Az uyuyanlar daha enerjik oluyor
SAMSUN (İHA) - Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Özyıldız Güz, az uyuyan insanların daha enerjik ve sevilen insanlar olduğunu, uzun uyuyanların ise sıkıntılı ve saldırgan olmaktan kendilerini alamadığını belirtti.
Türkiye'de yaşanan sıcaklardan dolayı son haftalarda uyku kalitesinin düştüğünü ve bunun evden işe huzursuzluklar meydana getirdiğini belirtirken, uykunun bilindiğinin aksine az olanının toplumdaki olumlu etkilerine dikkat çeken Doç. Dr. Güz, her insanın uyku kalitesi hakkında bilgi sahibi olmasının önemini vurguladı.
Günlük yaşantının devam ettirilebilmesi ve verimli geçmesi için günde belli bir süre uyunması zorunluluğuna işaret eden Güz, "Bu gerekli uykuyu alamadığımız zamanlarda gün boyu sıkıntısını hissedebiliriz. Unutkanlık, sinirlilik, dikkat dağınıklığı, iç sıkıntısı gibi. Uykusuzluk gibi fazla uyku da problem olabilir. Uykuyla ilgili her sorunun altında bir neden olabileceği bilinmeli ve araştırılmalıdır. En önemli sebeplerden biri de depresyondur" dedi.
Bugün genelleme yapıldığında 6-8 saat uykunun normal uyku olarak kabul edildiğini, ancak uykunun süresi kadar kalitesinin de önemli olduğunu açıklayan Doç. Dr. Güz, sık sık uykunun bölünmesiyle uyku süresinin artacağına değindi. Güz, "Yani verimli bir dinlenme için daha uzun süre uyumak gerekir. Oysa rahat, normal sıcaklık ve neme sahip bir ortamda uyanmadan uyunan bir uyku 6 saatten daha kısa da olsa yetebilir" diye konuştu.
Günlük olaylardan etkilenme sonucu oluşan uyku bozukluklarının gelip geçici olduğunu, neden ortadan kalkınca genellikle kendiliğinden düzeldiğini ifade eden Güz, uykuyla kişilik yapısının ilintili olduğunu kaydetti. Güz, "Az uyuyanlar fazla uyuyanlara kıyasla daha enerji dolu, daha etkin ve daha dışa dönük insanlardır. Kendilerinden ve hayatlarından memnun oldukları gibi dış dünyayla olan iyi iletişimleri nedeniyle dışarıdaki insanlar tarafından da sevilirler. Genellikle sosyal insanlardır" açıklamasını yaptı.
Uzun uyuyanların genelde sıkıntılı, gergin, kendileri ve çevreyle sürekli kavga halinde olan, en azından eleştiri oklarıyla kendine ve çevreye daha fazla saldıran tipler olduğuna değinen Doç. Dr. Güz, şunları söyledi:
"Araştırmalar kısa uyumanın öğrenilebileceğini ortaya koymuştur. Kaliteli ve dinlendirici bir uyku, uzun ve kalitesiz bir uykudan daha faydalıdır. Ancak bazen uyku ihtiyacımızı genel tıbbi durumumuzdaki bir bozukluk artırabilir. Gribal enfeksiyonlar ve diğer hastalıklar gibi. Bazen de depresyon gibi psikiyatrik rahatsızlıklar nedeniyle uyku ihtiyacı artabilir veya azalabilir."
Uyku bozukluklarının psikiyatride kabaca insomnia (uykusuzluk), hipersomnia (aşırı uyku), narkolepsi (uyku atakları), sirkadiyen ritim uyku bozukluğu, kabus bozukluğu, uykuda terör, uyurgezerlik gibi başlıklar altında sınıflandırıldığına da değinen Güz, psikiyatrik hastalıkların hemen hepsinde görülebilen en sık belirtinin ise uykusuzluk olduğunu belirtti. Doç. Dr. Güz, uyku konusunda şu tavsiyelerde bulundu:
"- Her gün aynı saatte uyanın.
- Gündüz vakti olabildiğince aydınlık ortamlarda bulunun.
- Sabah çalışmaya başlamadan önce biraz yürüyüş yapın (İşe yürüyerek gidebilirsiniz). Günlük yürüyüş süresi ortalama 45 dakikadan kısa olmasın.
- Aldığınız kafeini (kahve, çay, çikolata) kısıtlayın. Günde 2 fincandan fazla kahve içmeyin. Uykuya dalmakta veya sürdürmekte sorununuz varsa kafeini tamamen hayatınızdan çıkarın.
- Mümkünse sigarayı azaltın, uykuyla ilgili sorununuz varsa sigarayı tamamen bırakmaya çalışın.
- Alkol alımını kısıtlayın. Uykuyla ilgili sorununuz varsa alkollü içeceklerden tamamen uzaklaşın.
- Uykunuz gelirse gündüz öğle vakti kısa süreli uyuyabilirsiniz ama gece uykusuzluk çekiyorsanız gündüz uyumamalısınız.
- Yatak odanızı uyuma ve cinsellik dışında kullanmayın, yatak odanızı çalışma odası olarak kullanmamalısınız.
- Yatak odanız ısı, ışık ve gürültü açısından sizi rahat ettirecek şartlarda olmalıdır.
- Uykuya, uyanmayı arzu ettiğiniz zamandan 9 saat önce başlayın.
- Uyumadan 1 saat önce günlük aktiviteyi bitirin, 15 dakika boyunca o gün yaşadığınız sıkıntıları, başarıları ve mutlulukları bir kağıda yazın, sonra 45 dakika boyunca gevşemeye çalışın, uyarıcı olmayan şeyler yapın (hafif şeyler okuyun, klasik müzik dinleyin, ılık köpüklü bir banyo yapın, meditasyon yapın, 1 bardak ılık ballı süt için). Sonra yatağa girin, gözlerinizi kapatıp uykuya dalmanın keyfini çıkarın.
- Eğer yaklaşık 15 dakika süreyle uykuya dalamadıysanız kalkın ve başka bir odaya gidin ve uykunuz gelinceye kadar gevşemeye çalışın, uykunuz gelince tekrar yatağa gidin. Bu durum tekrar edebilir ama mutlaka her gün aynı saatte uyanmaya özen gösterin."
Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.
Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet