![]() |
|
|||
![]() Damar sertliği, arteryoskleroz, arteriosclerosis: ![]() ![]() ![]() Arteriyoskleroz damarların iç yüzeyindeki değişiklik, bu yıllarca fark edilmeden devam edebilir ve yavaş yavaş zamanla oluşur. Damarların iç yüzeyinde yağlar depolanır ve kireçleşme oluşur. Böylece damarlar elastikliğini kaybeder ve damarlar daralır. Bunun sonucu olarak kan artık akmaz halle gelir. Atar damarlar beş tabakadan oluşur ve en ince tabaka endotel olup kılcal damarların en uc noktası sadece bu tabakadan oluşur. Onun üstündeki tabakaya intima diye anılır ve intima ile media arasında elasik bir zar bulunur ve buna elasik membran denir. Orta tabaka kas hücrelerinden oluşur ve media ismi ile anılır vede bu tabaka damarları büzer veya genişletir. Adventitia bu tabaka damarların bu iki tabakasını sarar ve aradoku ilede kabağlantılıdır. Arteryo skleroz genelikle intima tabakasında oluşur. Arteryoskleroz nasıl oluşur? Yaşlanma ile birlikte damarlarda sertleşir, fakat bunun hastalık derecesinde olmasının çeşitli faktörleri vardır. Yağ ve akyuvarların burada yığılması nedeniyle Plak oluşur. Kandaki homocystein oranı artınca LDL-Kolesterolunu oksitler ve yabancılaşan LDL-Kolesterolunu makrofajlar yiyerek ölürler ve ortaya süngerimsi, sümüksü ve yapışkan bir madde çıkar ve bu madde damarların iç yüzeyine yapışarak küçük yassı tanecikler oluşturur ve buna Plaque denir. Plaquelerin oluşmasının sebepleri: 1-) Yüksek tansiyon 2-) Homocysteinanemi (kandaki homocystein oranının yükselmesi) 3-) Kolesterolun yükselmesi 4-) Negatif stres 5-) Spor yapmama (hareketsizlik) 6-) Şişmanlık 7-) Şeker hastalığı 8-) Sigara 9-) Serbest radikalerin arması 10-) Sağlıksız yeme (et, peynir, yumurta ve mamüllerini yeme) sağlıksız içme (alkol, coka-cola, fanta, aşırı kahve ve siyah çay içme) Arteryosklerozun belirtileri? Arteryoskerozun yoğunlaştığı hangi organ ise ona görede rahatsızlıklara sebep olur. 1-) Arterzoskleroz beyinde yoğunlaşırsa, beyin kanamasına (Apoplexi) sebep olur neticede kişinin bir tarafında felçe sebep olabilir. 2-) Kalp damarlarındaki arteryo skleroz, kalp anjinine (kalpin sıkışması ve daralması hissi) 3-) Arteryoskleroz böbrek damarlarında yoğunlaşırsa, yüksek tansiyon ve hatta böbrek iflasına sebep olabilir. 4-) Artezoskleroz bacaklarda yoğunlaşırsa, kandolaşımı anormaliği nedeniyle aksak yürüme (claudicatio intermittens) 5-) Arteryoskleroz leğen kemiği çevresinde yoğunlaşırsa, erkeklerde ikdidarsızlığa sebep olabilir. Arteryo sklerozdan kurtulmak için 1-) Sigarayı ve alkolü mutlaka bırakmak gerekir 2-) Sağlıklı beslenmek gerekir, yani az hayvansal besin çok sebze ve meyve yemek gerekir. Şayet coka-cola, fanta, aşırı kahve ve siyah çay içiyorsanız bunları azaltmak gerekir. Mümkünse katkı maddesi içeren conserve, çikolata vb. maddeler yememek gerekir. 3-) Şişmanlık tehlikelidir, bu nedenle mutlaka zayıflamak gerekir. 4-) Mümkünse haftada en az üç gün spor yapmalı veya hergün en az yarım saat gezinti yapmak gerekir. 5-) Şayet kolesterol, diabet ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklar varsa tedavi olmak gerekir. Arteryosklerozun tedavisi Gökçek İksiri ile mümkündür, çünkü mide-bağırsak rahatsızlıkları için bu iki doğal ilaç en ideal olanıdır. Midenin yeterince intrinsic-faktorü salğılıyamaması nedeniyle kandaki B6, B12-Vitaminleri ve Folikasit absorbsiyonu azalır. Buda kandaki homocysteinın yükselmesi demektir. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Beyin atardamarları tıkanan Haluk beyin babasını doktorları amaliyat eder. Aslında bu amaliyatın yapılmaması gerek, çünkü beyne kaçan pıhtı beyin kanamasına neden olur ve nitekimde beyin kanamasından felç olmuş adamcağız. Doktorları tıpın yapabileceği bir şey yok derler. Onlarda bu meşhur ve meşhum herbalisti bulurlar adam 10.000 ? ister ve tedavi edeceğini söyler. Yaptığı iş ne idiği belirsiz çay karışımını göndermek. Netice hasta için sıfır, kendisi için 10.000 ? dolandırıcılık vakasıdır. Aynı şekilde beyin atar damarı tıkanan aileme Frankfurt'ta doktorları amaliyat edemeyiz, çünkü beyin kanamasına sebep olabilir dediler. Ailem daha önce tadı acı diye içmek istemediği Gökçek İksirini içmek zorunda kaldı. Beyin atar damarı % 85 tıkalı idi, 4. haftada % 15'e indi ve ailem iyileştim ve bunun tadı acı diye tedaviyi yarım bıraktı. Açıklama: Hayvansal besinler damarların iç yüzeyinde (mukazasında) plaklar olşmasına (yağlanmasına) neden olur. Damarların yağlanarak sertleşmesi yüksek tansiyona sebep olur. Damarlar yaşalandıkca beyin, kalp, penis ve vajinaya yeterince kan gitmemesi demektir. Buda felç, kalpkrizi, rekeklerde iktidarsızlık ve kadınlarda cinsel isteksizliğe sebep olur. Hayvansal besinleri azaltmak, hatta peyniri asla yememek gerekir. Gökçek İksiri ile tıkanan damarlar açılır ve kişide beyin kanaması, kalpkrizi erkeklerde iktidarsızlık ve kadınlarda cinsel isteksizlik ortadan kalkar. Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 12:19 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
ARTERIYOSKLEROZ (DAMAR SERTLIGI)
Atardamar duvarının sertleşerek esnekliğini yitirmesiyle oluşan ve daha çok erkeklerde görülen bir hastalıktır. Arteriyosklerozu birkaç sayfada anlatabilmek kolay değildir. Bu konuda yapılan sayısız araştırmaya karşın, hastalığın temel nedeni henüz bilinmemektedir. Hastalığın adını belirlerken bile birçok sorun yaşanmaktadır. Örneğin, bazı araştırmacıların değişik anlamlarda kullandığı arteriyoskleroz ya da ateroskleroz terimlerinin kapsamı tam olarak açıklanamamıştır. Bazıları bu iki terimi eşanlamlı olarak kullanırken, başkaları farklı görmektedirler. Arteriyosklerozun sözcük anlamı atardamar sertleşmesidir. Ateroskleroz ise atardamar duvarında belli bir alanın ezilerek esnekliğini yitirmesi ve sertleşmesidir. Biz burada sadece, hekimler tarafından klinikte kullanılan arteriyoskleroz terimini kullanacak, bu bağlamda gelişen diğer hastalıkları da aynı terim altında inceleyeceğiz. ARTERİYOSKLEROZ NEDİR? Arteriyoskleroz bütün kalp enfarktüsü, beyin trombozu ve beyin kanaması olgularının başlıca nedenidir. Ayrıca bacak kangrenlerinin büyük bir bölümü de arteriyoskleroz kaynaklıdır. Arteriyoskleroz, klinik tablo olarak ortaya çıktığı bu gibi durumlar dışında, genellikle özgün belirti vermeyen bir hastalıktır. Birçok varsayım ileri sürülmesine karşın hastalığın nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Bu nedenle hastalığın orta ve büyük atardamarlarda yaptığı lezyonlarla tanımlanması eğilimi güç kazanmaktadır. Arteriyoskleroz en çok orta ve büyük atardamarlarda görülür. Olağan durumunda esnek olan atardamar duvarları, damardan geçen kan miktarına göre genişler ya da daralır. Atardamarlar bu özellikleriyle dolaşımdaki kan miktarını düzenlerler. Arteriyosklerozda, atardamar duvarındaki esnek yapılar çok sert olan bağdokusu tarafından kaplanır ve esneklik yok olur. Damar duvarının sertleşmesini, duvardan damar içine doğru büyüyen oluşumlar ya da aterom plakları izler. Özellikle aterom plaklarının gelişimi sonucunda damar boşluğunun çapı daralır ve geçen kan miktarı azalır. Aterom plakları üzerinde kan pıhtılarının daha kolay oluşması, daralmayı artırarak damarın tıkanmasına neden olur. NASIL OLUŞUR? Arteriyosklerozun oluşum süreci ile ilgili birçok varsayım ileri sürülmüştür. Klinik ve deneysel verilerle desteklenen ancak henüz geçerlilikleri kanıtlanmamış iki varsayım önemlidir. İlk varsayım, arteriyosklerozun oluşumundan yağlan sorumlu tutar. Atardamar duvan içten dışa doğru iç, orta ve dış olmak üzere üç katmandan oluşur. İç katman bir kat hücre, yani endotel ile onun altında yer alan elastik bağdokusundan oluşur. Orta katmanda daha çok kasdokusu egemendir. Dış katman ise bağdokusu yapısındadır. Yapı olarak bazı açılardan trigliserit, fosfolipit ve lipoproteine benzeyen yağlar damardaki kanın basıncıyla atardamar duvarının iç katmanlarına doğru itilir. Bu yağlar olağan koşullarda atardamar duvarını aşarak lenf dolaşımına katılırlar. Ama kan dolaşımındaki yağların çok fazla, yağ moleküllerinin büyük olması ve atardamar duvarının esnekliğini yitirmesi durumunda yağlar atardamar duvarının iç ve orta katmanlarında sıkışıp kalırlar. Atardamar duvarındaki enzimler yağ moleküllerini parçalayarak arteriyoskleroz oluşumundan daha az önem taşıyan kolesterol, yağ asitleri ve başka maddelerin açığa çıkmasını sağlar. Serbest kalan bu maddeler atardamar duvannı tahriş eder. Damar duvan bu uyarıya iltihabi bir tepki ile yanıt verir, iltihap sonucu gelişen sert bağdokusu damar duvarım sertleştirir. Bu süreç sırasında yıkıma uğrayan atardamar duvarında, kolayca parçalanabilen yeni kılcal damarlar belirir. Bu da, iltihaplanmanın daha da artmasına yol açar. Yağların sürekli olarak birikmesi ve atardamar duvarının belirli noktalarda kalınlaşması, damar duvarının içeriye doğru katlanarak aterom plaklarının oluşmasına neden olur. Aterom plakları parçalanabilir, ülserleşebilir ya da içeriğinin bir kısmını damara bırakabilir (ateromun ezilerek pelteleşmesi). Özellikle ülserleşme durumunda, dolaşımdaki trombositlerin plak üzerinde birikmesiyle pıhtılaşma süreci başlar. Bu, daha ileride pıhtı oluşumuna ve damar tıkanmasına yol açacaktır. Pıhtıdan kopan parçalar kan dolaşımıyla taşınarak daha küçük çaptaki atardamarları tıkarlar ve ciddi sonuçlara neden olabilirler. İkinci varsayıma göre, buraya kadar sözü edilen olayları başlatan süreç farklıdır. Arteriyoskleroz oluşumunda bozukluğu başlatan etmen, atardamar duvarının iç katmanındaki bir lezyona bağlı pıhtılaşmadır. Başka bir deyişle, iç katmandaki küçük bir lezyon burada trombositlerin birikmesine ve hastalık zincirini başlatan olağandışı pıhtılaşmaya neden olur. Bu durumda yağların damar duvarına girerek yerleşmesi nicel açıdan önemli görülse de, ikincil bir etkendir. BELİRTİLERİ Arteriyosklerozun özgün belirtileri olmadığı vurgulanmıştı. Belirtiler ancak damar lezyonlan belirginleştikten sonra ortaya çıkar. Arteriyoskleroz lezyonlan olan hastaların yalnız yüzde 5-10 unda klinik belirtiler gözlenir. Hastalığa bu nedenle "aysberg hastalığı" da denir. Daha çok büyük damarlann iki dala ayrıldığı noktalarda yerleşir. Japonlar da, Yemenliler de ve Jamaikalılar da arteriyoskleroz kalbe oranla beyinde daha çok görülmektedir. Arteriyoskleroz belirti verdiğinde, belirtiler lezyonun yeri ile ilişkilidir. Bunun nedeni dokulara yeterli oksijen ilelilememesi ve söz konusu bölgedeki kan dolaşımının engellenmesidir. Yerleşimin beyinde olduğu durumlarda görme ve konuşma bozukluktan, ilerleyici bellek yitimi, anlık bilinç yitimleri, yer ve zaman kavramlarının bozulması, kol ya da bacaklarda kas gücünün ani ve geçici olarak zayıflaması ve son olarak da beyin trombozu gelişir. Hastalık kalbi tutarsa kalp kasının kasılma gücü, gelen oksijenin yetersizliği nedeniyle zayıflar. Kalpte ekatımlar (ekstrasistol), kalp atışlarının nöbet halinde hızlanması (paroksismal taşikardi) ve kulakçığın hızlı kasılması (flater) gibi ritim bozuklukları görülür. Koroner damar lezyonlanna, spazma yol açan refleksler de eklenirse anjinaya benzer göğüs ağnlan belirir. Son aşamada ise miyokart enfarktüsü gelişir. Arteriyoskleroz bacak damarlarını tutarsa yürüme sırasında kramp ağnlan, deride kalınlaşma ve rengin koyulaşması, bacaklarda ısı düşmesi ve zamanla kangren gelişir. Son olarak, böbrek atardamarlarının tutulduğu olgularda kan basıncı yükselmesi ve böbrek işlevlerinde hafif bozukluklar görülür. Böbreğin küçük damarlarının da tutulması ile durum daha tehlikeli olabilir. NEDENLERİ Nedenlerinin tam olarak bilinmesiyle arteriyosklerozun bir sorun olmaktan çıkacağı açıktır. Ama günümüzde henüz ciddiyetini koruyan bir hastalıktır ve dünya ölçeğinde en başta gelen ölüm nedenlerinden biridir. Bu alanda yapılan sayısız araştırmaya karşın belirsizlikler giderilememiştir. Arteriyosklerozun, olguların çok küçük bir bölümünde (yüzde 5-10) belirti vermesi tanıyı güçleştirerek hastalık nedenlerinin açığa çıkarılmasını engeller. Dikkat edilmesi gereken veriler kalp enfarktüsü, beyin kanaması (apopleksi), bacak kangreni gibi hastalıklar geçirmiş hastalarda elde edilen bulgulardır. Aynca kadavralarda hastalık bulgularının incelenmesi ile hayvan deneylerinden edinilen bilgiler hastalığın nedenlerine ışık tutabilir. Gene de, hayvan deneylerinden elde edilen sonuçların insanlara uygulanabilirliğinin her zaman tartışmalı olduğu unutulmamalıdır. ABD de on binlerce kişi üzerinde yapılan epidemiyolojik araştırmalar, arteriyoskleroz kaynaklı hastalıkların (özellikle kalp krizi) kan kolesterol düzeyi ve kan basıncı yüksek, şişman, sigara kullanan ve bedensel etkinlikleri az erişkin erkeklerde daha çok görüldüğünü ortaya koymuştur. YAŞ VE CİNSİYET Arteriyoskleroz erişkin erkeklerde daha yaygındır. Orta yaş düzeyinde, erkeklerde kadınlardan daha sık görüldüğü uzun süredir bilinmektedir. Menopoz sonrasında iki cins arasındaki fark ortadan kalkar. Kadınlarda, östrojcnin ve Öteki eşey hormonlarının arteriyoskleroza karşı koruyucu rolü olduğu düşünülmektedir. Arteriyosklerozun orta yaşlı erişkinlerde daha yaygın olması gençlerde görülmeyeceği anlamına gelmez. Kore Savaşı nda ölen askerlerde yapılan otopsi incelemelerinin sonuçlarına göre, arteri y oskleroz lezyonlan bu yaş grubunda da oldukça yaygındır. Bazı kişilerde arteriyosklerozun doğumdan hemen sonra gelişmeye başladığı yolunda görüşler vardır. ABD de 35 yaşında arteriyoskleroz kaynaklı hastalıklardan ölenlerde yapılan araştırmalarda, hiçbir belirti vermediği anlaşılan koroner lezyonlarma rastlanmıştır. ARTERİYOSKLEROZ VE KOLESTEROL Kolesterolün arteriyoskleroz oluşumundaki etkisi önemli bir tartışma konusudur. Birkaç yıl önce neredeyse kolesterol ile arteriyoskleroz özdeşleştirilmişti. Daha sonra önemini belki de gereğinden çok yitiren kolesterol, günümüzde yelliden ele alınarak gerçek boyutlarda değerlendirilmeye çalışılıyor. Bu konuda birçok deneysel veri vardır. Deney hayvanlarına yağ bakımından zengin bir beslenme rejimi uygulanınca, kan kolesterol düzeyi yükselir. Bu da, arteriyoskleroz lezyonlarına yol açar. Gerçekten de, arteriyoskleroz görülmeyen toplumlarda yağsız beslenme alışkanlıkları yaygındır. Bol yağlı besinler tüketen toplumlarda ise bu hastalık oldukça sık görülür. Amerika ya yerleşmiş Yahudi ve Japonlar da arteriyoskleroz sıklığı Amerikalılarla eşdeğerdedir. Bundan da anlaşılacağı gibi, hastalıkta ırk etkeninden çok yaşam ve beslenme alışkanlıklarının önemi vardır. Şeker hastalığı, böbrek hastalığı ve ksantomatoz (nadir doğumsal bir hastalık) gibi kanda yağ düzeyinin yüksek olduğu hastalıklara yakalananlarda arteriyoskleroz yaygındır. Öte yandan miyelom gibi kanın yağ düzeyinin düşük olduğu hastalıklarda arteriyosklerozun görülme oranı düşer. Özetle, beslenme denetiminin arteri y osklerozdan korunmada en iyi yöntem olduğu söylenebilir. ARTERİYOSKLEROZ VE YÜKSEK TANSİYON Yüksek tansiyon (kan basıncı yüksekliği) kuşkusuz arteriyosklerozu ilerleten bir etkendir. Daha önce de belirtildiği gibi Japon ve Yemenlilerde arteriyoskleroz az görülür. Ama bu kişilerin yüksek tansiyonu varsa arteriyoskleroz görülme sıklığı önemli ölçüde artmaktadır. Yüksek tansiyon atardamar duvarında daha çok kolesterol birikmesine neden olur. Daha önce değinildiği gibi kolesterolün zedeleyici etkisi ile ortaya çıkan iltihabi tepki olası bir arteriyoskleroz nedenidir. Süreç burada tamamlanmaz. Atardamar duvarında da kolesterol üretimi olması aşırı kolesterol birikimine yol açar. Böylece, yüksek tansiyonun yalnız arteriyosklerozu artırmadığı, aynı zamanda arteriyosklerozun gelişimine neden olduğu söylenebilir. Araştırma sonuçlarına göre, atardamar duvarındaki kolesterol miktarı, besinlerle alınan ya da kanda bulunan kolesterol miktarından çok, yüksek tansiyonla ilgilidir. Gerçekten de yüksek tansiyonla arteriyosklerozun birlikte görülmesi, damar hastalıkları tehlikesini çok yükseltir. Ayrıca arteriyosklerozun büyük damarların esnekliğini azaltarak, kan basıncını yükselttiği de hatırlanmalıdır. Şişmanlık ve şeker hastalığında yağlarla ilgili bozukluklar önem kazanır ve atardamarları etkiler. Atardamar duvannda yağlar daha kolay birikir ve arteriyoskleroza giden yol açılmış olur. Arteriyoskleroz oluşumunda önemli rol oynayan öteki etkenler sigara alışkanlığı ve hareketsiz yaşamdır. ARTERİYOLOSKLEROZ VE YAŞLILIK ARTERİYOSKLEROZU Arteriyoloskleroz yerleşme yeri açısından arteriyosklerozdan ayrılır. İkincisi büyük ve orta boy atardamarları tutarken birincisi adından da anlaşılacağı gibi (arteriyol=küçük atardamar), daha küçük atardamarlarda görülür. Yaptıkları yıkımın sonuçları da değişiktir. Arteriyosklerozun en önemli sonucu kalbin yükünü büyük ölçüde artıran kan basıncı yükselmesidir. Yüksek tansiyon ilaçlarla denetlenemezse kalbin kasılma gücü giderek azalır. Yaşlılık arteriyosklerozu en iyi gidişli arteriyoskleroz türüdür. Vücudun yaşlanmasıyla birlikte yavaş yavaş gelişir. Fizyolojik bir olaydır; başlıca nedeni atardamarların da yaşlanarak sertleşmesidir. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur. Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 12:19 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
merhabalar önce bu şekil insanların ihtiyaclarına sorunlarına fayda getirebilecek bir form sitesi hazırladığınız için tşk ederim yapan ve yapımında emeği gecenlerden bizim ailemizin bi sorunu var bilmiyorum bu şekil seyler buraya yazılıyormu, amaa bazı cevaplara ihtiyacımız var sorun babam gecen yıl damartıkanıklığından bay pas amaliyatı oldu ve damarları acıldı ,bu senede beyine giden damarlarda yüzde 38 iç çeperlerinde daralma görülmüş acaba biz bitkilerle tedavi ederek ,ameliyat etmeden bu sorunu asabilirmiyiz evet ise ne tür bitkilerle ne yapmamaız gerektiği hakkında bilgi verirseniz cok sevinirim tekrar tşk ederim
|
|
|||
|
Alıntı:
Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur. Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 12:20 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
igökcek verdiğiniz bilgiler için tşk ederim. peki ben bu gökcek iksirini nerden nasıl temin edebilirim.Peki bu ilacı kullandığımız zaman yan etkisi nebileyim bu tür şeylerin olma olasılığı nedir. Bu ilacı kullanmak için önceden herhangi bir doktor tedavisinden gecmek gerekir mi eger anlattığınız gibi ise ameliyata gerek yok öle değilmi
peki bu ilacı nekadar kullanmak gerekir hangi periyotlarda |
|
|||
|
Yausuf bey
Ben gönderebilirim Soru ve cevaplar linkine yazarsanız memun olurum. Bu konuda geniş bilgi http://www.dogaltedavi.net/showthread.php?t=2764 burada var. |
|
|||
|
Türkiye'de 3 milyon kalp ve damar hastası var
Antalya - Türk Kardiyoloji Derneği'nin hazırladığı rapora Türkiye'de 3 milyon kalp ve damar hastası bulunuyor. Sağlık Bakanlığınca ulusal kalp sağlığı politikası oluşturmak amacıyla Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) önderliğinde 2004'te başlatılan çalışmalar tamamlandı. Sağlık Bakanlığına sunulan çalışmaya göre, Türkiye'de 3 milyon kalp ve damar hastası bulunuyor. TKD Eski Başkanı Prof. Dr. Ali Oto, Türkiye'de, kalp ve damar hastalıklarının bir numaralı ölüm nedeni olduğunu söyledi. Oto, kalp ve damar hastalıklarıyla mücadelede, ulusal bir kalp ve damar sağlığı politikasının geliştirilmesinin yaşamsal önemi olduğunu vurguladı. Kalp ve damar hastalıkları için en temel 3 riskin sigara, yüksek tansiyon ve şişmanlık olduğuna dikkati çeken Oto, Dünya Sağlık Örgütüne göre bunların kontrol edilmesi durumunda hastalıkların artış hızının yüzde 50 azalacağını kaydetti. Oto, çalışmayla gelecek yıllarda hastalığın artış hızını yüzde 2'ye indirmeyi, ölümlerde de yüzde 30 azalma sağlamayı hedeflediklerini ifade etti. Sağlık Bakanlığına sunulan çalışmaya göre, Türkiye'de, yılda 200 bin kişi önlenebilir kalp ve damar hastalıkları nedeniyle ölüyor. Bununla birlikte her yıl 140 bin kişi kalp ve damar hastalıklarına yakalanıyor. Türkiye'de her 3 kişiden biri şişman, her 2 erkek ve her 5 kadından biri sigara içiyor. 16 milyon yüksek tansiyon hastasından 12 milyonu hastalığını bilmiyor. Türkiye'de 100 bin kişiye 1,85 kardiyolog düşerken, bölgelere göre en fazla kardiyolog İç Anadolu'da, en az da Karadeniz'de bulunuyor. İç Anadolu'da her 100 bin kişiye 5.1, Marmara'da 4.3, Ege'de 2.8, Akdeniz'de 2, Doğu Anadolu'da 1.7, Güneydoğu Anadolu'da 1.5, Karadeniz'de de 1.3 kardiyolog düşüyor. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur. Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 12:20 ) değiştirilmiştir.. |
![]() |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|