![]() |
|
|||
|
Alıntı:
Ahmet beyin durumunun çok kısa sürede çok olumlu bir şekilde iyileşme görülmesi çok güzel.Fakat bu tedavi zamn ister ve sabır ister.Artı doğru beslenmekte önmelidir.Böyle ağır bir hastalığın bu kadar kısa sürede iyileşmeye başalaması beni çok sevindirdi ![]() ![]() Böbrek iltihaplanması, nefrit ![]() Böbrek iltihaplanması genel olarak nefrit diye adlandırılır ve buda iki alt gruba ayrılır. Böbrek süzgeç hücrelerinin oluşturduğu yumak şeklindeki hücre kümelerine kısaca glomerül denir. Glomerüllerin iltihaplanmasına kısaca glomerülonefrit denir. Birde bu yumaklardan gelen idrarların toplandığı bir yatak (pyelo) vardır, bunun iltihaplanmasına ise piyelit denir. A-) Böbreklerin herbirinde takriben bir milyon nefron (süzgeç hücreler) bulunur ve bunların birçoğu biraraya gelerek kanallar oluştururlar, bunların oluşturduğu yumaklara glomerül denir. Glomerülün iltihaplanması (glomerülit) virüs hastalığı olup, böbrek hücrelerini tahripeder. Glomerülit akut ve kronik olmak üzere iki türü mevcuttur. İmmun sisteminin zayıflaması sonucu böbrekler zayıflar ve iltihaplar yayılır. Antikorlar böbreklerdeki virusları yoketmek için verdiği mücadelede başarısız olursa hücrelerin yapısı bozulur ve zamanla iflaseder. Bu doğal ilaçlarla tedavi edilebilir ve bunların başındaGökçek İksiri gelir. (Nhp 10.03.1451) Doktorlara göre ise bu bir otoimmün hastalık olup, antikorlar böbrek hücrelerine zarar verir ve tedavisi imkansızdır.Neden böyle derler çünkü virusları yok edici bir ilaçları yoktur. Nefronların süzmemesi gereken maddeleri süzmesi ve süzmesi gerekenleri süzmemesi nedeniyle kanda zehirli maddeler artar ve hatta vücudu zehirler. Bu iltihaplanmaya bakteriler sebep olmadığından genelikle ağrısız geçer. Bunedenle ya çok geç farkedilir veya hiç farkedilmeyebilir. Neticede zamanında tedavi edilmeyen böbrekler iflas edebilr ve kişi diyalize mahkum olabilir. B-) Piyelit (böbrek yatağının iltihaplanması ): Böbrek yatağının iltihaplanmasına bakterilerin sebep olduğu enfeksiyon sonucu böbrek dokusu veya yatağı iltihaplanır. Mesane ve böbrekler arasındaki idrar yolları kordonundan yükselen bakteriler enfeksiyona sebep olur. Hastalık kendini ağır, yüksek ateşli, böğür ağrıları ve hastalık duygusu ile kendini belieder. Böbrek iltihaplanması zamanında tedaviedilmzse abseye sebep olur, buda böbrek fonksiyonlarını azaltır. Kronik piyelit herhangi bir rahatsızlığa senep olmadan uzun süre kendini farketirmeden devamedebilir. Akut nefrit zamanında tedavi edilmezse kronik nefrite dönüşür. Kronik piyelit böbrekleri deformeeder ve sonunda tamamen devre dışı kalabilir ve hasta diyaliz makinasına bağlanmak zorunda kalır. Böbrek iltihaplanması nasıl olur? Aslında idrarda ve idrar yollarında bakteri bulunmaz. Farklı sebeplerden dolyı böbrekler iltihaplanabilir, idrar yollarından yukarı çıkan bakteriler özeliklede E-Koli (Escherichia coli) buna sebep olur. Nefritin başlıca sebepleri: Böbreklerde ur, taş veya kum oluşması, prostat büyümesi, idrar yollarını konturoleden sinirlerin felç olması veya idrar yollarındaki özürlü gelişmeyi sayabiliriz. Ayrıca defi-hacetten sonra sadece kağıt kulnmakta ve suyla taharetlenmemekte bakterilerin idrar yollarına bulaşmasına sebep olur.Bu sebeplerden dolayı idrar böbreklere kadar yığılabilir, buda böbreklerin iltihaplanması ve hatta iflasına neden olabilir. Kadınlarda böbrek iltihaplanması erkelere göre 100 defa daha fazladır, çünkü bayanların anüsü ile vajinaları bir birine çok yakın olması nedeniyle enfeksüyona daha çok yakalanırlar. Bunedenle mutlaka su ile taharetlenmek gerekir, hatta mümkün oldukca soğuksu kulanılmalıdır, çünkü böylece bu bölgedeki kandolaşımı yoğunlaşır ve enfeksiyona yakalanma ihtimalide azalır. Nefrite zamanında müdahale ile tedavisi mümkündür ve ayrıca doğal ilaçlarda yardımcı olarak Gökçek İksiri, Gökçek Tonik, Altınbaşakotu-, Huşyaprağı- ve Ardıçkozalağı preparatları kulanılır. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 10:00 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
Prof. Dr. Halim Hattat
Hattat Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı Cerrahpaşa Tıp Fak. Androloji Bilim Dalı Başkanı Böbrek ve idrar yolları taşları Böbrek taşları en sık görülen ve ağrıya neden olan böbrek rahatsızlıklarından biridir. Erkeklerin 10%?unda ve bayanların 3%?ünde hayatlarının bir döneminde böbrek taşı oluşur. Ve bunların çoğunda , başka taş gelişimi ihtimali yüksek olduğu için , hastalık kronik bir hal alır. Her biri yumruk büyüklüğünde olan böbrekler vücudun yan-arka kısımlarında yerleşmiş organlardır. Mesaneye üreter adı verilen dar tüplerle bağlanmışlardır. Böbrekler kanı süzen , faydalı maddeleri tekrar vücuda geri alan , zararlı maddelerin idrarla atılımını sağlayan filtrelerdir. Böbrekten atılan idrar mesanede toplanır ve üretra adı verilen kanalla vücuttan dışarı atılır. Nasıl Oluşur? Böbrek taşları, çeşitli minerallerin ve başka maddelerin böbrekte toplanıp, katı parçacıklar halinde çökmesi sonucu oluşur. Normal koşullarda idrarda bulunan çeşitli kimyasallar bu çökmeyi engeller. Fakat bazı durumlarda bu koruyucu mekanizma etkisini yitirir. Eğer oluşan parçacıklar küçükse herhangi bir yakınmaya neden olmadan idrarla atılırlar. Daha büyük taşlar ise böbrekte veya idrar yolunda bir yerde takılıp tıkanmaya yol açabilirler. Taş hastalığının belirtileri nelerdir ? -Özellikle yan bölgelerde olmak üzere çok şiddetli, kıvrandırıcı ağrılar -Ağrı ile beraber bulantı ve kusma -İdrarda kanama -Sık tekrar eden idrar yolu enfeksiyonları -Ailenizde taş hastalığının bulunması -Çocuklarda karın ağrısı, iştahsızlık, idrar yolu enfeksiyonları Taş hastaları neler yapmalıdır ? -Mutlak surette her gün yeteri kadar sıvı alınması (2-2.5 lt, 10-12 bardak) -Sık tekrar eden taş hastalığı durumunda yiyeceklerin düzenlenmesi -Yeterince hareketli bir hayat (düzenli yürüyüşler, eksersizler) -Stresten uzak bir yaşam tarzının sağlanabilmesi -6 ayda bir idrar analizi ile ultrasonografi incelemesinin tekrarı -Vücutta taş oluşumuna yol açan sebeplerin aydınlatılması amacıyla kan ve idrar örneklerinin incelenmesi ve gereken tedavinin başlatılması -Mevcut taşların büyümeden gereken önlemlerin alınması ve taşların uygun yöntemler ile temizlenmesi -Düşürülen taşların analiz amacıyla biriktirilmesi ve inceleme amacıyla bu konu ile ilgilenen deneyimli merkezlere başvurulması Nasıl teşhis edilir ? Teşhiste hastanın şikayetleri yol gösterici olsa da, taşların belirlenmesinde günümüzde en sık uygulanan inceleme yöntemi ultrasonografidir. Hastalara herhangi bir uygulama zorluğu oluşturmayan, basit ve pratik bu uygulama ile idrar yollarındaki taşların çoğu tespit edilebilmektedir. Gerekli olduğu taktirde ilaçlı böbrek filmi (IVP) çektirilerek taşlar ve idrar yollarının boşlukları da görülebilmektedir. Son yıllarda yine pratik,hızlı ve konforlu bir yöntem olarak devreye giren spiral tomografi tüm taşları çok kolay teşhis edebilmektedir. Hastalara ayrıca idrar tahlili yaptırmak suretiyle idrardaki kristalleri,kanama ve enfeksiyon durumunu değerlendirmekte gereklidir. Böbrek taşlarında tedavi yöntemleri nelerdir ? Böbrek taşlarının çoğu kendiliğinden düşme eğilimindedir. Tüm idrar yolu taşlarının yaklaşık 80?i ilaç tedavisi ile düşer. Taşın düşmesini etkileyen en önemli faktör taşın büyüklüğüdür. 4 mm?nin altındaki taşın düşmesi beklenirken, 6 mm?nin üzerindeki taşlar?a müdahale gereklidir. Ayrıca, taşların şekli ve idrar yolundaki yerleşimi de düşmeyi etkileyen önemli faktörlerdir. Tedavi Yöntemleri: - Kendiliğinden yada ilaç yardımıyla taşın düşürülmesi - ESWL ( şok dalgası ile taşları kırmak) - Minimal invaziv girişimler (Kapalı böbrek taşı ameliyatı, kapalı üreter taşı ameliyatı) - Klasik açık ameliyat yöntemi Bu yaklaşımlardan hangisinin uygulanılacağı; taşın yerine, büyüklüğüne, idrar yollarına verdiği veya verebileceği zararına ve taşın cinsine bağlıdır. Günümüzde minimal invaziv tekniklerin gelişmesi sonucu klasik açık cerrahi, en az başvurulan ve en az tercih edilen metod olarak kalmıştır. Taş kırma yöntemi (ESWL) Günümüzde taşların tedavisinde uygulanan en kolay ve en az zahmetli yöntemdir.Vücut dışında oluşturulan şok (basınç) dalgalarının böbrekteki taşlar üzerine odaklanması ile taşların kırılması esasına dayanan modern,pratik ve ağrısız tedavi şeklidir. Ancak her taşın tedavisi için uygun olmayıp sadece çapı 2 cm.nin altındaki böbrek taşlarının en etkili tedavi şeklidir.Bu yöntemle taşlar küçük parçalara ayrıldıktan sonra vücuttan dışarı atılabilmektedir. Tedavi sonuçları başarılı olup, uygun hastaların seçimi çok iyi yapılmaktadır. Büyük taşlar,aşırı şişmanlık,kanama bozuklukları,idrar yollarında enfeksiyon ve idrar yollarında tıkanıklık bu yöntem için engel teşkil eden faktörlerdir. ESWL Uygulaması Üreteroskopi Böbrek ile idrar torbası arasında yer alan üreterde (idrar kanalı) takılıp kalan taşların yine hemen hemen hepsi açık ameliyat yapılmaksızın endoskopik (kapalı, ameliyetsız) yoldan girişimler ile tedavi edilebilmektedir. İşlem sırasında ışıklı alet ile önce idrar torbasına, sonra da taşın bulunduğu idrar kanalına girilerek ilerlenir ve taşın bulunduğu bölgeye gelince küçük taşlar değişik girişimler ile direkt dışarı alınır. Eğer taş büyük ise, olduğu yerde kırılarak küçük parçalara ayrılır ve bu parçalar tek tek temizlenir.Geri kalan çok küçük taşlar ise kendiliğinden dökülür. Bu yöntem sonrasında hastaya bir kesi yapılmadığı için hastanın iyileşmesi ve günlük aktivitelerine dönmesi çok hızlıdır. Bu yöntem özellikle idrar kanalının alt kısmında (idrar torbasına yakın) yerleşmiş taşların alınmasında ilk tercih edilen tedavi yöntemdir. Orta ve üst bölümde yerleşen taşların çoğu taş kırma yöntemi (ESWL) ile tedavi edilebilmektedir. Üreteroskopi Uygulaması Perkütan Taş Cerrahisi ( Kapalı Böbrek Ameliyatı) : Taş kırma yöntemi ile tedavi edilemeyen veya kırılsa da dökülemeyecek büyüklükte olan taşların çoğunda hastalara açık ameliyat yapmadan, böbreğe endoskopik olarak tek bir kanaldan girilerek (kapalı yoldan) tedavi yapılabilmektedir. Perkütan yoldan taşın cerrahi tedavisi ciltte açılacak küçük bir delikten böbreğe girilerek, böbrek içinde ki taşlar gözle görülebilmekte, sayısı ve büyüklükleri net bir şekilde değerlendirebilmektedir. Küçük olan taşlar kolaylıkla dışarı alınabilirken, büyük taşlar olduğu yerde kırılarak küçük parçalar halinde temizlenebilmektedir. Sadece tek bir kanaldan girildiği için bu yöntemin böbrek fonksiyonları üzerinde ciddi hiçbir etkisi olmayıp hayat kalitesi açısından da hastaya çok az zarar veren bir yöntemdir. Bu yöntem yüksek başarı oranları ile işlem sonrasında hastaların herhangi bir ameliyat yarası olmaksızın erkenden ayağa kalkıp, çok kısa sürede iyileşerek, aktivitelerine dönmelerine müsaade etmektedir. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur. Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 10:02 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
1. AKUT BÖBREK YETERSİZLİĞİ:
Böbrek fonksiyonlarının kısa bir dönem içinde akut olarak bozulmasını ifade eder. Hastanın glomeruler filtrasyon miktarı (GFR) düşerek, üre ve kreatininemi düzeyleri yükselir. İdrar miktarında azalma olursa oligoanürik, olmazsa nonoligürik akut böbrek yetersizliğinden bahsedilir. Önceki bazal plazma kreatinin seviyesi *3.0 mg/ dl olan bir kişide 0.5 mg/dl? den fazla bir yükselme, bazal kreatinemisi > 3.0 mg/dl olan bir kişide ise 1.0 mg/dl?den fazla bir yükselme akut böbrek yetersizliği olarak kabul edilir. ABY?nin safhaları başlangıç safhası, idame safhası (oligürik) ve iyileşme safhaları (diüretik) olarak üçe ayrılabilir. 2. KRONİK BÖBREK YETERSİZLİĞİ ( KRONİK NEFRİTİK SENDROM): Çeşitli kronik seyirli böbrek hastalıklarına bağlı olarak böbrek fonksiyonlarının ilerleyici nefron kaybı sonucunda giderek bozulması ile GFR düşmesi, kanda üre ve kreatinin seviyelerinin yükselmesi durumudur. GFR > 10 ml/dk olduğu dönemlerde konservatif tedavi ile izlenebilen hastalar, GFR < 5- 10 ml/dk olunca son dönem kronik böbrek yetersizliğine girmiş olurlar. Son dönem kronik böbrek yetersizliğinde hastalar kendi böbrekleri ile artık yaşamlarını sürdüremezler, diyaliz veya transplantasyona ihtiyaç gösterirler. Bu hastalarda hipertansiyon, anemi, hiperfosfatemi, hipokalsemi, renal osteodistrofi gibi çeşitli bulgular görülür. 3. AKUT NEFRİTİK SENDROM (AKUT GLOMERÜLONEFRİT): Bir üst solunum yolu veya cilt enfeksiyonunu takiben genellikle l-3 haftalık bir dönem geçtikten sonra ortaya çıkan ve daha sonra bulgularının düzelerek iyileşmesi beklenen bir tablodur. Başlıca belirti ve bulguları arasında makroskopik veya mikroskopik hematüri, proteinüri, hipertansiyon, ödem, oligüri, GFR düşmesi, hafif üre ve kreatinin yüksekliği sayılabilir. En iyi bilinen tipi poststreptokoksik akut glomerulonefrittir. Ayrıca başka enfeksiyonlar sonrasında, sistemik hastalıklarda ve primer glomerulopatilerde de akut nefritik sendrom tablosu gözlenebilir. 4. NEFROTİK SENDROM: Fazla miktarda proteinüri ve hipoalbuminemi ile birlikte genellikle ödem, hiperlipidemi ve lipidürinin bulunduğu klinik tablodur. Nefrotik düzeyde proteinüri 24 saatte 1.73 m2 vücut yüzeyi başına 3.5 gramdan fazladır. Ancak nefrotik sendromlu bir hastada albuminemi düzeyi çok düşerse veya GFR düşmeye başlarsa, proteinüri miktarı daha düşük olabilir. Nefrotik sendromda hematüri, hipertansiyon ve renal fonksiyon bozukluğu bulunması gerekmez. 5. ASEMPTOMATİK İDRAR BOZUKLUĞU: Böbrek parankim hastalığına bağlı olarak başka herhangi bir semptom olmaksızın sadece idrar tetkikinin bozuk bulunması durumudur. Bulunan bozukluk proteinüri, hematüri veya bunlarını birlikteliği olup; kanda üre veya kreatinin yüksekliği, oligüri, hipertansiyon, ödem, hipoalbuminemi gibi başkaca herhangi bir belirti veya bulgu bulunmaz. 6. HİPERTANSİYON: Dünya Sağlık Teşkilatı tarafından 1999 yılı raporunda erişkinde optimal ve normal arteriel kan basınçları sırasıyla sistolik <120 ve < 130 mmHg, diastolik <80 ve <85 mmHg olarak kabul edilmektedir. Sistolik kan basıncının 130-139 mmHg, diastolik kan basıncının 85- 89 mmHg arasında bulunması yüksek normal kan basıncı olarak kabul edilmektedir. 140/90 mmHg ve üzeri ise hipertansiyonu ifade etmektedir. Hipertansiyonların çoğunda bir sebep bulunmaz ve esansiyel hipertansiyon olarak kabul edilir. Bazı hipertansiyon olguları ise renal parankimal, renal vasküler veya endokrin hastalıklara bağlıdırlar, bunlara sekonder hipertansiyon denir. 7. NEFROLİTİAZİS: Üriner sistemin herhangi bir yerinde taş bulunması urolitiazis, böbrekte taş bulunması ise nefrolitiazis olarak tanımlanır. Üriner sistem taşları kalsiyum oksalat, kalsiyum fosfat, mağnezyum- amonyum fosfat, ürik asit, sistin taşları gibi değişik bileşimlerde olabilirler. 8. OBSTRÜKTİF NEFROPATİ: İdrar akımının engellenmesine üriner obstrüksiyon denir. Bu obstrüksiyon sonucunda üriner sistemde oluşan değişiklikler obstrüktif üropati, böbrekte oluşan değişiklikler ise obstrüktif nefropati olarak adlandırılırlar. Mesanenin yukarısandaki obstrüksiyon tek böbreği etkilerken, mesanenin altındaki bir obstrüksiyon her iki tarafı da etkiler. Üriner sistemdeki konjenital bozukluklar, travmalar, tümörler, sikatriksler, nörojen bozukluklar, taşlar, iatrojenik bağlamalar, prostat hipertrofisi gibi sebepler üriner obstrüksiyona yol açabilirler. 9. ÜRİNER ENFEKSİYON: Üriner sistemin mikroorganizmalarla invazyonu durumudur. Mesane idrarında bakteri bulunması olarak da tanımlanabilir. Orta akım idrarında mililitrede 100.000? den fazla bakteri bulunması üriner enfeksiyonu gösterir. Semptomsuz bir kişide orta idrarda l000- l0.000/ml den az bakteri bulunması kontaminasyon olarak kabul edilirken, l0.000 ile l00.000/ml arasında bakteri bulunması durumunda ise idrar kültürü ve koloni sayımının tekrarlanması, aynı cins bakterinin tekrar bulunmasının üriner enfeksiyon olarak değerlendirilmesi kabul edilmektedir. 10. RENAL TUBULER BOZUKLUK: Böbreğin glomeruler fonksiyonlarınca normal olup, tubulusların görevlerini tam yapamadıkları durumlardır. Bozuk olan tubuler fonksiyona göre çeşitli klinik tablolar ortaya çıkabilir. Tubuler bozukluklar arasında D vitaminine dirençli raşitizm, nefrojenik diabetes insipitus, renal glukozüri, aminoasidüri, fosfatüri, renal tubuler asidozlar sayılabilir. 9. ÖZET VE DEĞERLENDİRME Böbreğin medikal hastalıkları kendilerini değişik ancak gruplandırılabilir belirti ve bulgularla ortaya koyarlar ki yukarıda 10 sendrom şeklinde bu tablolar tanımlanmıştır. Klinik pratikte yakınmalarla gelen hastaların anamnez, fizik muayene ve temel laboratuvar özellikleri bir arada değerlendirilerek hastaya en uygun olan temel sendrom belirlenir ve bunu takiben mevcut hastalığın gerek etyolojik gerek anatomik tanımlanması yapılmaya çalışılır. 10. KAYNAKLAR 1. Brenner and Rector?s The Kidney, 6th edition 2000 2. Cecil Textbook of Medicine, 21st edition,2000 3. Harrison?s Principals of Internal Medicine, 15th edition, 2001 Abdülgaffar VURAL, Prof. Dz. Tbp. Kd. Alb.Nefroloji BD Başkanı Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur. Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 10:05 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
iyi çalışmalar benim kızım 5 yaşın da doğuştan omurilik ameliyatı geçirdi. 3 aylıkken ameliyat oldu ameliyattan 4 sene sonra 2007 mayısın da yüksek ateşten idrar yolları enfeksiyonu teşisi kondu ve doktorlar mesane kasılması olmadığından iltihaplanma meydana gelmiş dediler ve böbrekler zarar görmüş dediler.çocuğuma her iki saatte sonda ile idrarını boşaltıyoruz. böbreklerin filmi çektiler 1 hafta sonra gel sonuçları söyleriz dediler ve dün gittim bana doktorun dediği böbrek yetmezliği olduğunu söyledi.3 ay sonra gel kontrole bir bakalım sonuçlara göre diyalize de girebilir veya organ naklide ola bilir dedi böbrekleri çalıştıra bilmemiz için bana neler önerebilirsiniz şifalı bitkiler sayesin de yardımcı olursanız sevinirim saygılarımla
|
|
|||
|
gökçek iksiri ve böbrek çayi kullansam olur mu ve nerden nasil temin edebilirim ve ücreti nedir. yardimci olurmusunuz. ne ?ekilde kullanmamiz gerekir. ?imdiden te?ekürler
Konu admin tarafından (12-11-2007 Saat 11:22 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
Alıntı:
|
![]() |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| Konjunktivit, gözakı iltihaplanması: | igokcek | Hastalıklar: K-O | 1 | 04-19-2008 09:03 |
| Bademcik iltihaplanması: | igokcek | Hastalıklar: A-D | 4 | 03-09-2007 00:55 |
| Mesane iltihaplanması, cystitis, sistitis, sistit: | igokcek | Hastalıklar: E-J | 1 | 12-22-2006 18:45 |
| Göğüs iltihaplanması, mastit, mastitis: | igokcek | Hastalıklar: E-J | 0 | 07-01-2005 00:38 |
| Ortakulak iltihaplanması: | igokcek | Hastalıklar: K-O | 0 | 06-30-2005 20:04 |