 |
|
Şifalı Bitkiler, Doğal Tedavi, Alternatif Tıp, Bitkisel Tedavi, Hastalıklar, kanser, kurdeşen, genital siğil, lipom, allerji, saçkıran, saç dökülmesi, faranjit, epididimit, iktidarsızlık, gözaltı morlukları, kısırlık
> Sağlık
> Hastalıklar: K-O
|
Kısırlık:
|
|
|

06-30-2005, 22:24
|
|
Administrator
|
|
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 51
Mesajlar: 2.616
|
|
Kısırlık:
İkdidarsızlık, empotans, impotence, erektil dysfunction:
İkdidarsızlık veya empotans kişinin eşi ile yatığında cinsel münasebette bulunamamasına verilen isimdir. Bunun bilinen çok önemli iki türü mevcuttur.
1-) Ereksiyon bozukluğu (ikdidarsızlık, impotence corundi): Cinsel münasebet sırasında penisin yeterince sertleşmemesi nedeniyle ortaya çıkan başarısızlık veya bazılarında erken boşalma veya geç boşanmada bu katagoriye girer.
2-) Kısırlık (impotence generandi): Ereksiyon (penisin sertleşmesi) olmasına rağmen çocuk yapamama durumu görülür. Burada meni gelmesine rağmen menideki sperma ya hastalıklı veya sperma olmaması nedeniyle kısırlık görülür. Halkarasında ikdidarsızlık deyince genelikle ereksiyon bozukluğu nedeniyle, yani penisin sertleşememesi nedeniyle cinsi münasebet (sex) yapamamaya denir. Şayet kişide 6 aydan uzun bir süre bu durum devamederse vede sex denemelerinin % 70?i başarısızlıkla sonuclanırsa o zaman kronik ikdidarsızlıktan bahsedilir.
İkdidarsızlık rahatsızlığı 40 yaşına kadar olanlarda % 10 çivarında ve 40 yaşının üzerindekilerde % 30-50 arasında olduğu tahmin edilmektedir.
İkdidarsızlığın (empotans) sebepleri:
Ereksiyonun (ikdidar, penisin sertleşmesi) bir çok faktörü vardır ve bunların başında sinir sistemi, damarlar, hormonlar ve psikolojik durum sayabiliriz. İkdidarsızlığın % 69 oranında organik sebeplerden ileri geldiğini Prof. Porrst, Hamburg, 4500 hastası üzerinde yaptığı araştırmalara göre idea etmektedir. Organik sebeplerden ortaya çıkan ikdidarsızlığın % 33 oranında damarsertliği, % 25 şeker hastalığı, %10 prosrat amaliyatı, % 11 sinirsel hastalıklar ve yaralanma, % 8 oranında kimyasl ilaçların yantesiri, % 7 uyuşturucu bağımlılığı ve % 6 oranında hormon bozukluklarının sebep olduğu tesbitedilmiştir.
İkdidarsızlığın önemli faktörleri:
1-) Kalp ve kan dolaşımı hastalıkları: Damar sertliği (arteryoskleroz), kolesterol ve yüksek tansiyon
2-) Şeker hastalığı
3-) Prostat amaliyatı
4-) Belfıtığı nedeniyle sinirsel zedelenme
5-) Hormon bozuklukları
6-) Sinirsel hastalıklar
7-) Kimyasl ilaçların yantesirleri
8-) Alkol, sigara ve uyuşturucu maddeler
9-) Aşırı şişmanlık
10-) Uyku rahatsızlıkları
11-) En önmeli faktör askterlerin yemeğine katılan cinsel güçü azaltıcı ilaçlar. Bu ilaçlar insanlarımızda kalıcı kötü etkilere sebep oluyor. Asker'den dönenlerde iktidarsızlık veya askerlikten öncesine göre aşırı cinsel yetersizlik en önemli problemlerden biridir. Asker'den dönünce eski cinsel gücünü kaybedenler beni aramakta ve çaresini sormaktadır. Peki beni tanımayanlar, onlar ne olcak. Türk Silahlı Kuvvetlerinde yapılan bu anormal sistem kaldırılmalıdır, yoksa millet yakında ikdidarsızlaşacaktır. Bu yanlı uygulama neye hizmet ediyor, ben anlamadı. Bende 2 aylık askerlikten dönünce eski perfomansımın yerinde olmadığını görünce Üroloji kliniğine gittim. Yapılan muayenelerde bir problem yok dediler. Bende problem yoksa neden eski performansım yok dedim. Bilemiyecğiz dediler. Ben kedendim doğal ürünler kulanarak eskisindende iyi duruma geldim. Peki bu milyonlarca insanın durumu ne olacak? Genel Kurmayın buna bir çare bulması gerek. Almanya'da evli olan askerler hafta sonu evlerinde geçirir. Bekarlar hafta sonu sebest hareket eder, yani genelevlerine gitmelerine engel olunmaz.
İkdidarsızlığın (empotans) sebeplerinden % 20-30?unu ise psikolojik nedenlerdendir.
1-) Stres
2-) Depresyon
3-) Eşle uyum sağlıyamama
4-) Başaramıyacağım diye korkma
5-) Kötü cinsel münasebetleri kafasından silememe
Alkol:
1-) Alkol sinirler için en büyük tehlikedir, çünkü alkol sinir hücrelerini öldürür. Bu nedenle sinirler sinyalleri düzenli olarak gönderemez ve ortaya erksiyon bozuklukları (ikdidarsızlık) çıkar.
2-) Alkol vücudun hormon dengelerini bozar ve testosterolun (erkeklik hormonu) seviyesini düşürür ve erkeklerde zamanla kadınsı oluşumlar görülür, yani göğüsleri büyür ve kadınlık hormonu östrojen oranı çoğalır vede cinsel arzuları yok olur.
3-) Alkol kişide psikolojik rahatsızlıklara sebep olur ve kişide depresyon ortaya çıkar.
Kimyasal ilaçlar:
Ereksiyon problemleri olanlar yüksek tansiyon, psikolojik rahatsızlıklar ve ağrılara karşı kimyasal ilaçlar alırlar. Bu ilaçlarda kişinin bütün hormon dengelerini alt üst eder. Böylece kişinin durumu sürekli kötüleşir.
Uyuşturucu maddeler:
Uyuşturucu maddeler (eroin, esrar, kokain, vb.) beyin ve sinir hücrelerini yavaş yavaş öldürür ve kişi kendini konturoledemez duruma düşer. Uyuşturucu bağımlılarında ereksiyon bozuklukları (iktidarsızlık) pek tabi bir durumdur. Geniş bilgi için haşhaş ve koka?ya bakınız.
Şeker hastalığı:
Şeker hastalarının % 30-50?sinde ereksiyon problemleri olduğu görülmüştür. Şeker hastasında penisin ana gövdesinde (corpus cavernosum) şeker artıkları bulunur ve bunlar penisin sertleşmesini önler. Ayrıca şeker nedeniyle tahrip olan sinir hücreleri signal gönderemez ve ereksiyon problemi ortaya çıkar.
İkdidarsızlığın teşhisi:
Hastalığın teşhisi için doktor hastayı birçok testlerden geçirir. Bunların başında damar sertlikleri, hormonları-, sinirlerin-, testislerin- ve penisin durumu konturoledilir. Hastanın eşi ile sex yaşamı incelenir ve eşlerle konuşulur. Rahatsızlığın neden ileri geldiği tam olarak anlşılana kadar araştırmalara devamedilir ve kesin teşhisten sonra tedaviye geçilir.
İkdidarsızlığın tedavisi:
1-) Rahatsızlığa büyük oranda damar sertliğinin (arteryoskleroz) sebep olduğu anlaşılmaktadır. Sarımsak, Gökçek İksiri veGökçek Tonikile damar sertliği tedavi edilebilir.
2-) Şeker hastalığında başlanğıç safhası ise Aloxi ile tedavi edilebilir. Ayrıca çemen-, acıbadem-, çörek-, ve keçisedefi preparatlarıda etkili olabilir.
3-) Prostat amaliyatı olmadan önce mümkünse doğal ilaçlarla prostat rahatsızlığı tedavi edilmelidir. Bu rahatsızlığa karşı Gökçek İksiri, ısırgankökü-, sabal-, ve meragülü preparatları kulanılır.
4-) Sinirsel rahatsızlıklar kılıçotu preparatları veya Gökçek İksiri kulanılır.
5-) Kimyasal ilaçların yan tesiri Gökçek İksiri ile tedavi edilebilir.
6-) Uyuşturucu bağımlılığına karşı yulaf preparatları veya Gökçek İksiri kulanılır.
7-) Hormon anaormalikleri Gökçek İksiri ile tedavi edilebilir.
Ayrıca çakşır-, laden-, damiyana-, gigko-, ve ginseng preparatlarınında etkili olduğu söylenmektedir, fakat etkileri ispatlanmamıştır.
Gökçek İksiri etkilidir, fakat damarların temizlenmesi zaman alır. viyagra ile yapılmak istenen nedir? Penise yeterince kan pompalanamadığından iktidarsızlık olmaktadır. Gökçek İksiri bu işi problemsiz çözmektedir, ama 10 larca yıldır yağlanan damarların açılması tabiiki hemen olmaz ve bir kaç ay sürebilir.
Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.
Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet
Açıklama: Hayvansal besinler damarların iç yüzeyinde (mukazasında) plaklar olşmasına (yağlanmasına) neden olur. Damarların yağlanarak sertleşmesi yüksek tansiyona sebep olur. Damarlar yaşalandıkca beyin, kalp, penis ve vajinaya yeterince kan gitmemesi demektir. Buda felç, kalpkrizi, rekeklerde iktidarsızlık ve kadınlarda cinsel isteksizliğe sebep olur. Hayvansal besinleri azaltmak, hatta peyniri asla yememek gerekir. Gökçek İksiri ile tıkanan damarlar açılır ve kişide beyin kanaması, kalpkrizi erkeklerde iktidarsızlık ve kadınlarda cinsel isteksizlik rizikoları ortadan kalkar.
Konu igokcek tarafından (11-12-2008 Saat 22:07 ) değiştirilmiştir..
|

07-24-2006, 21:36
|
|
|
|
Üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 601
|
|
Kısır erkeklere baba olma şansı
Op.Dr. Seval Taşdemir
Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi Klinik Direktörü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Kısır erkeklere baba olma şansı
Tüp bebek tedavisinde yeni bir uygulama olan Mikro-Tese yöntemi sayesinde menisinde hiç spermi olmayan erkekler de baba olma şansını yakalayabiliyor?
Dünyada son birkaç yıldır, ülkemizde ise henüz yeni uygulanmaya başlanan Mikro-Tese yöntemi ile özellikle kanallarda tıkanıklık olmayan azosperm vakaları da artık çocuk sahibi olabiliyor! Klasik Tese ygulamasının bir üst tedavi aşaması olan Mikro-Tese yöntemi çocuk sahibi olması imkansız görünen ağır erkek infertilitesi (kısırlığı ) vakalarına baba olabilme şansı tanıyor. Başarı oranı oldukça yüksek olan bu yöntemin erkek cinsel sağlığına da hiçbir olumsuz etkisi yok. Klasik Tese yönteminin işe yaramadığı durumlarda uygulanan Mikro-Tese yöntemi ile canlı sperm bulunuyor ve elde edilen spermler ile mikroenjeksiyon tipi tüp bebek uygulaması yapılarak başarılı sonuçlar alınıyor.
Mikro-Tese hakkında merak edilen soruları ise şöyle sıralayabiliriz?
Kanallarında tıkanıklık olmayan azosperm nedir?
Menisinde hiç canlı sperm bulunmayan ağır erkek infertilitesi vakasına azosperm denilir. Azosperm vakasının bir türü olan Non-Obstructive Azospermia ise üreme kanallarında tıkanıklık olmayan tipine denir.
Mikro-Tese nedir?
Mikro-Tese; ağır erkek kısırlığı tedavisinde uygulanan yeni bir cerrahi yöntemdir. Özellikle üreme kanallarında tıkanıklık olmayan azosperm durumunda sperm elde etmek için uygulanan bir cerrahi yöntemdir. Mikro-Tese yöntemi mikroskop altında yapılmaktadır. Erkek kısırlığı tedavisinde üreme kanallarında tıkanıklık olmayan azosperm vakaları için uygulanan bu yeni yöntem, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere yeni bir kapı açıyor.
Mikro-Tese işlemi nasıl yapılıyor?
Mikro-Tese ayakta tedavisi mümkün olan lokal ya da genel anestezi ile mikroskop altında yapılan cerrahi bir işlemdir. Operasyonun mikroskop altında yapılması, testislerde sperm içeren bölgelerin
tanımlanmasını, sperm kanallarının belirlenmesini ve bu bölgelerden direkt olarak sperm çıkarılmasını sağlamaktadır. Bu hastalardan mikro cerrahi ile sperm elde ediliyor. Bu yöntemle elde edilen spermler, eşlerinden alınan yumurtalara enjekte edilerek mikroenjeksiyon tipi tüp bebek) bu çiftlerin sağlıklı çocuk sahibi olabilmeleri sağlanıyor.
Mikro-Tese?nin klasik Tese?den farkı nedir?
Klasik Tese yöntemi üreme kanallarında herhangi bir tıkanıklık bulunmayan azosperm vakalarında her zaman başarılı sonuçlar vermemektedir. Tese uygulamasından daha ileri bir yöntem olan Mikro-Tese işlemi ise üreme kanallarında tıkanıklık olmayan azosperm vakalarında sperm bulma oranını yükseltmektedir. Mikro-Tese işlemi, erkeğe bağlı infertilite alanında özellikle mikroenjeksiyon tipi tüp bebek tedavisinde gelinen en son gelişmedir.
Mikro-Tese yönteminin başarı oranı nedir?
Yapılan araştırmalar göstermiştir ki; özellikle üreme kanallarında tıkanıklık olmayan azosperm vakalar (non-obstructive azospermia), genel azosperm vakaların %40-60?ını oluşturuyor. Bu grup özellikle Mikro-Tese işlemi için uygun olan gruptur. Bu grubun da Mikro-Tese işlemi ile %58?inden sperm elde edilmektedir.
Yapılan bir diğer araştırmaya göre de özellikle üreme kanallarında tıkanıklık olmayan azosperm vakalarında Mikro-Tese işlemi, klasik Tese işleminden daha başarılı sonuçlar vermiştir. Üreme kanallarında tıkanıklık olmayanların, klasik testis biyopsisi (TESE) işlemi ile yaklaşık olarak %20?sinden sperm elde edilirken Mikro-Tese işlemi ile %45?inden sperm elde edilmiştir.
Cerrahi işlem sonrasında hasta ne zaman günlük yaşantısına dönmektedir?
Bu işlem, vakanın zorluğuna göre 1-4 saat içerisinde gerçekleşmektedir. Lokal anestezi ile işlem olduysa kısa bir süre sonra, genel anestezi altında yapıldıysa 1-2 saat sonra hasta ayağa kalkabilir ve birkaç gün içerisinde de normal günlük yaşantısına döner.
|

07-24-2006, 21:38
|
|
|
|
Üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 601
|
|
Yumurtlama bozukluklarının nedeni?
Op.Dr. Seval Taşdemir
Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi Klinik Direktörü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Yumurtlama bozukluklarının nedeni?
Çocuk sahibi olamayan kadınların %25' inde ovulasyon (yumurtlama) düzensizlikleri vardır bunun nasıl oluştuğunu anlayabilmek için, yumurtalık fonksiyonlarının bilinmesi gerekir.
Üreme çağında yumurtalıkların iki ana fonksiyonu vardır; bunlardan biri düzenli adet kanamalarının arasında yumurta üretimi, diğeri ise östrojen ve progesteron hormonlarının salınmasıdır. Bu hormonlar yumurtayı döllenmeye, Fallop tüplerini de embriyo transferine hazırlar ve döllenen embriyonun rahimde tutunabilmesi için gerekli ortamı sağlar. Eğer döllenme gerçekleşirse döllenen yumurta (embriyo) Fallop tüplerinde üç dört gün geçirdikten sonra rahme gelerek endometrium denen rahmin iç tabakasına yerleşir. Östrojen ve progesteron rahmi embriyonun tutunabilmesi için hazır hale getirir ve embriyonun besinini sağlar. Eğer döllenmiş yumurta rahme tutunamazsa bu hormonlar yumurtlamadan iki hafta sonra iyice azalır, ve rahmin iç tabakası dökülür, bu da adet kanamasına neden olur.
Çocuk sahibi olamayan kadınların %25' inde ovulasyon (yumurtlama) düzensizlikleri vardır. Bazal vücut ısısı ölçümü ile yumurtlamanın gerçekleşip, gerçekleşmediği anlaşılabilir. Kadın adet döneminin ilk gününden itibaren her sabah uyandığında derece ile ağızdan vücut ısısını ölçer ve tabloya işler. Yumurtlama gerçekleştikten hemen sonra vücut ısısı 0.5oC artar. Eğer yumurtlama gerçekleşmezse vücut ısısı değişmez. Kanda veya idrarda Luteinize Edici Hormon (LH) düzeyi belirlenerek de yumurtlamanın olup olmadığı belirlenir. Ayrıca ultrason ile yapılan takipler ile de yumurtalıklardaki gelişim ve yumurtlamanın olup olmadığı belirlenebilir.
Yumurtlamadaki problemler birçok nedene bağlı olabilir. Diet, kullanılan ilaçlar ve yaşam tarzı yumurtlamayı etkiler. En sık görülen neden beyin yumurtalık aksının düzenli çalışmamasıdır. Daha nadir olarak yumurtalıkların kendindeki bir problem yumurtlama bozukluklarına neden olur.
Beyin yumurtalık aksının çalışmasındaki problemler iki değişik şekilde görülebilir. Hipotalamik pitüiter fonksiyon bozukluğunda hastada adet düzensizliği ve yumurtlama bozuklukları görülürken Hipotalamik pitüiter yetmezlikte yumurtlama hiç gerçekleşmez ve hasta adet görmez. Fonksiyon bozukluğu yumurtlama bozukluklarının en sık görülen ve en kolay tedavi edilebilen nedenidir. Bu durum şişmanlığa, strese, kullanılan ilaçlara ve polikistik over sendromu olarak adlandırılan nedenlere bağlı olabilir.
Hipotalamik pitüiter yetmezlik nadir görülen bir durumdur. Yumurtalıklara beyinden hiç bir hormonal uyarı gitmediği için yumurtlama gerçekleşmez. Yumurtalıklarda görülen yetmezlikte yumurtlama bozukluklarının nadir görülen bir diğer nedenidir. Bu bağışıklık sistemindeki bozukluklara, doğuştan olan problemlere veya enfeksiyonlara bağlı olabilir. Yumurtlama gerçekleşmeyen hastalarda ilaç kullanılarak yumurtlama sağlanır. Uygulanan tedavi ile hastaların yaklaşık % 50'si altı ay içinde gebe kalır.
Polikistik Over Sendromu
Düzensiz yada adet kanaması olmadan geçen sikluslar, tüylenme, kısırlık ve kilo artışı ile karakterize bir durumdur. Polikistik over hastalığı olan vakalarda bir çok küçük kistler içeren büyük yumurtalıklar dikkati çeker. Adet düzensizliği, tüylenme ve kilo alma değişik boyutlarda veya hiç olmayabilir, fakat yumurtalıklardaki kistler tipiktir ve ultrasonografik olarak saptanır. Polikistik over hastalığında beyindeki hormonlar yeterli miktarda salgılanmaz, yumurta gelişimi ve yumurtlama gerçekleşmez. Yumurta gelişimi adetin ilk döneminde durur. Bu yüzden östrojen ve androjen hormonları sürekli yüksek düzeylerde olur.
Yumurtalıklar büyür ve kistler oluşur. Bu da daha fazla östrojen ve androjen (erkeklik hormonu) hormonu salınmasına yol açar. Artan hormon düzeyleri ve yumutlamanın olmaması kısırlığa neden olur. Artmış hormonlarla sürekli uyarılan rahmin iç tabakası kalınlaşarak fazla ve düzensiz kanamaya yol açar. Artmış androjen (erkeklik hormonu) düzeyi de aşırı kıllanmaya neden olur. Polikistik over hastalığı olan hastaların rahim ve yumurtalık kanalları normaldir. Bu hastaların yumurtalıklarında ultrason ile rahatlıkla görülebilen 8 mm'den küçük çok sayıda minik kistler mevcuttur. Bu kistler genellikle büyümeyip küçük kalırlar, yumurtalık kanseri riskini arttırmadıklarından cerrahi bir işleme gerek yoktur.
Polikistik over hastalığının bulguları;
- Adet düzensizliği.
- İnfertilite.
- Tekrarlayan düşük.
- Tüylenme.
- Kilo artışı.
- Anormal insülin cevabı veya şeker hastalığı.
- Kalp hastalığı.
- Göğüslerden süt gelmesi.
Polikistik Over Hastalığının Nedenleri
Yumurtalıkların fonksiyonunu bozarak polikistik over hastalığına neden olan birçok faktör vardır.
Bilinen bazı nedenler;
- Şişmanlık;
Polikistik over hastalığının en sık görülen nedeni şişmanlıktır. Yağlı dokular östrojen salgılar, buda beyindeki hipofiz bezinden yeterli FSH salgılanmasını engelleyerek yumurtlamayı engeller.
- Diabet (Şeker Hastalığı);
İnsülin düzeylerinin yüksek olduğu diabetli hastalarda yumurtalıkların normal fonksiyonu bozulur ve polikistik over hastalığına benzer tablo gelişir.
Polikistik Over Hastalığının Tedavisi
Tanısı konduktan sonra polikistik over hastalığının tedavisi kolaydır. Hasta ileride gebelik istemese bile mutlaka tedavi görmelidir, çünkü uzun süre yüksek düzeydeki hormonlara maruz kalınması rahim kanserine yol açabilir.
- Kilo Verme
Birçok polikistik over hastası kilo vererek normale dönebilir. Uzun süreden beri şişman olan kişilerin kilo vermesi zaman ve çaba gerektirir. Bu hastaların doktor kontrolü altında verilen diet programlarını uygulamaları ve ekzersiz yapmaları gerekmektedir.
- Ovulasyon İndüksiyonu (Yumurtlamanın Uyarılması)
Hastalığın tedavi edilmesindeki ana amaç kadının çocuk sahibi olabilmesi için yumurtlamanın uyarılmasıdır. Bu amaçla doktor kontrolünde bazı hormon ilaçları kullanılır. Hormon ilaçları beyindeki hipofiz bezini uyararak yumurta uyarıcı hormonun salgılanmasını sağlar. Bazen yüksek dozda ve uzun süreli kullanımı gerekebilir.
- Cerrahi Tedavi
İlaçlar ile tedavi sağlanamazsa laparoskopi ile lazer veya elekrokoter uygulanarak yumurtlama uyarılabilir. Bu tedavilerin sonuç vermediği vakalar günümüzde tüp bebek tedavisi ile çocuk sahibi olabilir. Tedavide erken tanı önemlidir, annesinde polikistik over hastalığı olan kadınlar dikkatli olmalıdır. Eğer adetlerin başlamasından beri adet düzensizlikleri varsa polikistik over hastalığı yönünden araştırma yapılması gerekir.
|

12-04-2006, 15:22
|
|
|
|
Üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 601
|
|
6 çiftten birinde kısırlık sorunu var
6 çiftten birinde kısırlık sorunu var
İnfertilite (kısırlık) sorunu yaşayan aileler sağlıklı bir bebeğe sahip olabilmek için büyük bir mücadele vermektedirler. Çiftlerin çocuk sahibi olmalarını engelleyen sebeplerden kurtulmak için atmaları gereken en önemli adım, problemin ne olduğu konusunda mümkün olduğunca fazla bilgilenmektir. Bunun için çiftler öncelikle bu durumu iyice araştırmalı ve kendileri hakkında yeterince bilgiye sahip olmalıdırlar. Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi Klinik Direktörü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Seval Taşdemir yazdı.
Kısırlık sorunu çoğu zaman baskılar ve çeşitli çekinceler nedeniyle arkadaş yada aile çevresiyle rahatça paylaşılamaz. Son yıllarda kısırlık sorunu yaşayan çiftlerin sosyal hayatın içerisinde karşılaştığı sıkıntılar açısından oldukça fazla yol kat edilmiş olmasına rağmen maalesef hala birçok çevrede kısırlık bir tabu olarak görülüyor.
Son dönem yapılan araştırmaların ortaya çıkardığı sonuçlara göre her altı çiftten biri infertilite sorununu yaşıyor. Peki çevremizde bu kadar sık karşılaştığımız infertilite (kısırlık) tam olarak nedir?
Genç bir kadının düzenli cinsel ilişkide bulunduğu taktirde gebe kalma şansı %20'dir. Korunmayan çiftlerin bir çoğu ilk 6 ay içinde hamile kalır. Basit olarak kısırlık bir yıl süresince çiftin herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmamasına rağmen gebeliğin elde edilememesi durumudur. Çiftlerde infertilite erkek, kadın veya her ikisindeki problemlere bağlı olabilir. İnfertil çiftlerin %30'u erkeğe bağlı, %30'u kadına bağlı nedenlerden dolayı çocuk sahibi olamamaktadır. Çiftlerin %40'ında ise infertilite eşlerin her ikisindeki problemlere bağlıdır. Erkek eşte sperm sayısının, hareketliliğinin yada normal yapıdaki spermlerin azalması ve menide hiç sperm olmaması infertilite nedenleridir. Ayrıca iktidarsızlık ve geriye boşalma da infertiliteye yol açabilir. Kadın eşte ise yumurtlamanın olmaması, endometriozis (karın içine kanamalar yapan bir hastalık), Fallop tüplerinin tıkalı olması ve rahimde myomların bulunması infertilite nedenidir.
Çiftlerde kısırlık problemiyle karşılaşma oranı sürekli olarak artış göstermektedir. Değişen hayat şartları, evlilik yaşının yükselmesi ve çiftlerin geç çocuk sahibi olma isteği sorunun yaygınlaşmasının nedenlerindendir. Kadınların ileri yaşlarda anne olma isteği ve erkekte sperm kalitesinin düşmesi kısırlık artışının en önemli sebeplerindendir. Modern hayata bağlı olarak değişen yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları, sigara ve alkol kullanımı, teknolojik gelişmeler, stres, iş ve çalışma çevresi sperm kalitesinin düşmesinin genel nedenleri olarak sıralanabilir. Şehir merkezlerinin yanı sıra kırsal kesimde de aynı sorunla karşılaşılmaktadır. Tarımsal ilaçlamalarda kimyasalların fazla kullanılmaya başlanması burada kırsal bölgelerde yaşayan insanları olumsuz yönde etkilemektedir.
Stresin Üreme Sağlığına Etkileri
Stresin kadın ve erkek infertilitesi üzerindeli etkisi azımsanmayacak kadar fazladır. Üreme hormonlarını salgılayan hipofiz bezi duygusal değişikliklere ve strese son derece duyarlı olduğundan stres kadınlarda adet düzenini bozar. Kısa süren duygusal değişiklikler ve stres geçici problemlere de neden olur. Daha uzun süreli stres üreme hormonlarının dengesini bozar. Bu durum da stresin artmasına neden olduğundan sürekli bir kısır döngü oluşur.
Yapılan değişik çalışmalarda stresin gebe kalabilmeyi zorlaştırdığı gösterilmiştir. Kadınlarda depresyon ve anksiyete, kalp hastalıklarına ve yeme bozukluklarına yol açmanın yanında üreme sağlığını da olumsuz etkiler. Stres kurtulmak için destek gruplarına katılan kadınlarda gebelik oranlarının arttığı saptanmıştır.
Kısırlık tedavisi gören bazı çiftlerin psikolojik olarak etkilenerek strese girdikleri belirlenmiştir. Stres bu tedavilerin başarısını olumsuz etkiler. Bazı çiftler sıkıntı ve kabuslardan yakınır, bu çiftler genellikle kısırlık ve tedavisi hakkında konuşmaktan kaçar. Tedavi sırasında etkilenen çiftlerin doğumdan sonra bebeği benimsemesinde de problemler görülebilir. Durumunuzu ve tedavinizi konuşmak sizi rahatsız ediyorsa bu durumu hekiminizle paylaşın. Hekiminiz sizi rahatlatabilecek önerilerde bulunacaktır.
Yaşantınızda sizi strese sokan nedenlerin belirlenmesi stresten kurtulmak için atılacak ilk adımdır. Çalışma yaşamınız ile ilgili problemler, aile bireyleri ile olan problemler, yalnızlık, başarısız olma kaygısı, suçluluk duygusu, fazla rekabet ve cinsel hayatınızdaki problemler strese neden olur. Çoğu zaman kontrol edebileceğiniz ve çözüm bulabileceğiniz sıkıntılar birikerek sizi strese sokar. Kendinize biraz daha fazla zaman ayırmak, zevk aldığınız uğraşlara zaman ayırmak, ılık banyo ve masaj alınabilecek basit önlemlerdir.
Streste olduğunuzun fakında mısınız?
Günlük hayatın yoğunluğunda gergin ve yorgun hatta mutsuz olmak bir süre sonra yaşantınızın doğal bir parçası haline gelebilir. Birçok çift hekime başvurana dek ne kadar gergin ve stresli olduklarını fark etmezler.
Ne kadar streslisiniz?
- Kendinizi sürekli yorgun hissediyor musunuz?
- Uykuya dalmakta güçlük çekiyor musunuz?
- Sık sık başınız ağrıyor mu?
- Adetleriniz düzensiz mi?
- Sık sık vajinal enfeksiyon ve uçuk enfeksiyonu geçiriyor musunuz?
- İş arkadaşlarınıza ve ailenize gösterdiğiniz tolerans azalıyor mu?
Bu sorulardan bir veya birkaçına evet cevabını vermeniz streste olabileceğinizi gösterir.
Stresten kurtulabilirsiniz;
Düzenli beslenme, hafif egzersiz, yeteri kadar dinlenmek ve sizi rahatlatan zevk aldığınız uğraşlara vakit ayırmanız stresin fiziksel bulgularını ve üreme sağlığınıza olan olumsuz etkilerini ortadan kaldırabilir. Depresyon tanısı ile ilaç tedavisi gerektiğinde infertilite tedavisine ara verilmesi ve depresyon tedavisi bittikten sonra yeniden başlanması uygun olur.
|

03-03-2007, 18:14
|
|
|
|
Üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 601
|
|
CİNSEL PROBLEMİ, KISIRLIĞI OLANLAR
İNFERTİLİTEDE (KISIRLIK) ERKEĞİN ROLÜ
İnfertilite pek çok çift için sürpriz bir durumdur. Çiftler, istedikleri zaman veya doğum kontrol yöntemlerini bıraktıktan sonra hemen çocuk sahibi olabileceklerini düşünürler. Birçok çift kolaylıkla çocuk sahibi olabilse de bazıları için bu çok zor gerçekleşir. İnfertilite oranı, toplumda %10 - 15 arasında görülmektedir.</SPAN>
İNFERTİLİTE NEDİR?
İnfertilite, genel olarak üreme fonksiyonunun yerine getirilememesi olarak tanımlanır. Gebelikle ilgili herhangi bir koruma önlemi olmaksızın 1 yıl düzenli cinsel ilişkiye rağmen çocuk sahibi olamayan çiftler için infertilite söz konusudur.
Erkek Üreme Sistemi
Ergenlik çağının başlaması ile erkeklerde sperm üretimi başlar. Beyindeki hipofiz bezinden FSH ve LH hormonları salgılanır.
FSH sperm üretimini aktifler, LH testosteron hormonunun salgılanmasına yol açar, bu da sperm olgunlaşmasını sağlar. Spermler testislerde üretilir ve epididimde gelişimini tamamlar. Bu yaklaşık olarak 3 ay sürer. Olgun spermler cinsel ilişki sırasında sperm kanallarından kadın vajinasına atılır. Bu sırada prostat ve prostat arkasındaki bezlerden (veziküla seminalis) spermi besleyen ve koruyan sıvılar da meniye karışır. Sperm üretimi erkeğin yaşamı boyunca devam eder.
Bilinmesi Gerekenler
İnfertilite problemi kadın ve erkeği eşit oranda etkiler. İnfertilite çiftlerde %40 erkeğe bağlı, %40 kadına bağlı, %10 erkek ve kadın ilişkili, %10 bilinmeyen sebeplerden meydana gelir. Bu nedenle infertil çiftlerin her ikisi de problemi anlamalı ve kendi arasında tartışmalıdır. Erkek infertilitesi birçok sebebe bağlıdır. Sperm üretim bozuklukları, sperm kanallarındaki tıkanıklıklar, sperme karşı antikor varlığı, testis travması, hormonal bozukluklar, anatomik problemler, varikosel, geçirilmiş hastalıklar, infeksiyonlar ve bazı ilaçlar infertiliteye yol açabilir.
Sebep ne olursa olsun infertilitenin üstesinden gelmek kolay değildir. Birçok infertil erkek, kendisini eksik ve mutsuz hisseder. Bazıları erkekliğini kaybettiğini düşünür. Bu hisler normaldir ve üstesinden gelmenin yolu diğer insanlarla iletişim kurmaktır. İnfertil çiftler bu problemlerin üstesinden gelmek için birbirlerine destek olmalıdır. İnfertilite sebeplerinin %90'ının tedavi edilebildiği ve birçok tedavi seçeneğinin bulunduğu unutulmamalıdır.
İnfertiliteyi etkileyen hayat şartları ve alışkanlıklar
Sigara: Sperm sayı ve hareketliliğini düşürür ve spermin normal yapısını bozar.
Alkol: Aşırı alkol alımı sperm sayısını düşürür ve anormal sperm üretimine yol açar.
Testis ısısı: Erkeklerde testis ısısı, vücut ısısından düşüktür. Testis ısısı artarsa sperm üretimi azalır. Yüksek ateş, sıcak çevrede çalışma, sauna ve dar pantolon giyme testis ısısını arttırabilir.
Aşırı kilo: Testis ısısının artmasına ve sperm sayısının azalmasına yol açar.
Aşırı egzersiz: Hormon üretimini azaltarak infertiliteye sebep olabilir.
İlaçlar: Bazı tansiyon ve ülser ilaçları sperm sayısını düşürebilir ve cinsel arzuyu azaltabilir.
İNFERTİLİTENİN DEĞERLENDİRİLMESİ

</SPAN>
Hastanın tıbbi özgeçmişi: Geçirilmiş kabakulak, bazı ateşli hastalıklar, cerrahi girişimler veya travmalar, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar İnfertiliteyi etkileyebilir. Ayrıca kimyasal maddelere maruz kalma, stres, ilaç ve alkol kullanımı, gereksiz alışkanlıklar, cinsel ilişki zaman ve sıklığı, ailede bu tip problem varlığı da önemlidir.
Fizik muayene: Ürolog, üreme organlarını muayene eder. Testislerin yerinde olup olmadığı, testislerin durumu, sperm kanalları, skrotum içinde genişlemiş damarların olup olmadığı (varikosel) araştırılır. Prostat muayenesi de yapılmalıdır. Ayrıca vücut yağ ve kıllarının dağılımına bakılır.
LABORATUAR TESTLERİ
Semen (meni) analizi

48 saatlik cinsel perhizden sonra alınan taze semen makroskopik ve mikroskopik değerlendirmeye tabi tutulur. Sperm sayısı değişkenlik gösterebildiği için semen analizi en az 2 kez yapılmalıdır. Burada sperm sayısı, hareketliliği ve şekli değerlendirilir. Bu test tek başına infertilite durumunu göstermez, çünkü burada spermin tüm fonksiyonlarını görmek mümkün değildir. Fakat infertilitenin başlangıç değerlendirmesi için ilk yapılan kolay ve yararlı bir testtir.
TANI KOYDURUCU TESTLER
Semen analizinde herhangi bir anormallik varsa yapılır.
İdrar analizi
İdrarda beyaz kan hücrelerinin (lökosit) varlığı idrar yolu enfeksiyonunu veya prostat enfeksiyonunu gösterir. idrarda önemli sayıda sperm bulunması idrar torbasına semen kaçtığına işaret eder.
Hormon analizi
Serum FSH, LH ve testosteron düzeylerine bakılır. Bunlar testis fonksiyonları hakkında bilgi verir.
Semende lökosit sayısı
Spesifik boya veya antikorlarla semendeki lökosit sayısı araştırılır. Bunların fazlalığı genital sistem enfeksiyonunu gösterir ve mutlaka tedavi edilmelidir, aksi halde spermlere zarar verir.
Anti sperm antikor testi
Bu test kadında veya erkekte sperme karşı antikor varlığını gösterir. Anti sperm antikorlar spermle reaksiyona girip onlara zarar verir ve hareketsiz kılar.
Ultrasonografi
Testislerin yapısı, damarlardaki genişlemeler (varikosel) ve sperm kanallarındaki darlıklar hakkında bilgi verir.
TESTİS BİYOPSİSİ

Semen analizinde çok düşük sayıda sperm olması veya hiç olmaması durumunda yapılır. Her iki testisten anestezi altında birkaç adet doku parçası ve aynı anda iğne ile doku aspirasyonu yapılarak testisteki sperm üretiminin haritası çıkarılır.

Alınan örnekler mikroskop altında incelenerek sperm hücresi aranır. Bu yöntemle testislerin sperm üretimi hakkında bilgi sahibi olunur. Enfeksiyonlar, hormonal bozukluklar ilaç verilerek tedavi edilir.
Varikosel operasyonu

İnfertil erkeklerin %60'ında varikosel bulunur. Varikosel sperm üretimini etkiliyorsa veya testiste küçülme yapıyorsa tedavi edilir. Varikosel ameliyatı mikroskop altında yapılmalıdır. Bu sayede gözle görülmeyen küçük damarların bağlanması ameliyat başarısını arttırır ve varikosel'in tekrarlamasını önler. Varikosel operasyonu hastaların %75'inde sperm kalitesinde düzelme sağlar ve %35 oranında spontan gebelik elde edilir.
Sperm kanallarındaki tıkanıklıkların giderilmesi

Sperm kanallarının prostata açılan yerindeki darlık yapan sebepler endoskopik olarak kesilerek açılır. Diğer düzeylerdeki tıkanıklık bölgesi ise mikroskop altında bulunup çıkartılır geri kalan sağlam bölgeler birbirine anastomoz edilerek meninin doğal yolla dışarı atılması sağlanır.
YARDIMCI ÜREME TEKNİKLERİ
Intrauterin inseminasyon

Düşük sperm sayısı, endometriosis, açıklanamayan infertilite, servikal mukus yetersizliği ve sperme karşı antikor varlığında uygulanır. Erkekten alınan semen özel solüsyonlarla yıkanıp kaliteli spermler elde edilir ve daha sonra kadın rahmine özel bir sonda ile verilir. Bu yöntem hormon tedavisi ile birlikte yapılmalıdır.
In vitro fertilizasyon (IVF)

Kadın yollarındaki darlıklarda veya açıklanamayan infertilitede uygulanır. Hormonal tedavi ile kadın yumurtalığından olgun yumurta elde edilir. Bu yumurta dışarı alınır. Laboratuar şartlarında yumurta ile sperm birleştirilir. Birkaç gün sonra da oluşan döllenmiş hücre kadın rahmine yerleştirilir.
GİFT

Dışarı alınan kadın yumurtası ve sperm birlikte kadın yumurtalık yollarına yerleştirilip doğal döllenme sağlanır.
ZİFT
Laboratuar şartlarında döllenmiş yumurta, kadın yumurtalık yollarına yerleştirilir.
ICSI (Mikroenjeksiyon)

Laboratuar şartlarında kadın yumurtası içine erkekten elde edilen sperm iğne ile yerleştirilerek, elde edilen döllenmiş yumurta, kadın haznesine konur. ICSI'de spermin hangi yolla elde edildiğinin önemi yoktur. Böylece spermin kadın üreme yollarındaki ilerlemesine, yumurtayı aramasına ve yumurtayı doğal olarak döllemesine gerek kalmaz. İşlem öncesi kadın yumurtalıkları ilaç ile stimule edilir. ICSI için birkaç sperm hücresi yeterlidir. ICSI ile çocuk sahibi olma oranı %35 civarındadır.
TESE + ICSI
Menide sperm hücresi yoksa testis biyopsisi materyelinden elde edilen olgun sperm hücresi veya spermatid ICSI için kullanılır.
TESE TESTİSLERDE SPERM ARANMASI
Azospermik infertil hastalara uygulanır.
Azospermi: Semen analizinde (menide) hiç sperm görülmemesidir.
Azospermik infertilite iki bölümde incelenir.
a) Obstrüktif Azospermi
Sperm yollarının tıkalı olmasından kaynaklanır.
b) Nonobstrüktif Azospermi
Testislerin dışarı (sperm kanallarına) verecek kadar sperm üretememesidir. Tedavi olarak TESE uygulanır.
TESE uygulacak hastanın eşi, Kadın-Doğum infertilete kliniğine yönlendirilerek oradan takibe alınması sağlanır. Kadının ovulasyon (yumurtlama) dönemine göre TESE uygulanacak erkek, genel anestezi ile uyutularak işleme başlanır. Testisin üzerindeki cilde 1-2 cm'lik kesi yapılarak testislere ulaşılır ve testisin damarsız kısmından testis açılır. Ardından mikroskopik olarak testis incelenir ve en dolgun beyaz renkte daha geniş tubuluslar (çıplak gözle görmek zordur ama mikroskopik olarak kolayca görülebilir) alınarak, daha ince ayarlı (daha hassas) mikroskopla, sperm olup olmadığı araştırılır. Eğer testiste tüm aramalara rağmen sperm bulunamasa, aynı işlem diğer testise de uygulanır. Bu spermler Kadın-Doğum infertilite birimine ICSI tedavisi için kullanılmak üzere gönderilir.
Non obstrüktif azospermik çıplak gözle yapılan işlemde testiste sperm bulma şansı %15-30 arasında iken, mikroskop altında yapılanda bu oran %45-60 arasındadır.
Gebelik oranı, mikroskop kullanılarak yapıldığı zaman %50'den %65'e kadar çıkmaktadır. Mikroskop kullanıldığı zaman testisten gereksiz doku alınmadığından, ileride meydana gelebilecek bir takım sorunlar engellenir.
İ.Ü. Hasta Okulu Yayınları
Konu admin tarafından (03-03-2007 Saat 18:17 ) değiştirilmiştir..
|

05-17-2007, 00:16
|
|
Acemi
|
|
Üyelik tarihi: May 2007
Yaş: 32
Mesajlar: 1
|
|
bende ovülasyon problemi var
gonal f kullandım fayda görmedim
bitkisel ne tavsiye edersiniz.2,5 yıldır doktor takibindeyim.
|

05-17-2007, 12:40
|
|
Administrator
|
|
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 51
Mesajlar: 2.616
|
|
Alıntı:
|
nazlıhan´isimli üyeden Alıntı
bende ovülasyon problemi var
gonal f kullandım fayda görmedim
bitkisel ne tavsiye edersiniz.2,5 yıldır doktor takibindeyim.
|
Se..... isimli ARKADAŞINDA ÇOĞUGU OLUYORU HEM KEDNDİNDE HEMDE AİLESİNDE PROBLEM VARDI ikiside Gökçek İksiri kulandılar ve hamile kaldı. Çok şükür. Gökçek İksir rahim, yumurtalıklar ve kordonlardaki iltihap, cerahat, mantar ve baktari gibi curuf olarak ne varsa temizler. Vede erkeklerdeki sperm kaitesini yükseltir vede hareketlilik kazandırır.
Alıntı:
Tedavi Asmalari ve Tecrübelerim
1. Gökcek Iksiri
2. Gökcek Tonic
3. Gökcek Cay Kürleri
Hatirlatmak gerekirse hastaligim Antibiotik ilaclardan sonra Oldukca Agir Mantar Enfeksiyonu oldum Bagirsak ve Agiz florasi tamamen yok olmustu. Teshis Penicilium ve Candia albicans idi. Ve bunlarin Enfeksiyonlari.
Bunlarin sonucunda ;
Karaciger Yetersizligi, Dilde yanma ,Ince bagirsak ve kalin bagirsak krampf ve agrilar, Depression ve Uykusuzluk, Gece Terlemeleri, Sürekli idrar yapma, Idrarin renginde sürekli degisiklikler (koyu kahverengi ve yesil) , Allerji, Sacda sürekli kepeklenme, Besin Allerjisi.
Gaitada anormallikler . Daha nekadar hasta olabilirsinizki!!!!!
Organizma bir bütündür ve hic bir Organ tek basina calismasi mümkün degildir.
Biri hastalandigi zaman diger Organlar bundan nasibini alir. Bagirsak da baslayan hastalik bütün Organlari istila eder. Bu nedenle Ibrahim beyin Tabiriyle Sistematik Tedavi gereklidir.
Ancak Sistematik Tedavin yanisira SABIR da lazimdir. ?Hastanelerde hastalara ilac Tedavisi uygulanirken ,diger tarafdan kimyasal ilaclarin yan etkilerinden dolayi yeni hastaliklar meydana geldigini unutmamaliyiz?.
Bilmek gerekirki Bütün hastaliklar begirsakdan basladi ve tüm Vucuda yayillir
Ibrahim beyin tavsiyesi üzerine kendisine ait olan Dogal Tedavi yöntemlerini tam bir sene uyguladim. Kimyasal ilaclar hemen etkisini gösterip beni üc hafta icerisinde komaya yatirdi, oysaki Dogal Tedavi asamalarindan sonra kalici iyilesmeler ortaya cikdigini icin gayet memnunum. Bunlardan bazi Örnekler:
Bagirsakdaki mantar istilasindan doalyi toxic maddeler ortaya cikarak Bagirsak ve böbrek yoluyla disariya atildi. Bu cok önemli cünkü Bagirsak direk Karacigere bagli oldugundan Disariya atilmayan toxic maddeler karacigerde birkmektedir. Ve bu Toxic Artiklari Karaciger disari atmak zorunda oldugundan böylece Karaciger Yetersizligi ortaya cikabilir ve hatta bende ortaya cikdi . Ancak bunun önlemini hemen aldik ve, Kraciger yetersizligini Gökcek Cay kurlariyla tedavi ettim ve suan sag kaburga bölgesinde agrilar yok denecek kadar az , ve en önemlisi karacigerde biriken Safra galebesi kalmadi. Yesil olan idrarin rengi artik normal.
Karacigerde Biriken Safranin rengi yesildir ,bu ise bagirsak yoluyla degil idrar yoluyla disari atilmalidir. Ancak Normal hali incebagirsaga direk gitmesi ve orada besinlerin safra ile beraber pisirilmesidir. Aksi takdirde vucudda birkip kandaki miktari yükselir ve rahatsizliklar meydana getirir.
Tedavi süreci icinde Testis lerde , koltuk alti yag bezlerinde yani (lenf bezlerinde ) degisik agrilar meydana geldi . Bur durmdan cok korktum ancak bir hafta sonra gecti . Cay lari . Icmenin yanisira Dilimdede Mantar var oldugunun bildigim icin Gargara yaptim ve dilimdeki agrilar azaldi. Gökcek Cay kurlari Bagirsakda baslayan ve tüm vucuda yayilan rahatsizliklari Gidermesinde Organlara büyük yardimlari oldu. Evet caylarin yan etkileri oldu ancak Yan etki olmadan tedavi olunmuyormus -bunu ögrendim.
Tonicden sonra midemde bir hafta süreyle agrilar meydana geldi , ibrahim bey bunun iyi bir isaret oldugunu söyledi , ve gercekden iki hafta sonra midemdeki agrilar azaldi.
Bütün bu olanlardan sonar Doktora gittim ve genel kan muayenesi yaptirdim Sonucdan gayet memnun kaldim.
Dahada iyisi alti senedir cocugumuz olmyordu . Muhterem Prof Dr. gittik (Heidelberg ) bize hersin kader oldugunu söyledi ve evlatlik almamizi tavsiye etti ancak ben kararsizdim. Taki Ibrahim beyin tavsiye ettigi bitki haplarini esim uzun süre kullandi ----Allaha sükür suan hamile----ve Bende Dogal Tedavi oldugumdan Bendeki Problemler ortadan kalkmisti.
Hastalik bir anda düsürdü ölümün pencesine
Hic anlamadim Ama Allah asi olmadim.
Sifali bitkiler bizim icinmis
Allah sükür ettim ve etmekteyim
Cünkü Nisan 2006 da komaya giren bendim.
Saygilarimla
|
Konu igokcek tarafından (05-17-2007 Saat 12:42 ) değiştirilmiştir..
|

12-03-2007, 15:13
|
|
|
|
Üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 601
|
|
Kısırlık yetersizlik değil
Kısırlık yetersizlik değil
TOKAT (İHA) - Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ender Telli, "Kısırlık bir yetersizlik ya da zayıflık değil, yalnızca bir sağlık sorunudur" dedi.
Tokat'ta, Samsun İlk Adım Üreme ve Tüp Merkezi tarafından çocukları olmayan çiftlere yönelik tüp bebek konulu bilgilendirme toplantısı Büyük Tokat Oteli'nde yapıldı. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ender Telli, tamamen sağlıklı çiftlerin bile çocuğu olmayabileceğine dikkat çekerek, istenmesine rağmen çocuk sahibi olamama (kısırlık) her geçen ay giderek artan üzüntü ve endişeyi bir sonraki sürelere taşıyacağını kaydetti. Telli, kısırlığın bir yetersizlik ya da zayıflık değil yalnızca bir
sağlık sorunu olduğunu belirterek, "Bu sağlık sorununu duygusal etkilenme olmaksızın taşımak mümkün değildir. Her ne kadar kısırlık, stersi kaçınılmaz olsa da acınızı gerginliğinizi atabilecek birçok yol vardır. Eşinizle birlikte farklı zamanlarda farklı tepki ve duygular yaşayabilirsiniz. Bu sağlık problemi eşlerden hangisinde olursa olsun öncelikle kabullenilmesi gereken ilk şey ortak problemlerinin olduğudur. Yani erkek veya kadının soruna yol açan eksikliği sonuçta çiftin çocuk sahibi olmasını
engellemektedir. Gebelik oluştuğunda ise problem kimden kaynaklanırsa kaynaklansın çiftin çocuğu olmaktadır. Öncelikle stresi aşmanın ilk yolu paylaşmak olmalıdır. Tedavi ettiğimiz ve bize başvuran çiftlerde en fazla görülen ve çiftleri sıkıntıya sokan faktör çevre baskısıdır" diye konuştu.
Doç. Dr. Ender Telli, yapılan çalışmalar, yumurtlama fonksiyon bozukluklarının en önemli neden olduğu gösterdiğini belirterek, "Düzenli adet kanaması gören kadınlarda bile yumurtlama fonksiyon bozuklukları görülebilir. Adet düzensizliği beraberinde yumurtlama bozukluğunu da getirecektir. Bu tür hastalarda ilerleyen dönemlerde tedavi geciktirilir ise kilo artışı ve kıllanmada artış gözlenebilir. Özellikle genç kızlık dönemlerinde bu tür problemlere çok daha sık rastlanmaktadır. PCOD (Polikistik over)
denen ve özellikle genç kızlık döneminde sık görülen bir hastalıkta adet düzensizlikleri ve hatta uzun süreli adet görememe, kilo alma ve erkek tipi kıllanmada artış gözükmektedir. Evli olan çiftlerin önemli bir kısmında da bu problem görülmektedir. Bu hastalıkta kadının yumurtalığı erkeğin yumurtalığı gibi çalışmaktadır. Bu rahatsızlığın en iyi tarafı ise tedaviye iyi yanıt vermesi ve gebelik oranlarının yüksek olmasıdır'' diye konuştu.
|

04-25-2008, 22:49
|
|
Administrator
|
|
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 51
Mesajlar: 2.616
|
|
Alıntı:
Erkanbey´isimli üyeden Alıntı
Ben ibrahim beyin bizim akrabamız olur.Ben evlendikten sonra yıllarca çocuğumuz olmadı.Doktorlar problemin her ikimizde de olduğunu söylediler.Yıllarca doktor doktor dolştık ve umutlarımız tükendi.Hatta bazı yakınlarımınız zorlaması ile hocalara gidip dua yaptılar musaka yazdılar.Ne söyleyim, başınıza gelmedikce anlamasınız.Çok zor yıllar geçirdik.Annem yeniden evlenmemi istedi soyumuz kesilecek diye.Sonunda ibrahim beyin Almanyada bitkiler üzerine araştırmalar yaptığını öğrendik.Telefon numarasını aldık ve aradık sağolsun.Bana ve hanıma Almanyadan gökçek iksir, kadın çayı ve ikdidar çayı diye karışımlar gönderdi.Aldık kullandık, aradan 3 ay geçti hanım hamileyim dedi.Dünyalar bizim oldu.Çok sevindik, sanki gökler uçtuk.Önce bir oğlumuz oldu, sonra ailem yeniden hamile oldu.Valla uçtuk, yer gök bizim oldu, bu seferde bir ikizimiz oldu ikiside oğlan.Allahım çok şükür yıllarca neler çektik, şimdi üç oğlum var, Allahıma şükürler olsun.İbrahim bey için ne kadar dua etsem azdır.
|
Erkan bey bizim yakınımız olur, yıllarca çocuk beklemişler,fakat hiçbir netice elde edememişlerdi.Bana telfonla durumu bildirdiklerinde onlara Gökçek İksir, kadın ve ikdidar çayı gönderdim.Tabii ben Almanyada olduğumdan olayı unutum.Yıllar sonra Türkiyeye gelince tesadüfen Erkab beyi gördüm yanında üç çocukla oynuyordu.Çocukar yeğenin mi dedim.Yok benim çocukar dedi.İyide senin bazı problemler nedeniyle çocuğun omuyordu, nasıl oldu dedim.Abi unutunmu senin gönderdiğin ilçalardan sonra hanım hamile kaldı demez mi.Doğrusu dondum kaldım, iyide insan bir teşekkür etmez mi dedim.Evet teşkkür etmek istdim ama sana ulaşamadım dedi.Allah uzun ömürler versin çok sevindim hiç olmazsa şu olayı bir yaz bakalım dedim.Oda abi ben interentten anlama, aam yeğenlerime söylerim benim için üye olur ve yazarlar dedi veyeğenleri üye olup amcalarının verdiği metni yazmışlar.İnanın o kadar unutkan bir milletiz ki, neden böyle çözemedim
|
| Seçenekler |
Arama |
|
|
|
| Stil |
Normal
|
Yetkileriniz
|
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:34 .
Sağlık Siteleri Buluşma Noktası - www.saglik-siteleri.com
|Dogal tedavi |
AlterNatif TıP |
Bitkisel Tedavi |
GokcekAktar |
Gokcekİksir |
Tonik |
Tentur |
Diyet |
Aloeverabu |
Nonibu |
ZenceFiL |
Vucut |
SifalıBitkiler |
Frmbest |
F.DenizYıldızı |
Frmsever |
Bilgeforum |
Forumsahil |
Turksiteler100 |
|