![]() |
|
|||
![]() ![]() AİDS AİDS kelimesi ingilizce Acquired İmmunodeficiency Syndrome diye anılır ve bunu türkceye İmmün zafiyeti hastalığı diyede çevirebiliriz. İmmün zafiyeti olan kişide hastalığa karşı vücudun mücadele gücü düşer. Bu nedenle AİDS?li çok çeşitli ve ağır hastalıklara yakalanır ve vücutun savunma sistemi mikroplarla mücadele edemediğinden kişi ölebilir, fakat tetbir alınırsa durum değişebilir vede iyileşebilir. AİDS?in oluşmasına sebep olan virüse kısaca HİV denir ve buda Human İmmuno deficiency Virs denir ve türkceye İmmün zafiyeti Virüsü? diye çevrilebilir. HİV-Enfeksiyonu bir çok katagoride incelenir. İmmün zafiyeti (bağışıklık sistemi zafiyeti) nedeniyle enfeksiyon (bulaşıcı ) hastalıklar ve urlar aşırı şekilde ilerler. AİDS tedavi edilebilir, fakat hastanın immün zafiyetini güçlendirimek şarttır. Hİ-Virüsü nereden gelmektedir? Afrikada yaşayan bazı maymun türlerinde bu virüse benzer bir virüs olan SİV Simian İmmunodeficiency Virus?ün olduğu ve AİDS?e sebep olan Hİ-Virüsünün bu virüsün değişmesi ile ortaya çıktığı tahmin edilmektedir. Bu SİV?in 1930?larda insanlara geçtiği, fakat yıllarca ne olduğu anlaşılmamış ve ilk defa 1983/84 yıllarında HİV-1 ve sonrada HİV-2 tesbitedilmiştir. HİV-İmmün sistemini nasıl zayıflatır? İmmün sisteminin görevi bakteri, virüs, mantar ve parazitleri zararsız hale getirmektir. HİV immün sistemini zayıflatır, çünkü yardımcı hücrelerin (CD4-Hücreleri) içine girerek onu yönlendirir ve içinde çoğalır. Böylece yardımcı hücreler devre dışı kalır ve immün sistemi zayıflar. HİV kana geçerse immün sistemi kandaki bu virüsleri yoketmek ister, fakat yardımcı hücrelerin içinde virüsler olduğundan virüsü tanıyamaz vede hiç bir şey yapamaz. Yardımcı hücreler HİV tarafından ya tahrip edilir veya konturol altına alınır. Böylece yardımcı hücreler azaldıkca başta kanser olmak üzere hastalık yapıcı virüs ve bakteriler harekete geçer. Normal olarak immün sistemi tarafından konturol altında tutulan virüsler ve bakteriler konturoldan çıkarak vücuda yayılır ve saldırganlaşırlar. HİV-Enfeksiyonu? HİV-Enfeksiyonu insandan insana farklı şekilde ortaya çıkar. Bazen kişi Hİ-Virüsü taşımasına rağmen immün sistemi güçlü olduğundan uzun süre problem çıkarmaz. Hİ-Virüsü kan da ne kadar çoğaldığı ''viral load?'la , yani kandaki virüs sayısının milimetre oranında artışından beli olur. Yardımcı hücrelerin (CD4-Hücreleri) kandaki oranıda immün sisteminin ne durum da olduğunu gösterir. Enfeksiyonun ilk haftasında kişide grip benzeri rahatsızlıklar ortaya çıkar. Üç ay sonra ise kandaki yardımcı hücre ve Hİ-Virüsülerinden enfeksiyon durumu öğrenilir. HİV?in belirtileri: 1-) Uzun bir süre lenf bezleri kendini beli etmeden şişer. 2-) Geceleri aşırı terleme 3-) Sürekli ishal Bu belirtiler başka bulaşıcı hastalıklardada görülebilir. Bu nedenlede kan testi yapılarak kesin sonuç elde edilebilir. İmmün sisteminin aşırı zafiyeti: HİV tarafından immün sisteminin zayıflaması nedeniyle Akciğer iltihaplanması benzeri (pneumocystis- carnii-pneumonie) hastalığı, beyinde hastalık (toksoplazma), küf mantarının yayılması, herpes virüsü, zona hastalığı vb., ağır hastalıklar ortaya çıkar. HİV-Testi Hİ-Virüsü bulaştıktan sonra vücut buna karşı antikor salğılamaya başlar. Kandaki antikorun oluşması 3 ay sürer ve antikor bulunursa o zaman positif, bulunmazsa negatif diye anılır. HİV-Antikor testi için 3 ay geçmesi gerekir. HİV-Antikor testi için çok duyarlı olan ?ELSA? testi uygulanır. Test positifse HİV-Enfeksiyon test sonucu positif bulunursa, günümüzde birçok ilaçla insanların eskisine göre daha uzun süre yaşamaları mümkün olmaktadır. Tabiki testin ?positif? çıkması insanların hayatını altüst etmektedir. Bu nedenle hastanın aynı zamanda pisikolojik tedaviye ihtiyaçı olabilir. AİDS?li insanın yakın çevresi hastayı yalnız bırakmamalıdır, çünkü AİDS insanlara sex, iğne, yani kan ve çok yakın ilişkilerle geçer. Dünyadaki HİV?li ve AİDS'lilerin sayısı: AİDS dünyanın her yerinde farklı yoğunlukta ortaya çıkmıştır. 2002 yılında 44 milyon HİV/AİDS?e yakalanmıştır. Bunlardan 20 milyonu kadın, 20 milyonu erkek ve 4 milyonu çocukdur. Yine bu yılda 5 milyon kişi AİDS?e yakalanmış ve daha önceden AİDS?e yakalanan 3 milyon kişi ölmüştür. 1994?de İsviçrede 686 kişi AİDS?den ölürken bu 2002?de alınan tedbirlerle 42?ye düşmüştür. Afrika (saharanın güneyi) 30 milyon AİDS?li Kuzey Amarika 1,0 milyon AİDS?li Güney Amarika 1,5 milyon AİDS?li Orta Amarika 0,5 milyon AİDS?li Doğu ve güney Asya 6,0 milyon AİDS?li Dogu Avrupa 1,5 milyon AİDS?li Batı Avrupa 1,0 milyon AİDS?li Kuzey Afrika ve Arap Ülkeleri 0,5 milyon AİDS?li Enfeksiyona yakalanmanın yolları: İsviçrede böyle, Türkiyede ise genelikle Nataşalardan AİDS?E yakalanılmaktadır. Erkeklerden Kadınlarla sexden % 42 Translarla (ibnelerle) sexden % 35 Eroinmanların kulandığı iğnelerden % 17 Bilinmeyen sebeplerden % 6 Kadınlarda Erkeklerle sexden % 79 Eroinmanların kulandığı iğnelerden % 13 Dikkat edilmesi gereken hususlar: 1-) Yabancı erkekler ve kadınlarla yatılmamalı 2-) Yabancı erkek ve kadınlarla yatanların presvaratif kulanılması 3-) Kan alırken AİDS?siz olduğu kesinlikle bilinen kanlar alınmamalı 4-) Sapık cinsel ilişkilerden uzak durulmalı AİDS?in tedavisi: Günümüzde çok kompleks ilaçlarla (NRTİ, NNRTİ, Pİ ) hastanın durumu bu ilaçlarla hafifler, çünkü virüslerin yayılması yavaşlar. Bu ilaçlar çok pahalı, yani yılda 10.000 ? olduğundan sadece ABD ve AB Ülkelerinde sigortalı insanların ilaç ihtiyacı karşılanmaktadır. Öncelikle uzman bir doktora gidilmelidir, kimyasal ilaçların yanında ZYE preparatları, Gökçek İksir veya Gökçek İksiri kulanılırsa immün sistemini kuvvetlendirir ve böylece kişinin direnci artar. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 10:08 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
Dikkat! Aşırı yorgunluk AIDS belirtisi
Bursa Özel Hayat Hastanesi Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Özkul, 1 Aralık Dünya AIDS Günü münasebetiyle yaptığı açıklamada, sebebi açıklanamayan aşırı bir yorgunluğun AIDS belirtisi olabileceğine dikkat çekti. Özkul, "AIDS, bağışıklık sisteminde yetmezlik meydana getiren bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. Adını, Acquıred Immun Deficiency Sendrom (Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu) kelimelerinin baş harflerinden almıştır. HIV (Human İmmundeficiency Virus) denilen virüs aracılığı ile bulaşır. HIV, insan vücudunun hastalıklara ve mikroplara karşı savunma gücünü azaltır ve başka hastalıkların gelişmesine ortam sağlar. Türkiye'de ilk vakaya 1985 yılında teşhis kondu. 1992 yılından beri hasta sayısı katlanarak artıyor. Genç nüfusun çokluğu, cinsel yolla bulaşan hastalıklarla ilgili bilgilerin kısıtlı olması, turizm sektörünün giderek gelişmesi, damar içi madde kullanımının artması olarak sıralanabilir. Çok eşli ve korunmasız cinsel hayat, eşcinsel ilişki, damar yoluyla uyuşturucu madde kullanımı hastalığın bulaşma yollarıdır. Bu yollarla bulaşma, bilgi ve iradeyle önlenebilir" dedi. Kişinin kontrolü dışındaki da bulaşma yollarının olduğunu söyleyen Özkul, "HIV virüsü taşıyan anneden bebeğe plasenta yoluyla bulaşması, bu virüs yönünden test edilmemiş kan ve kan ürünlerinin kullanılması, virüs taşıyan cerrahi aletler ve akupunktur iğneleri ile tedavi yapılması, virüs taşıyan aletlerle vücuda dövme yapılması sonucu kişinin kontrolü dışında AIDS hastalığına yakalanma riskini artırır" diye konuştu. Sebebi açıklanamayan aşırı bir yorgunluğun AIDS belirtisi olabileceğine dikkat çeken Dr. Ahmet Özkul, "Kilo kaybı, gece terlemesi, 3 aydan daha uzun süren lenf bezi şişkinlikleri, 3 aydan daha uzun süren ateş ve sürekli ishaller de AIDS belirtileridir ve taşıyıcılar hastalık ortaya çıkıncaya kadar belirti vermezler" dedi. |
|
|||
|
AIDS korkunç bir hızla yayılıyor
İSTANBUL (İHA) - İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı (İKGV), Türkiye'de seks işçilerine uygulanan ayrımcılık, şiddet ve dışlamaları ortadan kaldırabilmek amacıyla 2005 yılından bu yana sürdürdüğü eğitim projesini tamamladı. "Seks İşçilerinin Güvenli Cinsel Davranışlarının Desteklenmesi Yoluyla HIV/AIDS ve CYBE'lerin (Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlar) Önlenmesi" konulu proje kapsamında önemli çalışmalar yapan vakıf, Türkiye'deki seks işçilerinin yaşadığı gerçeklere yakından tanıklık etti ve çarpıcı rakamlara ulaştı. Başta AIDS olmak üzere cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda fuhuş yapılan kapalı ve açık alanlarda seks işçilerini eğiten ve ayrımcılık, şiddet ve dışlamaların ortadan kaldırabilmesi amacıyla hukuki mücadelelerde bizzat görev yapan vakıf proje ekibi, Türkiye'nin bu gizlenen yüzüne tanıklık etti. İKGV Proje Koordinatörü Dr. Muhtar Çokar, Sosyal Danışman Şevval Kılıç ve Eğitim Danışmanı K. Filiz Sasaoğlu,'nun yapacakları basın toplantısına seks işçileri de katılarak Türkiye gerçeklerini anlatacak. |
|
|||
|
Her gün 16 bin kişi AIDS virüsü kapıyor
KONYA (İHA) - Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve AIDS Savaşım Derneği Konya Şube Başkanı Prof. Dr.Mahmut Baykam, dünyada her gün yaklaşık 16 bin kişinin AIDS virüsü kaptığını, yani her 5 saniyede bir kişinin bu virüsle temas ettiğini söyledi. Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Toplantı Salonu'nda Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla yapılan, AIDS Savaşım Derneği Konya Şubesi'nin 8. Genel Kurulu'nda konuşan Prof. Dr. Mahmut Baykam, AIDS'in her geçen gün hızla yayıldığını, Türkiye'de bugüne kadar 2 bin 254 kişi de bu virüsün görüldüğünü belirtti. Prof. Dr. Baykam, "Dünya Sağlık Örgütü'nün Ekim 2006 verilerine göre, HIV ve AIDS virüsü ile yaşayan 39.5 milyon insan var. Bunlardan 37.7'si erişkin yaşlarda, 17.7 milyonu kadın, 15 yaş altı ise 2.3 milyon olarak saptanmış. Türkiye'de 1985 yılından beri AIDS vaka ve taşıyıcıları 2 bin 254 kişi olarak tespit edilmiş. İllere göre dağılımına bakıldığında ise, en çok İstanbul'da en az Trabzon'da görülmüş. Konya'da ise 1994 yılından beri 19 vaka görülmüş, bunlardan 4'ü ölmüş" dedi. AIDS'in cinsel yolla ve kan yoluyla bulaştığını belirten Prof. Dr. Baykam, virüsün organ naklinde, tıraş bıçağı, diş fırçası, enjektör paylaşımı, kesici-delici aletler ve anneden emzirme yoluyla bebeğe geçtiğini hatırlatarak, "Günlük yaşamda ve sosyal ilişkilerle, öpüşme, dokunma, sarılma ve tokalaşma ile bulaşmaz. Ayrıca herkese açık tuvalet, havuz, duş kullanma, başkalarının eşyalarını kullanmakla da geçmez. Sinek, böcek sokması, hayvan ısırması ile bulaşmadığı tespit edilmiştir. AIDS'in belirtileri ise, tekrarlanan ateş ve gece terlemeleri, belirli bir nedeni olmayan süratli bir kilo kaybı, boyun, koltuk altı ve kasık lenf bezlerinde şişme, sürekli yorgunluk, ishal ve iştah azlığı, ağızda beyaz lekeler, deride koyu renkli lekeler, lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlanan uçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, öksürük, tüberküloz, akciğer hastalıklarıdır" diye konuştu. AIDS'ten korunmanın birçok yolu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Baykam, "Cinsel temasla bulaşmayı önlemek için birden fazla kişiyle cinsel ilişki kurulmamalı, tek eşle evlilik tercih edilmeli, kan veya ilaç alırken daima tek kullanımlık steril iğne ve şırıngalar kullanılmalı. AIDS mikrobu almış kadınların hamile kalmamasına dikkat edilmeli ve toplumun bilinçlendirilmesi gerekir" şeklinde konuştu. |
|
|||
|
"AIDS" Nasıl Bulaşır? Nasıl Bulaşmaz?
Türkçesi "Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu" olarak ifade edilen AIDS i, çağımızın en korkunç hastalıklarından biri olarak nitelendirebiliriz. AIDS hastalığının etkeni bir virüs olup kısaca HIV olarak adlandırılmaktadır. Bu virüsün 2 tipi vardır; HIV - 1 dünyada en yaygın görülen AIDS etkeni virüsüdür. HIV - 2 ise daha nadir olarak görülür, ancak batı Afrika da sık rastlandığı bildirilmiştir. AIDS, kişiyi hastalıklara karşı koruyan bağışıklık sisteminin zayıflamasından dolayı ortaya çıkan hastalıklar kombinasyonu için kullanılan tıbbi bir tanımdır. Bağışıklık yetmezliği, HIV in neden olduğu enfeksiyon sonrası ortaya çıkar. Bu virüs insanın bağışıklık sistemini bozarak, vücudun normalde dirençli olduğu birçok hastalığa karşı kendini koruyamamasına neden olur. Bağışıklığını kaybetmiş olan insan vücudu, herhangi bir basit solunum yolu enfeksiyonuna, mantar enfeksiyonlarına ve benzerlerine kolayca yenik düşebilmektedir. AIDS, HIV enfeksiyonunun son safhasıdır. HIV / AIDS tüm dünyada hızla yayılmaktadır. Hastalığa ait özellikler; ? Kan yoluyla ve cinsel ilişkiyle hızla yayılabilmektedir. ? Kadınlarda ve erkeklerde, yani her iki cinste de görülebilmektedir ? Her yaştaki insanlarda görülebilir ? HIV / AIDS in kesin tedavisi halen yoktur ? HIV / AIDS in henüz koruyucu bir aşısı da mevcut değildir AIDS virüsünü kanında taşıyan kişi ya AIDS taşıyıcısı, ya da AIDS hastası konumundadır. AIDS taşıyıcısı olan bir kişi, hiç bir klinik belirti göstermeden toplum içinde yaşıyabilmektedir. Fakat, belli bir süre sonunda ( ortalama 2 -8 yıl ) taşıyıcı kişi, çeşitli klinik belirtiler göstererek AIDS hastası olmaktadır. AIDS hastasını bekleyen kesin son ise, ( tedavi edici bir ilaç bulunmadığı sürece ) ölümdür. HIV / AIDS in Bulaşma Yolları 1. Cinsel ilişki, kanında HIV taşıyan kişiyle cinsel ilişkide ( vajinal, anal veya oral ) bulunmakla HIV bulaşabilir 2. Kan yoluyla, HIV / AIDS li kişinin kan, kan ürünleri, doku veya organlarının nakliyle bulaşabilir 3. HIV / AIDS li anneden gebeliği süresince veya doğum esnasında bebeğe HIV geçebilmektedir. Daha az oranda olmakla beraber annenin bebeği emzirmesiyle ( anne sütüyle ) bebeğe HIV bulaşabilir HIV Nasıl Bulaşmaz ? El sıkışma ? Sosyal öpüşme ( yanaktan yanağa ) ? Kucaklaşma ? Başkasının giysisini giyme ile ? Tükrük, göz yaşı, ter, öksürük, aksırıkla HIV bulaşması söz konusu değildir. Yiyeceklerle, aynı tabak, çatal, kaşık, bardak, aynı tuvalet ve banyoyu kullanma, telefon ve benzerlerini kullanmakla HIV / AIDS bulaşmamaktadır.Toplu taşıma araçlarında olduğu gibi ortak ve kalabalık mekanlarda bulunmakla da HIV / AIDS bulaşmaz. Sivrisinek ve her türlü böceğin sokmasıyla da HIV in bulaşmadığı kanıtlanmıştır. Yapılan araştırmalarla, hekim ve hemşirelerin olduğu kadar HIV / AIDS li hasta ve hasta yakınlarının da bu konudaki bilgilerinin genelde yetersiz oldukları saptanmıştır. Sağlıkla ilgili her konuda yeterli düzeyde bilgi sahibi olması gereken hemşire ve yardımcı sağlık personeli yanında, hastalığın yayılmasında önemli rolleri olan taşıyıcıların da yayılma ve korunma yolları konusunda bilgi sahibi olması insani bir görev kabul edilmelidir. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur. Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 10:09 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
SÜNNET AIDSE KARŞI KORUYOR
"The Lancet" dergisinin son sayısında çıkan makaleye göre, Kenya ve Uganda da yürütülen iki araştırma, sünnetle AİDS arasındaki ilişki konusunda daha önce Güney Afrika da yapılan araştırmayı doğruladı. Kenya nın Kisumu bölgesinde 18 ila 24 yaşlarında 1391 i sünnetli 2784 erkek arasında yapılan araştırma, sünnetli erkeklere virüsün bulaşma riskinin en az yüzde 53 az olduğunu gösterdi. Uganda nın Rakai bölgesinde 15 ila 49 yaşlarında 4996 erkek arasında yürütülen araştırma da, enfeksiyon riskinin sünnetlilerde en az yüzde 51 daha az olduğuna işaret etti. Kara kıta büyük bir AIDS sorunu ile yaşıyor. Göründüğü kadarı ile hastalığın tedavisinin ve yayılmasının önlenmesi kolay değil. Son yapılan çalışmalar AIDS ile mücadelede sünnetin tahmin edilenden daha büyük bir başarıya sahip olduğunu gösterdi. İkisi Kenya?da bir tanesi Uganda?da gerçekleştirilen iki yeni çalışma sünnetin HIV virüsü riskini yarıdan daha fazla oranda azalttığını gösterdi. Daha önce Güney Afrika?da yapılan çalışmada da benzer başarı oranları tespit edilmişti. Çalışma sonuçları saygın tıp dergisi The Lancet dergisinin son sayısında yayınlandı. Kenya?daki çalışmaya 2784 kişi katıldı. Bu kişilerden 1391 tanesi sünnetli geri kalan 1393 kişi ise sünnetsiz idi ve bu kişiler araştırmacılar tarafından iki yıl süre ile takip edildi. Uganda?da çalışmaya alınan kişilerin oranı aynı ancak rakam biraz daha yüksek ve yaklaşık beşbin kişi... Her iki çalışmada da sünnetli erkeklerin iki yıllık takip süresi içinde AIDS virüsüne yakalanma oranlarının sünnetsiz olanlara göre dramatik şekilde düşük olduğu ortaya çıktı. Çalışmalar Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından desteklenmişti. İlginç olan bir nokta gerçekte planlanan çalışmanın süresinin daha uzun olmasına rağmen ikinci yılda elde edilen sonuçların sünnetin etkinliğini net ve bilimsel bir şekilde ortaya çıkarması çalışmanın sonlandırılmasına neden oldu. Halen her beş yetişkinden bir tanesinin HIV virüsü taşıdığı Güney Afrika?da sünnetten elde edilen sonuçların daha önce uygulanan ?yoğun aşılama programı?ndan elde edilen faydalar kadar iyi olduğu ortaya çıktı. Daha ileri bilimsel veri elde etmek isteyenler için çalışmaların bilgileri aşağıda verilmiştir. "Male circumcision for HIV prevention in young men in Kisumu, Kenya: a randomised controlled trial." Robert C Bailey, Stephen Moses, Corette B Parker, Kawango Agot, Ian Maclean, Prof John N Krieger, Carolyn FM Williams, Prof Richard T Campbell, and Jeckoniah O Ndinya-Achola. The Lancet 2007; 369:643-656 Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur. Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 10:11 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
AIDS, insanlığı tehdit ediyor
Günümüzde kesin tedavisi olmayan Acquired Immune Deficiency Syndrome (AIDS) (Kazanılmış Bağışıklık Eksikliği Sendromu), Türkiye'de bin 921, dünyada 39.5 milyon kişiyi hastalığın pençesine aldı. Bulaşıcı ve ölümcül bir hastalık olan AIDS, insan sağlığını tehdit ediyor. HIV (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) adı verilen bir virüs, insanın bağışıklık sistemini bozarak, vücudun normalde dirençli olduğu birçok hastalığa karşı kendini koruyamamasına sebep oluyor. 2006 yılı verilerine göre tüm dünyada, 39.5 milyon HIV taşıyıcısı, 4.3 milyon yeni HIV vakası, 2.9 milyon AIDS'e bağlı ölüm gerçekleşirken, sadece 2006 yılında dünyada günde 11 bin yeni HIV vakası ortaya çıktı. Türkiye'de ise 1985-2006 yılları arasında 1921 HIV (+), 623 AIDS hastası tespit edildi. AIDS Virusu (HIV) bir insana bulaştıktan sonra hastalık belirtileri hemen ortaya çıkmıyor. Bu dönemdeki kişiye taşıyıcı deniyor ve bu kişi virüsü taşıyıp bulaştırıyor. Ortalama 10 yıl veya daha sonra hastalık belirtileri başlıyor, HIV virüsü ile enfekte kişi herhangi bir belirti göstermeyip sağlıklı görünebiliyor, hastalığı bulaştırmaya devam ediyor. 1 Aralık Dünya AIDS Günü münasebetiyle hastalık ve tedavisi hakkında bilgi veren Samsun Sağlık İl Müdürü Dr. Mustafa Kasapoğlu, hastalığın belirtilerinin tekrarlayan ateş ve gece terlemesi, nedeni belirsiz hızlı kilo kaybı, boyun, koltuk altı ve kasık lenf bezlerinin şişmesi, sürekli yorgunluk, bir aydan fazla süren kronik ishal, iştah azlığı, tekrarlayan zona, kronik generalize herpes (uçuk), ağızda kandidiazis (mantar), deride değişiklikler, nedensiz kanamalar, geçmeyen öksürük veya nefes darlığı, herhangi bir hastalıkta vücudun tedaviye cevap vermemesi olduğunu söyledi. AIDS virüsünün tek bir hastalık tablosu oluşturmadığına dikkat çeken Kasapoğlu, kişinin kendi kendine tanı koymasının mümkün olmadığını, kesin tanının kan testleri ile konduğunu, HIV bulaşmasıyla ilgili kuşkulu bir durum varsa ELİZA testi yapılması gerektiğini, kuşkulu cinsel ilişki veya kan bulaşmasından sonra en az 2 ay geçmeden kan testinin doğru sonuç vermeyeceğini, temastan sonra 3. ve 6. aylarda kan testi sonucunun HIV yönünden olumsuz ise virüs yüzde 95 bulaşmamış olarak değerlendirildiğini vurguladı. AIDS'in 3 yolla bulaştığını belirten Kasapoğlu, "Cinsel ilişki yoluyla bulaşma en önemli bulaş yoludur. Bulaş için AIDS hastası veya HIV enfekte kişi ile yapılan tek bir cinsel temas yeterli olabilmektedir. Kadın-erkek arasındaki heteroseksüel ilişkilerde ve iki erkek ya da iki kadın arasındaki homoseksüel ilişkilerde bulaşabilir. Rektal ilişki ve cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklar HIV enfeksiyonu bulaşma riskini arttırmaktadır. Birden fazla partneri olmak, eşcinsellik, hayatını fuhuşla kazanmak, iyi tanımadığı kişilerle cinsel ilişkiye girmek cinsel bulaşma açısından riskli davranışlardır. Kan yoluyla; HIV ile enfekte kan ve kan ürünleri, organ nakli, kanla bulaşık delici ve kesici aletlerin kullanımı jilet, tıraş bıçağı, ustura, manikür, pedikür aletleri, kulak delme, piercing, dövme, tattoaj, akupunktur, sterilize edilmemiş enjektör ve diğer cerrahi aletler ile bulaşabilir. Uyuşturucu madde kullananlar ortak enjektör kullanımı nedeniyle HIV riski taşırlar. Anneden bebeğe bulaş HIV ile enfekte gebe, hamilelik sırasında plasenta yoluyla, doğum sırasında vajinal sıvılarla ve doğumdan sonra anne sütüyle bebeğe enfeksiyonu bulaştırabilir" dedi. "AIDS'in kesin tedavisi yoktur" diyen Kasapoğlu, AIDS'ten korunma yolları hakkında şu bilgileri verdi: "Bugün için AZT (Azidothymidine = Retrovir = Zidovudine) isimli antiviral ilaç kullanımı ile yalnızca hastalık belirtilerinin ortaya çıkışı geciktirilmektedir. İlerleyen hastalık ölümle sonuçlanmaktadır. Henüz AIDS'ten koruyucu bir aşı bulunamamıştır. Cinsel yolla bulaşmayı önlemek için cinsel ilişki sırasında kondom kullanmak, tek eşlilik, riskli gruplarla cinsel ilişkiden kaçınmak, alkol, uyuşturucu ve benzeri kullanımının cinsel eş seçmede ve gerekli önlemleri almada doğru karar vermeyi önleyebileceği unutulmamalıdır. Kan ve kan ürünleri naklinde kontrolsüz kan asla kullanılmamalıdır. Ortak kullanılan enjektörler virüsün yayılmasında en yaygın yollardan biridir. Uyuşturuculardan uzak durulmalıdır. Kanla bulaşık araç-gereçlerin kullanılabileceği yerlerden sakınılmalıdır (Dövme ve kulak delme dükkanları gibi). Başkalarının iğne, şırınga ve kesici aletleri kullanılmamalıdır. Riskli davranışlar söz konusu ise gebe kalmadan önce test yaptırıp, HIV'in negatif olduğuna emin olunmalıdır." Kasapoğlu, şüpheli durumlarda mutlaka kan testi yaptırılmasının bulaşma ve tedavi sürecinde çok önemli olduğunu da sözlerine ekledi. |
|
|||
|
Bakanlıktan AIDS'ten korunmak için öneriler
ANKARA(ANKA)- Sağlık Bakanlığı, AIDS'ten korunmak için sadakati ve tek eşliliği önemseyin, kondom kullanın? önerisinde bulundu. Sağlık Bakanlığı'nın 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, dünya AIDS günü ile HIV'in yayılımını durdurmak ve salgından etkilenenlere destek olmak için ortak bir toplumsal hareket oluşturulmasının amaçlandığı belirtildi. AIDS'in, HIV nedeni ile oluşan, gerekli önlemler alınmadığı takdirde hızla yayılan bir hastalık olduğu kaydedilen açıklamada, dünyada her gün 11 bin yeni HIV enfeksiyonunun meydana geldiğinin tahmin edildiğini kaydetti. Açıklamada, ?Etkilenen kişilerin çoğunluğu en üretici çağlarında olan 25 yaş altındaki gençlerdir. Halen dünyada yaklaşık 40 milyon erişkin ve çocuk HIV ile enfekte olmuştur. Yeni HIV vakalarının tahmini sayısı 4 milyon? denildi. Açıklamada, vakaların yüzde 95'inin ise gelişmekte olan ülkelerde yaşadığına dikkat çekildi. Ümit vadeden yeni çok ilaçlı tedavi şemaları ile hastalık belirtilerinin ortaya çıkışının geciktirilebildiği ifade edilen açıklamada, tedavi giderlerinin çok yüksek oluşu ve yıllık ilaç giderlerinin astronomik rakamlara ulaşmasının, bu tedavilerden herkesin faydalanmasını zorlaştırdığı bildirildi. Açıklamada, HIV şüphesi olan ya da HIV tanısı konmuş kişilerin tanınabilirlik ya da damgalanma korkusu nedeniyle toplumda kimliklerinin gizli kalmasını istemeleri ve sağlık kurumlarına başvurmada çekinmelerinin bu hastalıkla yapılan mücadelede aksamalara yol açtığına işaret edildi. TÜRKİYE'DE SAYILARLA AIDS/HIV Türkiye'de 1985 yılından bu yana AIDS/HIV enfeksiyonunun görüldüğünü, 1985 yılında 1 AIDS ve 1 taşıyıcı toplam 2 olan vaka sayısının, Haziran 2007 itibarıyla 638 AIDS ve 2 bin 73 taşıyıcı toplam 2 bin 711'e ulaştığına değinilen açıklamada, ?İstatistiklere göre, enfekte olanların yarısından çoğu (YÜZDE 52) hastalığı korunmasız cinsel ilişki yoluyla, başlıca heteroseksüel ilişkiden kapmıştır. Bu yolla eşlerinden HIV enfeksiyonunu kapan kadın sayısı artmaktadır. Homo /Biseksüel Cinsel İlişki toplam sayının yüzde 8'ini ve ilaç bağımlıları da toplam sayının yüzde 6'sını oluştururken, kan naklinden ortaya çıkan vakalar yüzde 2'de kalmaktadır. Yurt dışında yaşamış veya yurt dışına seyahat etmiş olan kişi sayısı, toplamın yüzde 20'ini oluşturmaktadır. Vakaların yüzde 69'unu erkekler oluşturmakla birlikte, sayı kadınlar arasında da artış göstermektedir? denildi. Türkiye'de enfeksiyondan en fazla etkilenen nüfusun 25-49 yaş grubunda olduğu ifade edelin açıklamada, bildirilen kişilerin yüzde 16'sının yabancı uyruklu olduğu özellikle Ukrayna ve Moldova uyruklu yabancı vaka sayısında artış görüldüğü kaydedildi. BAKANLIKTAN 10 UYARI Açıklama'da şu uyarılara yer verildi: -Hastalık taşıyorsak kan bağışında bulunmamalıyız, -Gizlilik ve ikiyüzlülük HIV için güzel bir giriş kapısıdır. Hastalık taşıyorsak cinsel partnerimize durumumuzu açıklamalı ve onu hastalığımızdan korumak için kondom kullanmalıyız. -Tek eşliliği ve sadakatı önemsemeliyiz. -Kondom kullanımını teşvik etmeliyiz. Korunmasız ilişkiler hayatımızı karartabilir. AIDS'in kimde olduğunu dışarıdan bakarak anlayamayız, bu nedenle korunmasız her ilişkide risk olduğunu bilmeliyiz. Özellikle para karşılığı seks yapan kişilerin çok sayıda kişi ile cinsel ilişkiye girdiklerini hatırladığımızda bu kişilerin daha yüksek oranda risk taşıdığını bilmeli ve kendimizi korumalıyız. -Sosyal, kültürel ve ekonomik nedenler sonucu erkekler kadınlarla olan ilişkilerinde daha etkin bir durumdadırlar. Bu durum onlara gerekli önlemleri almak konusunda daha fazla kontrol şansı ve sorumluluk getirmektedir. Onurlu davranışın kendimizi ve çevremizdekileri korumaktan geçtiğini unutmamalıyız. Eşinize hastalık bulaştırırsanız bunu ona nasıl söylerdiniz? Ve dahası kendinizi bir ömür boyu affedebilir misiniz? -AIDS'lilere, ailelerine yardımcı olmalıyız. Onların inkar tepkileri ve depresyona girmeleri ile mücadele etmeliyiz. -Çocuklarımızı ve gençleri hayatın bir gerçeği olan cinsellik konusunda aydınlatmalı ve korunma yollarını anlatmalıyız. Cinselliği yok saydığımız zaman çocuklarımız bu konuya daha bir ilgi duyarlar ve başka yerlerden öğrenmek isterler. -HIV/AIDS taşıdığını öğrendiğimiz kişileri suçlamamalı, yargılamamalı ve dışlamamalıyız. -HIV/AIDS günlük yaşamdaki sosyal ilişkilerle, yanaktan yanağa öpüşmek ile, aynı tabaktan yemek yemek ile, aynı bardak, kaşık, çatalı kullanmak ile, aynı kıyafetleri kullanmak ya da aynı tuvalet/banyoyu kullanmak ile bulaşmaz. Bu nedenle HIV'e yakalananları dışlamamalı, onlara destek olmalı, onların da bizlerle aynı haklara sahip olduğunu unutmamalıyız. -Damar yoluyla uyuşturucu kullanımı yüksek HIV bulaşma riski taşır. Bu nedenle çocuklarımızı ve gençlerimizi uyuşturucu maddelerden korumalı, arkadaşlarını tanımaya çalışmalı, çocuklarımızla iyi bir iletişim kurmalıyız.? ERKEKLER ÇOĞUNLUKTA Açıklamada, AIDS vaka ve taşıyıcılarının 1876'sının erkek 835'inin kadın olduğunu bildirilirken, bu bu sayılar içinde 226 erkeğin homo/biseksüel ilişki sonucu AIDS hastalığına yakalandığını açıkladı. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur. Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 10:12 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
Türkiye'deki AIDS'li sayısı 2 bin 711
ANKARA (AA)- Sağlık Bakanlığı, Türkiye'deki AIDS vakası sayısının bu yılın Haziran ayı itibariyle 2 bin 711'e ulaştığını bildirdi. Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, dünyada her gün 11 bin yeni HIV enfeksiyonu meydana geldiğinin tahmin edildiği, etkilenen kişilerin çoğunluğunu en üretici çağlarındaki 25 yaş altındaki gençlerin oluşturduğu belirtildi. Halen dünyada yaklaşık 40 milyon erişkin ve çocuğun HIV ile enfekte olduğu ifade edilen açıklamada, yeni HIV/AIDS'li çocuk sayısının ise 2.3 milyon olduğuna işaret edildi. Türkiye'de 1985'den bu yana AIDS/HIV enfeksiyonu görüldüğü hatırlatılan açıklamada, bu yılın Haziran ayı itibariyle 638'i AIDS, 2 bin 73'ü taşıyıcı olmak üzere vaka sayısının 2 bin 711'e ulaştığı bildirildi. İstatistiklere göre, enfekte olanlardan yüzde 52'sine, hastalığın korunmasız cinsel ilişki yoluyla bulaştığı kaydedilen açıklamada, ''Bu yolla, eşlerinden HIV enfeksiyonunu kapan kadın sayısı artmaktadır'' denildi. Bakanlık, Dünya AIDS günü dolayısıyla, şu uyarılarda bulundu: ''? Tek eşliliği ve sadakati önemsemeliyiz. ? Kondom kullanımını teşvik etmeliyiz. ? Gerekli önlemleri almak konusunda erkeklere daha büyük sorumluluklar düşüyor. ? AIDS'lilere ve ailelerine yardımcı olmalıyız. ? Çocuklarımızı ve gençleri hayatın bir gerçeği olan cinsellik konusunda aydınlatmalı ve korunma yollarını anlatmalıyız. ? HIV/AIDS taşıdığını öğrendiğimiz kişileri suçlamamalı, yargılamamalı ve dışlamamalıyız. ? Damar yoluyla uyuşturucu kullanımı, yüksek HIV bulaşma riski taşır. Bu nedenle çocuklarımızı ve gençlerimizi uyuşturucu maddelerden korumalı, arkadaşlarını tanımaya çalışmalı, çocuklarımızla iyi bir iletişim kurmalıyız. |
|
|||
|
Zengin ülke halkları, AIDS konusunda bilgisiz
Birleşmiş Milletler AA- BM tarafından desteklenen ve yeni yayınlanan bir çalışma, gelişmiş ülke halklarının AIDS konusunda bilgisiz olduğunu ortaya koydu. BM tarafından desteklenen sivil toplum örgütü World Vision tarafından yaptırılan ve yayınlanan çalışma, zengin G-8 ülkelerinde yaşayan insanların 3'te 1'inin birinin küresel HIV/AIDS krizi hakkında çok az ya da hiçbir şey bilmediklerini itiraf ettiklerini, yüzde 25'inin de hastalıkla ilgili yaşanan sorunların medya tarafından ''oldukça abartıldığına'' inandıklarını gösterdi. World Vision'nın başkanı Richard Stearns ise, ''Ülkem ABD'de 70 milyon insan, HIV/AIDS hastalığı ve etkileriyle ilgili çok az bilgiye sahip olduklarını ya da hiç birşey bilmediklerini söylüyor. Ancak iyi haber tüm bu ülkelerde yaşayan insanların yüzde 80'i, hükümetlerinin AIDS hastalığından anne babalarını yitiren yetim-öksüz çocuklara yardım için daha fazla şey yapılması gerektiğine inanıyor'' diye konuştu. Stearns, her yıl 2.1 milyon insanın ölümüne yolaçan HIV/AIDS'e karşı bu duyarsızlığın nedeninin insanların, hastalığın çevrelerinden birini etkilemediği sürece HIV/AIDS'i hep ''başka birilerinin hastalığı ve sorunu'' olarak gördüklerini anlattı.Çalışmada, 7 ülke arasında Kanada'nın AIDS'e karşı en duyarlı, Japonya'nın en duyarsız, ABD'nin ise sıralamanın ortasında kaldığı görüldü. |
|
|||
|
Dünyada 33.2 milyon AIDS'li var
Ankara AA- Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) Aralık 2007 tahminlerine göre, dünya genelinde 33.2 milyon kişinin HIV/AIDS ile enfekte olduğu ve hastalığın en sık gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde görüldüğü bildirildi. Her yıl Aralık ayının ilk günü, AIDS konusunda toplumsal duyarlılığın oluşturulması ve bulaşma yolları konusunda bilincin artırılması için tüm dünyada çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Hacettepe Üniversitesi (HÜ) HIV/AIDS Araştırma ve Tedavi Merkezi (HATAM) Müdürü ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serhat Ünal, dünyanın 1980'lerin sonlarına doğru farkına vardığı AIDS'in giderek yayılmaya başladığını belirterek, 2004'te 46 milyon hasta sayısı ile en yüksek rakama ulaştığını söyledi. Dünya genelinde toplam 33.2 milyon kişinin AIDS olduğunu belirten Ünal, ''Bu rakamın 30.8 milyonunu erişkinler, 15.4 milyonunu kadınlar ve 2.5 milyonunu ise 15 yaş altı çocuklar oluşturuyor'' dedi. 1998-2005 yılları arasında özellikle Rusya Federasyonu ve Ukrayna gibi ülkelerde hızlı bir yükseliş olduğunu vurgulayan Ünal, bu artışın söz konusu ülkelerde damar içi madde kullanımının artmasına bağlı olduğunu söyledi. AIDS'in genç erişkinlerde artmasının, erken yaşta aktif cinsel yaşama geçiş, güvenli seks hakkında bilgi eksikliği ve damar içi madde kullanımının artmasına bağlı olduğunu vurgulayan Ünal, AIDS'in pozitif taşıyıcı olan anne adayından bebeğe geçebileceğinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini bildirdi. Prof. Dr. Ünal, 1990 yılından bugüne AIDS'in yayılımında önemli bir değişiklik olduğunu vurgulayarak, önceleri homoseksüel erkeklerde görülen AIDS'in, zaman içinde kadınlarda daha sık görülmeye başladığını söyledi. Ünal, Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre 1985 yılından 2007 Haziran ayı sonuna kadar Türkiye'de toplam 2711 AIDS vakası ve taşıyıcısı görüldüğünü bildirdi. Ünal, Türkiye'de son yıllarda AIDS'li hasta sayısında artış olduğunu belirterek, yılda yaklaşık 300-350 yeni vaka belirlendiğini anlattı. Türkiye'de heteroseksüel cinsel temasla bulaşmanın ilk sırada olduğuna dikkati çeken Ünal, ''AIDS'li kişilerden 1469'unun heteroseksüel cinsel temas ile 773'ünün bilinmeyen nedenden, 123'ünün damar içi madde kullanımına bağlı, 5 kişinin de hem cinsel temas hem damar içi madde kullanımına bağlı nedenlerden dolayı AIDS'e yakalandığı belirlendi'' dedi. Son yıllarda dünya genelinde AIDS'in kadınlarda daha sık görülmesine karşın Türkiye'de erkeklerde görülme oranının yüksek olduğunu belirten Ünal, damar içi madde kullanımına bağlı bulaşmada da artış gözlendiğine dikkati çekti. AIDS'in tedavisinin pahalı olduğunu belirten Ünal, bir hastanın aylık tedavi maliyetinin yaklaşık bin dolar olduğunu kaydetti. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur. Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 10:12 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
Bakanlıktan AIDS'ten korunmak için öneriler
ANKARA(ANKA)- Sağlık Bakanlığı, AIDS'ten korunmak için sadakati ve tek eşliliği önemseyin, kondom kullanın? önerisinde bulundu. Sağlık Bakanlığı'nın 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, dünya AIDS günü ile HIV'in yayılımını durdurmak ve salgından etkilenenlere destek olmak için ortak bir toplumsal hareket oluşturulmasının amaçlandığı belirtildi. AIDS'in, HIV nedeni ile oluşan, gerekli önlemler alınmadığı takdirde hızla yayılan bir hastalık olduğu kaydedilen açıklamada, dünyada her gün 11 bin yeni HIV enfeksiyonunun meydana geldiğinin tahmin edildiğini kaydetti. Açıklamada, ?Etkilenen kişilerin çoğunluğu en üretici çağlarında olan 25 yaş altındaki gençlerdir. Halen dünyada yaklaşık 40 milyon erişkin ve çocuk HIV ile enfekte olmuştur. Yeni HIV vakalarının tahmini sayısı 4 milyon? denildi. Açıklamada, vakaların yüzde 95'inin ise gelişmekte olan ülkelerde yaşadığına dikkat çekildi. Ümit vadeden yeni çok ilaçlı tedavi şemaları ile hastalık belirtilerinin ortaya çıkışının geciktirilebildiği ifade edilen açıklamada, tedavi giderlerinin çok yüksek oluşu ve yıllık ilaç giderlerinin astronomik rakamlara ulaşmasının, bu tedavilerden herkesin faydalanmasını zorlaştırdığı bildirildi. Açıklamada, HIV şüphesi olan ya da HIV tanısı konmuş kişilerin tanınabilirlik ya da damgalanma korkusu nedeniyle toplumda kimliklerinin gizli kalmasını istemeleri ve sağlık kurumlarına başvurmada çekinmelerinin bu hastalıkla yapılan mücadelede aksamalara yol açtığına işaret edildi. TÜRKİYE'DE SAYILARLA AIDS/HIV Türkiye'de 1985 yılından bu yana AIDS/HIV enfeksiyonunun görüldüğünü, 1985 yılında 1 AIDS ve 1 taşıyıcı toplam 2 olan vaka sayısının, Haziran 2007 itibarıyla 638 AIDS ve 2 bin 73 taşıyıcı toplam 2 bin 711'e ulaştığına değinilen açıklamada, ?İstatistiklere göre, enfekte olanların yarısından çoğu (YÜZDE 52) hastalığı korunmasız cinsel ilişki yoluyla, başlıca heteroseksüel ilişkiden kapmıştır. Bu yolla eşlerinden HIV enfeksiyonunu kapan kadın sayısı artmaktadır. Homo /Biseksüel Cinsel İlişki toplam sayının yüzde 8'ini ve ilaç bağımlıları da toplam sayının yüzde 6'sını oluştururken, kan naklinden ortaya çıkan vakalar yüzde 2'de kalmaktadır. Yurt dışında yaşamış veya yurt dışına seyahat etmiş olan kişi sayısı, toplamın yüzde 20'ini oluşturmaktadır. Vakaların yüzde 69'unu erkekler oluşturmakla birlikte, sayı kadınlar arasında da artış göstermektedir? denildi. Türkiye'de enfeksiyondan en fazla etkilenen nüfusun 25-49 yaş grubunda olduğu ifade edelin açıklamada, bildirilen kişilerin yüzde 16'sının yabancı uyruklu olduğu özellikle Ukrayna ve Moldova uyruklu yabancı vaka sayısında artış görüldüğü kaydedildi. BAKANLIKTAN 10 UYARI Açıklama'da şu uyarılara yer verildi: -Hastalık taşıyorsak kan bağışında bulunmamalıyız, -Gizlilik ve ikiyüzlülük HIV için güzel bir giriş kapısıdır. Hastalık taşıyorsak cinsel partnerimize durumumuzu açıklamalı ve onu hastalığımızdan korumak için kondom kullanmalıyız. -Tek eşliliği ve sadakatı önemsemeliyiz. -Kondom kullanımını teşvik etmeliyiz. Korunmasız ilişkiler hayatımızı karartabilir. AIDS'in kimde olduğunu dışarıdan bakarak anlayamayız, bu nedenle korunmasız her ilişkide risk olduğunu bilmeliyiz. Özellikle para karşılığı seks yapan kişilerin çok sayıda kişi ile cinsel ilişkiye girdiklerini hatırladığımızda bu kişilerin daha yüksek oranda risk taşıdığını bilmeli ve kendimizi korumalıyız. -Sosyal, kültürel ve ekonomik nedenler sonucu erkekler kadınlarla olan ilişkilerinde daha etkin bir durumdadırlar. Bu durum onlara gerekli önlemleri almak konusunda daha fazla kontrol şansı ve sorumluluk getirmektedir. Onurlu davranışın kendimizi ve çevremizdekileri korumaktan geçtiğini unutmamalıyız. Eşinize hastalık bulaştırırsanız bunu ona nasıl söylerdiniz? Ve dahası kendinizi bir ömür boyu affedebilir misiniz? -AIDS'lilere, ailelerine yardımcı olmalıyız. Onların inkar tepkileri ve depresyona girmeleri ile mücadele etmeliyiz. -Çocuklarımızı ve gençleri hayatın bir gerçeği olan cinsellik konusunda aydınlatmalı ve korunma yollarını anlatmalıyız. Cinselliği yok saydığımız zaman çocuklarımız bu konuya daha bir ilgi duyarlar ve başka yerlerden öğrenmek isterler. -HIV/AIDS taşıdığını öğrendiğimiz kişileri suçlamamalı, yargılamamalı ve dışlamamalıyız. -HIV/AIDS günlük yaşamdaki sosyal ilişkilerle, yanaktan yanağa öpüşmek ile, aynı tabaktan yemek yemek ile, aynı bardak, kaşık, çatalı kullanmak ile, aynı kıyafetleri kullanmak ya da aynı tuvalet/banyoyu kullanmak ile bulaşmaz. Bu nedenle HIV'e yakalananları dışlamamalı, onlara destek olmalı, onların da bizlerle aynı haklara sahip olduğunu unutmamalıyız. -Damar yoluyla uyuşturucu kullanımı yüksek HIV bulaşma riski taşır. Bu nedenle çocuklarımızı ve gençlerimizi uyuşturucu maddelerden korumalı, arkadaşlarını tanımaya çalışmalı, çocuklarımızla iyi bir iletişim kurmalıyız.? ERKEKLER ÇOĞUNLUKTA Açıklamada, AIDS vaka ve taşıyıcılarının 1876'sının erkek 835'inin kadın olduğunu bildirilirken, bu bu sayılar içinde 226 erkeğin homo/biseksüel ilişki sonucu AIDS hastalığına yakalandığını açıkladı. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur. Konu igokcek tarafından (07-15-2008 Saat 10:12 ) değiştirilmiştir.. |
![]() |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|