Şifalı Bitkiler, Doğal Tedavi, Alternatif Tıp, Bitkisel Tedavi, Hastalıklar, kanser, kurdeşen, genital siğil, lipom, allerji, saçkıran, saç dökülmesi, faranjit, epididimit, iktidarsızlık, gözaltı morlukları, kısırlık
Geri git   Şifalı Bitkiler, Doğal Tedavi, Alternatif Tıp, Bitkisel Tedavi, Hastalıklar, kanser, kurdeşen, genital siğil, lipom, allerji, saçkıran, saç dökülmesi, faranjit, epididimit, iktidarsızlık, gözaltı morlukları, kısırlık > Sağlık > Hastalıklar: A-D

Cevapla
  #1 (permalink)  
Alt 04-19-2008, 17:00
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Mesajlar: 162
admin isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart Bağırsak mantarları

Alıntı:
obuzlu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
merhabalar
ben yaklaşık 6 yıldan beri karın şişligi , bağırsak gazları nedeniyle birçok hekime tedavi için gitmeme rağmen bunların arasında hocaların hocası dedikleri hatırı sayılır gastrentoloji profösörleride vardı fakat ciddi bir sonuç elde edemedim.umutları tükenmiş birhalde internette karın şişligi ve dildeki paslanma ile ilgili tedavi merkezleri araştırırken bir platformda sizin keşfiniz ilaç olarak yaptığınız gökcektonikten bahsedildigine dair yazı okudum ve bu yazıya istinaden web sayfanıza ulaştım, gökçek iksir ve gökçek tonik aldım kullanmaya başladığım 2 ci günden itibaren yıllardır çektigim sıkıntıdan bir anda kurtulmuş ve rahatlamıştım, bu bitkisel mucize ilaçlarınızdan dolayı ibrahim beye çok çok teşekkür ederim bunu çevremdeki herkese anlatıyorum insanlar şaşkınlık içerisinde nasıl olur diye ama bu gerçek çünki karşılarında canlı muhatabı ben olunca inanmaktan başka bir yol yok ve inanıyorlar.bu çalışmalarınızdan dolayı size nekadar teşekkür etsem azdır.
Tedavini bağırsak mantarlarının temizlenmesi ile mümkündür buda Gökçek İksiri ve Gökçek Tonik ile ancak olabilir. Anti biyotik ilaçlar zararlı bakteriler yanında faydalı bakterileride öldürür ve onların yerine daha tehlikeli olan bağırsak mantarları yerleşir. Buda besinlerden zehirli gazlar ve zehirli alkoller üretir. Bağırsaklardaki faydalı bakteriler takriben 1-10 bilyon faydalı bakteri var ve normal bir insanda 2-2,5 kg ağırlığında bir yoğunluğa sahiptir.
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 04-19-2008, 17:01
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Mesajlar: 162
admin isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart

Mantarlar, mycosis, mikozis, mikoz
alttaki iki resim maya mantarı candida albicansa ve alttaki resim küf mantarına aittir


Mantar:Ormanda yetişen zehirli veya zehirsiz, yenen veya yenmeyen mantarlar akla gelmemelidir. Bizim burada anlatmaya çalıştığımız mantar virüsler, bakteriler ve parazitler kadar tehlikeli ve hatta bazen daha da tehlikeli olan deri, nefes yolları, ve bağırsak mantarlarından bahsedeceğiz.
Mantarlar önce eksojenik (harici) ve endojenik (dahili) mantarlar olmak üzere iki gruba ayrılır. Eksojenik mantarlar deri, tırnak ve ayak mantarları diye üç grupta incelenir. Endojenik mantarlar iki grupta incelenir ve bunlar küf mantarları (aspergillus, …) ve de maya mantarı candida albicansa, …) Küf mantarı olmadan maya mantarı yaşayamaz. Küf mantarı ve maya mantarlarının vücuda yerleşmesi bağırsak florasının tahribatına nedeniyledir.
Son yıllarda Almanya da sürekli candida albicansın ne kadar tehlikeli olduğundan bahsediliyor, fakat bu mantarın neden bu



kadar çok yayılabildiği ve nasıl olup ta bir çok hastalığa sebep olduğu konusunda pek bir şey yazılmıyor. İşte burada bu konu mantarların yayılmasına antibiyotik ilaçlar (bakterileri öldürürcü) ve antimikozit (mantarları yok edici) ilaçlar ve kortizonlu ilaçlar en önemli etkenler olduğunu göreceğiz.

Küf mantarı hem faydalı hem de zararlıdır.
a-) Faydaları:
1-) Tabiattaki artık maddeleri çürütür ve toprağa dönüştürür.
2-) Hayvan ve bitli artıkları ve ölüsünü ve de insanın artıklarını toprağa dönüştürtür.
3-) İmalat sanayinde üretim aracı olarak kullanılır.
4-) Vitaminler, enzimler ve antibiyotikler üretiminde kullanılır.

b-) Zararları:
1-) Odun, tekstil, kağıt ve besinleri tahrip ederek milyarlarca zarara sebep olur.
2-) Bitki hastalıklarının baş sorumlusu olup, meyve ve sebzeleri tahrip eder ve milyarlarca zarara sebep olur.
3-) İnsan ve hayvanlarda enfeksiyon ve alerji başta olmak üzere birçok hastalığa sebep olur.
4-) Küf mantarlarının ürettikleri zehirler (mikotoksinler) kanser başta olmak üzere birçok hastalığa sebep olurlar.

Mantar türleri:
Mantarlar likenlerle birlikte yaşarlar. Likenler fotosentezle karbonhidratları üretirler ve mantarlarda su ve mineralleri likenlere sunarlar. Böylece problemsiz birlikte yaşarlar. Antibiyotik ilaçların %25’inin küf mantarından elde edilir. Bu nedenle antibiyotik ilaçlar küf mantarlarının gelişmesi ve yayılması için ideal ortam oluştururlar.
a-) Maya mantarları: Candida albicansa ve kryptokokken en önemlileridir.
b-) Küf mantarları: Aspergillus türleri, penicillum, mucor, botrytis, fusarium, alternaria ve cladosporium türleri en önemlileridir.

Mantarların yayılışı:
1-) Besinlerle küf mantarları yayılır.
2-) Kimyasal ilaçlar küf mantarlarının yayılmasına sebep olurlar, örneğin penisilin küf mantarından elde edilmiştir.
3-) Ağır metaller: Bakır ve civa gibi küf mantarlarının yayılmasına sebep olur örneğin eskiden bakır kaplarla yenen yemeklerden dolayı sık sık zehirlenmeler olmuştur.
4-) Küf mantarını teneffüs ederek zehirlenme

Küf mantarı nerede bulunur?
Ahırlar, hayvan bulunan evler, hayvan yemleri, tahıl ambarları, nemli veya yaş odalar, ev tozu, eski koltuklar, eski döşeme, tam olarak kurumamış yeni binalar, ağaç mobilya ve laminat gibi tahta döşemelerde kullanılan kimyasal ilaçlar, mutfak, besin depolanan kilerler, klimalar, nemli havanın olduğu mekanlar, süs bitkileri, bitki artıkları, sabunlar ve kozmetik maddeler, diş macunları, kimyasal ilaçlardan:Antibiyotikler, antialerjikler, antihistaminikler, kortizon ve mide-bağırsak ilaçları küf mantarları içerirler. Ayrıca kimyasal metotlarla hazırlanan ilaçlar örneğin B12-Vitamini, penisilin vb. Küf mantarlarından elde edilir. Buda fayda yerine zarar verir. Bu nedenle doğal yollarla vitamin alınması ve antibiyotikler yerine Gökçek İksiri alınması daha uygundur.

Mantar hastalıkları:
Deri, tırnak ve ayakta görülen mantar türleri genellikle mukozada mantar olduğuna işarettir. Küf mantarları nefes yolları ve sindirim sistemine, özelliklede mide-bağırsak mukozasına yerleşirler. Nefes yollarına yerleşmişse alerji, astım, alerjik bronşit ve mide-bağırsak mukozasına yerleşmişse besin alerjisi, migren, depresyon, hormon anormallikleri ve de mide-bağırsak rahatsızlıklarına sebep olurlar.


Mikotoksinler (mantar zehirleri):
Kronik bronşit, astım, psödo-krup, bronş karzinomu, ishal, kabızlık, bulantı, besin alerjisi, kronik bağırsak ile. (enterit), kalın bağırsak ilt. (kolit), kalın bağırsak ülseri, psödo-alerji, alerji, alerjik astım, kronik bronşit, enfeksiyon ve çocuklarda hiperaktifiteye neden olur. Buna karşı kullanılan kortizonlu ilaçlar küf mantarının yayılmasına neden olduğundan hastalık daha da karmaşık bir hal alır ve daha başka hastalıklarda ortaya çıkar. Mikotoksinler organizmayı tahrip eder, mutajenik (genetik değişim yaratan), kanserojen (kanser yapıcı), ve teratojenik (organ ve dokuların özürlü olmasına sebep olan) etkilere sahiptir.

Mikotoksinler, mantar zehirleri:
Küf mantarının zehirlerini yani mikotoksinleri üretmesi besin maddeleri ve hayvan yemleri ile mümkündür. Nemli ekmek hemen küflenirken , kuru ekmek asla küflenmez. Küf mantarı 0-40 derece arasında her zaman mikotoksin salgılayabilir. Küf mantarının mikotoksin üretimi durdurulamaz, fakat besinler hazırlanırken dikkat edilirse küf mantarının yayılması önlenir. En tehlikeli çavdar mahmuzu mantarıdır. Bu mantar ishal, kusma, bulantı, baş ağrısı, organların ölmesi, sinirlerin tahrip olması, kaslarda karıncalanma, kramplar, sara vb. Rahatsızlıklara sebep olur.

Küf mantarının en önemlileri:
1-) Aspergillus flavus
2-) Aspergillus fumigatus
3-) Aspergitus niger
Bunlar çok tehlikeli mikotoksik maddeler olan: Aflotoksin B1, G1, M1, Patulin, Ocratoksin A, Kojiasidi (Cojiasidi) ve Penisilin asidi üretirler. Bu mikotoksinler: Tansiyon düşürücü, mutajen, teratojen, kanserojen, ce nefrotoksik etkiye sahiptirler. Küf mantarlarının ürettiği bazı zehirler ise östrojen (dişilik hormonu) gibi etkiye sahiptirler.

Mikotoksikozlar (Mikotoksinlerin sebep olabileceği hastalıklar):
İshal, kusma, mide ağrısı, ağız ve yutakta yanma, kas krampları, nefes alış-verişlerini felce uğratma, nabız zafiyeti, titreme, üşüme, eklem ağrıları, bazı uzuvlarda uyuşukluk, nefes darlığı, sara, hafıza kaybı, koma, romatizma, MS (multiple skleroz), Parkinson hastalığı, Lupuserythematodes (kılcal damarlardaki patolojik değişiklikler, kronik yorgunluk, hormon anormallikleri vb hastalıklar.

Mikotoksikoz türleri:
a-) Eksojenik (harici) nedenlerle ortaya çıkan Mikotoksikozlar:
1-) Küf mantarının yayılması, örneğin: Orman, tahıl tarlaları ve binalar
2-) Kimyasal ilaçlar ve ağır metaller, örneğin haşerelere karşı kullanılan ilaçlar.

b-) Endojenik (dahili) Mikotoksikozlar:
1-) Mikotoksin içeren ilaçlar
2-) Antimikozitikalar (mantarlara karşı kullanılan ilaçlar)
3-) Küf mantarlarının ürettiği besinler
Bunlardan eksojenik mikotoksikozları tedavi etmek kolaydır, fakat endojenik Mikotoksikozlar çok problem yaratabilir. Endojenik Mikotoksikozlar primeri (birinci) ve sekodori (ikinci) olmak üzere iki gruba ayrılır. Primer Mikotoksikozlar direkt olarak küf mantarları tarafından sebep olunan rahatsızlıklar olurken sekonderi Mikotoksikozlar ayrıca bağırsakların, özelliklede ince bağırsağın tahrip olması nedeniyle daha kompleks bir durum ortaya çıkar.

Mantarların semptomu (belirtileri) [/
1-) Maya mantarları şeker ve karbonhidratlarla beslenir ve bunlarda ürettiği zehirli gazlar şişkinlik yapar.
2-) Nefes darlığı ve kalp rahatsızlıkları: Karındaki gaz,diyaframı yukarı doğru kaldırır. Sıkışan akciğer nedeniyle nefes darlığı ve sıkışan kalp nedeniyle de kalp rahatsızlıkları görülür.
3-) Dişeti ve dilde beyaz tabakalar oluşur fırçalama ve yıkama ile geçse de yenide oluşur.
4-) Deride kaşıntıya sebep olur.
5-) Bağırsak mantarlarının aşırı şeker tüketmesi nedeniyle kişinin kanında şeker yetersizliği görülür. Vücudun şeker ihtiyacı giderilemediğinden kişi sürekli şekerli maddeler yer. Sürekli yemek yeme nedeniyle kişi kilo alır ama kilo veremez, bu nedenlede diyetler işe yaramaz.Bazı kişilerde aşırı şişmalığa sebep olur.
6-) Bağırsaklardaki mantarlar faydalı bakterileri yavaş yavaş yok ederek yerini alı. Bu nedenle de kişide kabızlık, ishal vb. Rahatsızlıklar ortaya çıkar.Bu mantarlar sonra idrar yollarına geçer.
7-) Kişi alkol içmediği halde ağzı alkol kokuyorsa buna bağırsak mantarlarının sebep olduğu alkol üretimindendir.
8-) Kronik mesane ve vajina iltihaplanması:Antibiyotik ilaçlar bakterileri öldürürken mantarların yayılmasına neden olur. Böylece daha tehlikeli ve sık sık iltihaplanmalar görülür.
9-) Eklem ve kas ağrıları: Mantarların salgıladığı mikotoksinler eklem ve kaslarda yoğunlaşarak ağrılara sebep olur. Bu ağrıların romatizmadan mı mikotoksinlerden mi olduğu anlaşılamaz.
10-)Yorgun dermansız ve konsantre olamama: Vücut sürekli mantarlar ve zehirleri (mikotoksikler) ile uğraşmaktan kendini regenerasyon (yenileme) yapamaz ve kişi genellikle yorgun olur ve konsantre olamaz.
11-) Cinsel isteksizlik: Kişide enerji yetersizliği olduğundan, buda cinsel isteksizliğe sebep olur. Ayrıca mantarların salgıladığı mikotoksinler hormon benzeri etkiye sebep olduğundan kadınlarda kısırlığa dahi sebep olabilir.Mantarlar doğum kontrol hapları ile daha da çok yayılırlar ,çünkü bu onların besinin oluşturur. Mantarlar her insanda başka rahatsızlıklara sebep olabilir. Bu nedenle bu hastanın rahatsızlığı şu değil denemez.

Kendini teşhisetme:
1-) Şişkinlik, kabızlık, ishal
2-) Makatta kaşıntı ve kızarıklık
3-) Mide ağrısı ve ağız kokusu, dişte ve dilde beyazımsı veya sarımsı beyaz pas gibi bir tabaka
4-) Aşırı yorğunluk, dermansızlık konsentre olamama
5-) Unutkanlık, isterksizlik
6-) Aşırı tatlı yeme isteği
7-) Kaskarın titremsi ve aşırı aclık duygusu
8-) Nefes darlığı, burun tıkanması, kulak iltihaplanması
9-) Ense ağrısı
10-) Eklem ağrısı ve şişmesi
11-) Deride sivilce, saçların yağlanması, deride kuruma,
12-) Küf gibi pis bir koku
13-) Adet halinde aşırı ağrılar mantar enfeksiyonu nedeniyle
14-) Mesane iltihaplanması
15-) Prostat iltihaplanması
16-) Cinsel isteksizlik
17-) Şişmanlığa sebep olur, çünkü glikozu tahrip eder ve kişi sürekli fazla yemek zorunda kalır ve diyetle zayıflaması mümkün değildir.
18-) Nihayet alerji, kaşıntı ve kurdeşene sebep olur.Bunlar dan birkaçı görülürse mantar olbilir.

Bağırsaklar da ki mantarlar çoğalırsa kaşıntı alerji ve kurdeşen gibi bir çok rahatsızlık ortaya çıkar.Şayet dilinizin üzerinde ve ortasında veya gerisinde beyazımsı veya sarımsı bir tabaka varsa bağırsaklarınızda mantar var demektir.Bağırsaklarda ki mantarlar ve de midede ki halikobakter pylori toksik maddeler üretir. Zehirli gazlar, zehirli alkoller ve biyojen aminler gibi. Biyojen aminlerden histamin alerjinin sebebidir. Histamin ve kortizon her zaman dengeli üretilir.Mantarlar ve bakteriler tarafından üretilen fazladan histamin alerjiye sebep olur.Alerjiyi önlmek için antihistamikler veya kortizonlu ilaçlar kulanılır ki, bu sivri sinekleri tek tek öldürmek gibidir.Bağırsak mantarları ve gastrite sebep olan halikobakter pylori yokedilirse o zaman bataklık kurutulmuş olur.Gökçek Tonik ve Gökçek İksir bataklığı kurutacak tek üründür.Bağırsaklardaki zararlı bakteri ve mantarlar zehirli gazlar, zehirli alkoller ve hormona benzer biyojen aminler (örneğin alerjiye sebep olan histamin) üretirler.Mantar ve bakterilerin üretiği toksik maddeler kana karışır, karaciğer ve böbrekler bu toksik maddeleri yoketmek için yoğun bir tempo ile çalışırlar ve bu arada bu organlarda da tahribat olur.Tertemiz ırmağa kanalizasyon karışsa ne olur:Tabii ki felaket olur.Aynı şekilde mantar ve bakterilerin üretiği toksik maddelerde aynı felakete sebep olurlar.Ve hastalıkların % 95'inin sebebi mide ve bağırsaklardaki bu mantar ve bakterilerin üretiği toksik maddeler nedeniyle olur.Karaciğer ve böbrekler toksik maddeleri arıtırken hem yavaş yavaş tahrip olur, hem foksiyonları azalır, hemde yağlanır ve curuf bağlar.Vede sayısız hastalıkların merkezi oluşur.

Küf mantarı nasıl teşhis edilir?
Defi-hacet testi: Defi-hacetinin (dışkı) değişik noktalarından alınan numuneler laboratuara gönderilir ve inceleme sonucunda mantar bulunursa tedaviye başlanır. Çoğu zaman defi-hacet testi yeterli olmamakta ve kişideki mantarlar teşhis edilememektedir. Bu nedenle şüpheli durumlarda kan testi yapılmalıdır. Hemagglutinasion test, yani kanda İmmünglobulin Tip M (İgM) kanda bir hafta gibi kısa süreli devriye görevi yapar, şayet İgM kanda varsa mantarda var demektir. İmmünfloreszenz testi: Burada kanda İmmünglobulin Tip G (İgG) olup olmadığına bakılır, şayet varsa vücutta bir aydır mantarlara karşı mücadele olduğunu gösterir.Fakat genelkile bağırsak mantarları bağırsak mukazasına yapıştığından çoğu zaman teşhisi çok zordur.Bu nedenle belirtileri ile mantar olup olmadığı daha kolay anlaşılır.

Küf mantarının tedavisi:
1-) Besinlerin bozulmadan atılması gerekir, bozulunca tehlikelidir.
2-) Evin temiz tutulması ve küf mantarından korunması
3-) Kimyasal ilaçlar, özelliklede küf mantarının yayılmasına sebep olabilecek penisilin ve kortizonlu ilaçlardan uzak durulmalıdır.
4-) Spor yapılmalı
5-) Hijyene dikkat edilmeli
6-) Mantarları azdıran ekmek, mantı, makarna, tatlı yiyecekler ve tatlı içeceklerden uzak durulmalıdır. Talı yiyecek ve içecekler vede hamurlu yiyecekler mantarın ana besinlerini oluşturur. Bu nednele dikkatli belenmek gerekir.
Küf mantarına karşı en etkili doğal ilaç Gökçek Tonik ve Gökçek İksirdir

Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.Gökçek Diyet
Alerji ve şişkinliğin sebebi bağırsak mantarlarıdır: Sibel hanım tam 10 yıl yakalandığı amansız hastalıklar ki bunların başında özelliklede meyve, fındık, fıstık vb yiyeceklere karışı alerji, iltihaplı hastalıklar ağrılar vb,. Frankfurt ve çevresindeki kliniklerde gitmediği uzman doktor kalmaz. Fakat doktorlar hastalığına teşhis koyamazlar, kız kardeşi bana bunun ne olabileceğini sordu. Bende şayet yemekten sonra şişkinlik oluyorsa, alerjisi varsa ve kalbinde sıkışma gibi haller oluyorsa mutlaka bağırsak mantarı vardır ve bunu teşhis etmek çok zordur dedim. Sibel hanım doktoruna bağırsak mantarı olup olmadığının teşhis edilmesini istemiş, doktorları buna biz karar veririz derlerse de bayanın diretmesi karşısında bir düzine araştırmadan sonra bağırsaklarında 45 cm lik bir kısmın tamamen tahrip olduğunu ve hemen ameliyat olması gerektiğini söylemişler ve ameliyat etmişlerdir.
Angehängte Grafiken
    

Konu igokcek tarafından (09-09-2008 Saat 08:21 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 04-21-2008, 13:20
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 50
Mesajlar: 2.434
igokcek is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
ahmet40´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben Ahmet 4-5 senedir gitmediğim doktor, kullanmadığım ilaç kalamadı kullandığım ilaçlar bir valiz dolusudur. İlaçların yanetkisinden halsiz ve dermansız kaldım ve böbreklerime sancılar giriyordu, üzerimde ağırlık ve kronik bir yorgunluk vardı. Yapacağım işleri düşünüyordum, fakat hiçbir iş yapacak güçüm yoktu. Akşama kadar yatıyordum ve akşam yine yatıyordum sabaha kadar, günde 19-20 saat yinede yorğundum. Bütün eklem yerlerim ağrıyordu. Devamlı bir yanıma yatamıyordum ağrılardan. Unutkanlık, asabiyet ve depresyon vardı.İbrahim beyin sitesini arkadaşlar görmüşler bana tavsiye ettiler, bende yanına gittim.Dilime baktı sende mantar var dedi.Doktorlar birşey yok diyorlar dedim, mantarı teşhis olanaksız, sadece belirtilerinden anlaşılır dedi ve bana Gökçek İksir ve Gökçek Tonik önerdi.Gökçek İksir ve Gökçek Toniki kullanmaya başladıktan 2 saat sonra etkisini görmeye başladım. Gökçek İksiri kullanmaya başladıktan sonra önce göğsümde sıkışma oluyordu nefesim açıldı. Şimdi kendimi çok dinç hissediyorum Allaha şükür ve artık çalışabiliyorum.


Ahmet bey yanıma geldi ve teşekkür etti, etkisinin hemen 2 saat sonra görülmeye başladığını vede bir hafta içinde yorğunluk ve dermansızlık kalmadığını söyledi vede işine başaladığını söyledi ve çok memun olduğunu anlatı burada bir saat sohbet ettik.Kronik yorğunluğun iki sebebi olabilir.Bir mide ve bağırsakalrda mantar var ise bu mantarlar şekeri (glikoz) toksik maddeye dönüştürür.Kana karışan toksik madde karaciğer ve diğer organlarda tahribat sebep olur ve kişide aşırı yorğunluğa sebep olur.İksincisi ise EBV virüsüdür.Bu virüsde bağışıklık sistemini yorduğundan kişide kronik yorğunluk ortaya çıkar.Mantara karşı Gökçek Tonik ve virüse karşı Gökçek İksir kullanınca rahatszılıklar geçer.
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 08-03-2008, 21:52
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 50
Mesajlar: 2.434
igokcek is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
Enver968´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben Enver aslan Bursalıyım, fakat işim gereği yılllardır Belçikada yaşıyorum.Ylllarca doktor doktor gezdim hiçbiride sizin boğaz-, sinüs- ve bağırsaklarınızda mantar var demedi.İbrahim bey dilime baktı sizde çok yoğun bağırsak mantarı var dedi ve uzun uzun mantarlardan bahsetti.Tam beş sene evel pollen alerjisi denen bitki tozlarına karşı sonrada ev tozlarına karşı alerji başladı.Belçikada Doktorlara git gel antihistaminik ve kortizonlu ilaçlar yazıp gönderiliyoruz.Önceleri etkili olan bu ilaçlar zamanla etkisini kaybetti.Alerji çekilmez bir hal aldı bizde.Fakat Gökçek Toniki ibrahim bey Almanyada üretmediğinden gökçek iksire başladım.Bundan tam 6 ay önce.Gökçek İksir vücudumdaki sayısız yağbezlerine karşı kullandım.Önce yağbezinden kurtulayım, sonra Türkiye ye izine gidince allerjiye karşı tonik kullanırım dedim.Gökçek iksiri 6 aydır kullanıyorum.Yağbezlerinde ilk 4 ay hiçbir şekilde küçülme belirtisi olmadı.İbrahim beyi aradım neden bir etkisi olmuyor diye ibrahim bey de dozajı artırın dedi.Bende günde 3-4 defa yarım çay bardağı almaya başladım ve bir ay içince etkisini göstermeye başladı.Yağbezleri şimdi çok çok küçüldüler ama bende 30-40 tane yağbezi var.Şimdi izindeyim ve 6 haftadır da gökçek tonik kullanıyorum.Tonik kullanmaya başaldıktan 3 hafta sonra antihistaminli ve kortizonlu ilaçları bıraktım.Alerjiye karşı tonikin süper etkisi var.Ben önceleri Belçikaya uçsam, veya Fransaya veya Sudi Arbistan gidip gelince hemen hastalanıyor ve nefes alamıyordum.Doktorum sinüzit, faranjit ve bronşit diyor ve antibiyotikler veriyordu.Önce iyileşiyordum.Ama antibiyotiklerin geçici etkisi daha sonra daha ağır enfeksiyonlara sebep oluyor.Türkiye ye izine gelmeden önce doktoruma gittim, doktorum boğazımı sinüslerimi ve kullaklarımı inceledikte sonra Enver bey ne kullandınız allah aşkına çok süper dokularınız temizlenmiş sinüzit ve faranjiten eser yok dedi.Belçikalı doktoruma gökçek iksirden bahsettim.Harika bir şey banada getirin dedi.Bizim Belçikada bir kitap evimiz var ve tercüme ve yayınla uğraşıyoruz, çok geniş bir çevremiz var herkese iksir ve tonikten bahsediyorum.İbrahim bey bana göre asrımızın en büyük mucididir.Kendisine ne kadar teşekkür etsem az allah ibrahim beyden razı olsun.
Enver bey yanıma geldiğinde öyle çok hastalıktan bahsettiki.Önce diline baktım ve bağırsaklarında mantar olduğunu ve bu mantarları ürttiği toksik maddeler nedeniyle bir çok hastalığın ortaya çıktığını söyledim ve nasıl tedavi edebileceğimiz konuştuk.Enver beyde de çok sabırlı bir insanmış 4 ay yağbezlerinde hiç bir küçülme olmamasına ragmen tedaviye devam etmesi taktire şayandır.
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 08-04-2008, 12:49
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 50
Mesajlar: 2.434
igokcek is on a distinguished road
Standart

Dil üzerindeki pas (tabaka) ne anlama gelir?
Dil üzerindeki pas doktorların hastalıkları teşhisinde çok önemli rol oynar.Fakat sıradan vatandaş için pek bir şey ifade etmez.Sindirim sisteminde ki anormalikler, ateşli hastalıklar, boğazda ki kuruluk dilde beyaz bir tabaka oluşmasına sebeptir.Bununla birlikte ağızda hoş olmayan bir durum hissedilir.Dil üzerindeki tabaka fırça ile veya dişlerle temizlenir.Fakta dil üzerinde pas değişimi veya renk değişimi gibi anormalikler olursa mutlaka doktora gidilmelidir.Bu değişimler herhangi bir enfeksiyona işaret olabilir.

Dildeki pas nasıl oluşur?
Dil bir kas tabakasından oluşur ve üzeri bir mukoza ile kapalıdır.Dil üzerinde kabarcıklar (papilla) bulunur ve bu papillalar besinlerdeki tatlı tuzlu ve ekşi gibi duyuları almamızı sağlar.

Dil üzerindeki mukoza sürekli yenilenir.Şayet kişi sürekli besini sıvı olarak alırsa veya fazla çiğnemeden yutarsa ölü hücreler, yemek artıkalrı ve mikro organizmalardan dil üzerinde pas gibi beyaz bir tabaka oluşur.Sert ve katı besinler ise dili üzerinini temizler ve bir ilaç gibidir.Dil üzerindeki beyazımsı tabaka ağız mantarı olabilir.Ateşli bir enfeksiyon, gastrit veya sifilis gibi bir hastalığın dilde yansıması olabilir.Dil iltihaplanması ise kaygan, kırmızı ve dilde yanma gibi bir acı ile kendini gösterir, yani dil iltihapalanması farklıdır.Çok nadiren aşırı alkol, sigara ve başka kanserojen madde kullananların dilinde kötü huylu urlar olabilir.

Maya mantarları
Sabahları dil üzerinde beyaz bir tabaka görülmesi gayet normaldir ve paniğe gerek yoktur, çünkü gece vücudun kendi hücrelri veya yabancı maddeler dil üzerinde toplanır.Fakat bu beyaz tabaka sürekli çoğalıyorsa o zaman maya mantarı var demektir.Maya mantarları mide ve bağırsakalra yerleşir, bağışıklık sitemi güçlü ise bu mantarı yokeder.Fakat bazı kimyasal ilçalar özeliklede antibiyotikler sindirim sistemindeki faydalı bakterilerin azalıp zararlı bakteri ve mantarların çoğalmasına sebep olur.Mantar tatlı yiyecek ve içeceklerle normalden 200 kat hızla çoğalır.Bu nedenle bağırsakalrında mantar olanların kesinlikle tatlı yememeleri ve hamurlu yiyecekleri azaltmaları gerekir.Eğer yanlış beslenilirse zamanla bağışıklık sisitemi mantarları yenemez ve mantarlar toksik maddeler üreterek bir çok hastalığı tetiklerler.Geniş bilgi için mantarlar bak.

Dilden Teşhis
Dil üzerindeki pas, renk ve şekil değişiklikleri hastalıkların işareti olabilir.Doktor dildeki değişimlere bakarak bir çok hastalığı çok basit teşhis edebilir.Dilin üzeri ülke haritası gibi değişik görünebilir ve bu nedenle harita dil (Lingual geographica) diye anılır.Harita dil genelikle zararsızdır.Dil üzerindeki renk değişimleri yenen besinlerdeki ve içilen içeceklerdeki rengi alarak rengi değişir.Fakat bu renk değişimi geçicidir.Şayet renk değişimi kalıcı ise o zaman problem başlar.Doktorlar dil üzerinden aldıkları kültürle dilde ne olduğunu analyabilirler.Fakat dil üzerindeki renk ve şekil değişimleri iç hastalıklardan dolayı ise bu naalşılmaz, bu durumda kann, idrar ve defi hacetin analizigerekebilir vede mide için endoskopi ve kalın bağırsak için kolonoskıopi gerekebilir.Bütün bu araştırma ve muayenlere rağmen ince bağırsakalrda mantar varsa naşılmayabilir, çünkü mantarlar balteriler gibi değildir ve sülük gibi bağırsak mukozasına yerleştiklerinden def-i hacetle dışarı çıkmaz vede teşhiseilemezler.Bu durumda mantarların üretiği toksik maddeler nedeniyle ortaya çıkan rahatszılıklara bakılır.Geniş bilgi için mantarlara bakın.

Çin Tıbbı
Geleneksel Çin Tıbbında dilden teşhis çok çok önemlidir.Çinliler binlerce yıl önce dildeki değişimleri vücuttaki hastalıklı oluşumlarla bağlantılı olduğunu tesbit etmişlerdir.Çin Tıbbına göre dilin farklı bölgeleri vücudun farklı bölgeleri veya organlarının aynası gibi dışa yansıtır.Dildeki pas gibi tabakalr değil, dilin rengi, düz veya pörtülü oluşu, dil üzerinde dikey veya yatay çizğilerin olması dilin kenarlarında diş izi olması dilin şişerek kalınlaşması gibi bir çok faktör vardır.

Dilden Teşhis:
Dil üzerindeki ve değişik cizik ve şekler iç organlardaki problemlerin dışarı yansımasıdır.Hans-Dieter Bach yıllarca binlerce dil üzerinde araştırmalar yapmış ve bir çok hastalığın dilden teşhisini mümkün kılan açılmalarda bulunmuştur. Herbalist Hans-Dieter Bach’a ait bu açıklamalardan bazılarına burada yer vereceğiz.

Dil diş sağlığı ile ilgili bir konu olmasada diş doktorlarının sürekli dille karşılaşmaları ve kişinin sağlık durmu’nun dilden anlaşılmıştır.Eskiden dile bakarak hastalıkları teşhis çok normal bir yöntemdi zamanla bu metot unutuldu ve sadece çocuk doktorları tarafından kullanılan bir yöntem olarak kaldı.Aslında sade vatandaşta dilinin üzerindeki değişimlerden de rahatszılıklarını anlar.Bu nedenle biz burada binlerce dil den teşhis yönteminden birkaç örenek vereceğiz.Bu öreneker Hans-Dieter Bach’a aittir.Normal dil güz, kadifemsi, grimsi-pempe ve aynı düzlükte üst tabakadan oluşur.Ayrıca dil ne büyümüş, nede küçülmüştür ve de ne kalın nede incedir.

Dilpası:
1-) Beyaz dilpası genelikle gastrit, enteririt, kolit, gartoenterit gibi mide ve bağırsak enfeksiyonuna işarettir.Mide ve bağırsaklarda çok yoğun bakteri ve mantar olduğunu gösterir. (Resim:1)



2-) Beyaz dilpası dilin orta çizgisinin yanında olursa bu pankreas foksiyon bozukluklarıa işarettir.Dilin ortasındaki çizginin yanlarında beyazımsı tabakalar varsa, o zaman pankreas da fonsiyon anormalikleri var demektir.Dil kökündeki sarımsı tabaka ise bağırsakalrda mantar olduğuna işarettir.Bağırsaklarda mantar olduğu zamanda bunlar aşırı toksik madde üretirler.Bu durumda genelikle çok gaz oluşur ve bu gaz diyaframı yukarı doğru kaldırır ve kalp sıkışır ve daralır.Böylece aritmi, taşikardi ve ekstra sistol gibi kalp rahatsızlıkları görülür.


3-) Dildeki pas tek bir tarafta ise bu sinirsel rahatsızlığa işarettir.Ortakulak iltihabı da aynı şekilde tek yanlı beyazımsı bir tabaka oluşumuna işaret olabilir.Eğer bu rahatsızlıklar görülmezse dilin sağ tarafındaki beyazımsı tabaka karaciğerde ve sara kesesinde problem olduğuna ve dilin sol tarafında beyazımsı tabaka varsa dalak rahtsızlığı var demektir.Dil kökündeki sarımsı tabaka ise bağırsak mantarlarına işarettir.



4-) Dil kökünde sarımsı bir tabaka varsa bu bağırsaklarda mantar olduğunu gösterir. Aynı şekilde dilin ortasındaki sarımsı tabaka ve dilin sağ kenarındaki diş izleri karaciğerde problem olduğunu gösterir..



5-) Dilin üzerinde siyah saç renginde bir tabaka varsa o zaman bağışıklık sistemi çok zayıflamış demektir ve çok ağır bir hastalığa işarettir.Bağırsaklara yerleşen mantarların üretiği aşırı toksik madde nedeniyle bağırsaklar tahrip olmuş demektir.Mantarlar ve bakteriler tarafından üretilen toksik maddeler önlenemediğinden hasta kolon kanserine yakalanmıştır.


6-) Dil kenarlarındaki diş izleri çeşitli hastalıklara işaret olabilir.Dilin sağ kenarındaki diş izleri karaciğer-safra rahatsızlıklarına ve dilin sol tarafındaki diş izleri mide ve dalak rahatsızlıkları olduğunu gösterir.



7-) Dilin alt kısmındaki toplar damarlardaki mor görüntüler çok farklı rahatszılıkları gösterir ve bunlarda: Kalbin sağ toplar damarında zafiyet , variz ve basur olabileceğini gösterir.Yani damarlarla ilgili problemler buradan analşılır.



8-) Dil üzerindeki katlanmış gibi yırtıklar varsa, o kişinin psikoloj,k olarak hasas olduğuna, korkak ve sinirsel zafı olduğuna işarttir.Yatay kırışmış gibi tabakalar karamplı rahatszılıklara işarettir.



9-) Dildeki bu tür değişimler genelikle kadınlarda görülür ve hormon anormaliklarine vede kadın hastalıklarına işarettir.



10-) Dilin ucundaki kırmızılık gastrite işarettir.Dildeki kızarıklık ve düz kaygansı görünüm ise B Vitaminlerinde yetersizlik olduğunu gösterir ve ayrıca yanlış beslenme, karaciğer rahatsızlıkları ve diyabeti gösterir.



11-) Dil üzerinden kişinin beyin kaması geçirip geçirmediği anlaşılır.Dil tek taraflı gerilmiş gibi ise beyin kanaması geçirmiş demektir.Dil tek taraflı olarak çekilir ve kişi genelikle beyin kanaması geçirdiğinin farkında değildir.Dil üzerinde köpük gibi bir tabaka oluşması bir sindirim sisteminde veya safra kesesinde rahatsızlık olduğunu gösterir.



12-) Dil üzerindeki kuruluk menopoz sonrası eklemlerde iltihapalanmaya (artirit) işarettir.Kırmızılıkta yine B-Vitamini yetersizliğine işarettir.



13-) Dil üzerinde ki çilek gibi kabarcik (papilla) B-Vitaminleri yetersizliğine işarettir.Bu genelike yanlış beslenme sonucu ortaya çıkar.


Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 09-18-2008, 08:08
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 50
Mesajlar: 2.434
igokcek is on a distinguished road
Standart

Gökçek İksir | Gökçek İksir deki yorulardan alınmıştır

SEDAT ŞEN said on Çarşamba, Eylül 17, 2008, 13:22
öncelikle sayın ibrahim gökçek’e bu yazımı okuyanların huzurunda teşekkürlerimi sunmak istiyorum,ben şırnak’ta görevli Tsk mensubuyum,annem yıllardır mide-bağırsak problemi olan,şeker,kalp hastası,tansiyon ve bel-fıtığı ameliyatı olmuş biri.annem özellikle aşırı derecede mide problemi bulunmaktaydı,yıllar önce (2003 yılı)hastanelerde yapılan tetkiklerde helico bakter filori denen bakteri bulundu ve antibiyotik,lansaprozol,ağrı kesici 3 lüsünden oluşan hapları birarada kullandı,annem1 yıl midesinden rahat etti,annemin mide problemi 94 lü yıllarda başgöstermişti.yıllar boyu kullanılan hapların kalın ve ince bağarsaklardaki tahribatı 2006 yılında aşırı şişkinlik ile fiziki olarak görünmekteydi.öyle ki annem çok zayıf ancak karın kısmı çok ama çok iriydi sanki 3 üz çocuğa hamile gibi görünüyordu.internette araştırırken ibrahim beyin iksirini tesadüfen buldum (2 ay önce)ve kendisiyle telefon ile görüştüm,tonik ve iksiri annem 2,5 hafta kullandı karnının şişkinliği yaklaşık 3,5 ila 4 santimetre indiğini, yüzüne kan geldiği vücudunu toparladığını bu kısacık sürede gördüm, annem yıllardır birçok rahatsızlığı bir arada olan bir hasta ve denemedik yol bırakmadım,şimdiye kadar sadece ibrahim beyin iksir ve toniğinden fayda gördük..Allah ondan razı olsun..herkese tavsiye ediyorum…ayrıca bu yazdıklarımı kendi vicdanımın sesine kulak vererek yazdığımı beyan etmek isterim..Allah herkese şifa versin..
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 10-01-2008, 13:43
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 50
Mesajlar: 2.434
igokcek is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
volkanilya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu web sayfasında yazan hemen hemen tüm bu ürünler için verdiği bilgiler hakikaten doğruya yakın.
Alıntı:
volkanilya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ama tabii herkesin bünyesi farklı cevap verebilir.
Benim üzerimdeki tesiri ise inanın çok ama çook acayip.

Bende aşırı yorgunluk ve halsizlik vardı. Bir arkadaşın tavsiyesi üzerine iksir ve tonik ten 3 ay dır kullanıyorum.

Eğer bitkisel tedavi yöntemlerine inanıyorsanız tüm diğer yöntemlere ara verip yani diğer ot, aktar, kantar, lokman hekim v.s. sadece bunu deneyin derim.

Benim için kısaca: alerji (burnum tıkanıyordu sürekli), göğüs sıkışması, sinüzit, kalp, mide, barsak, yorgunluk halsizlik v.s. saymak hayli uzun bu şikayetlerimde oldukça iyileşme gördüm, garip ama gerçek.

Ve işin enteresanı Akdeniz tıp ta bu şikayetlerime doçent dahiliye hocası hiçbir teşhis koyamamıştı. 2-3 aylık tahlil ve araştırmasına rağmen.

Özellikle bende çıkan bu tür rahatsızlıkların önemli nedenlerinin başında “mantar” geliyormuş, İbrahim gökçek ile konuştum. Bu kişiyi ne kadar övsem az. Kitaplarını da tavsiye ederim.

Benim ile konuşmak isteyen olursa 0505 523 88 11 nolu telefonumu veriyorum.
Selamlar
İlyas bey Allah şifalar versin, hakikaten tedavi ettiğimiz insan çok ama yazı yazmak vatandaşa işkence gibi geliyor.Yazdığınız için teşekkürler.Sizin için kesin tedavinin biraz daha süreceği anlaşılıyor.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:08 .


Powered by vBulletin Version 3.7.1
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
Turk Siteler 100
Bu site vücut sitesini desteklemektedir Vücut
Mersin Üniv | Serbest Muhasebeci Mali Müşavir | BiRkan | Eğitim | Mersin Üniversitesi | BiRkan