olanı enyaygın olarak bulunmaktadır. Deri, tendon, kemik, dentin, fasialar ce sklerada bulunup bulun-duğu dokunun fibroblastlarınca sentezlenir, şiddetli kuvvete dayanıklıdır. Kollajen Tip-II isehyalin ve elastik kıkırdakta bulunur, kondroblastlar tarafından sentezlenir orta şiddette basınç-lara dayanıklıdır. Kollajen Tip-III düz kas, endonörium, arterler, uterus, karaciğer, dalak, böb-rek, akciğerde bulunur. Bulunduğu Tip-IV epitel ve endotellerin basal laminası, basal memb-randa bulunan endotel veya epitel hücrelerince sentezlenen, filtrasyonu destekleyen bir kolla-jen fibril çeşididir. Kollajen Tip-V ise ençok plasental basal membranda bulunan kollajen fibril ti-pidir. Son yıllarda kollajen Tip-VI, VII, VIII, IX, X, XI ve XII gibi sayıca artan kollajen fibril tiplerin-den; Tip VII'nin bazal laminada, Tip IX ve X'un kıkırdak dokusunda bulunduğu gözlenmiştir. TipVI, VIII, XI ve XII ise interstisyel bağ doku yapı elemanlarındandır.- 74 -? 3.2.2. Elastik Fibriller (Sarı Fibriller)Dışbakıda sarırenkli olup kollajen fibrillere göre daha az sayıdadırlar. 0.2-2 mikron çapında in-ce fibrillerdir. Kollajen fibrillerden renk dışında demet yapmamaları, tek tek seyretmeleri ve eni-ne çizgilenme göstermeleriyle de ayrılırlar. Sadece ligamentum flave, intervertebral ligament-ler ve daman duvarlarında demet yaparlar ve demet yaparak çok sayıda bulunduklarıdokulara"elastin veya elastik bağdokusu" adıverilir. Sentezleri genellikle fibroblastlarca ya da bulundu-ğu organın esas hücreleri, örneğin damar düz kas hücreleri tarafından gerçekleştirilir. Sık sıkdallanma yapıp anostomozlaşan bu bağdoku fibrilleri, genellikle kollajen fibrillerle yakın bir iliş-ki kurarlar ve onları sararlar. Elastin adı verilen proteinden kurulu olup, gerilip bırakıldıklarında- 75 -Resim 4.7: Elektron mikroskobunda kollajen fibrillerin enine çizgilenmegöstermesi. X 13570. Resim 4.8: Deri altı bağ dokusu (PAS). Sıkı düzensiz (∆) ve gevşek bağ doku (←) uzayıp, eski durumlarını alma yetenekleri fazladır. Bu esneklik nedeniyle genişleyip-daralanorganların duvarlarında (akciğerler, arter duvarları, deri altı bağ dokusu ve bazı ligamentler)çok olarak bulunurlar. Deri altı bağ dokusu dışında diğer gevşek bağ dokularında ise kollajenfibrillere oranla çok az sayıdadırlar. Elektron mikroskobide iki komponentten kurulu olduklarıgörülür. Glikoprotein yapısındaki mikrofibriller dışta bir kılıf tarzında tertiplenmişlerdir. Ortadaise elastin bileşimindeki amorf bölüm yer alır. Mineral tuz içermeyen bu iki yapıya yaşla birlikte,özellikle kalsiyum olmak üzere minerallerin çökmesiyle elastisiteleri azaltmaktadır. Işık mik-roskobunda ise homojen bir yapıda gözlenirler. Rutin boyamalarda seçilemedikleri için Orsein,Rezorsin fuksin, Aldehid fuksin ile boyanır ve bu boyalarla mor ya da koyu mavi, kahverengirenk alırlar (Resim 4.9).3.2.3. Retikulum Fibrilleri (Arjirofil Fibriller)0.2-1 mikron şeklinde çok ince ve dallanıp ağyapan bu yüzden retiküler fibril adınıalan bağdo-ku fibrilleridirler. Kollajen Tip-3 yapısında protein içerirler. Çok miktarda hekzoz içerdiklerindenPAS (+) boyanırlar ve gümüşleme ile koyu siyah olarak ayırt edilirler (Resim 4.5). Gümüşle buşekilde boyanma özelliği (Arjirofil) nedeniyle bu fibrillere "arjirofil fibril"de denmektedir. Kolla-jen fibrillerinin yapımının hızlandığı, yara iyileşme alanları gibi yerlerde sıkça görülen bu fibril-ler, çoğu kez kollajen fibrillerle devam etmektedirler. Ayrıca bağ dokusunun epitel, kas gibi di-ğer dokularla devam ettiği sınırlarda, kas, yağve bez hücrelerinin çevresinde, endoneuriumdave parankimal organlar ile embriyonal bağdokularında çok bulunan bu fibriller retikulum hücre-leriyle birlikte retiküler bağ dokuyu oluşturmaktadırlar (Resim 4.5). Bu nedenle dalak, lenf dü-ğümü, kemik iliği gibi kan yapan organların da hakim bağ doku fibrili olmaktadırlar.Bağ doku fibrillerinden en kuvvetli PAS (+) reaksiyonu veren hangisidir?- 76 -?Resim 4.9: Arter duvarında elastik membran yapısı. Orsein Boyası 3.3 Şekilsiz Temel Madde(Amorf Madde; Temel Ara Madde): Bağ dokusunun hücreleri, fibriller yanısıra saydam, ho-mojen ve şekilsiz (amorf) bir hücreler-fibriller arası madde içine gömülmüşlerdir. Bu temel arayapıbağdokusunun türüne göre farklılıklar göstermektedir. Moleküler yapısından dolayı, suyutam alınamadığıve kolay tespit edilemediği için rutin preparatlarda hücreler ve fibriller arasındaboşluklar şeklinde seçilmektedir (Resim 4.7). İyi seçilebilmesi için hızlı dondurma tekniği vesonra PAS veya metakromatik boyama tekniği uygulanmalıdır (Resim 4.4). Fibroblastlar tara-fından sentezlenen temel madde hücrelerin beslenme ve metabolitlerin uzaklaştırılmasındaaracılık eder, ayrıca organizmanın su dengesinde önemli rolü vardır (Geniş bilgi için Fizyolojikitabınıza baş vurunuz). Vücut sıvılarının deposunda, patolojik olan ödemin ortaya çıkmasın-da ve yaşlılıkta su içeriğinin azalmasına ilgili olarak dokuların gerginliğinin azalmasında rolübulunur.Şekilsiz temel maddenin esasınıglikozaminoglikanlar (asit mukopolisakkaritler) ve glikoprote-inler oluşturmaktadır. Bu nedenle PAS (+) ve metakromatik özelliklerdir. Fibroblastlarca sen-tezlenip hücreler arasına verilen bu iki maddeye kandan su ve minerallerin katılmasıyla temelmadde şekillenmektedir. Hidroksil, karboksil ve sulfat grupları bulunmaktadır. Sulfat grubu ta-şıyanlar, metakromatik özellik göstermesini ve jel halinde olmasını sağlarken; sulfatsızlar şe-kilsiz temel ara maddenin sol halinden sorumludurlar. Molekülünde bir çok negatif (-) radikal ol-ması nedeniyle polianyonik özelliktedir. Hidrofilik ve polianyonik olduklarından katyonların,özellikle de sodyumun miktarı çoktur. Bu durum amorf maddede su tutulmasını sağlar. Böyle-likle hemen hemen tümü glikozaminoglikanlara bağlı olarak bulunan amorf madde suyu içeri-sinde eriyen birçok madde, sıvı hareketine gereksinim duymadan bağ dokusunda yayılabil-mektedirler. İçerdiği glikozaminoglikan çeşidine (hyaluranik asit, dermatan sulfat, kondroidinsulfat A veya C, heparan sulfat) göre ilişkili olduğu kollajen tipi (örneğin dermatan sulfat Tip-Ikollojen ile) ve oluşan doku çeşidi (örneğin kondroidin sulfat-C ve kollajen Tip-II birlikte hyalinve elastik kıkırdak) değişmektedir. Aynı şekilde yapısal glikoprotein türüne (Fibronektin kond-ronektin, laminin) göre de doku farkları vardır. Örneğin basal membran amorf maddesinde la-minin bulunurken, kıkırdakta kondronektin, dermiste fibronektin bulunmaktadırHücreler arası madde ya da ara madde ile temel madde (amorf mad-de) arasındaki fark nedir?4. BAĞ DOKU TÜRLERİBağdokusunun organizmada bulunduğu yere ve görevine göre oldukça farklıtürleri vardır. Bufarklar şu ana kadar incelediğimiz bağ dokusu hücreleri, fibrilleri ve şekilsiz temel maddenin- 77 -? miktarıya da tertiplenme şeklindeki değişikliklerden ileri gelmektedir. Örneğin bağdokusununbir türü fibrilden zengin, bir diğeri hücreden zengin olabilir. Ya da bir türünde şekilsiz temelmadde çok bol olurken bir diğerinde çok az miktarda bulunabilir. Ayrıca fibrillerin tertiplenişi ki-minde düzenli kiminde düzensiz olabilmektedir. Bu farklı tertiplenmeler ise değişik bağ dokutürlerinin farklı fonksiyonları gerçekleştirmesini sağlar.4.1. Embriyonal Bağ Doku4.1.1. Mezenkim DokusuHenüz fibrillerin şekillenmediği, hücre olarak mezenkim hücrelerden oluşan ve hücrelerinuzantıları ile birbirlerine tutunmaları sonucu şekillenmiş aralıkların şekilsiz temel maddeyledolmasından ibaret bir dokudur. Hücreleri ileri derecede farklılaşabilen hücreler olduğu için di-ğer tip bağ dokularının şekillenmesinde mezenkim dokusu ilk basamağı oluşturmaktadır veembriyoda çok yaygındır.4.1.2. Müköz Bağ DokusuMezenkim dokusunun bir adım daha ileri şeklidir. Mezenkim hücrelerine benzeyen hücrelerkollajen fibril sentezine başladıklarından bir bakıma fibroblast kabul edilirler. Bol şekilsiz temelmadde, pelte kıvamında olduğu için Wharton Peltesi adını alır ve bu yüzden müköz bağ dokudenilmektedir. Wharton Peltesi içinde gömülü bu hücrelerin yanısıra çeşitli yönlerde seyredenkollajen lif demetlerinde bulunduğu bu bağdoku çeşidi embriyonal olarak göbek bağında bulu-nur. Erişkinde ise yalnız diş pulpasında, gözün korpus vitreumunda yer almaktadır.4.2. Gevşek (Areollü) Bağ DokuÖzellikle fibroblast ve histiyositler olmak üzere tüm bağdoku hücrelerini ve kollajen fibriller çokolmak üzere tüm bağdoku fibrillerini içeren, şekilsiz temel maddesi akıcıve bol olan bir bağdo-ku çeşididir (Resim 4.8). Fibrilleri her yöne ve gevşek olarak tertiplenmişlerdir.Bütün organların, dokuların parankimal yapılarını iç ve dıştan saran, dolduran, biraraya getiripbağlayan ve içinde bulundurduğu bol damar ve sinirlerle bu yapıların çalışmasını, beslenmesi-ni, metabolizmasını sağlayan bağ doku çeşididir. Amorf maddesi akıcı kıvamda olduğu içinhücre ve doku sıvısının hareketini kolaylaştırıcırol oynar. Tüm bağdoku hücrelerini içerdiği için- 78 - vücut savunmasında iş görür. Organlar yanısıra deri altında (Resim 4.10) mukoza ve submu-kozalarda, periton ve plöra, perikard gibi seröz membranlarda da çok bulunur. Bu yapısı, bağdokusu türlerinden organizmada en çok bulunan çeşidi olma özelliğini sağlamaktadır.4.3. Sıkı (Kompakt) Bağ DokuAdından da anlaşılacağıgibi sıkıbir şekilde biraraya gelmişbağdokusu elemanlarından kurul-muştur. Bu bağ doku elemanları açısından amorf madde ve hücreden fakir, fibrillerden ise çokzengin bir bağ doku çeşididir. Fibrillerden kollajen fibriller çoğunlukta olup biraraya gelmiş pa-ralel demetler oluştururlar. Bu doku mekanik gerilme ve basınçlara karşıkoyan bir doku çeşidi-dir. Bulunduğu organın çekilme ve basınç durumuna, yönüne göre söz konusu fibril demetleri-nin tertiplenmesinde farklılıklar olmakta ve bu farka göre iki tip bulunmaktadır.4.3.1. Düzensiz Sıkı Bağ DokusuBasınç ya da çekilmenin üç boyutta yani her yönde olduğu organlarda, kollajen fibril demetleri-nin yönleride belli bir yöne doğru olmayıp her yöne seyretmektedir, bunun sonucunda birbirleri-ni çaprazlayan keçemsi tarzda tertiplenmiş bir yapı ortaya çıkar ve preperatlarda kollejen de-metlerin hem enine, hem boyuna, hem de oblik kesitlerine rastlanır (Resim 4.7). Az miktardaelastik ve retiküler fibrillerin de yer aldığıbu bağdoku çeşidinde fibrositler, fibroblastlar, histiyo-siler bulunur. Ancak az sayıdadırlar. Düzensiz sıkı bağ doku derinin derma katında, gözünsklerasında, perikondrium ve periosteumda, bazı organların kapsülalarında bulunur.- 79 -Resim 4.10: Deri altı bağ dokusu (H.E). Sıkı düzensiz (▲) ve (→) gevşek bağ doku. 4.3.2. Düzenli Sıkı Bağ DokusuBasınç ya da çekilmenin belirli yönde olduğu tendon, ligaman, apanevroz ve fasialarda bulu-nur. Dokunun karşılaştığı güç yönünde birbirine paralel seyreden kollejen fibril demetlerindenoluşur. Az sayıda ve fibrosit olan hücreleri bu demetlerin arasına paralel diziler yaparak yerleş-mişlerdir, çok az elastik fibriller de bulunmaktadır.4.3.3. Elastik Bağ Dokusu Organizmada az yerde bulunan bir bağ doku türüdür. İntervertebral ligamanlar ve ligamentumflava da (Anatomi kitabına bakınız) bulunan ve elastik fibrillerden çok zengin olduğu için sarırenkte gözlenen bir dokudur. Elastik fibriller birbirlerine paralel olarak sıkıca yan yana gelmişvearalarına fibroblastlar yerleşmiştir. Bu dokudaki elastik fibrillerin çapı bu dokuda çok kalın olupbenzeri elastik lifler arterlerin duvarlarında yan yan gelerek elastik lameller yaparlar (Resim4.9).4.4. Yağ Dokusu (Adipoz Doku)Hücrelerden zengin bağ doku türüdür. Yağ hücrelerinden oluştuğu için yağ depolama göre-vinde rol alır. Yağ hücreleri bir araya gelerek lobçuklar, bunlar bir araya gelerek de büyük yağloblarımeydana gelir. Lob ve lobulusların arasınıgevşek bağdokusu doldurmaktadır. Kapiller-den zengin bir doku olan yağ dokusu deri altında, mezenteryum, omentum gibi bölgelerde me-tabolizmaya katılan aktif bir doku şeklindedir. Ayak tabanı, avuç içi, göz çukuru gibi bazıbölge-lerdeki yağdokusu ise, daha çok mekanik koruyucu olarak işgörmektedir. Yağdamlacıklarıtekve büyük (uniloküler veya univakuoler) ya da çok sayıda ve küçük (multiloküler veya puluriva-kuoler) olmaktadır. Her iki tip yağ hücresi de retikulum fibrilleri ile çevrelenmişlerdir. Yağ doku-su kendini oluşturan yağ hücrelerinin tipine göre uniloküler yağ dokusu ve multiloküler yağ do-kusu olmak üzere iki türlüdür. Embriyolojik kökenleri mezenkimal hücreler olup bu hücrelerdenoluşan fusiform şekilli lipoblastlardan uniloküler, poligonal şekilli olanlarından ise mulkiloküleryağ hücreleri ve dokuları meydana gelir.4.4.1. Uniloküler (Beyaz-Sarı) Adipoz DokuErişkinlerde hemen hemen organizmanın tüm yağ dokusu uniloküler tiptedir. Tek ve büyükolan depo yağ damlacığı karotenoidleri içerdiği için beyazdan koyu sarıya kadar değişen- 80 - renkte gözlenir. Rutin preparatlarda bal peteği görünümü verirler (Resim 4.6). Dondurma yön-temiyle ve Sudan siyahı, Şarlah kırmızısı gibi yağ boyalarıyla boyandığında ya da osmik asitletesbit edildiğinde yağ içeriği de boynabilir (Resim 4.11). 4.4.2. Multiloküler (Esmer) Adipoz DokuBeyaz yağdokusuna göre organizmada oldukça az ve belirli bölgelerde yer alan yağdoku türü-dür. Organizmada embriyoda ve yeni doğanda oldukça yaygın olup, doğumdan sonra giderekyerini beyaz yağdokusuna bırakır. Ancak patolojik bazıdurumlarda erişkinlerde tekrar görülür.Erişkinlerde de yaygın olarak, kış uykusuna yatan hayvanlarda bulunmaktadır. Esmer yağ do-kusunu oluşturan yağ hücreleri multiloküler olup, bu hücreler mitokondrilerce çok zengindirler.Mitokondrilerinde bol miktarda sitokromlar bulunması nedeniyle esmer renkte gözlenirler.4.5. Retiküler Bağ DokuRetikulum hücreleri ve retikulum fibrillerinin oluşturduğu bağ yapısından kurulu bir dokudur.Hücrede zengin bağdoku türünden olan retiküler bağdokusu lenfoid organlarda (lenf düğümü,dalak, tonsillalar gibi..) ve miyeloid organlarda (kemik iliği) bulunur. Retiküler çatı, bu dokuyuoluşturan hücrelere desteklik yapar ayrıca retikulum hücreleri organına göre fagositer hücreleriya da kan hücrelerini yaparlar. Retiküler bağdokusu, içerdiği retikulum hücrelerinin kan yapma(hemopoetik güç) veya organizmanın savunma hücrelerine dönüşme yeteneğine ve retikulumağı arasına yerleşmiş hücre tiplerine göre ikiye ayrılmaktadır. 4.5.1. Lenforetiküler Bağ DokuLenfoid organlarda yer alan ve aralıklarınılenfosit, monosit, plazmosit gibi hücrelerin doldurdu-ğu, fagositik retikulum hücrelerinden zengin tipidir (Resim 4.5).4.5.2. Miyeloretiküler Bağ DokuKemik iliğinde bulunan ve eritrosit, granülosit, trombositler ile bu hücrelerin ana ve genç şekille-ri ile doldurulmuşretiküler bağdoku tipidir (Kan hücreleri ve hemopoez ünitenizi gözden geçiri-niz). Yağ hücreleri de içermektedir (Resim 4.12). Aktif şekline kırmızı kemik iliği (myeloid do-ku), hemen hemen tümüyle yağ dokusuna dönüşmüş inaktif şekline ise sarı kemik iliği adı ve-rilmektedir. Hemopoetik retikulum hücreleri yanısıra venöz sinusların duvarını döşeyen sinushücrelerini de içermektedir.Bağ dokusu sınıflamasında ölçüt nedir?Hepsi mezenkimden gelişmiş, ayrıca ortak fizyolojik ve morfolojik özellikleri de olan, geneldi or-ganları oluşturan dokular ve sistemleri oluşturan organlar arasında biraraya getirici, bağlantısağlayıcı, mekanik veya fizyolojik desteklik yapıcı rol oynayan dokular topluluğuna "Bağ veDestek Dokusu" denilmektedir. Organizmadaki dört temel dokudan biri olan bağ ve destek do-kusunun dört esas tipi bulunmaktadır. Bunlar, bağdokusu, kan dokusu, kıkırdak dokusu ve ke-mik dokusudur.- 82 -Resim 4.12: Kırmızı kemik iliği (H.E. miyeloretiküler bağ doku (Megakaryosit →)?Özet Bağ dokusu diğer bağ ve destek dokularında da olduğu gibi hücrelerden ve fibriller ile şekilsiztemel maddeden kurulmuştur. Bu yapı elemanlarının oranına ya da biraraya geliş tarzına görebağ dokusunun değişik tipleri ortaya çıkar. Gerek çok değişik tiplerinin olması gerekse bağ do-ku hücrelerinin birbirinden oldukça farklıişlevler görmesi, bağdokusunun desteklik ve bağlayı-cılık özelliğinden vücut savunmasına kadar birçok hayati olayda iş görmesini sağlar.1. Aşağıdakilerden hangisi bağ ve destek dokusu kapsamına girmez?A) Kıkırdak dokusuB) Kan dokusuC) Bağ dokusuD) Kas dokusuE) Kemik dokusu2. Bağ doku hücrelerinden hangisi asıl bağ dokusu hücresi olmayıp göç ederek bağ do-kusuna gelen hücrelerdindir.A) FibrositB) FibroblastC) LenfositD) LipositE) Kemik dokusu3. Mezenkimal kökenli olmayan bağ doku hücresi hangisidir?A) FibroblastB) MelanoforC) PlazmositD) LipositE) Melanosit4. Plasentada hangi tip kollejen fibril bulunur.A) Kollajen tip IB) Kollajen tip IIC) Kollajen tip IIID) Kollajen tip IVE) Kollajen tip V5. Bağ dokusunun yapı elemanlarından hangisi metakromatik özellik gösterir?A) FibroblastB) Kollajen fibrilC) Elastik fibrilD) Şekilsiz temel maddeE) Yağ hücresi6. Aşağıdaki bağ doku çeşitlerinden en az gelişmiş olanı hangisidir?A) Müköz bağ dokuB) Gevşek bağ doku C) Düzenli sıkı bağ dokuD) Retiküler bağ dokuE) Elastik bağ doku- 83 -Değerlendirme Soruları Mezoderm: Üç embriyonal yapraktan birisi.Mezenkim: Mezodermden farklılaşan embriyonel doku.Regenerasyon: Yenilenme.Ökromatik: Gevşek kromatinli.Heterokromatik: Yoğun kromatinli.Mitotik güç: Mitozla bölünerek çoğalma gücü.Fagositoz: Organizmaya yabancı maddelerin hücre içine alınarak yok edilmesi.Unipotansiyel: Tek yönde farklılaşma gücü.Multipotansiyal: Çok yönde farklılaşma gücü.Perivasküler: Damar çevresi.Reperasyon: Tamir etme.Rutin: Her zaman uygulanan.Filtrasyon: Süzme.Hidrofilik: Suya ilgisi olan, su seven.Polianyonik: Çok anyon içeren, negatif yüklü elementlerden zengin.Sklera: Gözün beyaz tabakası.Perikondriyum: Kıkırdak kapsülü.Periosteyum : Kemik zarı.RNA: Ribonükleik asit.Tonsilla: Bademcik.Clara, M., Maskar, Ü.:Hıstoloji,I Sermet Matbaası, 2. baskı, İstanbul, 1972.Cowdry, E.V.:A Text Book Of Hıstology.. Lee and Febiger Copyright, Pniladelphia, 1934.Erençin, Z., Sağlam, M.: Genel Histoloji. Ankara Üniversitesi Basım Evi 2. baskı, Ankara 1969.Erkoçak, A.: Genel Histoloji. Ankara Üniversitesi Basım Evi 3. baskı, Ankara, 1980.Gabbiani, G.et al.: Granulation tissue as a contractile organ: A study of structure and function. J. Exp. Med. 135: 719-734,1972.- 84 -Sözlük ve Kavram DiziniYararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar Johnson, K.E.: Histology and Cell Biology. W.B. Saunders Company. Philadelphia-London-Toronto, 1976.Mourıquand, C.: Hıstologıeb 53). Les Tıssus (II). Librairie Armand Colin, Paris, 1976.Nozue. A.T.:"Relationships between neural crest celis and mast cells in new born mice."Anat. Anz., 166:219-225, 1988.Paker, Ş.: Histoloji. Uludağ Üniversitesi Basım Evi. Bursa 1990.Sağlam, M.: Genel Histoloji. Ankara Üniversitesi Basımevi. Ankara, 1977.Tekelioğlu, M.: Genel Tıp Histolojisi. Beta Basım. Ankara, 1989.Tıkız, H., Tunçel, N., Gürer, F., Bayçu, C.:" Mast cell degranulation in henorrhagic schck in rast and the effects of VIP, Aprotinin and H1 and H2 Receptor Blockers on degranulation." Pharmacology, 43:47-52, 1991.Weıss, L., Greep, R.O.: Hıstology. Mc Graw-Hill Book Company. Fourth Edition. New York, 1977.- 85 - Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur. Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 12:23 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
Telefon numaranızı verin ben sizi arayım ben bedava arıyorum. Önce hastalık nedir onu bilmek gerek. Sizin latince ismini yazdığını hastalık bağırsak bağdokusu ile ilgilidir. Bu konuda bağ dokusunda oldukca geniş açıklama var.
Konu igokcek tarafından (07-09-2006 Saat 09:55 ) değiştirilmiştir.. |
![]() |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|