![]() |
|
|||
![]() ![]() Allerji: ![]() ![]() Allerji bağışıklık sisteminin (İmmun sistemi) yabancı olarak alagıladıgı bazı maddelereki bunların başında: kimyasal ilaçlar, koku, çiçektozu, yiyecekler vb. (allergen) karşı aşırı duyarlılık göstermesine allerji denir. Allerjen olan maddeler oldukca farklı maddeler olabilir ve bunların başında çiçek tozları (pollen), ev hayvanlarının kıl ve tüyleri, besin maddelerindeki bazı bileşikler, özeliklede hormonlu ve ilaçlı besinler (et ve meyvetürleri vb.) sayabiliriz. Anahücrelerde antikorlar salgılanır ve antijenlere karşı duyarlı olan ve bunu tanıyan savunma sistemi histamin salgılar. Histaminle birlikte damarlar geçirgen olur ve dokulara su ve akyuvarlar geçer ve böylece iltihaplarazar ve allerji ortaya çıkar. Bunu önlemek için antihistaminikalar alınır, özeliklede kortison almak zorunda kalırlar. Kortisonun zararlarını burada saymaya kalksam oda ayrıca birkaç sayfa yer tutar. Allerjinin oluş sebebi çeşitleri doktorlara göre oldukca çoktur, fakat bana göre bunun sadece ve sadece bir sebebi vardır, oda mukozanın (sümüksü içderi) özeliklede kalınbağırsak mukozasının tahrip olmasıdı. Bebeğin doğumdan sonra annesütü ile değilde , mama ile beslenmesi halinde bağırsakflorası ideal olarak oluşmaz. Manchester mikrobiyolojik araştımalar merkezinden Bayan Dr. M. Moradi 10 allerjik rahatsızlıkları olan ve 10 allerjik rahatsızlıkları olmaya bir yaşındaki bebekler üzerinde araştırma yapmıştır. Bu araştırmalarda allerjik rahatsızlıkları olanlarının kalınbağırsaklarında yüksek oranda mantar ve clostridium difficile tesbitedilmiş ve bu bakterininde igG oranını yükseltiği görülmüştür. İkici olarak yanlış beslenme gelir ve bunların başında: aşırı hayvansal besinler (et, yumurta, peynir ve mamülleri) yeme ve aşırı kahve, sigara, alkol ve siyahçayla bağırsakflorası bozulur. Allerjinin oluşmasında bağırsak mantarları en önemli ve en tehlikeli fakördür. Neticede bağırsaklarda tam olarak işlenmeyen besinler, vücutta aşırı artık madde (cüruf, plak) oluşmasına sebep olur. Karaciğer kendi görevini yaparken birde aşırı miktarda ortaya çıkan cürufu arıtmak için aşırı çalışan karaciğer asli görevini yapamaz ve enzimin kalitesi düşer. Sindirim organlarının kaliteli enzim, asit ve alkali maddeler salgılıyamaması nedeniyle proteinlar aminoasitlere dönüşmeden kalınbağırsağa ulaşır. Buradaki mantarlar ve bakteriler proteinları aminoasitlere değil biyojen aminlere (Bunların başında histamin gelir ve histami allerjiye sebep olur. Aslında histamin ve kortisonun ne kadar salğılanması gerkeceği beyin tarafından belirlenir, bağırsaklarda ortaya çıkan histamin ise konturol dışıdır.) dönüştürür. Şayet bağırsak içeriğinin pH değeri 5-6,5 arasına çekebilirsek ozaman bağırsak içeriği asitli faza geçer ve böylece oksijenli (aerob) ortamda patojen (hastalık yapıcı bakteri, virus, ve mantarlar yaşayamazlar. Buda sadece Gökçek İksiri ile mümkündür. Bir diğer önemli faktör ise Midenin aşırı katkı maddesi içeren besinler (konserveler, çikolata, keks vb.) ve soft içecekler (kola, fanta vb.) nedeniyle tahrip olur. Böylece zamanla çok kolay gastrit (mideiltihaplanması, midemukazasıiltihaplanması oluşur. Bunedenle Mide yeterince intrinsic fakrorü (sialinasitli glukoprotein) salğılızamaz. Intrinsic faktorü B12-Vitamini, Folikasit, Methionin ve minerallerin bağırsaklar tarafından absorbe (emilme) edilmesini sağlar. Yani nasılki diabet hastaları için insulin nekadar önemli ise besinlerin sindirilmesi içinde İntrinsic faktorüde o kadar önemlidir. İntrinsic faktorünün yetersizliği vitamin ve mineralyetersizliğine sebep olur. Neticede bir çok hastalık ortaya çıkar ve bunlardan bazıları: Allerji, derihastalıkları, sindirim organlarindaki rahatsızlıklar, vb hastalıklar ortaya çıkar. Gastrite sebep olan halicobacter pylori bakterisi aynı zamanda Histamin üretir buda allerjinin ana sebeplerinden biridir. Çare Gökçek İksiridir. (Nhp 12.03.1722) Allerjinin oluşmasının bir diğer faktörüde Omega- 6-Yağasitlerinin (Linolasit, Beta-Linolenasit ve Arachidonasit) Prstaglandin E1 ve E2?ye dönüşmemesindendir, çünkü dönüşümü sağlıyan enzimler (Delta 6-Desuraze, Elangaze, Delta 5-Desturaze ve Cyclooxygenoze) ya yetersiz yada çok az salğılanır. Şayet Protaglandin E1 ve E2 (PG E1ve PG E2) oluşmaz ise Leukotrin oluşur, buda damarları ve bronşları büzer vede iltihapları azdırır. Diaminooksidaz: Bağırsak mantarları ve gastrite sebep olan halicobacter pylorinin üretikleri histamin diaminoaksidaz tarafından yokedilir. Bu anzim bağırsak mukazası tarafından salğılanır ve bağırsaklar, karaciğer, böbrekler vede akyuvarlarda bulunur. Bağırsak mukazası yeterince diaminooksidaz anzimi salğılıyamazsa histamin oranı artar. halikobacter pylori ve bağırsak mantarlarının üretiği histamin hariçinde kişi histamin içeren besinlerden peynir ve piza yerse, içeceklerden: şarap ve kırmızı şarap içerse o zaman histamin aşırı artar. Histamin oranın yükselmasi başta allerji, başağrısı, migren, başdönmesi, ishal, şişkinlik, kusma ve kalp çarpıntısı gibi bir çok rahatsızğıa sebep olur. Histamini doktorlar kortizonla dengelemeye çalışır, bu çözüm değildir, çare mide ve bağırsaklardaki bakteri ve mantarları tezmilemekle yani kalıcı tedavi ile olur. Buda Gökçek İksiri ve Gökçek Tonik ile mümkündür. Nörodermatiklerin (allerjik ekzemalılar) kanında yüksek oranda İmmunglobulin E(İg E) az miktarda konturol T-Hücresi (Suppressor-T-Hücresi) içerdiği tesbitedilmiştir. Konturol-T-Hücreleri B-Hücrelerini uyararak Makrofaj (bakterileri ve virusları yutarak parçalar ve zararsız hallegetirir) ve İg E salağılanmasını frenler. PG E1 iltihaplanma ve allerji?ye sebep olan T- Lökozitlerin ve B-Hücrelerinin saldırğan olmalarını ve aşırı İg E üretmelerini önler. PG E2 damarları genişletir (vasodilatsyon), bronşları genişletir (bronchodilatasyon), kanı temizler, idrarı atırır (diüretik) ve mideyi korur. (ZP.6.95.340 Nap.3.95.342) Akut pankreatitte bağırsaklar 30.000 Daltona varan orandaki büyük mokekülerin dehi geçmesi için kanallarını büyütür. Enzimlerin kalitesi düştüğünden besinleri tam sindirilmez ve bu nedenle bağısaklar geçişleri kolaylaştırmak için kanalları (vilüsler) genişletir. Böylece tam sindirilmemiş besinmaddeleri absorbeedilir ve bu allerjiye sebep olur. Şayet kana sadece besin maddeleri geçmez aynı zamanda candida albicans isimli maya mantarıda kana geçerse ve bu kandolaşımının iflası ve yani ölüm demektir. Çöreğin birleşimindeki bazı maddeler antihistaminik etkiye sahip olup, kortisona gerek kalmadan tedaviedici özeliği vardır, fakat çöreği bıraktığınızda rahatsızlıklar yeniden ortaya çıkar. Öncelikle uzman bir doktora gidilmelidir, ayrıca doğal ilaçalardan Gökçek İksiri, Gökçek Tonik, laden-, çörek-, veya ZYEimmün sistemini güçlendirici olarak kulanılabilir. Bağırsak florasınınGökçek iksiriile ideal bir duruma gelmesi demek, diğer sindirim organlarının yüklerinin hafiflemesi demektir. Böylece başta sindirim organlardan: karaciğer, pankreas, mide, böbrekler ve bağırsaklar kendini yeniler (rejenerasyon). Böylece başta allerji olmak üzere birçok rahatsızlık ortadan kalkar. Hertürlü allerjinin tek sebebi var, zararlı bakteriler, örneğin mide ve bağırsaklarda iltihaplanmaya sebep olan halicobacter plory ve özeliklede mantarlar, bu mantarı teşhis dahi yapamazlar, çünkü bağırsak mukazasına yapışır, bağdokularında, dişdiplerinde ve akciğerde olur. Mantarların bağırsaklar, akciğerler, dişdipleri ve bağdokusuna yerleşmesinin sebebi Bağışıklık sistemindeki zafiyettir. Bağışıklık sistemindeki zafiyette yıllar önce yapılan aşı, geçirdiği enfeksiyonal hastalık veya hastalıklara karşı alınnan kimyasal ilaçlar sebep olur. Kimyasal ilaçlar nedeniyle bağırsaklardaki faydalı bakteriler azalır ve onun yerine zararlı bakteriler ve mantarlar yerleşir. Zararlı bakteriler ve mantarlar zehirli gazalar, zehirli alkoller ve hormona benzeyen biyojen aminlar ve hatta hormonlar (örneğin: histamin gibi) üretirler. Normal olarak vücuttaki bütün hormonların salğılanması büyük şefin (beyin) konturolundadır, fakat mantarların üretiği fazladan histamine örenğin müdahale edemez ve bu nedenlede histaminin karşıtı olan kortizonu salğılamaz. Bu nedenle doktorlar sürekli kortizon yazarlar. Yani bataklığı kurutmak yerine sivrisinek öldürmekle uğraşırlar. Gökçek Tonik genelikle mide ve bağırsak rahatszılıklarına karşı kulanılır. Başta her türlü allerji, gastrit (midemukazası iltihapalanması ), ülser (mide yarası ), enterit (incebağırsak iltihapalanması ), kolit (kalınbağırsak iltihapalanması ), ülseratif kolit ve Morbus Krohna karşı kulanılır. Ülseratif kolit kronik ve peryodik olarak ağırlaşan kalın bağırsak iltihapalanmasıdır. Kalın bağırsak mukazasının genelikle yüzeyi iltihapalanır ve ülsere (yara) dönüşür ve hafif kanamalı şekilde kendini beli eder. Hastalığın tipik belirtisi kanlı feces, ishal ve karın ağrısıdır. Ülseratif kolit Morbus Krohn hastalığına çok benzer ve bir birinden ayrımak oldukca zordur. Morbus Krohn hastalığı genellikle bağırsakaların tamamında görülsede daha çok ince bağırsakta ve tabii kalın bağırsaktada görüldüğünden bu iki hastalığı bir birinden ayrımak zor olmaktadır. Allerjinin oluş sebebi gastrite sebep olan halicobaker pylori ve bağırsak mantarlarıdır. Bu bakteri ve mantarlar toksik maddeler üretirler ve bunlardan en önemliside histamindir. Histamin damarları ve bronşları büzer, hücre memranını sertleştirir. Böylece hücreler alerjenlere karşı aşırı tepki gösterir ve allerji ortaya çıkar. Salğılananan bu zehirli ve tehlikeli maddelere karşı bağışıklık sistemi sürekli savaş halinde olur. Başarılı olamadığından sürekli mücadeleden dolayı çok hasaslaşan bağışıklı sistemi tozlara karşı aşırı tepki gösterir ve allerji ortaya çıkar. Tedavisi sadece ve sadece Gökçek İksiri ve Gökçek Tonik ile mümkündür. Başka yolu yoktur. Bende (İbrahim Gökçek) bu rahatszılık 1989 askerlik yaparken sağlıksız beslenme nedeniyle kaptım ve o günden beri var (asker adam bulaşık yıkamayı ne bilir, soğuk su ile çalkalar, bu ilkeliğin düzeltilmesi ve askerlerin sağlıklı ortamda beslenmesinin sağlanması gerekir. Ben bunedenle 17 yıldır allerji ile ugraşıyorum) sadece bu sene çok çok hafif atlatım, hafif bir grip gibi geldi geçti. Daha önceleri 6-8 hafta evden çıkamazdım gözlerim kızarır burnum sürekli akardı. Doktorların yazdığı kortizonlu ilaçlar bile fayda etmiyordu. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 09:48 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
Arı Alerjisi
Ortalama 1,5 cm boyunda olan arılar çiçeklerin özsuyunu toplayarak çok değerli bir besin kaybağı olan bal üretirler. Ayrıca çiçeklerin polenlerini taşıyarak döllenmelerini ve meyve oluşumunu sağlarlar. Ancak bu kadar yararlı olan bu canlıların bazı insanlar üzerinde çok korkutucu hatta ölümcül etkileri olabilir. Arı alerjisi, toplumda sık görülen ve ölümcül sonuçları nedeni ile dikkatleri üzerine çeken alerjik hastalıklardan biridir. Arı alerjisine ait ilk yazılı kayıtlar M.Ö. 2641 yılında Mısır Firavunu Menses? in yaban arısı tarafından sokulup ölmesine aittir. Ülkemizde yapılan çalışmalara göre arı alerjisi % 2-3 oranında görülmektedir. Dünya üzerinde bir çok arı çeşidi bulunmaktadır. En sık alerji sebebi olan arılar bal arısı (Honey bee), sarı arı (Yellow jacket), ve eşek arıları (Wasp, Hornet)? dır. Arı alerjisi özellikle arı tarafından birkaç kez sokulan ve genetik olarak yatkın kişilerde ortaya çıkar. Ülkemizde özellikle arı yetiştiriciliğinin çok olduğu bölgelerde rastlanmakla birlikte diğer insanlarda da görülebilir. Özellikle piknik yapılan yerlerde arı sokması sık rastlanılan durumlardan biridir. Arı alerjisinin gelişmesi için de kişinin daha önceden arı tarafından sokulmuş ve duyarlılanmış olması gerekir. Arı alerjisi varlığı deri testleri ve kan testleri (RAST) ile saptanabilir. Daha önceden arı tarafından sokulup ciddi reaksiyon görülen kişilere arı alerjisi aşısı uygulamak gereklidir. Bu tür tedaviler mutlaka bir alerjist tarafından uygulanmalıdır. Arı Alerjisi Olanlara Öneriler Yazın pazar alışverişi yapmayın, bahçede dolaşmayın, Açık yerlerde yemek veya meyva yemeyin, hoş kokulu meyva suyu, gazoz içmeyin, Piknik yapmayın, Parfüm, deodorant, kolonya sürmeyin, Güzel kokulu sabun, şampuan kullanmayın, Parlak renkli, çiçekli elbise giymeyin, Çiçek toplamayın, çiçek takmayın, Tatile gittiğinizde etrafta arı kovanı olup olmadığını araştırın, Yaban arısını kovanı civarında öldürmeyin, bu arıdan salınan kokular diğer arıları üzerinize çeker, Çıplak ayakla yürümeyin, mümkünse dışarıda uzun kollu ve paçalı giyisiler giyin ve kahverengi giyisileri tercih edin, arılar kahverengini sevmez. Bahçe ile uğraşmanız gerekiyorsa şapka ve eldiven kullanın, Terli olmak bütün böcekler için çekicidir, riskli bölgelerde terli olmamaya özen gösterin, Eşek arısı saldırgan, bal arısı sakindir; ancak, sıcak havalarda her ikisi de saldırgan olacağı için bu havalarda dikkatli olun, Sizi bal arısı sokarsa iğnesini büyüteç ve çımbızla almaya çalışın, veya başka birinden yardım isteyin. Antialerjik ilaçları devamlı yanınızda bulundurun. Daha önceden şiddetli arı alerjisi geçirmiş kişilerin yanında her zaman EpiPen taşıması gereklidir. Epipen kendi kendinize uyluk üst kısmından uygulayabileceğiniz bir enjeksiyondur. Epinerfin içerir. Epinefrin anafilaktik şokta kullanılan en önemli ilaçtır. Arı sokması halinde; Sokma yerinin üstünden bandaj uygulayın, bu bandajı her 10 dakikada bir 3 dakika kadar gevşetin, Sokma yerine soğuk uygulayın, Anti alerjik ilaçları uygulayın, Elinizde adrenalin veya EpiPen varsa kullanın, EN KISA ZAMANDA DOKTORA ULAŞIN Tedavi Tedavide temel, mutlaka arı tarafından sokulma riskini azaltmaktır. Bunun için yukarıdaki önerileri dikkatle uygulayınız. Bunun dışında antialerjik ilaçlar, kortizon ve adrenalin gerektiği durumlarda kullanılır. Arı alerjisinde en önemli tedavi aşı tedavisidir. Arı alerjisine karşı uygulanan aşı tedavisi 2-3 yıl kadar sürmekle birlikte % 100 başarılıdır. Uzm.Dr.Cengiz Kırmaz tarafından hazırlanmıştır. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur. Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 09:49 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
Hocam Bİ MÜŞterİmİzde Yazin Çikan Bİ Alerjİ ÇeŞİtİ Var VucÜdunun Her Yerİnde İsİlİk Gİbİ ÇikiyomuŞ Terleyİnce Fİlan Sanici Bİr Hİs VerİyomuŞ Ama Havalar Soguyunca Onun Da BİŞey KalmiyomuŞ Bu Hastaya Ne Gİbİ Bİ KariŞim Yapip Verebİlİrİz
Konu igokcek tarafından (06-01-2006 Saat 19:56 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
Bağırsak Mantarları zehirli gazlar ve zehirli alkoller üretir buda allerjiye sebe olur. Havaların ısınması ile mantarlar daha aktif hareketederler. Tedavisi Gökçek İksiri ile mümkündür.
|
|
|||
|
"Ofis ortamı" alerjik hastalıkları tetikliyor
İSTANBUL (İHA) - Alerjik burun nezlesi, sinüzit, alerjik göz nezlesi, astım, ürtiker ve egzama gibi alerjik deri hastalıkları olarak sayılan alerjik hastalıklar, bazen bir meslek hastalığı şeklinde, bazen de işyeri ortamında bulunan bir alerjenle temasa bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu nedenle özellikle ofis ortamları risk taşıyor. Özellikle işyeri ortamında görülen alerjik hastalıklar hakkında bilgi veren Memorial Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Alerji Bölümü'nden Uzm. Dr. Füsun Soysal, teknoloji geliştikçe alerjik hastalıkların da arttığını söyledi. Dr. Soysal, "Kişilerin kapalı ve dar alanlarda topluca bulunmaları, açık sahada çalışmaktan ofiste çalışmaya dönüş, halı döşemeler, sigara alışkanlığının yayılması, katkı maddesi içeren hazır gıdaların tüketilmesi, ofislerde kullanılan havalandırma ve ısıtma sistemleri gibi faktörler sonucu alerjik hastalıklar, endüstrileşmiş yörelerle kentlerde daha sık görülmeye başlandı" dedi. Bu hastalıkları alerjik burun nezlesi, sinüzit, alerjik göz nezlesi, astım, ürtiker ve egzama gibi alerjik deri hastalıkları şeklinde sıralayan Soysal, "Alerjik hastalıklardan alerjik nezle ve astım açısından enfeksiyonlar, tozlar, sigara dumanı, nem ve halılar büyük önem taşır. Alerjik cilt hastalıkları yönünden yine ofislerde kullanılan karbon, fotokopi kağıtları, boya, mürekkep gibi malzemeler önemli yere sahiptir" diye konuştu. Hava kirliliği denilince akla yalnızca dış ortamdaki kirlilik değil, iç ortamlardaki (ofis, otel, iş merkezleri vb.) kirliliğin de gelmesi gerektiğini dile getiren Soysal, "İç hava kalitesinin insan performansı üzerindeki etkisi bilinen bir gerçektir" vurgusunu yaptı. Çevremizde bulunan alerjenlere karşı bazı kişilerin diğerlerinden daha duyarlı olduğunu kaydeden Soysal, "Bazı kişiler, normal insanlara göre abartılı reaksiyon verebilir. Bu kişiler alerjik bünyeli yani atopik kişilerdir. Günün birinde alerjiyi ortaya çıkaran bir tetikleyici faktörle, bu kişilerde alerjik hastalıklar ortaya çıkabilir" diye konuştu. Alerjik hastalıkların bazen bir meslek hastalığı şeklinde ve işyeri ortamında bulunan bir alerjenle temasa bağlı olarak ortaya çıkabildiğini söyleyen Soysal, şunları söyledi: "Bu açıdan özellikle ofis ortamları risk taşır. Şikayetlerin işe girdikten sonra başlaması, tatil zamanlarında azalması, mesleğe bağlı alerjileri düşündürür. Ofis ortamlarında çalışanlarda, binanın yapımında kullanılan malzemeler, kapalı ortamda içilen sigara, yer döşemelerinde kullanılan halılar, bilgisayar tozları, klimalarda kolonize olan bir takım mikroorganizmalar ve tozlar alerji açısından risk taşır. Özellikle alerjik bünyeli kişilerin alerjilerinin tetiklenmesi ve ortaya çıkmasında rol oynar." OFİS ORTAMI ZATÜREYİ DE TETİKLİYOR Ofis ortamlarının oluşturduğu başka hastalıkların da bulunduğunun altını çizen Soysal, "Ofisler, viral ve bakteriyel solunum yolu enfeksiyonlarına da yol açar. Dünyada en sık rastlanan ve en fazla iş gücü kaybına yol açan hastalık da bunlardır. Çünkü akciğerler mesleki ve çevresel faktörlerin en çok etkilediği organımızdır. Ofislerde havalandırmanın bozukluğu, toplu halde kalabalık olarak bulunma ve sigara içimi bu tarz enfeksiyonların artışına neden olur. Nezle, grip gibi viral enfeksiyonlar, bu ortamlarda daha hızlı bir şekilde yayılır" uyarısında bulundu. Klimalarla bulaşan lejyoner hastalığı denilen tipteki zatürenin de ofis ortamında çalışanları tehdit ettiğinin altını çizen Soysal, "Doğada yaygın olarak bulunan lejyoner hastalığı bakterileri, binaların klima filtrelerine yerleşip kolonize olarak buradan ortam havasına yayılır ve solunum yoluyla bulaşır. Kirlenen havalandırma kanalları aldığı mikroplu havayı temizleyemeden ortama yeniden gönderir. Lejyoner hastalığı bir çeşit zatüredir" dedi. Soysal'ın açıklamasına göre, ortamdaki nem oranı da çok büyük önem taşıyor. Nem oranının azalması, burun ve solunum yolları mukozasında kuruma yaparak solunum yolu enfeksiyonlarını artırıyor. Soysal, "Ofis ortamındaki nem oranının fazla olması, mantarların üremesi açısından da zararlıdır. Bu nedenle ortamdaki nem oranı yüzde 40-60 arasında olmalıdır. Doğru ve etkin havalandırma çok önemlidir. Klimalarla ortam sıcaklığını aniden değiştirmek ve klimaların bilinçsiz kullanımı, solunum yolu enfeksiyonlarıyla alerjik problemlere sebep olmaktadır" diye konuştu. Özellikle çok katlı binalarda çalışanlarda sık görülen 'hasta bina sendromu'na da değinen Uzm. Dr. Soysal, hasta eden binalar konusunda kapalı ortamlarda çalışanları uyardı. HASTA BİNA SENDROMUNUN BELİRTİLERİ Soysal, hasta bina sendromunun belirtilerini şöyle sıraladı: "Sendromun belirtileri arasında; baş ağrısı, baş dönmesi, uyuşukluk, yorgunluk hissi, gözlerde sulanma, kaşınma, kızarıklık, burun akıntısı, hapşırık, burun tıkanıklığı, boğazda yanma, boğaz kuruluğu, gıcık şeklinde öksürük, göğüste sıkışma hissi, nefes darlığı, cilt kuruluğu, ciltte kaşıntılar, burun kanaması, koku ve tat alma bozuklukları, konsantrasyon güçlüğü bulunmaktadır." Buna göre, "Dikkati yoğunlaştırmakta güçlük çekme, nefes alırken zorlanma, sürekli burun akıntısı" belirtilerinden ilki mevcut ise ve diğerleri için de en az 2 'evet' cevabı verenlerde hasta bina sendromu söz konusu olabilmektedir. Teşhisteki en önemli unsur; çalışılan ortamdan uzaklaşılması halinde belirtilerin ortadan kalması. Hasta bina sendromuna karş 'f6yleyen Soysal, şunları söyledi: "Duvardan duvara halı kullanımının önlenmesi, camlar açılmıyorsa hava temizleyen aletlerden yararlanılması gibi önlemler etkilidir. Son 10 yıldır gündeme daha çok gelen 'hasta bina sendromu' konusundaki çalışmalar kesin bir sonuç ortaya koyamasa da, çalışanlar için en iyi performans 19-20 derecede alınmaktadır" şeklinde konuştu. Duvarlar ve havanın yılda 1 kez profesyonel olarak temizlenmesini öneren Soysal, "Havalandırma sistemi taze havanın bina içinde dolaşımını artırmak için temizlenip yenilmeli. Hava filtresi kullanılmalı, temiz ve kuru olmalı. Havadaki nem oranı asla yüzde 60'tan fazla olmamalı. İçeri hava alınan bölge yükleme ya da park alanlarından uzak olmalı. Hava filtreleri düzenli olarak değiştirilmeli. Donanım iyi havalandırılmış alanlarda bulundurulup kullanılmalı. Üreticinin belirttiği direktiflere tam olarak uyulmalı. Bilgisayarlar her 6 ayda bir hijyenik bilgisayar ve elektronik donanım temizleyicileri tarafından temizlenmeli" tavsiyelerinde bulundu. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur. Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 09:49 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
Alıntı:
|
|
|||
|
Alıntı:
|
|
|||
|
Alıntı:
Evet ismaili eskiden beri iyi tanırım, keşke raahtszılıkları o kadar ağır değilken beni dinleseydi.BU RAHATSZILIKLAR GEÇTİ DİYE GÖKÇEK İKSİR VE GÖKÇEK TONİKİ HEMEN BIRAKMAMANIZ GEREKİR.Mantarlar tamamen yok olmadan tedaviyi yarım bırakırsanız ileride yine problem olur.Bu nedenle bir ay tonik ve 3-4 ay iksir daha kullanmanzı gerekir. |
|
|||
|
merhaba İbrahim Bey,
sitenizi inceledim fakat nikel alerjisi ile ilgili bir yazı göremedim. ben yıllardır nikel alerjisi sıkıntısı yaşıyorm. Tabii doktorlar kortizon verdiler. 5 yıl önce kullanmıştım ama bu yıl kullanmadım. Bütün vücudum kabarmış durumda ve deli kaşınıyor. Lütfen bana en kısa zamanda dönermisiniz. Sizin iksir bu konuda da çözüm mü? iyi çalışmalar |
|
|||
|
Alıntı:
|
|
|||
|
Alıntı:
Her türlü allerjinin sebebi mide ve bağırsaklara yerleşen bakteri ve mantarların üretiği toksik maddelereden kaynaklanır.Bu nedenle bunun tedavisi zaman alır.Erken bırakmamanız gerekir. |
![]() |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| Bağırsak florası: | igokcek | Hastalıklar: A-D | 0 | 07-01-2005 15:06 |