PROSTAT PROBLEMİ OLAN HASTALAR
Prostat bezinde; iltihap, selim prostat büyümesi ve kanser olmak üzere 3 tip hastalık görülmektedir. Bu hastalıkların belirtileri genel olarak işeme ile ilgilidir. Selim prostat büyümesi ve kanser 50 yaşından sonra görülmektedir. Prostat hastalıklarının tedavileri mümkündür. Prostat kanseri tedavisinde erken teşhis önemlidir. Erken teşhis için, 50 yaşından sonra yıllık doktor kontrolü önerilmektedir.
PROSTAT SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI
Yalnızca erkeklerde bulunan prostat bezi, mesane (idrar torbası ) tabanı ile penis kökü arasındaki idrar yolunu çevreler.
Şekil ve boyut olarak kestaneyi andıran prostat bezinin yapısında, düz kas, süngersi doku, bezler ve küçük kanallar bulunmakta olup, kapsül adı verilen ince bir zarla çevrilmiştir.
Prostat, doğumda yaklaşık olarak bezelye boyutlarında iken, 20 yaşına kadar büyümeye devam eder ve erişkin boyuna ulaşır. 45 yaşına kadar boyutları sabit iken, bu yaştan sonra tekrar büyümeye başlar. Temel görevi, spermlerin taşınmasından sorumlu olan meninin içindeki sıvıya katkıda bulunmaktır.
Prostat bezinde 3 tip hastalık görülebilir
1) Prostatit (prostat iltihabı ): Genellikle bir bakteri sebep olur. En sık 25-45 yaşlarında görülür. Prostat şişer ve hassaslaşır.

2) BPH (selim prostat büyümesi): 45 yaş sonrası tekrar büyüyen prostatın, idrar yolunu daraltması ile idrar yapmada zorluk görülür. Genellikle 55-60 yaşlarında fark edilir.
3) Kanser: 50 yaşından sonra görülür ve yaş arttıkça kanser görülme sıklığı artar. Kanserin tipine bağlı olarak büyüme hızlı veya yavaş gelişir.
Prostat ile ilgili hastalıkların belirtileri nelerdir?
İdrar yapmaya başlamakta zorlanma
İdrar akımının etki ve hızında azalma
Sık idrara çıkma
İdrar yaptıktan sonra mesanenin boşalmaması
İşedikten sonra damla damla idrar gelmesi
Ani işeme hissi
İdrarda kan görülmesi
Ağrılı boşalma (ejakülasyon)
İşerken ağrı veya yanma hissi
<LI>Makatta ağrı veya hassasiyet
Prostat hastalıkları için risk faktörleri nelerdir?
1) Yaş: Yaşla birlikte BPH (selim prostat büyümesi) ve kanser sıklığı artmaktadır. 50 yaş üzerindeki erkeklerin yarısında, 70 yaş üzeri erkeklerin %80'inde prostat büyümesi görülmektedir. Bununla birlikte, prostat kanserinin %80'den fazlası 65 yaş üzerinde görülmektedir.
2) Etnik köken: Prostat kanserinin zenci erkeklerde daha sık, daha erken yaş ve daha ağır şekilde görüldüğü bilinmektedir.
3) Aile hikayesi: Baba veya kardeşinde prostat kanseri bulunanlarda kanser görülme riski 2 kat artmıştır. Aynı zamanda ailesinde BPH bulunanlarda BPH görülme riskinin arttığı bilinmektedir.
4) Diyet: Yüksek yağlı diyet, prostat kanserine yakalanma riskini 2 kat arttırmaktadır. Bunun yanında soyalı ürünlerin ve bazı sebze ve meyvelerin, prostat kanserine yakalanma riskini azalttığı bilinmektedir.
5) Çevre: Mekaniker, çiftçi, kaynakçı ve endüstriyel alanda çalışanlarda, prostat kanserinden ölüm oranının arttığı belirlenmiştir.
Bütün kanser tiplerinde erken evrede tedavi daha kolaydır. Ancak prostat kanseri, erken evrede nadiren belirti vermektedir. Kanseri erken evrede yakalamanın şartı risk taşıyan hastaların 40, diğerlerinin 50 yaşından sonra düzenli doktor kontrolüne gitmeleridir.
Prostat kanseri kontrollerinde hangi testler yapılmaktadır?

1) Parmakla rektal muayene: Prostatın temel muayene metodudur. Prostatın rektuma (kalın bağırsağın son bölümü) komşu olan bölümü muayene edilir. Prostattaki büyüme BPH'yı; hassasiyet prostatiti; nodül, sert ve düzensiz büyüme prostat kanserini işaret edebilir. Muayenedeki anormallikler daima kanser anlamına gelmez. Enfeksiyon veya prostatta oluşan taş da benzer bulgu verebilir.
2) İdrar testi: İdrarda kırmızı kan hücreleri görülmesi prostat iltihabı veya tümöre işaret edebilir. İdrar yollarındaki enfeksiyon, mesane ve böbrek problemleri de benzer bulgu vermektedir.
3) Kan testi (PSA): Koldaki bir damardan alınan kanda bakılmaktadır. Meniyi sıvılaştıran bu madde normalde prostatta bulunmakta ve küçük bir miktarı kan dolaşımına geçmektedir. Kanda normalden fazla miktarda bulunması prostat iltihabı, BPH veya kanseri işaret edebilmektedir.
Normal PSA değeri: 0-4 ng/ml arasındadır. Bununla birlikte yaşa bağlı olarak normal değerler değişkenlik göstermektedir.
Yüksek PSA her zaman kanseri göstermez!</SPAN>

</SPAN>
Yüksek PSA nedenleri nelerdir?
a) Ejakülasyon (boşalma): 50-80 yaş arasındaki erkeklerde ejakülasyondan sonraki 1 saat içinde PSA %40 artmaktadır. PSA testinden 2 saat önce seksüel aktiviteden kaçınmak gerekir.
b) BPH: Yüksek PSA'nın en sık nedenidir.
c) Prostatit: Prostat iltihabı veya enfeksiyonu kana normalden fazla PSA geçmesine sebep olmaktadır.
d) Kanser: Kanser hücreleri de normal prostat hücreleri gibi PSA üretmektedir. Çoğalan kanser hücreleri PSA seviyesindeki artışa sebep olmaktadır.
e) 2 hafta - 2 ay içinde prostata yapılan bazı işlemler, (biyopsi, TUR-P, TUİP, prostat masajı ) PSA yükselmesine sebep olabilmektedir.
PSA testi ne kadar doğrudur?
PSA testi ile erken evre kanser %80 oranında tespit edilebilmektedir. Dolayısı ile erken evre prostat kanserli hastalarda %20 oranında normal PSA değeri görülebilmektedir.
PSA testinin diğer bir dezavantajı, kanser ile diğer prostat hastalıklarını kesin olarak ayırt edememesidir. Yüksek PSA düzeyi bulunan hastaların 1/3'inde kanser bulunmaktadır.
Sonuç olarak yüksek PSA değeri ile kanserden şüphelenildiğinde ilave başka testler yapılması gerekmektedir.
70 yaş üzerinde PSA testi değerini kaybeder ve bu hastalara yapılması gereksizdir.
4) Ultrason: Muayene, kan ve idrar testlerinden sonra gerek duyulursa yapılır.
Prostat büyüklüğü, işeme sonrası mesanede kalan idrar miktarı ve böbreklerin durumu araştırılır.
Muayene ve PSA testi sonucu ile kanserden şüphelenildiğinde makattan yapılan ultrason eşliğinde prostattan parça alınmaktadır.
BPH (SELİM PROSTAT BÜYÜMESİ )
Doğumda bezelye tanesi kadar olan prostat, ergenlik döneminde hızlı büyüme dönemine girer. 25 yaşında büyümesi durur. 40 yaşından sonra idrar yolunun etrafındaki hücreler tekrar çoğalmaya başlar.
Büyüyen prostat idrar yoluna baskı yaparak, idrar akımını yavaşlatır ve mesanenin boşalmasına engel olur.
BPH'ne sebep olan durumlar kesin olarak bilinmemektedir. Artan yaşla birlikte prostatın erkeklik hormonlarına karşı hassasiyetinin arttığına inanılmaktadır.
Evli erkeklerde BPH gelişme ihtimalinin bekar erkeklere göre daha fazla olduğu belirlenmiştir.
BPH'lı erkeklerin yarısı semptomları farkına varmadan yaşar, ancak BPH belirtileri rahatsız edici olmaya başladığında doktora başvururlar.
BPH'nin Belirtileri Nelerdir?
İdrar akımında zayıflama
İdrara başlamada zorluk
Kesik kesik idrar yapma
İşeme sonrasında damla damla idrar gelmesi
Sık idrara çıkma ve acil işeme ihtiyacı
Geceleri idrara çıkmada artış
Mesanenin tam boşalmadığı hissi
Belirtilerin şiddeti, her zaman prostatın büyüklüğü ile orantılı değildir. Bazen küçük bir prostat, büyük bir prostattan daha fazla rahatsız edici olabilmektedir. BPH'lı erkeklerin yarısında belirtiler aynı kalır, diğer yarısında gittikçe kötüleşir ve tedavi edilmesi gerekir.
BPH mesaneyi boşaltmayı engelliyorsa, sağlığı ciddi şekilde tehdit eder. Mesanenin sürekli dolu olması tekrarlayan enfeksiyonlar ve böbrek hasarına sebep olur.
BPH belirtilerine benzer belirtiler mesane taşı, enfeksiyon, diyabet, nörolojik problemler, prostatit veya prostat kanserinde de görülebilmektedir.
BPH tanısı nasıl konur?
a) Parmakla prostat muayenesi: Prostatın büyüklüğü ve kıvamı değerlendirilir.
b) İdrar testi: Muhtemel idrar yolu enfeksiyonu veya idrar yoluna kanamayı gösterir.
c) PSA testi: Kanserden ayırmak için yapılmalıdır.
d) AUA semptom indeksi: Belirtiler ve sıklığı araştırılır. Hasta tarafından doldurulur.
e) İdrar Akım Testi: İdrar akım miktarı ve hızı ölçülür. 15ml/sn'den daha fazla olan akım hızları normaldir. 10-15 ml/sn orta, 10ml/sn 'nin altında olan akım hızları şiddetli BPH'ne işaret eder.
f) İşeme sonrası mesanede kalan idrar hacmi: Ultrason veya mesaneye yerleştirilen sonda ile ölçülür. Mesanenin yeterince boşaltılıp boşaltılamadığını anlamak için yapılır.
g) Ultrason: Prostat büyüklüğü, böbreklerin durumu, muhtemel taş veya tümör araştırılır.
h) Ürodinami: Semptomların BPH'den çok, mesanenin çalışma bozukluğuna ait olduğu düşünülüyorsa mesane basıncı ve fonksiyonunu ölçen bu test yapılır. İdrar yolundan mesaneye kateter gönderilir ve serum ile doldurulan mesanenin çalışması bilgisayar kaydı ile incelenir.
i) Sistoskopi: İdrar yolundan sistoskop (optik bir sistem içeren ince bir tüp) ile girilerek idrar yolu, prostat ve mesane direkt olarak görülerek incelenir. Darlıklar, prostat büyümesi, anatomik anormallikler, mesane taşı veya tümörler görülebilir.
j) IVP: Damardan verilen kontrast madde ile X ışını görüntüleri alınarak, üriner sistem anormallikleri incelenir. Günümüzde nadiren başvurulmaktadır.
BPH nasıl tedavi edilir?
1) Bekleme:
Hafif ve rahatsız edici olmayan belirtilerle tedavi yapmadan beklenebilir. BPH'nin prostat kanseri riskini arttırdığına dair bilgi yoktur.
Bekleme süresince yapılması gerekenler nelerdir? Sıvı kısıtlaması: Akşam 7'den sonra sıvı alımı kısıtlanmalıdır.
Alkol kısıtlaması: Alkol idrar yapımını artırır ve prostat bezinde dolgunluk yapabilir.
Egzersiz: Hareketsizlik idrar birikimine neden olur.
Sıcak ortam: Soğuk hava idrar birikmesine neden olabilir.
2) İlaç tedavisi:
Orta şiddete kadar olan BPH'da ilaç tedavisi yapılır.
a) Alfa blokerler: (Terazosin, Doksazosin, Tamsulosin, Alfuzosin) hipertansiyon için geliştirilmiş, ancak BPH'ya karşı etkisi tespit edilmiş ilaçlardır.
Mesane tabanı ve prostatta bulunan kasları gevşeterek idrar yapmada kolaylık sağlarlar.
İlaca başladıktan 1-2 gün içinde etkileri başlar ve BPH'lı erkeklerin %75 'inde etkili olurlar.
Baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk, sersemlik, meninin mesaneye kaçması gibi yan etkiler görülebilir.
b) Finasterid:
Alfa blokerler gibi kasları gevşetmek yerine prostatı küçülterek etki gösterir. Hafif büyümüş veya normal boyuttaki prostatlarda etkisi sınırlıdır. Etkisi uzun zamanda gözlenmektedir. (3 ay-1 yıl)
Libido azalması ve meni miktarında azalma gibi yan etkileri vardır.
Finasterid, PSA düzeyini düşürmektedir. Bu etkisi ile PSA'nın prostat kanserini belirlemedeki etkinliğini azaltır.
3) Cerrahi tedavi:
Ciddi semptomları olan hastaların yanında sık üriner enfeksiyon, idrar birikimine bağlı böbrek hasarı, idrar yolundan kanama ve mesane taşı gelişimi durumlarında cerrahi yöntemlere başvurulmaktadır.
Cerrahi tedavi en sık yan etki oluşturan yöntem olmasına karşılık altın standarttır.
Ciddi sağlık problemleri (Kontrolsüz diyabet, siroz, majör psikiyatrik bozukluk, ciddi akciğer,kalp ve böbrek problemi) olanlarda önerilmemektedir.
BPH tedavisinde uygulanan cerrahi yöntemler nelerdir?
a) TUR-P: Rezektoskop ile idrar yolundan girilerek prostatın kazınması işlemidir. Hastanede yatış süresi ameliyattan sonra 1-3 gündür. Ameliyat sırasında takılan sonda hastaneden çıkarken alınmaktadır.
Ameliyat sonrasında idrar yaparken duyulan ağrı ve acil işeme hissi zamanla düzelmektedir.

Operasyonun yan etkileri: Meninin penisten dışarı akması yerine mesaneye dolması
<LI>İdrar yolunda darlık gelişebilir.
TUR-P sonrası hastaların %10'u 10 yıl içinde tekrar müdahaleye ihtiyaç duyarlar.
b) TUIP: TUR-P'de olduğu gibi idrar yolundan girilir ancak prostat kazınmaz. Prostat bezine iki küçük kesi yapılarak idrar yolu genişletilir. Ciddi sağlık problemi olan ve uzun süren ameliyatları kaldıramayan hastalarda uygulanır. TUR-P'ye göre daha az etkilidir.
c) Açık prostatektomi: Büyük prostatlarda, mesanede cep (divertikül) oluştuğu hallerde ve mesane taşı oluşumu görülen hastalarda uygulanır.
Karnın alt kısmına yapılan bir kesi ile önce mesaneye ulaşılır. Daha sonra mesane açılarak prostata ulaşılır ve prostatın büyüyen iç kısmı çıkarılır. Dış kısmı yerinde bırakılır.
BPH tedavisinde en etkili cerrahi yöntemdir, ancak yan etkileri en fazla olandır.
Hastanede kalış süresi ve sondalı kalma süresi TUR-P'ye göre daha uzundur (5-10 gün).
d) Isı tedavisi (termoterapi): Bu yöntemler, ısı enerjisini kullanarak büyük hacimli prostat hastalarında uygulanan daha az girişim gerektiren tedavi yöntemleridir. Termoterapi, cerrahi girişim ile ilaç tedavisi arasındaki boşluğu dolduran yöntemdir. İlaç tedavisinden daha etkili sonuçlara sahip olup, cerrahi yöntemler sonrası gelişen komplikasyonlar daha az görülür.
4) Lazer tedavisi
Lazer tedavisinde diğer termoterapi yöntemlerinde kullanılan mikrodalga enerjisi, radyo dalgası veya elektrik akımı yerine, ısı enerjisini üretmek için lazer teknolojisi kullanılır. Genellikle sertleşme problemi veya idrar kaçırmaya neden olmaz. Prostat dokusunun çıkarılması neredeyse kansız bir şekilde sağlanır ve hastanede daha kısa süre kalmayı ve daha kısa süre sondalı kalmayı sağlar.
Bununla beraber, bazı lazer uygulama yöntemleri uzun süre sondalı kalmayı gerektirebilir. TUEP: Prostatın transüretral buharlaştırılması (TUEP) yönteminde, prostat dokusunun harap edilmesi için lazer enerjisi kullanılır. Bu yöntem genellikle güvenlidir ve kanama oranı azdır. Uygulamadan hemen sonra idrar akımında çarpıcı bir iyileşme gözlenen etkin bir yöntemdir.
VLAP: Prostatın vizüel lazer ablasyonu (VLAP) fazlalık olan prostat hücrelerini yok etmek için lazer enerjisi uygulanır ve enerji uygulanan dokular, zaman içerisinde haftalar ya da aylar sonra yok edilir. Bir dezavantajı, çekiciliğini azaltmaktadır. Bu da ölü dokuların şişmesine bağlı olarak gelişebilecek idrar retansiyonu (idrar yapamama) nedeni ile birkaç gün sonda kullanılması gerekliliğidir. Ayrıca günler ya da haftalar sürebilecek idrar yaparken yanma hissi söz konusu olabilir.
Daha İyi Lazer Yapma Arayışları
Lazer tedavisinin en büyük dezavantajlarından birisi tedaviyi takiben sondalı kalma gerekliliğidir. Yeni tip lazerler bu problemin çözümlenmesine yardım etmektedir.
Yeni tip lazerler iki şekilde çalışmaktadır. Bunlar prostat dokusunu hem kesip çıkarır hem de buharlaştırır. Böylece tıkanıklığa sebep olan doku kısa sürede tahliye edilir ve kateter en fazla 24 saat tutulur. Bu şekilde çalışan iki tip lazer vardır: KTP lazer ve Holmium YAG lazer
Ulaşılması gereken nokta lazer tedavisinin avantajları (güvenlik ve azalmış kanama) ile daha az girişim gerektiren tekniklerin sağladığı idrar akım hızındaki hızlı düzelmenin sağlanmasıdır.
Genel olarak BPH tedavisi kanser gelişimini azaltmaz. Tedavi sonrası düzenli kontrollere gelmek gerekliliği unutulmamalıdır.
PROSTAT KANSERİ
Kanser: Normalden hızlı ve kontrolsüz büyüyen hücreler topluluğudur.
Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanserdir ve kanserden ölümlerde 2. sıradadır.
Yaşlandıkça sıklığı artar. 50 yaşında %25 olan görülme oranı 80 yaş sonrası %50'ye ulaşır.
Prostat kanseri diğer kanserlere göre yavaş büyür, ancak kendi içinde hızlı büyüyen tipleri de bulunmaktadır.
Kanserin prostata sınırlı olduğu erken evrede tedavi kolaydır ve tedavi başarısı için erken tanı önemlidir. Ancak hastaların %40'ında hastalık prostat dışına yayıldığında belirti vermektedir.
Prostat kanseri belirtileri BPH belirtilerine benzer. Ek olarak makatta ağrı hissedilebilir.
Prostat kanserinde belirtiler nelerdir?
İdrar akımında zayıflama
İdrara başlamada zorluk
Kesik kesik idrar yapma
İdrar yapmanın sonunda damla damla idrar gelmesi
Sık idrara çıkma ve acil işeme ihtiyacı
Geceleri idrara çıkmada artış
Mesaneyi tam boşaltamama hissi
Ağrılı boşalma
İştah ve kilo kaybı
İdrarda kan bulunması
Prostat kanseri tanısı nasıl konur?
1) Parmakla prostat muayenesi: Prostat normal kıvamına göre yaygın serttir veya noktasal bir sertlik bulunabilir (nodül).
2) PSA düzeyi: Yükselmiştir. Ancak tümör hücrelerinin farklılaşma derecesine göre normal PSA'lı tümörler de görülebilmektedir.
3) Prostat biopsisi: Makattan ilerletilen ultrason probu eşliğinde, iğne ile prostattan parçalar alınır. İşlem sonrası birkaç gün makattan, idrarla veya meni ile kan gelebilir.
Biopsi ile kanser tespit edildiğinde, kanserin gelişme hızını belirlemek için kanser evrelemesi yapılır.
Alınan prostat dokuları mikroskop altında patolog tarafından incelenir. Kanser hücreleri normal prostat hücrelerine benzemekten uzaklaştıkça, kanserin yayılma hızı ve şiddeti artar.
Kanser hücrelerinin normal prostat hücrelerine benzerliği, Gleason skalası (1-5) ile değerlendirilmektedir. En çok ve 2. sıklıkta görülen Gleason değerleri toplanır ve Gleason skoru oluşturulur (1-10).
Gleason skoru ne kadar yüksekse kanser o kadar agresiftir.
Gleason skoru 2-4 arasında ise, kanserin 10 yıl içinde prostat dışına yayılma ihtimali %25, 5-7 arasında ise %50, 8-10 arasında ise %75'tir.
Kanserin prostat dışına yayılımını anlamak için hangi testler yapılır?
a) Kemik taraması: Kanserin kemiğe yayılımını gösterir.
b) Akciğer röntgen filmi: İlerlemiş prostat kanserli hastaların %25'inde akciğer yayılımı olmaktadır.
c) Bilgisayarlı tomografi (BT): Büyümüş lenf bezleri belirlenmektedir.
d) Magnetik rezonans görüntüleme (MRG): Kanserin lenf bezleri ve kemiklere yayılımını belirler.
e) Lenf bezi biopsisi: Prostatın yakınındaki lenf bezleri ameliyatla çıkarılarak incelenir.
PROSTAT KANSERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?
1) Kanseri kendi haline bırakmak:
70 yaş üzerindeki hastalarda veya küçük ve düşük dereceli kanserlerde,
Prostata sınırlı kanseri olan hasta düşünmek için zaman istiyor ise,
Sağlık ve yaş gibi nedenlerden dolayı tedaviyi kaldıramayacak hastalarda,
<LI>Yaşam beklentisi 10 yıldan az ise
6 ayda bir defa parmakla muayene ve düzenli PSA testleri ile tedavisiz beklenebilmektedir.
2) Prostatın çıkarılması:
Prostata sınırlı kanserlerde en etkili tedavidir.
Prostat BPH tedavisinden farklı olarak kapsülü ile birlikte bütün olarak çıkarılır.
Prostata sınırlı kanserlerde, ameliyatı kaldırabilecek hastalarda, beklenen yaşam süresi kanserin verdiği süreden fazla ise uygulanır.
Yeni yöntem ve aletlerin geliştirilmesi ile cinsel ve işeme fonksiyonlarının, sinirlerin korunduğu teknikler kullanılmaktadır. Güçlü kanama kontrolleri günümüzde rutin olarak uygulanmaktadır.
Böylece 10 yıl önce cerrahiyi seçen hasta oranı %10 iken günümüzde %25'e yükselmiştir.
Ameliyatın riskleri nelerdir?
a) Ameliyata bağlı ölüm: %1 oranında görülmektedir. Bu oran yaşla birlikte artmaktadır.
b) Erektil disfonksiyon (sertleşme problemi): Yaşa bağlı olarak görülme sıklığı artar. Ameliyat sırasında sinirlerin tahrip olması ile gelişir. 50 yaş ve altında sinirlerin korunduğu ameliyatlarda ereksiyonu koruyabilme oranı %60-80 iken 70'li yaşlarda oran %15-25'tir. Ameliyat öncesi ereksiyon oluşturmada güçlük varsa ameliyat sonrası risk daha fazladır.
c) İdrar kaçırma: Hastaların tamamında en azından birkaç gün süreyle görülür. Bir kısmında haftalar veya aylar boyunca devam edebilir.
3) Radyasyonla kanserin yok edilmesi:
Cerrahi istemeyen hastalarda
Yaşlı veya ameliyatı kaldıramayacak hastalarda
Prostat dışına yayılan ve cerrahi olarak tedavi edilemeyen kanserlerin tedavisinde uygulanır. Radyasyon tedavisi ile kanserli hücreler ölür, tümör küçülür ve ağrı azaltılır. Prostata sınırlı kanserlerde 10 yıllık dönemde cerrahi kadar etkilidir.
Radyasyon kanserli hücrelere 2 şekilde ulaştırılabilmektedir.
a) Eksternal radyoterapi:
Vücudun dışından radyasyon verilir. Kanser hücrelerinin yanında sağlıklı hücreler de zarar görür.
6-7 hafta, haftada 5 gün devam eder ve her tedavi 15 dk. sürer.
b) Brakiterapi:
Ultrason eşliğinde pirinç büyüklüğündeki radyoaktif çekirdekler prostata yerleştirilir. Dışardan verilen radyasyonun 2 katı prostata ulaşır ve sağlıklı dokular daha az zarar görür. 1 saat süren işlem anestezi altında yapılmaktadır.
İşlem sonrası ilk 2 ay çocuklar ve hamile bayanlardan 7-8 m uzak kalmak gerekir. 1 yıl içinde çekirdeklerdeki radyasyon tükenmektedir. Bu yöntemin uzun dönem sonuçları bilinmemekle birlikte, 5 yıl için hastaların %90'ında ve 10 yıl için %85'inde kanser büyümesi kontrol altına alınmaktadır. Brakiterapi ile 3 hastadan 2'sinde kanser yok edilebilmektedir.
KANSER PROSTAT DIŞINA İLERLEDİYSE NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Tedavi ile kanserin büyümesi geçici olarak yavaşlatılabilir ve tümör küçülebilir, hastalığa bağlı belirtiler azalır ve yaşam süresi uzar.
1) Hormon tedavisi:
Prostat kanserlerinin çoğu, hormona bağımlı olarak büyümektedir ve prostat dışına yayılan kanserlerde tedavinin amacı, kansere hormon ulaşımının engellenmesidir. Hastaların %75'inde bu yöntem seçilir. Hormon tedavisi, bu tedaviye direnç gelişmesi beklenen 1-3 yıl içinde %80 oranında etkilidir. Hormon tedavisi libidoyu azaltır, erektil disfonksiyon gelişir, memede hafif büyüme olur, kaslarda ve kemiklerde erime gelişir ve pahalıdır.
3 tip hormon tedavisi vardır.
a) Testosteron üretimini azaltan ilaçlar:
Testislerde testosteron yapımını uyaran LH adlı hormonun salınımını azaltan LHRH agonistleri (leuprolid ve goserelin) 3 ayda 1 defa enjeksiyon yolu ile uygulanır.
b) Hormonları kullanma yeteneğini azaltan ilaçlar (Antiandrojenler):
Kanser hücrelerine girmek için testosteron ile yarışırlar ve sonuçta testosteron hücre içine giremez.
Günde 1-3 defa alınan Flutamid, Bicalutamid, Nilutamid bu amaçla kullanılan ilaçlardır. Tam bir androjen blokajı için LHRH ilaçları ile birlikte kullanılırlar.
2) Cerrahi tedavi:
İki taraflı testislerin çıkarılması (orşiektomi) operasyonu uygulanır. Böylece vücuttaki testosteronun ana kaynağı çıkarılmış olur. Hasta, hormon tedavisini tolere edemiyorsa
İlaçları düzenli olarak kullanamıyorsa
Hızlı etki istenen durumlarda
cerrahi yöntem seçilir.
Cerrahi tedavi, hormon tedavisine göre daha ucuzdur ve yan etkisi daha azdır. Kanser hücreleri orşiektomi sonrası testosteron yokluğuna da alışabilir ve kanser 1-3 yıl içinde tekrar büyümeye başlar.
Orşiektominin Yan Etkileri Nelerdir?
Libido azalması, erektil disfonksiyon, sıcak basması, kemik erimesi
3) Kemoterapi
Birçok kanser çeşidi için ilk tedavi seçeneği olan kemoterapinin prostat kanserine etkisi çok azdır.
Hormon tedavisine dirençli ve orşiektomi istemeyen hastalarda kullanılabilir. Ağrıların dinmesine yardım eder. Düşük olasılıkla kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatır. Yan etkileri fazladır.
PROSTAT KANSERİ TEDAVİSİNİN YAN ETKİLERİ
İdrar kaçırma:
Prostat kanseri tedavisi ile idrarı mesanede tutan büzük kasları ve sinirlerin hasar görmesine bağlı olarak hastaların %10'unda görülür. Egzersiz, öksürme ve gülme ile hastalar idrar kaçırır.
İdrar kaçırma tedavisi nasıl yapılır?
a) Davranış tedavisi:
Ameliyattan sonra erken dönemde alt bezi kullanmak gerekebilir.
İdrar ihtiyacı oluşmadan belli aralıklarla tuvalete gitmek, işeme ihtiyacını artıran besinlerden (alkol, kafein) uzaklaşmak
Gülme, hapşırma öncesi bacak bacak üstüne atmak faydalı olabilir.
b) Egzersiz:

Kegel egzersizi olarak bilinen yöntem, en etkili yöntemlerdendir. 12 hafta içinde farkedilir gelişme gözlenir.
Nasıl yapılır? Makattaki büzüğü kasın
Eş zamanlı olarak penis altındaki kası kasın
5 saniye kadar kasılı tutun
Gevşeyip 1 dk. dinlenin
8 kez yapın
c) İlaçlar:
Hiyosinamin, oksibutinin ve tolterodin, urge inkontinansta karın kaslarını gevşeterek ve mesane kasılmalarını engelleyerek etkili olurlar. Günde 2-4 defa kullanılır. Ağız kuruluğu, bulanık görme ve kabızlık görülebilir. Psödoefedrin, sfinkter (büzük) tonusunu (gerginliğini) artırarak stres inkontinansta etkili olabilir. Yan etki olarak çarpıntıya neden olabilir.
d) Cerrahi yöntemler:
Diğer yöntemlerle başarı sağlanamıyorsa cerrahi tedaviler denenir
1) Hacim sağlayıcı ajanlar: Sistoskop ile idrar yolundan girilir ve idrar yolunun başlangıç noktasına madde enjekte edilir. %30 tam, %50 kısmen fayda sağlar
2) Artifisyel sfinkter (yapay büzük) takılması: Uzun süreli ciddi idrar kaçırmada en etkili seçenektir. Şişirilebilir yapay büzük, idrar yolu etrafına yerleştirilir. Ameliyattan 6 hafta sonra kullanılabilir. 9 yıldan fazla bir süre ile %95 başarısı vardır.
Erektil disfonksiyon (sertleşme problemi)
Prostat kanseri tedavisi sırasında sinirlerin hasar görmesi veya erkeklik hormonlarının azalması ile gelişir.
PROSTAT HASTALIĞI ÖNLENEBİLİR Mİ?
Prostat hastalığına yakalanmamayı garanti eden bir formül bulunmamaktadır. Bununla birlikte hastalığa yakalanma riskini azaltmak ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için, beslenmeye dikkat etmek, fiziksel aktivite ve düzenli doktor kontrolü gereklidir.
Kanserden koruyucu besinler:
Domates: Domatesin yapısında, ona kırmızı rengini de veren Lycopene adlı bir kimyasal madde bulunmaktadır. Lycopenin, hücreleri serbest radikallerin ve zararlı toksik moleküllerin etkilerinden koruyabilecek potansiyel bir antioksidan olduğu düşünülmektedir.
48.000 erkek üzerinde yapılan 5 yıl süreli bir çalışmada haftada 10 öğün domates içeren ürünler tüketen erkeklerde prostat kanseri riskinin en düşük seviyede olduğu bulunmuştur. Bu erkeklerdeki riskin haftada 2 ya da daha az öğün domates tüketen erkeklerdeki riskin üçte biri olduğu hesaplanmıştır
Soya: Soyanın temel bir besin olarak tüketildiği Asya'da prostat ve meme kanserlerini de içeren bazı kanser türlerine daha az rastlanmadır. Kanserin kontrolündeki etkisine ek olarak soya, BPH (Selim Prostat Büyümesi) riskini ve kolesterol düzeylerini de azaltmaktadır.
Yeşil çay: İçerisinde kanser gelişimini önleyen EGCG adlı bir madde bulunmaktadır.
Sarımsak: Dünyada sarımsak tüketiminin fazla olduğu bölgelerde, prostat ve diğer kanser türleri daha az görülmektedir.
Önemli sebzeler: Lahana ve hardalgiller grubundan olan brokoli, brüksel lahanası, lahana, karnıbahar ve şalgam gibi sebzeler, kanser yapıcı maddelerin etkisini azaltıcı kimyasallar içermektedir.
Bu besinlere ek olarak kanserden korunmak için, düşük yağlı diyet önerilmektedir. 50.000 erkeği kapsayan bir çalışmada, fazla yağ tüketen erkeklerde prostat kanseri riski, daha az yağlı beslenenlere göre %80 fazla bulunmuştur.
Bununla birlikte, kırmızı et tüketen erkeklerdeki prostat kanseri riskinin, beyaz et ve balık tüketenlere göre daha fazla olduğu bilinmektedir.
İ.Ü. Hasta Okulu Yayınları