![]() |
|
|||
|
İÇ KULAK ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ .............
Doç. Dr. Oğuz BASUT İç kulak ya da labirent, temporal kemik içinde yerleşmiştir ve fonksiyonel olarak farklı iki alıcı mekanizmaya ayrılmıştır. Vestibül ve semisirküler kanallar (periferik vestibüler organ) Koklea (periferik işitme organı) Ayrıca labirent morfolojik olarak kemik ve membranöz kısımlara ayrılır. Birincisi labirentin kapsülünden gelişir. Bu kapsül periostal ve enkondral kemikleşme sonucu oluşur. Yuvarlak ve oval pencereler labirentin orta kulağa açıldıkları kemik ve membranöz kapılardır ve sırasıyla stapes tabanı ve yuvarlak pencere membranı ile örtülüdürler. Membranöz labirent ve iç kulak sıvıları Membranöz labirent ektodermal otik plaketten gelişir ve endolenf ile dolu bir kavite halini alır. Bu kavite endolenfatik kanal ile endolenfatik kesede saccus endolymphaticusu oluşturur. Bu kese petros piramidin arka yüzünde sigmoid sinüse komşu olarak epidural mesafede bulunur. Perilenfatik sistem, akuduktus koklea yoluyla subaraknoid mesafeyle direkt bağlantılı intrasellüler geçişler içeren bir kavitedir. Perilenf bu çok sayıda kaviteyi çevreleyen kemik labirentin iç yüzeyinin membranöz labirentten ayırır. Ayrıca perilenfatik sistem orta kulağın lenfatik sistemi iled de ilişkili olup bu durum hidrostatik basınç farkı yoluyla orta ve iç kulak arasında sıvı ve metabolit alışverişine olanak sağlar. Koklear akuadukt ve endolenfatik kanallar sırasıyla juguler foramende ve posterior kranial fossada sonlanırlar. Koklear ve vestibüler duyu hücrelerinin başlıca substratı olan perilenf bir yanda kanın filtrasyonu, öte yandan serebrospinal sıvının diffüzyonu ile oluşur. Endolenf ise bir perilenf filtratıdır, ancak sodyum ve potasyum konsantrasyonları tümüyle değişik olup içeriği strea vascularis epiteli sayesinde sabit tutulur. Endolenfanın eletrolik içeriği dolaşan endolenfatik sıvının volümünü düzenler. Stria vascularis, utrikül ve sakküldeki sodyum-potasyum pompa sistemleri sabit bir iyonik konsatrasyon sağlayan elektrolit değişim sisteminin temelini teşkil ederler. Ayrıca endolenfatik kesede sodyum-potasyum iyon değişimi ile, endo-perilenfatik mesafeler arasında pasif bir diffüzyon mevcuttur. Vestibül-Semisirküler Kanal Sistemi Utrikül ve sakkül doğrusal ivmedeki (lineer akselarasyon) uyarılara cevap veren statik makula adlı duyusal reseptörlere sahiptirler. Burada, destek hücreleri ve siliaları sulfomukopolisakkarit tabiatında jelatinöz bir kitle içine gömülü silialı hücreler bulunur. Bunun yüzeyinde otolit (veya statokonia) adlı romboid kalsiyumkarbonat kristalleri bulunur. Vertikalya da horizontal doğrusal ivme (lineer akselerasyon) otolitlerin basıncını değiştirerek duysal siliaları saptırır. Bu da duyu hücrelerini uyarır (istirahat potansiyel değişikliği). Her üç semisirküler kanal utrikülden çıkar ve bunların ekstremitelerinin her birinde ampulla adlı armut şeklinde genişlemeler mevcuttur. Buradaki ampuller parçada açısal ivme (angular akselerasyon) ile uyarılabilen duysal hücreler mevcuttur. Bu seviyede destek hücreleri ve duysal hücreler öyle bir şekilde yerleşmişlerdir ki kupuladaki duyu tüylerinin kendisi ampullanın tavanına değer. Kupula ampullayı endolenf geçişini engeller tarzda mobil bir bölme gibi kapatır. Koklea (Periferik akustik organ) Korti Organının Fonksiyonel Yapısı: Duyu hücrelerinin siliaları tektorial membran ile temas halindedir. Bunlar titreştiği zaman tektorial ve bazal membranlar arasında radyal güçler oluşur. Ayrıca duyu hücrelerinin silialarında bir makaslama hareketi oluşturarak bunları teğetsel olarak eyer, siliaların bu makaslaması duyu hücreleri için stimulustur. Bu mekanik uyarı alıcı organda sinirsel uyarı haline çevrilir. Tek sıra oluşturan iç tüylü hücrelerinin her biri bir afferent sinir lifine bağlıdır. Spoendlin'e göre bunlar tüm akustik sinir liflerinin %95'ini oluşturmaktadır. Oysa 3-5 sıra oluşturan dış tüylü hücrelerinin oluşturduğu gruplara ancak 1 afferent sinir lifi gittiği için akustik sinir liflerinin sadece %5'i bunları innerve eder. Koklear bölümün her afferent lifi spesifik bir frekans bölgesine bağlıdır. Korti Organının Merkezi Bağlantıları İşitme sinirinin koklear parçası spiral ganglionun bipolar hücrelerinden oluşur. Bunlar iç kulakyolunda seyrederek vestibüler sinir ile birleşirler (n.cochleovestibularis). Pontoserebellar açıyı geçip ponsun alt kenarından beyne girerler. Bu seviyede merkezi işitme yolları başlar. İşitme korteksi gibi merkezi işitme yolları da kokleanın bazal turundan helikotremaya kadar olduğu şekilde kesin tonotopik organizasyona sahiptir. İşitme korteksi, işitme yollarının sonlandığı birinci temporal girus yada Heschl'in transvers grisunun bulunduğu primer işitme alanından çok daha büyüktür. Çünkü bu bölgeler sadece primer işitme alanını simgeler (AI). Sekonder işitme alanı (AII) ve posterior Silvian girusu visual korteksteki gibi sekonder integrasyon alanları içerir (örn. Wernike'nin konuşma merkezi). Çok sayıdaki kommisüral sistem yönsel işitmede çok önemli olan belinin iki yarısı arasındaki alışverişi sağlar. Merkezi Vestibüler Yollar Vestibüler ganglionun bipolar nöronları periferik uzantılarını iki demek halinde utrikulus makulasındaki duyu hücrelerine, lateral ve superior semisirkuler kanallara (superior bölüm), posterior semisirküler kanala ve sakkulusun makulasına (inferior bölüm) gönderirler. Merkezi uzantıları ise koklear lifler ile sinir kılıfı içinde birleşerek vestibulokoklear siniri oluşturur. Bulbusa girdikten sonra (medulla oblangata'ya) vestibüler lifler vestibüler çekirdeklere yükselen lifler yollarlar. İkinci vestibüler yollar vestibulospinal traktus yoluyla omuriliğe bağlanır. Lifleri omuriliğin intermediat nöronları ile sinapslaşarak ekstansör kasların alfa ve gamma motor nöronlarını uyarır. Ayrıca piramidal yolların antagonistidirler ve esas olarak fleksör kasların inhibisyonunu, ekstensörlerin aktivasyonunu sağlarlar. Yer çekimine karşı davranan ve dengeyi sağlayan filogenetik olarak eski bir sistemin parçasıdırlar. Ayrıca median longitudinal demet yoluyla beyinciğe retiküler formasyona (multisensorial integrasyon merkezi) ve okülomotor merkezlere giden, okülomotor hareketlerin koordinatörü olan önemli yükselen yollar da mevcuttur. Vestibulokortikal bir bağlantı, talamustan geçer. Vestibüler uyarı görme alanı yakınındaki postsantral ventral somatik duyu bölgesindeki dar bir alana ulaşır. Bu alanın primer vestibüler kortikal alan olduğu düşünülmektedir. Fasiyal Sinir Yedinci kranyal sinir yüz kasları için motor lifleri ile, ayrı bir dal halinde (n.intermeduis içinde) tad lifleri ve viseroefferent sekretuar lifler içerir. Ayrıca dış kulak yolunun arka duvarına duysal lifler de taşır. Bu durum akustik norinomdaki bu bölgesini hipoestezisini açıklar (Hitselberger işareti). 4.ventrikül tabanındaki fasyal sinirin motor çekirdeğinden doğan motor lifler abducens çekirdeğinin etrafında döner (internal dirsek). Superior salivatör çekirdekten gelen n.intermedius'un viseroefferent lifleri ve soliter demet çekirdeğindeki subkortikal tad merkezinden gelen tad lifleri ile birlikte ponsun alt kenarından çıkarlar. Tad lifleri, soliter traktusun çekiğindeki subkortikal tad merkezlerinden doğar. Bu dallar n.intermediofascialis'i yapar ve ilk önce meatus acusticus internus'ta ilerler (meatal segment). Daha sonra hemen labirente komşu kemik kanal içine girer (labirenter segment) ve kanaldaki hiatusa doğru fasyal sinir ile birleşmek üzere ilerler. Bu noktada n.petrosus supenficialis major sinir gövdesinden ayrılarak lakrimal bezi ve nazal mukoza bezlerini innerve eder. Fasyal sinir ganglion geniculi hizasında birinci dirseğini yapar ve timpanik parçada horizontal bir seyir izler. Daha sonra mastoid antrumda ikinci dirseğini yapar ve mastoid segment olarak, vertikal bir seyir izler. Bu seviyede stapes kasına ve korda timpaniye lifler verir. Korda timpani sublingual ve submandibuler bezlere efferent lifler ve dilin ön kısmına tad lifleri verir. Sinir daha sonra mastoidden stilomastoid foramen yoluyla çıkar ve 5 dala ayrılır. Temporal, zigomatik bukkal, marjinal mandibular ve platismaya giden servikal dallarını verir. Tüm bu dallar büyük varyasyonlar gisterebilir. Fasyal sinir temporal kemik içinde (intrapetröz kısım) solid bir fibröz kılıf ile sarılmıştır. Demetler iyi gelişmiş vaskülarize bir bağ dokusu olan epinevrium ile sarılıdır. Demet topluluklarını ise perinevrium denen kılıf sarar. Bu sinir lezyonunun rekonstrüksiyonu esnasında epinevrium sinir güdüğü seviyesinde bağ dokusu proliferasyonu ile skatrisyel bir nörinom gelişimi önlemek ve anastomoz uçlarını tam uygun şekilde karşı karşıya getirebilmek için perinöral bir sütür konmalıdır. İşitme ve Dengenin Fizyolojisi ve Fizyopatolojisi İşitme Fizyolojisi: Orta ve İç Kulak Dış ve orta kulakta sesin iletilmesi Kokleada sesin dağıtılması Duyu hücrelerinde uyarının transformasyonu Uyarının iletilmesi Dış kulak yolunun rezonans etkisi işitme eşiğini 2000-3000 Hz'e indirir ki bunlarda ana işitme frekanslarıdır. Timpan zarı sesin alıcısı ve transformatörüdür. Kemik zinciri, sesin basınç transformasyonundan ve orta kulak ile iç kulak arasındaki impedans adaptasyonundan sorumludur. Ses basıncındaki güçlenme, timpan zarı ile stapes tabanı yüzeyleri arasındaki oran sayesinde 17 misli, inkudomalleolar eklem sayesinde 1.3 misli olarak, toplam 22 misli artarak ulaşır. Sesin iç kulağa normal iletimi için; hareketli ve pozisyonu normal bir kulak zarı ve orta ve dış kulakta eşit hava basıncı gerekir. Timpan zarının impedansının ölçümü iletim mekanizmasının fonksiyonu hakkında bilgi verir. Bu muayeneye "impedans odyometri" denir. Ses enerjisi kokleaya sadece orta kulak iletim mekanizması ile değil (hava iletimi) aynı zamanda ses alanında yerleşmiş ve fibrasyona uğrayan kafa kemikleri topluluğu ile de iletilir. Böylece ses iletilmiş olur (kemik iletimi). Odyometri, işitmenin hava ve kemik yolu eşiklerini ölçer. Uyarının dağıtılması Kokleanın temel fonksiyonu mekanik frekans analizidir ki bu da kokleanın hidrodinamiğine bağlıdır. Stapesin periyodik hareketleri baziller membran üzerinde bir dalga oluşturabilmek için aperiyodik hareketler haline dönüşür. İç kulak sıvılarının sıkıştırılmamasından ötürü stapes tabanı seviyesindeki hareket eden hacim yuvarlar pencere seviyesinde de aynı miktarda hacim değişikliğine yol açar ve stapes tabanındaki çökme yuvarlak pencere membranında eşit miktar şişmeye neden olur. Stapes tabanının periodik vibrasyonu sonucu oluşan bu hacim hareketi skala media'da bir dalgalanmaya neden olur (skala media-skala vestibuli ve skala timpani arasında kalan ve basiller membran ile Reissner membranı ile çevrili alan). Bu deplasman basiller membran boyunca helikotrema'ya kadar ondüle bir harekete yol açar. Bu aperiodik bir vibrasyondur. Helikotrema'ya doğru dalganın uzunluğu azalırken amplitüdü artar. Belirli bir noktada amplitüd maksimuma ulaşıp helikotremaya doğru hızla azalır. Yayılan dalga maksimum amplitüdde olduğu noktada tektorial membran bir basiller membran arasında bir deplasmana yol açar. Burada bulunan tüplü hücrelerin siliaları hareket ederek mekanoreseptörlerde duysal uyarıya yol açarlar. Frekansa bağlı olarak yayılan dalga üzerinde maksimum amplitüd oluşması, basiller membran üzerindeki Corti organının duysal hücrelerinde maksimum frekans noktasında lokalize bir uyarı oluşmasına neden olur. Böylece sesin primer frekans analizi gerçekleşmiş olur (Bekesy'nin yayılan dalga ya da dispersiyon teorisi). Yayılan dalganın maksimum amplitüdü her frekans için ayrı bir noktadadır. Bu düşük frekanslar için helikotremaya, yüksek frekanslar için stapes tabanına yakın yerleşimlidir. Böylece her frekans basiller membran üzerinde ayrı bir noktada yerleşim gösterir. Maksimum amplitüdün basiller membran boyunca dağılımı Corti organı üzerinde uyarı noktasını, dolayısı ile koklear sinirin afferent aktivitesini belirler. Buna göre Helmholtz'un yayılan dalga teorisi de "bir-nokta" (one-point) teorisidir. (Basiller membranın her noktası belirli bir frekansa uyar). Uyarının Değişimi (Transformasyon) Korti organının silialı hücreleri ses dalgalarının mekanik enerjisini bioelektrik enerjiye çevirir. Bu transformasyon için gerekli enerji duyu hücrelerinin metabolizması ile sağlanır. Stria vaskülaris endolenfayı pozitif olarak yükleyerek bir enerji kaynağı gibi davarmasını sağlar. Elektriksel açıdan bir "pil" gibidir. Basiller membranın vibrasyonları siliaların tektoryal membran tarafından senkron olarak titretilmelerine neden olur ve bu da hücre membranındaki elektrik direncinin değişimine bağlı olarak tüylü hücrelerin depolarizasyonuna neden olur. Silialı hücreler bir karbon mikrofonu gibi değişken dirence sahiptirler. Tüylü hücrelerin depolarizasyonu reseptör potansiyelinde bir değişime neden olur. Bu reseptör potansiyeli bellir bir sınırı geçer geçmez, tüylü hücreler ile affarent nöronun başlangıç bölümünün birleşim yerindeki afferent sinir lifinde, bir aksiyon potansiyeli oluşur. bu "hep-hiç" kanunudur (Davis ve Keidel). Tüylü hücrelerin daha güçlü eksitasyonu, daha sık elektriksel boşalımlara neden olur. (elektriksel boşalımlara olan cevaplardaki artış, ses şiddetinin kodlanması yoluyla frekans modülasyonunun temelini oluşturur). İşitme Fizyolojisi Akustik İnformasyonların Retrokoklear Analizi Korti organındaki duysal hücrelerin elektriksel uyarı paterni periferik koklear nöronda işitme siniri için aksiyon potansiyeli haline getirilir. Ses uyarısının şiddet, frekans, yansıma açısı, uzaklık gibi değişik parametleri M.S.S.'de analiz edilebilmesi için kodlanmalıdır. Ses şiddeti ve frekansının kodlanması akustik sinyalin merkezi analizinde çok önemli rol oynar. Tonotopi: Ses alıcıları ile sinyali analiz eden nöronlar arasındaki noktası noktasına gerçekleşen ilişkiyi gösterir. Her koklear nöronun tercih ettiği bir frekans vardır. Yani kendine özgü frekansdaki akustik uyarıya cevap verir (tonotopi). İÇ KULAK HASTALIKLARI A-DOĞUŞTAN VE ERKEN ÇOCUKLUKTA KAZANILMIŞ İÇ KULAK HASTALIKLARI 1- Genetik nedenli işitme kayıpları ? Monosemptomatik; ? Resesif: Daima bilateral ? Dominant: Başlangıç genellikle okul yaşlarında ? X'e bağlı resesif: Sadece erkeklerde, pankoklear eğri ? Sendromlar; ? Göz hastalıkları ile beraber: Usher Sendromu, Refsum Sendromu ? Böbrek hastalıkları ile beraber: Alport Sendromu (sıklık 1:200.000, bilateral asimetrik ağır işitme kaybı, başlangıç 2. dekatta) ? Tiroid hastalıkları ile beraber: Pendred Sendromu ? Deri hastalıkları ile beraber: Waardenburg Sendromu ? İskelet hastalıkları ile beraber: Crouzon Sendromu, Marfan Sendromu, Paget Sendromu ? Mukopolisakkaridozlarla beraber: Hunter Sendromu ? Kromozom aberasyonları ile beraber: Cri-du-chat Sendromu, Trizomi 13, Trizomi 18. 2- Prenatal kazanılmış işitme kayıpları Kızamıkçık embriyopatisi: orta ve iç kulak gelişim bozukluğu, bilateral vestibüler paralizi, körlük, kalp anomalileri, mikrosefali, mental retardasyon Sifiliz: ilerleyici iç kulak dejenerasyonu, vestibüler hipoeksitabilite, Hutchinson dişleri, interstisyel keratit. Toksoplazmoz: SSS bulguları ön plandadır Sitomegali 3- Perinatal kazanılmış işitme kayıpları Perinatal asfiksi: koklea ve beyindeki ilgili çekirdek bölgelerinin hasarı Erken doğum: kokleada hemorajiler Kernikterus: koklear merkezlerde, olasılıkla kokleada da bilirübin birikimi 4- Postnatal kazanılmış işitme kayıpları Sık rastlanan nedenler Menenjit/menengoensefalit Parotitis epidemica (kabakulak) Kızamık Otitis media: tekrarlayan enfeksiyonlar sonrası iç kulağın toksik hasarı B- ENFEKSİYÖZ İÇ KULAK HASTALIKLARI 1- Labirentit: A- Otitik Labirentit: İç kulağın akut veya kronik orta kulak enfeksiyonları, travma veya orta kulak operasyonları sonrası iç kulağa açılma gibi komplikasyonlar nedeni ile oluşan enfeksiyöz hastalığıdır. Etyoloji: Kronik otitis media olgularının yaklaşık %1-2'sinde görülür.Enfeksiyon orta kulaktan iç kulağa şu 4 yol ile geçebilir; 1- Kemik erozyonu, 2- Varolan anatomik dehissanslar, 3- Yuvarlak veya oval pencereden direkt olarak, 4- Travma ile (kaza veya operasyona bağlı) Patoloji: 4 klinik formu vardır. Ancak bu formlar tamamen farklı klinik antiteler olmayıp, birbirlerine dönüşebilir veya biri diğerinin geçiş dönemi olabilir. 1-Sınırlı Labirentit: Perilabirenter lokalize bir enflamatuar olay vardır. Sıklıkla horizontal semisirküler kanal kemik duvarında erozyon sonucu fistül oluşmuştur. 2-Diffüz Seröz Labirentit: İç kulağa mikroorganizmaların toksinleri pencereler veya diyaliz yolu ile girmiştir. İlk iki formda iç kulakta mikroorganizma yoktur. 3-Diffüz Pürülan Labirentit: Mikroorganizma iç kulağa geçmiştir. Endolenfatik ve perilenfatik alanda masif pürülan enfeksiyon vardır. 4-Ölü Labirentit: 3. klinik formun geç evresidir. Afonksiyonel bir labirent oluşmuştur. Klinik: İlk iki formda vestibüler irritasyon, son iki formda ise vestibulo-koklear paralizi bulguları vardır. 1-Sınırlı Labirentit: Semptomlar, hafif ve aralıklıdır, sıklıkla başın ani hareketi veya pinnaya bastırmakla ortaya çıkar. Fistül testi pozitiftir. Vertigo en belirgin semptomdur, kusma-bulantı eşlik edebilir. Horizontal veya rotatuar, hızlı fazı etkilenen kulağa doğru olan nistagmus vardır. İşitme kaybı altta yatan otitis medianın oluşturduğundan daha fazla değildir. 2-Diffüz Seröz Labirentit: Ani dramatik bir başlangıcı vardır. Vertigo, bulantı-kusma belirgindir. Hasta gözleri kapalı olarak hareketsiz yatar. Ayağa kalkarsa karşı tarafa doğru düşer. Rotatuar veya horizontal nistagmus vardır. İşitme kaybı artmıştır, ancak reversibl olabilir. 3-Diffüz Pürülan Labirentit: Vertigo, bulantı-kusma çok belirgindir. Toksemi bulguları vardır. Nistagmus sağlam kulağa doğru vurur. İşitme kaybı iyice ciddileşmiştir. Derin lokalizasyonda temporal baş ağrısı vardır. 4-Ölü Labirentit: Diffüz pürülan labirentitin başından yaklaşık 2 hafta sonra inaktif bir labirenter sistem oluşur. Total işitme kaybı yerleşir, vestibüler fonksiyon kaybı zaman içinde santral olarak kompanse edilir. Ayırıcı tanı: Serebellar abse, Meniere Hastalığı, Akut vestibüler paralizi Tedavi: Akut otitis media ile birlikte ise tedavi antibiyotik ve sedasyondur. Eğer bu tedaviye yanıt alınamaz ise cerrahi uygulanır. Kronik otitis media ile birlikte olduğunda ise hemen cerrahi tedavi uygulanır, mastoidektomi yapılır, varsa kolesteatom kaldırılır, fistül görülürse kapatılır. B- Menengial Labirentit: Enfeksiyon iç kulağa iç kulak yolu, vestibüler aquaduktus veya duktus koklearis yolu ile geçer. C- Hematojen Labirentit: Pyojenik menenjit Tbc menenjit Sifiliz Kızıl, Tifo, Tifüs Virüs enfeksiyonları: influenza, kızamık, kabakulak, herpes.(Kabakulak virüsünün özellikle kokleaya afinitesi vardır. Genç çocuklarda tek taraflı sensorinöral işitme kayıplarının en sık görülen nedeni kabakulaktır) 2- Herpes Zoster Oticus (Ramsay-Hunt Sendromu): Oftalmik zonadan sonra baş-boyundaki en sık zoster enfeksiyonudur. Patogenez: Hastalık viral bir enfeksiyona bağlıdır. Giriş kapısı bilinmemektedir. Virüs hematojen yolla BOS ve meninkslere taşınarak burada spiral ve vestibüler ganglionlarda nörit ve ensefalomiyelomenenjite neden olabilir (nörotrop virüs). Semptomlar: Her yaşta görülebilir, ancak 40-60 yaşları arasında sıktır. Hastada genellikle subfebril bir ateş ile birlikte halsizlik, şiddetli nevraljik ağrılar vardır. Dış kulak yolu ve kepçede veziküller ve eritem görülür. Bazen rejional lenfadenopatiler bulunabilir. Hastaların %60-90'ında periferik fasiyal paralizi bulunabilir. Çoğu olguda ciddi sensörinöral işitme kaybı, dengesizlik ve nistagmus vardır. Tanı: İnspeksiyon, otoskopik bulgular (zar ve dış kulak yolunda veziküller) ile tanı konur. Odyogramda retrokoklear işitme kaybı ile spontan nistagmus ve kalorik testte labirent cevabında kayıp saptanır. Ayırıcı tanı: Büllöz mirinjit, Bell paralizi ile yapılmalıdır. Tedavi: Antiviral ajanlar (asiklovir), kortikoterapi, analjezik, vitamin-B kompleksleri, fasiyal paralizi için destek tedavisi (fizik tedavi) 3- Diğer: Kabakulak: Kabakulak virüsünün kokleaya özel afinitesi vardır. Genellikle unilateral seröz labirentit ile silialı hücrelerde destrüksiyon ya da korti organında dejenerasyon, bazen de spiral ganglion destrüksiyonu ile nörolabirentit yapabilir. Vestibüler sistem hemen hemen hiç tutulmaz. Kabakulak, erken çocukluktaki tek taraflı tam işitme kaybının en sık nedenidir. Prognozu kötüdür ve irreversibl hasar olur. Grip, Kızamık, Adeno ve Koksaki virüsleri: Bu virüsler genellikle statoakustik bir nörit ile bununla ilgili semptomlara neden olur. HIV enfeksiyonu: İç kulakta farklı manifestasyon şekilleri gösterir. C- İÇ KULAĞIN TOKSİK FONKSİYON BOZUKLUKLARI 1- Eksojen toksinler Ototoksik droglar: ? Aminoglikozid antibiyotikler: Yarılanma ömürlerinin uzun olması nedeni ile iç kulak sıvılarında diğer doku ve vücut sıvılarına oranla daha yüksek konsantrasyonlarda bulunurlar ve bu sıvılarda uzun süre kalırlar. İç kulaktaki toksik konsantrasyonun artması sonucu vestibüler ve koklear duyu organlarında irreversibl lezyonlara neden olabilir. İlk önce dış tüylü hücreler dejenere olurlar. Her bir aminoglikozidin kendine özgü bir etki yeri vardır. Streptomisin ve gentamisin daha çok vestibülotoksik etki gösterirken neomisin, kanamisin, vankomisin, tobramisin daha çok kokleotoksik etki gösterirler. ? Diüretikler (Furosemid ve etakrinik asid): Dış tüylü hücrelerin iyon konsantrasyonunun regülasyonunu stria vaskülaris lezyonu nedeni ile bozar. Bunların çoğu reversibldir. ? Antiprotozoal ajanlar: Kinin, klorokin ? Salisilatlar: İşitme kaybı ve tinnitus, ilaç kesilmesinden hemen sonra düzelir. ? Antineoplastik droglar: Cisplatin, siklofosfamid ? Lokal anestetikler: Hafif işitme kaybı yapabilirler, genellikle reversibldir. Ototoksik bir madde kullanıldığında iç kulakta gelişen hasar şu faktörlere bağlıdır; a- Ototoksik ilacı dozuna ve yarılanma ömrüne, b- Renal fonksiyonlara, c- İç kulaktaki hücrelerin ve stria vaskularisin durumuna. Semptomlar: ? Genellikle ilk semptom tinnitus ? Progresif, bilateral, simetrik, önceleri yüksek frekansları sonraları ise tüm frekansları tutan koklear (rekruitman +) sensörinöral işitme kaybı ? Pozisyonel ve bulantı ile birlikte olan vertigo ? Denge bozuklukları ? Vestibülooküler refleks bozukluğuna bağlı ossilopsi (nesneleri fikse etmede yorgunluk) Tanı: ? Odyogramda yukarıda tanımlanan işitme kaybının tespiti ? Kalorik testte bilateral vestibüler hipo veya afonksiyon ? Nistagmus ? Anormal renal fonksiyonlar Tedavi: ? Mümkünse ilacın derhal kesilmesi ? Düşük moleküler ağırlıklı dekstran infüzyonu ? Kortikosteroid verilebilir. Prognoz: İlaç kesildikten sonra 6. aya kadar olayın seyri devam eder. İç kulak hasarı genellikle irreversibldir. Endüstriyel toksinler: Aminobenzol, kurşun, flor, karbonmonoksit, anilin, organik fosfat bileşikleri, nitrobenzol, civa ve kükürtlü karbon bileşikleri ile olan entoksikasyonlar ender görülmektedir. Entoksikasyon semptomları arasında genellikle bilateral olan, rekruitmanı olmayan yüksek frekans veya pankoklear işitme kaybı görülebilir. Bağımlılık yapıcı maddeler: Marihuanna, alkol, nikotin bağımlılığında geçeci işitme kaybı olabilmektedir. 2- Endojen toksinler Bakteri toksinleri, Hipotiroidi, Avitaminozis, Diabetes Mellitus, Böbrek yetmezliği, lösemi, pernisiöz anemi, sarkoidoz, Paget hastalığı gibi hastalıklar kokleovestibüler fonksiyon bozukluklarına neden olabilirler. D- TRAVMATİK İÇ KULAK HASTALIKLARI 1- Ses basıncı travması Tek kezlik veya tekrarlayan, çok kısa süreli basınç dalgası (basınç tepesi 160-190 dB, 1-3 msn süreli) nedeni ile oluşan tüylü hücre hasarıdır. Klinik: Tinnitus ile birlikte bilateral akut işitme kaybı vardır. Timpan membran normaldir. Odyogramda 3000-6000 Hz arasında çökme tespit edilir (tipik olarak 4000Hz'de çentik). Prognozu iyidir. Günler, haftalar içerisinde düzelir. 2- Patlama travması Tepe basıncı 160-190 dB ve süresi >3 msn olan kuvvetli ses basınç dalgaları sonucu meydana gelen orta ve iç kulak hasarıdır. Batıcı kulak ağrısı ile birlikte akut işitme kaybı, kanlı otore ve bilateral tinnitus vardır. Bazen vertigo eşlik edebilir. Sesin geldiği taraf timpan membranı perforedir. Kemikçikler de etkilenmişse mikst tip işitme kaybı odyogramı elde edilir. Hastaya iç kulak infüzyon tedavisi ( dekstran 40, pentoksifilin, B kompleks vitamin) verilir ve timpan membran tamir edilir. Prognozu kötüdür. Hasar genellikle irreversibldir. 3- Akut gürültü travması Yüksek ses kuvvetinin (130-160 dB) birkaç dakika süren etkisi ile oluşan iç kulak hasarıdır. Gürültü etkisinin hemen ardından beliren tinnitus ve işitme kaybı bulunur. Timpan membran normaldir. Rekruitmanı + yüksek frekansları etkilemiş simetrik işitme kaybı tespit edilir. Tedavide, gürültüden izole edilir ve iç kulak infüzyon tedavisi uygulanır. Prognozu iyidir. Saatler, günler içerisinde iyileşir. 4- Akustik kaza Orta şiddette gürültü ile birlikte (90-120 dB) ve servikal vertebranın yanlış konumuna bağlı bir kulağın daha az kanlanması nedeni ile ortaya çıkan iç kulak hasarıdır. Hemen gürültü sonrası ortaya çıkan, genellikle tinnitus ile birlikte olan unilateral işitme kaybı vardır. Sıklıkla daha öncesinde servikal vertebra hasarı vardır. Timpan membran normaldir. Pankoklear eğri ile seyreden, + rekruitmanlı unilateral işitme kaybı odyogramı tespit edilir. Tedavide, iç kulak infüzyon tedavisi ve boyuna fizik tedavi uygulanır. Prognoz şüphelidir. 5- Commotio/contusio labyrinthi Künt kafa travması nedeni ile kulak bölgesinde fraktür olmaksızın ortaya çıkan iç kulak hasarıdır. Patolojik mekanizma patlama ve ses basıncı travmasında olduğu gibidir, hasar veren dalgalar özellikle kemik ileti yolu ile iç kulağa ulaşır. Unilateral veya bilateral işitme kaybı, tinnitus, vertigo, baş ağrısı, genel postkommosyonel semptomlar bulunur. Timpan membran normaldir. Genellikle sınırlı yüksek frekans çökmeleri olan odyogram tespit edilir. Eğer diğer kaza sonuçları hastalık tablosunun tanınmasını geciktirmezse iç kulak infüzyon tedavisine başlanır. Travmadan sonra ilk 15 gün içerisinde tedaviye başlanmalıdır. Pencere rüptürü düşünülüyorsa acil timpanotomi yapılır. İlk haftalarda iyileşme sıktır, ancak genellikle tam iyileşme görülmez. 6- Temporal kemik fraktürü İç kulak yolunun çapraz veya labirentten geçen kırık hattı nedeni ile meydana gelen, komplet vestibüler paralizi ve genellikle eş zamanlı karşı taraf contisio labyrinthi ile karakterize tek taraflı tam sağırlık durumudur. Kırıkların başlıca 2 tipi vardır; a- Longitüdinal: Petröz kemiğin uzun aksına paralel olanlardır. Daha sık görülen tiptir. Hasar orta kulağı içerir fakat labirent etkilenmez. b- Transvers: Petröz kemiğin uzun aksına dik olanlardır. Daha seyrek görülür. İç kulak yolu ve labirent hasarı ile birliktedir. Longitüdinal Kırık Semptomları; Transvers Kırık Semptomları; Hemotimpanum, Timpan membran yırtılması, Dış kulak yolunda kanama, Anulus seviyesinde dekolman, Dış kulak yolunda dekolman, İletim tipi işitme kaybı, %20 olguda fasiyal paralizi, BOS otoresi Dış kulak yolu salimdir, Timpan membran sağlamdır, İşitme kaybı, Vertigo, Sağlam tarafa vuran nistagmus, %50 vakada fasiyal paralizi, BOS'un östaki tüpü yolu ile nazofarenkse akıntısı Tinnitus; genellikle kalıcıdır Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur. Konu igokcek tarafından (06-09-2008 Saat 10:16 ) değiştirilmiştir.. |
|
|||
|
MENİERE HASTALIĞI ...........Nihat Çakır Meniere Hastalığı Nedir: Meniere hastalığı iç kulakta bulunan ve dengeden sorumlu sıvılardaki basınç artışının neden olduğu ve en önemli bulgusunun ataklar halinde baş dönmesiolduğu bir hastalıktır. İç kulak sıvılarındaki bu basınç artışının sebebi genellikle belli değildir. Ancak sıvı üretimi, atılımdan fazla olursa ya da sıvıların boşaldığı kanallarda tıkanıklık olursa basınç artışı gelişebilir. Son zamanlarda belli allerjik reaksiyonlarında rol oynadığı düşünülmektedir. Meniere hastalığının sıklığı 100000'de 40-100 arasında değişir. Her yaşta görülebilmesine rağmen 40 yaş civarında başlaması daha sıktır. %20 civarında iki kulak birden hastalanır. Ne Gibi Belirtiler Yapar: Meniere hastalığının başlıca belirtileri baş dönmesi, kulak uğultusu, işitme kaybı ve kulakta dolgunluk hissidir. Baş dönmesine bulantı ve kusma eklenebilir. Baş dönmesi ani başlangıçlı, 20 dakika ile 24 saat arasında sürebilen ve bulantı-kusma ile birliktedir. Ancak genellikle 2 saatin altında sürer. Baş dönmesi başlamadan önce bazen kulakta dolgunluk hissi oluşabilir. Gerginlik, stres ve aşırı tuz alımı baş dönmesi ataklarını başlatabilir. Baş dönmesi atakları arasında hasta tamamen normal ya da hafif dengesiz olabilir. İşitme kaybı baş dönmesi olduğu dönemde olur ve alçak frekanslardadır (kalın seslerde). Hastalığın ilk yıllarında baş dönmesi atakları sonrasında işitme kaybı düzelir fakat ileri yıllarda atak sonrasında da işitme kaybı devam eder. Kulak çınlaması hastadan hastaya değişir ve aralıklı ya da sürekli olabilir. İşitme kaybı ve kulak çınlaması ile beraber kulakta bir dolgunluk ve basınç hissi olabilir. Baş dönmesinin olduğu dönemlerde istemsiz göz hareketleri (nistagmus) mevcut olabilir. Muayenede Ne Görülür: Meniere hastalığı olan hastaların kulak muayenesi normal görülür. Eğer hasta baş dönmesi olmayan bir dönemde muayene ediliyorsa hiç bir bulgu saptanmayabilir. Baş dönmesi atakları sırasında ise hastada görülebilecek en önemli bulgu nistagmus adı verilen istemsiz göz hareketleridir. Ayrıca baş dönmesinin getirdiği ayakta durma ve yürüme zorluğu, bulantı-kusma saptanabilir. Teşhis Nasıl Konur: Meniere Hastalığının kesin teşhisini koymak zordur. Teşhise götüren en önemli faktör hastanın anlattıklarıdır. Baş dönmesinin süresi, sıklığı, derecesi berberinde olan semptomlar hastalığın nedeni hakkında bilgi verirler. Muayene sonrasında yapılacak ilk tetkik odiometri adı verilen işitme testleridir. Bu testlerde işitme kaybının varlığı ve iç kulağın durumu hakkında bilgi edinilir. Kalın seslerdeki iç kulak tipi işitme kaybı Meniere Hastalığı olabileceğini akla getirir. Vestibüler sistem adı verilen denge sistemi ile ilgili yapılabilecek bazı testlerde vardır ancak bunlar Meniere Hastalığını diğerlerinden ayırmaya pek yardımcı olamazlar. Meniere hastalığını kuvvetle düşündürecek bir yöntem Gliserol testi'dir. Bu testte hastaya odiometri yapıldıktan sonra gliserol içirilir. Daha sonra yapılan odimetride işitme kaybında düzelme görülmesi Meniere Hastalığı lehinedir. Bilgisayarlı Tomografi veya Manyetik Resonans tetkikleri beyinde veya iç kulaktaki tümör ya da yer kaplayan lezyonları ayırt etmek için kullanılabilir. Nasıl Tedavi Edilir: Meniere hastalığının tedavisi 3 bölümde incelenir. -Baş dönmesi ataklarının tedavisi -Baş dönmesinin önlenmesi -Cerrahi tedavi Baş dönmesi atağı sırasında görülen hastalar genellikle yatırılarak tedavi edilir. Stres önemli rol oynadığı için hastanın rahatlatılmasına çalışılır. Serum takılarak sıvı verilir. Serum içine veya ağızdan verilen baş dönmesi ilaçları genellikle şikayetleri azaltır ve hastayı rahatlatır. Sık atak geçiren hastalarda bunları önlemek için bazı tedbirler alınabilir. Bunun için şunlar sayılabilir. -Aşırı tuz, şeker, alkol ve kafein almamak -Stresten uzak durmak -İdrar söktürücü ilaçlar kullanmak -Baş dönmesine karşı ilaçlar kullanmak (en sık kullanılanı Betaserc'tir). Sık atak geçiren ve ilaç tedavisi ile sonuç alınamayan hastalarda cerrahi tedavi uygulanır. Cerrahi yöntemler şunlardır. -İç kulaktaki sıvıların bulunduğu endolenfatik kese adı verilen bölümü başka boşluklara bağlayarak basıncı azaltmak. Bu yöntemde işitme korunmuş olur. -Denge sinirinin kesilmesi: Vestibüler sinir adı verilen bu sinir kesilerek baş dönmesi duyusu yok edilmişl olur. İşitme fonksiyonu yine korunur. -Labirentektomi: İç kulağın tamamen ortadan kaldırılmasıdır. İşitme fonksiyonu da kaybolur. |
|
|||
|
SIK SORULAN SORULAR VE YANITLARI KULAK SORUNLARI..............İrfan Yorulmaz İŞİTME KAYBI Kulağımda yıllardır devam eden kulak akıntısı ve işitme kaybı var. Tedavisi mümkün mü? Akıntının ilaç tedavileriyle kesilmediği kromik (müzmin) orta kulak iltihaplarının tek tedavi şekli ameliyattır. Orta kulak iltihabı nedeniyle ortaya çıkan tahribata bağlı işitme kaybının da ameliyat sırasında düzeltilmesi mümkündür. Ameliyatlarda ilk amaç iltihabı ortadan kaldırmak ve tekrarlamasını önlemek, ikinci amaç ise işitmeyi düzeltmektir. Her tedavi şeklinde olduğu gibi, orta kulağın kronik iltihaplarının ameliyatlarında da belli bir başarı tüzdesi vardır ve bu oran ortalama %80 civarındadır. Ancak, her hastanın orta kulağındaki durum bir diğerinden farklıdır; nasıl bir ameliyat gerektiği ve bu ameliyatın başarı oranı, ancak hastanın muayene edilmesi ve bazı testler yapılması sonucunda belirlenebilir. Bu nedenle, hastaların kesin ameliyat bilgilerini muayene oldukları hekimden almaları gerekir. Eskiden akıntılı orta kulak iltihabı geçirmiştim. Artık akıntı olmuyor, fakat işitme kaybım var. Düzeltilmesi mümkün mü? Kronik orta kulak iltihabının sekeli olarak kalan kulak zarındaki kapanmayan delikler, sesi orta kulaktan iç kulağa ileten çekiç-örs-üzengi kemikçiklerinde erimeler veya kireçlenmeler işitme kaybına neden olabilir. Kulak akıntısının olmadığı sekel durumundaki bu bozuklukların ameliyatla tedavisi, dolayısıyla işitmenin de düzeltilmesi mümkündür ve başarı oranı akıntılı kulaklarda olduğundan daha da yüksektir. Her hastanın orta kulağındaki durumun bir diğerinden farklı olduğu burada da geçerlidir; nasıl bir ameliyat gerektiği ve bu ameliyatın başarı oranı, ancak hastanın muayene edilmesi ve bazı testler yapılması sonucunda belirlenebilir. Bu nedenle, hastaların kesin ameliyat bilgilerini muayene oldukları hekimden almaları gerekir. Kulağımda hafif dereceli işitme kaybı var ve kulak zarımda delik olduğunu öğrendim. Banyoda, havuzda, denizde kulağımı su temasından sürekli korumam gerekiyor. Ameliyatla tedavisi önerildi, ancak başarılı olmaz diye endişe ediyorum. Ne yapmalıyım? Kendiliğinden kapanmayan kulak zarı açıklıklarının ameliyat dışında tedavisi yoktur. Ameliyatta kulak zarı yerine yerleştirilen dokunun vücut tarafından kabul edilerek o bölgede yaşayan bir doku haline gelebilmesinin belli bir olasılığı vardır. Bu olasılık, yani başarı oranı, kulak zarındaki deliğin yeri, büyüklüğü, geriye kalan kulak zarının durumu ve kullanılan ameliyat tekniğine göre değişmek üzere %80-95 arasındadır. Hangi koşullarda yapılırsa yapılsın, kulak ameliyatlarında %100'lük başarı garantisinin verilmesi mümkün değildir. Kulak zarı tamiri ameliyatlarının başarısız olması halinde tekrarlanması mümkündür ve ameliyatın ciddi bir riski yoktur. Kulağımda işitme kaybı ve çınlama var. Hiç iltihaplı bir orta kulak hastalığı geçirmedim. Doktorum üzengi kemiğinde kireçlenme bulunduğunu ve hastalığın adının "otoskleroz" olduğunu belirterek ameliyat önerdi. Başarı şansı nedir? Otoskleroz, orta kulak ile iç kulağın birleştiği noktada üzengi kemiğinin çevresinde kireçlenme ile oluşan, ortaya çıkma nedeni iyi bilinmeyen, ailesel olabilen, nadir görülen bir hastalıktır. İç kulağın ileri derecede etkilenmediği, sorunun daha çok orta kulakta olduğu durumlarda otosklerozun tedavisi kireçlenme nedeniyle hareket etmeyen üzengi kemiğinin ameliyatla çıkartılarak yerine bir protez konulması şeklinde yapılır ve bu ameliyat %80-90 civarında oldukça yüksek başarıda sonuçlar verir. İç kulak tipi (sensori-nöral) işitme kaybım olduğu söylendi. Tedavisi mümkün müdür? Sensori-nöral işitme kaybı terimi iç kulak, işitme siniri veya merkezi sinir sistemindeki sorunlardan kaynaklanan işitme kayıplarını genel olarak tanımlar. Bunlardan hangisinde problem olduğunu anlamak için işitme fonksiyonu ile ilgili bir dizi detaylı incelemenin yapılması gerekir. İç kulak tipi işitme kayıpları yaşlanmaya, vücudun genelini ilgilendiren hastalıklara (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, bağışıklık sistemi hastalıkları, vb. gibi), ani veya sürekli yüksek şiddette gürültüye maruz kalmaya, kabakulak ve kızamık gibi mikrobik hastalıklara, çeşitli ilaç ve madde kullanımlarına veya onlarca başka nedene bağlı olarak gelişebilir. Nedene yönelik araştırmaların yapılmasına rağmen, büyük bir kısmı iç kulaktaki işitme hücrelerinin harabiyetine bağlı olan sensori-nöral işitme kayıplarının nedenini ortaya çıkartmak da her zaman mümkün olmayabilir. Kendini yenilemeyen iç kulak ve işitme siniri hücrelerinin harabiyeti durumunda, mümkün olabilirse nedene yönelik tedavilerle hastalığın neden olduğu kulak sorunu durdurulmaya veya tedavi edilmeye çalışılır. İç kulak hasarı nedeniyle oluşan işitme kayıplarının ameliyatlarla geri döndürülmesi mümkün değildir. Harabiyetin kalıcı olduğuna karar verildiği noktada, hastalara işitme cihazı kullanmaları önerilerek günlük hayatlarını sürdürmelerinde yardımcı olunmaya çalışılır. İşitme cihazı kullanmam gerektiği bildirildi. Nasıl bir cihaz almalıyım ve nereden temin edebilirim? İşitme kaybı olan her hastanın ihtiyacına en uygun işitme cihazı, işitme testindeki verilere göre belirlenir. Cihazın teknik özellikleri belirlendikten sonra hangi markanın hangi modellerinin bu özellikleri taşıdğı bilgisini, hastanın cihazı öneren merkezden alması gerekir. Bundan sonra tercihe ve maliyetine göre cihazın şekli konusunda karar verilmelidir. Vücuda dışardan takılan işitme cihazları 4 tipte olabilir:
Bir aile yakınıma hediye olarak işitme cihazı alıp sürpriz yapmak istiyorum. Nasıl bir cihaz almalıyım? İşitme kaybı olan bir hastaya rastgele ve herhangi bir cihaz alınması mümkün değildir. Alınacak işitme cihazının marka ve modelinin, kişinin işitme testi sonucuna göre belirlenmesi ve üzerinde kişiye uygun ayarların yapılması gerekir. KULAK ÇINLAMASI Kulağımda çınlama / uğultu var. Nedeni ne olabilir ve nasıl tedavi edilir? Kulak çınlamasına / uğultusuna dış kulağı, orta kulağı, daha sık olarak iç kulağı etkileyen çeşitli problemler ve hastalıklar yanında, bütün vücudu ilgilendiren genel hastalıklar da (yüksek tansion, şeker hastalığı, vb) neden olabilir. Olası onlarca nedenin hangisi veya hangilerinin çınlamadan / uğultudan sorumlu olduğunun belirlenmesi için bir Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları uzmanının muayenesi ve muhtemelen bir dizi testin yapılması gerekir. Sadece şikayetlerden yola çıkılarak belli bir teşhis öngörülemez. Kulak çınlamalarının en sık nedeni, iç kulağa ait işitme kayıplarıdır ve bunun kesin bir tedavisi yoktur. Ancak çınlamanın / uğultunun nedeninin muayene ve testler ile ortaya çıkartılması halinde, her hastanın önerileri kendi hekiminden alması gereken bazı yöntemler ve ilaçlarla şiddetinin hafifletilmesi mümkün olabilir. Bir silah atışından sonra sol kulağımın işitmesi azaldı ve o zamandan beri bir uğultu kaldı. Bazen işittiğimi anlamakta zorlanıyorum. Nedeni ne olabilir? Silahla atışta olduğu gibi yüksek şiddette gürültünün iç kulaktaki işitme hücrelerinde kalıcı tahribat yapma olasılığı vardır. Çoğunlukla tedavisi mümkün olmayan bu tür kalıcı işitme kayıplarından korunmak için ses şiddetinin yüksek olduğu yer ve işlerde kulak kanalının kulaklık, tıkaç veya bunlar yoksa bir pamuk ile kapatılması gerekir. Kalıcı işitme kaybı geliştikten sonra işitme cihazı ile kaybın rehabilitasyonu yapılabilir. Kulak çınlaması rahatsızlığım var. Bunun, çeşitli nedenlere bağlı olarak iç kulaktaki tüylü işitme hücrelerinin deformasyona uğraması sonucunda oluştuğunu biliyorum. Tüylü hücrelerin deforme olup olmadığının tespitini teknik olarak MR yada bir başka yolla gözlemlemek mümkün mü? Hücre seviyesinde görüntüleme, günümüzde sahip olunan teknolojiler ile ancak alınan bir doku örneğinin belli işlemlerden geçirildikten sonra mikroskop altında incelenmesi ile mümkündür. Kemiğin içinde tamamen kapalı bir sistem olan iç kulaktan doku örneği almak, fonksiyon gören kısımların da tahrip olmasına neden olduğundan böyle bir inceleme mümkün değildir. MR vb inceleme yöntemleri hücre seviyesindeki küçük sorunları gösteremez. Bu nedenlerle iç kulaktaki sorunların teşhisi, çoğunlukla fonksiyonların test edilip sorunun yerini ve türünü yorumlamaya ve tahmin etmeye dayalıdır. Varsayalım ki, tüylü hücreler tamamen deforme olmuş ve kulak çınlaması şikayeti buna bağlı olarak kronikleşmiş. Bu tüylü hücrelerin bir kez deforme olduktan sonra bir daha asla kendiliğnden onarılması mümkün değil mi? İç kulakta işitmeyi algılamamızı sağlayan 400.000 civarında sinir hücresi vardır. Hücre ölümü gerçekleşmeden oluşan geçici fonksiyon kayıplarının bir kısmı geriye dönebilir. Ancak, sinir hücreleri vücutta kendilerini yenileyemeyen tek hücre türüdür ve bu nedenle iç kulaktaki tüylü hücre ölümünün de telafisi mümkün değildir. BAŞ DÖNMESİ VE DENGE BOZUKLUĞU Tekrarlayan baş dönmesi ve denge bozukluğu şikayetlerim oluyor. Bunun iç kulaktan kaynaklanabileceği söylendi. Doğru mu? Baş dönmesi ve denge bozukluğu, organizmanın dengesini koruyan üç bileşenden herhangi birindeki bozukluklar sonucunda ortaya çıkabilir. Bu üç bileşen görme sistemi, her iki iç kulakta bulunan denge organları ve merkezi sinir sistemidir. İç kulaktaki denge organlarının hassas görevini etkileyebilecek bir çok hastalık durumu vardır; bunların her biri de farklı belirtiler ve bulgular verir. Birlikte başka bir belirti bulunmadığı durumlarda baş dönmesi ve denge bozukluğunun hangi sistemden kaynaklandığının belirlenmesi, ne tür bir bozukluk ve bunun hangi hastalığa bağlı olduğunun belirlenmesi için öncelikle bir Kulak-Burun-Boğaz hastalıkları uzmanına muayene olunması gerekir. Daha sonra aynı belirtileri veren bir çok hastalığın ayırdedilmesi ve tek bir tanıya ulaşılması için iç kulağın işitme ve denge sistemleriyle ilgili bir dizi inceleme yapılması gerekecektir. Tekrarlayan baş dönmesi ve denge bozukluğu şikayetleri ile birlikte, kulaklarımda basınç hissi ve işitme kaybı şikayetlerim var. Bunun Meniere hastalığı adı verilen bir iç kulak problemine bağlı olduğu söylendi. Bu ne tür bir hastalıktır, nasıl teşhis edilir ve tedavisi var mıdır? Meniere hastalığı iç kulakta endolenf adı verilen bir sıvının, nedeni iyi bilinmeyen mekanizmalarla basıncının yükselmesi ve bunun sonucunda baş dönmesi atakları, kulakta dolgunluk hissi, çınlama, işitme kaybı şikayetlerine yol açan bir hastalıktır. Mekanizma olarak bu hastalık göz tansiyonuna benzetilebilir. Meniere hastalığının teşhisi, benzer şikayetlere yol açabilecek onlarca diğer nedenin bir dizi test ile ekarte edilmesi ve iç kulak fonksiyonlarına ait bazı incelemelerin yapılması ile koyulur. Kesin teşhis için hekimin hastayı uzun bir süre takip etmesi ve bu testleri her seferinde tekrarlaması da gerekebilir. Nedeni henüz tıp bilimi için iyi bilinmezler arasında yer alan bu hastalığın tedavisi konusunda da kesinleşmemiş uygulamalar vardır. Kesin tedavi imkanı olmasa bile, hastalığın ilerlemesinin kontrol altına alınmasi ve şikayetlerin azaltılması veya ortadan kaldırılması amacıyla çeşitli ilaç ve ameliyatla tedavi şekillerinden yararlanılabilir. KULAK TÜPÜ AMELİYATLARI Eskiden kulak tüpü ameliyatı yoktu. Son yıllarda niçin bu kadar sık yapılıyor? Bunun çeşitli nedenleri var. Birincisi, teknolojik gelişmeler sayesinde artık hekimler orta kulak iltihaplarının küçük belirtilerini daha kolay teşhis edebilir hale geldiler. İkincisi, özellikle şehirlerde toplu yaşamın getirdiği koşullar, orta kulak iltihapları da dahil olmak üzere bütün üst solunum yolu enfeksiyonlarının daha sık görülmesine neden oldu. Kreş ve çocuk yuvalarına giden çocukların enfeksiyonlarla daha erken yaşta karşılaşmaya başlamaları, hava kirliliği ve ebeveynlerin sigara içmesi orta kulak problemlerinin, dolayısıyla da ameliyatla tedavi gereksinimi sıklığını artırdı. Son olarak, ebeveynlerin beklentileri, günlük hayatta daha az sorun istemeleri ve sorunların en kısa sürede çözümlenerek çocuğun da günlük hayatına biran önce dönebilmesi şeklinde değişti; bu nedenle hekimler de orta kulak iltihaplarına karşı daha saldırgan bir tedavi yaklaşımı geliştirdiler. Kulak tüpleri, orta kulak iltihaplarında ne kadar fayda sağlar? Kulak tüpü takılması, orta kulaktaki iltihabi sıvının ortadan kaldırılması ve toplanan sıvıya bağlı bozulmuş olan işitmenin normale döndürülmesinde hemen daima faydalıdır. Çocuklarda sıvı toplanmasıyla seyreden kronik orta kulak iltihabının önlenmesinde tüpler %80-85 başarılı olmaktadır. Kulak tüpleri ne işe yarar? Kulak tüplerinin temel görevi orta kulaktaki basıncın dış ortamdaki atmosfer basıncı ile eşitlenmesi ve sıvının orta kulaktan dışarı atılmasıdır. Gerektiğinde doktorun tüp içinden orta kulağı görmesini ve antibiyotiklerin direkt olarak orta kulağa verilmesini de sağlarlar. Kulak tüpü ameliyatının tehlikesi var mıdır? Çok nadir olmakla birlikte, kulak tüplerinin en önemli komplikasyonu kulak zarında tüpün takılmış olduğu deliğin kalıcı olmasıdır. Eğer delik kendiliğinden kapanmazsa başka bir ameliyatla kapatılabilir. Tüpler çocuğumun kulağında ne kadar kalacak? Kulak tüpleri genellikle 6-12 ay içinde kendiliğinden düşer. Eğer tüp kendiliğinden düşmezse, doktorunuz 12 ay ile 3 yıl arasındaki bir sürede tüpün alınması gerektiğini size bildirecektir. Tüpler düştükten veya alındıktan sonra tekrar orta kulak iltihabı olursa ne yapılacak? Kulak tüpleri, orta kulak iltihaplarının önlenmesinde oldukça etkili olmakla birlikte, tek bir uygulama kesin tedavi için yeterli olmayabilir. Tüp düştükten veya alındıktan sonra iltihabın tekrarlaması halinde önce antibiyotiklerle tedavi denenir, yararlı olmazsa tüpün yeniden takılması gerekebilir. Hava kirliliği, evde sigara içilmesi gibi çevre faktörleri ve allerji orta kulak iltihaplarında etkili midir? Evet. Hava kirliliğinin ve evde sigara içilmesinin orta kulak iltihaplarının sıklığını artırdığı bilinmektedir. 5 yaşın üzerindeki çocukların yaklaşık %15'inde orta kulak iltihabında allerjinin de rolü bulunmaktadır. Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet Geniş bilgi için Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp ismli kitabımızda mevcuttur. Konu igokcek tarafından (06-09-2008 Saat 10:17 ) değiştirilmiştir.. |
![]() |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|
Sağlık Siteleri Buluşma Noktası - www.saglik-siteleri.com
|Dogal tedavi | AlterNatif TıP | Bitkisel Tedavi | GokcekAktar | Gokcekİksir | Tonik | Tentur | Diyet | Aloeverabu | Nonibu | ZenceFiL | Vucut | SifalıBitkiler |