Şifalı Bitkiler, Doğal Tedavi, Alternatif Tıp, Bitkisel Tedavi, Hastalıklar, kanser, kurdeşen, genital siğil, lipom, allerji, saçkıran, saç dökülmesi, faranjit, epididimit, iktidarsızlık, gözaltı morlukları, kısırlık
Geri git   Şifalı Bitkiler, Doğal Tedavi, Alternatif Tıp, Bitkisel Tedavi, Hastalıklar, kanser, kurdeşen, genital siğil, lipom, allerji, saçkıran, saç dökülmesi, faranjit, epididimit, iktidarsızlık, gözaltı morlukları, kısırlık > Sağlık > Hastalıklar: K-O

Cevapla
  #1 (permalink)  
Alt 06-30-2005, 22:27
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 51
Mesajlar: 2.548
igokcek is on a distinguished road
Post Kırım-Kongo Hastalığı



Kırım-Kongo Hastalığı: Kene, ixodes ricinus:
Dünyada bilinen 850 kene türü mevcuttur, bizim yaşadığımız enlem alanında ise sadece 8 türü bulunur ve bunlar erken yaz aylarında menenjit ve ensefalite, yani beyin ve beyin zarı iltihaplanmasına veya borrelioza sebep olur. Odun kenesi diye anaılan ixodes ricinus batı Asya ve Avrupada yaygın olarak yayılmıştır. Odun kenesi ısısrarak değil sokarak taşıdığı virüsün insana geçemsine neden olur. Kene hint baklasına benzediğinden ??ricinus?? diye anılır. Dişi odun kenesi kendi büyüklüğünün 100-200 kadtı kan emebilir, aslında 3-4 mm büyüklüğündedir. Odu kenesini hayvanalrda, geneliklede koyunlarda görülen keneyle karıştırmamak gerekir.


Kırım-Kongo Hastalığı, FSME, erken yaz meningoensefealit:
Odun kenesi taşıdığı virüsle beyin, beyinzarı ve merkez sinir sisteminin iltihaplanmasına sebep olur. Bu hastalık ilk defa 1920?li yıllarda Avusturalyada görülmüştür. Bu hastalık hafif grip benzeri bir şekilde veya sürekli tahribat nedeniyle felç olabilir. Hastanın immün sistemi güçlü ise durumu yavaş yavaş iyileşir veya ölür. Nadirende hastalık hafif geçer.

Enfeksiyon tipik olarak hastada iki fazda görülür:
A-) Enkubasyondan (virüs bulaştıktan sonra ortaya çıkışına kadar geçen süre, kuluçka süresi) 7-14 gün sonra ateşli enfeksiyon görülür.Bu ateşli enfeksiyon 1-8 gün sürer.
B-) Hastalığa yakalananların 1/3?ünde ateşli hastalık devresi başalar ve bu 1-20 gün sürer. Ateş 40 dereceden fazladır ve başağrısı, boyun tutulması, kanın yapısının bozulması gibi karekteristik durumlar görülür. Hastanın durumu organların tahribatına göre üç bölgede görülür.
1-) Beyinzarı iltihaplanması (menenjit)
2-) Beyinzarı ve beyin iltihaplanması (menenjit ve ensefalit)
3-) Menenjit ve ensefalitle birlikte merkez sisnir sistemi iltihaplanması
Hastalık % 5-18 oranında çok ağır geçer ve bunların % 2?sinde ölüm görülür. Tıp alanında bu hastalığa karşı etkili bir ilaç yoktur. Sadece immün sistemini güçlendirmek için TahitianNoni kulanılabilir.

Kene nerelerde saklanır:
Keneler genelikle bahçelerdeki artık maddelerin toplandığı yerde, yani biyoküllüklerde çoğalır. Odun kenesi genelikle ormanların açık yerlerinde ırmak kenarlarında, çalılıklarda, dar, geniş veya iğne yapraklı ağaçlarda yaşarlar. Dinlenmaek için ağaçların altında, parklarda, banklarda, vede pikniklerde otururken enfeksiyona sebep olan odun kenesi kişinin üstüne konar ve kişiyi sokabilir. Odun kenesi çayırlıklar, çalılıklar, ve ağaçların yere en yakın olan yaprklarında yaşarlar ve bu nedenle insanlara çok yakındır. Odun kenesi yetişkin insanlarda genelikle back, kalça ve cinsel organlarda, çocuklarda ise genelikle başta görülür.

Kene nasıl çıkarılır:
Kenenin makas gibi sivri iki çenesini deriye sokarak kan emer. Bazı uzmanlar keneyi deriden çıkarmak için çımbızla kenenin tutlarak sağa veya sola doğu çevrilerek çıkarılacağı iddia edilmektedir. Bu dogru değildir, doğru olan cımbızı derine batırarak çıkarmaktır. Kenenin kafasının koparak içeride kalması tehlikelidir. Zira kenenin taşıdığı virüs ağzındadır ve oradan kana geçer. Bu nedenle keneyi bir bütün olarak dışarı çıkarmak gerekir. Keneyi ezmek veya üzerine yağ dökmek iyi bir metot değildir

Keneye karşı aşı:
İki türlü aşı grubu vardır. Çocuklar ve gençler yani yaşı 16?nin altında olanlar ve yetişkinler olmak üzere iki gruba ayrılır.
1-) Çocuk ve gençler için 0,25 ml
2-) Yetişkinler için 0,5 ml
Aşı yapılınca kişi enfeksiyona karşı korunur, fakat aşı yapılınca kişide kızarma, şişkinlik ve dermansızlık, halsizlik ve ateş görülür. Şayet kişide akut olarak kene ısırması varsa veya enfeksiyona yakalanmışsa o zaman aşı vurmak uygun değildir. Yumurta proteinine karşı allerjisi olanların doktoruna başvurması gerekir. Aşının bozulmaması için +2 ile +8 derecede buzdolabında muhafaza edilmelidir. Aşıyı dondurmak veya yüksek derecede depolama tehlikelidir. Aşı her 3 yılda bir yapılır.

Konakcı hayvanlar:
Kene 100?e yakın hayvanı kışı geçirmek için konaklama aracı olarak seçer ve bunların başında memeliler, kuşlar ve kertenkeleler gelir. Konaklanan hayvanın vücudu virüslere karşı antikor üretir ve böylece kendini kenenin taşıdığı virüse karşı korur. Kene genelikle farelere yapışarak kışı geçirir. İnek, koyun ve keçilerde konaklayan odun kenesi bu hayvanlara virüsü bulaştırır ve bu virüslü hayvanların sütünü içen insanlarda enfeksiyona yakalanır.

Tedavisi:
Kenenin taşıdığı virüse karşı önceden aşı yapılabilir, fakat kene ısırdıktan (soktuktan) sonra aşı yapılmaz. Tedavi için herhangi bir ilaç yoktur, sadece immün sistemini güçlendirmek için çörekotu-, ZYE preparatlar, Gökçek Tonik ve Gökçek İksiri içilebilir. Ayrıca homeopatide ???borrelia nodose?? ismi ile anılan tentür enfeksiyona karşı etkili olduğu iddia edilmektedir.

Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet

Konu igokcek tarafından (11-04-2008 Saat 11:08 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 06-19-2006, 20:07
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 49
Mesajlar: 109
biroybil is on a distinguished road
Standart Kırım-Kongo hastalığından

Kırım-Kongo hastalığından korunma yolları

BALIKESİR (İHA) - Uzmanlar, Çorum, Tokat ve Gümüşhane'den sonra Balıkesir'de de görülen KKKA (Kırım Kongo Kanamalı Ateşi) isimli öldürücü virüse karşı vatandaşları daha dikkatli olmaları hususunda uyardı.

Çorum'da 3, Balıkesir'de de 1 olmak üzere toplam 4 kişinin ölümüne sebep olan KKKA virüsünün Balıkesir'e İç Anadolu Bölgesi'nden gelmiş olabileceği tahmin ediliyor. İnsanlara keneyle geçen ve bulaştığında ilk hafta içinde gerekli yardımcı tedavi uygulaması yapılmadığında öldüren KKKA'ya karşı etkin mücadele gerektiğini kaydeden Balıkesir Devlet Hastanesi Enfeksiyon Kontrol Komitesi Başkanı Doktor Zafer Ayhan, kene ısırığı karşısında halk arasındaki bildik yöntemlerin asla kullanılmaması gerektiğini vurguladı. Kenelerin mikrobu aynı zamanda kendi bünyelerinde ürettiğini belirterek tehlikenin boyutlarına dikkat çeken Zafer Ayhan, hastalığın belirtileri, yardımcı tedaviler ve alınması gereken önlemlerle ilgili önerilerde bulunduğu sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu hastalık bir virüs, mikrobik hastalığı. Bizim ülkemizde de bu hastalıkla ilgili özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi'nde epey olayla karşılaşıldı. Hastalığın ölümcül olabilme ihtimali nedeniyle dikkatle değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldı. Bir süredir bu konuda hem bakanlığımızda hem de üniversitelerde geniş çaplı bir araştırma yapılıyor. Öncelikle şunu herkesin bilmesi lazım, kenelerden bulaşan bir hastalık. Keneler vücutlarında taşıdıkları bu mikrobu aynı zamanda üretiyorlar. Kenelerin yaşam döngüsü nedeniyle, bunların kan emmesi gerekiyor. Kan emerken de taşıdıkları virüsü, hangi canlıdan kan emiyorlarsa ona yaymış oluyorlar. Bu bir insan ise, insana mikrobu geçiriyorlar. Ortalama 1 ile 3 gün içinde virüsün kişiye geçmesi sonucunda kişide baş ağrısı, yüksek ateş, öksürük, ishal, karın ağrısı, vücutta kırmızı-pembe döküntülerle seyreden bir hastalık ortaya çıkıyor. Kene ısırmasında bazen 9-10 güne kadar çıkabilen süre içerisinde bu belirtilerle vaka bir hastaneye müracaat ettiğinde eğer hastalık tanınıyor, biliniyorsa teşhis ve tedavi amacıyla bir takım çalışmalar yapılabiliyor. Çoğu kez hastalardan bunu tam fark edemiyoruz. Kenenin sadece ısırması değil, kenenin ifrazatlarıyla bulaşma sonucunda da bir takım mikropların geçişi de mümkün olabiliyor. Ancak, bunu tam olarak tanımlamak mümkün değil. Kesin tedavisi yok. Fakat, yardımcı tedavilerle, özellikle bazı ilaçlarla hastalığın seyriyle ilgili yardımcı olabiliyoruz ve hastaların hayatının kurtulması sağlanabiliyor"
Balıkesir Devlet Hastanesi Enfeksiyon Kontrol Komitesi Başkanı Doktor Zafer Ayhan, konuyla ilgili olarak daha sonra şu bilgileri aktardı:

"Bu hastalığa direkt etkili bir ilaç yok. Ama, yardımcı tedavilerimiz epeyce etkili oluyor. Türkiye'deki vakaların önemli bir kısmının, yardımcı tedaviyle hayatlarının kurtulması zor da olsa mümkün oldu. Hayvanlarla uğraşan kişilerde, arazide çalışanlarda daha fazla kene ile karşılaşma ihtimali olduğu için bu kişilerin daha dikkatli olması lazım. Piknik amacıyla bile olsa, araziye çıkışlarda bu yönden dikkatli olmak lazım. Özellikle yüksek otlu bölgelerde, kenenin daha çok olacağı hayvanların sık bulunduğu yerlerde, kişilerin kenelerle teması engelleyecek önlemler almasında yarar var. Bu giyim şeklinde olabilir, vücudun açık bölgelerinin mümkün olduğu kadar kapatılması gerekir. Böcek savar ilaçlar var, bunlardan vücuda sürülmesi şeklinde olabilir. Ama, en önemlisi, keneyle temas olduğunda, kenenin uygun koşullarda yapıştığı yerden çıkartılması gerekir. Bununla ilgili halk arasında, zeytinyağı dökmek, gaz yağı dökmek, sigara ile yakmak gibi işlemler yapılıyor. Fakat, bunlar hatalı önlemler. Çünkü, bu işlemler yapılırken kenenin kusması, içindeki sıvıyı dışarıya püskürtmesi söz konusu oluyor, bu da daha çok virüsün çıkışı anlamına geliyor ki bu yüzden uygun olan yöntem kenenin deriye yapıştığı yerleri bir cımbızla fazla zedelemeden yumuşak bir şekilde çivinin tahtadan sökülmesi gibi işlemlerle, yavaş yavaş kenenin o bölgeden çekilip atılması şeklinde tavsiye ediyoruz. Böyle bir olayı yaşayan kişide ateş, vücutta yaygın döküntüler, karın ağrıları, ishal vb. tablolarla ortaya çıkması halinde, mutlaka bir sağlık kuruluşuna müracaat etmeli. Hayvanlar da taşıyıcı, fakat sadece insanlara zarar veriyor. Hastalık hayvanlarda oluşmazken, insanlarda oluşuyor"
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 06-21-2006, 16:04
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 49
Mesajlar: 109
biroybil is on a distinguished road
Standart 22 il Kırım-Kongo tehdidi altında

22 il Kırım-Kongo tehdidi altında
Tokat, Çorum, Sivas, Amasya ve Karadeniz?deki iller başta olmak üzere 22 il, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı riski taşıyor.

ANKARA - Bu yıl çeşitli illerden gelen bildirimlerde hastalığın daha geniş bir alana yayıldığının gözlemlendiğini anlatan Prof. Dr. Esin Şenol, 2002 yılından bu yana 500?e yaklaşan vakayla karşılaşıldığını dile getirerek, Sağlık Bakanlığına bildirilen 170 vakanın 30?unun kesin ya da şüpheli vaka olarak kayda geçtiğini belirtti.

Ankara Tabip Odası (ATO) Yönetim Kurulu Üyesi ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Şenol, ATO?da düzenlediği basın toplantısında, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi?nin, Türkiye?de 3 yıldır kene aktivitesinin yoğun olduğu yaz aylarında ortaya çıkan bir sorun olduğunu söyledi.

Hastalığın başta Orta Anadolu ve Karadeniz olmak üzere Tokat, Sivas ve Çorum gibi illerde görüldüğünü anlatan Prof. Dr. Şenol, bu yıl çeşitli illerden gelen bildirimlerde hastalığın daha geniş bir alana yayıldığının gözlemlendiğini anlattı.

2002 yılından bu yana 500?e yaklaşan vakayla karşılaşıldığını dile getiren Prof. Dr. Şenol, Sağlık Bakanlığına bildirilen 170 vakanın 30?unun kesin ya da şüpheli vaka olarak kayda geçtiğini belirtti.

Prof. Dr. Şenol, hastalığın daha çok kenelerin aktivite gösterdiği aylarda, kırsal alanlar ve otlaklarda bulunduğuna işaret ederek, konunun tarım alanlarını ilgilendiren bir sorun gibi durduğunu söyledi.

Prof. Dr. Şenol, hastalığa yol açan 30 kadar kene türüne sığır, koyun ve keçi gibi hayvanlarda rastlanabileceği uyarısında bulundu.

Hastalığın kırsal alanla temas ve kene ısırığının ardından söz konusu olabileceğini anlatan Prof. Dr. Şenol, yaklaşık 1 hafta ya da 10 gün sonra cilt içinde veya vücudun çeşitli bölgelerinde kanama, ateş, yoğun kas ve eklem ağrısı, halsizlik gibi belirtilerin ortaya çıkmasının beklendiğini bildirdi.

İLAÇ VE TEDAVİ
Hastalığın şu anda kesin bir tedavisi bulunmadığını, ancak destek tedavisi uygulanabildiğini ifade eden Prof. Dr. Esin Şenol, tedavi için şu anda Türkiye?de bulunan ?Ribavirin? isimli bir ilacın kullanıldığını ama ilacın hastalık üzerinde çok etkili olmadığını kaydetti.

Prof. Dr. Şenol, basın mensuplarının konuyla ilgili sorularını yanıtlarken, hastalıktan ölüm oranının yüzde 5-30 arasında değiştiğini, kimi durumlarda yüzde 50?lere ulaşabildiğini söyledi.

İlacın çok erken dönemde kullanıldığında sınırlı etkisi olabildiğine dikkati çeken Prof. Dr. Şenol, ?Ribavirin? isimli ilacın da aslında sarılık hastalarında kullanıldığını belirtti.

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi?ne yol açan kene türleriyle yerleşik hale gelmelerinin ardından mücadele etmenin çok zor olduğunu ve Tokat, Çorum, Sivas, Amasya ve Karadeniz?deki iller başta olmak üzere 22 ilin tehdit altında olduğunun bilindiğini bildiren Prof. Dr. Şenol, şöyle konuştu:
?Tarımsal alanlarda çalışanların dışında kamp yapanların, ormancılıkla uğraşanların vücutlarındaki açık alanları en aza indirmeleri çok önemli. Vücut taramasında kene tespit edildiğinde ezmeden, parçalamadan çıkarılmalıdır. Kene, cımbız gibi araçlarla mümkün olduğunca dik alınmalıdır. Bu sırada herhangi bir kimyasal madde kullanılmamalıdır.?

Prof. Dr. Şenol, hastalığın insandan insana geçme riski olduğunu işaret ederek, ?Hasta yatan kişilerin kanıyla bulaşan her şey taşıyıcı olabilir. Hastane personeli bu konuda gerekli önlemleri almalıdır. Hastalık kan ya da infekte doku yoluyla bulaşabiliyor? dedi.
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Alt 06-30-2006, 02:52
Administrator
 
Üyelik tarihi: Jun 2005
Yaş: 49
Mesajlar: 109
biroybil is on a distinguished road
Standart KKKA hastalığına göçmen kuşlar

KKKA hastalığına göçmen kuşlar neden oluyor.
Tarım Bakanlığı kaynakları, Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKKA) denilen hastalığın virüsünün de, kuş gribinde olduğu gibi göçmen kuşlar aracılığıyla Türkiye`ye geldiği görüşünde.

Tarım Bakanlığı kaynakları, Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKKA) denilen hastalığın virüsünün de, kuş gribinde olduğu gibi göçmen kuşlar aracılığıyla Türkiye`ye geldiği görüşünde.Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkililerinden aldığı bilgiye göre, üzerlerine yapışan keneler nedeniyle KKKA virüsünü gittikleri ülkeye taşıyan göçmen kuşlar, solunum yolu ve dışkıları ile virüsü bölgeye bırakıyorlar, buralardan da virüs önce evcil hayvanlara ardından insanlara geçiyor.

Uzun mesafe kateden kuşlar çok yorgun ve stresli olduklarından virüs saçımının arttığını belirten yetkililer, söz konusu kuşların acıktıkları zaman yerleşim yerlerine yakın mesafelere yöneldikleri ve bu nedenle de evcil hayvanlarla temaslarının kolaylaştığını belirttiler.

Yetkililer, kuzey yarımküredeki tüm ülkelerde görülen söz konusu virüsün Türkiye`ye gelme tarihinin tam olarak bilinmediğini, fakat 2000 yılından itibaren virüsün aktif olduğunun bilindiğini söylediler.

Türkiye`de yılda ortalama 250-300 kişinin KKKA hastalığına yakalandığını ifade eden yetkililer, bunun yüzde 8`inin ölümle sonuçlandığını kaydettiler.

Yetkililer, sıcaklarla birlikte aktif hale gelen KKKA`nın Temmuz ayından itibaren daha da artabileceğini, hayvan hareketleriyle virüsün tüm Türkiye`ye yayılabileceğine dikkati çektiler.

KKKa hastalığı nedir?

Türkiye`de halk arasında kene; sakırga, yavsı, kerni gibi isimlerle de biliniyor. Keneler zorunlu kan emici artropodlar olarak dünyanın her bölgesinde yaşıyorlar. Günümüzde yeryüzünde yaklaşık 850 kene türü olduğu biliniyor.

KKKA virüsü ise Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirus soyundan geliyor. Virüs 56 derece ve 30 dakikada inaktive oluyor. 40 derecede 10 gün yaşayabiliyor. Ultravviyole ışınlarıyla da hızla inaktive oluyor.

KKKA ilk kez 1944-1945 yıllarında yaz aylarında Batı Kırım steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım eden Sovyet askerleri arasında görüldü. Hastalığa Kırım hemorajik ateşi adı verildi. 1956`daZaire`de ateşli bir hastadan Kongo virüsü tespit edildi. 1969`da ise Kongo virüsü ile Kırım hemorajik ateşi virüslerinin aynı virüs olduğu belirlendi ve hastalık KKKA ile yeniden adlandırıldı.

Doğu Avrupa ve Asya`daki Kırım-Kongo hemorajik ateş salgınlarının genellikle insanlar tarafından oluşturan çevresel şartlara bağlı olarak geliştiği düşünülüyor. Kırım`daki ilk salgının, 2. Dünya Savaşıyıllarında kene ile enfekte olmuş bölgelerin tarıma açılması nedeniyleoluştuğu sanılıyor. Daha sonra eski Sovyetler Birliği ve Bulgaristan`da olan salgınlarda ise ziraatçılık ve hayvancılıktaki değişmelerin rol oynadığı belirtiliyor.

Dünyada görüldüğü yerler

KKKA, Nairovirüslerin neden olduğu ateş, cilt içi ve diğer alanlarda kanama gibi bulgular ile seyreden kene kaynaklı bir enfeksiyon. Son yıllarda tedavide görülen gelişmelere rağmen, bu enfeksiyonların ölüm oranı hala yüksek (ölüm oranı ülkeye göre yüzde 8 ile 80 arasında değişiyor).

KKKA Afrika, Batı ASya ile Kuzey ve Doğu Avrupa`da görüldü. KKKA virüsünün Bulgaristan, Makedonyada, Pakistan, Irak, Afganistan, İran, Kosova, Kazakistan, Sahra altı Afrika ülkeleri, eski Sovyetler Birliği, Yugoslavya, Yunanistan, Arap yarımadası, Dubai, Kuveyt, Çin ve Moritanya`da salgınlar yaptı. Hastalık Türkiye`de 2002`de Tokat, Çorum ve Sivas çevresinde görüldü, daha sonra 22 ile yayıldı.

Virüs, sığır, koyun, keçi, yabani tavşan ve tilki gibi hayvanlardatespit edildi. Virüs, sığır ve koyun gibi Hyalomma keneleri için konakolan hayvanlarda belirtisiz enfeksiyon ve bir hafta kadar süren geçiciviremi (kanda virüsün bulunması) oluşturmasına rağmen, insanlarda hastalığa neden oluyor. Küçük memeli hayvanlarda da viremi ve hafif enfeksiyon oluşup keneler için kaynak oluşturabiliyor.

Bir bölgede, kenelerin ve keneler kan emdiğinde bulaşmayı sağlayacak kanında virüs bulunan hayvanların bol olması salgın için önemli bir faktör olduğu belirtiliyor.

Hyalomma soyuna ait keneler en etkin ve yaygın olmakla birlikte, 30 kene türünün KKKA virusunu bulaştırabileceği bildiriliyor.

İnsanlara nasıl bulaşıyor?

İnsanlara, ``enfekte kenelerin yapışması/kan emmesi sırasında salgıladıkları tükürük salgısı ile, enfekte kenelerin çıplak elle ezilmesi halinde temasla, viremik hayvanların kesilmesi sırasında hayvana ait kan ve dokularla temasla, viremik hastalarla (kan ve diğervücut sıvıları) temasla`` bulaşabiliyor.

Hastalık için çiftlik çalışanları, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, et ve et ürünleri market işçileri gibi tarım çalışanları ve hayvancılık ile uğraşanlar, veterinerler, hasta hayvan ile teması olan ve akut hastalarla temas olasılığı bulunan salgın bölgelerde görev yapan sağlık personeli, askerler, kamp yapanların risk altında olduğu belirtiliyor.

Kene ısırdığında yapılması gerekenler.

Yapışan keneler ise kesinlikle öldürülmeden, ezilmeden/patlatılmadan ve kenenin ağız kısmı koparılmadan, bir pensledoğrudan alınması gerekiyor. Isırılan yerin bol sabunlu suyla yıkanıp,alkolle temizlenmesi de tavsiye ediliyor.

Ayrıca vücuttaki kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol, klonya, gazyağı v.b) dökülmemesi gerekiyor. Çünkü bu maddeler kenenin kusmasına sebebiyet vereceğinden hastalık bulaştırma riskini arttırıyor.

Kenenin ısırdığı kişinin iki hafta süreyle ateş ve diğer belirtiler yönünden takip edilmesi de gerekiyor.

KKKA`da belirtiler

İnsanlarda hastalık, ateş, üşüme-titreme, yaygın kas ağrıları, bulantı-kusma, ishal, yüzde kızarıklık, karaciğerde büyüme ve kanama ile kendini gösteriyor.

Genelde ölümler hastalığın 6 ile 14. günleri arasında oluyor. Hastalar sıklıkla yoğun kanama ve kalp durmasından kaybediliyor.

Tarım Bakanlığı`nın söz konusu hastalığa vatandaşlara şu uyarılarda bulunuyor:

``-Kene bulunan hayvanlarla temastan kaçınmalı.

-Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut sıvıları ile temas sırasında da gerekli korunma önlemleri alınmalı.

-Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılması gerekiyor.

-Çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı, bu gibi yerlere çıplak ayakla veya kısa giysilerle girilmemeli.

-Özelikle kırsal alanlarda dolaşılırken çizme giyilmeli veya pantolon paçaları çorap içine alınmalı.

-Hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde
yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalı.``
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Alt 07-05-2006, 23:17
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 601
maturidi is on a distinguished road
Standart KKK'den korunma ve kurtulma

KKK'den korunma ve kurtulma yöntemleri

ADANA (İHA) - Adana Tabip Odası Başkanı Osman Küçükosmanoğlu, ölüme yol açan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına karşı korunma ve kontrol önlemlerinin çok büyük önem taşıdığını söyledi.

Osman Küçükosmanoğlu, yaptığı açıklamada, tüm enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi KKKA'da da korunma ve kontrol önlemlerinin çok önemli ve gerekli olduğunu belirterek, "Hasta ve hastanın salgılarıyla temas sırasında mutlaka eldiven, önlük, gözlük, maske gibi önlemler alınmalıdır. Kan ve vücut sıvılarıyla temastan kaçınılmalıdır. Bir temasın söz konusu olması halinde, hastaya temas edenin en az 14 gün ateş ve diğer belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir. Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılması gerekmektedir. Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda bulunulması durumunda, vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli; vücuda yapışmamış olanlar dikkatlice toplanıp öldürülmeli, yapışan keneler ise kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan bir pensle sağa sola oynatarak, çivi çıkarır gibi alınmalıdır" dedi.

Piknik amaçlı olarak su kenarları ve otlak şeklindeki yerlerde bulunanların eve döndüklerinde, mutlaka üzerlerini kene bakımından kontrol etmeli ve kene varsa usulüne uygun olarak vücuttan uzaklaştırılması gerektiğini söyleyen Küçükosmanoğlu, şöyle devam etti:

"Çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı, bu gibi yerlere çıplak ayakla veya kısa giysilerle girilmemelidir. Hayvan sahipleri hayvanlarını kenelere karşı uygun mücadele ilaç ve yağlarıyla ilaçlamalı, hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalıdır. Kene bulunan hayvan barınakları uygun mücadele usulüne göre ilaçlanmalıdır. Gerek insanları gerekse hayvanları kenenin yol açtığı hastalıktan korumak için repellent olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. Repellentler sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir. Aynı maddeler hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir, ayrıca bu maddelerin emdirildiği plastik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir."

Kenelerin çevrede çok olması halinde mera, çayır, çalı, çırpı ve gür otların bulunduğu yerler gibi kenelerin yaşamasına müsait alanlarda, diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden ilaçlama uygulamalarına başvurulabileceklerini söyleyen Küçükosmanoğlu, açık alanlarda ilaçlamanın uygun görüldüğü durumlarda uçak, helikopter, püskürtme cihazı monte edilmiş araç veya sırtta taşınan pompaların kullanılması gerektiğini kaydetti.

Osman Küçükosmanoğlu, kene mücadelesinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile veteriner hekimlerin önerileri ve direktifleri doğrultusunda yapılması gerektiğini, problemin yerel yönetimlerin ve ilgili diğer sektörlerin konuya hassasiyetle yaklaşmaları ve gereken önemi vermeleriyle çözülebileceğini sözlerine ekledi.
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Alt 02-04-2007, 04:06
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 601
maturidi is on a distinguished road
Standart Yaz zamanı - böcek zamanı

Yaz zamanı - böcek zamanı

Havanın ısınmasıyla birlikte böcekler, örümcekler, sivrisinekler, sığır sineği, kene, arı ve eşek arısı hayatımızı çekinilmez bir hale getirmekte. Sokma ve ısırıklar ağrı ve kaşıntının yanında ciddi hastalıkların meydana gelmesine neden olabilmekte. Isırık ve sokuntunun olduğu yerde kızarıklık, şişme ve kaşıntı böceğin zehirinin bir neticesi olarak kendisini göstermektedir. Durum doğrultusunda reyaksiyon değişiklikler göstermektedir. Eğer sokulma olayı dudak, ağız ve boğaz bölgesindeyse bu büyük bir tehlike yaratabilir. Eğer şişme aşırı fazla olursa boğulma tehlikesi söz konusu olabilir. Bu durumlarda acilen ambulans çağırılmalı ve görevlilerin olay yerine gelimine kadar dondurma emilmelidir.

Bazı insanlar böcek sokmasına karşı alerjik reyaksiyon gösterebilir. Bizim çevremizde arı ve eşek arısına karşı alerjik reyaksiyon meydana gelmekte. Bu durumdan etki gören insanlarda deride alerjik hastalık, büyük kapsamlı kızarıklık ve şişme özellikle yüz ve boyun bölgesinde, kusma, nefes darlığı ve bayılmaya kadar gidebilen tansiyon problemleri meydana gelebilir. Bu tür reyaksiyon genelde sokulmadan saniyeler veya dakikalar sonrası meydana gelir. Bu durumlarda hemen doktora gidilmeli veya ambulans çağrılmalıdır, çünkü nadir de olsa alerjik şok meydana gelebilir. İlk arı veya eşek arısının sokmasından sonra herhangi alerjik bir reyaksiyon meydana gelmemişte olsa ikinci bir sokuntudan sonra vücut buna ters tepki gösterebilir.

Böcekler ve örümceklerden değişik hastalıklar insanlara geçmekte. Bizde genelde keneler iki değişik hastalığın insanlara geçmesine neden olmakta: bakteriyel: Lyme Borreliose ve virüssel:Yaz Başı Meninjoansefaliti.

Borreliose organ ve vücut fonksiyonlarını etkileyen, alışılmamış ve çok farklılık gösteren bir hastalıkdır. Enfeksiyonun göstergesi ciltteki yuvarlak kızarıklıklardır, bu kızarıklar başlangıçta ilk gün ve haftalarda kenenin ısırdığı yerde veya vücutun başka yerlerinde meydana gelmektedir. Borreliose hastlığının erken tespit edilmesi durumunda antibiyotik ilaçlarla çok iyi tedavisi söz konusu olmaktadır. Kene aşısı sadece Yaz Başı Meninjoansefalitine karşı korumaktadır borreliose ye karşı korumamaktadır.

Yaz Başı Meninjoansefalitinde grip sempromlarına benzer ateş, baş ve eklem ağrıları oluşmaktadır. Bazen beyin iltihabına, şuur bozukluğuna, konuşma ve yutma problemlerine, psikolojik değişime ve hatta felce bile neden olabilir.
Borreliose ve Yaz Başı Meninjoansefalitinin yanı sıra böceklerden geçen birçok hastalık daha bulunmaktadır. Örneğin. eşek arısı tetanos bakterisini geçirebilir. Tropik bölgelerde yine böceklerden geçen bir çok hastalık bulunmakta bunların içerisinde anopheles sivrisineğinden geçen malarya en tanınan hastalıktır.

Aşağıda size kendinizi böceklerden nasıl koruyabileceğiniz ve böcek sokuğundan sonra neler yapabileceğiniz konuları hakkında birkaç öneri sunmak istiyoruz ...

Dışarıda uzun süre kalacağınız vakit (gezi veya kamplarda) böcek koruyucu kullanınız!

Nemli ve bataklık bölgelerde uzun kollu çamaşır ve uzun pantolon giyiniz!

Açık renkte ve tek renkte çamaşır giymeye çalışınız! Karışık rekli ve koyu renkli çamaşırlara arılar çok saldırmaktalar.

Akşamları dışarıda düzenlediğiniz eğlencelerde citronella mumları yakınız!

Dışarı yemek yerseniz yiyeceklerin ve içeceklerin üzerini örtünüz! Böylece arı ve eşek arılarının gelmesini önlersiniz.

Hiçbir zaman dışarıda ağzı açık kalmış ve içini görmediğiniz bir nesneden birşey içmeyiniz!

Arı veya eşek arısının yanında yavaş hareket ediniz ve kesinlikle aşırı hızlı hareketlerden kaçınınız!

Yeni açan çimenlerin üzerinde yalın ayak yürümeyiniz.

Parfüm, parfümlü kremler, ve losyonlar kullanmayınız! Çünkü bunlar sivrisineklerin sokmasına neden olmaktadır.

Cam ve pencerelerinize böcek koruyucu yerleştiriniz veya percerelere sirke suyu veya lavanta yağı koyunuz!

Arı soktuğunda dikkatle iğnesini çıkartınız!

Sokuğun olduğu bölgeye buz veya alkol sürünüz!

Kaşıntıyı önlemek için antihistamik melhem ve soğutucu melhemler kullanınız!

Reyaksiyon fazla olursa kortison melhemleri doktor tarafından yazdırılabilinir!

Enfeksiyon kapan sokuntulara antibiyotik içeren melhemler kullanılmalıdır.

Alerjisi olan insanlar dışarıda oldukları esnada acil durum seti taşımalıdır (antihistamin,cortikoid,adrenalin) ve arı veya eşek arısının sokmasından sonra hemen bunları kullanmalı ve doktora gitmelidir.
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Alt 11-04-2008, 11:16
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 601
maturidi is on a distinguished road
Standart

Kırım-Kongo kanamalı ateşinde(KKKA) etken nedir?

Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirus soyundan virüslerin meydana getirdiği, Bu grup virüsler, 100 nm (nanometre) büyüklüğünde, Ribonükleik asit (RNA) içeren, heliksel kapsidli ve zarflı virüslerdir.
Kırım-Kongo kanamalı ateşi nedir?

Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA), Nairovirüslerin neden olduğu ateş, cilt içi ve diğer alanlarda kanama gibi bulgular ile seyreden kene kaynaklı bir enfeksiyondur. Son yıllarda tedavide görülen gelişmelere rağmen, bu enfeksiyonlarda ölüm oranları hala yüksektir.
İnsanlarda klinik ve subklinik olarak seyreden, kenelerin vektörlük yaptığı ve insanlarda sendromlar halinde görülen önemli bir enfeksiyondur. İnsanlarda başlıca ensefalitler, kısa süren ateşli hastalıklar, kanamalı ateşler, poliartrit ile ön plana çıkan sendromlar şeklinde görülür.
Kırım-Kongo kanamalı ateşi virusunun kimyasal ve fiziksel etkenlere karşı duyarlılığı nedir?

Nairoviruslar dayanıksızdır, konakçı dışında yaşayamazlar. Bu viruslar 56ºC’de 30 dakikada inaktive olur, kanda 40 ºC’de 10 gün yaşayabilir, %1 hipoklorit ve %2 gluteraldehite duyarlıdır ve ultravviyole ışınları ile hızla inaktive olur. Ribavirine invitro duyarlıdırlar.
Kırım-Kongo kanamalı ateşi hastalığı ilk nerede tanımlanmıştır?

Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA) ilk kez 1944 ve 1945 yılı yaz aylarında Batı Kırım steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım eden Sovyet askerleri arasında görülmüştür. Hastalığa Kırım hemorajik ateşi adı verilmiştir. 1956 yılında Zaire’ de ateşli bir hastadan Kongo virüsü tespit edilmiştir. 1969 ise Kongo virüsu ile Kırım hemorajik ateşi virüslerinin aynı virüs olduğu belirlenmiş ve Kırım-Kongo kanamalı ateşi olarak hastalık yeniden adlandırılmıştır.
Kırım-Kongo kanamalı ateşi bugüne kadar hangi ülkelerde tanımlanmıştır?

Hastalık sıklıkla Afrika, batı Asya ile Ortadoğu ve doğu Avrupa'da görülmektedir. Kırım-Kongo hemorajik ateş virüsünün Bulgaristan, Makedonyada, Pakistan, Irak, Afganistan, İran, Kosova, Kazakistan, Sahra altı Afrika ülkeleri, eski Sovyetler Birliği, Yugoslavya, Yunanistan, Arap yarımadası, Dubai, Kuveyt, Çin ve Moritanya’da salgınlar yaptığı bildirilmiştir.
Bu sendromlardan kanamalı ateşler grubunda yer alan Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA), 2002 yılında bahar ve yaz aylarında bazı illerimizde görülmüş ve Sağlık Bakanlığının yapmış olduğu çalışmalar neticesinde hastalığın KKKA olduğu doğrulanmıştır.
Bulaşmada aracı olan bir etken var mıdır?

KKKA hayvanlardan insanlara keneler ile bulaşan bir enfeksiyondur. Güney Doğu Avrupa ve Güney Afrika arasında göç eden göçmen kuşlar üzerinde bulunabildiği gösterilmiştir. Bu kuşların virüsün iki kıta arasında taşınmasına yol açabildiği düşünülmektedir. Hyalomma soyuna ait keneler Ülkemizin de içinde bulunduğu çok geniş bir coğrafik alanda yaşamaktadırlar.
Virüs, sığır ve koyun gibi Hyalomma keneleri için konak olan hayvanlarda belirtisiz enfeksiyon ve bir hafta kadar süren geçici viremi (kanda virüsün bulunması) oluşturmasına rağmen, insanlarda hastalığa neden olmaktadır. Küçük memeli hayvanlarda da viremi ve hafif enfeksiyon oluşup keneler için kaynak oluşturabilmektedir. Bir bölgede, kenelerin ve keneler kan emdiğinde bulaşmayı sağlayacak kanında virüs bulunan hayvanların bol olması salgın için önemli bir faktördür.
Hyalomma soyuna ait keneler en etkin ve yaygın olmakla birlikte, 30 kene türünün KKKA virusunu bulaştırabileceği bildirilmektedir. KKKA virüsunun bazı vektör kene türleri arasında, transovaryal ve venereal olarak bulaştığı belirlenmiştir. Bu da virusun doğada dolaşımla korunmasına katkıda bulunabilecek bir mekanizmadır. Henüz ergin olmamış Hyalomma soyuna ait keneler, küçük omurgalılardan kan emerken virüsleri alır, gelişme evrelerinde de muhafaza eder.
Kırım-Kongo kanamalı ateşi virusu insanlara nasıl bulaşmaktadır?

İnsanlar virüsü; Enfekte kenelerin yapışması/kan emmesi sırasında salgıladıkları tükürük salgısı ile, Enfekte kenelerin çıplak elle ezilmesi sırasında temasla, Viremik hayvanların kan ve dokuları ile temasla, Viremik hastalarla (kan ve diğer vücut sıvıları)temas ile olmaktadır.
KKKA virusunun bulaşmasına etken olan kene nedir? yer yüzünde kaç türü bilinmektedir?

Ülkemizde halk arasında kene, sakırga, yavsı, kerni gibi isimlerle bilinmektedir. Keneler zorunlu kan emici artropodlar olup dünyanın her bölgesinde yaşamaktadırlar. Keneler morfolojik olarak diğer artropodlardan farklı olup, vücutları tek bir parçadan oluşmuştur. Vücudun ön tarafında ağız organelleri yer almaktadır. Günümüzde yeryüzünde yaklaşık 850 kene türü bilinmektedir.

Kene yaşam döngüsü nasıldır?

KKKA sebep olan Hyalloma türü keneler çoğunlukla iki konakta gelişim ve yaşam döngülerini tamamlar. Larva ve nimfler küçük omurgalılarda (tavşan, kuş, fare. vb) erginler ise büyük omurgalı hayvanlarda (koyun, keçi, sığır, at, yabani gevişenler, insan, vb) konaklarlar.

Keneler KKKA hastalığı dışında hayvanlarda ve insanlarda hastalık bulaştırmada biyolojik rol almakta mıdır?

Evet rol almaktadır. Bilinen hastalıklar;
– Rikettsia (Ehrlichia, Coxiella, Anaplasma)
– Virus (Flaviviridae, Bunyaviridae, Reoviridae, Rhabdoiridae)
– Bakteri (Borrelia, Frncisella, Klebbsiella, Dermatophilus, Staphylococcus)
– Protozoon (Theileria, Babesia, Hepatozoon)
Kırım-Kongo kanamalı ateşi hangi hayvanlarda görülür ve hastalık belirtileri nelerdir?

Virüs, sığır, koyun, keçi, tavşan ve tilki gibi hayvanlardan tespit edilmiştir. KKKA virusu kenelerin konakladığı hayvanlara bulaşmasına rağmen hayvanlarda; bazen hafif ateş çıkabilir, bunun dışında hastalık belirtisi görülmemektedir. Buna karşılık hayvanlar hastalığın yayılmasında aracı rol (portör) oynamaktadır.
Kırım-Kongo kanamalı ateşi salgınlarını etkileyen doğa şartları nelerdir?

Doğu Avrupa ve Asya’daki Kırım-Kongo hemorajik ateş salgınlarının genellikle insanlar tarafından oluşturan çevresel şartlara bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir. Kırım’daki ilk salgının, İkinci Dünya Savaşı yıllarında kene ile enfekte olmuş bölgelerin tarıma açılması nedeniyle oluştuğu sanılmaktadır. Daha sonra eski Sovyetler Birliği ve Bulgaristan’ da olan salgınlarda ise ziraatçılık ve hayvancılıktaki değişmelerin rol oynadığı belirtilmektedir.
Kırım-Kongo kanamalı ateşi hangi mevsimde görülmektedir?

Hastalık mevsimsel özellik göstermektedir. Genel olarak mayıs ve ekim ayları arasında görülmesine rağmen, değişik aylarda da görülebilir.
Kırım-Kongo kanamalı ateşi için kimler risk altındadır?

Hastalık için çiftlik çalışanları, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, hayvancılık ile uğraşanlar, veteriner hekimler, Veteriner sağlık teknisyenleri, akut hastalarla temas olasılığı bulunan salgın bölgelerde görev yapan sağlık personeli, askerler, kamp yapanlar risk altındadır.
Kene ısırığında ne yapılmalıdır?

Yapışan keneler ise kesinlikle öldürülmeden, ezilmeden/patlatılmadan ve kenenin ağız kısmı koparılmadan, bir pensle doğrudan düz olarak, döndürmeden yavaşça çekilip alınmalıdır. Isırılan yere; bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra iyotlu antiseptik(tendürdiyot) sürülmelidir. (şayet sabunlu su bulunmaz ise alkol içeren mendiller kullanılabilinir).
Çıplak elle keneye temas edilmemeli eğer elle tutulacaksa eldiven giyilmeli veya naylon bir poşet yardımı ile keneler toplanmalıdır.

Vücuttaki kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol, klonya, gazyağı v.b) dökülmemeli, sigara veya ateş kullanarak keneler uzaklaştırılmamalıdır. Çünkü bu maddeler kenenin kusmasına sebebiyet vereceğinden hastalık bulaştırma riskini artırmaktadır.

Isırılan kişi iki hafta süreyle ateş,yoğun halsizlik, baş ağrısı, bulantı, kusma gibi belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir. (ateşin 38,3 °C veya üzerinde olması halinde acilen tam teşekkülü hastaneye başvurulmalıdır)

Cilde yapışmış bir keneye ait resim.
Kan emdikçe zamanla gövdesi kanla dolan kenenin tutunduğu bölge kızarır ve kaşınır




Kırım-Kongo kanamalı ateşi virüs bulaştıktan ne kadar süre sonra ortaya çıkar?

Kuluçka süresi; virüsün alınma şekline bağlıdır. Kuluçka süresi kene ısırmasından sonra 2-14 gün arasında değişmekle birlikte genellikle 1-3 gündür. Virüsü içeren kan ve diğer doku ya da atıklar ile temastan sonra genel olarak bu süre 5-6 gündür ve 14 güne kadar uzayabilmektedir.
Kırım-Kongo kanamalı ateşine yakalanmış insanlarda hastalık belirtiler nelerdir?

İnsanlarda; hastalık ateş, üşüme-titreme yaygın kas ağrıları, bulantı-kusma, ishal, yüzde kızarıklık, karaciğerde büyüme ve kanama ile kendini gösterir. Ateş, kırıklık, kas ağrısı, iştahsızlık, baş ağrısı, aşırı duyarlılık, sırt ağrısı, kol ve bacaklarda ağrı, mide bölgesinde ağrı, bel bölgesinde ağrı gibi belirtiler ile ani olarak başlamaktadır. Bazen bu bulgulara kusma, karın ağrısı ve ishal ilave olabilmektedir. Gövde ve kol ve bacaklarda cilt içi kanama görülebilir. Burun kanaması ve değişik alanlarda kanama bulguları bulunabilir. (Detaylı bilgi için Sağlık Bakanlığı)
Kırım-Kongo kanamalı ateşi nasıl kontrol edilir ve nasıl korunulur?

Tüm enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi KKKA’da da korunma ve kontrol önlemlerinin alınması çok önemli ve gereklidir.
a- Hasta ve hastanın sekresyonları ile temas sırasında mutlaka koruyucu önlemler (eldiven, önlük, gözlük, maske vb.) alınmalıdır. Genellikle hava yolu ile bulaşmadan bahsedilmemektedir. Ancak, kan ve vücut sıvıları ile temastan kaçınılmalıdır. Bu şekilde bir temasın söz konusu olması halinde, temaslının iki hafta süreyle ateş ve diğer belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir. (ateşin 38,3 °C veya üzerinde olması halinde acilen tam teşekkülü hastaneye başvurulmalıdır. Hasta olan kişilerin kullandığı malzemeler ve tuvaletler çamaşır suyu ile dezenfekte edilmelidir
b- Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut sıvıları ile temas sırasında da gerekli korunma önlemleri alınmalıdır.
c-Kene mücadelesi çok önemli olmakla birlikte oldukça zor görülmektedir. Keneler yumurta dönemleri hariç diğer biyolojik evrelerinde insanlara hücum ederek kan emebilir. Hem mera keneleri hem de mesken keneleri gelişmelerini sürdürebilmek ve nesillerini devam ettirebilmek için konakçılarından kan emmek zorundadırlar; genel olarak da konakçı spesifitesi göstermezler. Bu nedenle öncelikle konakçılar kenelerden uzak tutulmalı ve kenelerin kan emmeleri engellenmelidir.
d-Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılması gerekmektedir. Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda bulunulması durumunda, vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli; vücuda yapışmamış olanlar dikkatlice toplanıp öldürülmeli, yapışan keneler ise kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan bir pensle doğrudan alınmalıdır. (Isırılan yer; bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra, iyotlu antiseptik sürülmelidir.)
e- Diğer önemli hususlardan birisi de piknik amaçlı olarak su kenarları ve otlak şeklindeki yerlerde bulunanlar döndüklerinde, mutlaka üzerlerini kene bakımından kontrol etmeli ve kene varsa usulüne uygun olarak vücuttan uzaklaştırmalıdır. Çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı, bu gibi yerlere çıplak ayakla veya kısa giysilerle girilmemelidir.
f- Özelikle kırsal alanlarda dolaşılırken açık renkli vücudu örten elbise ve çizme giyilmeli veya ayakkabı giyilecekse pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır.
g-Hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalıdır.
h- Hayvan sahipleri ; hayvanların sağım ve kesim zamanını dikkate alarak; hayvanlarını ve hayvan barınaklarını kene ve diğer dış parazitlere karşı uygun ektoparaziter ilaçlarla yılda iki kez ilaçlamalıdır.
i- Gerek insanları gerekse hayvanları kene enfestasyonlarından korumak için repellent olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. (Repellentler; sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir. Aynı maddeler hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca, bu maddelerin emdirildiği plastik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir.)
j- Kenelerin çevrede çok olması halinde; mera, çayır, çalı, çırpı ve gür otların bulunduğu yerler gibi kenelerin yaşamasına müsait alanlarda, diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, çok dikkatlice akarisid uygulamalarına başvurulabilir. Genel olarak geniş çevre ilaçlamaları faydalı görülmemektedir.
k-Açık alanlarda yapılabilecek kene mücadelesi amacıyla, her bir hektara aktif madde olarak carbaryl ve propoxur hektara 2 kg, deltamethrin ve lambda-cyhalothrin 0,003-0,3 kg, permethrin 0,03-0,3 kg, pirimiphos-methyl ise 0,1-1 kg olarak uygulanabilmektedir
Bakanlığımız il ve ilçe Müdürlüklerince ilkbahar ve sonbahar döneminde olmak üzere yılda en az iki kez ağıllar ve ahırlarda, hayvan gübrelerinin döküldüğü alanlar, çeşme başları ve hayvan durakları ile parazitlerin bulunabileceği muhtemel alanlarda pülverizatör ile ilaçlama yapılmasının yetiştiricilere iyi bir şekilde anlatılması gerekmektedir. Aynı dönemde büyük ve küçükbaş hayvanların ektoparaziter ilaçlanmanın yapılması, Kene Mücadelesinde; hayvan yetiştiricileri, Sağlık Bakanlığı, yerel yönetimleri desteğinin sağlanması sorunun çözümünde zorunluluk arz etmektedir.
Günümüze kadar kullanılan hiç bir mücadele yöntemi (bir kaç sınırlı alan hariç), tam bir kene eradikasyonu sağlayamamıştır. İnsan ve hayvanlardan kan emen kenelerin sayısını düşük maliyetlerle kabul edilebilir sınırlara indirilmesi hedeflenmelidir.
Akarisid ile kene kontrolünün başlıca 7 zorluğu vardır
1. Kenelerin yoğun biçimde tarım ve orman alanları içinde yayılmış olması, çevreye zarar verecek düzeyde akarisid kullanımını gerektirmektedir.
2. Akarisidlerin kenelerin konakları üzerinde tutundukları bölgelere ulaşabilmesi ancak konağın tüm vücudunun yıkanmasını gerektirmektedir
3. Konak üzerinde bulunmadıkları süre içinde keneler akarisid ilaçların ulaşamayacağı yerlerde saklanmaktadır.
4. Kenelerin yüksek orandaki üreme yeteneği (3000-7000 yumurta) ilaçlamaların düzenli bir sıklıkta yapılmasını gerektirmektedir.
5. Kenelerin uygun olmayan çevre koşullarında çok uzun süreler boyunca canlı kalabilmeleri.
6. Kenelerin konak seçiminde çok alternatifinin olması
7. Akarisid direncinin oluşması
İlk Yayınlama :12.05.2004 Son Günceleme : 21.07.2006
Angehängte Grafiken
     

Konu maturidi tarafından (11-04-2008 Saat 11:21 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:41 .


Powered by vBulletin Version 3.7.1
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
Turk Siteler 100
Bu site vücut sitesini desteklemektedir Vücut

Sağlık Siteleri Buluşma Noktası - www.saglik-siteleri.com

|Dogal tedavi | AlterNatif TıP | Bitkisel Tedavi | GokcekAktar | Gokcekİksir | Tonik | Tentur | Diyet | Aloeverabu | Nonibu | ZenceFiL | Vucut |
SifalıBitkiler |