Geri git   Şifalı Bitkiler, Doğal Tedavi, Alternatif Tıp, Bitkisel Tedavi, Hastalıklar, kanser, kurdeşen, genital siğil, lipom, allerji, saçkıran, saç dökülmesi, faranjit, epididimit, iktidarsızlık, gözaltı morlukları, kısırlık > Sağlık > Hastalıklar: A-D

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
  #1 (permalink)  
Alt 07-01-2005, 16:26
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 51
Mesajlar: 2.616
igokcek is on a distinguished road
Post Alkolizm:

Alkolizm:

Alkolizm insanların bağımlı olduğu en tehlikeli hastalıklardan biridir. Almanyada 2,5 milyon insan alkolik olup, yılda ortalama 40 bin kişi alkolden ölmektedir. Alkolün sebep olduğu hastalıkların haricinde alkolik insanların sebep olduğu trafik kazaları ve kavgalar sebebiyle ortaya çıkan ölümleride sayarsak o zaman alkolün ne kadar tehlikeli olduğu daha iyi anlaşılır. Ayrıca alkolik olan bir bayanın hamile kalması ve doğum yapmasıda bebeğin bedeben ve ruhen özürlü olmasına neden olur. Sigara ve yanlış beslenmeden sonra en yaygın ve tehlikeli bağımlılıktır.

Alkole genelikle günlük yaşamdaki problemelri aşmakta zorlanan insanlar başvurmakta ve alkolle problemlerini geçici bir süre içinde olsa unutmak için kulanılmaktadır. Oysa alkolle hiçbir problem çözülmediği gibi, bu zamanla alkol bağımlılığına sebep olur ve kişi günbe gün kötü duruma düşer. Alkol nedeniyle insanlar çalışamamakta ve işlerinden olmaktadırlar. Almanyada işten çıkan insanların % 20?si alkol nedeniyledir. Alkol ailelerin boşanarak parçalanma, geçimsizlik, kavga, tecavüz vb, sosyal problemlerin yanında milyarlarca dolarlık iş kayıbı ve zararlara neden olmaktadır.

Alkolizmin belirtileri:
Şayet kişide aşağıdaki faktörlerden en az üçü görülürse, o zaman kişinin alkolik olduğu anlaşılır.
1-) Mecbur hissetme: Kişinin kendini alkol içmeye mecbur hissetmesi
2-) Konturolu kaybetme: Alkol içerken ölçüyü kaçırıp kendini konturol edememe
3-) Alkolü bırakınca rahatsızlanma: Alkol almayı azaltınca veya bırakınca bir takım rahatsızlıklar görülüyorsa
4-) Zamansız alkol içme: Çalışırken veya vasıta sürerken veya sürmeden önce alkol alma
5-) Rizikolarını bilmesine ragmen içme: Alkol içince işyeri veya ailevi problemlerin olacağını bilmesine ragemen içmeye devam etme
6-) Sağlığını tehtit ettiğini bildiği halde içme: Doktorunun yasaklamasına ragmen içmeye devam etme
7-) İhmalkar olma: Önceden yaptığı işleri (hobi) umursamama
8-) Alışkanlık yapma: Kişinin kendini sürekli daha önce içtiğinden daha fazlasını içmek zorunda hissetmesi

Alkolün dozajı kişiden kişiye göre değişir, arada bir içenlerde etkisi daha büyük olur,fakat sürekli içenlerde tahribat bütün organlarda yavaş yavaş olur.
1-) 0,5-1 promil
a-) Arada bir içenlerde: Haz duygusu, konturolsüz davranma, yönünü tayinde zorlanma,
b-) Alkoliklerde: Herhangi bir etki göstermez
2-) 1-2 promil
a-) Arada bi içenlerde: Bulantı, uyuşukluk, uyuklama, vücut hareketlerini konturol edememe (ataksi)
b-) Alkoliklerde: Haz verici, yön tayininde zorlanma
3-) 2-3 promil
a-) Arada bir içenlerde: Kusma, uyuklama, konuşma zorlukları
b-) Alkoliklerde: Duygusallaşma, hareket edemeyip uyuşma
4-) 3-4 promil
a-) Arada bir içenlerde: Koma
b-) Alkolikler: Uyuklama
5-) 4-5 promil
a-) Arada bir içenlerde: Ölüm
b-) Alkoliklerde: Koma, uyuşukluk

Alkole bağımlılığın Jellineck?e göre derecelendirilmesi:
Jellineck alkol kulanmayı 5 katagoriye ayırmıştır.
1-) Alfa-Alkolikler: Problem ve hafifleme alkolikleri: Bu gruptakiler alkol içerler, fakat konturolü kaybetmezler
2-) Beta-Alkolikler: Fırsat buldukca içen: Çevreye uyum sağlamak için içenler
3-) Gama-Alkolikler: Bu gruptaki alkolikler psikolijik ve bedenen alkole bağımlı olma ve alkol içerek konturolden çıkarlar.
4-) Delta-Alkolikler: Tam bağımlı alkolikler: Bu gruptakiler çok ağır psikolojik ve fiziki bağımlılıkları vardır. Bu gruptakiler hergün düzenli alkol içmek zorundadırlar ve bu gruptakilerin alkolü bırakmaları hemen hemen imkansızdır.
5-) Epsilon-Alkolikler: Dönem Alkolikleri: Bu gruptakiler, dönem dönem alkol içerler ve bu alkol içme haftalarca ve aylarca sürebilir ve kendini konturol edemez.

Alkolün etkileri
Alkol içerek alkol bağımlılığına yakalananlar, yani alkolikler bir çok psikolojik ve fiziki rahatsızlıklar ortaya çıkar ve bunların başında
1-) Hepatit, karaciğer yağlanması, sertleşmesi, siroz
2-) Polinöropati: Alkolün sebep olduğu sinirsel tahribat ve psikolojik rahqatsızlıklar
3-) Beyin ve sinir hücrelerini tahribatı nedeniyle, beyin zamanla küçülür, hipofiz gudesi görevini yapamıyarak kişide dolaylı olarak ikdidarsızlığa sebep olur.
4-) Damarların yağlanarak sertleşmesi (arteriskleroz)
5-) Mide-, pankreas-, yemek borusu-, karaciğer-, ve gırtlak kanserine sebep olur.
6-) Kalp kasları hastalıkları (kardiomiyopati), kalp ritim bozuklukları, (aritmi) ve yüksek tansiyon
7-) Psikolojik etkenleri nedeniyele alkolikler kendilerini konturol edemezler evde ve işyerinde huzursuzluklara sebep olur ve herşeyinide kaybedebilir.

Tedavi:
Doktor tarafından alkolün zararları hastaya iyice anlatılmalıdır. Tedavi ancak ve ancak hastanede gözetimde yapılabilir. Alkolikler alkolü çok yoğun çalışmalar sonucu bırakmış olsalarda heran yeniden alkole dönebilirler. Alkolü bırakan şahıs yıllar sonrada bir iki bardak alkol içsede hemen eski durumuna dönebilir. Bu nedenle en doğru olan alkole başlamamaktır. Hindistanda yulafala yapılan tedavi denemeleri ile başta alkolizim ve tiryakilik gibi çeşitli bağımlılık rahatsızlıkları tedavi edilmektadir. Öncelikle uzman bir doktora gidilmelidir, ayrıca doğal ilaçalardan kılıçotu preparatlarininda etkili olduğu yönünde kulananlarca iddialar var.

Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet
Angehängte Grafiken
 

Konu igokcek tarafından (09-09-2008 Saat 18:03 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 07-15-2006, 14:20
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 601
maturidi is on a distinguished road
Standart

Alkol ve madde bağımlılıkları hakkında

Uzmanlar, bağımlılık kavramının, insan-madde etkileşimini içeren kimyasal bağımlılıklar ve insan-insan ya da özellikle çağımızdaki hızlı ve yoğun teknolojik gelişmelere bağlı olarak insan-makine etkileşimini içeren davranışsal bağımlılıklar şeklinde yorumlanabileceğini söyledi.

Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi ergen psikloglarından Orhan Gümüşel, hangi tür bağımlılık söz konusu olursa olsun, bireyin bir dış unsura aşırı derecede gereksinim duyduğunu belirterek, "Bağımlılığın esası bu noktaya dayanır. Bu yolla birey hem kendisine ait bir yetersizliğin, sıkıntının ya da kaygının üstünü örter hem de hoşnutsuz olduğu durumdan kısa süreli de olsa kaçma imkanına kavuşur. Buradan hareketle diyebiliriz ki insanın davranışsal veya kimyasal bir dış unsurla sürekli ve aşırı etkileşimi 'bağımlılık' olarak adlandırılabilir. Tıbbi anlamda ele alındığında ise 'bağımlılık'; biyolojik, sosyal ve davranışsal boyutları olan bir hastalıktır. Bağımlılık tedavisi olan yani düzelebilen ancak bağımlı olunan madde tekrar kullanıldığında hızlı ve şiddetli bir seyirde nükseden bir hastalıktır. Bir başka deyişle kişi bağımlı olduğu maddeyi bıraktığı yere kısa zamanda geri döner. Bağımlılığın gelişimi, maddenin kullanım süresine, kullananın kişilik özelliklerine, maddenin cinsine göre değişir ve her maddenin bağımlılık potansiyeli farklıdır" dedi.

Bağımlılığı besleyen en önemli etkenin keyif verici bir dış unsurun varlığı olduğunun altını çizen Gümüşel, "Yani bir durumu, kişiyi ya da kimyasalı çekici kılan neden, onun bireyi kaygıdan ve gerginlikten uzaklaştırabilme gücü ve keyif verici olmasıdır. Bu durum, bağımlılık geliştirme açısından en yüksek risk grubu olan gençlerin doğal davranış dinamiklerinde daha kolay gözlenebilir. Şöyle ki, genç bir insan doğal gelişim çatışmaları ve bu çatışmalarının neden-sonuç ilişkileriyle uğraşırken genellikle en kestirme ve en zahmetsiz yolu seçer. Çatışmadan doğan gerginlik sırasında gencin keyif aldığı en küçük anlar bile çok kıymetlidir. Psikofizyolojik gelişimde sorun yaşayan gençler ise bu bağlamda savaşmak yerine rahatlıkla hoşnut olmayan durumdan kaçışı seçebilmektedirler. Zaten asıl risk de kaçışın başlamasıyla yargılama gücü zayıflayan gencin ne yöne gideceğinin belirsizleşmesidir" diye konuştu.

Orhan Gümüşel, sözlerine şöyle devam etti:
"Bir ilginin bağımlılığa dönüşmesi daha çok davranışsal bağımlılıklar ile alkol ya da sigara bağımlılığı için söz konusudur. Madde kullanımında süreç ilginin süreklilik kazanmasından çok kaçış sonucu bağımlılığa itilmek şeklinde gerçekleşir. Soruyu özellikle teknolojik bağımlılık çerçevesinde ele alacak olursak süreç içinde yaşanabilecek durumlar şöyle özetlenebilir: Bağımlılık yaratan unsurun bireyin dikkatini çekmesi, etkileşimin giderek artması ve yaşama yayılması (yaşamın rutini haline gelmesi). Dolayısı ile yaşam kalitesinde düşme, tolerans geliştirme, geri çekilme belirtileri (Faaliyetten ve iletişimden uzaklaşma) ile çatışma ve nüksetme. Bu genel bileşenler bir ring hattı gibi işler. Birinin başlangıcı diğerinin bitişi olabileceği gibi birinin bitişi diğerinin başlangıcı olabilir".

Psikolog Gümüşel, madde bağımlılığında ise durumun biraz daha farklı gelişeceğini kaydederek, "Madde bağımlılığı o maddeye duyulan ihtiyaç sonucu ortaya çıkar ve kullanıcının kişiliği ile yakından ilgilidir. Bilinçli kullanıcılar kullandıkları maddenin yarattığı psikolojik ve fizyolojik etkiyi bildikleri için kullanırlar. Bilinçsiz kullanıcılar ya da madde hakkında daha az bilgiye sahip olanlar ise sorundan kaçmak ve yapay olarak sorunsuz bir yaşam alanı yaratmak amacıyla maddeye yönelirler. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki madde kullanan insanlar birbirlerinden direkt etkilenmekte, bunun temelinde de ortak sosyal problemler yatmaktadır" dedi.

Gümüşel, bir insanı madde kullanmaya iten başka nedenleri şöyle sıraladı:
"Örneğin maddenin eğlencenin eğlenebilmenin ayrılmaz bir enstrümanı olması, başlı başına bir eğlence paylaşımı olması, grup dinamiğine uyumluluğu göstermenin bir kriteri gibi algılanması, özenti, yasağa karşı gelebilmiş olmanın tatmini ve büyüme göstergesi olarak atıflanması. Ergenin ruh sağlığını tehdit eden bir etmen olarak bağımlılık kavramını incelerken genel olarak bağımlılık yapan maddelerin neler oldukları, nasıl sınıflandırıldıkları, yapıları ve etkilerinden bahsetmek bilgilendirme adına doğru bir adım olacaktır".

Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet

Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.

Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 12:30 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 12-04-2006, 15:50
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 601
maturidi is on a distinguished road
Standart Dikkat! Sigara ve alkol bel ağrısı yapıyor

Dikkat! Sigara ve alkol bel ağrısı yapıyor

Sigara ve alkolün bilinen kanser hastalıklarının yanında bel ağrısına da neden olduğu belirtildi. Aydın Özel Fizik Tedavi Dal Merkezi FİZİREM kururcularından Uzman Dr. Cavidan Ay "Alkol, sigara, stres, uzun süre aynı konumda oturma gibi durumlar bel ağrısı riskini artırmaktadır" dedi.

Bel ağrısının en sık nedeni belin ve vücudun yanlış kullanımına ve kötü duruşa bağlı yumuşak doku zorlanması olduğunu belirten Fizik Tedavi Uzmanı Cavidan Ay, toplumun her kesimini ilgilendiren bir sorun olan bel ağrısının özellikle sanayileşmiş ülkelerde yaşayanların yaklaşık yüzde 80'inde görüldüğünü söyledi. Bel ağrısının her yaş ve meslekte görülebildiğini ve kesinlikle basite alınmaması gerektiğini kaydeden Ay açıklamasında "Hareketsiz, şişman, ağır spor yapan, yanlış oturma ve duruş alışkanlığı olan kişiler ile ağır işlerde çalışanlarda bel ağrısı daha çok görülür. Alkol, sigara, stres, uzun süre aynı konumda oturma gibi durumlar bel ağrısı riskini artırmaktadır Çocuklarınız oturarak ders çalışırlarken onları öne ve ya yana eğik durmamaları konusunda sık sık uyarınız. İşyerinde devamlı oturarak çalışıyorsanız, bunun beliniz için sakıncalı olduğunu biliniz. Bu nedenle ara sıra kalkıp dolaşınız. Çünkü oturur pozisyonda iken belinize binen yük, ayakta iken olduğundan belirgin şekilde daha fazladır. Hatta yapılan araştırmalarda günlük mesaisinin büyük bir kısmını oturarak geçirenlerde bel fıtığına yakalanma riskinin ayaktakilere oranla daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Oturarak çalışırken belinizi ince bir yastıkla desteklemenizde yarar vardır" dedi.

Kişilerin sandalye ve ya koltukta otururken dik pozisyonda olmaya gayret etmesini ve bunu alışkanlık haline getirmesini isteyen Uzman Dr. Cavidan Ay, Yumuşak, alçak ve derin makam koltuklarının da bel fıtığına davetiye çıkardığını ifade etti. Ay "Bilgisayar karşısında saatlerce hareketsiz veya uygun olmayan pozisyonlarda kalmak beli rahatsız eder. Bilgisayarda çalışırken başınız dik, beliniz ve kalçanızın arka kısmı destekli, köprücük kemikleriniz yere paralel durumda olmalı. Gözleriniz, ekranın üst hizasına yakın konumda ve ekranı tam karşıdan görebilecek pozisyonda bulunmalı. Kollarınız rahat, ön kol ve bilekleriniz aynı çizgi üzerinde yere paralel olmalı. Ayaklarınızı da bir destek üzerine koymanız daha iyi olur" sözleriyle büro çalışanlarını da bel ağrılarına karşı uyardı.
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 02-22-2007, 01:33
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 601
maturidi is on a distinguished road
Standart Alkol Ve Madde Kullanimi

ALKOL VE MADDE KULLANIMI İLE İLİŞKİLİ BOZUKLUKLAR

Madde bağımlılığı, toplumun her katmanında ve her ülkede görülmektedir. İlk başta, çalışma ve eğer öğrenciyse okul performansında düşme, kazalara neden olma ve zehirlenmeye yol açar. İşe ya da okula gitmeme, suç işleme, hırsızlık yapma da sık görülen toplumsal sonuçlarıdır. Özellikle gençler, alışkanlık geliştirmeye daha yatkındır. Erkeklerde kadınlara oranla daha fazla görülür. Genellikle de, kullanıcıların durumlarını gizlemeleri yüzünden tanınması, başlangıçta özellikle zordur.

TANIMLAR

Entoksikasyon (Zehirlenme):

Alkol ve diğer uyuşturucular, toksik (zehirleyici) maddelerdir. Alınan maddenin çeşidine, miktarına, daha önce bu maddeyi kullanma süresine başka koşullara, kişilik yapısına göre tablo değişir. Bu bakımdan alkol veya diğer uyuşturucular alındıktan hemen sonra ortaya çıkan, alınan maddenin merkezi sinir sitemine etkisiyle ortaya çıkan durumdur. Bu dönemde kişi, uygunsuz davranışlar içine girer; ruhsal değişikler olur; kendisine ve çevresine zararlı olabilir. Alınan madde dozu yükseldikçe zehirlenme belirtileri ağırlık kazanır ve ölüme kadar uzayabilir. Bunun örneklerini medyada her zaman görüyoruz.

Tolerans: Kişi, maddeyi kullandığı sürece daha fazlasını almak ister, yoksa aldığı madde istediği etkiyi göstermeye yeterli olmaz. Yüksek dozlara dayanma gücü artar. Kişi, ağır bir kısır döngü içine girer

Çapraz Tolerans: Bir madde kullanımı ile oluşan toleransın benzer başka bir madde için de geçerli olması durumudur.

Madde Kötüye Kullanımı: Kişinin günlük hayatında, mesela, evde, işte, okulda, tehlikeli durumlar, yasal, toplumsal ve mesleki sorunlar gibi tekrarlayıcı ve kötü sonuçlar ortaya çıkarmasına rağmen, maddenin kullanılmaya devam edilmesidir. İçkili taşıt kullanma, bu nedenle kazaya yol açma, işe devam etmeme , kişilerarası sorunlara neden olma, karakollara, mahkemelere düşme vb. bu sorunlara örnek gösterilebilir.

Bağımlılık: Maddeyi almayı sürdürmeye karşı, psikolojik ve fiziksel olarak ihtiyaç duyulması durumudur. Madde, hastanın yaşamında önemli bir rol oynamaktadır. Kişi, bu maddenin alımına karşı kontrolunu kaybetmiştir. Bir maddeye karşı bağımlılık fiziksel, psikolojik ya da her ikisi birden olabilir. Psikolojik bağımlılık, alışkanlık (habitutation), maddeyi sürekli ya da zaman zaman özleyip aramakla karakterizedir. Fizyolojik ya da fiziksel bağımlılıkta ise tolerans gelişmiştir; zaman içinde daha yüksek dozda almak zorundadır. Almadığında, yoksunluk ya da kesilme belirtileri ortaya çıkar. Belirtilmelidir ki, kötüye kullanım ile bağımlılık arasındaki ayrım kesin değildir; çok önemli de değildir. Bu durumu, hastalarımızda sık sık görürüz:?ben esrar kullanıyorum ama istediğim zaman bırakabilirim; zaten sürekli değil, zaman zaman kullanıyorum.?

İptila: Psikolojik bağımlılık, madde arama davranışı, fiziksel bağımlılık ve toleransı kapsar. Bedensel, ruhsal ve toplumsal sağlıkta yıkım ile birliktedir.

Kesilme veya Yoksunluk: Uzun kullanım sonucu, tolerans ve bağımlılk geliştikten sonra, kişinin herhangi bir nedenle alkol veya başka bir uyuşturucuyu kullanmaması veya sağlayamaması durumunda ortaya çıkan fizyolojik rahatsızlık daha doğrusu kriz tablosudur. Kişi, yoksunluk belirtilerinden kurtulmak için tekrar kullanmak ister.

ALKOL KULLANIM BOZUKLUKLARI

Alkol, merkezi sinir sistemi bastırıcısıdır ve toksik bir maddedir. Ruhsal bozukluğu olanlarca ve olmayanlarca, en yaygın olarak kullanılan psikoaktif (ruhsal yönden etkileyici) maddedir. Amerikan vatandaşlarının üçte ikisinin alkol kullandığı bilinir. ABD ve batı Avrupada, insanların yarısı düzenli alkol kullanmaktıadır. Az miktarda alındığında keyif verici bir maddedir; kullanım miktarı arttıkça sarhoşluktan komaya hatta ölüme kadar varan; başka ağır bedensel ve ruhsal bozukluklara yol açar.

Üretiminin kolaylığı nedeniyle insanlık tarihinin başlangıcından bu yana var olan, tüketilen bir maddedir. Bazı dinlerce yasaklanması, yüzyılımızın başlarında ABD?de yasa ile yasaklanması dahil, kullanımı önlenememiştir ve önlenmesi mümkün görünmemektedir.

Eğlence amacıyla ya da sosyal içici olarak alkol tüketimi genellikle kabul görmekle birlikte bunun nerede bitttiği ve alkol kötüye kullanımının, alkolizmin nerede başladığı, hangi durumda alkolizn deneceği açık değildir. Ancak, her düzeyde alkol kullanımının, kullanan her kişi için bir üst basamağa çıkma riskini artırdığı bilinmelidir. Bugünün masum bira içicisi, yarın alkolik olmaya adaydır.

Alkollü içkilerin etken maddesi, etil alkol?dür. Endüstriyel alkollü madde üretimlerinde, etken maddenin etil alkol olduğu varsayılsa bile, niteliksiz üretimlerde, etil alkolle birlikte metil alkol de alkollü içkide bulunabilmektedir. Etil alkol de zararsız olmamakla birlikte, metil alkol özellikle zararlıdır; körlük dahil birçok rahatsızlığa neden olur. Benzer durum, içme amaçlı üretilmemiş alkollerde, örneğin ispirtoda bulunur. Bazı alkoliklerin alkollü içki bulamadığı ya da aradaki farkın -sarhoşluk nedeniyle- ayırdında bulunamadığı durumlarda, ispirto içmesi, ağır zararlara yol açmaktadır.

Bazılarımız, alkol kullanma konusunda, söz gelimi, ?ben sadece bira içiyorum, hafif bir içki? mantığıyla hareket etmektedirler. Halbuki, konuya birim alkol açısından bakıldığında, arada bir fark bulunmamaktadır. Bira büyük bardaklarla, diyelim viski küçük kadehlerle içilir. Bir şişe bira, yaklaşık bir kadeh rakı, viski gibi sert içkiye, bir bardak şaraba eşdeğerdir. Önemli olan alınan alkol miktarıdır. Aslında günlük dilde ?sarhoşluk? dediğimiz olay tıp diline ?akut alkol intoksikasyonu? daha açık deyişle zehirlenmesidir. Kontrolsuz hareket ve konuşmalardan, kusmaya, sallanarak yürümekten yerlerde sürünmeye, sızıp kalmaktan komaya girmeye hatta ölüme kadar uzanan sonuçları hepimizce bilinir. Bu tablo, toplumsal açıdan o kişi için saygınlık kaybıdır.

Alkol kötüye kullanımı, alkolizm ya da alkol bağımlığı düzeyi söz konusu olmadan bile, bir kez biraz aşırıca alkol kullanımının çok kötü sonuçlarını hepimiz biliriz. Trafik canavarının büyük oranda nedeni alkoldür ve birçoğu birkaç kadeh içmek sonucu oluşur. Her türlü yaralama (kendisini veya başkasını), aşka gelip hayava ateş ederken birini öldürme, her türlü saldırganlık örnek verilebilir.

Alkolün bedensel sağlık üzerine olumsuz etkileri ve tıbbi komplikasyonları sayılamayacak kadar çoktur.

Alkol tüketimi çeşitli biçimlerde olabilmektedir:

1/ Sosyal içiciler: Ciddi ve uzun süreli sağlık sorunu veya toplumsal sorun oluşmaz. Alkol alınmadığında kesilme belirtileri görülmez. Ancak, devam edildiğinde alkolik olmaya adaydırlar. Diğer önemli konu da, alkolle ilişkili kaza, suç vb. riski taşımalarıdır.

2/ Alkol kötüye kullananlar (bağımlı olmayan sosyal içiciler): Birinciye ek olarak, birçok bedensel, ruhsal ve toplumsal sorunlar yaşarlar. Alkol kullanımı ile ortaya çıkan yargı bozuklukları ve alkol kullanımının beden sağlığı üzerine olumsuz etkileri ile karşı karşıyadırlar.

3/ Alkolizm (alkol bağımlılığı): Birinci ve ikinciye ek olarak, içme davranışını kontrol etmede yetersizlik ile alkolün bedensel ve ruhsal bağımlılığını yaşarlar. İçme davranışı üzerindeki kontrol kaybı, alkol kötüye kullanımı ile alkol bağımlılığı arasındaki kritik sınırı oluşturmaktadır. Gene de bu sınırın kesin olmadığı belirtilmelidir. Çoğu alkol kullanan hastamın ?canım benimkisi alkolizm değil? dediklerini duyarım. Hodri meydan dendiğinde, ?istesem bırakırım ya, öyleyse mesele yok? diye kendilerini avuturlar.

A:B:?de yşamları boyunca kadınların % 10?u, erkeklerin % 20?si, ?alkol kötüye kullanımı? tanısı alabilmektedir. Alkol bağımlılığı oranı, kadınlarda % 3-5, erkeklerde % 10 civarındadır. Yaşam boyu yaygınlık (prevalans) oranı ABD?de % 14?dür. Alkol kullanımının en yaygın olduğu yaşlar, 20-30 yaşlarıdır.

Alkol kullanımı ile ilgili bozukluğu bulunan kişilerde başka psikiyatrik hastalık bulunması (komorbidite) çok görülür. Alkol kullanım bozukluğu tanısı alan hastaların %30-40?ının, yaşamlarının bir döneminde major depresyon tanısı aldıkları bilinmektedir. Ayrıca, alkol kullanım bozukluğu olan kişlerde, antisosyal kişilik bozukluğu ve diğer madde kullanım bozuklukları sıklıkla birlikte bulunmaktadır. Bunaltılı kişilerin, sosyal fobisi olan kişilerin, gerek bunaltılarını bastırmak, gerek sosyal fobilerini yenmek için alkole başvurdukları bilinir.

Alkol kullanımını etkileyen toplumsal ve kültürel etmenler de vardır. Bazı meslekler, iş adamlığı, turizmcilik gibi, kişiyi alkol kullanımına daha yatkın hale getirir. Bazı dinlerde alkol yasaklanmıştır. ABD?de alkol tüketimi bazı ülkelerden daha fazladır. Örnekleri artırılabilir. Alkol kullanımında kalıtımsal etmenler de rol oynamaktadır. Öz ailesinde alkol kullanma öyküsü bulunan evlat edinilmiş ve alkolden uzak büyütülmüş kişilerde, alkol kullanma riski fazla bulunmaktadır. Öz anne-babasında alkol kullanımı bulunmayan, fakat evlat edinildikleri ailede alkol öyküsü bulunan kişilerde ise alkol riski artmamaktadır. İkiz çalışmaları da bu bulguyu desteklemektedir. Birinci dereceden akrabalarında alkol öyküsü bulunan kişilerde alkol kullanım riski 3-4 kat artmaktadır. Evlat edinme çalışmalarında, çevresel etmenlerin etkisi önemli bulunmamıştır. Bu durumda, alkol kullanım bozuklukları için kalıtımsal yatkınlık söz konusudur. Bulgular, hastalığın sonraki kuşaklara geçişinin heterojenik olduğunu göstermekte; poligenik etiyolojiyi desteklemektedir.

ALKOL KULLANIMININ YOL AÇTIĞI BOZUKLUKLAR

Alkol İntoksikasyonu:

Alkol alımı sırasında ya da hemen sonrasında ortaya çıkar. Uygunsuz davranışlar (saldırganlık, uygun düşmeyen cinsel davranışlar), psikolojik değişiklikler (mizaç değişikliği, yargılama bozukluğu, kahkahalar atma, ağlama) görülür. Toplumsal işlevler bozulmuştur. Peltek konuşma, denge bozukluğu, sendeleyerek yürüme, dikkat ve bellek bozukluğu görülür. Hasta durumunun farkında değildir. Sarhoş olmadığını kanıtlamak için, düz bir çizgide yürüme denemesine girer ve yürüdüğünü iddia eder. Bulantı, kusma, bilinç kaybı, stupor (çok derin uyku hali) ve koma gelişebilir.

Alkol Yoksunluğu:

Birkaç saatten bir kaç güne kadar uzayabilen, terleme, nabız hızının 100?ün üzerine çıkması, ellerde aşırı titreme, uykusuzluk, bulantı ya da kusma, bunaltı, ruhsal bedensel huzursuzluk, sanrılar, kısa süreli dokunsal ya da işitsel varsanılar ve yanılsamalar, sara nöbetleri görülür. Doğaldır ki bu tablo içindeki kişi, günlük yaşamını sürdüremez; toplumsal işlevleri bozulur.

Alkol Yoksunluğu Deliryumu:

Deliryum başlığı altında anlatılan rahatsızlığın aynıdır. Ölümle sonuçlanabilir. 30 yıl kadar önce uzmanlık eğitimine başladığım zaman ilk nöbetimde, bir ?alkol yoksunluğu deliryumu? vakasını deliryum tablosu, epilepsi(sara) nöbetleri sonucu kaybetmiştik.

Alkolik Demans:

Alkolün yol açtığı, kalıcı bunama durumudur. Bunama başlığı altında anlatılan tablo yaşanır.

Bunların dışında, alkol, başka psikotik bozukluklara, psikotik olmayan başka ruhsal bozukluklara da yol açmaktadır. İntihar davranışlarında, depresyondan sonra, ikinci sırayı alkol ile bağıntılı bozukluklar almaktadır.

Alkolle savaş

Tarihle yaşıt alkolle eradike edici (tümden ortadan kaldırıcı) savaş mümkün görünmemektedir. ABD yüzyılımızın başında bunu denemiş; sadece mafyanın daha da güçlenmesi sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, gerçekçi olmak gerekirse, alkolün tümden yasaklanmasının çok mantıklı olmayacağı da söylenmelidir.Öyleyse ne yapmalıdır?

Alkolün elde edilebilirliği, mümkün olduğunca kısıtlanmalıdır. Üretim denetim altında tutulmalı, vergi konusu gözden geçirilmelidir. ?Gözden geçirilmeli? ifadesinin nedeni, alkol satışının zaten vergiye tabi olduğunu vurgulamak içindir. Vergi artırılması yoluna gidilebilir. Bunun yanında, kalitesiz alkol üretimi engellenmelidir. Kalitesiz şarap ya da başka alkollü içkilerin daha ağır bedensel ve ruhsal bozukluklara yol açtığı bilinmektedir. Alkollü içkiler arasında fark olmadığı konusu işlenmelidir. Sözgelimi, birayı küçümsememelidir. On yıl kadar önce, bira?nın neredeyse alkollü içki olduğu inkar edilmiş, satımının ruhsata tabi olması koşulu kaldırılmıştı. Neyse ki bu büyük yanlış bir süre sonra düzeltilmiş, bira da doğru olarak alkollü içki sınıfına alınmış, satımı ve kullanımı diğer alkollü içkilerle eşitlenmiştir. Yasalarımızca, 18 yaşın altındaki çocuklara alkol satımı (mesela marketlerde) ve servis yapılması (mesela birahanelerde) yasaktır. Ancak, bu kuralın ne derece uygulandığı belirsizdir. Gecenin belli saatlerinden sonra alkol satışı ve alkol alınan yerlerde servis yapılması yasaklanabilir. Çünkü, aşırı alkol kullanımının gece geç saatlerde arttığı bilinmektedir.

İnsanlarımız, alkol bağıntılı suç işlediklerinde, bunu bir savunma gibi kullanabileceklerini sanmaktadır. ?o sırada alkol almıştım, ne yaptığımı bilmiyordum, zaten hatırlamıyorum.? Halbuki, işlenen suçun alkol bağıntılı olduğu durumlarda ceza azalmak bir yana artmaktadır. Bu konudaki en yaygın suç, çoğu ölümlü trafik kazalarına yol açmak, öldürme ve yaralama fiilleridir. Alkollü sürücülerin marifetleri, ?trafik canavarı? adıyla her gün medyadadır ve çok dramatik bazen trajikomiktir. Alkollü iken aşka gelip silaha sarılma, havaya ateş ediyorum diye adam öldürme, alkollü ?boğaz köprüsü intihar davranışları? vb.

Alkol satım ve kullanımı konusundaki reklamlar gözden geçirilmelidir. Aksine, alkolün bedensel ve ruhsal zararları konusunda bilgilendirme zaten yapılmakta fakat bunun yeterli olmadığı görülmektedir. Bu bir bilinç meselesidir ve bu sağlanmaya çalışılmalıdır. Doğaldır ki bu konunun bir yanı, bazı risk grupları için yaşama koşullarının düzeltilmesine varmaktadır.

Halkın alkol ve sonuçları konusunda, özellikle birinci basamak hekimlerinin bilgilerinin artırılması, güncelleştirilmesi gerekir. Tabii ki tıp fakültelerinde hekim adaylarına yani tıp öğrencilerine psikiyatri bilgisi verilmektedir. Ancak psikiyatriye ayrılan eğitim zamanı tartışılabilir. Bu tartışma açıldığında da, psikiyatrinin bugün ulaştığı boyut; psikiyatrik hastaların topluma maddi ve manevi maliyeti dikkate alındığında, en azından ?küçük staj? olmaktan çıkarılıp ?büyük staj? grubuna alınması sonucuna varılabilir.

Alkol bağıntılı ruhsal bozuklukların en fazla birinci basamak hekimlerine başvurduğu bilinir. Başka deyişle, alkol sorunlu kişi, psikiyatriye ulaştığında çoğu zaman erken teşhis ve tedavi şansı kaçmış olmaktadır. Bu amaçla, birçok ülkede olduğu gibi, ülkemizde de birinci basamak hekimlerine yönelik alkollle bağıntılı ruhsal bozukluklar konusunda programlar geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Alkolle savaş konusundaki uygulamalara, bölüm sonunda, diğer uyuşturularla savaş bölümünde değinilecektir.

ADSIZ ALKOLİKLER (A.A.)

A.A. (adsız alkolikler), 1935?de ABD?de örgütlenmeye başlamış, hızla bütün dünyada benimsenmiş, ülkemize 1980?lı yıllarda ulaşmıştır. Adsız (anonim) olması, üyeleri deşifre etmeme ve grup içinde eşit olmayı amaçlamaktadır. ?Adsız alkolikler, ortak sorunlarının çözümlerinde birbirlerine yardımcı olmak üzere, deneyimlerini, güçlerini ve ümitlerini paylaşan, başka alkoliklerin sorunlarından kurtulmalarında yardımcı olmak için bir araya gelmiş erkek ve kadın topluluğudur.? A.A. programlarına katılan alkol bağımlısı hastalarımdan dinlediklerim, bu örgütlenmenin son derece iyi niyetli, özgeci, üyelerine eşit davranan bir örgütlenme olduğudur.Söz gelimi, alkol kullanmaktan her tarafı titreyen hastam bu kuruma başvurduğunu anlattı. Alkolü bırakmış, bu nedenle hastamın gözünde yücelmiş kişiler, hastama beklediğinin aksine tepeden bakmayıp son derece yakın davranmışlar; alkolü bırakmış olmayı bir üstünlük gibi görmemişler. Sonra hastam, A.A. programına tabi tutulmıuş, gerek bire bir ilişkilerle ve gerek grup toplantılarına katılarak A.A:?dan nasıl yardım aldığını, kendi ifadesiyle ?kardeşçe? ilişkilerden ne derece yararlandığını anlatmıştı. Şimdiye kadar ülkemizin sadece büyük kentlerinde örgütlenmiş olan A.A., biz profesyonellerin teşviki ile ülke çapında yaygınlaştırılmalı ve güçlendirilmelidir.

MADDE KULLANIM BOZUKLUKLARI

1/ Birincil koruyucu çalışma: Alkol ve madde kulllanmamış kişilerin bu maddeleri kullanmasını engellemek,

2/ İkincil koruyucu çalışma: Alkol veya madde kullanan, ancak bağımlı hale gelmemiş kişileri erken tanımak, erken tedavi ile bağımlı olmasını önlemek,

3/ Üçüncül koruyucu çalışma: Bağımlı kişilerin kendilerine ve çevrelerine verdikleri zararları azaltmak. (Siroz, AIDS vb gelişimini önlemek)

Bilgilendirme ve caydırma, kişisel becerileri artırma (kişinin kendine olan güvenini, hayır diyebilme ve sorunlarla başa çıkma yetisini artırma), sosyal becerileri artırma (Kişilerarası ilişkileri düzenleme, boş zamanları iyi değerlendirmeyi sağlama), bu çalışmaların özünü oluşturur.

AMATEM?in geliştirdiği ?Uyuşturucuya karşı Toplumsal Yaygın Mücadele, UTOPYA? projesi, Mart 1998 itibariyle uygulanmaya başlanmıştır. Programda, sadece hekimlere yönelik eğitimin yeterli olmayacağı düşünülerek üç hedef belirlenmiştir:

1/ Okullara yönelik eğitim programı (Uyuşturucu Maddeler ve Bağımlılık Eğitim Programı)

2/ Hekimler için alkol ve madde eğitim programı,

3/ Sivil toplum örgütleri eğitim programı. Görüldüğü gibi program yaygın bir kitle eğitimini amaçlamaktadır ve çağdaş bir uygulamadır. Bu ve benzeri programların kamu oyunca desteklenmesi gerekir.

Bu satırların yazıldığı günlerde, 1998 yılı mayıs sonlarında, gazetelerde küçük fakat önemli bir haber yer aldı. ?Kötü alışkanlıklara karşı yayın zorunluluğu? başlığını taşıyordu. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), yönetmeliğinde yapılan bir değişiklikle yayın kuruluşlarının, sigara, alkol, uyuşturucu madde, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklara karşı haftalık yayın süresinin % 5?ten az olmamak üzere caydırıcı nitelikte programlar yayımlama zorunluluğu geliştirilmişti. Aynı zamanda, bu yayınların yasak savmak kabilinden, mesela sabah saat 6?da yapılmasını vb. önlemek için, bu caydırıcı, eğitici yayınların saat 09-21 arasında yapılması kurala bağlanmıştı. Gönül isterdi ki, değerli yayıncılarımız, tek amacın reyting olmadığını düşünsünler ve böyle bir yönetmelik olmadan yapmış olsunlardı. Eğer yönetmelik zoruyla olacaksa, gene gönül isterdi ki bu yönetmelik yıllar önce getirilmiş olsaydı. Ve de ümidedelim ki, yönetmelik zoruyla yapılacak bu programlar, iyi niyetle yapılsın, yasak savmak kabilinden ya da göstermelik olarak yapılmasın.

Prof Dr Ahmet Çelikkol

Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet
Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.

Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 12:30 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 03-03-2007, 18:00
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 601
maturidi is on a distinguished road
Standart

Alkol ve Madde Kötüye Kullanımı

Alkol kullanımı ne zaman problemdir?
Alkol kullanmanın problem haline dönüşmesi için kişinin sürekli alkol alıyor olması gerekmez. Kişi, zaman zaman kullansa da, alkol almaya bağlı olarak aşağıdaki problemlerden birisini dahi tekrar tekrar yaşıyorsa profesyonel yardımı gerektirecek düzeyde alkol kullanma problemi var demektir.
- İşte, okulda ya da evde üstüne düşen görevleri tekrarlayıcı bir biçimde aksatma: Kişi, alkol nedeniyle zaman zaman işe ya da okula gidemez ya da başarılı olamaz, okulu asabilir ya da bu yüzden ceza alabilir.
- Fiziksel olarak tehlikeli durumlarda yineleyici biçimde alkol kullanımı: örneğin alkol etkisinde iken araba ya da makine kullanmak.
- Alkol ile ilişkili ortaya çıkan yasal sorunlar: örneğin alkollü iken araba ya da makine kullanmak.
- Alkol ile ilişkili ortaya çıkan yasal sorunlar: örneğin alkollü iken kavgaya karışıp göz altına alınma.
- Alkolün neden olduğu ya da alevlendirdiği sürekli ya da tekrarlayıcı insanlar arası sorunlar: örneğin alkol kullanımı nedeniyle eşle tartışmalara girmek.
- Unutulmamalı ki, bu durumlar kişinin alkol aldığı zamanların hepsinde değil, bazılarında olabilir ama tekrar tekrar oluyorsa bu kişi içkinin zararlı sonuçlarını kontrol edemiyor ve alkolle başı dertte demektir. Bu duruma tıpta 'alkol kötüye kullanımı' adı verilir.

Alkolik kime denir?
Alkolizm deyince birçok insanın zihninde, parklarda ispirto şişesine sarılıp sızan ağır alkol bağımlıları canlanır ve kolayca kendilerinde 'alkol problemi olmadığını' söylerler.

Aşağıdakilerden en az üçü varsa alkol bağımlısı tanısı koyarız:
- Niyetlendiğinden daha fazla miktar ve sürede alkol almak. Örneğin kişi bir kadeh içmek niyetiyle başlar, ama şişe bitmeden bırakamaz.
- Kişi bırakmayı istediği ya da defalarca bırakmayı denediği halde yeniden içmeye başlar. Zaman zaman birkaç gün ya da ay içmeyebilir. Bunu Ôistediği zaman bırakabildiğinin' kanıtı olarak göstermeye çalışabilir.
- İçkiye fazla vakit ayırır. Bazıları gün içinde kimseye fark ettirmemeye çalışarak içebilir.
- İçki içmeye fırsat bulamadığı sosyal faaliyetleri, hobileri, başka zevk verici aktiviteleri azaltır ya da terk eder.
- Alkole bağlı ya da alkolle artan fiziksel (karaciğer hastalığı, yüksek tansiyon, gastrit vb) ya da psikolojik (depresyon, anksiyete, uyku bozukluğu vb) problemler yaşamasına rağmen içmeye devam eder.
- Aynı etkiyi almak için, içtiği miktarı artırır ya da başkaları için çok sayılacak miktarlarda içtiği halde etkilenmez (bunu, yanlış olarak iyi bir şeymiş gibi, alkole dayanıklı olduğunun kanıtı olarak öne sürebilir).
- Alkol almadığı zaman titreme, terleme, çarpıntı gibi şikayetler yaşar.

Alkolizmden kurtulmak mümkün mü?
Toplum, alkol kullanımını kontrol edemeyen kişilerin ruhen zayıf, hatta dengesiz olduğunu düşünür. Birçok alkolik de kendisini böyle görür. Ancak alkolizm bir hastalıktır, yani kişi, alkol karşısında iradesini ve seçim yapma gücünü kaybetmiştir. Alkol karşısında güçsüzlüğünü kabul etme ve bu konuda yardım arama, iyiye doğru değişimin ilk adımı ve mutlak şartıdır. Milyonlarca insan bu ilk adımla başlanan yolda alkolün hayatlarına verdiği zararların üstesinden gelmişlerdir. Tedaviden sonra uzun süreli takip gereklidir. Kişi uzun süre hastanede bile kalsa, daha sonra izlenmezse alkole dönmesi kolaydır. Düzenli aralıklarla görüşmelere ya da kendine yardım gruplarına katılmalıdır. Nüksler (tekrarlamalar) ilk 6 ayda en sıktır.

Alkolizm tedavisi
DETOKSİFİKASYON (yoksunluk belirtilerinin giderilmesi)
BAĞIMLILIĞIN TEDAVİSİ DEĞİLDİR.
Akolizm ya da diğer madde bağımlılıklarının asıl tedavisi detoksifikasyondan sonra başlar.
Adsız Alkolikler gibi kendine yardım grupları tedaviye entegre edilmelidir. Davranışçı-bilişsel tedaviler iyi sonuç verir. Eğitimsel faaliyetler tedavinin önemli bir parçasıdır. Hastanın içinde bulunduğu aile ele alınmalıdır, çünkü alkolizm bir 'Aile Hastalığı'dır.
Çeşitli depresyon ilaçları ve lityumun alkol alımını azalttığını gösteren çalışmalar vardır.
Disulfiram (Antabuse), alkol alındığında şiddetli bir reaksiyona neden olur. Kişi bu riski bildiği için ilacı alırken canı çok çekse de alkol almaz. İlacın etkisi, bırakıldıktan sonra 1-2 hafta daha devam ettiği için, kişi alkol almaya karar verip ilacı kesse de beklemesi gerekir. Bu sürede alkole yeniden başlama kararını gözden geçirecek uzun zamanı olur. Hasta bilmeden yiyeceklerine katılması son derece tehlikelidir.
Naltrexone (Nemexine) ve acomprasate, alkol alma isteğini azaltarak etki gösterirler. Araştırmalar, naltrexone alan eski alkoliklerin alkol almaya başlasalar bile bunu daha kolay durdurabildiklerini ve yoğun olarak içme risklerinin azaldığını göstermektedir. Ancak bu ilaçla dahi, sosyal içici olmaları mümkün değildir. İlacı kullanmanın amacı, az içebilmek değil, alkol alımını durdurmayı kolaylaştırmaktır.

Alkolizmde ailenin durumu ve aileye düşün görevler
Alkolizm, bütün aileyi etkileyen aynı zamanda aile tarafından etkilenen bir hastalıktır. Hatta alkolizm için 'aile hastalığı' diyen yazarlar vardır. Tedavide de aileye önemli roller düşer. Alkolikler genellikle 'dibe vurmadan' yani her şeylerini kaybetmeden, alkolik olduklarını kabule yanaşmazlar ya da sırf çevrelerindekileri susturmak için alkolik olduklarını söyler, ama bunu değiştirmek için hiçbir ciddi çaba harcamazlar. Bu nedenle tedaviye istekli değillerdir. Ailelerinin alkolik hastayı destekleyen tavrı, onun dibe vurmasını ya da dibe vurduğunu fark etmesini engeller. Yapılması gereken, alkolizminden ve sonuçlarından sadece kendisinin sorumlu olduğunu, alkolik kişiyle açık açık konuşmak ve onun bazı şeylere karşılaşmasını engellemektedir.

Aileler, özellikle eşler, alkolizmden kendileri sorumluymuşcasına bir suçluluk içinde, kendilerini paralama derecesinde, bir kurtarma çabasına girebilirler. Eşlerde, buna bağlı depresyon sık görülür.

Bağımlılıkla ilgili risk faktörleri
Aile ile ilgili risk faktörleri
- Anne ve baba desteğinin az olması
- Anne ya da babada alkol kullanımı
- Anne ve babanın, gencin alkol kullanımına izin verici, fazla toleranslı bir tutum içinde olması
- Anne ve babanın çocuk ile ilişkisinin kalitesi (ayrılan vaktin uzunluğundan çok, bu vaktin nasıl değerlendirildiği önemlidir)
- Tutarsız disiplin (anne ve babadan birinin yasakladığına farklı tutumlar sergilemesi)
- Anne ve babanın çoçuğun aktivitelerine ilgisizliği
- Başarının ödüllendirilmeyişi, suçluluk duygusu uyandırmanın eğitim metodu olarak kullanılması
- Çevrenin gerçekçi olmayan beklentileri (çok başarı beklenmesi ve bu nedenle mevcut başarının takdir edilmeyişi gibi)
- Çocuğun okuldan sonra kendine bakması

Sosyal risk faktörleri
- Yaşam stresleri (göç, işsizlik vs)
- Alkol kullanan arkadaş grupları içinde olmak
- Düşük okul başarısı
- Düşük sosyoekonomik düzey
- Göç yaşama
- Okul dönemi içinde çalışma
- Cinsel ya da fiziksel taciz yaşama

Kişiyle ilgili risk faktörleri
- Girişkenliğin az olması
- Kendine güvenin az olması
- Kendini kontrol etme yeteneğinin az olması
- Baş etme mekanizmalarının kötü olması
- Dışarıdan kolay etkilenme
- Agresif kişilik yapısı
- Heyecanlı, dürtüsel, asi, kötümser kişilik yapıları
- Sosyal değerlere yabancılık
- Davranış bozuklukları

Rol modelleri
Gencin kendisine örnek aldığı kişiler, bazı maddelere başlamasını kolaylaştırır. Örneğin ağzında sigarayla çekilmiş pozları ile ünlü olan James Dean'e hayran olan bir genç, O'nu taklit etmek, O'nun gibi çekici görünmek için sigaraya başlayabilir. Bu yönden de gerek medyaya gerekse anne ve babalara görev düşmektedir. Gençler, aile içinden ve çevresinden başlamak üzere iyi rol modelleri bulabilmelidirler.

Genetik faktörler
Araştırmalar göstermektedir ki, özellikle alkol bağımlılığı genetik yatkınlıkla yakından ilişkilidir. Hatta evlatlık verilmiş kişilerde alkolik olma sıklığının, kendilerini yetiştiren aileden daha fazla, biyolojik anne ve babalarındaki alkolizmle ilişkili olduğu bulunmuştur. Alkolizme yatkınlık, alkole dayanıklılık şeklinde nesilden nesile aktarılmaktadır. Alkole daha dayanıklı olanlar, çok içtikleri halde az etkilendikleri için daha çok içerler ve sonunda daha kolay alkolik olurlar ve bu özellik, yani alkolün etkilerine dayanıklı olma kalıtımsaldır. Özellikle babası ya da erkek kardeşinin alkol problemi olan erkekler sosyal içicilikten bile sakınmalı, alkolden tamamen uzak kalmalıdırlar.

Beklenti
Alkolün sosyal ilişkileri kolaylaştırdığına, amfetaminin performansını artıracağına, sigaranın kendisini olgun gösterdiğine vs. inanan kişiler, bu maddeleri kullanmaya daha kolay ve erken başlarlar.

Koruyucu faktörler
- Duygusal olarak destekleyici anne ve baba
- Anne ve baba ile iyi iletişim
- Organize okul aktivitelerine katılım
- Akademik başarıya önem verilmesi
- Dindar olma


Uyuşturucu kullanımının erken belirtileri (Aileler ve eğitimciler gençlerde nelere dikkat etmeli?)
- Fiziksel belirtiler: kilo kaybı, burunda iritasyon (tahriş), müzmin öksürük, iğne izleri (tipik olarak koldadır, bazıları saklamak için ayak parmak araları gibi kolay görülmeyecek yerlere dahi yaparlar)
- Kişisel alışkanlıklarında değişiklik: giyim tarzı, uyku düzeni, arkadaş çevresi değişebilir. Yeni arkadaş ve ilgiler edinir.
- Akademik performansında düşme: kötü notlar almaya başlama, sınıfta kalma, disiplin cezası alma vb.
- Psikolojik belirtiler: Duygulanımda dalgalanmalar, risk içeren davranışlar, çalma vb.

İ.Ü. Hasta Okulu Yayınları

Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet

Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur.

Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 12:31 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:28 .


Powered by vBulletin Version 3.7.1
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0

Sağlık Siteleri Buluşma Noktası - www.saglik-siteleri.com

|Dogal tedavi | AlterNatif TıP | Bitkisel Tedavi | GokcekAktar | Gokcekİksir | Tonik | Tentur | Diyet | Aloeverabu | Nonibu | ZenceFiL | Vucut | SifalıBitkiler | Frmbest | F.DenizYıldızı | Frmsever | Bilgeforum | Forumsahil | Turksiteler100 |